5. bölüm · ALO FELAKET Mİ?
5. BÖLÜM: Zehirli Sarmaşık "Bir insanın zihnini ele geçirmek, onun bedenini öldürmekten çok daha büyük bir cinayettir."
Victor ile geçirdiğim aylar, hayatımın en güzel rüyası gibi başlamıştı. Bana "özel" olduğumu hissettiriyordu. Kimsenin anlamadığı o fısıltıları, o çocukluk travmalarını ve zihnimdeki gürültüyü bir sanat eseriymiş gibi dinliyordu. Ama bir şeyler yanlıştı. İlaçlarımı içtiğimde bana kızıyordu.
"Neden ruhunu uyuşturuyorsun Noah?" diyordu, o soğuk ve delici bakışlarıyla. "O sesler senin hastalığın değil, senin gücün. Onları susturursan, beni de susturursun."
Onun sevgisini kaybetmemek için ilaçları çöpe atmaya başladım. Ve tam o zaman, o meşhur 560 numaralı daireye taşındık. Üçüncü kattaydı. 3. Sayıların kehaneti tamamlanmıştı.
Ev bir hapishaneye dönüşmeye başladı. Victor beni dış dünyadan koparmış, telefonumu elimden almıştı. "Dışarısı tehlikeli Noah," diyordu. "İnsanlar senin deli olduğunu düşünüyor, seni kapatacaklar. Ama ben seni koruyorum."
Bir gece, Victor uyurken çalışma odasındaki o gizli çekmeceyi açık buldum. İçimdeki "Ses" adeta çığlık atıyordu: "Bak oraya! Gerçeği gör!"
Titreyen ellerimle çekmeceyi açtım. İçinde bir dosya vardı. Üzerinde ismim yazıyordu: Kurban No: 4 - Noah.
Dosyayı açtığımda kanım dondu. Victor’un daha önceki "sevgililerine" ait fotoğraflar vardı. Hepsi şizofreni teşhisi konulmuş, savunmasız kadınlardı. Hepsinin ölüm raporunda aynı şey yazıyordu: Yüksekten düşmeye bağlı ölüm (İntihar). Victor onları sevmiyordu. O, zihni kırılgan kadınları buluyor, onları ilaçlarından uzaklaştırıp kendi sanrıları içinde boğulmaya terk ediyor ve sonunda "intihar" süsü vererek yok ediyordu. Sıradaki kurban bendim. Belki de kucağımdaki masum bebeğimle birlikte o balkondan aşağı itilecek olan kişi bendim.
Ayak seslerini duydum. Victor kapıdaydı. Yüzünde o sahte, şefkatli gülümseme vardı ama gözleri bir celladınki kadar soğuktu.
"Gerçeği çok erken öğrendin Noah," dedi sakince. "Ama biliyorsun, kimse sana inanmayacak. Sen sadece zihni oyunlar oynayan hasta bir kadınsın. Bak, telefon kulübesi aşağıda seni bekliyor. Son bir arama yapmak istemez misin?"
Zihnimdeki ses fısıldadı:
"Koş Noah! O numarayı ara. Felaketi çağır. Çünkü artık bizden başka kimsen kalmadı."
Evi terk edip yağmurun altına, o kırmızı telefon kulübesine doğru koşmaya başladım.
"Celladına aşık olanın ölümü, en büyük sessizlik olur."
