KANSERİN YAYILIMI

Vaveyla Yazarı: Hazal Şirin Aydın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: KANSERİN YAYILIMI

Bir çocuğun hayal rehberi.
Yanlış
Bir kızın vazgeçilmiş hayalleri
~*~

Bugün çok yağmur yağdı anne. Sen yemek yapıyordun belki görmemişsindir.Hani öğretmenimle çekildiğimiz o fotoğraf albümü varya anne,heh ona bugün ne yaptığımızı yazdım anne.
Babamla kavga ettiğinizde yazdım anne.
Sana söz anne bir daha babam sana asla bağırmayacak.
Engel olacağım.

Yanlış.

Sana kimin bağırdığı umrumda bile değil.

🌙

Kapıdan içeriye girdiğimizde askerler yanımızdan ayrıldılar. Beşli yavaş adımlarla yanımıza geldiler ve tam karşımızda durdular. Biz hareketsiz bir şekilde onlara bakıyorduk. Ancak beşli tam değildi beyazlı kadın ortalarda yoktu.

İçeriden art arda gelen silah sesleriyle olduğum yere mıhlandım. Herkes gelmemiş miydi yani? Arkamı dönüp kalabalığa baktığımda birkaç bakış bana dönsene umursamadım. Kaç kişi kalmıştı?
Beşlinin daha doğrusu dörtlünün önünden geçip kapıya ilerledim. Kan beyaz zemini renklendirirken kaç kişi olduklarına baktım, altı. Tam altı kişi gelmemişti. Önlerinde ki insanlar da onları acımadan vurmuşlardı. Tıpkı bizim yaptığımız gibi. Ben onların yanımıza gelmesini beklerken beyazlı kadın silahını çıkarıp hepsini vurdu. Kaşlarım şaşkınlıkla havaya fırladı.
İkinci şans yoktu. Ya yapardın yada ölürdün. Beyazlı kadın kapıya doğru döndüğünde beni gördü ve gülümsedi. Bense tepki vermeden düz düz ona baktım. Pek umrun da değil gibiydi.

Kapıya doğru yürüdü ve içeri girdi onun ardından kapıda kapandı. Benimse aklımdaki şüpheler daha da şiddetlendi. Bu kadın burayı kontrol ediyordu. Askerler onun emriyle hareket ediyordu hem de emir almadan, kadının tek hareketiyle ne istediğini anlamışlardı. Ya çok eğitimliydiler yada cidden bir çip olayı dönüyordu.
Dikkat çekmemek için diğerlerinin yanına dönerken herkesin bakışlarının altında yürümek zor olmuştu ama dışarıdan yüzüm sabitti.

"Size her şeyi anlatmadan önce isimlerimizi öğrenin çünkü bundan sonra bizim emirlerimize göre yaşayacaksınız yaşayabileceğiniz yere kadar," deyip pis pis sırıttı beyazlı kadın. Bedenimde bir ürperti dolaştı. Her şeyi kafama estiği gibi yapan ben şimdi bu insanlardan emir alacaktım? Üstelik böylesi bir yerde?
Karşımda katillerin olması benim için bir şey ifade etmiyordu ben katil olmaya razıydım ki olmuştum bile. Bir canı almıştım, sanki hakkım varmış gibi.
"Ben Asya," yanındaki kadını gösterdi." Bu Ceren. Keremi zaten öğrendiniz. Yanındaki ikizi Ekrem. O da Semih." Diyerek isimlerini öğrenmemizi sağladılar.

"Burada neler döndüğüyle ilgili ufakta olsa tahminleriniz vardır. Ancak amacımız ne tam olarak kestiremiyorsunuz. Sizinle oyun mu oynuyoruz yoksa size bir şey mi yapacağız diye düşünüyorsunuz değil mi?" Dediğinde kimseden ses çıkmadı tek bir onaylayan belirti gösterilmedi. Herkes dümdüz Asya ya baktı.

Kadın gülümsedi. Yine." Amacımız sizi bir ölüm makinesine çevirmek." Dediğinde derince yutkunma hissiyatı oluştu. Ölüm makinası. Acıma duygumuzu merhametimizi ve duygularımızı bizden almak istiyorlardı. Tıpkı o askerler gibi. Kukla. Ellerinde oynayacakları kuklalar istiyorlardı. Ama ne için? Bu şey her sene tekrarlanıyor muydu? Hiç böyle bir şey duymamıştım. Belki de duyamamıştım çünkü gizli yapılmıştı. Tıpkı okulumuzda olduğu gibi. Belki de binlerce okul katledilmişti ama ruhumuz duymamıştı.
Aklıma tek tek onlarca kapanan üniversite ve liseler düşmeye başladı. Son iki yılda tonlarca üniversite ve lise kapatılmıştı. Ülke dışına çıkan insan sayısı katlarca artmıştı. Hayır onlar ülke dışına değil tahtalı köye gitmişlerdi. Lanet olsun. Bu insanlar ya devlete uzanacak kadar güçlüydüler yada bizzat devlettiler. Devletle iş birliğimi yapıyorlardı?

Zihnim farkındalıkla parladı. Ülkeler arası savaş fazlaca artmıştı. Ne yani bu insanlar bizleri bir katil yaparak öne geçmeye mi çalışıyordu? Nefesim kesildi. Lanet olsun. Bu olabilir miydi? Ne yapmalıydım? Her şeyi bağırarak açıklamalı mıydım? Hayır, hayır bunu yaparsam elimde belge olmadığı için beni kolayca yalanlayabilir yalancı konumuna düşürebilirlerdi hatta bu yüzden öldürebilirlerdi bile. Üstelik beni öldürmeseler bile bu aptalların beni suçlayacaklarının farkındaydım.

Önce kanıt bulacak ardından duruma göre birilerine yada herkese her şeyi anlayacaktım. Ama önce kanıt bulmalı kime güvenip kime güvenmeyeceğimi sezmeliydim.

"Peki bu nasıl olacak? Biz istemeden bunu nasıl yapacaksınız? gibi saçmalıklarınızı kendinize saklayın. Siz hepiniz birer potansiyelsiniz. Az önce hepinizin gözlerinde ölümü gördüm. Tek bir kişi hariç." Gözleri bana çevrildi." Oda yine sendin. Her şeyi nasıl sezdin bilmiyorum ama aralarında en iyi sensin." Diyerek tekrar önüne döndü. O ileri bakarken gerilerden bir ses insanlığın karanlık yanlarından birini ortaya çıkardı.
"Heh! En iyisi oymuş. Bu geri zekâlı sadece biraz fazla gözlemci o kadar. Yoksa hepimiz bunu sezmiştik zaten değil mi?" Dediğinde onaylayan sesler duydum. Gülümsedim.

"Siz cidden delisiniz güzelim. Az önce kim daha iyi katil karşılaştırması yaptın ve kendinin daha iyi olduğuna dair bir iddia attın ortaya." Deyip güldüm. Kızın yüzü şekilden şekle girerken onu onaylayanlarda kendi düşüncelerine boğuldu.

"Belki de asıl deli sensindir. Nasıl oluyor bilmiyorum ama son bir saattir her şeyin altından sen çıkıyorsun. Her şeyi sen çözüyorsun. Umursamaz görünüyorsun ama bizi uyarıyorsun. Ama neden?" Durakladı." Nedeni tahmin ediyorum. Sende onlardansın değil mi. Bizden biri gibi görüneceksin seni kurtarıcımız, belki de en akıllımız sanacak peşinden gideceğiz değil mi? Ama sonumuz ölüm olacak. Sırayla hepimizi öldüreceksin." Dedi kim olduğunu bilemediğim arkadan gelen ses.
Ona cevap verecektim ancak birileri benden önce davrandı." Aslında fena fikir değilmiş he," dedi ikizlerden biri. Sesi alayla çıktığı için bunun Ekrem olduğunu varsaydım.

Beşli Ekrem’i onaylarken gözleriyle beni süzüyorlardı." Belki bir dahaki sefere yaparız." Dedi Asya. Haklılığım su yüzeyine çıktı. Gözleri hızla bana döndü. Duyup duymadığımı algılamak ister gibi ama benim gözlerim Ekrem’deydi, sanki dediğine sinirlenmişte ona bakıyormuş gibi. Asya rahatladı mı bilmiyorum ama gözlerini benden aldı. Ekrem ne zamandan beri bakışlarıma karşılık veriyordu bilmiyorum ama sanırım ona çok dikkatli bakmıştım zira şuan oda bana öyle bakıyordu.

"Belkide öyledir," dediğimde bakışların dehşetine uğradım. Beşlide ne diyorsun sen gibi bakıyorlardı bana." Belki de ben onlara değil ama onları yok etmek isteyen birilerine çalışıyorumdur ve eğittikleri askerleri öldürmek için gelmişimdir he ne dersin?" Dediğimde sorular havada uçuşmaya başladı. Bazıları üzerime yürüdü ama benim bakışlarım tek bir kişiye odaklandı. Asya.

Her şeyi kafasında değerlendiriyor gibi bakıyordu. Diğerlerinin bakışlarını da hissediyordum. Bu iş böyleydi eğer onlar beni çıkmaza sokarlarsa bende onları çıkmaza sokardım. Gerekirse yeni ve olmayan bir hikayeyi baştan yaratır tasarlar gerçek gibi önlerine sunardım.

"Kesin." Dedi beyazlı kadın. Bakışlarını benden alıp benim önümdeki birine çevirdi. O an bende onun baktığı yere baktım. Beşliye kafa tutan çocuğun yanındakilerden biriydi. Kahve saçlı siyah gözlüydü. Gözleri bana bakıyordu ama kulağının Asya'da olduğunu bilmiyordum. "Hepiniz geri çekilin." Dediğinde çekilen silahların sesini duydum. Çocuk yavaşça önümden çekildi.

Herkes geride durmaya devam etti ancak bu sefer ağızları korkudan değil yargılamak için açıldı. İnsanoğlu buydu ne durumda olursa olsun ne yaşayacak olursa olsun dümdüz devam ediyordu.
"Şimdi hepiniz odalarınıza götürüleceksiniz. Uyandığınızda yemek yiyeceksiniz ve ardından programınız belli olacak. Diğer gruplarla ortaklaşa derslerinizde olacak." Arkamızdan adım sesleri geldi. Bir saniye. Burada cidden başkaları vardı. Bu iş cidden büyüktü. Gözlerimi Asya’ya çevirdim. Bu kadın ciddi anlamda tehlikeydi ve sınır bölgesini andırıyordu.
Herkesi kaçırmıştı ve hiç sorun olamayacakmışız, hiç bir şey yapamayacakmışız gibi bize gerçeği söylemişlerdi. Korkmuyorlardı. Eminlerdi. Bir böcek gibi bizi ezeceklerinden emirleri altlarına gireceğimize eminlerdi. Başımı yavaşça iki yana salladım o an boynuma saplanan iğneyi hissettim. Başımı çevirmek istedim ama başaramadım.

Gözlerim kararıp bilincim kaybolurken hissettiklerim bir kaostan ibaretti.
🌙

Gözlerim yavaşça açılırken beynim bulanıktı. Başım o kadar fazla dönüyordu ki bunun hareket etmeden nasıl olabileceğini bilmiyordum. Dışardan boğuk sesler geliyordu ama tam olarak ne dediklerini anlamıyordum. Ben neredeydim?
Anılarım bir bir zihnimde uyanmaya başladılar. Bizi bayıltmışlardı. Anında uyutacak kadar ağır dozda bir ilaç var mıydı? Hiç sanmıyordum.

"Uyandırın şunları, yemek başlayacak." Diyen bir sesi duydum. Bu arada cidden ben neredeydim?
Etrafım fazla karanlıktı demek ki pencere yoktu ancak yumuşak bir yüzeyde yatıyordum. Ellerimi uzatarak yönümü bulmaya çalışacaktım ancak elime sınır bölgesi geldi. Duvar hemen yanımda mıydı? Bir saniye, belki de duvar kenarındaydı yatak? Diğer elimi diğer tarafa uzattığımda lanet okudum ve elimi yuları kaldırdım. Hassiktir. Cidden kapsül gibi bir yerdeydim. Mezara yakın olduğumuzu her dakika hatırlayalım diye miydi bu lanet olasıca yer.

"Kalk ulan ölmek mi istiyorsun?" Diyen çok yakınımdan gelen bir ses duydum. Bizi uyandıracaklardı değil mi? Yemek için. Normalde umurlarında olacaklarını sanmıyordum ama başkaları olduğunu biliyordum demek ki bugün bizi öğreneceklerdi.

Ayağımın dibinden bir şeyin hızlıca çekildiğini hissettim ve bu tabut gibi yerin içine hızlıca ışık dolmaya başladı." Kalk." Diyen sabit bir ses duydum. Olay çıkarmaya niyetim yoktu. Sırtımı dikleştirip ayaklarıma doğru kaydım ve kendimi dışarı attım.
Karşımdaki kız şaşkınca bana bakıyordu. Hızlıca kıza baktım. Siyah kısa saçları ve siyah gözleri vardı ama teni fazla beyazdı. Sağlıklı görünüyordu onu daha önce bizim okulda görmüştüm mimarlık okuyordu. Yavaşça bakışlarımı yan tarafa kaydırdım. Yine bir beyazlığın içindeydik. Tahminlerimde haklıydım uyandığım yer bir kapsüldü. Ve o kapsüllerden binlercesi vardı ama şuan sadece bizim okuldakiler vardı.

Ben en sonda duruyordum. 100 numara artık ben değildim ama yine en sondum ben artık 94 numaraydım. Altı kişi ölmüştü. Birilerinin bağırdığını duydum ama sesi anlaşılmıyordu. Sonra herkes ilerlemeye başladı. Bende onları takip ettim. Sanarım yemeğe gidiyorduk. İnsanlar koridordan çıkarken ben daha yeni bu kapsüllerin bulunduğu odadan çıkıyordum. O an fark ettim ki çıkan herkesin arkasından numarası kapıda yazıyordu. Hassiktir! Cidden bize çip mi takmışlardı? Ama nasıl?
O an elim boynuma gitti. Bizi bayılttıktan sonra takmış olmalılardı ve bize o kadar ağır bir ilaç vermişler diki bayılmamız hem bir kaç saniye sürmüş hem de büyük bir acıya rağmen yanmamıştık.

Nihayet bende odadan çıktığımda düşüncelerimden sıyrılıp koridora göz attım. O an afalladım çünkü koridorun duvarları koyu renk bir ahşaptandı ve hafif bir aydınlatma kullanılmıştı. Beyazlık dışında bir şey ha?

Herkes yine bir kapıdan geçerken içeriyi merak etmeye başladım. İçeri giren herkes bir şaşkınlık nidası bırakıyordu çünkü. Nihayet sıra bana gelirken içeriyi görmeye çalıştım ancak başarısız oldum. Benden önceki kızda içeri girdiğinde şaşkınlıkla ilgili hiç bir tepki vermedi. Kaşlarımı çatarak içeri girdim.
Vay canına! İşte bu beklediğim bir şey değildi. Tam karşımda inanılmaz bir manzara görmeyi bekliyordum ama hiç bir şey yoktu. Burası koca bir beyazlıktan ibaretti. Önümüzdeki binlerce insan haricinde. Toplamda altı tane boyları tahminen beş metre olan masa vardı ve iki tarafların dada insanlar oturuyordu. Ne yani sadece insanlar için mi bunlar tepki vermişlerdi? Bende iç mekanı beyazlık dışında bir şey olduğunu sanmıştım.

Hadi ama ya! Her şey beyazdı. Duvarlar masalar insanların üzerindeki kıyafetler tabaklar çatallar bile beyazdı! Ularım bu beyazlığı göre göre delirmezdim.
"Merhaba olay grup!" Diyen bir ses duydum ama nerden geldiğini göremedim." Adınızı çok duydum. Genelde buraya bu kadar kalabalık bir grup gelmez ve çoğu kişi ölür o yüzden şaşkınlığımızı mazur görün." O an fark ettim ki bazıları bizi görmek için arkadan ön tarafa gelmiş bazıları ayağa kalkmış bize bakıyorlardı.

Bu ses nerden geliyordu? Kim konuşuyordu? Bakışlarımı etrafta gezdirdim. Ancak beşli bile burada değildi. O an kafamı neden bilmiyorum ama yukarı kaldırma ihtiyacı hissettim ve konuşan kişiyi gördüm.
"Nerde bu lanet olasıca?" Diyen kızın sesini duydum." Hey, sen nerede olduğu- bir dakika nereye bakıyorsun sen," baktığım yere baktığını hissettim." Hassiktir be, şuraya bakın." Yanındakilerin ona dönmesini sağladı ve onlara işaret etti. Bense kilitlenmiş bir şekilde yukarıya bakıyordum.

Yukarıdaki kadın bizle konuşan kişiydi ama ilgimi çeken o değildi. Pelin yanındaydı. Hemen sağ tarafında duruyordu. Annem yanındaydı oda sol tarafında duruyordu. Ne oluyordu?

"Merhaba kızım." Diyen sesini duydum, annemin bakışları bendeydi. İnsanların bana döndüğünü duydum. Teorilerinin doğru olduğunu söyleyen onları cidden öldürmek istediğimi söyleyen insanları duydum ama ben anlamlandıramıyordum. Ne oluyordu?
"Ne olduğunu merak ediyorsun değil mi?" Dedikten sonra güldü." Seni öldürmek istediğimi hatırlıyorsun değil mi? Ah Buda soru mu asla unutamayacaksın zaten." Dediğinde yanımdakiler sustu. Annemin bakışları karardı." Yarım bıraktığım işi tamamlamak istiyorum ama biliyorsun," bileğindeki görünmeyen çipi gösterdi." Bu aptal şey var o yüzden," yanındaki insanları gösterdi." Onlar bana bir teklifle geldiler senin acı çekerek ölmen adına bir teklif yaptılar," omzunu silkti." Bende kabul ettim." Dedi ve Pelin’e sarıldı. Pelin'de mutlu görünüyordu gülümsüyordu.
İnsanların bana döndüğünü hissettim. Ağlamalı mıydım? Ortalığı velveleye mi vermeliydim? Ah, hayır. Bunu yapmayacaktım. Bu bir savaş mıydı? Tamam bende karşılık verecektim o zaman. Yavaşça gülümsedim.

"Ah öyle mi anneciğim?" Annemin kaşları çatıldı. İnsanlar tekrar bana döndü. Bakışlarımı katillerim olacağını söylediği insanlara çevirdim beşli oradaydı ama geride duruyorlardı. Beyazlı kadın dikkatimi çekti. Gözlerindeki parıltıyla bana bakıyordu. Umursamadım. Buranın başına çevirdim bakışlarımı." Demek beni acı işinde öldürmeleri içinde onlarla anlaştın?" İnsanların ne yaptığıma dair sorularını duydum." Ben ölmeyeceğim." Dedim net bir tavırla." Ama onları acı içinde öldüreceğim." Dediğimde bakışlarım kaşları kalkan kadından alıp anneme çevirdim." Sonrada gelip senin hayatını cehenneme çevireceğim." Kahkaha atarak onlara baktım." Demek siz beni öldüreceksiniz ha?" Gülüşüm yerini öfkeye bıraktı." Şu küçük aptallara da bakın hele siz." Dedim yavaşça." Hadi deneyin bakalım yapabilecek misiniz." Diyerek kahkaha attım.
"Uyandırın şu deliyi hemen!" Diyen yüksek bir ses duydum. Hayret nidaları duyuyordum ne oluyordu böyle?

"Hemen efendim." Göz kapaklarım fazla ağırdı. Onları açmaya çalıştıkça bedenimden bir damarın çekildiğini hissediyordum. Sonra bedenime giren iğneyi hissettim. Kaskatı olan vücudum çözüldü. Göz kapaklarım ağırlığını kaybetti. Gözlerimi yavaşça açtım. Karşımda insanlar vardı. Hepsi bana hayretle bakıyordu. Karşıma gözlüklü bir kadın geçti parmağını gözlerimin önümde şıklattı.

"Beni duyuyor musun?" Dediğinde etrafımdaki uyuşukluk hissi geri çekildi gözlerimi daha iyi açtım ve sesler netleşti. Başımı salladım." Güzel, birazdan tamamen hareket edeceksin ama lütfen sakinleş. Duygularını hafifletmeye çalış." Dedi ve arkama baktı. Gözlerini gözlerime kilitledi." Nasıl bir güç bu böyle?" Dedi. "Arkana bak güzel kız ve gücünü gör." Dediğinde bakışlarımı arkama çevirmek için hareketlendim. Ellerim koltuğun kenarını tutarken başımı çevirdim ve arkamdaki manzaraya baktım.

Daha doğrusu cehenneme. İçimdeki yangına baktım. Bu yangın ne için başlamıştı ne için dışarıya sürüklenmişti bilmiyordum ama altı tane sütun şeklindeki alevler benimle alakalı bir şeyler için çıktığını biliyordum. Kadının ellerini omuzlarımda hissettim." Sakinleş lütfen." Dediğinde cidden bir heyecan içinde olduğumu hissettim ve baskıladım. Alevden sütunların ikisi söndü sonrada diğerleri tek tek söndüler.
Yanımdaki kadın kolumdaki iğneleri çıkarmaya başladı ardından başımda takılı olan bant benzeri şeyleri çıkardı. Ardından geri çekildi. Bende olduğum yerde durmanın anlamsız olduğunu düşündüğüm için yavaşça aşağıdaki insanların yanına gittim ancak onlardan ayrı durdum.

İnsanların bakışlarını hissediyordum ama umursamadım koyu renk duvarların önünde durdum ve yere oturup sırtımı duvara yasladım. Ne olmuştu az önce? Ne yapmışlardı bana? Neden şuan bu kadar uçuk hissediyordum? Gördüğüm rüya gibi şeyi tam hatırlamıyordum sadece annemin olduğunu hatırlıyordum. O alevler neyin nesiydi? Neden varlardı? Ne ol...

Koluma dokunan el ile hızla kafamı kaldırdım bu kadar hızlı davranmama şaşıran kız bir adım geri çekildi." Sakin ol." Dedikten sonra tereddütte kalmış gibi bir iki saniye bana baktı ardından yavaşça yanıma gelip oturdu. Garip sessizlik bir kaç dakika boyunca sürdü tam oradan kalkıp başka bir yere geçmeyi düşünürken kızın sesini duydum.

"Cidden çok güçlüsün." Neydi bu güç muhabbeti ikidir karşıma çıkıyordu. Kaşlarımı çatıp kıza bakarken kız bana dönüp gülümsedi." Hepimiz az önce bir teste tabi tutulduk." Gülümsemesi yüzünden ihtiyatlı bir biçimde silindi." Bazılarımız yine öldü." Dediğinde kaşlarım şaşkınlıkla yukarı fırladı. Kız bana döndü." Artık 90 numarasın." Burada son numara her zaman ben olacaktım. Ancak numaram sürekli değişiyordu. Son değişiyordu ve ilk olan bile bunu engelleyemiyordu.
"Güç ile kast ettiğin ne? Ne testine girdik?" Dedim meraklı bir sesle.

Kız bana dönüp bir iki saniye dikkatlice inceledi. Sonra bana bakarken konuşmaya başladı." Psikolojik açıdan ne kadar güçlü olduğunu ölçebilen bir makine geliştirmişler." Başıyla ilerideki sahneyi gösterdi." O alevleri gördün değil mi?" Dediğinde usulca başımı salladım." O senin içindeki güçtü. Hepimize aynısı oldu gerçekmiş gibi yemek yiyeceğimize dair bir olay başlatıldı biri konuştu onu ararken bulduğunda bu hayatta en çok korktuğun şeyi orda bulacaktın hepimizin senaryosu başta aynı ancak sonları farklı. Seninkini herkes gördü. Annen. Artık onunla ilgili durum her neyse bilmiyorum ama orda ölmeni istediğini söylediğinde ayağa kalkamayacağını düşündüm. Sen bunları görürken yan tarafta duygularının yoğunluğunu gösteren bir cihaz vardı. Hayal kırıklığı ve üzüntün çok fazlaydı ama," diyerek bakışlarını daha da dikkatli üzerimde gezdirmeye başladı.

"Bir anda duyguların değişti. Cidden diyorum orda ağlayacağını ona bunu nasıl yapabileceğine dair hesap soracağını sandım herkes öyle sandı hatta o kadın," beni uyandıran kadından bahsediyordu sanırsam."senin öldürülmenle ilgili emri verecekken sesini duyduğunda ilgisini üzerine çektin hepimizin çektin yandaki duygu monitöründeki hayal kırıklığı ve üzüntü yani ne kadar zayıf duygu varsa hepsi bir anda güçlü duygulara dönüştü.

O çemberde hiç alev yokken bir anda alevler yandı sonra sütunlar oluşmaya başladı gücüne herkes bir kaç saniye bakakaldı onlar kendilerine geldiklerinde senin duygularını söndürmeye çalıştılar ama başaramadılar bu yüzden seni orda uyandırdılar normalde testi geçenler" eliyle arkamızda kalan camlı bölgeyi işaret etti. Buradan içeriyi göremiyordum." Orda uyandırıldı. İzlemek isteyenler tekrar buraya getirildi. Sadece tek kişi herkesin en büyük korkusunu gördü. Oda şu çocuk." Eliyle bir yeri işaret etti ama göremedim pekte umursadığım söylenemezdi.

Kız tekrar bana döndü. "Cesetler nerde?" Diye sorduğumda ürperdim kızında ürperdiğini hissettim. "Gel benimle." Diyen kızın peşinden ayaklandım. İnsanların arasından geçerken bakışların bize döndüğünü hissedebiliyordum şuanda düşünmem gereken bir güç mevzusu olduğunun farkındaydım ama önce kendimden emin olmalıydım. Eğer kendimden şüphe edeceksem kurtulmaya çalışmak işe yaramazdı.
Cesetlere giderken birkaç kişi peşimize takıldı. İlerledikçe daha kalabalık olduğumuzu hissedebiliyordum. Sahnenin yan tarafına geldiğimizde dört kişinin cesedi beni karşıladı. Üçü kız biri erkekti. Onlarla ilgili karamsar düşüncelere kapılmayı reddettim onların artık olmayacak geleceklerini düşünüp kendime eziyet etmeyecektim.

Etrafıma bakıp bizden başka kimsenin olup olmadığına baktım ama herkes gitmişti bizim dışımızda kimse yoktu. Uyananların olduğu odaya doğru koşmaya başladım. Arkamdaki insanların şaşkınlıkla bana baktıklarını hissedebiliyordum. Kapının önüne geldiğimde hızlıca kapıyı açtım içerideki birkaç kişinin neler olduğunu sorduğunu duydum ama önemsemedim dolabı açıp işime yarayacak şeyleri aramaya başladım. İçeriden bir neşter ve alkol ile bez cımbız ve birkaç şey daha aldım.

Elimdekilerle tekrar cesetlerin başına geçtim. Etrafta illaki kamera vardı bizi burada başıboş bırakacaklarını hiç sanmıyordum. İnsanlara dönüp hepsine tek tek baktım çoğu korkmuş görünüyordu." Beni çevrelemenizi istiyorum etrafımı sarın ve görünmemi engelleyin." Dediğimde hepsi başını salladı.

"Bunu neden istiyorsun?" Diyen birinin sesini duydum ona bakmadan cesetlere doğru eğildim ve cevapladım. "Bizi uyuttular bu aptal teste tabi tuttular ama o rüyada bir mesaj vardı. Sezgilerim güçlüdür ve şimdi hiç kimseye zarar vermeden bunun doğruluğunu ölçeceğim ve eğer doğruysa bir gerçeği ortaya çıkaracağım." Kafamı kaldırıp insanlara baktım." Sonrada bunu sizle paylaşacağım şimdi dediğimi yapın. Lütfen." Dediğimde insanlar yavaşça etrafımı çevrelemeye başladı. Bazıları homurdansa da ne yapacağımı merak ediyor gibilerdi.

Alkolü beze döktüm ve boyunlarındaki kanları temizlemeye başladım. Hepsinin boynundaki kanı temizledikten sonra neşteri aldım. Erkeğe doğru yaklaşıp yavaşça boynunu kesmeye başladım. Şah damarının yanındaki deriyi kestiğimde aldığım küçük feneri kestiğim yere tuttum. Bingo. Orda bir şey vardı.
Cımbızı alıp böcek kadar olan o küçük şeyi yakaladım. Bir kaç kablo damara bağlıydı hızlıca onları kesip çipi aldım. Çipi bezle silip ışığı üzerine tuttum. İçerisinde dinleme cihazı olacak kadar büyük değildi bizimle aynı şeyi göreceğinize sanmıyordum içinde sadece saptayıcı ve zehir bölmesi vardı. Sadece yerimizi bilmek ve eğer her şeyi açık edersek bizi öldürmek istiyorlardı o kadar.
Ama o kadar aptallardı ki bir cesurun gelip bunca olayın onu etkilemeden sadece kurtulmaya odaklanıp kendilerinin ruhları bile duymadan onları yok edeceğini hesap bile edememişlerdi.

Çünkü gerçek can yakardı.

Canın yangısı körleştirirdi.

Körleşmek aptallaştırırdı.

Ve aptallaşmak sonunu getirirdi.

Bense şimdi bu aptalların sonu getirecektim.
Belli etmeden yavaşça. Zehir kanlarına karışıp onları öldürecek raddeye gelene dek kendini belli etmezdi. Ben zehirdim ve onlar benim kurbanım olacaklardı. Oyunu tersine çevirecektim. Kurban olan benken onlar olacaktı. Daha önce dediğim şey hayatta kalmak için her şeyi yaparım cümlesine ek getiriyorum yaşamak birazda eğlencedir değil mi?

Yaşamak için her şeyi, eğlenceli yaşamak için oyunları kuruyorum ve bu oyun için herkes benim oyuncağım olmak zorunda.

🌙

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.