5. bölüm · AKINCI: HUDUT ÇİZGİSİ

4.BÖLÜM

B. Ç

4.BÖLÜM

🪖🪖🪖

Karşımdaki kapıdan bana bakan adama öylece bakakalmıştım. Hastaheneden yeni çıkmış gibi hiç değildi. Hatta öyle ki vurulan birisi değildi sanki. Tatilden dönmüş gibiydi.

" Aleykümselam doktor " dediğinde gülümsemeden edememiştim.

" Çıkmışsınız. Çok geçmiş olsun." Dedim. Bana eyvallah dercesine kafasını salladı. Yanında duran Kuzey bize kısa bir bakış atmış, kapılarını açmıştı. " Seslerden dolayı sizi rahatsız ettiysek kusura bakmayın. Kurşun Komutanım biraz huysuzdur. Çokça da homurdanır." Dedi. Onun lafına Eylül ile gülerken Kurşun, huysuz ve ters bir bakış atmıştı.

" İçeri geçeceksen geç yoksa tekmeyle evine yollayacağım seni " dedi Kurşun. Kuzey hızla içeri girdi. Kurşun peşinden girmeden önce " Bayanlara daha fazla rahatsızlık vermeyelim. İyi geceler " dedi. Bizde aynı ağızdan " iyi geceler komutanım." Demiştik Eylülle.

Eve girip kapıyı kapattığımız anda Eylül kahkahayı bastı. " Bayan ne be? Dağdan mı indi bu adam"

Ona sence der gibi baktım. Daha yüksek sesle güldü.

" Ay pordon. Asker sonuçta tabi dağdan incek"

Koltuğa yayılırken bana sırnaştı hemen " Kız Duru! Bu adam tam senlik varya. Gözleri ateş ediyor sana." Dedi. Şokla ona bakarken " aynen Eylül, kalbimden vurdu hatta beni." Dedim.

" Bak ben aşk kadınıyım kızım. Bakışlardan anlarım. Siz 1 seneye kalmaz evlenirsiz."

"Çüş ! Adamın adı dışında hiçbirşey bilmiyorum. Arkadaş bile değiliz. Kolay mı aşk meşk işleri. Hem Yüzbaşı o toplarda hiç gözükmüyor."

" He Yüzbaşı istese okeysin yani?"

Ayağa hızla kalktım ve kırlenti kafasına attım. " Gece gece delirdin iyice. Yat zıbar. " Dedim. Odama giderken hâlâ söyleniyordum. " Ne okeyi be? No diyorum kardeşim no! "

Kapıyı kapatmıştım ama arkamdan seslendi " aynen bacım aynen."

Ne alakaydı hem. Yüzbaşı ve ben?

Adamı göreli daha ne kadar olmuştu da..tövbe tövbe.

🪖🪖🪖

Bu sabah kendimi oldukça dinç hissediyordum. Eylül ile erkenden güzel bir kahvaltı yapmıştık. Ardından Eylül, yeni okuluna bakmak için evden çıkmıştı. Ben ise hâlâ hazırlanıyordum. Üstüme kahverengi bir bluz ve aynı renk kumaş palazzo pantolon giymiş, havanın sertliğinden dolayı yine kahverengi tonlarındaki ceketimi giymiştim. Saçlarımı at kuyruğu yapmıştım ama uçları bukle bukleydi. Çantamı ve telefonumu alarak evden çıktım. Taksi bekleyecektim mecbur. Bir araba almak şarttı. İlk izin günümde bu işi halledecektim.

Kapının önünde saatime bakarken Recep'in sesini duydum. " Duru! "

O tarafa döndüğümde dört kişlik bir ekip gördüm. Fotoğraflardan tanıdığım kadarıyla Recep ve Ertuğrul harici ikisinin isimleri Tayfun ve Sait' ti.

" Günaydın " dedim neşeyle.

" Günaydın doktor hanım abla, taksi mi bekliyorsun." Dedi Ertuğrul.

" Mecburen. Araba alacağım yakında ama vaktim olmadı daha "

" Bizimle gelin. Arabada boş yerimiz var." Dedi Tayfun. Tam olarak tanışmasak da konuşma tarzı vs Recep'e benziyordu.

" Rahatsızlık vermeyeyim size " dedim.

" Ne rahatsızlığı doktor hanım abla. Buyur buyur. " Dedi beni ilerletirken Ertuğrul.

" Ee.. teşekkür ederim o zaman " dedim onlarla ilerlerken.

Kırmızı, altı yere yakın ve modifiyeli olduğunu düşündüğüm bir Tofaşın önünde durduk. Bu araba beni eskilere götürmüştü. Babamın da vardı böyle bir yadigarı ama tabi modifiye falan yoktu.

" Nasıl ama güzel değil mi?" Dedi Ertuğrul.

" Senin mi?" Dedim

" Evet.. nasıl anladınız."

Recep ve Tayun kahkaha basarken gülme arasında Recep, " araba sana benziyor çünkü gerizekalı. " Dedi.

Ben bile gülmüştüm. Ertuğrul ise alınmış gibi değildi aksine mutlu olmuş gibi arabasını okşamıştı.

" Seven sevdiğine benzer derdi ebem, rahmetli çok iyiydi " dedi şoför koltuğuna otururken. Beni de yan koltuğa oturtup, koca cüsseli adamlar sıkış tıkış arkaya bindiler.

" Şu kafana bastonu vururken dörde bölen eben mi komutanım?" Dedi Tayfun garip bir ciddiyetle.

" Kaç tane ebem var salak."

" Ne bilsin çocuk Niyazi'm, oldlar bilir Hanife ebeyi."

Ertuğrul, aynadan ona ters bir bakış attı. " Doktor hanım abla olmasa görürdün ebeni de Niyazi'yi de "

Recep konuşacağı sıra Sait onun koluna dokundu. " Ne olur susun komutanım. Tekrar yürüyerek gitmek istemiyorum" dedi Sait. Daha önce yaşanmış olmalı ki Recep, eliyle ağzına bir fermuar çekti.

Tayfun elini aradan beri uzatarak, " tanışamadık resmi olarak, ben Tayfun. Akıncı Timi üyelerindenim." Dedi.

Elini sıktım ve " bende Duru. Memnun oldum Tayfun."dedim. Onun ardından Sait elini uzattı.

Sadece " Sait.. memnun oldum " dedi. Recep onun pek konuşkan olmadığından bahsetmişti zaten. Yabancılamadım o yüzden. " Memnun oldum Sait "

Araba karargahın önünde durunca indik hep beraber. Karargahın içine girene kadar beraberdik, sonra ben revire onlar tim odasına gittiler.

Uzun zaman sonra işimin başında olmak beni heyecanlandırmıştı.

Damla ve Gülizar 'a " Günaydın kızlar " dedim neşeyle. Benim neşem onlara yansımış olmalı ki aynı tonda " günaydın Doktor Hanım " demişlerdi.

" Bu ne resmiyet kızlar, Duru veya abla diyebilirsiniz " dedim. Benim bu cümlemle gözleri ışıldadı. " Gerçekten mi?" Dedi Damla. Şaşkınlığına anlam veremedim.

" Neden bu kadar şaşırdınız ? "

" Önceki doktora yanlışlıkla ismiyle hitap etmiştik, bizi çok fena fırçalamıştı."

Onlara hâlâ şaşkınlıkla bakıyordum ama diğer meslektaşımı kötülemek istemedim. " Sinirli olduğu zamana denk gelmiştir, kafanıza takmayın."

Benim bu cümlemle güldüler. Ben odama girerken yavaş yavaş muayene için askerler gelmeye başlamıştı bile.

🪖🪖🪖

Akıncı Timi, dinlenme odasında otururken ortada kendilerince hoş bir muhabbet vardı. Muhabbetin merkezi ise Ertuğruldu. Şaka yapmıyor, mizah yapmıyordu ama herkes gülüyordu. Adamın hayatı komikti.

" Köyde verdiler elime traktörü, yanıma da oturtmuşlar iki tane çocuk. Gidiyoz biz eve ama arkada saman balyaları. "

" Komutanım siz traktör mü sürüyorsunuz? " Dedi Tayfun. Ertuğrul cebinden cüzdanı çıkartıp ortaya attı.

" Ehliyetim bile var."

Hakan herkesten önce eline aldı ehliyeti.

" Bu ne oğlum? Otobüs ehliyetine niye ihtiyaç duydun? "

Herkes şok olurken baştan beri sessiz kalan Kuzey bile ehliyeti elinden aldı ve baktı. " Tofaş kullanarak mı öğrendin amına koyayım, gemi ve tren hariç hepsi var."

" Yanlışınız var komutanım. Tank ehliyetim de yok. Ama alacağım Allah nasip ederse."

Kuzey, " tank sürmeye o kadar hevesliysen seni zırhlı birliklere verelim." Dedi.

Recep hızla " evet komutanım alın bunu buradan ya." Dedi.

" Aynen komutan. Tankın başına bir geçeyim. ilk hedefim Recep'in boş beynini vurmak olacak." Dedi Ertuğrul da.

Herkes ona gülerken kapı açıldı birden. Gelen kişi Kurşun Komutandan başkası değildi.

Herkes hizaya geçerken Kurşun, sert adımlarla yanlarına gelmişti.

" Hepiniz parkura inin. Paslanmışmısınız bakalım."

" Emredersiniz Komutanım."

🪖🪖🪖

Kurşun, 2 haftalık bir istirahatten sonra yuvasına dönmüş gibiydi. Timinin başında olmak ona huzur veriyordu.

" Kuzey " dedi. Kuzey bir adım öne çıktı.

" Emredin Komutanım!"

" Bunlara verdin mi cezasını?" Dedi Ertuğrul ve Recep'i kastederek.

" Verdim komutanım."

Kurşun ona başıyla yerine geçmesini söyledi. " Hakan "

" Emredin komutanım!"

" biriken dosyaları hallettin mi?"

" Hallettim Komutanım."

O da yerine geçerken " Ertuğrul!" Dedi,

" Kan şekerin düşüyordu sürekli. Doktora gittin mi? "

Ertuğrul sessiz kalırken Kurşun anladı ve bağırdı. " Revire git tahlillerini yaptır! Gözüme de gözükme bir süre! Ben sana baştan beri söyemiyor muyum?"

Ertuğrul öne çıktı ve " haklısınız komutanım " dedi.

Kurşun onun ensesine bir tane geçirdi. " Siktir git gözümün önünden lan!"

Ertuğrul ışık hızında revire koşarken Recep bıyık altından gülüyordu. Tayfun da ona eşlik ediyordu.

" Ne gülüyorsunuz lan! Başçavuşun beygiri mi böğürüyor burada. Karargahın etrafında 20 tur koşun bakalım!"

Recep ve Tayfun şaşkınlıkla kaldı ama emri ikiletmedi. Geçen hafta yaptığı koşudan sonra bacakları koparcasına ağrımıştı, bunu hatırlayınca ikiside ağlayacak gibi oldu.

" Senin kafana tüküreyim çömez."

" Ben ne yaptım komutanım? "

" Kurunun yanında yaş da yanıyor işte " dedi Recep. Tayfun şaşkınlıkla ona baktı. " Kuru da siz misiniz komutanım?"

" Tabi benim lan götlek, sen mi olacaktın."

İkis tartışarak ilerlerken geride Kurşun, Kuzey, Hakan ve Sait kalmıştı.

" İçtimayı yarın sabaha erteledim. Sait bize çay kap gel. Yanında bisküvi, gofret falan da olsun." Dedi Kurşun. Yandaki çardağa geçip oturdu. Ayakta dikilen ekipe, " ne bakıyorsun koçum. Oturun şöyle bir ifadenizi alayım. " Dedi.

Kurşun orada onlara yokluğunda neler olduğunu sorarken Recep ve Tayfun hâlâ koşuyordu.
Yapacak birşey yoktu. Emir demiri keserdi.

🪖🪖🪖

Ertuğrul revire girdi. Damla hemşireye " doktor hanım abla içeride mi?" Diye sordu.

" İçerde. Kapıyı tıklatarak girebilirsiniz." Dedi Damla.

Ertuğrul kapıyı tıklattı ve " girin" diyen ince sesle içeri girdi.

" Selamünaleyküm doktor hanım abla "

Duru onu görünce şaşırdı ama hasta-doktor sınırı koruyarak " buyurun, şikayetiniz nedir?" Diye sordu.

Ertuğrul, masanın önünde bulunan koltuğa oturdu. " Valla doktor hanım abla benim normal hayatta da görevdeyken de gözüm kararıyor. Elime ayağıma titreme geliyor ama tabi görevimi engelleyecek şekilde değil. Birşeyler yeme ihticyacı hissediyorum. Kısacası kan şekerim düşüyor işte. Normalde gelmezdim de Kurşun Komutanım zorla gönderdi."

Duru aldığı bilgileri bilgisayara aktarırken ona ters bir bakış attı. " Kurşun komutanın demese bile en ufak şikayette gel. Biz burada adam yemiyoruz, ciddi bir durum oluşmadan erkenden teşhis koyar tedavi yaparız. Anlaşıldı mı.

" Emredersiniz doktor hanım abla"

Duru ona döndü ve " hem kan hemde idrar tahlili istiyorum senden. Yarın mutlaka odama uğra sonuçlara bakalım. Yarın odama girmeden önce boy, kilo ve tansiyonu da ölçersek çok güzel olur." Dedi.

Ertuğrul ayaklanırken " çok saolun komutanı-doktor hanım abla " dedi.

Duru ona gülerek, " ciddi birşey olduğunu düşünmüyorum ama bunu sonuçlar gösterecek. " Dedi.

Ertuğrul odadan çıktı ve tahlillerini verdi. Timin yanına geri döndüğünde ise Duru'yu bol bol övecekti.

🪖🪖🪖

İşler bittiğinde herkese selamımı vererek çıktım karargahtan. Durağa doğru yürürken arkamdan bir araç korna bastı. Yerimde sıçrayarak sese döndüm. Kırmızı tofaş hemen yanımdaydı. Kapısı açıldı ve içerden Recep inip ön koltuğu gösterdi. " buyrun Doktor Hanım."

" Sürekli sürekli size zahmet veriyorum ama " dedim. O sırada arkada bir araba durdu. Siyah bir jeep arabaydı.
İçerden Kurşun Komutan ve Kuzey indi.

" Problem ne gençler " dedi Kurşun Komutan. Lisedeki yaşlı, nöbetçi öğretmen edasıyla.

" Doktor hanım abla otobüs bekliyor da, ona bizimle gelebileceğini söyledik. Sabah da bizimle gelmişti. Size yük oluyorum diyor." Dedi Ertuğrul.

Kurşun, hızla bana döndü.

" Ne yükü doktor, yük olsan bile senden 30 tane taşır bunlar. Takma kafaya da atla arabaya." Dedi Kurşun.

Yan taraftan bir ses yükseldi.

" İsterseniz bizim arabaya da binebilirsiniz bayan, daha eğlenceli olacağına emin olabilirsiniz "

3-4 kişilik bir keko grubuydu. Dün akşam Kurşun da Bayan demişti ama asla rahatsız olmamıştım. Şuan ise kusmak üzereydim.

" Ne diyon la gevşek?" Dedi Kuzey Ankara ağzına bağlayarak.

" Boş boş konuşuyor işte gidelim." Dedim hızla. Olay çıksın istemiyordum.

Kurşun sert adımlarla yanıma geldi ve önüme geçti. Kekoların beni görmesini engelledi.

" Sizin dalağınızı sikmeden kaybolun gidin. " Diyen sert sesini duydum. Arabada oturan Tayfun ve Sait de inmiş diğerleri gibi önüme geçmişlerdi. Adeta çin seddi kurmuşlardı.

" Bayan karar versin buna " dedi başka ses. Sinirlerim zıplamaya başlamıştı. Kurşunun kolundan tutup kenara çektim ve onların görüş hizasına girdim.

" Yoluna git kardeşim, götün kaşınmasın burda. Başımı ağrıtma benim." Dedim.

Çok nadiren hakaret eden bir insandım. Bu kısacık zamanda, kişiliğime bakan çoğu kişi bunu anlardı. Tim mesela şuan şaşırmıştı ama sinirleri buna engel oluyordu.

" Sesi de güzelmiş maşallah." Dedi adam beni süzerek. O kadar rahatsız oldum ki.. üstümü düzeltme ihtiyacı hisseettim.

" Benimde sesim çok güzeldir. Yakından duymak ister misin " dedi Kurşun adım adım adamlara ilerlerken. Hızla koluna yapıştım ama çok geçti.

Adamın burnuna kafasını gömmüştü.

" Senin ona bakan gözlerini oymazsam bana da Kurşun demesinler."

Kurşun adama art arda yumruklar savuruyordu. Korku tüm bedenimi ele geçirirken çığlık attım. " Yüzbaşı dur!" Diyordum ama dinlemiyordu. Kuzey, Recep ve Ertuğrul da diğer üçünü fena dövüyorlardı. Sait ve Tayfun arabanın kaputuna yaslanmış sigara yakıyorlardı. Keyif sigarasıydı galiba.

" Kurşun dur!" Dedim en sonunda. Kurşunun hareketleri bıçak kesmiş gibi dururken gözlerime baktı. Sinirli hareleri benim korku dolu gözlerimi görünce kendine gelmişti. Yumuşamıştı. Timine " bırakın. " Dedi.

Polis arabasının siren sesleri duyulurken o kadar korkmuştum ki elim ayağım titriyordu. Kurşun beni kolumdan tuttu ve jeepin koltuğuna oturttu. Su uzattı.

" Neden korktun bu kadar doktor?",

Ona baktım ve " deli gibi kendinizi kaybetmenizden." Dedim.

" Benden mi korktun. " Dedi. Donuk bir ifadesi vardı artık.

" Hayır tabiki. Siz askersiniz, bu sizin doğanızda var..şiddet. ama onlarda bir sivil. Başınız yanabilir. Buna sebep olmak istemem. Üstelik korkumun bir diğer sebebi gündüz vakti böyle bir duruma maruz kalmış olmam."

Gözlerindeki donukluk, yerini anlayışa bırakırken " korkma bize birşey olmaz. Sivil olmaları her kadına laf atmalarını değiştirmez. Üstelik yanımdaki kadına laf atmaları başlı başına hata. Seni tanımıyor olsaydım da ben onların ağzını yüzünü dağıtacaktım." Dedi.

İçi az da olsa rahalarken polisler gelmişti. Kurşun, Kuzey'e başıyla bir hareket yaptı. Bu sessiz bir hallet emriydi galiba.

" Seni eve bırakayım doktor. Bu kadarlık macera yeter sana."

" Yeter de artar bile " dedim. O jeepin şoför koltuğuna geçerken yanına oturdum. Araba harekete geçerken onları geride bırakmıştık. Bizim eve gelmeden önce bir sokakta durduk. " Biraz arabada bekleyebilir misin?"

" Elbette."

O bana kısa bir bakış atıp arabadan indi. Annemi bu sefer aramak yerine kısa bir sesli mesaj bıraktım. Şuan konuşursam herşeyi dökebilirdim.

Arabanın kapısı açıldığında kurşun kendini koltuğa bıraktı. Elinde ise papatya buketi vardı. Gözlerini kaçırarak buketi kucağıma bıraktı.

" Bu ne için ?" Dedim. Sesimin titremesine engel olmaya çalışmıştım. Neden heyecanlanmıştım bilmiyorum ama ağzım kulaklarıma varmamak için zor duruyordu.

" Bu hayatımı kurtarıp, kanınızı verdiğiniz içindi. Tüm gece boyunca başımda beklemenizin karşılığını nasıl ödeyebilirim bilmiyorum ama teşekkür ederim doktor.
Ve bu gece yaşattıklarım için de özür dilerim."

Biliyordu. O yüzden başımda durmuştu. Tüm taşlar yerine otururken yinede heyecanlıydım. Bir erkekten aldığım ilk çiçek değildi elbet ama ilk gibiydi. Nedendi bilmiyorum ama vardı o heyecan işte. Hiç hissetmediğim bir şekilde.

" Bende teşekkür ederim Yüzbaşı."

" Ne için?"

Ona gülümsedim ve " sizin gibi mert bir adamla tanıştığım için " dedim.

İlk defa yüzüne gerçekçi bir gülüş yayıldı. Başını camdan tarafa çevirdi ama hâlâ gülümsediğini hissedebiliyordum.
Aramızda koca bir sessizlik oluşmuştu ama ben kafamın içinde onlarca ses, kalbimi tekmeleyen atların gürültüsünü çok net duyuyordum.

Evin önünde durdu araba. Beraber indik ve asasöre bindik. Evlerimizin önüne gelince bana döndü ve " iyi akşamlar doktor." Dedi.

Aynı şekilde " iyi akşamlar yüzbaşı " dedim.

Evlerimize girerken aramızda huzurlu bir sessizlik oluşmuştu. Günün yorgunluğunu, sonda yaşadığım kötü olayları bile bir kenara bırakmıştım. Nedenini falan bilmiyordum, gerek yoktu. Sadece... Bu hissi sevmiştim işte.

🪖🪖🪖

Bölüm
Sonu