14. bölüm · Ateşe Mühürlü
14. bölüm
Hoşgeldiniz, iyi okumalarr..
**
Başım dönüyordu ve gözlerimin önüne buğulaşmıştı çünkü gözlerim doluyordu.
Yerimden kalktım babama ve bizimkilere baktım.
Hiçbir şey söylemedim ve odamın yolunda ilerlemek istedim fakat dengemi sağlayamayıp sendeledim
“- Mihrivan !” diyen yengemdi ve sonrasında ayak sesleri duydum
Her iki kolumdan da tutulduğumda dönüp bakmadım, ellerinden kurtuldum ve elimi kaldırdım
“- Bir şeyim yok, başım döndü sadece” dedim
“- Odana çıkaralım” diyen sese dönüp bakmadım çünkü onun yüzünü görmek daha da sinirlerimi bozuyordu.
“- Gerek yok” dedim ve kendim yürümeye başladım
Sırtımdaki gözleri hissetsemde dönüp bakmadım ve odama çıktım.
Kapıyı arkamdan kapattıktan sonra yatağıma geçtim, uzandım ve üstümü örttüm. Ağlamak istemediğim için tekrar uykuya sığınmak istedim ama olmuyordu, doluydum ve bunu ağlayarak atmam gerekiyordu.
Ağlamamın sebebi kesinlikle onlar değildi, ailemdi.
Gözlerimden yaşlar bir bir dökülürken uzandığım yerden doğrulmadım. Bir anda kapı tıklatılınca gözlerimi kapattım.
Konuşmak yada dertleşmek için iyi bir zaman değildi.
Kapı açıldı ama gözlerim kapalı durmaya devam ettim, kim geldiyse geri çıkmamış seste etmemişti. Bir kaç dakikanın ardından kapı tekrar açıldı ve saniyelerin ardından kapandı.
Kapı kapandıktan sonra biraz daha bekledim ve gözümü açtım, odada kimse yoktu ama dikkatimi çeken başka bir detay ise komidinin üstündeki yüzüktü. Doğrulmadan uzanıp yüzüğü aldım, bu bana Fırat’ın verdiği yüzüktü.
Tekrardan oraya bıraktım ve uzandım, takacak değildim.
Uğursuz bir yüzük olduğu belliydi.
Tekrar gözlerimi kapadım ve açmadan uykunun bana gelmesini bekledim.
**
Ne kadar uyuduğumu bilmiyordum, gözlerimi açtığımda oda karanlığa bürünmüştü.
Dikkatlice uzandığım yerden kalktım ve terliklerimi ayağıma giydim. Ayağa kalktığımda gözüm yüzükle kesişti ama takmadan odamın kapısını açtım ve eve göz gezdirdim. Gayet sessizdi.
Alt kata indim.
“- Yenge ?” dedim
O arada gözüm dolaba yapıştırılmış kağıda değdi
“Nikah işlemleri için eksik şeyleri halletmeye gidiyoruz, yemek hazırladım dolapta ye onu”
yengen
Kağıdı buruşturdum ve çöpe attım.
İştahım yoktu, ilerledim ve kendime bir kahve hazırladım.
Hazırladığım kahveyi alıp masaya geçtim, sandalyelerden birine otururken aklımda binbir düşünce vardı.
Evin sessizliği dahada düşüncelerime yardımcı oluyordu.Ailemin bu kadar düşüncesiz olması beni boğuyordu.
Döndüm ve kahveme baktım, içecek hevesim kalmamıştı.
Ayağa kalktım ve babamın çalışma odasına girdim.
Koltuğuna oturmuş ve çekmecelerini kurcalarken bir fotoğrafa denk geldim.Fotoğraftakiler babam ve dizine oturmuş kameraya 32 diş sırıtan bendim.
Ne kadarda mutluymuşum diye geçirdim içimden.
O günün konuşması düştü aklıma.
Salına salına babamın yanına gitmiştim, oda hemen kucak açmış ve beni dizine oturtmuştu.
“- Babam” demiştim uzata uzata
“- kızım” demişti sakince
“- baba, bir gün biri beni çok sevse, istese senden ben istemesem verir misin ?” demiştim
çünkü sabah 18 yaşına gelmiş arkadaşımın ablasının zorla bir adama verildiğini duymuştum.
Yutkunmuştu babam.
“- Hayır kızım, vermem” demişti
Gülümseyerek sarılmıştım babama.
Fotoğrafı olduğu yere bırakıp çekmeceyi geri kapattım.
Ayağa kalktım ve odama çıktım.
İçeri girdikten sonra gözüm yüzüğe değdi, uzandım ve aldım. İncelemek istemiştim.
“- adam evliymiş duydunuz mu ?”
“- Evet mihrivan bilmiyormuş” diyenlerin yanından geçmiştim.
Dönüp bakmamıştım.
Kim olduklarıylada ilgilenmiyordum, haklılardı.
Bilmiyordum.
“- Nikah masasında tek kalmış diyorlar” dediklerinide duydum.
Yine dönüp bakmadım.
Hızla çekmecemi açıp yüzüğü içine fırlattım.
Umrumda değildi aslında, eskiyi unutmuştum.
Hayır eskiyi değil, onu unutmuştum. Yaşanılan acıyı değil o insanı unutmuştum. Hiçbir anlam ifade etmiyordu. O günden sonra kimseye bağlanmamayı, sevmemeyi öğrenmiştim.
Kendimi öğretmenliğe adamış, kimseyi takmadan mutlu olmayı öğrenmiştim. Herkes delirdi bu kız demişti ama delirmemiştim, kendi kendime mutluluğu öğrenmiştim.
O günden sonra kimseyle adım bir daha anılmamıştı.
İstemiyordumda zaten.
Düşüncelerimi dağıtmak istercesine başımı iki yana salladım. Çekmeceyi kapattıktan sonra zilin çaldığını farkettim.
Dikkatlice aşağı indim ve kapıyı açtım.
“- Ay çekil yengem” diyen yengemdi
Elinde iki poşet vardı, hamile olduğu için zorlanıyordu.
“- Sana taşıma o kadar dedim binnur” diyense Cihan abimdi
“- Aman sus, getir buraya indir” dedi
Ardından Bozan abim, annem girdiler.
Hepsinin elinde poşet vardı.
Anlamsız bakışlarımla bakmaya devam ettim.
Dönüp nihayet bana bakmışlardı.
“- Kızım gel, Zana hanım bir sürü şey aldı sana” dedi, yüzüne bakmaya devam ettim.
Bakışlarımı farketti ve ne yaptığını anladı.
“- Kızım” dedi ama susturdum
“- Alınanlarla mutlu olabilirsiniz, ben değilim. Bunlara ihtiyacımda yok, kendiniz alın ve kullanın” dedim
Kimsenin laf etmesine izin vermeden arkamı döndüm ve odama geçtim.
Şaka gibilerdi.
Yatağıma uzandım ve telefonumu elime aldım.
Arama yerine girip “Belaa” ya tıkladım.
İkinci çalışında açıldı.
“- Alooo” diye ses gelince gülümsedim
“- Yasemin” dedim
“- Mihrivan” dedi uzata uzata
“- Aramasam arayacağın yok, yalakalık yapma” dedim
“- Ben aramam şekerim, direkt gelirim” dedi
“- Tabi tabi, görüyoruz gelmelerini” dedim
Aslında gelmişti ama ben her seferinde uyuyordum. Hastaneyi ayağa kaldırdığını yengemden öğrenmiştim.
“- Haklısın, yarın yanına uğrayayım. Nasılsın bu arada daha iyi hissediyor musun ?” dedi
“- İyiyim, sen nasılsın ?” dedim
“- İyiysen iyiyim ben” dedi
“- Nerdesin ?”dedim
“- Evdeyim” dedi
“- Tamam, uğrarsın yanıma” dedim
“- Tamam güzelim” dedi ve öpücük sesi çıkardı, aynısından bende yapınca aramayı sonlandırdık.
Aklıma gelenlerle rehberden “Fırat” ismine tıkladım ve mesaj yazdım.
“Abim olayı ne oldu, kimse kimseyle evlenmiyor değil mi ?”
Bir kaç dakika sonra mesaj görüldü oldu, saniyelerin ardından “yazıyor” belirdi.
“ konuştum, halloldu.”
Uzatmak istemediğimden cevap yazmadım, telefonu kapatıp yanıma bıraktım.
Saniyelerin ardından tekrar titredi.
“- Ağrın var diye mi gelmedin ?
“- Hayır, yüzünü görmek
istemediğimden.”
“- karım olacaksın ?”
“- Hatta yarı oldun bile, nasıl
yüzümü görmeyeceksin ?”
Telefona dik dik baktım, gerçekten sinirim bozuluyordu.
“- Bulurum bir yolunu.”
Telefonu kapattım ve dahada bakmadan gözlermi kapadım.
Uğraşacak halim yoktu.
Dakikaların ardından kendimi uykuya bıraktım.
**
2 gün sonra..
“- Yenge, gerçekten iyiyim” dedim
“- Mihrivan bir rahat dur” dedi
Oflayarak rahat durmayı denedim
Pansuman yapmakla meşgul olan yengeme baktım.
Kendi pansumanımı yapabilirim demiştim, yaparken elimden eşya kayıp düşmüştü sadece. Başım dönüyormuş, ağrım varmış, iyi değilmişimde saklıyormuşum.
“- Yenge-“
“- Mihrivan !” dediği an ağzımı kapamıştım
“- Bencede susmalısın” diyen yasemindi
“- Sen yapma bari” dedim yüzüne çaresizce bakarak
“- Susta rahat dur” dedi
“- Heh, bak bitti. İki dakika dursaydın hemen biterdi zaten ama yok illa mıy mıy konuşacak” dedi yengem
Dayanamayıp yanaklarından tutup kendime çektim, yanaklarına sulu sulu öpücükler bırakınca huysuzluk yapıp yanaklarını sildi.
“- Öpme beni” dedi
Bilerek yaptığını biliyordum, tebessümünü gizlemeye çalışarak bacağımı cimcikledi
“- Aa, acıdı” dedim
“- Sus” dedi sadece
“- Ben şimdi çıkıyorum, sizde oturun. Az sonra aşağı gelinde kek çay içip yiyin tamam mı ?” dedi
“- Tamam” dedik
İkimizede son bir kez bakıp odadan çıktı, yüzümü ekşittim ve üstümdeki tişörtü aşağıya doğru çektim.
“- Ağrın var mı ?” dedi bana doğru yaklaşan yasemin.
“- O kadar çok değil” dedim
Vardı ama zorlamıyordu, üç gündür pansumlanlarımı düzgünce yapmıştık.
Ağrım azalıyor daha düzgün yürümeye başlıyordum. Zorlamadıkçada kanama olmuyordu.
“- Sıkıldım evde” dedim
“- Akşama davet edilmişiz” dedi
“- Nereye ?” dedim
“- Şu yan komşu yokmu , oğlu evleniyor diye tatlı dağıtıyormuş hayır yani anlamadım nasıl bir mutluluksa” dedi
“- Oğlu evleniyor diye tatlı mı dağıtıyor ?” dedim gülerek
“- He , şaşırtıcı dimi ?” dediğinde başımı salladım
“- Kızlar gelin hadi !” diyen yengemi duyunca kalkmış ve aşağı inmiştik
**
“- Bak son kez soruyorum, istersen gitmeyiz. İyi misin, ağrın var mı ?” diyen yengem onu onaylarcasına kafasını sallayanda yasemindi
“- Yenge kaç defa daha söylicem, gerçekten iyiyim. Siz gidin bana sadece fotoğraf çekip geldiğinizde gösterin.” dedim
“- Bak gidiyoruz” dedi
Eğildim ve ikisinide öptüm
“- Güle güle yengecim, yasemincim. Çok dikkatli olun hadi görüşürüz” dedim ve nihayet kapıyı kapadım.
Çok şükür çektikten sonra mutfağa geçtim ve bana ayırdığı, masaya koymuş olduğu yemeği yemeye başladım.
Yemezsem geldiğinde beni haşlardı, yüz kere söylemişti. O yemek bitecekmiş.
Yemeğimi yedikten sonra oturma odasına geçmiş tam oturacaktım ki zil çaldı.
“- Ay yenge, rahat edemeyip döndüyseniz kendimi şurada boğar-“ demiş ve kapıyı açmıştımki cümlemi kesen şey karşımda gördüğüm kişiyle şok olmamdı.
“- Mirza abi ?” dedim
Ağzını açmaya fırsatı kalmadan arkadan bir araba sesi duydum.
Kafamı kaldırıp arabaya bakınca Fırat’ın arabası olduğunu gördüm.
**
Bıraktımm, bu sefer diğerlerine nazaran uzun oldu.
oy ve yorumlarınızı bekliyorum 🫶🏻
