2. bölüm · 90 DAKİKA

2 DENİZ ARAS

İkbal Şahin

Soyunma odasında oturmuştuk. Herkes Yiğit'i dinliyordu. Her ne kadar ondan nefret de etsem şu an bambaşka bir durumdaydık. Özel hayatımda elbette onunla çok nadir konuşuyordum ama bu ortamda istemesem de onunla iletişime geçmek zorunda kalıyordum. Teknik direktör olmadığı her ortamda beni dışlamaya çalışıyordu. Herkese taktikler verirken benimle asla konuşmuyordu. Benim taktiğe ihtiyacım yok orası ayrı bir nokta ama. Bu arada size kendimi tanıtmadım. Ben Deniz Aras Öztürkoğlu. Ama siz bana kısaca Aras deseniz o bana yeter. Bu maç bizim için o kadar önemli değildi. Asıl önemli maçımız bir hafta sonra Galatasaray ile olan karşılaşmamızdı. Ama bu maçta da iyi bir performans sergilemeliyim ki teknik direktör beni Galatasaray ile olan maça alsın. Umarım Yiğit o maç olmaz. Yiğit diğer takım arkadaşlarına bir şeyler anlatırken ben onun tam arkasında oturmuş düşünüyordum. O sıra da içeriye Teknik direktörümüz girdi. 'Evet çocuklar moraller yerinde mi? Kazansak da kaybetsek de biz bir takımız. Hatta aileyiz. O yüzden maça başlamadan önce bunu kendinize hatırlatsanız iyi edersiniz. Dedi gayet kararlı bir ses tonuyla. Ardından da 'Aras benimle gelebilir misin konuşmamız gerek?' Ben tam ayağa kalktığımda Yiğit hemen benim kolumu tutup kulağıma eğildi ve 'Baban sayesinde burada olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Kendi emeklerinle anca mahalle aralarında yırtık top sektirirdin. Dedi ve kolumu bırakıp diğer takım arkadaşlarının yanına döndü. Direktör hala kapıda gayet sert bir şekilde beni bekliyordu. Soyunma odasından çıktım. Ardımdan da kapıyı kapattım. Biraz yürüdük ve sakin kimsenin olmadığı bir yere geçtik. 'Bak Aras senin nasıl iyi bir futbolcu olduğu ben biliyorum. Kimseye kanıtlamak zorunda değilsin. Benim bilmem yeterli değil mi?' 'Yeterli değil baba. Ben bu Yiğit'in çocukça davranışlarından çok sıkıldım. Dünya onun etrafında dönüyormuş gibi davranıyor. Arkadaşlarımla aramı bozmaya çalışıyor. Herkes onu sevsin onunla ilgilensin istiyor. "O da öyle birisi Aras. Sende onun dediklerine kapılıp sakın kariyerini berbat etmeye çalışma. 'Böyle bir şey yapacağım son şey olur.' 'Aferin benim oğluma.' Dedi ve yanaklarımı sıkmaya başladı. 'Baba bırak yanaklarımı ben o her gün yanaklarını sıktığın 10 yaşındaki Aras değilim. Artık 25 yaşındayım.' Dedim. Babam ise hiç oralı olmadı. Yanaklarımı uzun süre ardından bıraktı. Kızarmış hatta morarmış bile olabilirdi. 'Sen istediğin kadar büyü ama benim gözümde babasına her gün yanağını sıktıran bir Aras olarak kalacaksın.' Her ailenin çocuklarına söylediği çok klasik bir cümleydi. O yüzden yıllar geçtikçe cümle anlamını kaybediyor gibiydi. Babamın yanından ayrıldım. Soyunma odasına tekrar döndüğümde çocuklar hazırlanmaya başlamışlardı. Ben odaya girince Tuna da hemen yanıma geldi. 'Aras maçtan sonra Fırat ile bir şeyler içmeye gideceğiz sende gel hem biraz kafan dağılmış olur.' Ben tam bir şey diyecekken Fırat bir anda belirdi. 'Aras net geliyorsun abi. Hem bak biz daha kız bulamadık. Belki bugün buluruz.' Altıma şortumu giyerken 'Oğlum her maç sonrası beni bunu diyerek kandırıyordun dışarı çıkınca kızlar umurunda olmuyor.' Fırat bana çoraplarımı uzatırken 'Aras'ım hadi ama hem belki buradan bir kız buluruz. Çok da güzel olmaz mı ya?' Fırat oradan 'Hem Aras sen elini sallasan ellisi. Bizim bulmamız uzun sürer. Şuradan çıkıp sahaya gitsek tribüne iki dakika göz atsan zaten yirmi kişi bulursun.' Tuna araya girip 'Aman Fırat dikkat yenge duymasın.' Dedi. Gülmüştüm. Fanlar genelde çok yapışık insanlar oluyorlardı. Özellikle de kız fanlar. Ama hepsini aynı kefeye koyamam. Gayet saygılı fanlarımda vardı. Takımdaki herkes hazırlanınca sahaya giriş yapmak için sıra olduk. Tribünler biraz da olsa gözüküyordu. Fazla kalabalıktı. Bu maç böyle ise haftaya oynayacağımız maç nasıl olacaktı? Bunları düşünüyordum. En sonunda sahaya girmiştik. Tribünlere göz gezdirdim. Bir kız grubu çok dikkatimi çekmişti. Ama çok da bakmadım. Zaten her taraftan kameralarla çekiliyorduk. Yanlış anlaşılma olsun istemedim. Şeyma da beni tribünden izliyordu. Şeyma'yı tanımayanlar için kendisi benim sevgilim. Yaklaşık 4 aydır. Ben Şeyma'yı çok seviyordum. Ama Tuna ve Fırat için aynısını söyleyemezdim. Onlar 4 aydır Şeyma'ya asla ısınamıyorlardı. Ama sonuçta ben sevgilimi seviyordum. Sahada bizim takım bir tarafta ısınma antrenmanları yapıyorlardı. Bende antrenman yapmaya başladım. Bugün sabahtan beri antrenman yapıyordum. Gün sonu kesinlikle çok yorgun bir şekilde bitecekti. Antrenman bitmişti. Boğazım kurumuştu. Su içmek için yedek kulübesinin oraya gittim. Suyumu içerken az önce sahaya girerken gözüme takılan kız grubuyla tekrardan karşılaşmıştım. Aralarından sarışın olanı bana doğru ellerini havaya kaldırmış sallıyordu. Bir yandan da 'Deniz Aras' diye bağırıyordu. Suyumu içip şişeyi yere koyarken bende ona el salladım ve gülümsedim. O da bana gülümsedi. Ardından sahaya geri döndüm. Maç başlamıştı. İlk dakikalar gayet sakin geçti ancak ilk yarının son dakikaları baya heyecan vericiydi. En sonunda gol atmıştık. Golü Tuna atmıştı. Asisti yapan Yiğit'ti ancak golü kendisi atamadığı için bir hayli sinirliydi.