4. bölüm · ALEX'İN SIRRI(Gizemin Derinliğinden Gelen Fısıltı)
3. Bölüm
Meraba yeni bir bölüm daha yazıyorum umarım beğenirsiniz😊
Yorum ve beğeni yapmayı unutmayın lütfen🙏🏻
Daha fazla tutmim hikayeye geçme zamanı😁
İyi okumalar📖
Yüzüme vuran ışık çok sinir bozucuydu kafamı ne kadar yana çevirsemde ışık gözüme inatla vurmak için çabalıyordu sanki.
Daha fazla dayanamayıp ellerimi siper ettim ama ışık bu sefer diğer taraftan gelince gözlerimi açtım.
Atalay bana sırıtarak bakıyordu bakışlarımı yüzünden alıp elindeki telefona baktım telefonu güneşe tutup ışığın bana vurmasına sebep oluyordu.
Ona sinirle bakıp *siktir git atalay yoksa kimse seni elimden alamaz!*
Yan taraftaki yastığı alıp yüzümün üstüne koydum.
Atalayın gülme sesi bana geldiğinde yastığı indirdim ve öldürücü bakışlarla ona baktım.
*sen küfür etmeyi bilirmiydin küçük cadı*
Ona bakıp *sırıtan dişlerini söküp eline vermemi istemiyorsam defol* dedim ve yastığı yana atıp yüzümü tavana çevirip uzanarak gözlerimi kapattım.
Atalayın adım seslerini duyuyordum ama gözlerimi açmamıştım odadan çıktığında rahatladım ama biraz sonra kapı tekrar açılmıştı atalay konuşarak içeri girdi*alex bu kalkmıyor bana küfürler yağdırıp odadan kovdu beni* dediğinden gzlerimi açıp hemen yataktan çıktım ama alex yoktu karşımda kahkaha atan atalaya bakıp *bittin oğlum sen!*dedim
Atalay odadan çıkıp kaçtığında dışarı çıktım atalay mutfağa koşup masaya oturmuştu ondan sonra gittiğimde alexi kahvaltı yaparken gördüm ve atalaya pis pis bakıp kendime bir bardak su doldurup içtim.
kahve makinesinin yanına gidip kendime kahve yapıp dışarı çıktım alex'in yanında yine kavga etsek bu sefer ikimizide kovardı.
Elimdeki kahveyle balkona çıkıp sandalyede oturdum burası çok güzel bir yerdi insanın ruhuna işleyen ve rahatlatan bir yerdi kuş sesleri vardı sinir bozucu araba veya korna sesleri yoktu.
Elimdeki kahveden bir yudum aldiğimda yanımdaki sandalyede bir hareketlilik farkettim o tarafa döndüğümde atalayın ciddi bir suratla oturduğunu gördüm.
*ne bu ciddiyet?* dediğimde bana bakıp
*bu gün büyük gün en ufak sorunda işimiz biter alex günlerdir bu günü bekliyor.* diyip bana baktığında onu pür dikkat dinlediğimi görünce hayranlıkla bana baktı bir gün böyle olucağımız hiç aklımıza gelmezdi hep o eğitim adı altında olan işkenceleri görüceğimizi düşünüyorduk sonunda kurtulduk dedik ama asıl cehenneme daha yeni gelmiştik.
Ondan bakışlarımı alıp karşımdaki manzaraya baktım.
*işimiz zor anlaşılan?* dediğimde beni kafasını sallayarak onayladı yerimden kalkıp*o zaman sahne bizim.* diyip göz kırparak içeri geçtim.
Mutfağa geldiğimde bardağı tezgaha bırakıp odama çıktım sabah saatin 5'iydi biraz koşu yapmak için kıyafetlerimi değiştirdim ve telefonumu alıp çıktım evden.
Yarım saat boyunca koşmuş ama hiç yorulmamıştım biraz daha koştuktan sonra arkamda gelen sesle o tarafa döndüğümde korkum yok olmuştu çünkü alex bana doğru geliyordu onunda spor yapmak için çıktığını giydiği rahat picama tişörtle anlamıştım yanıma gelip kulağındaki kulaklığı çıkardı ve *sen sabah sporu için çıkarken neden silah almıyorsun?* diye sorduğunda *gerek duymuyorum* dedim ama beni hiç takmıyormuş gibi belindeki silahı çıkarıp bana uzattı.
*silahsız çıkma!* diyip kulaklığı kulağına takarak yanımdan geçti arkasından biraz bakıp verdiği silahı belime taktım ve arkasından gitmeye devam ettim.
Koşmaya devam ederken yan taraftaki ağaçların arasında bir gölge gördüğümde elinde silah olduğunu farkettim silahı alexe doğrulttuğunda belimden silahı çıkarıp alexe doğru koştum alexi kolundan tutup geri çekerek yan taraftaki ağacın arkasına götürdüm.
Kulaklığı çıkarıp* ne yapıyorsun* dediğinde karşıdaki adam bize doğru silah sıkmıştı silahı kaldırıp arkadaki adama sıktım elindeki silah yere düşmüş kıvranıyordu alexe cevap vermeden çıktım ağacın arkasından zaten cevabınıda almıştı.
Adamın yanına gittim biraz yanındaki silaha ayağımla vırup uzaklaştırdım ve silahımı adama doğrulttum alex yanıma geldiğinde adama baktı sonrada bana bakıp çocuğundan gurur duyan babalar gibi baktı sonra bakışlarını adama çevirdi.
Adam korkuyla bir bana birde alexe bakıp *Bu gün ölmesende sonunda ölüceksin alex martinez.* dediğimde sinirlendim ve adamın suratına sert Bir yümrük attığımda adamın yüzü yana düştü acıyla inliyordu.
Alex*kimin adamısın* dediğinde adam gülmeye başladı*size söyliceğimi düşündüren ne*
alex *belanı siktiğimde bana ölmemek için yalvarıcaksın bakalım o zamanda böyle konuşabilicekmisin!* dediğinde ben bile korkmuştum adam alexte olan bakışlarını bana çevirip
*sevgilinmi martinez ama allah var taş gibi hatun* dediğinde sinirlerim bozuldu alex ellerini sıkıp adama sert bir yumruk attı adamın çenesi kırıldı sanırım.
*sikerim oğlum seni söylediklerinin iki defa düşün* dediğinde sesindeki siniri belli oluyordu.
Adama bakıp yaklaştım ve * sen gerçekten çok kaşınıyorsun kaşımamı istermisin?* dediğimde bana bakıp sırıtarak*kapışama güzelim.* dediğinde *zevkle* diyip alexe döndüm *bu adamı konuşturma işini bana ver patron* dediğimde adam şokla bana ve alexe baktı.
Alex onaylarca bana baktığında adam *sevgilin sanmıştım martinez ama sen gerçekten zevksizsin böyle güzel ve zarif bir kızı nasıl çalışan olarak alırsın sevgilin yapıcağını düşünmüştüm?*
Adama bakıp sırıtarak konuştum *zarif dediğin kızın sana yaptıklarını görüncede böyle konuşabilicekmisin acaba?* diyip yakasından tutup tek kolla kaldırdım adam gücüm karşısında şaşırmıştı.
Adamı evin arkasındaki kulübeye götürüp sandalyeye oturtup ellerini ve ayaklarını bağladım.
Alex kulübenin köşesinde kollarını göğsünün altında bağlamış ve bir omzu duvara yaşlı bir şekilde adama bakıyordu.
kulübenin dışına çıkıp elime 3 tane taş alıp tekrar içeri girdim alex taşlarla ne yapıcağımı anlamaya çalışırken adam gülerek bana baktı.
*ne yapıcan bani taşlamı konuşturucan?* dediğinde ona sadece gülüp iki taşı elime alıp diğer ikisini masaya bıraktım.
Kapının önüne çıktığımda barışı görmüştüm ona seslenip * barış gel buraya* dedim
Barış içeri girip bana baktı * bana bant getir* dediğimde kafasını salayıp çıktı.
Barışı beklerken atalay içeri geldi ve hemen arkasından barış içeri geldi barış bana bandı uzatıp geri çekildi ve kapının yanında durdu atayal ise alexin yanına gidip olanları sorup beni izliyordu.
Bakışlarımı onlardan alıp adama çevirdim bana bakıp sırıtıyordu yanına yaklaşıp taşları kulaklarının üzerine bantladım masanın üzerindeki diğer iki taştan birini elime alıp kulağına bantladığım taşa vurdum iki taş birbirine çarptığı an adam öyle bağırdıki sesi yüzünden yüzümü ekşittim.
Adama yaklaşıp kulağındaki taşı çıkardım çıkardığımda kulağından akan kanla adamın kulak zarnın patlamasada çok pis olmuştu sırıtarak adama baktığımda korkuyla bana bakıyordu.
Tam diğer kulağına yaklaştığında *Dur* diye bağırdı ona sırıtarak baktığımda acıyla kıvranıyordu beyninin içinde savaş varmış gibi hisetiğinden emindim.
*Kimin adamısın?* dedim ama adam bana bakıp *bir gece benimle olursan söylerim belki* dediğinde acısına rağmen gülümsüyordu beynime kan gitmiyordu sanırım.
sinirden adamın diğer kulağına tüm gücümle vurduğumda adam sandalyeyle yana düşüp bağırmaya başladı bu kulağının zarı kesin patlamıştı adam acıdan bayılınca atalaya baktım dediğimi anlayıp adamı kaldırıp tekrar sandalyede dik oturttu.
Alexe baktığımda sinirden ellerini sıkmış adamın uyanmasına bekliyordu.
Daha fazla dayanamadım ve barıştan bir kova su istedim bana getirdiğinde adamın kafasından aşağı boşaldım adam derin nefes alarak kalktı ona iğrenerek bakıp *kimin adamısın?* diye son defa sordum bana baygın gözlerle baktığında alex'in arkamdan yaklaştığını hissetim
*Atalay elektirik kablsu getir. Barış sende büyük bir küvet getir* diyip yanıma geldi.
Ona bakıp güldüğümde onunda dudakları yana kıvrıldı.
Atalay istediklerini geldiğinde bende küvete su doldurdum.
Alex adamı suyun içine oturttu.
Eline kabloyu alıp suya uzattı ve içine koydu adama elektirik çarparken ben zevkle izliyordum.
kabloyu sudan çıkarıp *şimdi konuşuyor musun yoksa ben senin soyunu sopunu sikimmi* alex onu konuşturuken ben barıştan bir bilgisayar istedim barış bilgisayarı getirince alexe bakıp *sakın ölmesin patron konuşmazsa konuştururuz ama ölürse konuşamaz!* diyip bilgisayarı masaya koydum ve 2 dk içinde adamın bütün bilgilerini bulmuştu ismi oğuz demirdi 33 yaşındaydı ve 5 yaşındaki oğlu ege demir ve eşi sebilay demirle küçük bir evde yaşıyordu.
Karısına her gece oğlunun önünde şiddet uygulayan bida buda yetmezmiş gibi oğlunuda döven bir pislikti.
Buna rağmende onları çok sevdiğini anlamıştım çünkü sır gibi saklıyordu onları.
Bu sevgi değil takıntı gibi bişeydi aslında.
Biraz daha araştırdığımda geçenlerde 16 yaşında bir kıza tecavüzden yargılanmış ve kızın ailesini parayla susturduğunu gördüm.
Sinirden ellerimi sıkıp alexe adamın hayatını özet geçtim ve yediği her boku anlattım alex de benim gibi sinirlenmiş hatta adama yüksek dozda elektirik vererek bayılmasına sebep olmuştu.
Barışa talimat verip adamları onun evine yoladım evi basmalarını ve karisi ile oğlunu esir alınmış gibi kafasına silah dayalı bir video istedim 15 20 dk sonra barış bana video attı karısı ve oğlu kafasına silah dayalı bir şekilde ağlıyorlardı.
Adama bakıp sırıtarak yaklaştım ve videoyu ona gösterdim videoyu görünce *tamam söylicem yeterki onlara dokunmayın*
Alex gururla bana bakıp adama döndü ve *söyle* dedi.
*Egemen ulusoy beni gönderdi seni öldürüp cesedini ona götürmemi istedi.* dedi korkuyla alex *beni daha tanıyamamışsınız ama ben tanıtmaktan zevk alırım.* diyip adamı kafasından vurup öldürdü.
Sonrada bana bakıp *karısı ve oğlunun bütün masraflarını ödeyin onlara ev para herşeyi verin ve ülkeden gönderin o çocuk pisliklere bulaşmasın.* dediğinde yanımdan geçip gitti.
Bu adam hayran olunası bişe gerçektende bir çocuğun geleceğini düşünücek kadar iyi onu babasız bırakıcak kadar kötü biriydi ama babasının gerçekten aşşalık biri olması onu öldürmek için yeterliyi.
Adamın yerde yatan cansız bedenine baktıktan sonra Barışa cesedi yok etmelerini söyleyerek kulübeden çıktım.
...
Bir bölüm daha sonu oldu ama biz daha yeni başlıyoruz😉
sizce alex adamın teklifinde neden sinirlendi?
Alex'in gurur duymasının sebebi ne sizce sonuçta yankı sadece koruması?
Alexin o çocuk için yaptıkları nasıldı sizce doğrumu yaptı?
