༻GİRİŞ ༺

Vaveyla Yazarı: GECE 🌙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: ༻GİRİŞ ༺

KARANLIK DENİZ SERİSİNE
HOŞGELDİNİZ...

G İ R İ Ş

Bölüm müziği:
ŞEVVAL SAM - KAZIM KOYUNCU
= Ben seni sevduğumi

🥀

İSTANBUL

Karadeniz...

Koca bir ömür yiyen Karadeniz.

Beni gören fakat anlayamayan Karadeniz.

En önemlisi ise, benden aşkımı yüreğimden sökerek çekip alan Karadeniz...

Karadeniz ne bir renkti ne de sadece bir coğrafyaydı. O bambaşkaydı, toprağın gökyüzüyle her sabah yeniden fısıldaştığı, yeşilin binbir tonuyla yazılmış maviyle söylenmiş kadim bir destandı. Tıpkı kalbimdeki aşkım kadar derin, koyu renklerle sarıp sarmalanmış kara sevdam gibi.

Orada rüzgâr, koca denizin tuzunu alır, sis olup yaylaların zirvesine sererdi. Kokusu insana huzur hastalara birer birer şifa dağıtırdı. Dalgalar kıyıları döverken hırçın, ormanlar rüzgârla eğilirken mağrurdu.

O topraklarda zaman, saatlerin tıkırtısıyla değil; dumanın dağlardan çekilişiyle, yağmurun toprağa düşüşüyle ve kemençenin tellerinden dökülen o ince sızısıyla ölçülürdü.

Fakat İstanbul.

İstanbul da tıpkı Karadeniz gibi bir coğrafya olmaktan bağımsızdı. En azından benim için.

Kimisine nefes olan bu şehir benim cehennemimdi.

Karadeniz benden var olanı alırken İstanbul var olmayana tuz basanımdı.

Dört bir yanına sığamadığım şu koca cihanda hayatımda tutanabileceğim tek bir dal mevcuttu.

Kızım...

Ömrüm...

Nefesim...

Ve ondan kalan tek emanetim...

"Ben seni sevdiğum mi da
Dünyalara bildirdum
Ben seni sevdiğum mi da
Dünyalara bildirdum
Endirdun kaşlaruni
Babani, babani mi eldurdum?
Endirdun kaşlaruni
Endirdun kaşlaruni
Babani, babani mi eldurdum?"

Mırıldandığım türküyle güzel kızımın saçlarını okşayarak uyumasını bekledim. Her akşam ona masal okumak yerine memleketime uygun türküler okuyarak uyuturdum. Nedendir bilmem ama kendimi bir türlü sığdıramadığım o koca bölgeden hala kendimi arınmış gibi his edemiyordum. En azından ruhum açısından.

Hâlâ altı yılın ardından bile kendimi oraya ait kılacak ufak tefek bir şeyler bulabiliyorum.

"En dereye, dereye da
Al dereden taşlari
En dereye, dereye, oy
Al dereden taşlari
Geçti bizden sevdaluk
Al cebum, al cebumdan saçlari
Geçti bizden sevdaluk
Geçti bizden sevdaluk
Al cebum, al cebumdan saçlari"

Bir kolumu yastığın üzerine doğru uzatıp elimi başıma yaslayarak gözlerimi güzeller güzeli kızımın, Karadeniz gibi hırçın maviliklerinde gezdirdim. Eğilerek küçük fındık burnuna öpücük kondurarak devam ettim.

İşte, bazen bir renkte, bazen bir türküde belki de bir sözde kalırdı kalbin. Aklın.

Şu hayatta belkide değişmeyecek en önemli şeydi kader.

Yaşanmışlıklar bir yana, yaşanmamışlıkların içerisinden bile birer geçmiş kırıntısı çıkardı.

"Kız evinun onine da
Sereceğim kilimi
Kız evinun onine, hoy
Sereceğim kilimi
Oldi hayli zamanlar
Görmedum, görmedum sevduğumi
Oldi hayli zamanlar
Oldi hayli zamanlar
Görmedum, görmedum sevdiğimi"

Türkünün sözleri acıyla dudaklarımın arasından zorla çıkarken yutkunamadım. Diğer elimle okşadığım kızımın saçlarıyla gözleri yavaş yavaş giderken gözlerimin yavaştan yaşardığını hissettim. Öyle bir haldeydim ki uyurken bile gözleri kapanmasın istiyordum.

Öyle bir karmaşanın ortasındayım ki kendi kızımı aynı çatı altına mahkum edildiğim bir canavardan nasıl sakınacağımı nasıl koruyacağını şaşırmış durumdaydım.

Sol gözümden bir damla yaş yavaşça süzüldü.

Hangisine yanacağımı kime yakınacağımı şaşırmıştım.

"Yaz geldi, bahar geldi, oy
Açti yeşil yapraklar
Yaz geldi, bahar geldi, oy
Açti yeşil yapraklar"

Zor da olsa derin bir nefes verdim.

"Ben sana doyamadum
Doysun kara, doysun kara topraklar
Ben sana doyamadum
Ben sana doyamadum
Doysun kara
Doysun kara
Doysun kara
Doysun kara topraklar"

Ahuzar...

Bir zamanlar kalbimin tek sahibi olan adamdan kalan tek emanetti. Zaafımdı. Bana ondan kalan ikinci ve en önemli yadigardı.

Nefes alışları düzenli olarak alıp vermesiyle alnına küçük bir öpücük kondurup kokusunu içime çektim. İçimden ahh dedim sonra'da derinden bir sabır çektim.

İçimdeki hıçkırarak ağlama hisiyatını bastırmaya çalıştıkça daha çok aktı göz yaşlarım. Kızımın saçlarını seven elim kalbime gitti. Çok acıyordu. Avuçladım tşörtümü acıyla. "Ben doyamadım sana, " Kendi sesim kulaklarıma ulaşmadan kesildi. Yutkundum. "Kara toprak doymuş mudur?.. "

Yüzüm acıyla buruştu.

Sanki kalbim bedenimden kat ve kat büyükmüş gibi içim içime sığmıyordu.

Hiç düşünmez tahmin etmezdim tüm bu olanları yaşayacağımı...

Asla, asla...

Ama insanın çocuğu olunca anlıyordu asıl sabrı. Uzandığım yerde yanağımı yasladığım elimden ayırarak kolumu kızımın kafasının üzerinden başlığa doğru uzattım. Başımı koluma yaslayıp mavi gözlerimi yavaşça yumdum.

Geçmiş hızla geçti gözlerimin önünden.

Bir bir...

Tane tane...

Acısıyla tatlısıyla, bu zamana kadar ne yaşandıysa, hepsi geçti.

Nişanlandığım gün, mutluluğum, durulmaz heyecanım. Sevdiğim adamı askere göndermem. Gitti diye sanki hiç gelmiceğini hisseder gibi salya sümük ağlamam. Sonra kayıp haberinin hemen ardından bulunamadığı için ölüm haberi... Zorla başkasıyla evlendirilmeye çalışmam, annemin ölümü ve benim apar topar İstanbul'a getirilmem.

Cehennem.

Cehennemdi burası. Hem de benim cehennemimdi.

Üstüne birde uğradığım istismarla intihara kalkışıp hamile olduğumu öğrenmem...

Altı yılımın özeti bile değildi bu...

Koskoca altı yıl. Dile kolay.

Nişanlandıktan hemen sonra hamile kalmıştım. Ben henüz bilmesem de anne olmuştum. Çünkü ne gariptir ki sanki son kez görürmüş gibi hissedip kendimi onun kollarına atmıştım. İlk ve son kez...

Kendime değil belki ama ondan bana kalan tek cana kıyamadım. Onsuz çok zor evet ama ondan kalan canla bir ömür geçirmek imkansız değildi.

O gün onu son kez görüceğimi hissetmem içime doğmuştu sanki, yaşanılan onca şeyde asla pişman olmadığım iki şey vardı. Onu sevmek ve ondan bir parçaya sahip olmak.

Rabbim sınavında bile esaretin yanında nefes alamam için tutunacak bir dal nasip etmişti.

Ben sevdiğim adamı kaybedip ondan bir parçaya sahip olmuştum.

Sevmediğim bir adamla altı yılımı geçirmiştim. O hâlâ bir ümittir ki onu sevmemi bekliyordu ancak bende uyandırdığı tek duygu tiksintiydi. İğreniyorum sadece...

Neden mi?

Zulüm kelimesinin baş karargahı, kralı olan iğrenç bir herifti çünkü. Affı olmayan, vicdanı olmayan ve merhamet nedir tanımayan bir insandı.

Sanki Allah'a şart koşmuş şeytanı bile kendi yancısı yapmış birisiydi o. Kötülüğün kitabını yazmış kalbini söküp atmış bir canavardı.

"Mira, " Gözlerim yanarken esnedim. Yattığım yerde kıpırdandım.

"Mira! " Bu defa beynim sesi algılar algılamaz kavrayarak gözlerimi hızla açmamı sağladı. Hızla yanımda mışıl mışıl uyuyan kızıma baktım.

Ardından gözlerimi yatağın yanında hâlâ takım elbisesiyle durup ayakta dikilen ellerini beline atmış Çolak'a doğru döndüm. "Ahuzar'ı uyandırıcaksın. "

Takım elbisesi hala üzerindeydi. Dağılmıştı sanki biraz. Çünkü gömleği kırışmış kıravatı atkı gibi boynunda sallanıyordu. Saçları dağılmıştı, kehribar gözleri bana öfkeyle bakıyordu. Nefretten beni kusma eşiğine getirdiği o kehribar gözleri...

Yutkunarak bir anlığına bakışlarından gözlerimi kaçırsamda dik başımı tekrar ona doğru yönlendirdim.

Ufak uyarıma karşı öfkeyle burnundan bir nefes verdi. "Sende sözümü dinle o zaman!" diye bağırmaya devam etmesiyle hızla yorganı açarak bacaklarımı yataktan sarkıttım. Terliklerimi giyerek yorganı örttüm. Odanın çıkışına yürüyerek onunda çıkmasını bekledim.

Çıkmadan evvel yatağa doğru eğilerek kızımın alnına yumuşak bir öpücük kondurdu. Odadan çıkıp kapıyı örterek karşımda ters bakışlarıyla dikildi. "Sana daha kaç kere söyleyeceğim Mira! Yanımda uyuyacaksın! Ahuzar'ın odasında değil! "

"Öncelikle sesini kıs Çolak, içeride çocuk uyuyor." dedim büyük bir sakinlikle. Kollarımı göğüsümde birleştirip birbirine doladım. "İkincisi, bende sana buna karşılık olarak uyumayacağımı söylemiştim. "

Başını yavaşça omzuna doğru bükerek gözlerini kıstı. Tehditkar bakışları yüzümün her bir milimini inceledi. "Öyle mi? " Gözlerinden geçen karartıyı görmemle sersemledim. Yine mi?

Yine mi zorla?

Bu bakışı biliyordum.

Sertçe yutkundum. "Beni tehdit etmekten vazgeç artık. " Derin bir nefes verip göğüsümde bağladığım kollarımı çözdüm. Ellerimi iki yanıma doğru indirerek bulunduğumuz durumu işaret etmek istercesine avuçlarımı sağa ve sola doğru saniyelik açtım. "Bu daha nereye kadar sürecek? "

Bazen bu soruyu kendime sormuyor değildim.

Bu daha nereye kadar sürecekten çok, daha ne kadar dayanabilirime dönüşebiliyordu.

Bir kaç adımla aramızdaki boşluğu kapattı. Üzerime iyice eğilerek alkol kokan nefesini yüzüme üfledi. "Ömrümün sonuna kadar. "

"Ömrünü kısaltırtma bana... " diye fısıldadım. Sesim sert ve hiç olmadığı kadar soğuktu. "Sen sanıyor musun ki kızıma zarar verdiğinde seni yaşatıcam! " Öfkeyle bir adım da ben attım. "Ölürsün! Her iki ihtimalle de ölürsün! "

Bastıra bastıra kurduğum cümlelerimi umursamadan elini kaldırarak yanağımı yavaşça işaret parmağının tersiyle okşadı. "İşte, en çok bunu seviyorum." diye fısıldadı. "Cesursun, asla korkak değilsin ama içerideki o küçük için bir zavallısın. "

Gözlerim yandı, ona zarar vericek diye nabzım ağızımda atıyordu. "Ben zavallı değilim, Çolak. Anneyim... "

Yüzüme doğru iyice eğildi. "Peki, bu beni ne kadar ilgilendirir? " Gözlerinin dudaklarımda gezinmesi midemi hiç olmadık kadar bulandırmıştı.

"İçerideki seninde evladın!" diyerek öfkeyle elimi kapıya doğru uzattım. "Nasıl bu kadar rahatsın! "

Gülerek baktı yüzüme. Asla ciddiye almadan. "Benim bu hayatta yakmayacağım can, acıtmayacağım insan yok Mira. Bilirsin kendi kanımdan olan bir çok insana kıydım ben. Mesela... " diyerek tam başını kapıya doğru çevirmişti ki araya girdim.

"Baban." diye tamamladım. "Sırf benim tarafımda diye, sırf burada olmama razı değil diye öldürdün onu! " diyerek yüzüne yüzüne fısıltıyla bağırarak kustum nefretimi. "Hemde gözlerimin içine baka baka boğazını keserek, bir tiyatro sahnesinde oynar gibi beni karşında seyirci konumunda bağlayarak! "

İşte bu yüzden o manyak bir psikopattı. Hastaydı. O bir şeytandı.

Kötülük kalıbına girebilecek ne varsa, hangi ad varsa hangi lakap varsa; o hepsiydi.

"Şşşt! " dedi ellerini kaldırarak. "Sakin sevgilim. Ben sadece sana neler yapabiliceğimi kanıtladım. "

Ellerini indirerek belimi yavaşça kavradı. "Kanıtladım ki bir daha aptalca şeylere kalkışma diye. "

Aptalca şeyden kastı kaçmaya çalışmamdı. Ondan, bu evden, yaşananlardan...

Babasını sırf bana yardım etti diye öldürmüştü.

Hastaydı.

Tek kelime ile hasta.

Beni kendisine sertçe çekerek yasladı. Huzursuz bir nefes verdim. "Midemi bulandırıyorsun." dedim yüzüne bakmadan. Başımı çevirmiştim nefesini solumamak için.

"En azından tepki verebiliyorsun. Buna da şükür sevgilim. O miden de kelebeklerin uçacağı zamanlarda gelecek elbet. " diyerek yüzünü saçlarımın arasından boynuma gömdü.

Altı yıldır midem bulanıyordu. Ancak o bunu heyecana dönüştürebileceğini düşünüyordu. Hâlâ.

"O kelebekleri getirecek adam sen değilsin. " Belimdeki elleri yavaşça sertleşti. Sert bir soluk verdi boynumda. "Asla ümitlenme Karavir. "

Çolak Karavir...

"Kimsin sen? " diyerek kulağıma fısıldadı. "Bana kimliğini söyle. "

Bunu hep yapıyordu. Nedeni adımın yanında soyadını görme isteğiydi fakat ben hiçbir zaman onun iğrenç soy adını kendi adımın yakınına bile yanaştırmadım. O kadar işkencesine, tehdidine, şiddetine rağmen bile... Çenemi dikleştirdim. "Mira Ahu Alkım."

"Şşş! Cık cık cık! " diyerek dilini damağına vurdu üç kere, boynumdan ayrılıp yüzüme baktı. Bir elini belimden çekerek saçlarımdan bir kaç tutamı yanağımdan çekti. "Karavir." dedi ve sonra teker teker saydı. "Mira Ahu Alkım Karavir. "

Sinirle dişlerimi sıktım. "Ben senin karın değilim! " Öfkeli gözlerimi dibimdeki zehir sarısı gözlerine çevirdim.

"Bugün hiçbişey sinirimi bozamaz bebeğim. Sen bile. " diyerek gülümseyip bana tekrar sarıldı. Kaşlarım çatılırken sormadan edemedim.

"Sebeb? "

"Çok güzel bir iş anlaşması diyelim. Paraya para katacak bir anlaşma. "

Göz devirdim. Başka ne beklenirdi ki zaten. İmanı bile paraydı onun. Şeytan ruhu karşılığında ona para teklif etse hiç düşünmeden para uğruna ruhunu satardı. Tabi yancısı olmasaydı. Şeytan bu herifin eline su bile dökemezdi.

Gamsız piç!

"Tahmin et hemde hangi bölgeden geldi bu teklif? " diyerek geri çekilip yüzüme çocuksu bir heyecanla bakarak elleriyle omuzlarımı kavradı.

"Umrumda değil. " desem de o beni aldırmadan konuştu.

"Karadeniz'den "

"Yani? " dedim bıkkınlıkla. "Kaç yıldır gitmediğim memleketim seninle iş birliği yapmış. Napim! "

Kaşları çatıldı. "Seninle iyi geçinmeye çalışıyorum. " dedi sakin olmaya çalışarak. "Zorlama."

"Sen benimle geçinmek isteseydin saygı duyardın en başıdan, saygı! " Ellerini omuzlarımdan iterek kehribar gözlerine sertçe baktım. "Tehdit ederek değil." Başımı iki yana salladım. "Önümde birilerini öldürerek değil, kendi çocuğumla beni tehdit ederek değil! "

Kızımın odasına yönelip kapıyı açacağım esnada kolumu tutarak buna engel oldu. "Benimle uyuyacaksın. "

O an dönerek gözlerine baktım. "Sebeb? "

"Karımsın! "

Bu sözden hiç bu kadar tiksinmemiştim. Duyduğum kelimeler iki kaşımın ortasının kırışmasına beni büyük bir hüzün çukuruna sürüklemesine vesile olurken sevdiğim adamla geçirdiğim son gece geldi gözlerimin önüne, bu kelimeyi ilk ondan duymuştum. Ama o zaman içimde böyle bir bulantı yoktu, iğrenme hissi yoktu. Asla böyle bir duygu doğmamıştı. Aksine midede kelebekler uçuşması sözü tam anlamıyla o an gerçekleşmişti, nabzım son rekorlarını kırmıştı. Kalbim heyecandan ağızımda atmıştı.

Ama böyle olmamıştı.

"Ben senin karın değilim. " dedim gözlerim dolarken. Daldığım yerden sıyrılmış ona büyük bir kayıpla bakıyordum. Başımı şiddetle iki yana salladım. Belki bağırmamıştım ama ona bu ağırlığı yaşatmıştım.

"Sen benim karımsın. " dedi hala gülümser bir sabırla.

"Ben senin karın değilim. "

"Sen benim karımsın! " dedi bu defa o gülümsemeden eser kalmamış haliyle. Sabrının son aşamasındaymış gibi sıktı kolumu.

"Ben seninle evli değilim." diyerek ağlamamak adına sabırsızca bağırdım. "Ne resmiyette, ne de benim yerime kararlar vererek beni evlendirmeye çalışan babamın yaptığı dini nikahla. Ben seninle Allah katında bile evli değilim." Sesim son kurduğum cümle ile yavaştan içime göçmüştü.

Korkudan, çekinmeden çok artık gücümün yetememsindendi. Nefesim yetmiyordu sanki.

Ancak her şeye rağmen hala içimde yanan bir kıvılcım vardı. Pes etmemek uğruna kızım için tutuşmuş bir odun parçası gibi harcanmayı bekliyordu.

"Rızasız o nikah bir hiç! " diyerek yaşlardan parıldayan gözlerimi acımasızca ona diktim. "İnsan rızasızca gerçekleşen bir nikahla değil, " Boştaki elimi göğüsüme, kalbime yasladım. "Burda yaşayanla evlenir. Ve sen buraya asla ait değilsin! "

"Sorun bu mu? "

Hızla yutkundum. "Sorun sensin Çolak, bunu neden anlamıyorsun!"

O kadar çok strese girmiştim ki dilimin damağımın yine kuruduğunu hissettim.

Sinirden sabrı taşmış bir halde morarmış kolumu bir hışınla iterek bıraktı. Hırlamayı andıran bir ses ile köpek gibi sinirle etrafa saldırmak adına yanındaki komidinin üzerindeki duran eşyaları tekte yere sererek tekrar kolumu tuttu ve sertçe kendisine doğru çekti. "Evleneceksin benimle! Duydun mu beni! Evleneceksin! " Saniyesinde gözü dönmüştü. "Bakalım o zamanda böyle 'ben senin karın değilim' diyebiliyor musun karıcım. "

"Asla! "

"Evleneceksin! Ya güzellikle, ya da zorla! Karar senin. "

Kolumu ondan çekmeye çalıştım. Sen dua et içerideki kıza! Bak o zaman ben sana boyun eğer miydim hiç?

"Onca yıl bekledim! " dedi dudaklarını saçlarımın arasından kulağıma doğru yaslayarak. Bedenim taş kesildi. "Beni seversin dedim, bana gelir dedim, benimle bir aile olmak ister dedim! "

Kolumu bir kez daha canımı yakmak adına kendisine doğru sıkarak çekiştirdi. "Ama sen naptın?" Yüzünü geri çekerek yaşlı gözlerime baktı. "Hm? Naptın? " Gözlerimin içine bakarak sessizce fısıldadı.

Ardından güçlü sesiyle yüzüme yüzüme nefesini türürcesine bağırdı. "Bulduğun her fırsatta benden kaçtın! Benden hep uzak durmak için uğraştın! "

"Çocuk uyuyor, " diyebildim sadece. "Bağırma... " Onun sesinin yanında benimki fısıltıydı. Duyduğundan şüpheli olsam da şunu çok iyi biliyordum artık. Duymuş olsa bile bu derece öfkeliyken haykırsam dahi umursamazdı.

Karadenizliydim ben, kanım deli akardı. Deli derlerdi bana. Raporu olan bir deli.

Gerçek değildi belki ama vardı işte.

Kafam herkesten farklı çalışırdı. Noldu peki şimdi bana. Ne değişti...

Ona boyun eğecek bir kadın mıydım?

Asla değildim...

Gözlerimin önüne bir çift mavilik doğdu, işte bu olmuştu bana. Anne olmuştum. Eski ben artık ben değildim.

Ona asla boyun eğmeyen ben artık sessizliğimi korur olmuştum.

Aynı olan tek şey yine ve yine kendini asla düşünmeyen bir kadındı. Fark ise artık düşündüğü bir kızı var olmasıydı.

Kafeste tuttulan, özgürlüğü elinden alınan ve hayvan yerine konulan bir kuştum artık.

Hızla bacak arasına bacağımı geçirerek her bir sözü bir kenara savurdum.
Kızımın odasına daldım. O daha kendini toparlayamadan kapıyı arkamdan kapatmış sonuna kadar kitledim.

Nefes nefese kapıdan bir kaç adım uzaklaşırken iki elimde arkaya doğru uzanarak tutunacak bir yer aradı.

Bulamadı.

"Aç şu kapıyı Mira! " diyerek kapıyı yumruklamaya başlamıştı ki durmadım. Ne olur ne olmaz diye etrafıma çok kısa bir an bakınarak bir sandalyeyi sürükleyip kapıya kadar peşimden getirdim. Kolun altına dayıyarak kapıyı zorlamasını engelledim.

"Boşa çabalama Karavir. Seninle uyumayacağım! Asla da evlenleyeceğim, unut bunu!" diye onun duyacağı kadar bağırdım. "Siktir git zıbar şimdi."

"Görüşücez seninle Mira! Canını çok pis yakıcağım! " diyerek tehdit savurmaya devam etmesiyle ellerimle başımı sıvazladım.

Koridorda bir kaç eşya daha yıkarak öfkeli sözlerini benimle geride bırakıp gitti. Ki koridor sessizliğe büründü.

Gözlerimin ardı sızlarken boynum büküldü. Dik omuzlarım çöktü. Derin bir nefes verdim. "Sanki hergün yakmıyorsun. " diye fısıldadım. Başım hala ellerimin arasında sakinleşip nefeslenmeye çalıştım.

Kaldıramıyordum artık...

Çok ağırdı omuzlarımdaki yük. Taşıyamıyordum.

"Anne? " diyen Ahuzar'ın uykulu sesini duymamla ona döndüm hemen. Ellerim başımda saçlarımın arasından geriye doğru düşerken yutkundum.

Doğrulmuş uykulu gözlerle bana bakıyordu. Bir eliyle gözünü ovuştururken hızla yatağa ilerleyerek terliklerimi çıkarıp yorganın içine girdim.

Bana baktı, yaşlı gözlerimi görünce onunda gözlerindeki korkuyu gördüm. Gözünü ovuşturan eli düştü. "Anne, yoksa o yine sana... "

"Uyu sen kızım. Yok bişey bebeğim."

Onu kollarıma çekerek siyah uzun saçlarımı ellerinin arasına verdim. Uzun siyah saçlarımı ellerine dolayıp uykulu gözlerini bir süre yüzüme dikerek iyi olduğuma emin olmak adına beni izledi. Ona gülümseyip yanaklarını öpünce uykusundan dolayı zihni yavaşça kapandı. Kayan gözleri kapanmasıyla kaldığı yerden devam etti.

"Yok bişey annecim... "

İşte o da böyleydi. Ne ellerinde saçlarım olmadan ne de ona türkü söylenmeden uyumazdı.

Yok bir şey...

"Kurban olurum sana... " diyerek öptüm saçlarından. Sonra ise başımı başına yaslayarak bende her zamanki gibi korkuyla kapıya kısa bir an tereddütle bakmış daha sonra da yummuştum gözlerimi.

🥀BÖLÜM SONU🥀

🥀

DUYURULAR İÇİN,
İnstagram: dilekkoc_pjm

dilekkoc6789 takip etmeyi unutmayın. 🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

488okunma 56beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18