ZİNCİR kitap kapağı

1. bölüm / 1

ZİNCİR

1

Vaveyla Yazarı: hyzen .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1
  1. 1 1862 kelime · Okuduğun bölüm

Her zamanki gibi yetimhanede sıradan bir gündü. Yemekhanede yemek almak için sırada bekliyordum.
Yanıma gelen çocuğu görünce aileme beni buraya bıraktıkları için bir kez daha lanet etmiştim.
"Sıranı bana ver."dedi geldiği gibi.
Bu çocuk oda arkadaşım Gökhandı.
Gökhan güçlü çocuktu fiziği vardı. Gücünü sessizleri ezmek için kullanırdı.
Bende o ezdiği sessizlerdendim ama bazen tahammül edemezdim.
Bu anda o tahammül edemediğim anlardan biriydi.
"Geç arkaya sıranı bekle benimle uğraşma." dedim yüzüne bakmadan.
"Senin dilin çok uzamış ha Barış?" dedi öfkeyle. Sıramı vermemeye kararlıydım.
"Senin en başından beri uzundu zaten Gökhan bırak azda benimki uzasın." Gökhan kendince bir diktatördü. İnsanları şiddetle kontrol ederdi.
Benim bir arkamdaki çocuğu kenara itti ve arkama geçti. İçimden bir ses kötü şeyler olacak diyordu.
Sıra bana gelmişti tabağımı ablaya uzatmıştım. Tam bu sırada Gökhan arkamdan omuz attı.
Dengemi kaybedip yere düştüm. Abla "Ne yapıyorsun oğlum sen?" dedi ama Gökhan umursamadı.
"Seni ilgilendirmez yemeğimi kat acıktım ben." dedi kabaca ve ablaya tabağını uzattı.
Bu sırada yanıma bir çocuk geldi ve beni kaldırdı.
"Eyvallah kardeşim sağolasın." dedim kaldırdığı elini sıkarken. Dikkatle incelediğimde çocuğun sedef hastalığı olduğunu gördüm.
Bu çocuğun adını bilmiyordum. Herkes "hasta" derdi elindeki kırmızı lekeler yüzünden.
Bildiğim kadarıyla dışlanan biriydi. Kimse onunla takılmazdı hastalık bulaşır diye.
"Rica ederim ne demek Gökhana iyi karşı çıktın. Tebrik ederim." dedi. Muhtemelen oda Gökhanı sevmiyordu.
"Adın ne senin?" dedim. Biraz şaşırmış gibiydi. Muhtemelen kimse ona daha once bunu sormamıştı.
"Metin ben sende Barış olmalısın. Adını ilk geldiğin zaman çok duyduk."
Maalesefki yetimhaneye ilk geldiğim andan itibaren biraz ünlenmiştim. Müdürüyle geldiğim gibi kavga etmiştim. Hala aramız kötüdür.
"Buralarda gelir gelmez tanınan biri olmayı bende istememiştim ama yapacak birşey yok." dedim gülerek. Oda gülümsedi.
Biz sohbete dalmışken az önceki yemek katan abla bana seslendi.
"Yavrum gel hadi şu tabağına birşeyler al aç kalma." dedi. Sevmezdim aslında buranın yemeklerini. Sadece aç kalmamak için yerdim.
Yerden tabağımı aldım ve ablanın önüne doğru yürüdüm. Biraz pilav ve çorba aldım.
Masanın birine geçerken Metinin yalnız başına durduğunu farkettim.
"Gelsene lan sende neden orda bekliyorsun?" dedim sesime tüm samimiyetimi yansıtarak.
Gözleri parlar gibi oldu. Sanırım gerçekten çok yalnızdı.
Yalnızlığıda, yalnız insanlarıda sevmezdim. Çok ağır bir ceza gibi geliyordu bana.
Hele bu çocukta yalnız olmasını gerektiren hiçbirşey yoktu.
Tatsız tuzsuz yemeğimin son kaşığında o nefret ettiğim ses kulaklarımı doldurdu.
"Afiyet olsun gençler."
Bağıra çağıra küfretmemek için zor duruyordum.
"Sağol." dedi herkes ayağa kalkarken. Yanımdaki Metinde kalkmıştı.
Ben oturuyordum. Böyle biri için kendimi yorma niyetinde değildim hiç.
Tam pilavımdan son kaşığı alacakken Metin beni muhtemelen ayağa kalkmam için dürtmeye çalıştı.
Müdür benim olduğum masaya doğru geldi ve yanımda durdu.
"Sen niye kalkmıyorsun oğlum?" diye başladı sorgusuna.
"Yemek yiyorum görüyorsundur." dedim. Siz diye hitap etmezdim müdüre senli benli konuşurdum.
Saygımı istiyordu. Takıntılıydı. Bende takıntısına karşılık ne kadar olunuyorsa o kadar adi oluyordum.
"Diğer arkadaşlarında yemek yiyor. Onlar neden kalktı?" dedi sorgusuna devam ederek.
Çünkü onlar birbirine bağlanmış zincirin acınası halkaları.
"Bu onların tercihi ben sen geldin diye yemeğimden vazgeçip ayağa kalkamam." dedim ve yemeğime tekrar odaklandım.
Öfkeden deliye dönmüştü. Elinin tersiyle tabağıma sertçe vurdu.
Tabak masaların arasında giderken kalan son kaşık pilavımı yiyememenin üzüntüsünü yaşıyordum.
Her ne kadar sevmesemde yiyememek içimde kalmıştı. İçimden "Of amınakoyayım." diye geçirirken ayağa kalktım.
Müdürün öfkeli gözlerine sessizce odaklandım.
"Yediremiyorsun değilmi? Kendine itaat etmeyen birini gördüğünde çıldırıyorsun."
"İşte böyle dediğımi yapacaksın." dedi arkamı dönerken. Az önceki ayağa kalkmamdan bahsediyordu.
O kadar acınasıydıki gerçekten beni ayağa kaldırabildiği için seviniyordu.
Yerden tabağımı aldım. Hiçbirşey olmamış gibi yemek katan ablanın yanına gittim.
"Biraz daha pilav katar mısın?" dedim. Abla şaşkınlıkla bir bana birde müdüre bakıyordu.
"Katma." dedi müdür arkamdan.
Döndüm ve yüzüne boş boş baktım. Sonra yüzüme hafif sinir bozucu bir gülümseme takındım ve yemekhaneden çıktım.
Boş koridorda odama doğru yürüyordum. Müdürün az önceki yaptığım saygısızlıkla ilgili nutuk çekişini duyabiliyordum.
Nefret ediyorum. Sistemdeki kendini üstün gören halkalardan tiksiniyorum.
Hepimiz insanız hepimiz aynıyız. Hepimizin düşünebilme yetisi var. Neden birini diğerinden daha üstün kabul ediyoruzki?
Kendimi yine derin düşüncelere vermişken odamın önüne gelmiştim bile.
İçeri girdim ve kendimi yatağıma attım. Öylece boş boş uzanıyordum.
Biraz zaman geçtikten sonra odanın kapısı açıldı. Gelen oda arkadaşlarımdan Ceyhundu.
"Şu müdüre saygısızlık yapmaktan vazgeç. Senin yüzünden bizde azar işitiyoruz." dedi kızgınlıkla.
"Yapmadığın birşey için işitmektense yaptığın birşey için azar işit sende o zaman." dedim yüzüne bakmadan gerçekten düşünce kapasiteleri çok zayıftı bu çocukların. Her boka itaat ediyorlardı.
"Yada hiç azar işitmeyedebiliriz öyle değil mi?" dedi. Cevap vermedim. Öylece yatmaya devam ettim.
Ardından Burak ve Gökhanda odaya girdi ve bana ters ters bakarken Gökhan konuşmaya başladı.
"Senin yüzünden başımız derde girecek rahat dur yoksa çok fena canını yakarım." diye tehdit etmeye başladı.
"Başınıza birşey gelecek olsaydı ilk geldiğimde gelirdi." dedim. Gökhanla ilk geldiğimdede kavga etmiş ve bunu müdüre söylemiştim.
O ise bana ters davranmış ve bana tokat atmıştı. Bu benim çok zoruma gitmişti. Çünkü bana babam bile vurmamıştı.
"Yinede hareketlerine dikkat et senin yüzünden azar duymak zorunda değiliz."diye devam etti Burak. Gerçekten kimseyi anlayamıyordum. İtaatin nesini seviyorlar ki?
Önemsemedim gözlerimi kapattım ve uyumaya hazırlandım.
Tam uykuya dalacakken bir çığlık koptu.
Hepimiz merakla koridora bakmak için kapıya yöneldik. Kapıyı açtığımızda bizden bayağı bir küçük olan çocuğun korkuyla koştuğunu gördük.
"Lan çocuk buraya bak. Neden koşuyorsun sen? O çığılık neydi?"
diye çocuğa seslendi Gökhan.
Çocuk durdu, korkuyla bize döndü ve kekeleyerek hepimizi şok eden o cümleyi söyledi.
"Abi müdür öldürülmüş."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18