AJAN:Y kitap kapağı

35. bölüm / 35

AJAN:Y

35.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nursen Ağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 35.Bölüm

Heyecan kaldığı yerden devam ediyor canlar. Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin. Çok beğeneceğinizi umduğum bir bölümle geldim.

Keyifli okumalar💙

Rutubet kokan, bodrum kattaki gizli geçitten temkinli adımlarla ilerliyordu. Bir koluyla omzuna aldığı genci sarmalamışken diğer eli belindeki silahın üzerinde tetikte duruyordu.

Her şeyden habersiz kendinden geçen ağır yaralı genci bir an önce en yakın hastaneye yetiştirmek için kendini tehlikeye atmıştı. 'Bütün bunları neden yapıyorum?' diye düşündü. 'Neden hayatımı bu insanlar için tehlikeye atıyorum?' Sonrada, 'tabii ki artık iyi bir insan olmak istiyorum' diyerek kendini ikna etti.

Hala geçitte nefes nefese yürürken, "asıl gerçeği kendine itiraf edemiyorsun be Korkut" diye söylendi sessizce. Yasmin'i ilk gördüğünde ondan etkilenmişti. Pamir Yasmin'in peşine takıldığından beri Yasmin'e zarar getirmesin diye Pamir'in yanından hiç ayrılmamıştı.

Yıllardır Pamir için çalışıyordu. Bir çok pis işlere bulaşmıştı. Ama artık iyi bir adam olmak için çabalayacaktı.

Bina çok büyük olduğu için yolda bitmiyordu. Bir an önce sorunsuz bir şekilde buradan çıkmalıydı. Aksi taktirde Toprak'ı kurtaramazdı.

Sonunda binanın arkasında bulunan çıkışa ulaştı. Dışarı çıktığında önceden ayarladığı araba bıraktığı yerde duruyordu. Hala geceydi. Hızlı adımlarla arazi arabasına ulaştı ve arka kapısını açarak Toprağı yerleştirdi. Topraktan kısık bir inilti duyuldu.

Hiç vakit kaybetmeden direksiyona geçerek arabayı çalıştırdı. Engebeli yolda hızla ilerlerken arkasından bir kaç kez silah sesi duyuldu. Dikiz aynasından baktığında bir küfür savurdu. Farkedilmişti. Onu takip ediyorlardı.

Hızını kesmeden dağlık yolda ilerlemeye devam etti. Yollar bozuktu, ama son hızla kavisli yolda zikzaklar çizerek peşindekileri atlatmaya çalıştı. En yakın hastane neredeyse iki saatlik yoldaydı. Çocuğu sağ salim yetiştirmeliydi. O anda Toprak'tan bir inilti duyuldu. Korkut derin bir soluk alırken, "dayan çocuk dayan, seni hastaneye yetiştireceğim. Ablana söz verdim" dedi.

*****

Yasmin duvara yaslanmış, Korkut'un onun için getirdiği yiyecekleri soluksuz bir şekilde yiyordu. Gücünü toplamalıydı. 24 saati aşkın bir süredir midesinden bir şeyler geçmemişti.

Yemeğini yedi ve acınası haline baktı. Bütün bedeninde morluklar ve yaralar vardı. Yüzünü buruştururken acı hissetti. Biliyordu, yüzüde berbat haldeydi. "Kardeşim" dedi acı çekerek. "Sen o haldeyken ben, birde bu halimi sorguluyorum. Yaşayacaksın canım kardeşim. Korkut söz verdi. Seni hastaneye yetiştirecek. Bende sana bunu yapanların hesabını soracağım. Yemin ederim ki bir tanesini bile yaşatmayacağım." Gözünden bir damla yaş aktı. Toprak'ın son hali aklından çıkmıyordu.

Ameliyat masasından kurtulduğu an bayılmıştı. Gözlerini açtığında bu küçük odada bir çift yeşil gözle göz göze geldi. Yattığı yerden hızla doğrulduğunda karşısındaki Korkut, "sakin ol Yasmin" diyerek onu sakinleştirmeye çalıştı.

"İyi değilsin. Ani hareketler yapma. Seni buraya ben getirdim."

Şaşkınlığını üzerinden atan Yasmin, "beni sen mi kurtardın?" Diye sordu. "Bunu bana neden yapıyorsun? Sonuçta sende onlardan birisin."

Korkut gülümsedi. "Belki artık iyi bir adam olmak istiyorum" dedi.

Sadece el fenerinin aydınlattığı odada Yasmin ayaklanarak, "kardeşimi bulmalıyım. Ekim çok korkmuştur. Onları bulmalıyım" dedi panikle. Korkut karanlık odada bir köşeye baktı. Yasmin bakışlarını takip ettiğinde onu, canının bir parçasını orada öylece yatıyor gördü. Hiç beklemeden hızla kardeşine ulaştı ve yanına diz çöktü.

Gözlerinden yaşlar boşalırken onu yokladı. Ölmüşmüydü. Yoksa yaşıyormuydu seçemiyordu. Başından kanlar boşalmıştı. Korkarak elini boynuna götürdü. Yaşaması için her şeyi yapardı. Titreyen parmakları ağır bir şekilde atan damarının üzerine geldiğinde, "çok şükür" dedi. Artık sesli ağlıyordu. Kardeşi hala hayata tutunmak istiyordu.

"Yasmin, kaybedecek vaktimiz yok. Arabayı hazırladım. Buradan sorunsuz bir şekilde çıkıp gideceğiz. Kardeşini ve seni en yakın hastaneye götüreceğim. Kardeşin kurtulacak. Hadi kalk." Yasmin'in kollarından tutup kaldırdı.

Yasmin, "ben gelemem. Ama sen kardeşimi kurtarabilirsin. Onu bir an önce hastaneye götür" dedi yalvarırcasına.

"Hayır. Seni o canilerin eline bırakamam. Gidelim."

"Sana ömür boyu minnettar kalacağım. Sen kardeşimi kurtar. Ekim'i kurtarmadan hiçbir yere gidemem. Üstelik onlarla hesabım daha bitmedi. Lütfen, kardeşimi bir an önce kurtar buradan."

"Peki. Ne söylesemde beni dinlemeyeceksin. O zaman al şunları" diyerek belindeki bıçağı ve yerde duran silahı alarak Yasmin'e uzattı. Bir poşetteki sanduviç ve bir şişe suyuda uzatarak, "karnını doyur. Şu anda bodrum kattayız. Ameliyathane olarak kullandıkları bölgenin arka tarafında gri bir kapı var. Orası gizli geçit. Zorda kalırsan orayı kullan. Kardeşini hastaneye ulaştırır ulaştırmaz geri döneceğim. Seni yalnız bırakmam."

Bu adamın halleri Yasmin'i çok şaşırtmıştı. Ama bunun üzerinde fazla duramazdı. Ona güvenmek zorundaydı. Sonuçta daha önce Furkan'ı bayılana kadar dövdüğünde linçlenmekten onu kurtaranlardan biride Korkut'tu.

Yasmin Korkut'a, "telefon varmı?" Diye sordu. "Bizimkileri arayacağım. Pamir'in verdiği telefon ondan başkasını aramıyordu. Zaten nerde düşürdüğümü de bilmiyorum."

Korkut başını olumsuz anlamda salladı. "Telefon yok. Pamir buraya gelmeden önce hepimizden alarak topladı. Yerimi belli etmeden, onlara bir şekilde burada olduğunuzu haber vereceğim. Şimdilik yakalanmak istemiyorum. Gitmeden sana ayrıntıları anlatayım. Pamir en üst katta saklanıyor. Kızda yanında" diyerek ayrıntıları anlattı ve Toprak'ı ağır bir şekilde omzuna alarak oradan uzaklaştı.

Yasmin ekmeği ve suyu yiyip içerek birazda olsa gücünü toparlamıştı. Bıçağı beline yerleştirdi. Silahı koluna takarak feneride aldı ve sessizce odadan çıktı. Evet, Korkut'un dediği gibi bodrum kattaydı. Yukarıdan sarkan poşet perdeleri geçerek onu ameliyat edecekleri yere geldi. O anı yeniden yaşıyormuş gibi irkildi.

"Kendine gel Yasmin. Bu saatten sonra seni hiçbir şey sarsmamalı. Artık bitir işlerini, Ekim'i al ve kurtul buradan" diyerek devam etti.

Fenerin yardımıyla üst kata çıkarak demir parmaklıklı camdan baktığında hala karanlıktı. Korkut'un tarif ettiği gibi en üst kattaki Pamir'in saklandığı yere ulaşmalıydı. Ama binanın projesini öyle yapmışlardı ki tıpkı bir labirenti andırıyordu. Devasa bir labirent. Yukarıyı tırmanırken içinden, sorunsuz bir şekilde bu kaosu atlatmak için dua ediyordu.

Sonunda kata ulaşmıştı. Binada çok az cam olduğu için her yer zifiri karanlıktı. Neredeyse nefesini tutarak yürüyordu. İleride ona doğru yaklaşan ışığı farkedince elindeki feneri kapatarak duvar kenarına sindi. İki koruma fenerleriyle yaklaşıyorken konuşmalarını duydu. "Şu sürtüğü bulana kadar bize rahat yok. Yoruldum. Doğru düzgün ne yemek yedik nede uyuduk. Artık bulalımda gebertelim. Yoksa patron canımıza okuyacak."

Yasmin sessizce yanından geçip gitmelerini bekledi. Ve sonra amacına doğru ilerlemeye devam etti. Bir koridoru daha döndüğünde artık burada ışıklar yanıyordu. Korkut bu katta jeneratör çalıştığını söylemişti. Bu işini zorlaştıracaktı. Omzuna asılı olan silahı kavrayarak hazır hale getirdi. İlerledikçe konuşma sesleri duyuluyordu.

Köşeyi döndüğü an bir gurup korumanın kimisi ayakta gezinirken kimisinide sandalyelerde uyukladığını gördü. Hiç düşünmeden ard arda ateş etmeye başladı. Adamları hazırlıksız yakalamıştı.

Artık bittiler diye düşünmüşken ileriden korumalar tek tek çıkarak ateş etmeye başladı. Yasmin bir yerlere saklanma gereği duymadan ateş ederek üstlerine doğru ilerliyor her birini öldürüyordu. Koridorlar vurduğu adamlarla dolmuştu.

Etraf bir süreliğine sakinleşmişken bir duvar kenarına yaslanarak soluklanmaya başladı. İşi çok zordu. Bu kadar çok olduklarını tahmin etmemişti. Tekrar silah sesleri yükseldi. Ona doğru gelenlerin sayısı çoktu. Bir an düşünmeden başka bir koridora saparak koşmaya başladı.

"Kahretsin, bir bitmediler. Kaç kişi lan bunlar" diyerek koşuyordu. Bir yandanda çok dikkatli olmalıydı. Karşısına hiç ummadığı anda birileri çıkabilirdi.

Kapısı açık olan geniş bir alana girdiğinde etrafa bakarak kaçacak bir yol aradı. O an çok hızlı düşünmeliydi. Onu bulmaları an meselesiydi. Girdiği yer eski eşyalarla dolu bir konaklama yeriydi. Anlaşılan korumalar burada dinleniyordu. Karşıda gördüğü küçük masaya çıktı. Etrafta gördüğü sandalyeyide masaya koydu ve üzerine çıkarak tavanda bulunan havalandırma kapağını açtı. İçine doğru süzülürken bir ayağıylada sandalyeye tekme atmıştı.

Hızla içeri girdiğinde kapağı kapattı ve dar alanda sırt üstü uzandı. Nefes nefese kalmıştı ama nefesini kontrol etmeliydi. Yoksa farkedilecekti.

"Nereye kayboldu bu kadın? Ben size demiştim bu kadın dokuz canlı diye. Ölmüyor bir türlü ölmüyor. Bizi bitirene kadarda durmayacak."

Yüksek sesle konuşan kişiye karşılık bir diğeri, "patrona haber vermeliyiz. Avlayalım derken o bizi tek tek avlayacak" dedi.

Bir başkası, "bize kızmasın, biraz dinleneceğim demişti" dedi.

"Oğlum, dinlenme zamanımı. Herkes uyanık olmalı. Ben patrona haber verirken sizde her yere dağılın. O kadının giden arabada olmadığını biliyordum. Sürekli ağlayan şu sinir bozuntusu kızı almadan durmayacak. Kızın işini çoktan bitirmeliydik."

Korumalar uzaklaşınca Yasmin, dar havalandırma boşluğunda emekleyerek devam etti. Biliyordu ki ondan korkuyorlardı. Bunu bilmenin hissi çok hoşuna gitmişti. Ama Ekim'in sürekli ağladığını duymak kalbini acıtmıştı.

"Geliyorum güzelim. Seni kurtaracağım. Biraz daha dayan" dedi üzülerek.

Dizlerinin üzerinde ilerlerken belindeki bıçak rahatsız ediyordu. Bıçağı çıkarıp dişlerinin arasına aldı ve ilerlemeye devam etti. Havalandırma kapaklarının deliklerinden her yeri görüyor, etrafta deliler gibi koşturarak onu arayanları görüncede ses çıkarmadan duraksıyordu.

İlerideki sesler tanıdık gelincede sessizde o yöne ilerledi. Gördüğü yüzlerle kaşlarını karartarak dişlerini sıktı. Furkan ve tayfası. 'Bunlar hiç birbirinden ayrılmıyorlar mı?' Diye düşündü.

Uykulu sesiyle pantolonunun fermarını çeken Furkan, "o sürtüğü gündüz öldürecektim ki şu anda beni uykumdan uyandıramayacaktı" dedi.

Yasmin daha çok öfkelendi. "Sürtük lafını sana yedireceğim adi herif."

Diğerleride üzerlerini düzeltiyor ceplerinden çıkardıkları silah sayılabilecek ne varsa her birini tekrar üzerlerine yerleştiriyorlardı. O anda Yasmin hiç düşünmeden Mp3 silahını doğrultarak havalandırma kapağına sert bir tekme attı.

"Ha s**tir." Boşluklarına gelen adamlar korkarak küfür savurmuşlardı. Onlar daha silahlarına davranmadan Yasmin altı adamıda vurarak ağır yaralamıştı. Olduğu yerden atladığında dizlerinin üzerine düştü. Ama şu anki adrenalinle hiç acı hissetmiyordu.

Ağzındaki bıçağı tekrar beline yerleştirerek, adamların üstlerine basa basa silahlarını topladı. Her birinin acıdan inlemesi kulağına bir melodi gibi geliyordu. Sonunda onu bir canavara dönüştürmüşlerdi.

Furkanın başında durduğunda eğilerek yüzüne baktı. "Nasılsın büyük fare? Küçük sıçan seni kapana sıkıştırdı" diyerek samimi olmayan bir gülümseme sundu.

Furkan sinirleri bozulmuş bir şekilde gülmeye başladı. "Geber küçük sıçan" diyerek Yasmin'in yüzüne tükürdü. Refleksle geri çekilmeye çalışan Yasmin'in boğazına ellerini geçirdi ve bütün gücüyle sıkmaya başladı. Vurulmuştu ama gücü yerindeydi. Yasmin'in nefesi kesilirken yüzü kızarmaya başladı. Yan tarafındaki adamlardan biri sürünerek ona ulaşmıştı ki Yasmin belindeki bıçağı son anda Furkan'ın karnına geçirdi.

Furkan böğürerek bağırırken elleri gevşedi. Yasmin nefes nefese kendisine ulaşan adamın yüzüne sert bir tekme attı.

Bıçağı Furkanın karnından çıkarıp, "bıçağımın tadı nasıldı Furkan?" Diyerek ona gönderme yaptı. Kim ona nasıl muamele yaptıysa aynısını uygulayacaktı. Eğilerek Furkan'ın kazağının kenarını çekiştirdi. Tükürdüğü yüzünü sildi. Gülümseyerek, "doğruyu söyle büyük fare, benim bıçağım daha tatlı. Değil mi?" Diyerek tekrar bıçağı Furkan'ın karnına geçirdi ve yüzüne bakarak içinde çevirdi.

Furkan acı bir şekilde can verirken doğruldu, inleyerek bağıran diğerlerine doğrulttuğu silahla defalarca kurşun sıktı. İki boş silahıda üstlerine atarken diğer topladığı silahlarla ilerlemeye başladı.

Bütün bedeni kırmızıya bulanırken burnuna kan kokuları doldu. İğreç koktuğunu biliyordu. Karşısına çıkan adamları her iki koluna dayadığı silahlarla vura vura ilerledi. Durmamalıydı. Biliyordu, yavaşlarsa vücudu iflas edecekti. Aslında çok bitkin bir durumdaydı. Ama amacına ulaşmadan kendini bırakamazdı. Bu onun sonu olurdu.

Sonunda büyük, Korkut'un bahsettiği siyah kapıya ulaştı. Tam karşısında duruyordu. Kapının ardında onu nasıl bir manzara bekliyordu bilmiyordu. Derin bir nefes aldı. Tam elini kapı kulpuna götürmüştü ki duraksadı. Etrafa bakındı ve yerde ölü adamlardan birini tutarak önüne siper etti.

"Ammada ağırmışsın. Eşşek ölüsü seni" diyerek kapıya ilerledi. Kapıyı açtığı gibi kurşun yağmuruna tutuldu. Biliyordu bunların başına geleceğini. Kurşun ona isabet etmemişti ama elindeki adam kurşunlardan dolayı yeri boylamıştı.

Kapının dış tarafında kendini korumaya alarak içerdekilere sıkmaya başladı. Kaç kişilerdi göremiyordu. İçeridekileri bir iki taradıktan sonra geri çekilerek duvar kenarına siniyordu. Silahın ikisi boşalmış diğer ikisini omzundan almıştı. İçerideki silah sesleri azalmıştı. Ona güvenerek ateş ederek içeri daldı.

İçeri girdiği gibi koluna kurşun saplandı. Bu onu dahada delirtti. Bağırarak hiç durmadan kurşun yağmuruna tuttu etrafı. Ekim'in burada olmadığını anladığı için rahat davranıyordu.

Sonunda silah sesleri kesilmişti. Yasmin yaşayan biri varmı diye kontrol etti. İçlerinden biri hala ölmemiş ağzından kanlar gelerek sarsılırken onun başına gitti. "Patronun ve kız nerede?" Diye sorduğunda adam cevap vermeden gözlerine baktı. Yasmin silahı adamın ağzının üzerine bastırdı ve tekrar sordu. "Patronun ve kız nerede?"

Adamın gözleri büyürken bakışlarını bir noktaya dikti. Baktığı yer, odada bulunan açık bir kapıydı. "Oradan mı kaçtı o şerefsiz?" Adam evet der gibi başını salladı. "O kapı nereye gidiyor? Söyle?" Adam konuşmayınca silahın ucunu suratına geçirdi.

"Dur. Söyleyeceğim" dedi adam güçlükle. "Beni öldürme. Nereye gittiklerini söyleyeceğim."

Yasmin, "konuş" dedi. "Öldürmeyeceğim. Kızla birlikte nereye gidiyor?"

"Merdivenlerden inince en alt katta gizli geçit var. Oradan kaçacak."

Yasmin doğrulurken, "söz verdiğim gibi canını bağışlıyorum. Eğer yalan söylüyorsan, işimi tamamlamak için geri geleceğim" diyerek adamın üzerindeki tişörtü tutarak başından sıyırdı. Adam şaşkınlıkla Yasmin'i izliyordu. Yasmin tişörtü vurulan koluna sardı ve sıkıca bağladı. Kan akışını durdurarak bir süre böyle dayanabilirdi. Sonrada açık olan kapıya doğru ilerledi. Dediği gibi burası alt kata inen merdivendi.

Alt katlara indikçe ışıklarda yok oldu. Feneri nerede düşürdüğünü hatırlamıyordu. Sonunda bodrum kata ulaştı. Ameliyathane daha sonrada naylon perdeleri aştı. Etraf alaca karanlıktı. Sanki gün açılıyordu artık. Bunu etraftaki küçük pencerelerden anlıyordu.

Evet, gizli geçiti bulmuştu. Hiç beklemeden içeri doğru ilerledi. Hızlı ve sessiz adımlarla ilerliyordu. Bu karanlıkta birilerine yakalanmak istemiyordu. Az önce sıcağı sıcağına hissetmediği kolunun acısı, şimdi kendini belli etmişti. Dişlerini sıkarak kolunu tuttu ve ilerlemeye devam etti.

Bir türlü yol bitmiyordu. 'Ya çoktan Ekim'ide alıp uzaklaşmışsa buradan' diye düşündü. Bunu düşünmek bile ölüm gibiydi Yasmin için. Ve koşmaya başladı. Karanlık yolda umarsızca koşuyordu.

Sonunda çıkışı buldu. Dışarı çıktığında onu gördü. Arabasına binmiş buradan kaçacaktı. Ekim görünmüyordu. Pamir arabayı çalıştırdığında Yasmin, "dur" diye bağırdı. Pamir durmadı. Oradan uzaklaşmaya çalışırken Yasmin silahını doğrulttu ve tekerlere ateş etmeye başladı. Araba dengesini kaybederek sarsıldı ve durdu.

Yasmin koşmaya başladı. Hala bu kadar enerjisinin kaldığına kendide inanamıyordu. Arabadan inen Pamir'in üzerine atladı. İkiside yere yapışırken Yasmin üstte Pamir'i yumruklamaya başladı.

Pamir bağırarak, "patlatırım binayı" dedi. Yasmin farkettiği şeyle aniden durdu. Pamir'in parmakları arasında küçük bir uzaktan kumanda duruyordu. "Binanın altı hazır vaziyette duran bombalarla dolu. Şimdi ben buradan çıkıp gideceğim. Başıma bela olmayacaksın. Aksi taktirde düğmeye basarım. Bina ile birlikte hepimiz kül oluruz."

Yasmin gülmeye başladı. "Benimle kedinin fare ile oynadığı gibi oynayacaktın. N'oldu şimdi. Korkuyor musun benden? O büyük sözlerin havada asılı kaldı. Seni aşşağılık herif."

Pamir sinirlenmeye başladı. "Kahrolası kadın korkmuyorum. Asıl sen kork benden. Seninde, o çok değer verdiğin kızında canı benim parmaklarımın arasında. Öldürürüm sizi lan. Şimdi kalk üzerimden."

Yasmin kalkar gibi hareket ettiğinde Pamir'in boşluğundan yararlanarak hızla elini tuttu ve defalarca yere çarptı. Kumanda ileriye fırladığında ikisi arasında şiddetti bir boğuşma yaşandı. Bir ara Pamir, Yasmin'in yaralı koluna tekme atmasıyla Yasmin bağırarak kolunu tuttu. Canı çok yanıyordu.

Pamir bu fırsatı değerlendirerek binanın diğer ucunda bulunan arabaların yanına koşmaya başladı. Yasmin güçlükle yerden kalktı ve kumandayı ve yere savrulmuş silahı aldı. Pamir'in peşinden takip ediyordu. Hem bedenen hemde ruhsal olarak çöküntü halindeydi. Yinede ayakta kalmak için direniyordu.

Pamir görüş alanına girmişti. Hala koşuyordu. Yasmin silahını doğrulturken, "bu kadar ödlek olduğunu bilmiyordum adi herif" dedi. Ve ateş ettiğinde bacağına saplanan kurşunla yere yığıldı Pamir.

Yasmin yanına ulaştığında tepeden baktı acı çeken adama. Sesli bir şekilde inliyor bacağını tutuyordu. Yasmin silahını omzuna astı ve Pamir'in bacaklarından tutarak onu sürüklemeye başladı.

"N'apıyorsun manyak karı" diye bağırdı Pamir.

Yasmin gülerek, "daha hiçbir şey. Sana neler yapacağım. Hazırmısın?" Dedi.

"Bırak beni. Sana kızın nerede olduğunu söyleyeceğim."

"Onu zaten söyleyeceksin. Hadi seni dinliyorum. Ekim nerede?" Pamir, kızın karşılığında canını bağışlaması için pazarlık yapıyordu Yasmin'le. Ama Yasmin onu sürüklemeye devam ediyor hiç taviz vermiyordu.

Sonunda adamı tekerleri patlamış arabanın yanına getirdi. Arabada işine yarar bir şeyler aradı. Pamir yerden kalkmaya çalıştıkça Yasmin bir tekme savuruyor tekrar yeri boylamasını sağlıyordu. Yasmin aradığını bulamayınca tekrar Pamir'in bacaklarını tuttu ve gizli geçitten içeri girdi.

Kolundan kanlar sızıyordu, adam çok ağırdı ama bütün bunlar onu yavaşlatmadı. Gizli geçidi geçtiler ve naylon perdelerin yanında durdu. Hızla naylonları asılarak indirdi ve Pamir'in bütün vücudunu sarıp bağlamaya başladı.

"Sen gerçekten manyaksın" dedi Pamir. Gözlerine inanamıyordu. Kırk yaşına kadar hiç böyle hırçın ve manyak bir kadın görmemişti. "N'apıyorsun bana. Ben bu zamana kadar hep, kendimi korkunç biri sanırdım. Ama sen, benden daha korkunçsun."

Yasmin kaşlarını çattı. "Ekim nerede?" Diye sordu yalnızca. Pamir yine, "beni bırak kızın yerini söylerim" diyerek pazarlık yaptı. Yasmin onu dinlemeden arkasını döndü ve Pamir'in bacaklarını omzuna attı ve binanın diğer bölgesine çıkan merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.

Yasmin yürüdükçe, bütün bedeni bağlı olan Pamir'in kafası merdiven basamaklarına sert bir şekilde çarpıyordu. Pamir artık bağırarak yalvarıyordu. "Kız bodrum katta bulunan, bombaları kurduğum odada bağlı duruyor. Gizli geçite yakın bir oda. Valla ona bir zarar vermedim. Kız iyi. Beni bırak."

Yasmin durmadan üst katlara doğru ilerledi. "Bombaları neden kurdun?"

"Bir aksilik çıkarsa binadan çıkıp patlatırım, herşey yok olur diye düşündüm."

Ve daha önce günlerce kaldığı kata gelmişlerdi. Yasmin kaldığı hücreye baktı yanından geçerken. Yaşadıklarının intikamını alıyordu bu gün. İtilip kakıldığı koridorları geçti. Ve ulaşmak istediği yere gelmişti. İlk bu çatıda bulmuştu kendini. Gözlerini açtığında korku ve panikle neredeyim ben demiş, yaşadıklarının rüya mı gerçek mi olduğunu sorguluyordu. Ama herşey gerçekti.

Ne kadar duygularını belli etmesede bu binada geçirdiği zaman boyunca yaşadığı korkuyu, üzüntüyü, dehşeti iliklerine kadar yaşadı. Bir çok insanın işkencelerle ölümüne ve öldükten sonrada bedenlerine yapılan eziyetleri gördü.

Şimdi bu yanındaki, bütün gördüklerinin yaşanmasına sebep olan adamın canını almalıydı. Bu ceza bütün yaptıklarına bedel olabilirmiydi. Peki ya, canından çok sevdiği kardeşine yaptıkları. Bu ceza böyle bir pislik için yeterli değildi.

Yasmin binanın kıyısında durdu. Pamir'i bıraktığında başından kanlar akıyordu. O haliyle hala beni bırak diye yalvarıyordu.

Yasmin gözlerine baktı. "Seni korkusuz, kimseye boyun eğmeyen bir cani olarak biliyordum. Ama sen korkağın teki çıktın. Ölürken bari şerefinle öl. Ama sende şeref olmadığı için bir ferefsiz olarak öleceksin."

Yüzüne doğru eğildi ve "sana kötü bir haberim var" dedi gülerek. "Kardeşim yaşıyor. Ama sen, o pislik kardeşinle cehennemde görüşeceksin." Ve Pamir'in iri gövdesini yuvarlayarak boşluğa bıraktı.

Beğendiniz mi canlar?

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi lütfen benimle paylaşın.

Sevgilerimle💙

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18