3. bölüm / 5
253. Meridyen3. Bölüm: Hazırlık Süreci
Bölümler 5Şu an: 3. Bölüm: Hazırlık Süreci
3. Bölüm: Hazırlık süreci
keyifli okumalarrrrrr
Kuzenim Alper ile birlikte şehir merkezine gitmiş bütün gerekli işleri halletmiştim. Şuan yapmam gereken tek şey gerekli malzemelerimi toplayıp beş gün sonra olacak uçuşa tam vaktinde gitmekti. Üç uçuş, üç kafile olacaktı. Ben en erken gidecek olan ilk kafiledeydim. Alper beni evime bırakmak için binamın önünde durduğunda kemerimi çıkardım. Bana durgun bir şekilde bakıyordu. Ona dönerek meraklı gözlerle sorarcasına baktım.
"Ne oldu?"
"Hiç"
Tek kaşımı kaldırarak gülümsedim.
"Gideceğime üzülüyorsun değil mi?"
"Ne yapabilirim en yakın arkadaşım, kanımdan parçam bilmem kaç kişiyle yapayalnız kutuba gidiyor. Bu durumda da üzülmeyip endişelenmezsem insan olduğumdan şüphelenirim."
Elimi omzuna koyup nazikçe sıktım. Güven verircesine gülümseyip onu kucakladım. Bir abla edası ile ona sarıldım. Kıvırcık saçlarını karıştırmayı da ihmal etmedim.
"Beni Nergis'in yerine koyduğunun farkındayım. Ancak ben asla seni bırakmayacağım. Ablan hep seninle olacak. Sadece biraz uzak ve soğuk bir yerde. Ama bak görevli Kadın ne dedi, bu çalışma taş çatlasa 3 ay sürecekmiş"
Başını omzuma yaslarken kıvırcık saçlarını okşadım.
"Bu arada öğlen iyi yedik değil mi?"
Kafasını kaldırıp gözlerini kısarak bana baktı. Başını tatmin olmuşcasına evet anlamında salladı.
"Eh tabi hesabı bana kilitlemeni saymassak iyiydi"
Kıkırdayarak omuz silktim.
"Eve gidince ara. Görüşürüz"
"Görüşürüz"
Arabanın kapısını açtım ve indim. Bana el sallayıp gaza bastı. Görünmeyene kadar arkasından izledim. Alper 6 yıl önce ablasını kaybetmişti. Nergis benimle yaşıt bir kızdı. Üniversite birde iken aşırı stres ile intihar etmişti. Kendini üniversitenin çatısından atmıştı. Onu ailesinden ilk gören kişi Alper olmuştu. Bu onun için büyük bir travmaya sebep olmuştu. Yedi ay boyunca kimseyle konuşmamış, ardından kuzeni olarak onunla konuşmaya çalışmıştım. En sonunda dayanamayıp bana sığınmıştı. O zamandan beri aramızda daha özel bir bağ oluşmuştu.
Kolumdaki çantama tutunarak dairemin bulunduğu bina girişine yürümeye başladım. Saat 15.00'di. Asansöre binmek yerine merdivenleri tercih ederek üst kata çıkmaya başladım. Birkaç kat ardından evimin kapısına geldiğimde çantamdan ev anahtarımı alıp kilide soktum. Kapıyı açıp içeri girdim. Ardından anahtarı kilitten çıkarıp kapıyı kapattım. Ayağımdaki botları çıkarıp bir kenara koydum. Elimdeki anahtar ve çantayı holdeki masaya koyup üzerimdeki montu çıkardım. Ardından çantam ve ceketimi alıp odama ilerledim. Ceketimi askılığa asıp çantamı makyaj aynamın önüne koydum. Üzerimdeki gömlek ve pantolonu çıkarıp tişört ve eşofman ile değişirdim. Yerdeki giysilerimi kirli sepetine atıp saçımı ev topuzu yaptım. Mutfağa ilerleyip su kaynatıcısına suyu ekleyip çalıştırdım. Şekersiz hazır kahvelerimden birini tezgaha koyup raftan yeşil kupamı aldım. su kaynayınca paketteki hazır kahveyi bardağa boşaltıp suyu kattım. Elimdeki kahvem ile odama gidip yatağıma oturdum. Çantamdaki telefonu alıp yatağımda bağdaş kurdum.
Beş gün sonra buradan gidiyordum. Önce kiramı ödeyecek parayı bulmalı ardından buradan ayrılmalıydım. Kutuba götürmeyeceğim eşyalarımı teyzemlerin deposuna koyar, giysilerimi de anneme koyardım. Çok çok zoor günlere ayırdığım para ile kirayı öder artanı da yanımda götürürdüm. Sanırım o parayı kullanma zamanı gelmişti. Telefonumdan banka hesabıma girdim. Bulunan paranın az çok yeteceğini düşünerek telefonumu bir kenara koydum. Sıcak kahvemden birkaç yudum alarak sırtımı yatak başlığına yasladım.
Odamda göz gezdirdim, bu odadan ayrılacaktım. Bunun üzücü yanları vardı fakat olumlu yanları da vardı. Yan komşumun üç çocuğu vardı ve biri yedi aylık olmak üzere 3 ve 7 yaşlarında iki çocuğu daha vardı. En küçük, geceleri sürekli ağlar, diğerleride gün boyu asla kavga ve ağlamadan durmuyordu. Genellikle katlanmaya alışsamda bundan kurtulacağım için seviniyordum, çocuklarin sesi evime kadar geliyordu. Yeni bir yere özellikle de kutuba gideceğim için tedirgindim ancak yeni yerler, yeni iş heyecanlanmamı da sağlıyordu. Öyle fazla bir korku veya endişeye sahip değildim. Sanırsam mutluydum. Bir kaç gizem olsa da..
Azda olsa dinlenince ayağa kalktım ve dolabıma doğru ilerledim. Kahvemden son yudumu alıp boş bardağı bir kenara koydum. Dolabın kapağını açıp üst tarafta olan el çantasını ve büyük bavulu indirdim. Şimdiden hazırlanmaya başlayacaktım. Neleri götürüp neleri teyzemlere bırakacağıma karar vermeliydim.
Kutuba gidiyordum, kuzey yarım küreye. Kuzey kutbuna gidiyordum!!
Gmrevli kadının anlattıklarına göre Orda büyük bir araştırma merkezi hazır halde bekliyormuş. Kapasitesi 100 kişilik bir konaklama binası ve kazı- araştırma çalışmaları için bir labaratuvar bulunuyormuş. Kazı ekibi -benim dahil olduğum ekip yaani- 50 kişiden, yardım vs. Görevliler 20 kişiden oluşuyormuş. Yanında da 5 tane kazı görevlisi profesör bulunacakmış. Bir kaçını bilsemde diğerlerini ilk kez duyuyordum. Zaten Türk değillerdi. Ve 8 tane de sağlık çalışanı. İmzaladığım evrakta bu kadar kişinin olduğu yazıyordu.
Dolaptan kışlıkları yatağa atarak sadece yazlık ve mevsimlik giysilerin kalmasını sağladım. Dolapta kalan giysiler büyük çoğunlukla teyzeme kalacaktı.
Birkaç mevsimliği kışlıkların yanına koyup bütün tişört, şort gibi yazlıkları mavi el çantama yerleştirdim. Beş güne bütün evi toparlamam gerekiyordu. Evdeki mobilyalarda bana ait olduğu için bu oldukça zor olacaktı. Bu mobilyalar değerliydi. Babamın ölmeden bitirdiği son tasarım ürünlerdi.. Kullanırken sürekli onunla yaşıyormuşum gibi hissettiren o güzel koltuklar... Babam.. Benim sevgilim günlüğüm. Huzur içinde uyuyordu umarım..
Gardrobumdaki kıyafetler gerektiği gibi düzenlendiğinde teyzeme gidecek olan bavulları içine tıkıp kapağını kapattım. Teyzemle Alper konuşacaktı. Teyzemin sorun yaratmayacağına emindim zaten.
Tıka basa dolan bavulu bir kenara koyup yatağımdaki giysilere yöneldim. Herbirini özenle katladım, yerleştirdim ve bir kenara koydum. Kitaplığıma ilerleyip önünde durdum. Evin içindeki diğer malzemeleri de düşünürsek çok fazla karton koliye ihtiyacım olacaktı.
Kitapların gerekebilecek olanlarını alır gerisini Alper'e emanet ederdim. Odamda neyi götürüp neyi teyzemelere koyacağımı ayarlayıp orutma odasına gittim. Tatlı abajuları anneme verebilirdim. Belki kabul ederdi. Babamın vefatından sonra onun yaptığı hiçbir şeye dokunkak istememişti çünkü.
Salondaki üç beş parçayı da aynı şekilde halleder mutfaktaki gıdaları dağıtır ıvır zıvırı bir koliye koyup hallederdim. Çalışma odamdaki alet edavatı da yanımda götürürdüm. Burdan ayrılmak için birçok şey hazırdı. Yarın gider birkaç karton koli bulur birde nakliye aracı ile herşey hallolurdu. Evim o kadarda büyük değildi zaten.
Akşam yemeği için bulunduğum odadan mutfağa geçtim. Sessiz sessiz akşam için dolaptaki yemekleri ısıtırken gelen bebek ağlaması ile gülümsedim, sanırım bu evi özlemeyecektim. Isınan yemeği ocaktan alıp bir tabağa kattım. Elimdeki tabağa bir çatal koyup oturma odasına geçtim.
Yemeğimi yiyip her şeyi hallettiğimde yatağıma girip uyudum.
...
Sabah olduğunda kahvaltı etmeden önce üzerimi değiştirip bankaya gittim. İki gündür sürekli bir şeyleri düzenliyordum. Bütün paramı çektim. Bankadan çıkıp yürümeye başladım. Elektrik ve su faturası tamamdı, geriye kirayı da halledip bir nakliyeci ile anlaşmam kalıyordu. fırından aldığım taze bir o kadar da sıcak iki ekmek ile evime geldim. İçimdende o paraya iyiki dokunmadım diyordum.
Kırdığım iki yumurta ve çay ikilisine bu sıcacık ekmeği de ekleyerek keyifli bir kahvaltı ettim. Bugünü de saymazsak iki gün sonra kutuplarda olacaktım. Heyecan içime yavaş yavaş yayılırken gülümsedim. Yepyeni bir kariyer edinebilirdim. Çok başarılı olabilirdim. On sekizlerindeki deli Denizi'n hayalleri belkide gerçek oluyordu ha hayat?
Kahvaltım bittiğinde mutfağı toplayıp telefonumu elime aldım. Alper'e bugün bana yardım etmesi için mesaj atıp telefonu cebime attım. Anahtarlarımı da alıp ev sahibimin dairesine doğru adımladım. Bir üst kattaki ev sahibim Mehpare Hanım çok asabi ve soğuk kanlı ve daha cok agrefis biriydi. Nazik bir dille ona gideceğimi söyleyip kira meselesini hallettim. Gergin anların ardından kendi daireme doğru yürüdüm. Eve girmeden Gelen Alper ile gülümsedim.
"Hoşgeldin kuzen"
Oda ben gibi gülümsedi.
"Hoşbulduk kuzencim"
Kapıyı açıp onu içeri buyur ettim. Meraklı gözler ile evi inceleyip bana döndü. Kıvırcık saçları salaş bir şekilde toplanmış üzerindeki kapüşon ile herzamanki halindeydi.
"Evet şimdi nereden başlayacağız?"
Selam milet!
Öncelikle umarım bu bölümü beğenmişsinizdir. Kutuplara son iki gün :D
Beklemede kalın yeni bölüm çok yakında!!
Kutuplardan sevgiler kızgın alevlerden doğan ruhlar!
Bölüm etkileşimi
