İlk oyun ilk can

Vaveyla Yazarı: Ebrar Yıldız

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: İlk oyun ilk can

Bazı gülüşler vardı insanları yaşatan, bazı insanlar vardı aile sıcaklığı hissettiren, bazı kanlar vardı seni öldürmek isteyen, bazı mesafeler vardı yakında olmana rağmen uzak hissettiren...

Egeyi Leyla'nın gülüşü yaşattı, ama yakın olmasına rağmen çok uzaktı... Belki ona aşık değildi ama onu bir kardeş gibi sevdi...

Toplam 3 hafta geçmişti leylanın ölümünden, ilk gün acısını bağıra bağıra çıkardı, ardından koca bir sessizlik oldu, o sessizlikte ise intikam yeminleri edildi... O sessiz geçen 1 hafta, kocaman bir intikam olarak geri döndü. Bir kan göleti'nin içinde oldu Leyla, kendi kanı'nın göleti ile öldü.

Siyah eldivenleri ile almıştı telefonu elline, Karşısında masum gibi uyuyan çocuğa "sıra sanda gelecek yakında" diye kısık sessle mırıldandı. Ve telefondan WhatsApp uygulamasına girdi. İlkay yeray yazan yere bastı.

gönderilen: İlkay yeray

Eğer sınav kağıtlarını çaldığını görüntülerin ortaya çıkmasını istemiyorsan, yarım saate okulda ol. Yoksa sevgili soy adınız kirlenir :)

Mesajı gönderip, sessizce balkona geçti. Ve aşağıya atlatarak, sessizce bahçeden çıktı. Ve iki sokak aşağıdaki siyah BWM ye binerek ordan uzaklaştı. 15 dakika sonra arabayı karanlık bir sokakta durdurdu. Ve araçtan indi. Ve birkaç metre uzağındaki demir kapıya Hafif bir baskı uygulayarak açtı. Ve içeri girdi.
Simsiyah bir olsaydı. Küçük bir camdan içeriyi dolduran ışık içerisinden eski eşyaları gösteriyordu. Eski bir masa vardı. Aynı şekilde sandalyeler, birkaç adım uzağında eski bir tablo vardı. Tabloda;

3 çocuk vardı, 1'si yere çökmüş ağlıyordu, başka bir çocuk, yere çöküp ağlayan çocuğa gülüyordu. Ve son çocuk ellindeki kitabı oluyordu... Sanki olanlardan kaçamak için kitaba sığınmıştı.

Kabloyu dikkatli bir şekilde duvardan indirdi. Arkasında Kocaman bir boşluk vardı. Ama boşlukta, siyhah eldivenler, lila renkli kurdeleler vardı. Ve en sonunda, siyah bir hançer vardı. Üzerinde kırmızı harflerle 'intikam' yazıyordu. İlk önce eldivenlerden birini geçirdi. Ardından lila renkli kurdeleler birini aldı. Ve cebine koydu. Siyah hançeri eline aldı. Ve ona özel yaptığı kaplığa koydu. Ve belline yerleştirdi. Ve. Tabloyu dikkatlice yerine yerleştirdi. Ve odası'nın en köşesinde ki askılıktan siyah deri yağmurluğu aldı. Ve giydi. Ve binadan demir kapıyı çekip çıktı. Birkaç metre uzağındaki arabaya bindi. Ve çalıştırdı. 10 dakika'nın sonunda okulun ara sokaklarından birinde durdu. Ve yağmurluğun şapkasını kafasına geçirip araçtan indi.

Ve okula girdi. Hiçbir güvenlik yoktu, ama kamera çalışıyordu. Çünkü sabah izlenecek gösteri için lazımdı. Ve bunların olmasını sadece birkaç bin lirayla sağlamıştı. Okula girdiğinde sadece adım sessleri yükseliyordu. Birkaç dakkika sonra "kim var orda?" diye bir ses duyduğunda sırıttı. "Katilin" diye mırılandığında, okulun duvarında yankılandı sessi, ardında İlkay yeray'ın adım sessleri doldurdu bu sefer okulu... Birkaç saniye sonra İlkay yeray karşısındaydı.

Karşısındaki, siyah yağmurluklu kişi ile yutkundu. "Kimsin sen?" Diye sordu. Ama sessindeki korku, aralarındaki mesafe rağmen belliydi. "Katilin" diye mırıldandı Tekrar, ve koşmaya başladı.

Kaçıyordu, kim olduğunu bilmeden kaçıyor, neyden kaçıyor deseniz, Azrailinden kaçıyordu.

Yaşattığı şeylerin bedelinde kaçıyordu. Bir kişinin ruhundan kaçıyordu.

Kaçıyordu. Kimden kaçtığı kimin umurunda ki, bedeli önemli ve oda bedelini canlıya ödeyecekti. Duvarlara çarpa çarpa koridorlarda koşuyordu. Bir mesajla gelmişti. Bu okula, o zaman bunun olacağını bilse gelir miydi bu okula?

Kesinlikle gelmezdi, canının alınacağını bilse bu okula gelmezdi.

Son bir kez çarptı bir duvara ardından demir kapıyı açtı. Son kattaki terastaydı. En uç noktasına geldiğinde bağırmaya başladı. Tekrar

"Yalvarırım bırak beni, ne istersen veririm, bırak beni" uzun bir sessizlik, arından mekanik bir ses "ne istersem mi?" Dediğinde, genç çocuğun içinde bir Umut filizlendi. "Ne istersen, araba, ev, villa, yeni bir hayat hatta ne istersen." Dediğinde, mekanik ses tekrar konuştu. "O zaman canını istiyorum." Dediği anda genç çocuğa konuşma fırsatı vermeden, elindeki hançerle genç çocuğun şah damarını kesti.

Genç çocuk eli ile şah damarını tutmaya başladı. Ve Boğuk sesler çıkartarak ilk önce bedeni yere düştü. Ardından gözlerini kapandı..

Katil diz çökerek, ölmüş çocuğun şah damarına parmağını koydu. Ve elimde biriken kanla duvara yazı yazmaya başladı.

5 dakika'nın ardından bembeyaz olan duvarda kan olan bir yazı ile renklendi.

Merhaba Zorba, iyi uykular zorba...

Ardında cebinden çıkardığı lila kurdeleyi çıkardı. Ve yerde yatan cansız beden'in sağ elline koydu... Ve ordan sessizce uzaklaştı. Sanki hiç birini öldürmemiş gibi, sanki okulun duvarını hiç kanka boyamamış gibi, sanki hiç intikam almamış gibi ordan uzaklaştı. Şuna tek derdi sabah olacaklardı...

🩸🎭

Teras katına çıkan genç kızın çığlıkları doldurdu okulu, ardından ise kaos başladı okulda, genç kızın sessini duyan öğrenciler terasa çıktıların da gördükleri görüntü ile Onların çığlıkları ekleniyordu. Bembeyaz terasın zemini kırmızı renkli kanla, renklenmişti. Bembeyaz olmuş bir ceset vardı... Ve yine böyle olayların devam edeceğini gösteren bir yazı vardı.

Korku evine benzetilmişti, bembeyaz olan teras, 1 ay önceki gibi okulun bahçesini ambulans ve polis sirenleri doldurdu.

Öğrencilerin ifadeleri çocuk şube tarafından alındı. Basın ise bu kan dondurucu cinayeti tüm kanallara yayınlıyordu. Ama eksik bir şekilde...

Tüm haber kanalları bunu yayınlıyor iken arka planda olanlardan bir haberdi...

Bir çocuğun intikam planlarını değiştir ve bunu kimse anlamadı...

Bir polis, çocukla anlaştı ve bunudan kimsenin haberi olmadı...

12 kişi korkuya kapıldı ve bundan katil zevk aldı...

Ve ilk düşün beden'in neden düştüğünü, katil de dahil 14 kişi biliyordu...

Ama herkes sustu... Her zamanki gibi...

Okuldan çıkan başkomiser banklardan birine oturdu. Ve tüm öğrencileri izlemeye başladı.

Hepsi herşeyi biliyordu. Ama hepsi susuyordu

Bir kişi dışında, çünkü o gözleri ile basbas bağırıyordu...

Herşey bir ay önceki gibi bitti. İlk sağlık ekipleri çocuğun cansız bedenini alıp götürdü. Polisler olay yerini inceledikten sonra ise ayrıldı. Ve basın bütün olan biteni yayınladıktan sonra çekip gitti. Ve bütün öğrenciler ifadesinden sonra aileleri tarafından alındı... Ve okulun bahçesi sessizliğe büründü.

Ve ertesi sabah tüm öğrencileri hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladı.

🩸🎭

EGE SÖNMEZ

Hiçbir şey olmamış gibi davrandık...

Dün bir can ölmemiş gibi davrandık...

Dün bir geçmişi izlemememişiz gibi davrandık...

Bakışlarım okul bahçesinde gezindi. Öğrenciler, sohbet ediyor, gülüyor ve hatta dünkü olay ile ilgili dalga dahi geçiyordu.

Onlar bir canın ölümü ile dalga geçiyordu...

Nasıl bir kirli zihniyet bu? Demek isterdim. Ama diyemem bende temiz değilim...

Sınıfa girdiğimde gözlerim Eren ve gurubuna kaydı. Ciddi birşey konuşuyorlardı. Ama beni görünce herkes sustu.

Gözlerim İlkay yerayın resmine kaydı.

Leyla'nın sırasının tam arkasındaydı...

Ceyda yanıma geldiğinde, yüzüme bir gülümseme yerleşti. "Günaydın" dediğinde, "günaydın" dedim. "Bu gün herhangi bir işin var mı?" Dediğinde, sırıttım. "Aynısını bende sana sorucaktım. Ve gün bir işin var mı?" Dediğimde, heyecanla "hayır" dediğinde "o zaman okul çıkışı benimlesin" dediğim ardından göz kırpıp, yanından geçtim çantamı sıraya koydum.

Eren ile Sinanı attığı öfkeli bakışları unutmadan, Ceyda'nın yanına geldim. "Bahçeye çıkmak ister misin?" Dediğimde, gülümseyerek başını salladı. Berâber dışarı çıktık bizim okulun bahçesinde gezinirken, eren ve gurbunu gördüm. Büyük ihtimalle eren kıskançlığından bizim ardımızdan geldi. Ve şuna ne oluyorsa hareketli bir konuşma içerisindelerdi.

Okulun bahçesine giren siyah BWM ile birkaç kişi oraya baktı. İnen kişi haftalar önce gördüğüm başkomiserdi, sahi neydi adı, Karay mı? Karun mu? Hatırladım Karan!

Ardından gelen bir polis aracı geldi. Araçtan inen Birkaç polis memuru yanına gidip birşeyler söyledi. Ardında Karan başkomiser el-kol işaretleri ile birşey söylüyordu.

Ardından 20'li yaşlarında bir polis memurunun birşey söylmesi ile bakışları eren'in gurubuna kaydı. Ve yanındaki polis memuruna birşey söyleyip, eren ve gurubu'nun yanına gitti. Merakla adımlarımı oraya çevirdim. Yanlarına gelmeme birkaç adım Kala duyduğum sözle kala kaldım.

"Efsun Karahanlı, İlkay yeray'ı öldürmek şüphesi ile tutuklusunuz."

Ve tüm okul koca bir sessizliğe büründü. Efsun'un yüzü renk atarken, erenler ise dehşet edici bir şekilde efsuna bakıyordu.

Kimse daha ne olduğunu dahi anlamadan Efsun'un bileklerine takılan kelepçelerle polis aracına bindirildi.

Tüm öğrencilerin hayret nidaları kulaklarıma dolarken, biz dönmüş bir şekilde birbirimize bakıyorduk!

SİKİTİĞİMİN OKULUNDA NELER OLUYOR!

Gün bitmesiye kadar herkes susutu...

Ceydayla olan planlarım iptal olmuştu. Ama şuan ne olduğu umurumda bile değildi. Telefonumda kayıtlı olan numaraya bakıp iç çektim. Herşey yarın belli olacaktı.

🩸🎭

Efsun Karahanlı tutuklanmıştı!

Herşeyin bu kadar hızlı olmasında bir tuhaflık vardı. Sanki herşeyin ardında başka biri vardı.

Ve ben bu olayı çözecektim. Ama kendi intikamımıda alıcaktım. Dün uzun İç çektiğim, numaraya bastım. Ve 3. Çalışta açıldı.

-Merhaba Karan başkomiserim.

-Merhaba ege Sönmez teklifimi değerlendirdim mi?

-evet, kabul ediyorum.

Şuandan itibaren tüm oyun değişmişti. Özellikle benim için çünkü ben ikili oyunayacaktım...

1 ay sonra

Genç adam'ın alnından düşen ter damlası ile ayağa kalktı. Ve bir kaç adım uzağındaki su şişesini eline aldı. Ve kapağını açıp içmeye başladı. Saniyeler sonra çalan telefonu ile elindeki şişeyi bıraktı. Ve telefon'una bakmadan açtı.

Kulağına dolan sessle derin bir nefes verdi.

-Rüzgaaar sönmeeeezzz

-Başkommiserrrimm

Dedi aynı başkomiser gibi harfleri uzattarak...

-Iyy ağzına hiç yakışmadı. Benim gibi konuşmaya çalışma sen!!

Sessindeki sahte sitemle göz devirdi rüzgar...

-Karan başkomiserrrim ilk başta seni ciddi biri sanmıştım. Ama öyle değilmişsin, bu ne be!

Diye isyan etti... Karan başkomiser onun dediğini umursamdan

-Bir tek sana böyleyim bebeğimm

Dediğinde, rüzgar kısık bir şeyler mırıldandı. Ve ardından

-Bebeğin dediğin ağzını... Tövbe tövbe İŞİNE BAK BAŞKOMİSER!

Dedi, ve birşey demesine fırsat vermeden telefonu suratına kapattı. Saniyeler sonra tekrar çalan telefonla göz devirip açtı.

-Bir daha Yüzüme kapat seni... Severim rüzgar! Neyse önemli bir konu hakkında konuşmamız lazım.

-Konu ne?

-İlkay yeray, 1 ay önceki öldürülen çocuk.

-Tamam, geliyor her zamanki yer.

Dedi, ve telefonu kapattı. 1 ay önce okulda olan cinayetle tekrar başkomiser karanla kesişmişti yolları.

1 ay önce cinayet gecesi

Siyah eldivenleri ile almıştı telefonu elline, Karşısında masum gibi uyuyan çocuğa "sıra sanda gelecek yakında" diye kısık sessle mırıldandı. Ve telefondan WhatsApp uygulamasına girdi. İlkay yeray yazan yere bastı.

gönderilen: İlkay yeray

Eğer sınav kağıtlarını çaldığını görüntülerin ortaya çıkmasını istemiyorsan, yarım saate okulda ol. Yoksa sevgili soy adınız kirlenir :)

Mesajı gönderip, sessizce balkona geçti. Ve aşağıya atlatarak, sessizce bahçeden çıktı. Ve iki sokak aşağıdaki siyah BWM ye binerek ordan uzaklaştı. 15 dakika sonra arabayı karanlık bir sokakta durdurdu. Ve araçtan indi. Ve birkaç metre uzağındaki demir kapıya Hafif bir baskı uygulayarak açtı. Ve içeri girdi.
Simsiyah bir olsaydı. Küçük bir camdan içeriyi dolduran ışık içerisinden eski eşyaları gösteriyordu. Eski bir masa vardı. Aynı şekilde sandalyeler, birkaç adım uzağında eski bir tablo vardı. Tabloda;

3 çocuk vardı, 1'si yere çökmüş ağlıyordu, başka bir çocuk, yere çöküp ağlayan çocuğa gülüyordu. Ve son çocuk ellindeki kitabı oluyordu... Sanki olanlardan kaçamak için kitaba sığınmıştı.

Kabloyu dikkatli bir şekilde duvardan indirdi. Arkasında Kocaman bir boşluk vardı. Ama boşlukta, siyhah eldivenler, lila renkli kurdeleler vardı. Ve en sonunda, siyah bir hançer vardı. Üzerinde kırmızı harflerle 'intikam' yazıyordu. İlk önce eldivenlerden birini geçirdi. Ardından lila renkli kurdeleler birini aldı. Ve cebine koydu. Siyah hançeri eline aldı. Ve ona özel yaptığı kaplığa koydu. Ve belline yerleştirdi. Ve. Tabloyu dikkatlice yerine yerleştirdi. Ve odası'nın en köşesinde ki askılıktan siyah deri yağmurluğu aldı. Ve giydi. Ve binadan demir kapıyı çekip çıktı. Birkaç metre uzağındaki arabaya bindi. Ve çalıştırdı. 10 dakika'nın sonunda okulun ara sokaklarından birinde durdu. Ve yağmurluğun şapkasını kafasına geçirip araçtan indi.

Ve okula girdi. Hiçbir güvenlik yoktu, ama kamera çalışıyordu. Çünkü sabah izlenecek gösteri için lazımdı. Ve bunların olmasını sadece birkaç bin lirayla sağlamıştı. Okula girdiğinde sadece adım sessleri yükseliyordu. Birkaç dakkika sonra "kim var orda?" diye bir ses duyduğunda sırıttı. "Katilin" diye mırılandığında, okulun duvarında yankılandı sessi, ardında İlkay yeray'ın adım sessleri doldurdu bu sefer okulu... Birkaç saniye sonra İlkay yeray karşısındaydı.

Karşısındaki, siyah yağmurluklu kişi ile yutkundu. "Kimsin sen?" Diye sordu. Ama sessindeki korku, aralarındaki mesafe rağmen belliydi. "Katilin" diye mırıldandı Tekrar, ve koşmaya başladı.

Kaçıyordu, kim olduğunu bilmeden kaçıyor, neyden kaçıyor deseniz, Azrailinden kaçıyordu.

Yaşattığı şeylerin bedelinde kaçıyordu. Bir kişinin ruhundan kaçıyordu.

Kaçıyordu. Kimden kaçtığı kimin umurunda ki, bedeli önemli ve oda bedelini canlıya ödeyecekti. Duvarlara çarpa çarpa koridorlarda koşuyordu. Bir mesajla gelmişti. Bu okula, o zaman bunun olacağını bilse gelir miydi bu okula?

Kesinlikle gelmezdi, canının alınacağını bilse bu okula gelmezdi.

Son bir kez çarptı bir duvara ardından demir kapıyı açtı. Son kattaki terastaydı. En uç noktasına geldiğinde bağırmaya başladı. Tekrar

"Yalvarırım bırak beni, ne istersen veririm, bırak beni" uzun bir sessizlik, arından mekanik bir ses "ne istersem mi?" Dediğinde, genç çocuğun içinde bir Umut filizlendi. "Ne istersen, araba, ev, villa, yeni bir hayat hatta ne istersen." Dediğinde, mekanik ses tekrar konuştu. "O zaman canını istiyorum." Dediği anda genç çocuğa konuşma fırsatı vermeden, elindeki hançerle genç çocuğun şah damarını kesti.

Genç çocuk eli ile şah damarını tutmaya başladı. Ve Boğuk sesler çıkartarak ilk önce bedeni yere düştü. Ardından gözlerini kapattı.

Katil diz çökerek, ölmüş çocuğun şah damarına parmağını koydu. Ve elimde biriken kanla duvara yazı yazmaya başladı.

5 dakika'nın ardından bembeyaz olan duvarda kan olan bir yazı ile renklendi.

Merhaba Zorba, iyi uykular zorba...

Ardında cebinden çıkardığı lila kurdeleyi çıkardı. Ve yerde yatan cansız beden'in sağ elline koydu... Ve ordan sessizce uzaklaştı. Sanki hiç birini öldürmemiş gibi, sanki okulun duvarını hiç kanla boyamamış gibi, sanki hiç intikam almamış gibi ordan uzaklaştı. Şuna tek derdi sabah olacaklardı...

Sabah/ Ege Sönmez

Okulun bahçesine girdiğimde kullaklarımı çığlık sessleri doldurdu. Ardında ise bağırış... sessin olduğu yere tarafa bakınca okulun terası olduğunu gördüm. 9-10 kişi bir yere bakıp bağırıyor yada ağlıyordu. Bu yüzden kaşlarım çatıldı. Ne oluyor? Diye içimden geçirirken bir kızın "KAN" Diye bağırması ile ben ve birkaç kişi okula girdik, ve en üst katta çıktık, açık demir kapı'nın önünü daha fazla insan doldurmuştu. Hepsini yavaşça iterek, en öne geldim. Gördüğüm şeyle birkaç adım sendeledim.

Ben beyaz olmuş cansız bir beden, tüm terası doldurmuş bir kan gölü, ve duvarda kanla yazılmış bir yazı vardı. Yazı kanla yazıldığı için bazı yerleri duvardan aşağıya doğru süzülmüş ve daha da korkunç bir görüntüye sebep olmuştu. Duvarda şöyle bir yazı vardı;

Merhaba Zorba, iyi uykular zorba...

Ardında kanla yazılmış olan duvarda, bir video belirdi... Videonun nerden yayınlandığını görkem için etrafa baktım... Ve gözlerim terasın en kosesindeki projeksiyon cihazı ile kesişti... Video yayınlanırken eren ve gurubu içeri girdi. Ve kızlar çığlık atarken, diğerleri birkaç adım geriledi. Kulaklarımı dolduran konuşma sessleri ile polisi aradıklarını anladım...

Video başladığında, bunların güvenlik kamerası görüntüleri olduğunu anladım.

Şuan Yerde cansız yatan çocuk, koşuyordu. Arkasına bile bakmadan sanki birinden kaçıyordu. Üç kat merdiven çıktı koşarak ama nefeslenmedi bile, en son terasın demir kapısı açtı. Ve hızla içeri girdi. Terasın sonuna geldiğinde bağırmaya başladı. Ama videoda ses olmadığı için, ne dediğini bilmiyorduk... Saniyeler sonra çocuğun gözlerinde mutluluk parıltıları oluştu. Ama çok sürmeden şah damarını kesen hançerle ellini şah damarını üzerine koydu. Sanki kanamayı durdurabilecek gibi saniyeler sonra beden yere düştü. Ve konu terası doldurmaya başladı... Üstı tamamen Siyah olan birisi eldivenli ellini çocuğun şah damarına koydu. Ve kanın parmağında birikmesi sağladı. Ardından duvara yazı yazdı. Birkaç saniye duvara baktı. Ve cebinde kumaşa benzer birşey çıkartıp yerdeki cansız bedenini avucuna koydu... Ve ordan uzaklaştı.

Güvelik kamerası'nın Videosu durunca kulaklarımı tekrar ağlayış sessleri doldurdu. arkama baktığımda Bazılarının suratı bembeyaz olmuştu...

O sırada tekrar bir güvenlik kamerası videosu başladı. Ama video başlamadan önce kocaman harflerle

2020 15 MART SABAHI

yazıyor, ve bu seferki güvelik kamerası'nın videosunun sessi vardı. Gördüğüm yüzle kas katı kesildim. Leyla vardı...

Leyla liray

Sınıfa girince üzerime dökülen soğuk suyla, çığlık atıp, birkaç adım geri gittim. Üstüme baktığımda sadece soğuk değil, kirli su olduğun anladım. Üstümdeki Beyaz gömlek kahverengini almaya başlamıştı. Eteğimin açıkta bıraktığı bacaklarım da kirli su damlaları vardı.. saçlarım desen ıslanmış, ve saçlarımdan akan su damlaları kahverengiydi. Sol gözümden gelen bir damla yaşı silmeden çıktım sınıftan... Dolu koridorda ki insanlar bana bakıp sessizce kıkırdıyorlardı, pardon sessizce mi dedim, çünkü değil tüm koridoru dolduran kıkırdama sessleri vardı.

Tekrar bir damla düştü, ama onunda umursamadım. Ben yürürken insanlar kıkırdama seslerini duyup sınıftan çıkıp bana bakıyorlardı. Ve onlarda bu kıkırdama seslerine dahil oluyordu. Kıkırdama sessleri yavaş yavaş kahkahalara dönüştü. Sessizce terasa çıktım... Ama alt kattaki kahkaha sesleri hâlâ duyuluyordu.

En köşeye baktığımda onu gördüm... Elinde Victor Hugo'nın Sefiller kitabı vardı. Sırtını beyaz duvara yaslamış, bir bacağını büküp, kitabı okuyordu. Sanki burda değilmiş gibi, sanki bu evrenden ayrılmış gibi, okuyordu. Ne alt kattaki kahkaha sesleri umrundaydı... Ne de benim onu izlemem, tek önemli olan o kitapmış gibi herşeyden kendini ayırmıştı.

Yanına oturduğum da, kitabı bırakmadan konuştu. " Bu kitapta şöyle bir söz var; Tanrı, hiç bir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir! Kötü anne-baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar... Bu okulda ki kişilerde bu yüzden öyle" dediğinde sustum, ama haklı buldum... Ama o konuşmaya devam etti. Daha doğrusu zihnimdekini söyledi.

"Ölmek isterdin demi? Acı çekiyorsun ve kimse görmüyor değil mi? Ve bu yüzden herşeyi bitirmek istiyorsun? Seni görmeyenler ve sana acı verenlerin vicdan azabı çekmesini istiyorsun değil mi?" Dediğinde bas bas bağırıp evet demek istedim. Ama sustum.

"Yine bu kitaptan bir başka söz; Her konuda bitti sözcüğünün kullanılması gereken bir zaman vardır… ve senin bitti demeye çok zaman'ın var." Dediğinde yutkundum. Ama o bunu umursamdan bana döndü. "Bu kadar çok acı yaşıyorsun ki, neden bu okulu terk etmediğini anlamadım." Dediğinde ona baktım... Ama gözlerimde ki korkuyu görsün istemedim...

"Ufak bir tehditle kalıyorum, daha doğrusu kalmak zorunda kalıyorum." Dedim, meraklı bir sessle "madem söylemiyorsun, kim tehdit ediyor seni?" Dediğinde ağzımdan istemsizce "eren saygın" çıktı...

EGE SÖNMEZ

Video bitti, bu okulu siren sessleri doldurdu. Video bitti, bu okulda benim için zaman durdu, video bitti bu okulda eren saygın için korku doldu gözler ona döndü, video bitti ama Leyla liray hayatta dönmedi...

İntikam alacağım kişi eren oldu. Çünkü en yakın arkadaşımın ölümüne sebep oldu. İntikam alıcağım kişi eren saygın oldu. Çünkü en yakın arkadaşımı tehdit etti. İntikam alıcağım kişi eren saygın oldu. Çünkü en yakın arkadaşımın bu okulda zorla 3 yıl 6 ay kalmasını sağladı...

Bugün saygın soy ismi lekelendi. Bugün eren saygın ismi lekelendi. Ama bu daha başıydı. Onu belki katil öldürecekti. Ama ben onu ölmekten Beter edicektim. En büyük zarfında vurucaktım onu, Ceyda Saygından vuracaktım.

Belki yaptığım şeyin aşağılık birşey olduğunu düşüneceksiz, ama umrumda dahi değil... Benim istediğim tek şey en yakın arkadaşımın intikamı, bir zorbalıktan doğan intikam ateşim vardı.

Zorbalık: intikam ateşim vardı.

Saniyeler sonra çatıya dolan polisler yerdeki cansız bedene ve kan gölüne baktı. Ardından duvarda yansıyan kamera kayıtlarına... Birkaç polis memuru bembeyaz olmuştu. Bazıları sanki her gün böyle bir olay görüyormuş gibi soğukkanlıydı.

3-4 polis burdan çıkmamız gerektiğini anlatan konuşma yapıyordu. Sessizce terastan çıktık... Bazıları hâlâ ağlıyordu. Bazıları ise olayın şokundan çıkamamıştı.

Eren ve gurubu ise heraretli bir konuşma içerisindeydi. Büyük ihtimalle işlenen cinayetle ilgiliydi. Bu konuşma, Özellikle duvarda yazılan yazısa 'zorba' kelimesi'ne baskı yapılmıştı. Aynı zamanda eren saygın ismi lekelenmişti.

Şimdiki Zaman

Adımlarım, eski depoda yankılandı. Karşımdaki başkomiser Karan Karay'a bakıyordum. Üstünde açık mavi tişörtü, Siyah pantolonu vardı. Siyah ceketle, kombi'nin tamamlamıştı.

Kulakarımı Karan başkomiser'in alaycı sessi doldurdu. "Ahh! Beni süzmen bitti mi?" Dediğinde "süzme misin? Süzmem bitsin." Dediğimde yüzünü buluşturdu. "Espiri yapma sen, çünkü espirileri midemi bulandırıyor." Dediğinde, göz devirdim.

"Neyse başkomiser konuya gel." Dediğimde, ciddiyete büründü. "İlkay yeray, cinayetinde olağan dışı bir bilgi bulduk." Dediğinde kaşlarım çatıldı. "Ne buldunuz?" Dedim merakla, "İlkay cinayet işlemeden önce, bir mesaj geldiğini ikimizde biliyoruz. Ve bu Mesajın Efsun karahanlıdan geldiğinide biliyoruz. Ama cinayet işlemeden önce birkaç dakika önce Efsun Karahanlı'nın telefonu çalıyor. Ve amcası'nın bir kaza geçirdiğini öğreniyor... Ve bütün gece ailesi ile orda kalıyor." Dediğinde kaşlarım çatıldı.

"Nasıl yani? Bu bilgiye şimdi mi ulaşıldı!? Saçmalık! Hadi onu geçtim, sorguya alındığı sırada bunu söyleyebilirdi. Hem bu telefon kayıtlarına bakılmadı mı?! Hadi geç belki yalancı şahitler var! Belki ailesi onu kurtarmak için bir oyun düzenledi." Dediğimde sıkıntı ile nefes aldı.

"Herşeyi inceledik, o gün hastanede ki kamera kayıtlarına bakıldı. Ruh gibiydi sanki uyuyormuş gibiydi, ordaki tüm hemşireleri, doktoları hatta güvenlik görevlilerini soruya çektim. Olağan dışı olan tek şey Efsun karahanlı'nın kendinde değilmiş gibi etrafta gezmesi, telefonun da olağan dışı olan tek şey ise telefonunda konuşma kayıtları yoktu. Yani ona düzenlenen bir oyunmuş." Dediğinde, ben düşüncelerle boğulmaya başlamıştım.

İlk önce İlkay yerayı öldürüldü, ardında saygın soy ismi, eren saygı'nın, Leyla liray'ı tehdit etmesi ortaya çıktı. Ve saygın ismi lekelendi. Sadece bir kaç dakika sonra Efsun karahanlı'nın, İlkay yeray'ı öldürme şüphesi ile Karahanlı soy adlı karalandı.

Karahanlı ailesinden bu zamana karsı basın açıklaması yapmaması soruları artırıyordu. Hadi basın açıklamasını geçtim. Efsun Karahanlı nezarete alındığı sırada yüzlerce avukat varken, saatler sonra o avukatlar ortdan kayboldu. Ve mahkeme sırasında kimse efsun Karahanlı 'nın avukatlığın yapmadı... Karahanlı ailesi birşey saklıyor ama ne?

Düşüncelerimi bölen şey Karan başkomiserin telefonu'nun çalması oldu. Arka cebinden telefonu çıkardı. Arayanın kim olduğunu bilmeme rağmen kaşlarının çatılması ile sevmediği bir kişi olduğunu anladım.

Telefonu açtı. Ve konuşmasına fırsat vermeden, karşı taraftan harareti bir ses konuşturdu. Aramızda ki mesafeyi rağmen karşı tarafın sessini duyurdum.

-Karan! Efsun Karahanlı ölmüş.

-Ne saçmalıyorsun sen! Nasıl olur böyle birşey

Orasını bende bilmiyorum. Ama şah damarı kesilmiş, aynı zamanda sağ elinde lila renkli bir kurdele var.

-Kapat! Geliyoruz

Dedi, ve kendisi'nin kapat demesine rağmen, kendi kapattı. Ve bana döndü. "Efsun Karahanlı ceza evinde ölü bulunmuş. İlkay cinayeti ila aynı, şah damarı kesilmiş, eline bir kurdele yerleştirilmiş. Benimle gel." Dedi ve soru sormama izin vermeden depodan çıktı. Ardından onun arkasından ben çıktım. Ve siyah BWM'sine binerek yola çıktık, yol boyunca ben ona soru sorarken o cevap vermiyordu. Sanki düşüncelerin içinde boğuluyormuş gibiydi sağ eli ile gömleğinin İlk iki düğmesi açtı.

Ormanlık bir araziye geldiğimizde araç durdu. Karan başkomiser arabadan indikten sonra bende ardından indim. Ve ormanın derinliklerine doğru yürümeye başladık. Ardından bir anda yere çöktü. Ve ipe benzer birşeyi çektiğinde toprağın altında bir kapak açıldı. Kendime gelmemi sağlayan şey Karan başkomiserin sessiydi. "İn aşağıya." Dediğinde hızla kafamı salladım. Ve demir merdivenlere basarak aşağıya indim.

Karanlık tünel let lambalarla aydınlatılmıştı. Duvarlar betonla kaplanmış. Her adımımız duvarlarda yankı yapıyordu. Uzaktan birisi için
aksiyon filmini anımsatacak bir hava vardı. Koridorun sonunda beyaz bir kapı vardı. Karan başkomiser şifreyi benim göremeyeceğim bir şekilde girdi. Ve kapı açıldı. Ve içeri girdik...

İçeri girdiğimizde ağzımdan çıkan ilk şeyin "hassiktir" olmasını bilmiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18