9. bölüm · Alev ve Neşter

9. Bölüm: Gölge ve Kurşun

Ela ..

Bölüm 9;
Pasajın içi dağılan parfümlerin, kırılan camların ve barutun keskin kokusuyla doluydu. Alaz, elindeki silahı indirip sakin ama tehlikeli adımlarla Defne'ye doğru yaklaşırken, odadaki herkesin nefesi tutulmuştu. Aralarındaki o sert gerilim hissediliyor; ortamda yapmacık dramalara yer yoktu, her şey fazlasıyla gerçek ve netti.
Defne, butiğin duvarına yaslanmış bir şekilde nefes nefese kalmıştı. Gözlerindeki o kibirli ifade yerini derin bir öfkeye bırakmıştı.
"Bunu yanınıza bırakacağımı mı sanıyorsunuz?" diye tısladı. * "Bu şehirde herkes bir gün düşer."*
Alaz, onun bu tehdidine sadece hafifçe tebessüm ederek karşılık verdi. O an, pasajın içindeki havanın rengi çok kısa bir an değişti ve o edebi fısıltı döküldü dudaklarından:
"Her düşüş, yeni bir tırmanışın sadece başlangıcıdır Defne..."
Dilara ise hâlâ o tatlı, masum sarı saçlarını kulağının arkasına sıkıştırıyor, elindeki renkli şeker paketinden bir tane daha seçiyordu. Hiç istifini bozmadan, pasajın ortasında son derece doğal ve gündelik bir ses tonuyla lafa girdi:
"Yahu Defne, bu dramatik vedaları gerçekten çok uzatıyorsun. Hem cidden bu dükkanın dekorasyonu berbat, burayı basmak yerine keşke güzel bir kafeye gidip kahve içseydik, çok daha az yorulurduk."
Tam o sırada, odadaki tüm dengeyi değiştiren bir hareketlilik yaşandı. Hep o neşeli ve sulu sepken halleriyle bilinen Mert, bir anda ortama ağır bir yeraltı sessizliği çökertti. Yüzündeki o şebeh gülümseme yerini buz gibi, son derece tehlikeli ve karanlık bir ifadeye bırakmıştı. Üzerindeki sıradan montu bir mafya babasının karizmasıyla düzeltip, elindeki uzun sopayı sanki bir susturuculu tüfekmiş gibi omzuna yasladı. Belindeki görünmeyen ama o ağırlığı her halinden belli olan duruşuyla doğrudan Defne'nin adamlarından kalan son gölgeye dikti gözlerini. Sesi, normalin aksine tok, kalın ve son derece tehditkardı:
"Eğlence bitti çocuklar," dedi Mert, gözlerini kırpmadan adeta bir cellat soğukkanlılığıyla. * "Bu sokakların kuralını unuttunuz galiba. Burada son sözü kimin söyleyeceğini, birazdan sırtınıza alacağınız kurşun izlerinden öğrenirsiniz."*
Alaz ve Dilara bile Mert'in bu ani ve korkutucu mafya dönüşü karşısında kısa bir an duraksadılar. Mert, bir yandan o tehlikeli mafya havasını milim ödün vermeden taşırken, diğer yandan bacağını hafifçe kaşıyıp aynı sert tonda mırıldanmaya devam etti:
"Ayrıca benden söylemesi, bu dükkanın sigortası yoksa patronun işi yaş."
Ziya Bey, fötr şapkasını hafifçe kaldırıp Mert'in bu karanlık ve beklenmedik haline şöyle bir baktıktan sonra gururla başını salladı:
"İşte budur genç adam. Sokakların gerçeği, en neşeli maskenin altındaki o buz gibi demirde saklıdır."
Alaz, Defne'nin kolundan tutup dışarıdan yaklaşan polislerin siren seslerini dinlerken, pasajın loş ışıkları altında bu geceki hesaplaşma, Mert'in bıraktığı o şoke edici mafya iziyle hafızalara kazındı.