1. bölüm / 2
ASU ve Emir'in Sınırları Zorlayan Aşk Hikayesi 🍁1. Bölüm — Her Gece Aynı Adam
Bölümler 2Şu an: 1. Bölüm — Her Gece Aynı Adam
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul'un bitmek bilmeyen gürültüsü, gecenin ilerleyen saatlerinde bile dinmiyordu. Sokaklardan geçen arabaların sesleri, uzaktan duyulan korna sesleri ve kaldırımlarda yürüyen insanların konuşmaları şehrin karanlığına karışıyordu.
Bağcılar'ın eski sokaklarından birinde, dış cephesinin boyaları dökülmüş beş katlı bir apartmanın üçüncü katında küçük bir daire vardı
Dairenin duvarları nemden yer yer kabarmış, mutfağındaki eski dolabın kapağı kırılmıştı. Salonla yatak odasını birbirinden ayıran kapı bile doğru düzgün kapanmıyordu.
Ama Asu için burası, dünyada kendisine ait olan tek yerdi.
Yirmi iki yaşındaydı. Ne arayıp soran bir ailesi vardı ne de kötü bir gün geçirdiğinde kapısını çalabileceği biri. Hayatını sürdürebilmek için geceleri bir barda çalışıyor, sabahları birkaç saat uyuduktan sonra yeniden aynı döngünün içine giriyordu.
O gece de işten eve dönmüştü.
Siyah montunu çıkarıp sandalyenin arkasına astı. Ayakkabılarını kapının önünde bıraktıktan sonra mutfağa geçti. Buzdolabında yarım şişe su ve birkaç dilim peynirden başka bir şey yoktu.
Suyu alıp pencerenin önüne geldi.
Karşı apartmanın birkaç penceresi hâlâ aydınlıktı. Bir evde televizyon izleyen yaşlı bir çift, başka bir evde çocuğunu uyutmaya çalışan bir anne vardı.
Asu, elindeki bardağa bakarak iç çekti.
— Herkesin bir hayatı var, bir benim yok, diye fısıldadı.
Sonra başını iki yana salladı.
Kendi kendine acımaktan hoşlanmıyordu. Hayat ona bugüne kadar pek fazla seçenek sunmamıştı. O da eline geçenlerle yetinmeyi öğrenmişti.
Yalnız bir konuda kendisine engel olamıyordu.
Emir.
Adını düşünmesi bile yüzünde istemsiz bir gülümseme oluşturuyordu.
Emir, Türkiye'nin son yıllarda en çok konuşulan rap şarkıcılarından biriydi. Şarkıları milyonlarca kez dinleniyor, konser biletleri kısa sürede tükeniyor, sosyal medyada paylaştığı bir fotoğraf bile saatlerce gündem oluyordu.
Uzun boyu, kendinden emin tavırları ve insanın gözünü üzerinden alamadığı bakışlarıyla girdiği her ortamda dikkat çekiyordu.
Asu onu ilk kez çalıştığı bara geldiğinde görmüştü.
O gece Emir'in yanında birkaç arkadaşı vardı. Üzerinde siyah bir tişört, boynunda gümüş bir zincir bulunuyordu. Bara girdiğinde herkes ona dönüp bakmış, çalışanlar bile bir anlığına işlerini bırakmıştı.
Asu da bakmıştı.
Hem de gözlerini ondan alamayacak kadar uzun süre.
Sonraki haftalarda Emir bara sık sık gelmeye başlamıştı. Asu, onun hangi masada oturduğunu, ne içtiğini, şarkılarından hangileri çaldığında gülümsediğini bile farkında olmadan ezberlemişti.
Asu
ise onun için henüz yalnızca bardaki çalışanlardan biriydi.
En azından Asu böyle düşünüyordu.
Telefonunu eline alıp sosyal medya hesabına girdi. Emir'in birkaç saat önce paylaştığı fotoğrafın altında binlerce yorum vardı.
Fotoğrafa baktı.
— Keşke bir kere de bana baksan, diye mırıldandı.
Sonra kendisine kızıp telefonu yatağın üzerine bıraktı.
— Saçmalama Asu. Adamın seni tanıdığı bile yok.
Ama kalbine söz geçiremiyordu.
Çünkü bazı insanlar hayatına girmeden bile içinde yer edinebiliyordu.
Emir de Asu'nun hayatında tam olarak böyle biriydi.
Ertesi gece bar her zamankinden daha kalabalıktı.
Müzik yüksek sesle çalıyor, renkli ışıklar salonun duvarlarında dolaşıyor, müşteriler masalarında sohbet ediyordu. Asu, siparişleri yetiştirebilmek için bir masadan diğerine koşuşturuyordu.
Üzerinde siyah bir gömlek ve kısa siyah bir etek vardı. Saçlarını gelişigüzel toplamıştı.
Elindeki tepsiyi bara bıraktığı sırada kapı açıldı.
İçeri giren kişiyi görür görmez kalbi hızlandı.
Emir.
Yanında iki arkadaşı vardı. Üçü birlikte her zamanki köşedeki masaya doğru ilerledi.
Asu hemen önündeki bardakları düzenlemeye başladı. Kendisine normal davranması gerektiğini söylüyordu ama gözleri sürekli o tarafa kayıyordu.
Bir süre sonra barın sorumlusu seslendi.
— Asu, şu masaya sen bakar mısın?
Asu başını kaldırdı.
— Hangi masa?
Adam gözleriyle Emir'in oturduğu yeri işaret etti.
— Emir Beylerin masası. Siparişlerini al.
Asu'nun midesine bir heyecan oturdu.
— Tamam, dedi.
Elindeki küçük not defterini alıp masaya doğru yürüdü.
Emir arkadaşlarından biriyle konuşuyordu. Asu masanın yanında durduğunda başını kaldırıp ona baktı.
İlk kez göz göze geldiler.
Asu'nun söyleyeceği bütün cümleler bir anda aklından uçup gitti.
Emir kaşlarını hafifçe kaldırdı.
— Bir şey mi diyecektin?
Asu kendine geldi.
— Siparişinizi alacaktım.
Emir arkasına yaslandı.
— Bir kahve alayım. Şekersiz olsun.
Yanındaki arkadaşı gülerek araya girdi.
— Oğlum, gece kulübüne gelip kahve mi içilir?
Emir omuz silkti.
— Canım kahve istedi, kardeşim. Sana ne?
Masadakiler güldü.
Asu da hafifçe gülümsedi ve diğerlerinin siparişlerini aldı. Tam arkasını dönüp gidecekken Emir yeniden seslendi.
— Bir dakika.
Asu olduğu yerde durdu.
— Efendim?
Emir, önündeki boş bardağı gösterdi.
— Bir de su getirir misin?
— Tabii.
Asu uzaklaşırken dudaklarının kenarındaki gülümsemeyi saklayamadı.
Emir onunla konuşmuştu.
Basit bir siparişten ibaretti, biliyordu. Belki Emir birkaç dakika sonra onu hatırlamayacaktı bile.
Ama Asu için o küçücük an, bütün gecesini güzelleştirmeye yetmişti.
Saatler ilerledikçe bar daha da kalabalıklaştı.
Asu siparişleri yetiştirmeye çalışırken Emir'in masasından yükselen kahkahaları duyuyordu. Bir ara kahvelerini götürdü. Bu kez Emir telefonuyla uğraşmak yerine doğrudan ona baktı.
— Adın neydi senin?
Asu bir an ne diyeceğini bilemedi.
— Asu.
Emir başını hafifçe eğdi.
— Güzel isimmiş.
Asu'nun kalbi göğsüne sığmadı.
— Teşekkür ederim.
Emir yeniden telefonuna döndü.
— Sağ ol, Asu.
Asu masadan uzaklaşırken yüzündeki gülümsemeyi kontrol edemiyordu.
Adını öğrenmişti.
Belki onun için hiçbir anlamı yoktu ama Asu, gece boyunca bu iki kelimeyi tekrar tekrar düşündü.
Güzel isimmiş.
Bazen insan, hiç sahip olmadığı bir mutluluğu küçücük bir cümleye sığdırabiliyordu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Emir'in keyfi değişmeye başladı.
Önce yüksek sesle konuşuyor, sonra önüne gelen içkiden bir yudum daha alıyordu. Arkadaşlarından biri eve gitmeyi teklif ettiğinde elini sallayarak reddetti.
— Daha gece yeni başlıyor oğlum!
Bir süre sonra başka bir masadaki adamla tartışmaya başladı. Adamın Emir'e ne söylediğini Asu duyamamıştı ama Emir'in yüzündeki ifade bir anda sertleşmişti.
— Ne dedin sen?
Adam da ayağa kalktı.
— Duydun işte!
Emir masadan kalkınca çevredeki insanlar dönüp onlara baktı.
Asu tepsiyi tezgâha bırakıp hızla yanlarına gitti.
— Emir, yapma, dedi.
Emir onu duymamış gibi adama doğru ilerledi.
— Bir daha söyle bakalım!
Adam da geri adım atmadı.
Asu, Emir'in kolunu tuttu.
— Emir, gel buraya!
Emir sertçe ona döndü.
— Ne yapıyorsun sen ya?
— Gel dedim!
Asu normalde böyle konuşmaya cesaret edemezdi. Ama Emir'in öfkeyle karşısındaki adamın üzerine yürümesini izleyemiyordu.
Kolunu bırakmadan onu dışarı çıkardı.
Soğuk hava yüzlerine çarptığında Emir elini Asu'nun tuttuğu kolundan kurtardı.
— Sen kafayı mı yedin? Niye karışıyorsun?
Asu derin bir nefes aldı.
— Çünkü içeride kavga çıkaracaktın!
— Sana ne?
Bu iki kelime Asu'nun içine oturdu.
Yine de belli etmedi.
— İstersen burada da kavga edebilirsin. Ama birazdan arkadaşların seni toplamak zorunda kalacak. Yarın da bütün magazin sitelerinde haber olursun.
Emir birkaç saniye ona baktı.
Ardından alaycı bir gülümsemeyle başını salladı.
— Sen de mi beni yönetmeye çalışıyorsun?
— Hayır. Sadece başına bir şey gelsin istemiyorum.
Cümle ağzından çıkar çıkmaz Asu sustu.
Emir'in bakışları değişti.
— Ne dedin sen?
Asu gözlerini kaçırdı.
— Bir şey demedim.
— Hayır, duydum. Başıma Bir şey gelsin istemiyormuşsun.
Emir bir adım yaklaştı. Alkolün etkisiyle dengesi biraz bozulmuştu ama yüzündeki merak kaybolmamıştı.
Asu geri çekilmedi.
— Sarhoşsun, Emir. bu şekilde İçeriye de dönemezsin.
Emir güldü.
— Bana emir mi veriyorsun?
— Evet. Çünkü şu an kendini hiç iyi yönetemiyorsun.
Emir cevap vermek üzereyken barın kapısından birkaç kişi çıktı. İçlerinden biri Emir'i görünce arkadaşlarına seslendi.
— Oğlum, Emir burada!
Asu'nun yüzündeki ifade değişti. Az önceki tartışmanın yeniden başlayacağını anlamıştı.
Emir ise arkasını dönüp adamlara baktı.
— Ulan ben sizin!
Asu hiç düşünmeden Emir'in elini tuttu.
— Gel benimle.
— Nereye?
— Sus da gel!
Onu barın yan tarafındaki dar koridora götürdü. Koridorun sonunda, kullanılmayan içecek kasalarının ve eski bar malzemelerinin tutulduğu küçük bir depo vardı.
Asu kapıyı açtı.
— İçeri gir.
Emir ona inanamayarak baktı.
— Şaka yapıyorsun herhâlde.
— Emir, lütfen!
Emir söylene söylene içeri girdi. Asu da arkasından geçerek kapıyı kapattı.
Depoda tek bir sarı ampul yanıyordu. Bir köşede eski bir baza, diğer tarafta üst üste dizilmiş boş kasalar vardı.
Emir etrafına bakıp kaşlarını çattı.
— Ne yapıyorsun sen ya? Niye kapattın beni buraya?
Kapıya yürüdü, kolu çevirdi ve sesini yükseltti.
— Kimse yok mu?
Asu hemen yanına gidip kolunu tuttu.
— Sus artık! Herkes seni arıyor. Biraz sakinleşmen gerekiyor.
Emir ona döndü.
— Bana ne yapacağımı söylemeyi kes!
Asu'nun sabrı tükendi.
— Peki! Git o zaman! Çık dışarı, kavga et, kendini rezil et! Umurumda değil!
Emir sustu.
Asu'nun gözleri dolmuştu. Söylemek istediği çok daha fazla şey vardı ama hiçbirini dile getiremiyordu.
Emir bir süre onu izledi.
— Ağlıyor musun sen?
— Hayır.
— Gözlerin dolmuş.
— Senin yüzünden!
Emir'in dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
— Ben ne yaptım şimdi?
Asu acı acı güldü.
— Sen hiçbir şey yapmadın zaten.
Emir onun ne demek istediğini anlayamamıştı.
Bir adım yaklaştı.
— Asu...
Kendi adını onun ağzından duymak Asu'nun bütün savunmasını bir anlığına yıktı.
— Ne?
Emir gözlerini ondan ayırmadan sordu:
— Benden neden bu kadar etkileniyorsun?
Asu'nun kalbi duracak gibi oldu.
Yakalanmıştı.
Saklamaya çalıştığı her şey, tek bir sorunun içinde karşısına çıkmıştı.
— Etkilenmiyorum.
Emir başını yana eğdi.
— Yalan söylüyorsun.
Asu cevap veremedi.
Aralarında birkaç saniyelik sessizlik oldu. Dışarıdan müziğin boğuk sesi duyuluyordu.
Asu, Emir'in yüzüne baktı. Günlerdir uzaktan izlediği adam şimdi karşısındaydı. Ona bu kadar yakın olmak istediği hâlde bunun ne kadar yanlış olabileceğini de biliyordu.
Emir'in kendisini gerçekten tanımadığını biliyordu.
Onun hayatında bir yerinin olmadığını da.
Ama o gece, yorgunluğuna ve biriktirdiği duygulara yenildi.
Elini Emir'in yanağına götürdü ve dudaklarına kısa, tereddütlü bir öpücük kondurdu.
Sonra hemen geri çekildi.
İkisi de sustu.
Asu ne yaptığını ancak o anda anlayabildi.
— Ben... Özür dilerim, diye fısıldadı.
Emir ona baktı. Şaşkınlığı yavaş yavaş kaybolurken elini Asu'nun beline koydu ve onu kendisine yaklaştırdı.
Asu'nun nefesi kesildi.
Emir onu öptü.
Asu, günlerdir içinde sakladığı duyguların etkisiyle karşılık verdi. Fakat Emir'in sarhoş olduğunu fark edince bir an durdu ve yüzüne baktı.
— Emir, iyi misin?
Emir alnını onun alnına yasladı.
— İyiyim.
Asu tereddüt etti.
— Çok içtin.
Emir bu kez geri çekildi. Bir eliyle saçlarını geriye itti, sonra depodaki eski bazaya oturdu.
— Gel, biraz oturalım.
Asu yanına oturdu ama aralarında mesafe bıraktı.
Emir başını duvara yasladı.
— Bazen her şeyden nefret ediyorum, biliyor musun?
Asu ona döndü.
— Neden?
— Herkes benden bir şey bekliyor. Bir şarkı, bir konser, bir fotoğraf... Herkes beni tanıdığını sanıyor ama kimse beni gerçekten tanımıyor.
Asu onu dikkatle dinledi.
— Belki de insanlara kendini tanıma fırsatı vermiyorsundur.
Emir başını çevirip ona baktı.
— Sen beni tanıyor musun peki?
Asu'nun boğazı düğümlendi.
Keşke tanısam.
Keşke sen de beni tanısan.
Ama yalnızca şunu söyleyebildi:
— Hayır. Tanımıyorum.
Emir hafifçe gülümsedi.
— Güzel. En azından dürüstsün.
Başını yeniden duvara yasladı. Birkaç dakika sonra gözleri kapanmaya başladı.
Asu onun yanında sessizce oturdu. İçindeki heyecan yerini endişeye bırakıyordu. Bu gece yaşananların ne anlama geldiğini bilmiyordu. Emir sabah uyandığında her şeyi unutabilir, hatta kendisinden uzak durmasını bile isteyebilirdi.
Ama Asu'nun unutamayacağı bir şey vardı.
Emir onu öpmüştü.
Ve Asu, zaten âşık olduğu adama biraz daha bağlandığını hissediyordu.
Yaklaşık yarım saat sonra Emir'in telefonuna art arda mesajlar gelmeye başladı.
Ekranda bir kadın adı belirdi: Selin.
Asu istemeden ekrana baktı.
Mesajlardan biri açıktı.
“Neredesin Emir? Seni bekliyorum. Eve ne zaman geleceksin?”
Asu'nun yüzündeki gülümseme kayboldu.
Emir telefonu eline alıp mesaja baktı ama cevap yazmadı. Telefonu yeniden cebine koydu.
Asu sessizce sordu:
— Sevgilin mi?
Emir başını kaldırdı.
— Evet.
Tek kelime.
Ne bir açıklama ne de bir tereddüt.
Asu'nun göğsünde bir şey kırıldı sanki.
— Anladım.
Emir ona baktı.
— Ne oldu?
Asu ayağa kalktı.
— Hiçbir şey. Artık dışarı çıkabilirsin. Sanırım arkadaşların seni bulmuştur.
Emir onun bileğini hafifçe tuttu.
— Bir dakika. Nereye gidiyorsun?
— İşime.
— Daha konuşuyorduk.
Asu gözlerini ondan kaçırdı.
— Konuşacak bir şey yok, Emir.
Emir'in yüzündeki ifade değişti. Biraz önceki yakınlığın ardından Asu'nun aniden uzaklaşması hoşuna gitmemişti.
— Az önce beni öptün, şimdi de hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun.
Asu yutkundu.
— Senin sevgilin var.
— Evet, var. Bunu yeni mi öğrendin?
Asu'nun gözleri doldu ama ağlamadı.
— Hayır. Sadece kendime hatırlatıyorum.
Emir birkaç saniye sustu.
Sonra ayağa kalktı, kapıya yürüdü ve kolu çevirdi. Dışarıdan birinin geldiğini görünce kapı açıldı. Arkadaşlarından biri endişeyle içeri baktı.
— Emir! Oğlum, burada mısın? Her yerde seni arıyoruz!
Emir omuz silkti.
— Buradayım işte.
Arkadaşı ona çıkıştı.
— Bir daha ortadan kaybolma, manyak mısın sen?
Emir cevap vermeden koridora çıktı.
Ama kapının önünde durup arkasını döndü.
Asu hâlâ deponun içindeydi.
— Asu.
Asu başını kaldırdı.
— Ne?
Emir birkaç saniye ona baktı.
— Yarın görüşürüz.
Asu cevap vermedi.
Emir gitti.
Kapı kapandığında Asu, olduğu yerde kaldı. Birkaç dakika önce kendisini dünyanın en mutlu kadını gibi hissetmişti. Şimdi ise bir adamın hayatında hiçbir anlamı olmayabileceğini ilk kez bu kadar derinden hissediyordu.
Yavaşça bazanın kenarına oturdu.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
— Ben ne yaptım böyle? diye fısıldadı.
Cevap yoktu.
Dışarıda müzik devam ediyordu. İnsanlar gülüyor, içkilerini yudumluyor, hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Asu ise ilk kez, çok istediği bir şeye kavuşmanın insanın canını bu kadar yakabileceğini anlıyordu.
Çünkü o, Emir'i yalnızca öpmek istememişti.
Onun tarafından sevilmek istemişti.
Ve Emir'in bunu bilmesine daha çok vardı.
Bölüm sonu.
Bazı aşklar bir öpücükle başlar. Bazılarıysa insanın kalbinde, daha ilk geceden bir yara açar.🍁
Bölüm etkileşimi
