Ardıç-Bize Kalan kitap kapağı

1. bölüm / 2

Ardıç-Bize Kalan

Ardıç

Vaveyla Yazarı: B K

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Ardıç

Duru, mutfaktaki pencereyi açtığında içeri serin bir hava doldu.
Perdenin ucu hafifçe hareket etti. Masanın üzerinde duran kâğıtların biri kıvrılıp yere düştü. Duru eğilip kâğıdı aldı, üstündeki hesapların arasından doğru olanı bulup tekrar masaya bıraktı.
Mutfak sessizdi.
Saat daha erkendi.
Ardıç'ın sabahları genellikle böyle başlardı. Kasaba tamamen uyanmadan önce sokaklar boş olur, dükkânların kepenkleri birer birer açılırdı. Uzakta bir kapının kapanma sesi duyulur, sonra yine sessizlik çökerdi.
Duru o sessizliği severdi.
Evde yalnız olduğu zamanlarda daha da çok.
Çaydanlığın altını açıp dolabı karıştırdı. Kahvaltılıkların olduğu rafa baktı. Peynirin azaldığını fark etti. Ekmeği çıkardı, kalan dilimleri saymadı ama aklından aşağı yukarı ne kadar yeteceğini hesapladı.
Bunu farkında olmadan yapıyordu artık.
Dolabın kapağını kapatıp tezgâha yaslandı.
Üst kattaki odalardan birinden hafif bir ses geldi.
Duru başını kaldırdı.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi çayı hazırlamaya devam etti.
Birkaç dakika sonra merdivenlerden ayak sesleri duyuldu.
Ela mutfağın kapısında göründü.
Saçları darmadağındı. Üzerindeki pijamanın bir kolu dirseğine kadar sıyrılmıştı. Gözlerini ovuştururken doğrudan masadaki sandalyelerden birine oturdu.
Duru ona baktı.
“Günaydın.”
Ela başını masaya koydu.
“Günaydın.”
“Uyandın mı?”
“Maalesef.”
Duru gülümsedi.
“Çay?”
“Olur.”
Duru bir bardak çay koyup önüne bıraktı.
Ela ellerini bardağın etrafına sardı. Birkaç saniye öylece oturdu.
“Saat kaç?”
“Yedi.”
Ela gözlerini kapattı.
“Çok erken.”
“Okulun var.”
“Biliyorum.”
Duru karşısına oturdu.
Ela biraz sonra başını kaldırdı.
“Bugün hava güzel.”
Duru pencereye baktı.
“Evet.”
“Yağmur yağmayacak mı?”
“Şimdilik görünmüyor.”
Ela bir süre dışarı baktı.
“Keşke yağsa.”
“Neden?”
“Okul tatil olurdu.”
Duru güldü.
“Yağmur yüzünden okul tatil olmuyor.”
“Bazen oluyor.”
“Senin istediğin kadar sık olmuyor.”
Ela çayından küçük bir yudum aldı.
“Bugün Nisa'yla çıkacağız.”
Duru başını salladı.
“Melis de geliyor mu?”
“Evet.”
“Ne yapacaksınız?”
“Bilmiyorum.”
Duru cevap vermedi.
Ela biraz bekledi.
“Niye sormadın?”
“Neyi?”
“Nereye gideceğimizi.”
“Az önce bilmiyorum dedin.”
“Belki şimdi biliyorumdur.”
Duru ona baktı.
“Şimdi biliyor musun?”
Ela düşündü.
“Hayır.”
Duru gülmeye başladı.
Ela da gülümseyerek çayını içti.
Mutfak yeniden sessizleşti.
Duru ayağa kalkıp dolaptan ekmek çıkardı. Ela da sandalyesinden kalkmadan onu izliyordu.
“Ben de yapabilir miyim?”
“Ne?”
“Ekmeğime sürebilir miyim?”
“Sür.”
“Üşeniyorum.”
Duru ona baktı.
Ela hiç istifini bozmadı.
Duru tabağı önüne çekip ekmeğin üzerine reçel sürdü.
“Teşekkür ederim.”
“Rica ederim.”
Ela ekmeği aldı.
“Biraz fazla sürmüşsün.”
“Sen istedin.”
“Evet ama bu kadar değil.”
“Bir dahakine kendin sür.”
Ela ekmeğe baktı.
Sonra Duru'ya.
“Tamam.”
Duru tekrar oturdu.
Ela birkaç lokma aldı.
“Bugün işe kaçta gidiyorsun?”
“Birazdan.”
“Erken mi?”
“Evet.”
“Akşam gelir misin?”
“Gelirim.”
Ela başını salladı.
“İyi.”
Duru onun sesindeki küçük değişikliği fark etti ama üzerinde durmadı.
Ela bazen böyleydi. Bir şey söylemek ister gibi olup vazgeçerdi.
Duru da zorlamazdı.
İsterse anlatırdı.
Kahvaltıdan sonra evin içinde kısa bir telaş başladı.
Ela odasına gidip çantasını aldı. Sonra geri gelip mutfaktaki sandalyenin üzerinde bıraktığı tokasını aradı.
“Buradaydı.”
Duru masayı toplarken:
“Dün odana götürmüştün.”
“Hayır.”
“Götürdün.”
“Hatırlamıyorum.”
Duru ellerini kurulayıp salona geçti.
Ela arkasından geldi.
“Sen nereden biliyorsun?”
“Çünkü dün saçını toplarken gördüm.”
“Ben de görmüş olabilirim.”
“Görebilirsin.”
“Belki başka yere koymuşumdur.”
“Olabilir.”
İkisi birlikte birkaç dakika aradılar.
Toka gerçekten Ela'nın odasındaydı.
Yatağın başucunda, kitabının altında.
Ela kitabı kaldırdı.
“Buraya nasıl gelmiş?”
Duru omuz silkti.
“Sen koymuşsundur.”
“Ben koymadım.”
“Başka biri koymuştur.”
Ela ona baktı.
“Evde başka kimse yok.”
Duru kapıya doğru yürürken:
“Demek ki kendi kendine gelmiş.”
Ela bir an düşündü.
“Olabilir.”
Duru dönüp ona baktı.
Ela'nın yüzündeki ifadeyi görünce güldü.
“Dalga geçiyorum.”
“Biliyorum.”
Ela tokasını saçına taktı.
“Yine de güzel olurdu.”
“Ne?”
“Eşyaların kendi kendine yerlerine gitmesi.”
“Ben de isterdim.”
“Kesinlikle.”
Ela çantasını omzuna attı.
“Ben çıkıyorum.”
Duru anahtarlarını aldı.
“Ben de.”
Kapıyı birlikte kapattılar.
Ardıç gündüzleri bambaşka görünürdü.
Sabahın erken saatlerindeki sessizlik yerini yavaş yavaş insan seslerine bırakmıştı. Meydana çıkan sokaklarda dükkân sahipleri kapılarını açıyor, birkaç kişi alışveriş için dışarı çıkıyordu.
Duru ve Ela bir süre yan yana yürüdüler.
Ela okul yoluna sapacaktı.
Duru ise kasabanın diğer tarafındaki şifacının dükkânına gidecekti.
“Bugün beni alma.”
Duru ona baktı.
“Zaten almayacağım.”
“Biliyorum.”
“Niye söyledin?”
“Öylesine.”
Duru başını salladı.
Ela birkaç adım attıktan sonra geri döndü.
“Duru.”
“Efendim?”
“Akşam ekmek al.”
Duru güldü.
“Tamam.”
“Unutma.”
“Unutmam.”
“Peynir de.”
“Başka?”
Ela biraz düşündü.
“Yok.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Tamam.”
Ela birkaç adım daha attı.
Sonra yine döndü.
“Bir de—”
“Ela.”
Ela gülmeye başladı.
“Tamam, tamam.”
Duru elini salladı.
Ela da karşılık verdi ve okulun yoluna gitti.
Duru bir süre arkasından baktı.
Sonra bisikletine yöneldi.
Şifacının dükkânı kasabanın merkezinden biraz uzaktaydı.
Eski taş bir binanın giriş katındaydı. Pencerelerinin önünde kurutulmuş bitkiler, kapının yanında da küçük ahşap kutular dururdu.
Duru bisikletini her zamanki yerine bıraktı.
Kapıyı açtığında içerideki tanıdık koku hemen geldi.
Kurutulmuş otlar.
Toprak.
Birkaç farklı iksir.
Eski kitapların kokusu.
Duru çantasını arka tarafa bıraktı.
“Günaydın.”
İçeriden ses geldi.
“Günaydın.”
Duru önlüğünü giydi.
“Ne yapayım?”
“Dün gelenleri ayır.”
Duru masanın üzerindeki kutulara baktı.
“Bunlar mı?”
“Evet.”
Kutuları tek tek açmaya başladı.
Bazı bitkileri kokusundan tanıyordu. Bazılarının hangi büyülerde kullanıldığını biliyordu. Bazılarını ise sadece kitaplarda görmüştü.
Duru'nun büyüye ilgisi uzun zamandır vardı.
Büyü onun için gizemli ya da korkutucu bir şey değildi.
Daha çok öğrenmek istediği bir şeydi.
Bir büyünün neden çalıştığını anlamak, onu tekrar denemek, farklı sonuçları görmek...
Bazen saatlerce bununla uğraşabilirdi.
Ama hayatının tamamı da bundan ibaret değildi.
Duru'nun başka şeyleri vardı.
İşi.
Evi.
Ela.
Ay sonuna kadar yetmesi gereken para.
Yapılması gereken alışveriş.
Ödenmesi gereken şeyler.
Bunların hepsi büyüden önce geliyordu.
Masadaki son kutuyu da yerine koydu.
Şifacı yanına geldi.
“Bunları da arkaya götür.”
Duru kutuyu aldı.
“Tamam.”
Arka odaya geçerken rafların birinde duran eski kitabı gördü.
Kitaplardan biri diğerlerinden daha kalındı.
Kapağı yıpranmıştı.
Duru kitabı eline aldı.
Bir süre baktı.
Sonra yerine koydu.
Kendi kitabı aklına gelmişti.
Annesinden kalan.
Evde, odasında duran kitap.
Duru onu sık sık kullanırdı.
Bazı sayfalarında annesinin el yazısı hâlâ duruyordu.
Bazı büyüler yarım kalmıştı.
Bazı kelimeler zamanla silinmişti.
Duru çocukken kitabı yalnızca merak ettiği için açardı.
Şimdi ise gerçekten içindeki büyüleri öğrenmeye çalışıyordu.
Özellikle şifa, savunma ve koruma büyülerini.
Bunlar ona daha faydalı geliyordu.
Bir şeyi sadece yok etmektense onu korumak daha anlamlıydı.
Öğleye doğru Duru'nun işi biraz hafifledi.
Dükkânın önündeki küçük sandalyeye oturup elindeki kitabı açtı.
Bir sayfanın kenarında kendi yazdığı notlar vardı.
Bir büyünün etkisini değiştirmeyi denemişti.
Sonuç tam olarak istediği gibi olmamıştı.
Kalemi eline aldı.
Bir şeyler yazdı.
Sonra yazdığını çizdi.
Tekrar yazdı.
“Olmadı.”
Kendi kendine söyledi.
Kitabı kapatıp masaya bıraktı.
Dışarı baktı.
Meydan görünüyordu.
Ardıç'ta hayat böyleydi.
Herkes birbirini tanırdı ama herkes birbirinin arkadaşı değildi.
Duru bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyordu.
Birini tanımakla ona yakın olmak aynı şey değildi.
Kasabada insanlar birbirlerinin ne olduğunu bilirdi.
Vampir.
Kurt adam.
Büyücü.
Ama bunun dışında herkesin kendi hayatı vardı.
Duru'nun da öyleydi.
Çok insan tanıyordu.
Ama çok azını gerçekten hayatının içine alıyordu.
Şu an için o kişiler arasında Ela dışında kimse yoktu.
Duru bundan rahatsız değildi.
Yalnızlıkla yalnız kalmak arasında da fark olduğunu düşünürdü.
Akşamüstü eve döndüğünde kapı kilitli değildi.
Duru içeri girdi.
“Ela?”
“Buradayım!”
Ses salondan geliyordu.
Duru ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.
Ela koltuğa oturmuş, önündeki kitabı okuyordu.
“Ne yaptın bugün?”
“Okula gittim.”
“Sonra?”
“Nisa ve Melis'le çıktık.”
“Eve nasıl geldin?”
“Yürüdüm.”
Duru başını salladı.
“İyi.”
Ela kitabını kapattı.
“Sen?”
“İş.”
“Başka?”
“Başka yok.”
Ela bir süre ona baktı.
“Çok sıkıcı hayatın var.”
Duru güldü.
“Seninki de çok farklı değil.”
“Benimki daha güzel.”
“Tabii.”
Ela ayağa kalktı.
“Ekmek aldın mı?”
Duru durdu.
“Almadım.”
Ela ona baktı.
“Unuttun.”
“Hayır.”
“Ne o zaman?”
“Sen bana ekmek almamı söyledin.”
“Evet.”
“Ben de sana güvenip almadım.”
Ela birkaç saniye düşündü.
“Bu hiç mantıklı değil.”
“Bence gayet mantıklı.”
Ela gülmeye başladı.
Duru da güldü.
“Tamam, çıkıp alırım.”
“Ben de geleyim.”
“Yorgun değil misin?”
“Değilim.”
Duru montunu tekrar aldı.
“Tamam.”
Ela ayakkabılarını giydi.
Bu kez birlikte çıktılar.
Hava akşam olmuştu.
Ardıç'ın sokakları gün içindeki hareketliliğini kaybetmeye başlamıştı.
İki kardeş yan yana yürüdüler.
Ela gün içinde olan küçük şeyleri anlatıyordu.
Duru her şeyi cevaplamıyordu.
Bazen sadece dinliyordu.
Ela da buna alışkındı.
Konuşurken arada Duru'ya bakıyor, onun dinlediğini görünce anlatmaya devam ediyordu.
Kasabanın küçük marketine geldiklerinde Ela raflara bakmaya başladı.
“Çikolata alabilir miyiz?”
“Hayır.”
“Niye?”
“Evde var.”
“Yok.”
“Var.”
“Hangisi?”
Duru bir an düşündü.
“Dolabın arkasında.”
Ela başını eğdi.
“Onu ben yemiştim.”
Duru ona baktı.
“Ne zaman?”
“Bilmiyorum.”
“Demek ki yokmuş.”
“Evet.”
Duru istemeden güldü.
Ela da güldü.
Sonra ekmeği alıp kasaya gittiler.
Dışarı çıktıklarında Ela poşeti Duru'nun elinden aldı.
“Ben taşırım.”
“Gerek yok.”
“Ben taşırım.”
Duru bıraktı.
Bir süre sessizce yürüdüler.
Ela'nın omzu Duru'nun koluna hafifçe değdi.
İkisi de bir şey söylemedi.
Eve vardıklarında Ela kapıyı açtı.
Duru arkasından girdi.
Mutfakta poşeti bıraktılar.
Günün geri kalanında yapılacak çok şey yoktu.
Ela odasına geçti.
Duru da kendi odasına.
Masanın üzerinde eski büyü kitabı duruyordu.
Duru kitabı eline aldı.
Kapağını açtı.
Sayfaları çevirdi.
Bazı büyülerin kenarında annesinin notları vardı.
Duru birkaç sayfayı geçti.
Sonra kitabı kapattı.
Yatağın kenarına oturdu.
Koridordan Ela'nın sesi geldi.
“Duru?”
“Efendim?”
“Uyumadın değil mi?”
“Hayır.”
“İyi.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra:
“İyi geceler.”
Duru kitabı masaya bıraktı.
“İyi geceler, Ela.”
Işığı kapattı.
Ev yeniden sessizleşti.
Ardıç'ta gece yavaş yavaş çökerken sokaklardaki son ışıklar da birer birer söndü.
Duru gözlerini kapattı.
Ertesi günün nasıl geçeceğini bilmiyordu.
Bilmesine de gerek yoktu.
Şimdilik yarın, sadece yarındı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

56okunma 11beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18