2. bölüm · AŞK DOKTORU
İkinci bölüm: Tanışma
-Tamam bitti, geçti sakin ol.
-Sana yapma demiştim! Neden dinlemedin?
-Çünkü sizin iyiliğiniz için yapmak zorundaydım, alt tarafı bir iğne görende sanır etinden et kopardım.
-Her neyse, şimdi napıcaksınız?
-Serumunuz bitsin emar çekeceğim. Göğüs kafesinizde bir sorun olup olmadığını öğrenmem gerek, endişelenmeyin bu canınızı yakmayacak.
-Acımayacağını biliyorum doktor hanım cahil değilim.
-Cahil değilsiniz ama küçücük bir iğneden korkuyorsunuz şey bey...
-Mühendis.
- hmm demek mühendis siniz, ne mühendisi peki?
-İnşaat mühendisiyim.
Bir yandan bitmiş olan serumu nazikçe çıkartırken bir yandanda onu oyalamak için sohbete devam ettim.
-Soyadınız?
-Tugay, sizinki?
-Çiçek, Aylin çiçek.
- Belki ilerde soyadınızı tugay la değiştirirsiniz, ne dersiniz?
Sinirlenmiştim ama belli etmemeye çalışıyordum.
-çok şakacısınız, ah bu arada serumu çıkardım, şimdi sizi yavaşça çözüp emara alıcağım. Ama önce üzerinizde kolye vb. Varmı?
-Kolyem var bir de o sayılırmı bilmiyorum ama ceketimin kollarında Çelik detaylar var hemen kalkıp çıkarayım (kalkmaya çalıştı) ah.
-Hayır hayır siz kıpırdamayın ben nazikçe çıkarıcam.
Önce yatağın bağlarını çözdüm sonrada boynuna doğru ilerledim gerilmiş damarları oldukça belli oluyordu yavaşça kolyeyi çıkardım düz gümüş bir zincirden ibaretti ve düz beyaz tişört ünün üzerindeki siyah deri ceketine uyum sağlıyordu, sonra ceketini çıkarmak için hafifçe eğildiğimde gözlerim pantalonuna çarptı bel kısmına gümüş renginde bir kemer taktığı siyah kot pantolonu üzerine tam oturuyordu.hızlıca ceketide çıkarıp askıya astım.
-Tamam şimdi lütfen kıpırdamayın ben hemen sedye getireceğim bu sedye sabit.
- Peki.
Sedyeyi getirdiğimde bıraktığımda ki gibi uzanıyordu.
-Evet şimdi ben kolundan tutacağım sende yavaşça kalkacaksın sonrada sedyeye uzanacaksın anlaştık mı?
-Anlaştık.
Kolundan tutup ona destek olduğumda oda yavaşça kalkıp sedyeye uzandı biraz canı yanmış olsada bu normeldi.
-Hazırmısın gidelim mi.
-Hazırım.
Emar odasına geldiğimizde bir yandan kayıp gitmemesi için Sedyeyi tutarken bir yandanda kapıyı açtım çünkü yerler biraz kaygandı odaya girince Sedyeyi emar yatağına iyice yanaştırdım ve kolundan tutup kalkmasına yardım ettim oda tıpkı az önceki gibi yavaşça kalkıp yatağa uzandı.
-Evet şimdi ben dışarı çıkacağım sen kıpırdamadan Uzan olurmu, iki dakika sonra bitecek tamam mı?
-sen nasıl istersen doktor hanım.
Rahat olduğundan emin olduktan sonra ona küçük bir gülümseme gönderdim. Sonra kapıyı kapatıp dışarı çıktım kontrol düğmelerinin bulunduğu camlı odaya geçtim ve Berke baktım, kaderine razı olmuş bir şekilde sessizce uzanıyordu. Başlama düğmesine bastım ve sandalyeye oturdum. İki dakika boyunca ikimizde sessizce emarın bitmesini bekledik. Nihayet işlem bittiğinde sonuçlar bilgisayar ekranına geldi Berki kaldırmadan önce sonuçları dikkatlice inceledim pekte korkulacak bir şey yoktu bizim için sadece iki gün ardarda günde bir kere iğne olmakla kolayca iyileştirilebilecek bir güçsüzleşme vardı kemiklerde ama Berk için durum ne yazıkki böyle değildi çünkü onun en büyük düşmanı iğneydi. Fakat ona tedaviyi açıklamalıydım, buna mecburdum zaten tedaviye uymazsa hastalık ciddileşecekti. Hızlı adımlarla Berkin yanına gittim yanındaki sandalyeye oturdum.
- Emar bitti.
-Ee neyim var?
-Aslında ciddi bir durum değil, sadece kemiklerin biraz güçsüzleşmiş. o kadar. bununda basit bir tedavisi var.
-Neymiş o tedavi?
-Şey...
-Ney?
- iki gün ardarda birer tane...
-Evet
- iğne olmalısın.
Kelimeler ağzımdan hızlıca çıkıverdi sonra yaklaşık bir dakikalık bir sessizlik oldu sonrasında ise Berk konuşmaya başladı.
-Olmaz!
-Mecbursun yoksa ilerler ve ölüme kadar bile gidebilir, o iğneleri olmak zorundasın.
Onu hızlıca kaldırdım ve sessizce dış kapıya götürdüm tam kapıdan çıkacakken onu durdurdum.
-Şimdi gidebilirsin fakat yarın saat onda ilk iğneyi olmaya gelmezsen polisi arar ve intihar etmeye kalktı diye şikayet ederim duydun mu beni?
Sessizce arabasına bindi ve gitti, bunu yapmak zorundaydım göz göre göre ölmesine izin veremezdim. İki saat sonra nöbetim bittiğinde bende eve gittim.
Bir sonraki gün
-Günaydın bengü
-Günaydın Aylin hanım, bu gün nasılsınız.
-iyiyim fakat bu gün çok önemli bir işimiz var bak şimdi....
Bengüye her şeyi ve Berkin iğne korkusunu nasıl hafifletip iğneyi yapacağımızı anlattım ona ters psikoloji uygulayacaktık. önce korkutup sonra yumuşatacaktık. Berk saat onda burada olacaktı ve bizim tam iki saatimiz vardı.
İki saat sonra
Ben tuvalette saklanırken kapı çaldı, Berk gelmişti. Siyahlar içinde adeta Malefiz gibi görünen Bengü onu karşıladı.
-Hoş geldiniz Berk bey.
-Merhaba.
- Buyrun söyle içeri geçin, rahatça uzanın doktor hanım birazdan gelir, korkmayın iğne olurken hiç bir şey hissetmeyeceksiniz çünkü acıdan yaşadığınızı hissedemeyeceksiniz hahaha.
Zavallı Berk titreyerek içeri girdi ama bu daha başlangıçtı.
- buyrun söyle uzanın ha bu arada yerdeki zincir size yeter değilmi?
Yerde sahte bir kan gölü, sedyenin hemen yanında uzun ve kalın bir zincir, masanın üzerinde uçları kırmızıya boyanmış neşterler, kerpetenler ve bıçaklar vardı, Berk korkarak yatağa uzandı fakat zavallı Bengü ye cevap bile veremedi.Bengü zincirle Berki sıkıca bağladı ve neşteri eline aldı.Berk korkudan bağırmaya başlamıştı bile o anda arkadan bir korku müziği çalmaya başlayınca çığlıklar iki katına yükseldi.
-Ee doktor hanım gelene kadar biz yavaştan başlayalım değilmi bu arada endişelenmeyin sizi burada kimse duyamaz.
Bengü Berkin bir kolunu zorla sıvayıp neşteri iyice yaklaştırdı o anda ben siyah, bol ve her yerimi kaplayan bir kıyafet ve elimde büyük bir testereyle içeri girdim.
-Ah Bengüm, sence o küçücük neşter yeter mi hiç çabuk diğer koluda aç ben şimdi her şeyi halledeceğim.
Dedim ve testereyi çalıştırdım sandalyeye oturdum ve testereyi Berkin bileğine iyice yaklaştırdım, bu sırada Bengü diğer koluda açtı ve kapıyı kilitledi.
-Evet Berk derin bir nefes al hiç acımayacak.
O anda Berk bağırmayı bıraktı gözünden akan bir kaç damla yası silmeden kolunu iyice kasıp kafasını çevirdi ve tam o anda müzik kesildi, testereyi durdurdum ve bengü bol kıyafetimin fermuarını açarak üzerimden çıkardı içinden bembeyaz bir kıyafet çıktı Bengü her şeyi tek seferde alıp çıktı. Bende gerçek iğneyi dolaptan çıkartıp hazırladım ve Berkin zincirini çözüp kollarını kapattım. Berkin yanındaki sandalyeye tekrar oturdum.
-Tamam geçti, ben buradayım korkma. Hep yanındayım.
Bir yandan siyah saçlarını seviyordum. Berk yavaşça kafasını çevirdi ve kolunu serbest bıraktı gözlerimin içine baktı.
-Senin yanımda olman bana cesaret veriyor ama yinede korkuyorum. lütfen o iğneyi koluma batırma.
-Korkunu anlıyorum ama bunu yapmak zorundayım bu senin iyiliğin için şimdi kolunu yavaşça açacağım ve iğneyi yapacağım, biraz acıyacak ama sonra hemen geçecek benim elimi tutabilirsin.
Kolunu sıvadım ve iyice yaklaştım ve iğnenin kapağını açıp elime aldım.
-Birazdan iğneyi yapıcam söylemek istediğin bir şey varmı ?
-Yalvarırım.
-Biliyorum Berk biliyorum.
İğneyi batırdım.
- Ağh
Berk kafasını çevirdi elimi iyice sıktı ve iğnenin bitmesini bekledi. İğne bitince yavaşça damarından çıkardım.
İkinci bölüm sonu
