▀▄▀▄ÜST TABAKA VE ALT TABAKA▄▀▄▀

Yazar: Yaeka .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: ▀▄▀▄ÜST TABAKA VE ALT TABAKA▄▀▄▀

Yağmurun demir saclarla birleştiği yerden ritmik olarak sert bir ses çıkıyor ve gölgelerde yaşayan insanların monoton hayatına bir arka plan müziği oluşturuyordu.
Sıkıcı, kasvetli ve gölgelerin hüküm sürdüğü bu yerde evlerin arasından uzanan kablolar, çamaşır iplerine asılmış olan çeşitli kıyafetler ve boşaltılmamış olan çöp konteynerleri her yeri kaplıyor ve zaten daracık olan kaldırımları geçilmez hale getiriyordu.
Evler resmen üst üste binmişti. Bu daracık yerde her yer ufak tefek, boy boy ve kasvetli renklere boyanmış olan evlerle doluydu. Bu karmaşanın ortasında tam olarak kasvetin ve hüznün ulaşamadığı bir nokta vardı...
Ünlü mekanikçi, Yuri Lihn'nin dükkanı...
Dükkan tam olarak karman çorman birbirine geçmiş olan evlerin ortasında bulunuyordu. Yapı tamamen koyu maviye boyanmıştı fakat zaman bu maviyi de bir şekilde kirletmiş ve tam anlamıyla bu yapıyı gri lekelerle dolu olarak bırakmıştı. Dükkanın neon pembe rengindeki, hafif çamurlu tabelası burası için absürt gözüküyordu. İki tane çamaşır ipi dükkanın yanından sarkarken dükkanın çatısından birkaç kablo çıkıp yanındaki binalara tutunarak ilerliyordu.
İçerisi mekanik parçaları, sayborg elleri ve çeşitli A-robo parçalarıyla doluydu.
A-robolar genel olarak insanlığa hizmet eden, neredeyse 'köle' yerine koyulan garip robotlardı.
Ama Yuri bu robotlara samimi bir empati beslerdi. Çünkü tezgahının arkasında oturup yağ lekeli, eldivenli elleriyle onları tamir ederken sayborg eli sürekli ona A-robolara olan benzerliğini hatırlatırdı.
Bugün de diğer günlerden farksız değildi.
Kasanın arkasında oturmuş önündeki A-robonun görüntü sensörlerini değiştirmeye çabalıyordu. Oldukça zarar görmüş ve çatlamış olan sensörü çıkarırken sensörün parçaları yavaşça güzelim A-robonun içine dökülmüştü.
Yuri derin bir iç çekip eline aldığı ufak cımbızı kullanarak A-robonun içine akın eden cam parçalarını ayıklıyordu. Yorucu ve sabır gerektiren bir iş olmasına rağmen Yuri oldukça yavaş ve verimli hareket ediyordu.
Dükkana giren yabancı Yuri'nin bu odaklanmış halini izlerken çoktan düşüncelere dalmıştı. Yuri'nin ruhu orada duran yabancıdan bi haberdi.
Yuri'nin sessizce mırıldanması ve çalışırken siyah saçlarının o mükemmel solgun tenine dökülmesi hayranlık uyandıracak türdendi. Solgun tenine bulaşmış olan hafif yağ lekesi bir damga gibi göze çarpıyordu. Ellerinin her hareketi mükemmeldi.
Yabancı nazikçe boğazını temizlediği an Yuri'nin o masmavi gözleri aniden açılmış ve yabancının ela rengi gözlerine takılmıştı.
"Ah-, hoşgeldiniz efendim. Size nasıl yardım edebilirim? " Derken ayağa kalkmış ve iki elini masanın iki yanına dayamıştı.
Yabancı başına geçirmiş olduğu kapşonlusunu iyice aşağı eğmişti ve sadece koyu kahverengi olan saçlarının uçları gözüküyordu.
Yabancı yavaşça elinde bulunan mini boyuttaki doğrudan iletişim cihazını Yuri'nin görebileceği şekilde kaldırıyor. "Bunu tamir edebilir misin? " Diyor yavaşça.
Yuri bir saniye durup yabancının elindeki cihazı inceledikten sonra cihazı yabancının elinden alıyor. (Sayborg eliyle almamaya özen göstermişti.) Daha önce doğrudan iletişim cihazlarını hiç görmemişti. Sadece zengin ve üst tabaka olan insanlarda böyle şeyler olurdu...
'Üst tabaka... ' diye içinden geçirdi Yuri.
Yuri derin bir iç çekerken eldivenin altında saklanan sayborg eliyle cihazı tutup inceliyordu.
"Ah, bunu elbette tamir edebilirim. Sadece içindeki çip hasarlı."
"İçindeki veriler sıfırlanmaz, değil mi?"
Yuri cihazı bir kez bir elinden diğer eline attı. "Emin değilim."
Yabancının iç çekişi aralarında yankılandı. "İçindeki verilerin sıfırlanmaması lazım..."
Yuri bir an duraksayıp omuz silkiyor. "Ah, tamam. O işi halletmeye çalışırım. " Demişti yavaşça.
Yuri cihazı çalışma masasının üzerindeki ışıklı büyütecin altına yerleştirdi. Cihazın iç devresi, bugüne kadar gördüğü hiçbir mekanik yapıya benzemiyordu. Sanki bir sanat eseri gibi ince ve hassastı. Tam o sırada, Yuri’nin gözleri yabancıya bir kez daha takıldı. Dükkanın o loş ortamında, yabancının kapüşonunun altında kalan yüz hatlarını biraz daha net görebilmek için hafifçe başını sağa eğdi. Yabancı hâlâ sessizce bekliyordu, sanki nefesini tutmuştu.
"Veriler..." dedi Yuri, sesini normalden biraz daha kısarak. "Bunca zahmete değecek kadar önemli mi? Yani, bu sadece bir iletişim cihazı."
Yabancının çenesi yavaşça kasıldı, istemsizce elleri seğirdi ve hemen ardından sert bir kaya gibi yumruk oldu.
"Veriler... önemli... " Yabancının sesi göğsünün derinliklerinden çıkıyormuş gibi kulağa gelmişti. Boğuk ve kısıktı.
Yuri yavaşça omuz silkiyor. "Ah, anlamadım ama anlamış gibi yapacağım. " Diyor umursamazca ve yavaşça cihazın arka bölmesini sökmeye başlıyor. Hareketleri hassas ama kendinden emindi. Yabancının ondan istediğini tam olarak anlamıştı. Kesinlikle veriler güvende olacaktı.
Yabancı, Yuri'nin verimli çalışmasını izlerken bir sütuna yaslanmıştı. Rahat gözüküyordu.
Sadece nazik bir şekilde metalin metale çarpma sesinin böldüğü birkaç dakikalık rahat sessizliğin ardından, "Adımı sormayacak mısın? " demişti yabancı. "Yani nezaket gereği bile olsa adımı sorsan fena olmazdı. " Yüzündeki ufak sırıtış ve duruşundaki oyunbaz rahatlık karşısında Yuri'nin yüzü büzüşmüştü.
"Adın ne? " Ses o kadar umursamazca ve sıkıntılıydıki insana bir sorudan çok hakaret gibi geliyordu.
Yabancı yavaşça cevap veriyor.
"Kael."
Yuri'nin elleri bir an duraksadı. İsmi aklından birkaç kez tekrar etti. Güzel ve tanıdık bir isimdi. Acaba bu ismi nerede duymuştu?
"Ben de Yuri, Bay Kael... " Demişti yavaşça. Kael omuz silkip tek parmağıyla pembe renkli tabelayı işaret ediyor. "Orda yazıyor. " Diyor basitçe.
Yuri de omuz silkiyor ve daha fazla iletişime girmeden işine devam ediyor.
O an dükkanın karşı duvarındaki ekranda oynayan görüntü dikkatini çekmişti. İmparatorun oğlunun iki gün önce bir toplantıda imparatorun yanında bulunduğu bir haber oynatılıyordu.
Yuri daha dikkatle ekrana bakarken elindeki cihazın arka panelindeki iki kabloyu çoktan sökmüş ve yerine yenilerini takmakla uğraşıyordu.
İmparator bir şey hakkında konuşup halka güvence verirken oğlu yanında taş gibi oturmuş ela gözlerini imparatora dikmişti.
Yuri bakışları, anında tepesinde dikilen Kael'e dönmüştü. Ela gözleri, koyu kahve saçları ve mükemmel yüz hatlarıyla ekrandaki imparatorun oğlunun aynısıydı.
Bir taht varisinin burada ne işi vardı?!
Yuri'nin ekrana tekrar tekrar kayan bakışlarını fark eden Kael yavaşça başını o tarafa çevirmiş ve sırıtmıştı. "Ah... " Ağzından çıkan bu ufak ses hem bir alay hem de sinir bozucu bir üstünlük taşıyordu.
"Yani sen-... " Demişti Yuri ama devamını getiremeden sesini kesip eğilmişti. "Sizi burada görmek bir onur Prens Kael... "
Kael göz devirip Yuri'nin omzuna elini koymuştu. "Böyle yapma. Başkalarının beni fark etmesini istemem. " Yüzündeki sırıtış ve doğal zarafetiyle zaten dikkat çekiyordu ama yüzünün çoğunu örten kapşonu nedeniyle insanlar onu sadece yakışıklı bir yabancı sanıp bakışlarını ona dikerek geçiyordu.
"Başkalarının sizi fark etmemesi pek de mümkün gibi durmuyor Prens-... "
"Ah, bana prens filan deme. Sadece adımla seslen. "
"Elbette... Kael..."
Birkaç yorucu saatin ardından Yuri sonunda cihazı tamir etmeyi başarmıştı.
Tüm bu süreç boyunca Kael birkez bile yanından ayrılmamış ve dikkatli gözlerle onu izlemişti. Yuri kendini baskı altında hissetmesine rağmen hiçbir şey dememişti. Eldivenlerini birkez bile çıkarmamıştı, çünkü Kael'in onun bir sayborg olduğunu öğrenmesini istemiyordu.
Kael'in de herkes gibi ona tiksintiyle bakacağını düşünmüştü.
Kael sonunda tek eliyle tamir edilmiş cihazı alıp açarken diğer eliyle masaya yaslanmıştı. Cihaz sesli bir 'bi-bip' sesiyle açılınca Kael tuttuğu nefesini vermişti. Yuri de aynı şekilde rahatlamış görünüyordu.
"Teşekkür ederim Yu. Yardımların için minnettarım. " Ses bir prensten beklenmeyecek derecede yumuşak ve tatlıydı. Üstelik sondaki göz kırpma Yuri'nin erimesine sebep olacak cinstendi.
"Ri-Rica ederim Kael... İmparatorluğa bir yardımım dokunduysa ne mutlu bana... " Derken sesindeki o hafif titremeyi saklayamadığı için içinden küfürler savuşturmaya başlamıştı.
Kael sırıtarak tam elini Yuri'nin saçlarına uzatırken bir A-robonun hafif pürüzlü sesi bu samimi ortamı delip geçiyor; "Bay Yuri, teslimatınız-. "
Anında elini çeken Kael daha diz boyuna bile gelemeyen A-roboya bakarken A-robonun görüntü sensörü Kael'i tarıyor. "Prens Kael? " Ses pürüzlü ama çoktan içine bir şaşkınlık karışmıştı.
A-robo’nun pürüzlü sesindeki o şaşkınlık, dükkanın sessizliğinde bir çan gibi çınladı. Kael’in yüzündeki o oyunbaz ifade, bir maske gibi donup kaldı; bakışları bir anlığına soğuk ve otoriter bir Prens’in sertliğine büründü. Yuri ise nefesini tutmuş, A-robo’nun sonraki cümlesini bekliyordu. Eğer bu robot bir "kayıt" veya "rapor" mekanizmasına bağlıysa, Prens’in burada olduğu haberi saniyeler içinde sarayın ağlarına düşebilirdi.
Kael aniden Yuri’ye döndü; eli hala yarı havada, Yuri’nin saçlarına uzanmış, öylece kalmıştı. Ancak bu sefer bakışlarında oyunbazlık değil, bir nevi 'kurtarıcı' arayışının getirdiği bir aciliyet vardı.
"Yu..." dedi Kael, sesi şimdi o kadar alçak ve komut vericiydi ki, Yuri ister istemez dikleşti. "Bu robotun hafızasında ne kadar saklama alanı var? Ve en önemlisi... bağlantıyı kesebilir misin?"
Yuri’nin zihni hızla çalışmaya başlarken sayborg eli, eldiveninin altında bir refleksle seğirdi. "Bağlantıyı kesebilirim ama... Prens, bu bir suç. İmparatorluk mülküne zarar vermek, sürgünle cezalandırılır."
Kael, Yuri'ye bir adım daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe artık tehlikeli bir şekilde azalmıştı. Aralarında sadece o işe yaramaz masa vardı. Kael, dükkanın o loş neon ışığında ona doğru eğildi ve fısıldadı: "Sence de şu an zaten bir suçun ortasında değil miyiz? Bir mekanikçi ve kaçak bir Prens... Bu, hikayemizin en masum başlangıcı olabilir."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 13beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…