2. bölüm / 2
Abimin arkadaşı2.Bölüm🪷
Bölümler 2Şu an: 2.Bölüm🪷
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Normalde uykuyu sevmesemde yatağımın değişmesiyle bu gece hiç uyuyamamıştım. Evin içindeki darmadağınık,yorgun havayı dağıtmak istercesine sabahın ilk ışıklarıyla kollarımı sıvadım. Aradan geçen yorucu bir saat insonunda ev daha yaşanılabilir bir ortama dönüşmüştü.
Tepeden yaptığım dağınık topuzu açıp yüzümü ovuşturdum. Abim ve Buğra'nın uyanmasına daha olduğuna düşündüğümden elime telefonumu alıp koltuğa yayıldığımda telefon bildirimimle kısa bir süre bakıştım. Otobüsten inip buraya gelene kadar annemle konuşsam da bildirim kutumun çoğu ona aitti. Bunları sonra cevaplamayı aklımın bir köşesine yazarken Helin'in mesajlarına girdim.
Gönderen Helin
Bugün buluşalım.
Özledik seni.
Gönderen Helin
Uyuyor musun hâlâ
Gönderen Helin
Sinemde sana yazacaktı ama Fatih malı telefonu suya düşürdü. Sana yazamıyor. Pirince yatırdı ama bence kurtulmaz o telefon.
Gönderen Helin
Konum atıyorum 1 de burda ol
Saate baktığımda sadece bir saatim olduğunu fark ederek hızlıca ayaklandım. Ayaklanaıp koşar adımlarla odama geçtim.Odama koşar adımlarla geçip dolabın kapağını iki yana açtım. Helin gibi dakik bir arkadaşa sahip olmak geç kalmanız, beyninizi ütülemek üzerine 1 saat konuşmayı kabul etmek demekti.
Hızlıca üzerime rahat ama şık birkaç parça kıyafet seçip yatağın üzerine atarak banyoya daldım.Duş kabininin camları kısa sürede yoğun bir buharla kaplanırken üzerimdekilerden sıyrılıp kendimi sıcak suyun altına bıraktım.
Helin,Sinem ve Fatih üçüde üniversite de tanıştığımve her anımda yanımda olan dostlarımdı. Fatihle dört beş ay önce yaşadığım şehri ziyaret etmesiyle görüşsekde diğerleriyle bir seneye aşkındır görüşmüyordum.
Üçününde yeri bende çok ayrıydı. Bunları düşünmeyi bırakıp hızlıca havluya sarınıp aynadaki buharı elipimle sildiğimde, yüzümdeki çillerin sıcak sudan dolayı hafifçe kızardığını gördüm. "Çilli..." diye mırıldandım kendi kendime, Buğra’nın sesi zihnimde yankılanırken istemeden hafifçe gülümsedim.
Islak saçlarımı havluyla nemini alıp banyodan çıktığımda. Odanın kapısına doğru hızlı adımlarla ilerlerken abimgilin odasının kapısı aniden açıldı. Karşımda yeni uyanmış mahmur yüz ifadesiyle Buğra duruyordu.
Mimikleri hiç değişmese de hafif irkildiği gözümden kaçmamıştı. Tek gerilen o değildi . Yüzümün elli ton daha kızardığına neredeyse emindim. Odaya kaçmak için an kollarken hızlıca arkasını döndü.
Kusura bakma. Evde bir kız yaşadığını unutmuşum.”dediğinde hızlanan nefesimi görmezden gelerek kendimi hızlıca odama attım,
Hiçbir şey olmamıi gibi davranmaya çalışarak nefes alışverişimi dizginlemeye çalıştım.Telefonumun çalması ile beraber o beş dakikalık olayın etkisi altından çıkmayı başarabilmiştim.
Son kez derin bir nefes alarak telefonu açtım.
Umay hanım.”dedi bir ses. Sesinden bile gülümsediği anlaşılıyordu.
“Sinemciğim.”dedim i harfini uzatarak.
“Nasılsın aşkım?”
“Yaşıyorum diyelim.”
“Bu da bir başarı.”
Onun gördüğünü varsayarak hafifçe gülümsedim.
Duyduğuma göre Fatih bey telefonunu mahvetmiş.” Derin bir iç çekti.
“Daha demin Helin selasını okudu. Daha taksiti bitmemişti.”derken ağlamak üzere olduğunu anlamak çok zor değildi.
"Ben fatihi tanıyırsam halleder o işi." Fatihin bunun altında kalmayacağını bildiğim için Sinemi rahatlıkla teselli edebiliyordum.
"Kapat da hazırlanayım.”
“Tamamdır aşkım görüşürüz.”dediğinde havaya bir öpücük gönderip telefonu kapadım.
Hızlıca üzerine giyinip basit bir makyaj yapmaya çalışırken dakikalarla yarışıyordum. En sonunda hazırlanıp odadan çıktığında abimle Buğra'nın gülüşlerin duyduğumda onları dinleme gereksinimi hissettim.
“Ev yıllardır görmediği temizliği gördü.”diyordu Buğra.
Abim “Kimin kardeşi.”dediğinde Buğra yalandan gülerek " hadibe."dediğinde hızlıca kendimi toparlayarak önlerinden geçmeye hazırlandım.
Abim beni görür görmez"Nereye bu telaş?" diye sordu .
“Arkadaşlarımın yanına.”dediğimde gözlerim Buğra’ya kaydı. Bana bakmak yerine telefona bakıyordu.
“Daha biz senin yüzünü görmedik. Arkadaşların biraz bekleseydi.”
Yüzümü buruşturdum.
“İşte bu güzel yüzümü görmek isteyen çok abim. Randevu alman lazım.”dediğinde Buğra'nın bana baktığını hissetmiştim. Ne kadar ona bakmamaya çalışsam da beynim ona dönmem için beni zorluyordu. Abimin homurdanmalarını göz ardı edip ona döndüğümde beklediğim gibi göz göze geldik. Bir süre gözleri yüzümde dolaştıktan sonra telefonuna bakmaya geri döndü.
Abimin "Umay sen beni duyuyor mushn?"diye seslenişyle irkileeek ona döndüm.
"Bağırma be duyuyorum."
"Cevap versene o zaman kızım."
"Ne var söyle?!"
"Düzgün konuş benimle vallahi döverim seni."dedi dişlerini sıkarken.
"Gidip geleyim sonra döv."dediğimde gözlerini devirdi.
"Nerde buluşacaksınız?"
"Beşiktaşta bir kafede."
"Metroyle halledebilecek misin yoksa bırakayım mı seni?"dddiğinde arabada birbirimizegirme ihtimalini düşünerek başımı iki yana salladım.
"Metroye binerim."
"Ben bırakayım seni. Zaten o taraflarda işim var."diye sordu Buğra. Hala telefonabaknay devam ediyordu.
"Yok gerek yok."dediğimde sesim beklediğimden telaşlı çıkmıştı.
Buğra derin bir iç çekerek gözlerini telefondan alıp abime döndü. Abimin başını aşağı yukarı salladığında Buğranın abimin onayını aldığını anlamıştım.
"Brn giderim cidden." Cevabı Buğradan beklesemde abim ters bakışlarıyla bana döndü.
"İnat etme bıraksın işte Buğra abin.”
Abiliğini yesinler diye geçirdim içimden.
“İyi bekliyorum aşağıda.”dediğimde iç çekerek ayaklanarak hazırlamaya odasına geçti.
“Hadi uslu uslu git gel.”
“Abi ben 24 yaşındayım 4 değil.”
“Hayır hâlâ 4 yaşındasın.”dedi beni süzerken. Abimi gerçekten özlemiştim.
Buğra düşündüğüm gibi beni çok bekletmeden yanımda belirmişti. Daha deminki dağınık halini şekle sokmayı becermişti. Jilet gibi ütülenmiş siyah gömleğine bakarken ütü faaliyetini ne koşullarda yerini getirdiğini düşünmeden edemedim. Ben bunları düşünürken o arabanın soluna geçmiş, arabaya yaslanmış bana bakıyordu. Ne var dercesine kafamı salladığımda arabayı işaret etti.
“Nereye bırakıyoruz?”dedi kemerini bağlarken.
“Beşiktaş dediğimi hatırlıyorum.”
"Bence beşiktaşta sadece bir tane kafe yok ama yine de sen bilirsin çilli." O arabayı çalıştırırken telefonun ön kamerasından makyajıma bakıyordum.
"Konum atayım mı?"dedim ona dönerken.
"Zahmet olmazsa."dediğinde içimden sabır dileniyordum.
Kısa bir sesizlikten ona döndüm.
“Songül teyzeler nasıl?”
“İyiler.” Biraz durduktan sonra aynı ses tonuyla bana döndü.
“Leyla teyze nasıl?”
Omuzlarımı silktim. “En son bıraktığımda fenalık geçiriyordu.”dediğimde gülümsemesini saklama zahmetinde bulunmadı.
“Barlasla el birliğiyle kadını öldüreceksiniz.”
“Allah korusun deme öyle.”dedim sabah görmezden gelediğim bildirimler açıp annemin sohbetini açarken.
Gönderen Umay
Nasılsınnnn validemmm
Başımı telefondan kaldırmadan mesajıma döndü.
Gönderen Annem
Birilerinin aklına gelmişiz
Gönderen Umay
Ama niye öyle diyorsun anne
Gönderen Annem
İyi iyi yok birşey. Yerşeltin mi?
Gönderen Umay
Evet
Gönderen Annem
Görüntülü ara da abinle de bir kobuşayım. Telefonlarımı açmıyor hayırsız evlat
Gönderen Annem
Siz yok musunuz siz abi akrdş beni mezera sokacaksınız
Gönderen Umay
ANNE!!
Gönderen Umay
Ayrıca şimdi arayamam bizimkilerle buluşmaya gidiyorum.
Gönderen Annem
Kızım bir otursaydın
İç çekip mesajına kalp atıp telefonu kapatıp başımı koltuğa yasladım. Bir süre camı izledikten sonra navigasyona döndüm. Çok bir yol kalmamıştı.
“Makyajımı tazeleyeceğim. Arabayı yavaş sürer misin?”deneme kalmadan arabanın hızını yavaşlattı.
“Kavis.”dedi düz bir sesle. Ne olduğunu anlamamıştım ki arabanın abi haraketiyle kastettiğini anlamış oldum. Makyajımı bozmamam için beni uyarmıştı.
“Teşekkür ederim.”dedim düz bir sesle. içten içe bu tavrı hoşuma gitsede bundan onun haberi olmasına gerek yoktu.
Varacağımız yere kadar hiçbir şey konuşmamıştık ki kısa bir süre sonra bizimkilerle bulaşacağımız kafenin önüne varmıştık.
“Buğra abinin hizmetleri burda son bulur. İyi eğlenceler.”dediğinde içimde anı burukluk hissine karşı koyamamıştım. İçimdeki karmaşayı saklayarak gülümsedim ve arabadan indim. Ani bir duruşla arkamı döndüm.
“Sağol Buğra abi.” Sondaki kelimeyi özellikle vurgulamıştım. Nedenini bilmesem de…
Bölüm etkileşimi
