6. bölüm · Adını Zaman Sakladı

5

؛༊ .

Sınıflar karma olmuştu. Defne’yle yan yana, sınıfımıza doğru ilerliyorduk. Ondan ayrılmamış olmak benim için tarifsiz bir mutluluktu; günün en güzel haberi buydu. Sınıfa vardığımızda boş bir yer ararken, Eren’i cam kenarında uyurken gördüm. Evet, yine uyuyordu… ve yine kulaklığını takmış, müzik dinliyordu.
Eren’in yanındaki boş sıraya oturduk. Yeni sınıfımıza alışmaya çalışırken, sınıfa giren hocanın gür sesiyle herkes irkildi. Olduğum yerde sıçrayarak ayağa kalktım. Eren ise sakin bir tavırla başını sıradan kaldırdı ve hocayı ayakta bekledi. Hafifçe yana döndüğünde göz göze geldik. Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm vardı. Ben de aynı tebessümle karşılık verdim.
Daha dünden beri beni görmezden gelen Eren, bugün gülümsemişti.
Uyuklaya uyuklaya geçen dersin ardından zil çaldı ve sınıf hızla boşaldı. Hoca çıkar çıkmaz Eren yeniden başını sıraya koymuştu. Yanına gidip konuşmak istedim ama onu rahatsız edemedim. Defne’yle birlikte kantine indik, ikimiz için kahve alıp masaya geçtik.

“Bugün Eren hakkında bir şeyler öğrendim” dedi.

Defne kahvesini yudumlayarak devam etti.

"Çok sessiz çocukmuş. Kimseyle pek muhataplığı yokmuş. Geçen sene bir çocukla kavga etmiş… Çocuğu resmen yamultmuş! Galiba seninle ilk konuşması bir mucizeymiş.”

Anlattıklarını garipseyerek dinledim ve derin bir nefes aldım.

“Muhtemelen öyledir,” dedim. “Dün yazdığım mesajlara sadece baktı. Kendimi duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum. Başta benimle nasıl konuştu, anlamıyorum.”

Zil çalınca yeniden sınıfa yöneldik.


Çıkış zilinin ardından durağa doğru yürüdüm. Eren yine yoktu. Bu kez oturacak yer bulamayıp ayakta gitmek zorunda kaldım. Dizlerimdeki sızıyla mücadele ederek eve vardım ve kendimi yatağa adeta fırlattım. Bir süre tavana baktıktan sonra telefonumu elime aldım ve Eren’le olan sohbete girdim. Aklıma gelen her şeyi yazdım. Belki bu kez cevap verir, konuşma fırsatı yakalardım.

“Selammm. Aynı sınıfa düşmüşüz, şanslıyımm. Tüm gün uyudun, hiç kafanı kaldırmadın. Konuşma fırsatı bulamadım. Neyse, belki duymamışsındır diye yazıyorum. Edebiyattan ödev varmış; istediğimiz bir şairi araştırıp sunum yapacakmışız. Matematikte de bir sonraki derse türeve çalışacakmışız. Haberin olsun diyee. Yarın okulda görüşürüz o zaman.”

Mesajı gönderdikten saniyeler sonra ekranda “Eren çevrim içi” yazısı belirdi. Heyecanım iki katına çıkmıştı. Bir süre sonra mesajı görüldü olarak işaretleyince, beklemeden sohbetten çıktım. Telefonu sessize alıp ödevlere başladım.
Sunum işi sandığımdan zordu. Hoca, kısa sunumlara asla tahammül edemezdi. Hatta bir öğrencinin ödevini sınıfın ortasında fırlattığı bile olmuştu. Ödevleri bitirdikten sonra mutfağa geçip kendime kahve yaptım. Renkli kupama doldurduğum kahveyi alıp odama döndüm.
Telefonumu elime aldığımda bir mesaj geldiğini fark ettim.

💬
Eren:
“Emre Fel – Yar Bensiz”

Mesajı kavradıktan sonra hemen kulaklığımı taktım ve şarkıyı açtım. Birkaç kez dinledikten sonra ben de ona bir şarkı önerdim.

“Ümit Sayın – Gül Beyaz Gül”

Mesajı gönderip telefonu masaya bıraktım ve duşa girdim. Yorgunluğum ağır basmıştı; duştan çıkar çıkmaz derin bir uykuya daldım.