4. bölüm / 4
Akacak Son KanYas ve yolculuk
Bölümler 4Şu an: Yas ve yolculuk
- 1 Kanlı Gece303 kelime
- 2 Kanlı Gece 2518 kelime
- 3 Vampir sarayı492 kelime
- 4 Yas ve yolculuk712 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Güneş Jack’in taze toprağı üzerinde batarken, Zahrin’in içindeki masum kız o mezarın derinliklerinde kalmıştı. Beyaz elbisesi çamur ve gözyaşıyla lekelenmişti ama gözlerindeki o hırçın ateş, sönen gün ışığından daha parlaktı. Ellerinde ise hala Jcak'in onun için toplamış olduğu ve kendi kanıyla kırmızıya boyadığı papatyalar vardı.
Köylüler sıra sora mezara toprak atıyor, tek sevdiğinin toprağını bekliyorlardı.
Zahrin fark etmeden yumruk yaotı ellerini, papatyaların ince yeşil dalları avucunun içinde büzüldü.
Şimdi ise kardeşi Alice’i geri almak ve Jack’in kanının hesabını sormak düşüncesi zihninde zehirli bir sarmaşık gibi dolanıyordu.
Evin loş ışığında abisi Robin, ayakta durmuş, görmeyen gözlerini kardeşinin olduğu yöne dikmişti. Zahrin’in titreyen ama öfke dolu nefesini duyabiliyordu. "Sen bu halde ne yapacaksın Zahrin?" dedi Robin, sesi hem acıma hem de otorite doluydu.
"Acın büyük. Ben tek başıma giderim, sen yasını tut sevgili kardeşim. Ben Alice’i o canavarların elinden söke söke alırım." Sesi öyle rahatlatıcıydı ki normal bir anda, normal biri buna kılay kolay tamam derdi. Fakat o değil.
Zahrin yerinden fırladı, öfkeyle abisinin karşısına dikildi. "Saçmalama Robin! Bizi sen eğittin; dövüşmeyi, ok atmayı, hançer kullanmayı en az senin kadar iyi biliyorum. O lanet vampirlerin boyunlarını kendi ellerimle keseceğim! Beni burada bir süs eşyası gibi bırakamazsın."
Robin bir süre sessiz kaldı, kardeşinin kararlılığı karşısında pes ederek içini çekti. "Tamam," dedi kısık bir sesle. "Yarın sabah yola çıkacağız. Hazır ol."
Bir vampir öldürmek, öylece herkesin yapabileceği, bedelininde kolay taşınabikeceği bir şey değildi.
Robin yıllar evvel köylerine saldıran ve köylülerin kanını emmeye kalkışan vampirlerden birini öldürürken lanetleneceğini biliyordu. O zamandan bu zamana mavi gözlerinde renk kalmamış, güneşi, gökyüzünü, kız kardeşlerinin yüzünü özlemişti.
Laneti ondan görme yetisini almıştı.
Buna rağmen Robin kendisini bu halde de eğitmeyi başarmıştı. Karşısında tüm duyuları sağlam birkaç adamla birden dövüştüğü olmuştu.
Fakat yeniden vampir öldürmek demek, feda edilecek daha çok şey demekti ve Zahrin bunu çok iyi biliyordu. Abisi zaten yıllar önce onları korumak için bir şeyinden vazveçmişti, şimdi daha fazlasındanda vazgeçmeye hazırdı fakat Zahrin buna izin vermezdi.
Abisi olmadan bu görevi başarıp başaramayacağı meçhuldü fakat onun bir kere daha kendini feda etmesine izin veremezdi. Şimdi sıra ondaydı, kaddeşi kendisi çekip alacaktı ellerinden ve sevdiğinin intikamı için boyununu kestiği vampirin lanetini başı dik bir şekilde yaşamaya çoktan razıydı. Gözü karaydı.
Gece karanlığı çöküp köy derin bir sessizliğe gömüldüğünde, Zahrin önceden hazırladığı uyku verici bitki karışımını abisinin odasında tüttürdü. Robin’in uykusu ağırlaşıp nefesi düzene girdiğinde, Zahrin çantasını ve yayını kuşanarak kapıdan süzüldü.
Ormanın derinliklerine, zifiri karanlığın kalbine doğru yürümeye başladı. Nereye gittiğini tam olarak bilmiyordu ama içindeki nefret ona yön veriyordu.
~☆~
Dalların arasından süzülen sisin içinden aniden bir ses yükseldi: "Gecenin köründe nereye gidiyorsun böyle, insan kız?"
Zahrin irkilerek arkasına döndü. Karşısında, kırmızı saçları ay ışığında birer alev gibi parlayan, buz mavisi gözlerinde alaycı bir pırıltı olan bir adam duruyordu. Bu Zylan'dı.
Zahrin, Jack'in katillerinden birinin karşısında olduğunu düşünerek hiç duraksamadı; belindeki hançeri çekip vahşi bir çığlıkla vampirin üzerine atıldı.
Zylan, kızın bu ani ve gözü kara saldırısına önce kahkahalarla güldü. Ancak Zahrin'in hamleleri o kadar seri ve teknikti ki, vampir bir an için dengesini korumakta zorlandı. Kızın gücü ve hızı karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. "Yavaş ol küçük savaşçı!" diyerek kızın bileğini ustaca kavradı ve onu etkisiz hale getirdi.
"Beni öldürünce sevdiğin geri mi gelecek sanıyorsun?" dedi Zylan, sesi bu kez daha ciddiydi. Zherin ise bu sözlerle daha d ahırçınlaştı, neredeyse kükreyerek çekti elini. Zylan kız elini çektiği gibi bıraktı.
"Ben kimseyi öldürmedim insan kız. Ama geldiğin yönden geri dönen karnı tok vampirler gördüm. Nereye gittiklerini biliyorum..." Zahrin vampire saniyeler içinde taşacak bir pınarmışçasıma bakıyordu. "Rica edersen seni oraya götürürüm."
Zahrin nefes nefese ona baktı. "Bir vampire asla güvenmem! Jack'in kanı ellerinizde!"
Zylan omuz silkti.
"Bana güvenmek zorunda değilsin ama hayatta kalmak istiyorsan mecbursun. Tek başına o sarayın kapısından içeri bile giremezsin, seni daha eşikte harcarlar. Ben seni içeri sokabilirim."
Zahrin, abisini geride bırakmanın verdiği suçluluk ve Alice'i kurtarma hırsı arasında kaldı. Alevli gözlerini vampire dikti. "Neden yapacakmışsın bunu?" Aklıan gelen en mantıklı soruydu bu. Kan kırmızısı saçlı vampir omuz silkti. "Canım sıkılıyorda ondan. Ayrıca insan kızlarla konuşmayalı uzun zaman olmuştu." Zahrin dudakalrını birbirine bastırdı. Bu vampitin gözleri parlıyor muydu?
"Silahını ver." Vampir keyifle güldü. "Ben silah taşımam. Ha yine inanmıyorsan..." kaşlarını çattı. "Pekala," dedi dişlerinin arasından. Gerçektende üstünde silah gözükmüyordu. "Ama en ufak bir yanlışında o kalbi söküp alırım." Dedi hançerini vampirin kalbine doğrultarak.
Zylan sadece sırıttı. "Deneyebilirsin... ama önce yürümemiz gerek."
Bölüm etkileşimi
