3. bölüm · ZORUNLU KALP
3. Bölüm
Akşam Alp eve geldi.
“N’apıyorsun bugün?” diye sordu ceketi çıkarırken.
“Mina derin bir nefes aldı.
“Aden’le konuştum. Yani kuzenimle. Yanımıza taşınmayı düşünüyor.”
Alp’in yüzü anında değişti.
“Ne?”
“Bu evde biri bizi izliyor. Kamera bulundu. Tehdit alıyoruz. Yalnız kalmak istemiyorum.”
Alp birkaç saniye sustu. İçinde yükselen duygu sadece öfke değildi.
Kıskançlık mıydı?
“Buna gerek yok,” dedi sertçe. “Ben buradayım.”
“Bazen burada olman yetmiyor,” dedi Mina istemeden.
Bu cümle Alp’i vurmuştu.
Aynı anda Dora telefonuna gelen ses kaydını dinliyordu.
Mina ve Aden’in konuşması.
Dudaklarında memnun bir gülümseme belirdi.
“Demek kuzen…”
Başını yana eğdi.
“En çok sevdiği yerden vuracağız.”
Gece geç saatlerde Mina’nın telefonuna bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numara.
“Aden yarın eve gelmesin.”
Mina’nın kanı çekildi hemen ikinci mesaj geldi.
“Sevdiklerin sırayla zarar görmesin istiyorsan uslu dur.”
Mina bu kez gerçekten korktu.
Ve ilk kez, düşünmeden Alp’in kapısını çaldı.
Kapı açıldığında sesi titriyordu.
“Bu sadece benimle ilgili değil artık.”
Alp mesajı gördüğünde yüzündeki ifade tamamen değişti.
Bu bir oyun değildi.
Bu bir tehdit zinciriydi.
Ve artık hedef büyümüştü. Alp derin bir nefes aldı.
“Evet, haberim var,” dedi sakin ama kararlı bir sesle. “Kuzeninle ben de konuştum. Yanına taşınmasında bir sakınca yok. Zaten yanımızda olacak.”
Mina onun bu kadar kolay kabul etmesine şaşırdı.
“Tamam,” dedi sadece.
Ama Alp’in içi hiç de sakin değildi.
Sabah olduğunda dört kişi birlikte evden çıktı: Aden, Kadir, Alp ve Mina. Şirkete doğru ilerlerken ortam dışarıdan bakıldığında normal görünüyordu.
Ama değildi.
Kadir ilk fark eden oldu.
Mina’nın yüzü solgundu. Gözlerinin altında hafif morluklar vardı. En çok da gözlerindeki o kararsızlık dikkat çekiyordu.
Kadir öğlene doğru Alp’in odasına girdi.
“O kız korkuyor,” dedi direkt.
Alp dosyadan başını kaldırmadı.
“Farkındayım.”
“Sebebi sen değilsin sadece. Ama sen de onu rahatlatmıyorsun.”
Alp’in çenesi gerildi.
“Beni tanıyorsun. Sevdiğim kişi değil ama… artık benim sorumluluğumda. Böyle başladı, böyle bitecek.”
Kadir kaşlarını çattı.
“Bu bir iş anlaşması değil Alp. Bu bir insan.”
Alp cevap vermedi.
Ama içinde bir şey kıpırdamıştı.
Aynı saatlerde Dora’nın tuttuğu adam tekrar harekete geçti.
Bu kez daha sessizdi.
Alp özellikle o akşam evde kalmayı tercih etmişti. İçine doğan bir huzursuzluk vardı.
Mina odasındayken alt kattan hafif bir ses geldi.
Cam sesi.
Kalbi hızlandı.
Koridora çıktı. Merdiven boşluğundan aşağı baktığında karanlıkta bir siluet gördü.
Nefesi kesildi.
Hemen Alp’i aradı.
“Evde biri var,” dedi fısıltıyla.
Alp zaten alt kattaydı.
“Odandan çıkma,” dedi sert bir sesle.
Ama Mina çoktan merdivenin başındaydı.
O an adam yukarı baktı.
Göz göze geldiler.
Nina onu tanıdı.
Bu, Dora’nın adamıydı.
Adam kaçmaya çalıştı ama kapıya yöneldiği anda Alp karşısına çıktı.
Soğuk ve kontrolü tamamen elinde tutan bir ifadeyle.
“Yanlış eve girdin.”
Adam bir hamle yaptı ama Alp daha hızlıydı. Kısa bir arbede yaşandı. Adam kaçmayı başardı ama geride bir şey bıraktı.
Bir telefon.
Alp telefonu eline aldı.
Ekranda tek bir mesaj vardı:
“Sıradaki o değil.”
Alp’in gözleri yavaşça yukarı, merdivenlerdeki Nina’ya kaydı.
Bu artık sadece korkutma değildi.
Bu açık bir savaştı.
Ve Dora sınırı geçmişti.
Alp’in sesi hâlâ sertti.
“Bir daha bu eve girmeyi bırak, önünden bile geçersen… sonun iyi olmaz.”
Adam kaçmıştı ama tehdit havada asılı kalmıştı.
Alp derin bir nefes aldı ve doğruca Mina’nın odasına gitti.
Kapıyı yavaşça açtı.
Mina yatağın kenarında oturuyordu. Elleri titriyordu ama ağlamıyordu artık. Sadece yorgundu.
Alp birkaç adım yaklaştı.
“Sana söz,” dedi daha alçak bir sesle. “Kimsenin sana zarar vermesine, dokunmasına… izin vermem. Sen benim korumamsın.”
Mina başını kaldırdı.
“O zaman bana neden zarar veriyorsun?” dedi sakin ama kırılmış bir sesle.
O soru Alp’i ilk kez susturdu.
Çünkü Mina haklıydı.
Onu korumak isterken en çok o incitiyordu.
Alp cevap veremedi Mina yavaşça yatağa uzandı. Alp bir süre başucunda kaldı. İlk kez onu izlerken öfke değil, suçluluk hissediyordu Mina uyuduktan sonra odadan çıktı.
Ama o gece karar verdi.
Bu iş artık savunma değil, bitirme meselesiydi sabah olduğunda Mina mutfağa indi.
Masada özenle hazırlanmış bir kahvaltı vardı.
Alp çoktan uyanmıştı.
Mina sandalyeye oturdu.
“Bunların hepsini ben mi yiyeceğim?” dedi hafif bir ironiyle.
Alp ona baktı.
“Yemen gerekiyor. Güçlü olman gerekiyor.”
Mina kaşlarını çattı. “Güçlü olmak için yemek yetmiyor Alp.”
O an Alp’in telefonu çaldı.
