1. bölüm / 4
a sol love☆ a sol love
Bölümler 4Şu an: ☆ a sol love
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaz günü teni yakar, yaz günü kumsalı aydınlatır, yaz bize aşk getirir.
İnsanların cıvıl cıvıl kombineleri ve heyecanları beni boğuyor. Herkes tatil için heyecanlı gözüküyor ama ben heyecanlı falan değilim. Evde tek başıma güzel ve rahat günler geçirmek varken ailemin zoru ile istenmeyen bir tatil mevzusundayım. Birkaç hafta ya da ay burda olmak beni hep rahatsız edecek. Dışarıdan ne kadar sosyal kelebek gibi gözüksemde ben ev ayıcığıydım. Sadece Evde, klimanın altında serin şeftali özlü bardağın yarısını dolduran buz küpleri ile ferahlatan içeceğimi içmek ve komik şovlar izlemek. Ben bu olmak istiyorum. Böyle olarakta kışı sevdiğim söylenebilir. Soğukta giydiğim mavi yün pjamlarımla yorganımın altına girip hiç çıkmamak ve arada telefonda gezinmek. Sabah kalktığımda ise sıcacık şekerli bir kahve. Okul okumak benim için tam bir facia biliyormusunuz. Üniversite hayatımın son senesine başlayacak olmak beni rahatlatıyor. Çünkü boş boş salakça insanların doluştuğu - kampüsü ayrı tutuyorum ki orda daha kötüsü olduğu ortama gitmektense mesleğimi elime alıp iş hayatına atılmak. En azından para kazanır ve vaktimi değerli harcardım. Haftanın her günü ders açan gıcık hoca sayesinde de tamamen bıkmıştım. Üniversite hayatı ne kadar özentili ve lüks gelsede benim için sıradan eğitim hayatımdı. Lise bile daha aksiyonlu geçmişti.
"Lalisa şu güzelim suratını asma kızım. Hadi bize katıl." dedi annem elinde ki bavulları dolaplara yerleştiriyordu. Bu da hafta değil aylarca burda kalacağımız olmasıydı. Belki de tüm yaz. Gerçekten çok kötü bir his. İçim şimdiden bayıldı. Tayland dan kore sularına gelmek. Belki de bu güzel seçimdi. Asya ülkesinden biri olduğumuz için ara sıra koreye akrabaları ziyarete gelirdik. Bunun avantajı ve her şeyi bilmek isteme dönemleri ile birlikte öğrendiğim 6 dilden bir tanesiydi. Böylelikle kore de konuşma sıkıntısı çekmiyecektim. Gerçi konuşacağım pek kimse olmazdı. Kimse ile muhatap olmak istemiyordum.
"Canım hiçbir şey çekmiyor anne." dedim yavaşça ve telefonunu elime alarak kendimi geniş koltuğa attım. Babam elinde ki televizyon kumandası ile koltukların yanına geliyordu. Kendini koltuğa attı ve ellerini göbeğinin üzerinde birleştirerek kumandayla oynadı. Kaldığımız otel ev gibiydi. Adı otel evler olarak geçiyordu. Daha önce koreye geldiğimizde buraya gelmemiştik ama yalan söylemek olmaz çok güzeldi. Tam da tek başıma sakince kalınacak bir yer.
Çok az aşağımızda kalabalık plajı saymazsak. Annem tüm herşeyi bitirmenin yorgunluğu ile gülümsedi ve kendini koltuğa attı. "Bize meyve soyayım, aşağıdan almıştım. İçecekte söyleriz. Ondan sonra plaja inelim serin serin yüzeriz."
Annemin bu mutlu plan tablosu beni hiç mutlu etmemişti. Yüzmek isteyeceğim son şeydi. Asla. Hayır, hayır. Ki yüzemem zaten. Regl. Belki de bu fazla agresifliğin nedeni de reglimdi. Her neyse yüzmek falan istemiyorum. Annem gülerek bana baktı ve kaş göz işareti yaptı. "Belki Lisa kendine yaz aşkı da bulur." dedi. Yaz aşkı mı? Genellikle kışın başlayan aşklar daha samimi gelir. İlişki hayatımla mevsim dönemlerini tutturmak şuan yaptığım en saçma şeydi. Yaz aşkı. Kış aşkı. İlbahar aşkı. Sonbahar aşkı. Yok o bahar aşkı yok bu bahar aşkı. Oysa ben tek bir aşk bulup tüm mevsimlere sığdırmak istiyordum. Kimse beni yine anlamıyordu. Zaten şuanlık ilişki düşünmüyorum. Herşey üst üste gelip beni niye bunaltıyor ya!
"Anne! Lütfen ama lütfen beni rahat bırakın. Ben plaja da gelmeyeceğim." dedim açıklayıcı bir şekilde. Annem hemen kaşlarını çattı ve babama bakarak kaş göz işaretleri yaptı. Ellerini hemen önünde birleştirdi ve, "Hayatım birşey demeyecekmisin? Kızın bana karşı geliyor."
Ya 25 yaşındayım. Kazık kadar kendi kararlarımı verebilecek yaştayım ve babama şikayet ediliyorum. Ne olursa olsun bazı aileler %50 köylü kanı taşıyorlardı. Babam elinde ki kumandanın ayarlarını çözmeye çalışırken annemi onayladı. Ama nasıl onaylama. "Hııı."
"Zaten bu ailenin yükünü hep ben çekeyim. Alın gitmiyorum bir yere.'' diyerek içeriye doğru adımladı.
"Zehir edeceksiniz tatili. Kaç para verdim."
diyerek elinde ki kumandayı bıraktı ve terasa çıktı.
Bende hiç istememe rağmen o plana uymak zorunda kaldım. Morallerini bozmamak ve tatilin içinde negatif kalmamak için katıldım. Çok da özenmemiştim. Önleri yırtık kısa siyah kot şort ve calvin clein siyah büstiyerim, havalı gözlüklerim ile beyaz armut koltukların üzerinde ayağımı uzatmış serin güneşe doğru dönmüştüm. Hafiften çalan şarkı ile birbirlerini ıslatanlar, benim gibi kendilerinin kuruldukları koltuklarda yayılan, kumsalın orada büyük büyük kum kale yapan çocuklar, alçak denizde sörf yapmaya çalışanlar, büyük dj sahnesi ve orada ki çalışanlar. Garsonlar etrafta insanlara içecek dağıtıp ortamın havasına uygun naziklikte davranırken bazı kendini bilmiş insanlar çoktan enerjileri söndürüyordu. Annem yanımda ki bankta uzanmış kollarına krem sürerken babam çoktan uzaklara doğru yüzmeye başlamıştı.
"Hadi kızım kaynaş arkadaş yap!!" diyerek beni fışfışlayan anneme sadece gülümsedim. Bunu yapmam. Mayolarını yaza uygun renklerde seçmiş bıcır bıcır kızların eğlenceli çığlıkları beni rahatsız ediyordu. Oynadıkları su savaşı ve kovalamaca şuan ayak uyduracağım son şeydi. Son şey.
Hava kararmaya başlıyordu. Etrafta ki ışıklar yandı ve denizde gezinen can kurtaranlar renkli ışıkları ile müzik eşliğinde denizi aydınlattı. Plaj da ki kalabalık artmıştı. Herkes denizden çıkmaya başlamış, kadınlar ve genç kızlar bellerine taktıkları sırma şalları ile şarkıyı ayarlayan DJ sahnesinin orada ki yakışıklıları keserek dans etmeye başlamışlardı. Genç adamlar ise araya kaynamış ve eğlenceye adamışlardı kendilerini.
Babam sırtında ki havlusu ile kendini banka uzatmış ve yarı uyumuş halde duruyordu. Annem ise telefonda akrabalar ile konuşurken özellikle sirke suyunda beklettirdiği çileklerini yiyordu.
Ben ise öylece etrafa bakınıyorum.
Sahne iyice çoşmuştu. Kızlar sahneye çıkıp deli gibi dans ediyor ve şarkıyı çalan DJ'in yanına sırnaşıyorlardı. Ben ise öylece onları izliyordum. Ama bir zaman sonra dalmışım.
"Bayanlar ve Baylar!!" diye kalın ses bakışlarımı sahneye çevirdi.
Güneş gözlükleri ile yüzünü tam göremesem bile yakışıklı olduğu her halinden belliydi. Beyaz gömleğinin üç dört düğmesi açıktı ve boynunu zincirli kolyeleri kaplıyordu. Büyük yüksek masadan zor görebildiğim siyah kot şortu ve pahalı sporları ile elinde ki içkisini havaya kaldırmıştı. Güneş gözlüklerini çıkarırken parmaklarında ki fazla yüzükler gotik tarzdaydı. Boynunu, kollarını ve vücudunun birçok yerini kaplayan dövmeleri, küpe dolu kulakları, yüzünde ki dudak ve kaş piercingi ve yakışıklı yüzü. Fazla ama fazla yakışıklı yüzü.
"Jeonnnn!!!" diye bağıran kıza karşı gülümsedi ve içkisini yudumladı. Tüm kızların hayranlıkla onu izlediğini görüyordum. Yaz ayının vazgeçilmez şarkıyı yüksek sesle çalmaya başladığında herkes büyük bir gürültü ile pistte akıp gittiler. Sahneye dolaşan kızlar onun yanında bedenlerini güzelce kıvırtırken o işini yaptı. Şovunu sergiledi. En güzel parçaları birleştirip herkese eğlenceli şarkılar çıkarttı. En sonunda kucağına bir kız ve içli alıp gecenin içinde kayboldu.
Jeon.
🐚🐟 nia sum lov 🦭☘️


Bölüm etkileşimi
