7. bölüm · 212 Numaralı oda(Yarı texting+Tamamlandı)
6-Bir varmış Bir yokmuş
“Senden uzak, seni her gün, her saat, her dakika görmeden yaşamaya tahammülüm kalmadı artık.”
–Nazım Hikmet
_____________________________
3.kişi bakışı ile
Geçmiş
Fırtına öncesi sessizlikten önce huzurlu bir matem havasına bürünmüştü gök kubbe.
Esen hafif rüzgâr, iki çocuğun içindeki fırtınaya dokunup geçen şefkatli bir el gibiydi.
Küçük İzgi,küçük Vargın’ın dizlerine kafasını koyup uzanmış bir halde gökyüzüne bakıyordu.
İzgi gökyüzünü seyre dururken Vargın onu seyre doyuyordu.
İzgi kısık sesle mırıldandı.
“Vargın…” dedi yorgun, bitkin bir ses tonuyla.
Vargın’ın bakışları bir an olsun ondan ayrılmadı.
İzgi olduğu yerden milim kıpırdamadan sadece başını hafifçe yana çevirdi kahverengi gözlerini Vargın’ın kehribar harelerine dikti.
Vargın ne olduğunu anlamak ister gibi tek kaşını havaya kaldırdığında İzgi yeniden sessizce fısıldadı.
“Bana masal anlatır mısın?” dedi çocuksu bir hevesle.
Vargın, onun o mahmur ve umut dolu bakışlarını gördüğünde, bu isteği geri çevirmesinin hiçbir yolu yoktu.
Vargın başını olumlu anlamda salladığında İzgi mutlu bir tebessümle tekrar önüne, gökyüzüne döndü.
“Bir varmış, bir yokmuş…” diye anlatmaya başladı Vargın, sesini biraz daha kısarak.
“Karanlık ve ıssız bir ormanda tek başına hüküm süren bir karga varmış…”
Genelde masallar hep prenseslerle başlardı bu yüzden İzgi’nin kaşları merakla çatıldı. Vargın onun bu şaşkınlığını fark etse de durmadı masalına devam etti.
“Bu karga o kadar yalnız, o kadar yorgunmuş ki…” diye devam etti Vargın “Yıkık dökük yuvasından dışarı adımını bile atmazmış”
İzgi dayanamayıp merakla araya girdi.
“Hiç mi arkadaşı yokmuş yani?” dedi sesindeki meraklı tınıyı gizleyemeyerek.
Vargın’ın dudaklarında buruk bir tebessüm belirdi.
“Biraz sabret, İzgi” dedi masalına kaldığı yerden devam etmek istediğini belli eden bir sesle.
İzgi yalandan bir öfkeyle oflayıp kollarını göğsünde bağladı ve sabırsızca onun anlatmasını bekledi.
“Bir gün kırık penceresine bir kelebek konmuş” diye devam etti küçük Vargın.
“Bu kelebek o kadar renkli, o kadar parlakmış ki, karganın gözleri kamaşmış kelebeği tam net görememiş bile”
İzgi’nin bakışları yeniden gökyüzüne çevrildi. Şimdi Vargın’ın anlattığı her kelimeyi zihninde birer birer canlandırıyordu.
“Karga ilk önce onu yuvasından kovmuş. Çünkü onun dünyasında renk yokmuş ve bu canlılık ona kendi sonuymuş gibi hissettirmiş. Lakin kelebek hiç pes etmemiş”
“Hiç mi pes etmemiş?” dedi İzgi dayanamayıp yine araya girerek.
Vargın gülümsedi.
İzgi'nin masalın içine bu kadar kapılması kalbindeki o saf merak çok hoşuna gidiyordu.
“Hiç pes etmemiş” dedi bu kez onun sorusunu cevapsız bırakmayarak.
Kısa bir es verip masalına kaldığı yerden devam etti.
“Karga onun bu inatçı ve pes etmeyen hali karşısında en sonunda kendisi pes etmiş açmış kanatlarını, yuvasına kabul etmiş onu”
Vargın derin bir nefes çekti ciğerlerine.
“Ama karganın bilmediği bir şey varmış...” dedi sesine ilk kez çöken o hüzünle.
“Kelebeğin bu dünyada çok az zamanı varmış. Sonu en başından belliymiş”
İzgi’nin gökyüzünü izleyen gözlerine bir bulut indi sesi buruklaştı.
“Neden ki? Daha fazla yaşasın kelebek, ne olur sanki?” dedi çocuksu bir itirazla.
Vargın, onun bu masum isyanına karşılık burukça gülümsedi.
“Kelebeklerin ömrü kısadır İzgi... Uzun yaşamak onların tabiatında yok” dedi onun içini rahatlatmak ister gibi yatıştırıcı bir sesle.
İzgi aldığı cevapla birlikte yeniden derin bir sessizliğe büründüğünde Vargın hikayesine devam etti.
“Karga ilk kez birini sevmiş, ilk kez birine yürekten bağlanmış. Onun sayesinde yuvası ilk defa ışık görmüş ve karga artık o aydınlıkta yaşamaya alışmış”
İzgi mutlulukla gülümseyip sevinç içinde araya girdi.
“Sonsuza kadar mutlu yaşadılar!... Değil mi?” dedi çocuksu bir hevesle.
Vargın buruk bir tebessümle başını yavaşça sağa sola salladı.
“Ah İzgi ah… Beni hiç sonuna kadar dinlemeyeceksin, değil mi?” dedi içindeki o şefkatli bıkkınlıkla.
İzgi’nin şaşkınlıkla çatıldı kaşları.
“Masallar hep mutlu sonla biter Vargın. Onlarınki de elbet mutlu bitecek, devamına gerek yok” dedi ve onun dizinden kalkıp sırtını arkalarındaki limon ağacının gövdesine yasladı.
Vargın derin bir nefes alıp bakışlarını tamamen İzgi’ye çevirdi.
“Mutlu biten gerçek bir masal yoktur İzgi. Mutlu bitenler sadece yalandan ibaret olanlardır... Her gerçek masal, aslında mutsuz sonla biter” diyerek acı gerçekleri o küçük çocuk kalbine ilk kez fısıldadı.
İzgi sertçe yutkundu, gözleri anında buğulanmıştı.
“Bizim masalımız da mı mutsuz bitecek Vargın?” dedi o yürek yakan ihtimali hayatında ilk kez dile getirerek.
Vargın da sertçe yutkundu ve bakışlarını ondan kaçırdı.
Henüz bu soruya verebilecek bir cevabı yoktu.
Ama ikisi de o an bilmiyordu
Bu sorunun cevabı, anlattıkları masalın ta kendisinde saklıydı.
*********
Şimdiki Zaman
(İzgi Aksay)
Yüreğimde dumanı tüten bir yangın var sebeplerin ziyan ettiği.
Bir türlü elimin varmadığı sönmek bilmeyen ateşiyle bedenimi,dumanıyla ciğerimi zehirleyen bir yangın.
Sönmüyor.
Söndürmek istemiyorum.
Öyle bir yanıyor ki derinden öyle bir sönmüyor ki inceden.
Hiç bir deva derman yok.
Elimde duran telefona artık bomboş gözlerle boş bir bakışla bakıyordum.
Derman kalmamıştı gözlerimde.
Öyle bir acıydı ki bu yangının acısı ağlamaktan ağlayamadığım bir acıydı anlatamam.
Ellerimle boş bir mermi kovanının hissizliği misali kavradım klavyeyi.
Ben: Diyelim ki benim (23.09)
Ben: Saracak mısın yaralarımı?
*Görüldü
*Yazıyor…
Vargın: O yaraya bir çare var mı bilemem yarayı görmeden (23.11)
Vargın: Ve
Vargın: Diyelim ki saracağım
Vargın: Gösterecek misin yaranı?
Bu soru kazık gibi çakıldı delik deşik kan revan kalbime.
Var mıydı cevabım?
Söylesene kalbim
Var mıydı bir cevabı?
Ben: Diyelim ki gösterdim (23.15)
Ben: Saracak mısın?
*Görüldü
Uzun bir süre cevap yazmadı bu belirsizlik içimde ki kabuk tutamayan yaramı daha da kanattı.
Düşünmesi bir şüphe tohumunun var olduğu anlamına gelirdi.
Şüpheye karşı çıkacak takatim yoktu,anlatamıyordum bunu.
Vargın: Çabalarım (23.20)
Mutlu olmam gerekiyordu değil mi?
Bu tepkiye bile dermanım kalmamıştı sustum sadece.
Ben: O vakit…
Ben: Masallara inanır mısın Vargın? (23.22)
******************
