1. bölüm / 1
ZAMANIN ÇOCUKLARIZAMANIN ÇOCUKLARI
Bölümler 1Şu an: ZAMANIN ÇOCUKLARI
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dünya dönerken zaman akıyor sanırdık. Ama biz zamanın sadece geçtiğini zannederken, aslında bir yerlerde durduğunu, bazen geri sardığını, bazen ileri atladığını kimse bilmiyordu. Ta ki… biz, Zaman Çocukları ortaya çıkana kadar.
Benim adım Kuzey. 12 yaşındayım. Sıradan bir çocuğum sanıyordum. Ama o sabah her şey değişti. Saat 06:07’de, odamdaki dijital saat birdenbire bozuldu. Rakamlar karmakarışık oldu ve sonra ekranında tek bir kelime belirdi:“Zaman Seçildi.”
Aynı anda şehirdeki başka üç çocuk da aynı şeyleri yaşamıştı. Lina, Rüzgâr ve Baran. Hiçbirimizin birbirinden haberi yoktu. Ta ki gizemli bir ses bizi okuldan çıkartıp eski saat kulesine götürene kadar. Saat kulesi artık kullanılmıyordu. Şehir efsanelerine göre kulede zaman durmuştu. Biz gittiğimizde, gerçekten durmuştu.
Kulenin içinde, dönen dişliler arasında bir şey vardı. Bir saat değil… bir kapı. Zamanın içinden geçilebilecek, dönemin kumaşından örülmüş bir geçit. Hiç konuşmadan içeri girdik. Çünkü içimizde bir ses “git” diyordu. Ayaklarımız geri dursa da kalbimiz ileri adım attırıyordu.
İlk geçtiğimizde 1915 yılına, Çanakkale’nin en karanlık günlerine düştük. Dört çocuk birden orada ne yapabilirdi ki? Ama zaman, bizi rastgele atmıyordu. Görevimiz vardı. Yanlış bir belge, yanlış bir mesaj taşınıyordu. Bir şey geçmişte düzeltilmezse gelecekte milyonlarca hayat etkilenecekti.
O görev bittiğinde başka bir geçit açıldı. Bu kez 2071 yılına geçtik. Geleceğin İstanbul’unda teknoloji yüksekti ama insanlar çok yalnızdı. Zaman orada çok hızlıydı. Neredeyse kimse yüzüne bakmadan yaşıyordu. Orada yapmamız gereken şey sadece bir cihazı durdurmak değil, insanlara zamanı hatırlatmaktı.
Zaman bizi eğitiyordu. Her geçişte daha çok öğreniyor, daha fazla riske giriyorduk. Ama bir noktada şunu fark ettik: Bizi sadece zaman değil, birileri izliyordu. Zamanı çarpıtmak isteyen bir grup vardı: Saat Yiyiciler. Zamanı bozan, geçmişe virüs gibi yayılan yanlışları bilerek yapan bir örgüt. Amaçları zamanı karartmak, geleceği yok etmekti.
Bize verilen son görev, kendi geçmişimize gitmekti. Yani doğduğumuz güne. Bu en zoru oldu. Kendi bebek halini görmek, ailesinin aslında sakladığı sırları öğrenmek… Zaman sadece dönem değil, aynı zamanda duyguydu. Orada öğrendik ki hepimizin zamanla ilgili bir yarası vardı. Ve o yaralar birleştiğinde biz zamanın anahtarına dönüştük.
Son savaş Zamanın Merkezi’nde gerçekleşti. Saat kulelerinin birleştiği görünmez bir boyutta. Saatler, kum saatleri, dijital ekranlar, güneş saatleri… hepsi bir araya geldiğinde Zamanın Kalbi atıyordu. Orada Saat Yiyiciler’le yüzleştik. Onların lideri, aslında bir zaman koruyucusuyken ihanete uğramış ve zamanı kendi lehine çevirmeye çalışan biriydi: Bay Teselyus.
Savaşı biz kazandık mı?
Bilmiyorum. Çünkü zaman düzeldiğinde her şey sıfırlandı. Saat 06:07’ye geri döndüm. Gözümü açtığımda odamdaki dijital saat normal çalışıyordu. Ama masasının üzerinde bir not vardı.El yazısıyla sadece şunlar yazıyordu:“Zaman, sizi hatırlıyor. Ve bir gün yine çağıracak.”
O günden sonra normal hayatıma döndüm. Ama bazen okulda Rüzgâr’la göz göze geliyorum. Bazen Baran bir şey söylemeden gülümsüyor. Lina, kütüphanede gizli kitaplara hâlâ bakıyor.
Biz normaliz. Ama aynı zamanda değiliz.Çünkü biz artık sadece çocuk değiliz.Biz Zaman Çocuklarıyız.
Ve zamanın kapıları… asla sonsuza dek kapalı kalmaz.
Bölüm etkileşimi
