7. bölüm · Asrın melekleri
6. Bölüm
Ağzımdan çıkan kelime bir sürelik şok etkisi yaratsada hızlıca toparlanıp harekete geçtik.
Kelvinin ışınlanma gücü olduğundan dolayı bahçedeki herkesi okulun içine taşıdı Andy hızlı koşma gücünden yararlanıp kelvin'e yardım etti. O arada ben, Rosa,Lara, Aren, Stella, Nick ve profesör Nora savunmaya geçtik o kadar çoklar ki nasıl başa çıkacağımız konusunda fikrim yoktu ama yine de savaşacaktık.
Hepimiz 2 şerli grup olup dağıldık profesör Nora da bizi yönlendiriyor du.
Hemen havaya yükselip okulun çatısına çıktım olan biteni burdan net bir şekilde görebilirdim.
Havada hepimizi öldürmek için emir almış drogonları görmem ile onlara doğru uçup ateş topları gönderdim onlarda ateşle karşılık veriyordu. Aşağı inip Stella ve Nick'i çağırdım onlar da hava elementi sayesinde uçabiliyordu. Elimize birer kılıç alıp dragonlara doğru yükseldik. Dragonların 3 tane olması bizim lehimize oldu bizde 3 kişiydik direk önüme ilk gelen dragona doğru uçup etrafında hızlıca döndüm amacım onu sersemletmekti. Dragon sinirlenip kükreyince hafif irkildim ama belli etmeden etrafında dönmeye devam ettim daha fazla sabredemeyerek hava ile dragonun boğazını sıkıp nefes almasını engellemeye çalıştım o ara gözüm Stella ve Nick'e kaydı ikiside gerçekten harika mücadele ediyordu. Stella telepati gücü ile dragonu etkisi altına almış ve kılıcı kalbine saplıyordu. Nick te fazla sıkılmış olacak ki direk dragonun arkasına geçip kılıçla kükreyen hayvanın boğazını kesmişti. Ben büktüğüm hava ile dragonu nefessiz bırakıp kılıcı kalbine sapladım. Dragonların leşleri yere çakılırken gözümle etrafı süzdüm.
Herkes canla başla mücadele ediyordu. Rosa hayvanlarla konuşmak yeteneği sayesinde bütün yırtıcıları çağırıp saldırmaları için emir vermişti. Aynı zamanda yerde yarıklar açıp bize saldıranları bir bir yerim dibine sokuyordu. Aren de istediği hayvanın şekline bürünebildiği için yere düşen dragonların birine dokundu ve dragon şekline büründü keyif aldığı her halinden belli oluyordu.
Profesör Nora'nın yanında sürüyle cadı vardı hepsiyle başetmeye çalışıyordu her ne kadar ona kırgın olsam da konuşmasam da böyle bir durumda yanlız bırakacak değildim hızlıca onun yanına gittim ve ellerimi iki yana açmam ile cadılar iki tarafa savruldu. Cadıların savrulduğu yöne ateş topları fırlatıp yanmalarını izledim.Arkamdan yaklaşan koca pençeli kurdun koluma attığı kesik ile acıyla inleyip arkamı döndüm tam üstüme atlayacakken Stella'nın uçan tekmesiyle yere savruldu hemen bacagimdan çıkardığım hançeri kurdun kalbine sapladım.
Kolumdaki kesik aşırı derin değildi ama yinede fazla kan geliyordu. Üzerini bezle örtüp sıkıca bağladım koşar adım Kelvin ve Andy'nin yanına gittim yaklaşık 12 13 tane kurtla mücadele etmeye çalışıyorlardı derin bir nefes alıp kurtların üzerine üfledim be buzdan heykele dönüşen kurtları ateş topları ile küle çevirdim.
Bu saçmalık fazla uzamıştı artık üstelik yorulmaya başladık. Gücümüzü fazla kullandığımız için bitkin haldeydik. Çevreme bakınırken ekibin daha fazla dayanamayıp bir köşeye çöktüklerini gördüm. Erkekler bir gayret devam etmeye çalışıyordu ama kızlar teker teker yere yığılmıştı. Lara'nın bir köşede kanlar içinde yattığını görmem ile ona doğru uçtum. Karnından aldığı derin yaralar onu baygın hale getirmiş ölü gibi yatıyordu. En sevdiğim canım dediğim dostuma zarar verenler tek tek bedelini ödeyecekti. İyileştirme gücüm sayesinde elimi yaraların üstüne koydum böylelikle kan durdu. Hızlıca havaya yükselip etrafıma baktım. Kayıplar vardı heryer kan revan içindeydi ekip arkadaşlarım bitkin durumdaydı üstelik Lara yaralıydı. Hazırlıksız yakalanmıştık ama yinede mücadele etmiştik. Karşı tarafın sayısı bizden çok fazlaydı belli ki uzun bir süre bu güne hazırlanmışlardı. Sayıca fazla oldukları için bizi köşeye sıkıştırdılar. Cadırlardan birinin profesör Nora'ya arkadan tekme savurması ile profesör Nora yerde sürüklendi bu son damlaydı sinirle daha fazla yükselip ellerimi iki yana açarak yeteerrrrrr! diye haykırdım. Bütün şimşekleri elime toplayıp bizi yok etmeye çalışanların üstüne yağdırdım. Düşmanlarımızın yarısından fazlası çarpılıp ölürken az bir kısmı kaçmayı başarmıştı. Bir anlık heryer sessizliğe büründü. Dengesizce yere inip yavaş yavaş kendine gelen Lara'nın yanına gittim.
Yarası çoktan kapanmıştı ,neyseki iyi durumdaydı. Kafamı çevirip profesör Nora'ya baktım savrulduğu yerden kalkmış bize geliyordu, oda iyi durumdaydı. Ama ne yazık ki öğrencilerden bir kaçını kaybettik. Bu böyle kalmayacaktı intikamım çok acı olacaktı...
.......1 HAFTA SONRA.......
yapılan saldırının ardından 1 hafta geçmişti bizde toparlamıştık zarar gören yerler tamir edilmişti kayıplarımız usulünce gömülmüş yaralılar iyileştirilmişti.
Profesör Nora'nın yanıma gelmesi ile oturduğum çardaktan kalkıp okula yöneldim ama profesör Nora kolumdan tutup beni durdurdu:
- yapma Elena haftalardır benimle konuşmuyorsun inan senin kötülüğünü istemedim hepsi senin iyiliğin içindi sana bir zarar gelmemesi içindi.
" Benim iyiliğim için öylemi. Kim olduğumu saklamak annemin kim olduğunu saklamak mı benim iyiliğim. Sizi yüzüstü bırakıp gideceğimi sandınız. Annemin kanını yerde bırakacağımı sandınız. Bu mudur iyilik dediğiniz."
- haklısın Elena anladığım an söylemem gerekirdi doğru. Güçlerin çok fazla ve kontrol edemezsen tehlikeli. Bundan korkup kaçmandan korktum. Kaçarsan hemen seni bulurlardı canın tehlikeye girerdi. Bunu göze alamazdım
" Evet söylemeliydiniz! Karşınıza alıp teker teker anlatmalıydınız sizi dinlerdim. Ve emin olun güçlerimden korkmazdım şimdi de korkmadığım gibi. Aksine güçlerimi en iyi şekilde geliştirip hepimiz için kullanırdım keşke güvenimi kırmasaydınız. Peki benden sakladığınız başka şeyler de varmı!"
- hayır Elena senden sakladığım bişey yok sadece boynundaki kolye, biliyorsun ki o kolyeyi güçlerini kontrol etmende yardımcı olsun diye verdim o kolyenin bir özelliği var. Ama onu ben söylemek istemiyorum. Vakti geldiğinde mutlaka kolye özelliğini kendi gösterecektir.
Profesör Nora sözlerini bitirince olumlu anlamda kafamı sallayıp oradan uzaklaştım. Hâlâ sinirliydim benden bişey saklanmasına tahammülüm yoktu. Ve profesör Nora ile konuşmamaya devam edecektim. Bir kere benden saklayan bir daha yapardı. Ben düşüncelerimle birlikte okula doğru yönelirken arkamdan profesör Nora'nın çığlığını duymamla arkamı döndüm.
Profesör Nora arkası bana dönük bir şekilde ayakta duruyordu, yanına gittim ve gördüğüm şeyle olduğum yere çakıldım. Profesör Nora kalbine yakın bir hizadan ok ile vurulmuştu. Üzerime yığılması ile nazikçe onu tutup yere oturdum. Yarasından oluk oluk kan akıyordu. Güçlükle konuşmaya çalıştı
- kaçtı Elena savaşta kurtulmuş olan cadırlardan biri seni vurmaya hazırlanıyordu engel olmak istedim hemen cadının önüne atladım beni vurdu ama kaçmasına engel olamadım ve kaçtı
Profesör Nora cümlesini bitirir bitirmez gözlerini kapadı. Oracıkta avazım çıktığı kadar bağırdım. Benim yüzümden vurulmuştu kendini bana siper etmeseydi şuan sapasağlam olacaktı. Koşar adım yanıma gelen ekibe bakakaldım onlarda şok içinde bana bakıyordu. Profesör Nora'yı hava elementimden yardım alarak kucakladım ve okula yöneldim kimseyle konuşmuyordum. Profesör Nora'ya odaklanmış öylece yürüyordum. Okula girip revire yöneldim. Ve nazikçe yatağa yatırdım hemen ardından bizim ekip hekimleri alıp geldi. Hekimler herkesi odadan dışarı çıkarmaya çalışıyorlardı hepsi çıktı ama ben çıkmadım çıkamazdım benim yüzümden canıyla boğuşuyordu onu yanlız birakamazdım. Hekim beni de çıkarmaya çalışsa da attığım bakışla burdan çıkmayacağımı belli etmiştim. Yatağın başucundaki koltuğa oturup olan biteni izlemeye başladım. Göğsündeki oku çıkarıp kanı durdurmaya çalıştılar çok kan vardı çok. Gözüm kandan başka bişeyi görmüyordu. Sonra aklıma gelen şey ile ayağa fırladım benim iyileştirme gücüm vardı onu da iyileştirebilirdim. Hemen yanına gidip elimi yaranın üstüne koydum ve bastırdım. Bir yandan da iyileşmesi için dua ediyordum. Elimi kaldırıp yaranın olduğu yere baktım. İşe yaramıştı kan durmuş yara kapanmaya başlamıştı. Hekimler sakin bir nefes almıştı. Yara kapanmıştı ama profesör Nora uyanmamıştı bir terslik vardı. Hekimlerden biri oku alıp bir karışımın içine batırdı ve anında karışım beyaz dan siyaha döndü.
Hekim bana dönüp umutsuzca konuştu:
- ok zehirliymiş çoktan kana karışıp bütün vücudu sarmıştır.
Duyduğum şeyi idrak etmem biraz uzun sürdü. " Ee ne yapıcaz şimdi bir çözümü vardır mutlaka"
- vücuduna panzehir enjekte edersek kurtarma şansımız var
"Tamam o zaman hadi edin ne bekliyorsunuz kurtarın onu"
- öyle kolay değil maalesef panzehir heryerde olmaz. Yedi başlı yılanın mağarasından altın makası alıp mağaranın arkasında bulunan dağın zirvesinden panzehir otunu altın makas ile kesip getirmeniz gerekiyor. Yedi başlı yılan mağaranın 3. Katında bulunuyor. Yani yerin dibine inmeniz gerecek.İlk 2 katta karşınıza ne çıkar bilinmez. Oraya girip te kurtulanı göremedik. Çok tehlikeli bu yüzden size gidin diyemeyiz gitmek zorunda değilsiniz.
Ben onları dinlerken içeri bizim ekip geldi hekimler aynı şeyi onlara da anlattı. Aynı anda birbirimize bakıp onaylar bakış attık panzehiri alacaktık profesör Nora'yı ölüme terkedemezdik. Biz onayladıktan sonra her ne kadar hekimler durdurmaya çalışsada duramazdık hele ben asla duramazdım benim için canını ortaya koymuş birini terkedemezdim can borcum vardı. Ama ekip , onları buna zorlayamazdım göz göre göre canlarını tehlikeye atmalarına izin veremezdim."şimdi herkes beni dinlesin profesör Nora ben zarar görmiyim diye kendi canını feda etti bu tehlikeli görevi yerine getirmek benim vazifem sizler burda onun yanında kalın ben panzehir otunu alıp gelicem"
Ama kimse bu dediğimi kabul etmedi ilk itiraz eden Lara idi.
- saçmalama Elena seni yanlız asla göndermeyiz. Profesör Nora hepimiz için uğraştı o hepimizin yanındaydı. Şimdi sıra bizde ona olan borcu ödeme vakti bizde gelicez
Herkes Lara'yı onayladıktan sonra ekibe minnet dolu bakışlarımı attım. Vakit kaybetmeden hazırlanıp çıkmamız gerekiyordu fazla vakit yoktu zamanla yarışıyorduk.
Herkes çıktıktan sonra profesör Nora'nın yanına çömelip elini tuttum"kurtarıcam seni profesör Nora kurtarıcam..." Diyip oradan ayrıldım.
Odama yönelip dolabı açtım. Siyah deri pantolon geçirdim. Üzerime siyah tşört ve üzerine pantolonun takımı olan siyah deri ceketi giydim. Ceplerime çakı hançer gibi şeyleri sıkıştırıp saçlarımı sıkıca bağladım. Avluya indim ekip zaten inmiş beni bekliyordu. Tehlikeli göreve hazırdık. Ya panzehir otunu alıp gelecek yada oraya giden herkes gibi geri dönemeyecektik...
Eveett bölüm nasıldı canlar?
Peki ya bizim ekip yedi başlı yılanın mağarasından altın makası alabilecek mi?
Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum 🥰
