2. bölüm · Aramızdaki Mesafe

Gölgerin fısıltısı

Derya Güneş

Işık söndüğünde zaman durmuş gibi hissettirdi.
Sessizlik…
Ama bu, huzurlu bir sessizlik değildi.
Bu, bir şeylerin yaklaştığını haber veren ağır bir sessizlikti.
Lorin nefesini tuttu. Kalbinin ritmi kulaklarında yankılanıyordu.
“Bunu sen mi yaptın?” diye fısıldadı.
Karanlığın içinden Miran’ın sesi geldi.
“Hayır.”
Bu tek kelime bile Lorin’in içine korku salmaya yetti.
“Öyleyse kim?” diye sordu, sesi titreyerek.
Miran’ın adımları yaklaştı ama Lorin onu göremiyordu.
“Biri bizi dinliyor,” dedi alçak bir sesle.
“Ve bu sefer sadece izlemiyor.”
Lorin’in zihni binlerce soruyla doldu.
“Beni neden izliyorlar?”
“Ben onlara ne yaptım?”
“Beni neden seçtiler?”
Ama hiçbir soru dudaklarından çıkamadı.
Çünkü bir anda, kulaklarının dibinde bir fısıltı duydu.
“Lorin…”
Adını duymak içini buz gibi yaptı.
“Bunu duydun mu?” diye fısıldadı panikle.
“Evet,” dedi Miran sertçe.
“Ve bu iyiye işaret değil.”
Bir anda odanın ışıkları tekrar yandı ama her şey… farklı görünüyordu.
Duvarlardaki gölgeler daha uzun, daha yoğun gibiydi.
Sanki karanlık, tamamen gitmemişti.
Lorin kendine sarıldı.
“Artık bana gerçeği söyle,” dedi kararlı bir şekilde.
“Ben kimim?”
Miran bir süre sessiz kaldı.
Sonra ağır ağır konuştu.
“Sen… sıradan bir insan değilsin,” dedi.
“Sen, zamanın kırıldığı noktada doğdun.”
Lorin kaşlarını çattı.
“Bu bir masal gibi,” dedi.
“Ben sadece normal bir hayat yaşayan bir kızım.”
Miran acı bir gülümseme etti.
“Normal bir hayatın olsaydı,” dedi,
“şu an burada olmazdın.”
Lorin’in kalbi sıkıştı.
“Peki sen?” diye sordu.
“Sen benim hayatıma neden girdin?”
Miran’ın bakışları ağırlaştı.
“Çünkü seni korumak zorundayım.”
“Zorunda mı?” Lorin’in sesi yumuşadı.
“Yoksa istiyor musun?”
Bu soru havada asılı kaldı.
Miran cevap vermekte zorlanıyordu.
“İstemek…” diye mırıldandı.
“Bazen en tehlikeli şeydir.”
Lorin bir adım yaklaştı.
“Benden uzak duruyorsun,” dedi.
“Beni koruduğunu söylüyorsun ama bana yaklaşmıyorsun. Neden?”
Miran’ın sesi bu kez daha kırılgandı.
“Çünkü sana yaklaştıkça…”
“seni kaybetme ihtimalim artıyor.”
Bu söz Lorin’in göğsünde sıcak bir sızı bıraktı.
“Ben zaten kaybolmuş gibiyim,” dedi sessizce.
“Belki de biri beni bulmalı.”
Miran ona baktı.
Uzun süre…
Sessizce…
Sonra fısıldadı:
“Ben seni buldum.”
O anda Lorin’in kalbi hızlandı.
Ama bu an uzun sürmedi.
Dışarıdan bir gürültü geldi.
Cam tıkırdadı.
Miran anında ciddileşti.
“Onlar yaklaşıyor,” dedi.
“Ve seni almak istiyorlar.”
Lorin’in boğazı düğümlendi.
“Kim onlar?” diye sordu korkuyla.
Miran’ın sesi soğuklaştı.
“Senin gücünden korkanlar.”
“Ve seni kendi silahları yapmak isteyenler.”
Lorin geri çekildi.
“Benim gücüm yok,” dedi.
“Ben hiçbir şey yapamıyorum.”
Miran gözlerini ona dikti.
“Henüz.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Sonra Lorin, içinde garip bir şey hissetti.
Kalbinin derinliklerinde bir kıpırtı…
Sanki içindeki bir kapı yavaş yavaş açılıyordu.
“Bende ne var?” diye fısıldadı.
Miran bir adım daha yaklaştı ama yine görünmez sınırı geçmedi.
“Sen,” dedi yavaşça,
“kaderi değiştirebilecek tek kişisin.”
Bu söz odanın havasını ağırlaştırdı.
“Peki ya senin kaderin?” diye sordu Lorin.
Miran bir an durdu.
Sonra acıyla fısıldadı:
“Benim kaderim…
seni sevip sana asla tam anlamıyla dokunamamak.”
Bu söz Lorin’in kalbini derinden sarstı.
Tam cevap verecekken…
Kapı aniden sertçe sallandı.
Bir darbe.
Bir tane daha.
Miran hızla Lorin’e döndü.
“Ne olursa olsun,” dedi,
“benden uzaklaşma.”
Ve kapı çatırdamaya başladı.