7. bölüm · Aşkın gözü kör

Bölüm - 7 Kütüphane

. Zözra

Derse hoca gelmedi ve bende Azra ile dışarı kolidora çıktım ve kimsenin olmadığı bir yerde tüm olayları konuştuk. Çok şaşırmıştı ve asla beklemiyordu bu kadar...
Teneffüs de yanına gidip, ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum. Bana ne söylicekti? Neden kütüphane?
Aklımdan geçenleri Azra'ya da söyledim;

"Bilemiyorum ama çok şüpheli geldi bana ya senden başka bir şey daha isterse? O değilde gerçekten gitmek zorunda mısın ki?"

"Knk gidicem mecbur. Yine bir teklifle gelirse kabul etmem zaten. Yeter yani abartmasın o da."

"Tamam birazdan zil çalıcak zaten de biraz geç git bari. "

"Tamam."

4 dakika sonra zil çaldı. Bende bir kaç dakika sonra kütüphaneye gittim.
Kütüphanenin kapısını açtım, çok fazla kişi görünmüyordu. Kütüphane yine de çok sessizdi. Gözlerim ister istemez yiğiti aradı. En arkada bilgisayaların olduğu tarafta oturuyordu. Doğruca yanına gittim. Beni görünce güldü ve yanında ki sandalye yi işaret etti. Yanına gittim ama tabiki yanına oturmadım.Hemen diğer yandaki sandalye ye oturdum.

Yiğit hiçbir şey demiyordu ve gittikçe sinirlerim bozuluyordu madem bir şey demicektin beni neden çağırdın ahmak!
Sadece yüzüme bakıp duruyordu. Daha fazla dayanamadım ve ayağa kalktım tam gidecektim ki elimden tuttu. Yine sadece bakıyordu. Bende elimi hemen çektim ve ;

"Ulan gerizekalı beni buraya sadece bana bakmak için mi çağırdın? Ne diyiceksen de artık!"
Dedim biraz yüksek sesle.

Yiğit parmağını dudağını götürdü ve " Şşşt burası kütüphane neden bağırıyorsun?" Dedi.

Ona doğru yaklaştım ve sadece onun duyabileceği şekilde fısıldadım:

"Kütüphanede olmamız beni susturabileceğin anlamına gelmez, Yiğit. Az önce Azra'nın yanında o lafları sayarken hiç de sessiz değildin."

Aramızdaki mesafeyi tamamen kapatmıştım. Gözlerindeki o çözülmez ifadenin içine bakarken öfkemden soluk soluğaydım.

"Ne diyeceksen hemen şimdi söyle ve sadede gel," dedim sesimi daha da alçaltarak. "Yoksa bir dahaki sefere sadece yumruk ile kalmam..."

Yiğit tam bir şey diyecek gibi oldu ama yine sustu. Sırıtıyordu sadece. Ondan uzaklaşıp gidicektim yüzümü ondan uzaklaştırdım ama bu sefer o bana daha fazla yaklaştı. Kalbim çok hızlı atiyordu o kadar ki neredeyse duyucak diye ödüm koptu, yanlış anlayabilirdi.
Yiğit git gide daha da yaklaşıyordu ben olduğum yerde dona kaldım. Yiğitin dudakları neredeyse benim dudaklarıma değeceği anda sadece yine güldü ve bana çok yakın bir şekilde yanımdan geçti ve gitmeden elime bir not tutuşturdu. O giderken arkama bile dönemedim yine oluyordu yine beni şok edip gidiyordu. Kendime geldim ve arkama döndüm ama o çoktan gitmişti.

Elimdeki nota baktım ve notu açtım. İçinde ;
"Ben rol yapıyordum ama sen beni anlayamadın, beni hemen diğer yüzeysel insanlar gibi yargıladın" yazıyordu.
Ne alaka şimdi ya ne alaka? Ne demek ki bu ? Gerçekten hiçbir şey anlamadım.
Acaba bizim arkamızdan konuştuğu günden mi bahsediyordu benim ne tepki vereceğimi görmek için miydi? Çok mu erken karar verdim onun nasıl biri olduğu ile ilgili ?

Kafamdaki sorular çığ gibi büyürken elimdeki notu sımsıkı sıktım. 'Yüzeysel insanlar falan...' diye mırıldandım kendi kendime. Beni onlarla bir tutmadığını, benden farklı bir tepki beklediğini bu şekilde mi anlatmaya çalışıyordu yani? Dudaklarımın neredeyse dudaklarına değeceği o anki nefesini ve sıcaklığını hâlâ tenimde hissettiğimi fark edince kendime kızarak hızla sarstım başımı. Yiğit tam bir kapalı kutuydu ve eğer bu da onun yeni bir oyunuysa, bu sefer ona kanmayacaktım. Ama o oyunu bozmak için bile olsa, o 'gerçeğin' ne olduğunu öğrenmem gerekiyordu.

Üstümdeki şaşkınlığı zorlukla atarak derin bir nefes aldım. Buruşan kağıdı montumun cebine sakladım; o küçük kağıt parçası sanki tenimi yakıyor gibiydi. Kütüphaneden çıkıp koridora adım attığımda tenefüs zili çoktan çalmıştı. Adımlarım beni istemsizce Azra'nın beklediği yere doğru götürürken yüzüme normal bir ifade takınmaya çalışıyordum. Ona kütüphanede olanları, hele ki o nefes kesen yakınlaşma anını asla anlatamazdım. Yiğit aramızda tehlikeli bir sır yaratmıştı ve işin kötü kısmı, bu sırrın beni yavaş yavaş içine çekmesine engel olamıyordum.