3. bölüm · Aslan Gibi Mafya
~3~
Aslan'ın ağzından
Yine diğer tüm günlerin aynısı gibi geçip giden sıkıcı bir gündü
Gergin ve sinirli bir şekilde çıkmıştım depodan daha demin bana ihanet eden bir adamın cezasını kesmiştim
Şerefsiz! Bak yine geldi aklıma!
Arabama doğru yürürken kafamı bir sağa bir sola doğru çevirerek boynumu kütürdettim bu bedenimdeki gerginliği bir süreliğine rahatlatırken telefonum çaldı
Arayan Semih'di bugün benimle gelmemişti depoya farklı bir iş için görevlendirmiştim onu telefonu açarak kulağıma götürdüm
"Ne var!"
"Ne kadar naziksin Aslan Abi" gevşekçe dedikleri daha bir sinirimi bozmuştu
"Kes lan zevzekliği derdin ne!?" Dedim sertçe
"Abi aradığımız adamı buldum"dedikleri ile kaşlarım daha da çatılmıştı
"Nerdeymiş o sik kırığı Semih çabuk söyle!" Dedim tahammülsüzce
"Orkide Anaokulunda abi" dedi gergin bir sesle
Ne saçmalıyordu lan bu!?
"Lan oğlum sen benimle taşak mı geçiyorsun amına koyayım!?" Dedim hiç şaka kaldıracak günümde değildim
"Abi vallahi şaka yapmıyorum bu piç daha az dikkat çeker diye anaokulunun kantininde saklanıyomuş" demek bu yüzden uzun süredir bulamıyorduk şu döl israfını
"Tamam kapat sen şimdi Semih seni aradığım zaman kapıda ol!" Dedim istemesem de otoriter çıkan sesimle
"Emredersin abi" her emrime sonsuz boyun eğen en güvendiğim adamımdı Semih aynı zamanda uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz da vardı
Hemen arabayı Orkide Anaokulu'na doğru sürdüm daha önce hiç bir anaokuluna gelmemiş hatta önünden bile geçmemiştim benim ne işim olacaktı burada anasını satayım!? Tabi puştun tekini bulmak dışında ulan Sabri ebeni tersten göstereceğim sana!
Bir elime geçirsem onu ne yapacağımı biliyordum! Uzun süredir arıyorduk bu adamı ve ben beklemekten nefret ederdim bu tabikide ona vereceğim cezanın faizinin artması demekti
Okulun önünde indim ve seri adımlarla içeri girdim bir an önce yakalamak istiyordum şu adamı zaten benden beklenmeyecek bir süre sabretmiştim
Kapıdan adım attığımda ortalık kalabalık çocuk kaynıyordu okul çıkışı olmalıydı çünkü her yerde çocuk vardı
Gözlerim ile hızla etrafı tararken birden bacaklarıma çarpan şeyle kafamı ayaklarıma eğdim küçük bir kız çocuğu çarpmıştı bana
"Dikyat etseye abi tıynağım kıyılıyoydu!"dedi siniri sinirli ardından da uzun sarı saçlarını savurarak yoluna devam etti kadın her yaşta aynıydı işte
Etrafaki insanların bana hayret ve korkuyla baktığını görüyordum az ileride bir çocuk yanındaki arkadaşına beni göstererek bir şeyler anlattı çocuğun gözleri bana kaydığında ise gözleri açılmıştı
Zaten daha önce kimse bana korku dışında bir duygu ile bakmamıştı ki buradaki çocukların yaramazlık yaptığı zaman korkutuldukları o canavarlardan bir farkım yoktu çünkü biliyorum...
Ve o an onu gördüm...
Bordo bir elbise giymişti siyah saçları dalgalı bir şekilde omzuna doğru düşüyordu ve akşam güneşi sık saçlarının arasından geçiyordu geceden daha kara gözleri etrafta dikkatle dolanıyor sanki burdaki çocukların hepsini kontrol ediyordu ay gibi beyaz bir teni vardı yanakları hafif pembe bir tondaydı ve dudakları... o dolgun biçimli dudaklar boğazıma bir el dolanmış ve nefesimi kesiyormuş gibi hissettirmişti boyu kısa sayılmazdı ama hemen hemen omzuma gelecek kadardı işte sanki... Sanki bu dünyadan değildi cennetten kaçmış bir melek gibiydi... Birden kalbime giren ağrı ile kaşlarım çatıldı
Siktir! Galiba fazla stres kalp çarpıntısı yapmıştı
Çünkü aniden kalbime saplanan ağrı o kadar keskindi ki canımı acıtıyordu
Ama çok da aldırmadım alışıktım ben her türlü acıya sonuçta daha doğduğum an her türlü acıya katlamak için yetiştirilmemiş miydim zaten? Hemde benim ne istediğim bile sorulmadan...
İçimdeki beklentiyle Tanrının bize bahşettiği o meleği izlemeye devam ettim
Bir kadın elinden tuttuğu küçük çocuk ile ona doğru gitti gözleri hemen kadını bulurken çocuğu kendine doğru çekti
Kadına bakıp gülümsedi ve konuşmaya başladı arada da çocuğa bir şeyler sorup gülüyordu konuşurken yaptığı el hareketleri mimikleri arada attığı kahkahalar her biri beynimin aniden kapanıp sadece onu izleyip ezberlemek istediği ayrıntılardı
Acaba gidip konuşsam bana da böyle gülümser miydi?
Ne oluyor lan! Neden bunu düşünüyorumdum ki ben
Bahçedeki çocuklar koşuştururken aniden aralarından biri düştü herkesin bakışları ona dönerken bazılarında şaşırdıklarına ait nidalar çıkmıştı
Gözlerim tekrardan on kayınca kadınla konuşmayı bırakarak endişeyle çocuğa doğru koştuğunu gördüm çocuğu panikle ama mükemmel bir naiflikle yerden kaldırdı ve önünde diz çökerek çantasından çıkardığı mendil ile dizini silmeye başladı çocuk ağlarken de ona bir şeyler söylüyor ağlamaması için uğraşıyordu
İyice sildikten sonra yara bandı yapıştırdı ve çocuğun yanağına kocaman bir öpücük kondurdu yanaklarım birden bire sızlarken kalbimin beklentiyle attığını duyabiliyordum
Çocuğa bir şeyler söyleyip kadınla vedalaştıktan sonra çıkışa doğru yürümeye başladı yanıma gelince kafasını kaldırıp gözlerime kısa bir bakış attı ama o bakış varya....
Gözleri sanki gözlerime hücum etmişti... O parlayan kara hareleri kalbime bir sıcaklık yayılmasına neden olmuştu beynim karıncalanırken boğazım kurudu o kısacık bakıştan sonra yoluna devam etmiş ve gitmişti...
İçli bir nefes bıraktım neden böyle olmuştum ki ben? O gözler neden bedeninim irkilmesine sebep olmuştu?
Sanki tüm sinirim kaybolmuş ve yerini derin bir huzura bırakmıştı nefeslerim ağırlaşmış büyük bir rahatlık yayılmıştı gergin bedenime
Bir süre düşündüm ve geldiğim gibi geri döndüm adam falan umrumda değildi tek düşündüğüm az önce gördüğüm gözler ve o dudaklardı..
Dışarı çıktığımda Semih arabama yaslanmış kapıda beni bekliyordu
"Eee adam nerde abi?"dedi etrafa bir bakarak herkes evlerine dağılmış kimse yoktu
"Semih siktir et oğlum galiba çok fena sıçtık" dedim birden bire üzerime çöken sakinlikle
"Neden ki abi?" Dedi gözleri anlamazsınca bakıyordu bana
"Boşver" derin bir iç çekerek arabaya doğru yürümüştüm
"Hee bide bu okulun tüm öğretmenlerini tek tek araştır ve bana getir 3 günün var Semih"diye de ekledim
"Emredersin abi" dedi yine sorgulamayarak fazla soru sorulmasını da sevmezdim o da bunu bildiği için çok üstlenemezdi
Semih'te arabaya binip eve doğru sürdüğünde gözlerimin önüne sadece o gözler geliyordu sanki hiç gitmemişti
O gece ve ondan sonraki tüm günler sabah akşam sadece onu düşüneceğimden bir haber varmıştım eve
İçimdeki merak ve kalbimin solundaki acı artık dayanılamaz hale geldiğinde 3 gün geçmişti Semih tüm öğretmenlerin bilgisi önüme serdiğinde hepsinin fotoğraflarına bakarak onu buldum...
Ahsen Coşkun 22 yaşında öğretmen anne ve babasını 6 ay önce kaybetmiş tek yaşıyor mesleğine sahip olduğu günden beri Orkide Anaokulunda öğretmenlik yapmış çocuklara ve ailesine olan zaafları ile okulda sevilen bir öğretmendi
Tüm bilgileri okudum bitti tekrar okudum tekrar ve tekrar... önümüzdeki günlerde onların her bir harfini ezberleyeceğimden habersiz...
O gün sadece merak ettiğim için araştırmıştım ama sonradan bu bende bir takıntı haline gelecekti
"Ya aklımdan silineceksin ya da sonsuza kadar benim olacaksın Ahsen Coşkun..."
⚜️
•Günümüz•
Evden hızla ayrıldım çünkü bu sinir ile daha fazla kalsaydım zarar verecektim düşen saç teline kıyamadığım kadına
Çocukluğumdan beri bu sikik şeye sahiptim kontrol edilemez bir sinir hastalığına...
Bana karşı yapılan en ufak bir itaatsizlikte tüm hücrelerim sinir ile dolardı tedavi edilmesi gereken bir şeydi biliyorum ama dezavatajları avantaja çevirmeyi iyi bilen bir insandım ben yani bir çok kişinin sorun olarak gördüğü bu huyum bana yaptığım işte ve düşmanlarıma karşı üstünlük kazanmamı sağlıyordu
Sabahta ben onun bana biraz daha yaklaşmasını deli gibi isterken Ahsen'in benden uzaklaşması beni çok sinirlendirmişti benim her bir hücrem onu biraz daha hissetmek isterken onun yaptığı...
Arabaya bindim ve depoya doğru sürdüm acilen sinirimi çıkarmam lazımdı bunu da neden kendi yöntemlerimle yapmayayım ki?
Depodan çıktığımda saat 5'i geçiyordu tüm vücudum yine gerilmişti ama kafamı bir türlü boşaltamamıştım
Çalan telefonum ile cebimden çıkardım ve kulağıma koydum arayan evi koruması için görevlendirdiğim korumalardan biriydi
"Söyle lan!" Dedim tersçe
"A-abi Ahsen Hanım kayıp" titreyen sesiyle dedikleri tüm dünyamı alt üst etti sanki
Kan beynime sıçramıştı ne demek kayıptı lan benim kadınım!
"Ne demek kayıp lan!? Ne demek!? Siz ne sikime orda duruyorsunuz o zaman!" İnanılmaz yüksek çıkan sesim ile hızla konuştu ellerim titriyordu soğuk havaya rağmen içimdeki öfkeden alnım terlemişti
"Abi Ebru'ya başım ağrıyor korumalar ön tarafa çıksın demiş Ebru az önce ilaçlarını vermek için gitmiş ama yokmuş pencereden de çarşaf sarkıyormuş" dedi hızlı hızlı anlatarak
"Tamam kapat amına koyayım kapat geliyorum!" Dedim öfkeyle ardından telefonu cebime koyduğum gibi arabaya bindim
Eve sürerken ellerim öyle bir titriyordu ki gözlerim bulanıklaşmış direksiyon hakimiyetini kaybediyordum arada mantıklı düşünemiyordum nasıl benden kaçardı lan nasıl!
Evet ben aşık olmuştum Ahsen'e bunu anlamam geçte olsa anlamıştım ama ben daha onu sevememiştim tanıyamamıştım hele de kaçma düşüncesi beni ona karşı büyük bir sinire itiyordu ve hiç yapmak istemediğim şeyleri yaptırıyordu bana
Eve geldiğimde tüm korumalar sıraya dizilmişti aralarında fısıltı şeklinde konuşuyorlardı ve sararmış yüzlerinden anladığım kadarıyla büyük bir korku içindeydiler içimde kopan fırtınalara rağmen ellerimi cebime koyarak büyük bir sakinlikle önlerinde volta attım
"Odanın altı için görevlendirdiğim kişiler ortaya çıksın hemen!" Sert ve yüksek çıkan sesimle hepsi dönüp birbirine bakmıştı
Ama kimseden bir hareket görmedim hepsinin korkudan titrediğini görebiliyordum bu beni daha da sinirlendirdi benim adamım hiç kimseden korkmamalıydı!
"Çıkacak mısınız ortaya yoksa ben bu evi siz içindeyken yakayım mı hmm!?" Gür sesimle beraber artık saklanmamaya karar vermişlerdi çünkü o iki kişi ortaya çıkmasa diğerleri kendilerini düşünerek onları ele verecekti
O iki kişi sessizce ama büyük bir korku ile ortaya çıktı öyle tedirgindiler ki yüzleri sapsarı olmuştu ellerinin titrediğini görebiliyordum
"Siz misiniz!?" dedim korkunç bir sakinlikle kafamı hafifçe sola doğru yatırarak
"E-evet Aslan Bey" diğerine göre biraz daha cesur olanı konuşmuştu
"Semih koçum gel buraya"dedim arkama doğru bağırarak içimdeki yangın öyle büyüktü ki ciğerimi yakıyordu
"Buyur abi" dedi yanıma doğru koşarak önüme geldiğinde ellerini önünde bağladı ve büyük bir ciddiyetle vereceğim emri bekledi
"Herkese bir bıçak getir koçum"dedim arkamda ki bir tabur adamı göstererek
Semih hepsine bıçak verdiğinde yavaşça köşede duran ipi aldım ve ortadaki 2 korumayı bağladım öyle korkmuştular ki bana karşı bile çıkmamıştılar
"Şimdi siz hepiniz beni iyi dinleyin! Her birinize bir hak veriyorum hepiniz arkadaşlarınızın bir yerinden bir parça alacaksınız! Benim emrime karşı gelme cesaretini kimden almışlar bir görelim bakalım! Hadi beyler sahne sizin! Önlerinde bir oraya bir buraya doğru giderek dediklerimle ortadaki ikilinin buz kestiğini gördüm
Emir verdiğim adamların hepsi önce birbirlerine baktı ama hiçbiri bir adım atamadı gözlerimi sinirle bir kaç saniye kapatıp başımı geriye doğru atmıştım
"Eğer yapamayacak varsa söylesin onuda bağlayayım! bu hepinizin dersi oldu artık bu ders size bana itaatsizlik etmemeniz gerektiğini çok güzel anlatacak bence!" Dedim ellerimi iki yana açarak
Hepsi korku ile yutkunmuştu ama kararlılığımı görünce önce bir kaç kişi ardından hepsi dediğim şeyi yerine getirmeye başladı
"Semih sen başlarında dur birinin bile eli titrerse hepsini vur! Benim korkak adamla işim yok!"dedim sertçe
Ardından içlerinden bir kaç kişiyi alarak ormana çıktım şimdi sıra kalbimin solundaki sızının kaynağını bulmak vardı
Hava karardığı için elimizde fenerler ile arıyorduk Ahsen'i yaklaşık 2 saate yakın aradıktan sonra artık delirecek gibiydim hiçbir yerde yoktu ve bu benim için korkunç bir kabustu ormanın üstündeki bir taşa oturup yüzümü ellerimin arasına aldım konu o olduğu zaman aklımda duruyordu mantığımda biraz toparlanmam lazımdı ardından tekrardan arayacaktım ve onu bulmadan da geri dönmeyecektim!
"Abi burda bir kadın var yerde yatıyor" aniden bana seslenen adamlardan biri ile hızla kalktım oturduğum yerden
İçimdeki keskin korkuyla dediğin yere gittiğimde gördüğüm manzara ile nefesimi tutmuştum
Ahsen yerde cansızca yatıyordu...
Bir an kalbimin durduğunu hissettim varlığı devam ediyordu ama atmıyordu sanki bana karşı çıkıyordu hızla önünde çöktüğümde soğuk bedenini kendime doğru çektim ve sürekli düşüp duran kafasını yüzüme kaldırdım
"Ahsen aç gözlerini birtanem buradayım aç hadi"diye bağırdım endişeyle ona bir şey olsaydı ne yapacaktım ben?
Yanaklarına hafif hafif vurdum nefes alıp almadığını kontrol ettim bilincini açmaya çalıştım ama hala cansızca yatıyordu hemen kucakladım onu ve bağırdım
"Hemen arabayı getirin çabuk!" O kadar yüksek sesle bağırmıştım ki sesimin ormadan yankılandığını duydum telaşlı halim ile elleri ayakları birbirine giren adamlar hızla koşarak arabayı yanımıza getirdi
Araba geldiğinde kucağımda onunla beraber arabaya bindim bedeni her geçen saniye daha da soğuyordu ve bu aklımı kaçırmama sebep olacaktı sanki..
"Ahsen... Aç gözlerini yavrum mahrum etme beni o gözlerden..." Hala yanaklarına vurarak ayıltmaya çalışıyordum vucudunda gözle görülür bir hasar yoktu sadece kafasının arkası biraz kanıyordu o da vir bir yere çarptığı içindi sanırım
Arabanın yolda çıkardığı sağır edici teker sesleri içinde hastaneye ulaştığımızda bedenini tutan ellerimin titrediğini hissediyordum
Hala kucağımdaydı ve bedeni buz gibiydi...
"Ahsen ne olursun aç gözlerini güzelim ne olur..."
⚜️
Gözlerimi aralamaya çalıştım ama bu o kadar zordu ki sanki gözlerimin üzerinde kocaman bir kamyon vardı başım çatlıyordu her yerim ağrıyordu
Ee nerdeydim ben şimdi en son kaçmıştım o pisliğin elinden?
Büyük uğraşlar sonucunda gözümü sonunda açabilmiştim ama tam tepemdeki ışık çok rahasız ediciydi yüzümü buruşturdum
Anladığım kadarıyla burası bir hastane odasıydı biraz hareket etmeye çalıştım ve elimi kapatıp açtım ama elimin içinde sıcak bir şey vardı parmaklarımı oynattım bir kafaydı bu
Hafifçe doğrulup baktığımda Aslan'ın kafası olduğu gördüm alnını avucuma koymuş ve galiba uyumuştu
Biraz daha elimi oynattım temasımı hissedince aniden kafasını kaldırdı ve gözlerime baktı gözleri kızarmıştı ve uykusuz yorgun olduklarını bas bas bağırıyorlardı
"Uyandın mı birtanem?" Sorusu ile yüzümü buruşturdum tekrardan her yerim ağrıyordu çünkü
Birtanem mi? Ne oluyorduk ulan nerden birtanen oluyorum senin demek istedim ama dilimi ısırdım
Ağırca kafamı salladım hala başım ağrıyordu ama ona güçsüzlüğümü gösterecekte değildim
Ama sonra bir şey oldu beni büyük bir şaşkınlığa sokan bir şey
Aslan aniden kalktı ve kollarını bana sararak sıkıca sarıldı bana.. beni kendine öyle çok bastırıyordu ki göğsünden içeri sokmak ister gibi...
Doğruyu söylemek gerekirse şok olmuştum bu yüzden bir kaç dakika tepki veremedim
"A-Aslan bırak ne yapıyorsun" bir kaç kelimeyi zar zor yan yana dediklerim ile daha çok sarıldı bana
Başını boynuma gömdü ve derin derin nefesler aldı yalnız bu yakınlıktan dolayı daha yoğun aldığım kokusu tüm bedenimi gevşetmişti sanki
"Çok korktum Ahsen sana bir şey oldu diye" içindeki korku sesine de yansımıştı içi yanıyor gibi çıkıyordu sesi
Kokusuna ve tavrına daha fazla dayanamayarak bir kaç dakika sarılmasına izin verdim çünkü çok yorgundum kavga edecek halim yoktu onunla ayrıca biraz sarılmak ne yalan söyleyeyim banada iyi gelmişti bu her ne kadar bir katilin kollarında olsa da...
"Aslan tamam yeter"dedim bir kaç dakika sarıldıktan sonra izin vermiştik de bir yere kadar yani!
Ağzından değişik bir mırıldanma çıkararak boynuma bir öpücük bıraktı ve ayrıldı teması ile tüm tüylerim diken diken olurken irkilmiştim
"Şimdi gelelim asıl konuya sana bir şey olacak diye ne kadar korksam da bu sana kızmayacağım anlamına gelmiyor benden neden kaçtın Ahsen?" Dedi ilk defa benimle iletişim kurarken sinirli değildi
"Çünkü senin gibi bir manyak ile bir ömür geçirmek istemiyorum benim bir işim var hayatım var arkadaşlarım var ömrümün sonuna kadar o lanet evde kalamam anlıyor musun beni senden nefret ediyorum ve seninle bir ömür geçirmek istemiyorum!" Dedim buz gibi bir nefretle
Gözlerinde ilk defa ifadesizlik ve sinir dışında bir duygunun geçtiğini gördüm; kırgınlık...
Bu sözlerim onu kırmıştı ama neden?
Neden beni evinde tutuyordu? Neden ondan nefret ettiğimi söylemem onu kırıyordu ki?
Gözlerindeki kırgınlık sadece bir kaç saniyelikti sonra yerini öfkeye bıraktı
"Beni çıldırtma Ahsen! Benimle kalacaksın diyorsam benimle kalacaksın bitti!" Dedi yüksek sesle
hayvan yine öküz gibi bağırmıştı!
"Aslan sürekli bana bağırıp durma! Başımı ağırtma senin kuklan değilim ben!" Dedim bende ondan geride kalmayarak bağırmıştım
"Öylesin lan kuklamsın tamam mı ben ne istersem onu yapacaksın" bana yaklaşıp kısık sesiyle bana meydan okuması sinirlerimi bozarken elimin tersiyle sertçe ittim onu
"Ne halin varsa gör Aslan ama bunu sakın unutma senden nefret ediyorum ve bu hep böyle kalacak" dedim ve arkamı dönerek uyumaya çalıştım
Bir kaç dakika homurdandı ve en sonunda çıkıp gitti ohh be dünya varmış yaa!
Gitmesi ile bende ayağı kalktım ve odanın tuvaletine girdim aynadan kendime baktığım zaman görüntü tam bir faciaydı
Kafamda sargı bezi ve kaşımda yara bandı vardı ayrıca yüzüm gözüm de şişmişti
Elimi yüzümü yıkadım ve odaya geri döndüm etrafa bir bakış attım kaçabilicek bir yer var mı diye ama oda baya yüksek bir kattaydı
Kapı yavaşça açıldığında Aslan odaya tekrardan girmişti arkasında da bir doktor vardı
"Nasıl hissediyorsunuz Ahsen Hanım" dedi doktor nazikçe
"İyi gibiyim ama başım çok ağrıyor" dedim tamamen yalandı her yerim ağrıyordu
"Bu gibi vakalarda bu durum gayet normaldir Ahsen Hanım tomografinize baktın ancak herhangi bir sorun ile karşılaşmadık isterseniz taburcu olabilirsiniz" dedi
"Evet lütfen çok isterim"dedim hızla
"Pekala ben işlemleri hazırlıyorum hemşire de birazdan gelip serumunuzu çıkarır" dedi ve elindeki deftere bir şeyler not aldıktan sonra kapıdan çıktı
Doktorun çıktığı an Aslan ile göz göze gelmiştik ağır adımları ile bana doğru geldi ve yanıma oturdu bir kaç dakika sessiz kaldık
İkimizde hiç konuşmuyorduk odada sadece ağır düzenli nefeslerimiz duyuluyordu hem ne konuşacaktık?
Kapı gürültü ile açıldığında mavi önlüklü bir hemşire gelmişti çok sinirli ve asabi birine benziyordu işinden nefret ettiği yüzünden bile belli oluyordu yani
Bir insanın sevmediği mesleği yapması işkence olmalıydı ben bu yüzden küçüklüğümden beridir hayal ettiğim mesleği seçmiştim her ne kadar şimdi yapamıyor olsamda...
Hemşire yanıma gelip kolumu elleri arasına aldı kelebeği tuttu ve bir kaç kez çekiştirerek serumu çıkarmaya çalıştı ama o kadar sert yapıyordu ki canım çok acıyordu
Şu lanet serum neden çıkmıyordu kolumdan!? Uzun süre kaldığı için iyice yapışmış olmalıydı
"Ahh... Hanımefendi çok acıyor biraz daha yavaş yapsanız olur mu?"dedim
Ama yüzüme bile bakmadı en son acıdan gözümden yaş geldiğinde tekrar çekiştirecekti ki Aslan elini koluma koyarak engel oldu ona
"Tamam sen bırak belli ki yapamıyorsun ben hallederim!" Dedi sert ama mesafeli bir şekilde
Hemşire kafasını kaldırıp büyük gözlükleri altından ikimize birden bakmış ve bir şeyler homurdanarak odadan çıkmıştı
Aslan yavaşça bana döndü ve köşedeki masada duran kolonyayı alarak biraz koluma döktü ardından da nazikçe serumu çıkardı ve köşedeki çöpe attı
Biraz kolumu inceledikten sonra eğildi ve iğnenin girdiği yere yumuşacık bir öpücük kondurdu nefesi o kadar sıcak ve ferahtı ki tüylerim diken diken olmuştu vücudumdaki her bir nokta titredi adeta
Kafasını kaldırarak gözlerime bakmaya devam etti hiçbir şey konuşmuyor sadece gözlerime bakıyordu orda bir şeyler arıyormuş gibi bende bakışlarına aynen karşılık verdim onun gözlerinde anlayamadığım bir duygu vardı şefkat gibi ama değil de hasret gibi ama daha da derini benimkiler ise saf bir nefret ile kaplıydı
Küçük masum ve tatlı bir kedi yavrusuna bakar gibi bakıyordu bana...
"Hadi çıkalım"dedi sakin ve şaşırtıcı bir şekilde yumuşak çıkan sesiyle
"Tamam" dedim onaylayarak zira hiç gücüm kalmamıştı sanki hepsi tükenmişti her yerim çok ağrıyordu çünkü
Üzerime doğru geldiğinde ondan çekinip biraz geriye doğru adımlamıştım ki aramızdaki mesafeyi sıfıra indirerek birden beni kucağına aldığında panikle boynuna tutundum
"Ne yapıyorsun Aslan!?" Dedim sertçe iyice bozmuştu ama bu adam! Her fırsatta böyle un çuvalı gibi taşıyamazdı beni
"Başın döner güzelim arabaya kadar taşıyayım" dedi nazikçe neler duyuyordum ben bugün Allah'ım rüya falan mıydı bu acaba?
Gerçi haklıydı da her ne kadar tedavi de görsem başım hala dönüyordu ayrıca gözlerimdeki ağırlık hissiyle beraber uykumda vardı biraz çekindim ondan ama yavaşça başımı boynuna koyup gözlerimi kapattığımda yoğun kokusuyla gözlerim anında kapanmıştı inanılmaz güzel bir kokusu vardı kendisinin tam tersi derin bir huzur veriyordu insana odadan çıkıp asansöre bindi ve arabaya doğru yürüdüğünü hissetmiştim
Benimle beraber arka koltuğa oturduğunda bile beni yerimden bir milim bile oynatmayarak kucağına almıştı elleri belimi o kadar sıkı tutuyordu ki sanki hiç bir tehlike ile beni başbaşa bırakmak istemiyor gibiydi ağır hareketler ile kafamı boynuna sürdüm ve boynunun sıcaklığına sığınarak huzurlu bir uykuya daldım içimde ona karşı kocaman bir korku ve güvensizlik vardı ama şuan tek istediğim biraz dinlemekti...
Ağrıyan gözlerimi tekrardan açtığımda eve giriyorduk hala beni kucağında sıkı sıkıya tutuyordu kapıdan girdiği an iyice ayılmıştım artık
"Uyu güzelim biraz daha" dedi yumuşak bir ses tonu ile hastanede adamları mı karıştırmıştım ben?
"Cık uykumu aldım" dedim yutkunarak
"Tamam eve geldik bırakabilirsin beni Aslan" diye de ekledim ters çıkan bir sesle sabırda bir yere kadardı yani!
İyice eğilip saçlarımın arasına kafasını gömdü ve derin derin nefesler ile kokumu içine çekti biraz
"Tamam Aslan bırak!" Dedim sinirle bana yavaştan geliyorlardı çünkü
Allah'tan beni şaşırtacak bir şekilde beni dinledi ve saçlarıma yumuşak bir öpücük bırakarak beni dikkatlice yere indirdi dengemi sağladığıma emin olana kadar da büyük ve dövmeler ile kaplı elini belime sardı
Galiba dövmeleri çok seviyordu çünkü yüzü hariç bedeninin her yerinde küçüklü büyüklü dövmeler vardı ama onun o korkunç ve kasvetli çekimine yakışmıyor da diyemezdik özellikle elindekiler ile verdiği mood karakteri ile paraleldi
Kendimi yorgunlukla koltuğa bıraktığımda Aslan da siyah ceketini çıkararak koltuğun koluna bırakmıştı ki içeri Ebru girdi
"Yemek hazır Aslan Bey" dedi sıcak bir sesle ardından da ona baktığımı farkedip bana samimi bir gülümseme gönderdikten sonra mutfağa döndü gerçekten de çok iyi bir kıza benziyordu Ebru
Televizyonun yanındaki ayaklı saate baktığımda epey geç olduğunu gördüm galiba uzun süredir baygın yatıyordum da kaç saat uyuyordum tam bilmiyorum
"Hadi Ahsen bir şeyler yemem lazım ilaçların için ha bu arada uyuduğun süre boyunca kalp ilaçların damardan verildi sana" Aslan'ın dedikleriyle kafamı ağırca aşağı yukarı salladım
"Sen bende kalp hastalığı olduğunu nerden biliyorsun Aslan ilk geldiğimde de vermişlerdi bana?" Dedim ters çıkmasın diye büyük uğraşlar verdiğim sesimle cidden merak ediyordum çünkü
"Sen daha benim nasıl bir adam olduğumu tam kavrayamadın galiba her şeyden ve herkesten haberim vardır benim yakında daha iyi görürsün bunu" dedi gözlerinde bundan gurur duyan bir ifade yoktu ama kendine güvendiği kesindi ayrıca tavrına bakılırsa da göz korkutmak için yaptığı bir blöf değildi bu yüzde yüz doğruydu...
"Ya ben yemek yemek istemiyorum midem bulanıyor" dedim hafif nazlanır bir tavırla bu kadar canı tatlı bir insan olmayı ben seçmemiştim
"Hayır olmaz öyle yiyeceksin yoksa zorla veririm!"dedi kaşlarını çatarak asla yapmaz böyle bir şey diyemiyordum ayrıca hafiften ciddileştiğini de hissediyordum ama damarına basmaktan da geri kalmadım
"Yoo... neden olmasın benim bedenim ben söz sahibiyim üzerinde"dedim rahatça arkama yaslanarak
Derin ve içli bir nefes vererek gözlerini kapattığında sinirlendiğini anlamıştım gözlerini tekrardan açtığın kara hareleri mümkünmüş gibi daha da koyulaşmıştı sanki ağır adımlarla yanıma yaklaştı ve dudaklarını hafifçe dudaklarıma sürterek kulağıma dayadı
"Bir gün bedenin de bana ait olacak aynen kalbinin olacağı gibi" dedi boğuk ve tok bir sesle
Ben kalın sesinin etkisiyle istem dışı ağırca yutkunduğumda kulağımın altına küçücük bir öpücük bıraktı öyle ufaktı ki dudaklarının sıcak ve yoğun baskısı olmasaydı hissedemezdim bile
Düşünme duygumun kaybolduğunu hissediyordum tüm bedenim uyuşmuş ve tüylerim diken diken olmuştu sanki hafifçe geri çekildiğinde bir kez daha yutkundum
"Hadi yiyelim artık şu yemeği" dedi pis pis sırıtarak ondan etkilenmem hoşuna gitmişti
Alçak adam tepki veremez hale gelmiştim işte hoş muydu!? Banane yaa bende artık kullanacaktım bu yolu çünkü acil bir şekilde bir şey istemem lazımdı ondan
Arkadaşım Bade ile konuşmam lazımdı annem ve babam ailelerinin istemediği bir evlilik yaptığı için her iki tarafında akrabaları onları yok saymış ve aileden atmıştı bu yüzden hiç kimsem yoktu annem ve babam öldükten sonra çok yalnız kalmış ve bunalıma girmiştim işte o aralar Bade ile tanışmıştım ve o günden sonra Bade benim her şeyim olmuştu
Beraber masaya geçtik ve yemek yemeye başladık o yine baş koltuğu kurulurken ben solundaki koltuğa çökmüştüm boş yere kavga çıkarmaya gerek yoktu her yerim ağırırken onun saçma sapan tavırlarıyla uğraşmazdım çünkü!
"Aslan bir şey soracağım ama eğer özel değilse... Ailen nerde senin?" Dedim çekinerek ama merak etmiyorda değildim
Kafasını ağırca yemeğinden kaldırdı ve içine kocaman sıkıntılı bir nefes alarak bir kaç saniye yüzüme baktı gözlerine garip bir şekilde ağır bir pusu yerleşmişti
"Ailem yok benim tek başımayım"dedi sesinde hüzün seziyordum ama tabikide yüzü her zamanki gibi ifadesiz kaşları ise çatıktı
"Anladım... Benimde yok" dedim neden ona bu bilgiyi vermiştim bilmiyorum ama senin acının benzerini yaşıyan birine yaranı açmak çoğu zaman insanın üzerideki yükü biraz hafifletirdi...
"Biliyorum..." dedi sadece
Galiba onun için hassas bir noktaya parmak basmıştım çünkü bu sorudan sonra sustu ve sessizce yemeğine devam etti bende bir daha hiçbir şey sormadım sadece karnımı doyurdum
Yemekten sonra Aslan salondaki koltuğa oturarak telefondan birileri ile konuştu karşıdaki kimdi bilmiyorum ama bu kadar küfürü hakedecek ne yaptığını çok merak ediyordum fakat tabikide sormadım bir süre telefonla bir kaç kişiyle daha konuştu anladığım kadarıyla illegal işlerle meşgul olduğunuz sürece günün her saati birileriyle görüşmek işleri halletmek zorundaydınız neyseki benim böyle bir problemim yoktu
Telefonla konuşmasını bitirdikten sonra yorgunca arkasına yaslandı ve televizyon izlemeye başladı bende aklımdaki planı devreye koymak için mutfağa gittim ve bol köpüklü bir kahve yaptım yanına da bir kaç tane lokum koyarak salona doğru geri döndüm
Aslan hala televizyon izliyordu ekranda oynayan haberleri gördüğümde ne kadar da vizyonsuz bir gece planı diye geçirdim içimden ama iyi bir mafya olmak için ülkedeki ve dünyadaki en ufak olaylardan bile haberdar olmak gerekiyordu galiba gözlerimi devirerek yanına yaklaştım ve kahveyi önüne uzattım
"Nasıl seversin bilemedim ama sade seversin diye düşündüm"dedim kafasını kaldırıp gözlerime baktığında şaşırdığını anlamıştım o ifadesiz sert yüzü kısa bir anlığına sekteye uğramıştı
Tek kaşını havaya kaldırdı ve muzipçe bana baktı
"Sen mi yaptın?" Sorusuyla hafifçe gülümsedim
"Evet niye ben yapamaz mıyım ordan eli hiç iş tutmayan birine mi benziyorum?" Dedim dalga geçerek
Allah kimseye onu kaçıran adam ile normal bir akşammış gibi espri yapan birinin iç sesi olmayı nasip etmesin! Dedi içimdeki ses
"Yok öyle değilde bana kahve yapmazsın diye düşündüm" dedi açıkça haklıydı yanımda ölse bir tas su uzatmazdım da hepsi Bade içindi işte
"Niye yapmayacakmışım sende bir kahveyi hakediyorsun bence" dedim hafif kırıtarak bu halime daha da şaşırırken küçük bir kıkırtı çıktı ağzımdan
Kahvesini aldı ve gözlerini gözlerimden ayırmayarak içmeye başladı galiba beğenmişti çünkü ilk yudumu aldığı an ağzından sevdiğine dair bir nida döküldü
"E hani tuzlu değil bu?" dedi bide pis pis güldü
Ayı! Çok komik olduğunu zannediyordu herhalde
"Ama ellerine sağlık çok güzel olmuş güzelim hep isterim ben artık bunu"dedi muzip bir sırıtışla arkasına yaslanarak
Bir bacağını diğerinin üzerine atarak kahvesini içmeye devam etti
"Aslan bir şey sorabilir miyim?"dedim isminin son harfini uzatarak biraz da cilve kattım sesime
Nefes alışverişleri anında sıklaşırken içli bir nefes aldı şoktan şoka girdiğine yemin edebilirdim ama ciddi yüzünden dolayı kanıtlayamazdım
Ayy kesin işe yarayacaktı bu plan daha şimdiden belliydi
"Söyle yavrum..." dedi yoğun bir sesle yalnız yavrum mu demişti o?
"Aslan benim arkadaşım var bir tane adı Bade acaba rica edersem yarın buraya davet edebilir miyim onu?"dedim tatlı tatlı gözlerimi kırpıştırarak inşallah nöbet geçiriyorum zannetmezdi
"Hayır hayır asla olmaz Ahsen sana güvenmiyorum ya yine kaçarsan?" Dedi hızla sesi bunun mümkün olmadığını vurgulayan bir tınıdaydı
Yavaşça yanına oturarak ona doğru döndüm ve önüme gelen saçlarımı gözünün içine bakarak arkama doğru savurdum gözleri açıkta kalan omzum ve boynum arasında kısaca gidip gelmişti ama gözünün ucuyla bakıyordu sadece ayrıca gözleri ilgiyle beni izlerken her hareketimi dikkatle inceliyordu...
Ellerimi yavaşça göğsüne koyarak kafamı boynuna yaklaştırdım avuçlarım altındaki kalbi göğüsünü parçalayacak kadar hızlı atarken kafasını hafifçe kaldırarak kafamı boynuna koymama izin verdi önce sıcak nefesimi verdim tenine doğru ardından da küçük sulu bir öpücük bıraktım boynuna
Ağzından çok küçük mırıltı şekilde bir inilti çıkarken başını geriye doğru atıp koltuğun sırtına dayadı ağzından çıkan mırıltı o kadar kısık çıkmıştı ki nerdeyse duyamamıştım ama bu çok fena etkilediğini gösteren bir ipucuydu sadece
"Lütfen Aslan çok sıkılıyorum hem çok merak etmiştir beni"dedim tahrik edici bir tonda fısıldayarak dudaklarımın hemen önündeki boynundan ağırca yutkunduğunu görmüştüm
"Hmm?"dedi boğukça şuan bedenindeki bütün kan beyni yerine başka bir yere akın ettiği için anlamamıştı böyle çarparlardı adamı işte!
Burnumu tenine sürterek kafamı boynundan yavaşça çıkardım bedeni resmen yanıyordu ayrıca bu kadar basit bir hareketimden neden bu kadar etkilenmişti anlamamıştım da bunların beyni bizimkinden farklı çalışıyordu kesinlikle
Bu sefer de dudaklarına yaklaştım ve temas etmeden fısıldadım "diyorum ki yarın Bade bize gelsin..." dudaklarımızın arasında bir santimden az mesafe vardı ve onun kapanmaya yüz tutmuş kısık gözleri dudaklarımdaydı gözlerindeki o har ateş burdan bile hissedilirken elimi bu sefer yavaşça sakallarını doğru götürdüm ve parmaklarımı içinden geçirerek sakallarıyla oynamaya başladım
"Hmm? haa... anladım tamam olur" dedi genizden gelen bir sesle ardından da ağırca dudaklarıma doğru yaklaşmıştı tam dudaklarıma kapanacağı anda kafamı yavaşça yukarıya doğru kaldırarak buna izin vermedim
İşte bu bee! Olmuştu bu iş sevdim bu ikna yöntemini kesin çözüm veriyordu en azından kısa bir süreliğine Aslan'ın aklını alıyordu
Ondan ayrılarak ayağı kalktım ve neşeyle bağırdım
"Ayy teşekkür ederim Aslan izin vereceğini biliyordum zaten" dedim neşeyle ondan izin almak gibi bir şey yaptığım için onu öldürmek istiyordum ama bir süre buna mecburdum galiba
Aslan'a baktığımda boş boş yere baktığını gördüm galiba ayarları ile oynamıştım adamın beyni eror verdi!
"Aslan... Şşt Aslan iyi misin?" Elimi gözlerinin önünden hareket ettirerek sorduğum soru ile kendine geldi
"Evet çok iyiyim yavrum" heh çok şükür dedi kanal geri gelmişti
Ağırca ayağı kalktı çok heybetliydi boyu çok uzundu ve bedeni de epey bir iriydi birden böyle karşıma dikilince ne yalan söyleyeyim korkmadım değil ama bana zarar vermezdi burda geçirdiğim zaman sarfında buna emin olmuştum yapacağı olsaydı çoktan yapardı yine de her ayağı kalktığında korkmuyor değildim
Biraz bana yaklaştı ve yanağıma tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu
"Ben gidiyorum işlerim var biraz sabah burda olurum kendine iyi bak"dedi sakince
Ne işi olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yoktu biliyordum hem ne böyle hesap verir gibi? Hani o istediğini yapardı kimseye de hesap vermezdi
Nerde o Tatar Ramazan havaları!
"Tamam... Hadi görüşürüz Aslan"dedim ve bende yanağından öptüm onu bu yaptığım hareketle derince gülümsedi ve ceketini üzerine giyip keyifle kapıya doğru gitti
Dahiyane bir planım vardı büyük oynayacaktım ama sonunda kazanan taraf da ben olacaktım karar vermiştim bu evden kaçamazdım ama kendi isteğimle onu terk edebilirdim
Önce onu sevmiş gibi görünecek tüm güvenini kazanacak ve arkama bakmadan gidecektim burdan!
Milyon tane filmde gerçekleşmişti bu plan azıcık ilham almaktan zarar yoktu bence birde derler filmler hayatımıza yön vermez direkt Godfather olmuştum da haberim yoktu benim!
Arkasından el sallarken yüzümdeki hin gülümsemeye engel olamadan sessizce mırıldandım
"Bakalım hangimiz galip geleceğiz Aslan Beyoğlu..."
•💖•
Ayayayayyaya ne bölümdü ama Aslan'ın şu hallerine de en az Ahsen kadar şaşkınım yalnız
Ee siz bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz bakalım yazın buraya
Bu arada oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın aşkolarrr sizi çok seviyorum🦢
Ayrıca kitabımızın Tiktok ve Instagram hesabı da bulunuyor orda duyurular ve editler var isterseniz takip edebilirsiniz (tiktok ve Instagram hesabı: aaolmazboyle)💞💋
