8. bölüm · AŞK DOKTORU

Küçük Sırlar...

Zeynep Zeynep

Sekizinci bölüm; küçük sırlar....

Sabah gözleri mi açtığımda, Güneş ışıkları pencereden sızarak yerde ince uzun çizgiler oluşturuyordu.
Gözlerimi ellerimle ovuşturdum.
Başımı yavaşça kaldırıp Berke baktım.
Dünki yaşananlardan dolayı yorulduğu için hâlâ uyanmamıştı.
Yada ben çok erken uyanmıştım.
Emin değildim, çokta düşünmedim.
Berkin üzerindeki battaniyeyi düzeltip duvarın yanına çöktüm ve onu izlemeye başladım.
Aklıma ilk günkü kaza gelmişti.
O kaza hakkında bilgi almak aklıma gelmemişti.
Çünkü polisler zaten küçük bir arada gelip ifadesini almışlardı.
Ama şimdi merak ediyordum.
O kaza nasıl olmuştu?
O sırada Berk hafifçe kipirdanmaya başladı.
Buz mavisi gözleri yavaşça açıldı.
Bu onun uyanisini ikinci görüşümdü. İlkinde zaten sarsarak uyandırmıştım. Ama bu sefer bir gariplik vardı.
Berkin eli uyanır uyanmaz önce yastigitnin altına gitmişti. Sanki bir şey kontrol ediyor gibi oldu.
Sonra beni görünce kaskatı kesildi. Kendine geldi. Elini hızla çekti.

- Günaydın doktor hanım....
Sen...benimi izliyordun?

Şaşırmıştım ama belli etmedim.

- Günayfın mühendis bey...
Evet seni izliyordum.

- Eğer hep böyle izleyeceksen hiç uyanmam doktor...

- sabah sabah çok romantiğiz mühendis bey?

- normalde değiliz.
Sana özel, yeni huy....

- hmmm, sen her tanıştığın insana özel huymu yaratıyorsun?

Ayağa kalktım. Sedyenin yanına gittim. Sedyede doğrulup oturdu ve uzun bacaklarını aşağıya salladı.
Önünde hafifçe eğilip işaret parmağımla çenesini yukarıya kaldırdım. Çapkınca gülümsedi. Ellerini sedyenin kenarlarına koydu. Buzavisi gözleri uykunun mahmurluğunu taşıyordu.
Dilini damağına vurdu.

- yok...sana özel...
Hoşuna gittimi?

- Çok...

- Çok...

Doğruldum.

- O halde...sen evine gidip kahvaltı yap, hazırlan...benim hastalarım erkenden başlıyor. Sinirle gecistiririm, hastalar bitincede seni ararım... Nasıl olur?

- Ev...evim...
Aslında bu gün bir kafede oturucam.

Doğruldum ve ayağa kalktı.
Odadaki lavaboyu kullanıp ceketini giydi.

- Ben gidiyorum doktor hanım...hastalar bitince ararsın.
Tamam?

- Tamam mühendis bey, hoşcakal...

Berk odadan çıkarken arkasından sadece adımlarını değil, kalbimin teklemesini de izledim. Kapı kapandığı an derin bir nefes verdim.
Ev kelimesini duyunca yüzünde buyük bir afallama ve hayal kırıklığı görmüştüm. Ayrıca yastığın altında sedye vardı. Eli tamamen gayri ihtiyari gitmişti.
Demekki her gün gidiyordu.
Bir insan her uyandığında gözlerini açmadan neden yastığın altina bakardı ki?
O sırada ceketinin cebinden düşen cüzdanını yerde gördüm.
İçimdeki ses bakmamı söylüyordu.
Yapmalımıydım?
Onun özeline saygısızlık olmazmıydı. Ama o kadar merak ediyordum ki.
Kendini tutamayıp yavaş adımlarla cüzdana ilerledim ve yerden aldım.
İçinde bir kimlit kartı vardı.
Ama daha çıkarmadan bir şey fark ettim. Fotoğrafının görünen kısmına odaklandım. İlk gün baktığım karttan farklıydı. Saçları farklıydı. Aynı kimlik değildi...bu gerçek olandı...
Hızla yerinden çıkardım. Fotoğraf tamamen farklıydı ama Berkti.
İsmine ve soyismine baktım.
Adı Berkti ama soyadı...
Donup kaldım ilk gün soyadının Tugay olduğunu söylemişti. Kimliktede öyle yazıyordu. Ama bu kimlikte....soyadı Karaca olarak geçiyordu.
Berk Karaca...
Aklıma bu isimle tek bir kişi geliyordu.
Telefonuma sarıldım. Arama motoruna Berk Karaca yazdığımda çıkan tek bir kişi vardı. Evet o Berkti. Karaca holding, ünlü veliahtı Berk...
Ağzım açık kalmıştı.
Ekranda duran fotoğrafa bakarken ellerimin titremesine engel olamadım. Karşımdaki fotoğrafta, her zaman üzerindeki o salaş sweatshirtler ya da deri ceket yerine, jilet gibi bir takım elbisenin içinde, soğuk ve ciddi bir ifadeyle bakan Berk duruyordu. Altındaki manşette ise büyük harflerle şu yazıyordu:

"Karaca Holding'in Veliahdı Berk Karaca Sırra Kadem Bastı! Babasının Dayattığı Ortaklık Evliliğini Reddetti."

Dizlerimin bağı çözüldü.
Yere oturdum.
Cüzdanı karıştırdım.
Aynı haberle ilgili bir gazete parçası vardı.
Birde fotoğraf vardı.
Fotoğrafta ortada Berk, Karaca holdingin sahibi Oktay Karaca, onun eşi Zümrüt Karaca ve ailenin küçük kızı Eflin Karaca vardı. O sırada kapı açıldı.
Gelen Bengüydü.

-Aylin hanım! İlk hasta geldi, içeride sizi bekliyor.
Siz iyi misiniz, yüzünüz bembeyaz olmuş?
...
Bu arada... Berk bey çıkarken pek bir gergindi, aranızda bir şey mi oldu?

- Yok bir şey Bengü. Sen odama git, hastanın yanına...geliyorum birazdan...

Sekizinci bölüm sonu...