2. bölüm · AŞKIN KİLOMETRESİ OTOBÜSTE YAZAR
Bölüm 1
Daha sert mizaçlı bir şey arıyorsanız diğer kitabım "Akkaya Kıyılarına Vurmuş Bir Deniz Kızı'na"da lütfen göz atmayı unutmayın 💙💙
DENİZ'DEN
Sabah çalan alarmı kıvranarak kapattım. Gece geç saate kadar ayaktaydım. Yarın katılacağımız etkinlik uzun süreli olduğu için eksik eşya bırakmamaya çalıştım. Her şeyim hazırdı. Bugün okula serbest gidecektik kombinim akşamdan hazırdı. Umarım umduğum gibi üzerimde güzel dururda sorun çıkmaz.
İkindi vakitlerinde okuldan ayrılacaktık. Gideceğimiz yer on beş saatlik uzaklıktaydı sabah yedi gibi belki bir iki saat farkla ulaşacaktık. Hazırlıklarımı ona göre yapmıştım. Havalar ısınmaya başlayacaktı ilk günler için kalın şeylerde almıştım. Sonuçta ne demişler "Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır" kendi kendime güldüm. Atasözü deyimsel programım bittiyse artık hazırlanıp kahvaltı yapıp okula geçeyim.
Annemde içeriden seslendi
-Deniz kızım bir defa erken kalktığını göreyim. Eğer kalkmamış olursan akşam yemeği sende. Ona göre.
Annem klasik beni kaldırma manisi ile odama ilerlerken hemen kapının arkasına geçtim. Annem tamda açtı kapıyı.
-Deniz kız evden mi kaçtın? Ben sana koca bulurum kaçma evden. Hem sen uykudan uyanıp nereye kaçacaksın?
Annem beni her göremediğinde aynı senaryoları yazardı. Keşke senarist olsaydı da tüm Türkiye rahatlasaydık.
Neyse onu bir korkutayım da bir süre bana küssün. Belki o zaman onun bu elde kalmış senaryolarına maruz kalmam.
-Böö.
-Hay Allah seni kahretmesin ne o öyle sinsi sinsi yaklaşıyorsun. Yüreğime indirdin.
-Hem sen nasıl bu saatte ayaktasın? Doğruyu söyle evi mi terk edeceksin?
-Hayır anne tabikide hiçbir yere gitmiyorum bırak artık şunu.
-Hee dedim gideceksin akşam yemeğini yapta git diyecektim.
-Anne ya. Hiç vazgeçme tamam mı. Diyorum sana bir yardımcı tutalım. Kabul etmiyorsun.
-Neyse sen bırak şimdi beni takılıyorum ben sana. Sen doğruyu söyle bakayım seni bu saatte kaldıran şey ne?
-Ne?
-Aşık mısın?
-Ay ilahi anne ne alakası var. Erken kalkmak için aşka ihtiyaç mı varmış?
-Senin var valla Deniz'cim bu uyku koalalarda yok.
-Anne beni benzetmediğin hayvan kalmadı ya.
Dediğimde ikimizde güldük.
Annem bana bakıyordu. Hala bir açıklama bekliyordu.
-Anne kaç defa söylemeliyim bugün etkinlik yerine gideceğiz ya hazırlanıp okula gideceğim. Yoksa başka bir sebebi yok. En azından şimdilik.
Annemde gülerek bana bakıyordu.
-Neyse gel hadi kahvaltı hazırla karnım kazındı. Ali'de kalkmıştır zaten. Onu da bırakmayı unutma.
-Anne bugün bari sen bıraksan?
-Olmaz sen bırak dışarı çıkıyorsun zaten uğraştırma beni hadi. Yine iyisin çay suyunu ben koydum gerisi sende.
-Offff anne offff.
-Of denilmez anneye. Hadi hadi hayıflanma.
Annemle biraz daha iyi anlaşabilirdik. Ama onunla ancak espriye vurursam anlaşabiliyordum. Başka bir türlü onunla anlaşamıyordum. Ama olsun en azından gülüyoruz.
Hemen lavobaya gidip elimi yüzümü yıkadım. Aynada biraz kendime baktım ve kocaman gülümsedim.
Pijamalarımı değiştirmeden önce kahvaltı için bir şeyler hazırladım, annemin şükretmem için koyduğu suyla çayı demledim. Ali'de masaya oturmuştu.
-Ali'm ablam ben bir süre evde olmayacağım çok dikkat et kendine olur mu?
-Neden abla seni evde istemiyorlar mı?
-Ali'm bir tanem hiç olur mu öyle bir şey. Benim okulumun bizim için düzenlediği etkinliğe gideceğim bu bir iki ay sürebilir belki daha uzun.
-Yani geri geleceksin değil mi?
-Tabiki geleceğim bir tanem. Gelmez olur muyum.
Bir şey soracağım sen neden öyle düşündün neden beni evde istemesinler?
-Annem hep çok uyuduğunu söylüyor.
-Annemle biz şakalaşıyoruz. Sen annemin dediği her şeye evet de gerisine takılma. Annemle sen ben gelene kadar bir oyun oynayacaksınız. Sen ben gelene kadar anneme hep evet diyeceksin tamam mı hayır dersen oyunu kaybedersin.
-Sen gelene kadar çok değil mi abla?
-Evet biraz uzun sürecek ama ben senin kazanacağına eminim.
-Kazanırsam bana gelirken hediye alır mısın?
-Ali'm o nasıl söz ablam kaybetsende alırım bir tanem.
-Seni çok özleyeceğim abla.
-Bende seni fındığım. Hadi yap kahvaltını bende üzerimi giyeyim de çıkalım.
-Sen gitmeden kocaman sarılır mıyız?
-En kocamanından hemde. Deyip ona en güzel gülümsememle gülümsedim ve odama ilerlerken annem mutfağa geçti.
Siyah bol kot pantolunumu giyip üzerine sırt baskılı tişörtümü giydim, pek olmadı ama olsun rahat olmak önemli yolculuk yapacağız. Defileye çıkarken daha güzel oluruz.
Kendi kendime sırıtıp sırtıma uznanan saçlarımı iki yanda az az örüp arkada birleştirdim. Ceketim ve beremide aldım bazı sabahlar soğuk olabiliyordu. Soğuk olmasa bile dekor.
Son kez aynada kendime baktım. Etkinlik döneminin güzel geçmesini dileyerek odadaki bavulumu sırt çantamı kapının yanına koydum. Kol çantamın içine telefonumla şarj aletimi koyuduğumda kulaklığımda boynumdaydı.
Her şeyim tamdı umarım... Babamda uyanmış kahvaltı yapıyordu. Annemle sabah konuşmaları hep aynıydı. Ali kapıda beni bekliyordu. İçeriye seslendim.
-Baba anne gidiyorum ben.
-Sanırım duymadılar abla.
-Ya da duymak istemediler ablacığım. Neyse hadi biz gidelim.
Kapıdan çıktık taksi gelmişti. Kapıyı açtım Ali daha sonra ben bindik. Taksinin hareketiyle abiye yolu tarif ettim.
-----
-Ali'm ablam her gün konuşacağız tamam mı sen hiç merak etme ben seni hiç bırakmam. Sen benim söylediklerimi untuma yeter.
-Tamam abla. Sende beni merak etme ben senin kardeşinim.
-İşte benim Ali'm yaa. Hadi kocaman sarılalım da ben daha fazla geç kalmayayım.
Ali'nin boy hizasında eğilip o küçük minnak bedenine sardım kollarımı.
Onunda küçük elleri sırtımdaydı. Bir kaç dakikalık sarılmadan sonra yanaklarından kocaman öpüp ona el sallayıp tekrar taksiye binip bizim okulun adresini verdim.
----
Okulun önü kaynıyordu. Herkes bavul bavul eşya almıştı. Kızlar iki üç bavul erkekler bir sırt çantası. Hiç şaşmaz.
Okula vardığımda saat sekiz buçuktu. Düzenlemeler sebebiyle biraz okulun önünde bekleyecektik. Her şey hazır olunca otobüsümüz gelecek. Ve yolculuk başlayacaktı.
Okulda yakın arkadaşım yoktu ama genel olarak herkesle konuşurdum. Ama yolculukta tek oturmak en büyük temennimdi.
----
Zaman dolmuş her şey hallolunca otobüs gelmişti. Herkes kargaşa içerisindeydi.
Rehber öğretmenlerimizden Oğuz hoca kısa sürede yerleştirme işini halletti artık banada sıra gelmişti.
Eşyalarımı verip bende bana ait koltuk numarasına geçtim uzun otobüste arka taraflardaydım. Çoğunluk öndeydi tıklım tıklım.
Hocamız gerekli gereksiz bir sürü talimat verdikten sonra artık yolculuğumuz başlamıştı.
Aradan daha yarım saat geçmemiştiki Akkaya villasının önünde durmuştuk.
Hemen uğultular başladı.
-Hocam noldu?
-Neden durduk?
-Gitmiyor muyuz?
-Ne işimiz var Akkaya villasının önünde yaa. Hadi ama...
🚍🚍🚍
Arkadaşlar öneri ve yorumlarınızı lütfen belirtin ve bölümleri beğenmeyi unutmayınn 💫💫💫 🌠🌠🌠
