4. bölüm · 90 DAKİKA
4 DENİZ ARAS
Soyunma odasında oturuyordum. Şeyma hayatımda ilk defa bana o kadar sinir bozucu gelmişti ki. Onu seviyordum hem de bütün kalbimle ama böyle davranması fazla toksikti. Tam formamı değiştirecekken soyunma odasına Fırat ve Tuna geldiler. Odaya el ele girdiler. Bunların bu tavırlarından gerçekten korkuyordum. Bir gün Fırat'ın yanıma gelip ben gayim ve Tuna'dan hoşlanıyorum falan derse diye her gün dua ediyorum. Şaka bir yana çok garipler. Fırat yanıma oturup 'Abicim ne oldu ya bir anda öyle hemen gittin?
Yengenin de çok morali bozuldu ya.' Dedi. 'Ya bilmiyorum davranışları bana çok garip geldi. Oradaki kızlar falan. Özellikle o kumral olan baya ilgimi çekti sanırım.' Dedim hiçbir an bile düşünmeden. Fırat hemen gülmeye başladı. 'Ya oğlum 4 aydır sana bunu anlatmaya çalışıyoruz Tuna ile.' Tuna hemen lafa girip 'Abi evet Fırat'la neler yaptık ya seni şu kızdan ayırmak için. Ayrıca da o kıza nasıl baktığını gördüm ben.' Dedi. Kahretsin. Yakalanmıştım. Şimdi onların dilinden düş düşebilirsen. Gayet agresif bir şekilde oturduğum yerden kalktım ve 'Nasıl bakıyor muşum kıza anlatsana biraz Tuna'cım?' dedim formamı üstümden çıkartırken. Tuna da hemen 'Abi bende Fırat'ta gördük kıza çok güzel sanki aşıkmışsın gibi bakıyordun.' Dedi. Yedek formamı üstüme giyerken 'Ne saçmalıyorsun Tuna ya. Fanlarıma nasıl bakıyorsam ona da öyle bakıyordum.' Dedim. Bu sefer Fırat araya girdi 'Aras oğlum uzatma işte. Şu Şeyma ile de bitir bu işi. Hem Alya çok tatlı bir kıza benziyordu. Tabii İdil de öyle. Hatta o daha çok tatlı olabilir.' Bu dediğine üçümüzde gülmüştük. Oturup ayakkabılarımı çıkarırken 'Hem kız beni değil de daha çok Yiğit'in hayranı gibiydi. O geldiğinde falan kızın tavırları, yüzü falan değişti. Kalp atışları değişti resmen o kadar.' Bu dediğime Tuna ve Fırat birbirlerine baktılar. Uzun süren bakışmalarından sonra Tuna hemen 'Oha oğlum bir de normal baktım diyorsun. Bu nasıl normal bakış? Sen yoksa kızın Yiğit'i daha çok sevmesini mi kıskandın?' dedi. Fırat da oradan formasını değiştirirken 'Kesin abi net. Yoksa bu tavırların açıklaması olamaz.' Tuna da oradan 'Abi hadi kabul et de bu yarış bitsin.' Dedi. Çoraplarımı giyerken 'Hayır abi alakası yok. Ben ne kıskanacağım hayatımda ilk defa gördüğüm bir kızı. Dedim. Fırat da oradan hemen 'Ha abi ikinci kez görsen kıskanacaksın yani ben öyle mi anladım?' dedi. Ortamdaki konu bitsin diye sadece Fırat'a dönüp 'Aynen abi' dedim ve kramponlarımın bağcıklarını bağlıyordum. Yani sonuçta basit bir fandı bir daha kim bilir ne zaman görecektim ve acaba Fırat bu dediği şeyi hatırlayacak mıydı? Ardından soyunma odasına Yiğit geldi. Bana sert bir bakış atıp kendisi için ayırılan yere gidip formasını çıkardı. Tuna o formasını çıkarırken ona doğru yaklaşıp 'Golü senin sayende attım teşekkürler.' Dedi. Yiğit oradan hemen Tuna'ya daha çok yaklaşıp 'Teşekkür mü? Orada sen olmasaydın ben o golü atabilirdim.' Dedi. Onların yanına gidip Tuna'yı yanından uzaklaştırdım. O sıra Yiğit benim yanıma gelip 'Seninle konuşmamız daha bitmedi Deniz Aras Öztürkoğlu.' Dedi. Bende 'Konuşalım Yiğit konuşalım.' Dedim. 'Bir daha söylüyorum ve asla söylemekten de vaz geçmeyeceğim baban sayesinde buradasın. Bu mallar da seni babandan dolayı seviyor. Kendini çok da değerli sanma. Babam sayesinde ünlendin.' Dedi. 'Benim en azından burada olmamı bir nebze de olsa sağlayan bir babam var. Söylesene seninki nerede? Dur ben tahmin edeyim kim bilir ülkenin hangi şehrinde hangi kadını kandırıp hayatını zehretmiştir.' Dedim. O sıra da babam kapıda bizi izliyormuş. Bunu bilmiyordum. Yiğit benim yüzüme bile bakmadan odadan çıkıp gitmişti. Babam odaya girip karşıma geçti ardından Tuna ve Fırat'a dönüp 'Çocuklar bizi biraz yalnız bırakır mısınız?' dedi. Tuna da hemen 'Tabii ki de.' Deyip Fırat ile odadan çıktılar. Oda da babam ile yalnız kalmıştım. Ortam biraz gergin gibi duruyordu. Gözlerime gayet kararlı bir şekilde baktı 'Bak Aras grup arkadaşlarınla ya da herhangi bir kişi ile aranda ne geçerse geçsin aileleri ile ilgili hiçbir şey söylemeyeceksin. Ailelerin nasıl olduğu asla ama asla çocuklarının suçları değildir. Şimdi ya maç sonu yada birazdan yapacağım konuşmadan sonra ondan gidip özür dileyeceksin tamam mı?' dedi. 'Baba ondan özür dilemek mi? Yapacağım son şey bile olamaz.' Dedim. Babam ise tavrından asla ödün vermeden 'Aras sen Emre Öztürkoğlu'nun çocuğusun sana bu yakışır. Ayrıca bu konu bambaşka bir mesele. Çünkü her erkek çocuğunun hayatta gördüğü ilk erkek her zaman babalarıdır. Hayatta nasıl olmaları gerektiğini ilk babalarından öğrenirler. Yiğit'in babasının böyle olmasının sebebi asla ama asla Yiğit'in suçu değil' Dedi. 'Peki özür dileyeceğim.' Dedim. Babam alnımdan öptü. Ardından 'Maç sonu fotoğraf çekindiğiniz kızlar kimlerdi?' 'Basit her zamanki fanlardan sadece birkaçıydı.' 'Basit bir fan mı? Oradaki kızlardan kumral olanına bakarken hiç öyle gözükmüyordu ama.' Dedi. Kahretsin ya ben bu kıza nasıl baktım da herkes bu bakışımı konuşuyor. 'Tamam tatlı kızdı. Bu kadar.' 'Sadece bu kadar mı?' dedi. Evet deyip kafamı diğer tarafa çevirmiştim. Babam bir şeyler çakmış gibiydi. 'Neyse hadi takım arkadaşlarını da çağırıyım ben.' Dedi ve odadan çıktı. Bende oda da oturmuş fotoğraf çekinirken elimi beline doladığım kızı düşünüyordum. Güzel bir kızdı. Ama sadece bu kadardı. Soyunma odasına ilk Yiğit gelmişti. Kendisi için ayırılan yere oturdu ve telefonuna bakmaya başladı. Fırsat bu fırsat diye düşünerek yanına gittim. Telefon ekranından gözlerini kaldırıp bana bakmıştı. Gözleri şişmişti. Muhtemelen ağlamıştı. 'Ne var ne istiyorsun?' dedi. Hiçbir şey demeden kolundan tutup ayağa kaldırdım ve sarıldım. Bunu yaptığıma hala inanmıyordum. Resmen Yiğit'e sarılmıştım. Ama bu demek değildi ki onunla arkadaş olduk. Asla o benim karakterime hiç ama hiç uymuyordu. 'Bana niye sarılıyorsun hayırdır?' dedi. 'Özür dilerim az önce dediklerimden. Kusura bakma.' Dedim. 'Özür dilemek mi? Beni üzebileceğini sana inandıran şey nedir? Saçmalık yürü git rahat bırak beni. Dedi. Ben tam bir şey diyecekken Takım geldi. Direktör de gelmişti. Ellerini göğsünün altında birleştirip gayet karalı bir tavırla 'Evet birazdan ikinci yarıya gireceğiz. Ama siz kendinize ilk yarı önce hatırlatmanız gerek dediğim şeyi hatırlatmamışsınız sanırım. Futbol bir takım sporu. Bu yüzden burada kişisel sevinç ya da kişisel üzüntü yaşamayacaksınız. Takım kazanırsa takım olarak sevineceksiniz. Takım kaybederse de takım olarak kaybedeceksiniz. Hiçbir başarıyı ya da olmayışı kişisel yorumlamayın. Biz bir aileyiz.' Dedi. Herkes pür dikkat onu dinliyordu. 'Hadi gidip oynayın bakalım. Hepinize başarılar çocuklarım.' Dedi. Hepimiz teker teker odadan çıktık. Sahaya giriş yaptık. Direk gözüm o kız grubunun oturduğu yere kaydı. Oradaydılar. Anlık bir şeyle onlara el salladım. Onlara yakındım. Alya'nın gözlerini seçebiliyordum. O Yiğit'e bakıyordu. Moralim bozulmuştu. Neden anlamıyordum. Hakemin düdüğü ile maç başlamıştı. Kendimi maça çok fazla veremiyordum. Kafam da sadece Alya dönüyordu. İlerleyen dakikalarda maç baya yoğunlaşmıştı. Şut çektim. Top baya yükseğe gitmişti. En sonunda Alya'nın kafasına gelmişti top. Kahretsin ya. Kız bayılmıştı. Kıza doğru koşmaya başladım. Hakem maçı durdurmuştu. Alya kafasını mermere vurmuştu ve kafası kanıyordu. Kahretsin benim yüzümdendi. Yanına gittiğimde kafasının arkası kanıyordu. İdil'e hemen 'Ambulansı ara çabuk, Dedim. O da hemen telefonundan ambulans çağırdı. Alya'nın kafasını kucağıma koymuştum. Gözleri kapalıydı. Yanağına dokundum. Seslendim. 'Alya, Alya uyan lütfen. Alya uyan çok özür dilerim.' Dedim ama nafile. Asla uyanmıyordu. Geçen dakikaların ardından ambulans geldi. İlk yardım ekibindeki insanlar kucağımdan Alya'yı aldılar. İdil ve Cemre de peşinden gideceklerdi. Cemre'ye dönüp 'Cemre hangi hastaneye gideceksiniz?2 dedim. Cemre de 'Şehir hastanesine gideceğiz." Dedi. Bende hemen yerden kalktım ve sahaya gittim. Sahadan ayrılırken babam geldi yanıma 'Aras oğlum bu maç bitsin sonra gidersin kızın yanına.' Dedi. "Hayır baba benim yüzümden oldu. Gitmem gerekiyor. Yanıma yedeklerden birisini koy. Lütfen gerçekten çok ihtiyacım var.' Dedim. Babam da 'Tamam ama bana da haber ver.' Dedi. Kafamı sallayıp soyunma odasına gittim. Dolaptan çantamı alıp içinden bir tişört çıkardım. Formam ve şortum ful kan olmuştu. Hemen üstüme bir tişört altıma da bir şort giyip çantamın içinden cüzdanımı ve telefonumu alıp çantamı da dolaba geri koydum. Odadan çıkıp stadyumun çıkışına gittim. Hemen çıkıp otoparka arabamın yanına gittim. Arabama binip hızlıca hastaneye sürdüm. Açıkçası kaç dakika sürdü bilmiyorum. Çok da umurumda değil. Arabamı hastanenin otoparkına park edip hızlıca hastaneye girdim. Danışmanın oraya gittim. 'Affedersiniz buraya Alya isimli bir hasta gelmiş olmalı nerede acaba?' dedim. Çalışan kız önündeki ekrana baktı ve 'İkinci katta.' Dedi. Hızlıca merdivenlere yöneldim. Merdivenleri ikili ikili çıkıyordum. En sonunda ikinci kata vardım. Koridorda İdil ve Cemre'yi görünce hemen onların yanına gittim. 'Kızlar Alya'nın durumu nasıl? Bir şey olmuş mu?' dedim. Cemre de hemen 'Yok yok bir şey olmamış. Sadece hızlı bir darbeydi ya ondan bayılmış. Kafasının arkasına da birkaç dikiş attılar.' Dedi. Benim yüzümden olmuştu. Her şeyi berbat etmiştim. Kızların eğlencesini de tabii. 'Kızlar öncelikle ben ikinizden de çok özür diliyorum. Gününüzü eğlencenizi mahvettim. Alya uyansın ondan da ayrıca özür dileyeceğim. İdil oradan şaşkın şaşkın bakıp 'Ben yanlış mı duydum yoksa az önce futbolcu Aras Öztürkoğlu bizden özür mü dil-.' İdil cümlesini bitiremeden Cemre onun ağzını eliyle kapatmıştı. Ama ben ne demek istediğini anlamıştım. Cemre İdil'i arkasına alıp 'Evet mahvettin ama problem yok. Alya uyanır birazdan. Dedi. Kendimi fazlasıyla kötü hissediyordum. Sandalyelerden birine oturmuş duvarı izliyordum. Birinin Aras diye bağırmasıyla kafamı çevirdim. Fırat ve Tuna gelmişlerdi. Bende ayağa kalktım. Tuna yanıma gelip 'Nasıl durumu Alya'nın?' diye sordu. 'Durumu iyi birazdan uyanır dediler kızlar. Başının arkasına birkaç dikiş atmışlar. Dedim. İstemeden gözlerim dolmuştu. Neler oluyordu bana? Normalde hiç böyle tepkiler vermeyeceğim olaylara aşırı garip tepkiler veriyordum. Fırat da 'Abi zaten yorgunsun. Sen eve git dinlen biz sana her şeyi saniyesi saniyesine haber veririz.' Dedi. Böyle bir durumda eve gitmek yapacağım son şeydi. Evet kabul yorgundum ama onları böyle bir durumda yalnız bırakamazdım. 'Yok abi ben gayet iyiyim.' Dedim. 'Yok aga bunun gideceği. En azından bir yemek ye bir kahve falan iç.' Dedi Tuna benden bir umut olumlu bir cevap beklerken. 'Peki bir kahve içerim.' Dedim. O sırada da Fırat da İdil ve Cemre'nin yanına gitti. 'Kızlar kahve almaya gidiyoruz aşağıya kahve ister misiniz?' dedi. İdil hemen 'Tabii olur.' Dedi. Fırat da ona gülümsedi. Cemre de 'Olur dur ben sana parasını veriyim.' Dedi çantasından cüzdanını çıkarırken. Lafa atlayıp 'Bizim almamıza izin verin. Hem özür niyetine. Belki bir faydası olur.' Dedim. Cemre de 'tamam' dedi. Çocuklarla birlikte aşağı inmek için asansörün oraya gittik. Asansör bulunduğumuz kata gelince kapılar açıldı. Asansöre bindik. Tuna ve Fırat kendi aralarında konuşuyorlardı. İdil ve Cemre'den bahsettikleri gayet belliydi. Özellikle Fırat fazlasıyla İdil'i beğenmişti. Asansörden inip kantine doğru yürümeye başladık. Kantine geldiğimizde Fırat 5 tane kahve siparişi verdi. 'Benimki soğuk olsun.' Dedim. Kahveler hazır olunca kahveleri aldık. Ben kendiminkini aldım. Tuna ve Fırat da kızlarınkini aldılar. Tekrar asansöre bindik. Asansör ikinci kata geldiğinde kapılar açıldı. Asansörden ilk Fırat indi ardından Tuna en son da ben indim. Kızlar ayaktaydılar. Ben çok yorgun olduğum için sandalyelerden birine oturdum. Onlar hep birlikte konuşurlarken bende bir yandan kahvemi yudumluyordum bir yandan da bugün olan her şeyi düşünüyordum. Bu kız bana çok farklı geliyordu. Ona daha farklı bir gözle bakıyordum. Alya'nın yattığı odadan doktor çıkınca hepimiz gözlerimizi doktora çevirdik. Bende oturduğum yerden kalkıp Fırat'ın yanına gittim. O sıra da Cemre 'Doktor bey durumu nasıl arkadaşımızın?' diye sordu. Dokta da 'Durumu gayet iyi ama dikişleri hassas dikkat etmeli bu süreçte. Uyandı gidip görebilirsiniz. Geçmiş olsun.' Dedi ve gitti. Bende arkasından 'Sağ olun.' Dedim. Bu sırada bizimkiler de odaya girmişti. Odaya en son ben girdim. Alya yatakta oturuyordu. Beni görünce çok şaşırmıştı. Bu yüzüne fazlasıyla yansımıştı. Alya 'Otursana lütfen.' Dedi gözlerimin içine bakarken. 'Tabii oturayım. Dedim işaret ettiği sandalyeye otururken. Ortamda kimse konuşmuyordu. Sessizdi. En sonunda Alya'nın ayakucunda oturan Cemre 'Alya'm nasılsın güzelim?' diye sordu Alya'nın ellerini tutup dudağına götürüp öptükten sonra. Alya da önce bana baktı ve 'İyiyim güzelim iyiyim sadece ufak bir kaza.' Dedi. 'Alya öncelikle ben çok özür dilerim. Gerçekten hayatta ilk defa başıma geliyor. Ben kendimi çok kötü hissediyorum. Çok özür dilerim tekrardan.' Dedim. Alya ise bana bakıp gülümsedi. 'Yok yok özre gerek yok. Sadece bir kaza. Şuan iyiyim ya ona odaklanalım.' Dedi. Ardından da 'Cemre babama söylemediniz değil mi? O şimdi çok stres yapar. Dedi panikleyerek. Cemre de 'Rahat ol kuzum. Sen istemediğin sürece baban öğrenmez. O bizi birlikte eğleniyor diye biliyor.' Dedi. Alya rahatlamış gözüküyordu. Fırat koluma dokunup Alya'yı göstererek 'Bak abi yenge de iyiymiş hadi git evine dinlen.' Dedi. Yenge mi demişti o? 'Lan ne yengesi Fırat doğru düzgün konuş yoksa ben bir hareket yaparım bir daha hiç konuşamazsın yenge bile diyemezsin. Dedim bacağını sıkarken. Tuna, İdil, Fırat ve Cemre gülüyorlardı. Alya ise bana baktı ardından o da kendini tutamayıp gülmeye başladı. O gülünce bende gülmeye başladım. Hep birlikte kahkaha atıyorduk. Ardından İdil gülmemizi bölüp 'Ya sizinle iyi ki tanıştık ya ben sizi çok sevdim. Dedi. Açık konuşmak gerekirse bende onları sevmiştim. Cemre de orada 'Aslında bende sizi çok sevdim ve bence çok iyi anlaşıyoruz." Dedi İdil'e katılarak. Bu Alya'yı son görüşümdü. Belki kim bilir ne zaman görecektim. Bir dakika aklıma harika bir fikir geldi. 'Alya, Cemre ve İdil sizden tekrardan özür dilemek istiyorum. Ve sizden bir isteyim var kabul ederseniz ki. Bir hafta sonra bizim takımın Galatasaray ile maçı var. Size VIP bilet versem özür anlamında.' Dedim. Alya önce gülümsedi ardından Cemre'ye baktı. Cemre de kafasıyla onayladı. 'Tamam bize uyar Aras.' Dedi keyfi yerine gelerek. Onun ağzından ismimi ilk defa duymuştum. Kendimi çok garip hissediyordum. Adımı ilk defa bu kadar çok sevmiştim. Tamam ismim hoşuma gidiyordu ama ilk defa gerçekten sevmiştim. 'O zaman biz size daha fazla rahatsızlık vermeyelim. Hadi çocuklar gidiyoruz. Tekrardan geçmiş olsun kızlar.' Dedim. Tuna ve Fırat a oturdukları yerden kalktılar. Fırat gitmeden önce 'Bakın kader bizi tekrardan bir araya getirdi belki kötü bir anda ama olsun. Belki bir dahaki sefer daha güzel bir yerde tekrardan karşılaşırız yani umarım.' Dedi. Ardından odadan çıktık. Ardımızdan kapıyı kapattık. Yüzümde çok keyifli bir gülümseme vardı. Bunu ilk Fırat fark etmişti. 'Tuna bak şuna hemen. Yüzünde kocaman bir gülümseme var. Tabii az önce hoşlandığı kızın odasından çıktı. Dedi gülerek. Tuna da ona eşlik ediyordu. 'Ya çocuklar beni rahat bırakın. Dedim. Onlardan daha hızlı yürüyerek onların önüne geçmiştim. Ama hala benimle dalga geçtiklerini duyabiliyordum. Hızlıca arabama binip eve doğru sürdüm.
