6. bölüm · "Zamanın Gölgesindeki Şehir".
Pişmanlıklar Terazisi
Atlas kulenin devasa bronz kapısına ulaştığında, köstekli saatin yelkovanı son turuna başlamıştı. Kapı, o yaklaştıkça kendiliğinden ağır bir gıcırtıyla açıldı. İçerisi, binlerce dişlinin ve çarkın birbirine geçerek çalıştığı devasa bir makine dairesini andırıyordu. Burası zamanın kalbiydi.
Kulenin merkezinde, havada asılı duran dev bir terazi vardı. Terazinin bir kefesinde bembeyaz bir tüy, diğer kefesinde ise kapkaranlık bir taş duruyordu. Taşın ağırlığıyla terazi tamamen yana yatmıştı.
"Hoş geldin Atlas," dedi derinden gelen, yankılı bir ses. Sesin sahibi, yüzü olmayan, tamamen gölgelerden oluşmuş bir figürdü. "Zamanın akışını düzeltmek için buradasın, ama önce kendi ağırlığını vermen gerekiyor."
Atlas, elindeki kitabı teraziye koyması gerektiğini anladı. Ancak kitap, onun geçmişi, anıları ve sahafın ona olan güveniydi. Eğer kitabı bırakırsa, eve dönecek bir haritası kalmayacaktı. Eğer bırakmazsa, zaman tamamen duracak ve bu şeffaf dünyada mahsur kalacaktı.
"Benim ağırlığım, hatalarımda değil, onları düzeltme isteğimdedir!" diye bağırdı Atlas. Kitabı yavaşça karanlık taşın yanına bıraktı. O anda terazinin dengesi sarsılmaya başladı.
