Bölüm Ⅱ

Vaveyla Yazarı: Avniye zuhal Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Bölüm Ⅱ

Radyolu saatimin alarmı çalmadan birkaç dakika önce kalktım her sabah olduğu gibi. Uzun süre aynı saatte yatıp kalkınca artık otomatikman o saatlerde uyanıyordunuz hem de oldukça dinç bir şekilde. Saatin alarmını susturup radyoyu kısık bir şekilde açtım dün yatmadan önce biraz telefonlarımızdan Sora ile konuşup düşüncelerimizi paylaşmıştık. Ve ileriye dair hayaller kurup Abyssia’da geçireceğimiz zamanın nasıl olacağını düşlemiştik. Biraz internetten araştırdığını söyledi Sora ama okulun işleyişi okulun içerisinde ilk gün açıklandığı ve sadece seçilen kişilere söylendiği için pek bir bilgi yazmıyordu ki zaten okul en son 300 yıl öncesinde vardı yani açıkçası teknoloji o kadar da gelişmiş değildi hatta bu alandaki büyük buluşların son 300 yılda geliştirildiğini söyleyebilirim.
Üstümdeki yarı açılmış pikeyi ayaklarımla iterek açtıktan sonra yatakta biraz gerinip yüz üstü döndüm ve kafamı yastığa dayayarak öylece bekledim. Bu zamanı çocukluğumdan beri dört gözle beklemiştim. Artık yapacağım ve atacağım her adım daha da kusursuz olmalıydı. Zaten kusursuzdu gerçi. Kusursuzluğu bile geçmem gerekiyordu demek ki. Son kez yatakta gerinip sırt üstü geri döndükten sonra yatakta oturur pozisyona geldim ve önüme gelen saçları geriye attım. Kabardıklarını görmesem bile hissedebiliyordum.
Ayaklanıp yatağımın yanındaki parmak arası terliklerimi giydikten sonra sarsak adımlarla gözümü kaşıyarak ufak banyoya girdim. Benim odam sıradan konaklanan bir otel odasından çok kendi evimdeki kendi odam gibiydi. Yıllardır buradaydım ve burası artık benim evim olmuştu bu yüzden odam genelde kendi özel eşyalarımla ve dekorlarımla kaplıydı.
Elimi yüzümü yıkayıp altın kahve kıvırcık saçlarımın kabarıklığını elimden geldiğince azaltmayı denedim. Gardırobumun önüne geçip günlük beyaz ve yanlarında açık mavi çizgisi olan bermuda dolphin şortumu giyip üstüme üstündeki yazının ne diye orada olduğunu bilmediğim sıradan ince beyaz bir kısa kollu geçirdim. Mutfakta takı takılmadığı için takı takmakla uğraşmadım. Bugün biraz erken hazırlandığım için merdivenlerden seke seke inerken koridorlarda ve merdivenlerde karşılaştığım kişilere kısa bir selam vererek en alt kata indim.
Alt kata indiğimde bahçeye çıkmak ve oradaki koltuklarda oturmak için kapıya yönelmişken arkamdan Amanda bana seslendi «Raven! Raven! Ah tam zamanında ben de tam sana geliyordum.»
Yanıma geldiğinde «Amanda ne oldu ne bu acele?» diye sordum. «Şey sana mektup gelmiş onu getirmeye geldim» dedi gözlerimin içine merakla bakarak. İlk başta anlamamıştım ne mektubu olduğunu ancak daha sonra elime verdiği mektubun üstündeki yazı ve balmumu mühründen nereden geldiği açıklığa kavuşmuştu.
Abyssia'dan gelmişti. İçini hemen açmadım ve kafamı Amanda'ya dönerek teşekkür ettim. Merdivenlere tekrar yönelerek odama çıkmaya başladım. Amanda ise hâlâ arkamdan meraklı bir şekilde bakıyordu. Aslında bu merakı o kadarda tuhaf değildi.
Odama çıkıp kapıyı kapattım. Küçük, üstü ve yanları kitap raflarıyla dolu çalışma masama oturdum ve üzerindeki mührü açıp mektubu zarftan çıkardım.
Abyssia kabul mektubu.
Tarih: 06.07.1994
Sayın Raven Thorne
Bu mektup elinize ulaştıysa geri dönüşünüzün olmayacağını belirtmek isteriz. Aethelgard genelinde yapılan bütün başvurular arasından seçilmiş bulunmaktasınız.
Kökler sizi seçti.
2 ay sonra gün doğumundan önce Abyssia sınırlarının içerisinde bulunmak zorundasınız.
Okul müdiresi: Zenya Svartay
«Ne kadar da basit bir mektuptu bu böyle. Daha havalı beklerdim oysa.» diye dışımdan düşündüm. «Her neyse»
Mektubu masamın önündeki duvarda duran tellere mandalla astım ve tekrardan aşağıya gittim. Az bir vaktim vardı ama onu da Abyssia'dan gelen mektup çaldığı için bu sefer direkt mutfağa giriş yaptım. Sora da kendisine gelen mektubu görmüş müydü acaba.
Personel odasına girip her zamanki gibi aşçı ceketimi, pantolonumu, önlüğümü ve terliklerimi giydim ve saçlarımı toplayıp bandanamı taktım. Kapıdan çıkarken Seren «Bugün biraz geç kaldın sanki ha» dedi gülümsemeyle. Gülerek karşılık verdim «Ay evet biraz öyle oldu şşş çaktırma» diye göz kırptım. Kapıdan çıkarken o ise arkamdan güldü.
Sora'nın yanına gittim ve selamlaşarak bir yandan işimize koyulduk diğer yandan ise Sora ile mektuplarımız da dâhil sohbet ettik az da olsa.
Molamızda yemeklerimizi yedikten sonra tekrar içeri geçtik. Adisyon yazıcısından yeni sipariş gelince şef Arthur bağırdı «22 numara, bir mantarlı bonfile, orta pişmiş!»
«Evet şef» diye bağırıp karşılık verip işe koyuldum. 12 ila 15 dakikada bitirmem gerektiği için hızlıca hareket etmeye başladım. Elimi hemen suya tutup kesme tahtam ve şef bıçaklarımdan birini aldım. Önceden hazırladığım malzemelerden lazım olanları önüme dizdim. Hassas tartıda tartılmış 200 gram, sinirleri temizlenmiş dana bonfile, yıkanmış kestane mantarı, arpacık soğanı, bir diş sarımsak ve sıvı olarak da et bulyon, yemek kreması ve az miktarda tereyağı.
Arpacık soğanları arpacık ve sarımsağı incecik olacak şekilde doğradım. Önceden kararmaması için limonlu suda beklettiğim mantarları kurulayıp dörde böldüm. Ağır paslanmaz çelik tavamı yüksek ateşin üstüne koydum ve adeta sigara dumanı çıkaracak kadar kızgın hâle getirdim. Bonfilenin üstüne az miktarda tereyağı, taze çekilmiş deniz tuzu ve karabiber gezdirip elimle masaj yaptım. Eti cızırdayan kızgın tavaya bıraktım. Etin dış kabuğunda kahverengi bir kabuk oluşana kadar yani yaklaşık 2-3 dakika hiç dokunmadım. Sonra maşayla çevirip bu sefer de diğer yüzünü mühürledim. Bu sayede etin suyu içinde kalmıştı.
Sıra aromalandırmaya gelince tava içine bir küp tereyağı, bir dal taze biberiye ve ezilmiş sarımsak attım. Eriyen köpüklü tereyağını bir kaşıkla sürekli alarak etin üzerinde gezdirdim. Et orta pişmiş hâle gelince tavadan ayrı bir tabağa aldım ve dinlenmeye bıraktım.
Sosunu yaparken ise aynı tavaya hemen doğranmış arpacık soğanları ve mantarları attım. Yüksek ateşte mantarlar suyunu salıp çekene kadar sotelerken tavanın sapından tutarak bilek hareketiyle malzemeleri havada salladım.
Sıra deglaze etmeye gelmişti. Tavaya 2 yemek kaşığı kadar et fonu ekledim. Sıvı tavaya değer değmez coyurdamaya başlamıştı. Tahta kaşıkla tavanın dibine yapışan lezzetli et parçalarını kazıyarak sosla karıştırdım.
Krema bağlarken ateşi kıstım, tavanın içine kaliteli yemek kreması ekledim. Sos tıkırdamaya başladı ve rengi açık kahveye döndü. Tuz ve karabiberle sosu tatlandırdım. Sos nappe kıvamına gelene kadar 2 dakika kadar çektirdim.
Sırada tabaklama ve servis kısmı gelmişti. Pleyt adlı tezgahtan büyük, şık, temiz bir porselen tabak alıp tabağın tabanına önceden hazır olan patates püresinden şık bir yatak yaptım. Dinlenen bonfileyi pürenin üstüne yerleştirdim. Tavada kalan kremalı mantarlı sosu kaşık yardımıyla etin tam ortasından aşağıya doğru estetik bir şekilde gezdirdim. Mantarların etin üzerinde dengeli durmasını sağladım.
Ve son dokunuş olarak tabağın kenarına sıçrayan en ufak bir sos damlasını bile belimde asılı duran temiz mikro fiber beziyle sildim. Üzerine taze kıyılmış frenk soğanı veya mikro yeşillik serpiştirerek tabağımı servise hazır hâle getirdim.
Tabağı servis pencereli sıcak tezgâha koydum ve zili çaldım.
"22 numara Mantarlı Bonfile hazır, sıcak servis!" diye bağırdım.
Servis komisi tabağı kaptığı gibi müşteriye götürdü. Bense tavayı hemen bulaşığa fırlattım ve bir sonraki fiş için hazır bir şekilde beklemeye başladım.

***

Bugünü de bir şekilde sonlandırdıktan sonra Sora'ya bu gece bende kalmasını teklif ettim. Bayağıdır beraber vakit geçirmiyorduk yanında kardeşi Lily'yi de getirebilip getiremeyeceğini bana sorunca doğal olarak kabul ettim. Lily'yi getirmek için Sora'nın bana sormasının sebebi Lily ile çok nasıl desem anlaşamamamızdı. Açıkçası benlik bir sıkıntı öncesinden beri yoktu ama Lily benimle hep bir yarış içerisine girmeye çalışıyordu. Bizden iki yaş küçüktü ve bu sene 18 oldu bu sebeple ailesinin yanından ayrılmak için Sora'nın yanına taşınma bahanesiyle ablasının yanına taşınmıştı bu yaz. Sora da onu evde yalnız bırakmak istemiyordu. Ayrıca Lily'nin buraya çabuk alışması ve çevre kurması için oldukça çabalıyordu.
Sora kardeşini de almak için ayrıldığında ben de ilk olarak odama çıktım. Bugün oldukça yorulmuştum ve yemek kokuyordum bu yüzden ilk olarak banyoya girip güzel bir duş aldım. Nar aromalı duş jeli ve şampuanımla yıkandıktan sonra banyodan çıktım ve her tarafı su yapmadan bornozumu giyip saçlarımı havluya sardım.
Vücudum genel olarak çok kuru olduğu için sıcak ay beyazı tenime vücut losyonunu sürdüm ve dişlerimi fırçalayıp banyodan çıktım. Hızlıca üstüme incecik yazlık ve püfür püfür olan çiçekli kırmızı bir elbisemi geçirdim ve iki tane eski koyu kırmızı babetimi giyip cüzdanımı alıp çıktım.
Sora ve Lily gelmeden dışarı çıkıp iki üç bir şey almayı planlıyordum. Otelden dışarı çıktım ve yokuş yukarı sokağı çıkıp sağa döndüm. Market çok uzakta değildi. Biraz daha yürüdükten sonra son bir kez sağa dönüp iki binanın arasına girdim ve soldaki binanın ilk kapısından içeri girdim.
Birkaç abur cuburun yanında karnımızı doyuracak şeyler de aldım. Her ne kadar aşçı olsak da insan bazen mutfaktan sıkılabiliyordu.
Kasada sıraya girdim önümde sadece yaşlı bir adam vardı ve kasiyerle bir şeyi tartışıyorlardı. Yanılmıyorsam okul hakkındaydı.
“Duyduğum kadarıyla bu sene seçilen çoğu kişi soyluymuş yardımla girdiği söylenen birçok isim var”
Diğer adam yanıt verdi sesini kısarak.
“Evet duydum hatta yanlış duymadıysam Willam Case de kralın oğlu olduğu için girdi diye duydum”
Yaşlı adam şokla baktı.
“Şaka yapıyor olmalısın Vespera prensi Willam Case'den bahsetmiyorsun değil mi?”
Diğer adam başını salladı «Tam olarak Vesperya prensi William Case’den bahsediyorum»
Onlar kendi aralarında fısıldaşmaya devam ederken ben kendi düşüncelerime dalmıştım bu isim gerçekten çok tanıdık gelmişti...
Önümdeki yaşlı adam kasadan sonunda çekilmişti. Kasadaki kadın “Merhabalar” diye bana seslenmişti tahminen 25 yaşlarında bir kadın bana gülümsedi tek bakışta onun da benim gibi bir elf olduğunu anlamıştım. Fazla belliydi buralarda yeni olmalıydı.
“Merhabalar” diye yanıtladım kadını aynı gülümseme ile kadın aldıklarımı kasadan geçirdikten sonra hızlıca ödememi yapıp çıkmıştım.
Marketten eve doğru yürürken aklımda takılan soru şuydu?
Cidden Willam Case Vesperya'nın gelecek kral varisinin böyle bir şey yapması mümkün müydü? Zaten soylu birisiydi neden Abyssia'ya gelmek için böyle bir şey yapılsın ki insanlar ona varis olmasa da illaki saygı duyacaktır ne de olsa? Bu çok saçma değil miydi?
Aklımda onca soru varken sonunda otele varmıştım. Merdivenleri hızla tırmanarak odamın önüne gelmiştim. Ellerim dolu olduğu için kapıyı açmakta zorlanmıştım. En sonunda başardığımda Sora ve Lily'yi yatağımda otururken bulmuştum. Sanırım ben dışarıdayken onlar çoktan gelmişti.
“Nerede kaldın Raven 1 saattir yoksun resmen?” dedi ince kaşlarını çatarak. «Haber de vermedin seni merak ettik.» Bu hâli artık benim için alışılageldik bir şeydi genelde çok sorgucu ve endişeli birisiydi.
«Kendi adına konuş Sora.» diyen Lily'nin sesiyle ona döndüm.
Aldırmadan «Sağ ol Lily hoş buldum.» dedikten sonra ufaktan gözlerimi devirerek tekrardan Sora'ya döndüm.
“Kızmasan olmuyor yani değil mi?” dedim gülerek ama benim aksime Sora kaşlarını düzeltmedi.
“Gülme Raven ciddiyim” dedi ben daha da gülerken.
O sırada bıkkın sesi ile Lily duyuldu.
“Sonunda geldin Raven yoksa Sora beni de peşinden sürükleyerek dışarı seni aramaya çıkacaktı.”
Sora'ya baktım ve tatlı bir yüz ifadesiyle küçük bir öpücük attım.
«Beni de merak edermiş»
Sora gülmesini engelleyemedi ama aynı zamanda gözlerini devirdi. Hadi içeri gel de bırak şu poşetleri içeriye bırak artık.
Kafamla onaylayarak poşetleri içeriye bıraktım ve daha sonra Sora'yla ikimiz benim yatağıma Lily ise yerdeki pufa oturmuştu.
“Bomba bir haberim var” dedim kaşlarımı hafif kaldırıp abartılı mimiklerim ile.
Sora güldü “Sende ne zaman bomba bir haber olmadı ki Raven söyler misin bana? Hem ne hakkında?”
«Hiçbir zaman tabii ki de. Haber Vespera kralının oğlu ile alakalı.»
«Prens mi?»
«Evet Prens. Kasada başkaları konuşurken duydum. Tabii ne kadar gerçek orası muamma ama duyduklarıma göre Prens Ağaç tarafından sevilerek değil de kralın oğlu diye seçilmiş.»
«Oha, yani imkânsız değil ama asılsız.»
«Evet öyle»
«Bence tam bir saçmalık» dedi Lily. «Sırf kralın hem oğlu hem de ağaç tarafından seçildiği için bazılarının gözüne battı ve halk da her zamanki gibi kendi dedikodusunu yaydı.»
«Olabilir» dedim.
Sora ise başını salladı.
Aldığım yiyeceklerin paketlerini teker teker açarak yedik ve hep beraber sohbet ettik. Sora ile beraber hafta sonu planları yaptık. Daha sonra pijamalarımızı giyip birbirimize bakım yaptıktan sonra çok uzun sürmeden yattık.

***

Bir gün daha bu şekilde sona ermişti. Ancak gençlerin hikâyesi daha başlamamıştı ve ileride başlarına gelecek olaylardan ve pişmanlıklardan her zamanki gibi habersiz bir şekilde uykularına daldılar.
İyi geceler kızlar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18