1. bölüm / 3
Z İ R V EZ İ R V E
Bölümler 3Şu an: Z İ R V E
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hesabımı takip etmeyi unutmaaa
YIL 1843
Yıllar yıllar öncesiydi, o zamanlar insanlar için en iyi en güzel yaz günlerinden biriydi. Taki o geceye kadar.
Ansızın bir gece bütün şifahaneler dolmuştu bile. Bir kadın kucağında aldığı kızı ile sifahaneye doğru koştu. Bir hekimin yanına giderek kızını hasta tahtasına yatırdı. Hekim Bey'in yanına giderek "Hekim Efendi, ne olur kızıma bakın. Bir anda bedeninde yeşil çizgiler peyda oldu." Kadın ağlamaktan harap olmuş gözleri ve çatallaşmış olan sesi ile hekime yalvarmıştı resmen.
Hekim bey ise kadını sakinleştirmek adına onu kenara çekti "Biz ilgileniriz. Şimdi lütfen dışarı çıkınız." Hekim kadını dışarı çıkardıktan sonra hasta tahtasında yatırılmış olan küçük bedene gözleri takıldı. Bedeninde yeşil çizgiler etrafında ise morumsu renklerle yaralar oluşuyordu.
Hekim korktuğu şeyin başına geldiğini düsünerek kuşkuya kapıldı. Bu bir tür hastalık değildi, bu bir tür mutasyondu. Şeytanın yazdığı bir kitaptada bu yazıyordu, 'İnsanlık 4 defa mutasyana uğrayacaktı, ve her değişimlerinde sadece belirlenmiş kişiler uğrayacatı. Bu mutasyonlardan tamamen sona erdiğinde ise insanlık tamamen yok olacaktı.' hekim korkuyordu çünkü bu ikinci mutasyondu. Elini maskesine götürerek maskesini indirdi... Kendisi ilk mutasyona uğrayanlardandı ve aynı izler onun yüzündr ve bedeninde de mevcuttu.
Gel zaman git zaman, binlerce insan bu dertten yanarken her mutasyona uğrayan insan iyice mutant olur hale gelmişti. İnsanlar bu kişilere mutant diyordu ve bulşıcı olduğunu düşünerek onlardan uzaklasıyorlardı. Nerden bilebilirlerdi ki bir gün onlarda mutant olacağını. Aradan yıllar geçti. Bu zamanda bir çok insan mutasyona uğruyordu. Lakin Şeytan biliyordu ki her şeye rağmen iki insan bu 4 evrimden sağ çıkacak ve insan olarak kalacaktı. Bunun için bir şeyler yapmalıyodı.
1917 yılında bir örgüt kurmaya karar veren Şeytan 6 tane insanı ve 5 tane mutantı bir araya getirdi. Ve bu örgüte ise zirve adını verdi. Örgüttekilerin tek bir anacı vardı, iki insanın kim olacağını bilmiyorlardı ve her bir evrim gerçekleştiğinde belirli kişilerin ölmesi gerekecekti. Bunun belirleme algoritması ile yapacaklardı. Her evrim sonrası kan bağınq sahip olan hiçkimsesi mutant lmayan biri var ise o kişiyi öldüreceklerdi. Mutantlar ise o kişiyi tanıyan herkesin zihninden silecek ve o kişinin varlığına son vereceklerdi. Bu kadar basitti kural.
Yıllar sonra bunca mutant ile insanların aynı yerde yaşamasından kaynaklı çıkan sonuçlar ile mutantların ve insanların arasında bir görünmez bağ oldu. İnsanlar mutantları göremez olmuşlardı. Mutantlarda insanları. Şeytan bu örgütü kurarak kendini güvence altına aldığını düşündü. Ama nerden bilebilirlerdi ki mutanta uğramayacak iki kişiden biri örgütten olacağını...
25.06.2026
Perşembe günü
Örgüt toplanmış liderlerini bekliyorlardı. Mutantlar bir insanın lider olmasını kaldıramazken insanlar karşılarında oturan mutantlardan nefret ediyorlardı. Yeni bir insanın ölümü için toplanmıştı kurul.
Masanın etrafında oturan herkes Aren ve Miran'ı bekliyordu. Miran herkesten sonra gelir ve başkanı çıldırtmaya bayılırdı. Miran bunu alışkanlık hâline getirmişken, Aren artık onu umursamıyordu. Aren odadan içeri girdiğinde, dikdörtgen masanın etrafında oturan herkes ayağa kalkmıştı. Odayı sadece tek bir lamba aydınlatıyorken, uzun boylu adamlardan etraf neredeyse hiç görünmüyordu.
Burası aslında yıkık dökük bir depoydu. Aren, simsiyah silüetiyle içeri girdi; sert adımları ve doğuştan hafif çatık kaşlarıyla yerine oturdu.
"Oturabilirsiniz." anlamında yaptığı el hareketiyle herkes yerine oturmuştu. Artık etraf daha fazla aydınlanıyordu. Her yer doluyken bir sandalye boştu; Miran yine yoktu. Aren, bunun artık burada işi yok diye geçirdi içinden.
Aren, sert sesiyle konuştu:
"Burada neden olduğunuzu biliyorsunuz."
Barlas endişeli ama bir o kadar emin sesiyle konuştu:
"Evet ama nasıl olacak? Bu sefer işin peşini bırakmazlar. Ünlü bir iş kadınının ani ölümünü herkes konuşur. Durmazlar."
Siren boğuk sesiyle konuştu:
"Bu sefer ben yokum. O kadının geçmişini silersem bu sefer gerçekten sonu ölüm olur ve şu hiç sevmediğim fani," dedi ve Barlas'a baktı, "haklı. Peşinizi bırakmazlar."
Yalın,
"Ne demek peşinizi? Siz de bu işin içindesiniz ya." dediğinde, Nox gür bir kahkaha attı.
Nox eğlenir bir şekilde konuştu:
"Fakat görünen varlıklar sizsiniz, biz değiliz. Bizi isteseler de bulamazlar, fanicikler."
Bu iki ayrı takım birbirinden oldukça nefret ediyordu lakin atalarının hatrına birbirlerine dayanıyorlardı. Yalın bir küfür savurdu.
O sırada içeri Miran girmişti. Aren, Miran'ı görmesiyle aklına ona göre güzel olan bir fikir geldi ve sadistçe sırıttı.
Aren,
"Bakıyorum da yine geç geliyorsun, Miran." dedi.
Miran yere sağlam basar adımlarla odaya girdi. Kimseden korkmuyor ve kimseyi ciddiye almıyordu. Ölüm onun için hediye iken kimsenin karşısında eğilmezdi. O, burada sadece dedesi Mehmet için bulunuyordu.
Miran,
"Ne oldu, senden sonra gelmemi yediremedin mi?" dedi.
Aren,
"Bak Miran, sana bir görev vereceğim. Eğer görevi yaparsan başa sen geçersin. Yok yapamazsan... seni öldürmek zorunda kalırım. Nedenini biliyorsun, anlatmama gerek yok." dediğinde Miran düşündü: 'Yine ne bokluğunu üzerime atacaksın?'
Aren,
"Ha, ne dersin?" dedi.
Miran,
"Söyle..." dedi.
Aren anlatmaya başlamıştı...
Larin'in ağzından
Alarm niyetine Dora'nın o kargaşa çıkaran sesiyle uyanmıştım.
"OLMAMIŞ MI? DOYMAMIŞ MI? ÖFKEN HİÇ DURULMAMIŞ MI? GİTTİĞİN YERDE KİMSELER AVUTMAMIŞ MI? ZOR YORULMA BÖYLE ZOR..."
"Sus artık, kadın." desem de duyduğunu sanmıyordum. Son ses müzikle şarkı söylerken kimseyi duymazdı; kendi duymadığı gibi...
Yataktan kalktığımda karşımda yine kitaplığım vardı. Her baktığımda içim açılıyordu resmen. Karşımda duran kitaplığa daha fazla bakmayarak yataktan kalktım.
Yataktan kalkarak odadan çıktığımda Dora hâlâ salonun ortasında dans ederek şarkı söylüyordu.
"Dora, kes artık şunu."
"DORAA!"
...
"Peki, sen bilirsin." dedikten sonra televizyon ile evin duvarlarına monteli hoparlörler arasındaki bağlantıyı kesmiştim. Artık sinirlenmeye başlıyordum.
"Dora, bu ses ne? Neden böyle bir şey yapıyorsun? Uyuduğumu biliyorsun." dediğimde çok değişik davranıyordu bugün.
Yüzüme baktı, baktı ve sonra gülümseyerek evden çıktı. Bu kızın derdi neydi? Beni bu kadar sinirlendirmek zorunda mıydı? Özellikle bugün onun ölüm yıl dönümü olmasına rağmen nasıl böyle hareket edebilirdi? O, Dora'nın eski sevgilisiydi. Çok güzel giden ilişkileri vardı fakat iki yıl önce vefat etmişti. Tam odama geri dönüp üzerimi değiştirmek için arkamı döndüğümde koridordan Dora çıkmıştı...
DORA ÇIKMIŞTI...
"(ÇIĞLIK ATAR)!"
"DORAAA!"
"Ne oluyor, Larin? Neden bağırıyorsun?" diye sormasıyla korkum daha da artmıştı. Sesi uyku mahrumu geliyordu. Nasıl yeni uyanmış olabilirdi?
"S-se-sen..." Konuşamıyordum. O dışarı çıkmıştı. Evden gitmişti. Anahtarını almamıştı. Tekrar eve giremezdi. Bu nasıl olurdu? O gerçekti.
"Tamam, bak geçti. Ne oldu bilmiyorum ama yanlış giden bir şeyler olduğu belli. Tamam mı?" demesiyle kafamı kaldırıp ona baktım. Galiba halüsinasyon görmüştüm.
Ama çok belliydi ki her şey yeni başlıyordu...
- bölüm sonu -
Bölüm etkileşimi
