3.BÖLÜM: ESKİ BİR DOST VE YENİ YIL KUTLAMASI Part-I

Vaveyla Yazarı: Uwu Kizi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3.BÖLÜM: ESKİ BİR DOST VE YENİ YIL KUTLAMASI Part-I

O aramadan sonra ağbim beni bur daha alamamıştı buna çok üzülsem bile ona vakit vermem gerekiyordu vakti geldiğinde beni arayacağına emindim

Bugün de yurtta tatil olduğu için buradan çıkmaya niyetim yoktu,tabi başımdaki Umay belası rahat bırakırsa

"Hadi ama Elay lütfen kalk bugün hepimiz biraz dolaşacak sende geliyorsun itiraz istemiyorum! Hadi"

"Umay sal beni ya!" Diye söylendim

"Elay bir baksana bana"

"Ne?!" Diye söylenerek kalkıp yatakta doğrulduğum sırada Umay yavru kedi gibi olan mavi gözlerini bana dikmiş,masum bir bebek gibi bakıyordu

"Lütfennnn!" Diye mırıldandı

Ah hayır olamaz o bakışlara hayır diyemediğimi çok iyi biliyordu

"Tamam tamam bakma o gözlerle öyle pantolonumu ver!"

Umay gülümseyip dolaptan siyah pantolunumu fırlattı

5 DAKİKA SONRA

"Beni buna ikna ettiğine inanamıyorum!" Diye söylendim siyah montumun fermuarını çekerken çekerken

"Ben seni zorlamadım ki sen kendin geldin!"

"O maviş gözlerinle masum masum bakmasaydın gelmezdim! Ayrıca diğerleri nasıl ikna oldu"

"Vallaha fikir benden değil Duru'dan çıktı,Suna da biraz sızlandı ama bir şekilde ikna ettik!"

Biz konuşurken çoktan dışarı çıkmıştık kış ayı iyice geldiği için kar yağmaya başlamıştı bu beyaz ve saf güzelliği sevmeyen yoktu ne de olsa yılda bir kere oluyor zaten güzelim eşsiz şeyler hep nadir olan şeylerdir kar da öyleydi güzel beyaz,saf ve eşsiz

diğerleri yetimhanenin çıkışında bekliyordu,hepsi heyecanlı görünüyordu,Suna hariç sanki canı bir şeye sıkılmış gibiydi

"Bu soğuk havada çıkmak zorunda mıydık hiç sevmiyorum" diye sızlandı Suna

"Söylenme Suna,kafeye falan gidip sıcak bireyler içeriz o zaman rahatlarsın" dedi Mine

Suna soğuk havayı hiç sevmezdi bunun sebebi belliydi çünkü annesi onu karlı bir günde bırakmıştı bu yüzden Kar ve Yağmur Suna için eğlence değildi tam tersine nefret ettiği bir şeydi

Umay gergin ortamı dağıtmak için "Hadi gidelim!" Deyince diğer kızlar beni ve Sunayı çekiştirerek koşmaya başladılar

~&&~

Koşarak ilerlerken kar taneleri yüzümüze çarpıyor, nefesimiz beyaz buharlar halinde havaya karışıyordu. Duru önden gidiyor, kollarını açmış karın tadını çıkarıyordu. Gökçe onun peşinden koşuyor, Mine ve Umay da arada kahkahalar atarak yetişmeye çalışıyordu.

Ben Suna'nın yanında yürüyordum. Yüzü asıktı, elleri cebinde, omuzları düşüktü.

"İyi misin?" diye sordum sessizce.

Suna başını kaldırmadan omuz silkti. "İyiyim. Sadece... bu kar her şeyi hatırlatıyor."

"Anneni mi?"

Suna başını salladı. "Beni bıraktığı gün de kar yağıyormuş. Emel Hanım anlatmıştı sonra. 'Kapının önünde bir sepet içinde bulduk seni' demişti. Üzerimde incecik bir battaniye varmış ve kar yağıyormuş. Düşünsene... bir bebek, soğukta, kimsesiz."

Sesim çıkmadı. Ne diyebilirdim ki? "Üzgünüm" demek çok hafif kalırdı. Onun yerine sessizce yanında yürümeye devam ettim. Bazen en iyi teselli konuşmamaktır, bunu Rüzgar'dan öğrenmiştim.

Duru birden bağırdı: "Kızlar! Koşun! Şurada bir kafe gördüm, sıcak çikolata içelim!"

Suna'nın yüzü hafifçe aydınlandı. "Sıcak çikolata mı?" dedi, sesinde umut kırıntısıyla.

"Mmm sıcak çikolata ve kurabiye!" diye bağırdı Gökçe, gözlerini devirerek ama gülümseyerek.

Hepimiz kafenin kapısına doğru ilerledik. Ahşap bir dükkan, camlarında buz kristalleri oluşmuş, içeriden sarı ışık yayılıyordu. Kapıyı Duru açtı ve içeri girdiğimizde sıcak hava yüzümüze çarptı.

"Hoş geldiniz!" diye seslendi garson. "Kendinize bir yer bulun, hemen geliyorum."

Geniş bir masaya oturduk. Duru hemen menüyü kaptı, gözleri parlayarak incelemeye başladı. Mine telefonunu çıkarıp fotoğraf çekti, Gökçe ise pencere kenarına geçip dışarıdaki karı izledi.

Suna hala sessizdi ama gerginliği biraz geçmişti. Umay ise yanıma oturdu, mavi gözleri endişeliydi.

"Elay, Suna iyi mi?" diye fısıldadı.

"Zamanla geçer," dedim. "Bu onun için zor bir gün."

Umay başını salladı. "Ben de... ben de bazen böyle hissediyorum. Özellikle kış geldiğinde. Ailemi kaybettiğim o gece de soğuktu."

Elimi omzuna koydum. "Burada değil miyiz? Hep birlikteyiz."

Umay hafifçe gülümsedi. "Evet," dedi. "Hep birlikteyiz."

Garson geldi, siparişlerimizi aldı. Duru herkese sıcak çikolata, kurabiye ve bir de paylaşmak üzere büyük bir kek söyledi. Gökçe "Duru bugün cömertsin!" deyince Duru gururla "Ben zaten her zaman cömertim, siz fark etmiyorsunuz!" diye cevap verdi.

Siparişler gelirken Mine telefonunu masanın ortasına koydu. "Bir fotoğraf çekelim!"

Duru hemen poz verdi, Gökçe gözlerini devirdi ama sonra o da gülümsedi. Umay utanarak elini kaldırdı, Suna ise yanına çekildi. Ben ortada durdum, belki de ilk defa gönüllü olarak fotoğraf çektiriyordum.

"Üç, iki, bir!" dedi Mine ve deklanşöre bastı.

Fotoğrafta beş kız, beş farklı gülümsemeyle bakıyordu. Kimi utangaçtı, kimi neşeli, kimi ise ilk defa ait olduğu bir yeri bulmuş gibiydi
O sırada sıcak çikolataların geldi,Duru sıcak çikolatasını içerken heyecanla

"Bugün 31 Aralık yani yılbaşına başı gecesi acaba kutlama falan mı yapsak?"

"Sence Neriman cadısı izin verir mi?" Dedi Gökçe

"Onun için bir planım var siz yeterli tamam deyin"

"Peki bayan dahi Neriman hanımın nasıl ikna edeceğiz hiç düşündün mü?" Dedi Gökçe alaycı bir tonla

"Merak etmeyin bir planım var herhalde" dedi sinsi sinsi gülümseyerek

Herkes birbirine baktı hepimiz kuşkuluyduk çünkü Duru ne zaman bir planım var ese sonu ya kötü biter yada ucu bize de dokunurdu

Duru'nun o sinsi sırıtışını görünce hepimiz aynı anda içimizden "Hayır!" dedik. Ama Duru'nun planlarından kaçmak mümkün değildi.

"Peki anlat bakalım planını," dedi Mine, kaşlarını kaldırarak. "Neriman Hanım'ı nasıl ikna edeceksin?"

"Ve ucu bize dokunacak mı? Geçen sefer başımız belaya giriyordu" Dedim sitemle geçen sefer Duru ben istemesem bile doğum günümü kutlamak istemiş ve pasta hazırlamaya kalkışmıştı sonuç olarak pasta yanıncq yangın alarmı çalışmıştı ve hepimiz yakalanıp ceza almıştık

"Yok ya bu sefer öyle olmayacak siz sadece yurda gidince bana ayak uydurun yeter!"

"Plan tam olarak ne?" Diye sordu Gökçe

"Yurda gidince anlarsınız" deyip sinsice gülümsedi Duru

Hepimiz birbirimize kuşkuyla baktık ama Durunun planından kaçış yoktu mecburen kabul ettik

~&&~

Kafeden çıktıktan sonra Mine,Gökçe ve Duru biraz daha dolaşmaya gitmişlerdi Suna,ben ve Umay ise yurda dönmeyi tercih etmiştik tabi ki Durunun 'Ay çok sıkıcısınız!' Adlı meşhur resitali de bedava bilet kazanmıştık

"Duruyu bazen gerçekten anlamıyorum nasıl böyle pozitif olabiliyor?" Diye söylendi Suna

"Bu da onun kişiliği pozitif biri olmak onun benliğinde var" dedi Umay

"Bazen hala onda bir motor olduğunu düşünüyorum" diye mırıldandım

Suna güldü, bu sefer daha içten. "Motor mu? Kesinlikle. Hatta bazen uyuduğunda bile çalışıyordur o motor."

Umay da gülümsedi. "Keşke herkes onun gibi enerjik olabilse. Dünya daha eğlenceli bir yer olurdu."

"Ya da daha yorucu," dedim, ağzımın kenarı kıvrılarak. "Bir Duru yeter bize."
Biz konuşurken iki motor yanımızdan hızla geçince Umay dengesini kaybedip yere çakıldı

"Umay!?" Dedi Suna endişeyle Umayın yanına eğildi

Bende motosikletlilerin arkasından "Hayvanlar,Öküzler öyle motor mu kullanılır yürüyoruz burada" sonra Umaya döndüm

"İyi misin canın acıyor mu?"

"İyiyim ama elimi vurdum biraz kanıyor"

Tam o sırada arkamdan bir ses duydum,büyük ihtimalle motosikletliler geri dönmüştü çünkü fren ve egzoz sesi duydum

"Biraz abartıyorsunuz alt tarafı biraz kanadı"

Gözlerim hayretle büyüdü,o bilmiş bilmiş konuşmayı nerede duysam tanırdım,Allah'ım lütfen o olmasın lütfen o olmasın Allahım lütfen

Arkamı döndüğümde, o bilmiş sese sahibini gördüm. Ve dünya sanki durdu.

O. Cihan Alaz.

13 yıl geçmişti ama onu bir an olsun unutmamıştım. Saçları uzamış, omuzları genişlemiş, çocukluktaki o incecik beden yerini kaslı bir fiziğe bırakmıştı. Ama gözleri aynıydı. O her zaman beni sinir eden, ama vazgeçemediğim bakışlar.

Sırtında siyah deri ceket, elinde motosiklet kaskı. Yanında bir adam daha vardı sarı saçlı kahverengi gözlü bir adamdı, o da da benzer şekilde giyinmişti. Ateş mührünü kolunda net bir şekilde görebiliyordum

"Vay mız mız Elay" dedi gülerek

"Bana öyle deme Öküz,Odun Cihan"

"Mız mız Elay!"

"Bak Cihan kaşınma kaşırım" dedim dişlerimi sıkarak

"Kaşırmısın cidden çok kaşınıyorum ya"

"İyi benden günah gitti" deyip tam gözünün ortasına sert bir yumruk geçirdim

"Ah gözüm! Yalnız elin ağırlaşmış Mız mız Elay"
"Anlaşıldı senin hala kaşınıyorsun!" Deyip bu sefer ağzının ortasına yumruk attım

Yanındaki sarışın çocuk gülmeye başladı

"Lan sen az önce kızdan yumruk mu yedin! Oh iyi oldu bende ne zamandır vurmak istiyordum da cesaret edemiyordum,bacım sana zahmet bir yumruk ta benim için atar mısın?!"

"Demir sus!" Diye bağırdı Cihan

Bense gülerek "İstek varsa seve seve,ha bu arada iki yumruk yiyene bir tekme hediye kampanyamız var!" Deyip Cihanın karnına sert bir tekme attım

Cihan iki büklüm olmuştu,yanındaki çocuk ise... galiba ismi Demir yine kahkaha patlattı
"Alaz Vallaha sen resmen kızdan dayak yedin bunu yurtakilere anlatacağım"

"Demir sakın!"

Bir saniye o çocuk az önce Cihana Alaz mı demişti? Yoksa ben mi yanlış duydum

"Senin ismin Cihan zannediyordum" diye mırıldandım

"Annemler boşandıktan sonra annem bana kendi soy ismini vermek istedi ama ben sou ismimden vazgeçmeyince Alaz benim ikinci ismim oldu"

Cihan'ın sözleri havada asılı kaldı. "Alaz" artık sadece bir soyadı değil, ikinci bir isimdi. Tıpkı onun gibi... değişmiş, dönüşmüş ama özünde aynı kalmıştı.

Cihan....yani Alaz bana alaycı bir bakış atıp

"Sen hâlâ aynı mız mız Elay'sın, bunu anladım. Değişen bir şey yok."

"Ben de senin hâlâ aynı öküz olduğunu anladım," diye karşılık verdim, kollarımı göğsümde bağlayarak. "Motorla yürüyen insanlara çarpmak ne demek?"

"Ben çarpmadım, yanından geçtim. Kız dengesini kaybetti, benim suçum değil."

"Senin yüzünden dengesini kaybetti!"

Biz atılırken,Demir gülmeyi kesmiş bakışları yerde ürkek bakışlarla bakan Umayı bulmuştu

Demir'in bakışları Umay'a takılmıştı. Umay ise yerde oturuyor, kanayan elini tutuyor, başını kaldırmaya cesaret edemiyordu. Demir, Cihan'ı iterek kenara çekti ve Umay'ın önünde diz çöktü.

"Lan ne yapıyorsun?" dedi Cihan, şaşkınlıkla.

Demir, Umay'a dönüp sesini yumuşattı: "Elini görebilir miyim?"

Umay başını kaldırdı. Mavi gözleri korkuyla parladı, ama Demir'in sesindeki yumuşaklık onu biraz rahatlatmıştı. Elini uzattı. Demir, nazikçe kanayan yerini inceledi.

"Derin değil," dedi. "Ama kanamayı durdurmak lazım."

Cebinden temiz bir mendil çıkardı ve Umay'ın yarasını sarmaya başladı. Umay, Demir'in hareketlerini izlerken yüzündeki gerilim yavaşça azaldı

"Birkaç gün sarıli dursun ama bir de revir görse iyi olacak,şu Alaz yerine çok özür dilerim"

Demir'in bu nazik hareketi herkesi şaşırtmıştı. Hele ki Cihan, gözleri faltaşı gibi açılmış, Demir'e bakıyordu. Umay ise kızarmış, gözlerini kaçırmıştı.

"Ben... ben teşekkür ederim," diye fısıldadı Umay. "Gerçekten gerek yoktu ama..."

"Vardı," dedi Demir, ayağa kalkarken. "Alaz'ın motor kullanmayı bilmemesi yüzünden birinin canı yandı. En azından telafi edeyim dedim."

Cihan homurdandı: "Motor kullanmayı biliyorum, senin yüzünden dikkatim dağıldı!"

"Ben ne yaptım?" diye sordu Demir, kaşlarını kaldırarak.

"Saçma sapan konuşuyordun!"

"Ben zaten her zaman saçma sapan konuşuyorum, bu bahane olmaz!"

İkisinin kavgasını izlerken ağzımın kenarı istemsizce kıvrıldı. Demir, Cihan'ı sinir etmede benden bile iyiydi. İşte bu hoşuma gitmişti.

"Neyse biz gidelim artık,iyileştiğinde mendili almaya gelirim" deyip motoruna bindi Demir

"Alaz hadi gidelim!"

"Geliyirum lan patlama!" Dedikten sonra bana döndü "Umarım yakında görüşürüz" sözü, içimde garip bir kıpırtı yarattı. Ama bunu belli etmek istemedim.

"Seni görmek de beni çok mutlu eder, Alaz," dedim, sesimde alayla. "Taşak geçecek başka birini bulamadığım için."

"Yalan söylüyorsun." dedi Cihan, o eski bilmiş gülümsemesiyle. "Beni özledin, söyle itiraf et."

"Seni mi özleyeceğim? Sen benim sinir kaynağımdın!"

"İşte bu yüzden özledin. Kim sinirini böyle güzel bozabilir ki?"

Cihan'ın sözlerine cevap veremeden Demir motoru çalıştırdı, Cihan da kaskını takıp motora atladı

Motorun egzoz sesi uzaklaşırken, ben hala olduğum yerde donup kalmıştım. Suna yanıma geldi, omzuma hafifçe dokundu.

"Elay... o kim?"

Derin bir nefes aldım. "Eski bir dost. Çocukluk arkadaşım."

"Arkadaş mı?" dedi Suna, kaşlarını kaldırarak. "Yumruklaştığınızı gördüm."

"Bizim arkadaşlığımız böyle işte," dedim, omuz silkerek. "Kavga ederiz, barışırız, sonra tekrar kavga ederiz."

Umay ayağa kalkmıştı, kolundaki mendile bakıyordu. Yüzünde garip bir ifade vardı. Ne olduğunu tam çıkaramıyordum ama... sanki bir şey düşünüyor gibiydi.

"Umay, iyi misin?" diye sordum.

Başını kaldırdı, mavi gözleri dalgındı. "Ne? Ah, evet. İyiyim. Sadece... o çocuk çok nazikti."

Suna sırıttı. "Ooo, bak bak! Umay'ın hoşuna gitti galiba!"

Umay'ın yüzü kıpkırmızı oldu. "Ne? Hayır! Öyle bir şey yok! Sadece... mendil verdi, kibardı, ne bileyim..."

"Kızardın!" diye bağırdı Suna, kahkaha atarak. "Resmen kızardın!"

"Kızarmadım! Hava soğuk, yüzüm üşüdü!"

"Kızım senin yüzün buz gibi, üşümekten kıpkırmızı olmaz!"

Umay, Suna'ya sinirli bir bakış attı,etrafına baktı sonra yerden biraz kar alıp kar topu yapıp Sunaya fırlattı

Kar topu, Suna'nın omzuna isabet etti. Suna şaşkınlıkla bir adım geriledi, gözleri büyüdü. Sonra yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi.

"Demek kar topu savaşı istiyorsun, ha?" dedi Suna, eğilip hızla bir avuç kar toplayarak. "Bak o zaman!"

Umay kaçmaya çalıştı ama Suna'nın fırlattığı kar topu sırtına çarptı. Umay kıkırdayarak döndü ve yeni bir kar topu hazırladı. İki kız birbirine kar atarken ben kenarda izliyordum, ağzımın kenarı istemsizce kıvrılmıştı.

"Elay, yardım et!" diye bağırdı Umay, Suna'nın kar yağmurundan kaçarken.

"Ben bu işe karışmıyorum," dedim, ellerimi kaldırarak. "Siz eğlenin, ben izleyeyim."

Suna, Umay'a yaklaştı ve bir avuç karı doğrudan yüzüne fırlattı. Umay şaşkınlıkla nefes nefese kalırken, Suna kahkahalarla gülüyordu.

"İntikam! İşte bu intikam!" diye bağırdı Suna, ellerini havaya kaldırarak.

Umay, yüzündeki karı silerken sırıttı. "Tamam, sen kazandın. Ama bu savaş bitmedi!"

"Her zaman beklerim," dedi Suna, gururla

~&&~

Yurda geldiğimizde diğerleri hala gelmemişti hızla içeri geçip üstümüzü değiştirdik

Biz üstümüzü değiştirdikten sonra diğerleri de geldi,Duru heyecanla

"Kar resmen bastırdı anlaşılan bu yıl kara duyacağız!" Dedi

Duru, Suna'nın ıslak saçlarına ve Umay'ın kıpkırmızı yüzüne bakıp kaşlarını kaldırdı.

"Siz ne yaptınız böyle? Kar topu savaşı mı?"

Suna gururla göğsünü kabarttı. "Kazandım."

"Henüz bitmedi!" diye atıldı Umay, gözleri parlayarak. "Rövanş istiyorum!"

Duru güldü ve iki kızın arasına girip kollarını omuzlarına doladı. "Sonra kavga edersiniz kızlar, şimdi asıl işimize bakalım."

Hepimiz Duru'ya kuşkuyla baktık. Gökçe odanın kapısına yaslanmış, kollarını göğsünde bağlamıştı.

"Anlatsana şu planını be," dedi sabırsızlıkla

"Gelin benimle!" Deyip dışarı çıktı Duru

Gökçe "İnşallah uyanacağımı bir şey değildir!" Diye söylendi

~&&~

Bu kesinlikle uyanacağımı birşeydi "İmkansız ben yapmıyorum!" Deyip geri çekildim

"Ben de yapmam! Herşey olur ama o Neriman cadısına asla yalvarmam!" Dedi Gökçe

"Yalvarmak zorundayız! Eğer işe yaşamasını istiyorsak hepimiz ons yalvaracak!" Dedi Duru

Duru'nun bu inadı, onu tanıyan herkesi tedirgin ederdi. Ama bu seferki planı gerçekten çılgıncaydı.

"Yalvarmak mı?!" diye haykırdı Gökçe, gözleri faltaşı gibi açılarak. "Sen Neriman Hanım'a yalvarmamızı mı istiyorsun? O kadın taş kalpli! Gözümüzün yaşına bakmaz!"

"Bakacak," dedi Duru, ellerini iki yana açarak. "Çünkü ona bir teklif götüreceğiz."

"Teklif mi?" diye sordu Mine, kaşlarını çatarak.

Duru, sinsi sinsi gülümsedi. "Yarın yılbaşı. Yurtta her zamanki gibi sessiz, sıkıcı bir gece geçireceğiz. Ama ya biz ona, yurtta küçük bir kutlama yapmak istediğimizi ve bu kutlamayı kendi imkanlarımızla organize edeceğimizi söylersek? Müzik, dans, oyunlar... Neriman Hanım'ın hiçbir masrafı olmadan. Hatta yemekleri bile biz hazırlarız"

"Ve Neriman Hanım da 'tamam' diyecek öyle mi? Buldun" dedi Suna
"Aman siz gelmezseniz gelmeyin biz Umayla hallederiz,hem Umayın yavru kedi bakışları Elayı ikna ettiyse o cadıyı hele hele ikna eder"

Umay, Duru'nun bu sözleriyle irkildi. "Ben mi? Ben Neriman Hanım'ı nasıl ikna edeyim? O kadın bana tek kelime etmeden öyle bir bakar ki, buz gibi olurum!"

"İşte tam bu yüzden!" dedi Duru, Umay'ın omuzlarına sarılarak. "Çünkü sen masum duruyorsun! O gözlerinle, o sesinle... Neriman Hanım'ı eritirsin!"

"Ben onu eritecek değilim, aksine ben donarm!" diye söylendi Umay.

Gökçe arkadan kahkaha attı. "Bak şimdi Duru, bu plan ya çok işe yarar ya da hepimizi yatakhane cezasına gönderir. Ama seni tanıyorum, vazgeçmeyeceksin."

"Vazgeçmem," dedi Duru, ellerini kalçalarına koyarak. "Çünkü bu gece bizim gecemiz! Hepimiz buradayız, Aslan mührünü aldık, birbirimizi bulduk. Bunu kutlamalıyız!"

Suna, Duru'nun bu sözlerine karşılık verdi: "Haklısın aslında... Hepimiz bir şeyler yaşadık, hepimiz acı çektik. Ama şu an buradayız, birlikteyiz. Belki de gerçekten bir kutlama hak ediyoruz."

Mine, başını salladı. "Suna haklı. Biz buraya gelene kadar kimse bize 'hak ettiniz' demedi. Hep 'itaat et' dediler, 'sorun çıkarma' dediler. Ama bu gece... belki de biraz sorun çıkarmalıyız."

Gökçe, Mine'nin bu sözlerine şaşkınlıkla baktı. "Aaa, Mine mi söyledi bunu? Sakin, sessiz Mine mi? Vay canına!"

"Sakin olabilirim ama duygusuz değilim," dedi Mine, hafifçe gülümseyerek.

Hepimiz Duru'ya döndük. Umay derin bir nefes aldı.

"Tamam," dedi. "Denerim. Ama eğer Neriman Hanım beni yerin dibine sokarsa, siz beni kurtaracaksınız!"

"Kurtarırız, aslanlar gibi kurtarırız!" dedi Duru, kolunu Umay'ın omzuna atarak.

~&&~

Neriman Hanım'ın odasının kapısında dikilirken, Umay'ın elleri titriyordu. Arkamızda Duru, Gökçe, Mine, Suna ve ben sıralanmıştık. Umay kapıyı çaldığında, içeriden soğuk bir ses yankılandı:

"Girin."

Umay, derin bir nefes alıp kapıyı araladı. Neriman Hanım, masasının arkasında oturuyor, gözlüklerinin üzerinden bize bakıyordu. Yüzünde her zamanki gibi buz gibi bir ifade vardı.

"Ne istiyorsunuz?" dedi, sesinde hiçbir yumuşaklık olmadan.

Umay, gözlerini yere dikti. Eliyle yanındaki Duru'yu dürttü, ama Duru sadece sırıttı.

"Şey, Neriman Hanım," dedi Umay, sesi titreyerek. "Yarın yılbaşı... Biz... yani hepimiz... küçük bir kutlama yapmak istiyorduk."

Neriman Hanım, kaşlarını kaldırdı. "Kutlama mı? Burada mı?"

"Evet, burada," dedi Duru, öne atılarak. "Ama sizin hiçbir masrafınız olmayacak! Yemekleri, süslemeleri, müziği biz organize edeceğiz. Sadece izin vermenizi istiyoruz."

Neriman Hanım, gözlüklerini çıkarıp masaya koydu. Uzun bir sessizlik oldu. Umay'ın elleri titriyordu, Duru'nun ise gözleri parlıyordu.

"Kızlar," dedi Neriman Hanım, soğuk bir sesle. "Burası bir yetimhane, eğlence yeri değil. Kurallar belli, düzen belli. Sizden tek istediğim itaat etmeniz."

Suna'nın yüzü asıldı. Mine de başını eğdi. Ama Duru pes etmedi.

"Neriman Hanım," dedi Duru, sesini yumuşatarak. "Biz burada yıllardır yaşıyoruz. Her yılbaşını sessiz, sıradan geçirdik. Ama bu yıl... bu yıl farklı. Hepimiz 19 yaşına geldik, mühürlerimizi aldık. Belki de bu, burada geçirdiğimiz son yılbaşlarından biri olacak."

Neriman Hanım, Duru'nun sözlerine bir an duraksadı. Sonra gözleri Umay'a kaydı. Umay, o masum, kocaman mavi gözleriyle Neriman Hanım'a bakıyordu. Sanki bir yavru kedi gibiydi.

"Ne dersiniz?" diye fısıldadı Umay. "Sadece birkaç saat... Lütfen."

Neriman Hanım, derin bir nefes aldı. Bir süre sessiz kaldı. Sonra gözlerini devirip elini salladı.

"Tamam," dedi, sesinde hala bir sertlik vardı ama içinde hafif bir yumuşama da hissediliyordu. "Ama kurallarım var. Gürültü yapmayacaksınız. Düzeni bozmayacaksınız. Ve sabaha kadar her şeyi temizleyeceksiniz. Anlaştık mı?"

Duru, sevinçle zıpladı. "Anlaştık! Çok teşekkür ederiz Neriman Hanım!"

Hepimiz sevinçle dışarı çıktık,dışarı çıkar çıkmaz Durunun yüzü parladı

"Hadi daha yemekhaneyi süsleyeceğiz!"

Duru'nun bu coşkusu hepimize yayıldı. Sanki bir anda içimizdeki o ağırlık hafiflemiş, yıllardır omuzlarımızda taşıdığımız yük bir nebze azalmıştı.

"Peki ama nereden bulacağız süsleri?" diye sordu Mine, endişeyle. "Harçlıklarımızla ancak birkaç balon alabiliriz."

Duru sırıttı. "Benim bir kaynağım var. Hatırladınız mı, geçen hafta kantindeki Şeker Teyzeye yardım etmiştim? O bana borçlu. Hem de çok!"

"Şeker Teyzeye ne yardımı yaptın?" diye sordu Gökçe, kaşlarını kaldırarak.

"Kantini temizlemesine yardım ettim, rafları düzenledim. Karşılığında bana birkaç süs ve ışık vereceğini söyledi."

Suna güldü. "Sen gerçekten her şeyi düşünüyorsun, değil mi?"

"Evet!" dedi Duru heyecanpa "Hadi, dağılın! Elay ve Suna, kantinden süsleri alın. Mine ve Gökçe, mutfaktan malzemeleri ayarlayın. Umay ve ben yemekhaneyi hazırlayacağız."

"Beni neden Elay'la aynı gruba koydun?" diye söylendi Suna. "O her şeye soğuk bakıyor!"

"Çünkü sen de onun kadar mızmızsın," dedi Duru, göz kırparak. "Birbirinizi dengelemeniz lazım"

3.BÖLÜM çok uzun olduğu için iki kısım şeklinde olacak bu ilk kısımdı umarım beğenmişsinizdir ikinci kısım da asıl kutlama olacak😘🥰❤

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 2beğeni 35yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18