4. bölüm · ALO FELAKET Mİ?

4. BÖLÜM: Kusursuz Avcı ​"Kurtarıcınız olduğunu iddia eden kişi, aslında size kuyu kazan celladınız olabilir."

belinay değer

Yirmi iki yaşındaydım. Hayatım, küçük plastik şişelerin içindeki renkli hapların ritmine göre dönüyordu. Kliniğe yatışlarım, doktorların o acıyan bakışları ve "şizofreni" teşhisinin ağırlığı artık bir kıyafet gibi üzerime yapışmıştı. Ama her şeyin düzene girdiğini sanıyordum. En azından Victor ile tanışana kadar.
Yağmurlu bir Salı akşamıydı. Üniversitenin arka sokağındaki o küçük, izbe kafede oturuyordum. Önümde açılmamış bir kitap, kulağımda ise uzun zamandır duymadığım o eski fısıltının hayaleti vardı. Haplar sesleri uyuşturmuştu ama tamamen susturamamıştı.
"Buraya birisi oturabilir mi?"
Başımı kaldırdığımda onu gördüm. Koyu renkli bir palto, hafif dağılmış saçlar ve sanki ruhumu röntgen cihazı gibi tarayan o delici bakışlar. Victor’un yüzünde öyle güven verici bir gülümseme vardı ki, o an onun hayatıma bir felaket getireceğini anlamam imkansızdı.
"Tabii," dedim çekinerek.
"Bu kitap..." dedi masadaki psikoloji kitabını işaret ederek. "Zihnin labirentlerini anlatır ama çıkış yolunu asla göstermez. Öyle değil mi?"
Sorduğu soru beni dondurmuştu. Sanki içimde ne olup bittiğini biliyordu. Normal insanlar benimle havadan sudan konuşurdu ama o direkt uçuruma bakıyordu. O akşam saatlerce konuştuk. Victor beni dinliyordu. Annem gibi yargılamadan, doktorlar gibi not almadan... Sadece dinliyordu.
"Bana bir numara ver," dedi ayrılırken. "Eğer zihnindeki fısıltılar çok gürültü yaparsa arayabileceğin bir numara."
Cebinden bir kağıt çıkardı ve üzerine o rakamları yazdı: 560... Yanına da küçük bir 3 ekledi.
Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Nefesim daraldı. Bu sayılar, on iki yaşımdan beri zihnimde yankılanan, kalemlerimi dizerken saydığım, camların patlamasına neden olan o uğursuz sayılardı.
"N-neden bu sayılar?" diye kekeledim.
Victor gülümsedi. O an gözlerindeki o şefkatli parıltının yerini, avını köşeye kıstırmış bir kurdun sakinliği aldı. "Çünkü Noah, her felaketin bir kodu vardır. Ve senin felaketinin anahtarı bende."
Eve dönerken yağmurun altında sırılsıklam olmuştum. Zihnimdeki o "Ses" yıllar sonra ilk kez kahkahalarla geri döndü:
"Gördün mü Noah? Sana beklememizi söylemiştim. Avcı geldi. Şimdi asıl hikaye başlıyor."
"Karanlıkta size elini uzatan her gölgeyi dost sanmayın; bazıları sizi sadece daha derine çekmek için oradadır."