ZEMHERİ kitap kapağı

1. bölüm / 1

1. Bölüm: SOĞUK BİR BAŞLANGIÇ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm: SOĞUK BİR BAŞLANGIÇ

"Zemheri soğuğun en derin hâli
Kalpte ise kırgınlığın en sessiz hikayesi".

- Kış, üniversite kampüsünü beyaz bir örtüyle susturmuştu.Kar, tıp fakültesinin eski taş binasının merdivenlerinden sessizce süzülüyor, öğrencilerin ayak sesleri bile bu beyaz sessizlikte yankılanmıyordu. Selin, elindeki kahve bardağını sıkıca kavrayarak hızlı adımlarını attı; nöbetten çıkmıştı, uykusuz ama mutlu hissediyordu. Çünkü bugün Hazarla ders çıkışı buluşacaklardı.

-Hazar... Sıcakkanlı gülüşü, her zaman biraz dağınık duran saçları ve o derin, güven veren bakışlarıyla Selin'in hayatına giren fırtına. Tıp fakültesinin ağır temposunda birbirlerine tutunmuş, sabahın ilk ışıklarında acil servis koridorlarında göz göze gelerek gülümsemişlerdi. Onların aşkı kaosun ortasında bulunan tek huzurdu.

"ÜŞÜMÜŞSÜN" dedi Hazar, onu gördüğünde montunun cebinden bir çift eldiven çıkararak.

"Ben iyiyim", diye güldü Selin, ama eldivenleri kabul etti.

"Senin iyiyimlerin hep yarı üşümüş oluyor."

-Karın altında yürürken gelecekten bahsettiler. Selin uzmanlığını pediatride yapmak istiyordu. Hazar ise cerrah olma hayalinden vazgeçmiyordu. Planları vardı; bitmeyen nöbetlerin, sınavların sonunda bir gün, birlikte bir ev, belki bir deniz kenarı...

-Sevgilim benim dışarıda biraz işim var dedi hazar sıcak bir gülümsemeyle.

-Selin kaşlarını çatarak; Tamam da dersler ne olacak? Biliyorsun Asude hocayı biraz kafadan gidiktir. Derse geç kalırsan bir araba fırça yiyeceksin.

-Yok hayatım geç kalmam merak etme. Asude hocaya ben kendimi affetirmenin bir yolunu bulurum.

- Nasıl olacakmış o?

-Sen orasını bana bırak dedi sırıtarak.

-Peki madem bende kütüphaneye gidip ders çalışayım. Yüzünde bıkkın bir ifade vardı. Biliyorsun akşam acilde nöbetim var.

-Evet benimde akşam acilde nöbetim var dedi Hazar oflayarak. İşimi çok seviyorum ama bir an önce şu derslerden kurtulmak istiyorum.

-Az kaldı sabretmemiz lazım. Güzel günler eninde sonunda gelecek.

-Hazar ayağa kalktı. Selin'in yanağına ufak bir öpücük kondurdu.

-Görüşürüz eldivenlerini takmayı unutma:)

-Tamam unutmam"GÖZBEBEĞİM"

-Gözbebeğim tam hazarı tanımlıyordu. Ela gözlerindeki harekete aşık olmuştu selin her zaman birbirlerine "gözbebeğim" derlerdi. Adeta aralarında bir şifre olmuştu.

- Akşam karanlığı yeryüzüne çökmüştü. Her yerde araba korna sesleri, kulağa gelen insan fısıldaşmaları, hafif hafif çiseleyen yağmur... Gökyüzüne farklı bir ahenk katıyordu. Selin ağır adımlarla kütüphaneden çıkmış, hastaneye doğru ilerliyordu. Hava çok soğuktu, ellerinde hazarın verdiği eldivenler...
Hava çok soğuk olsa bile eldivenlere bakınca içi ısınıyordu.

-Selin hastaneye doğru hızlı adımlarla yürüyordu. Çünkü çok geç kalmıştı. Daha Hazar gelmemişti, derslere de girmemişti. Selin'in içinde garip bir huzursuzluk vardı. Çünkü Hazar mesajlara bile cevap vermemişti. Oysa Selin'in tanıdığı Hazar mesajlara eli kanda da olsa cevap verirdi.

Hem bugün selin için çok önemli bir gündü. Bugün Hazarla 3.yıllarıydı. Tam 3 yıl önce bugün "12 EYLÜL'DE" onu görmüştü. Ela gözlerine, dağınık saçlarına ilk vurulduğu o gün...

-Galiba bana bir sürpriz yapacak yoksa Hazar benim mesajlarıma cevap verirdi.

Ama o akşam, planların hepsi kanın keskin kokusuyla dağıldı...

Selin, hastanenin acil servisine koşarken siren sesleri kulağında uğulduyordu.

"Genç erkek, bıçak yaralanması," dedi bir hemşire telaşla.

Selin'in ayakları durdu. Gözleri, sedyede yatan yüzü tanıdı.

"HAZAR..."

"Kalp durdu!" Diye bağırdı bir doktor.
Selin 'in boğazı düğümlendi. Ellerini sedyenin kenarına koydu, ama kimse ona yaklaşmasına izin vermedi. Kapılar kapandı,selin dışarıda kaldı. Dakikalar geçti, koridorun ucundan beyaz önlüklü bir adam geldi, yüzü donuktu. Ve ağzından şu kelimeler çıktı;

"BAŞINIZ SAĞOLSUN"

Selin'in içindeki kış, o an başladı. Ve uzun süre bitmeyecekti...

Hastane'nin koridoru, acil sevisinin telaşına rağmen uğursuz bir sessizlik taşıyordu. Selin'in gözleri hâlâ kapalı kapının önünde takılı kalmıştı. İçeriden gelen "defibrilatör" sesleri, aceleyle verilen ilaç isimleri...
Sonra hepsi birden sustu.

-Kapı açıldığında, başhekim yüzüne bakmadan yalnızca iki kelime söyledi; "Başınız sağolsun "

-O an dünya bir uğultuya dönüştü. Sanki karanlık, koca bir dalga gibi üzerine çökmüştü."Görebilir miyim?" Diye sordu titreyen sesiyle. Ama cevap gelmedi hemşirelerden biri omzuna dokundu,"prosedür gereği" diye mırıldandı.

Her şey bir anda gerçekleşmişti. Her şey gözümün önünde bir toz bulutu gibi geçmişti. Hazarla sabah mutlu olduğumuz, gülüştüğümüz anlar kendisini zemheri karanlığa bırakmıştı...

Cenaze olmadı, tabut olmadı. Sadece resmi bir rapor ve güvenlik nedeniyle defnedildi gibi anlamsız bir cümle.

"Gözbebeğim" diye ağlamaya başladı. Hastanenin kuytu bir köşesinde hıçkırıkları hastaneyi sarıyordu. Neden beni bıraktın daha sabah yanımdaydın dedi sabah hazarın verdiği bir çift eldivenlere bakarak. Daha sonrası karanlık bir oda ve hemşire sesleri...

-Günler geçti. Selin,her sabah uyanıp onun hâlâ yaşıyor olabileceğine dair mantıksız bir umut taşıdı. Ama kampüste boş kalan sırası, yurt odasındaki eşyalarının sessizliği her defasında gerçeği yüzüne vurdu. Hani derler ya insanlar gider anılar kalır diye hazardan bana kalan tek şey bir çift eldivendi.
Yıldönümümüzde acı gerçekle yüzleştim."Ölümüyle..."

Ama selin onu çok özlüyordu. Her zerresini bakışlarını, gözlerini, dağınık duran saçlarını, kokusunu her şeyini... Aradan 1 yıl geçmesine rağmen onu hala unutamamıştı unutulmuyordu. Bu acı yüreğime Keskin bir bıçak gibi batıyordu. Psikolojik ilaçlar, antidepresanlar, ağrı kesicilerdi beni ayakta tutan. Yoksa yaşayan bir ölü gibiydim.

-Ve Selin'in en çok tuhafına giden şey ailesinin bir kere bile gelmeyişleriydi. Tabut yok, cenazesi olmamıştı. Selin bir yıldan beri didik didik araştırıyordu ama nafile... Olay'ın üstünü bir şekilde örtmeye çalışıyorlardı.

Bir gece, yağmurla karın birbirine karıştığı ayazda, Selin öğrenci yurdunun penceresinden dışarı baktı. Sokak lambasının solgun ışığında, karşı kaldırımda duran bir silüet gördü. Boyu, omuzları hatta duruşu bile Hazar'a benziyordu. Selin panikle pencereyi açtı. "Hazar"! Diye seslendi.

Ama adam ,başını bile kaldırmadan arka sokağa doğru yürüyüp kayboldu.

O geceden sonra selin'in zihninde tek bir soru yankılandı; Eğer o öldüyse ben kimi gördüm?

-Selin artık düşünmekten kafayı yer gibi oluyordu. Uyurken birden çığlık atarak görülen kabuslar, ellerinin titremesi, baş dönmesi ve daha birçok belirtiler... Her hastaneye gidişinde psikolojik deyip geçiştiriyorlardı...
Selin tıp fakültesinden çoktan mezun olmuştu. Ama bir türlü işe başlayamıyordu. O hastane, yaşanan anılar, gülüşmeler ve en önemlisi Hazar... Ben ne kadar unutmaya çalışsamda o hastane bana onu hatırlatıyordu. Bütün koridorlar, bütün duvarlar, pencereler bana onu hatırlatıyordu. Ama güçlü olmak zorundaydım. Ne kadar zor olsa da, ne kadar bu acı yüreğimi yaksa da onu geri getiremeyecektim...

-Emir ve Hakan benim ve hazarın en yakın arkadaşlarımızdı. O gün onlarda hastanede yoklardı. O uğursuz geceden sonra Emir ve Hakanla olan bağlarım da kopmuştu. Emir kısa bir mesajla "Başın sağolsun" demiş, sonra ortadan kaybolmuştu. Hakan ise cenaze sürecinde garip bir öfke patlaması yaşamış, "Bunları yapanların yanına bırakmayacağız demişti." Ama hiçbir şey olmamıştı...

-Zaman Selin'in kalbindeki yarayı kapatmamış, sadece üzerine kalın bir buz tabakası çekmişti.

-Selin üç yıl boyunca sadece çalıştı. Nöbetler yoğun servisler, hastalar...
Gözlerindeki ışık yavaş yavaş sönse de mesleğine sığınarak ayakta kaldı.

Ama bu hastaneye her gelişinde kalbi parçalanıyor, ağır yaralar alıyordu. Resmen içi ürperiyordu. Artık bir şeyleri değiştirmesi lazımdı tayin verecekti...

Ve bir gün, tayin yazısı masasına bırakıldı;

"Kışdere köyü sağlık ocağı."

Evet canlarımm bölümü nasıl buldunuz yorumlarda belirtmeyi unutmayınız sizleri seviyorum

Kitap ayrıntıları için Instagram sayfamı takip ederseniz sevinirim.

İnsatgram:Semaabooks

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

54okunma 3beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…