4. bölüm / 4
ANONİM4-Fotoğraf
Bölümler 4Şu an: 4-Fotoğraf
- 1 ANONİM MESAJ707 kelime
- 2 2-ilk ipucu539 kelime
- 3 3-kilitli kütüphane569 kelime
- 4 4-Fotoğraf860 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fotoğrafı elimde tutarken gözlerime inanamıyordum.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sanki göğsümden çıkacak gibiydi.
Fotoğrafta gördüğüm kişi gerçekten annemdi.
Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen onu tanımamak imkânsızdı.
Saçları, gülüşü...
Hepsi aynıydı.
Tek fark annemin daha genç olmasıydı.
"Diana..." dedi Efe.
"İyi misin?"
Cevap veremedim.
Gözlerim hâlâ fotoğraftaydı.
"Diana!" diye seslendi bu kez Bora.
Kendime gelip derin bir nefes aldım.
"Bu... bu fotoğraftaki kişi annem."
Bir anda herkes sustu.
Pelin şaşkınlıkla bana baktı.
"Emin misin?"
"Kesinlikle."
Fotoğrafı onlara uzattım.
Hepsi tek tek incelemeye başladı.
Kumsal kaşlarını çattı.
"Fotoğraf bayağı eski."
"Evet." dedim.
"Ama asıl dikkat etmeniz gereken bu değil."
Parmağımla arka tarafta yüzü siyah kalemle karalanmış kişiyi gösterdim.
"Bu kişi neden karalanmış?"
Kimse cevap veremedi.
Çünkü hiçbirimizin bir fikri yoktu.
Efe fotoğrafı eline aldı.
"Arkasında bir şey yazıyor olabilir."
Fotoğrafı çevirdi.
Hepimiz dikkatlice baktık.
Ama arkası bomboştu.
"Hiçbir şey yok." dedi.
O anda depoda sert bir rüzgâr esti.
Kapı kapalı olmasına rağmen rafların üzerindeki birkaç kutu yere düştü.
Pelin korkuyla çığlık attı.
"Buradan gidelim lütfen."
Bora hemen etrafa bakındı.
"Rüzgâr buraya nasıl girdi?"
Gerçekten de anlam verememiştim.
Depoda pencere bile yoktu.
Yerdeki kutuları kaldırmaya çalışırken gözüme küçük, siyah bir defter ilişti.
Kutunun altından çıkmıştı.
"Efe..."
"Şuna baksana."
Efe defteri eline aldı.
Üzeri tamamen toz içindeydi.
Kapağında hiçbir yazı yoktu.
Sadece sağ alt köşesinde silinmeye yüz tutmuş bir tarih vardı.
"2004."
"Bu okulun deposunda yıllardır duruyor olmalı." dedi Kumsal.
Defteri açmaya çalıştım.
Ama açılmıyordu.
Sanki sayfaları birbirine yapışmıştı.
Birkaç kez daha denedim.
Sonunda ilk sayfa açıldı.
İlk sayfanın tam ortasında tek bir cümle yazıyordu.
"Geçmiş asla gömülü kalmaz."
Hepimiz birbirimize baktık.
Bora sinirlenmeye başlamıştı.
"Bu kişi bizimle oyun oynuyor.
"Hayır." dedim.
"Bence bize bir şey anlatmaya çalışıyor."
Efe başını salladı.
"Bence de."
Sayfaları çevirmeye başladık.
Ama bütün sayfalar boştu.
Ta ki son sayfaya gelene kadar.
Son sayfanın ortasında kırmızı kalemle tek bir tarih yazıyordu.
18 Ekim.
Başka hiçbir şey yoktu.
"Bugün ayın kaçı?" diye sordum.
Kumsal telefonunu çıkardı.
"15 Ekim."
Bir anda içime kötü bir his çöktü.
Üç gün sonra...
Bir şey olacaktı.
Ama ne?
Tam o sırada telefonlarımız aynı anda titredi.
Beşimiz de telefonlarımızı çıkardık.
Yine aynı numara.
Bilinmeyen Numara:
"İlk ipucuyu buldunuz."
Mesajın hemen altında ikinci bir mesaj daha belirdi.
"Sakın 18 ekimi beklemeyin çünkü o tarih sizi bekliyor."
Mesajı okur okumaz depodaki lambalar bir anda söndü.
Pelin ağlamaya başladı.
"Artık dayanamıyorum."
Telefonlarımızın ışığını açtık.
Tam kapıya yönelmiştik ki...
Telefonum yeniden titredi.
Bu kez mesaj sadece bana gelmişti.
Bilinmeyen Numara:
"Fotoğrafı annene gösterme"
Olduğum yerde donup kaldım.
Bu kişi...
Annemi nereden tanıyordu?
Ve en önemlisi...
Annem bu olayın neresindeydi?
Pelin ağlamaya devam ederken aklımdaki düşünceler susmuyordu.
Şimdi ben napmalıydım?.
"Hadi çıkın bizim ağlayıp düşünecek vaktimiz yok." Dedim ve yürümeleri için kapıyı açtım.
Hep birlikte çıktık ve evlere gitmek için ayrıldık.
Borayla kumsalın evi aynı civardaydı.
Pelin ve efeninde.
Bende tek başıma yolda ilerliyordum.
Anneme fotoğrafı gösterecekmiydim.
Tabikide hayır.
Bu sırla yaşamaya devam edecektim.
Ama annemin bu kişiyle alakası neydi?.
Tam bunları düşünürken telefonuma bir bildirim geldi artık korkudan ellerim titremeye başlamıştı.
Bilinmeyen numara:
"Annenle benim ne bağlantım olduğunu sonra öğreneceksin ama birdaha diyorum o fotoğrafı annene gösterirsen senin için hiç iyi şeyler olmaz."
Sokakta tektim ve bunun verdiği rahatlıkla biranda yere çöküp ağlamaya başlamıştım.
Bu kişi bizi neden seçmişti bizimle veya ailelerimizle bir problemimi vardı."
Ben tam bunları düşünürken yanıma bir teyze geldi.
" Kızım iyimisin"dedi
" Teşekkür ederim birşeyim yok"dedim ve kadına gülümseyerek bakıp yola devam ettim.
Apartmanın önüne gelmiştim.
Ama ayaklarım sanki geri geri gidiyordu.
Ama eve girmek zorundaydım oyüzden zorlasa olsa merdivenleri çıktım.
Evin kapısının önüne geldim ve kapıya bir kaç kez vurdum.
Kapıyı annem açtı annemi görür görmez ürpertici bir rüzgar bedenimi yalayıp geçti.
"Diana iyimisin kızım birşeyinmi var"dedi annem.
" Yok annecim bir sorun sadece biraz uzanmak istiyorum." Dedim ve odama doğru gittim.
Odamın kapısını açtığım gibi çantayı yatağın üzerine fırlattım.
Kendimide aynı şekilde yatağa bıraktım ve iyi şeyler olmasını diledim.
Büyük ihtimalle babam birazdan gelicekti ve yemek yiyecektik.
Oyüzden üstüme siyah bir eşofman ve düz beyaz bir tişört giydim.
Mutfağa doğru gittim annem herzamanki gibi televizyon izleyerek yemek hazırlıyordu.
Beni görünce tezgahta duran tabaklardan iki tanesini alıp bana uzattı.
"Kızım şunları yemek masasının üzerine koyarmısın." Dedi
Bende elindek tabakları alıp"tabikide koyarım" dedim ve yemek masasına koydum.
Birkaç tabak daha koyduktan sonra kapı çaldı gelen büyük ihtimalle ya babam yada abimdi.
Evet benim birtane abim vardı.
Adı Doğan dı.
"Hoşgeldin abi" dedim.
"Hoşbuldum napıyosun"dedi
"Hiç abi öyle okula git gel falan" dedim
"İyi" dedi ve mutfağa doğru yürüdü.
Tam kapıyı kapatacakken babam geldi onada hoşgeldin dedikten sonra hep birlikte masaya oturduk.
"Diana bugün öğretmenin beni aradı sürekli derste çok düşünüyormuşsun ve kantinde birkaç arkadaşınla sürekli napabiliriz niye biz tarzında şeyler soyluyormuşsunuz birbirinize bir sorunmu var kızım" bunu diyen kişi babamdı.
"Yok baba bir problem kantindede arkadaşlarıma okuduğum bir kitaptan bahsediyordum onlarda aynı şekilde" dedim
"Eminsin demi" deyip şüpheci bakışlarını üzerimde gezdirdi.
"Eminim babacım sen merak etme." Dedim
Annemle abimde babamın dediklerini duyunca bana çok garip gözlerle bakmışlardı ama birşey yok deyince biraz rahatlamış görünüyordu.
Abim"ha anne ben şey diyecektim bu akşam ırmak bize çaya gelicek" dedi
Irmak abimin kız arkadaşıydı yaklaşık 4 senedir sevgililerdi.
Irmak utangaç tatlı bir kızdı.
Özellikle annemden çok çekinirdi.
Annem onada bir kızıymış gibi davranır ırmakı çok severdi.
Devam edecek
Bölüm etkileşimi
