4. bölüm / 4
a sol love☆ ³
Bölümler 4Şu an: ☆ ³
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ne tesadüf ki dün ki krem verdiğim tatlı kız şuan tam karşımda. O da benim kadar mutlu gözüküyor. "Bu akşam şu borcumu ödemeyi düşünüyorum Lisa. Olur mu?"
"Ah tabii ki." dedim sevinçle.
"Bu akşam barın parti verileceği yerde buluşalım." dedi ve tepkimi daha doğrusu cevabımı bekledi. Parti. Partinin olduğu yerde Jeon da vardır. Kendisi Dj olduğu için o da olacaktır. Ve ben o iki gün önce ki tavrını yaptığına pişman edecektim. Ondan hoşlanıyorsam, omu istiyorsam o da beni istemeli.
Roseanne elinde ki küçük çantası ve blazer ceketi ile son kez el salladı ve gitti. Telefonumu elime alıp kaydettiğim telefon numarasını kişilere ekledim. Bu akşam için haberleşecektik.
Ama kızla konuşurken aklıma onun gelmesi nedense beni bozmuştu. Tatilimi güzel geçirmek varken bir erkek için şekilden şekile girmek istemiyorum ama o an sa aklıma sadece o gelmişti. Kendimi ondan daha yakışıklı bir erkek ile tatmin etmem gerekiyordu galiba. Ondan daha yakışıklı ve büyük bir erkek plajda yoktu? Yani bilmiyorum.
"Lisa kızım kahvaltını yap bugün akrabaların yanına gidicez." dedi annem. Akraba dırdırı dinleyeceğim son şey olurdu. Asla oraya gitmezdim. "Annem ben gelemeyeceğim." dedim çayımı içerken. Annemin büyükçe açılmış gözleri hemen bana döndü. "Ne demek gelmem." diye söylendi ve gelmem için kırk takla attı. Ama gerçekten halim yoktu ve istemediğim şeyi bana kimse yaptıramazdı. "Hayır anne. Israr etme gelmeyeceğim." dedim son kez. Annem ne kadar timsah gözyaşları dökmesede, acıtasyon yapsada kararımdan caymadım ve annemin uyarılarını yarım yamalak dinledim.
"Bak sakın hırsız falan girerse bizi arıyorsun. Evi falan yakma!"
Kahvaltıdan kalktıktan sonra hemen eve çıkmış ve kendimi rahat koltuğa atmıştım.
"Bu arada anne akşam arkadaşım ile partiye inece-" dememe gerek kalmadı.
"Ayyyyyy!!!! Kızım benim Lisam sosyalleşiyorsun sonunda. O küçük beynin insan görünce açılacak."
"Anne!!" dedim bu güzel iltifatına. Babam elinde ki büyük çikolata kutusu ile kısmış gözlerini bana dikti. "Lisa evleniyor mu?" dedi. Ağzım şokla açıldı ardından bastıramadığım gülüşüm ile kahkaha attım. Babam kısık gözlerini kocaman açtı ve gülümsedi. Annem ağzı kulaklarına varana kadar gülerek evlenmem gerektiğini ve torun istediğini destanları yazarken ikisini de dinlemiyordum. Babam en sonunda annemin kalçasına bir şaplak attı.
Ah tanrım!
"Baba!", Lütfen karı koca aranızda ki ilişkiyi gözümün önünde sergilemeyin çünkü iğrenç." dedim ve elimi ağzıma götürerek midemin bulandığını gösterdim. İkisi beraber büyük bir gürültü ile birlikte çıktılar. "Oh!" dedim.
Sonunda sessiz ve sakinlikle kendimle ilgilenebilirim. Telefonumu elimden bıraktım ve karşısımda ki büyük plazma televizyonu açtım. Otomatik İnternete bağlı olduğu için ana sayfadan komik şov açtım.
Azıcık televizyon izledim ve kendime az katıklıdan sandviç yaptım. Yanına annemin dolaplara doldurdu içeceklerden en hafif olanı bardağına boşalttım ve afiyetle mideye indirdim. Geri kalan zamanda akşam ki parti için ne giyeceğimi ve seçmekle geçti. Yatağımın üzerinde ki tek parça elbiseye son kez baktım. En uyumlu olan şuan benim için buydu. Zaten son dakika da vazgeçenlerden değildim. Bu güzel elbisenin altına sadece düz bir stiletto olurdu. Belime uzanan kahve saçlarımı düzleştirir ve koyu bir makyaj yapardım.
Saçlarım için Annemin herşeyi toparlayıp getirdiği bakım çantasından düzleştircimi aldım. İlk önce spreyledim ve taradım sonra küçük küçük tutumlarla tüm düzleştirmeye başladım.
Aradan geçen zamanda saçlarımın tamamını düzleştirdim ve koyu göz makyajımı tamamladım. Dudaklarımı kaplayan kırmızı rujumla makyajı tamamladım. Kırmızı askılı üzerime yapışan dar mini elbisemin kumaşı beni rahat tutuyordu. Göğsümün orta hizasında biten önü boynumu çok açıkta bıraktığı için kulaklarıma büyük halka küpeleri taktım. Başka takı ya da aksesuar almadan son kez aynada ki yansımama baktım. İnceledim. Bence güzeldim. Tabii ki de güzeldim.
Roseanne'ye kısa bir mesaj attım ve bulaşacağımız yer olan bar tezgahlarına ilerledim. Annemler gittikten sonra resmen koca günü evde geçirmiştim. Saat dokuz sularına yaklaşıyordu. Dün ki geldiğim bar tezgahına doğru ilerledim. Taehyung oradaydı. Beni farkettiğinde gözlerini kıstı ve yaklaştıkça duyduğum ıslığını uzattı. Bakışlarım direkt olarak gözlerindeydi. Gözleri yavaş yavaş süzdü bedenimi. Sonra bakışları yüzünü turladı.
Tezgaha doğru yaklaşıp tabureye oturdum. Öncekine göre daha kolay oturmuştum çünkü ayağımda kocaman topuklular vardı.
"Bu güzellik ne böyle hanımefendi?"
Şaşkınca gülümsedim. "Teşekkürler Taehyung."
İlk bir kaşlarını çattı ardından hatırlar gibi oldu ve kafasını salladı. "Dünden." dediğinde başımı salladım. "Bu güzel kadının adını bilmiyorum. O zaman baştan tanışalım." dedi ve elini uzattı. "Ben Kım Taehyung." Uzattığı elini tuttum ve, "Bende Lalisa Monoban." dedim. Elimi bıraktı.
Aradan geçen zaman sonrası arkamdaki el ile Taehyung'tan ayrıldık ve rose ile beraber yürümeye başladık. Kendisi çok samimi bir kızdı. O gün benden krem alan kız gibi değildi bu sefer kelebek gibiydi.
Pembe elbisesi ve toplu saçları, taban botları ve küçük çantası ile çok hoş duruyordu. Makyajını da tam tadında yapmıştı.
Yavaşça konuşarak zamanı geçirdik.
Ardından rose elimden tutarak dans pistinin oraya ilerledik.
Başlıyoruz.

I'll drink like crazy and then shake my hips
ho! ho! ho!
23:00
Gecenin ilerleyen saatlerinde bizim için yeni başlangıçtı. Ellerimi havaya kaldırıp uzun saçlarımı etrafa salladım ve kırmızı dudaklarımla sesimin pistin ortasında yankılanmasına izin verdim. Bende ki güzel bakışları hissedibiliyordum. Bunun görünüşü ile bazı kızlarında canını sıkmıştım. Roseanne elini belime dolayıp yüksek sesle benim gibi şarkıya eşlik etti ve yerinde hafiften kıvırdı. Kalçamı daha güzel hareket ettirmek için elbisemi basenlerimden kurtardım ve bacaklarımı daha rahat hareket ettirerek kalçamı sağ salladım. Ardından sola doğru ve etrafımda döndüm. Saçlarımda benimle beraber dönüyor ve dans etme istediğimi daha da kabartıyordu. Ayaklarımı acıtan ayakkabılarımı umursamadım ve şarkının ritmi ile yerimde zıpladım. Herkes delirmiş gibi şarkıya eşlik edip eğlenirken yanıma yaklaşan piç bedenleri görebiliyordum.
"Selam kızlar!!" dedi elindeki bardağı havaya kaldırarak bize uzatan kısa boylu genç bize doğru yaklaşıyordu. Roseanne rahatsızca ellerini belime geri doladı ve şarkısına devam etti.
"Siktir git pezevenk." dedim bağırarak. Sesim fazla çıktığı anda birkaç bakışı üzerimize toplamıdığımız için genç elinde ki içkileri hayal kırıklığı ile geri çekti ve, "Sürtükler." diye mırıldanarak gitti. Gitmesine izin vermeden tam arkasından seslice bağırdım. "Orospu çocuğu!!"
Bakışları bana döndü ve sinirle gözlerini kıstı. Ardından o kötü bakışlarına karşı dilimi çıkartarak orta parmağımı sergiledim. Yavşak pezevenk. Roseanne'nin zarif gözükse bile patlattığı kahkahası kulaklarımı tırmalamıştı. Kafasını geriye doğru attıktan sonra benden ayrıldı ve aradan geçen kızın elinde ki içeceği kapıp vahşice içti. "Woooohh!!"
Kırmızı dudaklarımda ki dilimi ağzıma geri soktum. Arzulanan bir kadın olmak için kendini paralayan her kadın gibi pasif değildim. İstediğim gibi eğlenirdim ve kimse de karışamazdı. Dans boyunca salladığım bedenim. Kıvırdığım kollarım ve yılan misali beline doladığım kollarım rosenane'yi dans için memnun etmişti. Dans ettik, deli gibi bağırarak şarkı söyledik, birbirimizi ittik ve sonra sarılarak dans ettik. Kalçalarımızı salladık ve tüm herkesin içinde istediğimiz gibi hareket ettik. Pistin ortasında güzel ve delice eğlenen vahşi kızlar olduk. Çok geçmeden Chaeyoung beni elimden tuttu ve şarkıyı yöneten DJ platformunun orayı gösterdi. Emin olamadım ama chaeyoung beni çoktan sahneye çıkarmıştı. Bizim gibi birkaç kız da sahneye çıktı.
Anında çoşan kalabalık ve müzisyenler ile platformun önüne geldik ve orada ki şarkıyı yöneten yakışıklı çocuğun iki yanında dans ettik. Sürekli değişip ritim tutan şarkı ile bizde hareketlerimizi değiştirdik ve ritme ayak uydurduk. Belime atılan el ile sahnenin önüne, DJ masasının tam yanında getirilmem ile gülerek masa da içkiyi aldım ve kafama dikerek dansıma devam ettim. Kollarımı yukarıya kaldırıp her zaman ki gibi bedenimi kıvırdığım sırada etrafta ki kızlar yanımda belirdi ve hepsi de güzelce dans etti. Yanımda ki uzun ve büyük çocuk elini belime atıp dansıma eşlik etti ve masanın üzerinde ki içkiden o da içti. Chaeyoung ortalıkta gözükmüyordu.
Yanımda yakışıklı ve kızların yakınında olmak istediği bir çocuk, delice eğlenen ben, tüm herşeyi siktir etmişim.
Kolumda tutulup çekilmem ile sahneden indiğimi zor hatırlıyorum. Rose kolumdan tutup beni kırmızı armut koltukların oraya oturttu ve elinde ki iki içki bardağı ile geldi.
"Bu kadar yeter. Çok yorulduk." dedi ve yanıma oturdu. Gerçekten yorulmuştuk.
Yine kalabalığın içinde onu görmüştüm. Parlıyordu. Yanında ki ondan çok az kısa olan çocuk ile yanımıza geliyordu. Evet, evet. Tam yanımıza geliyorlardı. Jeongguk'un giydiği siyah gömleğin en az beş düğmesi açıktı ve gotik kolyeleri boynunu süslüyordu. Büyük bol siyah kot pantolonu hafiften kot paraşüte andırıyordu ama Jean şekilli de duruyordu. Kısa buzz cut saçları ve kafasının arkasına kulaklarından astığı güneş gözlüğü ile buraya geliyordu. Ellerinde ki yüzükleri azalmıştı. Boynunda ki küçük kuru kafa dövmesi en çok dikkatimi çekendi. Vücudunun yarısı dövmelerle kaplıydı ve bunu çok da çekici yapıyordu. Yanında ki gelen erkekte onun tarzında giymişti.
Siyah ceketi ve ceketin içinde ki siyah atleti onun altına yakıştırdığı bol giyimli eşofmanı. Grup mesajını okumamış olmalıydı çünkü Jeongguk'un yanında beliren ve onunla uyumlu olan kız ile geliyorlardı. Roseanne bakışlarımı takip edip arkasını döndüğünde hemen ayağa kalktı. Jeongguk ve yanında ki ikili oturduğumuz yerin boş koltuklarına oturdu ve Roseanne kollarını yanında gelen çocuğun boynuna doladı.
"Fıstık! Ne yapıyorsun buralarda?" dedi ve bana baktı.
Roseanne hemen eli ile beni gösterdi, "Arkadaşım Lalisa." dedi sonra bana döndü, "Arkadaşım Jaehyung."
Kafamı salladım ve elimi uzattım. Elimi dolanan eller ile tanıştık ve adının Jaehyung olduğunu öğrendiğim çocuk Yanımda ki boşluğa oturdu. "Nasıl gidiyor?" Roseanne ona sorulan soru ile birlikte Jaehyung ile birlikte sohbete başlamışlardı. Ben onlardan koptum ve tam karşımda oturan ona baktım. Masanın üzerine çıkardığı sigara paketinden bir dal alıp yakıyordu. Yanında ki kız ile sessiz bir diyalog içindeydi. Onun yanına yakışır bir kızdı. Kısa saçları ve mini elbisesi, yüksek topukluları - koyu makyajı ile güzel kızdı. Jeon'un yanına yakışacak kızlar. Ama hiç beklemediğim bir anda kız kalktı ve gidiş selamı vererek gitti. Jaehyung ve Rose koyu sohbette oldukları için kızı duymamışlardı bile.
Hemen başka bir tarafa baktım. Ellerim saçlarıma attım ve eteğimin kapanması için bacağımı diğerinin üzerine atarak - kısacası bacak bacak üstüne attım ve elimi çıplak bacaklarıma koydum. Mini etek toplandığı için bacaklarımı ortaya sermişti. Rahatsız etmese bile arada aşağı kayan göğüs yakam ile elimi dikişine attım ve yukarı çekiştirdim. İyi ki arasında kaldığım straplez elbiseyi giymemiştim.
"La-lisa."
Sabır ver.
Gözlerimi ona çevirdim. Bana çapkın gülümsemesi ile bakıyordu. Bakışları turladı. Pahalı ayakkabılarıma kadar indi ve tekrardan gözleri bedenimde turladı. Arada göğüs hizamda biten dikişin orada oyalandı ve zorla bakışlarını bana çevirdi.
"Ne güzel olmuşsun." dedi gülerek. Bende güldüm. Gülünce gülesim geliyordu. Ellerimi birbirine kenetledim ve bakışlarımı kaçırdım. "Teşekkürler." diyebildim ince sesimle. Dudaklarında ki sigarasını parmaklarına aldı ve dövmeli ellerini duman eşliğinde gösterdi. Ona baktım çünkü bakılmayacak gibi değildi. "Sende yakışıklı duruyorsun." dedim. Elini ensesine attı, "Her zaman ki halim güzelim."
Güzelim!
Aman tanrım tam bir piç.
Kaşları havalandı ve dudaklarına götürdüğü sigarasını çekerken gözlerini kıstı. Canım çekmişti. Öyle güzel içiyordu ki dudakları. "Tadı nasıl?" dedim merakla. Birkaç yüzük taktığı parmaklarını sigarasını bana uzattı. Şaşkınca eline baktım. Sonr ona baktım. Denesem mi? Hayatım boyunca hiç ağzıma sürmemiştim. Ama içime dolan bu merak ile birlikte elinde ki sigarayı almak için uzandım. Parmaklarım, onun iki parmağının arasında ki sıkıştırdığı sigarayı alırken sıcak tenine temas etti. Parmaklarım onun dövmesinin üzerinde durduğunda bakışlarımı ona çevirdim. O da bana bakıyordu. Hemen sigarayı aldım. Aldım ve sadece öylece durdum. Mahçupça ona baktığımda sesli kahkahası eşliğinde oturduğu yerden kalktı ve ellerini ellerime götürdü. Parmaklarımda ki sigarayı alıp artık dudaklarıma sokmasını öylece izlemiştim. Gözlerime bakan koyu kahveleri içimi kıpır kıpır ederken baklarım hareket eden dudaklarına düştü.
"İçine çek." dedi bana ama şuan bunu yapması o kadar zordu ki. Dediği gibi yaptım. Hafifçe dumanı içime çektim ve aynı zamanda boğularak kendimi geri çektim. Elimi ağzıma doğru götürürken küçük sırıtşı ile yanıma oturdu. Elinde ki sigarasını dudakları arasına sıkıştırdı ve bir elini elimde tutarak diğeri ile sırtıma pat pat yaptı. Açık sırtımda ki sıcak elini hissetmem ile anında belimi doğrulttum.
"Ben olmasam az daha boğuluyordun güzellik." dedi ve elini sırtımdan çekmeden sigarasını eline aldı. Sonra kenarda ki tahta küçük içki masasının kenarında söndürerek ileri fırlattı. "Borçlandın bana." dedi ve güldü. Kendime geldiğim sırada, "Nasıl ödememi istersin?" dedim ona ayak uydurarak. Önce düşünür gibi yaptı sonra bir nefes kadar yaklaştı yüzüme, güzel gözleri dudaklarıma indi, "Belki bir öpücükle." dedi ve dudaklarını yukarı kıvırdı. Ardından geri çekildi ve kendi yerine oturdu. Az önce yaşadığım her anı aklıma kazıdığıma göre bu gece uyku yoktu anlaşılan.
Rose ve Jaehyung'un sohbeti bittiğinde ikisi de buraya geri döndü. İçki içtik, konuştuk, Jaehyung arada sırada bana karşı şakalar yaptı ve beni güldürdü, Jeongguk'un yanına gelen kızları süzdük, rose ve Jeongguk aralarında küçük tatlış bir kavga ettiler, rose harika bir arkadaş olduğumu anlatıp durdu ve Jaehyung akla sır erdirmeyecek sorular sorup bazılarımızı köşede bıraktı. Hep ona baktım. Bakışlarım onda olduğu zaman gözlerim parlıyordu.
"Bugün sen yoktun?" dedi Jaehyung. Jeongguk sigarasını söndürdü ve güldü. "Yetişemedim." diyerek içkisini dudaklarına uzattı. Rose hemen konuşmanın içine dahil oldu. "Bu akşam ki çocuk da çok güzel çaldı." dedi ellerini de kullanarak. Yaptığı el hareketleri ve abartılı anlatışı ile Jaehyung yüzünü buruşturdu. "Güzel mi? Onun gibiler oyuncak alet çalar." diyerek güldü. Rose hemen onun birşey bilmediğini ve boş boş konuştuğunu - çocuğun çok güzel DJ'lik yaptığını söyledi. Ardından bana döndü. "Ay Lisa!! Sizde çok yakışıyordunuz!! Böyle dans falan ettiniz of çok güzel duruyordunuz. Sizi sevgili falan sandılar." dedi. Ağzım açık gülümsedim. "Gerçekten mi?" dedim. Hemen kafasını salladı. Ve bizim ne kadar uyumlu olduğumuzu anlattı yani dans ettiğim DJ çocukla.
Bakışlarım yukarıya kalktığında Jeongguk'un yeni bir sigara yakıp, sert ve kızgınlık gördüğüm gözleri gördüğümde içimde li his değişik hissetmememe engel değildi. Neden bir anda sinirlenmişti. Rosenin anlattıklarına mı yoksa başka bir şeye mi? Tanrım tamamen kafamdan uyduruyorum. Beni neden kıskansın.
"Kusura bakma tatlım ama kimse Jeon kadar iyi olamaz." diye aramıza katılan ince ses ile Jeongguk'un tam yanına oturan kız elinde ki içkisini dolgun dudaklarına yapıştırdı. Ardından gözlerini kırptı ona. Anında gülümseyen Jeongguk elini kızın açık bacaklarına attı. "Ve kimse de jessadan iyi olamaz." diyerek kıza uzun uzun baktı. Rose hemen olaya girmek ister gibi tatlı halini bir kenara bıraktı. "Sen öyle düşünebilirsin tatlımmmmm," özellikle tatlıma vurgu yapması ile gözlerimi kapadım, "ama burada ki dünya güzeli, hatta gecenin en güzeli olan canım kraliçem Lisam öyle düşünmüyor."
Keşke beni ortaya atmasaydın aşkım.
Kızın bakışları etrafta döndü. Bana bakmadı ve chaeyoung'a bakmaya devam etti. "Öyle mi bebiş."
"Öyle bebişşşşşşşşşş!"
Rose bana döndüğünde hemen ellerimi ellerine attım. "Lisa o çocuk çok güzel çalıyordu değil mi? İnanılmazdı ve senden de etkilenmişti. Bu akşam her kız onun yanında dans etmek için sıradaydı. Öyle değil mi Lisa?" bana soru sormuştu ama hemencecik başka bir cümleye atlayıp kıza döndü. "Ama o yakışıklı çocuk Lisa'yı aldı yanına. Senin gibi basit kılıfların seçmediği çocuğu ben olsam ben de seçmezdim. Ama merak etme sen de güzelsin ama ama! olgun erkeklerin tek de seçeceği kızlardan birisi değilsin. Çok istiyorsan kalk git bence bebeiiiiiiiiişşşşşşşşşşşş!" Ağzım açık olan biteni izliyordum. Jeongguk'un eli kızın bacağından kaydı çünkü kız hızla kalkıp burayı terk etti. Anında düşen yüzü ve bakışları ile rose'ye bakan Jeongguk, "Kızım ne yaptın?" diyerek sigara paketini çıkarıp içinden bir dal almıştı. Jaehyung elinde li telefonu bıraktı. "Olaysız amınakoyayım! Ne yaptın chae? Yaktın ortalığı." diyerek oturduğu yerde iyice yayıldı.
Saat iyice geçiyordu.
"Ben kalksam iyi olacak." dedi roseye dönerek. Kafasını salladı. Beni anlamıştı. Ona erken gideceğimi söylemiştim çünkü. Hemen ayağa kalktı. "Bekle hemen şu ödemeyi yapıp geliyorum." diyerek kalktı ve koşarak bar tezgahının oraya gitti. Jaehyung biraz daha oturmamızı söylemişti ama bunu gitmem gerektiğini söyleyip reddettim. Jeongguk ayağa kalktı.
Bakışlarım ona düştüğünde mutsuz suratı ile çapkınca güldü.
"O çocuk gerçekten ben iyi mi?"
"Ne?" Anlamaz bakışlarım.
"Benden güzel şarkı söylüyor ve benden iyi
DJ öylemi?"
Bunu söylerken ki bakışlarında ki rekabeti görüyordum. Elinde ki sigarasını dudaklarında tuttu ve kafasını iki yana salladı. "Öyle mi La-la- lisa."
"Ben seni sahnede hiç görmedim Jeongguk. Ama o çocukta hakkını yemek olmasın çok iyiydi." diyerek güldüm.
Anlamış manasında kafasını salladı.
Jeongguk beni kıskanmamaştı.
O kendisinden başka bir erkeğin ondan daha çok sevilmesi ve konuşulmasını sevmiyordu. Bunu kabul edemiyordu. Onun için sadece o mükemmel olmalıydı.
Evet, Jeon Jeongguk böyleydi.
Ve ben yanlış yaptığımı bilsem de ona kapılmaya devam ediyordum.


kafanızda ne şekillendi? aralarında ki o çekimi aldınız mı?
sizi öptüm kızlar
🧚🏻♀️🧚🏻♀️🧚🏻♀️
☆

☆
Bölüm etkileşimi
