4. bölüm · Asrın melekleri
3. Bölüm
Sabahın kaçıydı bilmiyorum kapının vurulma sesi ile uyandım
"İçeri buyrun"
-ohoo sen hala uyuyormusun amma uykucusun be hepimiz kalktık sen hala zıbar
"Valla Lara'cım ben uykuyu seviyorum uykuda beni seviyor ben uykuyu bırakırsam uyku üzülür küser bana yo yo ben bu kadar kötü biri değilim!"
Biz kıkırdarken içeri profesör Nora geldi
- Bakıyorum keyfiniz yerinde kızlar çabuk alışmanıza sevindim.
Lara ile burukça gülümsedik
"Aslında alışamadık ama hep somurtarakta vakit geçmiyor ki biraz neşe lazım"
- haklısın Elena sizden hemen alışmanızı , adapte olmanızı bekleyemem ama lütfen deneyin. Kendinizi yabancı gibi hissetmenizi istemem aksine sizin eviniz burası.
Onaylarcasına başımızı sallarken profesör Nora devam etti;
- bu arada 3 kişinin adresi tespit edildi şansımıza üçü de aynı yerde oturuyor iki kız olanlar kardeş biri de komşuları kızlardan biri stella diğeri rosa erkek olan da Aren adrese göre Almanya'da oturuyorlar. Hemen hazırlanıp kahvaltınızı yapın ardından yola koyulalım.
Profesör Nora odadan çıkar çıkmaz Lara da kendi odasına hazırlanmaya gitti. Bende hemen dolabı açıp ilk elime geçen siyah pantolon ve gri bluzu üstüme geçirdim kızıl saçlarımı da at kuyruğu yapıp hızlıca Lara'nın odasına gittim. oda hazırlanmış koridora çıkıyordu. Beyaz pantolon pembe gömlek ile çok güzel görünüyordu beyaz saçlarını da açık bırakması onu başka bir güzel yapmıştı. Göz kırpıp hadi dercesine kafamı salladım hemen aşağıya indik. Bizim tayfa yemekhanede bir masaya oturmuş kahvaltı tabakalarını almış bizi bekliyorlardı. Henüz 2 gün oldu tanışalı ama birbirimize sahip çıkıyorduk. İşte bu güzeldi.
Hemen oturduk hızlıca 15 dakika içinde yiyip kalktık. Yemekhane 2. katta , odalarımız ise 3. katta idi. Hemen yemekhaneden çıkıp çıkışa doğru yöneldik girişte büyük avluda profesör Nora bizi bekliyordu, ardından her gördüğümde büyülendiğim o büyük yok yok kocaman bahçeye çıktık. Hepimiz tamdık ben yola koyulmak için araba beklerken buranın sihirli bir dünya olduğunu unutmuştum galiba.
Profesör Nora bir portal açtı ve içeri girmemizi işaret etti. Sıkıca Lara'nın elini tuttum ve portalın içine girdik.
Adrese varmamız 1 saniye bile sürmedi evinin önüne varmamız ile Andy öne atılıp kapıyı çaldı ve geri çekildi bir süre sonra kapı açıldı;
- buyrun kimsiniz?
- ben profesör Nora kendimizi tanıtmaya gelince bayağı uzun sürecek gibi geliyor. Senin adın nedir stella mı Rosa mı?
Kız şaşkın bakışlarla bize bakarken cevap verdi
-ben Stella
- memnun oldum Stella konuşmamız gereken şeyler var içeri girebilirmiyiz?
Stella tereddüt etse de içeri buyur etti. Hepimiz salona geçip oturduk odada sessizlik hakimdi 5 dakika süren sessizliği profesör Nora bozdu;
- Rosa ve Areni de çağırabilir misin? konuşacaklarımız onları da ilgilendiriyor.
Stella tedirgin olsa da denileni yaptı ikisini de çağırdı. Rosa zaten mutfaktaymış hemen geldi. Aren'de üst kattaydı hemen indi aşağıya. Üçü de meraklı gözlerle bize bakarken Profesör Nora tekrar söze girdi;
- evet çocuklar herkes burada olduğuna göre sizi de bilgilendirmenin vakti geldi öncelikle size zarar vermeyeceğiz bizden korkmanıza gerek yok aksine dostuz. Beni iyice dinleyip anlamanızı istiyorum. Siz üçünüz de bizler gibi özel güçlere sahipsiniz..daha sözü bitmeden Rosa lafa atladı
- oley be hep özel güçlere sahip biri olarak hayal etmiştim kendimi demek gerçekmiş. Bak Stella sana toprakla iyi anlaşıyorum toprağı yönetebiliyorum dediğimde bana deli muamelesi yapmıştın gördün mü gerçekmiş deyip kıkırdadı. Stella ters bakış atıp sinirli gözlerle Profesör Nora'nın sözüne devam etmesini bekledi.
- işte böyle dediğim gibi sizler normal insan değilsiniz
- ben normalim ama Rosa'dan emin değilim o anormal olabilir!
Profesör Nora gülmemek için zor dursa da odada herkesçe bir kahkaha patladı tek gülmeyen Stella'ydı inanmadığı her halinden belli oluyordu onu inandırmak için söze girdim
"Bak Stella inanmadığın çok belli ama inan biz de senin gibiydik evet inanması güç hatta imkansız gibi geliyor değil mi ama doğru Stella bizler özel güçlere sahibiz doğaüstü insanlarız. Biz de dün öğrendik kabul edemedik, saçma geldi, inanmak istemedik ama gerçek bu! bize en zor gelen ailemizden ayrılmaktı ama onların gerçek olmadığını sadece bizi korumak için görevlendirildiklerini öğrendiğimizde sanki başımızdan aşağı kaynar sular döküldü. Üzüldük hem de çok.. ama maalesef hepsi gerçek. Sizin de anne babanız sandığınız kişiler aslında yok. Hatta sizi buraya almaya geldiğimiz an toz olup yok oldular artık bizim ailemiz birbirimiz.." ben konuşmayı bitirince derin bir sessizlik oldu Rosa ağlıyor Stella afallamış Aren ise düşünmeye çalışıyordu.
....2 SAAT SONRA....
Herşeyi konuşmuştuk bizimle Angela'ya gelmeye ikna oldular zaten güçleri ortaya çıkmış hatta Rosa bunu fark etmiş ve güçlerini geliştirmeyi denemiş. Angela'da güçlerini tespit edecektik. Profesör Nora yine portal açtı ve göz açıp kapayıncaya kadar angela'ya varmıştık. Bahçenin ortasına geldik Rosa'nın gücü zaten Toprak elementiydi Stella'nın ve Arenin güçleri bilinmiyordu. Profesör Nora bu sefer farklı bir teknik uyguladı. Stella'nın sinirli bir anı düşünerek sinirlenmesini istedi Stella gözlerini kapadı 2-3 dakika uğraştı ama bir şey olmadı tam gözlerini açıyordu ki tekrar kapadı ve sinirlendiğini yumruklarını sıkmasından anladım ardından yağmur yağmaya başladı ve hepimiz alkışladık gücü havaydı.
Stella kenara çekildi ve Aren geldi lakin Aren çok rahat bir şekilde sanki yıllardır bu işi yapıyor gibi rahattı. Ortaya geçti ve ayağını yere sertçe vurdu toprak sallanmaya ve ayrılmaya başladı. Sonra tekrar vurması ile toprak eski haline geri geldi daha sonra ellerini hızla havaya kaldırdı ve topraktan sarmaşıklar çıkmaya başladı şok içinde hepimiz alkışladık. Meğer Aren bunu yıllar önce fark etmiş ve kendini geliştirmiş keşke ben de fark etseydim diye geçirdim içimden.Profesör Nora hepimizi tebrik edip serbest bıraktı. Yarın için dinç olmamızı tembih etmeyi de unutmadı.
Hepimiz derin bir nefes alıp yemekhaneye yöneldik. Akşam saatine yakında ve acıktığımız için hep birlikte yemekhaneye yöneldik.
Herkes yiyeceği kadar yemek alıp masalara geçti bende aynı şekilde yemeğimi alıp masaya geçtim. Ön masadaki sarı yellozun tip tip bakışlarını önemsemeyerek Lara'nın yanına oturdum. Sakin sakin yemeğimi yerken gözüm arada o yellozun olduğu masaya gidiyordu tahmin ettiğim gibi kızın bakışları hala üstümdeydi. Biraz daha bakmaya devam ederse elimden bir kaza çıkardı Lara da farketmiş olacak ki sakin ol uyarısı yapmak için elimi tuttu. Uyarıyı dikkate alıp yemeğime yöneldim.
Herkes yemeği bitirdikten sonra aynı anda masadan kalkarken sandalyelerin ayaklarının çıkardığı ses bütün yemekhanede yankılandı milletin irkildiğini görünce gülmemek için zor durdum. Erkek ve kızların odaları ayrı katlardaydı ama bizim takımın odası 3. katta idi o katta sadece 8 oda vardı. Her odaya özel tuvalet banyo da vardı. Sanki bize ayarlanmış gibi. Biz kızların odası bir sırada erkeklerin odası da karşı sıradaydı.
Odalarımıza çekildik dinlenmeye ihtiyacımız vardı. Hemen banyoya girip ılık bir duş aldıktan sonra gecelikleri mi giydim saçımı tarayıp ördüm ve yatağıma girdim. Uykuyla birbirimizi çok sevdiğimiz için hemen birbirimize kavuştuk.
..................
Sabah alarmın çalması ile uyandım her odanın kendi alarm sistemi vardı saatleri Profesör Nora ayarlıyordu bu sayede herkes kalkması gereken vakitte kalkabiliyordu. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım içeri gelip dolabı açtım. Kendisi beyaz üzerinde pembe çiçekler olan elbiseyi giydim kızıl saçlarımı da sağ tarafıma atıp açık bıraktım ve aşağı avluya indim avlu dediğimiz yer okulun kapısından girince karşımıza çıkan büyük alandı avlunun ortasında şelale vardı. Burası tam da okul gibi değildi yatacak odalarda vardı belli ki yatılı bir yerdi ben avlu'da düşünürken diğerleri de sırayla geldi en son Profesör Nora geldi ve bahçeye çıktık.
Bahçede bir kaç tane çardak vardı birine geçip oturduk. Profesör Nora hepimizin görebileceği şekilde oturdu ve konuşmaya başladı;
- evet çocuklar artık siz de biliyorsunuz ki sizlerin evi burası buraya aitsiniz. Sizler 7 büyük meleklerin çocuklarısınız lakin ebeveynleriniz maalesef hayatta değiller en son yapılan saldırıda vahşice öldürüldüler. Helia en son ölendi sizlere yaptığı koruma büyülerini açtıktan sonra o da öldü ne yazık ki. Ama sizler 7 büyük melekten hangisinin çocuğusunuz bilmiyoruz bunu güçleriniz belirleyecek hepiniz ebeveynleriniz'den belirli güçler aldığınız için ileride Kimin çocuğu olduğunuz ortaya çıkar. Ülkemiz yani angela'ya gelince büyük bir tehdit altındayız en son baş meleklerimiz öldürüldü çok güçlü bir ülkeyiz evet ama onlar da çok güçlü bir sürü yaratık ile saldırdılar üstümüze. Hepside fazlasıyla güçlü ama sizler daha güçlüsünüz içinizdeki gücü ortaya çıkarmalısınız. Angela'nın kurtulması size bağlı bizim ve tüm Angela halkının size ihtiyacı var lütfen evinizi ,ülkenizi, bizi kurtarın bize yardım edin sizler geleceğin baş meleklerisiniz..
Hepimiz bir anlığına sustuk kimse ne düşüneceğini ne diyeceğini bilmiyordu lakin hepimizin bildiği bir şey vardı 'hepimiz durumu kabullenmiş ve asıl kimliklerimize inanmıştık bize muhtaç olan ülkemize sırtımızı dönüp gitmeyecektik'..
_______________________________
Eveett canlar nasıl buldunuz?
Sizce gerçekten kurtarabileceklermi ülkeyi?
Karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Haydi fikirleri alayım
