1. bölüm / 1
YUNUS EMRE DİVANI TÜRKİYE TÜRKÇESİYLEYUNUS EMRE DİVANI TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE
Bölümler 1Şu an: YUNUS EMRE DİVANI TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
YUNUS EMRE DİVANI
TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE
1
Sensüz yola girürisem çârem yok adım atmaga
Gevdemde kuvvetüm sensin başum götürüp gitmege
Çeviri: Sensiz yola girersem eğer, çarem yok adım atmaya,
Gövdemdeki kuvvetim sensin, başımı alıp gitmek için.
2
Gönlüm canum ‘aklum bilüm senün ile karâr ider
Pervâz ururlar dem-be-dem uçuban dosta gitmege
Çeviri: Gönlüm, canım, aklım, bilgim seninle huzur bulur,
Kanat çırparlar her an, uçarak dosta gitmek için.
3
Kendüliginden geçeni togan ider ma'şûk anı
Ördek ü keklige salar sürü idüben tutmaga
Çeviri: Benliğinden vazgeçeni, doğan kuşu yapar sevgili onu,
Onu ördek ve kekliğe salar, kovalayıp tutmak için.
Açıklama: Gerçek âşık benliğini bırakır, Allah onu kendine çeker.
4
Âşık mı diyem ben ana Tanrı'nun uçmagın seve
Uçmak dahı tuzagımış mü'min cânların tutmaga
Çeviri: Aşık mı diyeyim ben ona, Tanrı'nın cennetini sever,
Cennet dahi tuzakmış, müminlerin canlarını tutmak için.
Uçmagın: Cennetini.
Açıklama: Gerçek aşk Allah’a yöneliktir; cennet arzusu bile engel olabilir.
5
Ganî Cebbâr ‘ışk erine bin Hamza'ca kuvvet virür
Tagları yirinden ırar yol eyler dosta gitmege
Çeviri: Zengin ve kudretli olan Allah, aşk erine bin Hamza kadar kuvvet verir,
Dağları yerinden söker, yol yapar dosta gitmeye.
Ganî: İhtiyaçsız, sonsuz zengin, Allah'ın isimlerinden biri.
Cebbâr: İstediğini zorla yaptıran, dilediğini ıslah eden.
Açıklama: İlahi kudret, âşığa imkânsızı mümkün kılar.
6
Yüz bin Ferhâd külüng almış kazar taglar bünyâdını
Kayalar kesüp yol eyler Âb-ı Hayât akıtmaga
Çeviri: Yüz bin Ferhat kazma almış, kazar dağların temelini,
Kayaları kesip yol yapar, hayat suyu akıtmaya.
Âb-ı Hayât: Hayat suyu, ölümsüzlük suyu.
7
Âb-ı Hayât'un çeşmesi ‘âşıklarun visâlidür
Kadehi tolu yüridür susamışları yakmaga
Çeviri: Hayat suyunun çeşmesi, aşıkların kavuşmasıdır,
Kadehi dolu gezdirir, susamışları yakmaya.
Açıklama: Gerçek hayat Allah’a kavuşmadadır.
8
Âşık kişi miskîn olur yol içinde teslîm olur
Kim n'iderse boyun bura çâre yok gönül yıkmaga
Çeviri: Aşık kişi alçakgönüllü olur, yol içinde teslim olur,
Kim ne ederse boyun eğer, çare yok gönül yıkmaya.
9
Yidi veyil Tamu'sını kül eyler ‘âşıklar âhı
Kasd ider sekiz uçmagı nûr ide nûra katmaga
Çeviri: Yedi cehennem azabını, kül eder aşıkların ahı,
Niyet eder sekiz cenneti, Nur eder, nura katmaya.
Açıklama: Aşığın özü her yeri aydınlatıp ilahi nura kavuşturur.
10
Bildük gelenler geçdiler gördük konanlar göçdiler
Işk şarâbın içen cânlar uymaz göçmege konmaga
Çeviri: Bildik, dünyaya gelenler geçtiler, gördük, konanlar göçtüler.
Aşk şarabını içen canlar, uymaz göçmeye konmaya.
Açıklama: İlahi aşkı tadanlar dünya telaşını ve ölümü dert etmez.
11
Tutulmadı Yunus cânı geçdi Tamu'dan Uçmak'dan
Yola düşüp dosta gider gine aslın ulaşmaga
Çeviri: Tutulmadı Yunus’un canı, geçti cehennemden cennetten,
Yola düşüp dosta gider, yine aslına ulaşmaya.
Gine: Yine, tekrar.
Açıklama: Yunus’un hedefi ne cehennem ne cennet; yalnızca Allah’a kavuşmaktır.
*
1:
Işk da‘vîsin kılan kişi hîç anmaya hırs u hevâ
Işk evine girenlere ayruk ne meyl ü ne vefâ
Çeviri: Aşk davasını güden kişi, hiç anmasın hırs ve hevesi,
Aşk evine girenlerde, dünyaya ne meyil ne de vefa olur.
2
Girçek ‘âşık olan kişi anmaya dünyâ-âhiret
Âşık degüldür ol kişi yüriye ‘izzeti kova
Çeviri: Gerçek aşık olan kişi, anmaz dünyayı ahireti,
Aşık değildir o kişi, yürür dünyalık itibar kovalar.
3
Her kim ‘izzetden geçmedi ‘âşıklık bühtândur ana
Hergiz girdügi yok durur ‘ışkıla ‘izzet bir eve
Çeviri: Her kim dünya mevkisinden vazgeçmedi, aşıklık iftiradır ona.
Asla girdiği yoktur, aşk ile mevki bir eve.
Açıklama: Gerçek aşk, makam ve şanla bağdaşmaz.
4
Diliyile ‘ışk diyenler bilmediler ‘ışk neydügin
Benüm cevâbum sen eyit ‘ışka ‘izzet midür bahâ
Çeviri: Diliyle aşk diyenler, bilmediler aşkın ne olduğunu,
Benim cevabımı sen söyle,-aşkın bedeli makam mıdır.
Bahâ: Bedel, paha, değer, karşılığı.
5
İzzet ü erkân kamusı bunlardur dünyâ sevgüsi
Işkdan haber eyitmesün kim dünyâ ‘izzetin seve
Çeviri: Saygınlık ve makamların hepsi, bunlardır dünya sevgisi,
Aşktan haber vermesin, her kim dünya itibarını seviyorsa.
Açıklama: Dünya sevgisi, aşkın önünde engeldir.
6
Dünyâ vü ‘izzet ‘ışkıla bunlar sâz-kâr olmadı
Vallah nükte benüm degül ‘ışk hâzırdur görmez revâ
Çeviri: Dünya ve itibar, aşk ile bunlar uyumlu olmadı,
Vallahi bu ince söz benim değildir, aşk her yerde hazırdır. ayrılığı uygun görmez.
Nükte: İnce anlamlı söz, derin espri, gizli gerçek.
7
Her kimde kim ‘ışk varısa ayruk ne sıgar ol yire
Dost döşegine geçemez at u katır yâhûd deve
Çeviri: Her kimde aşk var ise, başka ne sığar o yere,
Dostun makamına giremez at, katır yahut deve.
Açıklama: Gönül, aşkın mekanıdır. Hayvani huylar oraya giremez.
8
Bu cümle ‘âşık olanlar ‘ışkıla geldiler bile
Müşâhadeye gark olan düşmeyiserdür ol eve
Çeviri: Bu bütün aşık olanlar, aşk ile birlikte geldiler,
Onu görmeye dalanlar, düşmeyecektir o eve.(nefsin tuzağına)
9
Yûnus'ı ‘âşık diyüben zinhâr özenüp gelmenüz
Çok bezirgân ziyân ider varıcagız ırak çava
Çeviri: Yunus’a aşık diyerek, sakın özenip gelmeyiniz,
Çok tüccar zarar eder, varınca uzak pazara.
*
1
Bir kez yüzün gören senün ‘ömrince hîç unutmaya
Tesbîhi sensin dilinde ayruk nesne eyitmeye
Çeviri: Bir kez senin yüzünü gören, ömrü boyunca hiç unutmaz,
Tesbihi (zikri) sensin dilinde, başka bir şey söylemez.
2
Tâ‘atuna turan zâhid nazaruna irerise
Tesbîhini unıdup ol ayruk secde de itmeye
Çeviri: İbadetine devam eden zahit, senin bakışına ererse,
Tesbihini unutur, o başka secde de etmez.
Zâhid: Dünyadan el çekip kendini ibadete veren, kaba sofu.
3
Agzına şekker aluban gözleri sana tuş olan
Unıda şekkerini ayruk çeyneyüben yutmaya
Çeviri: Ağzına şeker alıp, gözleri sana değen,
Unutur şekerini, artık çiğneyip yutmaz.
Açıklama: İlahi güzellik dünyevi tatları unutturur.
4
Görse yüzün nûrınun balkıdugını gelüp
Ayun on dördi gicesi senden sebak itmeye
Çeviri: Görse Yüzünün nurunun parladığını gelip,
Ayın on dördüncü gecesi,(dolunay bile) senden ders alamaz.
Ayun on dördi: dolunay. Ayın on dördüncü günü; ayın en parlak hali.
Açıklama: İlahi nur, ay ışığından bile üstündür.
5
Ben seni sevdügüm içün eger bahâ dirlerise
İki cihân milkin virem dahı bahâsı yitmeye
Çeviri: Seni sevdiğim için, eğer bedel sorarlarsa,
İki dünya mülkünü versem, yine de bedeli yetmez.
6
İki cihân toptolu bâg u bostân olurısa
Senün kokundan eyü gül bostân içinde bitmeye
Çeviri: İki dünya dopdolu, bağ ve bahçe olursa,
Senin kokundan iyi gül, bahçe içinde yetişmez.
Açıklama: İlahi güzellik tüm dünyevi güzellikleri aşar.
7
Gül ü reyhânun kokusı ‘âşıkıla ma‘şûkadur
Âşık olanun ma‘şûkı hergiz öginden gitmeye
Çeviri: Gül ve reyhanın kokusu, âşıkla sevgiliye aittir.
Âşık olanın sevgilisi asla (gözünün) önünden gitmez.
Gül ü reyhânun: Gül ve fesleğenin.
8
İsrâfil sûrın urıcak mahlûkât turugelicek
Senün ününden artuk hîç kulagum işitmeye
Çeviri: İsrafil sura vurunca, mahlukat ayağa kalkınca,
Senin sesinden başka hiçbir şeyi kulağım işitmez.
İsrâfil: Kıyamet günü sura üflemekle görevli melek.
Mahlûkât: Yaratılmışlar, tüm canlılar.
9
Zühre yire inübeni sazın nüvaht eylerise
Âşıkun ‘işreti sensüz gözi ol yana gitmeye
Çeviri: Zühre yere inip sazını çalarsa,
Âşığın eğlencesi sensiz olmaz, gözü o yana gitmez.
Zühre: mitolojideki güzel kadın. Venüs gezegeni,
Açıklama: İlahi aşk, dünyevi eğlenceleri anlamsız kılar.
10
N'ider ‘âşık hânumânı sensüz cihânı yâ cânı
İki cihân fidâ sana kimsene gümân dutmaya
Çeviri: Âşık ne etsin evi barkı, Sensiz dünyayı ya da canı,
İki cihan feda sana, kimse (bundan) şüphe duymasın.
11
Sekiz Uçmagun Hûrîsi eger bezenüp geleler
Senün sevgünden özgeyi gönlüm hîç kabûl itmeye
Çeviri: Sekiz cennetin hurileri, süslenip gelseler,
Senin sevginden başkasını gönlüm hiç kabul etmez.
12
Bu dünyede ne ola kim âhiretde ol olmaya
Hûrıla Gılmân gelicek ‘âşık elin uzatmaya
Çeviri: Bu dünyada ne var ki, ahirette o olmasın,
Huriler ve gılmanlar gelince, âşık elini uzatmaz.
Hûrıla Gılmân: Cennet kızları (huriler) ve cennet hizmetçileri (genç erkekler).
13
Yûnus seni seveliden beşâret oldı cânına
Her dem yeni dirlikdedür hergiz ‘ömrin eskitmeye
Çeviri: Yunus seni sevdiğinden beri, canına müjde oldu,
Her an yeni bir yaşamdadır, asla ömrünü eskitmez.
Açıklama: Yunus, her an yeni bir doğuş ve tazelik içindedir.
*
1
İki cihân zindânısa gerek bana bostân ola
Ayruk bana ne gam gussa çün ‘inâyet dostdan ola
Çeviri: İki cihan (başkasına) zindan ise, bana bahçe olur,
Artık bana ne gam, ne keder, çünkü yardım dost’tan olur.
İki cihân: Dünya ve ahiret.
Ne gam: Ne keder, ne tasa.
2
Varam ol dosta kul olam her dem açılam gül olam
Hem söyleyem bülbül olam turagum gülistân ola
Çeviri: Varayım o dosta kul olayım, her an açılayım gül olayım,
Hem söyleyeyim bülbül olayım, durağım gül bahçesi olsun.
3
Ol dost yüzin gördi gözüm erenlere toprak yüzüm
Söz bilene iş bu sözüm gerek şekeristân ola
Çeviri: O dostun yüzünü gördü gözüm, erenlere topraktır yüzüm,
Söz bilene işte bu sözüm, şeker bahçesi olsun.
Toprak: mütevazılık sembolü.
4
Sensüz iki cihân benüm zindân görinür gözüme
Senün ‘ışkunla bilişen gerek hâssü‘l-hâsdan ola
Çeviri: Sensiz iki dünya benim gözüme zindan görünür,
Senin aşkınla tanışan, seçkinlerin en seçkini olur.
Zindân: Hapishane, karanlık ve dar yer.
Hâssül-hâsdan: Seçkinlerin en seçkini, en özel mertebede olan.
5
Her da‘vîden geçen kişi Hak'dan yana uçan kişi
Işk şarâbın içen kişi geh esrük geh mestân ola
Çeviri: Her davadan vazgeçen kişi, Hak’tan yana uçan kişidir,
Aşk şarabını içen kişi kah sarhoş, bazen mest olur.
Geh: Kah, bazen, zaman zaman
Mestân: Mest olanlar, kendinden geçenler, hayranlar.
6
Kördür münâfıkun gözi yarın kara koyar yüzi
Halkun bana acı sözi gerek şekeristân ola
Çeviri: Kördür münafığın gözü, yarın kara çıkarır yüzünü,
Halkın bana acı sözü, şeker bahçesi olur.
Münâfıkun: İkiyüzlünün, içi dışı bir olmayanın.
Kara koyar: Utandırır, rezil eder, siyah eyler.
7
Her dem yüzüm yire uram Allah'uma şükür kılam
Ben benligüm dosta virem ne da'vî yâ destân ola
Çeviri: Her an yüzümü yere koyayım, Allah'ıma şükredeyim,
Ben benliğimi Dost'a vereyim, ne dava ne de destan olur,
Destân: Hikâye, dilden dile dolaşan söz.
Açıklama: Geriye ne insanlarla güdülecek bir dava ne de anlatılacak bir hikâye kalsın.
8
Işka döyemedi özüm gensüzin açıldı râzum
Yûnus senün iş bu sözün ‘âlemlere destân ola
Çeviri: Aşka dayanamadı özüm, kendiliğinden açıldı sırrım,
Yûnus senin iş bu sözün, alemlere destan olsun.
*
1
Işk etegin tutmak gerek ‘âkıbet zevâl olmaya
Işkdan bir elif okıyan kimseden su'âl olmaya
Çeviri: Aşkın eteğini tutmak gerekir ki, sonu yok olmasın,
Aşktan bir harf okuyan kimseye soru sorulmaz.
Âkıbet: Son, sonuç, nihayet.
Bir elif: İlk harf, başlangıç, bir tek hece.
2
Işk didügün bilürisen ‘ışka gönül virürisen
Işk yolına mâl ne olur cân dahı muhâl olmaya
Çeviri: Aşk’ın dediğini bilirsen, aşka gönül verirsen,
Aşk yolunda mal nedir ki, can fedası dahi imkansız olmaz.
Açıklama: Gerçek aşk yolunda mal ve can feda edilir.
3
Âsil-zâdeler nişânın eger bilmek dilerisen
Her sözinün ma'nîsi var sözi sebük sal olmaya
Çeviri: Soyluların işaretini, eğer bilmek istersen,
Her sözünün manası vardır, sözü değersizce ortaya atmış olmaz.
Âsil-zâdeler: Soylu olanlar, asalet sahipleri.
4
Âriflerden nişân budur her gönülde hâzır ola
Kendüyi teslîm eyleye sözde kîl ü kâl olmaya
Çeviri: Âriflerin işareti budur, her gönülde hazır olur,
Kendini teslim eder, sözünde dedikodu ve boş laf olmaz.
5
Görmez misin sen aruyı her bir çiçekden bal ider
Sinegile pervânenün yuvasında bal olmaya
Çeviri: Görmez misin arıyı, her bir çiçekten bal eder,
Sinekle gece kelebeğinin yuvasında bal olmaz.
6
Eger güher isterisen hıdmet eyle ‘âriflere
Câhil bin söz söylerise ma'nîde miskâl olmaya
Çeviri: Eğer cevher istersen, hizmet eyle ariflere,
Cahil bin söz söylese de, manada zerre ağırlığı olmaz.
7
Miskîn Yûnus zehr-i kâtil ‘ışk elinden tiryâk olur
İlm ü ‘amel zühd ü tâ'at pes ‘ışksuz helâl olmaya
Çeviri: Miskin Yunus der ki- öldürücü zehir, aşk elinde panzehir olur,
İlim, amel, zühd ve ibadet; aşksız helal olmaz.(uygun olmaz)
Miskîn: Zavallı, alçakgönüllü, varlıktan vazgeçmiş.
Açıklama: Aşksız ibadet ve ilim eksiktir.
*
1
Anmaz mısın sen şol güni gözün nesne görmez ola
Düşe sûretün topraga dilün haber virmez ola
Çeviri: Hatırlamaz mısın sen o günü, gözün hiçbir şey görmez olacak,
Düşünce bedenin toprağa, dilin haber vermez olacak.
2
Çün ‘Azrâîl'i ne tuta assı kılmaz ana ata
Kimse döymez o heybete halkdan meded irmez ola
Çeviri: Azrail seni tutunca, fayda etmez anne ve baba,
Kimse dayanamaz o heybete, halktan yardım gelmez olur.
Azrâîl: Ölüm meleği.
3
Gele sana cân alıcı dahı cân alur kılıcı
Aklunı başdan alıcı bir dem amân virmez ola
Çeviri: Gelir sana can alıcı, can alan kılıcıyla,
Aklını başından alacak, bir an bile aman (mühlet) vermez olur.
Amân: Aman: mühlet, kurtuluş izni, bağışlama.
4
Evvel gele şol yuyucı ardınca şol su koyucı
İledüp kefen sarıcı bunlar hâlün bilmez ola
Çeviri: Önce yıkayıcı gelecek, ardından su dökücü,
Götürüp kefenini saracak, bbunlar halini bilmez olur.
Kefen: (Arapça) Ölü örtüsü, kefen.
5
Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna
Sonra gelmek peşimâna sana assı kılmaz ola
Çeviri: Oğlan gider hocaya, sela okunur dosta düşmana, (çağırırlar)
Sonra pişman olmak, sana fayda etmez olur.
Oglan: (Türkçe) Genç, evlat, çocuk.
6
Agaç ata bindüreler sinden yana göndereler
Yir altına indüreler kimse ayruk görmez ola
Çeviri: Seni tabuta bindirirler, kabre doğru gönderirler,
Yerin altına indirirler, seni artık kimse görmez olur.
Agaç at: Tabut (mecazen ağaçtan yapılmış binek).
7
Üç güne dek oturalar hep işüni bitüreler
Ol dem dile getüreler ayruk kimse anmaz ola
Çeviri: Üç güne dek otururlar, bütün işini bitirirler,
O an dile getirirler, sonra kimse anmaz olur.
Açıklama: Ölümden sonra kısa süre anılır, sonra unutulur.
8
Yûnus miskîn bu ögüdi sen sana virsen yig idi
Bu şimdiki mahlûkâta ögüt assı kılmaz ola
Çeviri: Zavallı Yunus bu öğüdü, sen kendine versen iyi idi,
Bu şimdiki halka öğüt, fayda etmez olur.
*
1
İy ‘âşıkan iy ‘âşıkan ‘ışk mezhebi dîndür bana
Gördi gözüm dost yüzüni yas kamu dügündür bana
Çeviri: Ey âşıklar, ey âşıklar Aşk mezhebi (yolu) dindir bana,
Gördü gözüm dost yüzünü, yas (matem) tamamen düğündür bana.
Mezhebi: Gidilen yol, benimsenen yöntem, doktrin.
Yas: Matem, keder.
2
Ayruk bize yas eylemez gönlümüzi pâs eylemez
Hak'dan gelen görklü âvâz andan gelen ündür bana
Çeviri: Artık bize yas eylemez, gönlümüzü pas eylemez,
Hak’tan gelen güzel ses, ondan gelen çağrıdır bana.
3
Ayruk bana ben dimeyem kimesneye sen dimeyem
Ya kul ya sultân dimeyem kalsun işidenler tana
Çeviri: Artık bana -ben demeyeyim, kimseye de -sen demeyeyim,
Ne kul ne sultan demeyeyim, kalsın işitenler hayrette.
Kul: Köle, hizmetkar, yaratılan.
Sultân:)Hükümdar, padişah.
Açıklama: Yunus benlikten ve ayrımdan geçmiştir. Kul-sultan farkı yoktur.
4
Senden sana varur yolum senden seni söyler dilüm
Allah sana irmez elüm bu hikmete kaldum tana
Çeviri: Yolum senden sana varır; dilim senden seni söyler,
Allah sana ermez elim, bu hikmetten kaldım hayrette.
Hikmet: Bilgelik, gizli sebep, ilahi sır.
5
Ben ‘ışkundan ırılmayam dergâhundan sürülmeyem
Bundan dahı giderisem senün ile varam sana
Çeviri: Ben aşkından ayrılmayayım, kapından sürülmeyeyim,
Buradan dahi gidersem, seninle varayım sana.
6
Ol dost bizi viribidi var dünyayı bir gör didi
Geldüm gördüm bir ârâyiş seni seven kalmaz ana
Çeviri: O dost bizi gönderdi, var dünyayı bir gör dedi,
Geldim gördüm bir süstür, seni seven kanıp kalmaz ona.
7
Kullarına va'deyledi yarınki gün görnem didi
Ol dostlarun sevindügi yarınum bugündür bana
Çeviri: Kullarına vaat etti, yarınki gün görüneyim dedi,
O dostların sevineceği, yarınım bugündür bana.
8
Dost ‘ışka ulaşalıdan dünyâ âhiret bir oldı
Ezel-ebed sorarısan dün ile bugündür bana
Çeviri: Dost’un aşkına erdiğimden beri, dünya ahiret bir oldu,
Ezel ebed (geçmişi geleceği) sorarsan, dün ile bugündür bana,
Ezel: Başlangıcı olmayan geçmiş zaman.
Ebed: Sonu olmayan gelecek zaman.
9
Yûnus seni dîn idindi dîn nedür îman idindi
Işka bugün yarın n'olur işi nedür öndin sona
Çeviri: Yunus seni din edindi, din nedir ki iman edindi,
1:Aşka bugün yarın ne olur, işi nedir baştan sona,
2:Aşk için "bugün" veya "yarın"ın hükmü yoktur. Onun işi başlangıçtan sonsuza dek sürer gider.
Açıklama: Aşkın zamanla ilgisi yoktur. Önce-sonra ayrımı ortadan kalkar.
*
1
İy pâdişâh iy pâdişâh uş ben beni virdüm sana
Genc ü hazînem kamusı sensün benüm önden sona
Çeviri: Ey padişah, ey padişah, işte ben beni verdim sana,
Hazine ve definem hep sensin benim, baştan sona.
2
Evvel dahı bu ‘akl u cân seninleyidi asl-ı kân
Âhir girü sensün mekân anda varam senden yana
Çeviri: Ezelden beri aklım ve ruhum seninleydi, maden ocağının aslı,
Sonunda yine mekan sensin, orada varayım sana doğru.
Mekân: Yer, yurt, durak.
3
Bu âhıla bu zârıla bu hikmeti kim ne bile
Bilse dahı gelmez dile tutdum yüzüm senden yana
Çeviri: Bu ah ile bu ağlayışla, bu hikmeti kim ne bilir,
Bilse dahi gelmez dile, çevirdim yüzümü senden yana.
Hikmet: Gizli sebep, derin anlam.
4
Dursam senünle dururam baksam senünle bakaram
Her kancaru kim yürürem gönlüm yöni senden yana
Çeviri: Dursam seninle dururum, baksam seninle bakarım.
Her nereye yürürsem, gönlüm yönü senden yanadır.
5
Sensün bana cân u cihân sensün bana genc-i nihân
Senün durur assı-ziyân ne iş gele benden bana
Çeviri: Sensin bana can ve cihan, sensin bana gizli hazine,
Senindir kâr ve zarar, ne iş gelebilir benden bana,
Cihân: Dünya, evren, alem.
6
Yûnus sana tutdı yüzin unıtdı cümle kendözin
Cümle sana söyler sözin sensün söz söyleden bana
Çeviri: Yunus sana döndü yüzünü, unuttu tamamen kendi özünü,
Herkes sana söyler sözünü, sensin sözü söyleten bana,
1
Anma mısın sen şol güni cümle ‘âlem hayrân ola
N'idesini bilimeye bî-hod u ser-gerdân ola
Çeviri: Hatırlamaz mısın o günü, bütün âlem hayran kalacak.
Ne edeceğini bilmeyip, şaşkın ve perişan olacak.
Açıklama: Kıyamet günü herkes şaşkınlık içinde kalır, ne yapacağını bilemez.
2
İsrâfil sûrını ura cümle mahlûk turı gele
Dirilüben haşre vara anda kâzî Sübhân ola
Çeviri: İsrafil suru vurunca bütün mahlûkat ayağa kalkacak.
Dirilip haşre varacak; orada hâkim Allah olacak.
İsrâfil: Kıyamet günü sura üflemekle görevli melek.
Mahlûk: Yaratılmış varlıklar.
3
Zebânîler çeke tuta götüre Tamu'ya ata
Deri yana sünük düte dün-gün işi efgân ola
Çeviri: Zebaniler tutup çekince, götürüp cehenneme atar,
Deri yanınca kemik tüter, gece gündüz işi feryat olur.
Zebânîler: Cehennemde görevli melekler.
4
Mâlik çagıra Tamu'ya çek anı meydâna getür
Hak korkısından Tamu'da ditreyüben figân ola
Çeviri: Malik cehenneme seslenir -Çek onu meydana getir,
Hak korkusundan cehennemde, titreyerek feryat olur.
Mâlik: Cehennemin bekçisi olan melek.
5
Mâlik eydür hey hey Tamu korkubanı ditrer kamu
Tanrı buyrugın tutmayan anda bişe biryân ola
Çeviri: Malik der “hey- hey”, cehennem korkusundan titrer herkes,
Tanrı buyruğunu tutmayan, orda pişince kebap olur. (kavrulur)
6
Taglar yirinden ırıla heybetinden gök yarıla
Yılduzlar bagı kırıla düşe yire perrân ola
Çeviri: Dağlar yerinden oynar, heybetinden gök yarılır,
Yıldızların bağı kırılır, düşer yere uçuşup dağılır.
7
Yazuklarumuz tartıla anca perdeler yırtıla
Bilmedügün günâhlarun anda sana ‘ıyân ola
Çeviri: Günahlarımız tartılacak, o anda perdeler yırtılır.
Bilmediğin günahların, orada sana açık olur.
Açıklama: Hesap gününde gizli günahlar bile ortaya çıkar.
8
Yûnus eydür iş bu sözi dergâhına dutgıl yüzi
Diler Hak'ı göre gözi hem ‘inâyet andan ola
Çeviri: Yunus söyler bu sözü, Hakkın kapısına çevir yüzünü,
Diler Hakk'ı görmeyi gözü, hem yardım Ondan olur.
1
Aceb ‘aceb ne nesnedür bu derdile firâk bana
Cânumı serhoş eyledi ‘ışk agusı tiryâk bana
Çeviri: Acayip hayret nasıl bir şeydir, bu dertle ayrılık bana,
Canımı sarhoş etti, aşkın zehri panzehir (ilaç) oldu bana.
2
Kimün ki renci varısa derdine dermân istesün
Kesdi benüm bu rencümi dermân oldı bu derd bana
Çeviri: Kimin ki sızısı var ise, derdine derman istesin,
Kesti benim bu sızımı, derman oldu bu dert bana.
3
Işk odına yan dirisen gönüllere gir dirisen
Karanular aydın ola ne kandîl ü çerâk bana
Çeviri: Aşk ateşine yan dersen, gönüllere gir dersen,
Karanlıklar aydın olur, bana ne kandil ne de ışık gerek.
Kandîl: Kandil: yağ lambası.
Çerâk: Çerağ: mum, ışık veren kaynak.
4
Gökden inen dört kitâbı günde bin kez okurısan
Erenlere münkirisen dîdâr ırak senden yana
Çeviri: Gökten inen dört kitabı, günde bin kez okusan da,
Eğer Erenlere inkârcıysan, Hak’ın yüzü uzak senden yana.
Erenlere: Hakikat yolunda mertebe katetmiş olanlara, velilere.
5
Miskîn Yûnus erenlere tekebbür olma toprak ol
Toprakda biter küllîsi gülistânı toprak bana
Çeviri: Zavallı Yunus, Erenlere karşı kibirli olma, toprak gibi ol.
Topraktan biter Her şey (yetişir), gül bahçesi toprak bana.
Toprak: Alçakgönüllülüğün sembolü.
*
1
Ol kişinün yokdur yâri iş bu cihân zindân ana
Dimesün kim ben şâdıyam ya şâdılık kandan ana
Çeviri: O kişinin yoksa dostu, işte bu dünya zindandır ona,
Demesin ki ben mutluyum, ya mutluluk nereden gelsin ona.
2
Şeddâd yapdı Uçmagını girmedin aldı cânını
Bir dem amân virdürmedi yidi iklîm dutan ana
Çeviri: Şeddad cennetini yaptı, ama içine giremeden aldı canını,
Bir an bile mühlet verilmedi, Yedi bölgeye hükmeden ona.
Şeddâd: Ad kavminin meşhur hükümdarı. Cennete rakip olarak İrem bağlarını yaptıran mağrur kral.
Yidi iklîm: Yedi iklim: Dünyanın tamamı. Eski coğrafyada yeryüzü yedi bölgeye ayrılırdı.
Amân: Aman: mühlet, kurtuluş izni.
3
Dimesün kim müselmânam Çalap emrine fermânam
Dutmazısa Hak sözini fâyide yok dînden ana
Çeviri: Demesin -ben Müslümanım, Tanrı emrine boyun eğenim,
Tutmazsa Hak sözünü, fayda yok dinden ona.
4
Eyitmesün çogaç togar etüm-tenüm üşütmeye
Çün vücûdun delük degül şu'le irmez günden ana
Çeviri: Söylemesin güneş doğar, etim tenim üşümez,
Vücudun delik değil, ışık girmez güneşten ona.
Açıklama: Kalp gözün kapalı olduğu sürece, ilahi nur içeri giremez.
5
Er tonını giyübeni togru yola gelmezise
Çıkarsun ol tonı yohsa noksân irer tondan ana
Çeviri: Er elbisesini giyip de, doğru yola gelmez ise,
Çıkarsın o elbiseyi, yoksa eksiklik gelir elbiseden ona.
Er: (Türkçe) Yiğit, kâmil insan, mürşid.
6
Ol kişi kim sagır durur söyleme Hak sözin ana
Ger dirisen zâyi‘ olur nasîb yokdur sözden ana
Çeviri: O kişi ki sağırdır, söyleme Hak sözünü ona,
Eğer dersen boşa gider, nasip yoktur sözden ona.
7
Ol kişi kim yol eridür garîb gönüller yâridür
Bir söz diyem tutarısa yigdür şeker baldan ana
Çeviri: O kişi ki yol eridir; garip gönüllerin yâridir (dostudur).
Bir söz diyeyim tutar ise, şekerden baldan iyidir ona.
8
Yûnus senün kulun durur bellü bilürsin sen anı
Ko söyleyenler söylesin ne yapışur dilden ana
Çeviri: Yunus senin kulundur, besbelli bilirsin sen onu,
Bırak söyleyenler söylesin, ne yapışır dilden ona.
*
1
Benem ol ‘ışk bahrîsi denizler hayrân bana
Deryâ benüm katremdür zerreler ‘ummân bana
Çeviri: Benim o aşk denizcisi, denizler hayran bana,
Deniz benim bir damlamdır, zerreler zerreler okyanustur bana.
Açıklama: Aşkla genişleyen gönül için koca denizler sadece bir damla, en küçük zerre ise sonsuz bir okyanustur.
2
Kâf Tagı zerrem degül ay u güneş bana kul
Aslum Hak'dur şek degül mürşiddür Kur'ân bana
Çeviri: Kaf Dağı benim bir zerrem bile değildir, ay ve güneş kuldur bana.
Aslım Hak'tır, şüphe değil; Kur'an bana mürşiddir.
Kâf Tagı: Kaf Dağı, mitolojideki aşılmaz büyük dağ.
Mürşiddür: Doğru yolu gösteren rehberdir.
3
Çün dosta gider yolum mülk-i ezeldür ilüm
Hak'dan söyler bu dilüm ne kul ne sultân bana
Çeviri: Çünkü dosta gider yolum, ezel mülküdür vatanım,
Hak’tan söyler bu dilim; ne kul ne sultan gerek bana.
Mülk-i ezel: Başlangıcı olmayan mülk.
4
Yogıdı bu bârigâh varıdı ol pâdişâh
Âh bu ‘ışk elinden âh derd oldı dermân bana
Çeviri: Yok iken Bu dünya sarayı, var idi o padişah,
Ah, bu aşkın elinden ah, derd bana derman oldu.
Pâdişâh: Hükümdar, sultan, Allah.
5
Âdem yaradılmadın cân kalıba girmedin
Şeytân la'net olmadın ‘Arşıdı sayvân bana
Çeviri: Âdem yaratılmadan, can bedene girmeden,
Şeytan lanetlenmeden önce, Arş bana gölgelikti.
6
Diledi göre yüzin işide kendü sözin
Nazar kıldı bir kezin anda cân virdi bana
Çeviri: Diledi Kendi yüzünü görmeyi, kendi sözünü işitmeyi,
Bir kez baktı da bana, o anda can verdi bana.
7
Yaradıldı Mustafâ yüzi nûr gönli safâ
Ol kıldı Hakk'a vefâ andandur ihsân bana
Çeviri: Yaratıldı Mustafa, yüzü nur gönlü safa.(temiz)"
"O oldu Hakk'a vefa (sadık), ondan gelir ihsan bana. (iyilik)
Safâ: Saflık, berraklık, temizlik, gönül şenliği.
Vefâ: Sözünde durma, bağlılık, sadakat.
8
Togdı ol dîn metâ'sı andan oldı kamusı
Âdem Halîl ü Mûsâ hüccet ü bürhân bana
Çeviri: Doğdu o dinin varlığı, ondan oldu hepsi,
Âdem, İbrahim ve Musa delildir, ispattır bana.
9
Âşık dilin bilmeyen yâ delüdür yâ dehrî
Ben kuş dilin bilürem söyler Süleymân bana
Çeviri: Âşık dilini bilmeyen, ya delidir ya da inkârcıdır.
Ben kuş dilini bilirim, söyler Süleyman bana.
Dehrî: maddeci (materyalist): ateist: Dünyanın sonsuz olduğuna inanan, ahireti ve yaratıcıyı inkâr eden.
10
Yûnus Emrem bu yolda eksükligin bildürür
Mest oluban çagırur dervîşlik bühtân bana
Çeviri: Yunus Emre bu yolda eksikliğini bildirir,
Mest olup çağırır (kendinden geçerek), dervişlik iftira bana.
Mest: Sarhoş, kendinden geçmiş, ilahi aşkla dolmuş.*
1
Her kim bana agyârısa Hak Tanrı yâr olsun ana
Her kancaru varurısa bâg u bahâr olsun ana
Çeviri: Her kim bana düşman ise, Hak Tanrı dost olsun ona,
Her nereye varırsa, bahçe ve bahar mevsimi olsun ona.
Hak: (Arapça) Allah, gerçek, adalet.
Tanrı: (Türkçe) İlah, yaratıcı.
2
Bana agu sunan kişi şehd ü şeker olsun aşı
Gelsün kolay cümle işi eli irer olsun ana
Çeviri: Bana zehir sunan kişi, bal ve şeker olsun yemeği,
Kolay gelsin bütün işi, eli her dileğine uzansın.
3
Önümce kuyı kazanı Hak tahtın agdursun anı
Ardumca taşlar atanı güller nisâr olsun ana
Çeviri: Önüme kuyu kazanı, Hak tahtına yükseltsin onu,
Ardımdan taşlar atana, güller saçılsın ona.
4
Acı dirligüm isteyen tatlu dirilsin dünyede
Kim ölümüm isterise bin yıl ‘ömür virsün ana
Çeviri: Benim acı yaşamamı isteyen, dünyada tatlı yaşasın.
Kim ölümüm isterse, bin yıl ömür versin ona.
5
Her kim diler ben hâr olam düşmen elinde zâr olam
Dostları şâd u düşmânı dost u agyâr olsun ana
Çeviri: Her kim dilerse ben hor olayım, düşman elinde ağlayayım,
Dostları şen düşmanı dost, başkaları yâr olsun ona.
6
Her kim diler ise benüm o dostumdan ayrıldugum
Gözlerinden hicâb gitsin dîdâr ıyân olsun ana
Çeviri: Her kim dilerse benim, o dostumdan ayrılmamı,
Gözlerinden perde kalksın, Hakkın yüzü açık olsun ona.
7
Miskîn Yûnusun dünyede güldügini işitmeyin
Agladugum isteyene gözüm bınar olsun ana
Çeviri: Zavallı Yunus’un dünyada, güldüğünü işitmeyin.
Ağlamamı isteyene, gözüm pınar olsun ona.
*
1
İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana
İş bu yüzüm karasıyla vasl isterem senden yana
Çeviri: Ey sonu olmayan padişah, yönümü döndüm senden yana,
İşte bu yüzüm karasıyla, kavuşma isterim senden yana.
2
Sensin bu gözümde gören sensin dilümde söyleyen
Sensin beni var eyleyen sensin hemin öndin sona
Çeviri: Sensin bu gözümde gören, sensin dilimde söyleyen,
Sensin beni var eden, sensin sadece baştan sona.
3
Sen kim didün yâ Rab bana ben yakınam senden sana
Çün yakınsın benden bana görklü yüzün göster bana
Çeviri: Sen dedin ya Rab bana -Ben yakınım senden sana.
Çünkü bana yakınsın, güzel yüzünü göster bana.
Rab: Efendi, sahip, terbiye eden, Tanrı.
“Biz ona şah damarından daha yakınız”. kaf süresi 16 ayet.
4
Niçe yakınsın bana sen müştâk u hasret sana ben
Dün-gün seni gözleyüben göremezem kaldum tana
Çeviri: Sen bana bu kadar yakınsın, ben ise sana özlem ve hasretim,
Gece gündüz seni gözleyip göremem, kaldım hayrette.
5
Her gelen oldur giden ol görinen oldur gören ol
Ulvî vü süflî cümleten oldur ger bana görine
Çeviri: Gelen de O’dur giden de O, görünen de O’dur, gören de O,
Yüce ve alçak olan her şey O’dur; eğer bana görünürse.
6
Yûnus bu sır Hak durur bu dilile gelmek yok durur
Bilmesi bunun zevk durur ‘aklıla fehm irmez ana
Çeviri: Yunus bu sır Hak’tır, bu dil ile anlatılmaz.
Bunu bilmek zevktir, akıl ile kavrayış ermez ona.
Hak: Tanrı, gerçek, doğru, adalet.
*
1
Aceb bu benüm cânum âzâd ola mı yâ Rab
Yohsa yidi Tamu'da yana kala mı yâ Rab
Çeviri: Acaba benim canım azat (özgür) olur mu, ya Rab,
Yoksa yedi cehennemde, yanıp kalır mı ya Rab.
Ya Rab: Ey Rabbim.
2
Aceb bu benüm hâlüm yir altında ahvâlüm
Varup yatıcak yirüm akreb dola mı yâ Rab
Çeviri: Acaba bu benim halim, yer altındaki hallerim,
Varıp yatacak yerim, akrep dolar mı ya Rab.
3
Allah olıcak kâzî bizden ola mı râzî
Görüp Habîb'i bizi şefî' ola mı yâ Rab
Çeviri: Allah olunca hakim (yargıç), bizden olur mu razı,
Görüp Habib’i (Muhammed) bizi, şefaatçi olur mu, ya Rab.
Şefî: Şefaat eden, aracı olan, suçun bağışlanması için ricacı olan.
Habîb'i: Sevgili, sevilen (Hz. Muhammed kastedilir).
4
Cân hulkuma geldükde ‘Azrâîl'i gördükde
Yâ cânumı aldukda âsân ola mı yâ Rab
Çeviri: Can boğazıma gelince, Azrail’i gördüğümde,
Canımı aldığında, kolay olur mu ya Rab.
Açıklama: Ölüm anının kolay geçmesini Allah’tan ister.
5
Yûnus kabre vardukda Münker-Nekir geldükde
Bana su'âl sordukda dilüm döne mi yâ Rab
Çeviri: Yunus kabre vardığında, Münker ve Nekir geldiğinde,
Bana soru sorduklarında, dilim döner mi ya Rab.
Münker-Nekir: Kabirde sorgu yapan iki melek.
Ya Rab: Ey Rabbim.
*
1
Ulu ulu günâhlarum yüz komadı bana Çalap
Hiç kimse çâre kılmadı döndüm yine sana Çalap
Çeviri: Büyük büyük günahlarım, bende yüz bırakmadı ey ilahım,
Hiç kimse çare bulmadı, döndüm yine sana ilahım.
Çalap: (Türkçe) Tanrı.
Açıklama: Günahlarından dolayı ilahi huzura çıkacak yüzü kendinde bulamaz.
2
Âlimlere sordum nedür dermân günâhlu derdüme
Anlar dahı eyitdiler dermân ana yine Çalap
Çeviri: Âlimlere sordum, -nedir derman günahlı derdime,
Onlar da dediler ki,- ona çare yine Tanrı'dır.
Âlimlere: Bilginlere, ilim sahiplerine.
Dermân: İlaç, çare, kurtuluş yolu.
3
Va‘de yitüp ölicegez ol sinleye varıcagaz
Zebânîler gelicegez sen ‘inâyet eyle Çalap
Çeviri: Vade (süre) bitip öldüğümüzde, o mezara varınca,
Zebânîler gelince, sen Yardım eyle ilahım.
Vade: Belirlenen süre, ecel vakti.
4
Zebânîler çün geleler beni yalınuz bulalar
Bilmedügüm dil soralar sen yardım eylegil Çalap
Çeviri: Zebaniler gelince, beni yalnız bulunca,
Bilmediğim dil sorunca, sen yardım eyle Tanrı.
5
Gürde soralar bu sözi esirgemez anlar bizi
Biz de sana tutduk yüzi sen esirge bizi Çalap
Çeviri: Kabirde sorarlar bu sözü, acımazlar onlar bize,
Biz de sana döndük yüzümüzü, sen koru bizi ilahım.
6
Sensün bu benüm sultânum bu cânlar içinde cânum
Çokdur benüm günâhlarum sen meded eylegil Çalap
Çeviri: Sensin bu benim sultanım, bu canlar içinde canım,
Çoktur benim Günahlarım, sen yardım et Tanrım.
Meded: Yardım, imdat, destek.
7
Uçmakdagı Hûrîleri geymiş anlar nûr tonları
Ne bahtılu mü'minleri bize nasîb eyle Çalap
Çeviri: Cennetteki huriler, giymiş onlar nur giysileri,
Ne bahtlı (mutlu) o müminlere, bize de nasip et ilahım.
Bahtılu: Bahtlı: şanslı, talihli, mutlu.
8
Turmayup söylerem sözüm günâhuma göyner özüm
Günâhlu Yûnus'un sözin sen kabûl eylegil Çalap
Çeviri: Durmadan söylerim sözümü, günahıma yanar özüm,
Günahlı Yunus’un sözünü, sen kabul et Tanrım.
*
1
Dîn ü millet sorarısan ‘âşıklara dîn ne hâcet
Âşık kişi harâb olur âşık bilmez dîn diyânet
Çeviri: Din ve milleti sorarsan, âşıklara din ne gerek,
Âşık kişi harap olur, âşık bilmez din diyanet.
Harâb: (Arapça) Yıkık, dökük. mecazen dünya bağlarından kopmuş, kendinden geçmiş.
Diyânet: (Arapça) Dindarlık, dinin emirlerine bağlılık.
2
Âşıklarun gönli gözi ma'şûkın isteyü gider
Ayruk sûretde ne kalur kim kılısar zühd ü tâ'at
Çeviri: Âşıkların gönlü gözü, sevdiğini isteyip gider,
Benlikten eser kalmayınca, artık kim kendi başına kulluk ve ibadet edebilir.
3
Tâ‘at kılan uçmagıçün dîn tutmayan Tamu içün
Ol ikiden fârig olur neye benzer bu işâret
Çeviri: İbadet eden cennet için, cezadan kaçan cehennem korkusuyla,
O ikisinden de vazgeçer, neye benzer bu işaret.
Uçmak: (Türkçe) Cennet.
4
Her kim dostı severise dostdan yana gitmek gerek
İşi güci dost olıcak cümle işden olur âzât
Çeviri: Her kim dostu severse, dosta doğru gitmesi gerek,
İşi gücü dost olunca, bütün işlerden azat olur.
Âzât: (Farsça) Özgür, serbest, kurtulmuş.
5
Anun gibi ma'şûkanun haberini kim getürür
Cebrâîl-i mürsel sıgmaz anda olıcak münâcât
Çeviri: Onun gibi sevgilinin, haberini kim getirir,
O yakarış olunca, elçi Cebrail bile sığmaz oraya.
Münâcât: (Arapça) Allah’a yakarış, gizli dua, kulun Yaradan ile baş başa kalması.
Cebrâîl-i mürsel: (Arapça) Gönderilmiş, elçi olan Cebrail.
6
Sorı hisâb olmayısar dünyâ âhiret koyana
Münker ü Nekir ne sorar terk olıcak cümle murâd
Çeviri: Sorgu hesap olmayacak, dünyayı ahireti bırakana,
Münker ve Nekir ne soracak, terk edince dünyevi istekleri.
Münker ü Nekir: (Arapça) Kabirde insanları sorguya çekeceğine inanılan iki melek.
Açıklama: Bu nefsani isteklerden vazgeçenin, kabirde hesabı kolay olur.
7
Havf ü recâ nice gelür varlık yokluk bıragana
İlm ü ‘amel sıgmaz anda ne terâzû ne hod sırat
Çeviri: Korku ve ümit nasıl gelir, varlığı ve yokluğu bırakana,
İlim ve amel sığmaz oraya, ne terazi ne sırat köprüsü vardır.
Sırat: (Arapça) Köprü. Ahirette üzerinden geçilecek olan ince yol.
8
Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayısı
Yûnus sen ‘âşıklarıla hîç görmeyesin kıyâmet
Çeviri: O kıyamet pazarında, her bir kul kendi başınının kaygısındadır.
Yunus sen âşıklar ile, hiç görmeyesin kıyamet.
Kıyâmet: (Arapça) Büyük hesap günü, dehşet anı.
*
1
Sen bu cihân mülkini Kâf'dan Kâf'a dutdun tut
Yâ bu ‘âlem mâlını oynayuban ütdün tut
Çeviri: Sen bu dünyanın mülkünü, Kaf Dağı’ndan Kaf Dağı’na tuttun say,
Ya da Bu Alemin malını, oynayarak kazandın say.
Kâf'dan Kâf'a: (Arapça) Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na (Dünyanın bir ucundan diğer ucuna, tamamına).
2
Sen Süleymân köşkinde taht kurup oturdun bil
Dîv ü perîye düp-düz hükümler eyledün tut
Çeviri: Sen Süleyman köşkünde, taht kurup oturdun bil,
Devlere ve perilere düpedüz hükmettin say.
Süleymân: (İbranice-Arapça) Zenginliği ve hükümranlığıyla bilinen Hz. Süleyman.
Perîye: (Farsça) Periye, perilere; doğaüstü varlıklara.
3
Sen Ferîdûn haznesin Nûşirevân gencile
Kârûn mâlını dahı sen mâluna katdun tut
Çeviri: Sen Feridun’un hazinesini, Nûşirevan’ın hazinesiyle,
Karun malını dahi, sen malına kattın say.
Ferîdûn: (Farsça) İran mitolojisinde adaleti ve zenginliğiyle ünlü efsanevi hükümdar.
Nûşirevân: (Farsça) Adaletiyle tanınan Sasani hükümdarı Enuşirvan.
Kârûn: (İbranice-Arapça) Kur'an'da adı geçen ve zenginliğiyle simgeleşmiş kişi.
4
Bu dünyâ bir lokmadur agızdadur çeynenmiş
Çeynenmişi ne dutmak hâ sen anı yutdun tut
Çeviri: Bu dünya bir lokmadır, ağızda çiğnenmiştir.
Çiğnenmişi tutsan ne olur, ha sen onu yuttun say.
5
Ömrün delim bir okdur yay içinde toptolu
Tolmış oka ne turmak hâ sen anı atdun tut
Çeviri: Ömrün hızlı bir oktur, yay içinde gerilmiş,
Dolmuş oka durmak neya yarar, haydi sen onu attın say.
6
İş bu cihân mülkinden ansuzın ün iderler
Ansuzını şimdi bil yaraklanup gitdün tut
Çeviri: İşte bu dünya mülkünde, ansızın sana seslenirler,
Ansızlığını şu anda bil, hazırlanıp gittin say.
Açıklama: Ölüm ansızın gelir, hazırlıklı olmak gerekir.
7
Çün denize gark oldun bogazuna geldi su
Delü bigi talbınma iy bî-çâre batdun tut
Çeviri: Çünkü denize battın, boğazına kadar geldi su,
Deli gibi çırpınma, ey çaresiz battın say.
Açıklama: Ölüm karşısında çırpınmak faydasızdır.
8
Her gâh ki nefes gelür ol kîsenden eksilür
Çün kîse ortalandı sen anı düketdün tut
Çeviri: Her an nefes gelir, senin ömür kesenden eksilir,
Çünkü ömür kesesi yarılandı, sen onu tükettin say.
Kîsenden: (Farsça-Türkçe) Kesenden: torbandan, sermayenden.
9
İş bu ecel şerbetini elbet dadısarsın
Dadışuna şek yokdur şimdi anı datdun tut
Çeviri: Bu ecel şerbetini elbet tadacaksın.
Tadacağına şüphe yoktur, şimdi onu tattın say.
Ecel: (Arapça) Yaşamın sonu, ölüm vakti.
10
Âhir bir gün ölürsin ölüm vardur bilürsin
Kamulardan ayrılup varup sinde yatdun tut
Çeviri: Sonunda bir gün öleceksin, ölüm vardır, bilirsin,
Herkesten ayrılıp, varıp mezarda yattın say.
11
Yüz yıllar hoşlugıla ‘ömrün olursa Yûnus
Sonucı bir nefesdür geç andan da ötdün tut
Çeviri: Yüz yıllarca hoşlukla, ömrün olsa Yunus,
Sonu bir nefestir, vazgeç ondan da geçtin say.
*
1
Niteligüm soran işit hikâyet
Su vü toprak od u yil oldı sûret
Çeviri: Nasıl olduğumu soran kişi, işit benden bir hikâye,
Su toprak ateş ve havadan, oldu bedenim.
Açıklama: İnsan dört unsurdan yaratılmıştır: su, toprak, ateş ve hava.
2
Dört muhâlif nesneden dört dîvârun
Sâzikâr eyledi virdi kerâmet
Çeviri: Dört zıt maddeden yapıldı, senin şu dört duvarın,
Uyumlu eyledi, verdi keramet (yaratılış mucizesi).
Muhâlif: (Arapça) Birbirine zıt, aykırı, uyumsuz.
Kerâmet: (Arapça) Bağış, lütuf, mucizevi güç, üstünlük.
3
Yil ile topragı kıldı mu'allak
Su içinde odı dutdı selâmet
Çeviri: Hava ile toprağı asılı tuttu, (boşlukta)
Suyun içinde ateşi, esenlikle tuttu.
Selâmet: (Arapça) Esenlik, güvenlik, birbirine zarar vermeden bir arada olma durumu.
Açıklama: Zıt unsurlar bir arada barış içinde durur. bu ilahi düzenin mucizesidir.
4
Rızk-ı ‘ömri tamâm eyledi henüz
Şeş cihet olmadın tutdugı kisvet
Çeviri: Ömür rızkını tamamladı şimdi,
Altı yön yaratılmadan önce, kuşandığı elbiseyi giydi.
Şeş cihet: (Farsça-Arapça) Altı yön: (sağ, sol, ön, arka, üst, alt); dünyayı ve maddi alemi simgeler.
Açıklama: Can, maddde ve bedenler yaratılmadan önce, ruhlar alemindeydi.
5
Rûhumdan kimsene haber viremez
Emrdür kâdırlıgı virür hareket
Çeviri: Ruhumdan kimse haber veremez.
O'nun emridir, kudreti verir her şeye hareket.
Açıklama: Ruh Allah’ın emrindendir. Hareketi O’nun kudreti sağlar.
6
Bâkî tertîblerümi şerh ideyüm
İnâyet mevcûdı sem' ü basâret
Çeviri: Sonsuz düzenlerimi açıklayayım.
Var olan bağışı, işitme ve görmedir.
7
Aklumun haberi bugünki degül
Anı er dirisen evvelki âyet
Çeviri: Aklımdaki bilgiler, bugüne ait değildir, (yeni bir şey değildir)
"Eğer ona Er dersen (olgun insan), o geçmişdeki ilk delildir.
Er: (Türkçe) Gerçek insan, olgun kişi, kâmil mürşid.
Açıklama: Aklın ve özün, daha dünya yaratılmadan ruhlar aleminde (bezm-i elest) Allah’ ı ile olduğunun delilidir.
8
Su'âl cevâb kelecisi buna degindür
Bundan böyle cihânum bî-nihâyet
Çeviri: Soru ve cevap sözü, ancak buraya kadardır,
Bundan böyle dünyam sonsuzdur.
9
Yûnus'ıla buna denlü nasîbüm
Gönül dost turagı dilüm şehâdet
Çeviri: Yunus ile bu kadarmış nasibim,
Gönlüm dostun durağıdır, dilim şahitlik eder.
Şehâdet: (Arapça)şahit: Tanıklık etme, Allah'ın birliğini dile getirme.
*
1
Işk îmâmdur bize gönül cemâ'at
Kıblemüz dost yüzi dâimdür salât
Çeviri: Aşk imamdır bize, gönül de cemaat,
Kıblemiz dost yüzüdür, daima namazdayız.
2
Cân dost mihrâbına secdeye vardı
Yüz yire uruban ider münâcât
Çeviri: Can, dostun mihrabına secdeye vardı.
Yüzünü yere koyup, eder yakarışını.
Mihrâbına: (Arapça-Türkçe) Camide imamın durduğu, kıble yönündeki girintili yer; burada gönüldeki ilahi tecelli noktası.
Münâcât: (Arapça) Allah'a sessizce yakarma, dua etme, içini dökme.
3
Biş vakt tertîbümüz bir vakte geldi
Biş bölük oluban kim kıla tâ'at
Çeviri: Beş vakit düzenimiz bir vakte geldi.
Beş bölük olup, kim eder ibadet.
Açıklama: Âşık için ibadet bir vakitte-zamanda toplanır, aşk ibadetin özü olur.
4
Şerî'at eydür bize şartı bırakma
Şart ol kişiyedür ider hıyânet
Çeviri: Şeriat bize der ki; şartı (farzı) bırakma,
Şartı bırakmak o kişiye hıyanettir.
Açıklama: Şeriat kuralları, özünü yitirmmiş olanları hizaya getirmek için.
5
Dost yüzin göricek şirk yagmâlandı
Anunçün kapuda kaldı şerî'at
Çeviri: Dost yüzünü görünce şirk (ikilik) yağmalandı,
Onun için kapıda, kaldı şeriat.
Yagmâlandı: (Farsça-Türkçe) Yağma edildi, talan edildi, yok oldu, dağıtıldı.
6
Münâcât gibi vakt olmaz arada
Kim ola dostıla bu demde halvet
Çeviri: O yakarış gibi bir vakit kalmaz arada,
Kim ki bu anda Sevgiliyle baş başadır.
Açıklama: Onun için artık zaman ve mesafe yoktur.
7
Kimsene dînine hilâf dimezüz
Dîn tamâm olıcak togar mahabbet
Çeviri: Kimsenin dinine aykırı söz demeyiz.
Din tamamlanınca, doğar muhabbet.
Açıklama: Din tamamlandığında aşk hakikati açığa çıkar, dinle aşk birleşir.
8
Erenler nefesidür devletümüz
Anunçün fitneden olduk selâmet
Çeviri: Erenlerin nefesidir (duasıdır) bizim saadetimiz,
Bunun için fitneden kurtulduk, selamete erdik.
9
Kâlû belî didük evvelki demde
Dahı bugündür ol dem ü bu sâ'at
Çeviri -Evet Rabbimizsin dedik o ilk zamanda,
Yine o ezeldeki, an bu saat bugündür.
Kâlû belî: (Arapça) "Evet, dediler" Ruhların bezm-i elestte Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna verdiği söz.
10
Togrılık bekleyen dost kapusında
Gümânsuz ol bulur İlâhî devlet
Çeviri: Doğrulukla bekleyen, Dost kapısında,
Şüphesiz o bulur, ilahi saadet.
11
Yûnus öyle esîrdür ol kapuda
Diler ki olmaya ebedî râhat
Çeviri: Yunus öyle esirdir ki, o (ilahi) kapıda,
Diler ki (dünyada) ebedî rahat olmasın.
*
1
Gideridüm ben yol sıra yavlak uzamış bir agaç
Böyle latîf böyle şîrîn gönlüm eydür bir kaç sır aç
Çeviri: Yol boyunca giderken, uzun uzamış bir ağaç gördüm,
Böyle güzel böyle tatlı, gönlüm dedi
-Birkaç sır aç.
2
Böyl' uzamak ne ma‘nîdür çünki bu dünyâ fânîdür
Bu fuzûllık nişânıdur gel beri miskînlige geç
Çeviri: Böyle uzamak ne anlam taşır, çünkü bu dünya geçicidir,
Bu fuzulilik işaretidir, gel beri alçakgönüllülüğe geç.
Fuzûllık: (Arapça-Türkçe) Gereksiz işlerle uğraşma, kendini beğenme, boş gurur.
3
Böyle latîf bezenüben böyle şîrîn düzünüben
Gönül Hakk'a ulaşınca, dilek nedür neye muhtâc
Çeviri: Böyle şık süslenip, böyle şirin görünerek,
Gönül Hakk’a ulaşınca, artık dilek nedir ki, neye muhtaç olayım.
4
Agaç karır devrân döner kuş budaga bir kez konar
Dahı sana kuş konmamış ne gügercin ne hod duraç
Çeviri: Ağaç yaşlanır devran (zaman) döner, kuş dala bir kez konar,
Daha sana kuş konmamış, ne güvercin ne de turaç kuşu.
Devrân: (Arapça) Zaman, dünya, felek, dönen talih.
Duraç: (Türkçe) Turaç kuşu. Kekliğe benzeyen, sesi ve etiyle bilinen av kuşu.
5
Bir gün sana zevâl ire yüce kaddün ine yire
Budaklarun oda gire kaynaya kazan kıza saç
Çeviri: Bir gün senin de sonun gelir, o uzun boyun iner yere,
Dalların ateşe girer, kaynar kazan, ısınır sac.
Saç: (Türkçe) Üzerinde ekmek pişirilen yassı metal levha.
6
Er sırrıdur sırrun senün er yiridür yirün senün
Ne yirdedür yirün senün sana soraram iy agaç
Çeviri: Er sırrıdır senin sırrın, senin yerin erlerin yeridir,
Nerededir senin yerin, sana sorarım ey ağaç.
Er: (Türkçe) Yiğit, olgun kişi, hakikat eri, kâmil insan.
7
Yûnus Emre sen bir niçe eksükligün yüz bin anca
Kur'agaca Yol sormaktansa, teferrüclen yoluna geç
Çeviri: Yunus Emre, Senin bir birçok eksikliğin var, hemde yüz binlerce,
Kuru ağaca yol sormaktansa, ibretle gezerek kendi yoluna git.
Açıklama: Yunus eksikliğini kabul eder kuru ağaçtan ibret alır ve yoluna devam eder.
*
1
Gâfil olma aç gözüni hâlüne bak öleni gör
Kürelik itme dünyede yazuklarun dileni gör
Çeviri: Gafil olma aç gözünü, haline bak öleni gör,
Kibirlenme bu dünyada, günahlarının dile geleceğini gör.
Gâfil: (Arapça) Çevresinde olup bitenlerin farkında olmayan, habersiz, dalgın.
2
Niçe yatur düşübeni ılan çıyan üşübeni
Sünükleri çagşabanı çüriyüben ulanı gör
Çeviri: Pek çoğu toprağa düşüp yatıyor, üzerine yılan ve çıyan üşüşür,
Kemikleri dağılır, çürüyüp ufalanmasını gör.
3
Kimi âh idüp kılur zârı günehdür elinde varı
Göçmiş yatur kara yiri miskînleri güleni gör
Çeviri: Kimi ah edip ağlayıp inler, günahtır elinde varlığı,
Göçüp yatar kara toprakta, bir zamanlar gariplere güleni gör.
4
Sorma hâlin kimisine varma Irahman'suzına
Kim isine gövdesine ulşup yeni yolanı gör
Çeviri: Bazılarının halini hiç sorma, varma merhametsiz olanın yanına,
Kiminin bedenine (yılan ve çıyanlar) ulaşıp, vücudunun yolunuşunu gör.
5
Kanı Muhammed Mustafâ hüküm itdi Kâf'dan Kâf'a
Dünye kime kıldı vefâ aldanuban kalanı gör
Çeviri: Hani Muhammed Mustafa, hükmetti Kaf dağından Kaf dağına,
Dünya kime vefa etti, Aldanıp burada kalanları gör.
Kâf'dan Kâf'a: (Arapça) Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na; dünyanın bir ucundan öbür ucuna, her yere.
6
Aldanma mâla davara kulluk eyle Hakk'a yara
Seviyile bile vara bâkî yoldaş olanı gör
Çeviri: Aldanma mala hayvana, kulluk et Hakk’a yara, (layık ol)
Sevgiyle birlikte var, sonsuzluk yolunda yoldaş olanı gör.
Davara: (Türkçe) Koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlara, genel anlamda dünya malına.
7
Yûnus bu sözleri çatar halka ma'ârifet satar
Kendüsi ne kadar dutar söyledügi yalanı gör
Çeviri: Yunus bu sözleri dizer, halka marifet ilmini sunar,
Kendisi ne kadar tutar, söylediği yalanı gör.
Ma'ârifet: (Arapça) Bilgi, irfan, manevi olgunluk, bilgelik. Allah'ı tanıma ilmi.
*
1
Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür
Emr-i Hakk'un ser-be-ser cihâna düp-düz gelür
Çeviri: Gece gider gündüz gelir, gör nasıl da düzenle gelir,
Hakk'ın emri baştanbaşa, cihana dosdoğru gelir.
Cihâna: (Farsça) Dünyaya, evrene.
2
Karanulık sürilür ‘âlem münevver olur
Karanulık yirine nûrıla gündüz gelür
Çeviri: Karanlık kovulur, Alem aydınlık olur,
Karanlığın yerine nurla gündüz gelir.
Âlem: (Arapça) Dünya, kâinat, her yer.
3
İbrete kalmaz mısın, ya hod anlamaz mısın.
Dinle kuşlar ünini niçe dürlü sâz gelür
Çeviri: İbret almaz mısın, yoksa hiç anlamaz mısın?
Dinle Kuşların sesini, nice türlü saz gelir.
Sâz: (Farsça) Çalgı, düzenli ve ahenkli ses, musiki.
4
Kuş hod yumurtayıdı yuva hod perdeyidi
Ün hod kudret ünidür bilmeyene kaz gelür
Çeviri: Kuş zaten yumurta idi, yuva ise perdedir. (hakikati gizleyen)
Kuş sesi (Hakkın) kudret sesidir, bilmeyene kaz sesi gibi gelir.
Kudret: (Arapça) Allah’ın sonsuz gücü ve yaratma sanatı.
5
Dinle sözüm ma'nîsin anlayayum dirisen
Ârifün kulagına kudret üni tîz gelür
Çeviri: Dinle sözümün manasını, anlayayım dersen eğer,
Ârifin kulağına, kudretin sesi tez gelir.
Tîz / Tez: (Farsça) Çabuk, süratli, hızlı; keskin, sivri; sert, şiddetli.
6
Bir bakgıl saga sola tagılma degme yola
Kudret bâgından sana gör niçe âvâz gelür
Çeviri: Bir bak sağa sola, sapma başka yola,
Kudret (güç) behçesinden sana, gör nasıl sesler gelir.
7
Söz issi sözin alur sûret toprakda kalur
Her kim bu hâli bilür kendözinden vaz gelür
Çeviri: Söz sahibi emanetini alır (canı), beden toprakta kalır,
Her kim bu hali bilir, kendi özünden vazgeçer.
8
Aklum bu yola gitdi beni benden iletdi
Yûnus'un yüki yitdi bilmeyene az gelür
Çeviri: Aklım bu yola gitti, beni benden uzaklaştırdı.
Yunus’un yükü kayboldu, bilmeyene az görünür.
Yitdi: (Türkçe) Kayboldu, görünmez oldu, yokluğa karıştı.
*
1
Işkıla biliş cânlara ezel, ebed olmayısar
Güm-râh olup bu cihânda kimse bâkî kalmayısar
Çeviri: Aşk ile tanış olan canlar için, başlangıç ve son olmayacaktır,
Yolunu şaşırıp, bu dünyada kimse sonsuza dek kalmayacak.
2
Bir tona kan bulaşıcak yumayınca mismil olmaz
Gönül pâsı yunmayınca namâz edâ olmayısar
Çeviri: Bir elbiseye kan bulaşırsa, yıkanmadan temiz olmaz,
Gönül pası yıkanmadıkça, namaz eda edilmiş sayılmaz.
Edâ: (Arapça) Yerine getirme, gerçekleştirme.
3
Gönül pâsın yudunısa kibr ü kîni kodunısa
İkrâr bütün olmayınca erden nazar olmayısar
Çeviri: Gönül pasını yıkadıysan, kibir ve kini bıraktıysan,
Söz tam olmayınca, erden nazar (yardım) olmaz.
Erden: (Türkçe) Olgun kimseden, mürşitten, hakikat ehlinden.
Açıklama: Ruhlr alemindeki söze uygun yaşayan, bir Erden yardım görür.
4
Bu murdârı divşürenler bu su ile yunur sanur
Erden himmet olmayınca ‘ömür geçer yunmayısar
Çeviri: Bu murdarı (pisliği) toplayanlar, su ile arınır sanır,
Erenlerin himmeti (yardımı) olmayınca, ömür geçer de gönül temizlenmez.
5
Yûnus imdi sen Hakk'a ir dün ü gün gönlün Hakk'a vir
Gönül gözi görmeyince bu baş gözi görmeyiser
Çeviri: Yunus, şimdi sen Hak’ka eriş, gece gündüz gönlünü Hak’ka ver,
Gönül gözü görmedikçe, baş gözü (gerçeği) göremez.
*
1
Işk makâmı ‘âlîdür ‘ışk kadîm ezelidür
Işk sözini söyleyen cümle kudret dilidür
Çeviri: Aşk makamı yücedir, aşk kadimdir ezelidir,(çok eskidir-Başlangıcı olmayandır),
Aşk sözünü söyleyen, tamamen ilahi kudretin diliyle konuşur.
Kadîm: Başlangıcı olmayan, çok eski, hep var olan.
Ezelidür: Zamanın başlangıcı olmayan öncesine aittir.
Kudret dilidür: (Arapça-Türkçe) Allah'ın sonsuz gücünün dili,
2
Dinleyen ol işiden ol gören ol gösteren ol
Her sözi söyleyen ol sûret cân menzilidür
Çeviri: Dinleyen O’dur işiten O’dur, gören O’dur, gösteren O’dur.
Her sözü söyleyen O’dur, Beden, ruhun konağıdır.
Menzilidür: (Arapça-Türkçe) Konaklama yeridir, durağıdır, evidir.
3
Sûret söz kanda buldı kanda sözi iş oldı
Sûrete kendü geldi dil hikmetün yolıdur
Çeviri: Beden sözü nerede buldu, O söz nerede eylem oldu,
Bedene kendisi geldi, dil ise hikmetin yoludur.(Gizli sırların)
Hikmetün: (Arapça) Hikmetin, ilahi sırların, bilgeliğin.
Açıklama: İlahi öz insan suretinde tecelli etti. Dil, ilahi sırları açığa çıkardı.
4
Sûretler ün diyemez söz kendüsüz söylenmez
İşler hicâbsuz olmaz risâlet hâsılıdur
Çeviri: Bedenler ses çıkaramaz, söz O olmadan söylenmez,
İşler perdesiz (örtüsüz) olmaz, bu peygamberliğin sonucudur.
Hicâbsuz: (Arapça-Türkçe) Perdesiz, engelsiz, örtüsüz.
5
Bu bizüm ‘işretümüz oldur bu lezzetümüz
İçüp esridügümüz ‘ışk şerbeti gülidür
Çeviri: Bizim ziyafet meclisimiz de lezzetimiz de odur,
İçip sarhoş olduğumuz şey, aşk şerbetinin güldür.
6
Anı ana dirsin anun söyleyen ol söz anun
Ol bizümdür biz anun gayri tesbîh dilidür
Çeviri: Onu ona dersin, fakat asıl söyleyen O’dur, söz O’nundur,
O bizimdir biz O’nunuz, diğer her şey tesbih dilidir.
Açıklama: Tüm varlık O’nu tesbih eder.
7
Yûnus sözin tak kılan görmedi münkir olan
Ömrin zulmete salan ma'rifet yohsulıdur
Çeviri: Yunus’un sözünü doğrulayan gördü, görmedi inkarcı olan,
Ömrünü karanlığa salan, marifetten yoksundur.
Salan: (Türkçe) Bırakan, iten, düşüren.
*
1
İy beni ‘ayıblayan gel beni ‘ışkdan kurtar
Ger elünden gelmezse söyleme fâsid haber
Çeviri: Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar,
Eğer elinden gelmezse, söyleme asılsız haber.
Fâsid: (Arapça) Bozuk, kötü, asılsız, fesat çıkarıcı.
2
Âşıklarun ahvâli ma'şûk katında biter
Sözün var ana söyle benüm elümde ne var
Çeviri: Âşıkların halleri, sevgilinin katında biter,
Sözün varsa ona söyle, benim elimde ne var.
3
Dost yüzinden nikâbı her kim giderdiyise
Hicâb kalmadı ana ayruk ne hayr u ne şer
Çeviri: Dost yüzünden perdeyi, her kim kaldırdıysa,
ona artık engel kalmadı, ne hayır ne şer fark eder.
Açıklama: Dost yüzünü gören için, hayır ve şer (iyi kötü) ayrımı yok olur.
4
Hîç kimesne kendüden hâlden hâle gelmedi
Âşıklarun cânına ma'şûka urur minkâr
Çeviri: Hiç kimse kendiliğinden, hâlden hâle gelmedi,
Âşıkların canına, sevgili vurur gagasını.
Minkâr: (Arapça) Kuş gagası.
5
Kim ki ‘ışk kadehinden bir zerre içdiyise
Ana ne ‘akl u ne us ne esrük ü ne humâr
Çeviri: Kim aşk kadehinden, bir zerre içtiyse,
Ona ne akıl ne mantık, ne sarhoşluk ne sersemlik kalır.
6
Tek ben degilem ‘âşık ol ma'şûk nazarında
Işk yolına cân fidî benüm gibi sâd-hezâr
Çeviri: Tek âşık ben değilim, sevgilinin bakışında,
Aşk yoluna can feda eden, benim gibi yüz binlerce kişi vardır.
7
Âşıklarun hâlini ‘âşık olanlar bilür
Işk bir gizlü haznedür gizlü gerekdür esrâr
Çeviri: Âşıkların hâlini, (ancak) âşık olanlar bilir,
Aşk gizli bir hazinedir, gizli kalmalıdır sırlar.
8
Korkaram söylemege şerî'at edebinden
Yohsa eydeydüm sana dahı ayruksı haber
Çeviri: Korkarım söylemeye şeriat edebinden,(dini adaptan)
Yoksa söylerdim sana, daha başka haberler.
Şerî'at: (Arapça) İslam hukuku, dinin zahiri kuralları.
9
Kim vire bu dilile ol ma'şûkadan haber
Meger ol kimseler kim cân içinde cânı var
Çeviri: Kim verir bu dil ile, O sevgiliden haber,
Sadece can içinde, canı bulan kişiler verir.
10
Yûnus ölürse ne gam ‘ışk içinde kardaşlar
Işk yolına uyagan ma'şûk burcında togar
Çeviri: Ey kardeşler, Yunus ölürse aşk içinde, bundan ne keder duyulur ki,
Aşk yoluna uyan, sevdiğinin burcunda doğar.
Burc: burç: (Arapça) Kale kulesi, hisar; gökyüzündeki on iki takımyıldızından her biri. .Tasavvufta aşığın ulaştığı yüksek manevi mertebe-makam.
*
1
Bir kişiden sorgıl haber kim ma‘nîden haberi var
Bir kişiye virgil gönül cânında ‘ışk eseri var
Çeviri: Öyle bir kişiye haber sor ki, manadan haberi olsun,
Gönlünü öyle bir kişiye ver ki, canında aşk eseri bulunsun.
Haber: (Arapça) Bilgi, havadis, hakikat.
Açıklama: Hakikati bilmeyenden değil, manadan haberdar olandan öğren.
2
Şunun ki taşı hoş durur bilün kim içi boş durur
Dün-gün öter baykuş durur sanman bütün dîvârı var
Çeviri: Şununki dışı hoştur, bilinki içi boştur,
Gece gündüz öter baykuş, sanmayın harabenin sağlam duvarı var.
3
Bir devlengeç yuva yapar yürür ilden yavru kapar
Togan ileyinden sapar zir'elinde murdârı var
Çeviri: Çaylak kuşu yuva yapar, gezer elden yavru çalar,
Doğan kuşunun önünden kaçar, çünkü elinde murdarı (leşi) var.
4
Yokdur toganla birligi ya Hakk'a lâyık dirligi
Bir kişiden um erligi anun safâ-nazarı var
Çeviri: Yoktur doğanla birliği, yahut Hakk'a layık yaşamı,
Bir kişiden um Erliği, onun temiz nazarı vardır.(bakışı)
Erligi: (Türkçe) Erliği, yiğitliği, kâmil insan oluşu.
5
Sûretile çokdur âdem degmesinde yokdur kadem
Evvel-âhir ol pîş kadem bir Muhammed serveri var
Çeviri: Görünüşte çoktur insan, her birinde yoktur adım,
Önce ve sonra önde olan, bir Muhammed önderi vardır.
Muhammed: (Arapça) Hz. Muhammed (s.a.v).
6
İven yolı durur mîşe mîşe kolaydur kolmaşa
Mîşe olan yirde paşa hârâmî çok anterî var
Çeviri: Acele edenin yolu meşelikdir (sıkdır), kolay gelir ama karışıktır,
Meşelik olan yerde yol kesen eşkiya çoktur, çok da mağarası vardır.
Mîşe: (Farsça) Meşe ormanı, sık ağaçlık, aşılması zor yer.
Hârâmî: (Arapça) Soyguncu, hırsız, haydut.
7
Şeyh ü dânişmend ü velî cümlesi birdür er yolı
Yûnus'dur dervîşler kulı Tapduk gibi serveri var
Çeviri: Şeyh âlim ve veli, hepsinin yolu birdir er yoludur,
Yunus dervişlerin kuludur, Tapduk gibi bir önderi vardır.
Tapduk: (Türkçe) Tapduk Emre (Yunus Emre'nin mürşidi).
*
1
İy ‘ışk eri aç gözüni yir yüzine kılgıl nazar
Gör bu latîf çiçekleri bezenüben Hakk'a gider
Çeviri: Ey aşk eri, aç gözünü, yeryüzüne ibretle bak,
Gör bu güzel çiçekleri, süslenip Hakk’a giderler.
Bu latîf: (Arapça) Bu güzel, hoş, zarif.
2
Bunlar yazın bezenüben dostdan yana uzanuban
Bir sor ahî bunlara sen kancarudur ‘azm-i sefer
Çeviri: Bunlar yazın süslenir, dosttan doğru uzanır,
Bir sor bunlara ey kardeş, -nereye sefer niyetleri.
Açıklama: Çiçeklerin süslenişi Hak yoluna seferdir.
3
Her bir çiçek bin nâzıla öger Hakk'ı niyâzıla
Her murgı hoş âvâzıla ol pâdişâhı zikreder
Çeviri: Her çiçek bin naz ile, över Hakk’ı yakarışla,
Her bir kuş hoş sesiyle, o padişahı zikreder.
Pâdişâhı: (Farsça) Sultanı, mecazi olarak Allah'ı.
4
Öger anun Kâdırlıgın her bir işe hâzırlıgın
İllâ ‘ömür kâsırlıgın anıcagız rengi döner
Çeviri: Över O'nun gücünü, her işe hazır oluşunu,
lakin ömrün kısalığını hatırlayınca, rengi sararıp solar.
Kâdırlıgın: (Arapça-Türkçe) Gücünün her şeye yettiğini, kudretini.
5
Rengi döner günden güne topraga dökilür gine
İbret durur anlayana bu ‘ibreti ‘ârif tuyar
Çeviri: Rengi solar günden güne, toprağa dökülür yine,
Bu bir ibrettir anlayana, ârif olan bunu duyar.
Tuyar: (Türkçe) Duyar, hisseder, anlar.
6
Bu sırrı ger tuyayıdun ya bu gamı yiyeyidün
Yiründe eriyeyidün gideydi senden kâr u bâr
Çeviri: Eğer bu sırrı anlasaydın, ya da bu derdi çekseydin,
Yerinde eriyip giderdin, giderdi senden iş güç telaşı.
7
Ne gelmegün gelmek durur ne bilmegün bilmek durur
Son menzilün ölmek durur tuymadun ‘ışkdan bir eser
Çeviri: (dünyaya) Ne gelişin geliştir, ne bildiğin bilgidir,
Son durağın ölmektir, duymadın aşktan eser.
Bir eser: (Arapça) Bir iz, bir belirti, bir parça.
8
Bildük gelen geçerimiş konan girü göçerimiş
Işk şerbetin içerimiş her kim bu ma'nîden tuyar
Çeviri: Anladık ki gelen geçermiş, konaklayan geri göçermiş,
Aşk şerbetini içermiş, her kim bu manadan duyarsa.(anlarsa)
9
Yûnus bu sözleri kogıl kendözünden elün yugıl
Senden ne gele bir digil çün Hak'dan ola hayr u şer
Çeviri: Yunus, bu sözleri bırak, kendi nefsinden elini yıka,
Senin elinden ne gelir bir söyle, çünkü hayır da şer de Hak'dandır.
Hayr u şer: (Arapça) İyilik ve kötülük.
*
1
Söylememek harcısı söylemegün hâsıdur
Söylemeklik harcısı gönüllerün pâsıdur
Çeviri: Susmak, sözün karşılığıdır, konuşmanın has olanı susmaktır,
Çok konuşmanın sonucu, gönüllerin pasıdır.
Açıklama: Fazla söz gönlü paslandırır.
2
Bu gönüller pâsını yuyuban gidermege
Şol sözi söylegil kim sözün hülâsasıdur
Çeviri: Bu gönüllerin pasını, yıkayıp gidermek için,
Öyle söz söyle ki, sözlerin özü olsun.
Hülâsasıdur: (Arapça-Türkçe) Özüdür, özetidir, en saf halidir.
3
Sözi togrı diyene Kuli'l-Hak didi Çalap
Bunda yalan söyleyen yarın utanasıdur
Çeviri: Sözü doğru diyene, “gerçeği söyle” dedi Tanrı,
Burada yalan söyleyen, yarın utanacaktır.
Kuli'l-Hak: "Hakk'ı söyle"
4
Yitmiş iki millete birligile bakmayan
Şer'ile evliyâsa hakîkatde ‘âsîdür
Çeviri: Yetmiş iki millete birlik gözüyle bakmayan,
Şeriata göre evliyaysa, hakikat makamında âsidir.
Âsîdür: (Arapça-Türkçe) Asidir, isyankardır, yoldan çıkmış olandır.
5
Şer'ile hakîkatün vasfını eydem sana
Şerî'at bir gemidür hakîkat deryâsıdur
Çeviri: Şeriat ve hakikat makamının vasfını diyeyim sana,
Şeriat bir gemidir, hakikat makamı ise denizdir.
Şer'ile: (Arapça) Şeriat ile, zahiri kanun ve kurallar ile.
Vasfını: (Arapça) Niteliğini, özelliğini, tanımını.
6
Niçe ki muhkemise tahtaları geminün
Mevc urıcagaz deniz anı uşanasıdur
Çeviri: Geminin tahtaları, ne kadar sağlam olsa da,
Dalga vurunca, deniz gemiyi parçalar.
7
Şûrîde olanlarun bî-nihâyet dünyâda
Akl u gönül fehm ü cân fikir anun nesidür
Çeviri: Sonsuz dünyada, aşkla perişan olanların,
Akıl, gönül, anlayış, can ve fikir neyidir.
8
Biz tâliblerüz her dem ‘ışk sebakın okuruz
Tanrı virür sebakı ‘ışk hod müderrisidür
Çeviri: Biz her an talipleriz, aşk dersini okuruz,
Tanrı verir dersi, aşkın kendisi öğretmendir.
Tâliblerüz: (Arapça-Türkçe) Talip olanlarız, arayanlarız, (hakikati) isteyenleriz.
Tanrı: (Türkçe) Yaradan, Allah.
9
Bundan içerü haber işit eydeyin iy yâr
Hakîkatün kâfiri şer'ün evliyâsıdur
Çeviri: Bundan daha derin bir haber işit, diyeyim ey dost,
Hakikatin makamının kâfiri, şeriatın evliyasıdır.
Kâfiri: (Arapça) Örten, gizleyen.
Açıklama: hakikat makamının en alt seviyesindeki kişi, dünyada müslümanlar arasında evliya gibidir.
10
Geyiklü Baba bize bir kez nazar kılaldan
Hâsıl oldı Yûnus'a her ne ki vâyesidür
Çeviri: Geyiklü Baba bize bir kez nazar ettiğinden beri,(baktığından)
Ulaştı Yunus’a, nasibi ne ise.
Geyiklü Baba: Bursa’nın fethinde bulunan, geyiklere bindiğine inanılan ünlü Horasan ereni, derviş.
*
1
Bu yoklık yolına bugün bize yoldaş olan kimdür
İlümüze gönilelüm sorun kardaş olan kimdür
Çeviri: Bu yokluk yolunda, bugün bize yoldaş olan kimdir,
Asıl yurdumuza yönelelim sorun, kardeş olan kimdir.
Açıklama: asli vatan beka ölümsüzlük alemidir.
2
Ne kalduk işbu iklîmde agır yüklerün altında
Bu yükleri bu yapları döküp hâldaş olan kimdür
Çeviri: Ne kaldık Bu dünyada, ağır yüklerin altında,
Bu yükleri bu dünya işlerini bırakıp, halden anlayan kimdir.
İklim: 7 bölge, dünyanın tamamı.
Hâldaş: (Arapça-Türkçe) Halden anlayan, aynı manevi hali paylaşan dost.
3
Seni bunda viribidi teferrüc eylegil didi
Sen ev yaparsın iy hâce evi tarâş olan kimdür
Çeviri: Seni buraya gönderdi, gezip seyret dedi,
Sen ev yaparsın ey efendi, evi yıkan kimdir.
4
Bu Ferş'i gördük aldanduk henüz ‘Arş'a iremedük
Bu ‘Arş'a Ferş'e iy hâce gör e ferrâş olan kimdür
Çeviri: Bu yeryüzünü gördük, aldandık henüz Arş’a eremedik,
Bu göğe ve yere bak Ey Efendi, bunları yayıp düzenleyen kimdir.
Arş'a: (Arapça) Göğün en yüksek katı, ilahi kudretin tecelli ettiği yüce makam.
5
Gelünüz gidelüm gelün ki Yûnus geçdi gönildi
Ayaklara düşer Yûnus bu yola baş olan kimdür
Çeviri: Gelin gidelim, gelin ki Yunus geçti yöneldi,
Ayaklara kapanır Yunus, bu yolun başı olan kimdir.
Açıklama: Yunus alçakgönüllülükle teslim olup, bu yolun gerçek önderini sorar.
*
1
Benem sâhib-kırân devrân benümdür
Benem key pehlevân meydân benümdür
Çeviri: Zamanın tek hâkimi benim, bu devir benimdir,
Benim büyük pehlivan, bu meydan benimdir.
Sâhib-kırân: (Arapça-Farsça) Güçlü hükümdar, kutlu vakitte doğmuş, zamanın tek hakimi.
Devrân: (Arapça) Zaman, devir, talih, döngü.
2
Harâmîden benüm korkum kayum yok
Bu zûr u bu kuvvet Hak'dan benümdür
Çeviri: Yol kesen hırsızdan (nefisten), hiçbir korkum ve kaygım yoktur,
Bu güç ve bu kuvvet, Hak’tan gelen benimdir.
Harâmîden: (Arapça-Türkçe) Yol kesen hırsızdan, eşkıyadan; (mecazen) nefisten veya şeytandan.
3
Ebu Bekr ü 'Ömer ol dîn ulusı
Aliyy-i Murtaza ‘Osmân benümdür
Çeviri: Ebubekir ve Ömer, o din büyükleri,
Aliyy-i Murtaza ve Osman benimdir.
Açıklama: Yunus, dört halifeyi kendinde görür.
4
Topı kim alısar çevgânumuzdan
Bu çevgân topıla meydân benümdür
Çeviri: Topu kim alabilir oyun değnemizden,
Bu değnekle top ile, bu meydan benimdir.
Çevgan: (Farsça) At sırtında oynanan "çevgan" (polo) oyununda kullanılan ucu eğri sopa. Mecazi Anlam: İlahi takdirin veya aşkın yönlendirdiği güç.
5
Bana gelsün yohsul olan bay ola
Bu mâl u ser-mâye dükkân benümdür
Çeviri: Bana gelsin yoksul olan ki, zengin olsun.
Bu mal ve sermaye ile dükkân benimdir.
Ser-mâye: (Farsça) Anapara, sermaye, asıl kaynak.
6
Hasan'dur cismüm içre nûr-ı îmân
Hüseyn-i sâhibü'l-'irfân benümdür
Çeviri: Hasandır, bedenimin içindeki iman nuru,
(bilgi) İrfan sahibi, Hüseyin benimdir.
Hasan ve Hüseyin: Peygamberin torunu.
7
Yûnus'am ben Yûnus iş bu cihânda
Benem sultân kulı sultân benümdür
Çeviri: Yunus’um ben Yunus, işte bu dünyada,
Sultanın kulu benim, sultan da benimdir.
*
1
Nisâr ol ‘âşık cânına ki dostıla visâli var
Cânı birdür ma'şûkıla dahı ne dürlü hâli var
Çeviri: Âşık canını feda etsin, çünkü dostla kavuşması vardır,
Canı birdir sevdiğiyle, daha ne türlü halleri vardır.
2
Cân u gönül ‘akl u fehim nisâr olsun ma'şûkaya
Pes ‘âşıkun andan ayru dahı ne mülk ü mâlı var
Çeviri: Can gönül akıl ve anlayış, feda olsun sevgiliye,
Sonuçta aşığın ondan ayrı, ne mülkü ne malı vardır.
3
Bu yir ü gök ü ‘Arş u Ferş ‘ışk dadıyıla kâyımdur
Bünyâdı ‘ışkdur ‘âşıka her bir arada eli var
Çeviri: Bu Yer ve gök Arş yeryüzü, aşkın besleyicisiyle ayaktadır,
Bunların temeli aşktır, aşığın her yerde eli vardır.
Dadısıyla: Sütanne, çocuk bakıcısı, terbiye edici. (mecazen) besleyicisi, yetiştiricisi ile.
4
Âşıklarun ne kim varı tecrîd gerekdür arada
Her nesneye ol hükm ider her yol içinde yolı var
Çeviri: Âşıkların neyi varsa, hepsinden el çekmesi gerekir,
Her şeye O hükmeder, her yol içinde yolu vardır.
5
Bâkî dirlik seven kişi gerek tuta ‘ışk etegin
Işkdan artuk her nesnenün degşirilür zevâli var
Çeviri: Sonsuz hayatı isteyen kişi, aşk eteğini tutmalıdır,
Aşktan başka her şeyin, değişip sona ermesi vardır.
6
Âşıklara iş bu sûret meselâ bir gönlek gibi
Yüz bin gönlek eskidürse ‘âşıklarun muhâli var
Çeviri: Âşıklar için bu beden, sanki bir gömlek gibidir,
Yüz bin gömlek eskitse de, değişmez hali vardır.
Açıklama: Ruh bedenden çıkar, Aşk ölmez.
7
Niçeler eydür Yûnus'a çün kocaldun ‘ışkı kogıl
Rûzigâr ugramaz ‘ışka ‘ışkun ne ay u yılı var
Çeviri: Nice kimseler Yunus’a der-yaşlandın, aşkı bırak,
Zaman tesir edemez aşka, aşkın ne ayı ne yılı vardır.
Kocaldun: (Türkçe) Kocaldın, yaşlandın, ihtiyarladın.
*
1
Ko ölmek endîşesin ‘âşık ölmez bâkîdür
Ölmek senün nen ola çün cânun İlâhîdür
Çeviri: Bırak ölüm korkusunu, âşık ölmez sonsuzdur,
Ölmek senin neyin olur, çünkü canın İlahi’dir.
Bâkîdür: (Arapça-Türkçe) Sonsuzdur, kalıcıdır, ölümsüzdür.
İlâhîdür: (Arapça-Türkçe) Allah'a aittir.
2
Ölümden ne korkarsın korkma ebedî varsın
Çün kim işe yararsın bu söz fâsid da'vîdür
Çeviri: Ölümden ne korkarsın, Korkma, sonsuza dek varsın,
“Dünya işlerine yararım” sözü, bu söz bozuk davadır.
Da'vîdür: davadır, İddiadır.
3
Nazar kıl bu gevhere ya bu bir gizlü nûra
Nûr kaçan yavı vara çün Hak nazar-gâhıdur
Çeviri: Bak bu cevhere, ya da bu gizli nura,
Nur hiç kaybolur mu, çünkü orası Hakkın baktığı yerdir.
4
Kâlû belâ dinmedin kadîmden bileyidük
Key anlagıl neydügin bilişün kandagıdur
Çeviri: "Kâlû Belâ" (Evet dediler) denmeden önce, biz ezelden beri beraberdik.
İyice anla ne olduğunu, bu tanışıklığın nereden geldiğini.
Kâlû Belâ: (Arapça) "Evet dediler." Ruhların yaratılışta Allah’ın "Rabbiniz değil miyim?" sorusuna verdiği sözleşme anı.
Kadîmden: (Arapça) Başlangıcı olmayan, öncesiz zamandan beri.
5
Şükr eylegil Hâlik'a ol durur Hayyü'l-Bekâ
Ana varursın mutlaka bâri şükrle varı dur
Çeviri: Şükreyle Seni yaratana, odur sonsuz hayat sahibi, diri ebedi olan.
Ona varırsın mutlaka, bari şükürle var.
Hâlik'a: (Arapça) Yaradan’a, her şeyi yoktan var edene.
Hayyü'l-Bekâ: (Arapça) Sonsuz yaşam sahibi olan, diri ve kalıcı olan.
6
Ezelî bilişidük birlige yitmiş idük
Sen bu sûrete bakma vücûd cân vi'âsıdur
Çeviri: Ezelden beri tanışırdık, birliğe erişmiştik,
Sen bu dış görünüşe bakma, beden canın kabıdır.
Birlige: Birliğe: (Türkçe), tekliğe, vahdete
Vi'â: (Arapça) Kap, kapak, torba, bir şeyi içine alan nesne.
7
Bu ezelî birligi yâ bu cihân dirligi
Yâ bu gönül birligi bil kudret budagıdur
Çeviri: Bu çok eski birliği, ya da bu dünya hayatını,
Ya da bu gönül birliği, bil ki ilahi kudretin dalıdır.
Kudret: (Arapça) Allah’ın gücü, yaratma kuvveti.
Budagıdur: (Türkçe) Dalıdır, uzantısıdır.
8
Yadlık yokdur bilene dirlik tuta gelene
Bilelik söyleyene vuslat yolı kavîdür
Çeviri: Yabancılık yoktur bilene, bu yaşamı sürdürene,
Birlikten söz edene, kavuşma yolu sağlamdır.
9
Hükm-i revân mülkine ol işi kendü bile
Çün iş geldi hâsıla bu mülk varlık evidür
Çeviri: Hükmü yürüyen mülkte, o işi (hakikati) kendisi bilir,
Çünkü iş meydana geldi (yaratılış tamamlandı), artık bu mülk varlık evidir.
10
Yûnus beşâret sana gel dirler dostdan yana
Külli şey'in yerci ‘ilâ aslih söz aslıdur
Çeviri: -Yunus sana müjde, gel derler dosttan yana,
“Her şey aslına döner” sözü sözün aslıdır.
*
1
Cân bir ulu kimsedür beden anun âletidür
Her ne lokma yirisen bedenün kuvvetidür
Çeviri: Can yüce bir varlıktır, beden onun âletidir,
Her ne lokma yersen, bedenin kuvvetidir.
Âletidür: Aracıdır, vasıtasıdır, yardımcısıdır.
2
Ne denlü yirisen çok ol denlü yürisen tok
Câna hîç assı yok hep sûret maslahatıdur
Çeviri: Ne kadar yersen çok, o kadar yürürsün tok,
Bunun cana hiç faydası yok, bunlar vücudun işleridir.
3
Bu cân ni‘meti kanı gelün bulalum anı
Asâyiş kılan cânı evliyâ sohbetidür
Çeviri: Bu canın rızgı hani, gelin bulalım onu,
Huzura erdiren ruhu, evliyanın sohbetidir.
Cân Ni‘meti: (Farsça-Arapça) Ruhun rızkı, manevi lütuf, canın gerçek gıdası.
4
Sohbet cânı semirdür hem ‘âşıkun ‘ömridür
Hak Çalab'un emrile erenün himmetidür
Çeviri: Sohbet, canı semirtir (besler), hem aşığın ömrüdür,
Hak Çalab’un emriyle, erenin himmetidir (yardımıdır).
Hak: (Arapça) Tanrı, mutlak gerçek.
Çalab'un: (Türkçe) Tanrı'nın.
Himmetidür: Manevi yardımıdır, lütfudur, yüksek gayretidir.
5
Erenün yüzi suyı himmeti ‘Arş'dan ulı
Kimi görsen bu hûlı eren ‘inâyetidür
Çeviri: Erenin yüzü suyu hürmetine olan yardımı, Arş’tan yücedir,
Kimi görsen iyi huylu, bil ki Erenin yardımıdır.
Eren: (Türkçe) Hakikate ulaşmış, kemale ermiş kişi.
Yüzi Suyı: (Türkçe) Onuru, şerefi, hatırı, hürmeti.
6
İnâyet anun işi anlamaz degme kişi
Bilgil bu hümâ kuşı ‘âşıklar devletidür
Çeviri: Yardım O’nun işidir,(Hakk’ın) anlamaz sıradan kişi,
Bil ki bu hüma kuşu (şans kuşu), âşıkların saadetidir.
Hümâ Kuşı: (Farsça) Devlet kuşu, saadet ve şans getirdiğine inanılan efsanevi kuş.
Devletidür: (Arapça-Türkçe) Saadetidir, talihidir, manevi gücü ve saltanatıdır.
7
Yûnus'un yanar içi kamudan gönli kiçi
Soya sayılmamak suçı erenün himmetidür
Çeviri: Yunus’un yanar içi, gönlü herkesten küçüktür,(mütevazidir)
Soylu sayılmamanın suçu, erenin bağışıdır.
Açıklama: Asıldan sayılmamam, bir ceza değil olgunlaşmam için bir terbiye ve gizli bir lütufdur.
*
1
Hak'dan yıgar ol seni nen varısa vir gider
Ne beslersin bu teni sinde kurd kuş yir gider
Çeviri: Seni Hak'tan alıkoyan, neyin varsa ver gitsin,
Niçin beslersin bu bedeni, mezarda kurt ve kuş yer gider.
2
Ölene bak gözün aç dökülür sakal u saç
İlan çıyan gelür aç yiyüp içüp sir gider
Çeviri: Ölene bak gözünü aç, dökülür sakal ve saç.
Yılan çıyan gelir aç, yiyip içip tok gider.
3
Bize bizden ulular inen eyü hûlular
Ol eyü ‘amellüler haber böyle dir gider
Çeviri: Bize bizden yüce, daha çok iyi huylular gerek,
O iyi işler yapanlar, haberi böyle der giderler.
Amellüler: Salih amel işleyenler, güzel iş ve davranış sahipleri.
4
Kesgil harâmdan elün kesgil gaybetden dilün
Azrâîl el'irmedin bu dükkânı dir gider
Çeviri: Kes Haramdan elini, kes gıybetten dilini,
Azrail sana gelmeden, bu dükkânı (dünyalıkları) toplayıp bitir.
Harâmdan: (Arapça) Dinen yasaklanmış olan, helal olmayan şeylerden.
Gaybetden: (Arapça) Gıybetten, birinin arkasından kötü konuşmaktan.
Azrâîl: (Arapça) Ölüm meleği.
Açıklama: Ölüm gelmeden önce, hesabını burada bitir.
5
Ecel irer kurur baş tiz dükenür uzun yaş
Düp düz olur tag utaş gök dürilür yir gider
Çeviri: Ecel gelir, Kurur baş (canlılık biter) tez tükenir uzun yaş,
Dümdüz olur dağ taş, gök katlanıp yok olup gider.
6
Çün cân agdı Hazret'e yarak it âhirete
Tanla turan tâ'ate Tanr'evine ir gider
Çeviri: Can yükselecek ilahi huzura, hazırlık yap ahirete,
Sabah kalkıp ibadet eden, Tanrı evine gider.
Tanla: (Türkçe) Tan vaktinde, şafak sökerken, sabah erkenden.
7
İy Yûnus sen ölicek sinün nûrla tolıcak
Îmân yoldaş olıcak âhirete şîr gider
Çeviri: Ey Yunus sen ölünce, kabrin nurla dolacak,
İman yoldaş olunca, ahirete aslan gibi gider.
*
1
Cânını ‘ışk yolına virmeyen ‘âşık mıdur
Cehd eyleyüp ol dosta irmeyen ‘âşık mıdur
Çeviri: Canını aşk yoluna, vermeyen âşık mıdır?
Gayret edip O dosta, ermeyen âşık mıdır?
2
Işk kadehinden içüp nefs dileginden geçüp
Hak yolına er gibi turmayan ‘âşık mıdur
Çeviri: Aşk kadehinden içip, nefsin arzularından vazgeçip,
Hak yolunda er gibi durmayan aşık mıdır?
Er: (Türkçe) Yiğit, sözünün eri, olgun insan.
3
Dost sevgüsin gönülde cânıla berkitmeyen
Tûl-ı emel defterin dürmeyen ‘âşık mıdur
Çeviri: Dost sevgisini gönlünde, canıyla sağlamlaştırmayan,
Sonsuz istek defterini, kapatmayan aşık mıdır?
Tûl-ı Emel: (Arapça) Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için kurulan uzun vadeli arzular, bitmek bilmeyen hırslar.
4
Dâyim riyâzât çeküp halvetlerde diz çöküp
Hak dîdârı eserin görmeyen ‘âşık mıdur
Çeviri: Daima nefis terbiyesi yapıp, ıssız köşelerde diz çöküp,
Hakk'ın yüzünün izini, görmeyen aşık mıdır.
Riyâzât: (Arapça) Nefsi terbiye etmek için az yemek, az uyumak ve çok ibadet etmek gibi nefis terbiyesi yöntemleri. Halvet: Yalnızlık, kimsenin olmadığı yerde Allah ile baş başa kalma.
5
Işka tanışık sıgmaz degme cân göge agmaz
Pervâne gibi oda yanmayan ‘âşık mıdur
Çeviri: Aşka gösteriş sığmaz, her can göğe yükselmez,
Gece kelebeği gibi ateşte, yanmayan aşık mıdır,
Pervâne: (Farsça) gece kelebeği. Işığın etrafında dönen küçük kelebek.
6
Kişi dertlü olıcak dermân istegen olur
Kendü derdi dermânın sormayan ‘âşık mıdur
Çeviri: Kişi dertli olunca, derman isteyen olur,
Kendi derdinin dermanını, sormayan âşık mıdır?
Dermânın: (Farsça) Çaresini, ilacını, şifasını.
7
İy Yûnus sen dostunun cefâsına katlangıl
Yüregine ‘ışk okın urmayan ‘âşık mıdur
Çeviri: Ey Yunus, sen dostunun cefasına katlan,
Yüreğine aşk okunu, vurmayan aşık mıdır?
Cefâsına: (Arapça-Türkçe) Eziyetine, sıkıntısına, nazına.
*
1
Ger vuslata irdünise bu derdile firâk nedür
Dostı yakın gördünise bu bakdugun ırak nedür
Çeviri: Eğer sevdiğine kavuştunsa, bu dertle ayrılık şikâyeti nedir?
Dostu yakından gördün ise, bu uzaklara bakman nedir.
2
Vuslat eri olan kişi gerek varlıkdan mahv ola
İş bu yola girmeklige bir görelüm yarak nedür
Çeviri: Kavuşma eri olan kişinin, şarttır varlığını (benliğini) yok etmesi,
İşte bu yola girmek için, görelim hazırlığın nedir?
Vuslat: (Arapça) Kavuşma, Sevgili’ye Allah’a ulaşma.
3
Vuslat eri oldunısa göz hicâbın bildünise
Dostı ‘ıyân gördünise bu varlıgı bırak nedür
Çeviri: Kavuşma eri olduysan, göz perdesini bildiysen,
Dost'u apaçık gördüysen, bu benliği bırakmamak nedir?
Vuslat: (Arapça) Kavuşma, Sevgili’ye Allah a ulaşma
4
İlim hod göz hicâbıdur dünyâ âhret hisâbıdur
Kitâb hod ‘ışk kitâbıdur bu okunan varak nedür
Çeviri: İlim zaten gözün perdesidir, dünya ahiret hesabıdır.( kar-zarar davasıdır)
Kitap aslında aşk kitabıdır, bu okunan sayfalar nedir?
Açıklama: Zahiri bilgi insanı "Dünyada ne kazanacağım, ahirette ne alacağım?" düşüncesine sevkeder.
5
Zinhâr gözüni açagör nefs duzagını seçegör
Dost mahfiline geçegör andan yigrek turak nedür
Çeviri: Hemen gözünü açıp gör, nefis tuzağını seçip gör,
Dost meclisine geçip gör, ondan iyi durak nedir?
Nefs: (Arapça) Öz varlık, ego, insanın kötücül istekleri.
6
Eydürsin kim gözüm görür da‘vîyi ma‘nîye irür
Gündüz güneş şû'le virür gice yanan çerâk nedür
Çeviri: Dersin ki -gözüm görür, davanı manaya ulaştırırsın.
Gündüz güneş ışık verir, gece yanan kandil nedir?
Da‘vîyi: (Arapça) İddiayı, sözde kalan davayı.
Çerâk (Kandil): İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan, aydınlatma lambası.
7
Yûnus dir eşkere nihân Hak toludur iki cihân
Gelsün berü dosta giden Hûr u Kusûr Burâk nedür
Çeviri: Yunus der, Açık ve gizli, Hak doludur iki cihan. (Dünya ve ahiret)
Gelsin beri dosta giden, huriler köşkler Burak (bineği) nedir?
Hûr: (Arapça) Huriler, cennet kızları.
Burâk: (Arapça) Hz. Muhammed'in Miraç gecesi bindiği binek; semavi binek.
*
1
Hakîkatün ma'nîsin şerh ile bilmediler
Erenler bu dirligi riyâ dirilmediler
Çeviri: Hakikatin manasını, açıklama ile bilmediler,
Erenler bu hayatı, gösterişle yaşamadılar.
Riyâ: (Arapça) Gösteriş, ikiyüzlülük.
2
Hakîkat bir denizdür şerî'atdur gemisi
Çoklar gemiden çıkup denize talmadılar
Çeviri: Hakikat bir denizdir, şeriattır gemisi,
Çokları gemiden çıkıp denize dalmadılar.
Hakîkat: (Arapça) Gerçek, asıl, öz, ulaşılan nihai menzil.
Şerî'atdur: (Arapça) Yol, kural, dini hükümlerin bütünü.
3
Bular geldi tapuya şerî‘at tutdı turur
İçerü girübeni ne varın bilmediler
Çeviri: Bunlar geldi kapıya, şeriat onları tutup durur. (şekilsel kurallar)
İçeriye giripde, ne var olduğunu bilmediler.
4
Şerî'at oglanları bahis da'vî kılurlar
Hakîkat erenleri da'vîye kalmadılar
Çeviri: Şeriat çocukları tartışıp iddia ederler, (şekle takılanlar)
Hakikat erenleri davaya takılıp kalmadılar.
Da'vî: Dava: (Arapça) İddia, kuru gürültü, boş dava.
5
Dört kitâbı şerh iden ‘âsîdür hakîkatde
Zirâ tefsîr okuyup ma'nîsin bilmediler
Çeviri: Dört kitabı açıklayan, âsidir hakikat (makamında),
Çünkü tefsir okuyup, manasını bilmediler.
Dört Kitâbı: (Arapça-Türkçe) Kur’an, Tevrat, İncil ve Zebur; tüm ilahi vahiyler.
Âsîdür: (Arapça) İsyankârdır, yoldan çıkmıştır.
Tefsîr: (Arapça) Kitap yorumu, açıklama.
6
Yûnus adun sâdıkdur bu yola geldünise
Adın degşürmeyenler bu yola gelmediler
Çeviri: Yunus, adın sadıktır, bu yola geldiysen,
Adını değiştirmeyenler bu yola gelmediler.
Açıklama: Hakikat yoluna girene, bir isim-ad verilir.
*
1
Koyup gel nakş u nigâr nakşa yol virme zinhâr
Nakşıla yola giren ‘âkıbet dünyâ sever
Çeviri: Bırak gel Süs ve resmi, şekle yol verme sakın,
Süsle yola giren, sonunda dünyayı sever.
Açıklama: Dünya süsüne kapılan, hakikat yolundan sapar.
2
Dünyâyı bırak elden dünyâ hicâb bu yolda
Biz velîden nebîden eyle işitdük haber
Çeviri: Dünyayı bırak elden, dünya perdedir bu yolda,
Biz veliden nebiden, böyle işittik haber.
Velîden: (Arapça) Allah dostundan, ermişten, manevi önderden.
Nebîden: (Arapça) Peygamberden, elçiden
3
Yâ sevgil dünyâ dutgıl yâ gelgil yol iletgil
İki da‘vî bir ma‘nî bu yolda sıgmaz dirler
Çeviri: Ya sev dünyayı tut, ya da yola ilerle,
İki dava bir mana, bu yola sığmaz derler.
Açıklama: Dünya sevgisi ile Hak yoluna girmek, bir arada olmaz.
4
Geç mahlûk tâ'atından göz ırma dost katından
Aldanma fânî nakşa fânî nakşı n'iderler
Çeviri: Geç insanlar için ibadetten, gözünü ayırma Dost katından,
Aldanma geçici görüntüye, geçici süsü ne etsinler.
Fânî: (Arapça) Ölümlü, geçici, yok olacak olan.
5
Kalma bu degme renge yüz bin yıllık fersenge
İki cihân bir adım şaşurmadın adarlar
Çeviri: Takılma bu geçici renge, (görüntüye), kalma yüz bin yıllık mesafede,
İki dünyayı (Dünya ve ahireti) bir adımda, şaşırmadan adımlarlar.
Açıklama: Hakikat yolunda iki cihan bir adımda aşılır.
6
Bu devrândan ötegör kervân gitdi yitegör
Korku var sagda solda kayıkmadın giderler
Çeviri: Bu dünya düzeninden öteye geç, kervan gitti yetiş,
Korku var sagda solda, ama onlar sapmadan giderler.
7
Yaban yolın gözetme yol evde taşra gitme
Cân yolı cân içinde cân râzını cân tuyar
Çeviri: Dışarısının yolunu gözetme, yol içindedir dışa gitme,
Can yolu can içindedir, can sırrını can duyar.
Açıklama: Hakikat yolu gönül evindedir.
8
Cân râzını cân bile cân râzın virmez dile
Girçek ‘âşık dostıla yalanı kaçan söyler
Çeviri: Can sırrını can bilir, can bu sırrı dile vermez,
Gerçek aşık dostuyla, ne zaman yalan söyler.
Açıklama: Gerçek âşık dostla yalana yer vermez.
9
Evvel kadîmden berü vahdet evine gelen
Ref'i gider içerü Yûnus taşra bî-haber
Çeviri: Ezeli vakitten beri, birlik evine gelenler,
Perdeyi kaldırıp girer içeri, Yunus dışarıdan habersizdir.
Açıklama: Perde kalkınca özle buluşan, dış alemin bilgisinden tamamen kesilir.
*
1
Merdân-ı Hak bu dünyâda maksûdlara kalmadılar
Mülk-i bekâ bulmış iken meyl-i fenâ kılmadılar
Çeviri: Hak erleri bu dünyada, arzulara takılıp kalmadılar,
Sonsuz mülkü bulunca, geçici olana meyletmediler.
2
Ma'lûmdur ahî yol eri Mevlâ'yıçün n'itdükleri
Mihnet içinde her biri miskîn olup gülmediler
Çeviri: Malumdur ey kardeş, yol erinin Mevlâ için ettikleri,
Dert içinde her biri, aciz olup gülmediler.
3
Müştâklarun oldur işi müdâm akar gözi yaşı
Mutlak Hak'ı seven kişi mâla câna kalmadılar
Çeviri: Özleyenlerin işi budur, sürekli akar gözyaşları,
Hakk'ı gerçekten sevenler, mala cana takılıp bakmadılar.
4
Meşhûr olup geldi yola Mansûr olan derdi bile
Mecnûn misâl oldı dile ma'şûkdan ayrılmadılar
Çeviri: Meşhur olup geldi yola, Mansur olan derdi bilir,
Mecnun misali dile düştüler, sevgiliden ayrılmadılar.
Mansûr: (Arapça) Hallâc-ı Mansûr: "Enel Hak" -ben Hakkım, dediği için şehit edilen meşhur sufi.
5
Mahkûmısan sen bu işe münkir gibi dime n'işe
Müşkili yok başdan başa mü'min olan ölmediler
Çeviri: Mahkûm isen sen bu işe, inkarcı gibi deme –niye,
Zorluğu yoktur baştanbaşa, Mümin olanlar ölmezler.
Mü'min: (Arapça) Gerçekten inanan, iman eden, güven veren.
6
Mahlûk bilüsinden geçen Mi‘râc dapa oldur uçan
Ma'nî şarâbını içen mestlikden ayılmadılar
Çeviri: Yaratılanın (sınırlı) bilgisinden vazgeçen, Mirac'a doğru uçan odur,
Mana şarabını içenler o sarhoşluktan ayılmadılar.
7
Menzil bu 'ışkdur Yûnus'a minnet şükür yüz bin
Menzil bulan buldı mülke medhile ırılmadılar
Çeviri: Hedef aşktır Yunus'a, şükürler olsun yüz binlerce,
Hedefe varan buldu mülkü (yurdu), övgüyle yollarından ayrılmadılar.
*
1
İy bana eyü diyen benem kamudan kemter
Şöyle mücrimem yolda mücrimler benden server
Çeviri: Ey bana -iyi diyen, benim herkesten daha aşağı,
Öyle suçluyum ki bu yolda, suçlular benden daha üstündür.
2
Benüm gibi mücrim kul gel iste bir dahı bul
Dilümde ‘ilm ü usûl gönlüm de dünyâ sever
Çeviri: Benim gibi suçlu kulu, gel ara bir tane daha bul,
Dilimde bilgi ve yöntem, gönlüm ise dünyayı sever.
3
Zâhirüm eyü adda gönlüm fâsid tâ‘atda
Bulunmaya Bagdâd'da bencileyin bir ‘ayyâr
Çeviri: Dışım iyi isimdedir, ama gönlüm bozuk ibadettedir,
Bulunmaz Bağdat'ta benim gibi bir kurnaz.
4
Taşum biliş içüm yâd dilüm hoş gönlüm mürted
Yavuz işe eyü ad böyle fitne kanda var
Çeviri: Dışım tanıdık içim yabancı, dilim hoş (tatlı) gönlüm dinden dönmüş,
Kötü işe iyi isim vermek, böyle fitne nerede var.
Fitne: (Arapça) Karışıklık, fesat, ayartma, insanı haktan saptıran durum.
Açıklama: Kötülüklerin üzerini iyi bir nam ile örtmeye çalışmak fitnedir.
5
Taşum göyner içüm ham dirligüm budur müdâm
Yol varmadum bir kadem ‘Arş'dan virürem haber
Çeviri: Dışım yanar içim ham, yaşamım budur daima,
Yolda gitmedim bir adım, ama Arş’tan veririm haber.
Ham: (Farsça) Pişmemiş, olgunlaşmamış, çiğ.
6
Hırkam suçuma perde endîşem fâsid yirde
Gönlüm ayruk bâzârda dilümde sözüm esrâr
Çeviri: Hırkam suçuma perdedir, düşüncem bozuk yerdedir,
Gönlüm başka çarşıdadır, dilimde sırlı sözler.
Bâzârda: (Farsça) Çarşıda, alışveriş yerinde, dünya telaşında.
7
Kime kim ögüt virdüm ol Hakk'a irdi gördüm
Bana benüm ögüdüm hîç eylemedi eser
Çeviri: Kime öğüt verdiysem, onun Hakk’a erdiğini gördüm,
Bana kendi öğüdüm, hiç etki etmedi.
8
Dakındum şeyhlik adın kodum ma'şûk tâ‘atın
Virdüm nefsün murâdın kanı Hakk'ıla bâzâr
Çeviri: Takındım şeyhlik adını, bıraktım sevgiliye ibadeti,
Verdim Nefsin isteğini, hani Hak ile sözleşmem.
Şeyhlik: (Arapça-Türkçe) Manevi önderlik, mürşitlik makamı.
Açıklama: Ruhlar bedene girmeden ruhlar aleminde Rabbimize –evet diyerek sözleşmiştik.
9
Yayıldı Yûnus adı suçdur cümle tâ‘atı
Çalab'um ‘inâyeti suçın geçüre meger
Çeviri: Yayıldı Yunus’un adı, kusurludur bütün ibadeti,
Tanrımın yardımı olursa, suçunu bağışlar belki.
Çalab'um: (Türkçe) Tanrı'm, Rabb'im.
*
1
İy sözlerün aslın bilen gel di bu söz kandan gelür
Söz aslını anlamayan sanur bu söz benden gelür
Çeviri: Ey sözlerin aslını bilen, gel söyle bu söz nereden gelir?
Sözün aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir.
2
Söz var kılur gönüli şâd söz var kılur bilişi yad
Eger horluk eger ‘izzet her kişiye sözden gelür
Çeviri: Söz var gönlü şen eder, söz var dostu yabancı eder. (birbirine)
İster horlanma ister saygınlık, kişiye sözünden gelir.
İzzet: (Arapça) Değer, yücelik, saygınlık, onur.
3
Söz karadan akdan degül yazup okımakdan degül
Bu yüriyen halkdan degül Hâlik âvâzından gelür
Çeviri: Söz, mürekkebin karasından kağıdın beyazlığından ya da yazıp okumaktan da değildir,
Bu söz halktan değil, Hâlık’ın (Yaratan'ın) sesinden gelir.
Hâlik: (Arapça) Yaratıcı, Allah.
4
Ne elif okıdum ne cim ne varlıkdandur kelecim
Bilmeye yüz bin müneccim tâli‘üm ne ılduzdan gelür
Çeviri: 1:Ne elif okudum ne cim, sözüm kendimden değildir,
2:Ne harf ne de kitap okudum, konuşmam kendimden değildir,
Bilemez yüz bin yıldız falcısı, talihim yıldızdan gelmez.
Elif: (Arapça) Arap alfabesinin ilk harfi; (mecazi) temel eğitim, başlangıç.
Cim: (Arapça) Alfabenin bir diğer harfi; (mecazi) medrese ilmi, zahiri bilgi.
Müneccim: (Arapça) Yıldız falcısı, astronom, gökyüzü ilmiyle uğraşan.
5
Şu'le bize aydan degül ‘ışk eri bu soydan degül
Rızkumuz bu evden degül deryâ-yı ‘ummândan gelür
Çeviri: Işık bize aydan gelmez, aşk eri bu soydan (geçici) değildir.
Rızkımız bu evden değil, büyük okyanustan gelir.
Açıklama: Rızkımız fani dünyadan değil, ilahi rahmet deryasından gelir.
6
Evvel gönül levhinde Hak yazmışıdı çün bir varak
Bu şimdi okınan sebak ezel-i âzâldan gelür
Çeviri: Ezelde gönül levhasına, Hak yazmıştı bir sayfa,
Şimdi okunan ders, sonsuz geçmişten gelir.
Ezel: (Arapça) Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik.
7
Evvel hitâb kılur câna cânı andan gelür tene
Biz âletüz bahâne ayruk ne elümüzden gelür
Çeviri: Önce ruha seslenir, can oradan bedene gelir,
Biz sadece aracıyız, başka ne gelir elimizden.
Âletüz: Aracıyız, bir işi gerçekleştiren vasıtayız.
8
Aklumuz ol levhe bakar gizli marazlarum açar
Söz gelür gönlüme akar söz dile ansuzın gelür
Çeviri: Aklımız o (gönül) levhasına bakar, gizli hastalıklarımı açar,
Söz gelir gönlüme akar, dile ansızın gelir.
Marazlarum: Hastalıklarım, manevi kusurlarım, dertlerim.
9
Biz bir bahâne arada ayruk di elden ne gele
Hak çün emir eyler câna bu keleci andan gelür
Çeviri: Biz arada bahaneyiz, artık söyle -elden ne gelir,
Hak emreder ruha, bu söz ondan gelir.
Açıklama: İnsan bahane ve araçtır, söz emirle Hak’tan gelir.
10
Yûnus bu derd ile âh it kahr evinde neyler râhat
Bu derde dermân keferet bir âh ile sûzdan gelür
Çeviri: Yunus bu dertle ah et, kahr evinde ne arar rahatlık,
Bu derdin dermanı kefareti (bağışlanması) bir ah ile yanıştan gelir.
Keferet: (Arapça) Kefaret, bir günahı affettirmek için ödenen bedel.
*
1
İşidün iy ulu kiçi size benüm haberüm var
Zihî devlet benüm bugün kim senün gibi yârüm var
Çeviri: İşitin ey büyükler ve küçükler, size benim haberim var,
Ne büyük talihtir ki, benim bugün senin gibi bir yarim var.
Yârüm: (Farsça-Türkçe) Sevgilim, dostum, yardımcım.
2
Yürürisem önümdesin söylerisem dilümdesin
Oturursam yanumdasın ayrukda ne bâzârum var
Çeviri: Yürürsem önümdesin, konuşursam dilimdesin,
Oturunca yanımdasın, başka yerde ne işim var.
3
Ne yüriyem ne hod ârâm ne ırak sefere varam
Çünki dostı bunda buldum ayruk neye seferüm var
Çeviri: Ne yürüyeyim ne de durayım ne de uzak sefere gideyim,
Çünkü dostu burada buldum, başka nereye yolculuğum olur.
Seferüm: Yolculuğum, arayışım.
4
Irak yola bâzirgânlar assı itmege giderler
Çün gevher elümde durur di ayruk ne bâzârum var
Çeviri: Uzak yola tüccarlar, kâr etmeye giderler,
Madem mücevher elimdedir, söyle -başka ne ticaretim olur.
Gevher: (Farsça) Mücevher, inci, kıymetli taş; (mecazi) hakikat, ruhun özü.
5
Miskîn Yûnus'un bu cânı şol dosta ulaşalıdan
Dem-be-dem arturur ‘ışkı ulu yirden tîmârum var
Çeviri: Zavallı Yunus’un canı, O dosta ulaştığından beri,
Her an artırır aşkımı, yüce yerden tedavim var.
*
1
İsteyelüm iş ıssını bulı görelüm kandadur
Cân kulagıla dinlersen iş bu sözüm turvandadur.
Çeviri: Arayalım işin sahibini bulup görelim nerededir,
Can kulağıyla dinlersen, bu sözüm taptazedir.
Turvandadur: Turfandadır: tazedir, yeni çıkmıştır.
2
Alıgörün turvandadan ‘ışk eridür anı tadan
Bunda boyun buran âdem Hak katında dermândedür
Çeviri: Hemen alın taze sözden, aşk eridir onu tadan,
Burada boyun eğen kişi, Hak katında çaresi olmayandır.
Boyun Buran: (Türkçe) Boyun büken, alçakgönüllü olan, nefsini kıran.
3
Kişi gerek bile anı hem uyanık ola cânı
Bilürsin dünyâ seveni baykuş gibi vîrândadur
Çeviri: İnsan onu bilmeli, hem de ruhu uyanık olmalı,
Bilirsin dünyayı seveni, baykuş gibi harabededir.
Baykuş: (Türkçe) Harabelerde yaşayan kuş.
4
Baykuş çagırur vîrânda kimse murâd almaz anda
Eyü ‘amel ide görün ol Hak terâzû andadur
Çeviri: Baykuş harabede öter, kimse orada isteğine ulaşmaz,
İyi işler yapmaya bakın, o Hak terazisi oradadır.
5
Varıcagız terâzûya Hak kendü bakar yazuya
Göricek taglar eriye ol zebânîler andadur
Çeviri: Varınca Teraziye, Hak bizzat bakar amel defterine,
Dehşeti görünce dağlar erir, zebaniler oradadır.
Zebânîler: (Arapça) Cehennem bekçileri, görevli melekler.
6
Biti sunıla elüne itdügün gele yoluna
Tanuklar bile bulına dostun düşmenün andadur
Çeviri: Amel defterin eline sunulur, ettiklerin gelir önüne,
Tanıklar hazır bulunur, dostun düşmanın oradadır.
Amel defterin: Hesap defterin, karnen.
7
Terk idesin taht u tâcı bilesin itdügün göçi
Muhammed Hak yalvarıcı şefâ'atçimüz andadur
Çeviri: Terk edeceksin tahtı tacı bilesin ettiğin göçü,
Muhammed Hak’a yalvarır, şefaatçimiz oradadır.
Taht u Tâcı: (Farsça) Saltanatı, makamı, dünya mülkünü.
Açıklama: Hz. Peygamber hesap günü ümmetine şefaat etmek için Allah'a yakaracaktır.
8
Yunus eger aşıkısan varlıgun degşür yoklıga,
İman kuşağın berk kuşan di hep eksüklik bendedür
Çeviri: Yunus eğer aşıksan, varlığını (benliğini) değiştir yokluğa,
İman kemerini sıkı kuşan, -“bütün eksiklik bendedir” de.
Kuşagın: (Türkçe) Bel kemerini, bağını.
Kuşan: (Türkçe) Hazırlan, üzerine al.
*
1
Muştulanuz ‘âşıklara bu ‘ışk ulu devlet olur
Işk kime kim irdiyise cânında bil ‘işret olur
Çeviri: Müjdeleyin Aşıklara, bu aşk ulu bir mutluluk olur,
Aşk kime erişirse, bil ki canında şenlik olur.
Ulu: (Türkçe) Yüce, büyük.
Devlet: (Arapça) Saadet, talih, büyük nasip, güç.
2
Her sevdügi terkin ura kayıkmaya degme yana
Her dem anun seyrân-gehi hem zât u hem sıfât olur
Çeviri: Her sevdiğini terk etsin, sapmasın hiçbir yana,
Her an onun seyir yeri, hem Zatın (Hak’ın) kendisi, hemde özellikleri olur.
Sıfât: (Arapça) Allah'ın nitelikleri, özellikleri.
3
Seyri içinde çâbük-bâz fikri dâim nâz u niyâz
Çün sa'âdet oldı hem-râz hezârân münâcât olur
Çeviri: Seyrinde çok beceriklidir, fikri daima naz ve yakarıştır,
Çünkü mutluluk olunca sırdaş,( yoldaş) binlerce yakarış olur.
Nâz: (Farsça) Cilve, nazlanma, sevgilinin sitemi.
Niyâz: (Farsça) Yalvarma, yakarma, dua.
4
Müşâhade kapar anı hem bî-karâr olur cânı
Her dem da'vîsüzdür ma'nî bi-dirîg u râhat olur
Çeviri: Müşahede kaplar onu canı da coşkun olur,
Her an iddiasızdır, mana (hakikat) ona engelsiz gelir gönlüne huzur olur.
5
Ol bî-nişândur cihândan ne diyelüm dilmüz andan
Ol ‘âlim ü deyyân zât her zât içinde zât olur
Çeviri: O, nişansızdır (işaretsizdir) dünyada, ne desin dilimiz ondan,
O her şeyi bilen ve hakkı verendir, Zatı zatı her varlıkta özdür.
Âlim: (Arapça) Her şeyi bilen, sonsuz ilim sahibi
Açıklama: Beşer dili sınırlı olduğu için, sınırsız olan ilahi özü tam manasıyla ifade edemez.
6
Buhl u tama‘ sıgmaz ana ‘izzet de kaldı bir yana
Yol bulımaz hırs u hevâ kimde ki bu devlet olur
Çeviri: Cimrilik açgözlülük yakışmaz Ona, dünya itibarı da itildi bir yana,
Yol bulamaz Hırs ve boş hevesler, kimde bu saadet varsa.
Hırs: (Arapça) Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku, dünya malına düşkünlük.
Hevâ: (Arapça) Nefsin istekleri, boş ve geçici arzular.
7
Ol işlere eli iren Hak ‘ışkına gönül viren
Dostını yüze yüz gören cümle varlıkdan mât olur
Çeviri: O işlere eli eren, Hak aşkına gönül verendir,
Dostunu yüz yüze gören, bütün varlıktan vazgeçip hayran olur.
Eli iren: (Türkçe) Gücü yeten, ulaşan, nail olan.
Mât olur: (Farsça-Türkçe) satranç Şah-mat oyunundaki gibi çaresiz kalmak, yenilmek. Tasavvufta ise ilahi güzellik karşısında hayretler içinde kalıp kendinden geçmek, yok olmak.
8
Kime indiyse ol nüzûl ana gelür cümle usûl
Ta‘ziyete varurısa ol ölüye rahmet olur
Çeviri: Kime indiyse o ilahi bilgi, ona gelir bütün yollar,
Taziyeye giderse, o ölüye rahmet olur.
Taziyete: (Arapça) Başsağlığına, taziye ziyaretine.
9
Yûnus erdür nihâyetsüz ‘ışk andan dahı gâyetsüz
Ne gâyet var ne nihâyet kamusı bir Hazret olur
Çeviri: Yunus Erdir sonsuzdur, aşk, ondan dahi sınırsızdır,
Ne bir sınır ne de bir bitiş vardır, hepsi Hakkın huzurunda bir olur.
Erdür: (Türkçe) Erdir, kâmil insandır, hakikate ulaşmış bir yiğittir.
*
1
Bu vücûdum şehrine bir dem giresüm gelür
İçindeki sultânun yüzin göresüm gelür
Çeviri: Bu vücudumun şehrine, bir an giresim gelir,
İçimdeki sultanın, yüzünü göresim gelir.
2
İşidürem sözini göremezem yüzini
Yüzini görmeklige cânum viresüm gelür
Çeviri: İşitirim sözünü, göremem yüzünü,
Yüzünü görmek için, canımı veresim gelir.
3
Ma'şûka halvetinün yidi kapusı vardur
Ol kapudan içerü seyrân kılasum gelür
Çeviri: Sevgiliyle buluşma yerinin, yedi kapısı vardır,
O kapıdan girip, içeriyi seyredesim gelir.
4
Her kapuda bir kişi yüz bin çerisi vardur
Işk kılıcın kuşanup cümle kırasum gelür
Çeviri: Her kapıda bir kişi, onun yüz bin askeri vardır,
Aşk kılıcını kuşanıp, hepsini kırasım gelir.
Kırasum gelür: (Türkçe) Kırasım gelir, yok etme isteği duyarım.
5
Erenlerün sohbeti arturur ma'rifeti
Bî-derdleri sohbetden her dem süresüm gelür
Çeviri: Erenlerin sohbeti artırır marifeti (manevi bilgiyi),
Dertsizleri sohbetten, her an süresim gelir.
Ma'rifeti: (Arapça) Allah’ı tanıma bilgisi, manevi ilim, hakikat bilgisi.
Süresüm gelür: (Türkçe) Kovasım, uzaklaştırasım gelir.
6
Leylî-i Mecnûn benem şeydâ-yı Rahmân benem
Leylî yüzin görmege Mecnûn olasum gelür
Çeviri: Leyla'nın Mecnun'u benim, Rahmanın aşkıyla kendinden geçen de benim,
Leyla’nın yüzünü görmek için, Mecnun olasım gelir.
Leylî-i Mecnûn: (Arapça) Mecnun'un Leyla'sı (Burada ilahi aşkla kendinden geçme halini temsil eder).
7
Dost oldı bize mihmân bunca yıl bunca zamân
Gerçek İsmâîl gibi kurbân olasum gelür
Çeviri: Dost bize misafir oldu, bunca yıl bunca zaman,
Gerçek İsmail gibi, kurban olasım gelir.
İsmail gibi: (Arapça-Türkçe) Hazreti İsmail peygamber gibi (teslimiyetin sembolü).
Açıklama: Hazreti İsmail'in bıçak altına şüphesiz ve tam teslimiyetle yattı.
8
Erenlerün nazarı topragı gevher eyler
Erenler kademinde toprak olasum gelür
Çeviri: Erenlerin nazarı (bakışı), toprağı mücevher yapar,
Erenlerin ayak bastığı yerde, toprak olasım gelir.
Erenlerün: (Türkçe) Hakikat yolunda mertebe katetmişlerin, Allah dostlarının.
9
Yârimden elçi gelür cânumdan ulak diler
Merkebden inübeni yayan varasum gelür
Çeviri: Yârimden elçi gelir (Azrail), canımı haberci olarak ister (canımı istiyor),
Eşekden inip, yayan varasım gelir.
Yârimden: (Farsça-Türkçe) Sevgilimden, Hak'tan.
Yayan: (Türkçe) Yürüyerek, yaya olarak.
Açıklama: Allah'tan gelen elçi Azrail Yunus un canını almaya gelir. Haberci olarak da Yunusun canının bedenden ayrılıp kavuşma haberini bizzat Sevgiliye ulaştırmasını ister.
10
Miskîn Yûnus'un nefsi dört tabî'at içinde
Işkıla cân sırrına pinhân varasum gelür
Çeviri: Zavallı Yunus’un nefsi, dört tabiat içindedir,
Aşk ile can sırrına, gizlice varasım gelir.
Dört tabî'at: (Arapça) Huy, karakter, yaratılış- Dört unsur (Toprak, su, hava, ateş).
*
1
Yandı yüregüm dutuşdı bagrum cigerüm kebâb durur
Âşıklarun şerbetleri bu derdüme sebeb durur
Çeviri: Yandı yüreğim tutuştu bağrım, ciğerim pişmiş kebapdır.
Aşıkların şerbetleri, bu derdime sebepdir.
Bagrum: (Türkçe) Bağrım, göğsüm, içim.
Kebâb: (Arapça) Ateşte pişmiş et. (Mecazen) Yanmış, kavrulmuş, pişmiş.
2
Bir niçeleri ‘ışk düzer bir niçeleri ‘ışk bozar
Bir niçeler esrük gezer eyle kim var harâb durur
Çeviri: Nicelerini Aşk düzeltir, nicelerini de Aşk bozar.
Birçoğu sarhoş gezer, öyle ki harap olmuştur.
Harâb: (Arapça) Yıkık, dökük, viran olmuş.
3
Işkıla çalındı kalem ‘ışka yesir durur âlem
Âşıklar arasında Cebrâîl dahı hicâb durur
Çeviri: Aşkla yazıldı kader kalemi, aşka esirdir âlem,
Âşıklar arasında, Cebrail bile engeldir.
4
Medreseler müderrisi okumadılar bu dersi
Şöyle kaldılar ‘âciz bilmediler ne bâb durur
Çeviri: üniversite hocaları, okumadılar bu dersi,
Öyle çaresiz kaldılar ki, bunun ne kapısı olduğunu bilmediler.
Açıklama: Manevi yolun hangi kapıya çıktığını anlamadılar.
5
Azâzîl da'vî kıldı da'vîsi yalan oldı
Yalan da'vî kılanlarun pes cezâsı ‘azâb durur
Çeviri: Azazil dava etti, iddiası yalan oldu,
Yalan dava edenlerin, cezası azaptır.
Azâzîl: (Arapça) Şeytan’ın cennetten kovulmadan önceki adı.
6
Ölmez bu ‘ışk bilişleri esrük meclis serhoşları
Dâ'im bunlarun işleri ceng ü şeşte rebâb durur
Çeviri: Ölmez bu aşk dostları ve meclisin sarhoşları,
Daima bunların işi, çalgı ve müzikledir.
Çeng: telli bir çalgı.
Şeşte: (Farsça) Altı telli bir saz, lavta benzeri bir çalgı.
Rebâb: (Arapça) Yaylı bir çalgı.
7
Yûnus imdi miskîn olgıl hem miskînlere kul olgıl
Zîra miskîn olanları arzûlayan Çalap durur
Çeviri: Yunus şimdi alçakgönüllü ol, hemde düşkünlere hizmet et,
Zira alçakgönüllü olanları, arzulayan Tanrıdır.
Zîra: (Farsça) Çünkü, şundan dolayı.
Çalap: (Türkçe) Tanrı, Allah.
*
1
Senündür pâdişâhlık kudretün var
Yaratdun yiri gögi heybetün var
Çeviri: Senindir Padişahlık, kudretin var, (gücün)
Yarattın yeri göğü, heybetin var. (Büyüklüğün)
Pâdişâhlık: Hükümdarlık, mutlak egemenlik, sultanlık.
Kudretün: (Arapça) Gücün, iktidarın, her şeye yeten kuvvetin.
Heybetün: (Arapça) Azametin, korkuyla karışık saygı uyandıran yüceliğin.
2
Nişânsuzın nişânun kimse bilmez /
Egerçi bî-nihâyet âyetün var
Çeviri: Nişansızın izini kimse bilmez,
Gerçi sonsuz sayıda delilin vardır.
Nişânsuzın: İşaretsizce, iz bırakmadan.
Âyetün: (Arapça) Delilin,
3
Niçe eyde bile dil niteligün / Dile getirmege bin-bir adun var
Çeviri: Nasıl söyleyebilsin dil, Senin niteliğini (nasıl olduğunu),
Dile getirmek için, bin bir adın vardır.
Niteligün: (Türkçe) Senin niteliğini, vasfını, nasıl olduğunu.
4–5
Ne oran u kıyâs ne nakş u nişân /
Ne miyân u kenâr nihâyetün var
Çeviri: Ne ölçü, ne kıyas, ne şekil, işaretin,
Ne ortan ve kenarın, ne de sınırın var.
Ne reng ü şekl ü hem ne cism ne hod resm
Ne kadd ü kâmetün ne sûretün var
Çeviri: Ne rengin ne şeklin nede cisim kendi resmin,
Ne boyun posun ne de bir yüzün var.
Kadd: (Arapça) Boy,
Kâmet: (Arapça) Boy pos, duruş, endam.
Pos: kalıp, görünüş
6
Bu cümle ins ü cinne rahmetünden /
İnâyet vechile hoş himmetün var
Çeviri: Bütün insanlar ve cinler, senin merhametindendir,
İyilik yoluyla, güzel bir yardımın var.
İnâyet: (Arapça) Yardım, lütuf, ihsan, gözetme.
7–8
Ne dünyâ âhiret ne Kâf u ne Kâf /
Bular katre deryâ melekûtun var
Çeviri: Ne dünya ne ahiret, ne Kaf Dağı'na (sığarsın),
Bunlar damladır, deniz gibi melekutun var.( Ruhlar alemi)
Kâf dağı: Masallarda dünyayı kuşattığına inanılan Kaf Dağı
Melekûtun: (Arapça) Senin ruhlar ve melekler alemin, ilahi egemenliğin, mülkün.
Ne hod var intihâ ne had mekân hem /
Ne bir eniyetün keyfiyetün var
Çeviri: Senin ne sonun ne sınırın, ne de mekanın var,
Ne bir benliğin, ne de bir nasıllığın vardır.
Açıklama: Allah’ın melekûtu sınırsızdır. Dünya ve ahiret onun yanında damladır.
9
Akıllar mât olur niteligünden / Ki bir zerrede bin bin ‘ibretün var
Çeviri: Akıllar aciz kalır özelliğinden,
Ki bir zerrede binlerce ibretin var.
Mât olur: (Farsça-Türkçe) Şaşırıp kalır, aciz kalır, yenik düşer.
Niteligünden: (Türkçe) Senin vasıflarından, nasıl olduğundan, özünden.
10–11
Ser-â-ser toptolu yir ü gök üzre /
Yürür bu kudretün hoş milketün var
Çeviri: baştanbaşa yer ve gök seninle doludur,
Gücün her yerde geçer, hoş hakimiyetin var.
Senündür ‘Arş u Kürsî Levh ü Kalem /
Döner çarh yer tutur hoş hikmetün var
Çeviri: Senindir Arş, Kürsî, Levh ve Kalem (kaderi yazan kalem),
Gök döner, yer yerinde durur, hoş hikmetin var. (bilgeliğin)
Arş: (Arapça) Göğün en yüksek katı, ilahi kudretin tecelli ettiği makam.
Kürsî: (Arapça) Allah’ın hükümranlığının, ilminin ve gücünün sembolü olan makam.
Levh: (Arapça) Kaderin yazılı olduğu manevi levha (Levh-i Mahfuz).
12–14
Bu yüz yigirmi dört bin nebîlerle /
Bile Mi'râc u Tûr münâcâtun var
Çeviri: Yüz yirmi dört bin peygamberle,
Birlikte Mirac ve Tur dağında konuşmaların var.
Mirac: (Arapça) Hz. Muhammed'in göğe yükselerek ilahi huzura kabul edilmesi.
Tur: (Arapça) Hz. Musa'nın Tanrı ile konuştuğu Sina Yarımadası'ndaki dağ.
Musahhardur kamu emrün içinde / Cem‘î kullaruna mürüvvetün var
Çeviri: Boyun eğmiştir Her şey, senin emrine,
Bütün kullarına şefkatin var.
Dört yüz kırk dört tabakât evliyâya /
Virilmiş anlara kerâmetün var
Çeviri: Dört yüz kırk dört derece veliye, Verilmiş onlara, Senin kerâmetin var
Evliyâya: (Arapça) Allah dostlarına, velilere.
15
Altı bin altı yüz altmış altı /
Okınur halk üzere âyetün var
Çeviri: Altı bin altı yüz altmışaltı,
Okunan halk üzerinde ayetin var.
16
Degül Yûnus'a bes yâ Rahmeti çok /
Kamu günâhlulara rahmetün var
Çeviri: rahmetin Sadece Yunus'a değil, Ey
merhameti çok olan,
Bütün günahkârlara rahmetin var.
Rahmeti çok: (Arapça-Türkçe) Merhameti sonsuz olan, bağışlaması bol olan.
*
1
Hak bir gönül virdi bana hâ dimedin hayrân olur
Bir dem gelür şâdî olur bir dem gelür giryân olur
Çeviri: Hak bir gönül verdi bana; “ha” demeden hayran olur (Hemen),
Bir an gelir şen olur, bir an gelir ağlayan olur.
2
Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmış gibi
Bir dem beşâretden togar hoş bâgıla bostân olur
Çeviri: (gönlümü) Bir an sanırsın kış gibi, sanki dondurucu soğuk olmuş gibi,
Bir an müjdeden doğar, hoş bağıyla bahçesi olur.
Hoş: (Farsça) Güzel, latif.
3
Bir dem gelür söyleyemez bir sözi şerh eyleyemez
Bir dem dilinden dür döker dertlülere dermân olur
Çeviri: Bir an gelir, söz söyleyemez, bir sözü açıklayamaz,
Bir an dilinden inci saçar, dertlilere çare olur.
Dermân: (Farsça) İlaç, çare, şifa.
4
Bir dem çıkar ‘Arş üzere bir dem iner tahte's-serâ
Bir dem sanasın katredür bir dem taşar ‘ummân olur
Çeviri: Bir an çıkar Arş’a üstüne, bazen iner yerin en dibine,
Bazen sanırsın bir damladır, bazen taşar okyanus olur.
Arş üzere: (Arapça-Türkçe) Göğün en yüce katına, ilahi makama.
5
Bir dem cehâletde kalur hîç nesneyi bilmez olur
Bir dem talar hikmetlere Câlinûs u Lokmân olur
Çeviri: Bazen cehalette kalır, hiçbir şey bilmez olur,
Bir an dalar hikmetlere, (geleceğin ilmi) Calinos ve Lokman olur.(bilge- hekim)
Hikmetlere: Gizli sırlara, derin bilgilere, eşyanın hakikatine.
Câlinûs: Antik Yunan tıbbının en büyük temsilcilerinden olan ünlü hekim Galen.
Lokmân: Kur'an'da adı geçen, hekimliği ve hikmetli sözleriyle tanınan bilge kişi
6
Bir dem dîv olur ya perî vîrâneler olur yiri
Bir dem uçar Belkîs'ıla sultân-ı ins ü cân olur
Çeviri: Bazen dev olur ya peri (cin), harabeler olur yeri,
Bazen Belkıs ile uçar, insanların ve cinlerin sultanı olur.
Dîv: (Farsça) Dev, dev gibi varlık, şerli güç.
Perî: (Farsça) Peri, hayali ve güzel varlık, iyilik sembolü.
7
Bir dem görür olmış gedâ yalın tene geymiş ‘abâ
Bir dem ganî himmet ile Fagfûr u hem Hakân olur
Çeviri: Bazen olur bir dilenci, çıplak tene giyer hırkayı,
Bazen bir yardımla zenginleşir, imparator ve hakan gibi olur.
Açıklama: Gönül bazen fakir, bazen zenginlik hâli yaşar.
8
Bir dem gelür ‘âsî olur Hak zihnini yavı kılur
Bir dem gelür kim yoldaşı hem zühd ü hem îmân olur
Çeviri: Bir an gelir asi olur, Hak zihnini kaybettirir,
Bir an gelirki, yoldaşı hem ibadet hem inanç olur.
Âsî: (Arapça) İsyankar, başkaldıran, günahkar.
Zihnini: (Arapça-Türkçe) Akıl, anlayış ve idrakini.
9
Bir dem günâhın fikr ider tos-togru Tamu'ya gider,
Bir dem görür Hak rahmetin Uçmaklar'a Rıdvân olur
Çeviri: Bazen günahını düşünür ve dosdoğru cehenneme gider,
Bazen görür Hak rahmetini, cennetlere Rıdvan (bekçi) olur.
Rıdvân: (Arapça) Cennetin kapısında bekleyen görevli melek; aynı zamanda razı olma, hoşnutluk.
10
Bir dem varur mescidlere yüzin sürer anda yire
Bir dem varur deyre girer İncîl okur ruhbân olur
Çeviri: Bazen varır camilere, yüzünü sürer orada yere,
Bir an varır kiliseye, İncil okur rahip olur.
İncîl: (Arapça) Hz. İsa'ya indirilen kutsal kitap.
Ruhbân: (Arapça) Kendini ibadete adamış din adamı, keşiş.
11
Bir dem gelür Mûsâ olur yüz bin münâcâtlar kılur
Bir dem girer kibr evine Firavn'ıla Hâmân olur
Çeviri: Bir an gelir Musa gibi olur, yüz bin yakarış eder,
Bazen girer kibir evine, Firavun ve Haman gibi olur.
Mûsâ: Hz. Musa peygamber.
Firavn'ıla: Firavun ile; kibrin ve ilahlık davasının sembolü.
Hâmân: (Arapça) Firavun'un kibrine ortak olan veziri ve yardımcısı.
12
Bir dem gelür ‘Îsâ gibi ölmişleri diri kılur
Bir dem gelür güm-râhleyin yolında ser-gerdân olur
Çeviri: Bir an gelir İsa gibi, ölmüşleri diriltir,
Bir an gelir yolunu kaybeder, kendi yolunda şaşkın olur.
Îsâ: Hz. İsa peygamber.
13
Bir dem döner Cebrâîl'e rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelür güm-râh olur miskîn Yûnus Hayrân olur
Çeviri: Bir an döner Cebrail'e, rahmet (merhamet) saçar her meclise,
Bir an gelir yoldan çıkar, zavallı Yunus şaşkın olur.
Cebrâîl'e: (Arapça) Vahiy getiren, Allah ile peygamberler arasında elçilik yapan büyük melek. *
1
Benüm gönlüm gözüm ‘ışkdan toludur /
Dilüm söyler yari yüzüm suludur
Çeviri: Benim gönlüm gözüm aşktan doludur.
Dilim söyler sevdiğimi, yüzüm ise suludur (yaşlıdır).
2
Öd agacı bigi yanar vücûdum / Dütünüm göklere seher yilidür
Çeviri: Öd ağacı gibi yanar vücudum,
Dumanım göklere esen seher rüzgarıdır.
Öd agacı: Yakıldığında hoş koku veren değerli bir ağaç cinsi.
3
Çokal-cevşen bu ‘ışk odına döymez /
Okı câna batar katı yalıdur
Çeviri: Zırhlar, kalkanlar bu aşk ateşine dayanamaz,
(aşkın) Oku cana batar, ucu çok yakıcıdır.
Açıklama: Aşk ateşi hiçbir dua ile söndürülemez; cana işleyen bir ok gibidir.
4
Senün ‘ışkun deniz ben bir balıcak /
Balık sudan çıka hemen ölidür
Çeviri: Senin aşkın denizdir, bense küçük bir balık,
Balık sudan çıkınca hemen ölür.
Açıklama: Âşık, sevgilinin aşkını deniz gibi görür; kendini balık gibi ona muhtaç bilir.
5
Okuram şâhumı kendü dilümce / Şâhum eydür bana her dem geli dur
Çeviri: Anarım Şahımı kendi dilimce,
Şahım der bana her zaman “gelip dur”.
Şâhumı: Şahımı, sultanımı, Rabbimi.
6
Seni sevenlerün ola mı ‘aklı / Bir dem usluyısa her dem delidür
Çeviri: Seni sevenlerin olur mu aklı,
Bir an akıllıysa her an delidir,
Açıklama: Hak aşkı aklı deliliğe çevirir. Âşık akıllı kalamaz.
7
Yûnus sen Tapduk'a kılgıl du‘âlar /
Âşıklar meydânı ‘Arş'dan uludur
Çeviri: Yunus, Tapduk’a dualar et, âşıklar meydanı Arş’tan yücedir.
Açıklama: Âşıklar Meydanı Hak katında Arş’tan üstün görülür. Yunus, mürşidine dua eder.
*
1
İy dost seni severem cân içre yirün vardur
Dün-gün uyumaz oldum ‘acâyib hâlüm vardur
Çeviri: Ey dost, seni severim; can içinde yerin vardır,
Gece gündüz uyumaz oldum; acayip hâlim vardır.
Açıklama: Âşık, dost sevgisiyle gece gündüz uyku bilmez.
2
Sen güli görür iken dikene sunma elün
Düşmândan ne korkarsın çün togrı yârün vardur
Çeviri: Sen Gülü görürken dikene uzatma elini,
Düşmandan ne korkarsın, madem gerçek dostun vardır.
Açıklama: Hak dostunu bulan düşmandan korkmaz.
3
Düşmânlar eydür bana söz dimek kandan sana
Bana söz dimek kandan benüm üstâdum vardur
Çeviri: Düşmanlar der bana: “Söz söylemek senin neyine”,
Bana söz söylemeye ne gerek, benim üstadım vardır.
Üstâdum: (Farsça) Üstadım, hocam, yol göstericim, mürşidim.
4
Ele getürdügüni miskînlere harceyle
Niçe çok yaşarısan sonucı ölüm vardur
Çeviri: Eline geçeni yoksullara harca,
Ne kadar çok yaşasan da sonunda ölüm vardır.
Açıklama: Dünya malı yoksullara verilmelidir. Sonunda ölüm vardır.
5
Bunda kendözin gören ol durur yolda kalan
Benüm bir karıncaya va'llâh isnâdum vardur
Çeviri: Burada kendini beğenen, Odur yolda kalan,
Benim bir karıncaya bile bile borcum, bağım vardır.
Açıklama: Kendini gören yolda kalır; Yunus ise Allah’a dayanır.
6
Tanla turıgelicek bülbülleyin söylerem
Gönülde ma'nî biter dertlü cigerüm vardur
Çeviri: Sabah kalkınca bülbül gibi söylerim,
Gönülde mana doğar, dertli ciğerim vardır.
Cigerüm: (Farsça-Türkçe) Ciğerim, özüm, yüreğim; klasik edebiyatta acının, sevdanın ve tahammülün merkezi, "iç" anlamında kullanılır.
7
Yûnus Emre kendözün topraga urgıl yüzün
Ma'şûkaya yaraşur bir miskînligüm vardur
Çeviri: Yunus Emre, nefsini bırak, toprağa sür yüzünü,
Sevgiliye yaraşır bir alçak gönüllülüğüm vardır.
Açıklama: Hak yolunda miskinlik ve tevazu maşuka yaraşır.
*
1
Sensin benüm cânum cânı sensüz karârum yok durur
Uçmak'da sen olmazısan va'llâh nazarum yok durur
Çeviri: Sensin Canımın canı, sensiz huzurum yoktur,
Cennette sen olmazsan vallahi oraya bakmam.
Açıklama: Âşık için cennet bile sevgili olmadan değersizdir.
2
Baksam seni görür gözüm söylerisem sensin sözüm
Seni gözetmekden dahı yigrek şikârum yok durur
Çeviri: Baksam seni görür gözüm, söylersem sözüm sensindir,
Seni gözetmekten daha büyük kazancım yoktur.
Açıklama: Âşık için bütün bakış ve söz sevgiliye yönelir.
3
Söylerisem dilümdesin ger tek tursam gönlümdesin
Gönlüm gözüm seni sever ayruk nigârum yok durur
Çeviri: Söylersem dilimdesin, eğer sussam gönlümdesin,
Gönlüm gözüm seni sever, başka sevgilim yoktur.
Açıklama: Âşık için tek sevgili Hak’tır. Başka sevgili yoktur.
4
Çün ben beni unutmışam şöyle ki sana gitmişem
Ne kâlde ne hâldeyisem bir dem karârum yok durur
Çeviri: Çünkü Ben beni unutmuşum, şöyle ki sana gitmişim,
Hangi sözde, ne haldeysem, (sensiz) bir an sakinliğim yoktur.
Açıklama: Âşık kendini unutup tamamen sevgiliye yönelir; hâli sürekli değişir.
5
Eger beni Cercîs'leyin yitmiş kez öldürürisen
Dönem girü sana varam zîrâ ki ‘ârum yok durur
Çeviri: Eğer beni Cercis (peygamber) gibi yetmiş kez öldürsen bile,
Dönüp Geri sana varayım, zira Utancım yoktur.
Cercîs'leyin: Hz. Cercis gibi: Davası uğruna defalarca öldürülüp diriltilen, sabrın sembolü peygamber.
6
Seni gördüm güneş gibi Cennet bana zindân gibi
Cennet'üne zâhidün ko Uçmak'da arzûm yok durur
Çeviri: Seni güneş gibi gördüm, cennet bana zindan gibi (gelir),
Cennetini o dindara bırak, cennette arzum yoktur.
Açıklama: Âşık için sevgili yanında cennet bile değersizdir.
7
Yûnus dahı ‘âşık sana göster dîdârunı ana
Yârüm dahı sensin benüm ayruk dîdârum yok durur
Çeviri: Yunus da âşıktır sana, göster yüzünü ona,
Sevgilim de sensin benim, başka bakacak yüzüm yoktur.
Açıklama: Yunus, sevgilinin yüzünü görmek ister; başka sevgili yoktur.
*
1
Eydivirem ne kıldugın benümile ol dil-pezîr
Her dem yini şîveyile beni yini kılur esîr
Çeviri: Diyeyim benimle ne yaptığını, O gönül alanın,
Her an yeni bir nazla, beni yeniden eder esir.
Şîveyile: Nazla, edayla, tarzla, farklı bir tecelli ile.
2
Her kancaru bakarısam oldur gözüme görinen
Ol serverün lutfı bizi bu vechile kıldı basîr
Çeviri: Her Nereye baksam, odur gözüme görünen.
O efendinin lütfu, bizi böyle görüş sahibi yaptı.
Açıklama: Âşık her yerde sevgiliyi görür. Bu Hak lütfudur.
3
‘Ömrüm niçe olurısa âzâdlıgum muhâl durur
Sayyâd elinden kim alur duzaga düşicek nahcîr
Çeviri: Ömrüm ne kadar olsa da (sürse de) özgürlüğüm imkânsızdır,
Avcının elinden kim alır, tuzağa düşünce avı (avlananı).
Açıklama: Âşık, aşk tuzağından kurtulamaz. Hak avcısıdır.
4
‘Âkilisen gelüp bana niteligin sorma anun
Niçe nişân eydibilem misli yog anun bî-nazîr
Çeviri: Akıllıysan bana onun niteliğini sorma,
Nasıl işaretini söyleyeyim, O'nu, eşi benzeri yoktur.
Açıklama: Sevgilinin niteliği anlatılamaz, misilsizdir.
5
Va'de olundı kamuya kim göreler yarın anı
Benüm yârüm bunda durur bunda göründi ol Kadîr
Çeviri: Vaat olundu Herkese ki, görecekler yarın onu,
Benim yarim buradadır, burada göründü O güçlü olan.
Yârüm: (Farsça-Türkçe) Sevgilim, dostum, Rabbim.
Kadîr: (Arapça) Her şeye gücü yeten, kudret sahibi Allah.
6
Yûnus teveccüh ideli Ka'be-i ‘ışka cânilen
Oldı mugaylân dikeni ayagı altında harîr
Çeviri: Yunus yöneldi, aşk Kabe'sine can ile,
Oldu Çöl dikeni ayağının altında ipek.
Ka'be: (Arapça) Küp şeklinde nesne. İslam'da Mekke'de bulunan kutsal yapı.
*
1
İy dün ü gün Hak isteyen bilmez misin Hak kandadur
Her kandasam anda hâzır kanda bakarsam andadur
Çeviri: Ey gece gündüz Hakk'ı isteyen, bilmez misin Hak nerededir,
Her Neredeysem orada hazırdır, nereye baksam oradadır.
Açıklama: Hak her yerde hazır ve nazırdır; âşık nereye baksa Hak’ı görür.
2
İstemegil Hak'ı ırak gönüldedür Hakk'a turak
Sen senligün elden bırak tenden içerü cândadur
Çeviri: Arama Hakk'ı uzakta, gönüldedir Hakk'ın durağı,
Sen benliğini elden bırak, (Hak ) bedenden içeride candadır.
Açıklama: Hak gönülde ve candadır. Benlikten geçmek gerekir.
3
Gir gönüle bulasın Tûr sen-ben dimek defterin dür
Key güher er gönlindedür sanma ki ol ‘ummândadur
Çeviri: Gir Gönüle bulasın Tur dağını (ışığı), sen ve ben deme defterini kapat,
En değerli cevher gönüldedir, sanma ki o okyanustadır.
Tur Dağı: Hz. Musa'nın Allah ile konuştuğu tecelli makamı.
Sen-ben dimek: (Türkçe) İkilik, benlik davası, ego, ayrılık fikri.
Ummândadur: Büyük denizde, okyanustadır.
4
Ol ‘ummânda yüz bin güher bir katreye benzer tamâm
Ol câna yok zamân-zevâl zevâlli cân hayvândadur
Çeviri: O denizde, yüz bin mücevher (bile) bir damlaya benzer tam olarak,
O cana yoktur son, ölümlü can hayvandadır.
Açıklama: Hak canı ezelîdir; hayvanî can ise fânidir.
5
Her kanda ki gözin baka Çalap hâzırdur mutlaka
Şol cân ki tapmadı Hak'a assısı yok ziyândadur
Çeviri: Her nereye Gözün baksa, Tanrı, hazırdır mutlaka.(oradadır),
Şu can ki tapmadı Hak'a, kazancı yok zarardadır.
Açıklama: Hak’ı bulmayan can ziyan içindedir.
6
Eyle sûretüni vîrân cân sırrıdur ana iren
Bâtın gözidür dost gören zâhir gözi yabandadur
Çeviri: Yık dış görünüşünü, can sırrıdır ona eren,
Kalp gözüdür Dost'u gören, dış göz boş yerlerdedir.
Açıklama: Hak dostu bâtın gözüyle görülür. Zahir göz dışarıya bakar.
7
Çün sûretün vîrân ola gönlün bâgı cinân ola
Cânun genci vîrân ola çünki bu genc vîrândadur
Çeviri: Dışın yıkılınca,(Benliğin) gönlün cennet bahçesi olur,
Canının hazinesi yıkıntıdadır, çünkü bu hazine harabededir.
Açıklama: canının hazinesi ancak benliğini, nefsini yıktığında ortaya çıkar.
8
Her kim gaflet içre geçer cânı zevâl suyın içer
Derviş sırrı ‘Arş'dan uçar gerçegi yir yüzindedür
Çeviri: Her kim gaflet içinde yaşarsa, canı yokluk suyunu içer,
Dervişin sırrı arşa uçar, gerçeği ise yeryüzündedir.
Açıklama: Gaflet canı yok eder. Dervişin sırrı göklerde uçar, gerçeği ise yeryüzündedir. erviş sırrı ise Hak’tan gelir.
9
Miskîn Yûnus gözün aç bak iki cihân toptolu Hak
Sıdk odına gümânı yak ol eşkere pinhândadur
Çeviri: Zavallı Yunus gözünü aç bak, iki dünya da dopdolu Hak,
Doğruluk ateşinde şüpheyi yak, O hem Apaçık, hem gizlidir.
Açıklama: Hak iki cihanı doldurur. Şüpheyi yakıp bağlılık ile Hak’ı görmek gerekir.
*
1
Firâkun bagrumı taglar ne bilsün kadrüni saglar
Seni görmeyeli dostum bu gözüm kanlı yaş aglar
Çeviri: Ayrılığın bağrımı yakar, ne bilsin değerini sağ olanlar,
Dostum, seni görmeyeli, gözüm kanlı yaşlar ağlar.
Açıklama: senin değerini bu ayrılık acısını çekmeyen, dünyaya dalmış canlılar ne bilsin?
2
Akar yaşum sele benzer ‘ömür geçer yile benzer
Güler yüzün güle benzer ne bilsün geçe bu çaglar
Çeviri: Akar gözyaşım sele benzer, ömür geçer rüzgâra benzer,
Güler yüzün güle benzer, nereden bilsin geçecek bu zamanlar.(farkında değil)
Açıklama: İnsan ömrünün ve güzelliğinin bir gül gibi geçici olduğunu, şu anki neşenin ve gençliğin sonsuza dek sürmeyeceğini anlatıyor.
3
Gülün bülbül olur yâri anuniçün kılur zârı
Gülistândur anun yiri makâm olmaz ana bâglar
Çeviri: Gülün, bülbül olur sevgilisi, onun için ağlayıp inler,
Gül bahçesidir onun yeri, yurt olamaz ona (sıradan) bahçeler.
Açıklama: Bülbül güle âşıktır. onun makamı gülistandır, başka bağlar ona yetmez.
4
Balı yagı n'ider bülbül din ana karşu gülsün gül
Âşık yükini şöyle bil ki çekmedi yüce taglar
Çeviri: Bülbül, balı yağı neylesin, karşısında (yeterki) gül gülsün,
Âşık yükünü öyle bil ki, yüce dağlar bile çekemedi.
Açıklama: Âşık için gül sevgilidir; aşk yükü dağlardan ağırdır.
5
Âşık ‘ışkun yükin çeker yücelerden yüce çıkar
Görür dost yüzine bakar gönül ma'şûkına baglar
Çeviri: Aşkın yükünü öyle bil ki, çekemedi yüce dağlar (ağırdır),
Görür Dost'un yüzünü bakar, gönlünü Sevgiliye bağlar.
Açıklama: Âşık, aşk yükünü taşır. Sonunda dost yüzünü görür ve gönül sevgiliye bağlanır.
6
Derviş Yûnus hônı geldi teveccüh ma'şûka kaldı
Gönülde sevdügin buldı anunla gönlüni baglar
Çeviri: Derviş Yunus'un vakti geldi, yönü Sevgiliye vardı,
Gönülde sevdiğini buldu, O'na gönlünü bağlar.
Açıklama: Yunus, gönlünde sevgiliyi buldu; gönlünü ona bağladı.
*
1
Eger gerçek ‘âşıkısan boynundagı menşûr nedür
Hak yolına sâdıkısan yanlış sanu tezvîr nedür
Çeviri: Gerçek aşık isen eğer, boynundaki o rütbe nedir,
Hak yoluna sadıksan, yanlış düşünce hile nedir?
Açıklama: Gerçek âşıklık Hak yolunda sadakatle ölçülür. Zan (kesin olmayan düşünce) hile kabul edilmez.
2
Sımak gerek gönlün bûtın fâsiddür cümle tâ‘atün
Geçmeyince ‘ibâdetün Hak'dan sana ma'zûr nedür
Çeviri: Kırmak gerek gönüldeki putu, (yoksa) boşadır tüm ibadetin,
Kabul olmazsa ibadetin, Hak katında mazeretin nedir.
Açıklama: İbadet Hak’tan geçmezse faydasızdır. gönül temizliği esastır.
3
Çün kim adın oldı fülân hep dirligün oldı yalan
Disün bize ma'nî bilen hakîkatde mestûr nedür
Çeviri: Mademki adın oldu “filan”, bütün hayatın oldu yalan, (unvan sahibi diye anıldın),
Desin bize “manayı” bilen, hakikatte gizli (olan) nedir.
4
Terk eylegil ten tertîbin gider senden benlik adın
İçün ‘imâret olmadın taşundagı ma‘mûr nedür
Çeviri: Terk et vücudun arzularını, at senden benliği,
İçin imar olmadan, dışındaki bayındırlık nedir.
Açıklama: İç imar edilmezse dış bakımlılık faydasızdır. Benlik terk edilmelidir.
5
Eydürsin kim gözüm görür da'vîyi ma'nîye irür
Gündüz güneş şû'le virür gice yanan ol nûr nedür
Çeviri: Diyorsun ki gözüm görür, iddianı manaya da ulaştırırsın, (sanırsın),
Gündüz güneş ışık verir, gece yanan o nur nedir?
Açıklama: Hak nurunun gündüz ve gece tecellisi vardır; göz onu görür.
6
Günde birün gide turur konşun sefer ide turur
Ecel bir bir yuda turur bu dünyâya magrûr nedür
Çeviri: Her gün biri gider (ölür), komşun sefer eder,
Ecel bir bir yutar, bu dünyada gururlanman nedir.
Açıklama: Dünya geçicidir. Ecel herkesi alır.
7
Küfr ile tutdun dinüni vir yagmâya gümânunı
Getür görelüm burhânun belki haber takrîr nedür
Çeviri: Küfürle (Yanlışla) doldurdun dinini, ver yağmaya şüpheni, (dağıt),
Getir görelim delilini, bakalım gerçek haber nedir.
Açıklama: Hak yolunda delil gerekir. Küfür ve zan faydasızdır.
8
Hiç yogıken oldun diri aç gözüni yolca yüri
Anlayasın sen bu sırrı bellü haber manzûr nedür
Çeviri: Hiç yok iken oldun diri, aç gözünü, yolda yürü (edeple),
Anlayasın sen bu sırrı, açık olan bilgi ve görünen nedir?
Açıklama: İnsan yok iken var oldu; bu sır Hak’tandır.
9
Dahı yakın haber diyem anlayasın bellü beyân
Nefs dilegin terk eyleyen ol ezelî magfûr nedür
Çeviri: Daha kesin haber diyeyim, anlayasın her şeyi apaçık,
Nefis isteğini terk eden (kişi), ruhun ezeldeki saflığına dönüşü nedir.
Açıklama: Nefsini terk eden Hak tarafından bağışlanır.
10
Mü'minisen gelgil berü Cebbâr ola burc u bârû
Fahr idelüm mürşidile ma'lûm ola münkir nedür
Çeviri:1: Müminsen gel beri, Cebbar olan sana kale ve sur olsun.
2: İnanıyorsan gel beri, Dilediğini zorla yaptıran sana Kale kulesi ve sur olsun.
Övünelim mürşimizle, belli olsun inkarcının ne olduğu.
Mü'minisen: İnanmışsan, iman sahibiysen.
Cebbâr: Allah'ın isimlerinden biri. azamet sahibi, dilediğini zorla yaptıran, kırılanları onaran.
11
Bunda “Belî” diyen kişi anda tamâm işi
Bizden nişân isteyene ol Hallâc-ı Mansûr nedür
Çeviri: 1:Burada "Evet" diyen kişinin, orada tamam olur işi,
2: Bu dünyada, ruhlar aleminde verdiği sözü tutup "Evet" diyen kişinin, ahiretteki işleri yoluna girer tamamlanır.
Bizden bir nişan isteyene, (anlatın) o Hallâc-ı Mansûr nedir.
Nişân: (Farsça) Belirti, iz, kanıt, işaret.
Hallâc-ı Mansûr: "Enel Hak" (Ben Hakk'ım) dediği için idam edilen meşhur sufi; mutlak aşkın ve benliği yok etmenin sembolü.
12
Yûnus imdi söyle Hakk'ı Allah oldı sana sâkî
Gider gönüldeki şeki elündeki menkûr nedür
Çeviri: Yunus, şimdi söyle hakikati, Allah oldu sana saki (içecek sunan),
Gider Gönlündeki şüpheyi, elindeki bu boş şeyler nedir?
Açıklama: Hak aşkı gönüldeki şüpheyi giderir. Kıymetsiz dünya işlerine tutunmak bir fayda sağlamaz.
*
1
Ârifler ortasında sofîlik satmayalar /
İhlâsıla bu ‘ışka riyâyı katmayalar
Çeviri: Bilgelerin arasında, dindarlık satmasınlar (taslamasınlar),
İçtenlikle bu aşkı (yaşamalı), gösteriş katmasınlar.
Açıklama: Hak yolunda gösteriş değil, samimilik esastır.
2
Ya bildügüni eyit ya bir bilürden işit /
Teslîmlik ucını tut sözi uzatmayalar
Çeviri: Ya bildiğini söyle, ya da bir bilenden işit,
Teslimiyet yolunu tut, sözü uzatmasınlar.
Açıklama: Hak yolunda teslimiyet ve sadelik gerekir.
3
Kur'ân kelâmum didi gönüle evüm didi /
Gönül ev ıssın bilmez âdemden tutmayalar
Çeviri: Kur'an'a -sözüm dedi, gönüle -evim dedi,
“Gönül evinin” sahibini, bilmeyeni insandan saymasınlar.
Kur'ân: (Arapça) Allah’ın kelamı, kutsal kitap.
4
Gönül sındı buludı hem Hakk'a yakınıdı /
Yine dikerem diyü bütüni yırtmayalar
Çeviri: Kırık gönül (rahmet) bulutudur, hem Hakk’a yakındır,
-Yine dikerim, deyip sağlamı yırtmasınlar.
Açıklama: Allah'ın yeri kırık gönüllerdir. Bu yüzden insanın sonradan düzeltirim diyerek elindeki gönülleri yıkmaması gerektiğini anlatır.
5
Mumlu baldur şerî'at tortusuz yagdur tarîkat /
Dost içün balı yaga pes niçün katmayalar
Çeviri: Petekli baldır Şeriat, tortusuz (süzülmüş) yağdır tarikat,
Dost için balı yağa, öyleyse niçin katmasınlar?
Mumlu baldur: (Türkçe) Balmumuyla karışık baldır (Şeriatın dış kabuğu ve şekliyle bir bütün olduğunu simgeler).
Şerî'at: (Arapça) Allah'ın emir ve yasakları; dinin dış kuralları ve hukuk düzeni.
Tarîkat: (Arapça) Yol; şeriatın içindeki manevi derinlik, Allah'a ulaşma yöntemi.
6
Ârif cân virür tuymaz yalancı mâla kıymaz
Yalanıla gerçegi berâber tutmayalar
Çeviri: (bilge) Ârif canını verir duymaz, yalancı malına kıyamaz,
Yalanla gerçeği bir tutmasınlar.
Açıklama: Hak yolunda ârif yalanı ve malı tercih etmez; gerçeği yalanla karıştırmaz.
7
Kıymetin tuyarısan neye deger iş bu dem /
Erenlerün ma'nîsin almaza satmayalar
Çeviri: Kıymetini bilirsen, neye değer tam bu an,
Erenlerin manâsını, alıcı olmayana satmasınlar.
Açıklama: Erenlerin manâsı paha biçilmezdir, satılamaz.
8
Miskîn Âdem yanıldı Uçmak'da bugday yidi
İşi Hak'dan bilenler şeytândan tutmayalar
Çeviri: Zavallı Adem yanılıp, Cennet'te buğday yedi,
İşi Hak’tan bilenler, şeytana Saymasınlar.
Açıklama: Âdem’in yanılışı Hak takdiridir, şeytana yüklenmemelidir.
9
Şîrîn hulklar eylegil tatlu sözler söylegil /
Sohbetlerde Yûnus'ı hergiz unutmayalar
Çeviri: Güzel huylar edinip, tatlı sözler söyle,
Sohbetlerde Yunus'u asla unutmasınlar.
Açıklama: Tatlı huy ve söz Hak yolunun gereğidir. Yunus’un öğüdü unutulmamalıdır.
*
1
Bu semâ‘a girmeyen sonına peşmân olur /
İrişür bizümile ser-te-ser düşmân olur
Çeviri: Bu semâ’a (aşk yoluna) girmeyen sonunda pişman olur,
Bize erişen, baştanbaşa düşman olur.
Semâ‘a: (Arapça) İşitmeye, dinlemeye; tasavvuf ehlini vecde getiren ilahi musiki ve zikir meclisine.
2
Dostdur bizi okıyan üstümüze şakıyan /
Şimd'üç buçuk okıyan derin dânışmân olur
Çeviri: Dosttur bizi anlayan, üstümüze şakıyan (tatlı dille konuşan),
Şimdi üç buçuk okuyan (Azıcık), derin alim olur.
Açıklama: azıcık bir şeyler okuyup öğrenen, kendisini çok sanır.
3
Dânışmânun câhili onamaz dervîşleri /
Dervîşile dânışmân yavlak arışgan olur
Çeviri: Okumuşun cahili, onaylamaz dervişleri,
Derviş ile şekilci bilgin, çok tartışan olur.
Açıklama: Cahiller dervişleri anlayamaz. danışmanlık iddiası boş tartışmaya dönüşür.
4
Bir niçenün gönline şeytânlar tolup durur
Erenler semâ'ına bunlar gülüşgen olur
Çeviri: Birçoğunun gönlüne, şeytanlar dolup taşar,
Erenlerin semaına (coşkusuna), bunlar hep gülen olur.
Açıklama: Hak yolunda olanlara gönlü şeytanla dolu olanlar alayla yaklaşır.
5
Dânışmân oldı geldi okıdugında buldı
Ehl-i derd dervîşlere cânı karışgan olur
Çeviri: Bilgin oldu geldi, okuduğunda buldu (sandı),
Dert sahibi olanın ise dervişlerle canı bir olur.
Dervîşlere: Yol erlerine, gönül ehli kimselere.
Açıklama: Aynı dertle yanan gönüllerin birbirini tanıyıp aralarında sarsılmaz bir bağ kurarlar.
6
İy bî-çâre dânışmân eyit dervîş dervîşân
Dervîşlere irişen işine peşmân olur
Çeviri: Ey çaresiz hoca, -dervişler diyerek seslen,
Dervişlere ulaşan, (önceki boş) işlerine pişman olur.
Açıklama: Dervişlere karşı çıkan sonunda pişmanlık yaşar.
7
Yûnus eydür Mevlânâ epsem otur yiründe /
Bu sohbete döymeyen sonra savaşgan olur
Çeviri: yunus der ki "Ey efendi, sessizce otur yerinde",
Bu sohbete dayanamayan, sonra kavgacı olur.
Açıklama: Sohbete katılmayan, anlamayan sonunda karşı çıkıp savaşır.
*
1
Işk erinün gönli tolu pâdişâhun haznesidür
Işksuz âdem ne anlasun şerî'atun ma'nîsidür
Çeviri: Aşk erinin gönlü, padişahın hazinesiyle doludur,
Aşksız insan ne anlasın, şeriatın manasını.
Açıklama: Aşk gönlü, padişah hazinesi gibi doldurur. aşksız insan, şeriatın manasını kavrayamaz.
2
Işkdur ‘âşıklar dermânı ‘ışkdan hâsıldur murâdı
Âşık kişinün sohbeti ‘ışksuz kişiye belâdur
Çeviri: Aşktır, âşıkların dermanı, aşktan gelir amaçları (istekleri),
Âşık kişinin sohbeti, aşksız kişiye beladır.
Açıklama: Âşık için aşk derman ve murattır. aşksız için âşık sohbeti ağır gelir.
3
Kimi ‘avret oglan sever kimi mülk-hânumân sever
Kim ser-mâye dükkân sever bu dünye hâlden hâledür.
Çeviri: Kimi kadın ve çocuk sever, kimi mal mülk sever,
Kimi birikim ve dükkânı sever, bu dünya hâlden hâledir. (değişkendir)
Dükkân: (Arapça) Alışveriş yapılan yer (Burada dünya meşgalesi ve maddi hırslar anlamındadır).
4
Âşık bu dünyâyı n'ider ‘âkıbet bir gün terk ider
Işk etegin dutmış gider her kim gelürse saladur
Çeviri: Âşık bu dünyayı ne etsin, nihayet bir gün terk eder,
Aşk eteğini tutmuş gider, her kim gelirse çağırır.
Açıklama: Âşık dünyayı terk eder. Aşk eteğine sarılıp Hak yoluna gider.
5
Bezm-i ezel'de pâdişâh elüme sundı bir kadeh
İçeliden kıluram âh bilmezem ki ne belâdur
Çeviri: Ezel bezminde padişah, elime sundu bir kadeh,
İçtiğimden beri -ah ederim, bilmem ki ne beladır.(derttir)
Bezm-i ezel'de: (Farsça-Arapça) Başlangıcı olmayan zamanda, ruhların yaratıldığı o ilk mecliste.
Pâdişâh: (Farsça) Sultan, hükümdar (Burada Allah Teâlâ kastedilir).
6
Çün ezelden Yûnus senün ‘ışkıla esridi cânun
Dergâhına her dem anun vâlih ü hayrân kala dur
Çeviri: Çünkü ezelden, (beri) Yunus’un canı senin aşkınla mest oldu ( kendinden geçti),
Dergâhına (kapısına) her an onun, şaşkın ve hayran kalır.
Dergâhına: (Farsça) Kapısına, huzuruna, sığınılan yüce makama.
*
1
İşidün iy ulular âhir zamân olısar /
Sag müsülmân seyrekdür ol da gümân olısar
Çeviri: İşitin Ey büyükler, zamanın sonu olacak,
Sağlam Müslüman seyrektir, o da şüpheli olacak.
Müsülmân: (Arapça) Allah'a teslim olmuş kişi, İslam dinine mensup olan.
2
Dânişmend okur dutmaz dervîş yolın gözetmez /
Bu halk ögüt işitmez ne sarp zamân olısar
Çeviri: Bilgin okur yapmaz, derviş yolunu tutmaz,
Bu halk öğüt dinlemez, ne zor bir zaman olacak.
Açıklama: Âhir zamanda ilim sahipleri derviş yolunu gözetmez, halk öğüt dinlemez.
3
Gitdi begler mürveti binmişler birer atı
Yidügi yohsul eti içdügi kan olısar
Çeviri: Bitti beylerin iyiliği, binmişler birer atı (kendi çıkarlarının peşine),
Yediği yoksul eti, içtiği kan olacaktır.
Açıklama: Beyler zulümle geçinir. Yoksulun hakkını yer.
4
Ya'ni er gelmiş erden elini çekmiş şerden /
Deccâl kopısar yirden âhir zamân olısar
Çeviri: Yani, olgun insan, ustadan yetişir, elini çeker kötülükten,
Deccal çıkacak yerden, dünyanın son vaktinde olacaktır.
Deccâl: (Arapça) Kıyamet alametlerinden olan, insanları saptıracağına inanılan yalancı ve hilekar kişi.
Âhir zamân: (Arapça) Dünyanın son vakti, kıyamete yakın zaman.
5
Aceb mahlûk irişdi göz yumuban dürişdi /
Helâl harâm karışdı assı-ziyân olısar
Çeviri: Acayip bir halk geldi, (gerçeklere) göz yumup çabaladı,
Helal haram karıştı, kâr ve zarar bir olur.
Açıklama: Âhir zamanda helâl ile haram birbirine karışır.
6
Birbirne yavuz sanur itdügin kala sanur
Yarın mahşer güninde işi beyân olısar
Çeviri: Birbirini kötü sanırlar, (birbirine kötülük düşünürler) yaptığı yanına kalır sanırlar.
Yarın mahşer gününde, iş açıkça ortaya çıkacaktır.
7
İy Yûnus imdi senün ‘ışkıla geçsün günün
Sevdügün kişi senün cânuna cân olısar
Çeviri: Ey Yunus, şimdi senin aşkla geçsin günün,
Sevdiğin kişi senin, canına can olsun.
Açıklama: Yunus, âhir zamanın zorluklarına karşı aşk ile gününü geçirmeyi öğütler.
*
1
İy dost bunca kıyl u kâl ne maksûd hod bir haber durur
Yâ bunca cüst ü cû nedür görene bir nazar durur
Çeviri: Ey dost, bunca boş sözün amacı sadece tek bir haberdir,
Ya bunca arayış neden, görene bir bakış yeter.
Açıklama: Hak yolunda çok söz değil, bir nazar yeterlidir.
2
Taglar aşup berye söküp ırak yire emek döküp
İstedügün bundayiken bu ne ‘aceb sefer durur
Çeviri: Dağlar aşıp çöller geçerek, uzak yollarda emek harcarsın,
İstediğin (aradığın) burdayken, bu ne acaip seferdir.
Açıklama: Hak uzaklarda aranmaz, gönül içindedir.
3
Hîç ırak isteme anı cânından içerü cânı
Senünle biledür anı görmemek bî-basar durur
Çeviri: Hiç uzaklarda arama O'nu, O canının içindeki candır,
Seninle beraberdir, onu görmemek körlüktür.
Açıklama: Hak candan içeri, her daim hazırdır.
4
Hîç varmagıl ırak sefer ‘ömrün geçer ecel irer
Dost bundadur halvet sever ne galaba haşar durur
Çeviri: Hiç gitme uzak sefere, ömrün geçer, ecel gelir,
Dost burdadır, yalnızlığı sever, ne kalabalık nede gürültüdür.
Sefer: (Arapça) Yolculuk (Burada dünya malı veya boş emeller peşinde koşmak anlamındadır).
5
Cânundan ol dahı yakın key edeb bekle key sakın
Bilürisen dostlık hakın dâyim sana ol yâr durur
Çeviri: Canından o daha yakın, edebini takın ve sakın,
Bilirsen dostluğun hakkını, daima sana “O” yârdır.
Yâr: (Farsça) Sevgili, dost, yardımcı (Burada Allah Teâlâ kastedilir).
6
Dilün eydür Çalap hâzır pes kulagun niçün sagır /
Senün sözüne sen münkir va'llâh bu iş hatar durur.
Çeviri: Dilin der ki Tanrı hazır (burdadır), peki kulağın niçin sağır,
Kendi sözünü inkâr edersin, vallahi bu iş tehlikelidir.
Açıklama: Hak hazırdır. İnsan kendi sözünü inkâr etmemelidir.
7
Sen uyursın ol uyanık eksügüni bilgil bayık /
Dahı niçe bulam tanık yoldaş u hem râz-dâr durur
Çeviri: Sen uyursun, o uyanıktır, eksikliğini bil,
Daha ne kadar bulayım tanık, “O” yoldaş ve sırdaşdır.
Açıklama: İnsan gaflette uyur. Hak ise daima uyanıktır.
8
Mescîd ü medrese sende sen yürürsin perâkende /
Irak kaldun bu erkânda katı bu iş düşvâr durur
Çeviri: Mescit, okul sendedir (içindedir), sen yürürsün dağınık,
Uzak kaldın bu yoldan, bu iş çok zordur.
Açıklama: Hak yolunda sadece zahirî ilim yetmez; tevhid erkânına girmek gerekir.
9
Bu tevhîd tonını geyen varlıgını yoga sayan /
İş bu yola kâyım turan mutlak bilün ol er durur
Çeviri: Bu birlik elbisesini giyen, varlığını yok sayan,
Bu yolda kararlı duran, kesinlikle bilin ki “er”dir. (gerçek insan).
Tevhîd: (Arapça) Allah'ın birliğine inanma, birleme.
10
Ol işler tamâm olıcak ol düzenlik dirilicek /
Gözün hicâbın silicek yir-gök tolu dîdâr durur
Çeviri: O işler tamamlanınca, o düzen dirilecek (kurulur),
Gözündeki perdeyi silince, yer gök O’nun yüzüyle dolar.
Açıklama: Hak yolunda perdeler kalkınca cemal görünür. Yer-gök Hak ile doludur.
11
Yûnus derdile girüben ‘ışkun yolında dem-be-dem /
Varlıgın yoga sayuban ma'şûka intizâr durur
Çeviri: Yunus dertle yola girer, aşk yolunda her an (yürür),
Varlığını yok sayıp, Sevgili'yi beklemektedir.
Açıklama: Yunus, aşk yolunda varlığını yok sayar; maşuka kavuşmayı bekler.
*
1
Ne bilsün bu ‘ışkı usanlar-uyalar /
Ne döysün bu yola azıksuz yayalar
Çeviri: Ne bilsin bu aşkı, bıkkınlar uyuyanlar,
Nasıl dayansın bu yola, azıksız yayalar (hazırlıksızlar).
Azıksuz: (Türkçe) Azığı olmayan, hazırlıksız, manevi gıdadan yoksun.
Yayalar: (Türkçe) Yürüyerek gidenler, bineği olmayanlar (Burada hazırlığı ve gücü kısıtlı olan yolcular kastedilir).
2
Gelün biz varalum Yûsuf'ı görelüm /
Cemâli honından bin açlar toyalar
Çeviri: Gelin biz varalım (gidelim), Yusuf'u görelim,
Güzellik sofrasında, binlerce aç doyar.
Yûsuf'ı: (İbranice-Arapça) Yusuf Peygamber'i (Güzelliğin ve sabrın simgesi)
3
O vahdet ilinde diken yok gülinde
Şeker çok dilinde yüzinde hayâlar
Çeviri: O birlik ülkesinde diken yok gülünde,
Şeker çok dilinde (tatlı söz) yüzünde edep var.
Açıklama: Vahdet ilinde güzellik ve utanma duygusu hâkimdir. Diken yoktur.
4
Âşıklar tagında ma'şûklar bâgında /
Budak sürimişler duduksuz yayalar
Çeviri: Aşıklar dağında, sevgililer bahçesinde,
Dal budak boy atmışlar, kanatsız yayalar (garipler).
Budak: (Türkçe) Ağaç dalı, sürgün (Burada manevi gelişim veya soyun devamı anlamındadır).
Açıklama: Dünyevi hiçbir gücü, serveti veya rütbesi (kanadı) olmadığı halde, sadece iman ve azimle hakikat yolunda ilerleyen dervişlerin halleri.
5
Harâbâtîlerden göründi çün kim ‘ışk /
N'iderler bu ‘ârı bu rengi yuyalar
Çeviri: Dünya malına değer vermeyenlerde göründü aşk,
Ne etsinler bu (sahte) utanmayı gösterişi, (hepsini) yıkayıp temizlerler.
Açıklama: Aşka düşen halkın sözünü duymaz, dünya gösterişinden geçer.
6
N'olaydı ben anı göreydüm bu gözle /
Ne döysün bu gözler döyemez kabâlar
Çeviri: Ne olaydı ben onu, göreydim bu gözle,
Dayanamaz Bu gözler, (Nura) perdeler buna yetmez.
Açıklama: insanın bu dünyadaki sınırlı bakışının ve aradaki engellerin o ihtişamı görmeye dayanamayacağını belirtir.
7
Bizi biz koyalum anlar biz olalum /
Birligi tuyanlar ikilik koyalar
Çeviri: Bizi bizden bırakalım, onlarla bir olalım (Benliğimizi),
Birliği duyanlar, ikiliği bırakır.(ayrılığı bırakırlar).
Açıklama: Hak yolunda birlik sırrını bulan ikiliği terk eder.
8
Yûnus sen bir olgıl gönülde sır olgıl /
Ki dervîş olanlar bu sırdan tuyalar
Çeviri: Yunus, sen bir ol, gönülde sır ol,
Öyle ki derviş olanlar, bu sırdan anlarlar.
Açıklama: Yunus’a öğüt: manevi olgunluğa erişenlerin ancak kendileri gibi bu yoldan geçenlerin halinden ve dilinden anlayabileceğini ifade eder.
*
1
Bu dünyâya gönül viren sonucı pişmân olısar /
Dünyâ benüm didükleri hep ana düşmân olısar
Çeviri: Bu dünyaya gönül veren, sonunda pişman olur,
Dünya benim diyenlere, dünya düşman olacak.
Açıklama: Dünya sevgisi pişmanlık getirir. Dünya dost değil, düşmandır.
2
İy dostını düşmân dutan gaybet yalan söz söyleme /
Bunda gammâzlık eyleyen anda yiri tar olısar
Çeviri: Ey dostunu düşman sayan, gıybet ve yalan söyleme (birinin arkasından konuşma),
Burada söz taşıyanın, orada yeri dar olur.
Gaybet: (Arapça) Gıybet, birinin arkasından konuşma.
Gammâzlık: (Arapça) Söz taşıma, fitne çıkarma, münafıklık.
3
Çünki olısar yiri tar kazançlu kazancı kadar /
Mü'minlere geldi haber ‘âşıklar dîdâr göriser
Çeviri: Çünkü olur yeri dar, kazancı da kazancı kadar olur (yer bulacak),
Müminlere geldi haber, aşıklar Hakkın yüzünü görecektir.
Açıklama: Ahirette kazanç iman ve aşk kadardır. Âşıklar cemali görür.
4
Maksûdumuz dîdârıdı şeyhümüz girçek er idi /
Evvel dahı ol varıdı âhir dahı var olısar
Çeviri: Amacımız O'nu görmekti, şeyhimiz gerçek bir erdi,
Evvel de de “O” vardı, sonda dahi var olacak.
Açıklama: Hak cemali maksattır. Hak evvel (Başlangıç, öncesi olmayan.) ve ahirdir. (Son, sonrası olmayan.)
5
Oldur âhir oldur ebed hem dillerde Küfven ahad /
Evliyâ geçdi dünyâdan bir sâ‘at kime kalısar
Çeviri: O’dur son, odur sonsuzluk, dillerde "O'nun hiçbir dengi yoktur",
Evliya bile geçti dünyadan, bir an bile kime kalacak.
Açıklama: Hak ebedîdir. Evliya dünyadan geçer, dünya kimseye kalmaz.
6
Alun evliyânun elin togrı varun Hakk'un yolın /
Ma'nî budur bellü bilün bildüm diyen bilmeyiser
Çeviri: Alın ( tutun) Evliyanın elini, doğru varın Hak yoluna,
Gerçek budur, iyice bilin; “bildim” diyen (aslında) bilemez.
Açıklama: Hak yolunda evliyanın rehberliği şarttır. Hakiki bilmek iddia ile olmaz.
7
Yûnus imdi bildüm dime miskînlige elden koma /
Kimde miskînlik varısa Hak dîdârın ol göriser
Çeviri: Yunus, şimdi “bildim” deme, tevazuyu elden bırakma,
Kimde tevazu varsa, Hak yüzünü o görecek.
Açıklama: Hak cemalini görmek için alçakgönüllülük- tevazu gerekir.
*
1
Evliyâ'ya münkirler Hak yolına ‘âsîdür /
Ol yola ‘âsî olan gönüllerün pâsıdur
Çeviri: Evliyayı inkâr edenler, Hak yoluna asidir,
O yola karşı çıkanın (sebebi), gönüllerindeki pastır.
Âsîdür: (Arapça-Türkçe) İsyancıdır, başkaldırandır, karşı gelendir.
2
Tartduk bu ‘ışk cefâsın tâ irince ma'şûka
Zirâ ki ol dost benüm derdümün devâsıdur
Çeviri: Çektik bu aşkın cefasını (çilesini), kavuşana dek sevgiliye,
Zira (çünkü) O dost benim, derdimin devasıdır.
Cefâsın: Sıkıntısını, eziyetini, zorluğunu.
Devâsıdur: (Arapça-Türkçe) Çaresidir, ilacıdır.
3
Henüz bu yir olmadın gökler yaradılmadın
Evliyâlar vatanı pâdişâh kal'asıdur
Çeviri: Henüz bu yeryüzü olmadan, gökler yaratılmamışken,
Evliyaların vatanı, padişahın kalesiydi.
Açıklama: Yunus, ruhların bedene girmeden ve madde dünyası kurulmadan çok önce de Allah katında seçkin bir makamda bulunduğunu vurgular.
4
Mevlânâ Hudâvendgâr bize nazar kılalı /
Anun görklü nazarı gönlümüz aynâsıdur
Çeviri: Mevlânâ Hudâvendgâr bize nazar kılalı (bize bakalı),
Onun güzel nazarı (bakışı), gönlümüzün aynasıdır.
Mevlânâ: Efendimiz, mevlamız (Burada Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî kastedilir).
5
Miskîn ol yâre miskîn gide senden kibr ü kîn /
Rûzigâr gelür geçer pes kime kalasıdur
Çeviri: Alçakgönüllü ol Sevgili'ye, gitsin senden kibir ve kin,
Zaman gelir geçer, öyleyse kime kalır? (dünya).
Açıklama: Hak yolunda tevazu gerekir. kibir ve kin boşunadır.
6
Geyiklü'nün ol Hasan söz eyitmiş kendüden
Kudret dilidür söyler kendünün söz nesidür
Çeviri : Geyikli Baba’nın o Hasan, söz söylemiş kendinden,
Kudret dilidir söyleyen, kendi sözü değildir. (Allahın gücü),
Geyiklü'nün: Geyikli Baba'nın (Bursa'nın fethinde bulunan meşhur derviş).
Hasan: Hasan (Burada Geyikli Baba'nın müritlerinden veya yakınlarından biri kastedilir).
7
Okıyuban yazmadın yanıluban azmadın /
Yûnus bu ‘ışk sözini kim bildi bilesidür
Çeviri: Okuyup yazmadan, yanılıp azmadan (sapmadan),
Yunus, bu aşk sözünü kim anladıysa o bilir.
Açıklama: Aşk sözünü bilmek okumakla değil, yaşamakla mümkündür.
*
1
Bilür misüz iy yârenler girçek erenler kandadur /
Kanda baksam anda hâzır kanda istesem andadur
Çeviri: Bilir misiniz ey dostlar, gerçek erenler nerededir,
Nereye baksam orada hazır, nerede arasam oradadır.
Açıklama: Gerçek erenler her yerde hazırdır. Hak tecellisi her mekânda bulunur.
2
Kim ki dostı sevdi ise hânûmânı terk iylesün /
Degmeler dostı sevemez dostun sevgüsi cândadur
Çeviri: Kim ki Dost'u sevdi ise, evini barkını terk etsin,
Herkes dostu sevemez, dostun sevgisi candadır.
Açıklama: Hak dostluğu candan gelir; dünyevî bağlardan kopmak gerekir.
3
Işksuzlara benüm sözüm benzer kaya yankusına /
Bir zerre ‘ışkı olmayan bellü bilün yabandadur.
Çeviri: Aşksızlara benim sözüm, kaya yankısına benzer,
Bir zerre aşkı olmayan, bilin ki yolun dışındadır.
Açıklama: Aşksız kişi manayı anlamaz. Aşk gönül anahtarıdır.
4
Yalancılık eylemegil ‘ışka yalandur dimegil /
Bunda yalan söyleyenün anda yiri zindândadur
Çeviri: Yalancılık yapma! (ilahi) aşka yalandır deme,
Burada yalan söyleyenin, orada yeri zindandır.
Zindândadur: Karanlık hapishanededir, azap içindedir.
5
İy kendözini bilmeyen söz ma‘nîsin anlamayan/
Hak varlıgın isterisen uş ‘ilm ile Kur'ân'dadur
Çeviri: Ey kendini bilmeyen, sözün manasını anlamayan,
Hak varlığını istersen, ilimle Kur’an’dadır.
Açıklama: Hak varlığı ilim ve Kur’an ile bilinir. Kendini bilmek şarttır.
6
Allah benüm didügine virmişdür ‘ışk varlıgını /
Kime bir zerre ‘ışk vire Çalap varlıgı andadur
Çeviri: Allah “benim” dediğine, vermiştir aşk varlığını (seçtiği kuluna),
Kime bir zerre aşk verirse, Tanrı varlığı ordadır.
Açıklama: Aşk, Hak varlığının tecellisidir. Aşk verilen kişide Hak vardır.
7
Niçeler eydür Yûnus‘a kim kocaldun ‘ışkı kogıl /
Işk bize yinile degdi henüz dahı turvandadur
Çeviri: Nice kişiler der Yunus’a “Yaşlandın, aşkı bırak.”
Aşk bize yeni değdi, henüz daha tazedir. (ilk çıkan meyve gibidir).
Turvandadur: Turfandadır: mevsimin ilk ürünüdür, çok taze ve yenidir.
*
1
İşidün iy yârenler ‘ışk bir güneşe benzer Işkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer
Çeviri: İşitin Ey dostlar, aşk bir güneşe benzer,
Aşkı olmayan gönül, “taş” örneğine benzer.
Açıklama: Aşk, gönlü aydınlatır. aşksız gönül, karanlık ve cansızdır.
2
Taş gönülde ne biter dilinde agu düter /
Niçe yumşak söylese sözi savaşa benzer
Çeviri: Taş gönülde ne biter? (yetişir) dilinde zehir tüter,
Ne kadar yumuşak söylese de, sözü savaşa benzer.
Açıklama: Aşksız gönül taş gibidir. dilinden çıkan söz zehir taşır.
3
Işkı var gönül yanar yumşanur muma döner
Taş gönüller kararmış sarp-katı kışa benzer
Çeviri: Aşkı olan gönül yanar, yumuşar, muma döner,
Taş gönüller kararmış, aşılmaz, soğuk kışa benzer.
Açıklama: Aşk gönlü yumuşatır. aşksız gönül, dondurucu bir soğuklukta olduğunu vurgular.
4
Ol sultân kapusında ol Hazret tapusında /
Âşıklarun ılduzı her dem çavuşa benzer
Çeviri: O sultanın kapısında, o Hazret’in (Allahın) huzurunda,
Aşıkların yıldızı, her an (yol gösteren) çavuşa benzer.
Çavuşa: (Türkçe) Yol gösteren, sarayda haber veren, teşrifatçı, düzen sağlayan görevli; öncü.
Açıklama: Taptuk; hz. Muhammet, kapı ise Hz. Muhammedin güneşinin doğduğu Zulkarneynin vücut u hakikisidir. Yani arslandır.
5
Aynı hırs ol olmışdur nefsine ol kalmışdur /
Kendüye düşmân olmış yavuz yoldaşa benzer
Çeviri: Aynı hırsın kendisi olmuş, nefsine (esir) kalmıştır,
Kendine düşman olmuş, kötü bir yoldaşa benzer.
Açıklama: Hırs ve nefse kapılan kişi kendine düşman olur.
6
Işkdur kudret körügi kaynadur ‘âşıkları /
Niçe kapdan geçürür andan gümüşe benzer
Çeviri: 1: Aşktır kudret körüğü, kaynatır aşıkları,
2: aşk, İlahi gücün ateşi canlandırmak için kullandığı hava aracı gibidir.
Nice kalıplardan geçer, sonra gümüşe benzer.
Kudret: (Arapça) Güç, ilahi kuvvet, yaratma gücü.
Körügi: (Türkçe) Körüğü (Ateşi canlandırmak için hava üfleyen araç).
7
Âşık gönli dölenmez ma'şûkın bulmayınca /
Karârı yok dünyâda pervâzı kuşa benzer
Çeviri: Âşık gönlü durulmaz, sevdiğini bulmayınca,
Kararı yok dünyada, uçuşu kuşa benzer.(durup dinlenmesi yok).
Açıklama: Âşık maşuku bulmadan huzur bulmaz. Gönlü daima arayıştadır.
8
Münkir sözini bilmez sözi ileri varmaz /
Neye teşbîh idersin anlanmaz düşe benzer
Çeviri: İnkârcı sözünü bilmez, sözü hiçbir yere ulaşmaz,
Neye benzetirsen benzet, anlaşılmaz rüyaya benzer.
Açıklama: Münkir manayı kavrayamaz; sözleri boş ve anlamsızdır.
9
Geç Yûnus endîşeden ne gerek bu pîşeden /
Ere ‘ışk gerek önden andan dervîşe benzer
Çeviri: Geç Yunus, endişeden, ne fayda var bu işten,
(Kişiye) ere aşk gerekir önce, sonra dervişe benzer.
Açıklama: Hak yolunda endişe değil, aşk esastır. aşk er ve dervişin yoludur.
*
1
Nâ-gehân cânân ilinden irdi bu câna haber
Bu harâbât ikliminde eglenme yüri kıl sefer
Çeviri: Ansızın cânân (sevgilinin) yurdundan, geldi bu cana haber,
Bu harabe diyarında oyalanma, yürü sefer et.
Açıklama: Âşık, aşk diyarından haber alınca dünyada oyalanmaz, sefer yoluna girer.
2
Bu harâbât iklimi anun melâmetdür tonı /
Dökilür kanlar saçılur sad-hezarân başı yiter
Çeviri: Bu harabe diyarının (yıkık), kınanmaktır giysisi,
Kanlar dökülür, yüz binlerce baş gider.
Melâmetdür: Kınanmışlık, kusuru kendine bilip dışarıya karşı gösterişsiz olma halidir.
3
Bu yirün külhânları gülşenleridür ‘âşıkun
Anda bülbüller yakarlar ‘ışk odına bâl u per
Çeviri: Bu yerin, dumanlı, ızdıraplı yerleri, âşığın gül bahçeleridir,
Orada bülbüller (aşıklar) aşk ateşinde, yakarlar kanat ve tüylerini.
Açıklama: Âşık için ateş bile gül bahçesidir. aşk ateşinde yanmak güzelliktir.
4
Yidi deniz gördüm anda birisi oddanıdı /
Bu harâbât ehlinün dirler yolı andan geçer
Çeviri: Yedi deniz gördüm orada, birisi ateştendi,
Bu Gönül erlerinin yolu, derler ki oradan geçer.
Açıklama: Aşk yolunda ateş denizinden geçmek gerekir. Bu yol harâbât ehlinin yoludur.
5
Gördüm anda takılur cân boynına zülfeyn-i dost /
Bir kıl ile sad-hezarân Mansûr'ı ber-dâr ider
Çeviri: Gördüm orada, dostun saçı dolanır canın boynuna,
(Dost), Bir tek saç teliyle, yüz binlerce Mansur'u darağacına çeker. (idam sehpasına)
Darağacı: İdam hükmü verilenlerin asıldığı düzenek. tasavvufta ise benliğin öldürüldüğü, canın Hak yolunda feda edildiği makam.
6
Sordum anda var mıdur ‘uşşâka bu bendden halâs /
Didiler kim yok durur urgan ucın dilber tutar
Çeviri: Sordum orada, varmıdır aşıklara bu bağdan kurtuluş,
Dediler ki yoktur, ipin ucunu sevgili tutar.
Açıklama: ip sevgilinin elindedir.
7
Şâh u sultân sohbetinde sürilür nûrdan kadeh /
Sâkiler çagrışup eydür dost elinden kim içer
Çeviri: Şah ve sultan sohbetinde, sunulur nurdan kadeh,
(aşk şarabını sunan) Sâkiler seslenip derler,- Dost elinden kim içer.
Açıklama: Hak sohbetinde nurdan kadehler sunulur. Aşk meclisi böyle işler.
8
Varlıgın yagmâya virdi irdi ma'nâ-yı Resûl /
Ol kapudan gir içerü yüri var kıl a hazer
Çeviri: Benliğini feda etti, erdi manasına resulün,
O kapıdan gir içeri, yürü git edeple.
Resûl: Kitapla gönderilen elçi, haberci, Peygamber (Hazreti Muhammed).
9
Yûnus'a sorarısan bu sözleri kandan alur
Meger ol dîvân-ı ‘ışkun defterinden yâd ider
Çeviri: Yunus’a sorarsan bu sözleri nereden alır,
Meğer aşk meclisinin defterinden söyler.
Açıklama: Yunus’un sözleri aşk divanından gelir, aşk defterinden hatırlanır.
*
1
Dürlü dürlü cefânun adını ‘ışk virmişler
Bu cefâya katlanan dosta halvet irmişler
Çeviri: Türlü türlü çilenin, adına aşk demişler.
Bu çileye katlanan, dostla yakınlığa ulaşmışlar.
Halvet: (Arapça) Yalnızlık, baş başa kalma. kulun Allah ile baş başa kaldığı manevi makam.
Açıklama: Aşk cefadır. Bu cefaya sabreden dostla Hak arasında halvet (yakınlık) olur.
2
Her kim ‘ışka irişe ‘ışk anunla barışa /
Kim ‘ışka müşteriyse cânına od urmışlar
Çeviri: her Kim aşka ulaşırsa, aşk onunla barışır,
Kim aşka müşteriyse, canını ateş yakmıştır.
Açıklama: Aşka giren barış bulur. Ama aşk ateş gibidir, canı yakar.
3
Her kim ‘ışka sataşdı ol dem kaynadı taşdı /
Kim delü dir kim uslu dört yanında turmışlar
Çeviri: Her Kim aşkla karşılaştı, o anda kaynadı, taştı (çoştu),
Kimi deli der, kimi akıllı, dört yanında durmuşlar.
Açıklama: Aşk, insanı taşkın hâle getirir. Kimi deli, kimi akıllı görür.
4
Işk durur âfet belâ döndürür hâlden hâle
Dost elinden piyâle hoş melâmet olmışlar
Çeviri: Aşk bir afet, beladır, (insanı) döndürür hâlden hâle,
Dost elinden kadeh (içip), kınanmayı hoş gören derviş olmuşlar.
Açıklama: dost elinden gelen kadeh, kusurlarını öne çıkarıp halkın övgüsünden kaçmayla güzelleşir.
5
Işkdur Yûnus'un cânı başında ser-encâmı /
Işka münkir âdemi bu meydândan sürmişler
Çeviri: Aşktır Yunus’un canı, başından geçen her anı,
Aşkı inkâr eden kişiyi, bu meydandan sürmüşler.
Açıklama: Aşkı inkâr eden Hak meydanından kovulur.
*
1
Bu dünyânun meseli bir ulu şâra benzer /
Velî bizüm ömrümüz bir tîz bâzâra benzer
Çeviri: Bu dünyanın misali, büyük bir şehre benzer,
Ancak bizim ömrümüz, tez biten alışverişe benzer.
Açıklama: Dünya büyük bir şehirdir. Ömür ise çabuk geçen bir pazardır.
2
Her kim bu şâra geldi bir lahza karâr kıldı /
Girü dönüp gitmegi gelmez sefere benzer
Çeviri: Kim bu şehre geldiyse, bir anlık kaldı,
Geri dönüp gitmek, dönüşü olmayan sefere benzer.
Açıklama: Dünya yolculuğu, dönüşü olmayan bir sefere benzer.
3
Bu şârun evvel dadı şehd ü şekerden şîrîn
Âhir acısını gör şu zehr-i mâra benzer
Çeviri: Bu şehrin evveli, bal ile şekerden (daha) tatlıdır,
Sonundaki acıyı gör, şu yılan zehrine benzer.
Açıklama: Dünya başlangıçta tatlı görünür. Sonunda acı ve zehir vardır.
4
Evvel gönül almagı hûblara nisbet ider /
Âhir yüz döndürmegi ‘acûz mekkâra benzer
Çeviri: İlk başta gönül alması, onu güzellere benzetir,
Sonunda yüz çevirmesi, hileci kocakarıya benzer.
Açıklama: Dünya, başta cazip görünür. Sonunda yüz çevrilir, çirkinleşir.
5
Bu şârun hayâlleri dürlü dürlü hâlleri /
Aldamış gâfilleri câzû ‘ayyâra benzer
Çeviri: Bu şehrin hayalleri, türlü türlü halleri,
Aldamış gafilleri, hilekâr cazıya (büyücü) benzer.
Açıklama: Dünya hayalleri Gerçekleri görmeyenleri aldatır. Büyücü gibi kandırır.
6
Bu şârda hayâllerün haddi vü şumârı yok /
Bu hayâle aldanan otlar tavara benzer
Çeviri: Bu şehirdeki hayallerin sınırı ve hesabı yoktur,
Bu hayale aldanan, otlayan hayvanlara benzer.
Açıklama: Dünya hayalleri sonsuzdur; aldananlar değersizleşir.
7
Bu şârdan üç yol çıkar biri cennet biri nâr /
Birisinün arzûsı maksûd dîdâra benzer
Çeviri: Bu şehirden üç yol çıkar, biri cennet, biri ateş,
Birinin arzusu ise, dostun yüzünü görmektir.
Açıklama: Dünya yolunun sonunda cennet, cehennem ve Hak cemali vardır.
8
Bu şârun sultânı var cümleye ihsânı var /
Sultânıla bilişen yog iken vara benzer
Çeviri: Bu şehrin sultanı vardır, herkese ihsanı (iyiliği) vardır,
Sultanı tanıyan, yokluk içinde bile varlığa kavuşana benzer.
Açıklama: Dünya sultanı Hak’tır; O’nu bilen yok iken var olur.
9
Kendü mikdârın bilen bildi kendü hâlini /
Velî dahı ‘ışkıla evvel bahâra benzer
Çeviri: Kendi değerini bilen, kendi halini de bildi,
Ama aşk ile o kişi, ilkbahara benzer.
Açıklama: Kendini bilen hâlini bilir. aşk ise bahar gibi canlandırır.
10
Bî-çâre Yûnus'ı gör derdile hayrân olmış
Anun her bir nefesi şehd ü şekere benzer
Çeviri: Çaresiz Yunus’u gör, derdiyle hayran olmuş (Şaşırmış),
Onun her nefesi, bal ve şekere benzer.
Açıklama: Yunus aşk derdiyle hayran kalmıştır. Nefesi tatlıdır.
*
1
Dost senün ‘ışkun okı key katı taşdan geçer /
Işkuna düşen ‘âşık cânıla başdan geçer
Çeviri: Dostum, senin aşkının oku en sert Taşı deler geçer,
Aşkına tutulan aşık, canından ve başından vazgeçer. (feda eder).
Açıklama: Hak aşkı taşları deler. Âşık canını ve başını feda eder.
2
Işkuna düşenlerün yüregi yanar olur /
Kendüyi sana viren dükeli işden geçer
Çeviri: Aşkına düşenlerin yüreği olur,
Kendini sana veren, bütün (dünya) işlerinden vazgeçer.
Açıklama: Âşık gönlünü yakar, dünyalık işlerden geçer.
3
Dün ü güni zâr olur ‘ışkunıla yâr olur /
Endîşesi sen olan, bütün karmaşadan vazgeçer.
Çeviri: Gece gündüz inler, (senin) aşkınla dost olur,
Endişesi sen olan, bütün karmaşadan vazgeçer.
Açıklama: Hak aşkı endişeyi giderir. âşık gece gündüz yâr ile olur.
4
Âriflere bu dünyâ hayâl ü düş gibidür /
Kendüyi sana viren hayâl ü düşden geçer
Çeviri: Âriflere (Bilgelere), bu dünya hayal ve rüya gibidir,
Kendini sana veren, hayal ve rüyadan vazgeçer.
Açıklama: Dünya ârif için hayaldir. Hak’a yönelen hayalden kurtulur.
5
Dünyânun mahabbeti agulu aşa benzer /
Âhirin sanan kişi agulu aşdan geçer
Çeviri: Dünya sevgisi, zehirli bir yemeğe benzer,
Sonunu düşünen kişi, zehirli yemekten vazgeçer.
Açıklama: Dünya sevgisi zehir gibidir; sonunda zarar verir.
6
Başında aklı olan âhrete ‘amel itmez /
Hûrîlere aldanmaz gözile kaşdan geçer
Çeviri: Başında aklı olan, âhirete amel etmez (cennet için iş yapmaz),
Hûrîlere aldanmaz, göz ve kaştan vazgeçer.(çekici görünüşten).
Huriler: Cennet kızlarına.
Açıklama: Akıllı kişi, cennetten daha büyük makamlar için güzel işler yapar.
7
Girçek âşık ol ola cân virmege ol ive /
Dostıla bâzâr içün niçe bin başdan geçer
Çeviri: Gerçek aşık odurki, canını vermeye can atar,
Dostla alışveriş için, binlerce baştan geçer.(canından)
Açıklama: Hakiki âşık canını vermeye hazırdır.
8
Yûnus'un gönli gözi toludur Hak sevgüsi /
Sohbet ihtiyâr iden yâd u bilişden geçer.
Çeviri: Yunus’un gönlü ve gözü, doludur Hak sevgisi,
(Dostla) Sohbeti seçen, tanıdık yabancı herkesten vazgeçer.
Açıklama: Yunus’un gönlü Hak sevgisiyle doludur.
*
1
Allah diyelüm dâim / Allah görelüm n'eyler /
Yolda turalum kâ'im / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Allah diyelim daima, Allah, görelim ne eyler,
Yolda duralım dimdik, Allah, görelim ne eyler.
Açıklama: Hak yolunda daima zikr ve sebat gerekir.
2
Allah diyü kıl zârı / Oldur kamunun varı
Andan umalum yarı / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Allah diyerek ağla, O’dur herkesin sahibi,
Ondan umalım yardımı, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Allah’tan başka var yoktur.
3
Çıkarmayalum dilden / Ayrılmayalum yârdan
Irılmayalum yoldan / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Çıkarmayalım dilimizden, ayrılmayalım sevgiliden,
Ayrılmayalım yoldan, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Hak zikrini dilde tutmak, yoldan ayrılmamak esastır.
4
Açlık sonı toklıkdur / Toklık sonı yoklıkdur /
Bu yollar korkulıkdur / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Açlığın sonu tokluktur, tokluğun sonu yokluktur,
Bu yollar korkutucudur, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Dünya hâlleri değişkendir; sabırla Hak yolunda yürümek gerekir.
5
Sen sanmadugun yirde / Nâgâh açıla perde
Dermân irişe derde / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Senin sanmadığın yerde, ansızın açılır perde,
Derman erişir derde, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Hak dermanı beklenmedik anda gelir; perde açılır.
6
Gündüz olalum sâ'im / Gice olalum kâ'im /
Allah diyelüm dâim / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Gündüz olalım oruçlu, gece ayakta duralım. (ibadet için)
Allah diyelim daima, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Hak yolunda ibadet ve zikr süreklidir.
7
Adı sanı dillerde / Sevgüsi gönüllerde /
Şol korkulu yollarda / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Adı sanı dillerde, sevgisi gönüllerde
O korkulu yollarda Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Allah zikri dilde, sevgisi gönülde olmalıdır.
8
Adı sanı uşatdum / Küfrümi suya atdum /
Miskînlige el katdum / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Adını, ünümü (Benliğimi) yok ettim, Küfrümü suya attım (İnançsızlığımı),
Alçakgönüllülüğe sarıldım, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Dünya şöhreti terk edilip tevazu seçilmelidir.
9
Her dem talalum bahre / Aldanmayalum dehre /
Sabreyleyelüm kahra / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Her dem dalalım denize, aldanmayalım zamana, (dünyaya)
Sabredelim zorluklara, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Dünya aldatıcıdır. Sabırla Hak denizine dalmak gerekir.
10
Âr-nâmusı bırakdum / Külümi suya atdum /
Dervîşlige el katdum / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Dünyalık kaygıları bıraktım, (el alem korkusunu), külümü suya attım,(temizledim),
Dervişliğe sarıldım, Allah görelim ne eyler.
Külü suya atmak: yandım, bittim, kül oldum deyimi gibi, benliğin tamamen yok olması demektir.
11
Mecnûn gibi âvâre / 'Âşık oluban yâre /
Di Yûnus sen bî-çâre / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Mecnun gibi başıboş, aşık oldum sevgiliye,
De ki -Yunus çaresizsin, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Âşık, Mecnun gibi avare olur; Yunus aşk yolunda çaresizdir.
12
Yûnus sen anı sanma / Bu ‘ışk sana sendendür /
Cân kamuya andandur / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Yunus, sen öyle sanma, bu aşk sana senden gelir,
Her can O’ndandır, Allah görelim ne eyler.
Açıklama: Aşk insandan değil, Hak’tandır; can Hak’tan gelir.
13
N'itdi bu Yûnus n'itdi / Bir togrı yola gitdi /
Pîrler etegin tutdı / Allah görelüm n'eyler
Çeviri: Ne etti bu Yunus, ne etti? Doğru yola gitti,
Pirlerin eteğini tuttu; Allah görelim ne eyler.
Pîrler: (Farsça) Manevi önderler, mürşitler, yol göstericiler.
*
1
İy pâdişâh iy pâdişâh her dem işin düze durur /
Dünyâ anun bostânıdur sevdügini üze durur
Çeviri: Ey padişah, Ey padişah, her işin düzendedir,
Dünya O’nun (Allah’ın) bahçesidir, sevdiğini üzerine koyar.
Açıklama: Dünya padişahın bostanı gibidir; Hak düzeni kurar.
2
Yavuzlık eyleme sakın ecel sana senden yakın /
Niçelerün aslın kökin yord eyleyüp boza durur
Çeviri: Kötülük etme sakın, ecel sana senden yakındır,
Nice kişilerin aslını, kökünü, alt üst edip bozmaktadır.
Açıklama: Ecel herkese en yakın olandır, kötülükten sakınmak gerekir.
3
Sen anda varursın anda çok yarag eylegil bunda /
Cânlar bâkî degül tende di bir kaç gün geze durur
Çeviri: Sen oraya (ahirete) varacaksın, oraya çok hazırlık yap burada,
Canlar baki (ölümsüz) değil bedende, birkaç gün gezer durur, de.
Açıklama: Can tende geçicidir; ahiret için hazırlık gerekir.
4
Sorucı gelür yir yırtup sorar Tanrı'n kimdür diyü
İş bu cânum anı tuyup sünüklerüm sıza durur
Çeviri: Sorgu melekleri gelir, yeri yarıp sorar “Tanrın kimdir?” diye,
Şu benim canım onu duyup, kemiklerim sızlar durur.
Açıklama: Ahirette sorgu vardır “Tanrın kimdir?” sorusu kaçınılmazdır.
5
İy Tanrı'yı bir bilenler cân Hakk'a kurbân kılanlar /
Ölü degüldür bu cânlar ‘ışk gölinde yüze durur
Çeviri: Ey Tanrı’yı Bir bilenler, canını Hak’a kurban edenler,
Ölü değildir bu canlar, aşk gölünde yüzer durur.
Açıklama: Hak için canını verenler ölü değil, aşk gölünde diridir.
6
Ben gördüm erenler uçdı ‘ışk kadehin tolu içdi /
Hak katında nâzı geçdi şöyle yüzi yire durur
Çeviri: Ben gördüm erenler uçtu, aşk kadehini dolu içti (manen yükseldi),
Hak katında nazı geçti (hatırı), öyleki yüzü yerdedir.
Açıklama: Erenler aşk kadehini içer, Hak huzurunda boynu büküktür.
7
Erenlerün kulıyısan ölümün ana tur Yûnus
Niç'erenler geldi geçdi nevbet şimdi bize durur
Çeviri: Erenlerin yolundaysan, ölümü hep an Yunus,
Nice erenler gelip geçti, nöbet şimdi bizdedir.
Açıklama: Ölüm erenlere de geldi geçti; sıra herkese gelir. Yunus teslimiyetle bunu kabul eder.
*
1
Niteki bu gönlüm evi ‘ışk elinden taşa gelür /
Niçe yüksek yürürisem ‘ışk başumdan aşa gelür
Çeviri: Gönül evim aşk elinden coşup taşar,
Ne kadar yüksekten yürüsem de, aşk başımdan aşıp gelir.
Açıklama: ilahi aşk beni aşar ve beni kendisine boyun eğdirir.
2
Niçe ki eydürem râzum söylemeyem kimseneye /
Gider bu sabr u karârum dost ögüme düşe gelür
Çeviri: Her ne kadar sırrımı kimseye söylemeyeyim desem de,
Gider, sabrım dayanma gücüm, dost önüme geliverir.
Açıklama: Sır saklamak istese de dostu görünce sabrı tükenir,
3
Ben bilürem ahvâlümi bencileyin er ne bile /
Benüm görene sevdügüm ne sevmekdür hoşa gelür
Çeviri: Ben bilirim hallerimi, benim gibisini başkası ne bilsin,
Benim gördüğüm o Sevgiliyi, sevmek ne kadar hoş gelir.
Hoşa gelür: Hoş gelir: güzel gelir, mutluluk verir.
4
Hey niçe sabreyleyiser dost yüzini gören kişi /
Ol hakîkat gördüm diyen kendözinden şaşa gelür
Çeviri: Hey, nasıl sabretsin, Dost yüzünü gören kişi,
O “Hakikati gördüm” diyen, kendi özünden Şaşırıp kalır.
Açıklama: Dost yüzünü gören sabredemez hakikati gören aklını kaybeder.
5
Ma'şûkanun tecellîsi dürlü dürlü renkler olur /
Bir şîvede yüz bin gönül uş hemîşe cûşa gelür
Çeviri: Sevgilinin görünüşü, türlü türlü renklerde olur,
Bir edayla, yüz bin gönül daima coşup taşar.
Açıklama: Hak tecellisi farklı renklerde görünür, gönülleri coşturur.
6
Anun gibi pâdişâha kimün gözi duş olursa
Sultân-ı vakt oldıyısa ‘aklından ol şaşa gelür
Çeviri: Onun gibi padişaha, kimin gözü değerse,
Devrin sultanı olsa da, O'nu görünce aklı gider.
Açıklama: Hak padişahını gören aklını kaybeder, aşk aklı aşar.
7
Ol dostıla benüm işüm bulıdıla güneşleyin
Bir dem hicâbı sürilür bir dem nikâb başa gelür
Çeviri: Dost ile ilişkim, bulut ile güneş gibidir,
Bir an perde açılır, bir an örtü başa gelir.(gizlenir.)
Açıklama: Dost tecellisi bazen açılır, bazen kapanır. Aşk güneş gibidir.
8
Eger bana sorarısan cânı yokdur şol kişinün /
Ma'şûka sevmekden artuk gönline endîşe gelür
Çeviri: Eğer bana sorarsan, canı yoktur o kişinin,
Sevgiliyi sevmekten başka (her düşünce) gönle endişe getirir.
Açıklama: Âşık maşuku sevmekten başka bir endişe taşımaz.
9
Aceb yine miskîn Yûnus ‘ışkdan artuk sevdi meger /
Zîrâ ki bu ‘ışkdan yigrek hîç yok durur başa gelür
Çeviri: Acaba yine zavallı Yunus, aşktan başka bir şeyimi sevdi,
Çünkü bu aşktan üstün, hiçbir şey başa gelmez.
Açıklama: Yunus’a göre aşktan üstün bir şey yoktur. Aşk en yüce değerdir.
*
1
Sabâhın sinlere vardum gördüm cümle ölmiş yatur /
Her biri bî-çâre olup ‘ömrin yavı kılmış yatur
Çeviri: Sabahleyin mezarlığa vardım, gördüm hepsi ölmüş yatıyor,
Her biri çaresiz kalmış, ömrünü yitirmiş yatıyor.
Açıklama: Mezarlık manzarası insana ömrün boşluğunu hatırlatır.
2
Vardum bunlarun katına bakdum ecel heybetine /
Niçe yigit murâdına irememiş ölmiş yatur
Çeviri: Vardım bunların yanına, baktım ecelin heybetine (ürkütücü gücüne),
Nice yiğit muradına erememiş, ölmüş yatıyor.
Açıklama: Ecel, insan isteğine ermeden gelir. Gençlik de kurtulamaz.
3
Yimiş kurd kuş bunı keler niçelerün bagrın deler /
Şol ufacık nâ-resteler gül gibice solmış yatur
Çeviri: Yemiş Kurt, kuş, bunu kemirir, (cesedi) nicelerinin bağrını deler,
O küçük yavrular, gül gibi solmuş yatıyor.
Açıklama: Ölüm gençleri de alır; bedenler toprağa karışır.
4
Topraga düşmiş tenleri Hakk'a ulaşmış cânları /
Görmez misin sen bunları nevbet bize gelmiş yatur
Çeviri: Toprağa düşmüş bedenleri, Hak’ka ulaşmış canları,
Görmez misin sen bunları, sıra bize gelmiş yatır.
Açıklama: Ölüm sırası herkese gelir; can Hak’ka döner.
5
Esilmiş incü dişleri dökilmiş saru saçları /
Bitmiş kamu teşvişleri Hak varlıgın almış yatur
Çeviri: Ufalanmış inci gibi dişleri, dökülmüş sapsarı saçları,
Bitmiş bütün telaşları, Hak varlığını(Canını) almış yatır.
Açıklama: Dünya süsleri yok olur; Hak varlığı baki kalır.
6
Gitmiş gözünün karası hîç işi yokdur turası /
Kefen bizinün pâresi sünüge sarılmış yatur
Çeviri: Gitmiş gözünün karası, hiçbir işi yoktur ne de durağı,
Kefen bezinin parçası, kemiğe sarılmış yatıyor.
Açıklama: Ölümde göz kapanır, kefenle beden örtülür.
7
Yûnus ‘âkilisen bunda mülke sûret bezemegil /
Mülke sûret bezeyenler kara toprak olmış yatur
Çeviri: Yunus, akıllıysan burada mülkü, dış yüzü süsleme,
Dünyayı süsleyip donatanlar, kara toprak olmuş yatıyor.
Açıklama: Dünya süsleri boşunadır; sonunda herkes toprak olur.
*
1
Işkun odı yüregümde neler eyler neler eyler /
Bugün bir ‘âşıkı gördüm bu derdümden haber söyler
Çeviri: Aşkının ateşi yüreğimde, neler eyler neler eyler (yapar),
Bugün bir âşık gördüm, bu derdimden haber söyler.
Açıklama: Aşk, gönülde ateş gibi yanar, âşıklar birbirinin derdini bilir.
2
Gelün hey dertlüler gelün bu derdümden siz de alun /
Dertlü bilür dertlü hâlin ya dertsüzler bunda n'eyler
Çeviri: Gelin ey dertliler gelin, bu derdimden siz de alın,
Dertli bilir dertlinin hâlini, ya dertsizler burada ne eyler?
Açıklama: Dertli olan dertliyi anlar. Dertsizler aşk derdinden habersizdir.
3
Kimisi dost yüzin gördi kimi dahı görem dirdi /
Âşık ma'şûkına irdi uş yine bayram eyler
Çeviri: Kimisi dostun yüzünü gördü, kimisi de –görsem derdi,
Âşık sevdiğine erdi, işte yine bayram eder.
Açıklama: Dost yüzünü görmek bayramdır, maşuka eren âşık sevinir.
4
Bugün Mansûr olup n'idem şeyhümün yüzini görem /
Maksûdum buyıdı irem ‘âşık yine derdin söyler
Çeviri: Bugün Mansur olup ne yapayımda, şeyhimin yüzünü göreyim (canımı feda),
Maksadım buydu, ulaşmaktı, aşık yine derdin söyler.
Mansûr: Hallâc-ı Mansûr: "Enel-Hak" (Ben Hakk'ım) dediği için idam edilen, canını Hak yolunda feda eden sembol isim.
5
Yûnus eydür ‘âşık oldum ma'şûkun derdinden öldüm /
Teveccüh ma'şûka kıldum anunıla gönlin egler
Çeviri: Yunus der ki aşık oldum, sevgilinin derdinden öldüm,
Yönümü sevgiliye döndüm, onunla gönlünü eğler.
Açıklama: Yunus aşk derdinden ölür; gönlünü maşuka yöneltir ve teselli bulur.
*
1
Miskîn âdem oglanı nefse zebûn olmışdur /
Hayvân cânâvâr gibi otlamaga kalmışdur
Çeviri: Zavallı Ademoğlu, nefse esir olmuştur,
Yabani bir hayvan gibi, otlamaya kalmıştır.
Açıklama: İnsan nefse uyunca hayvanî seviyeye düşer.
2
Hergiz ölümin sanmaz ölesi günin anmaz /
Bu dünyâdan usanmaz gaflet ögin almışdur
Çeviri: Asla öleceğini sanmaz, öleceği günü anmaz,
Bu dünyadan usanmaz (bıkmaz), gaflet aklını almıştır.
Açıklama: İnsan gafletle ölümü unutur, dünyaya aldanır.
3
Oglanlar ögüt almaz yigitler tevbe kılmaz
Kocalar tâ‘at kılmaz sarp rûzigâr olmışdur
Çeviri: Çocuklar öğüt almaz, gençler tövbe etmez,
Yaşlılar ibadet etmez, zaman çok zorlaşmıştır.
Açıklama: Nesiller öğüt ve ibadetten uzaklaşmıştır; zaman zorlaşmıştır.
4
Begler azdı yolından bilmez yoksul hâlinden /
Çıkdı rahmet gölinden nefs göline talmışdur
Çeviri: Beyler azdı yolundan, bilmez yoksul halinden,
Çıktı rahmet gölünden, nefis gölüne dalmıştır.
Açıklama: Zenginler nefse kapılmış, merhametten uzaklaşmıştır.
5
Yûnus sözi ‘âlimden zinhâr olman zâlimden
Korka durun ölümden cümle togan ölmişdür
Çeviri: Yunusun sözü Alimdendir (bilgindendir), sakın olmayın zalimden,
Korkup durun ölümden, bütün doğanlar ölmüştür.
Açıklama: Alimin sözünü dinleyin. Zalim olmayın. Ölümden ibret alın.
*
1
Bu dem yüzüm süre turam her dem ayum yini togar /
Her dem bayram durur bana yayum kışum yini bahâr
Çeviri: Bu an yüzümü süreyim, her an ayım yeni doğar (ilahi nur),
Her anım bayramdır bana, yazım kışım yeni bahar (ilkbahar).
Yini bahâr: (Türkçe) Yeni bahar, ilkbahar.
2
Bulut gölge kılmayısar benüm ayum ışıgına
Hem gedilmez tolulugı nûrı gökden yire dogar
Çeviri: Bulut gölge etmez benim ayımın ışığına,
Hem eksilmez doluluğu, nuru gökten yere doğar.
Açıklama: Maşukun nuru bulutla örtülmez; eksilmez, her yere doğar.
3
Anun nûrı karanuyı sürer gönül hücresinden /
Pes karanulık nûrıla bir hücreye nite sıgar
Çeviri: Onun nuru karanlığı kovar, gönül hücresinden,
Öyleyse karanlık, nurla bir odaya nasıl sığar?
Açıklama: ilahi nur, gönül karanlığını giderir. Karanlık, nurla barınamaz.
4
Evvel ay niçe dogdıysa ayruk dolanmadı hergiz /
Eksilmedi ‘ömri anun her kime kim kıldı nazar
Çeviri: Önce ay nasıl doğduysa artık batmadı asla (nur),
Eksilmedi ömrü onun, her kime ki etti nazar.(lütufla baksa).
Açıklama: Maşukun nuru eksilmez, nazarıyla ömür tükenmez.
5
Ben ayumı yirde gördüm ne isterem gök yüzinde
Benüm yüzüm yirde gerek bana rahmet yirden yagar
Çeviri: Ben Ay’ımı yerde gördüm, ne isterim gökyüzünde,
Benim yüzüm yerde olması gerek, bana rahmet yerden yağar.
Rahmet: (Arapça) Allah'ın merhameti, lütfu, bereketi.
Açıklama: Âşık sevgiliyi yerde bulur. Rahmet, Hak’tan yeryüzüne iner.
6
Sözüm ay gün içün degül sevenlere bir söz yiter /
Sevdügüm söylemezisem sevmek derdi beni bogar
Çeviri: Sözüm ayı günü (anlatmak)için değil, sevenlere bir söz yeter,
Sevdiğimi söylemezsem, sevmek derdi beni boğar.
Açıklama: Âşık sevgisini söylemek zorundadır; aksi hâlde derdi onu boğar.
7
Anun vasfın eydürisem halk ma'şûkın öger sanur /
Hâcet degül ögmek ana kendü nûrın kendi öger
Çeviri: O'nun özelliğini söylersem, insanlar sevgilisini övüyor sanır.
Gerekli değil övmeye onu, kendi nurunu kendi över.
Vasfın: Niteliklerini, özelliklerini, güzelliğini.
Açıklama: sevgilinin nuru kendi kendini över, övgüye ihtiyaç yoktur.
8
N'ola Yûnus sevdiyise çokdur Hakk'ı seviciler /
Sevenleri gördiyidi anun içün boynın eger
Çeviri: Ne oldu Yunus sevdiyse, çoktur Hakk’ı sevenler,
Sevenleri gördüğü için, onun için boyun eğer.
Açıklama: Hak’ı seven çoktur, Gerçek sevgiyi yaşayanlara saygı duyar.
*
1
Tanrı'yiçün cânum cânı cefâyısa tapdur yiter /
Senün firâkundan beter ‘azâb dahı var mı beter
Çeviri: Canım canı Tanrı için, cefa (eziyet) gelse de kulluktur bana,
Senin ayrılığından beter, azap daha varmıdır.
Açıklama: Çektiğim tüm sıkıntılar Tanrı rızası için bana ibadet ve kulluk yerine geçer, bu kadarı bana yeter.
2
Işkun odı yüregümde yandugına ‘âlem tanuk
Kanda bir od yanarısa nişânı var dütün tüter
Çeviri: Aşkının ateşi yüreğimde, yandığına alem tanık,
Nerede bir ateş yanarsa, işareti var dumanı tüter.
Açıklama: Aşk ateşi gönülde yanar, dışarıya işaret verir.
3
Işkun çeri saldı benüm gönlüm evi iklîmine
Cânumı esîr eyledün n'ider bana yagı Tatar
Çeviri: Aşkın askeri saldırdı, gönül evi ülkesine,
Canımı esir eyledin, ne eder bana düşman Tatar.
Açıklama: Aşk gönlü fetheder. âşık zaten esirdir, dış düşman zarar veremez.
4
Ecel salam iklîmlere vasyet kılam ‘âşıklara /
Ma'şûkadan diyem sakın oynar ‘âşık gönlin atar
Çeviri: Ölüm haberimi salsam diyarlara, vasiyet etsem âşıklara,
Sevgiliden haber diyeyim,(ondan) sakının, âşığın gönlüyle oynar da atar.
Açıklama: İlahi sevgili, kendisine gönül verenleri çeşitli imtihanlarla ve hallerle olgunlaştırır.
5
Aceb bu benüm derdüme neyiçün dermân bulınmaz /
Kim bulısar dermân ana kişiyi kim beri dutar
Çeviri: Acaba bu benim derdime, niçin derman bulunmaz,
Kim bulacak derman ona, kişiyi (bu dertten) kim uzak tutabilir ki.
Açıklama: Aşkın dermanı yine aşktır, bu yoldan geri dönülmez.
6
Resmi durur sultânlarun kullar günâh eyleyicek /
Yâ edebler ol kulını yâ mezâda virür satar
Çeviri: Sultanların adetidir, kullar günah işleyince,
Ya terbiye eder o kulunu, yada açık arttırmada satar.
Açıklama: Hak sultanı kullarını ya terbiye eder ya da cezalandırır.
7
Yûnus şikâyet eyleme yârdan cefâ gördüm diyü /
Cümle ‘âşıklar hâceti ma'şûkı katında biter
Çeviri: Yunus, şikâyet etme “sevgiliden cefâ gördüm” diye,
Bütün âşıkların dileği sevgilisi katında biter.
Açıklama: Âşık şikâyet etmez; çünkü bütün ihtiyaçlar maşuk katında çözülür.
*
1
Yâr yüregüm yâr gör ki neler var /
Bu halk içinde bize güler var
Çeviri: Yar yüreğimi Sevgili yar, gör ki (içinde) neler var,
Bu halk içinde bize gülenler var.
Yâr: (Farsça) Sevgili, dost Burada hem sesleniş hem de "yarmak" fiiliyle yapılan bir cinas vardır.
2
Ko gülen gülsün hak bizüm olsun,
Gâfil ne bilür Hakk'ı sever var
Çeviri: Bırak gülen gülsün, Hak bizim olsun.
(Habersiz) Gâfil ne bilir, Hak’ı sevenler var.
Gâfil: (Arapça) Habersiz, aymaz, hakikati görmeyen.
3
Bu yol uzakdur menzili çokdur /
Geçidi yokdur derin sular var
Çeviri: Bu yol uzaktır, durakları çoktur, Geçidi yoktur derin suları var.
Açıklama: Hak yolu uzun ve zorludur; engelleri derin sular gibidir.
4
Girdük bu yola ‘ışkıla bile /
Gurbetlik ile bizi salar var
Çeviri: Girdik bu yola aşkla birlikte.
1: bizi Gurbete salanlar var.
2:bizi asıl vatanımızdan ayırıp dünya gurbetine gönderenler var.
Açıklama: Âşık, aşk yoluna girer, gurbetlikle sınanır.
5
Her kim merdâne gelsün meydâna /
Kalmasun câna kimde hüner var
Çeviri: Her kimse yiğitçe gelsin meydana,
1:Canında (saklı) kalmasın, (görelim) kimde hüner var.
2: Can korkusunu bıraksın, görelim kimde marifet var.
Açıklama: Her kim bu yola girecekse yiğitçe meydana gelsin.
6
Gözleri giryân cigeri püryân /
Olmışlar hayrân dîvâneler var
Çeviri: Gözleri ağlayan, ciğeri yanık, Olmuşlar hayran, divaneler var.(aşk delileri)
Dîvâneler: (Farsça) Deliler, çılgınlar, aşkından aklını yitirmiş olanlar.
7
Yûnus sen bunda meydân isteme /
Meydân içinde merdâneler var
Çeviri: Yunus, sen burada meydan isteme, Meydan içinde yiğitler var.
Açıklama: Hak Meydanı yiğitlerin yeridir.
*
1
Işkıla gelen erenler içer aguyı nûş ider
Topuga çıkmayan çaylar deniz ile savaş ider
Çeviri: Aşkla gelen erenler, içer zehri tatlı gibi,
Topuğa çıkmayan dereler, deniz ile savaş eder.(yarışır)
Açıklama: Gerçek aşk insanı her türlü zorluğa karşı dayanıklı eder.
2
Biz bu yoldan üşenmedük erenlerden usanmaduk /
Kimseyi yavuz sanmaduk her ne ider kolmaş ider
Çeviri: Biz bu yoldan üşenmedik, (çekinmedik) erenlerden usanmadık (bıkmadık),
Kimseyi kötü sanmadık (düşünmedik), her ne yaparsa hileci yapar.
Açıklama: hileci kişiler kötü işler yapar.
3
Kolmaşa virdük sözini söz ile dögdük yüzini /
Yaban cânâvârı gibi bilinler andan şeş eder
Çeviri: Sözü karmaşaya verdik, sözle dövdük birbirimizin yüzünü,
Yaban canavarı görmüş gibi, bilenler ondan ürküp kaçar.
Yaban cânâvârı: Ormanda yaşayan vahşi hayvan, yırtıcı mahluk.
Açıklama: Boş tartışmalar gönlü karıştırır, arif olan bu laf kalabalığından yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçar.
4
Bu sohbete gelmeyenler Hak nefesi almayanlar /
Sürün anı bundan gitsün tururısa çok iş ider
Çeviri: Bu sohbete gelmeyenler, Hak nefesi almayanlar,
Sürün onu burdan gitsin, durursa çok iş eder (Kovun).
Açıklama: fitne çıkaran kişilerin o meclisten uzak tutulması gerekir.
5
Câhildür ma‘nîden almaz oturur karârı gelmez /
Ölecegini hîç sanmaz yüz bin yıllık teşvîş ider
Çeviri: Cahildir manadan anlamaz, oturur huzuru gelmez,
Öleceğini hiç sanmaz, yüz bin yıllık karmaşa- telaş eder.
Açıklama: Cahiller ölümü unutup boş telaşlarla ömür tüketir.
6
Tag ne kadar yüksegise yol anun üstinden aşar /
Yûnus Emrem yolsuzlara yol gösterür vü hoş ider
Çeviri: Dağ ne kadar yüksekse de, yol onun üstünden aşar,
Yunus Emre yolsuzlara yol gösterir ve hoş eder.
Açıklama: Hak yolu engelleri aşar. Yunus yolsuzlara rehberlik eder.
*
1
Ol ‘âlem fahri Muhammed nebîler serveridür /
Vir salâvât ‘ışkıla ol günâhlar eridür
Çeviri: O âlemin övüncü Muhammed, peygamberler önderidir,
Ver salavat aşkla, o günahları eritir.
Açıklama: Hz. Muhammed’e salavat günahları eritir.
2
Hak anı ögdi yaratdı sevdi Habîb'üm didi
Yir yüzinde cümle çiçek Mustafâ'nun teridür
Çeviri: Hak onu övdü yarattı, sevdi Sevgilim dedi,
Yeryüzünde bütün çiçekler, Mustafa'nın teridir.
Açıklama: Hz. Muhammed, Allah’ın sevgilisidir. Varlık onun bereketiyle güzelleşir.
3
Cebrâîl da'vet kılınca Mi'râc'a Muhammed'i /
Mi'râc'ında diledügi ümmetinün varıdur
Çeviri: Cebrail davet edince, Mirac'a Muhammed'i.
Miracında dilediği, ümmetinin bağışlanmasıdır.
Cebrâîl: (Arapça) Allah’ın emirlerini peygamberlere ileten vahiy meleği.
Mi'râc'a: (Arapça) Hz. Muhammed'in (s.a.v) göğe yükselip Allah ile mülaki olduğu manevi yolculuk.
4
Sen ana ümmet olıgör o seni mahrûm komaz
Her kim anun ümmetidür sekiz Cennet yiridür
Çeviri: Sen ona ümmet ol, o seni mahrum etmez,
Her kim onun ümmetidir, sekiz cennet yeridir.
Açıklama: Hz. Muhammed’in ümmeti cennetle müjdelenmiştir.
5
Her kim anun sünnet ile farzını kâ’im tutar /
Ne diyem ki ‘âkıbet sorı-hisâbdan beridür
Çeviri: Her kim onun sünnetiyle farzını sağlam tutarsa,
(daha) Ne diyeyim ki sonunda, sorgu hesaptan uzaktır.
Açıklama: Sünnet ve farzı yerine getiren kurtuluşa erer.
6
Suçlu suçsuz günahkâr şefâ'at andan umar
Ol Cehennem'de yananlar münkirün inkârıdur
Çeviri: Suçlu suçsuz günahkâr, şefaati ondan umar,
O Cehennemde yananları yakan, kendi inkar ateşidir.
Açıklama: Şefaat ümmete aittir; inkârcılar cehennemde yanar.
7
Yûnus Emrem iş bu sözi cân içinde söyledi
Söyleyen bî-çâre Yûnus Tapduk Emrem sırrıdur
Çeviri: Yunus Emre bu sözü can içinde söyledi,
Söyleyen çaresiz Yunus,(ama)Tapduk Emre'm sırrıdır.
Açıklama: Yunus, Tapduk Emre’nin sırrını taşır.
*
1
Yir yüzinde gezeridüm ugradum milketler yatur /
Kimi ulu kimi kiçi key kuşagı berkler yatur
Çeviri: Yeryüzünde gezerdim, uğradım milletler yatıyor,
Kimi büyük kimi küçük, güçlü kuvvetli yiğitler yatıyor,
Açıklama: Her sınıftan insan sonunda toprağa girer.
2
Kimi yigit kimi koca kimi vezir kimi hoca
Gündüzleri olmış gice ancılayın çoklar yatur
Çeviri: Kimi genç kimi yaşlı, kimi vezir kimi hoca (devlet bakanı),
Gündüzleri olmuş gece, onun gibi çokları yatıyor.
Koca: (Türkçe) Yaşlı, ihtiyar, pîr, kocamak.
Açıklama: Genç, yaşlı, alim, bakan hepsi sonunda ölür.
3
Togru varurdı yolları kalem tutardı elleri /
Bülbüle benzer dilleri dânışmân yigitler yatur
Çeviri: Doğru giderdi yolları, kalem tutardı elleri,
Dilleri bülbüle benzeyen bilgili yiğitler yatıyor.
Bülbül: (Farsça) Sesinin güzelliğiyle bilinen, edebiyatta Gül’e aşkı ve güzel konuşmayı temsil eden kuş.
Açıklama: Bilgin, doğru sözlü yiğitler de toprağa girer.
4
Ulu-kiçi aglamışlar server yigitler komışlar /
Baş ucında yay sımışlar kırıluban oklar yatur
Çeviri: Büyük küçük ağlamışlar, önder yiğitleri (Toprağa) koymuşlar,
Başucunda yay kırmışlar, kırılan oklar yatıyor.
Açıklama: Eski Türk geleneklerinde vefat eden savaşçıların silahlarının (yay ve ok) mezarlarına kırılıp bırakılmasıyla, artık o yiğidin bu dünyadaki savaşının bittiğini ifade eder.
5
Atlarınun izi tozlu önleri tabıl-bazılu /
İle güne hükmi yazlu şu muhteşem begler yatur
Çeviri: (vaktiyle) Atlarının izi tozlu, önlerinde savaş davulu (çalınırdı),
Halka hükmü geçen, şu muhteşem beyler yatıyor.
Açıklama: Beyler, hükümranlar da sonunda toprak olur.
6
Gice gündüz oglancuklar söyleriken bülbül gibi /
Ayrılmışlar anaları sinlerini bekler yatur
Çeviri: Gece gündüz çocuklar, söylerken bülbül gibi,
Ayrılmışlar, anaları mezarlarını bekleyip yatıyor.
Açıklama: anneleri çocukların mezarlarının başında bekleyip duruyor.
7
Elleridür kınalu hem karavaşları tapulu /
Kargu gibi uzun boylu gül yüzlü hatunlar yatur
Çeviri: Elleri kınalı, (yeni gelinlerin) emrine verilmiş hizmetçilerle,
Mızrak gibi uzun boylu, gül yüzlü hanımlar yatıyor.
Açıklama: Güzellik ve ihtişam da sonunda toprağa girer.
8
El baglamışdur kamusı Hak Çalap'dandur umusı /
Nökerlü kızdur kimisi alınmaduk çoklar yatur
Çeviri: El bağlamıştır hepsi, Allah'tandır umudu,
Hizmetçili kızdır kimisi, muradını almamış çokları yatıyor.
Açıklama: Yanında yardımcıları olan soylu kızların ya da hayalleri yarım kalmış gençlerin bile ölüm karşısında eşitlendiğini anlatır.
9
Yûnus bilmez kendü hâlin Hak Çalap söyledür dilin /
Bir niçesi yini gelin ak teleme yüzler yatur
Çeviri: Yunus bilmez kendi halini, Hak Tanrı söyletir dilini,
Birçoğu yeni gelin, taze ve beyaz yüzler yatıyor.
Açıklama: Ölüm genç gelinleri bile alır; Yunus sözünü Hak’tan söyler.
*
1
Ne bakarsın taş kapuda gir içerü neler gezer /
Tama' oturmış dâimâ saf baglanmış fitne düzer
Çeviri: Dış kapıda ne beklersin, içeri gir de bak neler oluyor,
Açgözlülük oturmuş daima, saf tutmuş fitne düzenler.
Tama': (Arapça) Açgözlülük, hırs, dünya malına doymak bilmeyen arzu.
Saf baglanmış: Sıraya dizilmiş, düzenli bir ordu gibi hazır bekleyen.
2
Gel imdi gel kanâ‘ata gâfil olma tîz bin ata /
Olmaya kim ecel yite fâsid ola satu-bâzâr
Çeviri: Gel şimdi gel kanaate (Yetinmeye), gaflet etme tez bin ata,
Yoksa ecel yetişir, bozulur pazar.(geçersiz olur alışveriş).
Açıklama: Kanaat kurtuluş yoludur. Ecel gelince dünya pazarı bozulur.
3
Sen kandasan teslîm ile kamulardan aşaga dur /
Uşan olma bu sözümden gör müfsidi nice kızar
Çeviri: Sen neredeysen teslimiyetle, herkesten aşağıda dur,
İncinme bu sözümden, gör o bozguncuyu nasıl kızıyor.
Açıklama: Teslimiyet ve tevazu erdemdir; fesatçı bundan rahatsız olur.
4
Ana durur buhl u hased key mübâriz durur gâyet /
Kökini kaz yabana at fârig otur iy gam-güzâr
Çeviri: Ondadır cimrilik ve kıskançlık, çok yaman bir savaşçıdır gayet,
Kökünü kaz dışarı at, dertsiz otur ey kederli.
Açıklama: Cimrilik ve haset, kökten sökülüp atılmalıdır. böylece gönül huzur bulur.
5
Kogıl bu yoklık bâbını ögren dostluk edebini /
Eydürsin sor iste beni bana gelen kâlden bezer
Çeviri: Bırak bu yokluk kapısını, öğren dostluk edebini,
Dersinki, -sor iste beni, bana gelen boş lafdan bezer.
Açıklama: laf ile yola çıkanlar ilahi hakikatten mahrum kalıp usanırlar.
6
Kibr ü menidür subaşı delim kişidür yoldaşı /
Sen olmagıl anun eşi buna uyan yoldan azar
Çeviri: Kibir ve gururdur komutan, pek çok kişidir yoldaşı,
Sen olma onun arkadaşı, buna uyan yoldan sapar.
Açıklama: Kibir ve benlik insanı yoldan çıkarır; bunlardan uzak durmak gerekir.
7
Riyâ çökük yirde durur key sakın oda buyurur /
İhlâs gelüp cümlesin yur Yûnus yolı yavlak sezer
Çeviri: İkiyüzlülük çökük yerde durur, iyice sakın (seni) ateşe sürer,
(ihlas) Samimiyet gelip hepsini yıkar, Yunus yolu çok iyi anlar.
Açıklama: Riyâ insanı çökertir. ihlâs ise bütün kötülükleri yıkar, doğru yolu gösterir.
*
1
Bu dervîşlik turagı bir ‘acâyib turakdur
Dervîş olan kişiye evvel dirlik gerekdür
Çeviri: Bu dervişlik durağı bir acayip duraktır,
Derviş olan kişiye önce dirlik gerekir.(huzurlu yaşam)
Açıklama: Dervişlik yoluna giren önce iç huzur ve dirlik bulmalıdır.
2
Çün anda dirlik ola Hakk'ıla birlik ola /
Varlıgı elden koyup ere kullık gerekdür
Çeviri: çünkü Orada dirlik olursa Hak’la birlik olur,
Benliği elden çıkarıp, erene hizmet gerekir.
Açıklama: Hak’la birlik için varlığı terk etmek ve kulluk etmek şarttır.
3
Kullık eyle erene şarkdan garbı görene /
Senden haber sorana key miskînlik gerekdür
Çeviri: Hizmet et o erene, doğudan batıyı görene,
Senden haber sorana, tam bir alçakgönüllülük gerekir.
Açıklama: Erene kulluk ve miskinlik dervişliğin yoludur.
4
Miskîn olugör bâri benlikden ırak yüri /
Gönlinde benlik olan dervîşlikden ırakdur
Çeviri: Alçakgönüllü ol bari benlikten uzak yürü,
Gönlünde benlik olan dervişlikten uzaktır.
Açıklama: Benlik dervişliğe engeldir; tevazu şarttır.
5
Hak ere benüm didi varlıgın erde kodı /
Erenlerün himmeti yirden göge direkdür
Çeviri: Hak erine –bu benimdir dostumdur dedi, varlığını o ere koydu,
Erenlerin yardımı, yerden göğe direktir.
Himmet: (Arapça) Manevi yardım, lütuf, yüksek gayret ve yöneliş.
6
Bu dervîşlik berâtın okımadı müftîler /
Kim ne biliser bunı bir ‘acâyib varakdur
Çeviri: Bu dervişlik belgesini, okumadı müftüler,
Kim ne bilecek bunu, bir acayip bir sayfadır.
Müftîler: (Arapça) Fetva veren, dini meselelerde hüküm koyan yüksek rütbeli din görevlileri.
Açıklama: Dervişliğin sırrı müftülere bile kapalıdır, sır acayip bir sayfadır.
7
İy Yûnus ‘ârifisen anladum bildüm dime /
Tut miskînlik etegin âhir sana gerekdür
Çeviri: Ey Yunus, arifsen (bilgeysen), anladım bildim deme,
Tut tevazu eteğini, sonunda sana o gerekdir.
Açıklama: Tevazu ve miskinlik dervişliğin son şartıdır. âriflik iddiası boşunadır.
*
1
İşidün iy yâranlar dem evliyâ demidür /
Gelsün ‘ömür sürenler dem evliyâ demidür
Çeviri: İşitin ey dostlar, vakit velilerin vaktidir,
Gelsin ömür sürenler, vakit velilerin vaktidir.
Açıklama: Hak sohbeti evliyâ demidir; ömrünü Hak yolunda sürenler davetlidir.
2
Ezelî bünyâd urdı altı günde dünyâ toldı
İsrâfîl'e buyurdı dem evliyâ demidür
Çeviri:(geçmişte) ezelde temeli attı, altı günde dünya doldu,
İsrafil'e buyurdu, vakit evliya vaktidir.
İsrâfîl: (Arapça) Kıyamet günü sur borusunu üflemekle görevli melek.
Evliyâ: (Arapça) Allah dostları, veliler.
3
Kırk bin kırk dört tabakât meşâyıh evliyâlar /
Dört kapudur kırk makâm dem evliyâ demidür
Çeviri: Kırk bin kırk dört derecedir, şeyhler ve evliyalar,
Dört kapı, kırk makam, bu vakit evliyâ vaktidir.
Açıklama: Tasavvuf yolunun dört kapısı ve kırk makamı evliyâ deminde açılır.
4
Yüz bin yigirmi dört bin güzide peygamberler /
Ümmetine buyurmış dem evliyâ demidür
Çeviri: Yüz yirmi dört bin güzide (seçkin) peygamberler,
Ümmetine buyurmuş, vakit velilerin vaktidir.
Açıklama: Peygamberlerin daveti evliyâ demiyle birleşir; ümmet bu meclise çağrılır.
5
Yûnus Emre ‘âşıksun ‘ışka key döydünise /
Da'vet it ‘âşıklara dem evliyâ demidür
Çeviri: Yunus Emre (madem) aşıksın, aşka iyice dayandıysan (zorluklarına),
Davet et âşıkları, vakit velilerin vaktidir.
Açıklama: Yunus aşk ile yanmıştır; âşıkları evliyâ demine davet eder.
*
1
Işksuz âdem dünyede bellü bilün yok durur
Her biri bir nesneye sevgüsi var “âşıkdur
Çeviri: Aşksız insan dünyada, açıkça bilin yoktur,
Her birinin bir nesneye, sevgisi var aşıktır.
Açıklama: İnsan mutlaka bir şeye âşıktır; aşksızlık mümkün değildir.
2
Çalab'un dünyâsında yüz bin dürlü sevgü var /
Kabûl it kendözüne gör kangısı lâyıkdur
Çeviri: Tanrının dünyasında, yüz bin türlü sevgi var,
Kabul et kendi özüne, bak hangisi layıktır.
Açıklama: Sevgi çeşitlidir; insan doğru olanı seçmelidir.
3
Biri Rahmâni'r-rahîm biri Şeytâni'r-racîm
Anun yazugı müzdi sevgüsne ta'allukdur
Çeviri: Biri Rahmân'ın yoludur, biri kovulmuş Şeytan'ın,
Onun günahı mükafatı, sevgisine bağlıdır.
Açıklama: Sevgi ya Rahmânîdir ya Şeytânî; sonuç, sevgisine göre şekillenir.
4
Dünyâda Peygamber'ün başına geldi bu ‘ışk
Tercemânı Cebrâîl ma'şûkası Hâlik'dur
Çeviri: Dünyada Peygamber'in başına geldi bu aşk,
Tercümanı Cebrail, sevgilisi Halık’tır.(Yaradan'dır)
Cebrâîl: (Arapça) Vahiy meleği; Allah'tan peygamberlere mesaj getiren melek.
Hâlik'dur: (Arapça) Hâlik'tır; her şeyi yoktan var eden Allah'tır.
5
Ömer ü ‘Osmân ‘Alî Mustafâ yârenleri /
Bu dördinün ulusı Ebu Bekr-i Sıddîk'dur
Çeviri: Ömer, Osman ve Ali, Mustafa'nın dostlarıdır,
Bu dördünün büyüğü, Ebu Bekir Sıddîk’tır.
Açıklama: Peygamber’in en yakın dostları sahabelerdir. Ebû Bekir önde gelir.
6
Âlem fahri Muhammed Mi'râc'a agdugında /
Çalap'dan diledügi ümmetine azıkdur
Çeviri: Âlemin övüncü Muhammed, Mirac’a çıktığında,
Tanrıdan dilediği ümmetine azıktır.(fayda)
Muhammed: (Arapça) Övülmüş; Hz. Peygamber’in ismi.
Mirâc: (Arapça) Merdiven, yükselme aracı, yukarı çıkacak yer.
7
Yûnus senün ‘aybunı gözlegil ayrugı ko /
Kimsenün ‘ayıbına sen bakmagıl yazıkdur
Çeviri: Yunus, kendi aybını gözle başkasını bırak,
Kimsenin ayıbına sen bakma, (kendine) yazıktır.
Açıklama: İnsan kendi kusurunu görmeli, başkasının ayıbını araştırmamalıdır.
*
1
Gelün sorun bu cânlara sûretleri n'oldı gider /
Dün-gün senünven diriken ne bahâne buldı gider
Çeviri: Gelin sorun bu canlara, bedenleri ne oldu gitti,
Gece gündüz –seninim, derken ne bahane buldu gider.
Açıklama: Dün yanımızda olanlar bugün yok. Ölüm bahanesiz gelir.
2
Aceb degül giderise sûreti terk iderise /
Yanlış yalan gaybet degül dostdan haber geldi gider
Çeviri: Acaip bir şey değil giderse, bedeni terk ederse,(ruh)
Yalan yanlış kaybolmuş değil, dosttan haber geldi (dosta) gider.(çağrıya gider)
Açıklama: Ölüm ruhun kaybolması değil; dosttan (Hak’tan) haber alıp gitmektir.
3
Kanı anun mülk ü mâlı terk eylemiş cümlesini /
Ol pâdişâh dergâhına hulk-ı ‘amel aldı gider
Çeviri: Hani onun malı mülkü, terk etmiş hepsini,
O Padişah'ın huzuruna, iyi huy ve iyi işlerini aldı gider.
Açıklama: Mal mülk kalır; insan Hak dergâhına sadece ameliyle gider.
4
Eyle ki dost olmış iken niçe iş düzülmiş iken /
Bellü bilün cân sûretün sakalına güldi gider
Çeviri: Öyle ki (bedenle) dost olmuşken, nice işler kurulmuşken,
Kesin bilin ki, ruh bedenin sakalına gülüp gider.
Açıklama: ruh, fani bedenin geçiciliğiyle dünya telaşıyla alay ederek onu terk edip gidiyor.
5
Eyler idi satu-bâzâr bir pûl içün girü bozar /
Olmış bu dünyâdan bizâr yensüz gönlek geydi gider
Çeviri: Alışveriş ederdi, bir pul (kuruş) için işi yıkardı,
Bu dünyadan bıkmış olarak, kolsuz gömlek (kefen) giydi gider.
Açıklama: Dünya ticareti boş; sonunda kefenle gidilir.
6
Bin uyagur bin bir togar buyruk ile gelmiş meger /
Kimdür bu dünyâya toyar peymânesi toldı gider
Çeviri: Bin kişi uyur, bin bir kişi doğar, emir ile gelmiş meğer,
Kimdir bu dünyaya doyan, kadehi doldu gider.
Açıklama: Dünya kimseyi doyurmaz; herkesin ömrü dolunca gider.
7
Gaflete virme özüni dünyâ-perestlik eyleyüp /
Görme misin bu dünyâya eyü yavuz geldi gider
Çeviri: Gaflete verme özünü, dünyaperestlik ederek (taparak),
Görmez misin, bu dünyaya iyi kötü geldi gider.
Açıklama: Dünya sevgisine kapılma; iyiler de kötüler de gelip geçmiştir.
8
Kamu ‘âlem ümid tutar âhiretde görem diye
Yûnus eydür dervîş olan bunda Hak'ı buldı gider
Çeviri: Bütün alem ümit eder, -ahirette göreyim diye,
Yunus der ki derviş olan, burada Hak'ı buldu gider.
Açıklama: Hak sadece âhirette değil; derviş olan bu dünyada da bulur.
*
1
İşit sözümi iy gâfil / Tanla seher vaktinde tur /
Eyle buyurmış ol kâmil / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: İşit sözümü ey gafil, şafak vakti seherde kalk,
Öyle buyurmuş o rehber, şafak vakti seher vaktinde kalk.
Tanla: (Türkçe) Sabah vakti, şafak sökümü.
Seher: (Arapça) Gecenin sonu, gün doğmadan önceki aydınlık vakit.
Açıklama: Hak yolunda seher vakti kalkmak kâmillerin öğüdüdür.
2
İşit ne dir horûsunuz /
Tanla virilür rûzunuz /
Dost dergâhına dutgıl yüz /
Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: İşit ne der horozunuz, şafakla verilir rızkınız,
Dost kapısına dön yüzünü, Şafak seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti rızık ve rahmet iner. Dost dergâhına yönelmek gerekir.
3
İşit sözümi ya sagır / Tâ terezün gele agır /
Yalvar Çalab'una çagır / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: İşit sözümü ey sağır, Ta terazinde gelsin ağır,
Yalvar tanrına çağır, Şafak seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti yalvarış teraziyi ağırlaştırır; ameller değer kazanır.
4
Yatanlarun yatlu hâli / Hiç nesneye irmez eli /
Seher eser rahmet yili / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: Yatanların kötü hali, Hiçbir şeye ermez eli,
Seher eser rahmet rüzgarı, Şafakla seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti rahmet iner. Gafiller bundan mahrum kalır.
5
Kuşlarıla turgıl bile / Kıl namâzı imâm ile /
Yalvar günâhun gel dile / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: Kuşlarla kalk beraber, Kıl namazı imam ile,
Yalvar günahın gel dile, şafakla seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti namaz ve dua ile günahlar bağışlanır.
6
Okına Kur'ân u Yâ-sîn / Kulak urup dinleyesin /
Tagca günâhun yuyasın / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: Okunsun Kur'an ve Yasin, Kulak verip dinleyesin,
Dağca günahını yıkayasın, Şafakla seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti Kur’an okumak günahları temizler.
7
Okına hadîs ü kelâm / Diyeler ‘Aleyhi's-selâm /
Âşıkısan bellü bilem / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: Okunsun hadis ve ilahi kelam,(söz) desinler Aleyhisselam,
Aşıksan kesin bileyim, şafakla seher vaktinde kalk.
Hadîs: Hz. Peygamber’in sözleri.
Kelâm: Allah’ın sözü, Kur’an-ı Kerim veya hakikatli sözler.
Aleyhi's-selâm: Selam onun üzerine olsun.
8
Helâl ola sana Uçmak / Uçmak'da Hûrîler kuçmak /
Kevser şarâbını içmek / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: Helal olsun sana cennet, cennette hurilere kavuşmak,
Kevser şarabını içmek, şafak seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti ibadet eden cennet nimetleriyle müjdelenir.
9
Miskîn Yûnus aç gözüni / Uyar gafletten özüni /
Tâ bilesin kendözüni / Tanla seher vaktinde tur
Çeviri: Zavallı Yunus aç gözünü, uyandır gafletten özünü,
Ta bilesin kendi özünü, şafakla seher vaktinde kalk.
Açıklama: Seher vakti gafletten uyanmak, kendini bilmek ve Hak’ka yönelmektir.
*
1
Sensin bize bizden yakın görünmezsin hicâb nedür /
Çün ‘aybı yok görklü yüzün üzerinde nikâb nedür
Çeviri: Sensin bize bizden yakın, görünmezsin bu perde nedir,
Madem kusursuzdur güzel yüzün, üzerindeki örtü nedir.
Açıklama: Allah insana en yakınken görünmez. Ayıpsız yüzün örtülmesi sorgulanır.
2
Sen eyitdün iy pâdişâh Yehdi'l-lâhu limen yeşâ /
Şerîkün yok senin i şâh suçlu kimdür ‘azâb nedür
Çeviri: Sen söyledin ey şah, Allah dilediğine hidayet eder.
1:Ortağın yok senin, ey şah, suçlu kimdir azap nedir.
Açıklama: Ey yüce Sultan, Senin hiçbir ortağın ve dengin yoktur. Her şey senin takdirinle oluyorsa, suçlu kimdir ve çekilen bu azap nedendir?
3
Levh üzere kimdür yazan azduran kimdür yâ azan /
Bu işleri kimdür düzen bu su'âle cevâb nedür
Çeviri: Kader Levhası üzerine kimdir yazan, azdıran kimdir, ya azan.(yoldan çıkaran ve yoldan çıkan),
Bu işleri kimdir düzenleyen, bu soruya cevap nedir.
Levh: (Arapça) Levha, tabaka; tasavvufta kaderin yazılı olduğu manevi levha (Levh-i Mahfûz).
4
Rahîm durur senün adun Rahîm'lıgun bize didün /
Mürşidlerün muştıladı Lâ taknetu hitâb nedür
Çeviri: Rahîm'dir(merhamettir) senin adın, Rahîm'liğini bize dedin (müjdeledin),
Mürşitlerin müjdeledi, "ümidinizi kesmeyin" seslenişi nedir.
Rahîm: (Arapça) Çok merhametli, bağışlayıcı; Allah’ın güzel isimlerinden biri.
5
Bu işleri sen bilürsin sen virürsin sen alursın /
Ne kim dilersen kılursın yâ bu soru hisâb nedür
Çeviri: Bu işleri sen bilirsin, sen verirsin sen alırsın.
Ne dilersen yaparsın, ya bu soru hesap nedir.
Açıklama: Bütün işler Allah’ın iradesindedir. hesap da O’na aittir.
6
Biz umaruz mürvetünden cümle iş senün katundan /
Senün o çok rahmetünden bu bir avuç türâb nedür
Çeviri: Biz umarız cömertliğinden, cümle iş senin katından,
Senin o çok rahmetinin (yanında), bu bir avuç toprak olan kul nedirki.
Rahmetünden: Senin merhametinden, acımandan, esirgemenden.
7
Kün'i bir kezin söyledün her nesneyi var eyledün /
Yine âhir bir söz ile anı kılmak harâb nedür
Çeviri: "Ol" dedin bir kez, her şeyi var eyledin,
Yine sonunda bir söz ile onu harap etmek nedir.(yıkmak)
Açıklama: Allah “Kün” emriyle varlığı yaratır ve yine bir sözle yok eder.
8
Kanı bu mülkün sultânı pes ten isen kanı cânı /
Bu göz görmek diler anı bu merci' ü me'âb nedür
Çeviri: Nerede bu mülkün sultanı? Madem bedensin, nerede canı,
Bu göz görmek diler O'nu, bu varış ve sığınma yeri (aramak) nedir.
Açıklama: Hak mülkün sultanıdır. Göz O’nu görmek ister, dönüş O’nadır.
9
Yûnus bu göz anı görmez görenler hod haber virmez /
Bu menzile ‘akıl irmez bu kodugun serâb nedür
Çeviri: Yunus bu göz O'nu görmez, görenler zaten haber vermez,
Bu makama akıl ermez, bu koyduğun (dünya)serabı nedir.(var sanılan görüntü)
Menzile: (Arapça) Konak, varış yeri, mertebe, makam.
Serâb: (Arapça) Çölde su gibi görünen ışık yanılması. (mecazi) aldatıcı görünüş, hayal, dünya hayatı.
*
1
Hakîkat her vücûdun cânı ‘ışkdur /
Ne cân kim cân içinde cânı ‘ışkdur
Çeviri: Hakikaten her vücudun canı aşktır,
Öyle bir can ki, canın içinde canı aşktır.
Açıklama: Aşk varlığın özü ve ruhun ruhudur.
2
Bu cân cismümi kâyim tutar ancak /
O cân kim zâhir ü pinhân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Bu can cismimi ayakta tutar ancak,
O can ki görünen ve gizli olan aşktır.
Açıklama: Bedeni yaşatan can, aslında aşkın görünür ve gizli tecellisidir.
3
Bu ‘ışk elinde ‘âciz cümle eşyâ / Ne sır kim kamu ser-gerdân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Bu aşk elinde, acizdir bütün varlıklar,
Nasıl sırdır ki, hepsi aşkın şaşkınıdır.
Açıklama: Aşk karşısında bütün varlık âcizdir. Herkes onun cazibesine kapılır.
4
Bu ‘ışk kandalıgın bilmez kimesne /
Bilürler haddini pâyân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Bu aşkın nerede olduğunu bilmez kimse,
Bilirler (kendi) sınırını, sonu dahi yine aşktır.
Açıklama: Aşkın bağını kimse çözemez; aşk sonsuzdur.
5
Gehî Leylî olur Mecnûn gözinden / Geh olur Leylî'nün hayrân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Bazen Leyla olur Mecnun gözünden, Bazen olur Leyla'nın, kendi aşkının hayrandır.
Leylî: Leyla; tasavvufta ilahi güzelliğin tecellisi, arzulanan asıl sevgili:Mecnûn: (Arapça) Deli, tutkun; aşkından kendini kaybetmiş olan.
6
Gehî kan yaş akar Ya'kûb gözinden /
Geh olur Yûsuf-ı Ken'ân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Bazen kan yaş akar, Yakup gözünden,
Aşk, Bazen Kenan şehrinin Yusuf'u olur.
Ya'kûb: Hz. Yakub: Oğlu Yusuf için ağlamaktan gözlerini kaybeden sabır ve hasret timsali.
Yûsuf-ı Ken'ân-ı ‘ışk: Kenan ilinin Yusuf’u olan aşk (Güzelliğiyle büyüleyen ilahi aşk).
7
Dirildür ölüyi ‘Îsâ deminde / Geh olur Mûsî-i ‘Ümrân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Diriltir ölüyü İsanın nefesinde,
Aşk, bazen de İmran oğlu Musa olur
Îsâ deminde: Hz. İsa'nın nefesinde, o kutsal vakitte.
Mûsî-i ‘Ümrân-ı ‘ışk: İmran oğlu Musa'nın aşkı (Allah ile konuşan Hz. Musa'nın ilahi aşkı).
8
Ene'l-Hak çagırur Mansûr dilinden /
Cüneyd'de cübbe vü ‘irfân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Ben Hak'kım (diye) çağırır Mansur dilinden,
Cüneyd'deki cübbe ve irfanı aşktır. (Bilgisi aşkın eseridir).
Mansûr: Hallâc-ı Mansûr (Aşkı uğruna can veren büyük mutasavvıf).
Cüneyd: Cüneyd-i Bağdâdî (Tasavvufun önde gelen isimlerinden, "Seyyidü't-Taife".
9
Bu ‘ışkun dürlü dürlü rengi çokdur /
Kimi giryân kimi handân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Bu aşkın türlü türlü rengi çoktur,
Kimi ağlayan, kimi aşkla gülendir.
Açıklama: Aşk, farklı hâllerde tecelli eder; bazen gözyaşı, bazen sevinçtir.
10
Fidî bu ‘ışka cânum dînüm olsun / Bana hem dîn ü hem îmân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Feda olsun canım ve inancım bu aşk yoluna,
Bana hem din hem de iman, aşktır.
Açıklama: Yunus için aşk, dinin ve imanın özüdür.
11
Ne Yûnus anda yüz bin cân-ı Yûnus /
Kabûl itsün ne kim kurbân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Sadece Yunus değil, orada yüz binlerce Yunus canı vardır,
Kabul etsin bunları, Aşkın kurbanı olarak.
Açıklama: Yunus, aşk uğruna canını feda etmeye hazırdır.
12
Vücûdun cübbesin ‘ışkıla çâk it /
Talagör ana kim ‘ummân-ı ‘ışkdur
Çeviri: Vücudun cübbesini aşkla yırt,
Dal ona ki o, aşk okyanusudur.
Açıklama: Aşk bedenin örtüsünü yırtar; aşk sonsuz bir denizdir.
*
1
İlim ‘ilim bilmekdür ‘ilim kendin bilmekdür /
Sen kendüni bilmezsin yâ niçe okumakdur
Çeviri: İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir,
Sen kendini bilmezsin (tanımazsın), ya nasıl okumaktır.
İlim: Bilgi, derin kavrayış, hakikat bilgisi.
Açıklama: Gerçek ilim, insanın kendini bilmesidir.
2
Okumakdan ma'nî ne kişi Hakk'ı bilmekdür
Çün okudun bilmezsin hâ bir kurı emekdür
Çeviri: Okumaktan amaç nedir, kişinin Hakk'ı bilmesidir.
Çünkü okudun bilmezsin, ha bir kuru emektir.
Açıklama: İlim Hakk’a götürmezse faydasızdır.
3
Okıdum bildüm dime çok tâ‘at kıldum dime
Eri Hak bilmezisen ‘abes yire yilmekdür
Çeviri: Okudum bildim deme, çok ibadet ettim deme,
Erendeki hakikati bilmezsen, boş yere koşturmaktır.
Açıklama: Hak tealayı, bilmeyen ilim ve ibadet boştur.
4
Dört kitâbun ma'nîsi bellüdür bir elifde
Sen elif dirsün hoca ma‘nîsi ne dimekdür
Çeviri: Dört kitabın manası, bir elifte gizlidir,
Sen elif dersin ey hoca, ama manası nedir?
Dört Kitâbun: Dört kutsal kitabın (Zebur, Tevrat, İncil, Kur’an).
Elif: Arap alfabesinin ilk harfi; tasavvufta Allah’ın birliğini (Vahdet) temsil eder.
5
Yûnus Emre dir hoca gerekse var bin hacca
Hepisinden eyüce bir gönüle girmekdür
Çeviri: Yunus Emre der, - Hoca istersen git bin kez hacca,
Bir gönüle girmek, hepsinden iyidir.
Açıklama: Hak yolunda gönül kazanmak haccın da üstündedir.
*
1
İy dost senün ‘ışkun odı cigerüm pâre baş kılur /
Işkundan yanar yüregüm yandugum bana hoş gelür
Çeviri: Ey dost, senin aşkının ateşi ciğerimi parça parça yaralar,
Aşkından yanar yüreğim, yandığım bana hoş gelir.
Açıklama: Âşık, aşk ateşinden yanar ama bu yanıştan hoşlanır.
2
Işkun odına yandugum aglamak oldı güldügüm /
Dost sana zâri kıldugum münkirlere savaş gelür
Çeviri: Aşkının ateşiyle yandığımdan (artık), gülmem ağlamak oldu.
Ey dost, sana yalvarmam, inkârcılara savaş gibi gelir.
Açıklama: Âşık için ağlamak da gülmek de aşkın bir tezahürüdür.
3
Söylerisem sözüm savaş söylemezsem cigerüm baş /
Cihân tolu durur kallâş her birinden bir taş gelür
Çeviri: Söylersem sözüm savaş, söylemezsem ciğerim yara,
Dünya doludur kalleş (hileci), her birinden bir taş gelir.
Cigerüm: Ciğerim, içim, bağrım. Duygu odağı sayılan organ.
Baş: Yara, çıban (Eski Anadolu Türkçesinde "yara" anlamında kullanılır).
4
Gör niçe taşlar atılur dost içün başlar tutılur /
Gelür gönüle batılur hâlünüze hâldaş gelür
Çeviri: Gör nice taşlar atılır, dost için başlar tutulur (feda edilir),
Aşkın oku gönle saplanır, halinize bir dert ortağı gelir.(halden anlayan)
Açıklama: İnsanın yaşadığı manevi ıstırabın ancak aynı yoldan geçen ve aynı acıyı çeken kişiler tarafından tam anlamıyla anlaşılabileceğini ifade eder.
5
Bizüm hâlümüzden bilen kimdür ‘ışka münkir olan /
Bizüm sevdügümüz Hak'dur bu halka göz ü kaş gelür
Çeviri: Bizim halimizi bilen kimdir, aşkı inkâr eden mi?
Bizim sevdiğimiz Hak'tır, halk ise göz ve kaş sevdiğimizi zanneder.(bedensel bir aşk)
Açıklama: Âşık Hak’kı sever; münkirler dış görünüşe takılır.
6
Niçe selâtînler zebûn olur bu ‘ışkun elinden /
Her kim bu yola düşerse ol bu yola yavaş gelür
Çeviri: Nice sultanlar aciz kalır, bu aşkın elinden,
Her kim bu yola düşerse, o bu yola alçakgönüllü likle gelir.
Açıklama: Aşk sultanları bile aciz bırakır; bu yol ağırdır.
7
Erenler buna kalmadı vardı yolına turmadı
Hakk'ı girçek sevenlere cümle ‘âlem kardaş gelür
Çeviri: Erenler buraya bağlanmadı, yollarına gidip hiç durmadı,
Hakk'ı gerçek sevenlere, bütün alem kardeş gelir.
Açıklama: Hak sevgisi âlemi kardeş kılar.
8
Miskîn Yûnus bil sözüni dosta açup şol gözüni /
Kangı burcdan bakarısan ol sultâna güneş gelür
Çeviri: Zavallı Yunus bil sözünü, Dost'a açıp şu (gönül) gözünü,
Hangi burçtan bakarsan bak, o sultana her şey güneş gibi parlak gelir.
Açıklama: Hak sevgisi her yönden güneş gibi doğar.
*
1
Hocam ‘âşık olanlarun işi âhıla zâr olur
Hasretinden ol ma'şûkun gözi yaşı bınar olur
Çeviri: Hocam, aşık olanların işi ah çekip ağlamak olur,
Hasretinden o sevgilinin, gözü yaşı pınar olur.
Açıklama: Âşığın hâli daima ağlayış ve gözyaşıdır.
2
Düni güni kılur zâri ya‘ni görmek diler yâri /
İşitmezler bu haberi ‘ışksuzlar bî-haber olur
Çeviri: Gece gündüz inleyip ağlar, yani görmek diler Sevgiliyi,
İşitmezler bu haberi, aşksızlar habersiz olur.
Açıklama: Âşık gece gündüz yârini ister; aşkı olmayan bundan habersizdir.
3
Âşıkısan dîdârına koma bugüni yarına /
Girenler ‘ışk bâzârına kendözinden bîzâr olur
Çeviri: Aşıksan eğer yüzüne, bırakma bugünü yarına,
Girenler aşk pazarına, kendi benliğinden usanır.
Açıklama: Âşık ilahi yüzü ertelemez; aşk pazarı benliği terk ettirir.
4
Terk eylegil sen senligün anun ‘ışkını bul anun /
Bu ‘ışk içinde ölenün kan bahâsı dîdâr olur
Çeviri: Terk et sen senliğini, bul O'nun aşkını (benliği terket),
Bu aşk yolunda ölenin, kan diyeti O'nun yüzü olur.
Kan bahâsı: Diyet, öldürülen kişinin kanına karşılık ödenen bedel.
5
Âşıklar lâ-mekân olur cihânun terkini urur /
ân u cihân ne nesnedür çün dostıla bâzâr olur
Çeviri: Âşıklar mekânsız olur, cihanı terk eder,
İki cihan nedir ki, çünkü Dostla Pazar olur. (Alışveriş)
Açıklama: Âşık dünyayı terk eder; dostla buluşmak tek gayedir.
6
Işka yoldaş olıcagız cümle işler olur geniz /
Maksûd ele giricegiz dost iline sefer olur
Çeviri: Aşka yoldaş olunca, bütün işler kolay olur,
Maksasdımı elde edince, dost iline sefer olur.
Açıklama: Aşka yoldaş olan maksada ulaşır. dost diyarına yolculuk başlar.
7
Kanı girçek ‘âşık kanı gelün isteyelim anı /
Bî-çâre Yûnus'un cânı dost yolına îsâr olur
Çeviri: Hani gerçek âşık hani, gelin arayalım onu,
Çaresiz Yunus'un canı, Dost yoluna feda olur.
Açıklama: Gerçek âşık canını dost yoluna feda eder; Yunus da böyle yapar.
*
1
Anca zâr eyler kim şol bülbül eyler /
Anı ol eylemez illâ gül eyler
Çeviri: Öyle ağlayıp inler ki, şu bülbülün eylediği gibi,
(O feryadı) bülbül yapmaz, ancak gül yaptırır.
Bülbül: (Farsça) Sesinin güzelliğiyle bilinen, edebiyatta gülün aşkıyla feryat eden kuş; (mecazi) Hak aşkıyla yanan âşık.
2
Kaçan gülde görür dostun cemâlin /
Çagırur kim beni deli şol eyler
Çeviri: Ne zaman gülde görse, Dost’un yüzünü,
Bağırır -beni şu güzellik deli eyler.
Açıklama: Dost cemali, âşığı deli eder.
3
Ne görür gülde yâ bî-çâre bülbül /
Ki gülistâna karşu gulgul eyler
Çeviri: Ne görür gülde acaba, çaresiz bülbül,
Gül bahçesine karşı, gulgul eder(çoşkuyla öter).
Açıklama: Bülbülün feryadı aşkın sırrıdır.
4
Ne gördi Leylâ'nun yüzinde Mecnûn /
Akıdup gözyaşın âb u sel eyler
Çeviri: Ne gördü Leyla'nın yüzünde Mecnun,
Akıtıp gözyaşını, sular ve seller eyler.
Açıklama: Leylâ’nın yüzü, aşkın sırrını açar.
5
Ne göründi şu Ferhâd'un gözine
Kayalar kesüben dosta yol eyler
Çeviri: Ne göründü acaba, şu Ferhad'ın gözüne,
Kayaları keserek, dosta yol açar.
Ferhâd'un: Ferhad’ın. Şirin’e olan aşkı için dağları delen meşhur âşık.
6
Ne göründi Şeh İbrâhîm gözine /
Tâcını tahtını târumâr eyler
Çeviri: Ne göründü acaba Sultan İbrahim ethemin gözüne?
Tacını ve tahtını darmadağın eder.
Şeh İbrâhîm: Padişahlığı bırakıp dervişliği seçen meşhur mutasavvıf İbrahim Edhem.
7
Kimin kâfir idüp kimin müselmân,
Anı kimse itmez illâ ol eyler
Çeviri: Kimini kâfir edip, kimini Müslüman eyler,
Onu hiç kimse yapmaz, ancak “O” yapar (kalpleri çevirir).
Açıklama: İman ve inkâr Allah’ın iradesindedir.
8
Kimine derd virür asla inletmez
Kiminün dünyâda derdin bol eyler
Çeviri: Kimine dert verir, ama asla inletmez,
Kiminin dünyada derdini bol eyler.
Açıklama: Dert ve sıkıntı da Allah’ın takdiridir.
9
Kimi baydur kimi yoksul dime kim /
Eger baydur eger yoksul ol eyler
Çeviri: -Kimi zengindir kimi yoksul, sakın deme ki,
Zengin de olsa yoksul da olsa O eder.
Açıklama: Mal ve mülk Allah’ın takdiridir.
10
Kimine bir ‘abâ virmez kim giye
Kiminün atına atlas çûl eyler
Çeviri: Kimine bir hırka bile vermez ki giysin,
Kiminin atına, ipek kumaşı örtü eyler.
Atına: Bineğine.
Çûl: (Farsça) Atın üzerine örtülen örtü, eyer örtüsü.
11
Kimini dünyâda hayvân yaratur /
Kimini kendine muhlis kul eyler
Çeviri: Kimini dünyada hayvan yaratır, Kimini kendine samimi kul eyler.
Açıklama: İnsanların hâli Allah’ın dilemesine bağlıdır.
12
Kimin elin alur ‘Arş'a çıkarur
Kimin yire çalar kara kül eyler
Çeviri: Kimini elinden tutup Arş’a çıkarır,
Kimini yere çarpar, kara kül eder.
Açıklama: Allah dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltır.
13
Bî-çâre Yûnus'un altûn sözini /
Câhile söylemen kızıl pûl eyler
Çeviri: Çaresiz Yunus'un altın gibi sözünü,
Cahile söylemeyin, onu pul eder.(bakır bozuk para).
Kızıl Pûl(Farsça): Bakır rengi, kırmızı
Çok küçük değerdeki madeni para.
*
1
Dervîş olan kişiler deli olagan olur /
Işk neydügin bilmeyen ana gülegen olur
Çeviri: Derviş olan kişiler, deli gibi olur,
Aşkın ne olduğunu bilmeyen, ona güler olur.
Açıklama: Hak yolunda dervişlik, aşk sebebiyle deli görünmektir.
2
Gülme sakın sen ana eyü degildür sana /
Kişi neyi gülerse başa gelegen olur.
Çeviri: Gülme sakın sen ona, iyi değildir sana,
Kişi neye gülerse başına gelen olur.
Açıklama: Âşığa gülmek doğru değildir; gülmek başa bela getirir.
3
Âh bu ‘ışkun eseri her kime ugrarısa /
Derdine sabretmeyen yolda kalagan olur
Çeviri: Ah, bu aşkın izi, her kime uğrarsa,
Derdine sabretmeyen, yolda kalan olur.
Açıklama: Aşk derdine sabretmek gerekir, sabretmeyen yolun dışında kalır.
4
Bir kişi ‘âşık olsa ‘ışk deryâsına talsa
O deryânun içinde gevher bulagan olur
Çeviri: Bir kişi aşık olsa, aşk denizine dalsa,
O denizin içinde mücevher bulur olur.
Açıklama: Aşk deryası hakikatin cevherini barındırır.
5
Âşık lâ-mekân olur dünyâ terkini urur /
Dünyâ terkin uranlar dîdâr göregen olur
Çeviri: Aşık mekansız olur, dünyayı terk eder,
Dünyayı terk edenler rabbın yüzünü görür olur.
Açıklama: Âşık, dünyayı terk ederek Hak yüzüne ulaşır.
6
Dervîş Yûnus sen dahı incitme dervîşleri
Dervîşlerün du‘âsı kabûl olagan olur
Çeviri: Derviş Yunus, sen de incitme dervişleri,
Dervişlerin duası, kabul olan olur.
Açıklama: Dervişleri incitmemek gerekir; onların duası makbuldür.
*
1
Dervîşlige kadem uran her ma‘nîde sultân olur /
Dervîş niçe miskîn ise anun gönli mekân olur
Çeviri: Dervişliğe adım atan her manada sultan olur,
Derviş ne kadar zavallı ise onun gönlü mekân olur (tevhit nuruna).
Açıklama: Dervişlik, gönlü Hak için mekân kılar; miskinlik sultanlığa dönüşür.
2
Dervîş olan bil baglaya tolaplayın çok aglaya /
Her kanda tolap varısa anda bâg u bostân olur
Çeviri: Derviş olan gayret etmeli, dolap gibi çok ağlamalı,
Her nerede dolap, varsa orada bağ ve bahçe olur.
Su dolabı: kuyudan su çekmek için, ahşaptan yapılan, çarklı düzenek. Çalıştığında tahta paçalarından sürtünme sesi, gıcırtı gelir.
Açıklama: Gözyaşı ve inleyişin (su dolabı), olduğu yerde manevi bir canlanma ve güzellik oluşacağını, sabırla çekilen çilenin gönlü bir cennet bahçesine çevireceğini ifade eder.
3
Dervîş oldur itden kaçar it besleyen kanlar içer /
Kogıl hem it beslemegi it besleyen sekbân olur
Çeviri: Derviş odur ki itten kaçar (nefisten), it besleyen kan içer (acı çeker),
Bırak köpek beslemeyi, köpek besleyen köpek bakıcısı olur.
Açıklama: Nefsinin (köpeğin) arzularına hizmet eden kişi, efendi olduğunu sanırken, aslında kendi hırslarının bakıcısı ve kölesi olur.
4
Dünyâ seven dervîş degül dervîşligi olmaz kabûl /
Dervîşlikden kaçanlarun hemân şeyhi şeytân olur
Çeviri: Dünyayı seven derviş değildir, dervişliği kabul olmaz,
Dervişlikten kaçanların hemen şeyhi şeytan olur.
Açıklama: Dünya sevgisi, dervişliğe engeldir. Hak yolundan kaçan şeytana uyar.
5
Yûnus eger dervîşisen terk eyle küllî dünyâyı /
Dünyâ eger Uçmagısa dervîşlere zindân olur
Çeviri: Yunus eğer derviş isen, terk et bütün dünyayı,
Dünya eğer cennetse, dervişlere zindan olur.
Açıklama: Derviş için dünya, cennet bile olsa zindandır; terk etmek gerekir.
*
1
Yine seyreyledi gönlüm / Dostun cemâlin arzûlar /
Hicre katlanımaz gönül / Dostun cemâlin arzûlar
Çeviri: Yine seyreyledi gönlüm, Dost'un yüzünü arzular,
Ayrılığa katlanamaz gönül, Dost'un yüzünü arzular.
Açıklama: Âşık, gönlü daima cemâl arzusuyla yanar, ayrılığa dayanamaz.
2
Her kim ugrarsa bu derde / Bulur o himmeti erde /
Açılıviricek perde / Dostun cemâlin arzûlar
Çeviri: Her kim uğrarsa bu derde, bulur o yardımı erde.
Açılınca perde, Dost'un yüzünü arzular.
Açıklama: Aşk derdi himmet kapısıdır; perde açılırsa cemâl görünür.
3
Kim ki gerçek mürîd ola / Bil baglayup gelsün yola /
Şol yürekde ki dert ola / Dostun cemâlin arzûlar
Çeviri: Kim ki gerçek mürit (öğrenci) ola, bel bağlayıp gelsin yola (gayretle),
Şu yürekte ki dert, Dost'un yüzünü arzular.
Açıklama: Hak yoluna giren mürid, gönlünde aşk derdi taşımalıdır.
4
Dostum beni delü kıldı / ‘Aklumı fikrümi aldı /
Hayâli gözümde kaldı / Dostun cemâlin arzûlar
Çeviri: Dostum beni deli etti, aklımı fikrimi aldı,
Hayali gözümde kaldı, Dost'un yüzünü arzular.
Açıklama: Dost aşkı, âşığı akıldan çıkarır, hayali gözde kalır.
5
Evvel dirdi gönlüm bana / Atlar tonlar gerek bana /
Mevlâ'm bir dert virdi bana / Dostun cemâlin arzûlar
Çeviri: Evvel derdi gönlüm bana, atlar elbiseler gerek bana,
Mevlam bir dert verdi bana, Dost'un yüzünü arzular.
Mevlâ'm: Efendim, Sahibim, Yaratıcım.
6
Yûnus'un sözi yirince / İniler cânın virince /
Tâ ölüp sine girince / Dostun cemâlin arzûlar
Çeviri: Yunus’un sözü yerindedir, inler canını verince,
Ta ölüp kabre girince, dostun yüzünü arzular.
Açıklama: Yunus, can verinceye kadar cemâl arzusuyla inler. Ölümde bile bu arzu sürer.
*
1
Erenlerden etek tutan menzil alup Hakk'a yiten /
Muhammed nûrına batan ol dünyâya kalmayandur
Çeviri: Erenlerden etek tutan (uyan), yol alıp Hakk’a varır,
Muhammed’in nuruna dalan, dünyada takılıp kalmayandır.
Açıklama: Hak yoluna giren erenlerin eteğini tutan, dünyayı terk edip ahirete yönelir.
2
Kimdür bunda palâs giyen oldur anda hulle giyen /
Dilde agızda söylenen ol kimseye gülmeyendür
Çeviri: Kimdir burada eski hırka giyen, odur cennette giysisi giyen,
Dilde ağızda söylenen, o kimseye gülmemelidir.
Açıklama: Dünya yoksulluğu ahirette cennet giysisine dönüşür.
3
Bunda şeytâna yâr olan varup anda âvâr olan /
Hazret'de yüzi kar'olan erden nazar olmayandur
Çeviri: Burada şeytana dost olan, varıp orda perişan olan,
Huzurda yüzü kara olan, erden nazar (bakış) görmeyendir.
Açıklama: Şeytana dost olan, ahirette rezil olur.
4
Dünyâ için gussalanan mescid göricek tutınan /
Anda îmânsuz bulınan Allâh'ı bir bilmeyendür
Çeviri: Dünya için dertlenen, mescit görünce dindarlığa sarılan,
Orada imansız bulunan, Allah’ı bir bilmeyendir.(şirk koşandır)
Mescid: (Arapça) Secde edilen yer, ibadethane.
Açıklama: rızkı veren ve olayları yöneten tek gücün Allah olduğunu unuttuğunu, yani kalbinde dünyayı Allah'a ortak koştuğunu (gizli şirk) ifade eder.
5
Gönlinde ikilik tutan ol metâ'ı bunda satan /
Yarın Cehennem'de yatan bunda namâz kılmayandur
Çeviri: Gönlünde ikilik tutan, (manevi) sermayeyi burada satan, (imanı veya ömrü),
Yarın Cehennem’de yatan, burada namaz kılmayandır.
İkilik: (Tasavvufta) Allah’tan başka varlıklara değer vermek, yaratılanı Yaratıcı'dan ayrı görmek, şirk.
6
Hûrîlerle bile yatan Uçmak kokusına batan
Anda bülbül olup öten bunda zinâ kılmayandur
Çeviri: Hûrîlerle yatan, cennet kokusuna batan,
Orada bülbül olup öten, burada zina etmeyendir.
Hûrîlerle: (Arapça) Cennet kızlarıyla.
7
Hûrîlerle sırdaş olan Muhammed ile eş olan /
Ol îmânı yoldaş olan bunda yol yanılmayandur
Çeviri: Hûrilerle sırdaş olan, Muhammed ile yoldaş olan.
İmanı yoldaş olan, burada yolunu şaşırmayandır.
Açıklama: İman yoldaşlığı, ahirette Peygamber ile beraber olmayı sağlar.
8
Yûnus miskîn gözler yolı divşür özün behey deli /
Bu gülistânun bülbüli kimse gülin dirmeyendür
Çeviri: Zavallı Yunus gözler yolu, kendini topla, hey deli,
Bu gül bahçesinin bülbülü, gülünü koparmayandır.
Bülbüli: (Farsça) Bülbül kuşu; (mecazi) Sevgiliye aşkla öten, dertli ve coşkulu Hak âşığı.
Açıklama: İnsanın nefsini terbiye ederek dünyanın geçici heveslerinden el çekmesi gerektiğini vurgular.
*
1
Yirün gögün safâsı Mustafâ'dur
Kamu ‘ahdün vefâsı Mustafâ'dur
Çeviri: Yerin göğün safası(huzuru) Mustafa’dır,
Bütün sözlerin vefası Mustafa’dır.(ilahi akit)
Açıklama: Kâinatın yaratılış sebebinin ve manevi huzurunun Peygamber Efendimiz olduğunu ifade eder.
2
Ayun bedr ü hilâl alnı vü kaşı /
Günün nûrı ziyâsı Mustafâ'dur
Çeviri: Ayın dolunayı ve hilali, alnı ve kaşıdır,
Güneşin nurlu ışığı, Mustafa’dır.
Açıklama: Peygamber’in yüzü ay ve güneş gibi nurdur.
3
Çalap ‘Arş'ı ayagında olur Ferş /
Cihânun müntehâsı Mustafâ'dur
Çeviri: Tanrının Arş'ı, ayağı altında yer (sergi) olur,
Cihanın son noktası Mustafa'dır.
Arş: (Arapça) Göğün en yüce katı, ilahi kudretin tecelli ettiği makam.
4
Yarın mahşer Şefî‘ odur Şefî‘ ol /
Sekiz Uçmak sakâsı Mustafâ'dur
Çeviri: Yarın mahşerde şefaatçi O'dur, şefaat eden O'dur,
Sekiz cennetin su (kevser şarabı) dağıtanı Mustafa'dır.
Şefî: (Arapça) Şefaat eden, günahların bağışlanması için aracılık eden (Hz. Muhammed).
Açıklama: Peygamber, mahşerde şefaatçi ve cennette Kevser’in dağıtıcısıdır.
5
Bî-çâre ‘âsî kullara yarın ol /
Şefâ‘at eyleyesi Mustafâ'dur
Çeviri: Çaresiz günahkâr kullara, yarın O,
Şefaat edecek Mustafa'dır.
Açıklama: Peygamber, günahkâr kullara şefaat eder.
6
Yarın peygamberler ‘âciz olısar,
Girü elin alası Mustafâ'dur
Çeviri: Yarın peygamberler bile aciz olacak,
Yine elinden tutacak olan Mustafa'dır.
Açıklama: Mahşerde bütün peygamberler aciz kalır; ümmetin kurtarıcısı Hz. Muhammed’dir.
7
Yûnus yalvar getür Hakk'a salâvât /
Hak'un dostı Habîb'i Mustafâ'dur
Çeviri: Yunus yalvar, getir Hakk’a salavat,
Hakk'ın dostu, sevgilisi Mustafa'dır.
Salâvât: (Arapça) Hz. Peygamber’e yapılan dua ve selam
*
1
Bize dîdâr gerek dünyâ gerekmez
Bize ma'nî gerek da'vâ gerekmez
Çeviri: Bize (ilahi) yüz gerek, dünya gerekmez.
Bize mana gerek, dava gerekmez.
Açıklama: Âşık için dünya ve dava boş; tek ihtiyaç onun yüzü ve manâdır.
2
Bize Kadîr Gicesi'dür bu gice /
Ko irte olmasun seher gerekmez
Çeviri: Bize Kadir Gecesi’dir bu gece, Bırak sabah olmasın, seher (sabah) gerekmez.
Kadîr Gicesi'dür: Kadir Gecesi'dir: Kur'an'ın indirildiği, bin aydan daha hayırlı sayılan kutsal gece.
3
Bize ‘ışk şerbetinden sun i sâkî /
Bize Uçmak'da kevser gerekmez
Çeviri: Bize aşk şerbetinden sun, ey saki (feyz),
Bize cennette Kevser gerekmez.
Sâkî: (Arapça) Su veya içecek sunan; (tasavvufta) mürşit, yol gösteren, gönüllere feyz veren.
4
Badyalar tolu tolu içelüm biz /
Biz esrük olmazuz humâr gerekmez
Çeviri: Kadehleri dolu dolu içelim biz, Biz sarhoş olmayız, baş ağrısı gerekmez.
Açıklama: Aşk sarhoşluğu dünyevî sarhoşluk gibi değildir; sersemlik hali getirmez.
5
Eger bu derdile hasta düşersem
Safâlık virmesün tîmâr gerekmez
Çeviri: Eğer bu dertle hasta düşersem,
İyileşme vermesin (bana), tedavi gerekmez.
Açıklama: Âşık, aşk derdinden şifa istemez; derdiyle hoşnuttur.
6
Gerekmez yâr gerekmez cân gerekmez /
Bize dîdâr gerek deyyâr gerekmez
Çeviri: Bize sevgili gerekmez, can gerekmez,
Bize (dostun) yüzü gerek, dünyada kimse gerekmez.
Açıklama: Âşık için yâr ve can bile önemsizdir; tek ihtiyaç dîdâr.
7
Yûnus esriyüben düşdi susakda /
Çagırur Tapdug'ına ‘âr gerekmez
Çeviri: Yunus sarhoşken su kabına düştü. (kovasına),
Çağırır Taptuk’unu, artık utanmak gerekmez.
Açıklama: aşk sarhoşluğunun verdiği samimiyetle mürşide olan bağlılığın, her türlü dünyevi kaygının önüne geçtiğini anlatır.
*
1
Keleci bilen kişinün yüzini ag ide bir söz /
Sözi bişürüp diyenün işini sag ide bir söz
Çeviri: Sözü bilen kişinin, yüzünü ak eder bir söz,
Sözünü pişirip (düşünerek) diyenin, işini sağlam eder bir söz.
Açıklama: Olgun ve doğru söz insanı yüceltir, işini sağlamlaştırır.
2
Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı /
Söz ola agulu aşı balıla yag ide bir söz
Çeviri: Söz olur keser savaşı, söz olur bitirir başı (ölür),
Söz olur zehirli yemeği, bal ile yağ eder bir söz.
Açıklama: Söz barışı da savaşı da getirir; zehri şifaya dönüştürür.
3
Kelecilerün bişürgil yaramazunı şeşürgil
Sözün usıla düşürgil dimegil çag ide bir söz
Çeviri: Sözlerini pişir, yaramazını ayıkla,
Sözü usulünce söyle, yara etmesin bir söz.
Açıklama: Söz olgunlaştırılmalı, akılla söylenmeli, aceleyle söylenen söz zararlıdır.
4
Gel ahî iy şehriyâri sözümüzi dinle bâri
Hezâr gevher ü dînârı kara toprag ide bir söz
Çeviri: Gel kardeş ey sultan, sözümüzü dinle bari,
Binlerce cevheri ve altını, kara toprak eder bir söz.
Açıklama: Yanlış söylenen bir sözün, en büyük maddi zenginlikleri ve itibarı bir anda yok edebilecek kadar yıkıcı bir güce sahip olduğunu anlatır.
5
Kişi bile söz demini dimeye sözün kemini
Bu cihân Cehennem'ini sekiz uçmag ide bir söz
Çeviri: Kişi bilmeli sözün vaktini, dememeli sözün kötüsünü,
Bu dünya cehennemini, sekiz cennet eder bir söz.
Açıklama: Sözün zamanı ve ölçüsü önemlidir; doğru söz cehennemi cennete dönüştürür.
6
Yüri yüri yolunıla gâfil olma bilünile /
Key sakın key dilünile cânına dâg ide bir söz
Çeviri: Yürü yürü yolunda, gafil olma bilginle (gerçeği göremeyen),
Diline çok dikkat et, canını yara eder bir söz.
Açıklama: Yanlış söz gönülde derin yaralar açar; gaflet etmeyip dikkatli olmak gerekir.
7
Yûnus imdi söz yatından söyle sözi gâyetinden /
Key sakın o şeh katından seni ırag ide bir söz
Çeviri: Yunus şimdi sözü usulünce,
Söyle sözü özünden,
Çok sakın, o şahın katından seni uzak eder bir söz.
Açıklama: Hakikat sözünü özünden söylemek gerekir, yanlış söz insanı Hak’tan uzaklaştırır.
*
1
Hak cihâna toludur kimsene Hakk'ı bilmez
Anı sen senden iste o senden ayru olmaz
Çeviri: Hak dünyaya doludur, kimse Hakk'ı bilmez,
O'nu sen senden iste, O senden ayrı olmaz.
Açıklama: Şah damarından yakın olan Hak, ancak içte keşfedilir.
2
Dünyâyı inanursın rızka benümdür dirsin /
Niçün yalan söylersin çün hîç didügün olmaz
Çeviri: Dünyaya inanırsın, rızka benimdir dersin (güvenirsin),
Niçin yalan söylersin, madem hiçbir dediğin olmaz.
Açıklama: Mal ve rızık iddiası boş; insanın dediği gerçekleşmez.
3
Âhret yavlak ırakdur togrulık key yarakdur /
Ayrulık sarp firâkdur hîç giden girü gelmez
Çeviri: Ahiret çok uzaktır, doğruluk en iyi hazırlıktır,
Ayrılık zorlu yaradır, giden geri dönmez.
Açıklama: Ahiret uzak sanılır ama ayrılık kesindir; giden geri dönmez.
4
Dünyâya gelen göçer bir bir şerbetin içer
Bu bir köpridür geçer câhiller anı bilmez
Çeviri: Dünyaya gelen göçer, bir bir (ecel) şerbetini içer,
Bu bir köprüdür geçer, bilmeyen bunu bilmez.
Açıklama: Dünya bir köprüdür; herkes ölümü tadıp geçer.
5
Gelün tanşuk idelüm işi kolay tutalum /
Sevelüm sevilelüm dünyâ kimseye kalmaz
Çeviri: Gelin tanışalım, işi kolay tutalım.
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
Açıklama: İnsanlar birbirini sevmeli, kolaylıkla yaşamalı. Dünya kimseye kalıcı değildir.
6
Yûnus sözin anlarsan söz ma'nîsin dinlersen /
Sana bir ‘amel gerek bunda kimsene kalmaz
Çeviri: Yunus’un sözünü anlarsan, sözün manasını dinlersen,
Sana bir iş gerek, burada kimse kalmaz.
Açıklama: Hak yolunda amel gerekir. Dünya fani, kimse kalıcı değildir.
*
1
N'idem ben bu gönülile benümile bile turmaz /
Ma'şûk yüzin gördi meger ögütleyüp ögin dirmez
Çeviri: Ne edeyim ben bu gönülle, benimle bile durmaz,
Sevgili yüzünü gördü meğer, öğütleyip aklını toplamaz.
Açıklama: Gönül sevgilinin yüzünü görünce öğüt dinlemez, sahibinden ayrılır.
2
Tanrı'yiçün iy uslular gönlüm bana alıvirün /
Vardı bilişdi dostıla girü bana boyun virmez
Çeviri: Tanrı için ey akıllılar, gönlümü bana geri verin (tevhit çocuğu),
Vardı tanıştı dostla, bana boyun eğmez.
Açıklama: Gönül dostla birleşince artık sahibine dönmez.
3
Bunun gibi gönülile niçe dirlik idebilem
Bırakdı yabana beni bir gün gelüp hâlüm sormaz
Çeviri: Bunun gibi gönülle, nasıl hayat sürerim?
Bıraktı ıssızlığa beni, bir gün gelip hâlimi sormaz.
Açıklama: Gönül dostla meşgul, sahibini unutur.
4
Gönlüm bana yoldaş iken zühd ü tâ‘at kılurıdum /
Yıkıldı bu tertîblerüm gönülsüzem elüm irmez
Çeviri: Gönlüm bana yoldaşken, ibadet ederdim,
Yıkıldı bu düzenlerim, gönülsüzüm elim yetmez.
Açıklama: Gönül olmayınca ibadet ve düzen bozulur.
5
Gönül içerü dostıla ben kapuda feryâd u zâr /
Bin yıl zârı kılurısam hâlün nedür diyü sormaz
Çeviri: Gönül içeride dostla, ben kapıda feryat ederim (tevhit çocuğu),
Bin yıl inlesem, halin nedir diye sormaz.
Açıklama: Gönül dostla meşgul, âşık dışarıda feryat eder.
6
Eydürisem eyâ gönül kanı farîza yâ sünnet
Eydür ki yok teşvîş yime bu sevüye ‘amel irmez
Çeviri: Ey gönül dersem, -hani farz ya da sünnet,
Der ki kaygı duyma, bu aşka amel yetmez.
Farîza: (Arapça) Farz, yapılması kesin emir olan ibadet.
Sünnet: (Arapça) Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirleri; farz dışındaki ibadetler.
7
İnileyin eydürisem gel boynunda borç kalmasun /
Kakır söger buşar bana eydür ki iy Hakk'ı görmez
Çeviri: İnleyerek dersem - gel boynunda borç kalmasın,
Kızıp söver bana, -ey Hakk'ı görmez der.
Açıklama: Gönül, âşığa karşı sertleşir, Hak’la meşgul olduğunu söyler.
8
Agız agızdan kutludur ola ki sözünüz duta
Ben yüz bin kez söylerisem sözüm kulagına girmez
Çeviri: Ağız ağızdan kutludur, olur ki sözünüz tutar,
Ben yüz bin kez söylesem, sözüm kulağına girmez.
Açıklama: Gönül, âşığın sözünü dinlemez; Hak’tan başka söz kabul etmez.
9
Gönlüm dahı cânum dahı el bir itdi şol ikisi /
Yüz bin Yûnus'dan ferâgat dost yüzinden gözin ırmaz
Çeviri: Gönlüm de canım da el birliği etti şu ikisi,
Yüz bin Yunus vazgeçse de, o gözünü dosttan ayırmaz.
Açıklama: Gönül canla birleşti, yüz bin Yunus gelse ayıramaz.
*
1
Niçeler bu dünyede günâhını yuyamaz /
Ömri geçer yok yire iy dirîga tuyamaz
Çeviri: Niceleri bu dünyada, günahını yıkayamaz,
Ömrü geçer yok yere, eyvah ne yazık uyanamaz.
Açıklama: Günahını temizlemeyen ömrünü boşuna tüketir.
2
Bir niçe kişilerün gaflet gözün baglamış
Hak yolına dirisen bir yufkaya kıyamaz
Çeviri: Birçok kişilerin, gaflet gözünü bağlamış,
Hak yoluna (bağış) dersen, bir yufkaya kıyamaz. (bir lokma ekmeğe)
Gaflet: (Arapça) Dalgınlık, umursamazlık, hakikati görememe hali.
Bir yufkaya: Bir parça ekmeğe, küçük bir maddi değere.
Açıklama: Gaflet içindeki kişi, iş fedakârlığa geldiğinde bir yufka-küçük ekmek bile vermez.
3
Bu dünyâ bir gelindür yeşil kızıl donanmış /
Kişi yeni geline bakubanı toyamaz
Çeviri: Bu dünya bir gelindir, yeşil kızıl kuşanmış (Kırmızı),
Kişi yeni geline, bakıp da doyamaz.
Açıklama: Dünya süsleri insanı aldatır, doyumsuzluk verir.
4
İy niçe arslanları alur akdarur ölüm /
Azrâîl pençesine bir yoksulca döyemez
Çeviri: Ey nice aslanları, alır devirir ölüm (yiğitleri),
Azrail’in pençesine bir zavallı dayanamaz.
Arslanları: Aslanları (mecazi olarak güçlü, kuvvetli, yiğit kişileri).
5
Var imdi miskîn Yûnus ‘uryân olup gir yola /
Yüz çokallu gelürse yalıncagı soyamaz
Çeviri: (Haydi) var şimdi zavallı Yunus, soyunup gir yola,
Yüz zırhlı (asker) gelse, çıplağı soyamaz.
Açıklama: Hak yoluna çıplak ve miskin girmek gerekir. Dünya hilesi Hak yolcusuna zarar veremez.
*
1
İy bana eyü diyen benem kamudan yavuz /
Alnumı ay bilürem bu gözlerümi yılduz
Çeviri: Ey bana -iyi diyen, benim herkesten kötü (olan),
Alnımı ay bilirim, bu gözlerimi yıldız.(sanıyorum.)
Açıklama: Yunus dıştan övülür ama içten kendini eksik bilir.
2
Bu vücûdum şehrinde buçuk pûlluk uçuk yok
Amelüm mahalleri ser-te-ser kalmış ıssuz
Çeviri: Bu vücudumun şehrinde, yarım pulluk değerim yok,
İbadet yerlerim, baştanbaşa ıssız kalmış.
Açıklama: Gönül dünyasındaki ibadet ve güzel ahlak yerlerinin ise terk edilmiş ve boş olduğunu anlatır.
3
Hücrede vü bucakda Hakk'a lâyık olmadum /
Kiminde derd ü firâk kiminde eserlü söz
Çeviri: Hücrede ve gizli yerlerde, Hakk'a layık olamadım,
Kiminde dert ve ayrılık, kiminde tesirli sözler.(var)
Açıklama: Hak yolunda layık olmadığını, sözlerinin boş olduğunu söyler.
4
Halk hep ayagın turur ben segirdüm oturdum /
Geçdüm sadır yirine kalın döşek yirüm düz
Çeviri: Halk hep ayakta durur, ben ise koşup oturdum,
Geçtim başköşeye, kalın yatakda yerim rahat.
Açıklama: Halk ibadetle ayakta iken, kendisi tembellik ettiğini söyler.
5
Bunun gibi sâlûslık çün kim elüme girdi /
Ayruk n'işüme yarar derd ü firâk âh u sûz
Çeviri: Böyle ikiyüzlülük madem elime geçti,
Artık ne işime yarar dert, ayrılık ve yanış.
Açıklama: Yunus Emre, samimiyetini yitirip gösterişe esir düşen birinin, aşkın gerçek acısını ve derdini taşıyamayacağını vurgulayarak sahteliği yerer.
6
Olmaz sözi dimezem ben ma‘rifet ehline /
Zîrâ disem inanmaz agaçda bitdi karpuz
Çeviri: Olmayacak sözü demem, ben marifet ehline, (bilgi sahiplerine),
Çünkü desem inanmaz, ağaçta yetişti karpuz.
Açıklama: Hakikat sırlarını anlatmak güçtür; inanılmayacak gibi görünür.
7
Ben bir kitâb okıdum kalem anı yazmadı /
Mürekkeb eylerisem yitmeye yidi deniz
Çeviri: Bir kitap okudum, kalem onu yazamadı,
Yedi denizi mürekkep yapsam, yine de yetmez,
Mürekkeb: (Arapça) Yazı yazmaya yarayan sıvı.
Açıklama: Hakikat kitabı yazıya sığmaz. Denizler mürekkep olsa yetmez.
8
Ben oruç-namâz içün süçi içdüm esridüm /
Tesbîh-seccâde içün dinlerem şeşte-kopuz
Çeviri: Ben oruç namaz yerine, aşk şarabı içtim sarhoş oldum,
Tespih ve seccade yerine, dinlerim kopuz. (müzik çalgısı)
Şeşte-kopuz: Altı telli bir saz türü. Türklerin kadim çalgısı, bugünkü bağlamanın/sazın atası
9
Yûnus'un bu sözinden sen ma'nî anlarısan
Konya menâresini göresin bir çuvalduz
Çeviri: Yunus’un bu sözünden sen manayı anlarsan,
Konya minaresini görürsün bir çuvaldız (büyük iğne gibi).
Açıklama: Hakikatle bakınca dünyanın tüm azameti küçük ve asılsız kalır.
*
1
Senünle birligüm senden ırılmaz
Hayât senünledür sensüz dirilmez
Çeviri: Seninle birliğim, senden ayrılmaz,
Hayat seninledir, sensiz yaşanmaz.
Açıklama: Hayatın kaynağı Allah’tır; birlik O’ndan ayrılmaz.
2
Gözüm içinde sensin bile bakan
Eger sen bakmasan yolum görinmez
Çeviri: Gözümün içinde sensin, benimle bakan,
Eğer sen bakmasan, yolum görünmez. (göremem)
Açıklama: Görüş bile Allah’ın kudretiyle mümkündür.
3
Benüm münâcâtum senden yanadur
Sana varur yolum sensüz varılmaz
Çeviri: Benim yakarışım, senden yanadır,
Sana varır yolum, sensiz varılmaz.
Açıklama: Dua ve yolculuk yalnız Allah’a yöneliktir.
4
Ben beni senden ayru kanda bulam /
Ki sensüz Hak nefes ‘ömrüm sürilmez
Çeviri: Ben kendimi senden ayrı nerede bulayım,
Ki Sensiz tek bir nefes, ömür sürülmez.
Açıklama: İnsan, Hak’tan ayrı değildir; nefes bile O’ndandır.
5
Varlıgum sendendür ben bir âletven /
Sun‘ ıssı sunmasa âlet kurılmaz
Çeviri: Varlığım sendendir, ben sadece bir aletim,
Sanatkâr kurmasa, alet kendiliğinden kurulmaz.
Açıklama: İnsan, Allah’ın kudretiyle var olan bir âlettir.
6
Âlet ü hareket kamu senündür /
Anunçün işüne kimse karılmaz
Çeviri: Alet ve hareketin tamamı senindir,
Onun için işine, kimse karışmaz.
Açıklama: Bütün fiiller Allah’a aittir.
7
Sefer kılsam bana yoldaş olursın /
Karâr itsem yine sensüz turılmaz
Çeviri: Sefer etsem, bana yoldaş olursun,
Bir yerde dursam, sensiz durulmaz.
Açıklama: Yolculukta da duruşta da Allah ile olunur.
8
Birligünden öte hîç şerîkün yok
Kim noksân irgüre hükmün yoyılmaz
Çeviri: Birliğinden öte, hiç ortağın yok,
Kim noksanlık getirebilir, hükmün bozulmaz.
Açıklama: Allah tektir, hükmü eksilmez.
9
Âlem halkı zebûn emrün içinde
Kimdür ki kullıga boynı burılmaz
Çeviri: Alem halkı güçsüzdür, senin emrinin içinde,
Kimdir o ki, kulluğa boyun eğmez?
Açıklama: Bütün âlem Allah’ın emrine boyun eğer.
10
Bu ben ben didügüm eger ben isem /
Bu benligüm bana niçün virilmez
Çeviri: Bu -ben ben- dediğim, eğer gerçekten bensem,
Bu benliğim bana, niçin verilmez?
Açıklama: Benlik bile Allah’ın verdiği bir emanettir.
11
Yârânlar saladur kapı açukdur /
Bu kapuya gelen mahrûm sürilmez
Çeviri: Dostlar, bu bir çağrıdır, kapı açıktır,
Bu kapıya gelen, mahrum edilip sürülmez.
Açıklama: Allah’ın kapısı açıktır; gelen mahrum kalmaz.
12
Yûnus bu tevhîde gark oldı gitdi /
Girü gelmeklige ‘aklı dirilmez
Çeviri: Yunus bu (tevhitte) birlikte, kayboldu gitti,
Geri dönmek için, aklı toplanmaz.
Bu tevhîde: Tevhid: Allah’ın birliği ve tekliği inancına, bu birliğin manevi makamına.
*
1
Sana her işde iy Kâdir bildük tercemân gerekmez /
Sen olmadugun gönülde dînile îmân gerekmez
Çeviri: Seni her işte -ey Kadir bildik, aracı gerekmez (tek güç sahibi),
Senin olmadığın kalbe, din ve iman gerekmez.
Kâdir: (Arapça) Her şeye gücü yeten, kudret sahibi olan Allah.
2
Yudum şöyle meyyitümi miskînem aran yetîmi /
Öldürem nefsüm itini gelmesün koman gerekmez
Çeviri: Yıkadım şöyle ölümü, ben bu zamanın yetimiyim,
Öldüreyim nefsimin köpeğini, gelmesin bırakmayın gerekmez,
İtini: Köpeğini (nefis, tasavvufta terbiye edilmesi gereken bir köpeğe benzetilir).
3
Her kim nefsine kalursa müselmân degül ölürse /
Hayr itsün benden bilürse eglenmen zamân gerekmez
Çeviri: Her kim nefsine kalırsa, Müslüman değil ölünce,
Hayrı (iyiliği) kendinden bilen oyalanmasın, zaman yoktur.
Açıklama: Nefse uyan Müslüman olamaz; hayrı, Hak’tan bilmek gerekir.
4
Çün kara sakal agardı ak çıkdı karayı örtdi /
Anı kim Çalap uyardı ol göze tuman gerekmez
Çeviri: Çünkü kara sakal ağardı, beyaz çıktı, karayı örttü,
Tanrı kimi uyandırdıysa, o göze duman gerekmez.
Agardı: Ağardı, beyazladı.
5
Yûnus derdiyilen tüter gönlinden Hak ‘ışkı biter /
Erenler etegin tutar ölürse yuman gerekmez
Çeviri: Yunus derdiyle tüter, gönlünde Hak aşkı doğar,
Erenler eteğini tutar, ölürse yıkamak gerekmez.
Açıklama: Hak aşkıyla yanıp erenlere bağlanan, ölse bile temizdir, gusül gerekmez.
*
1
Rızık içün gussa yime kimse rızkın kimse yimez /
Rızık içün gussa yime pâdişâh eksük eylemez
Çeviri: Rızık için kaygılanma, kimse kimsenin rızkını yemez,
Rızık için üzülme, Allah eksik etmez.
Açıklama: Rızık Allah’tandır; kaygı yersizdir.
2
Benden ögüt isterisen eydivirem bildigümden /
Budur Çalab'un buyrugı tutun oruç kılun namâz
Çeviri: Benden öğüt istersen, diyeyim bildiğimden,
Budur Tanrının buyruğu, tutun oruç, kılın namaz.
Açıklama: İbadet Allah’ın emridir; öğüt budur.
3
Namâz kıluram diyüben münkir gelmen dervîşlere /
Eger bin yıl kılurısan kendü du‘ân yarlıgamaz
Çeviri: Namaz kılıyorum diyerek, karşı gelmeyin dervişlere,
Eğer bin yıl kılarsan, kendi duan seni kurtarmaz.
Dervîşlere: Bir hırka bir lokma ile Allah yoluna düşenlere.
4
Namâz kılan âdemîler tehî kalası degüldür
Ol pâdişâh dergâhından kimseyi mahrûm eylemez
Çeviri: Namaz kılan insanlar, boş kalacak değildir,
O pâdişâh, kapısında kimseyi mahrum eylemez.
Açıklama: Namaz kılan, Hak dergâhında karşılıksız bırakılmaz.
5
Bir kişinün yatlu sözin varuban kimseye dime /
Biz uludan işitmişüz hınzırdan girüdür gammâz
Çeviri: Bir kişinin kötü sözünü, varıp kimseye söyleme,
Biz büyüklerden işitmişiz, domuzdan geridir laf taşıyan.
Açıklama: Dedikodu ve gammazlık kötüdür; insanı hınzır gibi yapar.
6
Yûnus çagıruban eydür ben kulıyam dervîşlerün /
Kim ola kim bu dünyâda sultâna kullık eylemez
Çeviri: Yunus çağırıp der -ben hizmetçisiyim dervişlerin,
Kimdir o ki bu dünyada, Sultan'a kulluk etmez.
Açıklama: Yunus, dervişlere kul olduğunu söyler, dünyada sultana kulluk etmeyen yoktur.
*
1
Bu bir ‘acâyib hâldür bu hâle kimse irmez
Âlimler da'vî kılur velî degme göz görmez
Çeviri: Bu bir acayip haldir, bu hale kimse ermez (ulaşamaz),
Alimler iddia eder, ama her göz göremez.
Açıklama: İlmin iddia ettiği sır, gözle görülmez. Aşk hâli akılla kavranmaz.
2
İlmile hikmetile kimse irmez bu sırra /
Bu bir ‘acâyib sırdur ‘ilme kitâba sıgmaz
Çeviri: İlimle hikmetle, kimse ermez bu sırra,
Bu acayip sırdır, ilme ve kitaba sığmaz.
Açıklama: Aşk sırrı, kitap ve ilimle kavranamaz. kalp ve hâl ile anlaşılır.
3
Âlem ‘ilmin okıyan dört mezheb sırrın tuyan /
Âciz kaldı bu yolda bu ‘ışka el uramaz
Çeviri: Âlemin ilmini okuyan, dört mezhep sırrını duyan,
Aciz kaldı bu yolda, bu aşka el süremez.
Âlem: (Arapça) Evren, dünya, yaratılmış her şey.
Dört mezheb: İslam hukukundaki dört ana yol (Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli).
4
Bu ‘ışkun sırrı ‘aceb bu ‘ışkı eyle taleb
Meger ki vire Çalab anı degme göz görmez
Çeviri: Bu aşkın sırrı acayiptir, bu aşkı eyle talep,
(sadece) Meğerki Tanrı verirse (olur), onu her göz göremez.
Açıklama: Aşk, Allah’ın lütfudur, gözle görülmez, talep ile gelir.
5
Anı ol kişi görür kim ecelsüzin ölür /
Bu nasîbi ol alur anlar ki câna kalmaz
Çeviri: 1: Onu o kişi görür ki, eceli gelmeden ölür.
Ölmeden önce ölen, o gerçeği görür.
Bu nasibi o alır, onlar ki cana bakmaz.(canından vazgeçer)
Açıklama: Fenâ (yokluk) haline giren, nefsini öldüren aşk sırrını görür.
6
Her kim kaldı cânına irmeyiser hânına /
Vardı düşdi haşırda dahı bir câna kalmaz
Çeviri: Her kim kaldı canına, eremez Hakkın sofrasına,
Varıp düştüğü mahşerde dahi, sığınacak bir can bulamaz.
Haşırda: (Arapça haşr) Kıyamet günü insanların toplanacağı yer ve zaman.
Açıklama: Dünyada nefsinin esiri olup kişinin ahirette de lütuftan ziyafet sofrasından mahrum kalacak.
7
Hadîs'dür Mustafâ'dan ‘ışkıla ikrâr didi
Binde bir ‘ârif bunı bakup okıyubilmez
Çeviri: Sözüdür Mustafa'nın, -Aşk ile tasdik et" dedi,
Bin kişide bir Arif bile (Hakikati bilen), bunu bakıp da okuyamaz.
‘Ârif: (Arapça) Hakikati bilen, gönül gözü açık olan, sezgi sahibi kimse.
8
Yûnus cânunı berk it bildüklerüni terk it
Fenâ olmayan suret, şâhına vâsıl olmaz
Çeviri: Yunus, canını sağlam tut, bildiklerini terk et,
Yok olmayan suret, Sultan'ına kavuşamaz.(Benlikte kalan)
Açıklama: Fenâya girmeyen, yani benliğini terk etmeyen Hak’ka ulaşamaz.
*
1
Ben dervîşem diyen kişi iş bu yola ‘âr gerekmez /
Dervîş olan kişilerün gönli gendür tar gerekmez
Çeviri: Ben dervişim diyen kişiye, bu yolda utanma gerekmez,
Derviş olan kişilerin, gönlü geniştir darlık gerekmez.
Açıklama: Dervişin gönlü geniş olmalı, dar gönüllülük bu makama yakışmaz.
2
Dervîş gönülsüz gerekdür sögene dilsüz gerekdür /
Dögene elsüz gerekdür halka berâber gerekmez
Çeviri: Derviş, incinmez olmalı (gurursuz) sövene, dilsiz olmalı,
Dövene elsiz olmalı, halkla çekişmek gerekmez.
Açıklama: Derviş, sabır ve teslimiyetle gönül, dil ve elini tutar.
3
Halka benzetmeye işin süre gönlinden teşvîşin /
Yüz bini birdür dervîşün arada agyâr gerekmez
Çeviri: Halka benzetme işini, sür (kov) gönlünden kuruntunu,
Yüz bini birdir dervişin, arada yabancı gerekmez.
Açıklama: yüz bin derviş olsa bile hepsinin gönlü ve özü birdir
4
Eger dervîş isen dervîş cümle ‘âlem sana biliş /
Fuzûllıgı hulka degiş arada agyâr gerekmez
Çeviri: Eğer derviş isen derviş, cümle alem sana dosttur,
Fuzuli işleri güzel huya değiş, arada yabancı gerekmez.
Açıklama: Derviş için bütün âlem dosttur. Boş işlere yönelmez.
5
Dervîş olan kişilerün miskînlikdür ser-mâyesi /
Miskînlikden özge bize mâl u mülk ü şâr gerekmez
Çeviri: Derviş olan kişilerin, alçakgönüllülüktür sermayesi, Alçakgönülden başka bize, mal mülk ve şehir gerekmez.
Açıklama: Dervişin zenginliği miskinliktir. dünyevî mal ve mülk önemsizdir.
6
Er elini aldunısa ere gönül virdünise /
İkrârıla geldünise pes ere inkâr gerekmez
Çeviri: (rehber) Er elini aldınsa, ere gönül verdinse,
Söz vererek geldiysen, öyleyse Rehberi inkâr gerekmez.
Er: (Eski Türkçe) Kamil insan, hakikat yolundaki rehber, mürşid.
El almak: tasavvufta bir mürşide (manevi rehbere) bağlılık sözü vererek ondan icazet almak.
İnkâr: (Arapça) Kabul etmeme, reddetme, karşı çıkma.
7
Yûnus sen gördügün eri arturma gördügün biri /
Şudur budur diyübeni dervîş târumâr gerekmez
Çeviri: Yunus sen bulduğun eri, artırma gördüğün biri,( mürşidlerini çoğaltma)
-Şudur budur, diyerek dervişe dağınıklık gerekmez.
Açıklama: rehberini bulduysan artık mürşidlerini çoğaltma. Dedikodu yaparak gönül birliğini darmadağın etme.
*
1
Eger dilüm bendeyise kimse bana nesne dimez /
Gönlüm ger revendeyise ‘âlemde karâr eylemez
Çeviri: Eğer dilim bağlıysa, kimse bana bir şey demez,
Gönlüm eğer yolcuysa, dünyada durup dinlenmez.
Açıklama: Dilini tutan ve gönlünü Hak yoluna veren kimse dünyada karar kılmaz.
2
Eger gözüm bakarısa bakdugına akarısa /
Gördügin benüm dirise oda düşer ‘âr eylemez
Çeviri: Eğer gözüm bakarsa, (gönlümde) baktığına akarsa,
Gördüğüne -benim derse, ateşe düşer utanmaz.
Açıklama: Gözün gördüğünü sahiplenmek nefsin yanılgısıdır; ateşe götürür.
3
Eger ‘akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa
İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez
Çeviri: Eğer akıl baştaysa, gönül de o yöndeyse,
İkisi bir işteyse (birse), düşman bana zarar veremez.
Açıklama: Akıl ve gönül Hak ile birleşirse, nefis ve düşman zarar veremez.
4
Düşman benüm nefsüm durur tama‘ıla hırsum durur /
Tama‘ıla hırsa uyan gönüllerde yir eylemez
Çeviri: Düşman benim nefsimdir, açgözlülüğüm ve hırsımdır,
Açgözlülüğe ve hırsa uyan, gönüllerde yer eylemez.
Açıklama: Asıl düşman nefistir; doyumsuzluk ve hırs gönülde Hak’a yer bırakmaz.
5
Gönülleri hep düzen ol dürlü nakışlar yazan ol /
Cân gevdeden ayrılıcak bu diller niçün söylemez
Çeviri: Gönülleri hep düzenleyen O, türlü nakışlar yazan O,
Can bedenden ayrılınca, bu diller neden konuşmaz?
Açıklama: Gönülleri düzenleyen Hak’tır; ölümle dil susar, Hak sırrı ortaya çıkar.
6
Gönüllerde yir eylemek Muhammed'e gelmiş durur /
Mustafâ'ya ümmet olan Tamu'da karâr eylemez
Çeviri: Gönüllerde yer etmek, Muhammed'in şanıdır (Nasip olmuştur),
Mustafa'ya ümmet olan, cehennemde kalmaz.
Ümmet olan: Ona inanan, onun yolundan giden.
7
Öldüren ol dirgüren ol Yûnus imdi Hakk'ıla ol /
Hak'dan artuk hîç kimesne yok nesneyi var eylemez
Çeviri: Öldüren O, dirilten O; Yunus şimdi Hak ile ol,
Hak’tan başka hiçbir kimse, yok nesneyi (şeyi) var eylemez.
Açıklama: Öldüren ve dirilten yalnız Allah’tır; Hak’tan başka varlık yoktur.
*
1
Bu ne dertdür ‘aceb dermân belürmez /
Ya bu ne yaradur zahmı belürmez
Çeviri: Bu ne derttir acayip, çaresi belirmez (görünmez),
Ya bu ne yaradır, yarası belli olmaz.
Açıklama: Aşk derdi dermansızdır, yarası gizlidir.
2
Benüm gönlüm ‘aceb ‘ışkdan usanmaz /
Varur ‘ışka düşer hîç bana tanmaz
Çeviri: Benim gönlüm acayip, aşktan usanmaz,
Varır aşka düşer, hiç bana şaşılmaz.
Açıklama: Gönül aşktan usanmaz, sahibini tanımaz.
3
Döner gönlüm bana ögüt virür hoş /
Âşık olan gönül ‘ışkdan usanmaz
Çeviri: Döner gönlüm bana, hoş öğüt verir.
Âşık olan gönül, aşktan hiç usanmaz.
Açıklama: Âşık gönül öğüt verir ama aşktan vazgeçmez.
4
Âşık ki câna kaldı ‘âşık olmaz
Cânın terk itmeyen ma'şûkı bulmaz
Çeviri: Âşık ki cana bağlı kaldı, âşık olmaz,
Canını terk etmeyen, sevgilisini bulamaz.
Açıklama: Hakiki aşk canı terk etmeyi gerektirir.
5
Işk bâzârıdur bu cânlar satılur /
Satarım canımı, hiç kimse almaz.
Çeviri: Aşk pazarıdır bu, canlar satılır,
Satarım canımı, hiç kimse almaz.
Açıklama: Aşk pazarında canını vermek isteyen çoktur, ama alıcı Hak’tır.
6
Âşık bir kişidür bu dünyâ mâlın
Âhiret korkusın bir çöpe saymaz
Çeviri: Âşık öyle bir kişidir ki, bu dünya malını hiç görmez,
Ahiret korkusunu, bir çöp kadar saymaz.
Açıklama: Yunus, cennet arzusu veya cehennem korkusuyla bir kulluğu değil, aşka dayalı bir bağlılığı anlatır.
7
Bu dünyâdan ahiretden içerü /
Âşıkun yiri var kimsene bilmez
Çeviri: Bu Dünyadan ve ahiretin ötesinde, aşığın yeri vardır, kimse bilmez.
Açıklama: Âşığın yeri gizlidir, dünya ve ahiretin ötesindedir.
8
Âşık öldi diyü sala virürler /
Ölen hayvân durur ‘âşıklar ölmez
Çeviri: “Âşık öldü” diye sela verirler, ölen hayvandır, âşıklar ölmez.
Açıklama: Hakiki âşık ölmez; aşk ile diridir.
9
Âşıklar meydânı ‘Arş'dan yücedür /
Çalarlar çevgânı topı belürmez
Çeviri: Âşıklar Meydanı, Arş'tan yücedir,
Çalarlar değneği topu görünmez.
Çevgânı: (Farsça) Oyunda kullanılan ucu eğri değnek.
10
Begüm ‘ârifisen yüri yolunca /
Bunda başlar yiter kanlar sorulmaz
Çeviri: Beyim, arif isen yürü yolunca, Burda başlar gider, kanlar sorulmaz.
Açıklama: Hak yolunda başlar feda edilir, kan sorulmaz.
11
Erenler kapusı Hazret kapusı /
Bu tapuya gelen mahrûm gönülmez
Çeviri: Erenlerin kapısı Hazret (Hak) kapısıdır,
Bu kapıya gelen mahrum gönderilmez.
Açıklama: Hak kapısına gelen mahrum kalmaz.
12
Yûnus bu deryâya gark oldı gitdi
Girü gelmeklige ‘aklı dirilmez
Çeviri: Yunus bu deryaya daldı da gitti. (aşk denizine),
Geri gelmeye aklı ermez.
Açıklama: Yunus aşk deryasında fani oldu; akıl geri dönüş bulamaz.
*
1
Hîç bir kişi bilmez bizi biz ne işün içindeyüz /
Ne hırsumuz baydur bizüm ne nefsümüz içindeyüz
Çeviri: Hiç bir kişi bilmez bizi, biz ne işin içindeyiz,
Ne hırsımız bizi zengin eder, nede nefsimize esiriz.
Açıklama: Hak yolcusunun hâlini kimse bilmez. Hırs ve nefisten uzak durur.
2
Bir kimsenün devletine ta‘n idüben biz gelmezüz /
Ne münkirüz ‘âlimlere ne tersenün hâçındayuz
Çeviri: Bir kimsenin devletine (zenginliğine) dil uzatıp gelmeyiz,
Ne karşıyız Alimlere, ne de hristiyanın haçındayız.
Haç: Hristiyanlık inancının temel sembolüdür; İsa Peygamber'in üzerine gerilerek öldürüldüğüne inanılan, birbirini dik kesen iki tahtadan oluşan şekli temsil eder.
3
Biz bunun neligin bildük dünyenün nesine kalduk /
Arzûmuz nefs içün degül dünyâ teferrücindeyüz
Çeviri: Biz bunun (dünyanın) ne olduğunu bildik, dünyanın nesine kaldık (kalmayız),
Arzumuz nefis için değil, dünyanın seyri içindeyiz.
Açıklama: Amaç, kâinata ilahi bir sanat eseri olarak ibretle bakıp Hak'kın tecellilerini seyretmektir.
4
Yûnus eydür hey sultânum özge şânum vardur benüm /
Ko dünyâ altûn gümişin ne bakır u tuncındayuz
Çeviri: Yunus der -hey sultanım, başka şanım vardır benim,
Bırak dünyanın altın gümüşünü, ne bakır ne tuncundayız.
Tunc: tunç: Bakır ve kalayın karıştırılmasıyla elde edilen, bakırdan daha sert ve dayanıklı olan koyu kızıl renkli alaşımdır.
*
1
Binde biri bu halkun Rahmân yolına girmez
Gel bir kişi göster kim şeytân yolına girmez
Çeviri: Binde biri bu halkın, Rahman yoluna girmez,
Gel bir kişi göster ki, şeytan yoluna girmez.
Açıklama: İnsanların çoğu Hak yoluna değil, şeytan yoluna girer.
2
Uzatdı bu halk işi ger erkek ü ger dişi /
Müsülmân olan kişi ‘isyân yolına girmez
Çeviri: Uzattı bu halk işi, ister erkek ister dişi,
Müslüman olan kişi, isyan yoluna girmez.
Açıklama: Dünya telaşına kapılıp, boş uğraşları çok uzattıklarını ifade eder. Müslüman isyan etmez.
3
Hep gafletile gâfil gafleti n'ider ‘âkil
Bin söylesen key câhil ‘irfân yolına girmez
Çeviri: Hep gafletle gafil olanlar, gafleti ne etsin akıllılar,
Bin kez söylesen çok cahil, irfan yoluna girmez.
Gaflet: Hakikatten habersiz
4
Gönül tolu zulmetdür işledügi bid'atdür /
Bu niçesi ümmetdür Kur'ân yolına girmez
Çeviri: Gönül doludur karanlık, işlediği yanlıştır,
Bu nasıl ümmettir, Kur'an yoluna girmez.
Ümmetdür: ümmettir: Bir peygambere inanıp onun yoluna tâbi olan topluluğun üyesidir.
Kur'ân: Kur'an: Allah'ın peygamberine vahiyle bildirdiği kutsal kitap.
5
Gel sen Yûnus iste bul Allah'a yarar bir kul /
Kul kaçan ola makbûl sultân yolına girmez
Çeviri: Gel sen Yunus iste bul, Allah'a yarar bir kul,
Kul kabul görmez, Sultan yoluna girmezse.
Makbûl olmaz: Kabul görmez, beğenilmez, geçerli sayılmaz veya hoş karşılanmaz
*
1
Gayrıdur bu milletden bu bizüm milletümüz
Hiç dînde bulunmadı dîn ü diyânetümüz
Çeviri: Farklıdır başka milletten, bu bizim milletimiz,
Hiçbir dinde bulunmadı din ve dindarlığımız.
Diyânetümüz: dindarlığımız: Din kurallarına bağlılığımız, samimi inancımız ve din işlerine olan sadakatimiz.
2
Bu dîn ü diyânetde dünyâ vü âhiretde /
Yitmiş iki milletde ayrudur âyâtumuz
Çeviri: Bu din ve dindarlıkta, dünya ve ahirette,
Yetmiş iki milletten, ayrıdır delillerimiz.
Yitmiş iki: yetmiş iki: O dönemde dünyadaki tüm inançları ve halkları ifade etmek için kullanılan sayı.
Âyâtumuz: ayetlerimiz: İşaretlerimiz, delillerimiz
3
Zâhir suya banmadın el ayak deprenmedin /
Baş sücûda inmedin kılınur tâ‘atümüz
Çeviri: (abdest almadan) Suya girmeden, el ayak kıpırdatmadan,
Baş secdeye değmeden, kılınır ibadetimiz.
Açıklama: Gönlün her an Allah ile beraber olması durumunu (daimi-orta namazı) ifade eder.
4
Ne Ka'be vü ne mescid ne rükû' u ne sücûd
Hakk'ıla dâim becid olur münâcâtumuz
Çeviri: Ne Kabe ne mescit, ne rükû ne secdedeyiz,
Hakk ile her an, kesintisizdir yakarışımız.
Ka'be: Kabe: Müslümanların kıblesi olan, Mekke'deki kutsal yapı.
Mescid: mescit: İçinde ibadet edilen, secde edilen yer, cami.
Rükû: rüku: Namazda belin bükülüp ellerin dizlere konması; eğilme.
Sücûd: secde: Namazda alnın, burnun, ellerin, dizlerin ve ayak parmaklarının yere değdiği teslimiyet hali.
5
Ne Ka'be'ye varalum ger mescide girelüm /
Gerek suya yunalum biledür ‘illetümüz
Çeviri: Ne Kâbe’ye varalım, ne mescide girelim,
İstersek suda yıkanalım, bizimledir manevi kusurumuz.
Açıklama: Asıl olan iç temizliğidir.
6
Su ne kadar arıda çün yavuz hûyun bile /
Meger bizi pâk ide Hak'dan ‘inâyetümüz
Çeviri: Su ne kadar arıtır, çünkü kötü huyun seninledir,
Meğer bizi pak eder, Hak’ın yardımı.
Pâk: temiz: Arınmış, saf, temizlenmiş, günahsız hale gelmiş.
7
Kimün sırrın kim bile çün irilmez bu hâle Yarın anda bell'ola müslümân mürtedümüz
Çeviri: Kimin sırrını kim bilir, çünkü erilmez bu hale,
Yarın orda belli olur, Müslüman ve dinden çıkanımız.
Açıklama: Hakikat sırrı dünyada bilinmez, ahirette ortaya çıkar.
8
Yûnus cânun yinile ki dostlugun anıla /
Işkıla dinlerisen bilesin kudretümüz
Çeviri: Yunus canını yenile ki, dostluğun anılsın,
Aşkla dinlersen, bilirsin (manevi) gücümüzü.
Açıklama: Aşk ile dinleyen Hak kudretini anlar, can yenilenir.
*
1
Sûfîyem halk içinde tesbîh elümden gitmez
Dilüm ma'rifet söyler gönlüm hîç kabûl itmez
Çeviri:(Tasavvuf yolunda) Sufiyim halk içinde, tespih elimden gitmez,
Dilim marifet söyler, gönlüm hiç kabul etmez.
Ma'rifet: marifet: Allah’ı tanıma, bilme.
2
Boynumda ‘icâzetüm riyâyıla tâ'atüm /
Endîşem ayruk yirde gözüm yolı gözetmez
Çeviri: Boynumda yetki belgem, gösterişle ibadetim,
Aklım başka yerlerde, gözüm yolu görmez.
Açıklama: İcazet ve tâat gösterişe dönüşür, Hak yoluna bakılmaz.
3
Söylerem ma‘rifeti sâlûslanuram katı /
Miskînlige dönmege gönlümden kibir gitmez
Çeviri: Söylerim marifeti (hakikati), yaparım çok gösterişi,
Tevazuya dönemem, çünkü gönlümden kibir gitmez.
Kibir: kibir: Kendini başkalarından üstün görme, büyüklük taslama ve gurur.
4
Hoş dervîşem sabrum yok dilümde inkârum çok /
Kulagumdan gireni hergiz içüm işitmez
Çeviri: Sözde dervişim sabrım yok, dilimde inkârım çok,
Kulağımdan gireni, asla içim işitmez.
Açıklama: Dervişlik iddiası sabır ve içsel kabul ile uyuşmaz.
5
Âlem çırâkdur sadır gönlüm bunı gözedür
N'ideyüm Hak korkusı hergiz içümden gitmez
Çeviri: Alem ışıktır gönle, kalbim bunu gözetir,
Ne yapayım Hak korkusu, asla içimden gitmez.
Açıklama: Hak korkusu içte daimîdir, ama gönül yine de şaşar.
6
Görenler elüm öper tâc u hırkama bakar /
Şöyle sanurlar beni zerrece günâh itmez
Çeviri: Görenler elimi öper, tacıma hırkama bakar,
Şöyle sanırlar beni, zerre günah işlemez.
Açıklama: Zahiren hırka ve tâc dervişlik göstergesidir, ama içte günah vardır.
7
Taşumda ‘ibâdetüm sohbetüm hoş tâ‘atüm / İç bâzâra gelicek bin yıllık ‘ayyâr itmez
Çeviri: Dışımda ibadetim, hoş sohbetim ve kulluğum,
(İç yüzüme) İç pazara gelince, bin yıllık hileci bile benim gibi yapmaz.
Açıklama: Yaptığım iki yüzlülüğü samimiyetsizliği, bin yıllık usta hilebaz bile yapmaz.
8
Görenler velî sanur selâm virür utanur / Anca iş koyarıdum el irüben güç yitmez
Çeviri:(beni) Görenler veli sanır, selam verirken utanır,
Öyle nefsanşi işler kurardım ki, elim erişip gücüm yetseydi.
Açıklama: Derviş maskesi altında nefse uyan, derin pişmanlıkla itiraf eder.
9
Taşum dervîş içüm boş dilüm tatlu sözüm hoş /
İllâ ben itdügümi dînin degşüren itmez
Çeviri: Dışım derviş içim boş, dilim tatlı sözüm hoş,
Kesinlikle benim yaptığımı, dinini değiştiren etmez.
Açıklama: Dış görünüş dervişliktir, ama iç boşluk dini değiştirmez.
10
Yûnus eksükligüni Allah'una ‘arz eyle /
Anun keremi çokdur sen itdügün ol itmez
Çeviri: Yunus eksikliğini, Allah'ına arz eyle,
O’nun bağışlaması çoktur, senin ettiğini O etmez.
Arz eyle: sun: Bildir, dile getir, O'na teslim et.
*
1
Yine geldi ‘ışk elçisi yine toldı meydânumuz /
Yine teferrüc-gâh oldı sagdan sola dört yanumuz
Çeviri: Yine geldi aşk elçisi, yine doldu meydanımız,
Yine seyran yeri oldu, sağdan sola dört yanımız.( ferahlık yeri)
Açıklama: Aşkın gelişiyle meclis coşar, her yan seyirlik olur.
2
Yine mahfiller düzüldi yine badyalar kuruldı /
Yine kadehler sunuldı esrük oldı cânlarumuz
Çeviri: Yine Meclisler kuruldu yine kadehler hazırlandı,
Yine kadehler sunuldu, sarhoş oldu canlarımız.
Açıklama: Aşk Meclisi kurulur, gönüller aşk şarabıyla sarhoş olur.
3
Ev içi ‘ışkıla toldı ulu kiçi ‘âşık oldı Cânlarumuz hayrân oldı tagıldı perîşânumuz
Çeviri: Evin içi aşkla doldu, büyük küçük aşık oldu,
Canlarımız hayran oldu, dağıldı perişanlığımız.
Açıklama: Aşk herkesi kuşatır, hayranlık ve perişanlık getirir.
4
Bir niçemüz Hak'dan aldı bir niçemüz Hak'dan toldı /
Bir niçe Süleymân oldı ‘ışk tahtına binenümüz
Çeviri: Bir kısmımız Hak’tan aldı, bir kısmımız Hak’tan (nur) doldu,
Bir kısmımız Süleyman oldu, aşk tahtına binenimiz.
Süleymân: Süleyman: Hem peygamber hem hükümdar olan Hz. Süleyman; burada güç ve saltanatın sembolü.
5
Bir niçemüz Leylî oldı bir niçemüz Mecnûn oldı /
Bir niçemüz Ferhâd oldı ‘ışkdan haber tuyanumuz
Çeviri: Birçoğumuz Leyla oldu, birçoğumuz Mecnun oldu,
Bir kısmımız Ferhat oldu, aşktan haber duyanımız.
Leylî: Leyla: Klasik edebiyatta sevilenin, muradın sembolü.
Mecnûn: Mecnun: Leyla'nın aşkıyla aklını yitiren, aşkta yok olanın sembolü.
Ferhâd: Ferhat: Şirin için dağları delen, emeğin ve zorlu aşkın sembolü.
6
Meydânumuz meydân oldı cânlarumuz hayrân oldı /
Her dem ‘Arş'a seyrân oldı Hazret oldı dîvânumuz
Çeviri: (Gönül) Meydanımız meydan oldu, canlarımız hayran oldu,
Her an Arş'a gider oldu, Hakkın huzuru oldu meclisimiz.
Açıklama: Aşk Meclisi Arş’a yükselir, Hak huzuruna dönüşür.
7
Düşmiş idük ol kaldurdı birligin bize bildürdi /
İçümüze ‘ışk toldurdı dürüst oldı imânumuz
Çeviri: Düşmüş idik O kaldırdı, birliğini bize bildirdi,
İçimize aşk doldurdu, dürüst oldu imanımız.
Açıklama: Hak aşkı düşeni kaldırır, imanı sağlamlaştırır.
8
Sorarısan dost kandadur kanda istersen andadur /
Hem gönülde hem cândadur hîç kalmadı gümânumuz
Çeviri: Sorarsan dost nerededir, nerede istersen oradadır,
Hem gönülde hem candadır, hiç kalmadı şüphemiz.
Açıklama: Dost (Hak) her yerde hazırdır; gönül ve can içindedir.
9
Yûnus ‘ışkun vasfın söyler girçeklere haber eyler /
Mahrûmlarun cânı göyner eşker'oldı pinhânumuz
Çeviri: Yunus aşkın vasfını söyler, gerçekleri haber eyler,
(bu aşktan) Mahrumların canı yanar, aşikâr oldu gizlimiz.
Vasfın: niteliğini: Özelliğini, nasıl bir şey olduğunu, tanımını.
*
1
Işk erine dünyâda çi harîr ü çi palâs /
Zîrâ kim gönli anun tutmadı kibrile pâs
Çeviri: Aşk erine dünyada, ne ipek ne kaba kumaş,
Çünkü onun gönlüne, bulaşmadı kibir pası.
Açıklama: Aşk yolunda zahirî kıymetler eşittir; kibirden arınmak esastır.
2
Işk ‘amelile biter lâyık olursa yiter / Gerekse ‘uryân yüri gerekse geygil libâs
Çeviri: Aşk güzel işlerle doğar,(ona) layık olursan yetişir. (büyür)
Gerekse çıplak yürü, gerekse giy elbise.
Açıklama: Aşk, güzel işlerle kalbe aşk gelir. Kalpte tevhit-mana çocuğu doğar. Dış görünüş önemsizdir.
3
Dilersen kim iresin ferâgat menziline / Var kanâ‘at dârında nefsün bogazından as
Çeviri: Dilersen ki varasın, dünya vazgeçişi durağına,
git kanaat (yetinme) sehbasında, nefsini boğazından as.
Ferâgat: feragat: Vazgeçme, dünya işlerinden el çekme, gözü tokluk.
Kanâ‘at: kanaat: Elindekine razı olma, yetinme.
Dârında: dar ağacında: Farsça dâr) İdam edilen yer.
4
Nefsünün varlıgını ‘akl-ı külle ulaşdur /
Varlıgun yoga degşür cevher ol olma muhâs
Çeviri: Nefsinin varlığını, en yüce akla ulaştır,
Varlığını yokluğa değiş, cevher ol, bakır olma.
Muhâs: bakır: (Arapça muhâs) Değersiz metal, ham madde. Burada olgunlaşmamış insanı simgeler.
5
Bu kamu günâhlarun yuyan miskînligimiş /
Var Yûnus sen miskîn ol gel tama‘un yayın yas
Çeviri: Tüm günahları yıkayan, dervişlikteki tevazudur,
Var Yunus sen derviş ol, dünya hırsı yayını gevşet.
Tama‘un: tamahın: Açgözlülüğün, dünya malına olan aşırı isteğin.
Yayın: yayını: Ok atmaya yarayan silahını. Burada hırsın saldırgan gücü.
*
1
Bilenlere sormak gerek bu tendeki cân neyimiş /
Cân hod Hak'un kudretidür tamardagı kan neyimiş
Çeviri: Bilenlere sormak gerek, bu tendeki can neymiş,
Can zaten Hakk’ın kudretidir, damardaki kan neymiş.
Açıklama: Can ve kan, Hak kudretiyle var olur, insanın özü Hak’tandır.
2
Fikir yumış oglanıdur endîşe kaygu kânıdur /
Bu âh u vâh ‘ışk tonıdur taht'oturan han neyimiş
Çeviri: Fikir hizmetçidir, kuruntu dert kaynağıdır,
Bu -ah u vahlar aşkın giysisidir, tahtta oturan han neymiş.
Han: han: Hükümdar, yönetici, sultan.
3
Şükür anun birligine yog iken uş var eyledi /
Çünki asıldan biz yoguz mülk ü hânumân neyimiş
Çeviri: Şükür O'nun birliğine, yok iken işte var eyledi,
Çünkü aslımız yokluktur, mülk ev bark neymiş.
Açıklama: İnsan yokluktan var edilmiştir. Mülk ve hanedan geçicidir.
4
Çalap viribidi bizi var dünyeyi görün diyü /
Bu dünye hod bâkî degül mülke Süleymân neyimiş
Çeviri: Tanrı gönderdi bizi, var dünyayı görün diye,
Bu dünya zaten kalıcı değil, Süleyman'ın mülkü neymiş.
Süleymân: Süleyman: Tüm dünyaya hükmetmiş olan Hz. Süleyman.
5
Sorun Tapduklu Yûnus'a bu dünyeden ne anladı /
Bu dünyenün karârı yok sen neyimiş ben neyimiş
Çeviri: Sorun Taptuklu Yunus'a, bu dünyadan ne anladı,
Bu dünyanın kararı yok,(geçicidir) sen neymişsin ben neymişim.
Açıklama: Dünya kararsızdır, geçicidir; insanın varlığı da Hak karşısında yok hükmündedir.
*
1
Âşık cânına ‘ışk koyan ol bir yüce Sübhân'ımış /
Cânum içinde bulmışam cânlara dahı cânımış
Çeviri: Âşığın canına aşkı koyan, o bir yüce Subhan imiş,(Kusursuz olan),
Canım içinde bulmuşum, canlara da canmış.
Sübhân'ımış: Sübhan imiş: Eksikliklerden münezzeh, her türlü kusurdan uzak olan Allah imiş.
2
Sevdük yâridür Mustafâ andan ola meyl ü vefâ /
Sıdkı bütün gönli safâ hem bize ol îmânımış
Çeviri: Sevilen sevgilidir Mustafa, O'ndan gelir sevgi ve vefa (sadakat),
Sadakati tam, gönlü temiz, O bizim imânımızmış.
Açıklama: Peygamber sevgisi iman ve gönül temizliğidir.
3
Halk içindür bu dil sözi gönüldedür dostun râzı /
Gönül dosta söyledügi ne dir ise Kur'ân'ımış
Çeviri: Halk içindir bu dil sözü, gönüldedir Dost'un sırrı.
(kalp çocuğunun) Gönlün dosta söylediği, ne der ise o da Kuran imiş.
Kur'ân'ımış: Kur'an imiş: Allah'ın kelamı, mutlak hakikat, mukaddes kitap imiş.
Açıklama: Gönül dostla konuşur, bu söz Kur’an değerindedir.
4
Bir dem gönüle kayıkdum ol gizlü varaka bakdum /
Uş sırrumı halka çakdum bir pâyânsuz ‘ummânımış
Çeviri: Bir an gönüle yöneldim, o gizli sayfaya baktım,
İşte sırrımı halka yaydım, uçsuz bucaksız deryaymış.
Açıklama: Gönül defteri sonsuz sırlarla doludur.
5
Gelün ‘ummâna talalum isteyüp gevher bulalum /
Satalum sarrâf olalum zîrâ dükenmez kânımış
Çeviri: Gelin okyanusa dalalım, isteyip mücevher bulalım,
Satalım sarraf olalım, çünkü tükenmez madenmiş.
Sarrâf: sarraf: Kıymetli madenlerden anlayan, cevheri tanıyan uzman. Burada gönül ehli.
6
Eger bizden almazsanuz siz satunuz biz alalum /
Zîrâ bizüm bu gönlümüz ser-mâyeli dükkân imiş
Çeviri: Eğer bizden almazsanız, siz satın biz alalım,
Çünkü bizim bu gönlümüz, sermayeli dükkânmış.
Ser-mâyeli: sermayeli: Anaparası olan, içinde değerli varlık barındıran;
7
Ol dükkân açılmadugı kokusı saçılmadugı /
Sırrınun açılmadugı kilîdi kibr ü kîn imiş
Çeviri: O dükkânın açılmaması, kokusunın saçılmamasının,
Sırrının açılmamasının (sebebi) kilidi, kibir ve kinmiş.
Açıklama: Gönül dükkânının sırrını, kibir ve kin kapatır.
8
Çün kibrün boynını ezdün hırs evini bile bozdun /
Dükkânı âreste düzdün alan alsın ma'den imiş
Çeviri: Kibrin boynunu ezdin, hırs evini bile yıktın,
Dükkânı süslü kurdun, alan alsın maden imiş.
Dükkânı: dükkânı: Gönül dükkânını, manevi ticaret yerini.
Ma'den: maden: Cevher kaynağı, bitmez tükenmez hazine.
9
Yûnus dahı uyanmadın kendü ölümin sanmadın /
Bu togrı yola gelmedin her işleri gümânımış
Çeviri: Yunus daha uyanmadın, ölümünü düşünmedin,
Bu doğru yola gelmedin, her işin şüpheymiş.
Açıklama: Yunus kendi eksikliğini dile getirir; doğru yola girmediğini söyler.
*
1
Hak'dan haber geldi yine kullar yarag itsün dimiş /
Dirilüben evliyâdan bir el-etek dutsun dimiş
Çeviri: Hak'tan haber geldi yine, kullar hazırlık yapsın demiş,
(gafletten) Uyanıp evliyadan, bir el-etek tutsun demiş.
Açıklama: Hak yolunda hazırlık yapmak ve evliyaya bağlanmak öğütlenir.
2
Yakındur işümün ucı azupdur müftî vü hâcı
Göreyin diyen Mi'râc'ı miskînligin dutsun dimiş
Çeviri: Yakındır ömrümün sonu, azmıştır müftü ve hacı,
Mirac’ı görmek isteyen, tevazu yolunu tutsun.
Müftî: müftü: Din işlerinde fetva veren kişi; burada zahiri bilgiye takılıp kalan temsilci.
Hâcı: hacı: Hac ibadetini yerine getirmiş kişi; burada şekilcilikte kalan temsilci.
3
Fânî dünyeden geçerüz bâkî mülkine göçerüz /
Armagan gerekdür dosta yüklü yükin dutsun dimiş
Çeviri: Fani (Geçici) dünyadan geçeriz, baki (sonsuz) yurda göçeriz,
Armağan lazımdır dosta, yükünü tutsun demiş.( hazırlasın.)
Fânî: geçici: Sonu olan, ölümlü, kalıcı olmayan.
Bâkî: kalıcı: Sonsuz, ebedi, ölümsüz.
4
Bâkî degüldür bu sarây evvel-âhir anda varur /
Bunda yarak itmeyenler ol evi unutsun dimiş
Çeviri: Sonsuz değildir bu saray (dünya),öncekiler sonrakiler oraya varır (ahirete),
Burada hazırlık yapmayanlar, o evi unutsun demiş.
Açıklama: Dünya geçicidir, ahirete hazırlık şarttır.
5
Ben severin şol kulumı yoksul ola sabreyleye /
Benden ana yol eyledüm Mi'râc'uma gitsün dimiş
Çeviri: Ben severim şu kulumu, yoksul olup sabrederse,
Benden ona yol eyledim, miracıma gitsin demiş.
Mi'râc'uma: Miracıma: Yükselişime, Allah’ın huzuruna çıkış makamıma.
6
Şol kahırla kazananlar güle güle yidürenler /
Götürdüm perdelerini dîdâruma baksun dimiş
Çeviri: Şu zahmetle kazananlar, güle güle yedirenler,
Kaldırdım perdelerini, yüzüme baksın demiş.
Açıklama: Hak yolunda zorlukla kazanan ve cömert olanlar ilahi yüzü görür.
7
Her bir kişi dosta vara armaganın dosta vire /
Anda bizi anmayanlar bunda da unutsun dimiş.
Çeviri: Her bir kişi dosta varsın, hediyesini dosta versin,
Orada (dünyada) bizi anmayanlar, burada unutsun demiş.
Açıklama: Dostu anmak şarttır; anmayan Hak katında unutulur.
8
Ne bir acını toyurdum ne bir gönülek giyürdüm /
Ne bir gönüle girdüm yâ bana niçe itsün dimiş
Çeviri: Ne bir aç doyurdum, ne bir gömlek giydirdim (fakire),
Ne bir gönüle girdim, -Ya Yaradan bana neden merhamet etsin demiş.
Açıklama: Hiçbir iyilik yapmamış bir insanın, Yaradan'dan lütuf beklemesinin mahcubiyetini ifade eder.
9
Eyidün Yûnus'a tursun yüzini topraga sürsün /
Ögüdin kendüye virsün okudugın dutsun dimiş
Çeviri: Söyleyin Yunus'a, kalkıp yüzünü toprağa sürsün,
Öğüdünü kendine versin, okuduğunu yapsın demiş.
Açıklama: Yunus tevazu ile yüzünü toprağa sürmeli, öğüdünü kendine uygulamalıdır.
*
1
Hakk'ı bulmak isteyenler eylesün nefsini dervîş /
Çalap bize mürşid virmiş dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Hakk'ı bulmak isteyenler, nefsini derviş eylesin,
Tanrı bize mürşit (rehber) vermiş, derviş olabilsem derviş.
Açıklama: Hak yoluna girmek için nefsi terbiye edip mürşide bağlanmak gerekir.
2
Nefs yolından geçemezin ‘ışk şarâbın içemezin /
Gönlüm kara açamazın dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Nefis yolundan geçemem, aşk şarabını içemem,
Gönlüm kararmış açamam, derviş olabilsem derviş.
Açıklama: Aşk şarabı nefsi aşanlara verilir, gönül temizliği dervişlikle olur.
3
Hakk'a yakın olam mı ki rahmetine talam mı ki /
İremedin ölem mi ki dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Hakk'a yakın olurmuyum, rahmetine dalar mıyım?
Erişemeden ölecek miyim, derviş olabilsem derviş.
Açıklama: Hak yakınlığı dervişlikle mümkündür; Yunus erişemediğini dile getirir.
4
Bu ‘acâyib sevdâ düşdi gönlüm, karâr kılmaz benüm /
Bildüm işüm cümle hatâ dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Acayip sevdaya düştüm, gönlüm huzur bulmaz benim.
Bildimki işlerim tümüyle hata, derviş olabilsem derviş,
Açıklama: Aşk gönlüne düşer, karar bırakmaz; Yunus hatalarını görür.
5
Dosta bilişene irsem dostun yolına yürisem /
Ârıla nâmûsı kosam dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Dostu tanıyana erişsem, dostun yolunda yürüsem,
Gururu millet ne der korkusunu bıraksam, derviş olsam derviş.
Açıklama: Dost yoluna girip dünyevî itibarı bırakmak dervişliğin şartıdır.
6
Bir gün işüm tamâm ola hep itdügüm gümân ola /
Meger Hak'dan emân ola dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Bir gün ömrüm tamam olsa, tüm ettiklerim şüphe olsa,
Meğer Hak’tan bağışlanma olur, derviş olabilsem derviş.
Açıklama: Hak Bağışlama dervişliğin tamamlanmasıdır.
7
Eger virürlerse emân kullugum olmadı tamâm /
İy bî-çâre Yûnus hemân dervîş olubilsem dervîş
Çeviri: Eğer bağışlanma verseler de, kulluğum tam olmadı,
Ey çaresiz Yunus, hemen derviş olabilsem derviş.
Açıklama: Yunus kulluğunun eksikliğini kabul eder, derviş olmayı arzular.
*
1
Erenlerün yolları inceden inceyimiş /
Süleymân'a yol kesen şol bir karıncayımış
Çeviri: Erenlerin yolları inceden de inceymiş,
Süleyman'ın yolunu kesen, şu bir karıncaymış.
Açıklama: Hak yolunun inceliği, karınca misaliyle anlatılır.
2
Ol karınca söyledi Süleymân'a yol didi /
Ol karınca söyledügi cevâb alıncayımış
Çeviri: O karınca söyledi Süleyman'a
- yol budur dedi,
O karıncanın söylediği, (Süleyman için) alınacak bir dersmiş.
Açıklama: Küçük varlık bile Hak yolunda söz sahibidir.
3
Götürmedi kimsene kimsenenün güçini /
Güç götürdüm diyenler eli irinceyimiş
Çeviri: Kimse kimsenin yükünü yüklenmedi,
-Yükü taşırım, diyenlerin sözü, gücü yetene kadarmış.
Açıklama: İnsan başkasının yükünü taşıyamaz, iddia eden zayıflar.
4
Kim kime ne dirise eger hayr u eger şer /
Allah virür cezâsın gele yol inceyimiş
Çeviri: Kim kime ne derse desin, ister hayır olsun ister şer,
Allah verir karşılığını, meğer yol çok inceymiş.
Hayr: hayır: İyilik, faydalı iş, sevap.
Şer: şer: Kötülük, fenalık, günah.
Açıklama: Hak yolunda her sözün karşılığı vardır.
5
Gönlüm bana eydürdi seni severem dirdi /
Gönlüm seni sevdügi dosta irinceyimiş
Çeviri: Gönlüm bana söylerdi,- seni severim derdi,
Gönlümün seni sevmesi, dosta varana kadarmış.
Açıklama: Gönül dost sevgisiyle Hak’a ulaşır.
6
Gönlüm eydür varayın sana girü geleyin /
Gönlüm uydugı bana dostı bulıncayımış
Çeviri: Gönlüm söyler gideyim, sana geri döneyim.
Gönlümün bana uyması, gerçek dostu bulana kadarmış.
Açıklama: Gönül, dostla uyum sağladığında Hak bulunur.
7
Yârenlerüm eydürler ‘âşık melâmet gerek /
Geldi benüm başuma ol söz yirinceyimiş
Çeviri: Dostlarım söylerler, -aşığa kınanma gerek,
Geldi benim başıma, o söz yerinde imiş.
Açıklama: başkalarından duyduğu "aşık olan kınanmayı göze almalıdır" nasihatini bizzat tecrübe etmiştir.
8
Âşıkun gözi yaşı dün-gün dökülür durmaz Âşık kan agladugı ma'şûk sorıncayımış
Çeviri: Aşığın gözyaşı, gece gündüz durmadan dökülür,
Aşığın kan ağlaması, sevgili sorana kadarmış.
Açıklama: Âşığın gözyaşı daimîdir; maşuk onun hâlini sorar.
9
Dört kitâbun ma'nîsin okıdum tahsîl kıldım /
Işka gelicek gördüm bir ulu heceyimiş
Çeviri: Dört kitabın manasını okudum, öğrendim,
Aşka gelince gördüm, bir büyük heceymiş.
Dört kutsal kitap: Sayı; İslam inancına göre indirilen (Zebur, Tevrat, İncil, Kur'an).
Heceyimiş: heceymiş: (Eski Türkçe hece) Okunması gereken asıl ders.
10
Ben dervîşem diyenler harâmı yimeyenler /
Harâmun yinmedügi ele girinceyimiş
Çeviri:- Ben Dervişim, diyenlerin haram yemeyenlerin,
Haramı yememesi, ele geçinceye kadarmış.
Harâmı: haramı: Dinen yasaklanmış olanı, başkasının hakkını.
11
Eydürler fülân öldi mülkile mâlı kaldı /
Ol mâlun irkildigi ıssı ölinceyimiş
Çeviri: Derler - Filanca öldü, malı mülkü geride kaldı,
O malın biriktirilmesi, sahibi ölene kadarmış.
Açıklama: Mal ve mülk sahibinin ölümüyle değersizleşir.
12
İki kişi söyleşür Yûnus'ı görsem diyü / Biri eydür ben gördüm bir ‘âşık kocayımış
Çeviri: İki kişi konuşur - Yunus'u görsem diye,
Biri der ki -ben gördüm, bir aşık ihtiyar imiş.
Açıklama: Yunus kendini bir âşık olarak yaşlanmış görür.
*
1
Ben derdile âh iderdüm derdüm bana dermânımış /
İsteridüm hasretile dost yanumda pinhânımış
Çeviri: Ben dertle -Ah ederdim, derdim bana derman imiş,
İsterdim hasretle, meğer dost yanımda gizliymiş.
Açıklama: Dert aslında derman, dost ise gizli yanımızdadır.
2
Kandayıdum fikr iderdüm göge bakup şükr iderdüm /
İsteridüm hasretile dost yanumda pinhânımış
Çeviri: Neredeyim diye düşünür, göğe bakıp şükrederdim,
Arardım Hasretle, (meğer) dost yanımda gizliymiş.
Açıklama: Dost her yerde yanımızda, biz farkında değiliz.
3
Sanurdum kendüm ayrıyam dost gayrıdur ben gayrıyam /
Beni bu hayâle salan bu sıfât-ı insânımış
Çeviri: Sanırdım ki -ben ayrıyım, dost başka, ben başka,
Beni bu hayale düşüren, insani özelliklerimmiş.
Açıklama: İnsan sıfatı ayrılık düşüncesi verir, Hak ise içimizdedir.
4
İnsân sıfatı kendü Hak insandadur Hak togrı bak /
Bu insânun sıfatına cümle ‘âlem hayrânımış
Çeviri: Bu İnsanın sıfatı Hak’tandır, Hak insandadır, doğru bak,
Bu insanın özelliğine, bütün Alem hayranmış.
Açıklama: İnsan Hak tecellisinin aynasıdır.
5
Her kim ol insânı bile hayvânısa insân ola /
Cümle yaradılmış kula insân tolu sultânımış
Çeviri: Her kim insanı bilirse, hayvansa da insan olur,
Bütün yaratılmış kullarda, insan suretinde dolu olan aslında Sultan imiş.
Sultânımış: sultan imiş: Hükümdar imiş, asıl güç sahibi olan
Açıklama: Dışarıdan "kul" olarak görünen o varlığın derininde asıl hüküm sürenin Allah’tır.
6
Tevhîd imiş cümle ‘âlem tevhîdi bilendür Âdem /
Bu tevhîdi inkâr iden öz cânına düşmânımış
Çeviri: Birlikmiş bütün evren, tevhîdi bilendir gerçek insan,
Bu birliği inkar eden, kendi canına düşman imiş.
Tevhîd: birlik: Tanrı'nın birliği, her şeyin O'ndan ibaret olması.
7
İnsân olan buldı Hakk'ı meclis anun oldur sâkî /
Hemân bu bî-çâre Yûnus ‘ışkıla âşinâyımış
Çeviri: İnsan olan buldu Hakk'ı, meclis onun saki odur (şerbeti sunan),
Öylece çaresiz Yunus, aşk ile tanışık imiş.
Âşinâyımış: aşinaymış: Tanıdık imiş, dost imiş, vakıf imiş; (Farsça âşinâ).
*
1
Ben sevdügüm nigârı n'idem ol benden fârig /
Ne virüp hoş görünem iki cihânda fârig
Çeviri: Ben sevdiğim güzeli ne edem, o benden vazgeçmiş,
O na ne verip hoş görüneyim, iki dünyadan de el çekmişken.
2
Kimden kime varayın ahvâlüm söylemege /
Sözüm kime diyeyin sözden lisândan fârig
Çeviri: Kime gideyim halimi söylemeye,
Sözümü kime diyeyim,(dost) sözden dilden vazgeçmişse.
Açıklama: Hakikî sevgili söz ve dilin ötesindedir.
3
Cihânda kim giriser bu işün arasına /
Yâ kim hükm idebile sultân u hândan fârig
Çeviri: Dünyada kim girebilir, bu işin arasına,
Ya kim hükmedebilir, sultan ve hükümdardan vazgeçmişe?
Açıklama: Bu gönül meselesinin arasına kimse giremez. Dünyevi sultanlardan tamamen özgürleşmiş birine kim hükmedebilir.
4
Gerek müsülmân olam bin yıl ibâdet kılam
Gerekse kâfir olam küfr ü îmândan fârig
Çeviri: İster Müslüman olayım, bin yıl ibadet edeyim,
Yahut kâfir olayım, küfür ve imandan uzağım.
Müsülmân: Müslüman: İslam dinine mensup olan.
Kâfir: kafir: İnkar eden, hakkı örten.
5
Gerekse ehl-i millet farîzasın bekleyem /
Gerekse şöhret kovam şöhret ü dînden fârig
Çeviri: İster dinin farzlarını, gözetip yerine getireyim,
İster şöhret peşinde olayım, şöhret ve dinden uzağım.
Açıklama: Hakikî sevgili şöhret ve dinle kayıtlı değildir.
6
Gerekse ilm-i dînde yüz bin kez minber depem /
Gerekse şirk besleyem şirk ü gümândan fârig
Çeviri: İster din ilminde, yüz bin kez minbere çıkayım,
İster şirk besleyeyim, şirk ve şüpheden uzağım.
Açıklama: Hakikî sevgili ilim ve şüpheden bağımsızdır.
7
Nice ticâret ile mekseb gösterem ana / Şöyle tüvângerdür ol assı-ziyândan fârig
Çeviri: Nasıl ticaretle kazanç göstereyim ona,
Öyle zengindir ki o, kâr ve zarardan vazgeçmiş.
Açıklama: Hakikî sevgili kâr ve zarar hesabından bağımsızdır.
8
Niçesi kullıgıla sevibilem ben ana /
Hâs u ‘âm anı sever cümle sevenden fârig
Çeviri: Nasıl kulluk ederek, sevileyim ben ona,
Seçkin ve sıradan kişiler Onu sever, O ise sevenlerden ihtiyaçsız.
Açıklama: Hakikî sevgili kulluk ve sevgiyle sınırlı değildir.
9
Anun gibi ma‘şûka kim gönül virdiyise
Bî-‘aded tertîb gerek ol andan bundan fârig
Çeviri: Onun gibi sevgiliye, kim gönül verdiyse,
Sonsuz usul gerekir, O her şeyden uzaktır.
Açıklama: Hakikî ma‘şûk bütün tertiplerden bağımsızdır.
10
Yûnus sen severisen hakîkat ma'şûkayı /
Dervîşligile kül ol kevn ü mekândan fârig
Çeviri: Yunus, sen seversen gerçek sevgiliyi,
Dervişlikle kül ol, dünya ve mekândan uzağım.
Kül: kül: Yanıp bitmiş olan; (Eski Türkçe kül).
*
1
Yanar içüm göyner özüm ben ölü(mi)anıcak
Ölüm endîşesi ne hoş ululara danı(şı)cak
Çeviri: Yanar içim, sızlar özüm ben ölümü anınca,
Ölüm endişesini, bilgelere danışınca ne hoş gelir.
Açıklama: Ölüm endişesi öğüt ve ibret vesilesidir.
2
Öliserüz bellü beyân gizlü içümüz olur ‘ıyân /
Teneşür üstine konup halk öninde yuvunıcak
Çeviri: Öleceğimiz kesindir, gizli olan içimiz açığa çıkar,
Teneşir üstüne konup, halk önünde yıkanınca.
Teneşür: teneşir: Ölülerin yıkandığı ayaklı tahta; (Farsça ten-şûy).
3
Hiç bilmezem ben niçe idem kangı yana sefer idem /
Yakasuz don geyem gidem başsuz ata bini(şi)cek
Çeviri: Hiç bilmem ben ne edeyim, hangi yana sefer ederim,
Yakasız giysi giyip gideyim (kefen), başsız ata binince (taputa).
Başsuz At (Tabir): tabut: Canı ve başı olmayan, insanı son yolculuğuna taşıyan binek; cenaze salı.
4
Gele bana kavum kardaş ola sine degin yoldaş /
Kim olusar bana hâldaş ben sinümde kalışıcak
Çeviri: Gelir bana akraba kardeş, olurlar kabre kadar yoldaş,
Kim olacak bana haldaş (dert ortağı), mezarımda kalınca.
Açıklama: Yakınlar bir süre eşlik eder, sonunda kişi yalnız kalır.
5
Kalam ben âmâlumıla her niçesi hâlumıla
Gide kavum güle güle evden yana dönişicek
Çeviri: Kalayım ben amellerimle, her ne haldeysem,
Gider akrabalar güle güle, eve doğru dönünce.
Açıklama: Ahirette kişi yalnız ameliyle baş başa kalır.
6
Sana eydürem ey paşa neler geliserdür başa /
Kimi isiden bagrı pişe kim şarâba kanışıcak
Çeviri: Sana derim ey paşa, neler gelecek başa,
Kimi sıcaktan bağrı pişer, kimi de ilahi şarabı içer kana kana.(doyasıya)
Paşa: paşa: İleri gelen, ulu, büyük kimse.
Kanışıcak: kanınca: Doyasıya içtiğinde, o şerbetle tamamen dolduğunda.
7
Yarın siyâset kurıla cümle halâyık dirile Kimi emir savan birle kimi isiden yanışıcak
Çeviri: Yarın mahkeme kurulur, bütün insanlar dirilince,
Kimi (Allah’ın) emrini tutanlarla kurtulur, kimi sıcaktan yanınca.
Açıklama: Mahşer günü herkes dirilir, hesap görülür.
8
A'mâl vire anda cevâb a'mâlsüze olur ‘itâb /
Şol kişiye olmaz ‘azâb bunda âzâd olışıcak
Çeviri: Ameller (işlerin) verir orada cevap, amelsizlere olur azarlama,
Şu kişiye olmaz azap, burada özgür olunca. (dünyada)
Açıklama: Amel(iyi işler) kurtuluşun anahtarıdır. Kötü karnesi olan kınanır. nefsinden ve günahlarından kurtulan azap görmez.
9
Yûnus imdi sen kıl yarak utanmayasın dogrı bak /
Cümle halâyık dirile adlu adıyla saylıcak
Çeviri: Yunus şimdi sen hazırlık yap, utanmayasın doğru bakınca,
Bütün halk dirilecek, adlarıyla sayılacak.
Açıklama: Yunus, ölüm ve diriliş için hazırlık yapmayı öğütler.
*
1
Şükür Hakk'a kim dost bize eyitdi dost yüzine bak /
Açdum ben de gönlüm gözin sultânumı gördüm mutlak
Çeviri: Şükür Hakk’a, dost bize "yüzüme bak" dedi,
Açtım ben de gönlümün gözünü, sultanımı gördüm mutlak.(kesinlikle)
Açıklama: Hak’kı görmek gönül gözüyle mümkündür. Dost yüzü Hak yüzüdür.
2
Çünki gördüm ben Hakk'umı Hakk'ıla olmışam biliş /
Her kancaru bakdumısa hep görinendür cümle Hak
Çeviri: Çünkü gördüm Hakk'ımı, Hakk ile oldum tanış,
Her nereye baktıysam, hep görünendir hepsi Hak.
Açıklama: Hak her yerde görünür; gönül gözüyle bakınca her şey Hak’tır.
3
Açuk duvacuk kapusı dostları içün ol Hakk'un /
Dostı olmak dilerisen dostlardan okı bir sebak
Çeviri: Açık dua kapısı, o Hakk’ın dostları için,
Dostu olmak istersen, dostlardan oku bir ders.
Açıklama: Hak kapısına dostlar girer. Dostluk için dostlardan öğrenmek gerekir.
4
Hicâbdasın bugün seni göstermezler belli sana /
Hicâb didügümi anla dünyelikdür gözden ırak
Çeviri: Perdedesin bugün, göstermezler seni sana,
Perde dediğimi anla, dünyalıklardır gözden uzak olması gereken.
Açıklama: Dünyalık perde, Hak’kı görmeye engeldir.
5
Sen seni bilimeyince ere nazar kılmayınca
Senligi bu ara yirden gidermezsen oldı duzak
Çeviri: Sen kendini bilmeyince, bir ere bakmayınca,
Benliği aradan kaldırmazsan, sana olur tuzak.
Açıklama: Kendini bilmek ve benliği kaldırmak Hak yolunun şartıdır.
6
Yidi deniz ü dört ırmak seni mismil eylemeye /
Çünki işün o Hakk'ıla olmadısa kaldun ırak
Çeviri: Yedi deniz, dört ırmak seni temizleyemez,
Çünkü işin o Hakk'la olmadıysa kaldın uzak.
Açıklama: Hak ile olmayan iş, ne kadar zahirî temizlik olsa da uzak bırakır.
7
Evliyâdur Hak kapusı Yûnus durur kapucısı Işkıla geldi bu yola ‘ışkı idindi hem turak
Çeviri: Evliyadır Hak kapısı, Yunus'tur kapıcısı,
Aşkla geldi bu yola, hem de aşkı edindi durak.
Açıklama: Evliya, Hak kapısında durur. Yunus aşkı yol ve durak edinmiştir.
*
1
Gel iy gözüm agla gülmezem ayruk /
Cânum dosta gider gelmezem ayruk
Çeviri: Gel ey gözüm ağla, gülmem artık,
Canım dosta gider, gelmem artık.
Açıklama: Dost yoluna giden can, geri dönmez.
2
Ne gam bu dünyede bir kez ölürsem /
Anda ölüm olmaz ölmezem ayruk
Çeviri: Kederlenmem bu dünyada, bir kez ölürsem,
(ahirette) Orada ölüm olmaz, ölmem artık.
Açıklama: Dünya ölümü bir kezdir; Hak katında ölüm yoktur.
3
Varlıgum yokluga degşürmişem ben /
Bugün câna başa kalmazam ayruk
Çeviri: Varlığımı yokluğa değişmişim ben, Bugün can ve baş kaygısına kalmam artık.
Açıklama: Varlık yoklukla değişir, benlik terk edilir.
4
Mahabbet bahrinün gavvâsı oldum / Gerekmez Ceyhûn'a talmazam ayruk
Çeviri: Muhabbet (sevgi) denizinin dalgıcı oldum,
Gerekmez, Ceyhun (nehrine) dalmam artık.
Ceyhûn'a: Ceyhun'a: Büyük bir nehre, coşkun akan suya.
5
Yanmışam ‘ışkuna tâ kül olınca /
Boyandum rengüne solmazam ayruk
Çeviri: Yanmışım aşkınla kül oluncaya dek,
Boyandım rengine, solmam artık.
Açıklama: Aşk ateşiyle yanıp Hak renginde kalıcı olunur.
6
Ko beni yatayın dost işiginde /
Yiter bir el dahı almazam ayruk
Çeviri: Bırak beni yatayım, dost eşiğinde (kapısında),
Yeter (başkasından) bir el dahi almam artık.
El Almak (Tabir): İntisap etmek: Bir mürşide bağlanmak, manevi icazet ve yetki almak.
7
Yansun cânum yansun ‘ışkun odına /
Aksun yaşum aksun silmezem ayruk
Çeviri: Yansın canım yansın aşkın ateşine,
Aksın yaşım aksın, silmem artık.
Açıklama: Aşk ateşiyle yanmak ve gözyaşı dökmek âşığın hâlidir.
8
Ko beni yanayın göynüklerümle /
Kaçan ‘âşık olsam ölmezem ayruk
Çeviri: Bırak beni yanayım sızılarımla,
Ne zaman aşık olsam ölmem artık.
Açıklama: Âşık olan Hak’la diridir, ölmez.
9
Dilerem fazlundan ayurmayasın /
Hocam senden özge sevmezem ayruk
Çeviri: Dilerim lütfundan ayırmayasın.
Hocam senden başka sevmem artık.
Açıklama: Hak fazlına sığınır, başka sevgiyi kabul etmez.
10
Yûnus ‘âşık durur ma'şûkın ister /
Dahı hîç nesne istemezem ayruk
Çeviri: Yunus aşıktır, sevdiğini ister, Daha hiçbir şey istemem artık,
Açıklama: Âşık yalnız ma‘şûku ister, başka talebi yoktur.
*
1
İy çok kitâblar okıyan sen kim dutarsın bana dak /
Tâ bilesin sırrı ‘ıyân gel ‘ışkdan okı bir varak
Çeviri: Ey çok kitaplar okuyan, sen ki bulursun bana kusur,
Ta bilesin sırrı açıkça, gel aşktan oku bir sayfa.
Açıklama: Kitap değil, aşk sırrı hakikati açar.
2
Okımagıl ‘ilmün yüzin ilme ‘amel eyle güzin /
Aç gönülden bâtın gözin ‘âşık-ma'şûk hâline bak
Çeviri: Okuma sadece ilmin dışını, ilme en iyi şekilde uy,
Aç gönülden iç gözünü, aşık ile sevilenin haline bak.
Açıklama: İlmin özü ameldir; gönül gözüyle aşk görülür.
3
Gör ma'şûkun ne işdedür ‘âşık dahı ol işdedür /
İkisi bir sır işdedür iki sanup kalma ırak
Çeviri: Gör sevilen ne iştedir, aşık da aynı iştedir,
İkisi bir sır içindedir, iki sanıp kalma uzak.
Açıklama: Âşık ve sevdiği birdir, ikilik yoktur.
4
İkilikden geçemedün hâli kâlden seçemedün / Hak'dan yana uçamadun fakîlık oldı sana fak
Çeviri: İkilikten geçemedin, hal ile sözü seçemedin,
Hakk'a doğru uçamadın, dervişlik oldu sana tuzak.
Açıklama: İkilikten geçmek Hak yolunun şartıdır.
5
Cübbe vü hırka taht u tâc bular virürler ‘ışka bâc /
Dört yüz mürîd ü elli hac terk eyledi ‘Abdü'r-rezzâk
Çeviri: Cübbe ve hırka, taht ve taç, bunlar verirler aşka vergi,
Şeyh Abdürrezzak, Dört yüz mürit, elli haccı terk etti.
Abdü'r-rezzâk: Şeyh San'an: Hikâyesi meşhur olan büyük zahit, Şeyh Abdürrezzak.
Dindarlığıyla meşhur büyük bir alimken rüyasında bir Rum kızına aşık olup onun peşinden gider; aşkı uğruna müridlerini, haccını ve tüm dini makamlarını bırakıp Hristiyan mahallesinde domuz çobanlığı yapacak kadar nefsini ayaklar altına alır.
6
Anun gibi dîn ulusı hâç öpdi çaldı nâkûsı Sen dahı bırak nâmûsı nefsün itini oda yak
Çeviri: Onun gibi din büyüğü, haç öptü, çaldı Çanı,
Sen de bırak gösterişi, nefsinin itini ateşe yak.
Hâç: haç: Hristiyanlık sembolü olan istavroz; (Ermenice haç).
7
Ger sen sana geldünise sıfat nedür bildünise /
Hakk'a mutî' oldunısa ne kim dirisen bana hak
Çeviri: Eğer sen kendine geldinse, sıfat nedir bildinse,(özellikleri)
Hakk'a boyun eğdinse, her ne dersen bana haktır.
Açıklama: kendini tanıdıysan Varlığın ve insanın hakikatini anladınsa sözün baş üstüne.
8
Bilmeyesin bed-nâm u nâm bir ola sana hâs u ‘âm /
Bildünise ‘ilmi tamâm gel imdi okı bir varak
Çeviri: Bilmeyesin kötü adla iyi adı,
bir olsun sana ünlü kişiyle sıradan halk,
Bildin ise ilmi tam olarak, gel şimdi oku bir sayfa.
Açıklama: Şöhret ve kötü ad eşittir; ilmin tamamı aşk varakındadır.
9
Yirde vü gökde ‘ışkıla ‘ışkdan gelür her söz dile /
Bî-çâre Yûnus ne bile ne kara okıdı ne ak
Çeviri: Yerde ve gökte aşk ile aşktan gelir her söz dile.
Çaresiz Yunus ne bilsin, ne yazı okudu ne kitap.
Açıklama: Hakikatin kaynağı aşktır; Yunus kitap değil, aşk okumuştur.
*
1
Biz neye ‘âşıksavuz âlemler ana âşık / Kime degül diyelüm her biri sıdka hâzık
Çeviri: Biz neye aşıksak, alemler de ona aşıktır,
Kime –aşık değil diyelim, her biri sadakatte mahirdir.
Açıklama: Aşk evrenseldir; bütün âlemler Hak’a âşıktır.
2
Ma'şûkanı kim sevse lâzımdur anı sevmek /
Dostumuzun dostına yad endîşe ne lâyık
Çeviri: Sevgilini her kim sevse, lazımdır onu da sevmek,
Dostumuzun dostuna, kötü niyet ne layık.
Açıklama: Gerçek dostluk, dostun dostunu da sevmeyi gerektirir.
3
Sen gerçek ‘âşıkısan dostun dostına dost ol /
Ger böyle olmazısan dostun dimegil bayık
Çeviri: Sen gerçek aşıksan, dostun dostuna dost ol,
Eğer böyle olmazsan, dostumdur deme sakın.
Açıklama: Âşıklık dostun dostuna dost olmakla ölçülür.
4
Kime az bakarısa aslı yüce yirdedür /
Az görme çok gör anı böyle gelmişdür tarîk
Çeviri: Kimi hor görürsen gör, onun aslı yüce yerdedir,
Hor görme, üstün tut onu, yolun kuralı budur.
Açıklama: Hakikat az görünenin ardında yüceliktir.
5
Yitmiş iki millete kurbân ol ‘âşıkısan /
Tâ âşıklar safında tamâm olasın sâdık
Çeviri: Yetmiş iki millete kurban ol, eğer aşıksan,
Ta aşıklar safında Tamam olasın, sadık olasın (olgunlaş).
Açıklama: Gerçek âşık bütün milletlere kurban olur, sadakatle aşk safında yer alır.
6
Sen Hakk'a ‘âşıkısan Hak sana kapu açar /
Ko seni begenmegi varlıgun evini yık
Çeviri: Sen Hakk'a aşıksan, Hak sana kapı açar,
Bırak kendini beğenmeyi, benliğin evini yık.
Açıklama: Hak aşkı benliği yıkmayı ve tevazuyu gerektirir.
7
Hâs u ‘âm mutî' ‘âsî dost kulıdur cümlesi
Kime eydibilesin gel evünden taşra çık
Çeviri: Seçkini, sıradan insanı, imanlısı imansızı, Dost'un kuludur hepsi.
Kime diyebilirsin, "Gel evinden dışarı çık" (diye),
Açıklama: Herkes Hak kuludur, benliği bırakıp Hak yoluna çıkmak gerekir.
8
Yûnus'un bu dânişi genc-i nihân sözidür /
Dosta ‘âşık olanlar iki cihândan fârik
Çeviri: Yunus’un bu bilgisi, gizli hazine sözüdür,
Dosta aşık olanlar, iki cihandan da uzaktır.
Açıklama: Hak âşığı iki cihandan bağımsızdır; Yunus’un sözü gizli bir hazinedir.
*
1
Kerem ile bir berü bak nikâbı yüzünden bırak /
Ayun on dördi misün balk urur yüz ü yanak
Çeviri: Lütfeyle bir beri bak, örtüyü yüzünden kaldır,
Ayın on dördümüsün (dolunaymısın), parlar yüzün yanağın.
Ayın On dördi: on dördü: Ayın en parlak ve bütün olduğu hali, dolunay.
2
Şol bal agızdan keleci yüz bin şekerden tatludur /
Söyler olursa bu dilün deprenür olsa ol tudak
Çeviri: Şu bal ağızdan (çıkan) söz, yüz bin şekerden tatlıdır,
Söylerse bu dilin, kımıldarsa o dudak.
Açıklama: Sevgilinin sözü baldan tatlıdır.
3
Otuz iki incü bitmiş mercân içinde i cânum /
Kıymeti a'lâ incüden aklıgı da incüden ak
Çeviri: Otuz iki dişi inci gibi dizilmiş, kırmızı dudağı içinde, ey canım,
Kıymeti yüksektir inciden, beyazlığı inciden de beyaz.
Açıklama: sevgilinin vasıflarının dünyadaki en nadide mücevherlerle bile kıyaslanamayacak kadar saf ve kıymetlidir.
4
Yüzüne karşu bu güneş bir dem gelüben turamaz /
Gelüp kaşundan kiçi ay her dem okıyalı sebak
Çeviri: Yüzüne karşı bu güneş, bir an gelip duramaz,
Gelip kaşından yeni ay (hilal), her an okur dersini.
Açıklama: Sevgilinin yüzü, güneşi bile bastırır; kaş ay gibidir.
5
Gören seni pervâne tek niçesi oda düşmesin /
İki yanadın çün turur ol iki şû'leli çerâk
Çeviri: Seni gören gece kelebeği gibi, neden ateşe düşmesin?
İki yanında durur, o iki alevli kandil.
Açıklama: Sevgilinin yüzü ışık saçan kandil gibidir.
6
Işkun selâsilinde zencîre kim ki düşse / Âzâdlık istemez ol olsa vücûdı toprak
Çeviri: Aşkının bağında zincire, her kim ki düşse,
Özgürlük istemez o, olsa da Vücudu toprak.
Açıklama: Aşk zinciri âşığı esir eder, özgürlük aramaz.
7
Dil niçe vasf itsün hüsnünile hulkunı kim
Hüsnüni Hak eylesün yavuz gözlerden ırak
Çeviri: Dil nasıl anlatsın, güzelliğinle huyunu ki,
Güzelliğini Hak eylesin, kötü gözlerden uzak.
Açıklama: Sevgilinin güzelliği Hak tarafından korunur.
8
İşitdüm boyun senün serviden a'lâyımış / Dahı gözüm görmedin boyunı sevdi kulak
Çeviri: İşittim senin boyun, serviden daha uzunmuş,
Daha gözüm görmeden, endamını sevdi kulağım.
Serviden: serviden: Selvi ağacından; (Farsça serv).
9
Yûnus Hak tecellîsin senün yüzünde gördi
Çâre yok ayrılmaga çün sende görindi Hak
Çeviri: Yunus Hak nurunu, senin yüzünde gördü,
Çare yok ayrılmaya, çünkü sende göründü Hak.
Açıklama: Sevgilinin yüzünde Hak tecellisi görünür; ayrılık imkânsızdır.
*
1
Ma‘nî bahrine talduk vücûd sırrını bulduk
İki cihân ser-te-ser cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Mana denizine daldık, vücut sırrını bulduk (varlığın sırrı),
İki cihanı baştanbaşa, kendi varlığımızda bulduk.
Açıklama: Varlık sırrı bütün âlemde mevcuttur.
2
Bu çizginen gökleri tahte's-serâ yirleri
Yitmiş bin hicâbları cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Varlık çizgisiyle, gökleri toprağın en altındaki yerleri,
Yetmiş bin perdeyi, hepsini vücutta bulduk.(varlığımızda)
Açıklama: Gökler, yerler ve hicaplar vücûdun içindedir.
3
Yidi gök yidi yiri tagları denizleri / Uçmagıla Tamu'yı cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Yedi gök, yedi yer, dağlar ve denizleri,
Cennet ile cehennemi, hepsini vücutta bulduk.
Açıklama: Cennet ve cehennem bile vücûdun içindedir.
4
Gice ile gündüzi gökde yidi yılduzı / Levhde yazılan sözi cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Gece ile gündüzü, gökteki yedi yıldızı,
(Kader) Levhasına yazılan sözü, hepsini vücutta bulduk.( Levh-i Mahfuz)
Açıklama: Zaman, yıldızlar ve Levh-i Mahfûz vücûdun içindedir.
5
Mûsâ'nun agdugı Tûr'ı yohsa Beytü'l-Ma‘mûr'ı /
İsrâfîl çaldugı Sûrı cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Musa'nın çıktığı Tur'u ve Beytü'l-Ma‘mûr'u ( meleklerin Kabesi),
İsrafil’in çaldığı suru, hepsini vücutta bulduk.
Tûr'ı: Tur'u: Sina Dağı'nı, Musa'nın Allah ile konuştuğu yer.
Beytü'l-Ma‘mûr'ı: Beyt-i Mamur'u: Göklerin yedinci katında meleklerin tavaf ettiği makam
6
Tevrât'ıla İncîl'i Zebûr'ıla Furkân'ı / Bunlardagı beyânı cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Tevrat, İncil, Zebur ve Furkan'ı,
Bunlardaki Açıklamaları, cümle vücutta bulduk.
Açıklama: Bütün kutsal kitapların hakikati vücûdun içindedir.
7
Bir ile iki üçi dördile biş ü altı /
Yidi sekiz tokuzı cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Biri, ikiyi, üçü; dördü, beşi ve altıyı,
Yediyi, sekizi, dokuzu, hepsini vücutta bulduk.
Açıklama: Sayılar ve düzen vücûdun içindedir.
8
Yûnus'un sözleri Hak cümle didügi saddâk Ne gördüysen kamu Hak cümle vücûdda bulduk
Çeviri: Yunus’un sözleri Hak’tır, her dediği gerçektir,
Gördüğün her şey Hakk'tır, hepsini vücutta bulduk.
Açıklama: Her zerrede Hakk'ı gören, sırrı kendi özünde bulur.
*
1
Muhammed'e bir gice Çalap'dan indi Burâk Cebrâîl eydür hâcem Mi'râc'a kıgurdı Hak
Çeviri: Muhammed'e bir gece, Tanrı'dan indi Burak (manevi binek),
Cebrail dedi ki -Efendim, Allah seni Miraca çağırdı.
Burâk: Burak: Miraç gecesi Hz. Muhammed'in bindiği manevi binek.
2
Aç kendüne cinânun behişt ü dîdâr senün / Seni okur Sübhân'un ne yatursın kıl yarak
Çeviri: Aç kendine cenneti, bahçe ve ilahi yüz sendedir,
Seni çağırır Sübhan (kusursuz), neden yatarsın hazırlan.
Sübhân'un: Eksikliklerden münezzeh olan .
3
Turdı Mi'râc kasdına yüridi âbdestine / Secde kıldı dostına dimedi yakın ırak
Çeviri: Kalktı Mirac niyetiyle, yürüdü abdestine,
Secde etti dostuna, demedi yakın uzak.
Açıklama: Peygamber Hak huzuruna yönelir.
4
Gitdi Cibrîl Hazret'i, getürdi Burak atı Nûrdanıdı hil'ati gözi gevher yüzi ak
Çeviri: Gitti Cebrail Hazretleri, getirdi Burak atını (manevi binek),
Nurdan idi giysisi, gözü cevher, yüzü beyazdı.
Açıklama: Burak, nurdan bir varlık olarak tasvir edilir.
5
Kadem bir taşa basdı taş kopdı bile vardı Kak yâ mübârek didi şöyle kaldı mu‘allak
Çeviri: Ayağını taşa bastı, taş da onunla beraber gitti,
"Dur ey mübarek" dedi, öyle kaldı muallak.( Havada asılı)
Açıklama: Mirac mucizelerinden biri: Muallak taş.
6
Taş eydür gelesini bir kadem basasını / Resûl eydür gelürem buyururısa ol Hak
Çeviri: Taş der ki -gelişini, bir ayak basışını (beklerdim),
Peygamber dedi, "Hak izin verirse gelirim".
Açıklama: Taş bile Hak emrine bağlıdır.
7
Göklere haber oldı yir-gök şâdılık toldı
Eydürler Ahmed geldi bezendi sekiz Uçmak
Çeviri: Göklere haber gitti, yer gök sevinçle doldu,
Derler Ahmed geldi, süslendi sekiz cennet.
Açıklama: Hz. Peygamber'in Miraç'taki yükselişiyle cennetlerin bile bayram havasına girdi.
8
Gör Muhammed n'eyledi gökleri seyreyledi Ümmetini toyladı ‘Arş'a henüz varıcak
Çeviri: Gör Muhammed neyledi, gökleri seyreyledi,
Ümmetine müjdeli ziyafet verdi, Arş'a henüz varınca.
Açıklama: Mirac ümmete müjde taşır.
9
Çün geçdi felekleri ün geldi kim gel beri
Kaldurdum perdeleri hemân cemâlüme bak
Çeviri: Çünkü geçti gökleri, ses geldi ki -gel beri,
Kaldırdım perdeleri, hemen yüzüme bak.
Açıklama: perdeler kalkar Hak cemâlini gösterir.
10
Dîdârum sana ‘ıyân gösterem bellü-beyân / İn Burâk'dan ol yayan ‘Arş'uma bas bir ayak
Çeviri: Yüzümü sana açıkça ve besbelli göstereyim,
İn Burak'tan yaya ol, Arş'ıma bas bir ayak.
Açıklama: Hak cemâli Peygamber’e gösterilir, Arş’a davet edilir.
11
Ferişteler geldiler Burâk'dan indürdiler Na'lini döndürdiler ol dem yüridi yayak
Çeviri: Melekler geldiler, Burak'tan indirdiler,
Ayakkabısını çevirdiler, o an yaya yürüdü.
Açıklama: Mi‘rac’ta Peygamber Burak’tan indirilir, Arş’a yürüyerek çıkar.
12
Üveys yirinden turdı ‘Arş'da na'lin döndürdi /
Muhammed anı gördi visâle döndi firâk
Çeviri: Veysel Karânî yerinden kalktı, Arş'ta Peygamber’in ayakkabısını çevirdi,
Muhammed onu gördü, kavuşmaya döndü ayrılık.
Üveys: Veysel Karani: Yemenli ünlü derviş, Peygamber aşığı.
13
Çün dost dosta kavuşdı yüz bin kelâm danışdı /
Ümmetiyçün çalışdı oldur Resûl-ı Mutlak
Çeviri: Çünkü dost dosta kavuştu, yüz bin söz konuştu,
Ümmeti için çalıştı, odur gerçek Resul.
Resûl-ı Mutlak: tam elçi: Mutlak peygamber.
14
Mi'râc'dan döndi yine girü geldi evine / Geldi gördi henüz kim döşecigi ısıcak
Çeviri: Miraç'tan döndü yine, geri geldi evine,
Geldi gördü ki henüz, yatağı sıcacık.
Açıklama: Mirac mucizesi: bin yıllık yol bir anda gidilip dönülmüştür.
15
Niçe bin yıllık yola bir demde vara gele Yûnus eydür kim ola Muhammed'dür o mutlak
Çeviri: Binlerce yıllık yolu, bir anda gidip geldi,
Yunus der ki, kim olabilir o mutlak Muhammed'dir. (mucizeleri gerçekleştiren)
Açıklama: Mirac zamanın ötesinde gerçekleşmiştir; mucize Peygamber’e aittir.
16
Ümmete ümmet diyen ümmet kaydını yiyen / Eger ümmeti isen di İslâm dînine hak
Çeviri: "Ümmetim ümmetim diyen, ümmet derdini çeken.
Eğer ümmetiysen, İslam dinine haktır de.
Açıklama: Mirac’ın mesajı: ümmet olmak İslâm’a bağlılıkla mümkündür.
*
1
Dost yüzine bakmaga key safâ nazar gerek Dostıla bilişmege cân gözi bîdâr gerek
Çeviri: Dostun yüzüne bakmaya, çok temiz bakış gerek,
Dost ile tanışmaya, uyanık can gözü gerek.
Açıklama: Hak dostunu görmek için gönül gözüyle bakmak şarttır.
2
İzz ü nâzdan geçüben tertîbler terk idüben /
Varlıklar dükedüben yüz bin ol kadar gerek
Çeviri: Nazdan ve gururdan vazgeçip düzenleri terk ederek.(sahte yaşamı)
Benliğini tüketip, yüz bin kat çaba gerek.
Açıklama: Benlik ve varlık terk edilmeden dost yüzü görülmez.
3
Varlıkdur hicâb katı kim yıka bu hicâbı / Dost yüzinden nikâbı götürmege er gerek
Çeviri: (benlik) Varlık kalın bir perdedir, kim yıkar bu perdeyi?
Dost yüzünden örtüyü, kaldırmaya er gerek.
Açıklama: Varlık perdesini kaldırmak için cesaret ve erlik gerekir.
4
Sen hicâb oldun sana ne bakarsın dört yana /
Kaykımaz öne sona kime ki dîdâr gerek
Çeviri: Sen kendine perde oldun, ne bakarsın dört yana?
Bakmaz önüne arkasına, kimki ilahi yüzü diliyorsa.
Açıklama: Benlik perde olur; cemâl –ilahi yüz isteyen doğru bakar.
5
Gel imdi hicâbun yık hırs evinden taşra çık /
Hak bagışlaya tevfîk kasdıla hüner gerek
Çeviri: Gel şimdi perdeni (nefsini) yık, hırs evinden dışarı çık,
Hak versin başarıyı, niyetle hüner gerek.(bu yolda)
Açıklama: nefsi yıkmak için, başarı Allah'tan gelir. Buna layık olmak için gayretle ve beceri gerekir.
6
Âşıka ‘izzet ü ‘âr va'llâh bedi' bu haber Âşıkısan cânsuz gel ne ser ü destâr gerek
Çeviri: Aşık için itibar kaybetme ve kınanma korkusu kalmaz, vallahi bu tuhaf haberdir,
Aşıksan cansız gel, ne baş ne sarık gerek.
Açıklama: Âşık izzet ve ârdan geçer, benliği bırakır.
7
Sen seni elden bırak dost yüzine sensüz bak /
Mansûr'layın Ene'l-Hak dahı sebûk-bâr gerek
Çeviri: Benliğini bırak, dost yüzüne sensiz bak,
Mansur gibi "Hakk" demek için, yükü hafifletmek gerek.
Açıklama: Benliği bırakınca Hak tecellisi görünür.
8
Kim dostıla bilişe lâ-cerem derde düşe / Âşık cânı hemîşe ser-mest ü humâr gerek
Çeviri: Kim dostu tanırsa, şüphesiz derde düşer,
Aşığın canı her zaman sarhoş ve mahmur olması gerek.(baygınlık)
Açıklama: ilahi aşkın etkisinden bir an bile çıkılmaması gerektiğini; aşığın sürekli o manevi sarhoşlukla yaşaması gerekir.
9
Sen seni aradan al cism ü sûret cânsuz kal /
Anda bulasın visâl ayruk ne bâzâr gerek
Çeviri: Benliğini aradan çıkar, bedenden ve şekilden geç,
Orada bulursun kavuşmayı, artık başka alışveriş gerekmez.
Açıklama: Benlik aradan çıkınca, Hak vuslatı bulunur.
10
Dostıla bilişen cân oldur kendüye kıyan / Varlık leşkerin sıyan dahı çâpük-ter gerek
Çeviri: Dostu tanıyan can, odur nefsine kıyan (öldüren),
Benlik ordusunu yıkan, daha çevik (olsa) gerek.
Açıklama: Dostla yakınlaşmak, benliği yok etmeyi gerektirir.
11
Terk eyle kıyl u kâli dosta virgil mecâli Yoklıkdadur visâli kamudan güzer gerek
Çeviri: Terk et boş lafı, (gönlünde) dosta ver imkanı,
Yokluktadır kavuşmak, her şeyden geçmek gerek.
Açıklama: Hak visâli, yokluk ve benlikten geçmekle bulunur.
12
Bu göz gördügi degül bu ‘akl irdügi degül Dil vasf virdügi degül bî-lisân basar gerek
Çeviri Bu gözün gördüğü değil, bu aklın erdiği değil,
Dilin tarif ettiği değil, sözsüz bir görüş gerek.(Kalp gözü)
Açıklama: Hak gözle, akılla, dille değil; gönül gözüyle görülür.
13
İşit işit key işit dost katına sensüz git Dosta gidene öndin, kendüsüz sefer gerek
Çeviri: işit işit iyi işit, dost yanına benliksiz git,
Dosta gidene önce, benliksiz sefer gerek.
Açıklama: Dost yoluna benliksiz sefer gerekir.
14
Az bakmagıl sen çoga çün dost içünden doga /
Varlıgun saygıl yoga bunca ne haber gerek
Çeviri: Sen aza çoğa bakma, çünkü dost içinden doğar.
Varlığını yok say, bunca söze ne gerek.(var)
Açıklama: Dost içten doğar; varlığı yok saymak şarttır.
15
Unıt unıt kamusın söylegil sözün hâsın /
Dilersen dost göresin bundan gayrı ser gerek
Çeviri: Unut unut hepsini, söyle sözün hasını (özünü).
Dilersen dostu görmeyi, bundan başka bir baş gerek.
Açıklama: Mevcut akıl ilahi güzelliği görmeye yetmez, manevi donanım gerekir.
16
Dünyâ vü âhiretden niçe dürlü ni‘metden / Dost yüzini görmege kamudan geçer gerek
Çeviri: Dünya ve ahiretten, türlü türlü nimetten,
Dostun yüzünü görmek için, her şeyden vazgeçmek gerek.
Açıklama: Dünya ve ahiret nimetlerinden, geçmeden dost yüzü görülmez.
17
Dünyâ âhret ahvâli zen ü ferzend vebâli / Dilersen dost visâli varlıkdan hazer gerek
Çeviri: Dünya ahiret halleri, eş ve çocuk yükü hep,
Dilersen dosta kavuşmayı, benliğinden sakınmak gerek.
Açıklama: Aile ve dünya yüklerinden geçmek Hak visâline şarttır.
18
Boncuk degül sır sözi gel gidelüm ko sözi Dostı görmez baş gözi ayruksı basar gerek
Çeviri: Boncuk değil sır sözüdür bu, bırak lafı gel gidelim,
Dost'u görmez baş gözü, başka bir bakış gerek.
Açıklama: Hak, gönül gözüyle görülür.
19
Yûnus imdi yavı var bulmayasun il ü şâr / Kim Hak disün kim bâtıl dervîş burc u bâr gerek
Çeviri: Yunus şimdi yok ol git, bulunmayasın şehirde memlekette.
Kimi hak desin kimi batıl, dervişe sarsılmaz bir kale gerek.
Açıklama: Hak yol şehirde bulunmaz; dervişlik Hak ile bâtılı ayırmaktır.
*
1
Müsülmânam diyen kişi şartı nedür bilse gerek /
Tanrı'nun buyrugın tutup biş vakt namâz kılsa gerek
Çeviri: Müslümanım diyen kişi, bunun şartı nedir bilse gerek,
Tanrı'nın emrini tutup, beş vakit namaz kılsa gerek,
Açıklama: Müslümanlığın temel şartı beş vakit namazdır.
2
Tanla turup başun kaldur ellerüni suya daldur /
Hem şeytânun boynını ur hem nefs dahı ölse gerek
Çeviri: (sabah) Şafak vakti başını kaldır, ellerini suya daldır,
Hem şeytanın boynunu vur, nefsinde ölmesi gerekir.
Açıklama: Sabah namazı nefsi ve şeytanı yenmenin sembolüdür.
3
Kılurısan tan namâzın Hak'la ola hem niyâzın /
Âhiretde ‘izz ü nâzun varup anda bulsa gerek
Çeviri: Kılarsan eğer sabah namazını, Hak ile olur hem niyazın (Yalvarışın),
Ahiretteki o yüce değeri, gidip orada bulmak gerek.
Açıklama: Sabah namazı ahirette izzet vesilesidir.
4
Öyle namâzın kılasın her ne dilersen bulasın /
Tamu'dan âzâd olasın kullar âzâd olsa gerek
Çeviri: Öğle namazını kılarsan, her ne dilersen ona kavuşursun,
Cehennemden kurtulasın, kullar azat olsa gerek.
Açıklama: Namaz cehennemden kurtuluş vesilesidir.
5
Ol ikindiyi kılanlar arı dirlik dirilenler /
Olardur Hakk'a irenler her dem anlar irse gerek
Çeviri: O ikindiyi kılanlar, temiz bir hayat sürenler,
Onlardır Hakk'a erenler, her an onlara varmak gerek.
Açıklama: İkindi namazı Hak’ka ermenin yoludur.
6
Ahşam durur üç farîza tagca günâhun arıda
Eyü ‘amellerün sinde şem ü çerâg olsa gerek
Çeviri: Akşamın üç farzı, dağ gibi günahı temizler,
İyi amellerin mezarda, mum ve kandil olsa gerek.
Açıklama: Akşam namazı günahları temizler, amelleri aydınlatır.
7
Yatsu namâzına ol hâzır hâzırları sever Kâdir /
Îmânun eksügin bitür îmân pîş-rev olsa gerek
Çeviri: Yatsı namazına ol hazır, hazırları sever Kadir (Her şeye gücü yeten),
İmanının eksiğini bitir, iman (sana) öncü olsa gerek.
Kâdir: Allah: Her şeye gücü yeten
8
Her kim bu sözden almadı biş vakt namâzı kılmadı /
Bilün müsülmân olmadı ol Tamu'ya girse gerek
Çeviri: Her kim bu sözden (ders) almadı, beş vakit namaz kılmadı,
Bilin Müslüman olmadı, o cehenneme girse gerek.
Açıklama: Namazı terk eden Müslüman sayılmaz.
9
Bildünise cemâ‘ati hâzır olanlar Cennet'i Ger kâhillik kılurısan münâfıkdan olsa gerek
Çeviri: (kıymetini) Bildinse cemaatin, hazır olur Cennetin,
Eğer tembellik edersen, münafıklardan olsan gerek.
Açıklama: Cemaatle namaz cennet vesilesidir; tembellik nifak sebebidir.
10
Görmez misin Mustafâ'yı niçe bekledi vefâyı /
Ümmetiçün ol safâyı ümmet ana irse gerek
Çeviri: Görmez misin Mustafa'yı nasıl bekledi Vefayı,(sadakati),
Ümmeti için o safayı(kurtuluşu) istedi, ümmetin ona ermesi gerek.
Mustafâ'yı: Mustafa'yı: Seçilmiş olan Hz. Muhammed'i.
Vefâyı: vefayı: Sözünde durmayı, dostluğu, bağlılığı;
11
Beklerisen dîn gayretin virmegil nefse murâdın /
Yûnus Nebî salâvâtın ‘ışkıla degürse gerek
Çeviri: Dinini korumak istiyorsan, verme nefse isteğini,
Yunus Nebi salavatını, aşkla ulaştırsa gerek.
Açıklama: Din gayreti nefse murad vermemekle olur; salavat aşk ile getirilmelidir.
*
1
Dünyeye gelen kişiler yola bile gelmek gerek /
Ölümini anubanı dün ü gün aglamak gerek
Çeviri: Dünyaya gelen kişiler, yola gelmelidir.
Ölümünü anarak, gece gündüz ağlamak gerek.
Açıklama: Ölümü hatırlamak insanı yola getirir.
2
Bu dünye kahır evidür hem bâkî degül fânîdür /
Aldanuban kalma buna tîz tevbeye gelmek gerek
Çeviri: Bu dünya kahır evidir, hem baki değil fanidir (sonsuz değil geçicidir),
Aldanıp kalma buna (dünyaya), tez tevbeye gelmek gerek.
Kahır: kahır: Üzüntü, sıkıntı, keder, zorluk.
Bâkî: baki: Kalıcı, sonsuz, ebedi.
Fânîdür: fanidir: Geçici, ölümlü, kalıcı olmayan.
3
Ne durur dünye çoklıgı eşkere durur yoklıgı /
Varlık sarâyın hakîkat âhireti bilmek gerek
Çeviri: Nedir dünyalık çokluğu, apaçık ortadadır yok olacağı,
Varlık sarayını değil, gerçek ahireti bilmek gerek.
Açıklama: Dünya malı yok olur, hakikat âhirettir.
4
Gel imdi tur bu fânîden mahrûm kalmadın bâkîden /
Tâ‘at kılup bu dünyeden kullar nasîb almak gerek
Çeviri: Gel şimdi vazgeç fâniden, mahrum kalma, Bâkîden (geçiciden- sonsuzlukdan)
Kullar, ibadet edip bu dünyadan, (ahiretleri için) nasiplerini almaları gerek.
Açıklama: Fânîyi bırakıp bâkîye yönelmek gerekir.
5
Korkarısan sen Tamu'dan (gel) alçak olgıl kamudan /
Ol güni ince köpriden (bil) kamular geçmek gerek
Çeviri: Korkuyorsan sen Cehennem'den, alçakgönüllü ol herkesten,
O gün o ince köprüden, herkesin geçmesi gerek.
Açıklama: Tevazu ve köprü (sırat) hatırlatılır.
6
Geçüp gitmek dilerisen yâ düşmeyeyin dirisen /
Şol kazandugun mâlunı Tanrı'yıçün virmek gerek
Çeviri: Geçip gitmek istersen, ya da düşmeyeyim dersen,(köprüden),
Şu kazandığın malını, Tanrı için vermek gerek.
Açıklama: Malı Allah için vermek kurtuluş yoludur.
7
Kazandugunı virüben yoksulları hoş görüben /
Hak hazretine varuban oddan o kurtulmak gerek
Çeviri: Kazandığını vererek, yoksulları hoş görerek,
Hak huzuruna varınca, ateşten kurtulmak gerek.
Açıklama: Sadaka ve yoksulu hoş görmek ateşten kurtarır.
8
Kur'ân eydür ki vattakû gine eydür ki tezra‘û /
Kâhil olup oturmagıl tîz tevbeye gelmek gerek
Çeviri: 1: Kuran der ki -sakının, yine der ki –ekersiniz (ahiret için),
2:kuran derki “Allah’tan korkun sakının”, yine derki “Kim ahiret ekinini istiyorsa, onun ekinini artırırız”.
Tembellik edip oturma, hemen tövbe etmen gerek.
Açıklama: Kur’an Allahtan korkmayı ve ahiret için çalışmayı öğütler, tevbe şarttır.
9
Yûnus'un sözi şi‘irden ammâ aslı(dur) kitâbdan /
Hadîsile dinene key (bilgil) sâdık olmak gerek
Çeviri: Yunus'un sözü şiirdir, ama aslı Kur'an'dır,
(Peygamberin sözüne) Hadis dinleyen iyice bil ki, sâdık olması gerek.
Açıklama: Yunus’un sözü şiir görünür ama kaynağı Kur’an ve hadistir.
*
1
Evvel bize vâcib budur hoş hulkıla ‘amel gerek /
İslâm adı okınıcak yoldaşumuz îmân gerek
Çeviri: Önce bize şart budur, güzel ahlaklı işler gerek,
İslam adı söylenince (bize) yoldaş olarak iman gerek.
Vâcib: şart: Gerekli olan, borç
2
İsrâfîl sûrın urıcak cümle mahlûk uyanıcak /
Sorı hisâb sorılıcak ‘Arab dili lisân gerek
Çeviri: İsrafil sura üfleyince, bütün mahlûk uyanınca (canlılar),
Sorgu hesap sorulunca, Arap dili konuşmak gerek.
Açıklama: Kıyamet günü sûra üfürülür, herkes uyanır ve hesap sorulur.
3
Gök perdelerin açalar eyü yavuzdan seçeler /
Ol dem kancaru kaçalar baş kurtarası yir gerek
Çeviri: Gök perdelerin açarlar, iyiyi kötüden seçerler,
O an nereye kaçarlar, baş kurtaracak yer gerek.
Açıklama: Mahşer günü iyiler ve kötüler ayrılır, kaçış imkânsızdır.
4
Çerge kurup oturalar ser-mâyemüz getüreler /
Ol siyâset meydânında bu tertîbleri bil gerek
Çeviri: Çadır kurup otururlar, sermayemizi getirirler,
O hesap meydanında, bu düzenleri bilmen gerek.
Açıklama: Hesap meydanında herkes sermayesini (amelini) getirir.
5
Çagrışalar ata ana kardaş kardaşdan usana Yalvaralar ol Sübhân'a niyâz kılası er gerek
Çeviri: çağrışırlar ana baba, kardeş kardeşten usanır,
Yalvarsınlar O Sübhan’a, niyaz edecek er gerek (dua edecek olgun kişi gerek).
Sübhân'a: Allah'a: Kusurlardan uzak olan.
Niyâz: yalvarış: Dua, yakarış.
6
Dükelinden bu ‘ışk yakın Yûnus hatâ kılma sakın /
Işkdan su'âl sorılıcak cevâb viresi hâl gerek
Çeviri: Her şeyden bu aşk yakın, Yunus hata yapma sakın,
Aşktan soru sorulunca, cevap verecek bir hal gerek.
Açıklama: Aşk yolunda sorumluluk vardır; Yunus’a aşkın hesabı sorulacaktır.
*
1
Bu dünyeye gelen kişi âhir yine gitse gerek /
Müsâfirdür vatanına birgün sefer itse gerek
Çeviri: Bu dünyaya gelen kişi, sonunda yine gitse gerek,
Misafirdir vatanına, bir gün sefer etse gerek.
Açıklama: Dünya geçici, insan Hak katına dönecek bir yolcudur.
2
Va‘de kılduk ol dostıla biz bu cihâna gelmedin /
Pes ne kadar eglenevüz ol va‘demüz yitse gerek
Çeviri: Sözleştik o Dost ile, biz bu dünyaya gelmeden,
Daha ne kadar oyalanırız, o sözümüzün vadesi dolunca.
Va‘demüz: vademiz: Belirlenmiş süremiz
3
Biz de varavuz ol ile kaçan ki va‘demüz gele /
Kişi varacagı yire gönlini berkitse gerek
Çeviri: Biz de varırız o diyara, vaktimiz gelince,
Kişi varacağı yere, gönlünü bağlasa gerek.
Açıklama: Gönül dost yoluna hazırlanmalıdır.
4
Gönül niçe berkitmeye dost iline giden yola /
Âşık kişiler cânına bu yola harc itse gerek
Çeviri: Gönül nasıl bağlanmasın, o Dost iline giden yola?
Aşık kişiler canını, bu yola harcasa gerek.
Açıklama: Âşık canını dost yoluna feda eder.
5
Cân neye ulaşırısa ‘akıl da ana harc olur Gönül neyi severise dil anı şerh itse gerek
Çeviri: Can neye ulaşırsa, akıl da ona hizmet eder,
Gönül neyi severse, dil onu söylese gerek (söyler).
Açıklama: Gönül sevgisi dile ve akla yön verir.
6
Aceb midür ‘âşık kişi ma'şûkını zikr iderse /
Işk başından aşıcagaz gönlini zâr itse gerek
Çeviri: Aşığın sevdiğini anmasına şaşılır mı?
Aşk başından aşınca, gönül inlese gerek.
Açıklama: Âşık maşûkunu zikreder, aşk gönlü feryat eder.
7
Yûnus imdi sever isen andan haber virgil bize /
Âşıkun oldur nişânı maşûkın eyitse gerek
Çeviri: Yunus şimdi seversen, O'ndan haber ver bize,
Aşığın odur nişanı,(işareti) sevdiğini söylese gerek.
Açıklama: Âşığın alameti sevdiğinin sözünü dile getirmektir.
*
1
Gel iy dervîşlik isteyen eydem sana n'itmek gerek /
Şerbetleri elden koyup aguyı nûş itmek gerek
Çeviri: Gel ey dervişlik isteyen, diyeyim sana ne yapman gerek (Hak yoluna girmek isteyen),
Şerbetleri bırakıp, zehiri içmek gerek.
Açıklama: Dervişlik kolay değil, zahmet ve acıyı göze almak gerekir.
2
Gelmek gerek terbiyete kamu bildüklerin koya /
Mürebbîsi ne dirise pes ol anı dutmak gerek
Çeviri: Girmek gerek terbiyeye, (bunun için) bütün bildiklerini bıraksın,
Rehberi ne derse, o sözü tutması gerek.
Açıklama: Dervişlik mürşide teslimiyet ister.
3
Çeke sabr u kanâ'atı tâze-kârlık ide katı Bu yola vireler iti bu yola yüz tutmak gerek
Çeviri: Sabır ve kanaati kuşanıp, taptaze bir gayret etmesi gerek,
Bu yola feda edip (nefis) itini, bu yola yüzünü dönmesi gerek.
Kanâ'atı: kanaati: Elindekiyle yetinme, gözü tokluk.
4
Dünyâdan gönlini çeke eli ile arpa eke / Unına yarı kül kata güneşde kurutmak gerek
Çeviri: Dünyadan gönlünü çekip, eliyle arpa ekmek gerek,
Ununa yarı yarıya kül katsın, (onu) güneşte kurutması gerek.
Açıklama: arpa, en kanaatkar ekindir. Arpa, kıraç toprakta, az suyla yetişen, buğdaya göre daha "aşağı" ve "fakir yiyeceği" sayılır.
5
Aceb anı niçe yiye nefsi dilerse yiyleye
Kaçan kim iftâr eyleye üç günde bir itmek gerek
Çeviri: Acaba arpayı nasıl yesin, nefsi (daha lezzetlisini) isterse sadece koklasın,
Ne vakit iftar eylese, üç günde bir yemesi gerek.
Açıklama: Derviş nefsi terbiye için az yer, sabırla dayanır.
6
Oldur erenler dirligi bular bilmez ‘ayyârlıgı /
Anunla bulur erligi kahrı dahı yutmak gerek
Çeviri: Budur erenlerin yaşamı, bunlar bilmez hilekarlığı,
Bunlarla bulur erliği, kahrı dahi yutması gerek.(katlanması gerek).
Açıklama: Erenler ayyaşlık bilmez, kahır ve sıkıntıyı sabırla yutar.
7
Bakma bu dünyâ yüzine aldanma halkun sözine /
Dönüp dîdâr arzûsına ol Hakk'a yüz tutmak gerek
Çeviri: Bakma bu dünyanın yüzüne, aldanma halkın sözüne,
Dönüp ilahi yüz arzusuna, o Hakk’a yüzünü dönmen gerek.
Açıklama: Derviş dünyaya değil, Hakk’ın cemâline yönelir.
8
Yûnus bunı kime diye kim kasd ide bir uluya /
Şâyed birimüz işleye ‘âşıklara itmek gerek
Çeviri: Yunus bu sözleri kime desin,(sadece) ulu bir kişiye yönelmek isteyene demek gerek,
Şayet birimiz hata işlese, aşıkların ona yardım etmesi gerek.
Açıklama: Yunus, bu zorlu yolu belki içimizden biri yürür ümidiyle bu sözleri sadece hakiki âşıklara emanet eder.
*
1
N'idelüm bu dünyâyı n'eyleyüp n'itmek gerek /
Dâimâ ‘ışk etegin komayup tutmak gerek
Çeviri: Ne yapalım bu dünyayı, ne eyleyip ne etmek gerek?
Daima aşkın eteğini bırakmayıp tutmak gerek.
Açıklama: Dünya fânidir, aşkı tutmak tek çaredir.
2
Çalab'um bu dünyâyı kahır içün yaratmış / Gerçegin gelenlerün kahrını yutmak gerek
Çeviri: Tanrım bu dünyayı, kahır için yaratmış,
Gerçekten gelenlerin, kahrı yutması gerek.(sabretmesi)
Açıklama: Dünya sıkıntı evidir, sabırla kahır yutmak gerekir.
3
Ol yarınki yollara anda yoldaş isteyen / Bu dünyâda dostını kılavuz dutmak gerek
Çeviri: O yarınki yollarda,( Ahiret) orada yoldaş isteyen,
Bu dünyada Dost'u, kılavuz tutması gerek.
Açıklama: Ahiret yolunda dost kılavuzdur.
4
Uçmak Uçmak didügün kullarun yiltedügün / Uçmagun ser-mâyesi bir gönül itmek gerek
Çeviri: Cennet cennet dediğin, kullarını heveslendirdiğin,
1:Cennetin sermayesi, bir gönül yapmak gerek,
2: Cennete girmenin şartı, gönül kazanmaktır.
Açıklama: Cennetin anahtarı gönül sevgisidir.
5
Erenlerün âhına tag-taş katlanımadı / Kalkanı demir ise okları atmak gerek
Çeviri: Erenlerin ahına, dağ taş katlanamadı,
(nefsin) Kalkanı demir ise, okları atmak gerek.
Açıklama: Samimi yakarışın ahın karşısında, hiçbir engel duramaz.
6
Yûnus er nazarında tâze güller açılmış / Sen gerçek bülbülisen nazarda ötmek gerek
Çeviri: Yunus er nazarında taze güller açılmış, (rehberin bakışında),
Sen gerçek bülbül isen, nazarda (bakışta) ötmen gerek.
Açıklama: Hakikat erlerinin nazarında güller açar, âşık bülbül gibi öter.
*
1
Dervîş olan kişinün dirligi arı gerek / Yol içinde hem anun nâmûsı arı gerek
Çeviri: Derviş olan kişinin, yaşamı temiz olsa gerek,
Yol içinde onun, onuru temiz olması gerek.
Açıklama: Dervişlik temiz bir hayat ve nefisten kaçınma ister.
2
Geç benlik da‘vâsından söyle sözün hâsından /
Ol Allah korkusından benzi anun sarı gerek
Çeviri: Geç benlik davasından, söyle sözün hasından (özünden,
O Allah korkusundan yüzünün rengi sararmış olması gerek.
Açıklama: Derviş benlikten geçer, Allah korkusuyla yaşar.
3
Gitmeye bagrı başı dinmeye gözi yaşı / Her dem dervîşün işi âhıla zârı gerek
Çeviri: Gitmesin bağrının (gönlünün) yarası, dinmesin gözünün yaşı,
Her an dervişin işi, ah ile inlemesi gerek.
Açıklama: Dervişin hali yanık gönül ve gözyaşıdır.
4
Kimseye hor bakmagıl hergiz gönül yıkmagıl /
Yitmiş iki milletde dervîşlik yarı gerek
Çeviri: Kimseyi hor görme, asla gönül yıkma,
Yetmiş iki millete, derviş dost olsa gerek.
Yitmiş iki: yetmiş iki: Çokluğu, tüm insanlığı ifade eden sayı.
5
Korkmaya Tamu'sından ummaya Hûrîsinden / Dâim anun maksûdı Hakk'un dîdârı gerek
Çeviri: Korkmasın cehenneminden, ummasın hurisinden,
Daima onun maksadı Hakk'ın yüzünü istemesi gerek.
Hûrîsinden: hurisinden: Cennet kızlarından, ödüllerinden.
6
Toprak eyle yüzüni miskînlere iy Yûnus / Cümlesinden ziyâde erün ikrârı gerek
Çeviri: Toprak eyle yüzünü, dervişlere ey Yunus,
Hepsinden ziyade, er kişinin sözüne sadakati gerekir.
Açıklama: Dervişlik tevazu ve ikrarla tamam olur.
*
1
N'iderüz dirlik suyın biz cânı yagmâya virdük /
Cevherleri sarrâflara ma‘deni yagmâya virdük
Çeviri: Ne edelim hayat suyunu, biz canı yağmaya verdik,
Cevherleri sarraflara, madeni yağmaya verdik.
Yagmâya virdük: yağmaya verdik: Gözden çıkardık, feda ettik, bağışladık.
Sarrâflara: sarraflara: Değer bilenlere, altın ve mücevher uzmanlarına
Açıklama: Hayatın kaynağı olan canı ve cevheri feda ettik.
2
Bizüm il bâzirgânı hîç assı gözetmedi / Çün assı bizüm degül ziyânı yagmâya virdük
Çeviri: Bizim (gönül) memleketin tüccarı hiç kâr gözetmedi,
Madem kâr bizim değil, zararı yağmaya verdik.
Açıklama: Derviş, ne bir kazanç (sevap/cennet) peşinde koşar ne de elindeki zararı (dünyevi kayıpları) dert eder; her şeyi aşk uğruna feda eder.
3
Bu yolun ‘ârifleri geçürmezler meta‘ı / Biz hod ‘uryân giderüz dükkânı yagmâya virdük
Çeviri: Bu yolun arifleri, yük etmezler dünya malını,
Biz zaten çıplak gideriz, dükkânı yağmaya verdik.
Açıklama: Ârifler mal-mülk saklar, biz ise dükkânı (dünyayı) bile feda ettik.
4
Bizüm bâzârumuzda yokluk alur müşteri / Çün iş böyle harîdâr varını yagmâya virdük
Çeviri: Bizim pazarımızda müşteri, yokluk satın alır,
Madem alıcı budur, (biz de) varlığımızı yağmaya verdik.
Açıklama: Hak yolunun pazarı yokluktur; varlık yokluğa feda edilir.
5
Dîn ü millet bâzârın yagmâladı sen ü ben Çıkduk iki aradan sen-beni yagmâya virdük
Çeviri: Din ve millet pazarını Senlik ve benlik (davası) yağmaladı,
Çıktık iki aradan, senlik ve benliği yağmaya verdik.
Açıklama: “Sen-ben” ikiliğini terk ettik; birlik için benliği feda ettik.
6
Küfrile îmân sözi hicâb oldı bu yolda / Safâlaşduk küfrile îmânı yagmâya virdük
Çeviri: 1:Küfür ile iman sözü, perde oldu bu yolda.
2: inanç- inançsızlık, sözü engel oldu bu yolda,
Temizlendik, küfür ile, imanı yağmaya verdik.(feda ettik)
Açıklama: Hak yolunda küfür ve iman sözü bile perde olur, hepsi feda edilir.
7
Zühdile çok istedük hîç müyesser olmadı / Terk idüben küllîsin gümânı yagmâya virdük
Çeviri: (Şekilci) sofulukla çok istedik, hiç nasip olmadı,
Terk ettik her şeyi, şüpheyi yağmaya verdik.
Açıklama: Kuru zahitlik yetmez; şüpheyi aşmak için tam teslimiyet gerekir.
8
Yüz bin yıllık ‘ömr olsa bir kuşlıkça degüldür /
Geçdük bitmez sagışdan zamânı yagmâya virdük
Çeviri: Yüz bin yıllık ömür olsa, bir kuşluk vakti bile değildir,
Vazgeçtik bitmez hesaplardan, zamanı yağmaya verdik.
Kuşlıkça: kuşluk vakti kadar: Sabah ile öğle arası kadar kısa süre. (Eski Türkçe kuşluk)
9
Pâyânlu devr-i zamân çok egledi Yûnus'ı / Pâyânsuz devre irdi devrânı yagmâya virdük
Çeviri: Sonlu zaman döngüsü, çok oyaladı Yunus’u,
(Ruhumuz) sonsuz döngüye erdi, devranı yağmaya verdik.
Devr-i zamân: zamanın döngüsü: Devir, vakit, dünya hayatı
*
1
Ne söz keleci dirisem dilüm seni söyleyicek /
Kanda yürürsem yürürem senden yana kaçar dilek
Çeviri: Hangi sözü söylesem, dilim Seni söyleyecek,
Nerede yürürsem yürüyeyim, Sana yönelir her dileğim.
Açıklama: Âşığın dili ve dileği hep ma‘şûka yönelir.
2
Hakdur seni sevmezlere cânsuz sûretdür dirisem /
Anuniçün cânlulara senün gibi ma‘şûk gerek
Çeviri: Haktır, Seni sevmeyene "cansız bir suret" dersem,
Onun için canlılara, Senin gibi sevgili gerek.
Açıklama: Hakikat sevgisiz olmaz; ma‘şûk hayat kaynağıdır.
3
Söyledün cümle ‘âleme henüz nikâb içindesin /
Bir dem perdesüz yürisen iki cihân olur helâk
Çeviri: Ses verdin cümle âleme, hâlâ örtü içindesin,
Bir an perdesiz görünsen, iki cihan olur helak.
Açıklama: dostun hakikati perdeyle örtülüdür, perde açılırsa cihan dayanamaz.
4
Dîv ü perî ins ü melek sever seni her mahlûkât /
Hayrân olup ileyünde turmış durur hûr u melek
Çeviri: Dev ve peri, insan, melek, sever Seni her mahlukat,
Hayran olup önünde durur, Huriler ve melekler.
Açıklama: dost, evrensel sevgilidir, bütün varlık ona hayrandır.
5
Nûşdur senün elünile zehr-i kâtil içerisem /
Bilmezem ne ma‘nîsi var ol olur cânuma tiryâk
Çeviri: Tatlıdır, Senin elinle öldürücü zehir içersem,
Bilmem ne hikmeti var, o zehir olur canıma panzehir.
Açıklama: Dostun eliyle zehir bile şifa olur.
6
Ger şehd ü şeker yirisem sensüz agudur cânuma /
Çün cânumun sensin dadı kanda bulam senden yigrek
Çeviri: Eğer bal ve şeker yesem, Sensiz zehirdir canıma,
Çünkü canımın tadı Sensin, nerede bulayım Senden iyisini?
Açıklama: sevgili olmadan tat bile acıdır; hakiki tat sevgilidedir.
7
Yüz bin eger cevr ü cefâ ugrarısa sûretüme
Hiç eksilmez şâdılıgum cümle diler seni sevmek
Çeviri: Yüz bin eziyet ve sıkıntı gelse bile bedenime,
Hiç eksilmez mutluluğum, her yanım Seni sevmeyi diler.
Açıklama: Cefâ aşkı eksiltmez, sevgi daimdir.
8
Ne var eger Yûnus dahı ‘ışk içinde zerreyise /
Işk odıyla kâyım durur yirile gök çarh-ı felek
Çeviri: Ne çıkar eğer Yunus da, aşk içinde bir zerre ise?
Aşk ateşiyle ayakta durur yer, gök ve evren.
Açıklama: Yunus aşkın bir zerresidir; aşk ateşi evreni ayakta tutar.
*
1
Çalap nûrdan yaratmış cânını Muhammed'ün Âleme rahmet saçmış adını Muhammed'ün
Çeviri: Tanrı nurdan yaratmış, canını Muhammed'in,
Âleme rahmet saçmış, adı Muhammed'in.
Açıklama: Hz. Muhammed nurdan yaratılmış ve rahmet olarak gönderilmiştir.
2
Dostum dimiş yaratmış hem anun kaydın yimiş /
Ümmetden yana komış yönini Muhammed'ün
Çeviri: Dostum demiş yaratmış, O'nu hep koruyup kollamış,
Ümmetine doğru dönmüş, yüzünü Muhammed.
Açıklama: Hz. Muhammed, ümmet için yönünü Hak’tan yana çevirmiştir.
3
Muhammed bir denizdür ‘âlemi tutup durur Yitmiş bin peygamberler gölinde Muhammed'ün
Çeviri: Muhammed bir denizdir, bütün alemi dünyayı kuşatmış,
Yetmiş bin peygamber, gölündedir Muhammed'in.
Açıklama: Hz. Muhammed peygamberlerin de rehberi ve deniz gibi geniştir.
4
Dünyâ mâlın dutmamış hîç emânet artmamış Derzi biçüp dikmemiş tonını Muhammed'ün
Çeviri: Dünya malını tutmamış, ilahi emre sadık kalmış,
Terzi biçip dikmemiş, elbisesini Muhammed'in.
Açıklama: Hz. Muhammed dünya malına değer vermemiş, zahidane yaşamıştır.
5
Tanrı Arslanı ‘Alî sagında Muhammed'ün / Hasan'ıla Hüseyin solunda Muhammed'ün
Çeviri: Tanrı Arslanı Ali, sağındadır Muhammed'in,
Hasan ile Hüseyin, solundadır Muhammed'in.
Açıklama: Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin Peygamber’in yakınında zikredilir.
6
Yılda yitmiş bin hâcı her biri niyyet ider
Varur ziyâret ider nûrını Muhammed'ün
Çeviri: Yılda yetmiş bin hacı, niyet eder her biri,
Varır ziyaret eder, nurunu Muhammed'in.
Açıklama: Hacılar, Peygamber’in nurunu ziyarete niyet ederler.
7
Yûnus Emrem ‘ışkludur eksiklüdür miskîndür
Her kim yimez mahrûmdur honını Muhammed'ün
Çeviri: Yunus Emrem aşıktır, noksandır, acizdir,
Her Kim yemezse mahrumdur, sofrasından Muhammed'in.
Açıklama: Yunus kendini zavallı görür, Muhammed’in lokmasını yemeyen mahrum kalır.
*
1
Nişânı bu benzi saru gözleri yaşdur ‘âşıkun /
Işk odına yanar cânı cigeri başdur ‘âşıkun
Çeviri: Belirtisi budur, Yüzü sarı, gözü yaşlıdır aşığın,
Aşk ateşine yanar canı, ciğeri yaradır aşığın,
Cigeri baş: ciğeri: ciğeri çıban başı (mecazen) derin acıların merkezi.
Baş: yaranın, çıbanın olgunlaşıp uç vermesi,
2
Dün-gün yürür hayrân olur ‘ışk odına yanar erür /
Döşegi toprag u kabir yasdugı taşdur ‘âşıkun
Çeviri: Gece gündüz yürür hayran olur, aşk ateşine yanar erir,
Döşeği toprak ve kabir, yastığı taştır aşığın.
Açıklama: Âşık dünyada hayran yürür, sonunda toprak ve taşla buluşur.
3
Kimse bilmez âşık hâlin gönlünde nedür ahvâlin /
Süpürmege dostun yolın yüzi ferâşdur ‘âşıkun
Çeviri: Kimse bilmez aşığın halini, gönlünde ne olduğunu,
Süpürmek için dostun yolunu, yüzü süpürgedir aşığın.
Açıklama: Âşık gönlündeki sırları gizler, dost yoluna hizmet eder.
4
Miskîn olur ‘âşık kişi durmaz akar gözi yaşı /
Mâlı mülki cân u başı ‘ışka tarâşdur ‘âşıkun
Çeviri: Aciz olur aşık kişi, durmaz akar gözü yaşı,
Malı mülkü, canı başı aşk yoluna fedadır aşığın.
Açıklama: Âşık her şeyini aşk uğruna verir.
5
‘Âşık kılar dün-gün âhı vurur Hak'a dogrı râhı /
Her dem gönül seyrengehi gönli Mi'râc'dur ‘âşıkun
Çeviri: Aşık gece gündüz ah eder, Hakka doğru yönelir,
Her an gönül seyir yeri, gönlü Miraç'tır aşığın.
Mi'râc'dur: Miraç'tır: Göğe yükselme, ilahi huzura çıkış.
6
Her bir kişi bir iş dutar ol dosta yakın olmaga /
Gice gündüz nefsiyile her dem savaşdur ‘âşıkun
Çeviri: Her bir kişi bir iş tutar, o dosta yakın olmak için,
Gece gündüz nefsiyle, her an savaşır aşık.
Açıklama: Âşığın işi, nefisle mücadeledir.
7
Yûnus eydür ol melâmet şeyhliği, ‘âşıklıga sat /
‘Âşık da n'ister eyü ad bed-nâmı hoşdur ‘âşıkun
Çeviri: Yunus der ki- (Makamı) Şeyhliği bırak, gösterişi aşkla değiş,
Aşık niye istesin iyi adı, adı çıkmışlık hoştur aşığın.
Açıklama: Âşık için şöhret değil, Hak yolunda Kötü ad, olmak hoştur.
*
1
İy su kandan gelürsin vatanun kanda senün Kanda çukur bulursan yatagun anda senün
Çeviri: Ey su nereden gelirsin, vatanın nerede senin?
Nerede çukur bulursan, yatağın ordadır senin.
Açıklama: Su her yerde akar, çukur bulunca orada durur; hayatın kaynağıdır.
2
Sen yüceden çıkarsın alçak yire akarsın / Gönül Hakk'a dutarsın alçak gönlün var senün
Çeviri: Sen yükseklerden çıkarsın, alçak yere akarsın,
Gönlünü Hakk'a bağlarsın, alçak gönlün var senin.
Açıklama: Su tevazu ile akar; gönül de alçak gönüllülükle Hakk’a yönelir.
3
Seni bulut götürür ‘âlemlere yitürür / Dürlü çiçek bitürür hoş üstâdun var senün
Çeviri: Seni bulut götürür, âlemlere ulaştırır,
Türlü çiçek bitirirsin, hoş üstadın var senin.
Açıklama: Su bulutla taşınır, çiçekleri bitirir; yaratıcı ustası Hak’tır.
4
Agaçlara varursın köklerinden girürsin / Dunı sıra yürürsin uzun elün var senün
Çeviri: Ağaçlara varırsın, köklerinden girersin,
Durmadan yürürsün, uzun elin var senin.
Açıklama: Su, ağaçların köklerine girer, dünyada her yere ulaşır.
5
Kandayısa yaş-kurı hîç sensüz olmaz biri Ne ölüsin ne diri hîç tenün yokdur senün
Çeviri: Nerede yaş kuru varsa, hiç sensiz olmaz biri,
Ne ölüsün ne diri, hiç bedenin yoktur senin.
Açıklama: Su, hem canlı hem cansızdır; şekilsizdir ama hayat kaynağıdır.
6
Kimün denize gider kimün tütüni tüter / İsmün disen ne durur hoş bâzârun var senün
Çeviri: bir kısmın denize gider, bir kısmında dumanı tüter,
İsmin nedir söylesen, hoş pazarın var senin.
Açıklama: Su denize gider, buhar olur; döngüsü vardır, pazarı geniştir.
7
Akup deniz olursın tagılup toz olursın / Göllerde sâz olursın yapılan evler senün
Çeviri: Akıp deniz olursun, dağılıp toz olursun,
Göllerde saz olursun, yapılan evler senindir.
Açıklama: Su deniz olur, buhar olur, sazları bitirir, evlerin temelidir.
8
Dünyede cânlu cânsuz olımayalar sensüz / Câna cânsın gümânsuz hîç menendün yok senün
Çeviri: Dünyada canlı cansız, olamazlar hiç sensiz (sana muhtaçtır),
Cana cansın şüphesiz, benzerin yok senin.
Açıklama: Su olmadan hiçbir şey olmaz; eşsizdir, hayatın kendisidir.
9
Şimdi Yûnus susadı diler ki senden içe / Bir içim bin kızıla nice bahân yok senün
Çeviri: Yunus şimdi susadı, ister ki senden içsin,
Bir içimin (yudumun) bin altına bedeldir, pahan yoktur senin.(değerin ölçülemez)
Açıklama: Su içmek hayat verir; Yunus için su, aşkın ve Hak tecellisinin sembolüdür.
*
1
Ger uluya irdünise sûret nakşı nendür senün /
Mâ‘nîye yol buldunısa iş bu dünyâ nendür senün
Çeviri: Eğer Yüceliğe erdin ise, dış görünüş neyine senin?
Manaya yol buldun ise, bu dünya neyine senin?
Açıklama: Hakikate eren için sûret ve dünya değersizdir.
2
Görgeç yolundan kamusın terk it bu dünyâ da‘vîsin /
Kogıl bu ‘âlem sevisin aşıklıcak nendür senün
Çeviri: Görür görmez yolunda hepsini, terk et bu dünya davasını,
Bırak bu dünya sevgisini, aşık olunca bunlar neyine senin?
Açıklama: Âşık için dünya sevgisi terk edilmelidir.
3
Sen dünyânun terkin urgıl gelüp ‘ışk evine girgil /
İlerki menzile irgil girü kalmak nendür senün
Çeviri: Sen dünyayı terk et, gelip aşk evine gir,
İlerideki durağa eriş, geride kalmak neyine senin?
Açıklama: Âşık dünyayı bırakıp aşk menziline yönelir.
4
Bu vücûdun ser-mâyesi od u su toprag u yildür /
Her biri aslına gider gâfil olmak nendür senün
Çeviri: Bu vücudun sermayesi (özü) ateş, su, toprak ve rüzgârdır,
Her biri aslına gider, gaflette olmak olmak neyine senin?
Açıklama: İnsan bedeni unsurlardan oluşur, sonunda aslına döner.
5
Dün ü gün kaygular yirsin n'ideyin yohsulın dirsin /
Ol cömerddür rızkun virür kaygu yimek nendür senün
Çeviri: Gece gündüz kaygılanırsın, "Ne yapayım, yoksulum" dersin,
O cömerttir rızkını verir, kaygılanmak neyine senin?
Açıklama: Rızık Allah’tandır, kaygı boşunadır. İlahi adalette hiçbir şey kaybolmaz.
6
Büt-hâne vü şarâb-hâne mescid oldı gerçek câna /
Bir pûlun varmaz ziyâna yalancılık nendür senün
Çeviri: Puthane ve meyhane, ibadethanedir gerçek cana,
Bir kuruşun (bile) gitmez boşa, yalancılık neyine senin?
Açıklama: Hakikatte gönül mesciddir, dış suretler önemsizdir. İlahi adalette hiçbir şey kaybolmaz.
7
Çün âhirete kavîsin ko bu yalancı da‘vîsin /
Bu mâl u hazne sevisin ‘âşıkısan nendür senün
Çeviri: Çünkü ahirete inancın tam, bırak bu yalancı davayı,
Bu mal ve hazine sevgisi, âşıksan neyine senin?
Açıklama: Âşık için mal ve hazine sevgisi anlamsızdır.
8
Yigil yidürgil bî-çâre eksilürse Tanrı'n vire /
Bir gün tenün yire gire girü kalan nendür senün
Çeviri: Ye ve yedir ey çaresiz, eksilirse Allah verir,
Bir gün bedenin toprağa girecek, geride kalan neyine senin?
Açıklama: Dünya nimetleri geçicidir, beden toprağa döner.
9
Benüm diyüben dirersin hakîkat da‘vî idersin /
Pâdişâh suçuna kalmaz güm-râh olmak nendür senün
Çeviri: Benim" deyip (dünya malı) toplarsın, hakikat davası güdersin,
Padişah suçun peşini bırakmaz, yolunu şaşırmak neyine senin?
Açıklama: Benlik hakikate engeldir, Hak yolunda “ben” yoktur.
10
Yûnus ol ‘ışk badyasından sen iñen esrük olmışsın /
Bî-hod iken irdün Hakk'a ayuk olmak nendür senün
Çeviri: Yunus, o aşk kadehinden sen çok sarhoş olmuşsun,
Kendinden geçmişken erdin Hakk’a, ayık olmak neyine senin?
Açıklama: Aşk sarhoşluğu Hak’a eriştirir; ayıklık anlamsızdır.
*
1
Dervîşler gönli safâ hükm ider Kâf'dan Kâf'a /
İy niçe selâtînler zebûnı dervîşlerün
Çeviri: Dervişlerin gönlü huzurdur, hükmederler Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na,
Ey nice sultanlar, esiridir dervişlerin.
Kâf'dan Kâf'a: Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na: dünyadan dünyaya
2
Dervîşlerün hâlleri Hak'a gider yolları / Arş'da na'lin dönderdi Üveys'i dervîşlerün
Çeviri: Dervişlerin halleri, Hak'a gider yolları,
Arş'ta muhammedin ayakkabısnı döndürdü, dervişlerinden Üveys (Veysel Karânî).
Üveys'i: Miraç hadisesi sırasında Hz. Muhammed, Arş'ta bu nalinleri ve onları çeviren ruhaniyeti görmüş. Cebrail ise bu yüksek mertebenin, Peygamber sevgisiyle yanıp tutuşan Üveys'e (Veysel Karânî) ait olduğunu bildirmiştir.
Açıklama:
3
Resûl agdı Mi'râc'a nazar eyledi hoca / Görün görün kim niçe vasfını dervîşlerün
Çeviri: Resul yükseldi Miraç’a, nazar eyledi Hoca (Yüce Mevla),
Görün bakın dervişlerin, vasfı nasıldır.
Açıklama: Mi‘rac’da dervişlerin vasıfları görülür.
4
Arş'dan döndi Mustafâ anda ashâb-ı safâ Dinledi sözlerini sır sözi dervîşlerün
Çeviri: Arş’tan döndü Mustafa, orada ashâb-ı safâ (gönlü pak dostları),
Dervişlerin, o sır sözlerini dinledi.
Açıklama: Peygamber dervişlerin sır sözlerini dinledi.
5
Resûl indi tapuya elin urdı kapuya / Didiler kimsin ana miskîni dervîşlerün
Çeviri: Resul indi huzura, elini vurdu kapıya,
Dediler -kimsin ona, (dedi) dervişlerin garibiyim.
Açıklama: Derviş miskinlik ile kapıya varır.
6
Resûl girdi içerü yârenler turdı örü / Âşıklar dîdâr gördi visâlin dervîşlerün
Çeviri: Resul girdi içeri, yârenler ayağa kalktı,
Âşıklar ilahi yüzü gördü, dervişlerin (Hakk'a) kavuştuğu yerde.
Yârenler: dostlar: Yakın arkadaşlar, sahabe, gönül birliği edenler.
7
Resûl eydür iy Kayyûm bunlar ‘acâyib kavim /
Sır denizi kılmışsın gönlini dervîşlerün
Çeviri: Resul der ki: "Ey Kayyûm (Her şeyi ayakta tutan) bunlar ne acayip bir kavimdir,
Sır denizi eylemişsin, gönlünü dervişlerin.
Kayyûm: Kayyum: Her şeyi ayakta tutan, varlığı kendinden olan
8
Bunlara benüm didüm bunlara benin didüm / Unıtdurdum mâlını gencini dervîşlerün
Çeviri:(Hak)- Bunlara benim dedim, bunlara benim dedim,
Dervişe, dünya malını, hazinesini unutturdum.
Açıklama: Allah onlara "benimdir" dedi ve gönüllerinden dünya hırsını sildi.
9
Dervîşlik bir pîşedür hırkacugı mîşedür / Çok cânavârlar yörür tonında dervîşlerün
Çeviri: Dervişlik bir sanattır, hırkacığı meşe gibidir (sağlamdır),
Çok canavarlar yürür, giysisinde dervişlerin.
Meşe: ağaç-ormanlık
Açıklama: Mesele hırkayı giymek değil, içteki hayvani nefis canavarını terbiye etmektir.
10
Miskîn Yûnus n'eylesün niçe bir şerh eylesün /
Âşıkdur kul söylesün vasfını dervîşlerün
Çeviri: Zavallı Yunus ne yapsın, daha ne kadar anlatsın?
Âşıktır kul (yunus), söylesin dervişlerin hallerini.
Açıklama: Yunus kendini zavallı görür, dervişlerin vasfını âşık kul olarak söyler.
*
1
Dost diridüm istegüm dermânıdur âşıklarun
Câm-ı ‘ışkı koma kim peymânıdur âşıklarun
Çeviri: -Dost dedim, isteğim âşıkların dermanıdır (çaresidir),
Aşk kadehini bırakma, o (ezeldeki) aşıkların sözü ve kadehidir.
Açıklama: Âşık için aşk kadehi vazgeçilmezdir, dost dermandır.
2
Âşık ol ‘ışk odına pervâne gibi yana gör Oda yanan kimseler pes cânıdur âşıklarun
Çeviri: Âşık ol aşk ateşine, gece kelebeği gibi yanmaya bak,
Ateşte yanan kimseler, işte âşıkların canıdır.
Açıklama: Âşık aşk ateşinde yanar, bu yanış onun canıdır.
3
Her gice cevlân ider Hakk'un cemâlin görmege /
Arş-ı ‘azîm dem-be-dem seyrânıdur âşıklarun
Çeviri: Her gece dolaşır, Hakk'ın güzelliğini görmeye,
Yüce Arş her an gezinti yeridir âşıkların.
Açıklama: Âşıkların gönlü her an Hak cemâline yönelir.
4
Zâhidün zühdiyile Cennet makâmı olur / Mâsivânun küllisi zindânıdur âşıklarun
Çeviri: Zâhidin ibadetiyle, Cennet makamı olur,
Allah'tan gayrısının tamamı, zindanıdır âşıkların.
Zâhidün: kaba softanın: Dünyadan el etek çekip sadece ibadetle uğraşan kişinin; (Arapça zâhid).
Açıklama: Zahid cennet arar, âşık ise mâsivâyı terk eder.
5
Hor bakma sen ‘azîzüm ‘ışk erine zinhâr / Sırr-ı Mevlâ'sıyıla pinhânıdur âşıklarun
Çeviri: Hor bakma sen azizim, aşk erine sakın,
Mevlâ’nın sırrıyla, gizlidir âşıklar.
Mevlâ'sıyıla: Mevla'sıyla: efendisiyle.
6
Şeyh-i kâmil hizmetinden fârig olma iy Yûnus /
Kulluk itmek pîrine erkânıdur âşıklarun
Çeviri: Olgun mürşidin hizmetinden vazgeçme ey Yunus,
Kulluk etmek pirine (rehberine) yoludur âşıkların.
Pîrine: pirine: Mürşidine, yol göstericisine, manevi önderine; (Farsça pîr).
*
1
Kul pâdişâhsuz olmaz pâdişâh kulsuz degül Pâdişâhı kim bileydi kul itmese yort savul
Çeviri: Kul padişahsız olmaz, padişah da kulsuz değil,
Kul olmasa Padişahı kim bilirdi, -yolu açın.
Açıklama: Kul ve padişah birbirine bağlıdır; Hak ile kul arasındaki ilişkiyi anlatır.
2
Sultân hemîşe sultân kul hemîşe kulıdı / Ol kadîm pâdişâydı usûl içinde usûl
Çeviri: Sultan daima sultan, kul daima kuludur,
O ezelî padişah’tı, her kuralın içindeki asıl kuraldı.
Açıklama: Hak kadîm padişahtır, kul ise daima kuldur.
3
Tanrı kadîm kul kadîm ayrılmadum bir adım gör kul kim Tanrı kimdür anla iy sâhib-kabûl
Çeviri: Tanrı ezelîdir kul Kadimdir (çok eskidir (ayrılmadım bir adım,
Gör, kul kimdir Tanrı kimdir, anla ey hakikat ehli.
Kadîm: başlangıcı olmayan: Ezelî, hep var olan
4
Bize birlik sarâyın togru beşâret ayın / Geç ikilik fikrinden kogıl benligi yâ kul
Çeviri: Birlik sarayını, bize dosdoğru müjdeyle açıkla,
Geç ikilik fikrinden, bırak benliği ey kul.
Açıklama: Birliğe yönelmek, ikilikten ve benlikten geçmek gerekir.
5
Gör imdi gizlü seyri seyir içinde sırrı / Kul bilmez bu tedbîri kime degdi bu nüzûl
Çeviri: Gör şimdi gizli seyri, seyir içinde sırrı,
Kul bilmez bu düzeni, kime değdi bu lütuf (nasip).
Açıklama: Hakikat sırrı kul tarafından bilinmez, gizli seyir vardır.
6
Eyid eyid kamusın ne kân u ne ma‘densin / Sûret-i pür-ma‘nîsin pâdişâhı sende bul
Çeviri: Söyle söyle hepsini, neyin kaynağısın ne madenisin?
Anlam dolu suretsin, Padişahı sende bul.
Açıklama: Kul sûretinde mânâ vardır, Hak tecellisi kulda bulunur.
7
Gel imdi hicâbun aç senden ayrıl sana kaç,
Sende bulasın Mi'râc sana gelür cümle yol
Çeviri: Gel şimdi perdeni aç senden ayrıl sana kaç,
Sende bulasın Miracı (yükselişi), sana gelir bütün yollar.
Açıklama: perdeyi açmakla Mi‘rac’a erişilir, yollar kulda birleşir.
8
Kanca vardun iy ‘âkil bir agızdan cümle dil /
Cüz'iyyât-ı müselsel haber virür ‘akl-ı kül
Çeviri: Nereye vardın ey akıllı, tek bir ağızdandır bütün diller (Tek bir kaynaktan),
Bütün zerreler, zincirleme haber verir ilahi akıldan.
Açıklama: her şeyi kuşatan ilahi akıl, bütün dillerden haber verir, hakikati gösterir.
9
Yûnus bak neredesin ne yirde ne gökdesin Bekle edeb perdesin gel imdi gel tapu kıl
Çeviri: Yunus bak neredesin ne yerdesin ne göktesin,
Gözet edep perdesini, gel şimdi teslim ol.
Açıklama: Yunus, edeb perdesiyle Hak huzuruna yönelir.
*
1
Ata belinden bir zamân anasına düşdi gönül /
Hak'dan bize destûr oldı hazîneye düşdi gönül
Çeviri: Baba belinden bir zaman, anasına düştü gönül (Rahmine),
Hak'tan bize izin oldu, hazineye düştü gönül.
Açıklama: Gönlün yolculuğu ana rahmine düşmekle başlar.
2
Anda beni cân eyledi et ü sünük kan eyledi /
Dört on güni diyicegez degirtmege düşdi gönül
Çeviri: Orada beni can eyledi, et ve kemik kan eyledi,
Kırk gün dolunca, değişmeye başladı gönül.
Açıklama: Rahimde gönül can bulur, beden oluşmaya başlar.
3
Yürüridüm anda pinhân Hak buyrugı virmez amân /
Vatanumdan ayırdılar bu dünyeye düşdi gönül
Çeviri: Orada gizli yürürdüm, Hak buyruğu izin vermezdi,
Vatanımdan ayırdılar, bu dünyaya düştü gönül.
Açıklama: Gönül, ana rahminden ayrılıp dünyaya gelir.
4
Beni beşige urdılar elüm ayagum sardılar, Öndin acısın virdiler tuz içine düşdi gönül
Çeviri: Beni beşiğe koydular, elimi ayağımı sardılar,
Önce acısını verdiler, tuz içine düştü gönül.
Açıklama: Çocuklukta beşiğe konur, acılarla tanışır.
5
Günde iki kez çözerler başına akça dizerler /
Agzuma emcek virdiler nefs kabzına düşdi gönül
Çeviri: Günde iki kez çözerler, başına süs parası dizerler,
Ağzıma emzik verdiler, nefis kıskacına düştü gönül.
Açıklama: Çocuklukta gönül nefsin arzularına bağlanır.
6
Bu nesneyi terk eyledüm yürimege ‘azm eyledüm /
On'iki sünügüm yazarlar elden ele düşdi gönül
Çeviri: Bu bu bağı bıraktım, yürümeye azmettim,
Kemiklerim gelişti, gönül elden ele düştü.
Açıklama: Çocuk yürümeye başlar, gönül gelişim yolundadır.
7
Oglan iken sultân kopar kim elin kim yüzin öper /
Akıl bana yoldaş oldı sultânlıga düşdi gönül
Çeviri: Çocukken sultan gibi olur, kimi elini kimi yüzünü öper,
Akıl bana yoldaş oldu, sultanlığa düştü gönül.
Açıklama: Gençlikte akıl yoldaş olur. Gönül, sultanlık hevesine kapılır.
8
Bu çagıla sakal biter görenün gülregi dutar /
Güzeller katında biter sev-sevüye düşdi gönül
Çeviri: Bu çağda sakalı çıkar, görenin gülmesi tutar,
Güzeller katına varır sevip sevilmeye düştü gönül.
Açıklama: Gençlikte gönül, güzellere ve aşka yönelir.
9
Hayırdan şerri çok sever işlemege becid iver /
Nefsinün dilegin kovar nefs evine düşdi gönül
Çeviri: Hayırdan çok şerri sever, işlemeyede heves eder (kötülüğü),
Nefsinin dileğini kovalar, nefis evine düştü gönül.
Açıklama: Gönül, nefsin arzularına kapılır, şerri sever.
*
10
Kırk beşinde sûret döner kara sakala ak iner /
Bakup şeybetin göricek yoldurmaga düşdi gönül
Çeviri: Kırk beşinde görünüş döner, kara sakala beyazlık iner,
Bakıp yaşlılığını görünce, yoldurmaya düştü gönül.(beyazlıkları)
Açıklama: Orta yaşla birlikte gönül ihtiyarlık yoluna girer.
11
Yola gider başaramaz yigitlige eli varmaz Bu nesneleri koyuban yavunmaga düşdi gönül
Çeviri: Yola çıkar başaramaz, yiğitliğe gücü yetmez,
Dünya işlerini bırakıp, sona yaklaşmaya düştü gönül.
Açıklama: Gençlik tükenir, gönül ihtiyarlığa yönelir.
12
Ogl eydür bunadı ölmez kız eydür yirinden durmaz /
Hîç kendü hâlinden bilmez hâlden hâle düşdi gönül
Çeviri: Oğlu der ki bunadı ölmez, kızı der ki yerinden kalkamaz,
Hiç kendi halini bilmez, halden hale düştü gönül.
Açıklama: İhtiyarlıkta gönül Bir durumdan başka bir duruma, düşer, çevresi onun zayıflığını görür.
13
Ölicegez şükr ideler sinden yana iledeler Allah adın zikr ideler çok şüküre düşdi gönül
Çeviri: Ölünce şükrederler, mezara doğru götürürler,
Allah'ın adını zikrederler, çok şükretmeye düştü gönül.
Açıklama: Ölüm yaklaşınca gönül zikre ve şükre yönelir.
14
Su getüreler yumaga kefen saralar komaga Agaç ata bindüreler teneşire düşdi gönül
Çeviri: Su getirirler yıkamak için, kefen sararlar mezara koymak için,
Tahta taputa bindirirler, teneşire düştü gönül.
Açıklama: Ölümle birlikte gönül yıkanır, kefenlenir, teneşire konur.
15
Eger varısa ‘amelün gin olısar sinün senün /
Eger yogısa ‘amelün oddan şarâb içdi gönül
Çeviri: Eğer varsa (iyi) işlerin, geniş olacak mezarın senin,
Eğer iyi işlerin yoksa, ateşten şarap içti gönül.
Açıklama: Amel cenneti veya cehennemi belirler; gönül amelsizse ateşe düşer.
16
Yûnus anlayuvar hâlün şuna ugrayısar yolun /
Bunda elün ireriken hayr işlere düşdi gönül
Çeviri: Yunus anla halini, bu sona uğrayacak yolun,
Burada gücün yetiyorken, hayır işlerine adandı gönül.
Açıklama: Yunus gönlün yolculuğunu anlar ve hayırlı işlere yönelir.
*
1
Yavlak ‘aceb geldi bana dünyâ içinde işbu hâl /
Gice konuk olan kişi gine sabâh göçer fi'l-hâl
Çeviri: Çok acayip geldi bana, dünya içinde bu hal,
Gece konuk olan kişi, yine sabah gider hemen.
Açıklama: Dünya kısa bir konaklama yeridir, sabah göçmek yani ölmek kaçınılmazdır.
2
Eger girçek konugısan aç gözün uyanugısan,
Sen bu söze tanugısan girü kalur mülkile mâl
Çeviri: Eğer gerçek misafirsen, aç gözünü uyanıksan,
Sen bu söze şahitsen, geride kalır mal mülk.
Açıklama: İnsan sadece konuktur. Gafletten uyan. Mal ve mülk dünyada kalır,
3
Mâlunı özge kişi yir sen var anda hisâbın vir /
Sinün hemân bir adım yir gel gör âhir nedür bu fâl
Çeviri: Malını başkası yer, sen git orada hesabını ver,
Mezarın sadece bir adım yer, gel gör sonu nedir bu talih.
Açıklama: Malın burda başkasına kalır, sen ahirette malın hesabını verirsin.
4
Gözün görürken yi-yidür eylemegil bunca özür /
Bu dünyede hâsıl nedür hayreyle bâzârı vir al,
Çeviri: Gözün görürken ye ve yedir,(iyilik etmeye) etme bu kadar bahane,
Bu dünyada kazanç nedir hayır işle pazarda ver al.
Özür: bahane: Mazeret, engel.
5
Ben diyeyin sözün hakkın işit unutma key sakın /
Uş kıyâmet geldi yakın gönlünden geçmesün hayâl
Çeviri: Ben diyeyim sözün doğrusunu, işit unutma sakın,
İşte kıyamet yaklaştı, gönlünden geçmesin hayal.
Açıklama: Kıyamet yakın, gönül hayalden uzak durmalıdır.
6
Andan İsrâfîl Sûr ura ölenler yirinden tura /
Mizân terâzû kurıla hükmini ide zü'l-Celâl
Çeviri: Sonra İsrafil, Sûr üfler ölenler yerinden kalkar,
Adalet terazisi kurulur, hükmü verir yüce zul celal (sonsuz yücelik ve azamet) sahibi).
İsrâfîl: İsrafil: Kıyamet günü boruyu üfleyecek olan melek.
Mizân: mizan: Ölçü, tartı, adalet.
Zü'l-Celâl: Zülcelal: Celal ve azamet sahibi olan Allah.
7
Sultân u kullar bir ola anda heybet katı ola /
Dahı ayruksı hâl ola kurtulmaklık anda muhâl
Çeviri: Sultan ve halk bir olur orada, dehşet çok çetin olur,
Daha başka hâl olur, kurtulmak orada imkânsızdır.
Açıklama: Ahirette sultan ve kul eşittir, kurtuluş kolay değildir.
8
Bunda korkmazısan Yûnus anda korkudurlar seni /
Eger dirligün hakkısa Sırât'ı geçesin sehel
Çeviri: Burada korkmazsan Yunus, orada korkuturlar seni,
Eğer yaşantın doğruysa, Sırat'ı geçersin kolayca.
Sırât'ı: Sırat'ı: Cehennem üzerine kurulan köprüyü; (Arapça sırât).
*
1
Gerekmez dünyeyi bize çünki bâkî bünyâd degül /
Bir kul bin de yaşarısa ölicek bir sâ‘at degül
Çeviri: Dünya gerekmez bize çünkü kalıcı temel değil,
İnsan bin yıl yaşasa da, (aslında) ölürken bir saat bile değil.
Açıklama: Dünya fânidir, ömür ne kadar uzun olsa da ölüm kaçınılmazdır.
2
Bu dünye kahır evidür niçe ‘ömürler eridür /
Uçmak'da hûy satan kişi yalan yanlış gaybet degül
Çeviri: Bu dünya kahır evidir nice ömürler eritir,
Cennette güzel ahlakını sunan kişi, yalan yanlış ve gıybetten uzaktır.
Gaybet: gıybet: Birinin arkasından konuşma, yerme.
3
Şol senün mü'min kullarun dünyâ zindânı anlarun /
Bu dünyâda mü'min olan hurrem oluban şâd degül
Çeviri: O mümin kulların için, dünya bir zindandır,
Bu dünyada inanan kişi, sevinip mutlu değildir.
Açıklama: Mü’min için dünya zindandır, gerçek sevinç ahirettedir.
4
Bunda zâlimlik eyleyen nefsi harâmla toylayan /
Yüzleri kara kopısar öz cânları râhat degül
Çeviri: Burada zalimlik eden, nefsini haramla doyuran,
Yüzleri kara kalkacaklar, öz canları rahat değil.
Açıklama: Zalim ve haramla yaşayanın yüzü kara çıkar, huzur bulamaz.
5
Kim durur kim ire ana dün-gün tâ‘at kılan ana /
Virülür uçmak anlara zîrâ bilişdür yâd degül
Çeviri: Kim ulaşır O’na, gece gündüz ibadet eden ancak,
Cennet verilir onlara, çünkü tanıdıktır yabancı değil.
Açıklama: Tâat edenin karşılığı cennettir, bu hakikattir.
6
Yûnus miskîn mestânesin sen seni gör ko bunları /
Dünyâda riyâlu dirlik kişiye eyü ad degül
Çeviri: Zavallı Yunus aşk sarhoşusun, sen kendine bak başkalarını bırak,
Dünyada ikiyüzlü yaşam, kişiye iyi bir ad değildir.
Açıklama: Yunus kendini zavallı görür, dünyada ikiyüzlü yaşam fayda vermez.
*
1
Kogıl bu dünyâ bezegin bu dünyâ yil durur hayâl /
Ne vefâ kılısar bize çün pusuda durur zevâl
Çeviri: Bırak bu dünya süsünü, bu dünya rüzgardır, hayaldir,
Ne vefa gösterir bize, çünkü pusudadır yok oluş.
Ne vefâ: ne fayda: Hangi bağlılık, ne hayır.
Zevâl: yok oluş: Sona erme, ölüm, batış; (Arapça zevâl).
2
İnanma fânî ‘ömre kim bâkî degüldür sevgüsi /
Görür iken sultânları koyup giderler mülk ü mâl
Çeviri: İnanma fani (gececi) ömre, çünkü sonsuz değil sevgisi,
Görürsün sultanları, bırakıp giderler malı mülkü.
Açıklama: Ömür geçicidir, sultanlar bile malı terk eder.
3
Kes gider ‘izzet başını terk eyle sen fuzûllıgı /
Kesmezisen başın anun ‘ışkıla dirligün muhâl
Çeviri: Kes benliğin başını, terk et sen fuzuli işleri,
Kesmezsen başını onun (benliğin), aşkla yaşaman imkansızdır.
Açıklama: Hakiki dirilik aşk ile olur, izzet ve boş iş aşkla dirilemezsin.
4
Bunca uzun endîşeler yoldaşımuzıdı bizüm Dost fikretinden artugı bilün ki küllî kıyl u kâl
Çeviri: Bunca uzun endişeler, yoldaşımızdı bizim,
Dost'u düşünmekten başkası, bilin ki tamamen boş laf.
Açıklama: Dost fikri hakikattir, diğer endişeler boş sözlerdir.
5
Algıl kendü elünile girü kendü hisâbunı / Yohsa serhengler elinde katı yaramaz olur hâl
Çeviri: Al kendi elinle kendi hesabını artık,
Yoksa görevliler elinde (zebaniler), halin çok kötü olur.
Açıklama: Hesap günü kişinin kendi hesabını görmesi gerekir.
6
Zevk u riyâ didükleri boynını urmayınca ben /
Şâh-ı Kerîm'e sıdkıla kanda bulısaram visâl
Çeviri: Zevk ve gösterişin boynunu vurmayınca, ben,
Şah ı kerim’e (Cömertler Şahı'na) doğrulukla nerede kavuşurum.
Şâh-ı Kerîm'e: Cömert Sultan'a: Kerem sahibi
7
Öldür nefsün dilegini ilet teneşir üstine Yohsa gensüz ölicegez sana fermân olur gassâl
Çeviri: Öldür nefsinin dileğini, götür teneşir üzerine (ölülerin yıkandığı tezgaha),
Yoksa istemeden ölünce, sana hükmeder gassal(yıkayıcı).
Açıklama: Nefs öldürülmeli, yoksa ölüm gassalın hükmüyle gelir.
8
Her kim sana sorarısa i'tikâdun nedür Hakk'a /
Öpgil anun ayagını budur ana cevâb su'âl
Çeviri: Kim sana sorarsa Hakk'a inancın nedir,
Öp onun ayağını, budur o soruya cevap.
Açıklama: Tevazu ve teslimiyet Hakk’a itikâdın cevabıdır.
9
Yûnus sana farîzadur işbu Sırât-ı müstakîm /
İleyünde haşre-neşre Hakke'l-yakîn gerek visâl
Çeviri: Yunus sana farzdır (borçtur), işte bu doğru yol,
Önündeki mahşere dek (Hakke'l-yakîn), mutlak bir kavuşma gerek.
Sırât-ı müstakîm: doğru yol: Allah'ın gösterdiği dosdoğru yol.
Hakke'l-yakîn: tam bir kesinlikle: Bizzat yaşayarak, şüphe duymadan bilerek.
*
1
Dervîşlik makâmı hâl içinde hâl / Ferâgatlık makâmı dervîş olana muhâl
Çeviri: Dervişlik makamı, hal içinde haldir,
(bu yoldan) Vazgeçmek, derviş olana imkânsızdır.
Ferâgatlık: vazgeçmişlik: El çekme, bırakma.
2
Dervîş ayrılımaz evvelki demden /
Hîç fürkat olmadı nasîbdür visâl
Çeviri: Derviş ayrılamaz o ilk andan,(ruhun ezeldeki sözleşmesi)
Hiç ayrılık olmadı, kavuşmak nasibimdir.
Açıklama: Derviş için ayrılık yoktur, daima visâl vardır.
3
Dervîş fitne kabın bunda uşatdı
Hareket itdi bunda olmadı battâl
Çeviri: Derviş kötülük kabını (testisini) burada kırdı,
Gayret etti burada hiç boş durmadı.
Açıklama: Derviş fitneyi kırar, boş durmaz, hareket eder.
4
Dervîşlik dirligi Sırât üzredür /
Hisâbı itdiler zerre-i miskâl
Çeviri: Dervişlik hayatı, Sırat (doğru yol) üzerindedir,
Hesabını yaptılar, en küçük zerresine kadar.
Açıklama: Dervişin hayatı Sırât üzerindedir, en küçük şeyin hesabı vardır.
5
Dervîş Ene'l-Hak derse n'ola ‘aceb mi / Hep varlık Hakk'undur ‘alâ küllî hâl
Çeviri: Derviş -Ben Hakk'ım derse şaşılır mı buna,
Bütün varlık Hakk'ındır her hâlükârda.
Açıklama: Ene’l-Hak (Ben Hakk'ım) sözü derviş için şaşılacak değildir, çünkü varlık Hak’ındır.
6
Dervîş ırma gözün evvelki demden /
Yûnus görüp durur hem âhir hem evvel
Çeviri: Derviş ayırma gözünü o ilk andan,
Yunus görüyor, hem sonu hem başlangıcı.
Açıklama: Derviş, evvel ve âhiri bir görür, zamanın bütünlüğünü idrak eder.
*
1
Işksuzlara virme ögüt ögüdünden alur degül /
Işksuz âdem hayvân olur hayvân ögüt bilür degül
Çeviri: Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden alır değil,(kabul etmez)
Aşksız insan hayvan olur, hayvan öğüt bilir değil.
Açıklama: Aşksız insana öğüt fayda vermez, aşk insanı insan eder.
2
Eksük olman ehillerden kaça görün câhillerden /
Tanrı bîzâr bahillerden bahil dîdâr görür degül
Çeviri: Uzak kalmayın ehillerden, kaçın cahillerden.
Tanrı razı değil cimrilerden, cimri ilahi yüzü görür değil.
Açıklama: Ehillerle beraber olmak, cahil ve cimriden uzak durmak gerekir.
3
Kara taşa su koyarsan elli yıl ısladurısan /
Hemân taş gine bayagı hünerlü taş olur degül
Çeviri: Kara taşa su koyarsan, elli yıl ıslatırsan,
Taş yine eski taştır, hünerli taş olur değil.
Açıklama: Cahil gönül taş gibidir, öğütle yumuşamaz.
4
Taşdan çıkar dürlü sular ayagından biter neler /
Câhil gönli taşdan beter câhil gelmez gelür degül
Çeviri: Taştan sular çıkar, ayağının bastığı yerde neler biter,
Cahil gönlü taştan beter, cahil yola gelmez gelir gibi de değil.
Açıklama: Cahil gönül taştan da katıdır, öğütle değişmez.
5
Boz yapalak devlingece emek yime irte-gice /
Anun işi gözsepekdür salup ördek alur degül
Çeviri: Boz tüylü baykuş ve çaylak kuşu, emek harcamasın gece gündüz,
Onun işi köstepek avlamaktır, süzülüp ördeği yakalayacak değil.
Boz: boz: Griye çalan toprak rengi; (Eski Türkçe boz).
Yapalak: puhu kuşu: Tüyleri karışık ve kabarık olan büyük baykuş.
Devlingece: çaylak: Fare ve leşle beslenen bir yırtıcı kuş; (Eski Türkçe devlingece).
Gözsepekdür: tarla faresi avlamaktır: Küçük avlar peşinde koşmaktır; (Eski Türkçe köz + sepek).
Açıklama: Herkes fıtratının ve kabiliyetinin gereğini yapar.
6
Şah balabân şâhin togan zihî ögmiş anı ögen /
Togan za'îf olurısa toganlıkdan kalur degül
Çeviri: Şah akdoğan, şahin ve doğan, ne güzel övmüş onu öven,
Doğan zayıf olursa da, doğanlıktan geri kalır değil.
Şah: sultan: En üstün olan, hükümdar.
Balabân: balaban: Doğan ailesinin en büyüklerindeni iri ve güçlü bir tür avcı kuş. Ulu Doğan veya Akdoğan.
Şâhin: şahin: Keskin bakışlı avcı kuş;
7
Ol iki cihân güneşi zâhir dünyâsın degşürdi /
Câhil anı öldi sanur ol hod ölmez ölür degül
Çeviri: O iki cihan güneşi, bu dünyadan göç eyledi,
Cahil onu öldü sanır, o ölmez ölecek de değil.
Açıklama: Peygamber ölmez, cahil dış görüntüye bakıp yanılır.
8
Yûnus olma câhillerden ırak olma ehillerden /
Câhil ne var mü'minise câhillikden kalur degül
Çeviri: Yunus olma cahillerden, uzak olma ehillerden (işin gerçeğini bilenlerden),
Cahil mümin görünse de, cahillikten geri kalır değil.
Açıklama: Cahil, mümin bile olsa cahilliğini bırakmaz, ehillerle beraber olmak gerekir.
*
1
Ma'nî eri bu yolda melûl olası degül / Ma'nî tuyan gönüller hergiz ölesi degül
Çeviri: Mana eri bu yolda, bezgin olacak değil,
Manayı sezen gönüller, asla ölecek değildir.
Açıklama: Hakikati bulan gönül ölümsüzdür.
2
Ten fânîdür cân ölmez çün gitdi girü gelmez /
Ölürise ten ölür cânlar ölesi degül
Çeviri: Beden fanidir can ölmez, çünkü bedenden gittimi geri gelmez.
Ölürse beden ölür, canlar ölesi değil.
Açıklama: Beden fânîdir, ruh bâkîdir.
3
Gevhersüz gönüllere yüz bin söz eydürisen Hak'dan nasîb olmasa nasîb olası degül
Çeviri: Cevhersiz gönüllere yüz bin söz söylesen de,
Hak nasip etmedikçe, nasip olacak değildir.
Açıklama: Hak nasibi olmayan gönül öğütle değişmez.
4
Sakıngıl yârün gönlin sırçadur sımayasın Sırça sındukdan girü bütün olası degül
Çeviri: Dikkat et, dostun gönlü camdır kırmayasın,
Cam kırıldıktan sonra bütünleşmesi mümkün değildir.
Açıklama: Gönül kırılgandır, kırıldığında tamir olmaz.
5
Çeşmelerden bardagun toldurmadın korısan Bin yıl anda turursa kendü tolası degül
Çeviri: Çeşmelerden bardağını, doldurmadan bırakırsan,
Bin yıl orada dursa da, kendi dolacak değil.
Açıklama: Gönül Hak’tan doldurulmazsa kendi kendine dolmaz.
6
Şol Hızır'ıla İlyâs Âb-ı Hayât içdiler / Bu bir kaç yıl içinde bunlar ölesi degül
Çeviri: Şu Hızır ile İlyas, hayat suyunu içtiler,(ölümsüzlük suyu)
Bu birkaç yıl içinde (dünya zamanında), bunlar ölecek değil.
Hızır'ıla: Hızır ile: Darda kalanlara yardım eden peygamber/veli.
İlyâs: İlyas: Denizlerin koruyucusu kabul edilen peygamber;
7
Yaratdı Hak dünyâyı Peygamber dostlıgına Dünyâya gelen gider bâkî kalası degül
Çeviri: Yarattı Hak dünyayı, Peygamber dostluğundan (hatırına),
Dünyaya gelen gider, sonsuza dek kalacak değil.
Açıklama: Dünya fânîdir, Peygamber dostluğu için yaratılmıştır.
8
Yûnus gözün görürken yaragun eyleyigör / Gelmedi anda varan girü gelesi degül
Çeviri: Yunus gözün görürken, hazırlığını yapıver,
Gelmedi oraya varan (ahirete), geri gelecek de değil.
Açıklama: Ölüm dönüşsüzdür, hazırlık dünyada yapılmalıdır.
*
1
Eyâ gâfil aç gözüni gönlün yavlak uzatmagıl /
Bakgıl kendü dirligüne kimse ‘aybın gözetmegil
Çeviri: Ey gafil aç gözünü, gönlündeki (dünya hırsını) çok uzatma,
Bak kendi hayatına, kimsenin ayıbını gözetme.
Açıklama: İnsan kendi hâline bakmalı, başkasının aybını aramamalıdır.
2
Şöyle dirilgil hulkıla ölicegiz söyleşeler /
Bâkî dirlik budur cânum yavuz adıla gitmegil
Çeviri: Öyle ahlakla yaşaki, ölünce iyi konuşsunlar,
Sonsuz yaşam budur canım, kötü adla (namla) gitmeyesin.
Açıklama: Kalıcı dirlik güzel ahlaktır, kötü ad bırakmamak gerekir.
3
Bir gün ola bu dünyâyı âhirete degşüresin Dün ü güni kılgıl tâ‘at ayak uzadup yatmagıl
Çeviri: Bir gün bu dünyayı, ahiretle değiştireceksin,
Gece gündüz ibadet eyle, ayağını uzatıp yatma.
Açıklama: Dünya ahirete dönüşür, tâat ile hazırlık yapılmalıdır.
4
Gördün ki bir dervîş gelür yüz vur anun kademine /
Senden şey'ullah idicek kaşun karagun çatmagıl
Çeviri: Gördün ki bir derviş gelir, yüz sür onun ayağına,
Senden Allah için istenince, kaşını gözünü çatma.
Açıklama: Dervişe tevazu göstermek, isteğini hoş karşılamak gerekir.
5
Nefse uyup biş parmagun bir kezden iltme agzuna /
Kes birisin vir miskîne gerek olur unutmagıl
Çeviri: Nefse uyup beş parmağını, bir anda ağzına sürme,
Payından birini ver yoksula, lazım olur unutma.
Açıklama: Nefsine uymayıp paylaşmak, fakire vermek gerekir.
6
Söyledügün keleciyi işitdügün gibi söyle Kendözünden zîreklenüp bir kaç söz dahı katmagıl
Çeviri: Söylediğin sözü, işittiğin gibi söyle,
Kendini zeki sanıp, birkaç söz daha katma.
Açıklama: Sözü doğru aktarmak, ekleme yapmamak gerekir.
7
Dünyâ çerb ü şîrîn durur âdem gerekdür yiyesi /
Kem nesneye tama‘ idüp kesüp kemürüp yutmagıl
Çeviri: Dünya (nimetleri), yağlı ve tatlıdır, insan ondan yemelidir,
Kötü şeye tamah edip (hırs edip), kesip kemirip yutma.
Tama: hırs: Açgözlülük, aşırı istek.
8
Yûnus kim öldürür seni viren alur yine cânı /
Yarın göresin sen anı er nazarından gitmegil
Çeviri: Yunus kim öldürebilir seni, veren alır yine canı,
Yarın göreceksin sen onu, ermiş nazarından ayrılma.
Er: kâmil insan: Mürşit, hakikat eri.
Nazarından: bakışından: Gözetiminden, manevi ilgisinden.
*
1
Yoldaş olalum ikimüz / Gel dosta gidelüm gönül
Hâldaş olalum ikimüz / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Yoldaş olalım ikimiz, gel dosta gidelim gönül,
Hâldaş olalım ikimiz, gel dosta gidelim gönül.
Hâldaş: hâldaş: Aynı durumda olan, birbirinin hâlinden anlayan.
2
Gel gidelüm cân turmadın / Sûret terkini urmadın
Araya düşmân girmedin / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Gel gidelim can, Hiç durmadan, Bedeni terk etmeden,
Araya düşman girmeden, gel dosta gidelim gönül.
Açıklama: Hak yoluna gitmek için sûreti terk etmek, araya düşman (nefs, dünya) sokmamak gerekir.
3
Gel gidelüm kalma ırak / Dost içün kılalum yarak /
Şeyhüm katındadur turak / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Gel gidelim kalma uzak, Dost için yapalım hazırlık,
Şeyhimin yanındadır durak, gel dosta gidelim gönül.
Açıklama: Dost yolculuğu şeyh rehberliğinde yapılır, uzak kalmamak gerekir.
4
Terk idelüm il ü şârı / Dost içün kılalum zârı /
Ele getürelüm yâri / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Terk edelim şehri memleketi,(nefsi işleri) Dost için ağlayalım,
Bulalım Sevgiliyi, gel dosta gidelim gönül.
Açıklama: Dünya terk edilip dost için feryat edilir, yâr Hak’tır.
5
Bu dünyâya kalmayalum / Fânîdür aldanmayalum /
Bir iken ayrılmayalum / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Bu dünyaya bel bağlamayalım, geçicidir aldanmayalım,
Bir iken ayrılmayalım, gel dosta gidelim gönül,
Açıklama: Dünya fânîdir, birlik korunmalı, ayrılık olmamalıdır.
6
Biz bu cihândan göçelüm / Ol dost iline uçalum /
Arzû hevâdan geçelüm / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Biz bu cihandan göçelim, o dost iline uçalım,
Arzu hevesten geçelim, gel dosta gidelim gönül.
Açıklama: Dünya terk edilip dost iline gidilir, arzu ve heves bırakılır.
7
Kulaguz olgıl sen bana / Gönilelüm dostdan yana /
Bakmayalum öne-sona / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: (Rehber) Kılavuz ol sen bana, yönelelim dosttan yana,
Bakmayalım önümüze arkamıza, gel dosta gidelim gönül.
Açıklama: Dosttan yana gönül vermek, geçmiş ve geleceğe bakmadan Hak yoluna yönelmektir.
8
Bu dünyâ olmaz pâyidâr / Aç gözüni cânun uyar /
Olgıl bana yoldaş u yâr / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Bu dünya olmaz kalıcı, aç gözünü canını uyar,
Ol bana yoldaş ve dost, gel dosta gidelim gönül.
Pâyidâr: kalıcı: Sonsuza kadar süren, sabit, yerinde duran.
9
Ölüm haberi gelmedin / Ecel yakamuz almadın /
Azrâîl hamle kılmadın / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Ölüm haberi gelmeden ecel yakamızı tutmadan,
Azrail hamle etmeden, gel dosta gidelim gönül.
Azrâîl: Azrail: Ölüm meleği.
10
Girçek erene varalum / Hakk'un haberin soralum /
Yûnus Emre'yi alalum / Gel dosta gidelüm gönül
Çeviri: Gerçek erene (ermişe) varalım, Hakk’ın haberin soralım,
Yunus Emre’yi alalım, gel dosta gidelim gönül.
Açıklama: Hakikat erenine varmak, Hakk’ın haberini almak ve Yunus’u da bu yolculuğa katmak gerekir.
*
1
N'ola gelsen şimden girü fesâdı terk itsen gönül /
Gâh aglasan günâhuna gâh kanâ‘at itsen gönül
Çeviri: Ne olur gelsen şimdiden sonra, kötülüğü terk etsen gönül,
(Bazen) Gah ağlasan günahına, bazen kanaat etsen gönül.( Elindekiyle yetinsen).
Açıklama: Gönül fesadı bırakmalı, günahına pişman olmalı ve kanaatle yetinmeli.
2
İşün gücün fesâdıla yakdı beni hırs odıla İltsen yârı bir ugurdan yanar oda atsan gönül
Çeviri: İşin gücün fesat ile yaktın beni hırs ateşiyle,
Götürsen geçici sevdanı bir kerede, yanar ateşe atsan gönül.
Açıklama: Hırs gönlü yakar; gönül fesadı bırakıp yârı bulmalıdır.
3
Niçe bir ben sana uyam özümi belâya koyam N'ola gelsen sen de benüm ögüdümi dutsan gönül
Çeviri: Daha ne kadar sana uyup, özümü belaya koyayım gönül,
Ne olur gelsen sen de, benim öğüdümü tutsan gönül.
Açıklama: Gönül öğüt dinlemeli, belaya sürüklememelidir.
4
Dünyâ halkun düşmânıdur maksûd ol cânlar cânıdur /
Bilün ki dünyâ fânîdür dünyâyı terk itsen gönül
Çeviri: Dünya insanların düşmanıdır, maksat o canlar canıdır.
Bilin ki dünya fanidir (geçicidir) dünyayı terk etsen gönül.
Açıklama: Dünya fânîdir, gönül onu terk edip canların canına yönelmelidir.
5
Yûnus miskîn kalmaz câna virür cânını kurbâna /
Gelsen sıgınsan Sübhân'a togru yola gitsen gönül
Çeviri: Garip Yunus vazgeçer bedeninden, Can’a verir canını kurbana,
Açıklama: Yunus gönlünü Allah’a kurban eder, gönül de doğru yola gitmelidir.
*
1
Dervîşlik didükleri hırkayıla tâc degül / Gönlin dervîş eyleyen hırkaya muhtâc degül
Çeviri: Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değildir,
Gönlünü derviş eyleyen, hırkaya muhtaç değildir.
Açıklama: Hakiki dervişlik gönüldedir, dış giysiyle olmaz.
2
Hırkanun ne suçı var sen yolına varmazsan,
Vargıl yolınca yüri er yolı kalmaç degül
Çeviri: Hırkanın ne suçu var, sen yoluna varmazsan,
Var git yolunda yürü, erenler yolu aldatıcı değildir.
Açıklama: Hırka suçlu değildir; asıl mesele yol tutmaktır.
3
Dirsin şeyhüm ‘ışkıla yalın ayak baş açuk Er var dirlik dirilmiş yalın ayak aç degül
Çeviri: Dersinki- Şeyhimin aşkla ayağı çıplak başı açıktır,
Gerçek eren manen dirilmiştir, yalın ayak olsa da gönlü aç değildir.
Açıklama: Hakiki erlik dış görünüşle değil, iç dirilikle olur.
4
Turmış ma‘rifet söyler erene Yûnus Emrem, Yol eriyle yoldadur yolsuza yoldaş degül
Çeviri: Kalkmış marifet söyler, erene Yunus Emrem,
Yol eriyle yoldadır, yolsuza yoldaş değildir.
Açıklama: yunus emre yol eridir, yoldadır.
*
1
Senün ben dimekligün ma'nîde usûl degül / Bir kapu kullarına şaşı bakmak yol degül
Çeviri: Senin -ben demen, manada usul değildir,
Birlik kapısı kullarına, şaşı bakmak doğru yol değildir.( Hor görmek)
Açıklama: Hak yolunda benlik ve kibir yoktur, kullara yanlış bakış doğru yol değildir.
2
Sen sana yararısan bu sözden tuyarısan / Kancaru bakarısan dimegil sen ol degül
Çeviri: Sen kendine gelirsen, bu sözden anlarsın,
Nereye bakarsan bak, sakın "O değildir" deme.
Açıklama: hangi yöne bakarsan bak, gördüğün hiçbir şey için "Bu Hak değildir" diyemezsin.
3
Yitmiş iki milletün hem ma‘şûkı ol durur Âşıkı ma‘şûkından ayırmaklık fâl degül
Çeviri: Hem yetmiş iki milletin, sevgilisi O'dur,
Âşığı sevgilisinden ayırmak, doğru bir iş değildir.
Açıklama: Hak bütün milletlerin sevgilisidşr, ayrılık yanlıştır.
4
Küfrini atar iken îmânun urma sakın / Hırs bizümle düşmândur bilişlüdür il degül
Çeviri: İnkârını temizlerken, imanına zarar verme sakın,
Hırs bizimle düşmandır, tanıdıktır el (yabancı) değildir.
Açıklama: Küfrü terk etmek gerekir ama îmanı zedelememek şarttır, hırs düşmandır.
5
İş bu sözden bir haber muhtasârdur muhtasâr /
İt bir eri ihtiyâr kahıtlıkdan bol degül
Çeviri: İşte bu sözler bir haberdir, çok kısa bir özettir,
Köpek bir adamı seçerse, kıtlıktandır keyfinden değil.
Açıklama: Nefsin dünyalık ihtiyaçlar için bir yerlere boyun eğmesi, ruhun hürriyetini örten bir perdedir.
6
Paşa bu kuş dilidür bunı Süleymân bilür / Sana direm iy hâce bu dil tehî dil degül
Çeviri: (efendi) Paşa bu kuşdilidir, bunu Süleyman bilir,
Sana derim ey hoca bu dil (sözler) boş dil değildir.
Süleymân: Süleyman: Kuşların dilini bildiğine inanılan Süleyman Peygamber.
7
Saga sola bakmadın hoş söyler Tapduk Yûnus /
Ol gerçege ‘âşıklar küllî sagdur sol degül
Çeviri: Sağa sola bakmadan, hoş söyler Tapduk Yunus,
O gerçeğe âşıklar, tamamen doğru yoldadır yanlış yolda değil.
Açıklama: Gerçeğe âşık olanlar doğru yoldadır, sağdadır; yanlışa sapmazlar.
*
1
Müşkili hâlleylemek degmenün işi degül / Bir kişiye vir gönli bu yolda taşı degül
Çeviri: Zor olanı çözmek, her kişinin işi değildir,
Bir kişiye ver gönlünü, bu yol gönlü taş olanların yolu değil.
Açıklama: Hak yolunda zorluğu çözmek ve gönül vermek zordur, herkesin işi değildir.
2
Bu kelâmun ma'nîsi evliyânun hânıdur / Yidürmegil câhile sükkerümüz aşı degül
Çeviri: Bu sözün manası, evliyaların sofrasıdır,
Yedirme cahile, şekerimiz (onun) yemeği değildir.
Açıklama: Hakikî söz evliya sofrasıdır, câhile verilmez.
3
Evliyânun gönlinden şey'li'l-lâhun kesmegil /
Sana himmet eyleyen gözile kaşı degül
Çeviri: Evliyaların gönlünden, Allah rızası için (himmeti) olanı kesme,
Sana himmet eden (onun), gözü ve kaşı değildir.
Açıklama: Evliyaların gönlündeki Allah rızası için olan himmeti kesme.
4
Er oldur ki menzilin her dem gösteri tura Degme ‘ârif bu düşi yoramaz işi degül
Çeviri: Er odur ki varacağı yeri, her an gösterip dursun (belli etsin),
Her arif bu rüyayı yorumlayamaz, işi değildir.
Açıklama: Hakiki er menzilini gösterir, her ârif bu işi yapamaz.
5
İşde bir yâr bulasın cânun fidî kılasın / İnkârıla gelenler erün yoldaşı degül
Çeviri: İşte bir sevgili bulasın, canını feda edesin,
İnkarla gelenler, Er kişinin yoldaşı değildir.
Açıklama: Hakiki yâr için can feda edilir, inkârcılar yoldaş olamaz.
6
Hak tecellî kılmaga cân aslını bulmaga / Gönülden sür sivâyı nazarı taşı degül
Çeviri: Hakk'ın tecelli etmesi, ruhun aslına ermesi içindir,
Gönlünden sil yabancıyı, ilahi bakış taş kalbe değildir.
Açıklama: Hak tecellîsi için gönülden dünya sevgisini çıkarmak gerekir.
7
Biz ol ‘ışk bâdesini ol dost elinden içdük /
Bize ol kadeh sunan dünyâ dervîşi degül
Çeviri: Biz o aşk şarabını, o dost elinden içtik,
Bize o kadehi sunan, dünya dervişi değil.(sözde derviş).
Açıklama: Aşk kadehi Hak dostundan gelir, dünya dervişinden değil.
8
Yûnus bir toganıdı kondı Tapduk kolına / Ava şikâre geldi bu yuva kuşı degül
Çeviri: Yunus bir doğan kuşudur, kondu Taptuk'un koluna,
Avlanmaya geldi, bu yuva kuşu değildir.
Açıklama: Yunus, Tapduk’un terbiyesine giren bir doğandır. Kafes kuşu değil, Hak yolunun avcısıdır.
*
1
Cânlar fidâ yoluna bu cân kayusı degül / Sen cânı gerek bana cihân kayusı degül
Çeviri: Canlar feda olsun yoluna, bu canım için kaygılanmam,
Senin canın gerek bana, dünyanın kaygısı değil.
Açıklama: Hak yolunda can feda edilir, cihanın değeri yoktur.
2
Cânlar içinde cânum sensin genc-i pinhânum /
Çün ‘ıyân gördüm seni pinhân kayusı degül
Çeviri: Canlar içinde canım sensin, gizli hazinemsin,
Çünkü apaçık gördüm seni, saklıda arama kaygım bitti.
Açıklama: Hak gizli hazinedir, gönülde açığa çıkar.
3
Cânlar içinde cânsın sen bir Âb-ı Hayvânsın /
Bize dîn ü îmânsın îmân kayusı degül
Çeviri: Canlar içinde cansın Sen bir hayat suyusun,
Dinim imanım Sensin, iman kaygısında değilim.
Açıklama: Hak canların canıdır, iman kaynağıdır.
4
Yudum yaramı sildüm yaram kimdedür bildüm Bana yârüm kayusı yaram kayusı degül
Çeviri: Yıkadım yaramı sildim, bu yara kimden gelir bildim,
Bana Sevgilimin tasası gerek, yaramın kaygısı değil.
Açıklama: Hak yâr, yaraları şifaya dönüştürür.
5
‘Işkun beni fâş itdi saklayam dirdüm velî Çün seni ‘ıyân gördüm pinhân kayusı degül
Çeviri: Aşkın beni açığa çıkardı, saklayayım derdim ama,
Çünkü seni apaçık gördüm, seni saklıda arama kaygım bitti.
Açıklama: Aşk Hak’ı açığa çıkarır, gizlilik kalmaz.
6
Dermân ola mı bana derdüm benüm kim ona / Derdlü varayın sana dermân kayusı degül
Çeviri: Derman olur mu bana derdim, zaten O'nun yolundadır,
Dertli varayım Sana, derman (iyilileşme) kaygısında değilim.
Açıklama: Hak, derdin de dermânın da kaynağıdır.
7
Gelün ‘âşık olalum ‘ışka cevlân kılalum /
Esrük olup yatmışam cevlân kayusı degül
Çeviri: Gelin aşık olalım, aşk ile coşalım,
Sarhoş olup yatmışım, koşturma kaygısında değilim.
Açıklama: artık hareket etme, çabalama veya bir yerlere yetişme telaşı bitmiştir.
8
Işkun okı demreni dokınur yüregüme /
Işk içün ben öleyin demren kayusı degül
Çeviri: Aşkının ok ucu, dokunur yüreğime,
Aşk için ben öleyim, ok ucu kaygısında değilim.
Açıklama: Aşkın oku gönle işler, ölüm bile aşk için olur.
9
Cân u gönüli n'itdüm ‘ışkun odına atdum / Sıdkı dahı unutdum gümân kayusı degül
Çeviri: Canı gönlü ne yaptım, aşkın ateşine attım,
Doğruluğu dahi unuttum, şüphe kaygısında değilim.
Açıklama: Gönül aşk ateşine atılır, sadakat bile aşkın içinde erir.
10
Işkun burcından uçdum cevlân uruban geçdüm /
Ben dostıla buluşdum cevlân kayusı degül
Çeviri: Aşkın kulesinden uçtum, gezip dolaşarak geçtim,
Ben Dostla buluştum, koşturma kaygısında değilim.
Burcından: kalesinden: Yüksek yerinden, yıldızından.
11
Bahr ‘ummâna talmışam anda sadef bulmışam Gevher alup gelmişem ‘ummân kayusı degül
Çeviri: Büyük denize dalmışım, orada sedef bulmuşum,(içinde inciyi saklayan),
Mücevher alıp geldim, okyanus kaygısında değilim.
Sadef: sedef: İstiridye ve midyenin içinde inciyi içinde barındıran kabuk.
12
Turdugum yir Tûr ola bakdugum dîdâr ola / Ne hâcet Mûsâ bana sen-ben kayusı degül
Çeviri: Durduğum yer Tur dağı olsun, baktığım O'nun yüzü olsun,
Ne gerek Musa bana, sen -ben kaygısında değilim.
Açıklama: Yunus’un aşk yolculuğu Musanın Tûr dağı tecrübesi gibidir. Doğrudan onun yüzünü görür.
13
Yûnus'ı ögütlerler kalk kervân göçdi dirler /
Ben menzile irişdüm kervân kayusı degül
Çeviri: Yunus'a öğüt verirler, kalk kervan gitti derler,
Ben menzile ulaştım, kervanın gitmesi umurumda değil.
Açıklama: Yunus menzile ulaşmıştır, kervan göçse de o hakikate ermiştir.
*
1
Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül /
Yitmiş iki millet dahı elin yüzin yumaz degül
Çeviri: Bir kez gönül yıktıysan, bu kıldığın namaz değildir,
Yetmiş iki millet dahi, elini yüzünü yıkamıyor değil (abdestini alıyor).
Yitmiş iki: yetmiş iki: O dönemde dünyadaki bütün milletleri, inançları ve halkları ifade eder.
2
Erenler gelüp geçdiler dünyâyı koyup göçdiler /
Havâya agup uçdılar bular hümâdur kaz degül
Çeviri: Erenler gelip geçtiler, dünyayı bırakıp göçtüler,
Göğe yükselip uçtular, bunlar talih kuşudur kaz değil.
Açıklama: Erenler dünyayı terk edip Hak yoluna uçan saadet kuşları gibidir.
3
Cân odur kim Hak'a ire ayak odur yola gire /
Er oldur alçakda tura yüksekden bakan göz degül
Çeviri: Can odur ki Hak’a erer, ayak odur ki yola girer,
Er odur alçakgönüllü durur, yüksekten bakan göz değildir.
Açıklama: Hakiki er Hak’a eren candır, alçakgönüllü olandır.
4
Münkir ile müdde'îyi sayma buçuga koyanı Git ahûra tak buları her kim (ki) 'âşık-bâz degül
Çeviri: İnkârcıyla iddiacıyı, yarım paraya bırak gitsin,
Git ahıra bağla bunları, her kim ki aşık değil.
Buçuga: buçuğa: Yarım akçeye, en küçük değere; akçe para birimidir.
5
Togrı yola gitdünise er etegin tutdunısa Bir hayır da itdünise birine bindür az degül
Çeviri: Doğru yola gittiysen, bir Ermiş eteğini tuttuysan,
Bir hayır da ettiysen, bire bindir az değil.
Açıklama: Doğru yolda er eteğini tutmak ve hayır işlemek büyük sevaptır.
6
Yûnus bu sözleri çatar sanki balı yaga katar /
Halka metâ‘ların satar yüki güherdüz tuz degül
Çeviri: Yunus bu sözleri dizer, sanki balı yağa katar,
Halka mallarını satar, yükü mücevherdir tuz değildir.
Açıklama: Yunus’un sözleri bal ile yağ gibidir, halka sunduğu mal cevherdir.
*
1
Tehî görmen kimseyi hîç kimesne boş degül Eksükligile nazar erenlere hoş degül
Çeviri: Boş görmeyin kimseyi, hiçbir kimse boş değildir,
Eksikliğe bakmak, erenlere hoş değildir.
Açıklama: İnsanları küçümsemek doğru değildir, erenler herkeste bir değer görür.
2
Gönlüni dervîş eyle dostıla biliş eyle / Işk eri şol ma‘nîde dervîş içi boş degül
Çeviri: Gönlünü derviş eyle, Dost ile tanış eyle,
Aşk eri şu manada, dervişin içi boş değildir.
Açıklama: Hakiki derviş gönül dervişidir, aşk ile doludur.
3
Dervîş bilür dervîşi Hak yolına turmışı / Dervîşler hümâ kuşı çaylak u baykuş degül
Çeviri: Derviş bilir dervişi Hak yoluna duranı,
Dervişler saadet kuşudur, çaylak ve baykuş değildir.
Hümâ kuşı: hüma kuşu: Saadet -Talih kuşu, devlet kuşu, çok yükseklerde uçan efsanevi kuş.
Çaylak: çaylak: Yırtıcı, küçük kuşları avlayan, leşle de beslenebilen kuş.
Baykuş: baykuş: Genellikle viranelerde tüneyen, uğursuz sayılabilen gece kuşu.
4
Dervîşlik aslı cândan geçdi iki cihândan Haber virür sultândan bellüdür yad kuş degül
Çeviri: Dervişliğin aslı, candan ve iki cihandan vazgeçmektir,
Haber verir Sultan'dan, bellidir yabancı kuş değildir.
Açıklama: Dervişlik candan ve dünyadan geçmektir, Hak’tan haber taşır.
5
İy Yûnus Hakk'ı bilen söylemez hergiz yalan /
İkilik ile gelen togrı yol bulmış degül
Çeviri: Ey Yunus, Hakk'ı bilen söylemez asla yalan,
İkilik ile gelen, doğru yolu bulmuş değil.
Açıklama: Hak’ı bilen doğrulukla yaşar, ikilik ve yalan Hak yoluna engeldir.
*
1
İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum /
Dinlersenüz eydivirem ezelî vatandayıdum
Çeviri: Ey yarenler ey kardeşler, sorun bana nerede idim,
Dinlerseniz diyeyim, ezeli vatandaydım.(ruhlar alemi).
Açıklama: Yunus kendini ezelî vatanda, yani Hak katında olduğunu söyler.
2
Ezelîden dilümde uş Tanrı birdür Hak'dur Resûl /
Bunı böyle bilmeziken bir ‘aceb makâmdayıdum
Çeviri: Ezelden beri dilimdedir,-işte Tanrı birdir Hak'tır Resul (gerçektir),
Bunu böyle bilmezken, acayip bir makamdaydım.
Resûl: Elçi: Hazreti Muhammed, haber getiren.
3
Kalû belâ söylenmedin tertîb düzen eylenmedin /
Hak'dan ayru degülidüm ol ulu dîvândayıdum
Çeviri: Kalû belâ söylenmeden tertip düzen kurulmadan,(ruhlar Allah a -evet demeden),
Hakk'tan ayrı değildim, o ulu huzurdaydım.
Kalû belâ: dediler ki evet: Ruhlar bezminde verilen söz, yaratılış öncesi sözleşme.
4
Yire bünyâd urulmadın Âdem dünyâya gelmedin /
Öküz balık eylenmedin ben ezelî andayıdum
Çeviri: Yere temel atılmadan, Adem dünyaya gelmeden,
Öküz balık yaratılmadan, ben ezeli vatanımdaydım.
Açıklama: Dünya yaratılmadan önce Yunus’un varlığı Hak ile birliktedir.
5
Eyyûb'ıla derde esîr iniledüm çekdüm cezâ Belkîs'ıla taht üzere mühr-i Süleymân'dayıdum
Çeviri: (peygamber) Eyyûb ile derde esirdim, inledim çektim cezamı,
Belkıs ile taht üstünde, Süleyman'ın mühründeydim.
Eyyûb'ıla Sabır imtihanıyla bilinen peygamber.
Belkîs'ıla: Belkıs ile: Hazreti Süleyman döneminde yaşayan Saba Melikesi.
Mühr-i Süleymân'dayıdum: Süleyman'ın mühründeydim: Hazreti Süleyman'ın hükmetme yetkisini temsil eden mühürdeydim
6
Yûnus'ıla balık beni çekdi deme yutdı bile /
Zekeriyyâ'yıla kaçdum Nûh'ıla tûfândayıdum.
Çeviri: Yunusla iken balık beni çekti deme, yuttu bile,
Zekeriya ile kaçtım, Nuh ile tufandaydım.
Yûnus'ıla: Yûnus: Balığın karnında yaşamasıyla bilinen peygamber.
Zekeriyyâ'yıla: Zekeriya ile: Bir ağacın içine gizlenmesiyle bilinen peygamber.
Nûh: Büyük gemisi ve tufan olayıyla bilinen peygamber.
7
Asâyıla Mûsâ'yıla kaçdum çıkdum Tûr Tagı'na /
İbrâhîm'ile Mekke'ye bünyâd bıragandayıdum
Çeviri: Asa ile Musa ile, kaçtım çıktım Tur Dağı'na,(sina dağına)
İbrahim'le Mekke'ye,(kabeye) temel attığındaydım.
Mûsâ: Kızıl Deniz'i yarması ve Tur Dağı'nda Allah ile konuşmasıyla bilinen peygamber.
İbrâhîm: Ateşe atılması ve Kabe'yi inşa etmesiyle bilinen peygamber.
8
İsmâîle çaldum bıçak bıçak ana kâr itmedi Hak beni âzâd eyledi koçıla kurbândayıdum
Çeviri: İsmail'e vurdum bıçak, bıçak ona işlemedi (kesmedi),
Hak beni azat eyledi (canımı bağışladı), koç ile kurbandaydım.
İsmâîl: Babası İbrahim peygamber tarafından kurban edilmek istenmesiyle bilinen peygamber.
9
Yûsuf'ıla ben kuyıda yatdum bile çekdüm cezâ /
Ya'kûb'ıla çok agladum bulınca figândayıdum
Çeviri: Yusuf ile ben kuyuda yattım birlikte çektim ceza,
Yakup ile çok ağladım bulana kadar feryattaydım.
Yûsuf: Kardeşleri tarafından kuyuya atılması ve güzelliğiyle bilinen peygamber.
Ya'kûb: Oğlu Yusuf'un hasretiyle ağlamaktan gözlerini kaybeden peygamber.
10
Mi'râc gicesi Ahmed'ün dönderdüm ‘Arş'da na'linin /
Üveys'ile urdum tâcı Mansûr'ıla urgandayıdum
Çeviri: Miraç gecesi Ahmed'in döndürdüm Arş'ta pabucunu,(ayakkabısını)
Üveys (Veysel) ile taktım tacı, Mansûr ile ipte idim.
Üveys: Peygamber sevgisiyle ve Yemen'de deve çobanlığı yapmasıyla bilinen veli.
Mansûr: "Enel Hak" dediği için asılarak idam edilen büyük mutasavvıf.
11
Alî'yile urdum kılıç Ömer'ile ‘adl eyledüm /
On sekiz yıl Kâf Tagında Hamza'yla meydândayıdum
Çeviri: Ali ile kılıç vurdum, Ömer ile adalet sağladım,
On sekiz yıl Kaf Dağı'nda, Hamzayla cenk (savaş) meydanındaydım.
Alî: Kahramanlığı ve ilmiyle bilinen dördüncü halife.
Ömer: Adaletiyle bilinen ikinci halife.
Kâf Tagında: Kaf Dağı'nda: Mitolojik ve efsanevi dağ.
Hamza: Uhud Savaşı'ndaki kahramanlığı ve "Esedullah" (Allah'ın Arslanı) lakabıyla bilinen peygamber amcası.
12
Yûnus senün ‘âşık cânun ezelî ‘âşıklarıla Ol Allah'un dergâhında seyrân u cevlândayıdum
Çeviri: Yunus senin aşık canın, ezelden beri aşıklarla biledir,
O Allah'ın huzurunda, seyredip dolaşmaktaydım.
Açıklama: Yunus, geçmişte asli vatan olan ruhlar aleminde âşıklarla, Allah ile idi.
*
1
İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum /
Işk denizine taluban deryâ-yı ‘ummândayıdum
Çeviri: Ey dostlar ey kardeşler, sorun bana neredeydim,
Aşk denizine dalarak, büyük okyanustaydım.
Açıklama: Yunus kendini ezelî aşk denizinde görür.
2
Yire bünyâd urulmadın yir-gök melâik tolmadın /
Levh ü kalem çalınmadın mülk-i yaradandayıdum
Çeviri: Yere temel atılmadan, yer gök melek dolmadan,
Kader Kalemi yazmadan, Yaradan'ın mülkündeydim.
Açıklama: Dünya yaratılmadan önce Hak ile beraber olduğunu dile getirir.
3
Ol kim beni bekleridi her kandasam saklarıdı /
Işk urganı ucındagı kandîldagı cândayıdum
Çeviri: O ki beni beklerdi, her nerede olsam saklardı,
Aşk ipinin ucundaki, kandildeki canda idim.
Kandîldagı: kandildeki: Işık veren, aydınlatan kaynağın içindeki.
4
Kaygu eli irmezidi gussa gözi görmezidi / Endîşe şehrinden taşra bir ulu mekândayıdum
Çeviri: Kaygı eli bana ulaşmazdı, keder gözü (beni) görmezdi,
Endişe şehrinin dışında, ulu bir mekândaydım.
Açıklama: Ezelde kaygı ve gamdan uzak bir mekânda olduğunu söyler.
5
Bu işlerde olan kişi terk itsün cümle teşvîşi /
İçerüden içerü bir key latîf nihândayıdum
Çeviri: Bu işlerde olan kişi, terk etsin bütün kargaşayı,
İçeriden de içeri, çok zarif bir gizlilikteydim.
Açıklama: Hak yolunda kargaşayı bırakıp, duyulardan öte bir sırra yönelmek gerekir.
6
Benüm gibi bu cihâna yüz bin gelürse az ola /
Benüm gelişüm şimdidür üstâdda Kur'ân'dayıdum
Çeviri: Benim gibi bu cihana, yüz bin kişi gelse az olur,
Benim (dünyaya) gelişim şimdidir ama aslında üstat ile Kur'an'daydım
Üstâdda: üstada: Hocayla.
7
Dört kitâbı okumadın ayırup seçmek olmadın /
Ezberledüm sebakumı bu ‘ışkı hânendeyidüm
Çeviri: Dört kitabı okumadan, ayırıp seçmek olmadan,
Ezberledim dersimi, bu aşkı söylerdim.
Dört kitâb: Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an: Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların tamamı.
8
Pâdişâhdan destûr oldı bizi bunda mülke saldı /
İki cihân Uçmak oldı Uçmak'da Rıdvân'dayıdum
Çeviri: Padişahtan izin oldu, bizi buraya mülke saldı (dünyaya),
İki cihan cennet oldu, cennette Rıdvân ile idim.
Rıdvân: cennet bekçisi: Cennetteki meleklerin başı olan melek.
9
Yılduzıdum bunca zamân gökde melâik arzûmân /
Cebbâr-ı ‘âlem hükm ider ben ol zamân andayıdum
Çeviri: Yıldızdım bunca zaman, gökte melekler arzulardı,
Âlemlerin hâkimi hükmederken, ben o zaman oradaydım.
Açıklama: Yunus kendini gökte yıldız ve meleklerin arzusu olarak tasvir eder.
10
Toksan bin Hak kelâmını söyleşicek Habîb'ile /
Otuz bini sırr olıcak ben ol sır olandayıdum
Çeviri: Doksan bin Hak sözünü, söyleşirken sevgiliyle (Hz. Muhammedle),
Otuz bini sır olunca, ben o sır olanla idim.
Açıklama: Yunus, Hak sözünün sırlarına hz.Muhammetle ile ortak olduğunu dile getirir.
11
Ben bu sûretden ilerü adum Yûnus degül iken /
Ben olıdum ol ben idüm bu ‘ışkı sunandayıdum
Çeviri: Bu bedenden önce, adım Yunus değilken,
Ben o idim o ben idim, bu aşkı sunan idim.
Açıklama: Yunus, sûret almadan önce aşkı sunan varlık olduğunu söyler.
*
1
Ben bende buldum çün Hak'ı şekk ü gümân nemdür benüm /
Ol dost yüzin görmez isem bu gözlerüm nemdür benüm
Çeviri: Madem ben bende buldum Hakk’ı, şüphe kuşku neyimdir benim,
O dost yüzünü görmezsem, bu gözlerim neyimdir benim.
Açıklama: Hak içte bulunur; göz dosttan gayrı görmezse anlamı yoktur.
2
Gelsün münâcât eyleyen toksan bin hâcât söyleyen /
Taşra ‘ibâdet eyleyen görsün ki dost nemdür benüm
Çeviri: Gelsin dua eyleyen, doksan bin dilek söyleyen,
Dışıyla ibadet eden, görsün ki dost neyimdir benim.
Açıklama: Hakiki ibadet dostla münâcâtla olur, şekilsel ibadet eksiktir.
3
Mûsî olup Tûr'a çıkam nûr oluban gözden bakam /
Söz oluban dilden çıkam sûr u nagam nemdür benüm
Çeviri: Musa olup Tur'a çıkayım, nur olup nurun gözüyle bakayım,
Söz olup dilden çıkayım, çalgı ve nağme neyimdir benim.
Açıklama: Yunus kendini Musa’nın Tûr dağı (sina dağı) tecrübesiyle özdeşleştirir, söz ve nur olur.
4
Mûsî varur Tûr'a çıkar anda varur nûra bakar /
Dostdan gayrı zerre kadar bu gözlerüm görmez benüm
Çeviri: Musa varır Tur'a çıkar, orada varıp nura bakar (sina dağına),
Dosttan başka zerre kadar, bu gözlerim görmez benim.
Açıklama: Hakiki bakış dosttan gayrı görmez.
5
Uş ben beni cem' eyledüm ol dosta îmân eyledüm /
Birligine kıldum kâmet riyâ tâ‘at nemdür benüm
Çeviri: İşte ben kendimi topladım, o dosta iman ettim,
Birliğine durdum namaza, gösteriş ibadeti neyime benim.
Açıklama: Hakiki iman cem ve birliktedir, riyâsızdır.
6
Ol dost bana ümmî dimiş hem adumı Yûnus komış /
Dilüm şeker gevdem kamış bu söyleyen nemdür benüm
Çeviri: O dost bana ümmi demiş, hem de adımı Yunus koymuş (kitapla değil özüyle bilen),
Dilim (sözlerim) şeker, gövdemse şeker kamışıdır, bu söyleyen benim neyim olur.
Ümmî: okumamış: Eğitim almamış, mektep görmemiş.
7
Ümmî benem Yûnus benem dokuz atam dörtdür anam /
Işk odına düşüp yanam sûk u bâzâr nemdür benüm
Çeviri:1: Ümmi benim Yunus benim, dokuzdur babam dörttür anam.
2: Okul görmemiş Yunus benim, babam (ruhum) dokuz gök katından, bedenim (anam) dört maddeden,
Aşk ateşine düşüp yanayım, çarşı pazar neyime benim.
Dokuz ata: dokuz baba: Tasavvufta dokuz gök katı veya dokuz gezegen.
dört ana madde- dört ana: toprak, su, hava, ateş.
*
1
Ben bunda garîb geldüm ben bu ilden bîzâram /
Bu tutsaklık tuzagın demi geldi üzerem
Çeviri: Ben buraya (dünyaya) garip geldim, bu memleketten bezmişim,
Bu (beden) tutsaklık tuzağının, vakti geldi, koparırım.
Açıklama: Dünya gariplik ve tutsaklık yeridir, Yunus bundan usanır.
2
Ben bu ‘ışk kitâbını okıdum tahsîl kıldum Hâcet degüldür bana aga kara yazaram
Çeviri: Ben bu aşk kitabını, okudum eğitimini bitirdim,
Gerekli değil bana, beyaz kağıda kara mürekkeple yazmak.
Açıklama: Hakikat aşk kitabındadır, yazılı metin değil.
3
Dört kitâbun ma'nîsi tamâmdur bir elifde Bâ didürmen siz bana bâ diyicek azaram
Çeviri: 1:Dört kitabın manası, vardır bir elifte,
2: Tevrat Zebur İncil Kuranın manası, bir Elif harfinin içindedir,
Elif: Arapça alfabesinin ilk harfidir. Allah’ın birliğini sembolize eder.
4
Bir elif tahsîl iden münezzehdür ‘âlemden Endîşe iklîminde niçün durup gezerem
Çeviri: Bir elif öğrenen, kurtulmuştur alemden (yaratılmışlardan),
Kaygı ülkesinde, niçin durup gezeyim.
Açıklama: Elifin sırrını bilen endişeden kurtulur.
5
Yitmiş iki millete suçum budur Hak didüm Korkı hıyânetedür yâ ben niçün kızaram
Çeviri: Yetmiş iki millete (karşı) suçum budur -Hak dedim,
Korku, hıyanet eden içindir, ya benim niçin (yüzüm) kızarsın.
Açıklama: Ruhlar yaratılmadan önce Allah a verdiğim söze ihanet etmedim vefalıyım.
6
Bir çeşmeden akan su acı tatlu olmaya / Edebdür bana yirmek bir lüleden sızaram
Çeviri: Bir çeşmeden akan su, hem acı hem tatlı olmaz,
Edeptir bana kimseyi yermemek, bir musluktan sızarım.
Yirmek: yermek: Kötülemek, eleştirmek, ayıplamak.
7
Şerî‘at oglanları niçe yol eyde bana / Hakîkat deryâsında bahrî oldum yüzerem
Çeviri: Şeriatın çocukları, nasıl yol gösterir bana,
Hakikat denizinde, deniz kuşu -dalgıç oldum yüzerim.
Oglanları: çocukları: Yolun henüz başında olanlar, zahirde kalanlar.
8
Çünki ben bunda geldüm ben anı bunda buldum /
Mansûr'am dâra geldüm kül oluban tozaram
Çeviri: Madem ki buraya geldim, O'nu burada buldum,
Mansûr'um darağacına geldim, kül olup savrulurum.(İdam sehpasına)
Mansûr'am: Mansur'um: "Enel Hak" dediği için idam edilen meşhur mutasavvıf Hallâc-ı Mansûr'um.
9
Karanu dünler olsa yollar hîç anlanmasa / Kulavuzum er olsa ben neyiçün azaram
Çeviri: Karanlık geceler olsa, yollar hiç anlaşılmasa,
Kılavuzum Er olsa, ben niçin yolumu şaşırayım?
Açıklama: Hakiki Er, rehber olursa yol kaybolmaz.
10
Dost bana gelsün dimiş benüm kaydumı yimiş /
İş bu yüzüm karasın teberrükler düzerem
Çeviri: Dost bana gelsin demiş, benim derdimi bitirmiş,
İşte bu yüzümün karasını (günahlarımı), hayır hatırası yaparım.
Açıklama: Dostun verdiği her hâl şifadır berekettir, yüz karası bile.
11
Çün varam dost Hazret'e el kavşurup hıdmete /
Benden ‘amel sorarsa bu ‘amelden bezerem
Çeviri: Çünkü varırım Dost huzuruna, el kavuşturup hizmete,
Benden amel sorarsa, bu amelden bezer vazgeçerim.
Açıklama: Hak huzurunda amel yetersiz kalır, Yunus utanır.
12
Yûnus bu kuş dilidür bunı süleymân bilür Gerçek eren bu yolda ne didügin sezerem
Çeviri: Yunus bu kuşdilidir (sözüdür), bunu Süleyman bilir,
Gerçek Erenin bu yolda, ne dediğini sezerim.
Açıklama: Yunus’un dili sırdır, Süleyman’ın kuşdili gibi, gerçek eren anlar.
*
1
Ben bu cihâna gelmedin sultân-ı cihândayıdum /
Sözi girçek hükmi revân ol hükm-i sultândayıdum
Çeviri: Ben bu cihana gelmeden, cihanın Sultanıylaydım,
Sözü gerçek hükmü yürürlükte, o Sultan'ın hükmündeydim.
Açıklama: Yunus kendini ezelde hükmü geçerli bir sultan olarak görür.
2
Halâyık bunda gelmedin gökler melâik tolmadın /
Bu mülke bünyâd olmadın mülk-i yaradandayıdum
Çeviri: İnsanlar buraya (dünyaya) gelmeden, gökler melek dolmadan,
Bu dünya kurulmadan, Yaradan'ın mülkündeydim.
Açıklama: Dünya ve gök yaratılmadan önce Hak ile beraber olduğunu dile getirir.
3
Yüz yigirmi dört bin hâsı dört yüz kırk dört tabakası /
Devlet makâmında ol gün ulu hânedândayıdum
Çeviri: Yüz yirmi dört bin peygamber ve dört yüz kırk dört veli sınıfı,
İlahi devlet makâmında, o gün yüce huzurdaydım.
Açıklama: Peygamberler ve velilerle birlikte ulu hanedanda bulunduğunu söyler.
4
Gussa beni görmezidi kaygu eli irmezidi / Endîşe şehrinden taşra bir yüce mekândayıdum
Çeviri: Keder beni görmezdi, kaygı eli bana ermezdi,
Endişe şehrinden dışarı, yüce bir makamdaydım.
Açıklama: Ezelde gam ve kaygıdan uzak bir mekânda olduğunu dile getirir.
5
Yûnus bu cümle varlıgun dost katında zerre degül /
Güftile kelâmdayıdum hem bunda hem andayıdum
Çeviri: Yunus bu bütün varlığın, Dost katında zerre bile değil,
İlahi sözün içindeydim, hem burada hem de oradaydım.
Açıklama: Varlık dost katında zerre hükmündedir. Yunus söz ve kelâm ile hem dünyada hem ezelde vardır.
*
1
Uş gine geldüm ben bunda sır sözin ‘ıyân eyleyem /
Bir söz ile yiri gögi cümlesin hayrân eyleyem
Çeviri: İşte yine geldim bu dünyaya, sır sözünü açık edeyim,
Bir söz ile yeri göğü, hepsini hayran edeyim.
Açıklama: Yunus, sözün gücünü ve sır açmayı dile getirir.
2
Dilerisem ten eyleyem dilerisem cân eyleyem /
Gönlümi Tûr cânum Mûsâ ‘ışkı Süleymân eyleyem
Çeviri: İstersem bedende görünürüm, istersem can olurum,
Gönlümü Tur canımı Musa, aşkımı Süleyman edeyim.
Açıklama: Yunus kendini peygamberlerle özdeşleştirir, aşkı onların tecrübesiyle anlatır.
3
Dirlik bana karşu gele ben dirligün boynın uram /
Ölüm eger vâcib ola cânumı kurbân eyleyem
Çeviri: Dünya hayatı karşıma çıksa, ben hayatın boynunu vururum,
Eğer ölüm vakti geldiyse, canımı kurban eyleyeyim.
Açıklama: Hak yolunda dirlik ve ölüm kurbanlık olur.
4
Îsâ ki Meryem'e varur şöyle varam ben ol Hakk'a /
Fazlı yolında ol Hakk'un ‘âlemi handân eyleyem
Çeviri: İsa nın Meryem’e gelişi gibi, öyle varırım ben o Hakk’a,
Hakk'ın lütfuyla, alemi neşeyle güldüreyim.
Îsâ: İsa Peygamber: Göğe yükselmesiyle bilinen peygamber.
Meryem'e: Meryem'e: Hz. İsa'nın annesi.
5
Azrâîl ne kişi durur kasd idebile cânuma Ben anun kasdını gine kendüye zindân eyleyem
Çeviri: Azrail kimdir ki, canıma kast edebilsin,
Onun kastını yine, kendine zindan eyleyeyim.
Açıklama: Yunus ölümü bile aşan bir teslimiyet dile getirir.
6
Yâ Cebrâîl kim ola kim hükm ide benüm âhuma /
Yüz bin Cebrâîl gibiyi bir demde perrân eyleyem
Çeviri: Ya Cebrail kimdir ki, durdursun benim ahımı.
Yüz bin Cebrail gibisini, bir anda kanatlandırıp uçurayım.
Açıklama: Ruhun özgürlüğü Cebrâil’in hükmünü aşar.
7
Bu bizden öndin gelenler ma'nîyi pinhân didiler /
Ben anadan togmış gibi geldüm ki ‘uryân eyleyem
Çeviri: Bu bizden önce gelenler, mananın gizli olduğunu dediler,
Ben anadan doğmuş gibi geldim ki, gizliyi apaçık eylerim.
Açıklama: Yunus manâyı açıkça dile getirdiğini söyler.
8
Yûnus senün gönlün evi Hak varlıgı toptoludur /
Uş geldüm ki ‘âşıklara varlıkdan ihsân eyleyem
Çeviri: Yunus senin gönül evin Hak varlığı ile dopdoludur,
İşte geldim, ki (gerçek) aşıklara varlıktan ihsan eyleyeyim.
Açıklama: Yunus gönlünü Hak varlığıyla dolu görür, âşıklara ihsan sunar.
*
1
Cümle ‘âlem terkin urup ben dost terkin urımazam /
Andan ayru buçuk sâ‘at ben ansuzın durımazam
Çeviri: Bütün alem vazgeçse de, ben Dost’tan vazgeçmem,
O’ndan ayrı yarım saat, ben O’nsuz duramam.
Açıklama: Dosttan ayrılık Yunus için imkânsızdır.
2
Andan ayru diriligüm dirlik degül durur benüm /
Kadîm odur görür beni ben ölüyem görimezem
Çeviri: O’ndan ayrı ömrüm, ömür değildir benim,
Ezeli olan O'dur beni görür, ben ölüyüm göremem.
Kadîm: ezeli: Başlangıcı olmayan, hep var olan
3
Hûrî gelüp eydürise gönül bana virgü diyü Dostdan artuk kimseneye ben gönlümi virimezem
Çeviri: Huri gelip derse -Gönlünü bana armağandır, diye.
Dost’tan başka kimseye, ben gönlümü veremem.
Hûrî: cennet kızı: Cennet hayatı için tasvir edilen güzel varlık.
4
Dost diyü geçdi bu ‘ömrüm başarmadum dost kullıgın /
Koyam başara ol beni ben hîç iş başarımazam
Çeviri: Dost diyerek geçti bu ömrüm, başaramadım dost kulluğunu,
O’na bıraktım kendimi, O beni başarıya ulaştırsın, onsuz hiçbir iş başaramam.
Açıklama: Yunus kulluğu başaramadığını itiraf eder, başarı dostundur.
5
Bir kezden ol oldum ahî benden ümîd yokdur bana /
Ben olısam pes ol kanı ben bu sırra irimezem
Çeviri: Tamamen O oldum ey kardeş, benden ümit yoktur bana,
Eğer ben varsam O nerede, ben bu sırra eremem.
Açıklama: Yunus “ben” ile “o” arasındaki sırrı kavrayamaz.
6
Dostlar ögüt virür bana gitgil anun yakınından /
Daha yakın varam meger andan ayruk varımazam
Çeviri: Dostlar öğüt verir bana, git O’nun yakınından,
Daha yakın varayım O’na, meğer ondan başkasına varamam.
Açıklama: Dosttan daha yakın bir şey yoktur, ayrılık mümkün değildir.
7
Degmeler eydür Yûnus'a katlan bugün-yarın diyü /
Cehd ideyim bugünümi yarına irgürimezem
Çeviri: Herkes der Yunus'a, -katlan bugün yarın diye,
Gayret edeyim, bugünümü yarına bırakamam.
Açıklama: Hak yolunda bugünü yarına bırakmak mümkün değildir.
*
1
Ben bir ‘aceb ile geldüm kimse hâlüm bilmez benüm /
Ben söylerem ben dinlerem kimse dilüm bilmez benüm
Çeviri: Ben bir acayip hal ile geldim, kimse halimi bilmez benim,
Ben söylerim ben dinlerim, kimse dilimi bilmez benim.
Açıklama: Yunus’un hâli ve dili sırdır, kimse bilmez.
2
Benüm dilüm kuş dilidür benüm ilüm dost ilidür /
Ben bülbülem dost gülümdür bilün gülüm solmaz benüm
Çeviri: Benim dilim kuşdilidir, benim Yurdum Dost yurdudur,
Ben bülbülüm Dost gülümdür, bilin ki gülüm solmaz benim.
Açıklama: Yunus’un dili sırdır, dost gülü solmaz.
3
Ol dost bana gelsün dimiş sundum kadeh alsun dimiş /
Aldum kadeh içdüm şarâb ayruk gönlüm ölmez benüm
Çeviri: O Dost bana gelsin demiş, sunduğum kadehi alsın demiş,
Aldım kadehi içtim (aşk)şarabını, artık gönlüm ölmez benim.
Açıklama: Dost şarabı, gönlü ölümsüz kılar.
4
Ne turum var ne turagum hîç yirde yokdur karârum /
Hakk'a münâcât itmege bellü yirüm olmaz benüm
Çeviri: Ne durduğum yer ne de durağım, hiçbir yerde yoktur kararım,
Hakk'a dua etmeye, belli yerim olmaz benim.
Açıklama: Hak yolunda karar ve mekân yoktur, her yer münâcât yeridir.
5
Sor turdugum yiri bana gelürsen gösterem sana /
Bir zerrece Hak'dan ayru gözüm nesne görmez benüm
Çeviri: Sor durduğum yeri bana, gelirsen gösteririm sana,
Bir zerrece Hakk'tan ayrı, gözüm nesne görmez benim.
Açıklama: Yunus’un gözü Hak’tan başka bir şey görmez.
6
Tûr Tagı'nda bir tecellî gör Mûsâ'ya neler kıldı /
Yûnus eydür Hak katında sözüm girü kalmaz benüm
Çeviri: Tur Dağı’nda bir tecelli, gör Musa’ya neler yaptı,
Yunus der Hak katında, sözüm geri kalmaz benim.
Hakk: Tanrı: Gerçek, adalet, varlığı mutlak olan Allah.
Açıklama: Musa’nın Tûr tecrübesi gibi Yunus’un sözü Hak katında geçerlidir.
*
1
Kaçan kim ben beni bildüm yakîn bil kim Hakk'ı buldum /
Korkum anı bulıncaydı şimdi korkudan kurtuldum
Çeviri: Ne zaman ki ben beni, bildim kesin bil ki Hakk’ı buldum,
Korkum O’nu bulana kadardı, şimdi korkudan kurtuldum.
Açıklama: Kendini bilmek Hak’kı bilmektir; Hak ile korku ortadan kalkar.
2
Hîç ayrukdan ben korkmazam ya bir zerre kayurmazam /
Ben şimdi kimden korkayım korkdugumla yâr oldum
Çeviri: Hiç kimseden korkmam artık, ya bir zerre tasa etmem,
Ben şimdi kimden korkayım, korktuğumla yâr oldum. (dost oldum)
Açıklama: Hak ile yâr olunca korku ve kaygı kalmaz.
3
Azrâîl gelmez cânuma sorucı gelmez sinüme Bular benden ne sorısar anı sorduran ben oldum
Çeviri: Azrail gelmez canıma, sorgucu (melek) gelmez kabrime,
Bunlar benden ne soracak, onu sorduran ben oldum.
Azrâîl: Azrail: Ölüm meleği.
Sorucı: sorgu meleği: Münker ve Nekir.
4
Yâ ben onca kaçan olam anun buyrugın buyuram /
Ol geldi gönlüme toldı ben ana bir dükkân oldum
Çeviri: Yoksa ben nasıl O olayım, O'nun buyruğunu ben buyurayım,
O geldi gönlüme doldu, ben O'na bir dükkân oldum.
Açıklama: Hak gönülde tecelli edince insan Hak buyruğunun mekânı olur.
5
Dükkân ıssı dükkânından hâli degüldür evinden /
Ol bu eve geleliden ben bu halka bir kân oldum
Çeviri: Dükkân sahibi dükkânından, ayrı değildir evinden.
O bu eve geleli, ben bu halka bir maden oldum.
Açıklama: Hak eve (gönüle) gelince kişi halka kaynak olur.
6
Cânlular benden el alur cânsuzlar eri ne bilür /
Hem virürler hem alurlar ben bir ulu dîvân oldum
Çeviri: Canlılar benden el alır, cansızlar eri ne bilir,
Hem verirler hem alırlar, ben bir ulu makam oldum.
Açıklama: Hak yolunda Yunus Gönlü aşkla diri olanlara rehberdir.
7
Yûnus Hakk'a kıldı tapu Hak Yûnus'a açdı kapu /
Bâkî devlet benüm imiş ben kul iken sultân oldum
Çeviri: Yunus Hakk'a kulluk etti, Hak Yunus'a açtı kapı,
Sonsuz saadet benimmiş, ben kul iken sultan oldum.
Açıklama: Hak’ka teslimiyetle Yunus kul iken sultan olmuştur.
*
1
Haber eylen ‘âşıklara ‘ışka gönül viren benem /
Işka bahâ kim yitüre ‘ışk ma'denin bulan benem
Çeviri: Haber verin aşıklara, aşka gönül veren benim,
Aşka değer kim biçer, aşk madenini bulan benim.
Açıklama: Yunus kendini aşkın madenini bulan olarak tanımlar.
2
Yir gök tolu bu ‘ışk durur ‘ışksuz hîç nesne yok durur /
Işk bahrisi olubanı denizlere talan benem
Çeviri: Yer gök bu aşkla doludur, aşksız hiçbir nesne yoktur.
Aşk dalgıcı olup denizlere dalan benim.
Açıklama: Aşk evrenin özüdür, Yunus aşk denizine dalandır.
3
Deniz yüzinden su alup sunı virürem göklere /
Bulutlayın seyrân idüp ‘Arş'a yakın varan benem
Çeviri: Denizden su alıp, sunarım göklere,
Bulut gibi seyran edip, Arş'a yakın varan benim.
Açıklama: Yunus aşkın suyu ile göklere yükselir, Arş’a yaklaşır.
4
Yıldırım olup şakıyan gökde melâik tokıyan /
Bulutlara hüküm sürüp yagmur olup yagan benem
Çeviri: Yıldırım olup parlayan, gökte meleklerle olan benim,
Bulutlara hükmedip, yağmur olup yağan benim.
Açıklama: Yunus, aşkın kudretiyle gökte yıldırım ve yağmur olur.
5
Gördüm gögün meleklerin her biri bir cünbişdedür /
Hak Çalab'un zikrin ider İncîl ü hem Kur'ân benem
Çeviri: Gördüm göğün meleklerini, her biri bir coşku içindedir,
Hak tanrıyı zikreden, İncil de benim Kur’an da benim.
Cünbişdedür: cümbüştedir: Hareket, neşe veya zikir halindedir.
İncîl: İncil: Hz. İsa'ya indirilen kutsal kitap.
Kur'ân: Kur'an: Hz. Muhammed'e indirilen kutsal kitap.
6
Gördüm diyen degül gören bildüm diyen degül bilen /
Bilen oldur gösteren ol ‘ışka esîr olan benem
Çeviri: Gördüm diyen gören değil, bildim diyen bilen değildir,
Bilen O'dur gösteren O, aşka esir olan benim.
Açıklama: Hakikî bilmek aşkın esiri olmaktır.
7
Sekiz Uçmak ‘âşıklara köşk ü sarâydur anlara /
Mûsî'leyin hayrân olup Tûr Tag'ında kalan benem
Çeviri: Sekiz cennet aşıklara, köşk ve saraydır onlara,
Musa gibi hayran olup, Tur Dağı'nda kalan benim.
Tûr Tag'ında: Tur Dağı'nda: Hz. Musa'nın Tanrı ile konuştuğu kutsal dağ.
8
Kalem çalınıcak görgil haber böyle durur bilgil /
Kâlû belâ kelecisin bunda haber viren benem
Çeviri: Kader kalemi yazınca, gör gerçek budur böyle bil,
Ezeldeki o sözü, burada haber veren benim.
Açıklama: Yunus, ezelde ruhlar aleminde ruhlar- "Evet dediler" sözünü hatırlatır.
9
Delü oldum adum Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz /
Hazret'e degin yalunuz yüz süriye varan benem
Çeviri: Deli oldum adım Yunus, aşk oldu bana kılavuz (rehber),
(ilahi) Huzura kadar yapayalnız, yüz sürerek varan benim.
Açıklama: Yunus, aşkın kılavuzluğunda Hak huzuruna varır.
*
1
Ezelî bu ‘ışkı ben bu mülke sürüp geldüm, Biridüm anda şeksüz uş yine bire geldüm
Çeviri: Bu Ezelî aşkı ben, bu dünyaya sürüp geldim,
Birdim orada şüphesiz, işte yine Bir’e geldim.
Açıklama: Yunus aşkı geçmişten-ruhlar aleminden dünyaya taşır. Bu dünyada da Birlikten ayrılmaz.
2
Ol birün nûrı bana göründi er yüzünden / Cân gözile ol nûrı ben bunda sora geldüm
Çeviri: O Bir’in nuru bana göründü, Er üzerinden,
Can gözüyle o nuru, ben burada sorarak geldim.
Açıklama: Hak nuru insanda görünür, Yunus onu arar.
3
Ol nûrı göreliden unıtdum kendözümi / Sanasın Mûsâ benem hâcete Tûr'a geldüm
Çeviri: O nuru gördüğümden beri, unuttum kendimi,
Sanırsın Musa benim, bir ihtiyaçla Tur'a geldim.
Açıklama: Hak nuru karşısında benlik unutulur, Musa’nın Tûr tecrübesiyle özdeşleşir.
4
Tûr-ı münâcât bana turdugum yirde olur / Benem bugün Bâyezîd uş gizlü sırra geldüm
Çeviri: Tur Dağı bana, durduğum yerde olur.
bugün Bâyezîd bistami benim, işte şimdi gizli sırra geldim.
Bâyezîd: Bayezid: Ünlü mutasavvıf Bayezid-i Bistami.
5
Ezel benüm ilümdür Elest benüm yolumdur / Ezelile Elest'i ben bunda göre geldüm
Çeviri: Sonsuz geçmiş vatanımdır, ruhlar meclisi benim yolumdur,
Ezelde Ruhlar aleminde verdiğim sözü, ben burada görmeye geldim.
Açıklama: Yunus Elest sözleşmesini yol olarak görür.
6
Ben ezelden varıdum ma'şûkıla yârıdum / Hak beni viribidi âlemi göre geldüm
Çeviri: Ben ezelden vardım, Sevgili'yle beraberdim,
Hak beni gönderdi, âlemi görmeye geldim.
Açıklama: Yunus ezelde Hak ile yâr olduğunu söyler.
7
Çün gökden yire yagdum yirden göge çok agdum /
Âdem tonın tonandum devrânum süre geldüm
Çeviri: Çünkü gökten yere yağdım, yerden göğe çok yükseldim,
Adem giysisini giydim, ömrümü sürmeye geldim.
Açıklama: Âdem suretinde dünyaya gelir, devran sürer.
8
Et ü deri büründüm geldüm size göründüm / Adumı âdem kodum andan zuhûra geldüm
Çeviri: Et ve deriye büründüm, geldim size göründüm,
Adımı Adem koydum, oradan görünür oldum.
Açıklama: İnsan suretinde Hak tecellîsi olur.
9
Işk esritdi cânumı uş Ene'l-Hak didürür Korku gitdi gönlümden Mansûr'am dâra geldüm
Çeviri: Aşk sarhoş etti canımı, işte (bana)-Ben Hakk'ım dedirtir,
Korku gitti gönlümden, Mansûr olup idam ağacına geldim.
Açıklama: Aşk sarhoşluğu Mansûr’un darağacı tecrübesiyle özdeşleşir.
10
Işkdan dertlü olana dermânum vardur benüm
Işk sayrusı olana erkândur sora geldüm
Çeviri: Aşkla dertli olana, dermanım vardır benim,
Aşk hastası olana, usulünce sormaya geldim.
Açıklama: Yunus aşk derdine dermân sunar.
11
Mecnûn kadehin aldum Leylî gönline taldum Çün Hakk'ı ‘ıyân bildüm andan sınura geldüm
Çeviri: Mecnûn kadehini aldım, Leylâ gönlüne daldım,
Çünkü Hakk'ı apaçık bildim, ondan sınıra geldim.
Açıklama: Mecnun-Leylâ kıssası Hak aşkına dönüşür.
12
Bundan böylesi bilgil pâdişâh iklîmidür / Dört yanum dîdâr oldı gör ne hûb yire geldüm
Çeviri: Bundan sonrası bil ki Padişah ın ülkesidir,
Dört yanım Sevgilinin yüzü oldu, gör ne güzel yere geldim.
Açıklama: Hak huzuru pâdişah ın ülkesidir, dîdâr her yerdedir.
13
Bana bu ‘ışk tolalı adum Yûnus olalı / Iyân oldı pâdişâh kulam şükrâne geldüm
Çeviri: Bu aşk bana dolalı, adım Yunus olalı,
Apaçık göründü Padişah, kuluyum şükretmeye geldim.
Açıklama: Yunus aşk ile adını bulur, şükranla pâdişaha kul olur.
*
1
Benüm bunda karârum yok ben bunda gitmege geldüm /
Bezirgânam metâ‘um çok alana satmaga geldüm
Çeviri: Benim burada durasım yok, ben buradan gitmeye geldim,
Tüccarım malım çok, alana satmaya geldim.
Açıklama: Dünya geçicidir, Yunus söz ve aşk ürününü satmaya gelmiştir.
2
Ben gelmedüm da'vîyiçün benüm işüm seviyiçün /
Dostun evi gönüllerdür gönüller yapmaga geldüm
Çeviri: Ben gelmedim dava için, benim işim sevgi için,
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.
Açıklama: Yunus’un işi dava değil, gönül yapmaktır.
3
Dost esrigi deliligüm ‘âşıklar bilür neligüm /
Degşürüben ikiligüm birlige yitmege geldüm
Çeviri: Dost sarhoşu deliliğimi, âşıklar bilir halimi,
Değiştirip ikiliğimi, birliğe ermeye geldim.
Açıklama: Hak yolunda ikilikten kurtulup birliğe ermek esastır.
4
Ol hâcemdür ben kulıyam dost bâgçesi bülbüliyem /
Ol hâcemün bâgçesinde şâd olup ötmege geldüm
Çeviri: O efendimdir ben kuluyum, dost bahçesi bülbülüyüm,
O efendimin bahçesinde, mutlu olup ötmeye geldim.
Açıklama: Yunus kendini dost bahçesinde bülbül olarak görür.
5
Bunda bilişmeyen cânlar anda bilişimez anlar /
Bunda bilişüp dostıla hâlüm ‘arz itmege geldüm
Çeviri: Burada tanışmayan canlar, ahirette de tanışamaz onlar,
Burada tanışıp Dost ile, halimi arz etmeye geldim. (sunmaya)
Açıklama: Hakikat burada bilinmezse ötede de bilinmez.
6
Yûnus Emre ‘âşık olmış ma'şûka derdinden ölmiş /
Girçek erün kapusında hâlüm ‘arz itmege geldüm
Çeviri: Yunus Emre âşık olmuş, Sevgili derdiyle ölmüş,
Gerçek erin kapısında, halimi sunmaya geldim.
Açıklama: Yunus âşık olarak sevgili derdinden ölmüşdür.
*
1
Ne dirisem hükmüm yürür elümde fermân tutaram /
Ne dirisem hükmüm revân çün hükm-i sultân tutaram
Çeviri: Ne dersem hükmüm yürür, elimde ferman tutarım (emir belgesi),
Ne dersem hükmüm yürür, çünkü Sultanın hükmünü tutarım.
Açıklama: Yunus sözünün Hak hükmü gibi geçerli olduğunu dile getirir.
2
İns ile bu cinn ü perî dîvler benüm hükmümdedür /
Tahtum benüm yil götürür mühr-i Süleymân tutaram
Çeviri: İnsan cin ve periler devler, benim hükmümdedir,
Benim tahtımı rüzgâr taşır, Süleymanın mührünü tutarım.
Mühr-i Süleymân: Süleyman'ın mührü: Hz. Süleyman'a verilen hükümranlık simgesi.
3
İblîs ü âdem kim olur kim azdura yâhûd aza /
Bu cümlesi eyü yavuz kamusın andan tutaram
Çeviri: 1:İblis Âdem kim olur, kim azdırabilir yahut azabilir,
2: İblis Âdem kim olur, kim kimi yoldan çıkarabilir, kim kendi kendine yoldan çıkabilir ki,
Bunların tamamını, İyi kötü hepsini O’ndan bilirim.
Açıklama: Hak, hükmüyle iyiyi ve kötüyü kapsar.
4
Dünyâ benüm mülküm durur kavmi benüm kavmüm durur /
Her dem benüm yargum yürür yargumı handân tutaram
Çeviri: Dünya benim mülkümdür, halkı benim halkımdır,
Her an hükmüm yürür, yargımı neşeyle tutarım.
Açıklama: Dünya ve kavim Hak hükmüyle Yunus’a bağlıdır.
5
Senün gibi cân var iken Âb-ı Hayât isteyeni /
Karanulıga gireni ben anı hayvân tutaram
Çeviri: Senin gibi can varken, hayat suyu isteyeni (ölümsüzlük),
Karanlığa gireni, ben onu hayvan sayarım.
Açıklama: Hak’tan ayrılan cehalete girer, hayat dosttadır.
6
Ansuz olursam ölürem anunla diri oluram / Siz sanmanuz ki dirligi hemîşe cândan tutaram
Çeviri: Onsuz olursam ölürüm, O’nunla diri olurum,
Siz sanmayın ki yaşamı, her zaman candan (ibaret) bilirim.
Açıklama: Dirilik dostla olur, candan değil.
7
Dînüm îmânum ol durur ansuz olursam dünyede /
Ne pûta-hâça taparam ne dîn ü imân tutaram
Çeviri: Dinim imanım O'dur, onsuz olursam dünyada,
Ne puta haça taparım, ne din ne iman tutarım.
Pûta: puta: Putlara, heykele.
Hâça: haça: Haça, Hristiyanlık sembolüne.
8
Yûnus eydür hîç şek degül ol benven ü ben olvanun /
Ben ne dirisem dost tutar dost didügin ben tutaram
Çeviri: Yunus der ki hiç şüphe yok, O benim ben O’yum,
Ben ne dersem Dost yapar, Dostun dediğini de ben yaparım.
Açıklama: Dost ile Yunus bir olmuştur, sözleri birbirini tutar.
*
1
Cânum ben andan bunda ezelî ‘âşık geldüm Işkı kılavuz tutdum ‘ışka ulaşup geldüm
Çeviri: Benim canım oradan buraya, ezeli aşık geldim,
Aşkı kılavuz tuttum, aşka ulaşıp geldim.
Açıklama: Yunus aşkı ezelden kılavuz edinir.
2
Degülem kâl ü kîlde yâ yitmiş iki dilde / Yad yok bana bu ilde anda bilişüp geldüm
Çeviri: Boş tartışma da ,ya da yetmiş iki milletin (ayrılığında) değilim,
Yabancı yok bana bu dünyada, ezelde tanışıp geldim.
Açıklama: Hakikat söz ve dil tartışmasında bulunmaz.
3
Geçdüm hod-bîn ilinden el çekdüm dükelinden /
Ol ikilik bâbından birlige bitüp geldüm
Çeviri: Geçtim bencillik diyarından, el çektim hepsinden,
O ikilik kapısından, birliğe inanıp geldim.
Açıklama: İkilikten kurtulup birliğe ulaşmak Hak yolunun esasıdır.
4–5
Dört kişidür yoldaşum vefâ-dârum râz-daşum /
Üçile hoşdur başum birine buşup geldüm
Ol dördün birisi cân biri dîn biri îmân / Biri nefsümdür düşmân anda savaşup geldüm
Çeviri: Dört kişidir yoldaşım, vefalı sırdaşım,
Üçüyle hoştur başım, birine küsüp geldim.
O dördün birisi can, biri din biri iman.
Biri nefsimdir düşman, orada savaşıp geldim,
Açıklama: Hak yolunda nefisle savaşmak şarttır; can, din ve iman yoldaştır.
6
Bir kılı kırk yardılar birin yol gösterdiler /
Bu mülke gönderdiler o yola düşüp geldüm
Çeviri: Bir kılı kırka yardılar, o yollardan birini gösterdiler,
Bu mülke (dünyaya) gönderdiler, o yola düşüp geldim.
Açıklama: Yunus, Hak tarafından bu dünyaya gönderilmiştir, yol aşk yoludur.
7
Işk şerbetinden içdüm on iki ırmak geçdüm Denizler bendin deşdüm ‘ummândan taşup geldüm
Çeviri: Aşk şerbetinden içtim, on iki ırmak geçtim,
Denizler setini yıktım, okyanustan taşıp geldim.
Açıklama: Yunus aşk yolculuğunu şerbet, ırmak ve umman metaforlarıyla anlatır.
8
Ben andan geldüm bunda yine varuram anda, Ben anda varasumı anda tanışup geldüm
Çeviri: Ben oradan (Ruhlar Meclisinden) geldim buraya, yine varacağım oraya,
Ben oraya varacağımı bilirim, çünkü Ruhlar Meclisinde tanışıp geldim.
Açıklama: Dünya geçici bir duraktır, dönüş yine Hak katınadır.
9
Azrâîl ne kişidür kasd idesi cânuma /
Ben emânet ıssıyla anda bitrişüp geldüm
Çeviri: Azrail kimdir ki kastetsin canıma,
Ben emanet sahibiyle, ezelde sözleşip geldim.
Açıklama: Can Hak’kın emanetidir, Azrâil’in kasdı Hak ile buluşmaya vesiledir.
10
Aradum çıkdum bir uca eglendüm teferrüce Eren soyın soylayup ol soya düşüp geldüm
Çeviri: Aradım, en yükseye çıktım, durup seyrettim,
Eren soyunun izini sürüp, o soya katılıp geldim.
Açıklama: Yunus erenlerin soyuna bağlanır.
11
Yûnus Emre'ye ne gam ‘âşık melâmet bed-nâm /
Küfrüm îmâna şol dem anda degişüp geldüm
Çeviri: Yunus Emre'ye ne keder ne korku, aşık kınanmış adı kötü çıkmıştır,
Küfrümü imana şu an, orada değişip geldim.
Küfrüm: inançsızlığım: Örtme, hakikati görmeme hali.
*
1
Dost elinden ölürisem güle güle girü gelem /
Ganîmet görem bu demi cân şükrâne virü gelem
Çeviri: Dost elinden ölürsem, güle güle geri gelirim (asli vatana),
Bu anı kazanç bilirim, canımı şükür niyetine verip gelirim.
Açıklama: Dost uğruna ölüm bile şükrandır, dönüş güle güledir.
2
Cânın dirîg tutan kişi dost katından ırak düşer /
Fidî kılam yüz bin cânı ıraklıkdan berü gelem
Çeviri: Canını esirgeyen kişi, Dost huzurundan uzak düşer,
Feda edeyim yüz bin canı, uzaklıktan yakına geleyim.
Açıklama: Dost için canını vermek yakınlıktır.
3
Cercîs'leyin ol dost beni yitmiş kez öldürürise /
Bin kez dahı ölürisem yüz bin kez ilerü gelem
Çeviri: Cercis peygamber gibi, o dost beni yetmiş kez öldürse de,
Bin kez dahi ölsem bile, yüz bin kere yine gelirim.
Cercîs: Cürcis: İnancı uğruna defalarca öldürülüp diriltilen peygamber.
4
Yüz bin kez togam uyagam dost burcında cevlân kılam /
Hem bunda olam hem anda bunda anda varu gelem
Çeviri: Yüz bin kez doğup uyanıp, Dost makamında seyran edeyim,
Hem burada olayım hem orada, buraya ve oraya varıp geleyim (gidip geleyim).
Açıklama: Dost burcu hem dünyada hem ahirette varlık alanıdır.
5
Dost burcında togmış iken niçün ırak varmak bana /
Ol mahabbet feleginde her sabâh çevürü gelem
Çeviri: Dost’un makamında doğmuşken, niçin uzağa gitmek bana,
O muhabbet göğünde, her sabah dönüp gelirim.
Açıklama: Dost burcunda doğan uzak düşmez, muhabbet feleğinde döner.
6
Yavı kılındum ne çâre yürürem dün-gün âvâre /
Soranlara cevâb budur isteyüben soru gelem
Çeviri: Kayboldum ne çare, yürürüm gece gündüz avare (başıboş),
Soranlara cevabım budur, arzulayıp sorarak geldim.
Açıklama: Âşık dün-gün âvâredir, cevabı aşk yoludur.
7
Bin yıl toprakda yatursam hîç komayam Ene'l-Hakk'ı /
Ne vakt gerek olurısa ‘ışk nefesin uru gelem
Çeviri: Bin yıl toprakta yatsam, hiç bırakmam -ben Hakk'ım davasını,
Ne zaman gerek olursa, aşk nefesini duyurup gelirim.
Açıklama: Ene’l-Hakk (ben Hak’kım sırrı aşk nefesiyle dirilticidir.
8
İnanmayan gel sinüme dost adını eyit kıgır /
Kefen tonın pâre kılup topragumdan turu gelem
Çeviri: İnanmayan gelsin mezarıma, Dost adını söyleyip çağırsın,
Kefen elbisemi yırtıp, toprağımdan kalkıp geleyim.
Açıklama: Dost adı dirilticidir, kefen bile engel değildir.
9
Dost yolından gider isem gelmekligüm geniz ola /
Dost varlıgı benümile her dem nişân virü gelem
Çeviri: Dost yolunda gidersem, geri gelmem kolay olur,
Dost varlığı benimle, her an işaret verip gelirim.
Açıklama: Dost yolunda gidiş dönüş gizlidir, iz her an vardır.
10
Bundan böyle n'olasını degme ‘akıl şerh itmeye /
Âşıklara miskîn Yûnus hoş haber degürü gelem
Çeviri: Bundan sonra neler olacağını, her akıl açıklayamaz,
Aşıklara zavallı Yunus, hoş haber ulaştırıp gelirim.
Açıklama: Akıl bu sırrı şerh edemez, Yunus âşıklara hoş haber getirir.
*
1
Bin yıl eger vasfın diyem bir zerresin düketmeyem /
Bir katrede yüz bin deniz bir noktasın şerh itmeyem
Çeviri: Bin yıl vasfını desem, bir zerreni tüketemem (anlatamam),
Bir damlada yüz bin deniz, bir noktasını açıklayamam.
Açıklama: Hak vasfı sınırsızdır, sözle tüketilemez.
2
Ne mesel baglasam olur ne hod gönül karâr kılur /
Kim benzedür misl ü misâl hâşâ anı benzetmeyem
Çeviri: Ne benzetme yapsam olur, ne gönül huzur bulur,
Kim misalle benzetme yaparsa, asla ben hiçbir şeye benzetmem.
Açıklama: Hak için misal ve benzetme mümkün değildir.
3
Kim ide bir nakş u sûret nakş u sûretden ol âzâd /
Cümle ‘akıllar sende mât niçe ‘özür gözetmeyem
Çeviri: Kim bir şekil ve suret çizse, O şekilden suretten bağımsızdır,
Bütün akıllar Sende mat oldu (yenildi), nasıl özür dilemeyeyim.
Mât: yenilmiş: Şaşkın, çaresiz.
4
Çün ‘akıl fenâya vara delü ola ne başara Delülere sensin çâre delü oldum pes n'itmeyem
Çeviri: Çünkü akıl yokluğa erince, deli olup ne anlatabilsin,
Delilere sensin çare, deli oldum ne eyleyeyim.
Açıklama: Akıl yokluk aleminde acizdir, çare Hak’tadır.
5
Ögret imdi dil ne disün şart oldur seni söylesün /
Tevfîk yari kılurısa gayrı dile söyletmeyem
Çeviri: Öğret şimdi dil ne desin, şart odur ki Seni söylesin,
İlahi yardım yoldaş olursa, başkasını dilime söyletmem.
Açıklama: Dil, yalnız Hak’ı söylemelidir.
6
Ne dirisen sen di bana koma beni benden yana /
Benüm hâcetüm bu sana bana beni istetmeyem
Çeviri: Ne dersen sen de bana, beni kendi nefsimle bırakma,
Benim Senden tek isteğim budur, beni kendi nefsimin peşine düşürme.
Açıklama: Yunus kendini Hak’a teslim eder, benliğini istemez.
7
Çün pâdişâh güçlü ola pes kul fuzûl işlü ola /
Ben senünem bana ne gam ger suç idem ger itmeyem
Çeviri: Çünkü Padişah güçlüdür, kul boş iş yapmasın,
Ben seninim bana ne gam (keder), ister suç işleyeyim ister işlemeyeyim.
Açıklama: Kulun kusuru, Hak ile olunca korkulacak değildir.
8
Çün kim girdüm bu denize ne kenâr var ne cezîre /
Çün dört yanumdan mevc ura teknem kavî hîç batmayam
Çeviri: Çünkü girdim bu denize, ne kıyı var ne ada,
Çünkü dört yanımdan dalga vursa da, teknem sağlamdır hiç batmam.
Açıklama: Hak denizinde sınır yoktur, dalgalar batıramaz.
9
Benüm degül bu keleci varlık senün Yûnus neci /
Çün dilüme sensin kadîr sensüz lisân depretmeyem
Çeviri:Benim değil Bu söz, varlık Senin Yunus necidir ki,
Çünkü dilime Sensin güç yetiren, Sensiz dil kımıldatmam.
Açıklama: Varlık Hak’kındır, söz Hak kudretiyle söylenir.
*
1
Sensin Kerîm sensin Rahîm / Allâh sana sundum elüm /
Senden artuk yokdur umum / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Sensin cömert, Sensin merhametli; Allahım Sana sundum elimi,
Senden başka yoktur umudum Allah’ım Sana sundum elimi.
Kerîm: cömert: Lütfu ve bağışlaması bol olan.
Rahîm: merhametli: Esirgeyen, bağışlayan.
2
Ecel irdi va‘de yitdi / Bu ‘ömrüm kadehi toldı /
Kimdür ki içmedin kaldı / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Ecel geldi vade bitti, ömrümün kadehi doldu,
Kimdir ki kadehi içmeden kaldı, Allah’ım sana sundum elimi.
Açıklama: Ölüm, herkes için kaçınılmazdır, Yunus teslim olur.
3
Dilüm tetigi bozuldı / Cânum gevdemden üzüldi /
Uşda gözlerüm süzüldi / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Dilimin tetiği (konuşma düzeni) bozuldu, canım bedenimden ayrıldı,
İşte gözlerim süzüldü, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Ölüm anının tasviri, ruhun bedenden ayrılışı.
4
Urdılar suyum ılıdı / Kavum kardaş cümle geldi /
Esen kalsun kavum kardaş / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Suyumu koydular ılıklaştı, akraba kardeş hepsi geldi,
Esen kalsın akraba kardeş, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Ölüm sonrası yıkama ve yakınların vedası.
5
Uş dikdiler kefen tonum / Hazret'e gönüldi yolum /
Bunda kalan nemdür benüm / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: İşte diktiler kefen elbisemi, ilahi huzura yöneldi yolum,
Burada kalanlar neyimdir benim, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Kefen giydirilir, gönül Hak yoluna yönelir.
6
Geldi salacam sarılur / Dört yana sala virilür /
İl namâzuma dirilür / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Geldi tabutum sarılır, dört yana sela verilir,
Halk namazıma toplanır, Allah’ım Sana sundum elim.
Açıklama: Cenaze salâsı ve namazı anlatılır.
7
Salacamı götürdiler / Musallâya yitürdiler /
Görklü tekbîr getürdiler / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Tabutumu götürdüler, musallaya ulaştırdılar,
Güzel tekbir getirdiler, Allah’ım Sana sundum elimi.
Musallâya: musallaya: Cenaze namazı kılınan yere.
8
Götürdiler bunda üşüp / İndürdiler anda şeşüp /
Topragum örterler eşüp / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Götürdiler buraya, üşüşüp indirdiler orada çözüp,
Toprağımı örterler eşip, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Kabre indiriliş ve toprağın örtülüşü tasvir edilir.
9
Topraga çün düşürdiler / El topraga üşürdiler /
Taşlarıla basdurdılar / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Çünkü toprağa indirdiler, Elleriyle toprak attılar,
Taşlarla bastırdılar, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Kabir kapatılır, taşlarla sağlamlaştırılır.
10
Uşda beni götürdiler / Makbereme getürdiler /
Halka olup oturdılar / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: İşte beni götürdüler, mezarıma getirdiler,
Halka olup oturdular, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Cenaze kabre konur, halk etrafında toplanır.
11
Çün cenâzeden şeşdiler / Üstüme toprak eşdiler /
Hep koyubanı kaçdılar / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Çünkü Cenazeden el çektiler, üstüme toprak eşelediler,
Hep bırakıp kaçtılar, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Kabir kapanır, cemaat ayrılır, yalnızlık başlar.
12
Kaldum bir karanluk yirde / Ayruk varımaz ol yirde /
Sataşdum bir ‘aceb derde / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Kaldım bir karanlık yerde, artık kimse varamaz o yere,
Çattım bir acayip derde, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Kabir yalnızlığı ve derdi dile getirilir.
13
Ölmedi meşhed tolduhça / Gündüzümüz oldı gice /
Bilmeyüz hâlümüz niçe / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Ölmedi ruhum şehitlik toprak doldukça, gündüzümüz oldu gece,
Bilmeyiz halimiz nice, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Manevi yolda can verenler aslında ölmemiştir.
14
Geldi Münker ile Nekir / Her birisi sordı bir dil /
İlâhî sen cevâb virgil / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Geldi sorgu melekleri, her birisi sordu bir dil,
İlahi, Sen cevap ver, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Kabir sorgusu Münker-Nekir tarafından yapılır, cevap Allah’tan dilenir.
15
Aldı beni ince yola / İltdi Sırât köprüsine / ‘Amelüme yok mededüm
Çeviri: Aldı beni ince yola, iletti sırat köprüsüne, amelimde yok yardımcım.
Açıklama: Kabirden sonra Sırât köprüsüne varış ve amelin yetersizliği dile getirilir.
16
Yidi Tamu sekiz Uçmak / Her birinün vardur yolı /
Her bir yolda yüz bin çârsû / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Yedi cehennem sekiz cennet, her birinin vardır yolu,
Her bir yolda yüz bin çarşı, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Ahirette cehennem ve cennet yolları çeşitlidir, her yol bir âlem gibidir.
17
Halâyıklar melâikler / Ger esrükler ger ayuklar /
Sahha size uyanıklar / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Yaratılmışlar melekler, gerek sarhoşlar gerek ayıklar,
Ne mutlu uyananlara, Allah’ım Sana sundum elimi.
Halâyıklar: mahluklar: Yaratılmışlar, özellikle insanlar veya hizmetliler;
18
Görün ‘aceb oldı zamân / Gönülden eylenüz figân /
Ölür çün anadan togan / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Görün şaşılacak oldu zaman, gönülden edin feryat,
Ölür çünkü anadan doğan, Allah Sana sundum elimi.
Açıklama: Ölüm yeni bir doğum gibidir, şaşkınlık ve feryat doğurur.
19
Yûnus tap uzat bu sözi / Allâh'una dutgıl yüzi /
Dîdârdan ayırma bizi / Allâh sana sundum elüm
Çeviri: Yunus yeter uzatma sözü, Allah’ına dön yüzünü,
İlahi yüzden ayırma bizi, Allah’ım Sana sundum elimi.
Açıklama: Son dua: Allah’a yüz tutmak ve Güzelliğinden ayrılmamak.
*
1
Muhammed ile bile Mi'râc'a çıkan benem / Ashâb-ı Suffa'yıla yalıncak olan benem
Çeviri: Muhammed ile birlikte, Miraç'a çıkan benim,
Suffa ashabıyla birlikte, (dünyadan) soyunmuş olan benim.
Ashâb-ı Suffa'yıla: Ashâb-ı Suffa ile: Mescid-i Nebevî'nin sofasında yaşayan, dünya malından vazgeçmiş yoksul ve alim sahabelerle birlikte.
2
Sabrıla kanâ'atı virübidüm bunlara / Kırkını bir gönlege kanâ'at kılan benem
Çeviri: Sabırla kanaati (yetinmeyi), ulaştırdım bunlara,
Kırk eri bir gömleğe, razı eden benim.
Açıklama: Sabır ve kanaat (yetinmek), Hak yolunun temelidir.
3
Ol kırkdan birisine çaldumıdı neşteri / Kırkından kan akıdup ‘ibret gösteren benem
Çeviri: O kırkdan (er’den) birisine vurmuştum bıçağı,
Kırkından kan akıtıp, ibret gösteren benim.
Açıklama: sadece birine dokunup, kırkından birden kan akıtan birliğin ne olduğunu gösterdim.
4
Âdem Peygamber ile Havvâ yaradılmadın / Uçmak'dan sürülüben ol müflis olan benem
Çeviri: Âdem Peygamber ile Havvâ yaratılmadan,
Cennetten sürülüp, o iflas eden benim.
Açıklama: İnsanlık serüveniyle özdeşleşme.
5
Mûsâ Peygamber ile bin bir kelime kıldum Îsâ Peygamber ile göklere çıkan benem
Çeviri: Musa Peygamber ile bin bir kelime konuştum,
İsa Peygamber ile göklere çıkan benim.
Açıklama: Musa’nın sözü ve İsa’nın göğe yükselişiyle özdeşleşme.
6
İbrâhîm Edhem vaktı terk itdi tâc u tahtı,
Allâh ‘ışkına bakdı ol sırrı tuyan benem
Çeviri: İbrahim Edhem, vakti gelince terk etti tacı tahtı,
Allah aşkıyla bakıp, o sırrı duyan benim.
Açıklama: Dünya saltanatını terk edip aşk sırrına yönelmek.
7
Abdü'r-rezzâk ol dervîş yoldaş idindi beni /
Hallâc-ı Mansûr'ıla dâra asılan benem
Çeviri: Abdürrezzak o derviş yoldaş edindi beni, (Şeyh San’an),
Hallâc-ı Mansûr ile idam ağacına asılan benim.
Açıklama: Tasavvuf yolunda yoldaşlık ve Mansûr’un darağacı tecrübesi.
8
Ömer-i Hattâb'ıla çok ‘adl ü dâd işledüm Oglıla fısk içinde hadde basılan benem
Çeviri: Ömer-i Hattâb ile çok adalet doğruluk işledim,
Oğluyla günah içinde, cezaya çarptırılan benim.
Açıklama: Hz. Ömer’in oğlu günah işlediği için uygulanan ceza anlatılıyor.
9
Adumı Yûnus dakdum sırrum ‘âleme çakdum / Levh ü kalemden öndin dilde söylenen benem
Çeviri: Adımı Yunus taktım, sırrımı aleme çaktım (yaydım),
Kader kalemi yazmadan önce, dilde söylenen benim.
Açıklama: Yunus adını ve sırrını âleme ilan eder.
*
1
Hak Çalab'um Hak Çalab'um sencileyin yok Çalab'um /
Günâhluyam yarlıgagıl iy rahmeti çok Çalab'um
Çeviri: Hak Tanrım, Hak Tanrım, senin gibi yok Tanrım,
Günahkarım bağışla beni, ey merhameti çok Tanrı'm.
Açıklama: Allah’ın rahmetine sığınış ve bağışlanma dileği.
2
Kullar senün sen kullarun günâhları çok bunlarun /
Uçmaguna sal bunları binsünler Burâk Çalab'um
Çeviri: Kullar senindir, bu kulların günahları çoktur Tanrı'm,
Cennetine sal bunları, binsinler Burak bineğine Tanrım.
Açıklama: Kulların günahına rağmen cennete kabul edilmeleri için dua.
3
Ben eydürem kim iy Ganî nedür bu derdün dermânı /
Zinhâr esirgeme beni ‘ışk odına yak Çalab'um
Çeviri: Ben derim ki ey zengin, nedir bu derdin dermanı,
Asla koruma beni, aşk ateşine yak Tanrı'm.
Açıklama: Aşk ateşiyle yanmayı Hak’tan istemek.
4
Ne yohsul u ne baydasın ne köşk ü sarâylardasın /
Girdün miskînler gönline idindün turak Çalab'um
Çeviri: Ne yoksulda ne zengindesin, ne köşk ne de saraylardasın,
Girdin gariplerin gönlüne, edindin durak Tanrı'm.
Açıklama: Allah’ın mekânı gönüllerdir, saraylar değil.
5
Kogıl beni hoş yanayın kül oluban uşanayın /
Ol sevdügün Muhammed'e olayın çerâk Çalab'un
Çeviri: Bırak beni hoşça yanayım, kül olup ufalanayım,
O sevdiğin Muhammed'e olayım, çıra (ışık) Tanrı'm.
Açıklama: Peygamber sevgisiyle yanıp ışık olmak arzusu.
6
Ne ‘ilmüm var ne tâ‘atüm ne gücüm var ne tâkatüm /
Meger kıla ‘inâyetün yüzümüzi ak Çalab'um
Çeviri: Ne ilmim var ne ibadetim, ne gücüm var ne takatim,
Meğer senin yardımın, yüzümüzü ak eder Tanrım.
Açıklama: İlim ve tâat değil, Allah’ın inayeti kurtuluş sebebidir.
7
Yûnus'ı sen yarlıgagıl bu günâhlu kullarıla /
Eger yarlıgamazısan key katı firâk Çalab'um
Çeviri: Yunus'u sen bağışla, bu günahkar kullarınla,
Eğer bağışlamazsan, ayrılık çok ağır Tanrı'm.
Açıklama: Yunus bağışlanmayı ister, aksi hâlde ayrılığın katı olacağını söyler.
*
1
Benüm cânum uyanukdur dost yüzine bakan benem /
Hem denize karışmaga ırmak olup akan benem
Çeviri: Benim canım uyanıktır, dost yüzüne bakan benim,
Hem de denize karışmaya, ırmak olup akan benim.
Açıklama: Can gafletten uyandı. Dost yüzüne yönelir.
2
Irmak gibi ben çaglaram gâh gülerem gâh aglaram /
Nefsüm cigerin taglaram kibr ü kîni yıkan benem
Çeviri: Irmak gibi coşarım, kâh güler kâh ağlarım (bazen),
Nefsimin Ciğerini dağlarım, kibir ve kini yıkan benim.
Açıklama: Yunus nefsini dağlayarak kibir ve kini yok eder.
3
Kırdum bu nefsün çerisin bir itdüm burc u bârûsın /
Pâk eyledüm içerüsin mülketini yuyan benem
Çeviri: Kırdım bu nefsin askerini, (yerle) bir ettim kalesini surlarını,
(temiz) Pak eyledim içini, gönül mülkünü yıkayan benim.
Açıklama: Nefsi yendim, iç âlem temizlenir.
4
Ben Hazret'e tutdum yüzüm ol ‘ışk eri açdı gözüm /
Gösterdi bana kendözüm âyet-i küll dinen benem
Çeviri: Ben yüce huzura döndüm yüzümü, aşk eri açtı gözümü,
Gösterdi bana kendimi (özümü), Âlemin delili benim.
Açıklama: Hak aşkı göz açar, insan kendini âyet olarak görür.
5
Şâh dîdârın gördüm ‘ıyân gümânsuzın bellü beyân /
Kâfir ola inanmayan ol dîdâra bakan benem
Çeviri: Şâh'ın yüzünü gördüm açıkça, şüphesiz ve apaçık,
Kâfir olur inanmayan, o yüze bakan benim.
Açıklama: Hakk’ın yüzü şüphesizdir, Yunus onu görendir.
6
Benüm durur bu cümle iş hikmetile bu yaz u kış /
Ben bilürem yad u biliş ırılmasuz duran benem
Çeviri: Benimdir bütün bu işler, hikmetle(bilgiyle) dönen bu yaz ve kış,
Ben bilirim dostu yabancıyı, hiç ayrılmadan duran benim.
Hikmetile: hikmetiyle: İlahi sırrı ve derin amacıyla.
7
Bu cümle cânda oynayan tamarlarında kaynayan /
Küllî lisânda söyleyen küllî dili diyen benem
Çeviri: Bütün canlarda oynayan, damarlarında kaynayan,
Bütün dillerde söyleyen, hepsinin dilini diyen benim.
Açıklama: Yunus kendini bütün dillerin sözcüsü olarak görür.
8
Nemrûd odın İbrâhîm'e ben bâg u bostân eyledüm /
Küfür yüzinden toguban gine odı yakan benem
Çeviri: Nemrut'un ateşini İbrahim'e, ben bağ ve bahçe eyledim,
İnkar yüzünden doğup, yine ateşi yakan benim.
Nemrûd: Nemrut: Hz. İbrahim'i ateşe atan zalim hükümdar.
İbrâhîm'e: İbrahim'e: Hz. İbrahim Peygamber'e.
9
Ol Hallâc-ı Mansûr'ıla söyleridüm Ene'l-Hakk'ı /
Hem yine anun boynına dâr urganun dakan benem
Çeviri: O Hallâc-ı Mansûr ile, söylerdim Ene'l-Hakk sözünü,,
Hem yine onun boynuna, idam ipini takan benim.
Açıklama: Yunus hem hakikati söyleyen hem de idam ağacına ipini takandır.
10
Ol Hak Habîb'i Mustafâ Mi'râc'a idicek sefer /
Ol dem cânum fikr eyledüm ol sırrını duyan benem
Çeviri: O Hakk'ın sevgilisi Mustafa, Miraç'a edince sefer,
O an canımla düşündüm, o sırrı duyan benim.
Açıklama: Mirac sırrını duyan Yunus’tur.
11
Şimdi adum Yûnus durur ol demde İsmâ'îl idi /
Ol dost içün ‘Arafât'a kurbân olup çıkan benem
Çeviri: Şimdi adım Yunus'tur, o vakit İsmail idim,
O dost için Arafat’ta, kurban olup çıkan benim.
Açıklama: Yunus kendini İsmâil’in kurban oluşuyla özdeşleştirir.
12
Bu çarh benüm hükmümdedür her kanda ben oturmışam /
Mülk benümdür hükm iderüm yapan benem yıkan benem
Çeviri: Bu evren benim hükmümdedir, her yerde oturan benim,
Mülk benimdir hükmederim, yapan benim yıkan benim.
Açıklama: evren ve mülk Yunus’un hükmündedir, yapan ve yıkan odur.
13
Sa'd benem sa'îd benem Yûnus dahı benümledür /
İlm-i ledündür üstâdum ol esrârı tuyan benem
Çeviri: Kutlu benim, mutlu benim, Yunus dahi benimledir,
Üstadım ledün ilmidir (gizli ilim), o sırları duyan benim.
İlm-i ledündür: ledün ilmidir: Allah tarafından vasıtasız olarak verilen gizli ve kalbi bilgi.
*
1
Aldı benüm gönlümi n'oldugum bilimezem / Yavı kıldum ben beni isteyüp bulımazam
Çeviri: Aldı benim gönlümü, ne olduğumu bilemem,
Yitirdim ben kendimi, arayıp da bulamam.
Açıklama: Yunus gönlünü kaybetmiş, kendini bulamaz halde.
2
Gönülsüz girdüm yola hâlüm hoş gelmez dile /
Bir dem derdüm dimege bir dertlü bulımazam
Çeviri: Gönülsüz girdim yola, halim dile gelmez,
Bir an derdimi söylemeye, dertli birini bulamam.
Açıklama: halimden anlayacak benim gibi birini bulamıyorum.
3
Şâkirem derdümile sataşdum güle güle / Dertlüler bulıcagız ben beni bulımazam
Çeviri: Şükürdeyim derdimle, kavuştum güle güle,
Dertlileri bulunca, ben beni bulamam.
Açıklama: Dertliler buluşur ama Yunus kendini bulamaz.
4
Eydürlerise bana senün gönlün kim aldı / Niçe haber vireyin aglarum eydimezem
Çeviri: Derlerse bana -Senin Gönlünü kim aldı,
Nasıl haber vereyim, ağlarım söyleyemem.
Açıklama: Gönlünü alanı söyleyemez, ağlar.
5
Bu benüm gönlüm alan toludur cümle ‘âlem Kancaru bakarısam ansuz yir görimezem
Çeviri: Bu benim gönlümü alan, bütün kâinatla doludur,
Nereye bakarsam, O’nsuz yer göremem.
Açıklama: Hak gönlü almıştır, her yerde görünür.
6
Ayık olup oturma ayıksuzlar getürme / Severem ‘ışk esrügin ben ayık olımazam
Çeviri: Ayık oturma, aşk sarhoşu olmayanı getirme,
Severim aşk sarhoşluğunu, ben ayık olamam.
Açıklama: Yunus aşk sarhoşluğunu tercih eder.
7
Yûnus'a kadeh sunan Ene'l-Hak demin uran Erenler cur'asından içdüm ayılamazam
Çeviri: Yunus'a kadeh sunan, -ben Hakk’ım nefesini veren,
Erenlerin son damlasından içtim, ayılamam.
Açıklama: Yunus erenlerin aşk kadehinden içmiş, Ene’l-Hakk sırrına ermiştir.
*
1
Işkun şarâbın içeli kandalıgum bilimezem Şöyle yavı kılam beni isteyüben bulımazam
Çeviri: Aşkın şarabın içeli, nerede olduğum bilemem,
Öyle yiteyim ben, arayıp da bulamam.
Açıklama: Aşk şarabı insanı kendinden geçirir, benlik kaybolur.
2
Deryâ-yı ‘ummân olmışam güherlere kân olmışam /
Şöyleki hayrân olmışam kendözüme gelimezem
Çeviri: Büyük deniz olmuşum, cevherlere maden olmuşum,
Öyle hayran olmuşum ki, kendime gelemem.
Açıklama: Aşk insanı okyanus yapar, hayranlıkla kendinden uzaklaştırır.
3
Yoluna basaldan kadem varlıgumı kıldum ‘adem /
Gözden tolanma dem-be-dem kim sensüz ben olımazam
Çeviri: Yoluna adım attım, varlığımı yok ettim,
Gözümden ayrılma her an, çünkü sensiz ben olamam.
Açıklama: Hak yolunda varlık adem olur, sensiz benlik yoktur.
4
Tolalı hüsnün illere hayrân kamu gönüllere /
Niçe tolusın dillere senden nişân alımazam
Çeviri: Güzelliğin dolalı diyarlara, hayran oldu bütün gönüller,
Nasıl da dolusun, dillerde senden iz bulamam.
Açıklama: Hak güzelliği gönülleri hayran bırakır, ama nişan almak zordur.
5
Işkunıla mest olalı derdüni her dem bulalı /
Visâl nişânın alalı Cennet'lere kalımazam
Çeviri: Aşkınla sarhoş olalı, derdini her an bulalı,
Kavuşma işaretini aldım, Cennet'lerde kalamam.
Açıklama: Aşkın vuslatı-kaavuşması cennetten üstündür, cennet arzu edilmez.
6
Benüm dürüp bünyâdumı Yûnus ezelden adumı Kesdüm kamudan dadumı ‘ışkundan ayrılımazam
Çeviri: Varlığımı toplayıp kaldırdım, Yunus adım ezeldendir,
Kestim her şeyden tadımı, aşkından ayrılamam.
Açıklama: Yunus ezelden aşk ile adını bulmuş, ayrılmamaya karar vermiştir.
*
1
Aceb degül senün içün ger cân fidî kılurısam /
Senün varlıgun cân yiter hoşdur cânsuz kalurısam
Çeviri: Şaşılmaz senin için, eğer can feda edersem,
Senin varlığın canıma yeter, hoştur cansız kalırsamda.
Açıklama: Aşk uğruna can vermek tatlıdır.
2
Senün yüzün göricegiz cânum sana gitdiyidi /
Senün sevgün bana yiter her kanda kim olurısam
Çeviri: Senin yüzünü görünce, canım sana gitmişti,
Senin sevgin bana yeter, her nerede olursam.
Açıklama: Sevgilinin yüzü canı kendine çeker, sevgi her yerde yeterlidir.
3
Senün dadun almayana sözüm ‘aceb kelecidür /
Ne cânum var ne diriyem bir dem sensüz olurısam
Çeviri: Senin tadını almayana, sözüm tuhaf bir laftır,
Ne canım var ne diriyim, bir an sensiz olursam.
Açıklama: Hak tadını almayan sözün manasını bilmez, sensizlik ölüm gibidir.
4
Bâkî suyın içmiş iken belürmez ölüm çeşnisi /
Niçe zevâl ire bana sevmegile varurısam
Çeviri: Sonsuzluk suyu içmişken, duyulmaz ölüm tadı,
Nasıl bir son gelir bana, sevgiyle yol alırsam.
Açıklama: Hak aşkı ölüm tadını yok eder.
5
Niçe ki ben seni sevem ecel eli irmeyiser
Kaçan sunar ‘Azrâîl el ben seni cânlanurısam
Çeviri: Seni sevdiğim sürece, ölümün eli bana ermez,
Ne zaman uzatsa Azrail elini, (Seninle) canlanırım.
Açıklama: Aşk eceli aşar, Azrâil bile sevgiliyle diriliğe vesiledir.
6
Ger sûretüm düşerise niçe noksân ire bana Kadîmî zerrenem senün niçe düşüp tururısam
Çeviri: Eğer bedenim (toprağa) düşerse, nasıl bir eksiklik gelir bana,
Ezeli zerrenim Senin, (dünyaya) düşmüş olsam da.
Açıklama: İnsan sûreti geçicidir, kadîm- Başlangıcı olmayan Hak’tır.
7
Dahı Elest belürmedin ‘âşıkıdum sen ma'şûka /
Gözüm şaşı bakmaz benüm yüz bin kaba girürisem
Çeviri: Daha ruhlar meclisi kurulmadan, aşık olmuştum Sana sevgili,
Gözüm şaşı bakmaz benim, yüz bin giysiye girsem de.( bedene).
Açıklama: Aşk Elest’ten beri vardır, göz şaşmaz, hakikat değişmez.
8
Dahı cihâna gelmedin cânum seni sevmişidi Minnet degüldür Yûnus'a niçe tapu kılurısam
Çeviri: Daha cihana gelmeden, canım Seni sevmişti,
Yük değildir Yunus'a, ne kadar kulluk edersem.
Açıklama: Aşk ezelîdir, cihana gelmeden önce vardır, minnet değil hakikattir.
*
1
Tehî görmen siz beni dost yüzin görüp geldüm /
Bâkî devrân-rûzigâr dostıla sürüp geldüm
Çeviri: Boş görmeyin siz beni, Dost yüzün görüp geldim,
Sonsuz zaman devrini, Dost ile yaşayıp geldim.
Açıklama: Yunus kendini dost yüzüyle dolu görür, boş değildir.
2
Ne var söylenen dilde varlık Hakk'undur kulda /
Varlıgum hep ol ilde ben bunda garîb geldüm
Çeviri: Ne var söylenen sözde, varlık Hakk'ındır kulda,
(Asıl) Varlığım o ildedir, ben buraya garip geldim.
Açıklama: Benim asıl varlığım o manevi alemdedir.
3
Bezirgânam meta‘m çok dest-gîrüm üstâdum Hak /
Ben ziyânum assıya anda degişüp geldüm
Çeviri: Tüccarım sermayem çok, el tutan üstadım Hak’tır,
Ben zararımı kâra, orada (ezelde) değişip geldim.
Açıklama: Hak yolunda zarar bile kâra dönüşür.
4
Yir ü gök yaradıldı ‘ışkıla bünyâd oldı / Topraga nazar kıldı aksurdı durup geldüm
Çeviri: Yer ve gök yaratıldı, aşk ile temeli atıldı,
Toprağa nazar etti (baktı), aksırıp ayağa kalktım.
Açıklama: Aşk yaratılışın temelidir.
5
Gördüm yidi Tamu'sın sekiz Uçmak kamusın Korkıdan günâhumı andan sızurup geldüm
Çeviri: Gördüm yedi cehennemi, sekiz cennetin hepsini,
Korkudan günahımı, orada eritip geldim.
Açıklama: Ahiret âlemleri görülür, günah korkusu doğar.
6
Âdem olup turmadın nefsüm boynın burmadın Yanıldum bugday yidüm Uçmak'dan sürlüp geldüm
Çeviri: Adem olup durmadan, nefsimin boynunu bükmeden,
Yanılıp buğday yedim, Cennet'ten sürülüp geldim.
Açıklama: Âdem’in sürgünüyle özdeşleşme.
7
Nûh oldum Tûfân içün çok dürişdim dîn içün /
Dînüme dönmeyeni suya gark idüp geldüm
Çeviri: Nuh oldum tufan için, çok çalıştım din için,
Dinime dönmeyeni, suya boğup da geldim.
Nûh: Nuh: Nuh Peygamber.
Tûfân: tufan: Nuh zamanındaki büyük su baskını.
*
8
Yalan degüldür sözüm bak yüzüme aç gözün Dah'örtülmedi izüm uş yoldan urup geldüm
Çeviri: Yalan değildir sözüm, bak yüzüme aç gözünü,
Daha örtülmedi izim, işte yoldan geçip geldim.
Açıklama: Yunus sözünün hakikat olduğunu vurgular, izini Hak yolunda sürer.
9
Eyyûb oldum tenüme cefâ kıldum cânuma / Çagurdum Sübhân'uma kurtlar toyurup geldüm
Çeviri: Eyüp oldum bedenime, eziyet ettim canıma,
Seslendim Subhanıma, kurtları doyurup geldim.( Her türlü noksanlıktan uzak).
Eyyûb: Eyüp: Sabrı ile bilinen Eyüp Peygamber.
Sübhân'uma: Sübhan'ıma: Her türlü eksiklikten uzak olan.
10
Zekeryâ oldum kaçdum irdüm agaca geçdüm / Kanum dört yana saçdum depem deldürüp geldüm
Çeviri: Zekeriya oldum kaçtım, ulaştım ağaca girdim,
Kanımı dört yana saçtım, başımı deldirip geldim.
Zekeryâ: Zekeriya: Hz. Zekeriya Peygamber.
Açıklama: Hz. Zekeriya'nın peşindeki zalimlerden kaçarken bir ağacın gövdesine sığınması şehit edilmesi.
11
Mûsâ'yla Tûr'a çıkdum bin bir kelime kıldum /
Bu halâyık bilsünler anda bulınup geldüm
Çeviri: Musa'yla Tur'a çıktım, bin bir
kelime söyledim,
Bu insanlar bilsinler, orada bulunup geldim.
Açıklama: Musa’nın kelâmıyla özdeşleşme.
12
Îsâ oldum kudretden bahâne bir avretden İnâyet oldı Hak'dan ölü dirgürüp geldüm
Çeviri: İsa oldum kudretten, Bahane bir kadından ( Hz. Meryem),
Yardım oldu Allah'tan, ölüyü diriltip geldim.
Açıklama: İsa’nın mucizesiyle özdeşleşme.
13
Cercîs olup basıldum Mansûr oldum asıldum Hallâc panbugı gibi bunda atılup geldüm
Çeviri: (Peygamber) Cercis oldum basıldım, Mansur oldum asıldım,
Hallaç pamuğu gibi, bu dünyada atılıp geldim.
Cercîs: Cercis: Bin bir zahmete katlanıp defalarca öldürülüp diriltildiğine inanılan peygamber.
14
Muhammed'i bir gice Hak okıdı Mi‘râc'a / Ser-te-ser uçdan uca bile yüz sürüp geldüm
Çeviri: Muhammed'i bir gece, Hak çağırdı Miraca,
Baştan başa uçtan uca, Birlikte yüz sürüp geldim
Açıklama: Mi‘rac yolculuğuna katılma.
15
Yalunuz Sübhân'ıdı peygamberler cânıdı / Yûnus hod pinhânıdı sûret degşürüp geldüm
Çeviri: Yalnızca Subhan vardı, peygamberlerin canıydı,
Yunus zaten gizliydi, Beden değiştirip geldim.
Sübhân'ıdı: Sübhân'dı: Her türlü noksanlıktan uzak olan Allah'tı.
*
1
İy yârânlar tınman bana ben yine n'oldum bilmezem /
İlm ü ‘amel sorman bana dîvâne oldum bilmezem
Çeviri: Ey dostlar ses etmeyin bana, ben yine ne oldum bilmiyorum,
İlim amel sormayın bana, deli oldum bilmiyorum.
Açıklama: Yunus aşk ile divâne olmuş, ilim ve amel sorulmaz.
2
Ayruksı nesne tatmışam bildüklerüm unutmışam /
Cânumı ‘ışka atmışam anda ne buldum bilmezem
Çeviri: Bambaşka bir şey tatmışım, bildiklerimi unutmuşum,
Canımı aşka atmışım, orada ne buldum bilmiyorum
Açıklama: Aşk yeni bir tat verir, eski bilgiler unutulur.
3
Aklum yavı vardı besi tagıldı fikrüm kamusı /
Boşaldum uş toldum velî neyile toldum bilmezem
Çeviri: Aklım yitip gitti çoktan dağıldı düşüncelerimin hepsi,
Boşaldım işte doldum, Lakin neyle doldum bilmiyorum.
Açıklama: Aşk aklı dağıtır, gönlü doldurur.
4
Işkun beni yakup durur gönlüm dosta akup durur /
Divşürimezem ben beni dem-beste kaldum bilmezem
Çeviri: Aşkın beni yakıp durur, gönlüm dosta akıp durur,
Toparlayamam kendimi, nefessiz kaldım bilmiyorum.
Açıklama: Aşk gönlü yakar ve dost yoluna sürükler.
5
Ben ‘ışksuzın olımazam ‘ışk olıcak ben ölmezem /
Işkdur hayâtum hâsılı ‘ışkdan gayrısın bilmezem
Çeviri: Ben aşksız olamam, Aşk olunca ölmem,
Aşktır hayatımın özü, Aşktan başkasını bilmiyorum.
Açıklama: Aşk hayatın özü ve ölümsüzlük kaynağıdır.
6
Bu ‘ışk ile bulanugam ne esrügem ne ayıgam /
Ne uyuram ne uyanugam hayrân u mestüm bilmezem
Çeviri: Bu aşk ile bulanığım, ne sarhoşum ne ayığım,
Ne uykudayım ne uyanığım, hayran ve sarhoşum bilmiyorum.
Açıklama: Aşk hâli sarhoşluk ve ayıklık ötesidir.
7
Sen beni şeyh oldı diyü benden nasîhat isteme /
Ben sanuram key bilürem uş şimdi bildüm bilmezem
Çeviri: Sen beni Şeyh sanıp, benden nasihat isteme,
Ben iyice bilirim sanırdım, işte şimdi bildim ki bilmiyorum.
Açıklama: Hakikat bilmemekle bilinir, nasihat verilemez.
8
Âşık Yûnus sen cânunı Hak yolına eyle fidâ /
Bu şeyhıla buldum Hak'ı ben gayrı nesne bilmezem
Çeviri: Âşık Yunus sen canını, Hak yoluna eyle feda,
Bu şeyhle buldum Hakk'ı, ben başka şey bilmiyorum.
Açıklama: Hak yolunda can feda edilir, Hak’tan başka bilinmez.
*
1
Evvel benem âhir benem cânlara cân olan benem /
Azup yolda kalanlara hâzır meded iden benem
Çeviri: Evvel benim son benim, canlara can olan benim,
Azıp yolda kalanlara, hemen yardım eden benim
Açıklama: Yunus kendini ezelî ve ebedî varlıkla özdeşleştirir, yol ehline meded verir.
2
Bir karâra tutdum karâr benüm sırrumı kim tuyar /
Câhil beni kanda görür gönüllere giren benem
Çeviri: Bir kararda sabit durdum, benim sırrımı kim duyar,
Cahil beni nerede görür, gönüllere giren benim.
Açıklama: Sırrı gönül ehline açıktır, cahile kapalıdır.
3
Kün deminde nazar iden bir nazarda dünyâ düzen /
Kudretinden han döşeyüp ‘ışka bünyâd uran benem
Çeviri: "Ol" anında bakan benim, Bir bakışta dünya kuran,
Gücüyle konak döşeyip, Aşka temel atan benim.
Açıklama: Yaratılış “kün” emriyle olur, aşk temeldir.
4
Düz döşedüm bu yirleri çöksü urdum bu tagları /
Sayvân eyledüm gökleri girü tutup duran benem
Çeviri: Düz döşedim bu yerleri, kazık çaktım bu dağları,
Tavan ettim gökleri, yukarıda tutup duran benim.
Açıklama: Kozmosun düzeni Hak kudretiyle kurulur.
5
Dahı ‘aceb ‘âşıklara ikrâr u dîn îmân oldum /
Halkun dahı gönlindeki küfr ü İslâm gümân benem
Çeviri: Dahası acayip aşıklara, Söz ve din iman oldum,
Halkın dahi gönlündeki, küfür İslam şüphe benim.
Açıklama: Hak hem iman hem küfür şüphesinde görünür, âşıklara ikrar olur.
6
Bir niçeye virdüm emir devlet ile sürdi ‘ömür /
Yanan kömür kızan demür örse çeküç salan benem
Çeviri: Birçoğuna verdim emir, güç içinde sürdü ömür,
Yanan kömür kızan demir, örse çekiç vuran benim.
Açıklama: Hak kudretiyle devlet ve işleyiş sürer, demir bile onunla şekillenir.
7
Kar yagduran buz tonduran hayvânlara rızkın viren /
Şöyle bilün ol mahlûka ol Rahîm ü Rahmân benem
Çeviri: Kar yağdıran buzu donduran, hayvanlara rızık veren,
Şöyle bilin yaratılmışlara, Rahim ve Rahman olan benim.(esirgeyen-bağışlayan).
Rahîm: Rahim: Çok merhametli olan, esirgeyen.
Rahmân: Rahman: Dünyadaki bütün rızıkları veren, bağışlayan.
8
Halk içinde dirlik düzen dört kitâbı togru yazan /
Ag üstine kara dizen ol yazılan Kur'ân benem
Çeviri: Halk içinde nizam düzenleyen, Dört kitabı doğru yazan,
Ak üstüne kara mürekkebi dizen, o yazılan Kur'an benim.
Açıklama: Hak kelâmı dört kitapta ve Kur’ân’da görünür.
9
Dostıla birlige yiten buyrugı neyise dutan /
Mülk bezeyüp dünyâ düzen ol bâgçevân hemân benem
Çeviri: Dost ile Birliğe eren, buyruğu neyse tutan benim,
Mülkü süsleyip dünyayı kuran, O bahçıvan bizzat benim.
Açıklama: Hak, bahçıvan gibi dünyayı düzenler.
10
Dünyâda ben ol Rüstem'em dünyâ içinde bostânam /
Karşumdagı sensin benüm seni sende gören benem
Çeviri: Dünyada o Rüstem benim, dünya içinde bahçe benim,
Karşımdaki sensin benim, seni sende gören benim.
Rüstem'em: Rüstem'im: Destansı kahraman Rüstem-i Zal.
11
Benem Hakk'un kudret eli benem beli ‘ışk bülbüli /
Söyleyüp her dürlü dili halka haber viren benem
Çeviri: Benim Hakk'ın kudret (güç) eli, Benim –evet diyen aşk bülbülü,
Söyleyip her türlü dili, halka haber veren benim.
Açıklama: Hak kudretiyle aşk bülbülü her dili söyler.
12
Diller damaklar şeşüren ‘ışk kazanını taşuran /
Hamza'yı Kâf'dan aşuran ol agulu yılan benem
Çeviri: Dilleri ve damakları şaşırtan, aşk kazanını taşıran,
Hamza'yı Kaf Dağı'ndan aşıran, o zehirli yılan benim.
Hamza'yı: Hamza'yı: Hz. Muhammed'in amcası, kahramanlığıyla bilinen Hz. Hamza.
Kâf'dan: Kaf'dan: Kaf Dağı'ndan, aşılması güç olan yerden
13
Yagmur olup yire yagan bulud olup göge agan /
Gözsüzlerün gözündeki boz pusaruk tuman benem
Çeviri: Yağmur olup yere yağan, bulut olup göğe çıkan,
Gözsüzlerin gözündeki, boz puslu duman benim.
Pusaruk: pus: Görüşü engelleyen hafif sis, dumanlı hava.
Tuman: duman: Sis, bulut, pus.
14
Yûnus degül bunı diyen kendüligidür söyleyen /
Kâfir olur inanmayan evvel-âhir hemen benem
Çeviri: Yunus değil bunu diyen, kendi özüdür söyleyen,
Kâfir olur inanmayan, Ezel ebed (başlangıç ve son) bizzat benim.
Kâfir: kâfir: İnkar eden, hakkı örten
*
1
Ka'be vü büt-îmân benem çarh uruban dönen benem /
Bulut olup göge agan yagmur olup yagan benem
Çeviri: Kabe ve put inanç benim, çark vurarak dönen benim,
Bulut olup göğe çıkan, Yağmur olup yağan benim.
Ka'be: Kabe: Müslümanların kıblesi olan kutsal yapı.
Çarh uruban: çark vurarak: Dönerek, devrederek
2
Yaz yaradup yir tonadan gönlümüz evi hânedân /
Hoşnud ata vü anadan kullık kadrin bilen benem
Çeviri: İlkbaharı yaratıp yeri donatan, gönül evini saray yapan,
Hoşnutum baba ve anneden, kulluğun değerini bilen benim.
Kadrin: kadrini: Değerini, kıymetini.
Açıklama: Ahlak anne ve babasını bulanlar, hakikate erer, hoşnut olurlar.
3
Yıldırım olup şakıyan kakıyup nefsin dokıyan /
Yirün ka'rında berkiyen şol agılu ılan benem
Çeviri: Yıldırım olup parlayan, kızıp nefsini döven,
Yerin dibinde güçlenen, O zehirli yılan benim.
Açıklama: Kudret hem yıldırım hem gizli yılan olarak tecelli eder.
4
Hamza'yı Kâf'dan aşuran elin ayagın şeşüren /
Çokları tahtdan düşüren hikmet ıssı sultân benem
Çeviri: Hamza'yı Kaf Dağı'ndan aşıran, elini ayağını dolaştıran,
Çokları tahttan düşüren, Hikmet (bilgi) sahibi sultan benim.
Hamza'yı: Hamza'yı: Hz. Muhammed'in amcası, kahramanlığıyla bilinen Hz. Hamza.
Kâf'dan: Kaf'dan: Kaf Dağı'ndan, aşılması güç olan yerden
5
Et ü deri sünük çatan cism eyleyüp diri tutan /
Hikmet beşiginde yatan kudret südin emen benem
Çeviri: Etle kemiği birleştiren, Beden yapıp dirilten,
Hikmet (bilgi) beşiğinde yatan, Kudret (kuvvet) sütünü emen benim.
Açıklama: İnsan bedeni Hak kudretiyle diri tutulur.
6
Gerçek ‘âşık gelsün berü gösterelüm togru yolı /
Makâm durur gönül şarı ırılmayup turan benem
Çeviri: Gerçek aşık gelsin beri, gösterelim doğru yolu,
Makamdır gönül şehri, ayrılmayıp duran benim.
Açıklama: asıl makam gönül şehrindedir. Hak yolu âşıklara gösterilir.
7
Yiri gögi benüm diyen magrıb maşrık benüm diyen /
Denizlere gel kıgıran, adum Yûnus ‘ummân benem
Çeviri: Yer gök benim diyen, doğu batı benim diyen,
Denizlere -gel diye seslenen, adım Yunus olsa da okyanus benim.
Açıklama: Yunus kendini umman olarak tanıtır, doğu-batı ve yer-gök Hak varlığıyla özdeşleşir.
*
1
Evvel kadîm önden sona zevâli yok sultân benem /
Yidi iklîme hükm idüp yiri gögi dutan benem
Çeviri: Öncesi olmayan, sonsuz olan yok olmayan, sultan benim,
Tüm dünyaya hükmedip, yeri göğü tutan benim.
Açıklama: Hak varlığı evvel ve âhirdir, sultanlık ona aittir.
2
Ben bu yiri yaradıcak yir üstine gök turıcak /
Ulu deniz mevc urıcak Nûh'a tûfân viren benem
Çeviri: Ben bu yeri yarattığımda, yer üstüne gök kurulduğunda,
Ulu deniz dalgalandığında, Nuh'a tufan veren benim.
Açıklama: Yaratılış ve tufan Hak kudretiyle olur.
3
Kün didüm bu yire turdı gökler dahı karâr kıldı /
Yüz bin dürlü âdem geldi getürüp gideren benem
Çeviri: Ol dedim bu yer durdu, gökler de yerleşti,
Yüz bin türlü insan geldi, getirip götüren benim.
Açıklama: “Kün” emriyle yaratılış gerçekleşir, insanları getiren ve götüren Hak’tır.
4
Yûsuf ile çâha inen terâzûya altûn vuran Keffesine basaduran Mısır ıssı sultân benem
Çeviri: Yusuf ile kuyuya inen, teraziye altın koyan (kölelik bedeli),
(terazinin) Kefesine basıp duran, Mısır sahibi sultan benim.
Yûsuf: Yusuf: Güzelliği ve kuyuya atılmasıyla bilinen Yusuf Peygamber.
Açıklama: Hz. Yusuf'un köle olarak satılırken, terazide tartılan değerindeki o gizli hakikati anlatır.
5
Sofîyılan sofî olan sûfîyile sâfî olan / Bel baglayup tâ‘at kılan o Kerîm ü Rahmân benem
Çeviri: Sofu ile sofu olan, dervişle tertemiz olan,
Bel bağlayıp ibadet eden, o Kerîm ve Rahmân benim.( Çok cömert- Çok merhametli).
Kerîm: Kerim: Lütfu ve cömertliği bol olan, karşılıksız veren.
Rahmân: Rahman: Dünyadaki tüm varlıklara merhamet eden, rızık veren.
6
Kâf'dan Kâf'a hükm eyleyen dîvleri hükmine koyan /
Yile binüp seyrân kılan bu mülke Süleymân benem
Çeviri: Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na, hükmeden devleri,
Rüzgara binip gezen, bu mülke Süleyman olan benim.
Açıklama: Süleyman’ın hükmüyle özdeşleşme.
7
Et ü deri endâm çatan ‘âlemlere gönül katan /
Âdem tonın tonanuban mülke kadem basan benem
Çeviri: Et ve deriyle beden kuran, Alemlere gönül veren,
Adem giysisini giyip, dünyaya adım atan benim.
Açıklama: Âdem’in yaratılışıyla özdeşleşme.
8
Sekiz Uçmak ‘âşıklara köşk ü sarâydur anlara /
Mûsâ'layın Tûr Tagı'nda hayrân olup kalan benem
Çeviri: Sekiz cennet aşıklara, köşk ve saraydır onlara,
Musa ile Tur Dağı'nda, hayran olup kalan benim.
Açıklama: Cennet âşıklara verilir, Musa’nın hayretiyle özdeşleşme.
9
Ben ‘âbidem ben ma'bûdam kamu yirlerde hâzıram /
Zâlimlerden dâd alıcı miskînleri dutan benem
Çeviri: Ben ibadet edenim, ben tapılanım, her yerde hazırım,
Zalimlerden hak alıcı, garipleri tutan benim.
Açıklama: Hak her yerde hazırdır.
10
Tapduk diyem cümle dile inanmışam degme kula /
Yûnus dahı hod kim ola bu sözleri diyen benem
Çeviri: -Tapduk (bulduk) diyeyim her dilde, inanmışım her kula,
Yunus dahi kendi kim olur, bu sözleri diyen benim.
Açıklama: Tapduk’un diliyle söylenir, Yunus Hak ile özdeşleşir.
*
1
Andan berü gönildüm dostıla bile geldüm / Bu ‘âleme çıkıcak bir ‘aceb hâle geldüm
Çeviri: İlk andan beri yola çıktım, Dost ile bile geldim,
Bu aleme çıkınca, bir şaşkın hale geldim.
Açıklama: Âleme çıkış hayret hâli doğurur.
2
Ol dost açdı gözümi gösterdi kendözümi / Gönlümdeki râzumı söyledüm dile geldüm
Çeviri: O Dost açtı gözümü, gösterdi özümü,
Gönlümdeki sırrımı, söyledim dile geldim.
Açıklama: Hak dostu göz açar, gönül sırrı dile gelir.
3
Gör ne yuvadan uçdum râzumı halka açdum / Işk duzagına düşdüm tutıldum ele geldüm
Çeviri: Gör ne yuvadan uçtum, sırrımı halka açtım,
Aşk tuzağına düştüm tutuldum, yakalandım da geldim.
Açıklama: Aşk tuzağına düşmek halka açılmayı getirir.
4
Tuzaga düşen gülmez ‘âşıklar râhat olmaz, Söylerem dilüm bilmez bir ‘aceb ile geldüm
Çeviri: Tuzağa düşen gülmez, aşıklar rahat olmaz,
Söylerim dilim bilmez, bir acayip hal ile geldim.
Açıklama: Aşk tuzağı huzur değil hayret doğurur.
5
Ben bunda geldüm ise ilüme girü gidem / Sanma ki bunda beni altûna mâla geldüm
Çeviri: Ben buraya geldimse de, yurduma geri gideceğim,
Sanma ki buraya, altın ve mal için geldim.
Açıklama: Dünya malı için değil, ilim ve Hak için geliş.
6
Degülem kâl ü kîlde bu yitmiş iki dilde / Hâlüm ahvâlüm nedür bu mülke sora geldüm
Çeviri: Değilim dedikoduda, bu yetmiş iki dilin tartışmalarında,
Halim ahvalim (durumum) nedir, bu dünyaya sormaya geldim.
Yitmiş iki: yetmiş iki: Tüm insanlığı ve inançları temsil eden sayı
7
Ne hâldeyüm ne bilem duzakdayum ne gülem Bir garîbçe bülbülem ötmege güle geldüm
Çeviri: Ne haldeyim ne bileyim, tuzaktayım ne güleyim,
Bir garip bülbülüm, ötmeye Gül'e geldim.
Açıklama: Âşık bülbül gibidir, güle ötmek için vardır.
8
Gül Muhammed deridür bülbül anun yâridür Ol gülile ezelî cihâna bile geldüm
Çeviri: Gül Muhammed yurdudur, bülbül onun yâridir.( sevgilisidir),
O gül ile ezelden (beraberim), dünyaya beraber geldim.
Açıklama: Muhammed gül gibidir, bülbül onun yâridir.
9
Mescidde medresede çok ‘ibâdet eyledüm / Işk odına yanuban andan hâsıla geldüm
Çeviri: Mescitte medresede, çok ibadet eyledim,
Aşk ateşinde yanıp, sonra olgunlaşıp geldim.
Açıklama: İbadet aşk ateşiyle kemale erer.
10
Kudret sûret yapmadın feriştehler tapmadın /
Âlemi halk dutmadın ilerü yola geldüm
Çeviri: Kudret şekil yapmadan, melekler tapınmadan,
Alemi halk kaplamadan önce, önden yola geldim.
Açıklama: Hak kudreti sûret ve tapınma ötesindedir.
11
Yine Yûnus'a sordum eydür Hak nûrın gördüm /
İlk yaz güneşi gibi mevc urup toga geldüm
Çeviri: Yine Yunus’a sordum, der ki Hak nurunu gördüm,
İlk yaz güneşi gibi, dalgalanıp doğarak geldim.
Açıklama: Hak nuru ilkbahar güneşi gibi doğar.
*
1
Erenlerün himmetini ben bana yoldaş eyleyem /
Her kancaru varurısam cümle işüm hoş eyleyem
Çeviri: Erenlerin himmetini (yardımını), ben bana yoldaş edeyim,
Her nereye varırsam, bütün işimi hoş edeyim.
Açıklama: Hak yolunda erenlerin himmeti yoldaş olur.
2
Koyam bu dünyâyı gidem çün âhrete sefer idem /
Ol Uçmak'da Hûrîleri ben bana yoldaş eyleyem
Çeviri: Bırakıp bu dünyayı gideyim, ahirete sefer edeyim,
O cennette hurileri, ben bana yoldaş edeyim.
Açıklama: Dünya terk edilir, ahiret yolculuğu başlar.
3
Tene yumışak geymeyem cümlesinden fârig olam /
Döşegümi toprak idüp yasdugumı taş eyleyem
Çeviri: Tenime yumuşak giysi giymeyeyim, hepsinden vazgeçeyim,
Yatağımı toprak edip, yastığımı taş yapayım
Açıklama: aza kanaat anlatılır.
4
Uram yıkam nefs evini oda yana hırs u hevâ /
El götürem şimden girü nefsile savaş eyleyem
Çeviri: Vurup yıkayım nefis evini, ateşte yansın hırs ve hevesler,
(hırslardan) El çekeyim şimdiden sonra, nefsimle savaş edeyim.
Açıklama: Nefisle mücadele Hak yolunun şartıdır.
5
Tenüm dahı cânum dahı hîç bilmedi Ene'l-Hak'ı /
Şimdiye dek bilmedise şimden girü tuş eyleyem
Çeviri: Bedenim dahi canım dahi, hiç bilmedi Ene'l-Hak'ı (ben Hakkım),
Şimdiye dek bilmediyse, bundan sonra kavuşayım.
Açıklama: Ene’l-Hakk sırrına ulaşma arzusu.
6
Bugün gülen kişi bunda yarın aglayısar anda /
Revân döküp gözyaşını yasdugumı yaş eyleyem
Çeviri: Bugün gülen kişi burada, yarın ağlayacaktır orada,
Aksın gitsin gözyaşım, yastığımı yaş edeyim.
Açıklama: Dünya sevinci ahirette hüzne dönüşür.
7
Miskîn Yûnus dir çagırur ‘âşıkıyam miskînlerün /
Dervîş degülise taşum içümi dervîş eyleyem
Çeviri: Garip Yunus der çağırır, -aşığıyım gariplerin,
Derviş değilse dışım, içimi derviş edeyim.
Açıklama: derviş, Hak yolunun yolcusudur.
*
1
Hîç bilmezem kezek kimün aramuzda gezer ölüm /
Âlemi bostân eylemiş râyihanın keser ölüm
Çeviri: Hiç bilmem sıra kimin, aramızda gezer ölüm,
Alemi bahçe eylemiş, kokusunu keser ölüm.(gülleri koparır).
Açıklama: Ölüm gizlice dolaşır, hayatın güzelliğini keser.
2
Alur yigidi çagında bülbüli ötmez bâgında Kimse komaz ocagında yigitleri alur ölüm
Çeviri: Alır yiğidi çağında, bülbülü ötmez bahçesinde,
Kimseyi bırakmaz yuvasında, yiğitleri alır ölüm.
Açıklama: Ölüm gençleri çağında alır, ocakları söndürür.
3
Bir niçenün bilin büker bir niçenün mülkin yıkar /
Bir niçenün yaşın döker var güçini üzer ölüm
Çeviri: Birçoğunun belini büker, birçoğunun mülkünü yıkar,
Birçoğunun yaşını döker, var gücünü koparır ölüm (bütün gücünü).
Açıklama: Ölüm bel büker, mülk yıkar, gözyaşı döktürür.
4
Birinün alur kardaşın revân döker gözi yaşın /
Hiç onarmaz bagrı başın hayır işden bezer ölüm
Çeviri: Birisinin alır kardeşini, sel gibi döker gözyaşını,
Hiç iyileşmez bağrının yarası, hayırlı işten bezdirir ölüm.
Açıklama: insanı dünyadaki güzelliklerden tamamen koparıp bezdirir.
5
Yigidi koca kılınca komaz kendüyi bilince Birini koyup gelince gözlerini süzer ölüm
Çeviri: Genci yaşlandırınca, bırakmaz onu kendini bildiği gibi,
Birini toprağa koyup gelince, sıradakinin gözlerini süzer ölüm.
Açıklama: Ölüm yaşlıyı da alır, gözleri süzer.
6
Alur yigidi kocayı yakar ananun içini / Kızlarun sarı saçını teneşirde çözer ölüm
Çeviri: Alır genci yaşlısını, yakar ananın içini,
Kızların sarı saçını, teneşirde çözer ölüm ( yıkama tahtasında).
Açıklama: Ölüm, hem genç hem yaşlıyı alır, kızların saçını teneşirde çözer.
7
Alur yigidün âlâsın dîvâne ider anasın / Gelinlerün el kınasın topraklara karar ölüm
Çeviri: Alır gencin en iyisini, deliye çevirir anasını,
Gelinlerin el kınasını, topraklara karar ölüm.
Açıklama: Ölüm en iyiyi alır, gelinlerin kınalı ellerini toprağa bırakır.
8
Alur yigidün hâsını döker gözlerin yaşını Mecnûn ider anasını yüreklerin yakar ölüm
Çeviri: Alır gencin en hasını,(sevenleri) döker gözlerindeki yaşı,
Mecnun eder anasını, yürekleri yakar ölüm.
Açıklama: Ölüm, en değerliyi alır, anayı Mecnun eder.
9
Kanı anun sevdük yari kıl tâ‘atun arı yüri /
Miskîn Yûnus eydür bunı ejderhâlar yudar ölüm
Çeviri: Hani onun sevdiği yâri, yap ibadetini temiz yürü,
Garip Yunus söyler bunu, ejderhalar gibi yutar ölüm.
Açıklama: Ölüm ejderha gibi herkesi yutar, Yunus bunu dile getirir.
*
1
İy kamu derd ehli gelün derd benem ü dermân benem /
Kâfirdeki küfr-i nihân mü'mindeki îmân benem
Çeviri: Ey bütün dert ehli, gelin dert benim derman (çare) benim,
Kâfirdeki gizli küfür, mümindeki iman benim.
Açıklama: Hak hem dert hem derman, hem küfür hem iman olarak tecelli eder.
2
Âlemde fitneyi kodum Mansûr'ı kül itdi odum /
Dilinde Ene'l-Hak didüm boynındagı urgan benem
Çeviri: Âlemde fitneyi bıraktım, Mansûr'u kül etti ateşim,
Dilinde –ben Hak’kım dedim, boynundaki ip benim.
Açıklama: Hak hem Mansûr’un sözünde hem darağacında görünür.
3
Yûsuf'daki hüsn ü cemâl Ya'kûb'daki hüzn ü melâl /
Gâh bedr olam gâhî hilâl gökde mâh-ı tâbân benem
Çeviri: Yusuf'taki güzellik, Yakup'taki hüzün ve keder,
Bazen dolunay bazen hilal, gökte parlayan ay benim.
Bedr: dolunay: Ayın en parlak ve tam hali.
Hilâl: hilal: Yeni ay, ayın yay şeklindeki hali
4
Nemrûd'daki sûret kılan İbrâhîm'i oda atan /
Bir kılını yandurmayan od u kül ü reyhân benem
Çeviri: Nemrut'a şekil veren, İbrahim'i ateşe atan,
Bir kılını yakmayan, ateş kül ve fesleğen benim (çiçek).
Reyhân: fesleğen: Güzel kokulu bitki.
5
Yûnus bu cismüm adıdur cisim anun bünyâdıdur /
Adum eger sorarısan bilgil câna cânân benem
Çeviri: Yunus bedenimin adıdır, beden O'nun yapısıdır,
Adımı eğer sorar isen, cana canan olan benim.
Açıklama: Yunus’un adı bedende görünür, ama hakikatte cana canan Hak’tır.
*
1
İy gönül bize kerem kıl bile seyrân idelüm /
Cân u tenden geçüben gel ‘azm-i cânân idelüm
Çeviri: Ey gönül, bize cömertlik et, birlikte seyredelim,
Can ve bedenden geçerek, gel canana yönelelim.
Açıklama: Gönül yolculuğu, can ve tenin terk edilmesiyle başlar.
2
Ten nedür dostun yolında ben anı terk itmeyem /
Dost cemâlin görmege gel cânı kurbân idelüm
Çeviri: Beden nedir dost yolunda, ben onu terk etmeyeyim,
Dost yüzünü görmek için, gel canı kurban edelim,
Açıklama: Dost cemâli uğruna ten terk edilir, can kurban olur.
3
Bu fenâ-ender-fenâyı terk idelüm dost içün /
Öz bekâ-ender-bekâ milkinde cevlân idelüm
Çeviri: Bu yokluk içinde yokluğu, terk edelim dost için,
Öz sonsuzluk içinde sonsuzluk, mülkünde gezelim.
Açıklama: Yoklukdan, sonsuzluğa geçiş Hak yolunun özüdür.
4
Âsitân-ı mürşidün gel kıble-i cân kılalum Ol şeh-i şâhlar şâhın gel biz de mihmân idelüm
Çeviri: Mürşitin eşiğini gel, cana kıble yapalım,
O şahlar şahını, gel biz de misafir edelim.
Mürşidün: mürşidin: Doğru yolu gösteren rehberin.
Âsitân-ı: eşiği: Kapı önü.
5
Gel beri tagılmayalum katre-i bârân gibi Cem' olup deryâlayın gel kasd-ı ‘ummân idelüm
Çeviri: Gel beri dağılmayalım, yağmur damlası gibi,
Birleşip deniz gibi gel, okyanusa yönelelim.
Açıklama: Birlik deryâya dönüşür, büyük denize yöneliş Hak yoludur.
6
Ben anun ‘ışkı şarâbın içmişem her dem-be-dem /
Dost cemâlin görmege gel ‘Arş-ı Rahmân idelüm
Çeviri: Ben O'nun aşk şarabını, içmişim anbean,
Dost yüzünü görmek için, gel Rahman'ın arşına varalım.
Arş-ı: arşı: Taht, en yüksek makam, göğün en üst katı.
Rahmân: Rahman: Merhameti sonsuz olan Allah.
7
Bu za'îf Yûnus'a çünki bile yoldaş olmadun /
İy gönül ol şâhı gel taht-ı Süleymân idelüm
Çeviri: Bu güçsüz Yunus’a, yoldaş olmadın,
Ey gönül, o şahı ağırlayıp, gel Süleyman tahtı yapalım.
Açıklama: Yunus gönül yoldaşı arar, Süleyman tahtına yönelir.
*
1
Bu fenâ mülkinde ben niçe niçe hayrân olam /
Niçe bir handân olan yâ niçe bir giryân olam
Çeviri: Bu geçici dünyada ben, nice nice hayran olayım,
Daha ne kadar güleyim, ya da ne kadar ağlayayım,
Açıklama: Fânî dünyada hayret, sevinç ve hüzün hâlleri iç içedir.
2
Geh feleklerde meleklerden dilekler eyleyem /
Gâhı ‘Arş' u şems ile gerdün olam gerdân olam
Çeviri: (Bazen) Gah göklerde, meleklerden dilekler dilerim,
Bazen Arş ve güneşle, göklerde dönüp durayım.
Açıklama: İnsan bazen göklerde meleklerle, bazen Arş’ta seyran eder.
3
Adımum atdum yidi dört on sekiz binden öte /
Tokuzı yolda koyup şâh emrine fermân olam
Çeviri:1: Adımımı attım yedi, dört, on sekiz binden öteye,
2: Adımımı attım, Yedi kat gök, ateş, su, toprak, hava, on sekiz bin alemden öteye,
Dokuz gök katını yolda bırakıp, Şah'ın emrine kul olayım.
Açıklama: Hak yolunda adımlar atılır, şâh emrine teslim olunur.
4
Dost ferâh kıldı terâhdan ben teberrâ eyledüm /
Sûretâ insân olam hem cân u hem cânân olam
Çeviri: Dost ferahlık verdi, ben kederden uzaklaştım,
Görünüşte insan olup, hem can hem canan olayım (sevgili).
Açıklama: İnsan sûretle görünür, özde can ve cânân Hak’tır.
5
Gâh bir müftî müderris gâh mümeyyiz gâh temiz /
Gâh müdebbir nâkıs u geh naksıla noksân olam
Çeviri: (Bazen) Kah müftü ve hoca, bazen ayırt eden ve temiz olayım,
Bazen tedbirli ama eksik, bazen noksanlığımla kusurlu olayım.
Açıklama: İnsan hâlleri değişir, bazen âlim, bazen noksan olur.
6
Gah batn-ı Hût içinde Yûnus'ıla söyleşem Geh çıkam ‘Arş üzere bir cân olam Selmân olam
Çeviri: (Bazen) Kah balığın karnında, Yunus ile söyleşirim,
Bazen Arş'a çıkayım, bir can olup Selman olayım.
Yûnus'ıla: Yunus ile: Balığın karnında sabreden peygamber.
Açıklama: Peygamber Efendimiz -Selmân-ı Fârisî Ehli beytimdendir.
7
Gâh inem esfellere şeytânıla şerler düzem Geh çıkam ‘Arş üstine seyrân olam cevlân olam
Çeviri: Kah en aşağı ineyim, şeytanla şerler kurayım ( Kötülükler),
Kah Arş'ın üstüne çıkıp, seyrederek döneyim.
Şerler: şerler: Kötülükler, fenalıklar.
8
Geh varup bir sır olam hem işidem hem söyleyem /
Bir cüvân olup gehi insân olam nisyân olam
Çeviri: (Bazen) Kah varıp bir sır olup, hem işitip hem söyleyeyim,
Genç bir delikanlı olup, bazen insan bazen unutan olayım.
Açıklama: İnsan sır olur, genç olur, unutkan olur; hâller değişir.
9
Gâh ma‘kûlât u meşrû‘ât u takrîr ü beyân Gâhi maksûrât olam gâh sâhib-i keyvân olam
Çeviri: Bazen akıl ve şeriat ile, anlatım ve açıklama olayım,
Bazen köşesine çekilen, Zuhal (Satürn) yıldızına hükmeden olayım.
Zuhal (Satürn): Yedinci felekte en tepede olduğu için "yüceliğin" ve "hükmetmenin" sembolüdür.
10
Niçe bir sûretde insân ü sıfatda cânavâr Niçe bir dilkü olam yâ kurd u yâ arslan olam
Çeviri: Ne zamana dek görünüşte insan, özde canavar,
Ne zamana dek tilki olayım, ya kurt ya aslan olayım.
Açıklama: İnsan sûretinde farklı sıfatlar tecelli eder.
11
Niçe bir tecrîd ü tefrîd ü mücerred-münferid /
Niçe bir cinnî vü insî yâ niçe şeytân olam
Çeviri: Ne zamana dek dünyadan, kopuk ve tek başıma olayım,
Ne zamana dek cin ve insan, ya da şeytan olayım,
Açıklama: İnsan farklı mânevî hâllere bürünür.
12
Niçe bir ‘ışk meydânında nefs atın segirtdürem /
Yâ niçe bir başumı top eyleyüp çevgân olam
Çeviri: Ne zamana dek aşk meydanında, nefis atını koşturayım,
Ne zamana dek başımı top yapıp, sopayla sürüleyim,
Açıklama: Aşk Meydanı nefisle mücadelenin sahasıdır.
13
Birligile bir olam birlik benümle bir ola Geh dönem deryâ olam katre olam ‘ummân olam
Çeviri: Birlik ile bir olayım, teklik benimle bir olsun,
(Bazen) Kah dönüp deniz olayım, damla olup okyanus olayım,
Açıklama: Birlik hâli damladan büyük denize dönüşür.
14
Gâh duzahda yanam Firavn'ıla Hâmân'ıla / Gâh Cennet'de varam Gılmân'ıla Rıdvân olam
Çeviri: (Bazen) Kah cehennemde yanayım, Firavun ve Haman ile,
(Bazen) Kah cennete varıp, hizmetçi ve kapıcı olayım (Gılman Rıdvan).
Firavn'ıla: Firavun ile: Kibriyle bilinen eski Mısır kralı.
Hâmân'ıla: Haman ile: Firavun'un zalim vezir.
Gılmân'ıla: Gılman ile: Cennet hizmetçileri olan gençler.
Rıdvân: Rıdvan: Cennetin kapısında bekleyen melek.
15
Gâh bir gâzî olam Efreng'ile ceng eyleyem Geh dönem Efreng olam nisyânıla isyân olam
Çeviri: Bazen bir gazi olup, frenkle savaş ederim (avrupalı),
Bazen avrupalı olup, unutan ve isyan eden olayım.
Açıklama: İnsan bazen mücâhid, bazen isyankâr olur.
16
Gâh bir mechûl olam merdûd olam Nemrûd olam /
Geh varam Ca'fer olam Tayyâr olam perrân olam
Çeviri: (Bazen) Kah bir meçhul olup, kovulmuş bir Nemrut olayım,
(geh) Bazen Cafer olayım, uçan ve kanatlanan olayım.
Cafer-i Tayyar, Hz. Ali’nin kardeşidir. mute savaşında kollarını kaybetti. Cennet'te uçma müjdesine erdi.
Nemrûd: Nemrut: Hz. İbrahim'i ateşe atan, tanrılık iddia eden ve kibriyle bilinen hükümdar.
17
Gâh bir nâmî olam ‘ilmile kâm ıssı olam / Cehlile geh yüriyem nâ-kâm olam nâdân olam
Çeviri: Bazen ünlü olayım, ilimle isteğine eren olayım,( ilmin zirvesine),
Bazen cahillikle yürüyeyim, bahtsız ve cahil olayım.
Açıklama: İnsan bazen ilimle yükselir, bazen cehaletle düşer.
18
Geh yıkam gâhî yakam yir yüzini perrân idem /
Geh varam ‘Arş'a çıkam hem şâh olam sultân olam
Çeviri: (kah) Bazen yıkıp yakayım, yeryüzünü uçurayım,
Bazen Arş'a çıkayım, hem şah hem de sultan olayım.
Açıklama: İnsan bazen yıkıcı, bazen Arş’a yükselen olur.
19
Degmeler bu sırra irmezler ledünnîdür ‘azîz /
Hızr'ı koyup yolda ben kerrûbıla gerdân olam
Çeviri: Herkes bu sırra eremez, bu gizli bilgidir, yücedir,
Ben Hızır'ı yolda bırakıp, meleklerle dönen olayım.
Açıklama: Kerrubiler: Allah’a en yakın, Arş’ı kuşatan büyük meleklerdir.
20
Niçe bir derdler ile odlara yanam yakılam Niçe bir şâkir olam zâkir olam mihmân olam
Çeviri: Nice zaman dertler ile, ateşlerde yanıp yakılayım,
Ne zamana kadar şükreden olayım, zikreden olayım misafir olayım.
Açıklama: Dert ve zikir hâlleri arasında yanış ve misafirlik.
21
Yâ niçe bir dostıla ol ben olam ben ol olam /
Yâ niçe ırak düşem mahzûn olam ahzân olam
Çeviri: Daha ne kadar Dost'la ben olayım, ben O olayım,
Ya ne kadar uzak kalayım, dertli ve hüzünlü olayım.
Açıklama: Dostla birlik ve ayrılık hâlleri.
22
Terk idem nârıla hâki bâdı nârı aslına / Şeş cihetde ben çıkam bî-ten olam bî-cân olam
Çeviri: Bırakayım ateşle toprağı, rüzgârı ve suyu, özüne (döndüreyim),
Ben altı yönden dışarı çıkayım, bedensiz ve cansız olayım.
Açıklama: Unsurları terk edip fenaya-yokluğa yöneliş.
23
Niçe bir Cercîs ü Bercîs olam u Mirrîh olam /
Niçe bir Câlinûs u Bukrât olam Lokmân olam
Çeviri: Daha ne kadar Cercis ve Jüpiter olayım, Merih olayım,
Nice vakit, calinos ve hipokrat olayım, Lokman olayım.
Hz. Cercis, defalarca öldürülüp diriltilen peygamber.
Bercîs: Müşteri (Jüpiter) gezegeni.
Mirrîh: Merih: Mars gezegeni.
Calinos: hekim
Hipokrat: hekim
Lokman: şifacı
24
Bu tokuz arslan u yidi evren ü dört ejdehâ /
Bunlarunla ceng idem Rüstem olam destân olam
Çeviri: 1: Bu dokuz aslan, yedi ejderha ve dört dev yılanla,
2: Bu dokuz gök katı, yedi gezegen, dört madde ateş su toprak hava ile,
Bunlarla savaşayım, Rüstem olup destan olayım,
Rüstem-i Zal: İran mitolojisinin efsanevi, yenilmez kahramanı.
25
Bir demî âsûde bir dem gafletile hurd u hâm /
Bir demî âşüfte olam Mecnûn olam hayrân olam
Çeviri: Bazen huzurlu olayım, bazen gafletle çiğ ve paramparça olayım,
Bazen tutkun olayım, Mecnun olayım, hayran olayım.
Gaflet: gaflet: Çevresinde olup bitenlerin, hakikatin farkında olmama hali.
26
Gönlümün gencine rencler irmedin bir yol bulam /
Yâ Hû deryâya girem bî-reng ü bî-elvân olam
Çeviri: Gönül hazineme (dünyanın) renklerine değmeden, bir yol bulayım,
Ya Hu, denize gireyim, renksiz ve sıfatsız olayım,
Açıklama: Hak deryasında renk ve şekil ötesi hâl.
27
Cânile ‘ârif olup senlik ü benlik terk idem /
Geh varup dilsüz olam ögsüz olam hayvân olam
Çeviri: Gönülden arif olup, senlik ve benliği terk edeyim,
Bazen varıp dilsiz olayım, akılsız olayım sadece diri olayım.
Açıklama: Senlik ve benlik terk edilince âriflik doğar.
28
Çün di dirler n'ideyin dimezse yanar cân u ten /
Ben dahı dürler dökem dosta hezâr destân olam
Çeviri: Çünkü bana -söyle derler, ne yapayım, demezsem yanar canla bedenim,
Ben de inciler saçayım, dosta binlerce destan (söyleyen) olayım.
Açıklama: Hak için söz inciler gibi dökülür.
29
Kâr olam bî-kâr olam ‘âriflere esrâr olam,
Geh dönem gerdân olam güftâr olam Nu‘mân olam
Çeviri: İş olayım işsiz olayım, Ariflere sırlar olayım,
Bazen dönüp semazen olayım, söz olayım, Numan olayım.
Ebu Hanife: İmam-ı Azam Numan b. Sabit. Büyük İslam fakihi ve hukukçusu.
30
Geh varam balçık olam geh dönüben gird-i hâk /
Geh varam gevher olam yâkût olam mercân olam
Çeviri: (Bazen) Kah varıp çamur olayım, bazen dönüp toprak tozu olayım,
Bazen varıp cevher olayım, yakut olayım, mercan olayım.
Gevher: cevher: Mücevher, öz, değerli taş.
Yâkût: yakut: Kırmızı renkli değerli süs taşı.
Mercân: mercan: Deniz altından çıkarılan değerli süs maddesi.
31
Âdemîlikden çıkam uçam melekler mülkine / Levn olam bî-levn olam geh kevn olam bî-kân olam
Çeviri: İnsanlıktan çıkayım, uçayım melekler mülküne,
Renk olayım renksiz olayım, gah varlık olayım mekânsız olayım.
Açıklama: İnsanlık ötesi hâl, melek mülküne yükseliş, renk ve oluş ötesi hâl.
32
Geh mutî' olam Hudâ'nun emrine bin cân ile /
Geh dönem ‘âsî olam Mûsî olam ‘İmrân olam
Çeviri: Bazen itaat edeyim, Hudâ’nın emrine bin can ile,
Bazen dönüp asi olayım, Musa olayım, İmran olayım.
Hudâ: Yaradan, her şeyin sahibi olan Allah. (Farsça).
İmran: hz.Musanın veya hz. Meryemin babası.
33
Geh varam Dâvud olam çıkam Süleymân tahtına /
Geh gine güm-râh olup vaslı koyup hicrân olam
Çeviri: (Bazen) Kah varıp Davud olayım, çıkayım Süleyman tahtına,
Bazen yine yolumu şaşırıp, kavuşmayı bırakıp hasretle olayım.
Dâvud: Davut: Sesiyle dağları ve kuşları vecde getiren, demiri hamur gibi yoğuran peygamber.
Süleymân: Süleyman: Tüm mahlukata ve rüzgara hükmeden hükümdar peygamber.
34
Gâh zindândan çıkam âzâd olam âbâd olam / Geh gine derbân olam mahbûs olam zindân olam
Çeviri: (Bazen) Kah zindandan çıkayım, özgür olayım, huzurla olayım,
Bazen yine kapıcı olayım, mahkum olayım, zindan olayım.
Açıklama: İnsan bazen özgür, bazen mahbus hâlindedir.
35
Dâr olam girdâr olam ber-dâr olam Mansûr olam /
Cân olam hem ten olam hem în olam hem ân olam
Çeviri: İdam ağacı olayım dönen olayım, asılan olayım Mansûr olayım,
Can olayım hem beden olayım, hem bu olayım hem o olayım.
Mansûr: Hallâc-ı Mansûr "Enel Hak" dediği için idam edilen ünlü mutasavvıf.
36
Geh beyâbân (u) harâb u geh serâb u geh türâb /
Geh gine ma‘mûr olam geh çetr ü geh sayvân olam
Çeviri: (Bazen) Kah çöl ve harabe, bazen serap (hayal) ve toprak,
Bazen yine bayındır olayım, bazen saltanat şemsiyesi ve gölgelik olayım.
Açıklama: İnsan bazen harap, bazen mamur hâlindedir.
37
Gâh ‘izzetle varup mü'mîn olam devletlü ben /
Geh varam rükkân olam rehber olam ruhbân olam
Çeviri: (Bazen) Kah onurla varıp, mümin olayım, talihli ben,
Bazen varayım rüku edeyim, rehber olayım ruhban olayım.
Rükkân: rükû edenler: Saygıyla eğilenler, namazda eğilenler.
Rehber: kılavuz: Yol gösteren, mürşit.
Ruhbân: ruhban: Kendini ibadete adamış kişi.
38
Geh dönem hâmûş olam geh cûş idem geh hûş olam /
Geh dönüp pür-rengilen hem bâg u hem bostân olam
Çeviri: Bazen dönüp sessiz olayım, bazen coşayım, bazen akıl olayım,
Bazen dönüp rengârenk, hem bağ hem bahçe olayım.
Açıklama: Suskunluk, coşku ve bağ-bostan hâlleri.
39
Gâh varam bir sâz olam bir söz olam pür-sûz olam /
Geh varam imkân olam îmân olam ihsân olam
Çeviri: (Bazen) Kah varıp bir saz olayım, bir söz olayım, yanış olayım,
Bazen varıp yaratılmış olayım, iman olayım, iyilik olayım.
Açıklama: Hak bazen söz, bazen iman, bazen ihsan olur.
40
Dem olam Âdem olam ‘âlem olam ‘âlemde ben Dem olam bî-dem olam hem nâm olam hem nân olam
Çeviri: An olayım Adem olayım, Alem olayım Alemde ben,
An olayım zamansız olayım, hem namlı (ünlü) olayım hem ekmek olayım.
Açıklama: Hak hem Âdem, hem âlem, hem ünlü, hem rızık olur.
41
Yûnus'a Tapdug u Saltug u Barak'dandur nasîb /
Çün gönülden cûş kıldı ben niçe pinhân alam
Çeviri: Yunus'un nasibi, Taptuk (emre) (sarı)Saltuk ve Barak (Baba)dandır,
Çünkü (aşk) gönülden coştu, ben nasıl gizli olayım.
Tapdug: Taptuk Emre: Yunus Emre'nin kırk yıl hizmet ettiği mürşidi.
Saltug: Sarı Saltuk: Rumeli'nin türkleşmesinde büyük payı olan Horasan ereni.
Barak'dandur: Barak Baba'dan: Taptuk Emre'nin hocası, Sarı Saltuk'un müridi olan derviş.
42
Yûnus imdi bu sözi sen ‘âşıka di ‘âşıka / Kim sana ben sıdk olam hem derd ü hem dermân olam
Çeviri: Yunus şimdi bu sözü, aşığa de aşığa,
Ki sana ben doğru olayım, hem dert hem derman olayım.
Açıklama: Hak âşığa doğruluk, dert ve derman olur.
43
Gâh hâlis ü gâh muhlis olam uş Furkân'ıla,
Gâh Rahmâni'r-Rahîm yâ Hayy u yâ Mennân olam
Çeviri:(bazen) Gah halis muhlis olayım, (saf ve samimi) işte Kur'an ile,
1:Bazen Rahmanir Rahim, ya Hayy ve ya Mennân olayım.
Bazen bağışlayan ve esirgeyen, ey Diri, ey çok ihsan eden olayım.
Rahmâni'r-Rahîm: Rahman ve Rahim: Esirgeyen ve bağışlayan.
Hayy: Hayy: Ebedi hayat sahibi, diri.
Mennân: Mennân: İyiliği ve lütfu çok olan.
44
Geh dönem bir şems olam zerremde yüz bin ‘Arş ola /
Geh yine tugyân olam ‘âlemlere tûfân olam
Çeviri: (Bazen) Kah döneyim bir güneş olayım, zerremde yüz bin Arş olsun,
Bazen yine coşup taşayım, alemlere tufan olayım,(su taşkını).
Açıklama: Hak bazen güneş, bazen tufan olarak görünür.
45
Evveli Hû âhiri Hû yâ Hû illâ Hû olam / Evvel âhir ol kala vü men aleyhâ fân olam
Çeviri: 1:Evveli Hu sonu Hu, Ey hu illâ Hû olayım.
2: Evvelim O sonum O ey O, illa O olayım,
Evvel ahir O kalır ve “yeryüzünde her şey geçicidir” (varlığında yok) olayım.
Açıklama: Hak evvel ve âhirdir, baki olan yalnız O’dur; insan ise fânîdir.
*
1
Ben seni sevdügümi işitsünler hâs u ‘âm / Söyleşenler söyleşsün sensüz dirligüm harâm
Çeviri: Benim seni sevdiğimi, işitsin seçkinler ve halk,
Söylerse söylesinler, sensiz hayatım haramdır.
Açıklama: Aşkını gizlemez, sensiz yaşamı imkânsız görür.
2
Kim senün lezzetünden cânı dad almazısa / Yürür bir cânsuz sûret ‘âlem halinden bî-gam
Çeviri: her Kim senin lezzetinden, canı tat almazsa,
Yürür ruhsuz bir beden gibi, dünya halinden gamsız.
Açıklama: Hak lezzeti olmayan can, boş bir sûrettir.
3
Ben bu dem seni gördüm niçesi sabr eyleyem /
Seni bir dem görmege müştâkdur cümle ‘âlem
Çeviri: Ben şu an seni gördüm, nasıl sabredeyim,
Seni bir an görmeye, can atar bütün alem.
Açıklama: Vuslat özlemi sabrı imkânsız kılar.
4
Seni seven kişiye ne hâcet Hûr u Kusûr / Seni sevmeyen câna Tamu'dur cümle makâm
Çeviri: Seni seven kişiye, ne gerek huri ve köşkler,
Seni sevmeyen cana, cehennemdir her makam.
Açıklama: Hak sevgisi cennet nimetlerinden üstündür.
5
İki cihân varlıgı ger benüm olurısa / Sensüz bana gerekmez iş senünledür tamâm
Çeviri: İki cihan varlığı, eğer benim olursa,
Sensiz bana iş gerekmez, seninle olur her şey tamam.
Açıklama: Hak sevgisi iki cihan varlığından üstündür.
6
Bin yıl ‘ömrüm varısa harc idem bu kapuda Gerçek ben ‘âşıkısam gerek bu yolda ölem
Çeviri: Bin yıl ömrüm olsa da, harcayayım bu kapıda,
Ben gerçek aşıksam, bu yolda ölmem gerekir.
Açıklama: Hak yolunda ömür harcanır, ölüm vuslat olur.
7
Bana sen geregisen n'iderem kendözümi / Ger ben sen oldumısa ben beni yavu kılam
Çeviri: Bana sen gereksen, ne edeyim kendi özümü,
Eğer ben sen olduysam, ben beni kaybedeyim.
Açıklama: Hak ile bir olunca benlik terk edilir.
8
Âlemlerün arzûsı seni bulmagiçündür /
Ben seni bulmışiken sensüzin nite olam
Çeviri: Âlemlerin arzusu, seni bulmak içindir,
Ben seni bulmuşken, sensiz nasıl olayım.
Açıklama: Âlemlerin gayesi Hak’tır, Hak bulununca sensizlik imkânsızdır.
9
Çok sorarlar Yûnus'a niçe ‘ışk esrükligi N'itsün ezel bezminde öyle çalındı kalem
Çeviri: Çok sorarlar Yunus'a, nedir bu aşk sarhoşluğu,
Ne yapsın ezel (ruhlar) meclisinde, öyle yazıldı kalem.
Açıklama: Aşk sarhoşluğu ezelî yazgıdır, kaderdir.
*
1
Beni anmaklıga benden farigvam /
N'iderem anuban bes ne lâyıkvam
Çeviri: Kendimi anmaktan vazgeçtim, benliğimden uzağım,
Ne edeyim kendimi anıp, madem sadece sana layığım.
Açıklama: Benlikten uzak duruş, kendini anmaktan feragat.
2
Benüm yoldaşlıgum edebe sıgmaz /
Edebsüz kişiye niçün refîkvam
Çeviri: Benim bu yoldaşlığım, hiçbir edebe sığmaz,
Edepsiz kişiye, neden yoldaşlık edeyim.
Açıklama: Hak yolunda edepsizle yoldaş olunmaz.
3
Cihâna düşmişem elsüz ayaksuz /
Mekândan katı bu hâle ırakvam
Çeviri: Dünyaya düştüm ben, elsiz ve ayaksız,
Mekândan çok uzağım, bu hâle yabancıyım.
Açıklama: İnsan dünyaya düşer ama aslında mekândan ötedir.
4
Bu cümle egleyen döküldi kaldı /
Ne esrük ne humâr ne hod ayıkvam
Çeviri: Beni oyalayan her şey döküldü, geride kaldı,
Ne sarhoş ne mahmurluk, ne de ayığım (artık).
Açıklama: Dünya eğlencesi geçicidir, hâl ne sarhoşluk ne ayıklık.
5
Ne sabr u meskenet ne hod becid iş /
Ne adım adaram ne hod tarîkvam
Çeviri: Ne sabrım kaldı ne bir telaşım,
Ne adımı anarım, ne de bir yoldayım artık.
Açıklama: Hak yolunda benlikten uzak, yol ve adım Hak’tadır.
6
Bugün cihâna geldüm uş giderem /
Sanasın bir eve kondum konakvam
Çeviri: Bugün dünyaya geldim, işte gidiyorum,
Sanırsın ki, bir eve uğradım, kondum konuğum,(geçiciyim).
Açıklama: Dünya bir konaktır, gelip gidilir.
7
Kanı Yûnus kanı cünbiş harekât /
Ne ser-mâyem ola ne var ne yokvam
Çeviri: Hani Yunus, nerede o coşku ve hareketler,
Ne sermayem kalsın, ne varım ne de yokum.
Açıklama: Yunus sermayesizdir, varlık ve yokluk ötesindedir.
*
1
Her kancaru dönerisem ‘ışkıladur işüm benüm /
Oldur gönülde teşvîşüm hem ‘ışkdur yoldaşum benüm
Çeviri: Her nereye dönersem, aşk iledir işim benim,
Odur gönlümdeki telaş, hem de aşk yoldaşım benim.
Açıklama: Aşk her işin ve gönül hâlinin merkezidir.
2
Işksuzlara göynür özüm anunçün fâş olur râzum /
Göricegiz ‘âşıkları kaynar içüm taşum benüm
Çeviri: Aşksızlara yanar içim, bu yüzden ifşa olur sırrım,
Görünce aşıkları, kaynar içim dışım benim.
Açıklama: Aşksızlık içi yakar, âşıklar gönlü coşturur.
3
Bu ‘ışk bize Rahmânîdür hem cânumuzun cânıdur /
Anun içün şeytânıla her dem bu savaşum benüm
Çeviri: Bu aşk bize Rahmânîdir, hem canımızın canıdır,
Onun için şeytanla, her an bu savaşım benim.
Açıklama: Rahmânî aşk, nefs ve şeytanla mücadeleyi doğurur.
4
Benüm cânum bir kuş durur gevdem anun kafesidür /
Dostdan haber gelicegiz bir gün uçar kuşum benüm
Çeviri: Benim canım bir kuştur, bedenim onun kafesidir,
Dosttan haber gelince, bir gün uçar kuşum benim.
Açıklama: Can, kuş gibidir beden de kafes. Can, dost haberiyle özgürleşir.
5
Geldüm dünyâyı seyr itdüm ya bugün ya yarın gitdüm /
Ben bunda eglenimezem bunda bitmez işüm benüm
Çeviri: Dünyayı seyrettim geldim, ya bugün ya yarın gittim,
Ben burada oyalanamam, burada bitmez işim benim.
Açıklama: Dünya geçicidir, iş Hak yolunda sürer.
6
Yûnus eydür ben ‘âşıkam hem ‘âşıkam hem sâdıkam /
Bu ayruk ‘âşıklar gibi yokdur arâyişüm benüm
Çeviri: Yunus der ki ben aşığım, hem aşığım hem sadığım,
Bu başka aşıklar gibi, yoktur gösterişim benim.
Açıklama: Yunus aşkında sadıktır, gösterişten uzaktır.
*
1
Ben ol yârı sevdügümi niçe bir gizleyübilem /
Gönlüme sıgmaz n'ideyin meger râzum ile diyem
Çeviri: Ben o Yâr’ı sevdiğimi, daha ne kadar gizleyebilirim,
Gönlüme sığmaz neyleyeyim, meğer sırrım ile diyeyim.
Açıklama: Aşk gizlenemez, gönülde taşar.
2
Dil tutuban yüridügüm yadlıguma delîl imiş /
Yakam yadlık perdesini hicâbumı ben giderem
Çeviri: Dilimi tutup yürümem,(aşka) yabancılığıma delil imiş,
Yırtayım yabancılık perdesini, utanç ve engelimi ben gideririm.
Açıklama: Susmak bile yabancılık göstergesidir, perde kaldırılır.
3
Anunıla ahvâlümi ‘âlemlere bildüreyin / Çagıruban muştulayam ‘âlemi üstüme direm
Çeviri: Onunla hallerimi, alemlere bildireyim,
Çağırıp müjdeleyeyim, alemi üstüme toplayayım.
Açıklama: Âşık hâlini âleme duyurur.
4
Âşıklarun gönli gözi ma'şûkaya açık olur Ben gönlümi kul eyleyem bâşed ki ma'şûka irem
Çeviri: Aşıkların gönlü gözü, Sevgili'ye açık olur,
Ben gönlümü kul edeyim ki, ola ki sevgiliye ererim.
Açıklama: Âşık gönlünü kul eder, maşuka ulaşır.
5
Cânum kurbân kılam ana ger cân kabûl kılurısa /
Kaçanısa ölesiyem niçe bunda diri turam
Çeviri: Canımı kurban edeyim O'na, eğer canımı kabul ederse,
Nasıl olsa öleceğim, neden burada hayatta kalayım.
Açıklama: Dost için can kurban edilir, ölüm vuslat olur.
6
Şükrâne cânum üstine ben dost içün ölürisem /
Ölmek lâzımdur kamuya ben ölmedin kanca varam
Çeviri: Şükürdür canım üzerine, ben Dost için ölürsem,
Ölmek gerekir herkese, ben ölmeden nereye varırım. (nefsimi kurban etmeden).
Açıklama: Ölüm Hak yolunda şükrân ve zarurîdir.
7
Ol dostıla benüm işüm ölmegile bitmeyiser Amelümdür bile varur topraguma tuta girem
Çeviri: O dost ile benim işim, ölmekle bitmeyecek,
Amelim benimle gider, ona tutunup toprağa girerim.
Açıklama: Dost sevgisi amel olur, ölümle sürer.
8
Kamularun ‘amelidür Münker-Nekir olup gelen /
Benüm ‘amelüm dostıdı ‘amelümi tuta varam
Çeviri: Münker Nekir olarak gelen, herkesin kendi amelidir (sorgu melekleri),
Benim amelim Dost idi, amelime tutunup varayım.
Münker-Nekir: Münker ve Nekir: Ölümden sonra kabirde insanı sorgulayacak olan iki melek.
9
İlm ü ‘amel sözi degül Yûnus dili söyledügi /
Dil ne bilür dost haberin ben dostıla niçe birem
Çeviri: İlim ve amel meselesi değil, Yunus dilinin söylediği,
Dil ne bilir Dost haberini, ben Dost ile nasıl bir olayım.
Açıklama: Dil ilim ve amelden öte dost haberini dile getirir.
*
1
Niteki ol ma'şûkıla ben râzumı bir eyleyem /
Gark olam müşâhâdeye hakdur kim nefîr eyleyem
Çeviri: Öyle ki o Sevgiliyle, sırrımı bir eyleyeyim,
Dalıp gideyim seyre, haktır ki dünyaya haykırayım.
Açıklama: Âşık sırrını maşukla bir eder, müşâhedeye gark olur.
2
Kimdür ki anı görüben gizlenübile ahvâli Göster bana ol kişiyi ben dahı el-bir eyleyem
Çeviri: Kimdir ki onu görüp, gizlenebilsin halleri,
Göster bana o kişiyi, ben de el birliği edeyim.
Açıklama: Tecellîyi gören gizleyemez, hâl ifşa olur.
3
Bu halâyık eydür bana sakla anı cân içinde /
Bir zerresi yüz-bin cihân eyit niçe sırreyleyem
Çeviri: Halk der ki bana, sakla O'nu can içinde,
Bir zerresi yüz bin cihana sığmaz, söyle nasıl saklayayım.
Açıklama: Tecellî bir zerrede yüz bin cihanı gösterir, sır saklanamaz.
4
Gör Mûsî'ye Tûr içinde bir tecellî neler kılur /
Yir gök tolu tecellîdür yâ ben niçe sabr eyleyem
Çeviri: Bak Musa'ya Tur içinde, bir tecelli neler yapar,
Yer gök tecelli doludur, ya ben nasıl sabredeyim.
Açıklama: Musa’nın Tûr dağındaki hayreti, âşığın sabırsızlığına örnektir.
5
Şunun gibi çâpük-nazar bir Mûsî'den yüz bin Mûsî /
Ser-mest ü hayrân kamusı ben niçe tedbîr eyleyem
Çeviri: Böyle keskin bakışlı bir Musa'dan, yüz bin Musa doğar,
Herkes sarhoş ve hayran, ben nasıl tedbir alayım.
Açıklama: Tecellî karşısında tedbir imkânsızdır.
6
Hâcet degül ‘âşıklara Tûr'da münâcât eylemek /
Ben kandasam dost andadur her bir yiri Tûr eyleyem
Çeviri: Gerekmez aşıklara, Tur dağında dua eylemek,
Ben neredeysem Dost oradadır, her yeri Tur eyleyeyim.
Açıklama: Dost her yerde hazırdır, âşığa her yer Tûr olur.
7
Benümile dostdan artuk hîç bir nesne bâkî degül /
Günümi ol harca sayam dünümi şeb-gîr eyleyem
Çeviri: Benimle Dost’tan başka, hiçbir şey kalıcı değildir,
Gündüzümü O'na harcayayım, gecemi uyanık tutayım.
Açıklama: Dosttan başka baki yoktur, günler dost uğruna harcanır.
8
Hidâyet irdi kamuya hevâsından geçmezlere Tevfîk yüzin yire urup ‘ışkumı şîr-gîr eyleyem
Çeviri: Hidayet erdi herkese, nefis arzusundan vazgeçmeyenler (göremediler),
Hakk'ın yardımıyla secde edip, aşkımı arslanı tutan eyleyeyim.
Hidâyet: doğru yol: Hakk'a yönelme.
Hevâsından: nefsinden: Dünyevi arzularından, hevesinden.
Açıklama: Hidayet herkese açıktır ama asıl mesele nefsin hevasından vazgeçip Aslanı bile tutmaktır.
9
Muhakkikler göre durur Yûnus gözile gördügin /
Düşüm degül söyledügüm necm ile ta'bîr eyleyem
Çeviri: Hakikat Erleri görürler, Yunus'un gözüyle gördüğünü,
Rüya değil ki söylediklerim, yıldızlarla yorumlayayım.
Açıklama: Yunus’un söyledikleri rüya değil, hakikattir.
*
1
Teferrüc eyleyü vardum sabâhın sinleri gördüm /
Karışmış kara topraga şu nâzük tenleri gördüm
Çeviri: İbret alıp gezmeye vardım, sabahleyin mezarları gördüm,
Karışmış kara toprağa, şu nazik bedenleri gördüm.
Açıklama: Mezarlık düşünceisyle geçiciliğe ibret.
2
Çürimiş toprak içre ten sin içinde yatur pinhân /
Boşanmış tamar akmış kan batmış kefenleri gördüm
Çeviri: Çürümüş toprak içinde beden, mezar içinde yatar gizli,
Boşanmış damar akmış kan, kana bulanmış kefenleri gördüm.
Açıklama: Ölüm sonrası bedenin çürümesi.
3
Yıkılmış sinleri tolmış hep evleri harâb olmış /
Kamu endîşeden kalmış ne düşvâr hâlleri gördüm
Çeviri: Yıkılmış mezarları dolmuş, hep evleri harap olmuş,
Bütün kaygılardan kopmuş, ne zor halleri gördüm.
Açıklama: Mezarlık harap, insanlar endişeli.
4
Yaylalar yaylamaz olmış kışlalar kışlamaz olmış /
Bar dutmış söylemez olmış agızda dilleri gördüm
Çeviri: Yaylalar şenlenmez olmuş, kışlık evler ıssız kalmış,
Paslanmış söylemez olmuş, ağızda dilleri gördüm.
Açıklama: Ölümle dil susar, mekânlar işlevsizleşir.
5
Kimisi zevk ü ‘işretde kimi sâz u beşâretde /
Kimi belâ vü mihnetde dün olmış günleri gördüm
Çeviri: Kimi zevk ve sefada, kimi sazlı neşede,
Kimi bela ve çilede, gündüzleri karanlık olmuş gördüm.
Mihnetde: mihnette: Zahmet ve eziyet içinde.
6
Sogulmış şol kara gözler belürsüz olmış ay yüzler /
Kara topragun altında gül diren elleri gördüm
Çeviri: Sönmüş şu kara gözler, belirsiz olmuş ay yüzler,
Kara toprağın altında, gül toplayan elleri gördüm.
Açıklama: Gözler, yüzler, eller fânîdir.
7
Kimi boyun burup yatmış tenini topraga katmış /
Anasına küsüp gitmiş boyun buranları gördüm
Çeviri: Kimi boyun büküp yatmış, bedenini toprağa katmış,
Anasına küsüp gitmiş, boyun bükenleri gördüm.
Açıklama: Ölüm boyun büktürür, ayrılık getirir.
8
Kimi zâri kılup aglar zebânîler cânın taglar /
Dutuşmış sinleri oda çıkan dütünleri gördüm
Çeviri: Kimi feryat edip ağlar, zebâniler canın dağlar,(Cehennem melekleri),
Tutuşmuş kabirleri ateşe, çıkan dumanları gördüm.
Zebânîler: zebaniler: Cehennemde görevli olduğuna inanılan melekler.
9
Yûnus imdi bunı gördi anı bize haber virdi /
Aklum şaşdı ögüm dirdi nitekim bunları gördüm
Çeviri: Yunus şimdi bunları gördü, onu bize haber verdi,
Aklım şaştı zihnim toplandı, ne zaman ki bunları gördüm.
Açıklama: Yunus gördüklerini ibret için aktarır.
*
1
Hak'dan nazar oldı bana Hak kapusın açar oldum /
Girdüm Hakk'un haznesine dürr ü gevher saçar oldum
Çeviri: Haktan nazar geldi bana, Hak kapısını açar oldum,
Girdim Hakk'ın hazinesine, inci mücevher saçar oldum.
Nazar: bakış: İltifat, manevi yöneliş, lütuf
2
Devlet tâcı başa kondı ‘ışk kadehin bana sundı /
Susadugumca ben dahı her dem anı içer oldum
Çeviri: Talih tacı başıma kondu, aşk kadehini bana sundu,
Susadığımda ben de, her an onu içer oldum.
Açıklama: Aşk tacı ve kadehi âşığa ikramdır.
3
Esritdi ‘ışka düşürdi ben hamıdum ‘ışk bişürdi /
Aklum başuma divşürdi hayrı şerden seçer oldum
Çeviri: Kendimden geçirdi aşka düşürdü, ham idim, aşk pişirdi,
Aklımı başıma topladı, hayrı şerden seçer oldum.
Açıklama: Aşk çiği pişirir, hayrı şerden ayırır.
4
Hayra döndi benüm işüm endîşeden âzâd başum /
Nefsüm başını kesüben şer işlerden kaçar oldum
Çeviri: Hayra döndü benim işim, endişeden kurtuldu başım,
Nefsim başını keserek, şer (kötü) işlerden kaçar oldum.
Açıklama: Nefs kesilince iş hayra döner.
5
Kesildi nefs başı öldi fısk u fesâd işler kaldı /
Hak'dan bana nazar oldı kanatlandum uçar oldum
Çeviri: Kesildi nefsin başı öldü, günah ve fesat işleri (geride) kaldı,
Haktan bana nazar (bakış) geldi, kanatlandım uçar oldum.
Açıklama: Nefs ölünce Hak nazarıyla kanatlanılır.
6
Uçdum bir hoş yire kondum bu dünyâyı bâkî sandum /
İy yârânlar ben usandum kondum gine göçer oldum
Çeviri: Uçtum güzel bir yere kondum, bu dünyayı sonsuz sandım,
Ey dostlar ben usandım, konakladım, yine göçer oldum.
Açıklama: Dünya, sonsuz- ölümsüz- kalıcı- hiç yok olmayan değildir. Ahirete asıl yurduma gidiyorum.
7
Göçenler menzile yitdi vardı anda karâr itdi /
Geçdi ‘ömür kavil yitdi varlıgumdan nâ-çâr oldum
Çeviri: Göçenler menzile (hedefe) yetişdi, vardı oraya karar etti,
Geçti ömür süre bitti, varlığımdan çaresiz oldum.
Açıklama: Ömür geçer, varlık naçar kalır.
8
Cânum nâ-çârıdı bunda kalmışıdum bu zindânda /
Gel didiler vardum anda varlıgumdan geçer oldum
Çeviri: Canım çaresizdi burada, kalmıştım bu zindanda,
Gel dediler vardım o an, varlığımdan vazgeçer oldum.
Açıklama: Çağrı gelince âşık varlıktan geçer.
9
Yûnus Hakk'a bilişeli cân u gönül virişeli /
Şol Tapdug'a irişeli gizlü râzum açar oldum
Çeviri: Yunus Hak ile tanışalı, canı gönlü O'na vereli,
Şu Pirim Taptuk’a erişeli, gizli sırlarımı açar oldum.
Açıklama: Tapduk’a erişmekle Yunus sırrını açar.
*
1
Kanı bana sabr u karâr senün sözüni dinleyem /
Kanı bana ‘akl u bili tuydurmadın seni sevem
Çeviri: Hani bende sabır ve karar ki, senin sözünü dinleyeyim,
Hani bende akıl ve bilgi, kimseye duyurmadan seni seveyim.
Açıklama: artık seni sezdirmeden sevemem.
2
Kanı bana ol havsala kim hâlümi bilmeyeler /
Kanı bana zûr u kuvvet kim senün ‘ışkuna döyem
Çeviri: Hani bende o sabır gücü ki, halimi bilmesinler,
Hani bende güç ve kuvvet, senin aşkına dayanayım.
Açıklama: Aşk karşısında tahammül ve kuvvet yetmez.
3
Cânum seni seveliden benüm hâlüm hâle döner /
Kanı bana usûl-i dîn ‘ilmün edebin ögrenem
Çeviri: Canım seni seveli, benim halim halden hale döner,
Hani bende dinin usulü, ilmin edebini öğreneyim.
Açıklama: Aşk hâlden hâle döndürür, din usûlü noksan kalır.
4
İzzet ü erkân eyü ad ‘ışk yolına noksân durur /
Ben n'iderem eyü adı çün terbiyet ‘ışkdan yirem
Çeviri: Saygınlık ve makam, ünlü isim, aşk yolunda noksanlıkdır,
Ben ne edeyim ünlü adı, çünkü terbiyemi aşktan alırım.
Açıklama: Aşk terbiyesi usül ve erkândan üstündür.
5
Gerçek sana ‘âşıkısam ‘ârlanmaklık nemdür benüm /
Şükrâne cânumı virem ger melâmet tonın geyem
Çeviri: Sana Gerçek aşıksam, utanmak neyime benim,
Şükür borcu canımı vereyim, eğer melamet (kınanma) giysisini giyersem.
Açıklama: Gerçek aşk melâmet yolunu şükrâne kabul eder.
6
Zühd ü tâ‘at usûl-i din ‘ışk haddinden taşra durur /
Nisbet degüldür ana hem secde vü rükû‘ u kıyâm
Çeviri: İbadet ve dinin kuralları, aşkın sınırının dışında kalır,
Kıyaslanmaz Aşkla, ne secde ne rükû ne de kıyam,
Nisbet: kıyas: Oran, ölçü.
Secde: secde: Alnı yere koyarak ibadet etme; (Arapça secde).
Rükû: rükû: Namazda eğilme.
7
Dost sûreti gözgü durur bakan kendü yüzin görür /
Gelsün o kendüsüz gelen ben râzumı ana direm
Çeviri: Dost’un yüzü aynadır, bakan kendi yüzünü görür,
Gelsin o kendinden geçmiş olan, ben sırlarımı ona derim.
Açıklama: Kendi benliğinden soyunmuş, "ben"liğinden vazgeçerek gelen kişi gelsin.
8
Cân gözile bakan görür Yûnus gözile gördügin /
Yohsa yaban gözi ile kimseneye ne söyleyem
Çeviri: Can gözüyle bakan görür, Yunus’un gözüyle gördüğünü,
Yoksa yabancı gözle bakana, ben ne söyleyeyim.
Açıklama: Hakikat can gözüyle görülür, yabancı gözle bilinmez.
*
1
Dostdan bana haber geldi turayım andan varayım /
Kurbânlıga bu cânumı vireyim andan varayım
Çeviri: Dost’tan bana haber geldi, kalkayım O’na gideyim,
Kurbanlığa canımı vereyim, öylece O'na varayım.
Açıklama: Dost çağrısı canı kurban etmeyi gerektirir.
2
Şol bir iki arşın bizün ne yini var ne yakası /
Kaftân idüben egnüme sarayım andan varayım
Çeviri: Şu birkaç metrelik bezin (kefenin), ne kolu var ne yakası,
Kaftan yapıp sırtıma sarayım, öylece O'na varayım.
Kaftân: kaftan: Üste giyilen uzun ve süslü elbise.
3
Cân alıcı hod geliser emâneti vir diyiser Ben emâneti ıssına vireyim andan varayım
Çeviri: Can alıcı zaten gelecek, -emaneti ver diyecek (Azrail),
Ben emaneti sahibine vereyim, öylece O'na varayım.
Açıklama: Can emanettir, sahibine teslim edilir.
4
Gitdi cânum kaldum eyle nâ-çâr olup girdüm yola /
Dostlar şâd oldugın bile göreyim andan varayım
Çeviri: Gitti canım kaldım öyle, çaresiz olup girdim yola,
Dostların sevindiğini ben de göreyim, öylece O'na varayım.
Açıklama: Ölüm yolculuğu dostların şadlığıyla vuslata dönüşür.
5
Münker ü Nekir geliser yir ü gök ünle tolısar /
Ben bunlara cevâbını vireyim andan varayım
Çeviri: Sorgu melekleri gelecek, yer gök sesle dolacak,
Ben bunlara cevabı vereyim, öylece O’na varayım.
Münker: Münker: Kabirde sorgu yapan melek.
Nekir: Nekir: Kabirde sorgu yapan melek.
6
Yazugum çok günâh öküş yürür idüm dünyâda hoş /
İtdüklerümün hisâbın vireyim andan varayım
Çeviri: Hatam çok günahım fazla, gezerdim dünyada keyifle,
Ettiklerimin hesabını vereyim, öylece O’na varayım.
Açıklama: Dünya zevki günah ve hesapla sonuçlanır.
7
Besledügüm nâzük teni terk itmeyem dirdüm anı /
Kara topraga ben anı koyayum andan varayım
Çeviri: Beslediğim nazik bedeni, terk etmem derdim onu,
Ben onu (bedeni) kara toprağa koyayım, öylece O’na varayım.
Açıklama: Ten toprakla birleşir, ruh yoluna gider.
8
Ben bu ‘ömür hırmenini dögdüm getürdüm uş yine /
Yûnus eydür bu dükkânı direyim andan varayım
Çeviri: Ben ömür harmanını dövdüm, işte yine getirdim,
Yunus der ki bu dükkânı toplayayım, ondan sonra O'na varayım.
Açıklama: Harman, tarladan biçilen ekinlerin (buğday, arpa vb.) tanelerini saptan ve samandan ayırmak için toplandığı düzlüğün adıdır.
*
1
Ol Kâdir-i Kün feyekûn lutf idici Sübhân benem /
Kesmedin rızkını viren cümlelere sultân benem
Çeviri: "Ol" deyince olduran kudret sahibi, lütfu bol Sübhân ben’im (eksiksiz),
Rızkı kesmeden veren, herkese Sultan benim.
Açıklama: Kudret ve rızık kaynağı Hak’tır.
2
Nutfeden Âdem yaradan yumurdadan kuş düreden /
Kudret dilini söyleyen zikr eyleyen Sübhân benem
Çeviri: Sudan insan yaratan, yumurtadan kuş var eden,
Kudret dilini söyleyen, tesbih eden Sübhân ben’im.
Kudret dili: :gücün ifadesidir.
Sübhân: Kusursuz olandır.
3
Kimini zâhid eyleyen kimini fâsık eyleyen Ayıblarını örtüci delîlile burhân benem
Çeviri: Kimini dindar eden, kimini yoldan çıkaran ben’im,
Ayıplarını örtücü, kesin delil ve ispat ben’im.
Açıklama: İnsan hâllerini belirleyen kudret Hak’tır.
4
Bir kulına atlar virüp ‘avret ü mâl çoklar virüp /
Hem birinün yok bir pûlı rahm idici Rahmân benem
Çeviri: Bir kuluna atlar verip, kadın ve çokca mal veren,
Hem birinin yok bir pulu (parası), hepsine merhametli Rahmân ben’im.
Pûlı: pulu: Akçesi, en küçük parası.
Rahm idici: merhamet edici: Acıyan, esirgeyen.
Rahmân: Rahman: Dünyada her mahlukata rızık veren.
5
Benem ebed benem bekâ ol Kâdir ü Hay mutlaka /
Hızır ola yarın saka, anı kılan Gufrân benem
Çeviri: Sonsuzluk benim, ölümsüzlük benim, mutlak güç ve hayat sahibi benim,
Hızır su dağıtsın yarın mahşerde,
Onu yapan, Gufrân benim. (Günahları örten)
Hızır: Hızır: Darda kalanlara yardım ettiğine inanılan peygamber.
Gufrân: Gafur: Günahları örten, bağışlayan Allah
6
Dört dürlü nesneden hâsıl bilün benem uşda delîl /
Odıla su toprag u yil bünyâd kılan Yezdân benem
Çeviri: Dört türlü maddeden var eden bilin benim, işte kanıt benim,
Ateş, su, toprak ve rüzgarla, temeli kuran Yezdân ben’im.
Yezdan: farsça Mecusi Tanrısı.
7
Ete deri sünük çatan ten perdelerini dutan /
Kudret işüm çokdur benüm hem zâhir ü ‘ıyân benem
Çeviri: Eti, deriyi, kemiği birleştiren, ten perdelerini tutan ben’im,
Kudret işim çoktur benim, hem apaçık görünen ben’im.
Açıklama: Bedeni kuran kudret Hak’tır.
8
Hem bâtınam hem zâhirem hem evvelem hem âhirem /
Bu cümlesini yaradup hem tertîbi kılan benem
Çeviri: Hem gizliyim hem görünenim, hem başlangıç hem son benim,
Tüm hepsini yaratıp, tertip düzeni kuran benim.
Açıklama: Hak evveldir, âhirdir, bâtındır, zahirdir.
9
Yokdur arada tercemân andagı iş bana ‘ıyân /
Oldur bana viren lisân ol denize ‘ummân benem
Çeviri: yoktur arada tercüman, ondaki her iş bana açıktır,
O’dur bana lisanı (dili) veren, o denize okyanus benim.
Tercemân: tercüman: Bir dili veya hali bir başkasına aktaran, aracı.
10
Bu yiri gögi yaradan bu ‘Arş'ı Kürs'i durudan /
Bin bir adı vardur Yûnus ol sâhib-i Kur'ân benem
Çeviri: Yeri göğü yaratan, Arş’ı Kürsi’yi durduran,
Binbir adı olan, o Kur’an’ın sahibi benim.
Arş'ı: Arş'ı: Göğün en yüksek katı, ilahi tecelligah.
Kürs'i: Kürsi'yi: Arş'ın altındaki makam, kudret tahtı.
*
1
Bu cümle erkânı koyup birlik yolun tutan benem /
Hırs u tama‘ bende ırak hem arduma atan benem
Çeviri: Tüm bu usulleri bırakıp, Birlik yolunu tutan ben’im,
Hırs ve açgölülük benden uzak, hepsini arkama atan ben’im.
Açıklama: Birlik yolunda, hırs ve tamah (Doyumsuzluk) olmaz.
2
Bakan benem gören benem alan benem viren benem /
Ne Cebrâîl ne Mikâîl İsrâfîl'i kılan benem
Çeviri: Bakan da benim, gören de benim, alan da benim, veren de benim,
Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i de yaratan benim.
Cebrâîl: Cebrail: Vahiy getiren melek;
Mikâîl: Mikail: Doğa olaylarını idare eden melek.
İsrâfîl'i: İsrafil'i: Sur borusuna üfleyecek olan melek.
3
Yidinci kat yirlerde (ben) sekizinci at göklerde (ben) /
Bu söylenen dillerde (ben) hükmi tamâm kılan benem
Çeviri: Yedi kat yerlerde, sekiz kat göklerde,
Bu söylenen dillerde, son hükmü veren ben’im.
Açıklama: Hak her yerde hükmünü tamamlar.
4
Emrile bulut oynadan yirde bereket kaynadan /
Elümde kudret şinigi halka rızkın viren benem
Çeviri: Emriyle bulutları oynatan, toprakta bereketi kaynatan,
Elimde Kudret ölçüsü, halka rızkını veren benim.
Açıklama: Rızık ve bereket Hak emriyle gelir.
5
Bir karâra tutdum karâr benüm sırruma kim irer /
Câhil beni kanda görür gönüllere giren benem
Çeviri: Bir karara tuttum karar, (sabitlendim), benim sırrıma kim erer,
Cahil beni nerede görsün, gönüllere giren ben’im.
Açıklama: Hak sırrı gönüllere girer, cahile görünmez.
6
Çagram himmet leşkerine dirile dost işigine /
Arş önünde ‘aklumıla hıdmet kılup turan benem
Çeviri: Çağırayım yardım ordusunu, toplansın dost kapısına,
Arş önünde aklımla, hizmet edip duran ben’im.
Açıklama: Hak himmetiyle dost kapısında hizmet eder.
7
Gök yüzinde ferişteler Yûnus ne kasd ider bular /
Dek turmazsa ferişteler ‘Arş'a çomak uran benem
Çeviri: Gökyüzünde melekler sorar,
-Yunus’un amacı ne,
Uslu durmazsa Melekler eğer, Arş’a değnek vuran ben’im.
Açıklama: Hak kudreti Arş’ta hükmeder.
8
Delü oldumıdı Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz /
Hazret'e degin yalunuz yüzi süri viren benem
Çeviri: Deli oldu Yunus, aşk oldu bana kılavuz,
Hak huzuruna kadar yalnız, yüz sürüp giden ben’im.
Kulavuz: kılavuz: Yol gösteren, rehber.
*
1
İy dost ‘ışkun denizine girem gark olam yüriyem /
İki cihân meydân ola devrânum sürem yüriyem
Çeviri: Ey dost aşkın denizine, gireyim kaybolup yürüyeyim,
İki cihan meydan olsun, devrimi sürdürüp yürüyeyim.
Açıklama: Aşk denizi iki cihanı kuşatır, âşık devran sürer.
2
Girem denize gark olam ne elif ü mim dal olam /
Dost bâgında bülbül olam gülleri direm yüriyem
Çeviri: Gireyim denize kaybolayım, ne Elif ne Mim ne Dal olayım,
Dost bağında bülbül olayım, gülleri toplayıp yürüyeyim.
Açıklama: Arapça Adem: A-D-M
3
Bülbül olubanı ötem gönül olam cânlar ütem /
Başumı elümde tutam yoluna varam yüriyem
Çeviri: Bülbül olup öteyim, gönül olup canlar kazanayım,
Başımı elimde tutayım, yoluna varıp yürüyeyim.
Açıklama: Âşık bülbül gibi öter, başını Hak yoluna koyar.
4
Bülbül olubanı gidem iy niçe gönüller güdem /
Yüzüm ‘ışkıla dem-be-dem topraga sürem yüriyem
Çeviri: Bülbül olup gideyim, nice gönüller güdeyim (rehberlik edeyim),
Yüzümü aşkla her an, toprağa sürüp yürüyeyim.
Bülbül: bülbül: Güzel sesli, güle aşık olduğu kabul edilen kuş.
5
Şükür gördüm dîdârunı aşdum visâlün yarını /
Bu benlik senlik şârını terkini uram yüriyem
Çeviri: Şükür gördüm yüzünü, aştım kavuşmanın yamacını,
Bu benlik senlik şehrini, terk edip yürüyeyim.
Açıklama: sana kavuşmanın önündeki o sarp uçurumları aşıp geçtim.
6
Yûnus'dur ‘ışk âvâresi bî-çâreler bî-çâresi /
Sendedür derdüm çâresi dermânum soram yüriyem
Çeviri: Yunus'tur aşkın avaresi,(başıboş) çaresizlerin en çaresizi,
Sendedir derdimin çaresi, dermanımı sorup yürüyeyim.
Açıklama: Yunus aşkın âvaresi, dosttan derman arayandır.
*
1
Ger râzumı söylerisem kimse dilüm bilmez benüm /
Eger sabır eylerisem gönlüm karâr kılmaz benüm
Çeviri: Sırrımı söylersem eğer, kimse dilimi bilmez benim,
Eğer sabredersem, gönlüm huzur bulmaz benim.
Açıklama: Aşk sırrı dile sığmaz, sabır gönlü doyurmaz.
2
İy uslular iy uslular siz eyidün ben n'ideyüm /
Ol dost yüzin göreliden ‘aklum başa gelmez benüm
Çeviri: Ey akıllılar ey akıllılar, siz söyleyin ben ne yapayım,
O Dost yüzünü gördüğümden beri, aklım başıma gelmez benim.
Açıklama: Dost yüzü aklı alır, âşık hayran kalır.
3
Bunun gibi tertîbile işüm niçe başa vara Elümden iş kaldıyısa cânumdan iş kalmaz benüm
Çeviri: Bunun gibi düzenle, işim nasıl sona ulaşır,
Elimden dünyevi işler bittiyse bile, canımda işim bitmez benim.
Açıklama: Âşık için iş canla yürür, tertip faydasızdır.
4
Ne usluyam ne delüyem neye benzer işüm benüm /
Işk denizine gark olup gönlüm gözüm toymaz benüm
Çeviri: Ne akıllıyım ne deliyim, neye benzer halim benim,
Aşk denizine batmışım, gönlüm gözüm doymaz benim.
Açıklama: Aşk denizinde akıl ve delilik kaybolur, gönül doymaz.
5
Bu mahabbet odı benüm yüregümde yana durur /
Denize gark olurısam söynüp hatâ kılmaz benüm
Çeviri: Bu muhabbet ateşi benim, yüreğimde yanar durur,
Denize batsam bile, sönüp hata etmez benim.
Açıklama: Aşk ateşi denizde bile sönme hatasını yapmaz.
6
Yıl on iki ay ‘ışk odı içümde uş yanup durur /
Yandugunca artar kokum devrüm geçüp solmaz benüm
Çeviri: On iki ay boyunca aşk ateşi, içimde işte yanıp durur,
Yandıkça artar kokum, devrim geçip solmaz benim.
Açıklama: Aşk ateşi sürekli yanar, güzellik solmaz.
7
Cümle Hak'a yol vardılar sabrıla Hakk'a irdiler /
Işkun aslı oddan durur sabrumıla olmaz benüm
Çeviri: Herkes Hak yoluna yürüdü, sabırla Hak'a erdiler,
Aşkın aslı ateştendir, sabrımla durulmaz benim.
Açıklama: Hak yolunda sabır geçerlidir, aşk ise ateşle yürür.
8
Niçe eyitdüm gönlüme var sabır eyle dek otur /
Şol dem dahı bed-ter olur ögüdümi almaz benüm
Çeviri: Kaç kez dedim gönlüme, sabret, uslu otur,
Şu an dahi daha beter olur, öğüdümü almaz benim.
Açıklama: Gönül öğüt dinlemez, aşk sabırsızdır.
9
Bu Yûnus'un çün sûreti ölüp toprak olurısa /
Bâtınumdan ‘ışk sevgüsi bilün ki hîç gitmez benüm
Çeviri: Bu Yunus’un bedeni, ölüp toprak olursa,
İçimdeki bu aşk sevgisi, bilin ki hiç gitmez benim.
Açıklama: Âşık ölse de aşk sevgisi bâkîdir.
*
1
Senden gelür cevr ü cefâ ben âh u vâh itmeyeyüm /
Düşmişem ‘ışkun odına yanup niçe dütmiyeyüm
Çeviri: Senden gelir eziyet ve sıkıntı, ben ah vah etmeyeyim,
Düşmüşüm aşkın ateşine, yanıp nasıl tütmeyeyim.
Açıklama: Dosttan gelen cefâya sabır, aşk ateşinde yanış.
2
Uş yürüyem yana yana top cigerüm döndi kana /
Işkundan oldum dîvâne niçe zârı kılmayayum
Çeviri: İşte yürürüm yana yana, ciğerim döndü kana,
Aşkından oldum divane (deli), nasıl feryat etmeyeyim.
Açıklama: Aşk divânelik ve zârî doğurur.
3
Senün ‘ışkun denizine düşübeni gark olayum /
Kimsenem yok elüm ala koma beni batmayayum
Çeviri: Senin aşkının denizine, düşüp de boğulayım,
Kimsem yok elimi tutan, bırakma beni batmayayım.
Açıklama: Aşk denizinde yalnızlık ve teslimiyet.
4
Sekiz Uçmagun Hûrîsi gelürise bir araya / Sana ümmet olmayanı ben anlara katmayayum
Çeviri: Sekiz cennetin hurisi, gelse de bir araya,
Sana ümmet olmayanı, ben onlara katmayayım.
Ümmet: ümmet: Bir peygambere inanıp bağlanan topluluk.
5
Yûnus Emre sen bu sözi yüz bin dirisen az-ola /
İşidenler ‘âşık ola iñende uzatmayayum
Çeviri: Yunus Emre sen bu sözü, yüz bin kez dersen az olur,
İşitenler aşık olsun, çok fazla uzatmayayım.
Açıklama: Aşk sözü tükenmez, işiten âşık olur.
*
1
İy ehl olan eydün bana ben niçesi döleneyim /
Ne dürlü tedbîr ideyüm ya niçe sagınç sanayım
Çeviri: Ey ehil olanlar deyin bana, ben nasıl sakinleşeyim,
Nasıl bir tedbir bulayım, nasıl düşüncelere dalayım.
Açıklama: Âşık yol sorar, tedbir ve fikir arar.
2
Cânumda ol büt bitüpdür gönülümi ol tutupdur /
Hey beni ol avutupdur ayruk neye baglanayım
Çeviri: Ruhumda o put yeşerdi, gönlümü O tuttu,
Hey, beni ancak O avuttu, artık neye bağlanayım.
Açıklama: Gönül, put (tapınarak) gibi maşuka bağlanır, başka bağ kalmaz.
3
Öyle idüpdür ol beni seçemezem dünden güni /
Alsun teni utsun cânı kon ben ana aldanayım
Çeviri: Öyle bir hale koydu beni, ayıramam geceden gündüzü,
Alsın teni yutsun canı, bırak ben O'na aldanayım.
Açıklama: Âşık zaman bilmez, ten ve canı maşuka teslim eder.
4
Ben gevheriyem kânum ol ben bir kulam sultânum ol /
Aklum u cânum gönlüm ol andan niçün usanayım
Çeviri: Ben mücevherim madenim O dur, ben bir kulum sultanım O dur,
Aklım canım gönlüm O dur, neden O'ndan usanayım.
Açıklama: Mücevher ne kadar parlak olursa olsun, değerini ve varlığını çıktığı madene borçludur.
5
Ansuzlıgum bana harâm andan durur nakdüm tamâm /
Buncılayın lutf u kerem kanda bulup dinleyeyüm
Çeviri: Onsuzluk bana haramdır, bütün sermayem O'ndandır,
Bunun gibi iyilik ve bağışlamayı nerede bulup dinleneyim.
Açıklama: Hak lütfu ve keremi eşsizdir, onsuzluk haramdır.
6
Oldur bana Yûnus diyen oldur benüm bagrum delen /
Oldur beni bensüz koyan hem ben olam bu ben neyim
Çeviri: O'dur bana Yunus diyen, O'dur bağrımı delen,
O'dur beni benden alan, madem O oldum bu ben neyim.
Açıklama: Hak Yunus’a adını verir, bağrını deler, benliği yok eder.
*
1
Dost bakalı yüzüme ben şehi görüp geldüm Ol yüce yücesine bî-gümân irüp geldüm
Çeviri: Dost yüzüme bakalı, ben Şah'ı görüp geldim,
O yüce yücesine, şüphesiz erip geldim.
Şehi: şahı: Sultanlar sultanını.
2
Esrikligüme bakma adum delüye takma / Esrikligüm ezelden ‘işreti sürüp geldüm
Çeviri: Sarhoşluğuma bakma, adımı deliye çıkarma,
Sarhoşluğum geçmiştendir, o sohbeti sürdürüp geldim.
Açıklama: Aşk sarhoşluğu ruhlar aleminden (Bezm-i Elest'ten)dir, delilik değildir.
3
Ezelden bileyidüm Elest'de Belâ didüm / Ol kadîmî denizden sil olup akup geldüm
Çeviri: Ezelden beri O'nunlaydım, ruhlar meclisinde 'evet' dedim,
O başlangıcı olmayan denizden, sel olup akıp geldim.
Açıklama: Elest bezminde-ruhlar aleminde verilen söz, aşkın kaynağıdır.
4
İşretüne irmişem sala diyü durmışam / Cânı dîn ü îmânı şükrâne virüp geldüm
Çeviri: Sohbetine ermişim, (herkese)
-haydi, buyurun deyip durdum,
Canımı ve imanımı, şükür niyetine verip geldim.
Açıklama: Aşk Meclisi kavuşmanın şükrânesidir.
5
Nûr bana ‘Îsâ oldı erenler du‘â kıldı / Niçe kezin toprakdan ben öri turup geldüm
Çeviri: Nur bana İsa oldu, Erenler dua etti (ruhum dirildi),
Nice kez topraktan, ben ayağa kalkıp geldim.
Açıklama: Hak nuru diriliştir, erenlerin duasıyla yeniden doğuş olur.
6
Mansûr eydür Ene'l-Hak dir sûretün oda yak /
Dinüz dâra gelsünler ben dârı kurup geldüm
Çeviri: Mansûr der ki -ben Hakk'ım, bedenini ateşe yak,
Deyiniz, meydana gelsinler, ben idam ağacını kurup geldim.
Açıklama: "Dâr" (darağacı), tasavvufta benliğin asıldığı, "Ben"liğin yok edildiği yerdir.
7
Sorman Yûnus'dan haber dost kandasa anda var /
Haberi gören virür ben anı görüp geldüm
Çeviri: Sormayın Yunus'tan haber, Dost nerdeyse orada vardır,
Haberi ancak gören verir, ben O'nu görüp geldim.
Açıklama: Yunus gördüğünü haber verir. Benim söylediklerim, taklit ya da duyum değildir.
*
1
Zamân geçdi devir döndi / Salâdur kudse gidelüm /
Bu cihâna gelen gitdi / Salâdur kudse gidelüm
Çeviri: Zaman geçti devir döndü, çağrıdır kutsallığa gidelim,
Bu cihana gelen gitti, çağrıdır kutsal yere gidelim.
Açıklama: Dünya fânîdir, tertemiz makama gidelim.
2
Sâlihler kalmadı gitdi / Bu cihânı fesâd tutdı /
Bu cihânun işi bitdi / Salâdur kudse gidelüm
Çeviri: Sâlihler (iyiler) kalmadı gitti, bu cihânı fesât tuttu,
Bu cihânın işi bitti, çağrıdır kutsal yere gidelim.
Açıklama: Dünya fesada uğramış, salihler çekilmiş.
3
Şeyâtîn fırsatın buldı / Gönül kararuban öldi /
Eyi dirlik kesâd oldı / Salâdur kudse gidelüm
Çeviri: Şeytanlar fırsat buldu, gönül kararıp öldü,
İyi yaşayış yok oldu, çağrıdır kutsal yere gidelim,
Kesâd: kesat: durgunluk, alışverişin kesilmesi, kıtlık, değer kaybı.
4
Âlimler okıyup tutmaz / Halkı görüben gözetmez /
Gönüllerde safâ bitmez / Salâdur kudse gidelüm
Çeviri: Âlimler okur tutmaz, halkı görüp gözetmez,
Gönüllerde huzur bitmez, çağrıdır kutsal yere gidelim.
Safâ: huzur: Gönül şenliği, kederden arınmışlık, duruluk.
5
Emr-i ma‘rûf bu dem kaldı / Bid‘at gelüp sünnet öldi /
Nasîbli nasîbin aldı / Salâdur kudse gidelüm
Çeviri: İyilik tavsiyesi bu zamanda geri kaldı, uydurmalar gelip sünnet öldü,
Nasibi olan nasibini aldı, şimdi çağrıdır kutsal yola gidelim.
Emr-i ma‘rûf: iyiliği emretme: Dinî ve ahlakî iyiliklerin yayılması için çalışmak.
Bid‘at: sonradan çıkan: Dinde aslı olmayıp sonradan uydurulan işler.
Sünnet: yol: Hz. Peygamber'in yolu ve uygulamalar
6
İ Yûnus sen sözün bilgil / Öz hâlüne nazar kılgıl /
Ölüm gelmezdin ön ölgil / Salâdur kudse gidelüm
Çeviri: Ey Yunus, sözünü bil, öz hâline nazar et (bak),
Ölüm gelmeden önce öl, çağrıdır kutsallığa gidelim.
Açıklama: Ölmeden önce ölmek, hakikate erişmektir.
*
1
Yüz bin cefâ kılsan bana / Senden yüzüm döndürmezem /
Cânum dahı alurısan / Senden yüzüm döndürmezem
Çeviri: Yüz bin cefa etsen de bana, senden yüzüm döndürmem,
Canımı dahi alırsan, senden yüzümü döndürmem.
Açıklama: Hak âşığı eziyete ve ölüme sabırla bağlıdır.
2
Seni severem cânıla / Kul olmışam fermânıla /
And içerem Kur'ân'ıla / Senden yüzüm döndürmezem
Çeviri: Seni severim canla, kul olmuşum fermanla (emirle),
Ant içerim Kur'an'la, senden yüzüm döndürmem.
Açıklama: Aşk kul olmayı ve Kur’an üzerine sadakati gerektirir.
3
Kilîseye dirsen girem / Nakûs dahı dirsen çalam /
Âşıklara yokdur kalem / Senden yüzüm döndürmezem
Çeviri: Kiliseye dersen girerim, çan dahi dersen çalarım,
Âşıklara (günah yazacak) kalem yoktur, senden yüzüm döndürmem.
Kilîseye: kiliseye: Hristiyan ibadethanesine.
4
Îsâ mısın Mûsâ mısın / Yâ Yûsuf-ı Ken'ân mısın
Va'llâh ki cânlar cânısın / Senden yüzüm döndürmezem
Çeviri: İsa mısın, Musa mısın, ya da Kenanlı Yusuf musun,
Vallahi ki canlar canısın, senden yüzüm döndürmem.
Açıklama: Hak sevgisi peygamberlerin nuruyla özdeşleşir.
5
Yûnus gerçek ‘âşıkısam / Hak yolına sâdıkısam /
Hıdmetlere lâyıkısam / Senden yüzüm döndürmezem
Çeviri: Yunus gerçek âşıksam, Hak yoluna sadıksam,
Hizmetlere layık isem, senden yüzüm döndürmem.
Açıklama: Gerçek aşk Hak yolunda sadakat ve hizmetle ölçülür.
*
1
Ben bu yurtlu degülem bunda durup n'iderem /
Niçe niçe tutsaklu tuzak üzdüm giderem
Çeviri: Ben bu yurtlu değilim, burada durup ne ederim,
Nice nice tutsak eden tuzağı, kopardım gidiyorum.
Açıklama: Dünya yurdu âşığa dar, tuzaklardan kurtulup gitmek gerekir.
2
Ben ol kimseyem ki fertişteh baş indürür Allâh ile ‘ahdüm var ol ‘ahdümi güderem
Çeviri: Ben o kişiyim ki, melekler baş indirir,
Allah ile sözüm var, o sözümün peşinden giderim.
Fertişteh: melek: Nurani varlık. Farsça firişte
3
Ol ‘ahdümi ondum uş kimündür benüm işüm / Niçe bir dahı ben bunda nefs eynini iderem
Çeviri: O sözümü tamamladım, artık işim O’nun işidir,
Ne zamana kadar burada, nefis oyununu ederim.
Açıklama: Ahde bağlılık nefsin oyunlarını terk etmeyi gerektirir.
4
Pâdişâh olan kişiye sekbân olmak olmaya / Çün n'ideyüm ben dahı mihnet dadın dadaram
Çeviri: Padişah olan kişiye, hizmetçi olmak yakışmaz,
Çünkü ne edeyim, ben de çile tadını tadarım.
Açıklama: Âşık dünyevî kulluğu reddeder, mihneti kabul etmez.
5
Atamı yidi dirler anamı dört bilürem / Atam anam birimiş niçün gussa yudaram
Çeviri: 1: Babamı yedi derler, anamı dört bilirim,
2: babamı yedi kat gök derler, anamı toprak, hava, su, ateşten bilirim.
Babam annem Bir imiş, niçin kederi yutarım.
Açıklama: Kozmik sembollerle Hak birliğini dile getirir.
6
Yidiyile ikiden on sekizden on dörtden / On ikiden on birden öte adım ataram
Çeviri: 1: Yedi ile ikiden, on sekizden, on dörtten,
2: Yedi kat gökten, dünya ve ahiretten, on sekiz bin âlemden, on dört masumdan,
1: On ikiden, on birden öteye adım atarım,
2: On iki imamdan, onbir makamdan, öteye adım atarım.
Açıklama: Sayılarla kozmik düzeni işaret eder, Hak yolunda adım atar.
7
Ben niçe sag işleri yolda koyup gitmişem Ol agacun budagın budar oldum budaram
Çeviri: Ben nice sağ işleri, yolda bırakıp gitmişim,
O ağacın dalını budar oldum, budarım.
Açıklama: Âşık, nefis ağacının dallarını budar.
8
Yidi zindân kapusın Yûnus soynuban çıkdı Kalmaya sensüz dahı ben gussadan yadaram
Çeviri: Yedi zindan kapısından, Yunus soyunup çıktı,
Sensiz kalırsam, yataklara düşüp yatarım.
Açıklama: Tasavvufta nefsin yedi mertebesi vardır.
*
1
İlk adum Yûnus'ıdı adumı ‘âşık dakdum / Terk itdüm ud u edeb şöyle haber bırakdum
Çeviri: İlk adım Yunus idi, adımı Âşık taktım,
Terk ettim utanmayı edebi, böyle haber verdim.
Açıklama: Yunus kendini âşık olarak tanımlar, dünyevî edebi terk eder.
2
İzzete kalmış iken ‘âşıklık nemdür benüm Ben kendü elümile yüzüme kara yakdum
Çeviri: Saygınlığa sahipken, âşıklık neyime benim,
Ben kendi elimle, yüzüme kara sürdüm.
Açıklama: İzzeti bırakıp aşk yoluna girer, yüzüne kara sürer.
3
Ne bucak var elümde tekye kılam ben ana / Âşıklar hânmânını buşla boynuma dakdum
Çeviri: Ne bir köşe var elimde, ne de sığınacak bir yer,
Âşıkların evini barkını, terkedip boynuma taktım.
4
Benüm gibi bâzirgân kim sagıncıla bayır / Bir pûla gücüm yitmez Mısır metâ'ın çatdum
Çeviri: Benim gibi tüccar, kuruntuylamı zenginleşir,
Bir pula gücüm yetmez, Mısır’ın mallarını aldım.
Açıklama: Kendi varlığını (nefsini) feda eden, karşılığında ilahi aşkı ve marifeti almıştır.
5
İsî yarım igneyle yol bulmadı Hazret'e / Benüm bunca dilekle ya kanda sıgar rahtum
Çeviri: İsa yarım iğneyle, yol bulmadı Hakkın huzuruna,
Benim bunca istekle, nereye sığar yüküm.
Açıklama: Hz. İsa göğe yükselirken, hırkasındaki bir iğne onun daha da yükseklere çıkmasına engel olmuştur.
6
Âşıklar mezhebinde şermisâr oldı Yûnus / Âşık ma'şûka irdi ben dünyâya kayıkdum
Çeviri: Âşıklar mezhebinde, mahcup oldu Yunus,
Âşık Sevgiliye erdi, ben dünyaya saptım.
Mezhebinde: yolunda: Tutulan yol, gidişat, inanç biçimi.
*
1
Girdüm ‘ışkun denizine bahrileyin yüzer oldum /
Geşt idüben denizleri Hızır'layın gezer oldum
Çeviri: Girdim aşkın denizine, deniz kuşu gibi yüzer oldum,
Gezip dolaşarak denizleri, Hızır gibi gezer oldum.
Açıklama: Aşk denizi Hızır misali yolculuktur.
2
Cemâlüni gördüm düşde çok aradum yayda kışda /
Bulımadum tagda taşda denizleri süzer oldum
Çeviri: Güzel yüzünü gördüm rüyada, çok aradım yazın ve kışın,
Bulamadım dağda taşta, denizleri süzer oldum.
Açıklama: ilahi yüz arayışı her yerde sürer, denizlere yönelir.
3
Sordum deniz balıgına ırak degül salıgına Girdüm gönül sınugına gönülleri düzer oldum
Çeviri: Sordum deniz balığına, uzak değilmiş haberi,
Girdim kırık gönülllere, gönülleri düzeltir oldum.
Açıklama: Âşık gönül kırıklarını onarır.
4
Gönlümüz oldı ulu şâr o şâr gibi yâ kanda var /
Haznesinden aldum gevher dükkân yüzin bezer oldum
Çeviri: Gönlümüz oldu büyük bir şehir, o şehir gibi ya nerede var,
Hazinesinden aldım mücevher, dükkanın önünü süsler oldum.
Açıklama: Gönül şehir olur. İlahi hazineden cevher alınır.
5
Ben ol dükkândâr kulıyam cevherler ile tolıyam /
Dost bâgınun bülbüliyem budakdan gül düzer oldum
Çeviri: Ben o dükkan sahibinin kuluyum, mücevherle doluyum,
Dost bahçesinin bülbülüyüm, daldan gül toplar oldum.
Açıklama: Âşık cevherle dolu, dost bağında bülbüldür.
6
Ol budakda biter îmân îmân bitse gider gümân /
Dün-gün işüm budur hemân nefsüme bir Tatar oldum
Çeviri: O dalda yetişir iman, iman büyüyünce gider şüphe,
Gece gündüz işim budur, hemen nefsime bir savaşçı oldum.
Açıklama: İman şüpheyi giderir, nefse karşı savaş açılır.
7
Cânum bu tene gireli nazarum yokdur altûna /
Düşdüm ayaklar altına topraklayın tozar oldum
Çeviri: Canım bu bedene gireli, bakışım yoktur altına,
Düştüm ayaklar altına, toprak gibi tozar oldum.
Açıklama: Tıpkı toprak gibi oldum ve o toprağın tozu gibi, esen rüzgarla her yana yayılmaya başladım.
8
Tenüm toprak tozar yolca nefsüm iltür beni önce /
Gördüm nefsün burcı yüce kazma aldum kazar oldum
Çeviri: Bedenim toprak gibi tozar yolda, nefsim iletir beni önden,
Gördüm nefsin kalesini yüksek de, kazma aldım kazar oldum.
Açıklama: Nefis kalesi kazılır, hakikat ortaya çıkar.
9
Kaza kaza indüm yire gör bu nefsi yüzi kara /
Hürmeti yok Peygamber'e bendlerini bozar oldum
Çeviri: Kaza kaza indim yere, gör bu nefsi yüzü kara,
Hürmeti yok Peygamber'e, bağlarını bozar oldum.
Açıklama: Nefs yüzü karadır, Peygamber’e hürmet etmez.
10
Bu nefsile dünya fânî pes dünyâya gelen kanı /
Aldadun iy dünyâ beni işleründen bîzâr oldum
Çeviri: Bu nefisle dünya geçicidir, peki dünyaya gelenler hani nerededir,
Aldattın ey dünya beni, işlerinden bıkar oldum.
Açıklama: Dünya fânîdir, nefis aldatır, âşık usanır.
11
Yûnus turdı girdi yola kamu gurbetleri bile /
Kendü cigerüm kanıla vasf-ı hâlüm yazar oldum
Çeviri: Yunus kalktı girdi yola, bütün gurbetleri birlikte,
Kendi ciğerimin kanıyla, halimi yazar oldum.
Açıklama: Yunus yola girer, ciğer kanıyla hâlini yazar.
*
1
Bu cihâna gelmedin ma‘şûkıla bir idüm / Kul huva'llâh sıfatlu bir bî-nişân nûr idüm
Çeviri: Bu dünyaya gelmeden, Sevgili ile bir idim,
Kul huvallah sıfatlı, bir işaretsiz nur idim.( De ki: O Allah tektir).
Kul huva'llâh: "De ki: O Allah'tır": İhlas Suresi'nin başlangıcı, tevhit beyanı.
2
Ol dem ki dirligidi Hakk'ıla birligidi / Ol pâyânsuz devirde ne Mûsî ne Tûr idüm
Çeviri: O vakit ki asıl hayattı, Hakk ile birdim,
O sonsuz zamanda, ne Musa ne Tur Dağı idim.
Açıklama: Ezelî birlik Hak’la, peygamberlerden önceki hâl.
3
Bile idüm Hazret'de ol bî-kıyâs kudretde Ne şerîküm varıdı ne kimseyle yâr idüm
Çeviri: Birlikteydim hakkın huzurunda, o ölçüsüz kudrette,
Ne ortağım vardı, ne de kimseyle dost idim.
Açıklama: Hak kudretinde ortaksız, yalnız nur hâli.
4
Yir gök yaradılmadın Kâlû Belâ dinmedin / Levh-kalem çalınmadın Mi‘râc'a kâdir idüm
Çeviri: Yer gök yaratılmadan, -Evet Rabbimizsin demeden,
Kader kalemi yazılmadan, Mirac'a çıkmaya gücüm yeterdi.
Açıklama: Ruhlar bezm-i elest meclisinde "Evet, Sen bizim Rabbimizsin" diyerek söz vermeden çok daha önce ben vardım.
5
Niçe kez geldüm gitdüm delim sûret yaratdum /
Bu şimdiki devrede Yûnus'a aldar idüm
Çeviri: Nice kez gelip gittim, çokça beden yarattım,
Bu şimdiki zamanda, Yunus adıyla göründüm.
Açıklama: Âşık sûretler içinde gelip gider, bu devrede Yunus sûretindedir.
*
1
Beni bunda viribiyen bilür ben ne işe geldüm /
Karârum yok bu dünyâda giderem, yumışa geldüm
Çeviri: Beni buraya gönderen bilir, ne işe geldiğimi,
Kalıcı değilim bu dünyada giderim, bir göreve geldim.
Açıklama: Dünya yolculuğu bir iş için, karar yoktur.
2
Dünyâya çok gelüp gitdüm erenler etegin tutdum /
Kudret ünini işitdüm kaynayuban cûşa geldüm
Çeviri: Dünyaya çok gelip gittim, erenlerin eteğini tuttum,
Kudretin sesini işittim, kaynayıp coşkuya geldim.
Açıklama: Erenlerle yol tutup kudret sesiyle coşar.
3
Serd söz ile gönül yıkdum od oldum cânları yakdum /
Sırrumı ‘âleme çakdum bu halka temâşâ geldüm
Çeviri: Sert sözle gönül yıktım, ateş olup canları yaktım,
Sırrımı aleme yaydım, bu halkı seyretmeye geldim.
Açıklama: Âşık sırrını âleme gösterir, halka ibret olur.
4
Ben oldum İdrîs-i derzi Şît oldum tokıdum bizi /
Dâvûd'un görklü âvâzı âh idüp nâlişe geldüm
Çeviri: İdris olup giysiler diktim, Şit olup bez dokudum,
Davud'un güzel sesiyle, ah edip inleyerek geldim.
İdrîs-i derzi: Terzi İdris: Terzilerin piri kabul edilen İdris Peygamber.
Şît: Şit: Hz. Adem'den sonra gelen, dokumacılığın piri kabul edilen peygamber.
Dâvûd'un: Davut Peygamber'in: Sesiyle dağları ve kuşları bile tesiri altına alan peygamber.
5
Âşık oldum şol ay yüze nisâr oldum bal agıza /
Nazar kıldum kara göze siyâh olup kaşa geldüm
Çeviri: Aşık oldum Ay yüzlüye, kurban oldum bal ağıza,
Baktım Kara göze, siyah olup kaşa geldim.
Açıklama: Âşık maşukun cemaline yönelir.
6
Mûsâ oldum Tûr'a vardum koç olup kurbâna geldüm /
Âli olup kılıç saldum meydâna güreşe geldüm
Çeviri: Musa olup Tur'a vardım, koç olup kurbana geldim,
Ali olup kılıç salladım, meydana güreşe geldim.
Âli: Ali: Hz. Ali, ilmin kapısı ve kahramanlığın simgesi.
7
Deniz kenârında ova kuyuda işleyen koga / Îsâ agzındagı du‘â oluban ben işe geldüm
Çeviri: Deniz kıyısında ova oldum, kuyuda işleyen kova oldum,
İsa’nın ağzındaki dua olup, ben işe geldim.
Açıklama: İsa’nın duası gibi rahmet vesilesidir.
8
Ay oldum ‘âleme togdum bulut oldum göge agdum /
Yagmur olup yire yagdum nûr olup güneşe geldüm
Çeviri: Ay olup dünyaya doğdum, bulut olup göğe yükseldim,
Yağmur olup yere yağdım, nur olup güneşe geldim.
Açıklama: Kozmik sembollerle varlık dönüşümü.
9
Kâl ü kîlden geçenlere yolda gözin açanlara /
Anlayuban seçenlere vak‘a olup düşe geldüm
Çeviri: Dedikoduyu bırakanlara, yolda gözünü açanlara,
Anlayıp seçenlere, hal olup rüyaya geldim.
Açıklama: Hakikat sözden geçenlere olay olur.
10
Benem dertlüler dermânı benem ol ma'rifet kânı /
Benem Mûsî-i İmrânî Tûr Tagı'ndan aşa geldüm
Çeviri: Benim dertlilerin dermanı, benim marifetin kaynağı,
Benim İmran oğlu Musa, Tur Dağı'nı aşıp geldim.
Açıklama: Âşık marifet kaynağıdır, Musa gibi Tûr’dan iner.
11
Yolum sana oldı turak sabahın söyleyendür Hak /
Yûnus Emre dilinde Hak olup dile düşe geldüm
Çeviri: Yolum sana durak oldu, sabah Hakk'ı söyleyen geldi,
Yunus Emre dilinde Hak oldum, dilden dile geldim,
Açıklama: Yunus dilinde Hak dile gelir, yol Hak’tır.
*
1
İy dervîş diyen bana nem durur dervîş benüm /
Dervîşlik yaylasında hareketüm kış benüm
Çeviri: Bana - Ey derviş diyen kişi, dervişlik benim neyimdir,
Dervişlik yaylasında, hareketim kıştır benim.
Açıklama: Dervişlik iddiası vardır ama hakikati yoktur.
2
Kendözümi görürem sallanuban yürürem / Bugz u kibr ü ‘adâvet gönlümi almış benüm
Çeviri: Kendi özümü görürüm, salınarak yürürüm,
Kin, kibir ve düşmanlık, gönlümü almış benim.
Açıklama: Nefs gönlü kin ve kibirle doldurur.
3
Dervîş adın idindüm dervîş tonın tonandum Yola bakdum utandum hep işüm yanlış benüm
Çeviri: Derviş adını edindim, derviş hırkasını giyindim,
Yola bakıp utandım, işim hep yanlış benim.
Açıklama: Dervişlik surette kalmış, iş yanlış olmuştur.
4
Şeyhüm kamudan ulu yolda uludan ulu / Gönlüm idi kaygulu nefsüm âsâyiş benüm
Çeviri: Şeyhim herkesten uludur, bu yol uludan uludur,
Gönlüm kaygılıydı, nefsim ise rahat benim.
Açıklama: Şeyh uludur ama nefs hâlâ hâkimdir.
5
Hırkam tâcum gözlerem fâsid işler işlerem Her yanumdan gizlerem bin bir fâsid iş benüm
Çeviri: Hırkamı tacımı gözetirim, bozuk işler işlerim,
Herkesten gizlerim, bin bir bozuk işim var benim.
Açıklama: Dışta hırka ve tac, içte fasid işler.
6
Yoldan haber sorarlar eydürem inanurlar / Kalbüm sâfî sanurlar vay ne düşvâr iş benüm
Çeviri: Yoldan haber sorarlar, söylerim inanırlar,
Kalbimi temiz sanırlar, vay ne zor halim benim.
Açıklama: Halk onu temiz sanır, oysa içi karışıktır.
7
İçerüme bakarsan buçuk pulluk nesne yok / Taşramun gavgâsından ‘âlemler tolmış benüm
Çeviri: İçime bakarsan eğer, yarım pulluk değerim yok,
Dışımın kavga gürültüsünden, âlemler dolmuş benim.
Açıklama: İç boş, dış kavga ile doludur.
8
Sûretüm güler halka kanı ya kullık Hakk'a Bu dirligüme baka hep işüm yanlış benüm
Çeviri: Yüzüm güler halka, hani kulluk Hakk'a,
Bu yaşayışıma baksam, bütün işim yanlış benim.
Açıklama: Halk için güler yüz, Hak için kulluk yoktur.
9
Yûnus eydür yârenler iy gerçegüm erenler Bu yolda olan hâller Allâh'a kalmış benüm
Çeviri: Yunus der ki ey dostlar, ey gerçeğim erenler,
Bu yolda olan haller, Allah’a kalmış benim.
Açıklama: Sonunda hâlini Allah’a bırakır.
*
1
Denizler olsa bir kadeh susalıgum kanmaz benüm /
İnildümi yenemezem gözüm yaşı dinmez benüm
Çeviri: Denizler bir kadeh olsa, hararetim sönmez benim,
Feryadımı yenemem, gözyaşım dinmez benim.
Açıklama: Aşk susuzluğu denizlerle bile dinmez.
2
Uş yine Mansûr kadehin ma‘şûka sundı elüme /
Dört yanumdan od urdılar kimse hâlüm bilmez benüm
Çeviri: İşte yine Mansur kadehini, sevgili sundu elime,
Dört yanımdan ateş vurdular, kimse halimi bilmez benim.
Açıklama: Mansûr’un Ene’l-Hak (ben Hakkım) şehadetiyle aşk ateşi yanar.
3
Yana yana kül oluban sen ma‘şûkanun yolına /
Günde bin kez yanarısam dostdan yüzüm dönmez benüm
Çeviri: Yana yana kül olasın sen, sevgilinin yolunda,
Günde bin kez yanarsam da, dosttan yüzüm dönmez benim.
Açıklama: Aşk yolunda yanış dosttan yüz çevirmemektir.
4
Cânum ‘ışkun külüngine Ferhâd olup dutdum başum /
Dâim taşları keserem Şîrînüm hîç sormaz benüm
Çeviri: Canımı aşkın kazmasına, Ferhat olup sundum başımı,
Sürekli taşları keserim, Şirin'im halimi hiç sormaz benim.
Ferhâd: Ferhat: Şirin için dağları delmesiyle bilinen efsanevi aşık.
Şîrînüm: Şirinim: Sevilen, asıl sevgili.
5
Gel varalum bizüm ile tâ giresin bâgçelere /
Ma‘mûr olmış bostânlarum agyâr gülüm dirmez benüm
Çeviri: Gel gidelim bizim şehre, ta giresin bahçelere,
Bakımlıdır bahçelerim, yabancı gülümü toplayamaz benim.
Açıklama: Dervişin gönül bahçesinde açan gülü bahçeye yabancı olan anlayamaz toplayamaz.
6
Bizüm ilün bâgçeleri turmaz öter bülbülleri /
Açılmış tâze gülleri gülistânum solmaz benüm
Çeviri: Bizim ilin bahçeleri, durmaz öter bülbülleri,
Açılmış taze gülleri, gül bahçem solmaz benim.
Açıklama: Dost gülistanı daimîdir, solmaz.
7
Yûnus eydür iy sultânum ‘ışk odına yandı cânum /
Virsen eger dermânını ayruk cânum ölmez benüm
Çeviri: Yunus der ki ey sultanım, aşk ateşiyle yandı canım,
Verirsen eğer dermanını, artık canım ölmez benim.
Açıklama: Aşk ateşine yanış, dermânla diriliş olur.
*
1
Eyle sanman siz beni kendözümden gelmişem Yâ kendü gönlüm ile bu kafese girmişem
Çeviri: Öyle sanmayın siz beni, dünyaya kendi başıma gelmişim,
Ya da kendi gönlümle, bu kafese girmişim.
Açıklama: Dünya kafesi irademle değil, kaderîdir.
2
Uşadam bu kafesi yıkam hırs u hevesi / Za‘îf kılam bu nefsi tâ asluma ulaşam
Çeviri: Ufalıyayım bu bedeni, yıkayım hırs ve hevesi,
Zayıflatayım bu nefsi, ta aslıma ulaşayım.
Açıklama: Nefs zayıflatılınca asla dönüş olur.
3
Bilmezem aslum nedür ata hod bahânedür / Ezel ana karnında kan yiyüp dirilmişem
Çeviri: Bilmiyorum aslım nedir, baba sadece bir bahânedir,
Ezelden anne karnında, kanla beslenip dirilmişim.
Açıklama: İnsan aslı meçhuldür, ana baba vesiledir.
4
Kan degül benüm aşum hırs u hevâ yoldaşum Hazret'e uçar kuşum meger tene girmişem
Çeviri: Kan değil benim aşım (yemeğim), hırs ve heves yoldaşım,
Yüce Huzura uçar kuşum, meğer bedene girmişim.
Açıklama: İnsan aslında Hak yoluna uçacak kuş iken bedene girer.
5
Gâh mü'minem tâ'atde dem-be-dem münâcâtda Gâh rindem harâbâtda ben bir ‘aceb kolmaşam
Çeviri: (Bazen) Kah müminim ibadetteyim, her an yakarıştayım,
Kah boş vermiş harabedeyim, ben bir acayip kul olmuşum.
Açıklama: İnsan hâlleri değişkendir, müminlik ve rindlik (boş vermişlik) arasında gider gelir.
6
Hikmet ile bak bana tâ ‘ıyân olam sana / Zirâ ben bu sûretde yüz bin dürlü gelmişem
Çeviri: Hikmetle (bilgiyle) bak bana, ta apaçık görüneyim sana,
Zira ben bu görünüşte, yüz bin türlü gelmişim.
Açıklama: İnsan yüz bin sûretle gelir, hakikati hikmetle görünür.
7
Yûnus Emre sen kanda kalmayasın zindânda Zindân kanda ben kanda kimün mâlın yimişem
Çeviri: Yunus Emre neredeysen, kalmayasın zindanda,
Zindan nerede ben nerede, kimin malını yemişim.
Açıklama: Dünya zindanı geçicidir, asıl özgürlük Hak’tadır.
*
1
Eyyûb'am dil mübtelâyam derde dermân isterem /
Âşıkam dil-hastayam câna cânân isterem
Çeviri: Eyüp gibiyim gönülden tutulmuşum, derde derman isterim,
Aşığım gönül hastasıyım, canıma canan isterim.
Açıklama: Aşk derdi Eyyûb sabrı ile dile getirilir.
2
Ya‘kûb'am agladum Yûsuf içün çekdüm firâk Yûsuf'am zindân içinde fazl-ı Rahmân isterem
Çeviri: Yakup gibiyim ağladım Yusuf için, çektim ayrılık acısı,
Yusuf'um zindan içinde, Rahman'ın iyiliğini isterim.
Açıklama: ayrılık ve zindan, Rahman’ın yardımıyla aşılır.
3
Mûsâ'nun Tûr'ına vardum dost cemâlin görmeyi /
Gitdi ‘aklum nâgeh ol dem sırr-ı Sübhân isterem
Çeviri: Musa’nın Tur dağına vardım, dost yüzünü görmek için,
Gitti aklım ansızın, o an Subhan’ın sırrını isterim.(eksiklikten uzak).
Sırr-ı Sübhân: Subhan’ın sırrı: Kusursuz olanın gizli hakikati.
4
Bir mekâna varmışam ki ol benüm yurdum degül
Hızr'ıla zulmete irdüm Âb-ı Hayvân isterem
Çeviri: Bir mekana varmışım, ki o benim yurdum değil,
Hızır’la karanlığa erdim, hayat suyu isterim.
Açıklama: Hakikat yolunda Hızır gibi Hayat suyu arayışı.
5
Defter-i ‘amâlümi yüklendüm itdüm ‘azm-i râh /
Menzil-i maksûda Hak'dan emr ü fermân isterem
Çeviri: Amel defterimi yüklendim, çıktım yola azimle,
Varmak istediğim menzil için, Hak’tan emir ve ferman isterim.
Açıklama: Hedefe varmak için, Hakk’ın emrini ve iznini bekliyorum.
6
Yûnus Emrem kimseler hîç bilmedi hâlüm benüm /
Hâlümi ‘arz itmege bir merd-i ‘irfân isterem
Çeviri: Yunus Emre'm hiç kimse, bilmedi benim halimi,
Halimi arz etmeye, bir irfan sahibi isterim (bilgili).
Açıklama: Âşık, hâlini bilen irfan ehline muhtaçtır.
*
1
Kullukdan ırag olma sultân göresin birgün Göstere cemâlini hayrân olasın birgün
Çeviri: Kulluktan uzak olma ki, Sultanı göresin bir gün,
Gösterir yüzünü, hayran olasın bir gün.
Açıklama: Hak yolunda kulluk sultanı görmeye vesiledir.
2
Gel beri kulum diyüp kalbüne nazar salup Câm-ı ebedî sunup hayrân olasın birgün
Çeviri: -Gel beri kulum, deyip kalbine nazar ederek (bakarak),
Sonsuzluk kadehi sunup, hayran olasın bir gün.
Açıklama: Hak nazarı kalbe düşer, ölümsüzlük kadehi sunulur.
3
Tâlib meseli ırmak mürşid meseli deryâ / Seyr ü seferi hoş gör ‘ummân bulasın birgün
Çeviri: Taliplinin misali ırmak gibidir, rehberin misali deniz,
Seyir seferi hoş gör, Okyanus bulasın bir gün.
Açıklama: öğrenci mürşidiyle okyanusa kavuşur.
4
Kıldıysa tenün kısmet cânun bulısar vahdet /
Derdün varısa n'oldun dermân bulasın birgün
Çeviri: Aldıysa bedenin kısmetini, canın bulacaktır birliği,
Derdin varsa ne oldun, derman bulasın bir gün.
Açıklama: Kısmet ve derd Hak’tan, vahdet ve dermân da Hak’tandır.
5
Bî-çâre za‘îf Yûnus neye hased idersün / Kamu esbâbunı döküp ‘uryân olasın birgün
Çeviri: Çaresiz zayıf Yunus, niye haset edersin,
Bütün sebepleri döküp, çıplak olasın bir gün.
Açıklama: Âşık sebepleri ter edip, Hak huzuruna temiz çıkar.
*
1
Bugün sohbet bizüm oldı bize bizüm diyen gelsün /
İçürdi ‘ışk bize şehdin nûş eyleyüp yudan gelsün
Çeviri: Bugün sohbet bizim oldu, bize biz diyen gelsin,
İçirdi aşk bize balını, içip yutan gelsin.
Açıklama: "Ben" değil "biz" olmayı başaranlar aramıza katılsın.
2
Kanâ‘at hırkası içre selâmet başını çekdüm /
Melâmet gönlegin biçdüm ‘ârif olup geyen gelsün
Çeviri: Kanaat hırkası içinde, kurtuluşla (dış dünyadan) başımı geri çektim,
Kınanma gömleğini biçtim, Arif olup giyen gelsin. (bilen)
Kanâ‘at: kanaat: Elindekine razı olma, fazlasını istememe.
Selâmet: selamet: Kurtuluş, esenlik, güven.
Ârif: arif: Hakikati bilen, gönül gözü açık olan.
3
Bu ‘ışk meydânı içinde çagurdum bir âvâz itdüm /
Müezzinlik bizüm oldı îmâm oldum uyan gelsün
Çeviri: Bu aşk meydanı içinde, seslenip nida ettim,
Müezzinlik bizim oldu, imam oldum uyan gelsin.
Müezzinlik: müezzinlik: Ezan okuma, namaza çağırma görevi.
Îmâm: imam: Önder, namaz kıldıran.
4
Bu ‘ummânda delim dürlü güher vardur ele girmez /
Bahâsuz inci bulunmaz câna başa kıyan gelsün
Çeviri: Bu büyük denizde çok türlü cevher vardır, ele geçmez,
Paha biçilmez inci kolay bulunmaz, canına kıyan gelsin.
Açıklama: Hak ummanı incilerle doludur, fedakârlık gerekir.
5
Sûret nakşın gidermekle gönül mülki temiz olmaz /
Akar rahmet suyı çaglar gönül kirin yuyan gelsün
Çeviri: Dış nakışı silmekle, gönül mülkü temizlenmez,
Akar rahmet suyu çağlar, gönül kirini yıkayan gelsin.
Açıklama: Gönül rahmet suyuyla temizlenir, rahmet suyu çoşar.
6
İ dostlar işidün sözüm dün itmişem bu gündüzüm /
Ben yavı kıldum kendözüm bu Hak yola giren gelsün
Çeviri: Ey dostlar, işitin sözümü, gecemi etmişim gündüz,
Ben kaybettim kendimi, bu Hak yola giren gelsin.
Açıklama: Hak yoluna giren çağrılır, söz süreklidir.
7
Yûnus miskîn anı görmiş eline hem dîvân almış /
Âlimler okıyamamış bu ma‘nîden tuyan gelsün
Çeviri: Zavallı Yunus O’nu görmüş, eline bir kitap almış,
Alimler okuyamamış, bu manadan duyan gelsin.(sezen)
Açıklama: Yunus’un manası âlimlerin ötesindedir, anlayan çağrılır.
*
1
Biz dünyâdan gider olduk kalanlara selâm olsun /
Bizüm içün hayır-du‘â kılanlara selâm olsun
Çeviri: Biz dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun,
Bizim için hayır dua, edenlere selam olsun.
Açıklama: Ölüm sonrası dostlara selâm ve dua çağrısı.
2
Ecel büke bilümüzi söyletmeye dilümüzi / Hasta iken hâlümüzi soranlara selâm olsun
Çeviri: Ecel büker belimizi, söyletmez dilimizi,
Hasta iken halimizi, soranlara selam olsun.
Açıklama: Ecel ve hastalık karşısında dostların hatırlanışı.
3
Tenüm ortaya açıla yakasız gönlek biçile Bizi bir arı vechile yuyanlara selâm olsun
Çeviri: Bedenim ortaya konur, yakasız gömlek biçilir (kefen),
Bizi temiz bir şekilde, yıkayanlara selam olsun.
Açıklama: Ölüm sonrası yıkama ve kefenleme ritüeli.
4
Azrâîl alur cânumuz kurur tamarda kanumuz Yayıcagız kefenümüz saranlara selâm olsun
Çeviri: Azrâil alır canımızı, kurur damarda kanımız,
Üstümüze yayılınca kefenimiz, saranlara selam olsun.
Açıklama: Ölüm meleği ve kefenleme hatırlatılır.
5
Gider olduk dostumuza iremedük kasdumuza Namâz içün üstümüze duranlara selâm olsun
Çeviri: Gider olduk dostumuza, eremedik amacımıza,
Namaz için üstümüze, duranlara selam olsun.
Açıklama: Cenaze namazı kılanlara selâm.
6
Sözdür söylenür araya kimse döymez bu yaraya /
İltüp bizi makbereye koyanlara selâm olsun
Çeviri: Sözdür söylenir ortaya, kimse dayanamaz bu yaraya,
İletip bizi mezara, koyanlara selam olsun.
Açıklama: Mezar yolculuğu ve dostların vedası.
7
Bunda hep gelenler gider hergiz gelmez yola gider /
Bizüm hâlümüzden haber soranlara selâm olsun
Çeviri: Buraya her gelen gider, asla dönülmez yola gider,
Bizim halimizden haber, soranlara selam olsun.
Açıklama: Dünya fânîdir, yol geri dönülmez.
8
Âşık oldur Hakk'ı seve Hak derdine kıla devâ /
Bizüm içün hayır-du‘â kılanlara selâm olsun
Çeviri: Aşık odur Hak'kı sever, Hak derdine verir deva (çare),
Bizim için hayır dua, edenlere selam olsun.
Açıklama: Hak âşıklığı ve dua ile hatırlanış.
9
Miskîn Yûnus söyler sözi kan yaşıla toldı gözi /
Bilmeyen ne bilsün bizi bilenlere selâm olsun
Çeviri: Zavallı Yunus söyler sözü, kanlı yaşla doldu gözü,
Bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun.
Açıklama: Yunus’un gözyaşıyla söz söylemesi, bilenlere selâm.
*
1
Ol göz ki seni gördi ol niye nazar itsün Şol cân ki seni tuydı tende ne karâr itsün
Çeviri: O göz ki seni gördü, o niye başka şeye baksın,
O can ki seni duydu, bedende nasıl dursun.
Açıklama: Hak cemalini gören göz başka şeye bakmaz, can tende durmaz.
2
Işkuna düşen ‘âşık derdüne yanar her dem Vaslundur ana dermân hekîm ne tîmâr itsün
Çeviri: Aşkına düşen aşık, derdinle yanar her an,
(kavuşmandır) Vuslatındır ona derman, hekim nasıl baksın.
Açıklama: Aşk derdine hekimin tedavisi yoktur, dermân vuslattır.
3
Işkun ezelî şâhum yoklukda komış varı / Bu remzi duyan ‘âşık yoklugı şikâr itsün
Çeviri: Aşkın ezelidir Şahım, yoklukta var etmiş canı,
Bu işareti duyan aşık, yokluğu av eylesin.
Açıklama: Aşk ezelîdir, yokluk hakikatin kapısıdır. Kendi benliğini ve dünyevi varlığını ortadan kaldırarak "hiçlik" makamına ersin.
4
Sen bir ganî sultânsun bî-hadd ü bî-pâyânsun /
Vasfun kaleme sıgmaz dil niçe şümâr itsün
Çeviri: Sen bir Gani (zengin) sultansın, sınırsız ve sonsuzsun,
Vasıfların kaleme sığmaz, dil nasıl sayıp anlatsın,
Ganî: zengin: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, çok cömert.
5
Bu çeşniyi tadana bu gevheri yudana / Derdüne düşen câna hekîm ne tîmâr itsün
Çeviri: Bu lezzeti tadana, bu cevheri yutana,
Aşk derdine düşen cana, hekim nasıl baksın.
Açıklama: Hak cevherini bulan âşığın derdine hekimin çare yoktur.
6
Gerçek sana kul olan gönlini sana viren / Kendüde seni bulan kancaru sefer itsün
Çeviri: Sana gerçek kul olan, gönlünü sana veren,
Kendinde seni bulan, nereye sefer etsin.
Açıklama: Hak kulunun seferi bitmiştir, gönül Hak’tadır.
7
Bu sırrı duyan kanı key ‘ârifise cânı / Açıldı güher kânı alana haber itsün
Çeviri: Bu sırrı duyan hani, eğer tam arifse canı,
Açıldı Cevher madeni, alana haber etsin.
Açıklama: Ârif sırrı duyar, gönül cevherini açar.
8
Bu yolda muhkem durduk nefsin boyunın urduk /
Sen şâha gönül virdük düşmân ne zafer itsün
Çeviri: Bu yolda sağlam durduk, nefsin boynunu vurduk,
Senin gibi Şah’a gönül verdik, düşman nasıl zafer kazansın.
Açıklama: Nefs yenilince gönül Hak’a verilir, düşman mağlup olur.
9
İmdi key Yûnus kalmış hazretde yüzi kara
Çün nesnesi yok müflis neyile bâzâr itsün
Çeviri: Şimdi Yunus iyice kalmış, Hakk’ın huzurunda yüzükara (günahkar),
Çünkü bir şeyi yok iflas etmiş, ne ile alışveriş etsin.
Açıklama: Yunus kendini iflasda görür, Hak huzurunda yüzü karadır.
10
N'itsün bu Yûnus n'itsün bu yola niçe gitsün /
Gönlini sana virüp gözlerin humâr itsün
Çeviri: Ne etsin bu Yunus ne etsin, bu yola nasıl gitsin,
Gönlünü sana verip, gözlerini uykulu etsin.
Açıklama: Yunus gönlünü Hak’a verir, gözleri yorgun olur.
*
1
Evvel kadîmden geldüm yir gök yaradılmazdan /
Arş-kürsî levh ü kalem hîç dahı anılmazdan
Çeviri: Evvel kadimden geldim, yer gök yaratılmadan,
Arş kürsî levha ve kader kalemi, daha hiç anılmadan.
Açıklama: Yunus kendini ezelî varlık bağlamında konumlandırır.
2
Dostıla sohbetdeydüm içerü halvetdeydüm / Âdem niçe nesnedür hîç dahı anılmazdan
Çeviri: Dostla sohbetteydim, içeride gizliydim,
Adem ne tür nesnedir, daha hiç anılmadan.
Açıklama: Âdem’den önce dostla sohbet ve halvet vardır.
3
Yüz bin yigirmi dört bin cânlar cânum içinde /
Gizlü Muhammed cânı dahı içerü bizden
Çeviri: Yüz yirmi dört bin can, canım içindedir,
Muhammedin canı gizlidir, bizden daha içeridedir.
Yigirmi dört bin: yirmi dört bin: Peygamberlerin sayısına işaret eden geleneksel rakam.
4
Hem cânlar ana perde ol nûr içinde nûrda Işk anda kadîm durur cânlara ayrılmazdan
Çeviri: Hem canlar ona perde, o nur içinde nurdadır,
Aşk orada ezeldendir, canlar dağıtılmadan bedene.
Açıklama: Aşk kadîm ve ayrılmazdır, nur içinde nurdur.
5
Işkdur Hakk'un varlıgı yir ü gök ma‘mûrlıgı /
Işk bizi pertev itdi her biri birimüzden
Çeviri: Aşktır Hakk'ın varlığı, yer ve gök mamurluğu,(düzeni)
Aşk bizi ışık etti, her biri birimizden.
Açıklama: Aşk Hak’ın varlığıdır, bütün varlık aşktan doğar.
6
Evvel Âdem yaratdı sonra peygamberleri / Âhir Muhammed nûrı balkıdı içümüzden
Çeviri: Önce Âdem’i yarattı, sonra peygamberleri,
Sonunda Muhammed nuru, parladı içimizden.
Açıklama: Peygamber silsilesi Muhammed nuruyla tamamlanır.
7
Âdem atadan berü velî evliyâ Nebî /
Hak müşerref eyledi Ahmed'i kamu yüzden
Çeviri: Adem Atadan beri, veli, evliya, nebi,
Hak şerefli eyledi, Ahmed'i her yönden.
Açıklama: Peygamberler silsilesi Ahmed ile şereflenmiştir.
8
Yitmiş bin yıl öndinden yaratdı Muhammed'i /
Hak kendü âşık oldı bahâne bir yılduzdan
Çeviri: Yetmiş bin yıl önceden, yarattı Muhammed'i,(ruhunu),
Hak kendi âşık oldu, bahane bir yıldızdan (nurdan).
Açıklama: Cenab-ı Hak, henüz hiçbir şey yokken bizzat kendi nuruna âşık oldu.
9
Ol yılduz ki varıdı kandaydı Âdem cânı / Ya bunca peygamberler anılmadın agızdan
Çeviri: O yıldız varken, neredeydi Ademin canı,
Ya bunca peygamberler, anılmadan ağızdan.
Açıklama: Âdem ve diğer peygamberler yıldızdan sonra zikredilir.
10
Âlimler bunı bilmez degme ‘akl ana irmez Hidâyetdür Yûnus'a keşf oldı hacemüzden
Çeviri: Alimler bunu bilmez, her akıl ona ermez,
Hidayettir Yunus'a, keşf oldu hocamızdan.
Hidâyetdür: hidayettir: Doğru yola ermektir.
Açıklama: Bu sır akılla bilinmez, Yunus’a keşf ile açılmıştır.
*
1
Gözüm seni görmegiçün elüm sana irmegiçün Bugün cânum yolda koyam yarın seni bulmag içün
Çeviri: Gözüm seni görmek için, elim sana ermek için,
Bugün canımı yoluna vereyim, yarın seni bulmak için.
Açıklama: Âşık canını feda eder, maksadı cemaldir.
2
Bugün cânum yolda koyam yarın ‘ıvâzın viresün /
Arz eyleme Uçmagunı hîç arzûm yok Uçmagiçün
Çeviri: Bugün canım yola koyayım, yarın karşılık veresin,
Arz eyleme cennetini, hiç arzum yok cennet için.
Açıklama: Âşık cennet istemez, yalnız cemal ister.
3
Bana Uçmak neme gerek hergiz gönlüm ana bakmaz /
İş bu benüm zârılıgum degül ahî bir bâgiçün
Çeviri: Bana cennet neme gerek, asla gönlüm ona bakmaz,
İşte bu ağlayışım, değil kardeşim bir bahçe için.
Açıklama: Âşık için cennet bahçesi değil, Hak bahçesi esastır.
4
Uçmak Uçmagum didügün mü'minleri yeltedigün /
Bir evile bir kaç Hûrî hevesüm yok kuçmagiçün
Çeviri: Cennet, cennetim dediğin, müminleri özendirdiğin,
Bir evle birkaç huri, hevesim yok kucaklamak için.
Açıklama: Âşık huriler ve evlerle ilgilenmez, cemal (yüz) ister.
5
Bunda dahı virdün bize ogul u kız çift ü helâl /
Andan dahı geçdi arzûm benüm âhum dîdâriçün
Çeviri: Burda dahi verdin bize, oğul ve kız, helal eş,
Ondan dahi geçti arzum, benim ah’ım yüzün için.
Açıklama: Dünyevî nimetler geçicidir, âşık yüz ister.
6
Sôfîlere vir sen anı bana seni gerek seni Ben niçe terk idem seni şol bir ev ü çardagiçün
Çeviri: (şekilci) Sufilere ver sen onu, bana seni gerek seni,
Ben nasıl terk ederim seni, şu bir ev ve çardak için.
Açıklama: Âşık ev ve çardak değil, yalnız Hak ister.
7
Yûnus hasret durur sana hasretüni göster ana /
İşün zulüm degülise dâd eylegil varmagiçün
Çeviri: Yunus hasret çeker sana, hasretini göster ona,
İşin zulüm değilse, (bize) adalet eyle sana varmamız için.(gözet)
Açıklama: Hakka kavuşma yolunda kendisine zulümle değil, merhamet ve adaletle muamele edilmesini niyaz eder.
*
1
Niçün sen nefs-i emmârı bu gafletden uyarmazsın /
Muhammed şer‘î gülini senün yüzüne urmazsın
Çeviri: Niçin sen kötülüğü emreden nefsi, bu gafletten uyandırmazsın,
Muhammed’in şeriat gülünü, yüzüne sürmezsin.
Açıklama: Nefs gafletten uyanmalı, şeriat gülüyle yüz aydınlanmalı.
2
Hezârân dürlü hikmetler katunda söylenürise /
Şekâvet penbesin hergiz kulagundan çıkarmazsın
Çeviri: Binlerce türlü hikmetler (bilgiler), yanında söylenirse,
Kötülük pamuğunu, asla kulağından çıkarmazsın.
Açıklama: Hikmet duyulmaz, kulak günah penbesiyle tıkalıdır.
3
Günâhun çogu şûmından îmânun gülleri soldı /
İnâyet suyıla her dem niçün anı suvarmazsın
Çeviri: Günahının çokluğunun uğursuzluğundan, imanın gülleri soldu, Yardım suyuyla her an, niçin onu sulamazsın.
Açıklama: Günah iman güllerini soldurur, inayet suyu gerekir.
4
Senün ol çok günâhlarun seni uş sayru eyledi /
Bî-çâre varuban niçün bu derde çâre sormazsın
Çeviri: Senin o çok günahların, seni işte hasta eyledi,
Çaresizce gidip neden, bu derde derman sormazsın.
Açıklama: Günah hastalık gibidir, çare Hak’tan aranmalıdır.
5
Yârânlarundan utanup günâhı gizlü işlersin /
Yaradan Hâlik'un hâzır niçün ondan utanmazsın
Çeviri: Dostlarından utanıp, günahı gizli işlersin,
Yaratan Halik'ın hazır, niçin ondan utanmazsın.
Hâlik'un: yaratıcın: Seni yoktan var eden.
6
Utanmazsın Habîb'ünden o derdüne tabîbünden /
Ne kim dilersen işlersin meger Hak'dan utanmazsın
Çeviri: Utanmazsın Habibinden, o derdinin tabibinden (doktorundan),
Her ne dilersen işlersin, meğer Hak'tan utanmazsın.
Açıklama: Hak ve Habîb karşısında utanmazlık sorgulanır.
7
Girü senden olanları elünle sinleye koydun /
Şunı şöyle görür iken ölümün n'işe sanmazsın
Çeviri: Senden olanları, elinle mezara koydun,
Şunu böyle görürken, ölümü niçin anmazsın.
Açıklama: Ölüm hakikati göz önünde iken gaflet sürer.
8
İşitdün Mustafâ'yı kim bu yir yüzinde kalmadı /
Şunı şöyle bilüriken yaragun n'işe kılmazsın
Çeviri: İşittin Mustafa'yı ki, bu yeryüzünde kalmadı,
Bunu böyle bilirken, hazırlığını niçin yapmazsın.
Açıklama: Peygamber bile göçtü, insan hâlâ gaflet içinde.
9
Yûnus sözün kime dirsin yâ kimün kaygusın yirsin /
Nasîhat halka eylersin yâ özün neye tutmazsın
Çeviri: Yunus sözünü kime dersin, ya kimin kaygısını çekersin,
Halk a nasihat edersin, ya kendin niçin tutmazsın.
Açıklama: Nasihat önce nefse tutulmalı, halka değil.
*
1
Dîn ü milletden geçer ‘ışk eserini tuyan Mezheb ü dîn mi seçer kendüyi yoga sayan
Çeviri: Din ve milletten geçer, aşk izini duyan,
Mezhep ve din mi seçer, kendini yok sayan.
Mezheb: mezhep: İzlenen yol, tutulan görüş; (Arapça meẕheb).
Dîn: din: İnanç sistemi, ilahi kanun
2
Işk kime kim irerse kendüden gayrı komaz Işkdan zerre ayrılmaz kendüliginden tuyan
Çeviri: Aşk kime ulaşırsa, onda benlik bırakmaz,
Aşktan zerre ayrılmaz, kendini bilen.
Açıklama: Aşk insanı benlikten arındırır, kendiliği yok eder.
3
Uçmak'dan umusı yok Tamu'dan korkusı yok Kendözin yavı kılup hayr u şer elden koyan
Çeviri: Cennetten umudu yok, cehennemden korkusu yok,
Kendini yok edip, hayır ve şerri bırakandır.
Açıklama: Âşık cennet ve cehennem beklentisini aşar.
4
Ol benem dirse revâ benligin bilen hatâ / Terk eyleyüben rızâ ‘akl koyup ‘ışka uyan
Çeviri: “O benim” derse yeridir, ancak benliğini var sayan hatalıdır,
Terk edip isteklerini, aklını da bırakıp, aşka uyan.
Açıklama: Benlik iddiası hatadır, aşk rızâya götürür.
5
Âşıkları sorarsan bî-mezheb ü bî-millet Yolda kalupdur sakın gice vü gündüz sayan
Çeviri: Âşıkları sorarsan, mezhepsiz ve milletsizdir,
Yolda kalmıştır dikkat et, gece ve gündüzü hesap eden.
Açıklama: Âşık mezhep ve millet sınırlarını aşar.
6
Küfr ü îmân ol yolda assı-ziyâna geçmez / Assı ziyândan fârig varlıgı levhin yuyan
Çeviri: Küfür ve iman o yolda, kar ve zarara bakmaz,
Varlık sayfasını silen, kar ve zarardan vazgeçmiştir.
Açıklama: Aşk yolunda küfür ve iman kavramları aşılır.
7
Yûnus sen beni gider her ne ider dost ider /
Aczüni bil ebsem ol var ‘ışk rengine boyan
Çeviri: Yunus sen benden geç, her ne ederse dost eder,
Acizliğini bil, sessiz ol, git aşkın rengine boyan.
Açıklama: Âşık dostun işine teslim olur, aczini bilip susar.
*
1
Bu dervîşlik yolına ‘ışkıla gelen gelsün Ya dervîşlik neydügin bir zerre tuyan gelsün
Çeviri: Bu dervişlik yoluna, aşkla gelen gelsin,
Dervişliğin ne olduğunu, bir zerre duyan gelsin.
Açıklama: Dervişlik aşk yoludur, hakikat duyan çağrılır.
2
Hele biz iş bu yola gelmedük riyâyıla / Bu melâmetlik tonın bizümle geyen gelsün
Çeviri: Hele biz bu yola gösterişle gelmedik,
Bu kınanma elbisesini, bizimle giyen gelsin.( Kınanmayı göze alan).
Melamet: Kınanma.
3
Göziyle gördügini örte etegiyile /
Bu yol key ince yoldur yüregi döyen gelsün
Çeviri: Gözüyle gördüğünü eteğiyle örten, Bu yol pek ince yoldur, yüreği dayanan gelsin.
Açıklama: Yol ince ve zordur, gönül döken çağrılır.
4
Ulu kiçi erenler dimiş bizi sevenler / Kayıkmasun girüye Allah'ı seven gelsün
Çeviri: Büyük küçük Ermişler, bizi sevenler demiş ki;
“Dönmesin geriye, Allah’ı seven gelsin”.
Açıklama: Allah'ı seven bizimle beraber gelsin.
5
İş bu sözi eydenden bize nişân gerekdür /
Söz muhtasârı budur cânına kıyan gelsün
Çeviri: İşte bu sözü diyenden, bize işaret gerekir,
Sözün özü budur, canına kıyan gelsin.
Açıklama: Hakikat sözünün özü canını feda etmektir.
6
Yûnus söz ile kimse kabilyete geçmedi / Budur vücûd der-miyân ortaya koyan gelsün
Çeviri: Yunus söz ile kimse, olgunluğa geçmedi,
Budur, vücudunu ortaya koyan gelsin.
Açıklama: Hakikat sözle değil, vücudu ortaya koymakla olur.
*
1
N'eylerler fânî dünyâyı / Allah sevgüsi var iken /
Yâ dahı kanda giderler / Ol dost sevgüsi var iken
Çeviri: Neylerler fani (ölümlü) dünyayı, Allah sevgisi var iken,
Ya daha nereye giderler, o dost sevgisi var iken.
Açıklama: Dünya sevgisi Hak sevgisi karşısında anlamsızdır.
2
Allah ile olan kişi / İhsân olur anun işi
N'eylerler gayrı teşvîşi / Allah sevgüsi var iken
Çeviri: Allah ile olan kişi, iyilik olur onun işi.
Neylerler başka telaşı, Allah sevgisi var iken.
Açıklama: Allah ile olanın işi ihsan, başka kaygılar anlamsızdır.
3
Görün bi'llâhi şu halkı / İstemezler güzel Hakk'ı /
Yâ n'eylerler mâlı mülki / Allah sevgüsi var iken
Çeviri: Görün Allah adına şu halkı, istemezler güzel Hakk'ı,
Ya neylesinler malı mülkü, Allah sevgisi var iken.
Açıklama: Halk mal-mülke yönelir, Hak sevgisini unutur.
4
Dinlen ‘âşıklar bu sözi / Behremend eyleye sizi /
Yâ n'eylersin oglı kızı / Allah sevgüsi var iken
Çeviri: Dinleyin âşıklar bu sözü, nasipli eylesin sizi,
Ya neylersin oğul kızı, Allah sevgisi var iken.
Açıklama: Oğul-kız sevgisi bile Hak sevgisi karşısında önemsizdir.
5
Yûnus sen kendüni görme / ‘İbâdet kıl mahrûm kalma /
Gayrısına gönül virme / Allah sevgüsi var iken
Çeviri: Yunus sen kendini görme, kulluk et nasipsiz kalma,
Başkasına gönül verme, Allah sevgisi var iken.
Açıklama: Yunus’a öğüt: ibadetle Hak sevgisine yönel, gayrıya gönül verme.
*
1
Dervîşlerün yolına sıdkıla gelen gelsün / Hak'dan özge nesneyi gönlinden süren gelsün
Çeviri: Dervişlerin yoluna, doğrulukla gelen gelsin,
Hak'tan başka nesneyi, gönlünden süren gelsin.
Açıklama: Dervişlik doğruluk ve Hak sevgisiyle olur.
2
Dervîşler didükleri bir dükenmez kân olur Hâs u ‘âm kul u sultân bu kândan alan gelsün
Çeviri: Dervişler dedikleri, bir tükenmez kaynak olur,
Seçkin ve halk, köle ve sultan, bu kaynaktan alan gelsin.
Açıklama: Dervişlik tükenmez bir cevherdir, herkese açıktır.
3
Dervîş tolınur togar her nefes göge agar Ben diyeyin togrıyı cânına kıyan gelsün
Çeviri: Derviş batar ve doğar, her nefes göğe yükselir,
Ben diyeyim doğruyu, canına kıyan gelsin.
Açıklama: Derviş, Ay'ın batıp doğması gibi göklere doğru yükselir.
4
Dervîşlik bir lokmadur yirile gökden ulu Bu ‘azâmet lokmayı yudup sinüren gelsün
Çeviri: Dervişlik bir lokmadır, yer ve gökten yücedir.
Bu büyük lokmayı, yutup sindiren gelsin.
Açıklama: Dervişlik büyük bir lokmadır, sindiren hakikate erer.
5
Dervîşün gözi açuk düni güni uyanık /
Bu söze Tanrı'm tanuk bakmadın gören gelsün
Çeviri: Dervişin gözü açık, gece gündüz uyanıktır,
Bu söze Tanrım tanıktır, bakmadan gören gelsin.
Açıklama: Dervişin gözü hakikati görür, uyanıktır.
6
Dervîşün kulagı sak Hak'dan işidür sebak Deprenmedin dil-dudak sözi işiden gelsün
Çeviri: Dervişin kulağı uyanık, Hak'tan ders işitir,
Dil dudak kımıldamadan, sözü işiten gelsin.
Açıklama: Derviş Hak’tan işitir, söz dil-dudaksızdır.
7
Dervîşün eli uzun çıkarur münkir gözin / Şarka garba düp-düzin sunmadın iren gelsün
Çeviri: Dervişin eli uzundur, inkâr edenin gözünü çıkarır,
Doğudan batıya dümdüz, el uzatmadan eren gelsin.
Açıklama: tüm aleme, zahiren elini uzatmadan manayla ulaşabilen gelsin.
8
Dervîşler Hakk'un dostı cânlarıdur Hak mesti /
Işk şem‘ini yakdılar pervâne olan gelsün
Çeviri: Dervişler Hak dostudur, canları Hak ile mest oldu. (kendinden geçmiş)
Aşk mumunu yaktılar, gece kelebeği olan gelsin.
Hak mesti: Hak sarhoşu: Allah sevgisiyle kendinden geçmiş olan.
9
Bu miskîn Yûnus'ı gör dervîşlik ide geldi Nefsindendür şikâyet nefsin öldüren gelsün
Çeviri: Bu miskin Yunus'u gör, dervişlik etmeye geldi,
Nefsindendir şikâyeti, nefsini öldüren gelsin.
Açıklama: Yunus nefsinden şikâyet eder, nefsini öldüren derviş olur.
*
1
Şükür şükür ol Çalab'a maksûduma irdüm bugün /
Müştâkıdum bunca zamân pîrüm yüzin gördüm bugün
Çeviri: Şükür şükür o Tanrıya, amacıma erdim bugün,
Özlemiştim bunca zaman, Pirimin yüzünü gördüm bugün.(rehberimin).
Pîrüm: pirim: Mürşidim, yol göstericim, üstadım.
2
Kaygu beni almışıdı cânum zebûn olmışıdı Gördüm pîrümün yüzinİ ol kayguyı sürdüm bugün
Çeviri: Kaygı beni sarmıştı, canım güçsüz kalmıştı,
Gördüm Pirimin yüzünü, o kaygıyı sürdüm bugün.
Açıklama: Pir yüzü endişeyi giderir, gönle huzur verir.
3
Gelsün yardan ayru düşen gurbetile bagrı bişen /
Dost bâgçesi içindeki ‘ışk bezmine girdüm bugün
Çeviri: Gelsin yardan ayrı düşen, gurbetle bağrı pişen,
Dost bahçesi içinde, aşk meclisine girdim bugün.
Yâr: sevgili: Sevilen, dost, (tasavvufta) Allah.
4
Görün görün bu devleti bu ‘ışkıla beşâreti /
Dost bâgınun içinde ben ‘ışk çadırın kurdum bugün
Çeviri: Görün görün bu saadeti, bu aşkla müjdeyi,
Dost bağının içinde, ben aşk çadırını kurdum bugün.
Açıklama: Dost bağı aşkın çadırıdır, müjde ve devlet oradadır.
5
Eydür Yûnus yâr kulıyam dost bâgçesi bülbüliyem /
Söyleyeyüm şimden girü gülzâruma irdüm bugün
Çeviri: Yunus der ki: yâr kuluyum, dost bağçesinin bülbülüyüm,
Söyleyeyim şimdiden sonra, gül bahçeme ulaştım bugün.
Açıklama: Yunus kendini dost bağının bülbülü olarak tanımlar, gülzâra erişir.
*
1
İy yârânlar iy kardaşlar ecel ire ölem birgün /
İşlerüme pişmân olup kendözüme gelem birgün
Çeviri: Ey dostlar, ey kardeşler, ecel gelir öleyim bir gün,
İşlerime pişman olup, kendi özüme geleyim bir gün.
Açıklama: Ölüm pişmanlığıyla insan kendine gelir.
2
Yanlaruma kona elüm söz söylemez ola dilüm /
Karşuma gele ‘amelüm n'itdümise görem birgün
Çeviri: Yanlarıma düşer elim, söz söylemez olur dilim,
Karşıma gelir amelim,(işlerim) ne ettiysem göreyim bir gün.
Açıklama: Ölümde dil susar, amel konuşur.
3
Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna /
Şol dört tekbîr namâzıla (vaktum) tamâm kılam birgün
Çeviri: Oğlan gider danışmana, çağrıdır dosta düşmana,
O dört tekbir namazıyla, vaktimi tamamlayayım bir gün.
Oglan: çocuk: Genç, evlat, talebe.
Dânışmâna: danışmana: Bilgili kişiye, öğretmene.
4
Beş karış bez durur tonum ılan-çıyan yiye tenüm /
Yıl geçe obrıla sinüm unıdılup kalam birgün
Çeviri: Beş karış bezdir giysim, yılan çıyan yer tenimi,
Yıllar geçer çöker kabrim, unutulup kalayım bir gün.
Açıklama: Kefen ve mezar unutuluşu hatırlatır.
5
Başuma dikeler hece ne irte bilem ne gice Âlemler ümidi hâce sana fermân olam birgün
Çeviri: Başıma dikerler taş, ne gündüz bilirim ne gece,
Alemlerin ümidi efendim, sana ferman (emir) olayım bir gün.
Açıklama: Mezar taşı dikilir, zaman bilinmez, Hak’a teslim olunur.
6
Yûnus Emre sen bu sözi dahı tamâm itmemişsin /
Tek yüriyeyin n'eyleyem üstâduma gelem birgün
Çeviri: Yunus Emre sen bu sözü, daha tamam etmemişsin,
Yeter ki bu yolda yürüyeyim başka ne edeyim, üstadıma varayım bir gün.
*
1
Sûretden gel sıfata yolda safâ bulasın / Hayâllerde kalmagıl yoldan mahrûm kalasın
Çeviri: Görünüşten özelliğe gel, yolda huzur bulasın,
Hayallere takılıp kalma, yoksa yoldan mahrum kalırsın.
Açıklama: Hak yolunda dıştan öze geçmek gerekir.
2
Bu yolda ‘acâib çok sen ‘acâib anlama /
Acâib anda ola dost yüzini göresin
Çeviri: Bu yolda acayiplikler çok, sen yanlış anlama,
Asıl hayret orada olur, dost yüzünü göresin.
Açıklama: Dost yüzünü görmek en büyük sırdır.
3
Işk kuşagın kuşangıl dostun yolını vargıl Mücâhede çekersen müşâhade idesin
Çeviri: Aşk kuşağını kuşan, dostun yoluna var, (bel bağı)
Nefsinle mücadele edersen, sırları seyredersin.
Açıklama: Nefisle savaş katlanma ve mükâfat.
4
Bundan ‘ışkun şehrine üç yüz deniz geçerler /
Üç yüz deniz geçüben yidi Tamu bulasın
Çeviri: Buradan aşkın şehrine, üç yüz deniz geçerler,
Üç yüz deniz geçip, yedi cehennem bulasın.
Açıklama: Aşk yolunda denizler ve cehennemler aşılır.
5
Yidi Tamu'da yangıl her birinde kül olgıl Vücûdun anda kogıl ayruk vücûd bulasın
Çeviri: Yedi cehennemde yan, her birinde kül ol,
Vücudunu orada bırak, başka vücut bulasın.
Açıklama: Nefs yanar, hakiki vücut bulunur.
6
Hakîkatdür Hak şârı yididür kapuları / Dergâhında yüz dürlü gerek kudret göresin
Çeviri: Hakk'ın şehri hakikattir, yedidir kapıları,
Huzurunda yüz türlü, mutlaka kudret (güç) göresin.
Açıklama: Hak şehri yedi kapılıdır, kudret orada görünür.
7
Evvelki kapusında bir kişi durur anda / Sana eydür teslîm ol gel miskînlik bulasın
Çeviri: İlk kapısında, bir kişi durur orada,
Sana der teslim ol gel, gariplik bulasın.
Açıklama: İlk kapı teslimiyet ve miskinliktir.
8
İkinci kapusında iki arslan vardur anda / Niçeleri korkutmış olmasın kim korkasın
Çeviri: İkinci kapısında, iki aslan vardır orada,
Nicelerini korkutmuştur, sakın sen de korkmayasın.
Açıklama: İkinci kapı cesaret ve korkusuzluktur.
9
Üçüncü kapusında üç evren vardur anda / Sana hamle iderler olmasun kim dönesin
Çeviri: Üçüncü kapısında, üç ejderha vardır orada,
Sana hamle ederler, sakın geri dönesin.
Ejderha: büyük yılan: Nefsin hırsını, dünyevi bağları temsil eder.
10
Dördünci kapusında dört pîrler vardur anda /
Bu söz sana rumûzdur gör kim delîl bulasın
Çeviri: Dördüncü kapısında, dört pîrler vardır orada (rehber),
Bu söz sana gizli temsildir, gör ki delil bulasın.
Açıklama: Dördüncü kapı pirlerin rehberliğidir.
11
Beşinci kapusında biş ruhbân vardur anda Dürlü metâ‘lar satar olmasun kim alasın
Çeviri: Beşinci kapısında, beş ruhban vardır orada,
Türlü mallar satarlar, sakın satın alasın.
Ruhbân: ruhbanlar: Hristiyanlıkta kendini ibadete adamış rahipler.
12
Altıncı kapusında bir Hûr oturur anda / Sana eydür gel berü olmasun kim varasın
Çeviri: Altıncı kapısında, bir huri oturur orada,
Sana der -beri gel, sakın ona gidesin.
Huri: Cennet kızı.
13
Çün kim anda varasın ol Hûrîyi alasın / Bir vâyeden ötürü yoldan mahrûm kalasın
Çeviri: Çünkü oraya varıp, o huriyi alırsan,
Bir paydan ötürü, yoldan mahrum kalırsın.
Açıklama: Heves yolun kaybına sebep olur.
14
Yidinci kapusında yidiler otrur anda / Sana kurtuldun dirler gir dost yüzin göresin
Çeviri: Yedinci kapısında, yediler oturur orada,
Sana kurtuldun derler, gir Dost yüzünü göresin.
15
Çün içerü giresin dost yüzini göresin / Ene'l-Hak şerbetini dost elinden içesin
Çeviri: İçeri girince dost yüzünü göresin,
"Ben Hakk'ım" şerbetini, Dost elinden içesin.
Açıklama: Dost yüzü vuslattır, Ene’l-Hak şerbeti hakikat içişidir.
16
Şu didügüm keleci vücûddan taşra degül / Tefekkür kılurısan cümle sende bulasın
Çeviri: Şu dediğim sözler, vücudunun dışından değil,
Derin düşünürsen, hepsini kendinde bulasın.
Açıklama: Hakikat insandadır, düşünceyle bulunur.
17
Yûnus işbu sözleri Hak varlıgından eydür İsterisen kânını miskînlerde bulasın
Çeviri: Yunus bu sözleri, Hakk'ın varlığından söyler,
İstersen cevheri, gariplerde bulasın.
Açıklama: Hak varlığı gariplerde görünür, Yunus sözünü oradan söyler.
*
1
Çarh-ı felek yogıdı cânlarumuz var iken / Biz ol vaktin dost idük ‘Azrâîl agyâr iken
Çeviri: Gökyüzü çarkı yok idi, canlarımız var iken,
Biz o vakit dost idik, Azrail yabancı iken.
Açıklama: Ezelde can vardı, ölüm meleği henüz yoktu.
2
Niçe yıllar biz anda cem‘ idük cân kânında /
Hakîkat ‘âleminde ma‘rifet söyler iken
Çeviri: Nice yıllar biz orada, beraber idik can madeninde,
Hakikat aleminde, marifet söyler iken.(Allah’ın ilmini).
Açıklama: Canlar hakikat âleminde marifetle birleşir.
3
Çalap ‘ışkı cândaydı bu bilişlik andaydı Âdem-Havvâ kandaydı biz anunla yâr iken
Çeviri: Tanrı aşkı candaydı, bu tanışlık ordaydı,
Adem ile Havva neredeydi, biz O'nunla dost iken.
Açıklama: Âdem ve Havva’dan önce aşk vardı.
4
Dün geldi sâfî Âdem dünyâya basdı kadem / İblîs aldadı ol dem Uçmak'da gezer iken
Çeviri: Dün geldi tertemiz Adem, dünyaya bastı adım,
İblis aldattı o an, Cennette gezer iken.
Âdem: Adem: İlk insan, insan soyunun atası.
İblîs: Şeytan: İnsanları doğru yoldan saptırmaya çalışan varlık.
5
Ol vaktin biz uçarduk cevlân urup göçerdük /
Nûrdan şarâb içerdük Hak bizi toylar iken
Çeviri: O vakit biz uçardık, gezinip göçerdik,
Nurdan şarap içerdik, Hak bizi ağırlarken.
Açıklama: Ezelde canlar nurdan şarapla Hak tarafından doyurulurdu.
6
Cânlar anda bilişdi ol dem gönül alışdı / Âlem halkı karışdı denizler kaynar iken
Çeviri: Canlar orada tanıştı, o an gönül alıştı,
Dünya halkı karıştı, denizler kaynar iken.
Açıklama: Ezelde canlar birbirini tanır, âlem kaynar.
7
Şükür bu deme geldük dostları bunda bulduk /
Tuz-ekmek bile yidük ‘ışk demin oynar iken
Çeviri: Şükür bu zamana geldik, dostları burada bulduk,
Tuz ekmek beraber yedik, aşk vaktini yaşar iken.
Açıklama: Bu dem dostlarla buluşma ve aşkın paylaşımıdır.
8
Ne ogul vardı ne kız vâhid idük anda biz Konşıyıduk cümlemüz nûr tagın yaylar iken
Çeviri: Ne oğul vardı ne kız, Vahid (bir) idik orada biz,
Komşu idik hepimiz, nur dağında konaklarken.
Vâhid: tek: Bir, benzersiz
9
Ne gök varıdı ne yir ne zeber vardı ne zîr /
Yûnus dostdan haber vir ‘ışkıla göyner iken
Çeviri: Ne gök vardı ne yer, ne üst vardı ne alt,
Yunus dosttan haber ver, aşk ile yanar iken.
Açıklama: Ezelde gök ve yer yoktu, yalnız aşk vardı.
*
1
Giderem ‘aklum başumdan şaşuban /
Yanaram ‘ışkun odına düşüben
Çeviri: Aklım başımdan şaşırıp gider,
Yanarım aşkın ateşine, düşerek.
Açıklama: Aşk aklı alır, gönlü ateşe düşürür.
2
Od bırakdun cânuma dün-gün yanar / Yanaram yalap yalap tutuşuban
Çeviri: Ateş bıraktın canıma, gece gündüz yanar,
Yanarım parıl parıl tutuşarak.
Açıklama: Aşk ateşi gece gündüz yanışı sürdürür.
3
Işkdan ne var eger sındumısa /
Işkıla kim sınmadı ugraşuban
Çeviri: Aşktan ne olur, eğer kırıldıysam,
Aşkla kim kırılmadı ki, uğraşarak.
Açıklama: Aşk yolunda kırılmak kaçınılmazdır.
4
Âşık olgıl ma‘şûkın dîdârına /
Ma‘şûk olgıl ‘ışkıla sarmaşuban
Çeviri: Aşık ol sevgilinin, yüzüne, Sevgili ol, aşkla sarmaşarak.
Açıklama: Aşk hem âşık hem ma‘şûk olmayı gerektirir.
5
Yûnus cânun ‘ışka vir şükrâneye / Kimseler bulmaz yârin isteşüben
Çeviri: Yunus canını aşka ver, şükür olarak,
Kimseler bulamaz, yarini arayıp.
Açıklama: Aşk yârini isteyerek değil, Hak lütfuyla buldurur.
*
1
Gönül hayrân olupdur ‘ışk elinden /
Ciger biryân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Gönül hayran olmuştur, aşk elinden,
Ciğer kebap olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Aşk gönlü hayran, ciğeri yanık kılar.
2
Niçeler tâc u tahtı mâl u mülki /
Koyup ‘uryân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Niceleri tacı tahtı, malı mülkü,
Bırakıp çıplak olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Aşk dünyevî saltanatı terk ettirir.
3
Özümün kalmadı sabr u karârı /
Gözüm giryân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Kendimin kalmadı sabrı ve kararı,
Gözüm ağlar olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Aşk sabrı tüketir, gözyaşı döktürür.
4
Eridi karlı taglar zerre zerre /
Deniz ‘ummân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Eridi karlı dağlar, zerre zerre, Deniz okyanus olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Aşk tabiatı bile dönüştüren kudrettir.
5
Koyup İbrâhîm Edhem tâc u tahtı /
Yiri külhân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Bırakıp İbrahim Edhem, tacı tahtı,
Yeri fırın olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: İbrahim Edhem tacı ve tahtı bırakıp, hamamların altında ateşin yandığı en kirli ve sıcak yer olan külhanı mekan tuttu.
6
Zihî Mansûr ki ma‘şûk yolında /
Başı ber-dâr olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Ne hoş Mansur ki, sevgilinin yolunda,
Başı idam ağacına çekilmiştir, aşk elinden.
Açıklama: Aşk uğruna Mansûr başını feda etti.
7
Ne gördi Leylî'nün yüzinde Mecnûn /
Ki ser-gerdân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Ne gördü Leyla'nın, yüzünde Mecnun,
Ki şaşkın perişan olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Leylânın yüzünde aşkın sırrı Mecnûn’u perişan etti.
8
Ne gördi Züleyhâ Yûsuf yüzinde /
İşi efgân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Ne gördü Züleyha, Yusuf'un yüzünde,
İşi feryat olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Yusuf yüzünde aşkın güzelliği Züleyhâ’yı efgân ettirdi.
9
Mahabbet derdine düşeli bülbül /
Dili handân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Sevgi derdine düştüğünden beri bülbül,
Dili güler olmuştur, aşk elinden.
Mahabbet: sevgi: Muhabbet, aşk, dostluk.
10
Yûnus Emrem bu hasrete bu zâra /
Aceb mihmân olupdur ‘ışk elinden
Çeviri: Yunus Emre'm bu hasrete, bu ağlayışa rağmen,
Şaşılacak bir misafir olmuştur, aşk elinden.
Açıklama: Yunus aşkın misafiri, hasretin yolcusudur.
*
1
Zinhâr virmegil gönül dünyâ pâyına birgün Dünyâya gönül viren düşe tayına birgün
Çeviri: Asla verme gönül, dünya payına bir gün (bile),
Dünyaya gönül veren, düşer tuzağına bir gün.
Açıklama: Dünya sevgisi gönlü aldatır.
2
Bu dünyâ bir evrendür âdemleri yuducı / Bize dahı gelüben yuda toyuna birgün
Çeviri: Bu dünya bir ejderhadır, insanları yutucu,
Bize de gelip yutar, ziyafetine bir gün.
Açıklama: Dünya herkesi yutar, fânîdir.
3
Görmez misin topragı hâsları kuçmış yatur Bizi dahı anun tek ala koynına birgün
Çeviri: Görmez misin toprağı, seçkinleri kucaklamış yatıyor,
Bizi de onun gibi, alır koynuna bir gün.
Açıklama: Toprak herkesi kucaklar, ölüm kaçınılmazdır.
4
Ol kuşun kim yuvası togan elinde ola /
Ol anda kaçan tura gide yayına birgün
Çeviri: O kuşun ki yuvası, doğan elinde olursa,
O anda ne zaman havalansa, gider tuzağına bir gün.
Açıklama: Dünya tuzağına düşen sonunda kurtulamaz.
5
Miskîn bî-çâre Yûnus tutgıl eren etegin / Tâ seni Hakk'a ilte düşgil soyına birgün
Çeviri: Zavallı çaresiz Yunus, tut eren eteğini,
Ta seni Hakk'a iletir, düş yoluna bir gün.
Açıklama: Kurtuluş erenlerin rehberliğiyle Hakk’a ulaşmaktır.
*
1
Andan yigrek ne vardur kişi bile kendözin Kendözin bilen kişi kamulardan ol güzin
Çeviri: Ondan üstün ne vardır, kişinin kendini bilmesinden,
Kendi özünü bilen kişi, o herkesten seçkindir.
Açıklama: Kendini bilmek en yüce bilgidir.
2
Kişi gerek çok bile ol gerek ögüt ala / Menzile irsem diyen bilürsin hazin hazin
Çeviri: Kişiye gerek çok bilmesi, ona gerek öğüt alması,
(hedefe) Menzile ereyim diyen, anlarsın hazin hazin.
Açıklama: Yolcu, dertli ve içli bir şekilde yoluna devam eder.
3
Bu yol yavlak uzakdur dünyâ ana duzakdur Bu duzaga ugrayan komaya kılavuzın
Çeviri: Bu yol çok uzaktır, dünya ona tuzaktır,
Bu tuzağa uğrayan, bırakmasın kılavuzunu.(rehberini).
Açıklama: Dünya yolun tuzağıdır, rehber gerekir.
4
Ben emîn olsam diyen yâ emînlik isteyen / Geçsün bu kâl ü kîlden topraga ursun yüzin
Çeviri: Ben emin (güvende) olsam diyen, ya da eminlik isteyen,
Vazgeçsin bu boş laflardan, toprağa sürsün yüzünü.
Açıklama: Eminlik, tevazu ve teslimiyetle olur.
5
Kim ere kullık ide ol ‘azâbdan kurtıla / Mutlak ol yarlıganur kim görürse er yüzin
Çeviri: Kim bir Ere hizmet ederse, o azaptan kurtulur,
Mutlaka o bağışlanır, kim görürse er yüzünü.
Açıklama: Bağlılık, kurtuluş ve bağışlanmadır.
6
Yûnus bir haber virür işidenler şâd olur Gence ugrasam diyen izlesün eren izin
Çeviri: Yunus bir haber verir, işitenler şen olur,
Hazineye ulaşayım diyen, izlesin eren izini.
Açıklama: Pirler, Hak’ka götürür.
*
1
Lâ-şerîkden okursın sonra şerîk katarsın Bire iki dimegi kimden fetvâ dutarsın
Çeviri: "Ortağı yoktur" ayetini okursun, sonra ortak katarsın,
Bire iki demeye, kimden fetva alırsın.
Açıklama: Tevhid sözünü bozmak eleştirilir.
2
Dîn ü îmân bünyâdı togrulıkla gerçeklik / Ol tamâm olmayıcak neyile dîn çatarsın
Çeviri: Din ve imanın temeli, doğruluk ve sözünde durmaktır,
O tamam olmayınca, ne ile din kurarsın.
Açıklama: Din doğruluk ve gerçeklikle ayakta durur.
3
Çün Kur‘ân gökden indi anı Allâh buyurdı Andan haber virsene hâ kitâbdan ötersin
Çeviri: Çünkü Kur'an gökten indi, onu Allah buyurdu,
Ondan haber versene, (sadece) kitaptan ötersin.
Açıklama: Kur’an varken başka kaynaklara yönelmek eleştirilir.
4
Okursın tasnîf kitâb niçe binâ vü i‘râb / Havf ü recâ sende yok eyle ki bir Tatar'sın
Çeviri: Nice düzenlenmiş kitap okursun, dil kurallarıyla uğraşırsın,
Korku ve ümit sende yok, sanki kaba bir savaşçısın.
Açıklama: İlim kuru kalırsa, Korku ve ümit yoktur.
5
İlm okımak bilmeklik kendözini bilmekdür Pes kendözün bilmezsen bir hayvândan betersin
Çeviri: İlim okumak bilmek, kendi özünü bilmektir,
Öyleyse kendi özünü bilmezsen, bir hayvandan betersin.
Açıklama: İlim özde kendini bilmektir.
6
İlm okımak ma‘nîsi ‘ibret anlamagiçün / Çün ‘ibretden degülsin görmedin taş atarsın
Çeviri: İlim okumanın manası, ibret almak içindir,
Madem ibret almazsın, görmeden taş atarsın.
Açıklama: İlim ibret içindir, ibret almayan kördür.
7
On iki bin hadîsi cem‘ eyledi Mustafâ / Anı işitdün meger şerh ile söz satarsın
Çeviri: On iki bin hadis topladı Mustafa, Onu işittin ama, yorumla söz satarsın.
Açıklama: Hadislere yanlış yorum eleştirilir.
8
Kılursın riyâ namâz yazugun çok hayrun az Dinle neye varur söz Cehennem'de yatarsın
Çeviri: Kılarsın gösterişle namaz, günahın çok hayrın az,
Dinle nereye varır söz, Cehennemde yatarsın.
Açıklama: Gösteriş ibadeti cehenneme götürür.
9
Halkı fetvâ virürsin yâ sen niçün dutmazsın /
İlmün var ‘amelün yok hâ günâha batarsın
Çeviri: Halka fetva (hüküm) verirsin, ya sen niçin tutmazsın,
İlmin var amelin yok, günaha batarsın.
Açıklama: İlim amel ile birleşmezse günah olur.
10
Sen fakîhsün ben fakîr sana tanumuz yokdur /
İhlâsıla gelürsen bizden nesne ütersin
Çeviri: Sen Alimsin ben fakir, sana eleştirimiz yoktur,
İçtenlikle gelirsen, bizden bir şey kazanırsın.
Açıklama: Fakihlik değil, ihlâs kurtarır.
11
Bu düzilen tertîbi ayruksıdı mı dirsin / Başaramazsın hâce endîşeden yitersin
Çeviri: Bu düzenlediğim sözlere, başka mıdır dersin,
Başaramazsın Ey hoca, kuruntudan kaybolursun.
Yitersin: yitersin: Kaybolursun, mahvolursun, yok olursun.
12
Yûnus miskîn bu sözi ‘ışk ‘âleminden söyler /
Dime bilmedin ana kendözünden katarsın
Çeviri: Garip Yunus bu sözleri, aşk aleminden söyler,
Bilmeden deme ona, - kendinden laf katarsın.
Açıklama: Yunus, sözünü aşk âleminden söyler.
*
1
Hak bir gevher yaratdı kendünün kudretinden /
Nazar kıldı gevhere eridi heybetinden
Çeviri: Hak bir cevher yarattı, kendi kudretinden,
(baktı) Nazar etti cevhere, eridi heybetinden.
Açıklama: Kudret gevheri yaratılışın başlangıcıdır.
2
Yidi kat yir yaratdı ol gevherün nûrından Yidi kat gök yaratdı ol gevherün bugından
Çeviri: Yedi kat yer yarattı, o cevherin nurundan,
Yedi kat gök yarattı, o cevherin buharından.
Açıklama: Kozmik düzen cevherden doğar.
3
Yidi deniz yaratdı ol gevher tamlasından Tagları muhkem kıldı ol deniz köpüginden
Çeviri: Yedi deniz yarattı, o cevher damlasından,
Dağları sağlam yaptı, o denizin köpüğünden.
Açıklama: Deniz ve dağlar gevherin parçalarından yaratıldı.
4
Muhammed'i yaratdı mahlûkat şefkatinden / Hem ‘Alî'yi yaratdı mü'minlere fazlından
Çeviri: Muhammed'i yarattı, mahlukata şefkatinden,(yaratılmışlara),
Hem Ali'yi yarattı, müminlere iyiliğinden.
Açıklama: Peygamber ve Ali yaratılışta şefkat ve lütfün tecellisidir.
5
Gâyıb işin kim bilür meger Kur‘ân ‘ilminden /
Yûnus içdi esridi ol gevher denizinden
Çeviri: (Gizliyi) Gayb olanı kim bilir, ancak Kur'an ilminden alan bilir,
Yunus içti sarhoş oldu, o cevher denizinden.
Açıklama: Gayb bilgisi Kur’an’dadır, Yunus aşk sarhoşudur.
*
1
Egriligün koyasın togrı yola gelesin / Kibr ü kîni çıkargıl erden nasîb alasın
Çeviri: Eğriliğini bırakasın, doğru yola gelesin,
Kibir ve kini çıkarasın, Erden payını alasın.
Açıklama: Doğru yol kin-kibiri çıkarmak yani tevazudadır.
2
Ne virsen elünile şol varur senünile / Ben disem inanmazsın varıcagaz göresin
Çeviri: Ne verirsen elinle, o varır seninle,
Ben desem inanmazsın, varınca göresin.
Açıklama: Amel kişinin yanına kalır, sonunda ortaya çıkar.
3
Gönülde pas oturur anda seni yitürür / İçerü şâh oturur girimezsin göresin
Çeviri: Gönülde pas oturur, orada seni yok eder,
İçeride şah oturur, giremezsin ki göresin.
Açıklama: Gönül pası Hak’ka ulaşmayı engeller.
4
On ikidür hücresi yidi dervâzesi vardur / Anda iki dilber var bilmezsin ki sorasın
Çeviri: On ikidir odası, yedi kapısı vardır,
Orada iki (güzel) dilber var, bilmezsin ki sorasın.
Açıklama: İki dilber: İki güzel, iki sevgili (genellikle akıl ve aşk veya can ve gönül).
5
Var kardaşunı öldür dahı ‘avretün boşa / Anana kâbin kıydur Hakk'ı ‘ıyân göresin
Çeviri: Git kardeşini (nefsini) öldür ve eşini boşa,(dünya sevgisi),
Anana nikâh kıydır ki, Hakk'ı apaçık göresin.
Açıklama: Bu mecazî ifadeler nefis bağlarını çözmeyi, dünyevî bağlardan kurtulmayı anlatır.
6
Bî-çâre miskîn Yûnus ‘ışkdan da‘vî kılursın /
Dostdan haber gelicek yüz süriyi varasın
Çeviri: Çaresiz garip Yunus, aşk davası güdersin,
Dosttan haber gelince, yüz sürüp varasın.
Açıklama: Aşk yolunda Yunus’un davası dosttan haber alıp teslim olmaktır.
*
1
Gelün bugün yanalum yarın yanmamagıçün / Ölelüm ölmeziken yine ölmemegiçün
Çeviri: Gelin bugün yanalım, yarın yanmamak için,
Ölelim ölmeden önce, yine ölmemek için.
Açıklama: “Ölmeden önce ölmek” tasavvufun temel ilkesidir.
2
Tartalum günâhumuz artduralum âhumuz / İdelüm hisâbumuz hisâb olmamagiçün
Çeviri: Tartalım günahımızı, artıralım ahımızı,(pişmanlığımızı),
Edelim hesabımızı, hesap vermemek için.
Açıklama: Dünya muhasebesi ahiret hesabını hafifletir.
3
Erenlere gidelüm eteklerin tutalum / Bugün eyle idelüm yolda kalmamagiçün
Çeviri: Erenlere gidelim, eteklerini tutalım,
Bugün öyle edelim, yolda kalmamak için.
Açıklama: Erenlerin rehberliği yol kaybını önler.
4
Bak göresin dünyeye geldügüni bil neye / İş bu fânî dünyeye magrûr olmamagiçün
Çeviri: Bak göresin, dünyaya niye geldiğini bil,
İşte bu fani dünyada, mağrur olmamak için. (Gururlu).
Magrûr: gururlu: böbürlenen, kibirlenmiş.
5
Yûnus yok dünyâ tadı çün kim fânîymiş adı Muhammed zindân didi biz şâd olmamagiçün
Çeviri: Yunus yoktur dünyanın tadı, çünkü faniymiş adı,( ölümlü),
Muhammed -zindan dedi, şen olmamamız için.
Açıklama: Efendimiz (s.a.s.) “Dünya müminin zindanıdır.” buyurdu.
*
1
Işk ilinün haberin disem işide misin /
Yoldaş olup bu yola sen bile gide misin
Çeviri: Aşk ilinin haberini desem, işitir misin?
Yoldaş olup bu yola benimle gider misin?
Açıklama: Aşk yoluna çağrı.
2
Ol ilün bâgı olur şerbeti agu olur / Kadeh dutmaz ol agu nûş idüp yuda mısın
Çeviri: O ilin bahçesi olur, şerbeti zehir olur,
Kadeh tutmaz o zehri, içip yutar mısın?
Açıklama: Aşk şerbeti zehir gibi görünür, ama içmek gerekir.
3
Ol ilün zavadası cefâ duta gidesi /
Şeker ayruga sunup sen agu tada mısın
Çeviri: O ilin azığı cefadır, tutup gider misin ?
Şekeri başkasına sunup, sen zehir tadar mısın?
Açıklama: Aşk yolunun azığı cefâdır.
4
Ol ilde ay-gün olmaz ay gedilüp tolunmaz Tertîbler terk idüben şumâr unıda mısın
Çeviri: O şehirde ay ve gün olmaz, ay eksilip dolmaz,
Düzenleri terk ederek, sayı hesabı unutur musun?
Açıklama: Aşk ilinde zaman ve tertip yoktur.
5
Senlik-benlik terk idüp yoklık evine girüp /
Işkdan içüp esriyüp varlık terk ide misin
Çeviri: Senlik benliği terk edip, yokluk evine girip,
Aşktan içip sarhoş olup, varlığını terk eder misin?
Açıklama: Aşk yolunda benlik terk edilir, yokluk evine girilir.
6
İş bu tenün tertîbi od u toprak yil u su Yûnus sen gör özüni suda toprakda mısın
Çeviri: İşte bu bedenin yapısı, ateş toprak rüzgâr ve su,
Yunus sen gör özünü, suda toprakta mısın?
Açıklama: sen hala sadece bu su ve topraktan ibaret olan bedende mi hapis kaldın?
*
1
Talayın ‘ışkun bahrine gavvâs olayın bir zamân /
İsteyeyin dâyim seni seyyâh olayın bir zamân
Çeviri: Dalayım aşk denizine, dalgıç olayım bir zaman,
İsteyeyim daima seni, gezgin olayım bir zaman.
Açıklama: Aşk yolculuğu hem dalış hem seyyahlıktır.
2
Varayın her bir mahfile sırrum dimeyem her dile /
Sırdan haber diyenlere mihmân olayın bir zamân
Çeviri: Varayım her bir meclise, sırrımı demeyeyim her dile,(herkese)
Sırdan haber diyenlere, misafir olayım bir zaman.
Açıklama: Sır ehline yönelmek gerekir.
3
Yolunda Mansûr olayın Ene'l-Hak demin urayın /
Asılup vaslun dârına ber-dâr olayın bir zamân
Çeviri: Yolunda Mansur olayım, Ene'l-Hak (ben Hakkım) sözünü söyleyeyim,
Asılıp vuslat (kavuşma) ağacına, asılmış olayım bir zaman.
Açıklama: Hak yolunda Mansûr gibi can vermek.
4
Işkun odına yanayın derdün suyına kanayın Gördügüm seni sanayın hayrân olayın bir zamân
Çeviri: Aşkının ateşine yanayım, derdinin suyuna (içip) kanayım,
Gördüğümü sen sanayım, hayran olayım bir zaman.
Açıklama: Aşk ateşi ve hayranlık.
5
Akıdayım kanlu yaşum arturayım bagrum başın /
Ta ki bulınca nakkâşum seyrân ideyin bir zamân
Çeviri: Akıtayım kanlı yaşımı, artırayım bağrımın yarasını,
Ta ki bulana dek sanatçımı, seyredeyim bir zaman.
Açıklama: Gözyaşıyla Hak nakkâşına ulaşmak.
6
Leylî ile Mecnûn olup Ferhâd ile taşlar yonup /
Abdü‘r-rezzâk gibi yanup giryân olayın bir zamân
Çeviri: Leyla ile Mecnun olup, Ferhad ile taşları yontup,
Abdürrezzak gibi yanıp, ağlayan olayım bir zaman.
Abdü‘r-rezzâk: Şeyh San'an: rüyasında gördüğü Rum kızına aşık olmuş, aşkı yüzünden her şeyini bırakıp Rum diyarına gitmiştir.
7
Benligüm benden koyayın senün kohunı duyayın /
Bunca zamân ben kul iken sultân olayın bir zamân
Çeviri: Benliğimi kendimden bırakıp, senin kokunu duyayım,
Bunca zaman ben kul iken, sultan olayım bir zaman.
Açıklama: Benlikten geçip Hak kokusuna erişmek.
8
Ol dost bana benden yakın hikmet bilen bulur Hakk'ın /
Okuyup hikmet ‘ilmini Lokmân olayın bir zamân
Çeviri: O dost bana benden yakın, hikmeti bilen bulur Hak’kı,
Okuyup hikmet ilmini, Lokman olayım bir zaman.
Lokmân: Lokman: Kur'an'da adı geçen ve bilgeliğiyle (hekimliğiyle) bilinen şahsiyet.
9
Miskîn Yûnus aç gözüni Hazret'e urgıl yüzüni /
Mürşid-i kâmil yolına kurbân olayın bir zamân
Çeviri: Garip Yunus aç gözünü, yüce huzura sür yüzünü,
Mürşid-i kamil (rehberin) yoluna, kurban olayım bir zaman.
Mürşid-i kâmil: kâmil mürşid: Doğru yolu gösteren olgun rehber
*
1
Âşıklara ne diyem ‘ışk haberinden şîrîn / Işkıla dinleyene eydeyin birin birin
Çeviri: Aşıklara ne diyeyim, aşk haberinden tatlı,
Aşk ile dinleyene, söyleyeyim birer birer.
Açıklama: Aşk haberi âşıklara tatlıdır, ehline söylenir.
2
Hayf durur ‘ışksuzlara ‘ışkdan haber söylemek /
Kim gerçek ‘âşıkısa ben râzum ana dirin
Çeviri: Yazıktır aşksızlara, aşktan haber söylemek,
Kim gerçek aşık ise, ben sırrımı ona derim.
Açıklama: Aşk haberi âşksız için faydasızdır.
3
Evvel yir-gök yogıdı varıdı ‘ışk bünyâdı Işk ezelden kadîmdür ‘ışk getürdi ne varın
Çeviri: Önce yer gök yok idi, var idi aşkın temeli,
Aşk ezelden kadimdir (çok eski), aşk getirdi her ne varsa.
Açıklama: Aşk ezelîdir, yaratılışın temelidir.
4
Evvel ezel bezminde kim dost yüzin gördiyse /
Anun cânıdur ‘âşık sor andan ‘ışk haberin
Çeviri: Evvel ezel meclisinde, kim dost yüzün gördüyse,
Onun canıdır aşık, sor ondan aşk haberini.
Açıklama: Dost yüzünü gören ezelde âşıktır.
5
Işkı hîç bir nesneye mesel baglasam olmaz Dünyâ vü âhiretde ne dutısar ‘ışk yirin
Çeviri: Aşkı hiçbir nesneye, benzetsem de olmaz,
Dünya ve ahirette, ne tutar aşk’ın yerini.
Açıklama: Aşk benzersizdir, dünya ve ahirette eşsizdir.
6
Emânetdür sakıngıl ‘ışk haberini zinhâr / Oturup degme yirde söyleme ‘ışkun sözin
Çeviri: Aşk haberi emanettir, kesinlikle koru onu,
Oturup her yerde, söyleme aşkın sözünü.
Açıklama: Aşk sözü sırdır, her yerde söylenmez.
7
Cevherîler katında kâ'ide böyle durur / Kadrini bilmezlere göstermedi gevherin
Çeviri: Sarraflar katında, kaide böyledir,
Kıymetini bilmezlere, göstermedi cevherini.
Cevherîler: cevherciler: Sarraflar, mücevherden anlayan ustalar.
Kadrini: değerini: Kıymetini.
8
Yûnus'un havsalası ‘ışk tolmışdur sînesi Derdin gizleyemedi gensüz söyler ‘ışk dilin
Çeviri: Yunus'un anlayışı, aşk dolmuştur göğsü,
Derdini gizleyemedi, kendiliğinden söyler aşk dilini.
Açıklama: Yunus aşkı gizleyemez, aşk dilinden söyler.
*
1
Sen cânundan geçmedin cânân arzû kılursın Bilden zünnâr kesmedin îmân arzû kılursın
Çeviri: Sen canından vazgeçmedin, cânânı arzu edersin,(sevgiliyi)
Belinden keşiş kuşağını kesmedin, iman arzu edersin.
Açıklama: Hakikate ulaşmak için önce nefs ve bağlardan geçmek gerekir.
2
Men ‘arafe nefsehu dirsin illâ degülsin / Melâikden yukarı seyrân arzû kılursın
Çeviri: “Nefsini bilen Rabbini bilir” dersin, ama öyle değilsin,
Meleklerden yukarı, yolculuk arzu edersin.
Açıklama: Nefsini bilmeden yüksek seyran arzusu boş olur.
3
Tıfl-ı nev-reste gibi etegin at idinüp / Ele çevgân almadın meydân arzû kılursın
Çeviri: Küçük çocuk gibi, eteğini at yapıp,
Eline değneyi almadan, meydan arzu edersin.
Çevgân: ucu eğri değnek: Polo oyununda topa vurmak için kullanılan ucu eğri sopa.
Açıklama: Çocuk gibi eteğini altına alıp at yapmışsın, çocukça hayallerle oyalanıyorsun.
4
Bilimedün sen seni sadefde ne gevhersin /
Mısır'da sultân iken Ken'ân arzû kılursın
Çeviri: Kendini bilmedin, sadefte ne cevher olduğunu anlamadın,
Mısır’da sultan iken, Kenan’ı arzu edersin.
Açıklama: Hz. Yusuf, Mısır sultanıyken bile baba ocağı kenan şehrini özler. İnsan ruhuda bu dünyadayken geldiği asıl vatanını özler.
5
Ol ezel ‘âleminde ebedi gözlemedin /
Per ü bâlün bitmedin cevlân arzû kılursın
Çeviri: O ezel aleminde, geleceği gözlemedin,
Kanatların çıkmadan, uçmayı arzu edersin.
Açıklama: Olgunlaşmadan uçuş arzusu beyhudedir.
6
Yitmiş yidi perde var dostunı arzûlama / Yidisinden geçmedin yakîn arzû kılursın
Çeviri: Yetmiş yedi perde var, dostunu arzulama,
Yedisinden geçmedin, ama yakınlığı arzusu edersin.
Açıklama: Perdeleri aşmadan yakınlık olmaz.
7
Otuzı gözde durur otuzı gönüldedür /
Onun dahı bilmedin görmek arzû kılursın
Çeviri: Otuzu gözdedir, otuzu gönüldedir,
Onu daha bilmeden, görmeyi arzu edersin.
Açıklama: Göz ve gönül perdeleri aşılmadan görme gerçekleşmez.
8
Sen bunda işe geldün uş yine varısarsın / Henüz sen kul olmadın sultân arzû kılursın
Çeviri: Sen buraya işe geldin, işte yine gideceksin,
Henüz sen daha kul olmadın, ama sultanlığı arzusu edersin.
Açıklama: Kulluk olmadan sultanlık olmaz.
9
Yûnus düşdün bu derde Eyyûb'layın sabreyle /
Derde katlanımazsın dermân arzû kılursın
Çeviri: Yunus düştün bu derde, Eyüp gibi sabreyle,
Derde katlanamazsın, derman arzu edersin.
Açıklama: Sabır olmadan dermân bulunmaz.
*
1
İlmünde gark oluban ben beni bilimezin / Dilile söyleyüben sıfatun irimezin
Çeviri: İlmine dalıp kendimi bilmezim,
Dil ile söylediklerim, vasıflarına erişemez.
Açıklama: İlim hakikate yetmez, kendini bilmek esastır.
2
Sıfatun gelmez dile kandalıgun kim bile / Sun‘unı dimeklige ben lâyık olamazın
Çeviri: Vasıfların gelmez dile, neredesin kim bilir.
Sanatını demeye, ben asla layık olamam.
Açıklama: Hak sıfatı dile sığmaz, kul layık değildir.
3
Hem evvelsin hem âhir kamu yirlerde zâhir Hîç makâm yokdur sensüz ben niçün göremezin
Çeviri: 1:Hem evvelsin hem ahir, tüm yerlerde zahir,
2:Hem ilksin hem son, tüm yerlerde görünensin.
Hiç bir makam yoktur sensiz, ben niçin göremem.
Açıklama: Hak evvel ve âhirdir, her yerde zâhir.
4
Görmedin delü oldum yanıldum günâh kıldum Ussum ‘aklum aldurdum esridüm ayılmazın
Çeviri: Göremedim deli oldum, yanıldım, günah işledim,
Aklımı fikrimi yitirdim, sarhoş oldum ayılmam.
Açıklama: Hak’ı görmeyen şaşar, yanılır.
5
Çünki beni esritdün cân u gönül iletdün / Ayırma beni senden bulışdum yad olmazın
Çeviri: Madem beni sarhoş ettin, canı ve gönlü götürdün,
Ayırma beni senden, kavuştum yabancı olmam.
Açıklama: Hak esritir, vuslatta yabancılık kalmaz.
6
Bana cânı sen virdün ‘Azrâîl'e bildürdün Senden artuk kimseye emânet viremezin
Çeviri: Bana canı sen verdin, Azrail'e bildirdin,
Senden başka kimseye, emanet veremem.
Azrâîl'e: Azrail'e: Ölüm meleğine.
7
İy Yûnus'ı yaradan hicâb götür aradan / Sâdıkam yolunda ben yalan da'vî kılmazın
Çeviri: Ey Yunus'u yaratan, perdeyi kaldır aradan,
Sadığım yolunda ben, yalan dava etmem.
Açıklama: Hak perdeyi kaldırır, Yunus sadıktır.
*
1
Bunca gönüller alan cihâna sultân mısın / Hükmün cânlar içinde cân içinde cân mısın
Çeviri: Bunca gönülleri alan, cihana sultan mısın?
Hükmün canların içindedir, can içinde can mısın?
Açıklama: Sevgili gönüllerin sultanıdır.
2
Nazarun bin cân alur derdün yürekde kalur Gören kendüden varur ‘âşıka kıyan mısın
Çeviri: Bakışın bin can alır, derdin yürekte kalır,
(seni) Gören kendinden geçer, sen aşığa kıyan mısın?
Açıklama: Sevgilinin nazarı öldürücü, derdi yakıcıdır.
3
Uçan kuşlar uçunur esen yil görse turur / Dîvler hükmüne girür Belkîs-Süleymân mısın
Çeviri: Uçan kuşlar çekinir, esen rüzgar görse durur,
Devler hükmüne girer, Belkıs Süleyman mısın.
Açıklama: Sevgili Süleyman gibi hükmeder.
4
Yüzünden gün tutılur ay togmaya utanur / Gören heybete kalur Yûsuf-ı Ken'ân mısın
Çeviri: Yüzünden güneş tutulur, ay doğmaya utanır,
Gören hayran kalır, Kenanlı Yusuf musun?
Açıklama: Sevgili Yusuf gibi güzeldir.
5
Ölü görse dirilür kalıbına cân gelür / Toprakdan âvâz gelür ‘Îsâ bin Meryem misin
Çeviri: Ölü seni görse dirilir, kalıbına can gelir,
Topraktan ses gelir, Meryem oğlu İsa mısın.
Kenan yurdu: Bugünkü Filistin, Lübnan ve Suriye'nin güneyi.
6
Işkun dîne şûr eyler arslana zencîr eyler Katı taşı mûm eyler Ferhâd-ı zamân mısın
Çeviri: Aşkın dini coşturur, aslana zincir vurur,
Sert taşı mum eder, zamanın Ferhat’ı mısın?
Açıklama: Sevgili Ferhad gibi aşkın kudretiyle taşı eritir.
7
Işkun Hakk’a irgürür cân gözi dîdâr görür Görenler baş indürür İbrâhîm Edhem misin?
Çeviri: Aşkın Hakk’a eriştirir, can gözü yüzünü görür,
Görenler baş eğer, İbrahim Ethem misin?
İbrahim ethem: Allah aşkı, için tacı tahtı bırakan hükümdar.
8
Yüzün dîdâr nûrıdur saçun Mi‘râc dünidür, Gören cânın unıdur Fahr-ı ‘âlem sen misin
Çeviri: Yüzün cemal nurudur, saçın Mirac gecesidir,
Gören canını unutur, Fahr-ı Âlem sen misin. (alemin övüncü).
Fahr-ı Âlem: Alemin övüncü: Cihanın gurur kaynağı.
9
Yûnus sevdügün gözle Hak yolını key izle Râzun gönülde gizle sen söze beyân mısın
Çeviri: Yunus sevdiğini gözet, Hak yolunu iyice izle,
Sırrını gönlünde gizle, sözle açıklar mısın?
Açıklama: Yunus sırrı gizlemeyi öğütler.
*
1
Bu ‘ömrüm yok yire harc itmişem ben / Cânumı gör ne oda atmışam ben
Çeviri: Bu ömrümü boş yere, harcamışım ben,
Canımı gör, nasıl ateşe atmışım ben.
Açıklama: Ömrün boşa harcanışı.
2
Kimesne kimseye itmemiş ola /
Anı kim kendüme ben itmişem ben
Çeviri: Kimse kimseye etmemiştir,
Onu kendime ben etmişim ben.
Açıklama: En büyük zarar insanın kendinedir.
3
Amelüm rahtını dirdüm götürdüm /
Kamu assum ziyâna satmışam ben
Çeviri: İşimin yükünü topladım, götürdüm,
Bütün kazancımı zarara satmışım ben.
Açıklama: Ameller boşa gitmiştir.
4
Cihânda bir sınuk saksıdan ötrü / Güherlerüm ziyâna satmışam ben
Çeviri: Dünyada bir kırık saksıdan ötürü,
Cevherlerimi zarara satmışım ben.
Açıklama: Fânî şeyler uğruna hakiki cevher kaybedilir.
5
Amelüm ne ki varsa hep riyâdur /
Acebdür ihlâsı unutmışam ben
Çeviri: İşim ne varsa hep gösteriştir,
Şaşılacak şey ihlâsı samimiyeti unutmuşum ben.
Riyâdur: riyadır: Gösteriştir, özü sözü bir olmamaktır.
İhlâsı: ihlası: Samimiyeti, karşılıksız sevgiyi.
6
Giceye iresini kimse bilmez /
Tûl-ı emel başın uzatmışam ben
Çeviri: Geceye ereceğini kimse bilmez,
Bitmez arzularla, başımı uzatmışım ben.
Açıklama: Uzun emeller insanı yanıltır.
7
Dükeli ‘ömrini harcına sürdi /
Ziyândan bellüdür ne ütmişem ben
Çeviri: Bütün ömrünü harcamaya verdi,
Zarardan bellidir ne kazanmışım ben.
Açıklama: Ömrün harcanışı ziyandan anlaşılır.
8
Aguya bal diyü barmak uzatdum /
Aşuma zehr-i kâtil katmışam ben
Çeviri: Zehire bal diye parmak uzattım, Yemeğime öldürücü zehir katmışım ben.
9
Bî-çâre Yûnus'un çokdur günâhı /
Anun dergâhına yüz tutmışam ben
Çeviri: Çaresiz Yunus'un çoktur günahı, O'nun huzuruna yüz tutmuşum ben.
*
1
Dost yüzini göricegez niçe karâr kılsun bu cân /
Yagmâya virür ol demde yüz bin zâhid dîn ü îmân
Çeviri: Dost yüzünü görünce, nasıl sakin olsun bu can,
Yağmaya verir (terk eder) o anda, yüz bin dindar, din ve imanı.
2
Ta‘na urman ‘âşıklara her ne hâle dönerise /
Fermân olımaz kendüye müşâhadeye gark olan
Çeviri: Ayıplamayın aşıkları, her ne hale dönerse,
İlahi seyre dalanın, emir geçmez kendisine.
3
Cân u gönül fehm ü ‘akıl ‘ışk mevcine gark olıcak /
Pes niçe ansun ol kişi yazug u müzd assı-ziyân
Çeviri: Can, gönül, anlayış ve akıl, aşk dalgasına dalınca,
Öyleyse nasıl hatırlar o kişi, günahı sevabı, fayda ve zararı.
Açıklama: Aşk aklı ve hesabı unutturur.
4
Cânında gözi yok kişi görmeyiser dost yüzini /
Gözsüz niçe fehm eylesün ne renkdedür işbu cihân
Çeviri: Can gözü yoksa kişinin, görmeyecektir Dost yüzünü,
Görmeyen nasıl anlasın, ne renktedir bu cihan.
Açıklama: Gönül gözü olmadan hakikat görülmez.
5
Yüz bin melik ü selâtîn dost yüzini göricegiz /
Terk eyleye tahtını vü ‘izzet ü leşker hânumân
Çeviri: Yüz bin hükümdar ve sultanlar, Dost yüzünü görünce,
Terk ederler tahtı onuru, ordusunu ve evini barkını.
Açıklama: Dost yüzü, saltanatı terk ettirir.
6
Âşık niçe harâbısa velâyeti arta durur / Anuniçün ki dâimâ vîrândadur genc-i nihân
Çeviri: Aşık ne kadar harapsa, manevi mertebesi artar,
Onun içindir ki daima, harabededir gizli hazine.
Açıklama: Haraplık velâyetin kaynağıdır.
7
Ayne'l-yakîn gören kişi ırmaz gözin dost yüzinden /
Niçe görebilsün anı bu sevüden taşra turan
Çeviri: Keskin gözle gören kişi, ayırmaz gözünü Dost yüzünden,
Nasıl görebilsin Onu, bu sevginin dışında duran.
Açıklama: Hakikî görme ayne’l-yakîn ile olur.
8
Yûnus'a bu ‘ışk kızgını komaz dilini tutmaga /
Âşıkla ma'şûk râzını dürüst diyemeye lisân
Çeviri: Yunus’a bu aşk ateşi, izin vermez dilini tutmaya,
Aşıkla sevgilinin sırrını, tam anlatamaz dil.
Açıklama: Aşk sırrı dile sığmaz.
*
1
Ol dürr-i yetîmem ki görmedi beni ‘ummân Bir katreyem illâ ki ‘ummâna benem ‘ummân
Çeviri: Öyle eşsiz inciyim ki, görmedi beni okyanus,
Bir damlayım ancak, okyanusa okyanus benim.
Açıklama: Küçük damla aslında büyük denizdir.
2
Gel mevc-i ‘acâib gör deryâ-yı nihân gözle /
Zî-bahr-i nihâyetsüz katrede olur pinhân
Çeviri: Gel, acayip dalgayı gör, gizli denizi gözle,
Şu nihayetsiz deniz, bir damlada olur gizli.
Açıklama: Sonsuzluk küçükte gizlidir.
3
Dem urmazıdı Mansûr tevhîd-i Ene'l-Hak'dan /
Işk dârına dost zülfi asmışdı beni ‘uryân
Çeviri: (ermeseydi eğer) Söz etmezdi Mansur, Ene'l-Hak birliğinden,
Dost Aşkın idam ağacına, saçımın teliyle asmıştı beni çıplak.
Açıklama: Mansûr’un darağacı aşkın sembolüdür.
4
Bu ‘âlem-i kesretde sen Yûsuf u ben Ya'kûb /
Ol ‘âlem-i vahdetde ne Yûsuf u ne Ken‘ân
Çeviri: Bu çokluk dünyasında, sen Yusuf ben Yakup,
O birlik aleminde, ne Yusuf var ne Kenan,
Açıklama: çokluk ve vahdet farkı: çoklukta ayrılık, vahdette birlik.
5
Bunda dimeden Mecnûn Leylâ adını Mevzûn / Ne Leylâ idüm anda ne Mecnûn-ı ser-gerdân
Çeviri: Burada Mecnun henüz -Leyla demeden güzelce,
Ne Leyla idim orada, ne de perişan Mecnun.
Açıklama: teklik makamında, Başı dönmüş haldeydim.
6
Yi-nûn-sîn ulaşmadın cân kuyuya düşmedin Işk dadıla mest geldük hem mest giderüz bundan
Çeviri: Yi-Nun-Sin Yunus ismi gelmeden, can kuyuya düşmeden (bedene),
Aşkın tadıyla sarhoş geldik, hem sarhoş gideriz buradan.
Açıklama: ruhun yolculuğu.
7
Bu cismüm belâsıdur adum Yûnus oldugı / Zâtum sorar olursan sultâna benem sultân
Çeviri: Bu bedenimin belasıdır, adımın Yunus olması,
Zatımı sorar olursan, sultana benim sultan.
*
1
Ol cân kaçan öliser sen ana cân olasın / Ölmiş gönül dirile anda ki sen olasın
Çeviri: O can ölürse sen ona, can olasın, Ölmüş gönül dirilir, orada ki sen olasın,
2
Ol cân kaçan öliser sen ana cân olasın / Ölmiş gönül dirile anda ki sen olasın
Çeviri: O can ne zaman ölür ki, sen ona can olunca,
Ölmüş gönül bile dirilir, orada sen olunca.
3
Sen oldugun gönüller her dem cânın yiniler /
Bunlardur ölmeyenler hâkimi sen olasın
Çeviri: Senin olduğun gönüller, her an canını yeniler,
Bunlardır ölmeyenler, sahibi sen olasın.(sensin)
Açıklama: İlahi nur ile dolan ruhlar, bedenen ölseler bile manen ölümsüzlüğe ulaşırlar.
4
Sen oldugun makâmda ehl-i dâd olur anda / Güç olmaz ol dîvânda sultânı sen olasın
Çeviri: Senin olduğun makamda, adalet ehli olur orada,
Zorluk olmaz o huzurda, sultanı sen olasın.
Açıklama: Hak bulunduğu yerde adalet ve sultanlık vardır.
5
Cân bedenden uçıcak menzilinden göçicek / Ol cihâna geçicek göze ‘iyân olasın
Çeviri: Can bedenden uçunca, yerinden göçünce,
O aleme geçince, göze görünen olasın.
Açıklama: Ölüm başka cihana geçiştir, Hak orada görünür.
6
Tozını yil almaya bir zerre ırılmaya / Âşık cânı ölmeye ma'şûkı sen olasın
Çeviri: Tozunu rüzgar almaz, bir zerre ayrılmaz,
Aşığın canı ölmez, sevgilisi sen olunca.
Açıklama: Âşık Hak ile ölümsüzdür.
7
Yûnus sen ‘âşıkısan ‘ışka muvafıkısan / Korkma ulaşıgısan ne olursan olasın
Çeviri: Yunus sen aşıksan, aşka uygunsan,
Korkma kavuşmuşsan, ne olursan olasın.
Açıklama: Aşk yolunda korku yoktur, vuslat kesindir.
*
1
Aceb oldı hâlüm bu ‘ışk elinden / Göremezem yolum bu ‘ışk elinden
Çeviri: Acayip oldu halim, bu aşk elinden,
Göremem yolumu, bu aşk elinden.
2
Bu cümle ‘âlemün tâcı iken uş /
Ayaklarda gubâram ‘ışk elinden
Çeviri: Bu bütün alemin, tacı iken işte,
Ayaklarda tozum, bu aşk elinden.
3
Garîb bülbülleyin zâri kıluram Akar çeşmüm yaşı bu ‘ışk elinden
Çeviri: Garip bülbül gibi, ağlar inlerim,
Akar gözümün yaşı, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk âşığı ağlatır.
4
Gazel yapraklayın benzüm sarardı / Kararuban düşdüm bu ‘ışk elinden
Çeviri: Kuru yaprak gibi, yüzüm sarardı,
Kararıp düştüm, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk âşığı solgun ve kararsız kılar.
5
Yarın mahşerde ben yırtam yakamı /
Niçe feryâd idem bu ‘ışk elinden
Çeviri: Yarın mahşerde ben, yırtarım yakamı,
Nasıl feryat edeyim, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk mahşerde bile feryat ettirir.
6
Tag u taşlar erür bu ‘ışk elinden / Denizler cûşa geldi ‘ışk elinden
Çeviri: Dağ ve taşlar erir, bu aşk elinden,
Denizler coştu, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk tabiatı bile dönüştürür.
7
Niçe bin enbiyâ ‘ışka giriftâr /
Yir ü gök toptolu bu ‘ışk elinden
Çeviri: Nice bin peygamber, aşk’a tutulmuş,
Yer ve gök dopdolu, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk evrensel bir kudrettir.
8
Çagurup eydeler gel güç görenler /
Benüm çilem nedür bu ‘ışk elinden
Çeviri: Çağırıp deseler, sıkıntımı görenler,
Benim çilem nedir, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk âşığa çile yükler.
9
N'iderem ben yarün vaslından ayruk / Büküldi kad-bâlâm bu ‘ışk elinden
Çeviri: Neylerim ben sevgilinin, kavuşmasından başka,
Büküldü uzun boyum, bu aşk elinden.
Açıklama: Aşk âşığı yıpratır, vuslat tek çaredir.
10
Yûnus sen Tapdug'una kıl du'âyı /
İçersün zehr-i kâtil ‘ışk elinden
Çeviri: Yunus, sen Taptuk'una et duayı,
İçersin öldürücü zehri, aşk elinden.
Açıklama: Aşk öldürücü zehir gibidir, ama mürşid dua ile kurtarır.
*
1
Gönül usanmadun sen bu seferden / Çalab'um saklasun seni hatardan
Çeviri: Gönül, bıkmadın mı sen bu yolculuktan,
Tanrım saklasın seni tehlikeden.
Açıklama: Gönül yolculuğu bitmez, korunma Allah’tandır.
2
Kişi kim kişinün kahrın çekince /
Gidüp görünmemek yigdür nazardan
Çeviri: Kişi, başkasının kahrını çekince, Gidip görünmemek iyidir bakışlardan.
Açıklama: Yiğitlik bazen görünmemekte, sabırdadır.
3
Togaldan bagrumı togradı gurbet /
Sızar tamar ciger kanı tamardan
Çeviri: Doğduğumdan bağrımı, doğradı gurbet,
Sızar damlar, ciğerimin kanı damardan.
Açıklama: Gurbetin acısı kan gibi sızar.
4
Vatan oldı diken gurbet gülistân /
Agu içmek yig oldı ney-şekerden
Çeviri: Vatan diken gibi oldu, gurbet gül bahçesi,
Zehir içmek iyi oldu, şeker kamışından.
Açıklama: Gurbet bazen tatlı, vatan diken gibi acı olur.
5
Güher didükleri ‘ilm-i hünerdür /
Hüner-mende hüner yigdür güherden
Çeviri: Cevher dedikleri şey, ilim ve hünerdir,
Hünerli kişideki ustalık, iyidir mücevherden.
Açıklama: Hakiki cevher ilim ve hünerdir.
6
Yûnus gögüs açup dosta giderken / Çalab'um saklasun seni hatardan
Çeviri: Yunus göğsünü açıp dosta giderken,
Tanrım saklasın, seni tehlikeden.
Açıklama: Dost yoluna giderken korunma Allah’tandır.
*
1
Dîn ü millet kodurdı ol benüm gönlüm alan Anı gören kişiye ne gönül kalur ne cân
Çeviri: Din ve milletimi bıraktırdı, o benim gönlümü alan,
Onu gören kişide, ne gönül kalır ne can.
Açıklama: Aşk din ve milletin ötesine taşar.
2
Tuymayanlar hâlümi dînin kodı dir bana / Neyile dîn beslesin cânsuz gönülsüz kalan
Çeviri: Anlamayanlar halimi, -dinini bıraktı der bana,
Cansız gönülsüz kalan, nasıl dinini beslesin.
Açıklama: Din, gönül ve canla yaşar, aşk olmadan kuru kalır.
3
Sûretümde varlıgum cânıla gönülidi / Kodurdı kamusını bana ‘ışk bagışlayan
Çeviri: Görüntüde varlığım, can ile gönül idi,
Bıraktırdı tamamını, bana aşkı veren.
4
Işkun serhengi beni komaz hîç bir nesneye Ne İslâm'da ne dînde anılmaz küfr ü imân
Çeviri: Aşkın komutanı beni, bırakmaz hiçbir şeye,
(aşk makamında) Ne İslam’dan ne dinden, anılmaz küfür ve iman.
Açıklama: Aşk, küfür ve iman sınırlarını aşar.
5
Şart u farz olmaz anda cânı ‘ışkda kalanda /
Cevâb sözi dil söyler niçe bilsün bu lisân
Çeviri: Şart ve farz olmaz ona, canı aşkta kalınca,
Cevap sözünü gönül söyler, nasıl bilsin bu lisan.(dil)
Açıklama: Aşk şeriatın ötesinde bir hâl doğurur.
6
Işka mesel baglanmaz ‘ışk işi hisâb olmaz Dostlık ticâretinde anılmaz assı-ziyân
Çeviri: Aşka kıyas edilmez, aşk’ın hesabı belli olmaz,
Dostluk ticaretinde, anılmaz kâr ve zarar.
Açıklama: Aşk hesap dışıdır, dostlukta ticaret yoktur.
7
Beni benlikden kodı varlık defterin yudı Havf u recâ göstermez hayr u şer elden koyan
Çeviri: Beni benlikten ayırdı, varlık defterini sildi,
Korku ve ümitli olmaz, hayır ve şerri bırakan.(iyiliği-kötülüğü)
Açıklama: Aşk benliği ve varlığı siler.
8
Elden iş bırakdurdı niteliksüz bakdurdı / Bizüm ahvâlümüzde anılmaz nâmla nişân
Çeviri: Elimden işleri bıraktırdı, benzersiz özüyle bakdırdı,
Bizim halimizde anılmaz nam ve nişan.(şöhret- işaret)
Nâm: Ün, şöhret, rütbe.
Nişân: İşaret, belirti, iz.
9
Sorman Yûnus'dan haber dost kandasa anda var /
Yüz bin gevherden fârig ‘ışk denizine talan
Çeviri: Sormayın Yunus'tan haber, Dost neredeyse oradadır,
Yüz bin mücevherden vazgeçer, aşk denizine dalan.
Açıklama: Yunus aşk denizine talan olmuş, dost neredeyse oradadır.
*
1
Erenlere muhib iken yâ münkir oldugun neden /
Key sakıngıl datlu cânun okları çıkmadın yaydan
Çeviri: Erenleri severken, ya niye inkarcı oldun,
İyice sakın tatlı canını, ok çıkmadan yaydan.
Açıklama: Erenlere muhabbet gerekir, onları inkar tehlikelidir.
2
Kahır erenler atıdur gayret dahı hil'atıdur /
Erenler yayı katıdur okları geçer kayadan
Çeviri: (nefsi terbiye eden) Kahır, erenlerin atıdır, gayret de hırkasıdır,
Erenlerin yayı serttir, okları geçer kayadan.
Kahır: zorlama: Yok etme, perişan etme, zor kullanma, keder, üzüntü.
3
Bize muhib olanları Hak'dan dilerüz anları /
Dönüp münkir olanları tîz çıkarurlar aradan
Çeviri: Bize dost olanları, Hak'tan dileriz onları,
Dönüp inkar edenleri, tez çıkarırlar aradan.
Açıklama: Hak yolunda muhib kalır, münkir çıkarılır.
4
Bunda el-ayak öpilür görenün cânı kapılur Garîb müsâfir yapılur zavye vü mescid-hâneden
Çeviri: Burada el ayak öpülür, görenin canı kapılır,
Garip misafir ağırlanır, tekke ve mescitlerde.
Açıklama: Hak yolunda tevazu ve misafirlik esastır.
5
Agu içerse nûş olsun süçi içerse hoş olsun /
Yûnus ile yoldaş olsun gelsün Allâh'ına giden
Çeviri: Zehir içerse şifa olsun, şerbet içerse hoş olsun,
Yunus ile yoldaş olsun, Allah’ına giden gelsin.
Açıklama: Hak yolunda her şey hoş görülür, yoldaşlık Allah’a götürür.
*
1
Ol dost bize gelmezise ben dosta girü varayın /
Çeküben cevr ü cefâyı dostumun yüzin göreyin
Çeviri: O Dost bize gelmezse, ben Dosta geri varayım,
Çekip eziyet ve cefayı, dostumun yüzünü göreyim.
Açıklama: Dost yüzü cefâ ile görülür.
2
Ser-mâyemüz bir cânıdı anı dahı aldı bu ‘ışk /
Ne ser-mâye var ne dükkân bâzâra neye varayın
Çeviri: Sermayemiz bir candı, onu da aldı bu aşk,
Ne sermaye var ne dükkan, pazara niçin varayım.
Açıklama: Aşk candan başka sermaye bırakmaz.
3
Kurulmış dükkân u bâzâr dost içine girmiş gezer /
Günâhum çok gönlüm sizer ben dosta çok yalvarayın
Çeviri: Kurulmuş dükkan ve pazar, Dost içine girmiş gezer,
Günahım çok gönlüm sızlar, ben Dosta çok yalvarayım.
Açıklama: Günah gönlü sızlatır, dosta yalvarış doğurur.
4
Gönlüm eydür dost benümdür gözüm eydür dost benümdür /
Gönlüm eydür göze sabr it bir dem haberin vireyin
Çeviri: Gönlüm der dost benimdir, gözüm der dost benimdir,
Gönlüm der göze sabret, bir an (Dost'tan) haber vereyim.
Açıklama: Gönül ve göz dostu sahiplenir, sabır öğütlenir.
5
Hak nazar kıldugı câna bir göz ile bakmak gerek /
Ana ki Hak nazar kıldı ben anı niçe yireyin
Çeviri: Hak’ın nazar ettiği cana, Bir göz ile (aynı gözle) bakmak gerek,
Ona ki Hak nazar etti, ben onu nasıl yereyim.
Yireyin: yereyim: Aşağılayayım, ayıplayayım, kötüleyeyim.
6
Tapduk eydür bu Yûnus'a bu ‘ışk Hakk'a irse gerek /
Kamulardan ol yücedür ben ana niçe ireyin
Çeviri: Tapduk der ki bu Yunus'a, bu aşk Hakk'a erse gerek,
Herkesten o yücedir, ben ona nasıl ereyim.
Açıklama: Aşk Hakk’a erdirir, herkesten yücedir.
*
1
İy gönül bir dem bir vakit dünyâdan usanmaz mısın,
Bunca fâsid işlerile yüzünden utanmaz mısın
Çeviri: Ey gönül bir an bir vakit, dünyadan usanmaz mısın?
Bunca fesat işler yüzünden, utanmaz mısın?
Açıklama: Dünyadan usanmak ve kötü işlerden utanmak öğütlenir.
2
Sen seni hoş tutgıl arı istigfâr eyle yârı /
Îmân bilüne baglanup dîn tonın tonanmaz mısın
Çeviri: Sen kendini hoş tut, temiz istiğfar eyle sevgiliye,
İmanı beline bağlayıp, din elbisesini giyinmez misin?
İstigfâr eyle: tövbe et: Bağışlanma dile.
3
İy metâ‘ın kalba satan güherine pûllar katan /
Assıyı ziyâna satan assıya uzanmaz mısın
Çeviri: Ey malını sahteye satan, cevherine (özüne) pullar katan,
Kârını zarara satan, kâra uzanmaz mısın?
Pûllar: değersiz paralar: Bakır paralar, pul.
4
Gayret içinde mübtelâ günâhlar içinde kodı /
Dîn yolında gönül sayrı ciddile tayanmaz mısın
Çeviri: (Dünya) Gayretine tutuldun, günahlar içinde kaldın,
Din yolunda gönlün hasta, ciddiyetle dayanmaz mısın?
Açıklama: Din yolunda sabır ve dayanış öğütlenir.
5
Ölmez vuslat meyin içen ma‘siyyet denizin geçen /
Meyhâneden ‘azim idüp mescidlere kanmaz mısın?
Çeviri: Ölümsüz kavuşma şarabını içen, günah denizinden geçer,
Meyhaneden niyet edip, mescitlere kanmaz mısın? (doymazmısın)
Açıklama: Günah denizinden geçip mescide yönelmek gerekir.
6
Yiri gögi seyrân kılan ‘Arş u Kürsi cevlân uran /
Yûnus katında iy gönül bir dem eglenmez misin
Çeviri: Yeri göğü seyreden, Arş ve Kürsi'yi dolaşan,
Yunus’un katında ey gönül, bir an kalmaz mısın?
Açıklama: Hak karşısında gönül bir an durup eğlenmelidir.
*
1
Şöyle hayrân eyle beni ‘ışkun odına yanayın /
Her kancaru bakarısam gördügüm seni sanayın
Çeviri: Öyle hayran eyle beni ki, aşkın ateşine yanayım,
Her nereye bakarsam, gördüğüm her şeyi sen sanayım.
Açıklama: Aşk her yerde sevgiliyi gösterir.
2
Beni okıdı sultânum uş gönüldi gider cânum /
Elden bırakdı benligi bunda niçe egleneyin
Çeviri: Beni çağırdı sultanım, işte yola çıktı gider canım,
(Canım) Bıraktı benliği, burada nasıl vakit geçireyim.
Açıklama: Aşk benliği yok eder.
3
Senün kokun tuydı cânum terkin urdum bu cihânun /
Aceb kandadur mekânun ya ben kanda isteyeyin
Çeviri: Senin kokunu duydu canım, terk ettim bu dünyayı,
Acaba nerededir mekanın, ya ben nerede arayayım.
Açıklama: Sevgilinin kokusu dünyayı terk ettirir.
4
Dört mezhebün ‘âşıkıyam yidi mezheb geçdi cânum /
Kogıl beni söyletmegil bu yollarda uyanayın
Çeviri: Dört mezhebin âşığıyım, yedi mezhebi geçti canım,
Bırak beni söyletme, bu yollarda uyanayım.
Dört mezhebün: dört mezhebin: Hanefi, Maliki, Şafi, Hanbeli.
5
Yidi Tamu didükleri katlanmaya bir âhuma Sekiz uçmak eglemeye bunda niye egleneyin
Çeviri: Yedi cehennem dedikleri, katlanamaz bir ahıma,
Beni Sekiz cennet oyalayamaz, burada niye vakit geçireyim.
Açıklama: Aşk, cehennem ve cenneti aşar.
6
Sekiz Uçmak ‘arz olursa yitmiş bin Hûrî gelürse /
Aldamaya bu cânumı bunda nite aldanayın
Çeviri: Sekiz cennet bana arz olursa, yetmiş bin huri gelirse,
Aldatamaz bu canımı, burada nasıl aldanayım.
Açıklama: Aşk, huriler ve cennet vaatlerini aşar.
7
Dilde söylenür haberün hergiz bulunmaz eserün /
Götür yüzünden perdeyi dîdâruna göyüneyin
Çeviri: Dilde söylenir haberin, asla bulunmaz eserin,
Kaldır yüzünden perdeyi, ilahi yüzünle yanayım.
Açıklama: Hakikat perdeyle örtülüdür, didar istenir.
8
İlm-i hikmet okıyanlar ‘ışkdan fakîr durur bunlar /
Mansûr oldum asun beni hep dillerde söyleneyin
Çeviri: Hikmet ilmi okuyanlar, aşktan yoksundur bunlar,
Mansur oldum asın beni, hep dillerde söyleneyim.
İlm-i hikmet: hikmet ilmi: Varlıkların özünü ve eşyanın hakikatini anlama bilimi.
9
Yûnus dimedi bu sözi câna toldı dost âvâzı /
Kördür münâfıkun gözi ya ben niçe göstereyin
Çeviri: Yunus demedi bu sözü, cana doldu Dostun sesi,
Kördür münafığın gözü, ya ben nasıl göstereyim.(hakikati).
Münâfıkun: münafığın: İkiyüzlü kimsenin.
*
1
İlâhî bir ‘ışk vir bana ben benligüm bilmeyeyin /
Yavu kılayın ben beni isteyüben bulmayayın
Çeviri: İlahi (Ey Allah'ım), bir aşk ver bana, ben benliğimi bilmeyeyim,
Yitireyim kendimi, arayıp da bulmayayım.
Açıklama: Aşk benliği yok eder.
2
Şöyle hayrân eyle beni bilmeyeyin dün ü güni /
İsteyeyin dâim seni ayruk nakşa kalmayayın
Çeviri: Öyle hayran eyle beni ki, bilmeyeyim gece gündüzü,
İsteyeyim daima seni, başka süse kanmayayım.
Açıklama: Aşk zaman ve süsü unutturur.
3
Al gider benden benligi toldur içüme senligi /
Bundayiken öldür beni varup anda ölmeyeyin
Çeviri: Al götür benden benliği, doldur içime senliği,
Buradayken öldür beni, varıp orada ölmeyeyim.
Açıklama: Ölmeden önce ölmek anlatılıyor.
4
Söylerisem gelmez dile kim söge bana kim güle /
Bâri yanayın derdile hâlüm dile gelmeyeyin
Çeviri: Söylesem sığmaz dile, kimi söver bana kimi güler,
Bari yanayım derdinle, halim dile düşmesin.
Açıklama: Aşk derdi dile sığmaz, yanışla yaşanır.
5
Uş yürüyem yana yana cigerüm gark oldı kana /
Işkun bir ok urdı câna niçe zâri kılmayayın
Çeviri: İşte yürürüm yana yana, ciğerim battı kana,
Aşkın bir ok vurdu cana, nasıl feryat etmeyeyim.
Açıklama: Aşkın oku canı yaralar, âşık feryat eder.
6
Ko ben yanayın tüteyin dost bahçesinde yiteyin /
Bir gül olayın biteyin açıluban solmayayın
Çeviri: Bırak yanayım tüteyim, Dost bahçesinde yiteyim,
Bir gül olup biteyim,( yetişeyim) açılıp da solmayayım.
Açıklama: Âşık dost bahçesinde gül olur, solmaz.
7
Mansûr'layın dâra beni şöyle ‘ıyân göster seni /
Kurbân kılayın bu cânı 'ışka münkir olmayayın
Çeviri: Mansûr gibi darağacına çek beni, öyle ki kendini apaçık göster bana.
Kurban edeyim bu canı, aşka inkarcı olmayayım.
Açıklama: Aşk Mansûr gibi darağacına çıkarır, kurbanlık ister.
8
Işkdur bu derdün dermânı ‘ışk yolına virdüm cânı /
Miskîn Yûnus dir yâ Ganî bir dem ‘ışksuz kalmayayın
Çeviri: Aşktır bu derdin dermanı, aşk yoluna verdim canı,
Garip Yunus der -ya Gani(zengin), bir an aşksız kalmayayım.
Açıklama: Aşk derdin dermânıdır, Yunus’un duası aşksız kalmamaktır.
*
1
Taşdun yine deli gönül sular gibi çaglar mısın?
Akdun yine kanlu yaşum yollarumı baglar mısın
Çeviri: Taştın yine deli gönül, sular gibi çağlar mısın (coşar mısın)?
Aktın yine kanlı yaşım, yollarımı bağlar mısın?
Açıklama: Gönül taşar, gözyaşı yolları bağlar.
2
N'idem elüm irmez yâre bulınmaz derdüme çâre /
Oldum ilümden âvâre beni bunda egler misin
Çeviri: Ne edeyim elim yetmez yâre, bulunmaz derdime çare,
Düştüm yurdumdan avare (başıboş), beni burada eğler misin? (oyalarmısın).
3
Yavu kıldım ben yoldaşı onulmaz bagrumun başı /
Gözlerümün kanlu yaşı ırmag olup çaglar mısın
Çeviri: Kaybettim ben yoldaşımı, iyileşmez bağrımın yarası,
Gözlerimin kanlı yaşı, ırmak olup çoşarmısın.
4
Ben toprak oldum yoluna sen aşuru gözedürsin /
Şu karşuma gögüs gerüp taş bagırlu taglar mısın
Çeviri: Ben toprak oldum yoluna, sen uzaktan bakarsın,
Şu karşımda göğüs geren, taş kalpli dağlar mısın? (merhametsiz).
5
Harâmî gibi yoluma arkurı inen karlu tag Ben yârümden ayru düşdüm sen yolumı baglar mısın
Çeviri: Eşkıya gibi yoluma, ters dikilen karlı dağ,
Ben yârimden ayrı düştüm, yolumu kesermisin.
6
Karlu taglarun başında salkım salkım olan bulut /
Saçun çözüp benüm içün yaşın yaşın aglar mısın
Çeviri: Karlı dağların başında, salkım salkım olan bulut,
Saçını çözüp benim için, için için ağlar mısın?
Açıklama: Tabiat bile âşığın derdine ağlar.
7
Esridi Yûnus'un cânı yoldayım illerüm kanı /
Yûnus düşde gördi seni sayru mısın saglar mısın
Çeviri: Sarhoş oldu Yunus’un canı, yoldayım yurdum hani,
Yunus rüyada gördü seni, hasta mısın iyi misin?
*
1
Cânlar cânını buldum bu cânum yagmâ olsun Assı ziyândan geçdüm dükkânum yagmâ olsun
Çeviri: Canlar canını buldum, bu canım yağma (feda) olsun,
Kâr ve zarardan geçtim, dükkânım yağma olsun.
Açıklama: Hakikî canı bulunca dünya dükkânı yağma olur.
2
Ben benligümden geçdüm gözüm hicâbın açdum /
Dost vaslına ulaşdum gümânum yagmâ olsun
Çeviri: Ben benliğimden geçtim, gözümün perdesini açtım,
1:Dost vuslatına vardım, şüphem yağma olsun.
2:Dosta kavuştum, şüphem feda olsun.
Açıklama: Benlikten geçiş dosta kavuşmaya ulaştırır.
3
Benden benligüm gitdi hep mülkümi dost tutdı /
Lâ-mekân kavmi oldum mekânum yagmâ olsun
Çeviri: Benden benliğim gitti, her yerim Dost doldu,
Mekânsızlık kavminden oldum, mekânım yağma olsun.
Açıklama: Benlik madde ötesine geçilir. mekân da yağma olur.
4
İkilikden usandum ‘ışk tonını tonandum /
Derdi hânına kandum dermânum yagmâ olsun
Çeviri: İkilikten usandım, aşk giysisini giydim,
Dert sofrasında doydum, dermanım feda olsun.
Açıklama: İkilikten kurtuluş aşk giysisiyle olur.
5
Varlık çün sefer kıldı andan dost bize geldi /
Vîrân gönül nûr toldı cihânum yagmâ olsun
Çeviri: Varlığım ne zaman ki çekip gitti, artık Dost bize geldi,
Harabe gönlüm nur doldu, dünyam yağma olsun.
Açıklama: Varlık gidince dost gelir, gönül nurla dolar.
6
Geçdüm bitmez sagınçdan usandum yaz u kışdan /
Bostânlar başın buldum bostânum yagmâ olsun
Çeviri: Vazgeçtim bitmez kaygıdan, yazdan kıştan usandım,
Asıl bahçeyi buldum, bağım yağma (feda) olsun.
Açıklama: Özlem ve mevsimler geçer, hakikî bahçe bulunur.
7
Ta‘allukdan üzüşdüm ol dostdan yana uçdum Işk dîvânına düşdüm dîvânum yagmâ olsun
Çeviri: Bağlarımdan kurtuldum, Dost'a doğru uçtum,
Aşk meclisine girdim, dünyam yağma olsun.
Açıklama: nefsani bağlar bırakılır, aşk meclisine girilir.
8
Yûnus ne hoş dimişsin bal u şeker yimişsin /
Ballar balını buldum kovanum yagmâ olsun
Çeviri: Yunus ne hoş demişsin, bal ve şeker yemişsin,
Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun.
Açıklama: Hakikî bal bulununca kovan yağma olur.
*
1
Anup kıyâmet günini / Aglaşalum ol gün içün /
Ol gün melâmet günidür / Aglaşalum ol gün içün
Çeviri: Anıp kıyamet gününü, ağlaşalım o gün için,
O gün mahcubiyet günüdür, ağlaşalım o gün için.
Açıklama: Kıyamet günü melâmet ve ağlayış günüdür.
2
Ol günde yirler yarıla / Cümle ölenler dirile /
Cümle günâhlar sorıla / Aglaşalum ol gün içün
Çeviri: O gün yerler yarılır, bütün ölenler dirilir,
Bütün günahlar sorulacak, ağlaşalım o gün için.
Açıklama: Kıyamet günü hesap günüdür.
3
Ol günde gök çatlayısar / İnsân niçe katlanısar /
Ol günde kim korkmayısar / Aglaşalum ol gün içün
Çeviri: O gün gök çatlayacak, insan nasıl katlanacak,
O gün kim korkmayacak, ağlaşalım o gün için.
Açıklama: Kıyamet günü gök bile çatlar, korku büyüktür.
4
Âh ol günün korkuları / Koca kılur ma‘sûmları /
Niçe olur mücrimleri / Aglaşalum ol gün içün
Çeviri: Ah o günün korkuları, yaşlandırır masum çocukları,
Ne olur suçluların hali, ağlaşalım o gün için.
Açıklama: Kıyamet korkusu masum çocukları bile değiştirir.
5
Ol gün katı efgân ola / İrkek dişi ‘uryân ola /
Cümle ciger biryân ola / Aglaşalum ol gün içün
Çeviri: O gün şiddetli feryat olur, erkek dişi çıplak kalır,
Herkesin ciğeri kavrulacak, ağlaşalım o gün için.
Açıklama: Kıyamet günü çıplaklık ve feryat hâkimdir.
6
İy Yûnus Emre gir yola / Hâl bilmez kardaş ne ola /
Meger dermân Hak'dan ola / Aglaşalum ol gün içün
Çeviri: Ey Yunus Emre gir yola, hal bilmeyen arkadaş neye yarar,
Meğer derman Hak’tan olur, ağlaşalım o gün için.
Açıklama: Hak yoluna gir, çünkü dermân yalnız Hak’tandır.
*
1
Sübhân bizi uyarısar niçe zamân yatmış iken /
Cânlar teni isteyiser terk idüben gitmiş iken
Çeviri: Sübhân (noksansız) bizi uyandıracak, bunca zaman yatmışken,
Canlar bedeni isteyecek, terk edip gitmişken.
Açıklama: Diriliş günü ruhlar, ayrıldıkları bedenlerine geri dönmeyi ister.
2
Gör Hâlik'ün ‘inâyetin deryâ-yı bî-nihâyetin /
Bize dîdâr gösteriser bunca günâh itmiş iken
Çeviri: Gör Halık’ın (Yaradan’ın) lütfunu, ucu bucağı olmayan denizini,
Bize yüzünü gösterecek, bunca günah işlemişken.
Açıklama: İlâhî iyilik günahkâra bile didar verir.
3
Hakk'un ‘inâyeti çokdur irer kullarına dâim /
Allah Halîl'i sakladı Nemrûd oda atmış iken
Çeviri: Hak’kın yardımı çoktur, erer kullarına daim,
Allah Halil’i (İbrahimi) korudu, Nemrut’u ateşe atmışken.
4
İnâyeti kime irse ol kul iken sultân olur İşitmedün mi Yûsuf'ı bâzirgâna satmış iken
Çeviri: Lütfu kime erişirse, o kul iken sultan olur,
İşitmedinmi Yusuf’u, tüccara satılmışken.
5
Işkıla gelsen yola Yûnus'layın olsan n'ola /
Tâ‘atini terk itmedi balık anı yutmış iken
Çeviri: Aşkla yola gelsen, Yunus gibi olsan ne güzel olur,
İbadeti terk etmedi, balık onu yutmuşken.
Açıklama: Yunus peygamber sabır ve tâat örneğidir.
6
Ahdüni eylegil vefâ gönlüni eylegil safâ Kanı Muhammed Mustafâ ‘Arş'a Mi‘râc itmiş iken
Çeviri: 1 : Sözüne vefalı ol, gönlünü tertemiz eyle,
Hani Muhammed Mustafa, Arş’a Miraç etmişken.
Açıklama: ruhlar âlemindeki – evet dediğimiz söze vefalı ol.
7
Kan'enbiyâ vü evliyâ geldi geçdi cümle velî /
Kanı Dâvud u Süleymân Kâf'dan Kâf'a dutmış iken
Çeviri: Hani peygamberler ve veliler, hepsi gelip geçti,
Hani Davut ve Süleyman, Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na hükmetmişken.
Açıklama: Peygamberlerin hüküm ve velâyeti hatırlatılır.
8
Ne kadar çok ise mâlun ecel sana sunar elin /
Ne assı eyledi Kârûn bu dünyâya batmış iken
Çeviri: Ne kadar çoksa da malın, ecel sana elini uzatır,
Ne fayda etti Karun’a, bu dünyaya batmışken.
Kârûn: Karun: Kur'an'da adı geçen ve zenginliğiyle bilinen kişi.
9
Kulak urgıl benden yana haberüm var diyem sana /
La‘net kıldı ‘Azâzîl'i ‘Arş'da mekân tutmış iken
Çeviri: Kulak ver benden yana, haberim var diyeyim sana,
Lanetledi Azazil’i (şeytanı), Arş’ta mekan tutmuşken.
10
Dostdan belâ gelicegiz Eyyûb'layın sabreylegil /
Niçe sıhhât buldı teni bunca belâ çekmiş iken
Çeviri: Dosttan bela gelince, Eyüp gibi sabreyle,
Nasıl şifa buldu bedeni, bunca hastalık çekmişken.
Açıklama: Eyyub hastalıklarına sabretmiş isyan etmemiştir.
11
Anıcaguz şol bir güni ditrer mi Yûnus'un cânı /
Îmân-Kur'ân yoldaş ile son menzile yitmiş iken
Çeviri: Anınca O günü, titrer mi Yunus’un canı,
İman ve Kur’an yoldaşlığıyla, son menzile varmışken.
Açıklama: Son menzilde iman ve Kur’an yoldaş olur.
*
1
Hey yârânlar hey kardaşlar nic'edeyin n'ideyin ben /
Sen benüm kulum degülsin dir olursa n'ideyin ben
Çeviri: Hey dostlar hey kardeşler, neyleyim ne yapayım ben,
"Sen benim kulum değilsin" derse, neylerim ben.
Açıklama: Kul kabul edilmeme korkusu.
2
Zelîl magbûn kala başum anda hîç dinmeye yaşum /
Mahşer güni içüm taşum nâr olursa n'ideyin ben
Çeviri: Horlanmış hüsranda kalsa da başım, orada hiç dinmez gözyaşım,
Mahşer günü, içim dışım ateş olursa ne ederim ben.
Açıklama: Mahşer günü ateş ve gözyaşı korkusu.
3
Suç anıcak göyner özüm kan yaşıla tolar gözüm /
Yarın Hak katında yüzüm kar'olursa n'ideyin ben
Çeviri: Suçum anılınca yanar özüm, kanlı yaşla dolar özüm,
Yarın Hak katında, yüzüm kara olursa ne edeyim ben.
Açıklama: Günahın Hak katında yüzü karartması.
4
Fesâdıla tolu içüm hey hoca bagışla suçum Key Cehennem benüm içün yir olursa n'ideyin ben
Çeviri: Fesatla dolu içim, ey hoca, bağışla suçumu,
Cehennem, benim için yurt olursa ne ederim ben.
Açıklama: Günahın cehennem korkusunu doğurması.
5
Ben fesâd içinde kaldum Yûnus eydür artdı derdüm /
Sine varıcagız kabrüm dar olursa n'ideyin ben
Çeviri: Ben fesat (kötülük) içinde kaldım, Yunus der ki -Arttı derdim,
Mezara varınca kabrim, dar olursa ne ederim ben.
Açıklama: Kabir azabı korkusu.
*
1
Yokdur bende ‘amel tâ‘at / Ben n'ideyüm n'eyleyeyin /
Kopıcak rûz-ı kıyâmet / Ben n'ideyüm n'eyleyeyin
Çeviri: Yoktur bende ibadet ve amel, ben ne ederim ne eylerim,
Kopunca kıyamet günü, ben ne ederim ne eylerim.
Açıklama: Amelsizlik kıyamet korkusunu doğurur.
2
Dost bana su‘âl idicek / ‘Aklum başumdan gidicek /
Hicâb derdi gark idicek / Ben n'ideyin n'eyleyeyin
Çeviri: Dost bana soru sorunca, aklım başımdan gider,
Utanç derdi beni boğunca, ben ne ederim ne eylerim.
Açıklama: Hak suali karşısında âşık şaşkın kalır.
3
Helâline ola hisâb / Harâmına ola ‘azâb / İsyânıla yüzüm kara / Ben n'ideyin n'eyleyeyin
Çeviri: Helaline hesap sorulur, haramına azap olur,
İsyanımla yüzüm kara, ben ne ederim, ne eylerim.
Açıklama: Günah yüzü karartır.
4
Yitmiş bin zebânî yide / Tamu'yı haşrda ilede /
Mücrimlere heybet ide / Ben n'ideyin n'eyleyeyin
Çeviri: Yetmiş bin zebani çeker, Cehennem'i mahşere getirir,
Suçlulara korku salınca, ben ne ederim, ne eylerim.
Zebânî: zebani: Cehennem görevlisi, azap meleği.
5
Bir kez Cehennem silkine / 'Âsîlere ide kîne /
Yâ Rab iricek ol güne / Ben n'ideyin n'eyleyeyin
Çeviri: Bir kez Cehennem silkinse, asilere hınç beslese,
Ey Rabbim, o güne varınca, ben ne ederim ne eylerim.
Açıklama: Cehennem âsilere kinle yaklaşır.
6
Âşıklar maksûda ire / ‘Ârifler dost yüzin göre /
Şöyle mücrim yüzi kara / Ben n'ideyin n'eyleyeyin
Çeviri: Âşıklar arzusuna erince, arifler Dost yüzünü görünce,
Böyle suçlu ve yüzü kara iken, ben ne ederim, ne eylerim.
Açıklama: Âşık ve ârif kurtulur, günahkar yüzü kara kalır.
7
Yûnus Emrem derdün katı / Hayra geçmez bir tâ‘atı /
Olmazsa Hak ‘inâyeti / Ben n'ideyin n'eyleyeyin
Çeviri: Yunus Emre’m derdin ağır, kabul görmez bir ibadetin,
Olmazsa Hakk’ın yardımı, ben ne ederim, ne eylerim.
Açıklama: Kurtuluş yalnız Hak inayetindedir.
*
1
İy benüm ‘ömrüm kuşı kanda varasın birgün Ecel avlayup yudar ele giresin birgün
Çeviri: Ey benim ömür kuşum, nereye varırsın bir gün,
Ecel avlayıp yutar, ele geçersin bir gün.
Açıklama: Ömür, kuş gibidir, ecel onu avlar.
2
Gelüp gögsüne kona dutuşup cânun yana / Bir kadeh şerbet suna içüp kanasın birgün
Çeviri: Gelip göğsüne konar, tutuşup canın yanar,
Bir kadeh şerbet sunar, içip kanarsın bir gün.
Açıklama: Ölüm şerbeti içilecektir.
3
Görmege gelenleri hâtırun soranları / Sevgili yârânları görmez olasın birgün
Çeviri: Görmeye gelenleri, hatırını soranları,
Sevdiğin dostlarını, göremezsin bir gün.
Açıklama: Ölümde dostlardan ayrılık vardır.
4
Yârânlarun geleler seni ta'cilleyeler / Soyalar tonlarunı ‘uryân olasın birgün
Çeviri: Dostların gelirler, seni aceleyle gönderirler,
Soyarlar elbiseni, çıplak olursun bir gün.
Açıklama: Ölümde beden soyulur, kefene girilir.
5
Binüp agaç atına yanulup Hızr'a tana / Şol kara yir altına gire yatasın birgün
Çeviri: Binip tahta taputa, Hızır gibi ölümsüz olmayı umarken,
Şu kara yer altına, girip yatasın bir gün.
6
Tap tîmâr eyle tene yarak eyle bu câna / Şol yılana çıyana nasîb olasın birgün
Çeviri: Yeter bakım yapma bedene, hazırlık yap bu cana,
Şu yılan çıyana, rızık olursun bir gün.
Açıklama: Kabirde beden toprağa ve mahlûkata nasip olur.
7
Münker ü Nekir gele hâllerün düşvâr ola / Dilünce su'âl sora cevâb viresün birgün
Çeviri: (sorgu melekleri) Münker ve Nekir gelir, hâlin zor olur,
Senin dilinle soru sorarlar, cevap verirsin bir gün.
Açıklama: Kabir sorgusu kaçınılmazdır.
8
Yûnus Emrem n'idesin kaçup kanda gidesin Erenler sohbetine gelmez olasın birgün
Çeviri: Yunus Emre’m ne edersin, kaçıp nereye gidersin,
Erenler sohbetine, gelmez olursun bir gün.
*
1
Aceb şu yirde var m'ola / Şöyle garîb bencileyin /
Bagrı başlu gözi yaşlu / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: Acaba şu yeryüzünde var mıdır, böyle garip benim gibi,
Bağrı yaralı gözü yaşlı, böyle garip benim gibi.
Açıklama: Yunus kendi garipliğini evrensel bir hâl olarak sorar.
2
Gezdüm Urum'ıla Şam'ı / Yukaru illeri kamu /
Çok istedüm bulımadum / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: Gezdim Anadoluyu Şam'ı, bütün yukarı illeri hepsini,
Çok aradım bulamadım, böyle garip benim gibi.
Yukarı memleketler: Genellikle Azerbaycan ve Horasan tarafları kastedilir.
3
Kimseler garîb olmasın / Hasret odına yanmasun /
Hocam kimseler olmasun / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: Hiç kimse garip olmasın, hasret ateşiyle yanmasın,
Hocam kimse olmasın, böyle garip benim gibi.
Açıklama: Gariplik acı bir hâl, kimseye nasip olmasın.
4
Söyler dilüm aglar gözüm / Garîblere göynür özüm /
Meger ki gökde yılduzum / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: Söyler dilim ağlar gözüm, gariplere yanar özüm,
Sanki gökteki yıldızım, böyle garip benim gibi.
Açıklama: Yalnızlığın tüm kâinata yansıyan derinliği.
5
Niçe bu derdile yanam / Ecel ire birgün ölem /
Meger ki sinümde bulam / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: Ne zamana kadar bu dertle yanayım, ecel gelir bir gün ölürüm,
Ancak mezarda bulurum, böyle garip benim gibi.
Açıklama: Gariplik ölümle birleşir.
6
Bir garîb ölmiş diyeler / Üç günden sonra tuyalar /
Sovuk suyıla yuyalar / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: -Bir garip ölmüş derler, üç gün sonra duyarlar,
Soğuk suyla yıkasınlar, böyle garip benim gibi.
Açıklama: Garibin ölümü geç duyulur, sıcak su bile ısıtmazlar.
7
Hey Emrem Yûnus bî-çâre / Bulunmaz derdüne çâre /
Var imdi gez şârdan şâra / Şöyle garîb bencileyin
Çeviri: Hey çaresiz Yunus Emrem, bulunmaz derdine çare,
Var şimdi gez şehirden şehire, böyle garip benim gibi.
Açıklama: Yunus kendi garipliğini çaresizlikle mühürler.
*
1
Kanda bulam isteyüben iy gönül seni kandasın /
Kanda vîrâne varısa va'llâhi gönül andasın
Çeviri: Nerede bulayım arayıp, ey gönül neredesin,
Nerede yıkık yer olsa, vallahi gönül ordasın.
Vîrâne: yıkık dökük yer: Harabe, baykuşların konduğu ıssız yer.
2
İy gönül sana uyaldan kalmadı yüzümün suyı /
Rahmet gele ta ki sana kandayısan dîvândasın
Çeviri: Ey gönül sana uyduğumdan beri, kalmadı yüzümün nuru,
Rahmet gelsin ta ki sana, her neredeysen O’nun huzurundasın.
Rahmet: acıma: Esirgeme, merhamet.
Dîvândasın: divandasın: Yüce huzurdasın, mahkemedesin.
3
Bir lahza olursın rûşen bir dem yürürsin perîşân /
Âlemlere nâm u nişân derde esîr dermândesin
Çeviri: Bir an aydınlık olursun, bir an perişan yürürsün,
Âleme namın yayılsa da, derde esirsin derman ararsın.
Nâm u nişân: ad ve san: Şöhret, belirti, iz.
4
Bir dem ‘âbid bir dem zâhid bir dem ‘âsî bir idem mutî' /
Bir dem gelür ki iy gönül ne dînde ne îmândasın
Çeviri: Bir an dindar, bir an sofu, bir an asi, bir an itaat edensin,
Bir an gelir ki ey gönül, ne dinde ne imandasın.
Açıklama: Gönül hâlden hâle girer, din ve iman sınırlarını aşar.
5
Işk başumdan aşıcaguz mevc uruban taşıcaguz /
Bir dem gelür ki iy gönül mescidile Kur'ân'dasın
Çeviri: Aşk başımdan aşınca, dalga vurup taşarım,
Bir an gelir ki ey gönül, mescitte ve Kur'anlasın.
Açıklama: Aşk gönlü taşır, bazen mescid ve Kur’an içinde bulur.
6
Kayseri Tebriz ü Sivas Nahcuvân u Maraş Şirâz /
Gönül sana Bagdâd yakın ‘âlemlerde dîvândasın
Çeviri: Kayseri Tebriz ve Sivas, Nahçıvan Maraş Şiraz'dasın,
Gönül sana Bağdat yakın, âlemlerde ilahi meclistesin.
Açıklama: Gönül şehirlerden öte, divanda bulunur.
7
Yûnus imdi tapdur hemin akıtma gözünün nemin /
Eger bugün eger yarın çün Hakk'içün kurbândasın
Çeviri: Yunus artık durdur yaşı, akıtma gözünün nemini,
İster bugün ister yarın, Hak için kurbansın.
Açıklama: Âşık sonunda Hak yolunda kurban olur.
*
1
Eger ‘ışkı seversen cân olasın
Gönüller tahtına sultân olasın
Çeviri: Eğer aşkı seversen can olursun.
Gönüller tahtında sultan olursun.
2
Seversen dünyeyi mihnet bulasın
Niçe bir eskiye hasretlenesin
Çeviri: Seversen Dünyayı keder bulursun,
Ne vakte kadar, eskiye hasretlenirsin.
3
Cihân köhne-sarâydur sen begisin
Niçe bir eskiye hasretlenesin
Çeviri: Cihan eski bir saraydır, sen onun beyisin,
Ne vakte kadar, eskiye hasretlenirsin.
4
Agudur bal degül dünyâ murâdı
Niçe bir aguya parmak banasın
Çeviri: Zehirdir, bal değildir dünyanın arzusu,
Ne zamana dek ,zehire parmak banacaksın.
5
Kanadsuz kuşlayın kaldun yabanda
Kanadlu kuşlara kanda iresin
Çeviri: Kanatsız kuş gibi, kaldın yabanda (ıssızda),
Kanatlı kuşlara, nasıl erişeceksin.
6
Diken olma gül ol eren yolında
Diken olurısan oda yanasın
Çeviri: Diken olma gül ol, Eren yolunda,
Diken olursan, ateşte yanarsın.
7
Niyâz içün buyurdı Hak namâzı
Niyâzdan vay sana gâfil olasın
Çeviri: Hak namazı yakarış için buyurdu,
Yakarıştan habersizsen, vay olsun sana.
8
Sana erden ‘asâ gerek bu yolda
Tayanursan ‘asâya tayanasın
Çeviri: Sana erden asa gerek bu yolda,
Dayanırsan asaya (rehbere), güç alırsın.
Asâ: asa: Dayanak, baston.
9
Erenler nefesin ‘asâ idin sen
Eger nefsüne uyarsan fenâsın
Çeviri: Erenler nefesini asâ edin sen, (dayanak),
Eğer nefsine uyarsan, bilesin ki halin fenadır.
10
İbâdetler başıdur terk-i dünyâ
Eger mü'minsen ana inanasın
Çeviri: İbadetlerin başıdır, dünyayı terk etmek,
Eğer mümin isen sen, buna inanasın.
Mü'minsen: mümin isen: İnanan biriysen, gönülden bağlanan isen.
11
Atan anan hak'ı yitürdünise
Yeşil tonlar geyesin tonanasın
Çeviri: Anne-baba hakkını yitirdiysen,
Yeşil elbiseler giyesin, donanasın.
12
Eger konşı hak'ı boynundayısa
Cehennem'de yarın bâkî kalasın
Çeviri: Eğer komşu hakkı, boynundaysa,
Cehennemde yarın, sonsuza dek kalırsın.
13
Yûnus bu sözleri erenden aldı
Sana dahı geregise alasın
Çeviri: Yunus bu sözleri Erenden aldı.
Sana da gerekliyse almalısın.
14
Gönüle gireni gönendi dirler
Gönüle sen de gir kim gönenesin
Çeviri: Bir gönüle giren, huzura erdi derler,
Gönüle sen de gir ki huzura eresin.
1
İy dost seni sevelden ‘aklum gitdi kaldum ben
Bınarları terk idüp denizlere taldum ben
Çeviri: Ey dost seni seveli, aklım gitti kalakaldım ben,
(Dereleri) Pınarları terk edip, denizlere daldım ben.
2
Bir zerre ‘ışkun odı kaynadur denizleri
Düşdüm ‘ışkun odına tutuşuban yandum ben
Çeviri: Bir zerre aşkının ateşi, kaynatır denizleri,
Düştüm aşkın ateşine, tutuşup yandım ben.
3
Ol cânda ki ‘ışk ola anda gussa olmaya
Bu ‘ışk bana gelelden gussam gitdi güldüm ben
Çeviri: O canda ki aşk var, onda keder olmaz,
Bu aşk bana geleli, kederim gitti güldüm ben.
4
Bülbül de ‘âşık olmış kızıl gülün yüzine
Gördüm erenler yüzin hezâr destân oldum ben
Çeviri: Bülbül de âşık olmuş, kızıl gülün yüzüne,
Gördüm erenlerin yüzünü, bin dilli bülbül oldum ben.
Kızıl: kırmızı: Al
5
Bu ‘ışkı bana virdün ben n'iderem kendözüm
İçüm taşum nûr doldı dosta ‘âşık oldum ben
Çeviri: Bu aşkı bana verdin, ne yapayım ben kendimi,
İçim dışım nur doldu, dosta âşık oldum ben.
6
Sımasan bûtın nefsün ‘abes kamu tâ‘atün
Anı sımaga çâre hele şimdi buldum ben
Çeviri: Kırmazsan nefis putunu, boştur bütün ibadetlerin,
Onu kırmaya çareyi, hele şimdi buldum ben.
7
Dünyâ cefâsın almak sonucı vefâyımış
Cefâyı virübenin seni satın aldum ben
Çeviri: Dünya cefasına göğüs germenin, sonu sana vefaymış,
Cefayı vererek, seni satın aldım ben.
8
Bir kurı agacıdum yol üzre düşmişidüm
Bir bana nazar kıldı tâze cüvân oldum ben
Çeviri: Bir kuru bir ağaçtım, yol üstüne düşmüştüm,
Bir nazar (bakış) etti bana, taptaze fidan oldum ben.
9
Yûnus sen ‘âşıkısan adunı miskîn kogıl
Cümlesinden ihtiyâr miskînlikde buldum ben
Çeviri: Yunus, gerçek âşıksan, adını "Miskin" koyasın (aciz),
Her şeyin arasından, en iyisini miskinlikte buldum ben.
*
1
Ol vaktin bir olasın ayrulıkdan kalasın
Cânsuz gel bu kapuya bâkî dirlik bulasın
Çeviri: O vakit gelince bir olursun, ayrılıktan kurtulursun,
Cansız (nefsini bırakıp) gel bu kapıya, sonsuz hayat bulursun.
2
Cân tuta gelürisen cânum vardur dirisen
Cân şumâr iderisen küllî sagıncılasın
Çeviri: Benliğine sarılıp gelirsen, "benim de bir canım var" dersen,
Can hesabı yaparsan, kuruntular içinde kalırsın.
3
Bunda ne sagınç şumâr yâ bunda kim kalur var
Çün böyle düşdi sefer gerek yolda olasın
Çeviri: Burada ne hesabı, ne tasası burada kim kalıcıdır ki,
Madem nasip böyleymiş, sefere çıkmak gerek.
4
Derdile gelmeyince dermâna irmeyesin
Bir cân yolda korısan yüz bin cânı bulasın
Çeviri: Derdinle gelmeyince, dermana eremezsin,
Bir can feda edersen, yüz bin canı bulursun.
5
Kalma fânî sagınca kasd eyle bâkî gence Yüz bin cihânda bâtın hazînesin bulasın
Çeviri: Takılma geçici kaygıya, yönel o sonsuz hazineye,
Yüz bin alem içinde, gizli hazineyi bulursun.
6
Dadarsan ‘ışk dadından geçesin zâhir dînden
Ayrulıgun odından ol vakit kurtulasın
Çeviri: Tadarsan Aşkın tadını, şekilci dinden vazgeçersin,
Ayrılık ateşinden, o vakit kurtulursun.
7
Yavı vargıl bu yolda her bir dürlü menzilde
Cümle söylenen dilde gerek unıdulasın
Çeviri: Yitir kendini bu yolda, her bir türlü durakta,
Bütün söylenen dillerde, unutulman gerekir.
8
İy Yûnus kanı ‘aklun gensüzin söyler dilün
Pâyânı yok bu yolun sen kanda tolanasın
Çeviri: Ey Yunus, hani aklın, dilin kendiliğinden söyler,
Sonu yok bu yolun, sen nerede dolanırsın.
1
İlâhî derdümün dermânı sensin
Günâhkâr kullarun gufrânı sensin
Çeviri: İlahi, derdimin dermanı sensin,
Günahkâr kulların, bağışlayıcısı sensin.
2
Senün emrün ile döner felekler
Hem ayun güneşün devrânı sensin
Çeviri: Senin emrinle döner gökler.
Hem de Ay’ın Güneş’in dönüşü sensin.
3
Halîl'ün hullesi Ya‘kûb'un âhı
Yûsuf'un bend ile-zindânı sensin
Çeviri: İbrahim'in gömleği, Yakup'un ahı,
Yusuf’un zinciri de, zindanı da sensin.
4
Mûsâ'nun münâcâtı Tûr Tagı'nda
Îsâ'nun göklerde seyrânı sensin
Çeviri: Musa’nın, Tur Dağı’ndaki duası,
İsa’nın göklerdeki, seyri de sensin.
5
Gözümün nûrı vü gevdem hayâtı
Gönüller tahtınun sultânı sensin
Çeviri: Gözümün nuru, bedenimin canı,
Gönüller tahtının, sultanı sensin.
6
Yûnus Emrem sebakı senden okur
Defteri ve divanı senin elindedir.
Çeviri: Yunus Emre dersini senden okur.
Eseri de, hesabı da senin elindedir.
*
1
İy gönlümün eglencesi eyit bana n'eyleyeyin
Işkundan oldum âvâre derdüm kime söyleyeyin
Çeviri: Ey gönlümün eğlencesi, söyle bana ne neyleyeyim,
Aşktan oldum avare,(başıboş) derdimi kime söyleyeyim.
2
Mülk-i fenâdan geçeyin ol dost iline uçayın
Talayın ‘ışk ‘ummânına denizlerin kaynadayın
Çeviri: Fani dünyadan geçeyim, dost iline uçayım,
Dalayım aşk okyanusuna, denizleri kaynatayım.
3
Işkun od urdı cânuma gelsün ‘âşıklar yanuma
Dökeyin ‘ışkun hânını ‘âşıkları toylayayın
Çeviri: Aşkın ateşi vurdu canıma, gelsin aşıklar yanıma,
Kurayım Aşkının sofrasını, aşıkları ağırlayayım.
4
Çü girdüm ‘ışkun bâgına bakdum soluma saguma
Dürlü yemişlerün yiyüp güllerini yıylayayın
Çeviri: Girdim aşk bahçesine, baktım soluma sağıma,
Türlü meyvelerini yiyip, güllerini koklayayım.
5
Dün-gün kılayın âh u zâr ‘âşık olayın il ü şâr
Dökeyin kanlu yaşumı zârılıklar eyleyeyin
Çeviri: Gece gündüz ah edeyim, aşık olayım şehir şehir,
Dökeyim kanlı yaşımı, sızlanıp durayım.
6
Âşık olayın şol güle tolsun cihâna gulgule
Hezâr destân olubanı dost bâgını yaylayayın
Çeviri: Aşık olayım O güle, dolsun cihana gulgule ( sesim),
Bin dilli bülbül olup, dost bahçesini şenlendireyim.
7
Miskîn Yûnus ‘âşıklarun dirligini dirilmedün
Bâri gücüm yitdügince soylarını soylayayın
Çeviri: Garip Yunus, aşıkların hayatını yaşayamadın,
Bari gücüm yettiğince, soylarının izini sürüp hallerini anlatayım.
*
1
Ayurma beni senden yaradan
Düşüp ölürüm ben bu yaradan
Çeviri: Ayırma beni senden ey Yaradan,
Düşüp ölürüm ben bu yaradan.
2
Öldügüm içün gussa mı yirem
Ala cânumı yine yaradan
Çeviri: Öleceğim diye keder mi çekeyim,
Alsın canımı yine Yaradan.
3
Öldi diyeler kaydum yiyeler
Bir kuş oluban çıkam aradan
Çeviri: "Öldü" desinler, yasımı çeksinler,
Bir kuş olup (uçayım), çıkayım aradan.
4
Aglama direm şol gözlerüme
Kan yaş akıdur ag u karadan
Çeviri: Ağlama diyorum şu gözlerime,
Kanlı yaş akıtır akından, karasından.
5
Yirler mi kodum göl eylemedük
Siller akıtdum her bir dereden
Çeviri: Gözyaşımla göle çevirmediğim, yerler mi bıraktım,
Seller akıttım, her bir dereden.
6
Ben bir kulıdum sen sultânıdun
Düşdüm araya bilmem nereden
Çeviri: Ben bir kul idim, sen sultanım,
Düştüm araya, bilmem nereden.
7
Varam kul olam şeyh işigine
Abâ dikinem yüz bin pâreden
Çeviri: Varıp köle olayım, şeyhin kapısına,
Hırka dikeyim, yüz bin parçadan.
8
Emrem Yûnus'un murâdı budur
İre yârine çıka aradan
Çeviri: Yunus Emre'nin tek dileği budur,
Erişsin yârine (sevgilisine), çıksın aradan.
*
1
İy yârânlar iy kardaşlar korkaram ben ölem diyü
Öldügümi kayurmazam itdügümi bulam diyü
Çeviri: Ey dostlar ey kardeşler, korkarım ben öleceğim diye,
Öldüğümü dert etmem, ettiklerimi bulurum diye (korkarım).
2
Bir gün görinür gözüme ‘aybum urulur yüzüme
Endîşeden del'olmışam n'idem ben ne kılam diyü
Çeviri: Bir gün görünür gözüme, ayıbım vurulur yüzüme,
Endişeden deli olmuşum, ne edeyim, ne yapayım diye.
3
Eger gerçek kulımışsam ana kullık kılayıdum
Aglayadum bu dünyede yarın anda gülem diyü
Çeviri: Eğer gerçek kul idiysem, ona kulluk ederdim,
Ağlasaydım bu dünyada, yarın orada güleyim diye.
4
Hemin geldüm bu dünyâya nefsüme kullık itmege
Eyü ‘amel işlemedüm ‘azâbdan kurtulam diyü
Çeviri: Sadece geldim bu dünyaya, nefsime kulluk etmeye,
İyi işler işlemedim, azaptan kurtulayım diye.
5
İy bî-çâre miskîn Yûnus günâhun çok neyleyesin
Sıgındum ol Allâh'uma didi hem ‘afv kılam diyü
Çeviri: Ey çaresiz, zavallı Yunus, günahın çok, ne yapacaksın,
Sığındım o Allah'ıma, dedi hem -affedeyim diye.
*
1
Dost gönlümi yagmâladı n'olsa gerek şimden girü
Derdi bırakdı cânumı yansa gerek şimden girü
Çeviri: Dost gönlümü yağmaladı (talan etti), ne olacak şimdiden sonra,
Derdi bıraktı canıma, yanmam gerek şimdiden sonra.
2
Derdünile cânum yanar ‘ömür geçer devrân döner
Gün geldükçe benzün solar solsa gerek şimden girü
Çeviri: Derdinle canım yanar, ömür geçer devran döner.(zaman değişir).
Gün geldikçe yüzün solar, solsa gerek şimdiden sonra.
3
Bu ne ‘acâyib ser-güzeş çıkardı bagrumuzda baş
Gözlerümden kanıla yaş aksa gerek şimden girü
Çeviri: Bu ne acayip serüven, çıkardı bağrımızda çıbanbaşı,
Gözlerimden kanlı yaş, aksa gerek şimdiden sonra.
Baş: yara: Çıban ucu, yaranın uç vermesi.
4
Evliyâdur Hakk'un sırrı alnındaki Allah nûrı
Anı seven âh u zârı kılsa gerek şimden girü
Çeviri: Evliyadır Hakk'ın sırrı, alınlarındaki Allah nurudur,
Onu seven ah edip, inlemesi gerek şimdiden sonra.
5
Sen hocasın ben bir kulam ebedî kullukda kalam
Bu sözümi cümle ‘âlem bilse gerek şimden girü
Çeviri: Sen hocasın, ben kulum, ebedî kullukta kalayım,
Bu sözümü bütün âlem, bilmesi gerek şimdiden sonra.
6
Fenâ sarâyından göçüp bekâ sarâyına geçüp
Işkun şarâbından içüp kansa gerek şimden girü
Çeviri: Geçici saraydan göçüp, sonsuzluk sarayına geçerek,
Aşkın şarabından içip, kanması gerekir şimdiden sonra.
7
Görün ki Yûnus n'itdi varuban hazrete gitdi
Katredür ‘ummâna yitdi tolsa gerek şimden girü
Çeviri: Görün Yunus ne yaptı, varıp huzura gitti,
Damlaydı okyanusa ulaştı, dolması gerek şimdiden sonra.
*
1
Mansûr-vâr oldum bugün ber-dâr iden gelsün berü
İnni ene'l-lâh okudum inkâr iden gelsün berü
Çeviri: Mansur gibi oldum, beni asacak olan gelsin beri,
"Şüphesiz ki Ben Allah'ım" ayetini okudum, inkâr eden gelsin beri.
İnni ene'l-lâh: "Şüphesiz ben Allah'ım" (Kasas Suresi 30. ayete atıf).
2
Kul küllün min İndi'l-lâh ansuz degülem v'allah
Ben Hak'ıla Hak olmışam agyâr iden gelsün berü
Çeviri: “De ki: Hepsi Allah katındandır" dedim, Onsuz değilim vallahi,
Ben Hak ile Hak oldum, ayrı gören gelsin beri.
Kul küllün min İndi'l-lâh: "De ki: Hepsi Allah katındandır" (Nisâ Suresi 78. ayete atıf).
3
Levh ü kalemde yazılan tertîb-i tevhîd okuram
İlm-i ledün seyr ü sülûk güftâr iden gelsün berü
Çeviri: Kader levhasına kalemle yazılan, Tevhid düzenini okurum.
Gizli ilimden manevi yolculuktan, söz eden gelsin beri.
4
Bir Tanrı'nun Peygamber'i ben andan aldum haberi
Bir Tanrı vü Peygamber'e ikrâr iden gelsün berü
Çeviri: Bir Tanrı'nın Peygamber'i, ben ondan aldım haberi,
Bir Tanrı ve Peygamber'e, söz veren gelsin beri.
5
Men ‘arefe nefsehu fekad ‘arefe Rabbehu, Bildüm bunı buldum anı inkâr iden gelsün benü
Çeviri: “Kim nefsini bilirse Rabbini bilir.” Şüphesiz,
Bildim kendimi buldum “O’nu, inanmayan gelsin beri.
6
Münkir-münâfıklar beni öldürelüm dirlerimiş
Beni yaradan öldürür yok-var iden gelsün berü
Çeviri: İnkârcı ve ikiyüzlüler, beni öldürmek istermiş,
Beni yaratan öldürür, yoktan var eden gelsin beri.
7
Gelsün beni ol öldüren külümi göge savuran
Ben Küntü kenz'em mahfî'yem izhâr iden gelsün berü
Çeviri: Gelsin beni öldüren, külümü göğe savuran,
“Ben gizli hazineyim” gizliyim, açığa çıkaran gelsin beri.
8
Gâzî benem şehîd benem ölüben öldüren benem
Irte gice ol dostıla bâzâr iden gelsün berü
Çeviri: Gazi benim, şehit benim, ölüp öldüren benim,
Sabah gece o Dost ile, pazarlık eden gelsin beri.
Gâzî: gazi: Din uğruna savaşan, zafer kazanan.
Şehîd: şehit: İnanç yolunda can veren.
9
Cümle cihân Gufrân'ıdur kamu ‘âlem hayrânıdur
Yûnus anun hayrânıdur tekrâr iden gelsün berü
Çeviri: Bütün cihan O'nun affıdır, tüm âlem hayranıdır,
Yunus O’nun hayranıdır, başka sözü olan gelsin beri.
*
1
İy bizümle yâr olup dosta giden gelsün berü
Yok eyleyüp kendözin cân terk iden gelsün berü
Çeviri: Ey bizimle yoldaş olup, Dost'a giden gelsin beri,
Yok edip benliğini, canı terk eden gelsin beri.
2
Terk idelüm kâl ü kıylı isteyelüm togrı yolı
Hem bulalum gevher kânın cevher alan gelsün berü
Çeviri: Terk edelim boş sözü, isteyelim doğru yolu,
Hem bulalım cevher madenini, cevher alan gelsin beri.
3
Gevher bu cân maksûdıdur cân maksûdun Mansûr'ıdur
Maksûd içün Mansûr'layın ber-dâr olan gelsün berü
Çeviri: Cevher, bu canın hedefidir, can bu amaçla Mansûr olur,
Amaç için Mansûr gibi, idam ağacına çıkan gelsin beri.
4
İrmek dilersen maksûda çok hizmet eyle her işde
Sen senligünden usan nûr-ı dîdâr olan gelsün berü
Çeviri: Ermek istersen amaca, çok hizmet et her işte,
Sen benliğinden vazgeç, O’nun yüzünün nuru olan gelsin beri.
5
Pinhân idenler kendözin anlar görürler Hak yüzin
Görmek dilersen Hak yüzin ikrâr iden gelsün berü
Çeviri: Kendini gizleyenler, onlar görürler Hakk'ın yüzünü,
Görmek istersen Hak yüzünü, sözünde duran gelsin beri.
6
Yûnus gel anlat hâlüni bildür nedür ahvâlüni
Derde bırakdı cânını dermân iden gelsün berü
Çeviri: Yunus gel anlat halini, bildir nedir hallerini,
Derde bıraktı canını, bu derde derman (çare) bulan gelsin beri.
*
1
Benem zârî kılan şol yâre karşu
Gönülden cân viren dildâre karşu
Çeviri: Benim, inleyip feryat eden o Yâr'e karşı,
(benim) gönülden can veren, gönül alan Sevgili'ye karşı.
2
Giceler subha dek hayrân u mestem
Oluban muntazır dîdâre karşu
Çeviri: Geceden sabaha dek, hayran ve sarhoşum,
Olup, beklemekteyim özlemle ( Nurani) yüzüne karşı.
3
Seher-gâhın turup zârî kıluram
Sanasın bülbülem gül-zâre karşu
Çeviri: Seher vakti kalkıp feryat ederim,
Sanırsın ki bülbülüm, gül bahçesine karşı.
Seher vaktinde: Şafak sökerken, sabahın erken saatlerinde.
4
Alaldan cânumı ‘ışk-ı İlâhî
Benem Mecnûn gibi âvâre karşu
Çeviri: Aldığından beri canımı, ilahi aşk,
Benim Mecnun gibi, avare (başıboş) O'na karşı.
5
Cemâlün şem‘ine pervâne gibi
Yakaram per ü bâli nâra karşu
Çeviri: Güzelliğinin mumuna, bir kelebek gibi,
Yakarım kanadımı kolumu, o ateşe karşı.
6
Anun ‘ışkı şarâbın nûş idelden
İrişür yüregüme yâre karşu
Çeviri: O’nun aşk şarabını, içtiğimden beri,
İşler yüreğime bir yara, o Yâr'e karşı.
7
Bugün Mansûr benem ‘ışkun yolında, Yüriyüp çarh uram şol dâre karşu
Çeviri: Bugün Mansûr benim, aşkının yolunda,
Yürüyüp semah dönerim, o idam ağacına karşı.
8
Bî-çâre bülbülem dost bahçesinde
Varam virem haber şol yâre karşu
Çeviri: Çaresiz bir bülbülüm, Dost'un bahçesinde,
Varayım, haber vereyim o Yâr'e karşı.(Sevgiliye).
9
Âşık Yûnus bugün gurbetde kaldı
Ki ‘ışkı söyledür dildâre karşu
Çeviri: Âşık Yunus bugün, gurbette kaldı,
Ki aşkı söyletir, O gönlü alan sevgili’ye karşı.
*
1
Severem ben seni cândan içerü
Yolum ötmez bu erkândan içerü
Çeviri: Severim ben seni, canımdan içeri,
Yolum geçmez, bu edepten öteye.
2
Nere varurısam gönlüm tolusın
Seni kanda koyam bundan içerü
Çeviri: Nereye varsam, gönlüm seninle doludur,
Seni nereye koyayım, bundan daha içeri.
3
Beni sorman bana bende degülem
Sûretüm boş gezer tondan içerü
Çeviri: Beni bana sormayın, ben bende değilim,
Bedenim boş gezer, bu elbisemin içinde.
4
Beni benden alana irmez elüm
Adım atan sultanın huzurundadır.
Çeviri: Beni benden alan kişiye elim erişmez,
Attığım her adım, o Sultan'ın huzurundadır.
5
Tecellîden nasîb irdi kimine
Kiminün maksûdı bundan içerü
Çeviri: O ilahi ışıktan (tecelliden) bir nasip ulaştı kimine,
Kiminin amacı, bundan (daha) ötedir.
6
Kime dokundısa ol dost nazarı
Anun şu‘lesi var günden içerü
Çeviri: Kime değdiyse, o Dost'un bakışı (nazarı),
Onun bir ışığı var, güneşten daha öte.(daha parlak)
7
Senün ‘ışkun beni bende alupdur
Ne şîrîn derd bu dermândan içerü
Çeviri: Senin aşkın beni benden almıştır,
Ne şirin bir derttir bu, dermandan da öte.
8
Şerî‘at-Tarîkat yoldur varana
Hakîkat-Ma‘rifet andan içerü
Çeviri: Şeriat Tarikat, yoldur varana,
Hakikat ve marifet ondan da ötedir.
9
Süleymân kuş dili bilür didiler
Süleymân var Süleymân'dan içerü
Çeviri: Süleyman kuş dilini bilir, dediler,
Süleyman var, Süleyman’dan öte.
10
Sülûk seyir iden ‘ışkun erine
Niçe mezheb olur dînden içerü
Çeviri: Aşk yolunda ilerleyen aşk erine,
Nice yollar vardır, dinden de öte.
11
Dînin terk idenün küfürdür işi
Bu ne küfürdür îmândan içerü
Çeviri: Dinini terk edenin, küfürdür işi,
Bu ne biçim bir küfürdür, imandan da ötedir.
Açıklama: Kalıpları bırakan, dışarıdan inançsız görünür.
12
O bir dilber durur hîç yok nişânı
Nişân olur mı nişândan içerü
Çeviri: O bir dilberdir (gönlü alandır), hiç yok nişanı,
İşaret olur mu, işaretten de öte.
13
Meger Yûnus gözi tuş oldı dosta
Ki kaldı kapuda andan içerü
Çeviri: Meğer Yunus'un gözü, Dost'a rast gelmiş,
Ki her şey kapıda kaldı, ondan da öte.
Açıklama: Dost'a varınca, dünya ve benlik kapıda kalır.
*
1
Düşd'ögüme hubbü'l-vatan gidem hey dost diyü diyü
Anda varan kalur hemân kalam hey dost diyü diyü
Çeviri: Düştü önüme vatan sevgisi, gideyim hey dost diye diye,
Oraya varan kalır, hemen kalayım hey dost diye diye.
2
Gele şol ‘Azrâîl duta assı kılmaz ana ata,
Binem şol agaçdan ata gidem hey dost diyü diyü
Çeviri: Azrail gelip tutunca, anne baba fayda etmez,
Bineyim o ağaçtan taputa, gideyim hey dost diye diye.
3
Halvetlerde meşgûl olam dâim açılam gül olam
Dost bâgında bülbül olam ötem hey dost diyü diyü
Çeviri: Yalnızlıkta O’nunla meşgul olayım, daima açılıp gül olayım,
Dost bahçesinde bülbül olayım, öteyim “ey dost” diye diye.
4
Şol bir biş-on arşın bizi kefen ideler egnüme
Dikem şol dünye tonların geyem hey dost diyü diyü
Çeviri: Şu beş on arşın bezi, kefen yaparlar sırtıma,
Dikeyim o dünya giysilerini, giyeyim hey dost diye diye.
Arşın: arşın: Yaklaşık 68 santimetrelik. ölçü birimi.
5
Mecnûn oluban yüriyem yüce tagları büriyem
Mûm olubanı eriyem yanam hey dost diyü diyü
Çeviri: Mecnun olup yürüyeyim, yüce dağları aşayım,
Mum olup eriyeyim, yanayım hey dost diye diye.
Açıklama: Gerçek aşk, aşığın benliğini Sevgili'nin ateşinde eritmesidir.
6
Günler geçe yıl çevrile üstüme sinlem obrıla
Ten çüriye toprak ola tozam hey dost diyü diyü
Çeviri: Günler geçsin, yıllar dönsün, üzerime mezarım çöksün,
Beden çürüsün toprak olsun, toz olayım hey dost diye diye.
7
Yûnus Emre var yolına münkirler girmez yolına
Bahrî olup dost göline talam hey dost diyü diyü
Çeviri: Yunus Emre, var yoluna, inkârcılar girmez yoluna,
Deniz kuşu olup dostun gölüne dalayım, hey dost diye diye.
*
1
Hak'dan gelen şerbeti içdük el-hamdüli'llâh
Şol kudret denizini geçdük el-hamdüli'llâh
Çeviri: Hak'tan gelen şerbeti içtik, elhamdülillah,
O kudret denizini geçtik, elhamdülillah.
El-hamdüli'llâh: Allah'a hamdolsun: Şükürler olsun.
Kudret: güç: Allah’ın her şeye yeten gücü.
2
Şol karşugı tagları mîşeleri bâgları, Saglık safâlık ile aşduk el-hamdüli'llâh
Çeviri: O karşıdaki dağları, meşelikleri bağları,
Sağlık ve huzurla aştık, elhamdülillah.
Mîşeleri: meşelikleri: Ormanları, meşe ağaçlarıyla kaplı yerleri.
3
Kurıyıduk yaş olduk ayagıduk baş olduk, Kanatlanduk kuş olduk uçduk el-hamdüli'llâh
Çeviri: Kuru idik yaş olduk ( yeşerdik), ayak idik baş olduk,
Kanatlandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillah.
4
Vardugumuz illere şol safâ gönüllere, Baba Tapduk ma‘nîsin saçduk el-hamdüli'llâh
Çeviri: Vardığımız illere, o huzurlu gönüllere,
Tapduk Baba’nın manasını saçtık, elhamdülillah.
Açıklama: Tapduk'un aşk tohumlarını gönüllere ektik.
5
Beri gel barışalum yadısan bilişelüm, Atumuz eyerlendi eşdük el-hamdüli'llâh
Çeviri: Beri gel barışalım, yabancıysan tanışalım,
Atımız eyerlendi (hazırlandı), sürdük elhamdülillah.
6
İndük Rûm'ı kışladuk çok hayr u şer işledük
Uş bahâr geldi girü göçdük el-hamdüli'llâh
Çeviri: İndik Anadolu'ya kışı geçirdik, çok hayır şer işledik,
Bahar geldi, yeniden göçtük, elhamdülillah.
7
Dirildük bınar olduk irkildük ırmag olduk,
Akduk denize tolduk taşduk el-hamdüli'llâh
Çeviri: Dirildik pınar olduk, birikip ırmak olduk,
Aktık denize dolduk taştık, elhamdülillah.
8
Tapdug'un tapusında kul olduk kapusında
Yûnus miskîn çigidük bişdük el-hamdüli'llâh
Çeviri: Tapduk’un, kapısında kul olduk huzurunda,
Zavallı Yunus çiğ idik, piştik elhamdülillah.
Açıklama: Taptuk; hz. Muhammet, kapı ise Hz. Muhammedin güneşinin doğduğu Zulkarneynin vücut u hakikisidir. Yani arslandır.
*
1
Zinhâr gönül evinde tutma yavuz endişe, Biregüyçün kuyı kazan ‘âkıbet kendü düşe
Çeviri: Sakın gönül evinde, besleme kötü düşünce,
Bir başkası için kuyu kazan, sonunda kendi düşer.
2
Nefsün begenmeyeni ayruklara sanmagıl, Ayruklara sanursan bilgil kim işün şaşa
Çeviri: Nefsinin beğenmediğini, başkalarına yükleme.
Başkasına kötülük kurarsan, bil ki işin şaşar.
3
Kendüye yaramazı biregüye sanan ol
Adı müsülmân anun kendü benzer keşîşe
Çeviri: Kendine istemediğini, başkasına dileyen,
Adı Müslüman onun, kendi benzer rahip’e.
Müsülmân: müslüman: İslam dinine mensup olan.
Keşîşe: keşişe: Rahibe, dünyadan el etek çekmiş Hristiyan din adamına.
4
Komadugun nesneyi sunuban götürmegil, Komadugun götürmek düşüre yatlu işe
Çeviri: Koymadığın nesneyi, el uzatıp götürme,
Koymadığını almak, düşürür kötü işe.
Açıklama: Haram olan, insanı felakete sürükler.
5
Bu dünyede üç kişi Hak dîdârın görmeye, Bir dikçi bir kovcı biri gammâzdur beşe
Çeviri: Bu dünyada üç kişi, Hak yüzünü göremez,
Biri inatçı, biri dedikoducu, biri fitnecidir besbelli.
6
Yûnus bu nasîhatı tutan yatlu olmaya
Bir niçe ögüt durur dinlesen başdan başa
Çeviri: Yunus’un bu nasihatini, tutan kötü olmaz,
Birkaç öğüttür bunlar, dinlersen baştanbaşa.
*
1
Hoşdur eger yürürisem ‘ışk odına yana yana
Pes yanmadın nite olam çün ‘ışk odı düşdi câna
Çeviri: Hoştur aşk ateşinde, yürürsem yana yana,
Nasıl yanmayayım ki çünkü, aşk ateşi düştü bu cana.
2
Cânum ‘ışkun külhânıdur tartınmadın ur odını
Kamış suyı şeker olur od bıragıcak külhâna
Çeviri: Canım aşk ocağındır, çekinmeden yak ateşi,
Kamış suyundan şeker olur, ancak ateş girince ocağa.
3
Her nesne ki çig olıcak od olmayınca bişmez ol
Benüm dirligüm çigidi ‘ışk odı oldı bahâne
Çeviri: Her şey çiğ iken, ateş olmadan pişmez,
Benim hayatım hamdı, aşk ateşi oldu bahane.
4
Bu işler tamâm olıcak halvet olur ma‘şûkıla
Ma‘şûk yüzin gören kişi gerek yana vü dükene
Çeviri: Bu işler bitince, baş başa kalınır sevgiliyle,
Sevgilinin yüzünü gören, yanıp tükenmesi gerekir.
5
Devlet durur ol kişiye yanarısa ‘ışk odına
Acı tütüni çıkıcak aydın olısar bu hâne
Çeviri: Büyük saadettir o kişiye, yanarsa aşk ateşinde,
Acı dumanı çıkınca, aydınlanacak bu hane (gönül evi).
6
Ol dostıla bâzârumuz fülân vaktdan berü degül
Severidük ma‘şûkayı henüz gelmedin cihâna
Çeviri: Dostla pazarımız (alışverişimiz) filan vakitten beri değildir,
Severdik sevgiliyi, henüz gelmeden dünyaya.
Açıklama: Ezeli aşk, ruha yaratılışta kazınmıştır.
7
Râzîyam ol oda ben günde bin kez yanarısam
Gör niçe cân fidâ kılur şem‘i öninde pervâne
Çeviri: Razıyım o ateşe, günde bin kez yansam da,
Bak nasıl canını feda eder, mum önünde kelebek.
8
Işka neçe yanarısam dahı şîrîn gelür bana,
Cânum fidî olsun beni bu ‘ışk odına atana
Çeviri: Aşkta ne kadar yanarsam, daha tatlı gelir bana,
Canım feda olsun, beni bu aşk ateşine atana.
9
Işk sultânı Tapduk durur Yûnus gedâ bu kapuda
Gedâlara lutf eylemek hem kâ'idedür sultâna
Çeviri: Aşk sultanı Tapduk'tur, Yunus dilencidir bu kapıda,
Dilencilere iyilik etmek, hem usuldür Sultana.
*
1
Vücûd bir binâ durur sırr-ı hikmet içinde
Gönül bir bünyâd durur nakd ol bünyâd içinde
Çeviri: Vücut bir binadır, hikmet sırrı içinde,
Gönül bir binadır, asıl cevher içindedir.
Açıklama: Gönül, ilahi hazineyi saklayan asıl binadır.
2
Gönül sultân hâkim cân cümle iş ana kurbân
Dil dahı bir tercemân yürür kudret içinde
Çeviri: Gönül sultandır hâkimdir, can ve her iş ona kurbandır,
Dil de bir tercümandır, yürür kudret içinde.
Tercemân: tercüman: Çevirmen, bir dilden diğerine aktaran.
Açıklama: Dil, gönüldeki ilahi sırları dışarıya aktarır.
3
Gönül oturur tahta hükm ider Kâf'dan Kâf'a
Nefis durmış ırakda meyli ‘işret içinde
Çeviri: Gönül tahta kurulur, hükmeder Kaf Dağı'ndan Kaf Dağı'na,
Nefis durur uzakta, eğlenceye meyillidir.
Açıklama: Nefis, ruhun aksine sadece dünyevi zevki arzular.
4
Ol nefs kim câna uyar ma‘nîden sanma duyar
Her dem ana uymayan bil ‘inâyet içinde
Çeviri: O nefis cana uysa da, manadan bir şey duymaz,
Nefsine uymayan, İlahi yardım içindedir.
5
Evvel kapu şerî‘at geçse andan tarikat, Gönül evi ma‘rifet ‘ışk hakîkat içinde
Çeviri: İlk kapısı şeriattır, sonra gelir tarikat,
Gönül evi marifettir, aşk ise hakikat içindedir.
Marifet: İlahi bilgi, Allah’ı kalben tanıma makamı.
Açıklama: Hakikat yolculuğu kuraldan başlar, öze doğru ilerler.
6
Şerî‘at şîrîn olur işidene hoş gelür
Ne kim dilerse kılur ol şerî‘at içinde
Çeviri: Şeriat şirindir, işitene hoş gelir,
Kişi ne dilerse yapar, şeriatın içinde.
Açıklama: Şeriat dairesinde hareket etmek özgürlüktür.
7
Tarîkat cân yoldaşı cân ile olur işi, Tarîka giren kişi dün-gün ‘ibret içinde
Çeviri: Tarikat can yoldaşı, canladır bütün işi,
Tarikata giren kişi, gece gündüz ibret içindedir.
Açıklama: Tarîkat, Allah'a giden yoldur.
8
Ma‘rifet gönül ile dün ü gün zârıyıla, Söylesem gelmez dile sırr-ı sıfat içinde
Çeviri: Marifet gönülledir, gece gündüz ağlar olur,
Söylesem sığmaz dile, sırlı sıfatların içindedir.
Sırr-ı sıfat: sıfatın sırrı: Allah’ın niteliklerinin gizli özü.
9
Hakîkat ‘ışkdur ‘ıyân görsün ol şebih beyân
Hakîkat donın geyen agır hil'at içinde
Çeviri: Hakikat aşktır apaçık, eşsizdir bu anlatım,
Hakikat elbisesini giyen, değerli kaftan içindedir.
Hakîkat: gerçek: İlahi öz, asıl gerçeklik.
Hil'at: kaftan: Onurlandırmak için giydirilen değerli giysi.
10
Şerî'at sûret evi tâ‘ate girer kavî
Âleme çıkdı çavı ‘ubûdiyyet içinde
Çeviri: Şeriat şekil evi, ( oraya giren) ibadete girer güçlü,
Aleme yayıldı haberi, tam bir kulluk içindedir.
11
Tarîkat câna gelür tâ‘atına cân kılur, Girmeyen ziyân kılur iş bu devlet içinde
Çeviri: Tarikat cana gelir, ibadeti canlandırır,
Girmeyen zarar eder, işte bu saadet içindedir.
Açıklama: En büyük talih, manevi uyanışa ermektir.
12
Hakîkate irenler hakîkati bulanlar
Ne bahtludur cânları hep mahabbet içinde
Çeviri: Hakikate erenler, hakikati bulanlardır,
Ne bahtlıdır canları, hep sevgi içindedir.
Açıklama: İlahi aşkla dolan ruh, en büyük saadete ermiştir.
13
Her kim şerî‘at bile hem okıya hem kıla
Ol gerek kim er ola dün-gün tâ‘at içinde
Çeviri: Her kim şeriatı bilip, hem okur hem uygularsa,
Onun Er olması için, gece gündüz ibadet etmesi gerekir.
14
Ger tâ‘at kılmazısa üstâda varmazısa, Şer‘iden olmazısa adı la‘net içinde
Çeviri: Eğer ibadet etmezse, bir üstada varmazsa,
Şeriattan (Doğru yoldan) olmazsa, adı lanet içindedir.
15
Şerî‘at ana eydür ana ‘abes ol addur, Anun makâmı oddur şol âhiret içinde
Çeviri: Şeriat ona der ki, o isim sana boştur,
Onun makamı ateştir, şu ahiret içinde.
16
Her kim tarîka gire gerek mâl terkin ura
Yola togrı cân vire bu tarîkat içinde
Çeviri: Her kim yola girerse, malı terketmesi gerekir,
Bu yolda can vermeli, bu tarikat içinde.
17
Ger togrı turmazısa mâl terkin urmazısa, Yola cân virmezise tuymaz sohbet içinde
Çeviri: Eğer doğru durmazsa, malını terk etmezse,
Yola can vermezse, nasip almaz sohbet içinden.
Açıklama: Fedakarlık yoksa manevi nasip de yoktur.
18
Tarîkat anun degül ol kılmış yolın melül, Hak kılmaz anı kabûl bulmaz rahmet içinde
Çeviri: Tarikat onun değil, yolunu perişan etmiş,
Hak onu kabul etmez, bulamaz rahmet içinde.
19
Ger bahrî olmazısa denize dalmazısa, Seyrânun bilmezise yokdur kıymet içinde
Çeviri: Eğer dalgıç olmazsa, denize dalmazsa,
Eğer seyrini bilmezse, yoktur kıymet içinde.
Açıklama: Hakikat yolculuğunu idrak etmeyen değer bulamaz.
20
Ma'rifet gönül şehri makâmun bulur fakrı, Bahrî gerekdür bahrî bu ma‘rifet içinde
Çeviri: Marifet (Allahı bilmek) Gönül şehrindedir, makamını Allah’a muhtaçlıkda bulur,
Dalgıç gerek dalgıç, bu marifet içine girmek için.
Açıklama: Derine dalmayan, marifet (ilahi bilgi) incisine ulaşamaz.
21
Ma'rifet andan ırak anun degüldür durak, İşi olsa da yavlak anun bu ad içinde
Çeviri: Marifet ondan uzak, orası ona durak değildir,
İşleri çok olsa da, bu dervişlik adında.
Açıklama: Yunus Emre, sadece dış görünüşle veya "derviş" unvanıyla yol alınamayacağını söyler.
22
Her kim hakîkat süre kahrı lutfı bir göre,
İş aça togrı dura bu hakîkat içinde
Çeviri: Her kim ki Hakikat yolunda yürür, kahrı lütfu bir görür,(zorluğu-kolaylığı),
Yol açıp doğru duran, bu hakikat içinde.
Açıklama: Hak yolunda dürüstlük ve istikamet esastır.
23
Ger togrı turmazısa yolına irmezise, Kahrı hoş görmezise adı yok ad içinde
Çeviri: Eğer doğru durmazsa, yoluna varmazsa,
Kahrı hoş görmezse, adı yoktur adlar içinde.
24
Anun degül hakîkat ol devlet ol nasihat
Evvel âhir ‘âkıbet bulınca mât içinde
Çeviri: Ona ait değildir, hakikat saadet ve öğüt,
Eninde sonunda bulur, kendini mat içinde. (yenilgi)
25
Bu dört menzildür utan ledün makâmun tutan
Oldur menzile yiten tamâm murâd içinde
Çeviri: Bu dört duraktır, ledün (gizli bilgi) makamında duran,
Odur menzile varan, tam amacı içindedir.
26
Ol menzile yitenün dört nişânı var anun, Ol nişânı kılanun yiri rahmet içinde
Çeviri: O hedefe varanın, dört nişanı vardır,
O nişanı taşıyanın, yeri rahmet içindedir.
Nişan: işaret,iz, belirti.
27
Sûretün halka düze Hakk'un yolında ize, Çıka seyir eyleye ol semâvât içinde
Çeviri: Dışını halka süsler, Hak yolunda sapar,
Yükselip seyre dalsa, o gökler içinde.
28
Tevekkül işi ola kanâ‘at aşı ola
İnâyet başı ola nûr-ı rahmet içinde
Çeviri: Teslimiyet işi olsun, azla yetinmek aşı olsun,
Lütuf yoldaşı olsun, rahmet nuru içinde.
Açıklama: İlahi yardımı kuşanan, merhamet ışığıyla aydınlanır.
29
Kıyl u kâle mecâl yok ol hâldür ana kâl yok
Hergiz ana ecel yok ezel-ebed içinde
Çeviri: (orada) Boş lafa yer yok, O bir hâldir anlatmaya söz yoktur,
Asla ona ölüm yok, sonsuz zaman içinde.
30
İşdür bunca âvâzlar didügüm ma‘nî sözler, Tapduk Yûnus'ı gözler bu vilâyet içinde
Çeviri: İşit bunca sesleri, dediğim manalı sözleri,
Tapduk, Yunus’u gözetir bu makam içinde.
Açıklama: Mürşidi, Yunus'u velilik makamında daima gözetir.
*
1
Âşık oldum erene irmegile
Hakk'ı buldum ben eri görmegile
Çeviri: Âşık oldum Erene, ona erişmekle,
Hakk’ı buldum ben, o Eri görmekle.
2
Ere irdüm erde buldum maksûdum
Bulımadum taşradan sormagıla
Çeviri: Ere erdim, onda buldum maksadımı,
Bulamadım dışarıda sorup aramakla.
3 Ne yire bakdumısa er oturur
Gönlin aldum yüz yire sürmegile
Çeviri: Nereye baksam, orada o Er oturur,
Gönlünü aldım, yere yüz sürmekle.
4
Hak'dan imiş cânlara cümle nasîb
Olmazımış Ka‘be'ye varmagıla
Çeviri: Hak'tan imiş canlara her türlü nasip,
Olmazmış Kabe’ye varmakla.
5
Ka‘be senün işigündür eyle bil
Bulımadum yol çeküp varmagıla
Çeviri: Kabe senin eşiğindir, öyle bil (giriştir),
Bulamadım, yol zahmetini çekip varmakla.
6
Beni gören bir pûla saymazıdı
Şimdi gören gösterür barmagıla
Çeviri: Beni gören bir pula bile saymazdı,
Şimdi gören gösterir beni parmağıyla.
7
Bir gölidüm kıldı erenler nazar
Deniz oldum dört yana ırmagıla
Çeviri: Bir göl idim, baktı erenler bana,
Deniz oldum, dört yana ırmaklarla.
Açıklama: Coştum, ırmaklarla her yöne deniz oldum.
8
Geldi ün Yûnus diyü turdum örü
Gözüm açdum kulagum urmagıla
Çeviri: Geldi bir ses "Yunus" diye, kalktım ayağa,
Gözümü açtım, kulak verip dinlemekle.
*
1
Gönül nite dölene ma‘şûkın bulmayınca
Kimse ‘âşık mı olur gönülsüz kalmayınca
Çeviri: Durulmaz gönül, bulmayınca sevdiğini.
Aşık mı olur bir kimse, benliğini yok etmedikçe.
2
Gönüldür seven anı esîr eyleyen seni
Kimi âzâd eylersin sen âzâd olmayınca
Çeviri: Gönüldür seven onu, esir eden seni,
Kimi özgür edersin, sen özgür olmayınca.
3
Boynı zencîrlü geldük key katı esîr olduk
Er nazar eylemedi hâlümüz bilmeyince
Çeviri: Boynu zincirli geldik, çok katı esir olduk,
Bakmadı o Er bize, halimizi bilmeyince.
4
Bir yanadan ararlar ayruk nesne sanurlar
Bahâsın ne bilesin sen satun almayınca
Çeviri: Bir yandan ararlar, başka bir şey sanırlar,
Değerini ne bilesin, sen satın almayınca.
Açıklama: Bedel ödemeyen, gerçek kıymeti bilemez.
5
Bahâsı cânum anun mâlıla tavar degül
Sevdük mi ele girür sevdükler virmeyince
Çeviri: Bedeli canımdır onun, mal ve hayvan sürüsü değil,
Sevgili ele mi geçer, sevdiklerini vermeyince.
6
Câna niçe ‘âşıksın bu kayıddan geçmezsin
Deryâdan ne alasın ırmakdan geçmeyince
Çeviri: Canına nasıl âşıksın, bu bağdan geçmezsin,
Denizden ne alabilirsin, ırmaktan geçmeyince.
7
Dostı kanda bulasın sende durmagıla sen
Ol ‘imâret eylemez sen vîrân olmayınca
Çeviri: Dostu nerede bulabilirsin, sende (kendi benliğinde) durmakla sen,
O (gönlünü) imar etmez, sen harabe olmayınca.
8
Sözi Yûnus'dan işit kibir kılma dut ögüt
İmâret olmayasın tâ harâb olmayınca
Çeviri: Yunus’un sözünü işit, kibirlenme, öğüdünü tut,
Çünkü gönül imar olmaz, sen harap olmadan.
*
1
Vasf-ı hâlin eydiserem vuslat hâlin bilenlere
Yidi dürlü nişân gerek hakîkate irenlere
Çeviri: senin Halini anlatırım vuslat (kavuşma) hâlini bilenlere,
Yedi türlü işaret gerek, hakikate erenlere.
2
Bu yidisinden birisi eksük olursa olmaya
Birisi eksük gerekmez bu sarp yola varanlara
Çeviri: Bu yedisinden biri eksikse, o kavuşma tamam olmaz,
Biri bile eksik olmamalı, bu sarp yola varanlara.
3
Evvel nişânı bu durur yirmeye cümle milleti
Yirenler kaldı yirini yir degmedi yirenlere
Çeviri: İlk işareti budur, yermemek hiçbir milleti,
Yerenler yerinde kaldı, mertebe nasip olmadı yerenlere.
Açıklama: Hakikat ehli, kimseyi kınamaz ve yermez.
4
İkinci nişânı budur hîç nefsini semirtmeye
Zinhâr siz andan olmanuz nefsine kul olanlara
Çeviri: İkinci nişanı budur, hiç nefsini semirtmemek,
Sakın siz, nefsine kul olanlardan olmayın.
5
Üçünci nişânı budur cümle heveslerden geçe
Hevesler eri yolda kor yitemez yol varanlara
Çeviri: Üçüncü nişanı budur, tüm heveslerden vazgeçmesi,
Hevesler kişiyi yolda bırakır, yetişemez yol alanlara.
6
Dördünci nişânı budur dünyâdan münezzeh ola
Dünyâ seni sayru eyler ne kul kaysı sayrulara
Çeviri: Dördüncü nişanı budur, dünyadan arınmış olmalı,
Dünya sevgisi seni hasta eder, ne köle ne de hangi biri faydasızdır bu hastalara.
7
Yûnus yidi nişân didi evet üçini gizledi
Anı dahı eydivirem gelüp halvet soranlara
Çeviri: Yunus yedi işaret dedi, ama üçünü gizledi,
Onu da söylerim, gelip halvet soranlara.
( Hakk ile Buluşmayı)
Halvet: yalnızlık: Tek başına kalma, tenhaya çekilme.
Açıklama: Sır, talibine fısıldanır. Halveti ( Hakk ile Buluşmayı) bilmeyen, sözü anlayamaz.
*
1
Miskînlikden buldılar kimde erlik varısa
Nerdübândan yitdiler yüksekden bakarısa
Çeviri: Alçakgönüllülükle buldular, kimde Erlik var ise,
Merdivenden kayboldular, yüksekten bakarlarsa.
2
Gönül yüksekde gezer dem-be-dem yoldan azar
Taş yüzine ol sızar içinde ne varısa
Çeviri: Gönül yüksekte gezer, her an yoldan sapar,
Taş’ın yüzüne sızar, içinde ne varsa.
3
Ak sakallu pîr koca bilmez ki hâli nice
Emek yimesin hacca bir gönül yıkarısa
Çeviri: Aksakallı pir ihtiyar, bilmez ki hali nasıldır,
Emek vermesin hacca, bir gönül yıkarsa.
4
Sagır işitmez sözi gice sanur gündüzi
Kördür münkirün gözi ‘âlem münevver ise
Çeviri: Sağır işitmez sözü, gece sanır gündüzü,
Kördür inkârcının gözü, Alem aydınlık olsa da.
5
Gönül Çalab'un tahtı gönüle Çalap bahdı
İki cihân bed-bahtı kim gönül yıkarısa
Çeviri: Gönül Tanrı'nın tahtıdır, gönüle Tanrı baktı,
İki cihanın da talihsizi, kim gönül yıkarsa.
6
Sen seni ne sanursan ayruga da anı san
Dört kitâbun ma‘nîsi budur eger varısa
Çeviri: Sen kendini ne sanırsan, başkasını da öyle san,
Dört kitabın manası budur, eğer var ise.
Dört kutsal kitap: Tevrat, Zebur, İncil, Kur'an.
7
Bildük gelenler geçmiş konanlar girü göçmiş
Işk şarâbından içmiş kim ma‘nî tuyarısa
Çeviri: Bildik ki, gelenler geçmiş konanlar geri göçmüş,
Aşk şarabından içmiştir, her kim manayı hissederse.
Mana: hakikat, öz.
8
Yûnus yoldan ırmasun yüksek yirde turmasun
Sinle Sırât görmesün sevdügi dîdârısa
Çeviri: (Allah) Yunus'u yoldan ayırmasın, yüksek yerde durmasın,
Kabir, Sırat görmesin, sevdiği O'nun yüzü ise.
*
1
Bir söz diyeyin sana dinle cânun varısa
Hiç tama‘ eylemegil ‘aklun sana yarısa
Çeviri: Bir söz diyeyim sana, dinle canın var ise,
Hiç tamah eyleme (doymazlık), aklın sana dost ise.
Tamah: açgözlülük: doyumsuzluk, elindekinden fazlasını isteme, bir şeye karşı aşırı istek duyma.
2
Yavuzluk eylemegil la‘net işitmeyesin
Senden sonra söylene key eylügün varısa
Çeviri: Kötülük eyleme ki, lanet işitmeyesin,
Senden sonra söylenir, çok iyiliğin var ise.
3
Yavuzlukdan kem bitdi yâ eylükden kim yitdi
Eylük Hakk'a yaraşur sende ikrâr varısa
Çeviri: Kötülükten kötülük çıktı, ya iyilikten kim kaybetti,
İyilik Hakk’a yaraşır, sende inanç varsa.
Açıklama: Kalpteki inancın dışa vuran en güzel meyvesi iyiliktir.
4
İkrâr erün yarıdur varsa Uçmak yiridür
Bâhil uçmak görmeye yüz bin gözi varısa
Çeviri: Sözünü tutmak kişinin dostudur, gideceği yer Cennet'tir.
Cimri cenneti göremez, yüz bin gözü olsa da.
Açıklama: Ruhlar yaratıldığında Rabbine verdiği Sözde duran, Cennet'i bulur.
5
Ma‘nîde getürmişler kardaşdan yâr yigrekdür
Oguldan dahı tatlu eger togrı yârısa
Çeviri: Mana aleminde derler ki -dost özkardeşten üstündür,
Evlattan dahi tatlıdır, eğer doğru dost ise.
6
Yârün sana mukâbil tapusında sücûd kıl
Çıkar cigerün yidür eger çâren varısa
Çeviri: Dostun sana yönelmiş, huzurunda secde et,
Ciğerini çıkar yedir, eğer imkanın varsa.
Açıklama: "Ciğer" insanın canıdır, En kıymetlini feda et.
7
Gördün yârün egridür nen varısa vir kogıl
Ululardan meseldür işitdügün varısa
Çeviri: Gördün ki dostun eğridir, neyin varsa ver gitsin,
Büyüklerden misaldir, eğer işittinse.
8
Etmek yiyüp tuz basmak ol nâ-merdler işidür
Etmek anı komaya tuzun hakkı varısa
Çeviri: Ekmek yiyip tuz basmak (nankörlük etmek), namertlerin işidir,
Ekmek onu bırakmaz, tuzun hakkı varsa.
Açıklama: Türk geleneğinde ekmeğini yemeğini paylaşana yanlış yapan, “ekmek tuz hakkını çiğnemiş”, “tuz basmmıştır”.
9
Çok söz hayvân yükidür az söz erün görkidür
Bilene bir söz yiter cânda gevher varısa
Çeviri: Çok söz hayvan yüküdür, az söz insanın güzelliğidir,
Bilene bir söz yeter, canında cevher varsa.
10
Yûnus miskîn delüdür hem sözinden bellüdür
Ayıblaman yârenler eksüklügi varısa
Çeviri: Garip Yunus delidir, hem de sözünden bellidir,
Ayıplamayın dostlar, eksikliği var ise.
*
1
İy kopuzıla çeşte aslun nedür ne işde
Sana su'âl soraram eydivir bana üşde
Çeviri: Ey kopuz ile saz, aslın nedir ne iştesin,
Sana soru sorarım, deyiver bana işte.
2
Eydür ki aslum agaç koyın kirişi bir kaç
Gel ‘işretüm dinle geç ‘aklı koma beleşde
Çeviri: Der ki -Aslım ağaçtır, tellerim birkaç koyun bağırsağı,
Gel sohbetimi dinle, aklını aş, bırakma beleşte.(boş işlerde).
3
Eydürler bana harâm ben ugrulık degülem
Çünki aslum mismildür ne varımış kirişde
Çeviri: Derler ki Bana haram, hırsızlık malı değilim,
Çünkü aslım helaldir, ne varmış telimde.
Açıklama: koyunteli (kiriş), koyun bağırsağından yapılır. Koyun kurbanı ise temizdir helaldir.
4
Bana kiriş didiler ‘ışka giriş didiler
Benüm adum ‘ışk virdi ben durmazam kolmaşda
Çeviri: Bana kiriş (tel) dediler, aşka giriş dediler,
Benim adımı Aşk verdi, işim olmaz boş lafla.
Açıklama: telden sese, sesten aşka, aşktan hakikate.
5
Şâdılıgıla geldüm iş bu ‘âleme toldum
Mürvetlere düzüldüm kodılar iş bu düşde
Çeviri: Sevinçle geldim, işte bu aleme doldum,
İyilikle düzenlendim, koydular bu dünya rüyasına.
Açıklama: Usta ellerde biçimlenen saz, dünya rüyasına uyanır.
6
Agaç deri dirildi kirişile bir oldı
Işk denizine taldı bahâne yok bu işde
Çeviri: Ağaç hemen dirildi, teliyle bir oldu,
Aşk denizine daldı, bahane yok bu işte.
7
Mevlânâ sohbetinde sâzıla işret oldı
Ârif ma‘nîye taldı çün biledür ferişde
Çeviri: Mevlânâ meclisinde, saz ile sohbet oldu,
Ârif manaya daldı, çünkü birliktedir meleklerle.
Mevlânâ: Efendimiz: Saygı duyulan büyük zat, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî.
8
Ferişteyi anmakdan bilesin murâd nedür
Gice gündüz biledür senünile her işde
Çeviri: Meleği anmaktan, bilesin amacım nedir,
Gece gündüz beraberdir, seninle her işte.
9
Ol ferişteler adı Kirâmen Kâtibîn'dür
Yazmakdan usanmazlar armazlar yaz u kışda
Çeviri: O meleklerin adı Kirâmen Kâtibîn’dir,
Yazmaktan usanmazlar, yorulmazlar hiç yaz kış.
Kirâmen Kâtibîn: Şerefli Yazıcılar
10
Birisi sag omzunda birisi sol omzunda
Birisi hayrun yazar birisi şer cünbişde
Çeviri: Biri sağ omzunda, biri sol omzunda,
Biri hayrı yazar, biri şerri (kötülüğü) bu cünbişte. (hareketlilikte)
Cünbişde: harekette: Eğlencede, bu dünya telâşında, oluş içinde.
11
Kâgıdları dükenmez ne hod mürekkebleri
Aşınmaz kalemleri kâ’imlerdür ol işde
Çeviri: Kâğıtları tükenmez, ne de mürekkepleri,
Aşınmaz Kalemleri, daima iştedirler.
12
Hem meyhâneye varur hem büt-hâneye girür
Bunlar saklarlar seni sen gâfilsin bu işde
Çeviri: Hem meyhaneye varır, hem puthaneye girer,
Onlar kaydeder seni, sen habersizsin bu işten.
13
Yûnus imdi Sübhân'ı vasf eylegil gönülde
Ayru degül ‘ârifden bu kopuzıla çeşde
Çeviri: Yunus, şimdi Sübhân’ı öv gönlünde,
Âriften ayrı değildir, bu kopuz ile sazlar.
Sübhân: Her türlü eksiklikten uzak olan.
Arif: hakikati bilen.
Kopuzıla: kopuz ile: Eski bir Türk telli çalgısı ile.
Açıklama: Sazın sesi, arifin sessiz feryadının dile gelmiş halidir.
*
1
İstedügümi buldum eşkere cân içinde
Taşra isteyen kendü kendü nihân içinde
Çeviri: Aradığımı buldum, apaçık canım içinde,
Dışarıda arayan bulamaz, çünkü O kendi gizlikiği içindedir.
2
Kâ’imdür hîç ırılmaz ansuz kimse dirilmez
Adım adım yir ölçer kendü revân içinde
Çeviri: O ayaktadır hiç ayrılmaz, On'suz kimse yaşayamaz,
Adım adım yeri adımlar, akıp giden hayat içinde.
Açıklama: Allah her an yaratma halindedir. Akıp giden hayatın her zerresinde bizzat tasarruf sahibidir.
3
Bu tılsımı baglayan cümle dilde söyleyen
Yire göge sıgmayan girmiş bu cân içinde
Çeviri: Bu tılsımı bağlayan, her dilde söyleyendir,
Yere göğe sığmayan, girmiş bu can içine.
Açıklama: "Ben yere göğe sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım" kudsi hadis
4
Ugrı olmış ugrılar kendü kendüyi çakar
Sahne kendüsi olmış kendü zindân içinde
Çeviri: Hırsızlık yapan hırsızlar, kendi kendini ele verir,
Bekçisi kendisi olmuş, kendi de zindanı içindedir.
Açıklama: hırsız; nefistir. İnsan hem suçlu hem yargıçtır.
5
Dutun diyü çagırur ugrı dahı çagırur
Bu ne ‘acâyib ugrı bu çagıran içinde
Çeviri: "Tutun" diye çağırır, hırsız dahi bağırır,
Bu ne acayip hırsızdır, bu çağıran içindedir.
6
Siyâset meydânında galabadan bakan ol
Siyâset kendü olmış girmiş meydân içinde
Çeviri: Ceza meydanında, kalabalıktan bakan odur,
Ceza kendisi olmuş, girmiş meydanın içine.
7
Kudret kılıcın almış nefsün boynını çalmış
Nefsini depelemiş elleri kan içinde
Çeviri: (ilahi) Kudret kılıcını almış, nefsin boynunu vurmuş,
Nefsini tepelemiş, elleri kan içindedir.
8
Sayru olmış iniler Kur'ân ünini dinler
Kur'ân okıyan kendü kendü Kur'ân içinde
Çeviri: Hasta olmuş inliyor, Kur’an sesini dinliyor,
Kuran okuyan kendisi, bizzat Kuran’ın içindedir.
9
Yüce yüce ‘Arş düzer kendözin anda bezer
Gör niçe cevlân ider hırka palâs içinde
Çeviri: Yüce yüce Arş kurar, kendi özünü orada süsler,
Gör nasıl dolaşır, hırka ve eski giysi içinde.
Açıklama: Arş'ı kuran yücelik, dervişin eski hırkasında gizlidir.
10
Dürlü dürlü ‘imâret köşk ü sarây yapan ol
Kara nikâb dutunmış girmiş külhân içinde
Çeviri: Türlü türlü imaret, köşk ve saray yapan O'dur,
Kara peçeye bürünmüş, girmiş hamam ocağı içine.
11
Başdan ayaga degin Hak nûrı seni dutmış
Hak'dan ayru ne vardur kalma gümân içinde
Çeviri: Baştan ayağa dek, Hak nuru seni sarmış,
Hak’tan ayrı ne vardır, kalma şüphe içinde.
12
Birisen birlige bak ikiyi elden bırak
Bütün ma‘nî bulasın sıdk u îmân içinde
Çeviri: Bir isen Birliğe bak, ikiliği elden bırak,
Bütün manayı bulursun, doğruluk ve iman içinde.
13
Orucuna güvenme namâzuna tayanma
Cümle tâ‘at tak olur nâz u niyâz içinde
Çeviri: Orucuna güvenme, namazına dayanma,
Bütün ibadetin eşsizleşir, naz ve niyaz içinde.
Nâz: naz: Kendini beğendirme, nazlanma, cilve (tasavvufta kulun yakınlığı)
Niyâz: yalvarış: Dua, yakarış, alçakgönüllülükle isteme
Açıklama: İbadetler, ancak aşk ve samimiyetle olgunluğa erer.
14
Oruc-namâz gusl u hac hicâbdur ‘âşıklara
Âşık andan münezzeh hâssü'l-havâs içinde
Çeviri: Oruç-namaz, gusül ve hac perdedir âşıklara,
Âşık onlardan uzaktır, Seçkinlerin de seçkini içindedir.
Açıklama: Âşık, şekle hapsolmadan en yüce makama ulaşmıştır.
15
Girdüm gönül şehrine taldum anun bahrine
Işkıla seyr iderken iz buldum cân içinde
Çeviri: Girdim gönül şehrine, daldım onun denizine,
Aşkla seyrederken, iz buldum can içinde.
16
Ol izi ben izledüm sagum solum gözledüm
Çok ‘acâibler gördüm yokdur cihân içinde
Çeviri: O izi ben izledim, sağımı solumu gözledim,
Çok acayip şeyler gördüm, yoktur cihan içinde.
17
Şâh oluban oturur kula buyruk tutdurur
Fermânını buyurur küfr-i fermân içinde
Çeviri: Şah olup oturur, kula buyruk tutturur,
Fermanını buyurur, küfürde hükmü içindedir.
Açıklama: İlahi irade, inkar perdesinin arkasında bile işlemeye devam eder.
18
Yûnus senün sözlerün ma'nîdür bilenlere
Söyleyeler sözüni devr-i zamân içinde
Çeviri: Yunus senin sözlerin, manadır bilenlere,
Söylesinler sözünü, zamanın devri içinde.
Devr: döngü: Dönme, zaman, çağ, bir durumdan diğerine geçiş.
Devr-i zamân: zamanın döngüsü: Devir, vakit, dünya düzeni;
*
1
Cân olgıl cân içinde kalma gümân içinde
İstedügün bulasın yakın zamân içinde
Çeviri: Can ol can içinde, kalma şüphe içinde,
İstediğini bulasın, yakın zaman içinde.
2
Rükû‘ sücûda kalma ‘amelüne tayanma
İlm ü ‘amel gark olur nâz u niyâz içinde
Çeviri: Rüku secdeye takılma, ameline dayanma,
İlim ve amel kaybolur, naz ve niyaz içinde.
Nâz u niyâz: naz ve yalvarış.
3
İkiligi terk itgil birlik makâmın tutgıl
Cânlar cânın bulasın iş bu dirlik içinde
Çeviri: İkiliği terk et, Birlik makamını tut,
Canların canını bulursun, bu dirlik içinde.
4
Oruç-namâz zekât hac cürm ü cinâyet durur
Fakîr bundan âzâddur hâss-ı havâs içinde
Çeviri: Oruç namaz zekat hac, suç ve cinayettir,
Bu Fakîr bunlardan azattır, Seçkinlerin de seçkini içindedir.
Açıklama: Hakikate eren derviş, tüm şekilsel bağlardan kurtulmuştur.
5
Şerî‘at korıcıdur hakîkat ordusında
Senün içün korınur hâsıl ordu içinde
Çeviri: Şeriat koruyucudur, hakikat ordusundadır,
(hakikat) Senin için korunur, şeriat ordusu içinde.
6
Cânlar cânın bulasın sen dahı cân olasın
Işkıla teferrücün ola dîdâr içinde
Çeviri: Canların canını bulasın, sen de can olasın,
İlahi yüzü seyredesin, Aşk içinde.
7
Ayne'l-yakîn görüpdür Yûnus Mecnûn olupdur
Bir ile bir olupdur Hakke'l-yakîn içinde
Çeviri: (Aynel yakın) Görerek bilmiştir Yunus, Mecnun olmuştur,
Bir ile Bir olmuştur, hakke’l-yakîn içinde (Hakkı yaşayarak Bilmenin).
Ayne'l-yakîn: gözle görmüşçesine bilmek: Kesin bilgi, bizzat görerek inanma.
Hakke'l-yakîn: yaşayarak bilmek: Hakikati bizzat tecrübe ederek en üst derecede tanıma
*
1
Dervîş olan kişiler ‘aceb nite dirile
Yol takazası budur bir ola her birile
Çeviri: Derviş olan kişiler, acaba nasıl yaşarlar,
Yolun gereği budur, bir olmak herkesle.
2
İkilik eylemeye hîç yalan söylemeye
Âlem bulanurısa bulanmadın turıla
Çeviri: İkilik etme, hiç yalan söyleme, Âlem bulanırsa da, sen bulanma durulan.(temizlen)
Açıklama: Ayrımcılığı bırak, doğruyu söyle. Dünya kirlense bile derviş berrak kalmalıdır.
3
Aceb öyle kim ola bulanmadın turıla
Öylelik isterisen yoldaş olgıl er ile
Çeviri: Acaba kim öyle olur, kirlenmeden durulan,
Öyle hal istersen, yoldaş ol Er kişiyle.
4
Er ile yoldaş olan key olısar gönülden
Âlem yoldaş olurdı olurmısa dilile
Çeviri: Er ile yoldaş olan, iyi olur gönlünde,
Bütün dünya yoldaş olurdu, olsaydı dil ile.
5
Dilden nesnene gelmez suyıla gönül yunmaz
Girçegin gelenleri yederler bir kılıla
Çeviri: Lafla bir şey elde edilmez, suyla da gönül yıkanmaz,
Gerçekten gelenleri, bir kıl ile çekerler.
6
Dün ü günin çekerler o kıl üzülsün diyü
Ömrin anda berkitmiş yedilür bir kılıla
Çeviri: Gece gündüz çekerler, o kıl kopsun diye,
Ömrünü o yolda sağlamlaştırmış, çekilir bir kıl ile.
7
İnce sanman ol kılı güzâf sanman bu yolı
Erenler geçdi geldi her biri bir hâlile
Çeviri: İnce sanma O kılı, boş sanma bu yolu,
Erenler geçti geldi, her biri bir hâl ile.
8
Her kim hâli hâllendi ol beg oldı kullandı
Yûnus sen kul olıgör beg söyleşür kulıla
Çeviri: Her kim Erenlerin haliyle hallendi, bey olup hükmetti,
Yunus sen kul olmaya bak, bey söyleşir kuluyla.
*
1
On sekiz bin ‘âlem halkı cümlesi bir içinde
Kimse yok birden artuk söylenür dil içinde
Çeviri: On sekiz bin âlem halkı, hepsi Bir içindedir,
Kimse yok Birden başka, ama çokluk söylenir dillerde.
Açıklama: Varlık tektir, diller ise çokluktan bahseder.
2
Cümle bir anı birler cümle ana giderler
Cümle dil anı söyler her bir menzil içinde
Çeviri: Hepsi O'nu Birler, hepsi O'na giderler,
Bütün diller O'nu söyler, her bir durak içinde.
3
Cümle göz anı gözler kimse yok nişân virür
Gören kim görmeyen kim kalduk müşkil içinde
Çeviri: Bütün gözler onu görür, ama kimse işaret veremez,
Gören kim, görmeyen kim, kaldık zorluk içinde.
4
Kim göre anı ‘ıyân kim diye nakş u nişân
Sözi Len terânî’dür Mûsâ'ya Tûr içinde
Çeviri: Kim görür onu apaçık, kim diyebilir şekil nişan,
Sözü "Beni asla göremezsin”dir Musa’ya Tur içinde.
5
Kimseden ayru görme her birile bile gör
Cümle ‘âlem toludur berr ile bahr içinde
Çeviri: Kimseden ayrı görme, herbiriyle birlikte gör,
Bütün Alem O’nunla doludur, kara ve deniz içinde.
6
Sidretü'l-Müntehâ'dan andan içerü giden
Hiç nişân eydimedi menzil-i nûr içinde
Çeviri: Sidretü’l-Müntehâ’dan daha içeri giden,
Hiçbir işaret söylemedi, nur menzilinde.
Sidretü'l-Müntehâ: Yaratılmışların bilgisinin ve varlığın ulaştığı son nokta Göklerin sonundaki ağaç.
7
Toksan bin kelimesi otuz bin ‘âm u hâsı
Otuz bin hâslarına otuz bin sırr içinde
Çeviri: Doksan bin kelimesi vardır: otuz bini herkese ve seçkinleredir,
Otuz bini seçkinlere, o büyük sır içindedir.
Açıklama: Hz. Peygamber Miraç gecesi Allah ile 90.000 kelam (söz) konuşmuştur.
8
Ol durur ol gizlü söz ‘ârif söyler dün gündüz
Hiç nişân eyitmesün Hûr u Kusûr içinde
Çeviri: O gizli sözü arif, gece gündüz söyler,
Hiçbir nişan bulunmaz, huri ve köşkler içinde.
Açıklama: Hakikat, cennetin şekli ve suretiyle anlatılamaz.
9
Yûnus sen dilerisen dostı görem dirisen
Iyândur görenlere işde gönül içinde
Çeviri: Yunus, eğer istersen, "Dost'u göreyim" dersen,
Açıktır görenlere, işte gönlün içindedir.
*
1
İsrâfîl sûrı ura yir yüzi divşürile
Harâb ola berr ü bahr çarh-ı felek yoyıla
Çeviri: İsrafil sur a vurunca, yeryüzü toplanır,
Kara ve deniz harap olur, göklerin çarkı bozulur.
İsrâfîl: İsrafil: Kıyamet günü sura üflemekle görevli melek.
2
Kimse varmaya bunda cümlesi vara anda
Ol pâdişâh öninde Hak terâzû kurıla
Çeviri: Kimse kalmaz burada, herkes gider oraya (Ahirete),
O Padişah önünde, hak terazisi kurulur.
3
Iyân ola cümle iş kurtılmaya yâd-biliş
Gel fülân ibn-i fülân her bir kula kıgrıla
Çeviri: Açığa çıkar bütün işler, kurtulamaz ne yabancı ne tanıdıklar,
"Gel filan oğlu filan" diye, her bir kul çağrılır.
4
Cümle halâyık tura yir yüzin tolu tuta
Hükm eyleye pâdişâh mahşere dek sürile
Çeviri: Tüm yaratılmışlar ayağa kalkar, yeryüzünü doldurup kaplar,
Hükmeder Padişah, mahşere dek sürülürler.
5
Kopa kıyâmet hevli ikinci nefhayılan
Üçünci nefha içinde yirler yüzi yarıla
Çeviri: Başlar kıyamet dehşeti, ikinci üfleyiş ile,
Üçüncü üfleyiş içinde, yeryüzü yarılır.
6
Baglana bin bin sunûf ‘âşıka yok havf u hayf
Yarın mahşer güninde Yevme yenfehu urıla
Çeviri: Toplanır binlerce sınıflar, aşığa yoktur korku ve hayıflanma,
Yarın mahşer gününde, "Sura üflendiği gün" sesiyle Sur’a vurulur.
“ Sur'a üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.”nebe-18
7
Yûnus yaragun eyle yol korhulı key anla
Gökren katran denizi kıldan Sırât gerile
Çeviri: Yunus hazırlığını yap, yol korkuludur, iyi anla.
Kapkara katran denizi üstünde, kıldan Sırat gerilir.
*
1
Kimse döymez bu nazara ‘ışkıla kim pençe ura
Bu nazara karşu duran hânumânın garka vire
Çeviri: Kimse dayanamaz bu bakışa, ancak aşkla karşı durulur,
Bu nazara karşı duran, hanesini batırır.
2
Çün elini ‘ışka ura 'ışk okına kimdür tura
Gök yüzinde melâiki ‘ışk anı indürdi yire
Çeviri: Çünkü elini aşka uzatana, aşkın okuna kim karşı durabilir,
Gökyüzündeki melekleri, onları aşk indirdi yere.
Açıklama: Aşk, gökteki melekleri bile yere indirdi.
3
Gör Hârût-Mârût neyidi Hazret'de ferişteyidi
Nasîbin ‘ışka aldurup makâmın zühreye vire
Çeviri: Bak Hârût-Mârût ne idiler, Hak katında melektiler,
Nasibini aşka kaptırıp, makamlarını Zühre'ye verdiler.
Hârût-Mârût: Kur'an-ı Kerim'de anlatılan, Babil'de imtihan edilen iki melektir. Harut ve Marut, insanoğlunun günah işlemesini yadırgamışlar nefis verilerek dünyaya indirildiler. Zühre isimli bir kadının güzelliğine aldanarak içki içmek, adam öldürmek ve şirk koşmak gibi büyük günahlara düştüler.
Zühre: mitolojideki güzel kadın. Venüs gezegeni,
4
Âbdestümüz namâzumuz dogrulıkdur tâ‘atümüz
Işkıla bagladuk kâmet, sâfumuzı kim ayıra
Çeviri: Abdestimiz namazımız, doğruluktur ibadetimiz,
Aşkla saf tuttuk, kim bizi ayırabilir.
5
Mescid medrese oldugı pâk cemâ‘at kılındugı
Halâyıklar sâf turdugı ‘ışk şükrânesidür zire
Çeviri: Mescidin okulun olduğu yer, temiz cemaatin olduğu yerdir,
Yaratılanların saf tutması, aşk’a şükür borcudur.
Açıklama: Aşkın gereği, düzen ve ibadet içinde olmaktır.
6
İçümde yanar ‘ışk odı gönlümde anun hasadı
Işk odınun tütüninden Yûnus'un benzi sarara
Çeviri: İçimde yanar aşk ateşi, gönlümde onun hasadı (mahsulü),
Aşk ateşinin dumanından, Yunus’un yüzü sararır.
*
1
Âşıklar dostı koyup kanda vara
Zindândur ‘âşıklara dostsuz serâ
Çeviri: Âşıklar dostu bırakıp, nereye gidebilir,
Aşıklara zindandır, Dost'suz saraylar.
2
Dost yüzinden gözini ırmaz ‘âşık
Anunçün cânı dün ü gün âvâre
Çeviri: Dost yüzünden gözünü, ayırmaz âşık,
Onun için canı gece gündüz avaredir. (kararsızdır).
3
Ma‘şûka yüz bir dürlü yol gösterür
Peş ‘âşık niçe tura bir karâra
Çeviri: Sevgili, aşığa yüz bir türlü yol gösterir,
Öyleyse aşık, nasıl durur bir kararda.
4
Ma‘şûkanun haddinün pâyânı yok
Anunçün sıgmaz ‘âşık ile-şâra
Çeviri: Sevgili’nin sınırının sonu yoktur,
Onun için aşık sığmaz, ne ülkeye ne de şehre.
5
Zihî devlet zihî sâ‘adet zihî ‘ışk
Kim bunda ol dostıla iş başara
Çeviri: Ne güzel bir nasip, ne yüce bir saadet,(mutluluk) ne büyük bir aşktır,
Her kim bu dünyada o Dost ile, işini başarırsa.
Açıklama: "ölmeden önce ölmek" ve Hakk'ı bu dünyada tanımak esastır.
6
Kim bilişmediyse bunda dostıla
Gam durur dirligi kaldı bî-çâre
Çeviri: Kim bu dünyada o Dost ile tanışmadıysa,
Hayatı kederdir artık, kaldı çaresiz.
7
Dost ismini tutagör bunda Yûnus
Yarına korısan işün Hakk'a vara
Çeviri: Dost'un ismini sıkı tut burada, ey Yunus,
Yarına bırakırsan işini, hesabın Hakk'a kalır.
*
1
Var derdile yan yüri dermâna irişince
Işkıla kullık eyle sultâna irişince
Çeviri: Var derdinle yan, yürü dermana erişene dek.
Aşkla kulluk et, Sultan’a erişene dek.
2
Sular gibi seyreyle bir yirde karâr itme
Alçaklara ak yüri ‘ummâna irişince
Çeviri: Sular gibi seyreyle, bir yerde durup kalma,
Alçaklara akıp yürü, Okyanusa erişene dek.
Açıklama: Kibrini bırak, toprak gibi alçak gönüllü ol. Su aşağı doğru akarak denizi bulur.
3
Gâyet hor u hakîr ol başda Halîl olasın
İsmâ'îl gibi sen de kurbâna irişince
Çeviri: Gayet hor ve hakir ol ki, sonunda halil (Allah’ın dostu) olasın,
İsmail gibi sen de, kurban olmaya erişinceye dek.
Açıklama: Gerçek dostluk (Halillik), İsmailce bir teslimiyet ve kurban olmayı gerektirir.
4
Eyyûb'layın sabr eyle Ya‘kûb'layın çok agla
Yûsuf-sıfat sen dahı Ken‘ân'a irişince
Çeviri: Eyüp gibi sabreyle, Yakup gibi çok ağla,
Yusuf gibi sen de, Kenan’ına erene dek.
Açıklama: Kenan, Ruhun asıl vatanı, gurbetin bittiği yerdir.
5
Yûnus sen bu gevheri harceyleme nâdâna
Bu yolda neler çekdün ol kâna irişince
Çeviri: Yunus sen bu mücevheri, harcama kıymet bilmeyenle,
Bu yolda neler çektin, o kaynağa erişinceye dek.
*
1
Bî-mekânam bu cihânda menzilüm turagum anda
Sultânam tâcıla tahtum Hulle vü Burâg'um anda
Çeviri: Mekânsızım bu dünyada, menzilim durağım oradadır,
Cennette Sultanım, tacım tahtım cennet giysilerim ve bineğim oradadır.
Açıklama: Dünyada yersiz yurtsuzum diye diye üzülme.
2
Eyyûb'am bu sabrı buldum Cercîs'em bin kezin öldüm
Ben bu mülke tenhâ geldüm be-külli yaragum anda
Çeviri: Eyüp oldum sabrı buldum, Cercis gibi bin kez öldüm,
Bu mülke (dünyaya) tek başıma geldim, bütün hazırlığım orayadır.( asıl yurdumadır).
3
Yûsuf'am bâzâra geldüm Mansûr'am bu dâra geldüm
Arslanam şikâra geldüm velâkin yatagum anda
Çeviri: Yusuf gibi pazara geldim, Mansur gibi idam ağacına geldim,
Aslanım ava geldim, lakin yatağım oradadır.
Açıklama: Aslanın yatağı Vahdet (Birlik) makamıdır.
4
Bülbülem uş öte geldüm dilde menşûr tuta geldüm
Bunda müşküm sata geldüm geyigem otlagum anda
Çeviri: Bülbülüm işte ötmeye geldim, dilimde İlahi hükmü tutarak geldim,
Buraya misk satmaya geldim, geyiğim otlağım oradadır.
Misk: Ceylanın göbeğinden çıkan değerli kokudur.
5
Kim ne bile ne kuşam ben şol ay yüze tutaşam ben
Ezelîden serhoşam ben içmişem ayagum anda
Çeviri: Kim ne bilir ne kuşandığımı, ben o ay yüze kavuşayım,
Ezelden sarhoşum ben, içmişim kadehim oradadır.
6
Delüyem pendi tutmazam degme yire ben gitmezem
İş bu sözi işitmezem tutmışam kulagum anda
Çeviri: Deliyim öğüt tutmam, her yere de ben gitmem,
Bu sözü işitmem, kulağımı vermişim oraya (ilahi hitaba).
7
Sır sözi eşkere olmaz anda od yanar belürmez
Dün ü gün yanar söyünmez bu benüm çerâgum anda
Çeviri: Sır açığa çıkmaz, orada ateş yanar ama görünmez,
Gece gündüz yanar sönmez, oradadır benim kandilim.
8
Ben bu mülke ta‘lîm kıldum hem yidi kez cevlân urdum
Muhammed nûrını gördüm bu benüm mekânum anda
Çeviri: Ben bu mülkte (dünyada) eğitim gördüm, hem de yedi kez devrettim.
Muhammedin nurunu gördüm, mekanım oradadır.
9
Yûnus bu fikrete taldı hep cihânı arda saldı
Va'llâhi hoş lezzet aldı tatmışam dimâgum anda
Çeviri: Yunus bu düşünceye daldı, dünyayı arkada bıraktı,
Vallahi hoş bir lezzet aldım, tatmışım damağım oradadır.
*
1
Uş yine nazar oldı bu bizüm cânumuza
Muhammed bünyâd urdı dîn ü îmânumuza
Çeviri: İşte yine nazar (bakış) oldu, bizim canımıza,
Muhammed temel attı, din ve imanımıza.
2
Peygamberler serveri dîn diregi Muhammed
Gör ne gevherler kodı bu bizüm kânumuza
Çeviri: Peygamberlerin önderi, dinin direği Muhammeddir,
Bak ne cevherler koydu, bu bizim madenimize.
3
Gelün ‘amel idelüm elümüz irer iken
Ecel irer ansuzın irgürmez sanumuza
Çeviri: Gelin güzel işler yapalım, elimiz erişiyorken,
Ecel gelir ansızın, ulaştırmaz niyetimize.
4
İy dirîgâ n'idelüm bizde ‘amel olmazsa
Hışm idüp yapışalar bu kefen tonumuza
Çeviri: Eyvahlar olsun ne edelim, bizde iyi amel olmazsa,
Hışımla yapışsalar, bu kefen elbisemize (azap melekleri).
5
Sorucılar geleler sorı hisâb soralar
Karanu sin içinde otura yanumuza
Çeviri: Sorgucular gelseler, soru hesap sorsalar,
Karanlık kabir içinde, otursalar yanımıza.
6
Ölüm Hak'dur bilürsin niçün gâfil olursın
Azrâîl kasd idiser günâhlu tenümüze
Çeviri: Ölüm Hak'tır biliyorsun, niçin gaflette oluyorsun,
Azrail yönelecek, günahlı bedenimize.
7
Miskîn Yûnus bu sözi kendözinden eyitmez
Hak Çalap viribidi sebagın dilümüze
Çeviri: Zavallı Yunus bu sözü, kendiliğinden söylemez,
Hak Tanrı gönderdi, dersi dilimize.
*
1
Yine bu bâd-ı nev-bahâr hoş nev‘ ile esdi yine
Yine kışun sovuklugı fuzûllıgın kesdi yine
Çeviri: Yine ilkbahar rüzgarı, hoş bir şekilde esti yine,
Yine kış soğukluğu, sertliğini kesti yine.
Açıklama: Tasavvufta bahar, mürşidin nefesi veya ilahi tecellidir. Rüzgar ise kalbe gelen ilhamdır.
2
Yine rahmeti bî-kıyâs yine ‘işret oldı dem-sâz
Yine geldi bu yini yaz kutlu kadem basdı yine
Çeviri: Yine rahmeti kıyaslanmaz, yine sohbeti oldu sırdaş.
Yine geldi bu yenibahar, kutlu ayağını bastı yine.
3
Yine yini hazîneden yini hil‘at giydi cihân
Yine virildi yini cân ot u agaç sesdi yine
Çeviri: Yine yeni hazineden, yeni giysi giydi dünya,
Yine verildi yeni can, ot ve ağaç süslendi yine.
Açıklama: Kışın ölen ağacın canlanması, insanın dirilişine bir kanıttır.
4
Ölmiş idi ot u şecer dirilüben girü biter
Müşriklere nükte yiter var eyledi nesli yine
Çeviri: Ölmüştü ot ve ağaç, dirilip yeniden biter.(çıkar)
İnkârcılara bu ders yeter, var etti nesilleri yine.
5
Yine sahra vü merg-zâr hoş akar esrük bu sular
Cihânlara saçdı nisâr cümle ‘âlem dostı yine
Çeviri: Yeşerdi yine ovalar ve çimenler, hoşça akar sarhoş gibi bu sular,
Dünyalara saçtı hediyeleri, tüm Alemin Dost’u yine.
6
Yine yir yüzi tonanup kat kat olup renge batup
Bülbül güle karşu ötüp cân budaga asdı yine
Çeviri: Yine yeryüzü donanıp, kat kat olup renge batıp,
Bülbül güle karşı ötüp, canını dala astı yine.
7
Sözüm degül yaz kış içün geldi ma‘şûka iş içün
Oldı yini bagışlamak pâdişâhun kasdı yine
Çeviri: Sözüm, baharı kışı (anlatmak) için değildir, Sevgili'ye hizmet için dilime geldi,
Yeniden bağışlamak oldu, Sultanın amacı yine.
Açıklama: Mevsimler birer araçtır, asıl amaç Sevgili'ye ulaşmaktır.
8
Yine Yûnus başdan çıkıp ‘âr u nâmûsı yıkup
Âşıklarun cur‘asından ulu kadeh içdi yine
Çeviri: Yine Yunus’un aklı başından çıktı, utancı ve itibarını yıktı,
Âşıkların kalan yudumundan, büyük kadeh içti yine.
*
1
Bu dünyânun misâli benzer bir degirmene
Gaflet anun sepedi bu halk ögünen dâne
Çeviri: Bu dünyanın misali, benzer bir değirmene,
Gaflet onun sepeti, bu halk öğütülen tanedir.
2
Degirmene varursun degirmenci sorarsın
Azrâîl dirlerimiş ol unı ögüdene
Çeviri: Değirmene varırsın, değirmenciyi sorarsın,
Azrail derlermiş, o unu öğütene.
Açıklama: Değirmenci Azrail'dir, canları o öğütür.
3
Oluk-su Hak varlıgı evliyâdur çarh igi
Çarhı çarha benzetmiş âferin benzedene
Çeviri: Oluğun suyu Hak’kın varlığıdır, evliyadır çarkın mili,
Felek çarkını değirmen çarkına benzetmiş, aferin benzetene.
İgi: mili Çarkın ortasındaki dönme ekseni.
Felek: hem gökyüzünün dönüşünü hem de insanın talihini -kaderini temsil eder.
4
Andan ol çarhun yiri ol çakıldak ipleri
Endîşendür bulaşuk kaygula perîşâne
Çeviri: O çarkın düzeni şundandır, o çakıldağın iplerinden.
Düşüncen karışık, kaygıyla perişandır.
Çakıldak: Değirmen taşının üzerine vuran, tık tık ses çıkaran ve buğdayın dökülmesini sağlayan tahta parça.
5
Öter çakıldak dün gün ögüdür döger anı
Ol gün durur gün bu gün geçdi ‘ömür ziyâna
Çeviri: Öter çakıldak gece gündüz, öğütür ezer taneyi,
O gün bugündür, geçti ömür ziyanla.
Ziyâne: Zarar
Açıklama: Zaman değirmeni gece gündüz canları öğütür. Gelecek, aslında şu an yaşadığın andır.
6
Bu yir altun taş gibi deprenmez kâ’im turur
Bu gök üstün taş gibi gerek kim her dem döne
Çeviri: Bu değirmenin altındaki taş, kıpırdamaz sabit durur (yeryüzü),
Bu gökyüzü de üstteki taş gibi, her an dönmesi gerek.
7
Bir niçeler turmışlar dün-gün nevbet öñerler
Bir niçeler göymezler öñürdürler rindâne
Çeviri: Niceleri durmuşlar gece gündüz, sıra beklerler (ölümü),
Niceleri beklemezler, öne geçerler umursamadan.
Açıklama: Bazı insanlar değirmen kapısında (dünyada) sıralarını beklemezler.
8
Toza bulaşmış yatur yaşı yitmiş kocalar
Nevbet irse yöñerür hem pîre hem cüvâne
Çeviri: Toza bulanmış yatar, yaşı tükenmiş ihtiyarlar,
Sıra gelse yönelir, hem yaşlıya hem gence.
Açıklama: Değirmen taşı tanenin eskisini de yenisini de öğütür.
9
Ol degirmenün tucı hep ol götürür güci
İşbu dünyâ son ucı fenâ olısar fenâ
Çeviri: O değirmenin direği, hep O taşır gücü,
İşte bu dünyanın son ucu, yok olacak yok.
10
Ol sepet teknecügi sonı ölüm döşekdür
Dâne tamâm olıcak gerek unun dükene
Çeviri: O un sepeti tekneciği, sonunda ölüm döşeğidir,
Tane tamam olunca, mecburen unun tükenir.
11
Unluk sinündür senün sakın gûr ‘azâbından
Mustafâ böyle didi inanursan Kur'ân'a
Çeviri: Unluk senin mezarındır, sakın kabir azabından,
Mustafa böyle dedi, eğer inanırsan Kuran'a.
12
Niçe bu temsîlleri söyleyesin yüriyüp
Yûnus sen sa'y idegör derdün içün dermâna
Çeviri: Ne zamana kadar bu temsilleri, söyleyeceksin yürüyüp,
Yunus sen gayret et, derdin için dermana.
*
1
Dutgıl bir Tanrı hâsını
Gel ikrâr it erenlere
Sileler gönlün pâsını
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Tut bir Tanrı dostunu,
Gel söz ver erenlere,
Silsinler gönlünün pasını,
Gel gönülden söz ver erenlere.
2
Öyle bir berkitgil ‘ahdün
Hem mâlun olsun hem rahtun
Hakk'ı bilmek olsun cehdün
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Öyle sağlamlaştır ki sözünü,
Hem malın feda olsun hem de at takımın.
Gayretin Hak’kı bilmek olsun
Gel, söz ver Erenlere.
3
Erenlerdür Tanrı hâsı
Silerler gönülden pâsı
Dostıladur mu‘amlesi
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Erenlerdir Tanrı’nın seçkin kulları,
Silerler gönülden pası.
Dost iledir işleri,
Gel söz ver erenlere.
4
Gider gönül teşvîşüni
Bezeme hoyrat nakşunı
Uçurmadın cân kuşunı
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Gider gönül karmaşasını,
Süsleme kaba dışını.
Uçurmadan Can kuşunu,
Gel söz ver erenlere.
Hoyrat: kaba: İnceliksiz, hırçın, yabancı, değersiz
Açıklama: can kuşu, beden kafesindedir.
5
Geç bu uzun endîşeden
Erdire nefsin uşadan
Bakmagıl dosta taşradan
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Geç bu uzun endişeden,
Nefsini çocukluktan kurtar.
Dosta dışarıdan bakma,
Gel, söz ver Erenlere.
6
Bu cân sana bâkî kalmaz
Anda varan girü gelmez
Son pişmânlık assı kılmaz
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Bu can sana sonsuz kalmaz,
Oraya giden geri gelmez.
Son pişmanlık fayda etmez,
Gel söz ver erenlere.
7
Bu dünyâyı elden bırak
Âhirete eyle yarak
Erenlerden olma ırak
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Bu dünyayı elden bırak,
Ahirete hazırlık yap.
Erenlerden olma uzak,
Gel söz ver erenlere.
8
Eger seversen Allah'ı
Hoş nidâ eyle o şâhı
Hak rahmet ider va'llâhi
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Eğer seversen Allah'ı,
Hoşça seslen o Şah'ı,
Hak rahmet eder vallahi,
Gel söz ver erenlere.
Rahmet: Merhamet, acıma, lütuf, bağışlama.
9
Yûnus sen pişmân olmadın
İrişgil ere ölmedin
Bu dünyâ sana gülmedin
Gel ikrâr it erenlere
Çeviri: Yunus sen pişman olmadın,
Eriş bir Ere ölmeden.
Bu dünya sana gülmedi,
Gel, ikrar et erenlere.
Çeviri: Can kuşu kafesten çıkmadan,
Bir rehberin elinden tut.
Bu dünya sana gülmeden,
Gel söz ver erenlere.
Açıklama: Dünya hayatının gülmesi neşesi, geçici ve yalancı gülüşdür.
*
1
Sana direm iy velî
Tur irte namâzına
Eger degülsen öli
Tur irte namâzına
Çeviri: Sana derim ey veli,
Kalk sabah namazına.
Eğer değilsen ölü,
Kalk sabah namazına.
2
Ezân okur müezzin
Çagırur Allah adın
Yıkma dînün bünyâdın
Tur irte namâzına
Çeviri: Ezan okur müezzin,
Çağırır Allah’ın adını.
Yıkma dininin temelini,
Kalk sabah namazına.
3
Agar pervâze kuşlar
Tesbîh okur agaçlar
Himmet alan kardaşlar
Tur irte namâzına
Çeviri: Yükselip kanat çırpar kuşlar,
tesbih okur ağaçlar.
Himmet (yardım) alan kardeşler, kalkın sabah namazına.
4
Namâzı kıl zikr eyle
Elün götür şükr eyle
Ölecegün fikr eyle
Tur irte namâzına
Çeviri: Namazı kıl zikret,
Elini kaldır şükret.
Öleceğini düşün,
Kalk sabah namazına.
5
Namâz kıl yarak olsun
Âhretde gerek olsun
Sinünde çırâk olsun
Tur irte namâzına
Çeviri: Namaz kıl hazırlık olsun, Ahirette gerekli olsun.
Kabrinde ışığın olsun,
Kalk sabah namazına.
6
Namâz kıl îmânıla
Yatmagıl gümânıla
Gidesin emânıla
Tur irte namâzına
Çeviri: Namaz kıl imanla,
Yatma şüpheyle. (vesveseyle),
Gidesin güvenle,
Kalk sabah namazına.
7
Çıka gide cân dahı
Şöyle kala ten dahı
Dervîş Yûnus sen dahı
Tur irte namâzına
Çeviri: Çıkar gider can dahi,
Öylece kalır beden dahi.
Derviş Yunus sen dahi,
Kalk sabah namazına.
*
1
Bir ‘imâret göster bana kim sonı vîrân olmaya
Kazanı gör ol mâlı kim senden o girü kalmaya
Çeviri: Bir bina göster bana ki, sonu harabe olmasın,
Öyle mal kazanmaya bak ki, senden geriye başkasına kalmasın.
Açıklama: Manevi servet sahibiyle ahirete gider.
2
Döküle altûnun mâlun ayrugıla ola hâlün
Senden girü kalan mâlun sana bil assı kılmaya
Çeviri: Elden çıkacak altının malın, başkalarıyla olur halin (kabir alemi),
Senden geriye kalan malın, sana bil ki fayda vermez.
3
Ol mâl ki Halîl'ündür hayırlara yilterler anı
Ol mâl ki Kârûn'undur ıssı hîç râhat bulımaya
Çeviri: O mal ki Allah dostunundur, hayırlara koştururlar onu,
O mal ki Karun'undur, sahibi hiç rahat bulamaz.
Açıklama: Hz. İbrahim e "Halîlullah" (Allah’ın dostu) denir. Hz. İbrahim'in sofrası ve cömertliği meşhurdur.
4
İsrâfîl sûrını ura tagları yirinden tura
Bir karınca cevâbını bin Süleymân virimeye
Çeviri: İsrafil surunu vurduğunda, dağlar yerinden oynar,
Bir karıncaya cevabı, bin Süleyman veremez.
Açıklama: Hz. Süleyman, karıncaları ezmemek için, ordusunu tevazuyla durdurmuştur. Neml Suresi 18
5
Bu dünye hep ıssuz kala altûnı mâlı döküle
Sebil olubanı yite hergiz ıssı bulunmaya
Çeviri: Bu dünya hep ıssız kalır, altın ve mal saçılır,
Sahipsiz kalıp dağılır, asla sahibi bulunmaz.
6
Hey Yûnus Emre ölince var yüri togru yolunca
Dünyâsını terk idenler yarın Hazret'de ölmeye
Çeviri: Hey Yunus Emre, ölene dek doğru yolunda var, yürü,
Dünyasını terk edenler, yarın Hak huzurunda ölmeyecek.
*
1
Ben dost içün aglarısam gözüm yaşını kim sile
Yaşum niçe dine benüm böyle ‘acâyib derdile
Çeviri: Ben Dost için ağlarsam, gözümün yaşını kim siler,
Gözyaşım nasıl dinsin, benim bu acayip derdimle.
2
İy yârânlar gelün berü anladayum ahvâlümi
Hîç kimsene ola mı kim bu derdüme dermân kıla
Çeviri: Ey dostlar gelin beri, anlatayım hallerimi,
Hiç kimse olur mu ki, bu derdime derman bulsun.
3
Cümle ‘âlem gelürise ansuz dermân olmayısar
Derdüme kim dermân olur çün gönlümde ol sevile
Çeviri: Bütün alem gelse de, onsuz derman olmayacak,
Derdime kim derman olur, gönlümde o sevgili oldukça.
4
Ölüp sine girürisem etüm-tenüm çürimeye
Anun içün kim dünyeden ben giderem sevmegile
Çeviri: Ölüp kabre girersem, etim tenim çürümez,
Onun için bu dünyadan, ben giderim sevmekle.
5
Yârenlerüm eydür bana ayrık anı görmeyevüz
Fürkâte düşdi sûretüm bir menzilden bir menzile
Çeviri: Dostlarım der bana, Artık onu (Yunus’u) göremeyiz,
Ayrılığa düştü Suretim, bir menzilden bir menzile.
Açıklama: Bedenim duraklar arası bir ayrılığa düştü.
6
Bir gözi yaşlu ‘ârife ugradum eydür aglagıl
Bunda çok aglayan kişi anda gider güle güle
Çeviri: Bir gözü yaşlı arife rastladım, der ki - Ağla,
Burada çok ağlayan kişi, oraya gider güle güle.
Arif: hakikati bilen
7
İlm-i sâbıkdan ilerü dahı Elest belürmedin
Ben ol idüm ol ben idi şimdi niçesi kesile
Çeviri: Ezelî ilimden daha önce, henüz Elest meclisinden de önce,
Ben O idim, O ben idi, şimdi nasıl bağımız kesilsin.
Elest: Ruhlar bezminde Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusudur.
8
Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayusı
Ne kayursın anı seven çün ol ‘arasâtda bile
Çeviri: O kıyamet pazarında, her bir kul kendi başının kaygısına düşer,
Ne kaygılanırsın, onu seven arasatta da biledir. (mahşer meydanın da).
9
Ol dostıla benüm işüm ölüp dahı bitmeyiser
Bu niçe ola kim bite çün gönülde dost sevile
Çeviri: O Dost ile benim işim, ölmekle dahi bitmeyecek,
Bu nasıl olur ki bitsin, gönülde dost sevildikçe.
10
İsrâfîl sûrı urıcak her bir sûret nefsüm diye
Ben anmayam hîç Yûnus'ı Tapduk gele ol dem dile
Çeviri: İsrafil sur’a vurunca, her bir beden -nefsim derken,
Ben hiç Yunus'u anmayayım, Tapduk gelsin o an dile.
*
1
Zihî şîrîn hûlu dilber ki bu dem turagı cânda
Cân evini ala çün dost hemân özi sıgar anda
Çeviri: Ne hoş şirin (tatlı) huylu sevgilidir ki, şimdi durağı candadır,
Dost, Can evimi alınca, sedece özü sığar oraya.
2
Cân içinde dostı bulan ayruk yirde ne istesün
Anı taşra soranlarun ‘ömri geçdi perâkende
Çeviri: Canı içinde dostu bulan, başka yerde ne ister?
Onu dışarıda arayanların, ömrü geçti perişan.
3
Anun kim ‘ışkı gözgüsi kendüde gösterür bizi
Gönül esrük Hak'a ‘âşık esîr olmış bu dermânde
Çeviri: Kimin ki aşkı aynadır, ayna bize kendi özümüzü gösterir,
Gönül sarhoş Hak’ka aşık, esir olmuş bu aşk derdinden.
Açıklama: Kendini bilen Rabbini bilir.
4
Anı bana sorarısan yönüm dostdan yana benüm
Her ne hâlde yürürisem mihrüm arta durur günde
Çeviri: Onu bana sorarsan, yönüm dosttan yana benim,
Her ne hâlde yürürsem, sevgim artar her gün.
5
Bu sûretde kim var dahı yönin ayruk yana döner
Benüm varlıgum dost aldı eserümdür kalan bunda
Çeviri: Bu sûrette kim varsa, artık yönünü başka tarafa döner,
Benim varlığımı dost aldı, burada kalan eserimdir.
6
Anı bana soranlara niçe nişân eydivirem
Diliyle kim eydibile bu ‘ışkun turagı kanda
Çeviri: Onu bana soranlara, nasıl işaret diyeyim,
Diliyle kim diyebilir ki, bu aşkın durağı nerededir.
7
Zihî kim İlâhî devlet kime yoldaş olurısa
Ki dostıla sürdi ‘ömri bu arada bu mekânda
Çeviri: Ne mutlu ki ilahi saadet, kime yoldaş olursa,
Ki Dost ile sürdü ömrünü, bu dünyada bu mekânda.
8
Dostdan yana giden kişi kendüligin koyasıdur
Dünyâ duta gelen harîf geçmeyiser bu dîvânda
Çeviri: Dost'tan yana giden kişi, kendi benliğini bırakmalıdır,
Dünyayı tutmaya gelen herif, geçemeyecek bu Hak katından. (Hakkın huzurundan).
Harîf: arkadaş: Yol arkadaşı, kişi, hırslı kimse.
9
Niçe şîrîn durur gel gör ki kocalar yigit olur
Esrükligi ayılmadın ne şûr ider bu meydânda
Çeviri: Ne kadar şirindir, gel gör ki yaşlılar bile genç olur,
Sarhoşluktan ayılmadan, ne coşkular eder bu meydanda.
Yigit: genç: Dinç, delikanlı.
Açıklama: Kalpteki tevhit nuru, mana çocuğu, beden yaşlansa da gençtir.
10
Yûnus gel gör ‘âşıkları niçe yavu varup durur
Dünyâ-âhret elden koyup ne virende ne alanda
Çeviri: Yunus gel gör aşıkları, nasıl yitip gitmiştir,
Dünyayı ahireti elden bırakıp, ne veren ne alan derdindeler.
*
1
Ma‘nî berâtın alduk uş gine elümüze
Hak sözi viribidi pâdişâh dilümüze
Çeviri: Manevi kurtuluş belgesini aldık, işte yine elimize,
Hak sözünü gönderdi, Padişah dilimize.
2
Hak sözlerini söyler cânları hayrân eyler
Câhiller giremezler bu bizüm seyrümüze
Çeviri: Hak sözlerini söyler, canları hayran eder,
Cahiller giremezler, bu bizim mana seyrimize.
3
Sırrumuza irmezler inen yoldaş olmazlar
Degmeler hâldaş olmaz bu bizüm hâlümüze
Çeviri: Sırrımıza erişemezler, öyle yoldaş olamazlar,
Herkes haldaş (Halden anlayan) olamaz, bu bizim halimize.
Haldaş: Halden anlayan.
4
Hâlümüze hâldaş ol yolumuza yoldaş ol
Müşkilün beyân olsun baş indür ulumuza
Çeviri: Halimize haldaş ol, yolumuza yoldaş ol,
Zorluğun çözülsün, başını eğ ulumuza.
5
Bu bir genc-i nihândur n'ister sofîlar bunda
Niçe ördek niçe kaz hoş iner gölümüze
Çeviri: Bu gizli bir hazinedir, ne arar sofiler burada,
Nice ördek nice kaz, hoşça iner gölümüze.
6
Şol bâkîye biz tapduk dünyâyı elden koduk
Âhreti kabûl itdük şâkirüz ulumuza
Çeviri: O sonsuz olana (baki) biz bağlandık, dünyayı elden bıraktık,
Âhireti kabul ettik, şükrederiz ulumuza (Pirimize).
7
Yûnus sen bahrî olgıl nûr denizine talgıl
Bu Hak sözleri algıl iresin kânumuza
Çeviri: Yunus, sen deniz kuşu ol, nur denizine dal,
Bu Hak sözlerini al, ulaşasın cevherimize.
*
1
Görenün hâli döner nişânsuz bî-nişâna
Esritdün cümle halkı sırf içürdün peymâne
Çeviri: Görenin hâli dönüşür, işaretsiz kalır, tarifi imkansıza karışır,
Sarhoş ettin bütün halkı, katıksız kadehi içirdin.
Sırf: saf: Katıksız, halis.
2
Sen bunca sıfat birle pinhân iken iy server
Âşıklar devletisin meşhûr oldun cihâna
Çeviri: Sen bunca sıfatla gizli iken, ey Efendi,
Âşıkların saadetisin, meşhur oldun cihana.
Sıfat: özellikler.
Devletisin: Mutluluğusun, saadetisin, en büyük servetisin.
3
Anı işiden kulak ebsem oldı kaldı sak
Cümle gönüller mutlak saddâk didi bürhâna
Çeviri: Onu işiten kulak suskun oldu, (can kulağı) uyanık kaldı,
Bütün gönüller şüphesiz, tasdik etti bu delili.
4
Sana biriken birlik oldur ebedî dirlik
Senden ayrugı bildük cümle kuru efsâne
Çeviri: Sana kavuşan Birlik olur, odur ebedi hayat (sonsuz),
Senden başkasını bildik ki, hepsi kuru hikâye.
Birlik: Vahdet
Efsâne: Hikaye, masal, asılsız söz.
5
Senün hikmetün ırak sensün cânlara turak
Sen yandurdugun çerâk bildük ebedî yana
Çeviri: Senin hikmetin uzak, sensin canlara durak,
Senin yaktığın kandil, bildik ki sonsuza dek yanar.
Hikmetün: gizli sırrın, ilahi bilgin.
Kandil: lamba: İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan aydınlatma aracı;
Açıklama: Senin hikmetinin derinliği kavrayışın ötesindedir.
6
Sen hâslarun bâbısın ‘âşıklar kitâbısın
Mutlak dîdâr kapusın görenler mahlûk sana
Çeviri: Sen seçkinlerin kapısısın, aşıkların kitabısın,
Şüphesiz cemal (yüz) kapısını görenler, kuldur sana.
7
Yir gök kâyım turdugı denizler mevc urdugı
Cennet ü Hûr oldugı cümle sensin bahâne
Çeviri: Yer ve göğün ayakta durması, denizlerin dalgalanması,
Cennet hurilerin hepsi, sana kavuşmaya vesiledir.
8
Dahı yir-gök yogıdı cümle söz mensûhıdı
Âşıklar taparlardı ol bî-nişân Sübhân'a
Çeviri: Daha yer gök yok idi, bütün sözler söylenmemiş idi,
Âşıklar taparlardı, o işaretsiz Sübhân’a.
Subhân: noksansız: Her türlü eksiklikten ve kusurdan uzak olan.
9
Senün kaşun turmadın ok atar yay kurmadın
İsrâfîl sûr urmadın niçe cânlar uyana
Çeviri: Senin kaşın durmadan ok atar, yayı kurmadan,
İsrafil sur’a üflemeden, nice canlar uyanır.
Açıklama: Kaş; yay, kirpik; ok, benzetmesi Divan ve Tekke edebiyatında yapılır.
10
Bu göz kendözin görmez nişânun nişân virmez
Yûnus'un ‘aklı irmez inen oldı dîvâne
Çeviri: Bu göz kendini görmez, senin nişanın da nişan vermez (işaret),
Yunus’un aklı ermez, iyice oldu divane (deli).
*
1
Muhammed'ün medhini idelüm baş üstine
Zîrâ ki ol Muhammed yüridi ‘Arş üstine
Çeviri: Muhammed’i methedelim baş üstüne,
Çünkü o Muhammed yürüdü, Arş üstüne.
2
Arş'ına basdı kadem ol Resûlu'llâh benem
Düşdi bu cümle sanem ser-nigûn Ferş üstine
Çeviri: Arş'ına ayak basan, o Allah'ın elçisi benim,
Düştü bu bütün heykeller, baş aşağı yer üstüne.
3
Bir taşa kıldı nazar mu'cizâtıla yarar
Çıkdı ber-Tâ vü Sin ü Yâ dürli nakış üstine
Çeviri: Bir taşa nazar etti, mucizesiyle taşı yarar,
Çıktı Taha ve Yasin harfleriyle, türlü süsler üstüne.
4
Taş elinde söyledi Hak Resûl'sün sen didi
Anun içün komadı bir taşı taş üstine
Çeviri: Taş elinde dile geldi, “Sen Hak Elçisin” dedi,
Onun için bir taşı, taş üstüne koymadı.
Resûl: elçi, haber getiren.
5
Muhammed'e kâfirler üç kez agu virdiler
Birin kuzuyla yidi ikin aşın üstine
Çeviri: Muhammed'e kâfirler, üç kez zehir verdiler,
Birini kuzuyla yedi, diğer ikisi de yemeğin üstüne.
6
Aguyı kıldı şeker ol Resûlu'llah meger
Vir salâvât zenbûr-vâr derdile yaş üstine
Çeviri: Zehiri şekere çevirdi, o Resûlullah meğer,
Ver salavat, arı gibi dertle gözyaşı üstüne.
Salâvât: (salavat): Peygambere dua ve selam.
Açıklama: Arının sürekli vızıldayarak çalışması gibi, dervişin de sürekli bir dertle gözyaşıyla salavat getirmesini kasteder.
7
Yûnus Emrem sen gine Mustafâ'ya kıl selâm
Ol dahı kıla edâ yüz ile baş üstine
Çeviri: Yunus Emrem, sen yine Mustafa'ya et selam,
O da selamını alsın, yüzüyle ile baş üstüne (tutsun).
*
1
Hak yolını gözlerisen
Gel yanalum dostlarıla
Âşık izin izlerisen
Gel yanalum dostlarıla
Çeviri: Hak yolunu gözler isen,
Gel yanalım dostlar ile,
Âşıkların izini sürer isen,
Gel yanalım dostlar ile.
2
Yok bu dünyânun vefâsı
Bî-‘aded küllî cefâsı
Hîç bunun yokdur vefâsı
Gel yanalum dostlarıla
Çeviri: Yok bu dünyanın vefası, sayısızdır bütün cefası,
Hiç bunun yoktur vefası,
Gel yanalım dostlar ile.
3
Hep yana yana bulmışlar
Hak dîdârına irmişler
Seferin kaydın görmişler
Gel yanalum dostlarıla
Çeviri: Hep yana yana bulmuşlar,
Hak yüzüne ermişler.
Sefer hazırlığını yapmışlar,
Gel yanalım dostlar ile.
4
N'idem sanursın dünyâda
Yiter gezdügün hevâda
Dermân isteyelüm derde
Gel yanalum dostlarıla
Çeviri: Ne edeyim sanırsın dünyada,
Yeter gezdiğin heveste.
Derman isteyelim derdimize,
Gel yanalım dostlar ile.
5
Kanı ata kanı ana
Bildün bu dünyâyı fenâ
Anda râhat gerek câna
Gel yanalum dostlarıla
Çeviri: Hani baban hani anan,
Anladın, bu dünya geçicidir.
Orada rahat gerek cana,
Gel yanalım dostlar ile.
6
İy bî-çâre Yûnus hemân
Dost yolına gerek kurbân
Vir cânunı iste cânân
Gel yanalum dostlarıla
Çeviri: Ey çaresiz Yunus hemen,
Dost yoluna gerek kurban.
Ver canını, ara cananı (sevgiliyi),
Gel yanalım dostlar ile.
Açıklama: Nefsi Dost'un (Hak'kın) yolunda feda etmek gerek.
*
1
Kimün nesi var kim sana vire kılınç yorutmaga
Cümle ‘âlem hükmündedür kim ne bilür el katmaga
Çeviri: Kimin nesi var ki, sana kılıç sallamaya,
Bütün Alem hükmündedir, kim cüret eder el uzatmaya.
2
Viren alan sen olıcak kim cünbiş eyleyübile
Kıymet ü müşteri senün her meta'unı satmaga
Çeviri: Veren de alan da sen olunca, kim hareket edebilir,
Kıymet de müşteri de sensin, her malını satmaya.
3
Cümle hazîneler senün kime dilersen viresin
Kimün ne zehresi ola destûrsuz el uzatmaga
Çeviri: Bütün hazineler senindir, kime dilersen verirsin,
Kimin ne cesareti olabilir, izinsiz el uzatmaya.
4
İki cihân varlıgını kudret eli tutup durur
Yol yok durur hîç kimseye sensüz bir adum atmaga
Çeviri: İki cihanın varlığını, kudret eli tutup durur,
Yol yoktur hiç kimseye, sensiz bir adım bile atmaya.
5
Cümle ‘âlemler üstine hayr u şerri sen yasadun
Rahmet ü hışm havâledür kendü aslına katmaga
Çeviri: Bütün alemlerin üstüne, hayrı ve şerri sen düzene koydun,
Rahmet ile öfke görevlidir, canı kendi aslına katmak için.
6
Tevfîk ‘inâyet olmasa kim sebeb eyleyübile
Her kandasa fitne senün gücün yiter oynatmaga
Çeviri: Desteğin yardımın olmasa, kim vesile bulabilsin,
Her nerede fitne çıksa, senin gücün yeter yönetmeye.
7
İblîs ü şeytân kim ola anda fuzûllık kılmaga
Yirlü yirine sen kodun kul geldi kullık kılmaga
Çeviri: İblis ve şeytan kim olur ki, orada hadsizlik etsin,
(Her şeyi) yerli yerine sen koydun, kul geldi kulluk yapmaya.
Fuzûllık: hadsizlik: Boş iş, gereksiz ve edepsiz tavır.
8
İy yârânlar siz bu sözi dinlen gönül kulagıla
Cân dudagı hâlis gerek birlik şarâbın tatmaga
Çeviri: Ey dostlar, siz bu sözü gönül kulağıyla dinleyin,
Can dudağı saf (katıksız) olmalı, birlik şarabından tatmak için.
9
Birlik diyen katında hîç sen-ben dimek hîç yok durur
Yûnus dilin sen yumşatdun bu tevhîdi eyitmege
Çeviri: Birlik diyenin yanında, sen-ben demek hiç yoktur,
Yunus’un dilini sen yumuşattın, bu tevhidi söylesin diye.
*
1
Her kime kim dervîşlik bagışlana
Kalbı gide pâk ola gümüşlene
Çeviri: Her kime ki dervişlik bağışlanırsa,
Sahteliği gitsin pak (temiz) olsun, gümüş gibi parlasın.
2
Nefesinden müşkile ‘anber düte
Budagından il ü şâr yimişlene
Çeviri: Nefesinden, misk ve amber kokusu tütsün,
Dalından, şehirler ve ülkeler meyvelensin.
Müşkile: misk ile: En güzel koku olan misk maddesi ile.
Anber: amber: Güzel kokulu bir madde
3
Yapragı dertlüyiçün dermân ola
Gölgesinde çok kademler işlene
Çeviri: Yaprağı dertliler için derman olsun,
Gölgesinde çok adımlar atılsın.
4
Âşıkun gözi yaşı hem göl ola
Ayagından sâz bitüp kamışlana
Çeviri: Hem de Aşığın gözyaşı göl olsun,
Ayağının dibinden, sazlar bitip kamışlansın.
Kamış: Göl kenarındaki bitkidir. Tasavvufta, kamışlıktan koparıldığı için inleyen ney olup asıl vatana hasreti simgeler.
5
Cümle şâ‘ir dost bahçesi bülbüli
Yûnus Emre arada dürrâclana
Çeviri: Bütün şairler, dost bahçesinin bülbülüdür,
Yunus Emre arada, turaç kuşu gibi ötsün.
Turaç kuşu: Köylüler Turaç kuşunun sesini "Bi-hamdillah şükür" "Allah rızık verir" şeklinde yorumlamışlardır.
*
1
Aklum başuma gelmedi ‘ışk şarâbın tatmayınca
Kandalıgum bilimedüm girçek ere yitmeyince
Çeviri: Aklım başıma gelmedi, aşk şarabını tatmayınca,
Nereden geldiğimi bilemedim, gerçek Ere ulaşmayınca.
2
Pes kolayından bir ‘âşık kaçan hâsıla gelür
Kimse menzile irmedi er etegin tutmayınca
Çeviri: Öyle kolayından bir aşık, ne kadar zaman da meydana gelir ki,
Kimse menzile eremedi, bir Er eteğin tutmayınca.
Açıklama: Rehbere bağlanmadan hiç kimse asıl hedefe varamaz.
3
Âşık gönlinde çok yol var o yolda bin dürlü hâl var
Kimse bu yolı anlamaz küfr ü îmân satmayınca
Çeviri: Aşık gönlünde çok yol var, o yolda bin türlü hal var,
Hiç kimse bu yolu anlamaz, küfrü ve imanı terk etmeyince.
4
Çün bülbül ‘âşıkdur güle nazar Hak'dan olur kula
Bir keleci gelmez dile gönüllerde bitmeyince
Çeviri: Bülbül aşıktır güle, nazar (bakış) Hak'tan olur kula,
Bir söz gelmez dile, gönüllerde doğmadıkça.
5
Var dîn îmân gerek ise diril bu dünyâda eyü
Yarın anda bitmez işün bugün bunda bitmeyince
Çeviri: Sana din ve iman gerekliyse, bu dünyada iyi yaşa,
Yarın orada bitmez işin, bugün burada bitmeyince.
6
Bu gönlümdeki râzumı sıgrınmazam size direm
Âşıklar nice katlana ‘ışk metâ'ın satmayınca
Çeviri: Bu gönlümdeki sırrımı, saklayamam size derim,
Aşıklar nasıl katlanır, aşk sermayesini satmadıkça.
7
Bî-çâre Yûnus'un sözin key ‘âşık gerek anlaya
O kuş dilidür n'eylesün ol dinlenmez ötmeyince
Çeviri: Çaresiz Yunus'un sözünü, iyice aşık olan anlayabilir,
O kuşdilidir ne yapsın, o sakinleşmez ötmedikçe.
Açıklama: Gönlüne aşk düşen kişinin, susup oturması mümkün değildir.
*
1
Âşıkları Tamu'ya yandurmaya
Uçmaguna bunlar baş indürmeye
Çeviri: Aşıkları Cehennemde yakmayacak,
Cennetine de bunlar aldırmaz.
Açıklama: Senin cennetine bile (O'ndan gayrısı diye) baş eğip tamah etmeyeceklerdir.
2
Yidi Tamu bir âha katlanmaya
Yidi deniz ‘ışk odın söndürmeye
Çeviri: Yedi Cehennem bir aha katlanamaz,
Yedi deniz aşk ateşini söndüremez.
3
Buyrugın tutmazısan Âdem'leyin
Üç yüz yılda yaşunı dindürmeye
Çeviri: Buyruğunu tutmazsan Adem gibi,
Üç yüz yılda gözyaşını dindirmezsin.
4
Bin yıl cefâ çekmeyince Nûh gibi
Tûfânında gemiye bindürmeye
Çeviri: Bin yıl cefa çekmedikçe Nuh gibi,
Tufanında gemiye bindirmezler.
Tufanında: büyük selinde.
Açıklama: Nuh gibi bin yıl cefa çekmeden menzile varamazsın.
5
Kurbân olmayınca İsmâîl gibi
Kimse içün gökden koç indürmeye
Çeviri: Kurban olmadıkça İsmail gibi,
Hiç kimse için gökten koç indirmezler.
6
Çobanlık itmeyince Mûsâ'layın
Kelîm'üm diyüp Tûr'a göndermeye
Çeviri: Çobanlık etmedikçe Musa gibi,
Kelim’üm “Benimle konuşanımsın”, diyerek Tur Dağı'na göndermez.
Kelîm’üm: Allah’ın Musa'ya "Ey benim kendisiyle konuştuğum kulum, ey muhatabım" diye hitap etmesidir.
7
Hulkun olmayınca Muhammed gibi
Hak dîdârın sana göstermeye
Çeviri: Ahlakın olmadıkça Muhammed gibi,
Hak yüzünü sana göstermez.
8
Yûnus kogıl sen bu kurı da‘vâyı
Vay ona ki Allah uyandurmaya
Çeviri: Yunus, bırak bu kuru davayı,
Vay o kişiye ki Allah uyandırmaz.
*
1
Bir şâha kul olmak gerek hergiz ma‘zûl olmaz ola
Bir işik yasdanmak gerek kimse elden almaz ola
Çeviri: Bir şaha kul olmak gerek ki, o kul asla görevinden alınmaz,
Bir eşiğe yaslanmak gerek, kimse onu elden alamaz.
Eşik: Kapının alt basamağı, giriş yeri.
2
Bir kuş olup uçmak gerek bir kenâra geçmek gerek
Bir şerbetden içmek gerek içenler ayılmaz ola
Çeviri: Bir kuş olup uçmak gerek, bir kenara geçmek gerek,
Bir şerbetten içmek gerek, içenler ayılmasın.
3
Çevik bahrî olmak gerek bir deryâya dalmak gerek
Bir gevher çıkarmak gerek sarrâf anı bilmez ola
Çeviri: Usta bir denizci olmak gerek, bir denize dalmak gerek,
Bir mücevher çıkarmak gerek ki, sarraf onu bilmez.
Sarrâf: sarraf: Değerli maden ve taşlardan anlayan, kıymet biçen.
4
Bir bahçeye girmek gerek hoş teferrüc kılmak gerek
Bir güli yıylamak gerek hergiz ol gül solmaz ola
Çeviri: Bir bahçeye girmek gerek, hoşça seyretmek gerek,
Bir gülü koklamak gerek ki, o gül asla solmaz.
5
Kişi ‘âşık olmak gerek ma‘şûkayı bulmak gerek
Işk odına yanmak gerek ayruk oda yanmaz ola
Çeviri: Kişinin aşık olması gerek, sevgiliyi bulmak gerek,
Aşk ateşinde yanmak gerek ki, başka ateşte yanmaz olsun.
6
Bir toyı toylamak gerek bir soyı soylamak gerek
Bir sözi söylemek gerek kimse anı bilmez ola
Çeviri: Bir ziyafet verip ikramda bulunmak gerek, soyu izini sürüp söylemek gerek,
Bir söz söylemek gerek, kimse onu bilmez olsun.
Soy: Ruhun ilahi kaynağı ve Allah’a olan asıl bağlılığıdır.
7
Kişi Hak'ı bilmek gerek Hak haberin almak gerek
Zindeyiken ölmek gerek varup anda ölmez ola
Çeviri: Kişinin Hak’ı bilmesi gerek, Hak’tan haber almak gerek,
Zinde iken (sağ iken) ölmek gerek, orada ölmez olmak için.
Açıklama: Bu dünyada yaşarken "ölmeden önce ölünüz" sırrına ermeli, nefsini terbiye etmelidir.
8
Miskîn Yûnus var dek otur yüzüni Hazret'e götür
Tapduklayın bir er getür hîç cihâna gelmez ola
Çeviri: Garip Yunus var otur, yüzünü Mevlaya çevir,
Tapduk gibi bir Er getir, dünyaya bir daha gelmez olsun.
Er: Kamil insan, mürşit/hakikat eri.
Açıklama: Taptuk gibi kâmil olup dünyaya bir daha gelmez olsun.
*
1
İy ‘ışk delüsi olan ne kaldun perâkende
Ol seni delü kılan yine sendedür sende
Çeviri: Ey aşk delisi olan, neden kaldın perişan,
O seni deli eden, yine sendedir sende.
Açıklama: Seni aşık eden öz, yine senin içindedir.
2
Dünyâ âhiret ol Hak yir-gök toludur mutlak
Hîç gözlere görinmez kim bilür ne nişânda
Çeviri: Dünya ve ahiret O Hak’tır, yer gök şüphesiz O’nunla doludur,
Hiç gözlere görünmez, kim bilir hangi işarettedir.
3
Her kim anı gördüm dise gerek oda yakalar
Her kim ana şek getürür ne dînde ne îmânda
Çeviri: Her kim “onu gördüm” derse, onu ateşte yakarlar,
Her kim O’na şüphe eder, ne dinde kalır ne imanda.
4
Ger meyhâneye vardum ansuz yir göremedüm
Yine ana sataşdum girdüm dahı külhânda
Çeviri: Aşk meyhanesine vardım, O’nsuz bir yer göremedim,
Yine O'na rastladım, girdim hamam ocağına.
5
Her kim aradı cismin cisminde buldı hasmın
Ne dünyâ âhret ana ne assı ne ziyânda
Çeviri: Her kim ki aradı bedenini, bedeninde buldu düşmanını,
Ne dünya ne ahiret derdi, gözü ne kazançta ne de zararda.
6
Bir niçesine kaç dir bir niçesine tut dir
Kaçanla bile kaçar bile turur turanda
Çeviri: Bir nicesine -kaç der, bir nicesine -tut der,
Kaçanla birlikte kaçar, duranla birlikte durur.
7
Ugrı diyü kullarını giriftâr iden ol
Meded idüp irişen gine bile zindânda
Çeviri: Hırsız diye kullarını, yakalatan O’dur,
Yardım edip yetişen, yine beraberdir zindanda.
Açıklama: Kulu hırsız diye yakalatan da zindandan onu kurtaran da O’dur.
8
Eydürler miskîn Yûnus niçün delü oldun sen
Ne ‘akl u ne fehm kalsun iş bu sırrı tuyanda
Çeviri: Derler - garip Yunus, niçin deli oldun sen,
Ne akıl kalır ne anlayış, işte bu sırrı duyunca.
Açıklama: Aşk geldi, akıl gitti.
*
1
Işk odı düşdi cânuma yakup beni yandurmaga
Yidi deniz suyı yitmez susalıgum kandurmaga
Çeviri: Aşk ateşi canıma düştü, beni yakıp yandırmaya,
Yedi deniz suyu yetmez, susuzluğumu kandırmaya.
2
Yidi deniz suyı n'ider susamış ‘âşık cânına
Şeyhüm yüzi gerek bana gördükde baş indürmege
Çeviri: Yedi deniz suyu ne fayda eder, susamış aşığın canına,
Şeyhimin yüzü gerek bana, gördükçe başımı indirmeye.
3
Şeyhüm görem baş indürem el kavşuram karşu turam
Kendümi direm divşürem dost iline göndermege
Çeviri: Şeyhimi göreyim baş indireyim, el kavuşturup karşısında durayım,
Kendimi derleyeyim toplayayım, dost iline göndermeye.
Derleyip toparlanmak: Kalbi dünyevi dağınıklıktan kurtarmak.
4
Dost urdı yürege yare yaram onulmaz ne çâre
Şu gönlüm düşdügi yire elüm irmez döndürmege
Çeviri: Dost vurdu yüreğe bir yara, yaram iyileşmez ne çare,
Şu gönlümün düştüğü yere, elim ermez geri döndürmeye.
Açıklama: Aşk deryasına düşen gönlümü, iradem artık geri döndürmeye yetmez.
5
Döndürür erün nefesi iricegiz Tanrı hâsı
Siler gönüllerden pâsı yirine nûr toldurmaga
Çeviri: Er’in nefesi (aslına) döndürür, erişince Tanrı’nın has (seçkin) kulu,
Gönüllerden pası siler, yerine nur doldurmaya.
6
Hem elüm alup kaldurur şâd idübeni güldürür
Gönlüme rahmet toldurur eri Hak'ı bildürmege
Çeviri: Hem elimden tutup kaldırır, sevindirip güldürür,
Gönlüme rahmet doldurur, Er Hak’ı bildirmek için.
7
Yûnus ko yalan da‘vîyi gel arıta ko sivâyı
Gönlün evüni kız eyle dost gelicek kondurmaga
Çeviri: Yunus, bırak yalan davayı, gel arıt nefsi bağları,
Gönül evini hazırla ki, Dost gelince ağırlayasın.
*
1
İçümde bir dert oldı diyeyin dervîşlere
Dervîşlerün kademi kutludur her işlere
Çeviri: İçimde bir dert oldu, diyeyim dervişlere,
Dervişlerin ayağı, kutludur her işlere.
Kutludur: Mübarektir, bereketlidir, uğurludur.
2
Her kimün ki derdi var dermân isteyü gider
Benüm dermânum sensin bagrumdagı başlara
Çeviri: Her kimin derdi ki varsa, derman aramaya gider,
Benim dermanım sensin, bağrımdaki yara başlarına.
Başlara: Yaranın olgunlaşıp dışarı uç vermesine, iltihaplı merkeze "çıbanbaşı" denir.
3
Işkdan sebak alursın hem key katı bilürsin
Nite revâ görürsin hizmeti dervîşlere
Çeviri: Aşktan ders alırsın, hem de çok sağlam bilirsin,
Nasıl reva görürsün, kendine hizmet ettirmeyi dervişlere.
4
Işkunun cefâsından dünin günin aglaram
Akan bunar ne misâl gözden inen yaşlara
Çeviri: Aşkının cefasından, gece gündüz ağlarım,
Akan pınarlar bile benzeyemez, gözden inen yaşlara.
5
Câna tuzak kuralum şâyed ‘ışk ele gire
Işkı niçe avlarlar soralum tutmışlara
Çeviri: Canımıza tuzak kuralım, belki aşk ele geçer,
Aşkı nasıl avlarlar, soralım tutmuşlara.
6
Şöyle hevâî gelür duzak ilmin kim bilür
Niçe duzak kuralım bu konmaduk kuşlara
Çeviri: Öyle havadan gelir ki, tuzak ilmini kim bilir,
Bir çok tuzak kuralım, bu konmamış kuşlara.
7
Yûnus gönlün alanı sen kime söyleyesin
Sorarısan sor imdi sen anı bulmışlara
Çeviri: Yunus, gönlünü alanı, sen kime söyleyesin,
Soracaksan sor şimdi, sen O'nu bulmuşlara.
*
1
Âşık-ı zinde kulun hükmi geçer cânlara
Eksilmez nukl u şarâb ‘ışk hânın yiyenlere
Çeviri: Diri aşık kulun hükmü, geçer canlara,
Eksilmez meze ve şarap, Aşk sofrasından yiyenlere.
Nukl: meze: İçki yanında yenen çerez, yiyecek
2
İş bu cihân-ı harâb dâim işidür taleb
Harâblıklar gösterür kendüyi bulanlara
Çeviri: İşte bu harap dünyanın işi, daima isteklerdir,
Haraplıklar gösterir, kendisini bulanlara.
Açıklama: Dünyanın geçici, aldatıcı bir gün yıkılacağını Özünü bulanlar anlar.
3
Işk dilde genez olur ‘ışk bilici az olur
Dünyâ âhret terk gerek ‘âşıkam diyenlere
Çeviri: Aşk dilde kolay olur, aşkı bilen az olur,
Dünyayı ahireti terk etmesi gerek, ben Âşığım diyenler.
4
Dünyâyı elden bırak olmagıl Hak'dan ırak
Ser-mâye kendüs'olmış varlıklar yuyanlara
Çeviri: Dünyayı elden bırak, olma Hak'tan uzak,
Sermaye kendisi olmuş, benliğini yıkayıp atanlara.
5
Bundan ulu ıssı makâm ne şâd vardur ne gam
Ödler sıdurmak gerek saladur diyenlere
Çeviri: Bundan yüce makam sahibi yoktur, ona ne sevinç vardır ne keder,
Ödü (Korkuyu) patlatması gerekir, -meydan okuyorum diyenlerin.
Öd: yoğun korku. Karaciğerin sindirim için salgıladığı yeşilimsi sarı renkli sıvı (safra) dır.
6
Gel imdi Miskîn Yûnus yolunda yalan olma
Bilürsin ‘ışk aldanmaz yalan söyleyenlere
Çeviri: Gel şimdi garip Yunus, yolunda yalan olma,
Bilirsin k, aşk aldanmaz, yalan söyleyenlere.
*
1
Âşık oldum bugün meydân içinde
Benem key pehlevân meydân içinde
Çeviri: Âşık oldum bugün, Er meydanı içinde,
Benim asıl pehlivan, bu meydan içinde.
Pehlevân: pehlivan: Yiğit, güçlü savaşçı, kahraman.
2
Bu dem ‘ışkun suyıyla gayrı yudum
Aceb ‘ârif benem ‘irfân içinde
Çeviri: Bu an aşkın suyuyla, Hak’tan gayrısını yıkadım,
Acayip bir ârifim ben, bu irfan içinde.
Ârif: Hakikati bilen, gönül gözüyle gören
İrfân: Manevi bilgi, seziş, Allah'ı tanıma ilmi.
3
ışk bahrinün gavvâsı oldum
Gevherler bulmışam ‘ummân içinde
Çeviri: Aşk denizinin dalgıcı oldum,
Cevherler bulmuşum, büyük okyanus içinde.
Açıklama: Derinliklerde saklı paha biçilemez manevi sırları, hakikatleri keşfettim.
4
Benem bugün harâbât u melâmet
Benem ol yüriyen seyrân içinde
Çeviri: Bugün benim, harabelerde ve kınanmış olan,
Benim o seyir içinde yürüyen.
Harabat: Nefis binasını yıkan, hazineler mekanı. Hazine, harabelerde olur.
Melamet: halkın kınamasına aldırmadan hakikat yolunda olandır.
5
Egerçi küfr tonını geydi sûret
Gönül cânı görür îmân içinde
Çeviri: Küfür (inkar) giysisini giyse de bedenim,
Gönül, canı görür iman içinde.
Açıklama: Gönülde, mana çocuğu, tevhit nurunun çocuğu doğar.
6
Eger ‘ârif isen bilgil ki binâ
Girü kendüsidür dükkân içinde
Çeviri: Eğer arif isen, bil ki bu bina,
Yine kendisidir dükkan içindedir.
Bina (Yapı): insanın bedenidir.
Dünya dükkanı: Pazar
Açıklama: hem beden (binâ) hem de dünya dükkânı hepsi Haktır.
7
Anı isteyici çokdur velâkin
Benem mahrûm hemân mihmân içinde
Çeviri: Onu isteyen çoktur, lakin,
Benim mahrum kalan, bunca misafir içinde.
8
Yûnus ‘ışkunla kâ’imdür bu ‘âlem
Anunçün devr ider devrân içinde
Çeviri: Ey Yunus, aşkınla ayaktadır bu alem,
1: Onun için devreder, devran içinde.
2: Onun için döner, bu zaman içinde.
*
1
Kimseye düşmân tutmazuz agyâr dahı yârdur bize
Kanda ıssuzlık varısa mahalle vü şârdur bize
Çeviri: Kimseye düşmanlık etmeyiz, yabancı dahi dosttur bize,
Nerede ıssızlık varsa, mahalle ve şehirdir bize.
2
Çeviri: Adımız miskindir bizim, düşmanımız kimdir bizim,
Biz kimseye kîn tutmazuz kamu ‘âlem yârdur bize
Çeviri: Adımız miskindir bizim, düşmanımız kimdir bizim,
Biz kimseye kin tutmayız, bütün alem dosttur bize.
Miskîn: aciz, benliğini yok etmiş.
Âlem: dünya: Evren, yaratılmış her şey.
3
Pîşrev bize Kur'ân durur vatan bize Cennet durur
Ol Tamu'yı Hak yandurur ol gül-i gül-zârdur bize
Çeviri: Rehber bize Kur'an'dır, vatan bize Cennet'tir.
O Cehennem'i Hak yaksa bile, o gül bahçesi gülüdür bize.
4
Biz âhret gamın yiyicek dün ü gün yâ Hû diyicek
Hak'dan yana gönelicek denizde yol vardur bize
Çeviri: Biz ahiret kederini dert edinince, gece gündüz "Ya Hu" deyince,
Hak’tan yana gönül yönelince, denizde yol vardır bize.
5
Dünyâ bir ‘avretdür karı yoldan koyar niçeleri
Sürün gitsin ol ‘ayyâr'ı anı sevmek ‘ardur bize
Çeviri: Dünya yaşlı hileci bir kadındır, yoldan çıkarır nicelerini,
Kovun gitsin o hilekârı, onu sevmek utançtır bize.
6
Dünyâ harâmdur hâslara lâkin helâldür hamlara
Bu dünyâyı dost tutmazuz ol dünyâ murdârdur bize
Çeviri: Dünya haramdır haslara, ama helaldir hamlara,
Bu dünyayı dost edinmeyiz, bu dünya murdardır bize.
Hâslara: Seçkinlere, olgunlaşmış ruhlara, hakikate erenlere.
Hamlara: Ham olanlara, çiğ kişilere, nefsinin peşinde koşanlara.
Murdar: pis,kirli,leş.
7
Yûnus eydür Allah dirüz Allah'ıla kapılmışuz
Dergâhına yüz tutuban hemân bir ikrârdur bize
Çeviri: Yunus der ki, -Allah deriz, Allah ile kapılmışız,
Dergâhına yüz süreriz, tek davamız bu sözdür bize.
Açıklama: Elest Bezmindeki (ruhlar alemindeki) Allah’a verdiğimiz o ilk söze (İkrâr) atıfta bulunuyor.
*
1
Bir ‘acâyib ‘ışk geldi bende bu hâl üstine
Gönlümi taht eyledi oturdı cân üstine
Çeviri: Bir acayip aşk geldi, bende bu halin üzerine,
Gönlümü taht eyledi, oturdu can üzerine.
2
Sen sultânsın ben kulam sen gülsin ben bülbülem
Hükmün ‘âleme yiter ne kim var kul üstine
Çeviri: Sen sultansın ben kulum, sen gülsün ben bülbülüm,
Hükmün aleme yeter, kul üzerinde ne varsa.
Açıklama: Hüküm O'nunsa, kulun payına düşen sadece rıza ve teslimiyettir.
3
Evvel bahâr olıcak agaçlar tonanıcak
Gör niçe medh iderler bülbüller gül üstine
Çeviri: İlkbahar gelince, ağaçlar süslenip donanınca,
Gör, nasıl methederler, bülbüller gül üzerine.
4
Görürsün ‘âşıkları gezerler halk içinde
Kişi var görmez gözi oturmış yol üstine
Çeviri: Görürsün aşıkları, gezerler halkın içinde,
Öyle kişi var ki görmez gözü, oturmuş yol üstüne.
Açıklama: Yolun üstünde durur da, kör gönlüyle asıl menzili göremez.
5
Sözler eyitdüm diyü Yûnus nükte itmegil
Dahı yigrek eydür var el vardur el üstine
Çeviri: "Sözler söyledim" diye Yunus, sakın gurura kapılma,
Daha üstününü de söyleyen vardır, el vardır el üstüne.
*
1
Gitdi bu kış zulmeti geldi bahâr yaz ile
Yeni nebâtlar bitdi mevc urdı hep nâz ile
Çeviri: Gitti bu kışın zulmeti, geldi bahar yaz ile.
Yeni bitkiler bitti (yeşerdi), dalgalandı hep naz ile.
Zulmet: sadece güneşsizliği değil, insanın içindeki puslu ve dertli halini de anlatır.
2
Yine merg-zâr oldı uş yine gül-zâr oldı
Ter nagme düzer oldı mûsikîde sâz ile
Çeviri: Yine çayır çimen oldu, işte yine gül bahçesi oldu,
Taze nağmeler dizildi, müzikte saz ile.
3
Hoş haber geldi dostdan yaratdı bâg u bostân
İlm okur hezâr destân bülbülleri râz ile
Çeviri: Hoş haber geldi dosttan, yarattı bağ ve bahçeler,
Bülbüller ilim okur (öter), binlerce destan yazar sır ile.
Açıklama: Eski Türkçede ve halk ağzında kuşların ötmesi için "okumak" fiili kullanılır.
4
Kim görmişdür baykuşun gülistâna girdügin
Leylekler zikr idemez bir latîf âvâz ile
Çeviri: Kim görmüştür baykuşun gül bahçesine girdiğini,
Leylekler zikredemez, ince bir ses ile.
5
Yâ niçe saklarısan dür-dâne gevher olmaz
Keklik keklikle uçar hemîşe bâz bâz ile
Çeviri: Ya ne kadar saklasan da, sahte inci tanesi mücevher olmaz,
Keklik keklikle uçar daima, doğan kuşu doğan ile.
6
El kuşı elden ele gül kuşı gülden güle
Baykuş vîrâne sever şahinler pervâz ile
Çeviri: Eldeki kuş elden ele, gül kuşu gülden güle,
Baykuş virane sever, şahinler ise kanat açar.
Eldeki kuş: eğitilmiş kuş.
7
Kanda ki bir gevde var kerkesler anda üşer
Tûtîler evin şekker bulurlar kafes ile
Çeviri: Nerede bir leş varsa, akbabalar oraya üşüşür,
Papağanlar evde şeker bulur, ama kafes içindedir.
Tûtî: Dudu Kuşu, Papağan.
Açıklama: Baykuş harabede, Akbaba leş peşinde, Papağan evde şeker içinde ama kafeste mahpustur.
8
Her şahsun kendü tuşın kendüye tuş eyledi
Sâdıklar ikrâr ile sûfîler namâz ile
Çeviri: Her şahsı kendi dengine, kendine denk düşürdü,
Sadıklar verdiği sözle, şekilci sufiler namaz iledir.
Sâdıklar: sadakat gösterenler.
Açıklama: Sadık kişi, ruhlar meclisindeki Allah’a ilk sözünde durur.
9
Câhil münâfık münkir cümle ‘aklına şâkir
Âşıklar dîdâr sever ‘ârifler niyâz ile
Çeviri: Cahil, münafık, inkarcı hepsi aklını beğenir,
Âşıklar ilahi yüzü sever, ârifler yakarışla iledir.
Münâfık: İçi dışı bir olmayan, ikiyüzlü.
Niyâz ile: Yalvarışla, yakarışla, dua ile.
10
Dervîşlik didükleri dilde haber degüldür
Hak ile Hak olana anda menzil düzile
Çeviri: Dervişlik dedikleri, dilde bir haber değildir,
Hak ile Hak olana, orada menzil kurulur (durak).
11
Ben dervîşin diyenler yalan da‘vî kılanlar
Yarın Hak dîdârını görmeyiser göz ile
Çeviri: Ben dervişim diyenler, yalan dava güdenler,
Yarın Hak’ın yüzünü, göremezler göz ile.
12
İlm ü ‘amel ne assı bir gönül yıkdunısa
Ârif gönül yapdugı berâber hicâz ile
Çeviri: İlim ve amel ne fayda, bir gönül yıktıysan,
Arifin gönül yapması, eşittir hac ile.
Açıklama: Gönül, Beytullah yani Allah'ın evidir. Arifin bir gönül yapması, hacca gitmek gibidir.
13
Ulu dîvân kurıla anda kullık sorıla
Bin tekebbür virmeye bir garîb nevâz ile
Çeviri: Yüce divan kurulur (mahkeme), orada kulluk sorulur,
Bin kibir denk gelmez, bir garip sevindirmekle.
14
Egriler egri ile togrular togru ile
Yalan yalanı sever gammâzlar gammâz ile
Çeviri: Eğriler eğri ile, doğrular doğru ile,
Yalan yalanı sever, fitneciler fitneci ile.
15
Kimi dükkândan bakar kimi hoşluklar sever
Kimi bir pûla muhtâc kimisi cân-bâz ile
Çeviri: Kimi dükkândan bakar, kimi hoşluklar sever,
Kimi bir pula muhtaç (el açar), kimisi canını veren ile.
Dükkândan bakar: Dünyalığa bakar.
Hoşluklar: Manevi güzellikler, ilahi sırlar.
Açıklama: Kimisi, ilahi aşk uğruna canını veren fedakârlarla beraberdir.
16
Kula nasîb degicek sultân elden alamaz
Zülkarneyn n‘eyledi yâ Hızır u İlyâs ile
Çeviri: Kulun nasibi gelince, sultan elinden alamaz,
Zülkarneyn ne yaptı, ya Hızır İlyas ile.
Zülkarneyn: Zülkarneyn: Kur'an-ı Kerim'de adı geçen, doğuya ve batıya seferler yapmış büyük hükümdar.
Hızır: Hızır: Ölümsüzlük suyunu içtiğine ve darda kalanlara yardım ettiğine inanılan kişi.
İlyâs: İlyas: Kur'an'da adı geçen ve Hızır ile birlikte yaşadığına inanılan peygamber.
17
Görmez misin Edhem'i tahtını terk eyledi
Hak katında hâs oldı bir eski palâs ile
Çeviri: Görmez misin Edhem’i, tahtını terk etti,
Hak katında has (seçkin) oldu, bir eski hırka ile.
18
Bu dünyâya inanma dünyâyı benüm sanma
Niçeler benüm dimiş giderler ham bez ile
Çeviri: Bu dünyaya inanma, dünyayı benim sanma,
Niceleri -benim demiş, giderler sade bez ile (kefenle).
19
Işk yagmurı tamlası gönül göginden tamar
Sevgü yili götürür yagmurı ayaz ile
Çeviri: Aşk yağmurunun damlası, gönlün göğünden damlar,
Sevgi, rüzgârı götürür, yağmuru ayaz ile (berraklıkla).
Ayaz: Bulutsuz havada çıkan kuru soğuk
20
Yûnus imdi gam yime n'idem ne kılam dime
Gelür kişi başına ezelde ne yazıla
Çeviri: Yunus şimdi kederlenme, ne yapayım ne edeyim deme,
Gelir kişinin başına, ezelde ne yazıldıysa.
Ezel: Başlangıcı olmayan geçmiş zaman. Zamanın başlangıcı, öncesizlik.
*
1
Sen bu cihân mülkine geldüm gelmedüm dime
Dut evliyâ etegin zinhâr elünden koma
Çeviri: -Bu cihan mülküne geldim, ya da gelmedim, deme,
Tut Evliyanın eteğini, sakın elinden bırakma.
2
Gâfil olma ‘ömr geçdi bir niçe yılun aşdı
Işkdur kaynadı taşdı buldum bulmadum dime
Çeviri: Gafil olma ömrün geçti, nice yılları aştı,
Aşk kaynadı taştı, -buldum bulmadım deme.
3
Işk bî-karâr denizdür cânunı ‘ışka yüzdür
Denizde bahrî vardur yüzdüm yüzmedüm dime
Çeviri: Aşk kararsız bir denizdir, canını aşkla yüzdür,
Denizde deniz kuşları vardır, -yüzdüm yüzmedim deme.
4
Gemi denize girdi bir zamân cevlân urdı
Bir gün gemi gark oldı bozdum bozmadum dime
Çeviri: Gemi denize girdi, bir zaman dolaştı,
Bir gün gemi battı -ben batırdım, ya da kurtardım deme.
5
Denizde hakâyıklar cevlân urur balıklar
Yûnus deniz mevcine taldum talmadum dime
Çeviri: Denizde sırlar vardır balıklar gibi süzülür,
Yunus deniz dalgasına, daldım dalmadım deme.
*
1 Âlem düşmân olurısa beni dostdan ırımaya
Dost kandayısa ben anda düşmânlık ayırımaya
Çeviri: Âlem düşman olsa da, beni dosttan ayıramaz,
Dost neredeyse ben oradayım, düşmanlık bizi ayıramaz.
2
Dost ehli bizüm ile hem dost bundadur bize ne gam
Yüz bin cehd iderse düşmân dost mahfilin turımaya
Çeviri: Dost ehli bizimledir, hem de dost burdadır, artık bize ne gam,
Yüz bin çaba harcasa düşman, dostun meclisini durduramaz.
3
Düşmân bana n'idebile işüm gücüm dostdan yana
Dost makâmı cân içinde düşmân eli irimeye
Çeviri: Düşman bana ne yapabilir, işim gücüm dosttan yana,
Dost’un makamı Canın içindedir, düşman eli erişemez.
4
Sultânlar ‘âcizdür anda ne gönüldedür ne cânda
Mahrûmdur iki cihânda kim dost yüzi görimeye
Çeviri: Sultanlar acizdir orada, ne gönüldedir ne canda,
Mahrumdur iki dünyada, kim dost yüzünü göremezse.
İki cihânda: Dünyada ve Ahirette.
5
Kime kim dost kapu aça düşmânı elinden kaça
Yûnus agzı güher saça degme ‘ârif dirimeye
Çeviri: Kime dost kapı açarsa, düşman elinden kaçar,
Yunus’un ağzı inciler saçar, değme (her) ârif söyleyemez.
*
1
Dirligüm neyidügin eydeyin kıldan kıla
Irak yakın işide hâs u ‘âm cümle bile
Çeviri: Hayatımın ne olduğunu söyleyeyim, kıldan kıla kadar,
Uzak yakın işitsin, seçkin ve sıradan halk hep beraber.
2
Hâs u ‘âm mutî ‘âsî dost kulıdur cümlesi
Kullar yol varmayınca şâha kim varıbile
Çeviri: Seçkinler sıradan halk, itaatkâr isyankâr, dost kuludur cümlesi (hepsi),
Kullar yol yürümeyince, kim şaha varabilir.
3
Dosta gidenün yolı gönül içinden geçer
Bir ‘âmel eylemedüm gireyidüm gönüle
Çeviri: Dosta gidenin yolu, gönül içinden geçer,
Ben bir amel işlemedim ki, girebilseydim gönüle.
Bir âmel: Bir hayırlı iş, ibadet, salih bir davranış.
4
Dosta giden kişiler unıdur kendözini
Ben nereye varursam beni ileden bile
Çeviri: Dosta giden kişiler, unutur kendi benliğini,
Ben nereye gidersem, beni iletenle beraberim.
5
Senlik-benlik olıcak iş ikilikde kalur
İkilik dutan kişi niçe birike birle
Çeviri: Senlik benlik oldukça, iş ikilikte kalır,
İkiliği tutan kişi, nasıl birleşir Birle.
6
Bundan böyle dostıla bilmezem n'olasını
Şimdiye degin ‘ömrüm geçmiş yok sevdâyıla
Çeviri: Bundan böyle dost ile, bilmem ne olacağını,
Şimdiye dek ömrüm geçmiş, bir sevda olmadan.
7
Bu kıssam uzun durur niçe dükedi bilem
Kangı bir eksükligüm getüribilem dile
Çeviri: Bu hikayem uzundur, nasıl bitirebilirim bilmem,
Hangi bir eksikliğimi getirebilirim dile.
8
Yitmiş iki milletün ayagın öpmek gerek
Yaramagçün ma‘şûka cümle millete bile
Çeviri: Yetmiş iki milletin, ayağını öpmek gerek,
Sevgiliye layık olmak için, tüm milletle beraber.
72 millet: dünyadaki tüm inançları, kültürleri ve insan topluluklarını temsil eder.
9
Âşık mıyıdı Yûnus vuslat bulaydı bugün
Âşık karâr mı ider yarınki va‘deyile
Çeviri: Âşıkmıydı Yunus, kavuşup bulsaydı bugün,
Âşık sebreder mi, yarının kavuşma vaadiyle.
Açıklama: Yunus Vuslata erseydi ona âşık demezlerdi. Kavuşan artık âşık değil, "bir" olandır.
*
1
Ma‘şûkumı isteyü iş bu cihân içinde
Delim teferrüc kıldum zemîn ü âsmân içinde
Çeviri: Sevgilimi ararım, işte bu dünya içinde,
Çokça seyrettim, yer ve gökyüzü içinde.
2
Gezdüm cümle ‘âlemi ‘Arş u Levh ü Kalem'i
İlm-i kitâbı dahı delîl beyân içinde
Çeviri: Gezdim tüm alemi, Arş'ı, Levhayı ve Kalem'i,
Kitap ilmini dahi, delil ve anlatım içinde gördüm.
Levh: Levh-i Mahfuz: Kaderin yazılı olduğu levha.
Kalem: Kaderi yazan ilahi kalem.
3
Çok cehd idüp istedüm yir ü gögi aradum
Hîç mekânda bulmadum buldum insân içinde
Çeviri: Çok çabalayıp istedim, yeri ve göğü aradım,
Hiç mekânda bulmadım, buldum insan içinde.
4
Girdüm vücûd bahrine taldum anun ka‘rına
Işkıla seyr iderken iz buldum cân içinde
Çeviri: Girdim vücut denizine, daldım onun dibine,
Aşkla seyir ederken, iz buldum can içinde.
5
Ol izi hoş izledüm sagum solum gözledüm
Acâyiblere irdüm yokdur cihân içinde
Çeviri: O izi hoşça izledim, sağımı solumu gözledim,
Şaşılacak sırlara erdim, yoktur cihan içinde.
6
Nâ-gehân gördüm bir yüz yokdur anunla hîç söz
Sırrın dirisem olmaz sıgmaz lisân içinde
Çeviri: Ansızın bir yüz gördüm, yoktur onunla hiç sözüm,
Sırrını söylesem olmaz, sığmaz kelimelere.
7
Çünki gördüm yüzini ana virdüm özümi
Beni benden iletdi kaldum hayrân içinde
Çeviri: Çünkü gördüm yüzünü, ona verdim özümü,
Beni benden aldı, kaldım hayran içinde.
8
Yûnus Emre yok oldı küllî varı yok oldı
Andan artuk nesne yok kalman gümân içinde
Çeviri: Yunus Emre yok oldu, bütün varlığı yok oldu,
Ondan başka hiçbir şey yok, kalmayın şüphe içinde.
*
1
Bir söz geldi dilüme eydem ölüm üstine
Gerek sünnî müselmân gerek zâlim üstine
Çeviri: Bir söz geldi dilime, diyeyim ölüm üstüne,
İster sünni müslüman, ister zalim üstüne.
2
Çün va‘de ire câna çıka yukaru hana
Kösülerler ayagum elüm yenüm üstine
Çeviri: Vade gelince cana, çıkar yukarı hana (asıl vatanına),
Uzatırlar ayağımı, elimi gövdem üstüne.
Vade: Ecel vakti.
3
Beni arı yuyalar meşhedüme koyalar
Kâfirler esirgeye baka hâlüm üstine
Çeviri: Beni tertemiz yıkasalar, mezarıma koysalar,
İnanmayanlar bile acısalar, baksalar bu halim üstüne.
4
Vay ki n'ola hâlüm bilinmezise ahvâlüm
Yılan-çıyan karınca üşe dilüm üstine
Çeviri: Eyvah ki ne olur halim, bilinmezse hallerim,
Yılan çıyan karınca üşüşür, dilimin üstüne.
5
İltüp sine koyalar yine eve geleler
Anca savaş kuralar benüm mâlum üstine
Çeviri: Götürüp kabre koysalar, yine eve gelseler,
Onca kavga kursalar, benim malım üstüne.
6
İy Yûnus nükte kılma sözler eydürem diyü
Niçe bilürler vardur el var elüm üstine
Çeviri: Ey Yunus, derin anlamlar kurma, "söz söylerim" diyerek,
Nice bilenler vardır, el üstünde el vardır.
Nükte: Derin anlam, ince söz,
*
1
San'atun yigregi çün namâzımış hoş pîşe
Namâz kılan kişide olmaz yavuz endîşe
Çeviri: Sanatın en üstünü namazmış, ne hoş iş,
Namaz kılan kimsede, olmaz kötü düşünce.
2
Tanlacak turı gelgil elüni suya urgıl
Üç kez salâvât virgil andan bakgıl güneşe
Çeviri: Sabah erkenden kalkıp gel, elini suya vur,
Üç kez salavat getir, sonra bak güneşe.
Tanlacak: Sabah erkenden, seher vakti.
3
Allah buyrugın dutgıl namâzun kılup gitgil
Namâzun kılmayınca zinhâr varmagıl işe
Çeviri: Allah’ın buyruğunu tut, namazını kılıp git,
Namazını kılmadan, sakın gitme işe.
4
Evünde helâlüne biş vakt namâz ögretgil
Ögüdün dutmazısa yazugı yokdur boşa
Çeviri: Evinde eşine, beş vakit namazı öğret,
Öğüdünü tutmazsa, günahı yoktur boşa.
5
Namâz kılmaz kişinün kazandugı hep harâm
Bin kızılı varısa birisi gelmez işe
Çeviri: Namaz kılmayan kişinin, kazandığı hep haram,
Bin altını olsa da, birisi yaramaz işine.
6
Namâz kılmayana sen müsülmândur dimegil
Hergiz müsülmân olmaz bagrı dönmişdür taşa
Çeviri: Namaz kılmayana sen - Müslümandır deme,
Asla Müslüman olmaz, bağrı dönmüştür taşa.
Bağrı: kalbi, yüreği.
7
Yûnus imdi namâzun komagıl sen kıla gör
Ansuzın ecel irer ‘ömür yitişür başa
Çeviri: Yunus şimdi namazını bırakma, sen kılmaya bak,
Ansızın ecel gelir, ömür yetişir sona.
*
1
Bir ay gördüm bu gice kamu burclardan yüce
Esritdi gönlüm cânum bilmezem hâlüm niçe
Çeviri: Bir ay gördüm bu gece, bütün burçlardan yüce,
Sarhoş etti gönlümü canımı, bilmem halim nasıldır.
Burçlardan: Gezegenler, gök katlarından.
2
Nûr Muhammed nûrıdur Halîlu'llâh sırrıdur
Sanasın kim açıldı Uçmak'dan bir deriçe
Çeviri: O Nur Muhammed’in nurudur, Halilullah’ın sırrıdır (İbrahim’im),
Sanırsın ki açıldı, Cennet'ten bir pencere.
Halîlu'llâh: Allah'ın dostu, Hz. İbrahim.
3
Ol ayun şu‘lesinden ‘âlem münevver oldı
Gönlümdeki çerâgı uyardı ulu hoca
Çeviri: O ayın ışığından, Alem aydınlandı,
Gönlümdeki kandili, yaktı büyük hoca (rehber).
4
Müdde‘î bizi görmez gözine girersevüz
Gerekse yüz kez varsun Ka‘be'ye ulu hacca
Çeviri: Boş iddiacı bizi görmez, gözüne girsek bile,
İsterse yüz defa gitsin, Kâbe’ye büyük hacca.
5
Âşıklarun yüzinden bellüdür benizinden
Her kim ‘âşık olmadı benzer kurı agaca
Çeviri: Aşıklar bellidir, yüzünün renginden,
Her kim aşık olmadıysa, benzer kuru ağaca.
6
Kur'agacı n'iderler kesüp oda yakarlar
Bülbüller öticegiz nevbet degmez dürrâca
Çeviri: Kuru ağacı ne ederler, kesip ateşte yakarlar,
Bülbüller ötünce, sıra gelmez turaç kuşuna.
7
Yûnus'ı ögen ögsün sögen Yûnus'a sögsün
Keçe suya salupdur ne durur irte gice
Çeviri: Yunus’u öven övsün, söven Yunus’a sövsün,
Hırkayı (dünyayı) suya salmıştır, nedir ki sabah gece.
Keçe: derviş hırkası (dünya varlığı).
*
1
Yine yaz günleri geldi
Söyle bülbülcügüm söyle
Cümle çiçekler zeyn oldı
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Yine yaz günleri geldi,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
Tüm çiçekler süslendi,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
2
Kış çıkıcak irdi bahâr
Cânunı gafletden uyar
Cennet'e döndi her diyâr
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Kış çıkınca geldi bahar,
Canını gafletten uyandır.
Cennete döndü her diyar,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
3
Yaşıl ton geydi agaçlar
Pervâz urup uçar kuşlar
Nefesün cânlar bagışlar
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Yeşil elbise giydi ağaçlar,
Kanat çırpıp uçar kuşlar.
Nefesin canlar bağışlar,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
4
Işkıla eylegil cûşı
Gider gönlünden teşvîşi
Çıkuban gül-zâra karşu
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Aşkla eyle coşkuyu,
Gider gönlünden karışıklığı.
Çıkıp gül bahçesine karşı,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
5
Kuru dikende gül biter
Hasretinden gine yiter
Dertli m'oldun benden beter
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Kuru dikende gül biter,(açar) hasretinden yine yiter.(solar)
Dertli mi oldun benden beter,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
6
Bülbül ‘âşık durur güle
Âşıkun hâlin kim bile
Güle karşu hoş ‘ışkıla
Söyle bülbücügüm söyle
Çeviri: Bülbül aşıktır güle,
Aşığın halini kim bilir.
Güle karşı hoş aşkla,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
7
Kudret haznesi açıldı
Âleme rahmet saçıldı
Hulle tonları biçildi
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Kudret hazinesi açıldı,
Âleme rahmet saçıldı.
Cennet elbiseleri biçildi,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
8
Şeyhüm andadur ben bunda
Cânum karâr kılmaz tende
Zârılıgum dün ü günde
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Şeyhim oradadır ben burada,
Canım durmaz bedenimde.
Ağlayışım gece gündüz,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
9
Kanadunı aça bilürsin
Açuban uça bilürsin
Deryâlar geçe bilürsin
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Kanadını açabilirsin,
Açıp uçabilirsin.
Denizleri geçebilirsin,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
10
Yuvandan yavrun aldılar
Seni dîvâne kıldılar
Zamân böyl'olur didiler
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Yuvandan yavrunu aldılar,
Seni deli ettiler.(şaşkın)
Zaman böyle olur dediler,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
11
Geçdi yâ ‘ömrümün varı
Kor gidersin bu gül-zârı
Yûnus'un mûnisi yârı
Söyle bülbülcügüm söyle
Çeviri: Geçti ey ömrümün sermayesi, bırakıp gidersin bu gül bahçesini.
Yunus’un can dostu sevgilisi,
Söyle bülbülcüğüm söyle.
*
1
Işkun ile ‘âşıklar yansun yâ Resûla'llâh
İçüp ‘ışkun şarâbın kansun yâ Resûla'llâh
Çeviri: Aşkın ile aşıklar yansın, ey Allah’ın Elçisi,
İçip aşkın şarabını, kansın ey Allah’ın Elçisi.
Resûla'llâh: Allah’ın Elçisi.
Kansun: kansın: Doyuma ulaşsın, sussuzluğunu gidersin.
2
Şol seni seven kişi komış yoluna başı
İki cihân güneşi sensün yâ Resûla'llâh
Çeviri: Şu seni seven kişi, koymuş yoluna başını,
İki cihanın güneşi sensin, ey Allah’ın Elçisi.
3
Şol seni sevenlere kıl şefâ‘at anlara
Mü'min olan tenlere cânsun yâ Resûla'llâh
Çeviri: Şu seni sevenlere, şefaat eyle onlara,
Mümin olan bedenlere, cansın ey Allah’ın Elçisi.
Mü'min olan: İnanan, iman eden.
4
Şol seni sevdi Sübhân oldun kamuya sultân
Cânum yolına kurbân olsun yâ Resûla'llâh
Çeviri: Seni sevdi Sübhân (noksansız), oldun herkese sultan,
Canım yoluna kurban olsun ey Allah’ın Elçisi.
5
Âşıkam şol dîdâra bülbülem şol gül-zâra
Seni sevmeyen nâra yansun yâ Resûla'llâh
Çeviri: Aşığım o güzel yüze, bülbülüm o gül bahçesine,
Seni sevmeyen ateşte yansın, ey Allah’ın Elçisi.
6
Dervîş Yûnus'un cânı ‘âlem şefâ‘at kânı
İki cihân sultânı sensün yâ Resûla'llâh
Çeviri: Derviş Yunus’un canı, âlemin şefaat kaynağıdır,
İki cihanın sultanı sensin, ey Allah’ın Elçisi.
*
1
Dostdan haber kim getürdi sorun seher yillerine
Hak Çalab'um bititmesin ayrılıgın kullarına
Çeviri: Dosttan haber kim getirdi, sorun seher rüzgârlarına,
Hak Tanrı'm nasip etmesin, ayrılığı kullarına.
Seher: Tan vakti, gün açmadan önceki vakit.
2
Vay bu ayrılık firâkı dünyâ kime kaldı bâkî
Hak Çalab'um olmış sâkî kadeh sunar kullarına
Çeviri: Vay bu ayrılık hasreti, dünyada kim kaldı ebedi.
Hak Tanrı'm olmuş Feyz sunan, kadeh sunar kullarına.
3
Ol kadehün içi tolı anı içen olur deli
Ol hocanun tâlibleri bil baglamuş yollarına
Çeviri: O kadehin içi doludur, onu içen olur deli,
O hocanın talipleri, bel bağlamış yollarına.
Açıklama: O hocanın öğrencileri azimle yollara düşmüş.
4
Hocanun tâlibi çokdur hîç bundan kemteri yokdur
Şunun kim mürşidi Hak'dur uymaz nâsun âllerine
Çeviri: Hocanın takipçisi çoktur, hiç bundan daha eksiği yoktur.
Şunun ki rehberi Hak’tır, uymaz insanların hilelerine.
5
Nefsine muhalif kişi turmaz akar gözi yaşı
Bunda nefse uyan kişi talmaz kevser göllerine
Çeviri: Nefsine başkaldıran kişi, durmaz akar gözyaşı,
Burada nefsine uyan kişi, dalamaz Kevser göllerine.
Kevser: Kevser: Cennetteki bereketli su, pınar.
6
Kevser havzına talanlar ölmezdin öndin ölenler
Nefsini düşmân bilenler konar Tûbâ dallarına
Çeviri: Kevser havuzuna dalanlar, ölmeden önce ölenlerdir,
Nefsini düşman bilenler, konar Tuba dallarına.
Tûbâ ağacı: Cennet ağacı, mutluluk, iyilik sembolü.
7
Tûbâ talından uçanlar yüce makâmlar geçenler
Şarâben tahûr içenler banmaz dünyâ ballarına
Çeviri: Tuba ağacının dalından uçanlar, yüce makamlar geçenler,
Tertemiz aşk şerbeti içenler, banmaz dünya ballarına.
Banmaz: Bir şeyi sosa veya bala batırmak.
8
Bu ma‘nîden kimse almaz anda varan yine gelmez
Bu dünyâya kimse kalmaz gelen göçer illerine
Çeviri: Bu manadan kimse haber almaz, oraya varan yine gelmez,
Bu dünyada kimse kalmaz, gelen göçer illerine.
İllerine: İllerine, asıl memleketine, Ahiretteki yurduna.
9
İy miskîn Yûnus n'eylesün derdini kime söylesün
Bir dem tecribe eylesün bu dünyânun hâllerine
Çeviri: Ey garip Yunus ne etsin, derdini kime söylesin,
Bir an tecrübe etsin, bu dünyanın hallerini.
*
1
Kandayıdun kandan geldün dîvâne
Aç gözüni bu gafletden uyan e
Çeviri: Neredeydin, nereden geldin ey divane (şaşkın),
Aç gözünü bu gafletten uyan Ey.
2
Kâfile geçdi sen gafletde bulundun
Sakın ser-mâyeni virme ziyâne
Çeviri: Kafile geçti, sen gaflette bulundun,
Sakın sermayeni verme ziyana.
Kâfile: Kervan, birlikte yola çıkan yolcular.
3
Kanı atan kanı anan ogul kız
Kime vefâ kılısardur zamâne
Çeviri: Hani baban hani annen, oğlun kızın,
Kime vefalı oldu ki zaman.
4
Hakîkat bilürsin birgün ölürsin
Yâ niçün virürsin özün gümâne
Çeviri: Hakikati bilirsin, bir gün ölürsün,
Ya niçin verirsin, özünü şüpheye.
5
Hakk'a kulluk eylemekden kaçasın
Yâ niçün kulluk eylersin ‘avâne
Çeviri: Hakk'a kulluk etmekten kaçarsın,
Ya niçin kulluk edersin avaneye (yardımcılarına).
Avâne: yardımcılara: Kötü işlerde destek olanlara, zalimlerin adamlarına.
6
Hak içün bir pûlun yok viresin
Yâ niçün virürsin assı ziyâne
Çeviri: Hak için bir pulun (kuruşun), yokmu ki veresin,
Ya niçin verirsin, kârı zarara.
Pûlun: pulun: Akçen, paran, en küçük değerdeki madeni paran.
7
Yûnus sen nefsüni müslümân sanma
Meger şimden girü cümle îmâne
Çeviri: Yunus, sen nefsini Müslüman sanma,
Ancak şimdiden sonra, tümüyle iman et.
Müslümân: Müslüman, teslim olmuş, doğru yola girmiş.
*
1
İçün taşun murdâr iken ‘ışk n'eylesün senünile
Gönlün gözi uyur iken ‘ışk n'eylesün senünile
Çeviri: İçin dışın murdar (pis) iken aşk ne etsin seninle,
Gönül gözü uyurken, aşk ne etsin seninle.
Açıklama: Kalpte, mana çocuğu olan tevhit çocuğu doğup büyümelidir.
2
Âşıklara yoldaş olup sâdıklara yâr olmadun
Ölmezdin öndin ölmedün ‘ışk n'eylesün senünile
Çeviri: Aşıklara yoldaş olup, sadıklara dost olmadın,
Ölmeden önce ölmedin, aşk ne etsin seninle.
Sadıklar: sözünde duranlar.
3
Dünyâ gözün rûşen idüp gönül gözün kör eyledün
Zulmet tolıcak gönlüne ‘ışk n'eylesün senünile
Çeviri: Dünya gözünü aydın edip, gönül gözünü kör eyledin,
Karanlık dolunca gönlüne, aşk ne etsin seninle.
4
Bize girçek dervîş gerek cihân toldı da‘vâ ile
Yalan da‘vâ iderisen ‘ışk n'eylesün senünile
Çeviri: Bize gerçek derviş gerek, cihan doldu dava ile,
Yalan dava edersen, aşk ne etsin seninle.
5
Dervîşligi sanma hemân sûret düzmegile olur
Dilde ise senün işün ‘ışk n'eylesün senünile
Çeviri: Dervişliği sanma ki, sadece dışını süslemekle olur,
Sözde ise senin işin, aşk ne etsin seninle.
6
Yûnus Emre hoş derdile süregör gel devrânunı
Togrı yola gitmez isen ‘ışk n'eylesün senünile
Çeviri: Yunus Emre, hoş derdinle sürdür gel devranını (devrini),
Doğru yola gitmezsen, aşk ne etsin seninle.
*
1
Kime ki dost geregise eydeyim ne kılasını
Terk eyleye kendözini hîç anmaya n'olasını
Çeviri: Kime dost gerekliyse, söyleyeyim ne yapacağını,
Terk etsin kendi özünü, hiç anmasın ne olacağını.
2
Resim durur ‘âşıklara dost öninde kurbân olmak
Minnet dutar cümle ‘âşık cânını ‘ışk alasını
Çeviri: Aşıkların töresi budur, Dost önünde kurban olmaktır,
Minnet sayar bütün aşıklar, aşk canını alsın diye.
3
Her kim ‘âşık olmadısa kurtulmadı mekr elinden
Cümlesini ‘ışk eridür dünya âhret belâsını
Çeviri: Her kim aşık olmadıysa, kurtulmadı tuzak elinden,
Aşk eritir hepsini, dünya ve ahiret belâsını.
4
Lâyık degüldür degme cân dost yolında harc olmaga
Ümîd dutar cümle ‘âşık dosta kurbân olasını
Çeviri: Layık değildir sıradan can, Dost yolunda harcanmaya (fedaya),
Ümit eder bütün aşıklar, Dosta kurban olmayı.
5
Dostdan yana giden kişi kendözinden geçmek gerek
Dost yagmâlar cân şehrini alur gönül kal‘asını
Çeviri: Dosttan yana giden kişi, kendi özünden geçmesi gerekir,
Dost yağmalar (talan eder) can şehrini, alır gönül kalesini.
6
Dost yolına gönülene girü dönmek olmayısar
Bilme misin bu kamusı senden girü kalasını
Çeviri: Dost yoluna gönül verene, geri dönmek olmaz,
Bilmezmisin her şeyin, senden geride kalacağını.
7
Âşıkun çü kahr nâlesi hemân sabr itmek çâresi
Âlemde ‘ışk meyhânesi nûş eyle gel sâkîsini
Çeviri: Aşığın kahır inlemesine, çaresi sadece sabretmektir,
Âlemde aşk meyhanesine gel iç, ikram edenden.
8
Sûret gözi ne göriser dost meclisi kandalıgın
Cân kulagıdur işiden bu ‘âşıklar nâlesini
Çeviri: Baş gözü ne görecek, Dost meclisi nerede diye,
Can kulağıdır işiten, bu aşıkların inlemesini.
9
Bu dünyede dostdan artuk Yûnus nesne sevemedi
Bilmez misin gayretsüze dost u düşmân gülesini
Çeviri: Bu dünyada Dost'tan başka, Yunus hiçbir şeyi sevemedi,
Bilmez misin gayretsize, dost ve düşmanın güleceğini.
Gayretsüze: Çaba sarf etmeyene, azmi olmayana, yolun gereğini yapmayana.
*
1
Bana namâz kılmaz diyen ben kıluram namâzumı
Kılurısam kılmazısam ol Hak bilür niyâzumı
Çeviri: Bana -namaz kılmaz diyen, ben kılarım namazımı,
Kılıyorsam kılmıyorsam, o Hak bilir niyazımı (yalvarışımı).
2
Hak'dan artuk kimse bilmez kâfir müselmân kim durur
Ben kıluram namâzumı Hak geçürürse nâzumı
Çeviri: Hak'tan başka kimse bilmez, kafir Müslüman kimdir,
Ben kılarım namazımı, Hak kabul ederse nazımı.
Naz: Kulun Allah'a olan o samimi, içten ve nazlı yakınlığı.
3
Ol nâzı dergâhda geçer ma‘nî şarâbından içer
Hicâbsuz cân gözin açar dost kendü siler gözümi
Çeviri: O nazı dergahta geçer, mana şarabından içer,
Perdesiz can gözümü açar, Dost kendi siler gözümü.
Dergâhda: Allah’ın huzurunda, manevi makamda.
Şarabından. İlahi aşk feyzinden.
4
Dost bundadur bellü beyân gördüm dost dîdârın ‘ıyân
Bu ‘ilm-i hikmeti tuyan ider bana dek ‘azimi
Çeviri: Dost buradadır apaçık, gördüm Dost yüzünü açık,
Bu hikmet ilmini kavrayan, benim gibi azim eder.
Hikmeti: hikmeti: Gizli gerçekleri, eşyanın hakikatini.
5
Gönül gözi bîdâr durur her kanda baksam yâr durur
Kimde ‘akıl-fehim vardur ol bilür benüm sözümi
Çeviri: Gönül gözü uyanıktır, her nereye baksam Yâr vardır (sevgili),
Kimin aklı ve anlayışı varsa, o bilir benim sözümü.
6
Gizlü sözi şerh eyleyüp dürlü nükteler söyleyüp
Degme ‘ârif şerh itmeye bu benüm gizlü râzumı
Çeviri: Gizli sözü açıklayıp, türlü incelikler söyleyip,
Her arif açıklayamaz, bu benim gizli sırrımı.
Ârif: Bilge, hakikati bilen, gönül gözü açık olan.
7
Sözüm ma‘nîsine irün bî-nişândan haber virün
Dertlü ‘âşıklara sorun bu benüm derd ü sûzumı
Çeviri: Sözümün manasına ulaşın, o nişansızdan haber verin,
Dertli âşıklara sorun, bu benim dert ve sızımı.
8
Derd ‘âşıklar dermânıdur dertlü ‘âşıklar ganîdür
Kadîr ü kudret ünidür işiden dir âvâzumı
Çeviri: Dert âşıkların dermanıdır, dertli âşıklar zengindir,
Kadir ve kudret sesidir, işiten bilir sesimi.
Kadir ve kudret: Sonsuz güç sahibi, Allah'ın gücü.
9
Dost isteyen gelsün bana göstereyin dostı ana
Budur sözüm önden sona ben bilürem kendözümi
Çeviri: Dost isteyen gelsin bana, göstereyim Dost'u ona,
Budur sözüm baştan sona, ben bilirim kendi özümü.
10
Yûnus imdi söyle Hak'ı münkir dutar sana dakı
Bişür kotar Hak hânını ‘ârifler datsun duzumı
Çeviri: Yunus şimdi söyle Hakk'ı, inkârcı atar sana iftirayı,
Pişirip hazırla Hakk'ın sofrasını, arifler tatsın tuzumu.
Kotar: Hazırla, tabağa koy, servis et.
*
1
Allah sana viribiye bir gün ecel serhengini
Gele gözüne görine azdura benzün rengini
Çeviri: Allah sana gönderir bir gün, ecel çavuşunu,
Gözünün önüne gelir, soldurur yüzünün rengini.
2
Eyde sana emânetin vir issi diler ilteyin
Ala senden emâneti kıla senünle cengini
Çeviri: Der ki sana -emaneti ver, sahibi ister götüreyim,
Alır senden emaneti, yapar seninle savaşını.
3
Emâneti senden ala gevdeni şöyle boş sala
Günâhlar boynunda kala nefsün ura gülbengini
Çeviri: Emaneti senden alır, gövdeni öylece boş bırakır.
Günahlar boynunda kalır, nefsin atar zafer nidasını.
4
Mâlun çogısa iy paşa hısımun kavmun üleşe
İledeler seni sine göresin yirün tengini
Çeviri: Malın çoksa ey paşa, akraban soyun bölüşür,
Götürürler seni kabre, yerinin darlığını görürsün.
İy paşa: Ey paşa, ey bey, ey rütbe sahibi.
Hısımun: Akraban.
5
Seni sinünde koyalar menzil mübârek diyeler
Üstüne tîz tîz örteler bu dünyâ hâk ü sengini
Çeviri: Seni mezarına koyarlar, yerin hayırlı olsun derler,
Üstünü tezce örterler, bu dünyanın toprağını taşını.
6
Karanu yirde olasın ‘amelün ile kalasın
Âh idüben çok çalasın âhir peşmânlık çengini
Çeviri: Karanlık yerde olursun, yaptıklarınla kalırsın,
Ah ederek çok çalarsın, sonunda pişmanlık çengini (çalgısını).
Çengini: Kanun benzeri bir çalgı aleti, (mecazen) pişmanlık havası.
7
Yûnus var imdi tevbe kıl cân sendeyiken it ‘amel
Âşıkısan kuşanı gör dervîşlerün palhengini
Çeviri: Yunus git şimdi tövbe et, can sendeyken işini yap,
Âşıksan kuşanmaya bak, dervişlerin kemerini.
Kuşanmak: Belini bağlamak, üzerine giymek, donanmak, bir şeyi taşımaya hazır hale gelmek.
*
1
Su'âlüm var tapuna iy dervîşler ecesi
Meşâyıh ne buyurur yol haberi nicesi
Çeviri: Bir sorum var kapında, Ey dervişlerin büyüğü,
Şeyhler ne buyurur, yolun haberi nasıldır.
Tapuna: Huzuruna, makamına.
2
Virgil su‘âle cevâb tutalum olsun savâb
Şu‘le kime gösterür ‘ışk evinün bacası
Çeviri: Verin soruya cevabı, doğru ve yerinde olsun.
Işık kime görünür, aşk evinin bacasından.
3
Evvel kapu şerî‘at emr ü nehyi bildürür
Yuya günâhlarunı her bir Kur'ân hecesi
Çeviri: İlk kapı şeriattır, emir ve yasakları bildirir,
Yıkar günahlarını, Kur'an'ın her bir hecesi.
Şerî‘at: şeriat: İslam hukuku, dini kurallar bütünü
4
İkincisi tarîkat kulluga bil baglaya
Yolı togrı varanı yarlıgaya hocası
Çeviri: İkincisi tarikattır, kulluğa bel bağlamaktır.
Yolu doğru gideni, bağışlar hocası.
Tarîkat: Tarikat yolu, manevi yolculuk yöntemi.
Bel bağlamak: Birine veya bir şeye güvenmek, umut bağlamak; bir işe kendini tam olarak adamak.
5
Üçüncisi ma‘rifet cân gönül gözin açar
Bak ma‘nî sarâyına ‘Arş'a degin yücesi
Çeviri: Üçüncüsü marifettir, canın gönül gözünü açar,
Bak mana sarayına, Arş'a kadar yücedir.
Marifet: ilahi bilgi, içsel kavrayış.
6
Dördüncüsi hakîkat ere eksük bakmaya
Bayram ola gündüzi Kadîr ola gicesi
Çeviri: Dördüncüsü hakikattir, insana hor gözle bakmaz,
Gündüzü bayram olur, gecesi Kadir olur.
Hakikat: en son mertebe.
Kadîr: Kadir: Bin aydan hayırlı olan mübarek gece.
7
Bu şerî‘at güç olur tarîkat yokuş olur
Ma‘rifet sarplık durur hakîkatdür yücesi
Çeviri: Bu şeriat zor gelir, tarikat ise yokuş olur,
Marifet sarp (dik) bir yoldur, hakikattir en yücesi.
Şeriat: dinin dış kuralları.
Tarikat: manevi yolculuk yöntemi.
8
Dervîşün dört yanında dört ulu kapu gerek
Kancaru bakarısa gündüz ola gicesi
Çeviri: Dervişin dört bir yanında, dört büyük kapı gerekir,
Nereye bakarsa baksın, gündüz olur gecesi.
9
Ana iren dervîşe iki cihân keşf olur
Anun sıfatın öger ol hocalar hocası
Çeviri: Ona eren derviş, iki cihanı da keşfeder,
Onun halini över, o Hocaların Hocası.
Hocalar hocası: Hocaların hocası, en yüce rehber, asıl mürşit.
10
Dört hâl içinde dervîş gerek siyâset çeke
Menzile irmez kalur yol eri yuvacası
Çeviri: Dört makam içinde derviş, nefsini terbiye etmelidir,
Hedefe ulaşamaz, yolda kalır yolun acemisi.
Dört hâl: Dört makam (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat).
11
Kırk kişi bir agacı tagdan indürimeye
Yâ bunca mürîd muhib Sırât niçe geçesi
Çeviri: Kırk kişi bir ağacı, dağdan indiremez,
Ya bu kadar öğrenci, seven, Sırat'ı nasıl geçer.
Mürit: Yolun talibi, derviş adayı.
12
Küfür okın atarken îmânun urma sakın
Yilüp sıyasın güçin sebl ola güvecesi
Çeviri: Küfür okunu atarken, imanını vurma sakın,
Koşup engelleri aşınca, yol olur güvencesi.
Küfür: İnkar, hakikatten sapma.
Açıklama: Zorlukları gayretle aşınca, sarp yokuşlar güvenli bir yol olur.
13
Dört kapudur kırk makâm yüz altmış menzili var
Ana irene açılur vilâyet derecesi
Çeviri: Dört kapı, kırk makam ve yüz altmış durağı var,
Ona erene açılır, velilik mertebesi.
14
Âşık Yûnus sözlerin muhâl diyü söylemez
Ma‘nî yüzin gösterür bu şâ‘irler kocası
Çeviri: Aşık Yunus sözlerini, boş yere söylemez,
Mananın yüzünü gösterir, bu şairlerin piri.
Kocası: büyüğü: Yaşlısı, piri, efendisi.
*
1
Hak nûrı ‘âşıklara her dem nüzûl degül mi?
Kime kim nüzûl degmez Hak’dan ma’zûl degül mi?
Çeviri: Hak nuru aşıklara, her an inmez mi?
Kime nur inmezse, Hakk’tan uzak değil mi?
2
Mine'l-kalbi ile'l-kalb yol var dimişler erler
Her gönülden gönüle rast togru yol degül mi?
Çeviri: Kalpten kalbe yol var, demişler erenler,
Her gönülden gönüle, dosdoğru bir yol yok mu?
Erler: Erenler, hakikat yolunun büyükleri, kamil insanlar.
3
Kargayıla bülbüli bir kafese koysalar
Birbiri sohbetinden dâim melûl degül mi?
Çeviri: Karga ile bülbülü, bir kafese koysalar,
Birbirinin sohbetinden, daima usanmazlar mı?
4
Eyle ki karga diler bülbülden ayrılmağa,
Bülbülün de gönlinde maksûdı şol degül mi?
Çeviri: Öyle ki karga, ister bülbülden ayrılmayı,
Bülbülün de gönlünde, maksadı o değil mi?
5
Câhil ile ‘ârifün meseli şuna benzer
Câhil katında îmân ma’lûm mechûl degül mi?
Çeviri: Cahil ile arifin örneği, şuna benzer,
Cahil katında iman, bilinen bir bilinmez değil mi?
Arif: Gerçeği bilen, hikmet sahibi kişinin.
6
Işık ile Dânişmend sû'i işler her zamân
Dânişmend Işık’a eydür bî-şerî’at degül mi?
Çeviri: Şekilci Derviş ile bilgin, her zaman kötü işler yapar,
Bilgin dervişe der, -işlerin şeriat dışı değilmi.
7
Yitmiş iki milletün sözini ‘ârif bilür
Yûnus Emre sözleri dâim usûl degül mi?
Çeviri: Yetmiş iki milletin sözünü, arif bilir,
Yunus Emre sözleri, daima usul değil midir?
Yetmiş iki millet: Tüm insanlığı, bütün inanç ve milletleri temsil eder.
Usül: Yöntem, kural, yol yordam, asıl.
*
1
Işk bâzirgânı ser-mâye cânı
Bahadur gördüm câna kıyanı
Çeviri: Aşk tüccarının, sermayesi canıdır,
Yiğit gördüm, canına kıyanı.
Bahadır: Yiğit, kahraman.
2
Zihî bahadur cân terkin urur
Kılıç mı keser himmet giyeni
Çeviri: Ne büyük yiğit ki, canını terk eder,
Kılıç mı keser, manevi yardımI giyeni.
Himmet: Yardım, manevi destek, lütuf.
3
Kamusın bir gör kemterin er gör
Alçak görmegil palâs giyeni
Çeviri: Herkesi bir gör, en aşağıdakini yiğit gör,
Alçak görme, eski elbise giyeni.
4
Tîz çıkarurlar fevka'l-‘ulâya
Bil ‘Îsâ gibi dünya koyanı
Çeviri: Tez çıkarırlar, Yücelerin yücesine,
Dünyayı bırakanı, İsa gibi bil.
Fevka'l ulâ: En yükseğin üstüne.
5
Tîz indürürler tahte's-serâya
Şol Kârûn gibi dünyâ kovanı
Çeviri: Tez indirirler, yerin altına,
Şu Karun gibi, dünya peşinde koşanı.
Karun: Zenginliğiyle kibre kapılıp helak olan kral.
6
Âşık olanun nişânı vardur
Melâmet olur bellü beyânı
Çeviri: Aşık olanın bir izi vardır,
Kınanmak olur, en açık kanıtı.
7
İlm ü ‘amele olmagıl magrûr
Hak kabûl itdi kefen soyanı
Çeviri: Bilgine ve ibadetine güvenip, gururlu olma,
Hak bile kabul etti, kefen soyanı
(tövbe edeni).
Kefen: ölünün sarıldığı bez.
Açıklama: Hak, pişman olup tövbe eden, kefen hırsızını bile affeder.
8
Kodı atlası geydi palâsı
İbrâhîm Edhem sırdan duyanı
Çeviri: Bıraktı ipekten elbiseyi, giydi eski elbiseyi,
İbrahim Ethem gibi, sırrı işitendir o.
9
Çün Mansûr gördi ol benem didi
Oda yakdılar işitdün anı
Çeviri: Ne zaman ki Mansur gördü, -O benim dedi.
Onu ateşte yaktılar, işittin o olayı.
Açıklama: Mansur, ilahi hakikati görünce "Ben Hakk'ım" diyerek kendini ilan etti.
10
Oda yandurtdun külin savurtdun
Eyle mi gerek seni seveni
Çeviri: Ateşte yaktırdın, külünü savurttun,
Seni sevene, böyle mi davranmak gerekir.
11
Zinhâr iy Yûnus gördüm dimegil
Dâra çekerler gördüm diyeni
Çeviri: Sakın ey Yunus, "Gördüm" deme,
İdam ağacına çekerler, "Gördüm" diyeni.
*
1
Kaçan kim ol dilber benüm gözlerüme tutaş oldı
Gönlüm cânum virdüm ana ‘ışkı bana yoldaş oldı
Çeviri: Ne zaman ki güzel sevgili, benim denk geldi,
Gönlümü canımı verdim ona, aşkı bana yoldaş oldu.
2
Gönlüm eydür benem kulı cânum eydür benem kulı
Hîç bilmezem kimdür yigi bu ikiden savaş oldı
Çeviri: Gönlüm "Ben O’nun kuluyum" der, canım "Ben O’nun kuluyum" der,
Hiç bilmem hangisi üstün, bu ikisi arasında savaş oldu. (tartışma).
3
Bu ikisi arasında bildüm devlet benüm imiş
Hîç danışugum yog iken başum anunla hoş oldı
Çeviri: Bu ikisi arasında anladım ki, mutluluk benimmiş.
Hiç haberim yokken, halim onunla güzelleşti.
4
Bir dem anunla dirligüm bin yıl ‘ömrümden yigimiş
Andan ayru geçen günüm yüregümde bir baş oldı
Çeviri: Onunla geçirdiğim bir an, bin yıllık ömrümden daha üstünmüş,
Ondan ayrı geçen her günüm, yüreğimde yara başı gibi oldu.
5
Her kancaru bakarısam oldur gözüme görinen
Önüm ardum sagum solum küncile göz ü kaş oldı
Çeviri: Her nereye bakarsam, O’dur gözüme görünen,
Önüm arkam sağım solum, tümüyle O’nun göz ve kaşı oldu.
6
Hızr u İlyâs degüliken ölmez dirlige sataşdum
Hergiz yimez içmez iken içüm toptolu aş oldı
Çeviri: Hızır ve İlyas değilken, ölümsüz hayata kavuştum,
Asla yiyip içmezken, içim dopdolu yemek oldu.
Açıklama: Kalbim nurla doldu.
7
Anı seven ‘âşıklarun söylerisem sıfatını
Anun ‘ışkı urganında koyundan da yavaş oldı
Çeviri: Onu seven aşıkların, söylersem hallerini,
Onun aşkının ipinde, koyundan da uysal oldular.
8
Niçe arslan da‘vî kılur ‘ışka boyun virmemege
Senün ‘ışkun zencîrinden kızan evvel yavaş oldı
Çeviri: Nice aslan iddia eder, aşka boyun eğmemeye,
Senin aşkının zincirinden (dolayı), sinirli bile sakin oldu.
Arslan: Arslan: Güçlü, gururlu, bu şiirde kendini dev aynasında gören kişi.
9
Cümle ‘âlemün gönlinde vardur anun mahabbeti
Anı cândan sevmeyenün bil kim îmânı taş oldı
Çeviri: Bütün Alemin gönlünde, vardır onun sevgisi,
Onu candan sevmeyenin, bil ki imanı taş oldu.
10
Senün ‘ışkun odı meger sıçramaya kimesneye
Bir zerre degdi Yûnus'a cihân içinde fâş oldı
Çeviri: Senin aşkının ateşi, kimseye sıçramasın,
Bir zerre değdi Yunus’a, dünya içinde ilan oldu.
*
1
Yir gök yaradılmadın Hak bir gevher eyledi
Nazar kıldı gevhere sızurdı dür eyledi
Çeviri: Yer gök yaratılmadan, Hak bir cevher eyledi,
Nazar etti cevhere, eritti inci var etti.
Cevher: öz, kıymetli asıl.
Nazar: bakış.
2
Gevherden bug çıkardı bugından gök yaratdı
Gök yüzinün bizegin çok yılduzlar eyledi
Çeviri: Cevherden buhar çıkardı, buharından göğü yarattı,
Gökyüzünü süslemek için, çok yıldızlar var etti.
3
Göge eytdi dön didi ay-gün yürisün didi
Suyı mu‘allak kodı üstinde yir eyledi
Çeviri: Göğe seslendi - dön dedi, ay ve güneş - yürüsün dedi.
Suyu boşlukta bıraktı, üstünde yeryüzünü var etti.
4
Yir çalkandı turmadı bir dem karâr kılmadı
Yüce yüce tagları Hak çöksüler eyledi
Çeviri: Yer çalkandı durmadı, bir an sabit kalmadı,
Yüce yüce dağları, Hak birer çivi yaptı.
Açıklama: Kur'an-ı Kerim'de, dağların yeryüzünün sarsılmasını (depremleri) önleyen sağlam kazıklar/direkler olarak anlatır. Nebe Sûresi 7. Nâziât Sûresi 32.
5
Azrâîl gökden inde bir avuç toprak aldı
Dört ferişte yogurdı bir peygamber eyledi
Çeviri: Azrail gökten indi, bir avuç toprak aldı,
Dört melek yoğurdu, bir peygamber eyledi (Hz.Adem).
6
Çün cân gevdeye irdi ahsurdı öri turdı
El götürüp ol demde Hakk'a şükür eyledi
Çeviri: Can gövdeye girince, hapşırdı ayağa kalktı,
El kaldırıp o anda, Hak'ka şükür eyledi.
7
Allah eydür Âdem'e çün kim irdün bu deme
Bu dünyâda ne didün dilün neyi söyledi
Çeviri: Allah seslenir Adem'e, “madem ulaştın bu ana,
Bu dünyada ne dedin, dilin neyi söyledi”.
8
Yogiken var eyledün topragiken cân virdün
Kudret diliyle andun dilüm söyler eyledi
Çeviri: Yok iken var ettin, toprak iken can verdin,
Kudret diliyle andın, dilim söylemeye başladı.
9
Bu söz Hakk'a hoş geldi kulın ‘azîz eyledi
Ne geçdise gönlinden virdi hâzır eyledi
Çeviri: Bu söz Hakk’a hoş geldi, kulunu aziz eyledi,
Ne geçtiyse gönlünden, verdi hazır eyledi.
Azîz: aziz: Değerli, yüce, şerefli.
10
Bu söz Yûnus'a kandan kim vire haber cândan
Meger kim ol lutf ıssı ana nazar eyledi
Çeviri: Bu söz Yunus’a nereden, kim haber verir candan,
Meğerki o lütuf sahibi, ona nazar eyledi.
Lütuf: İhsan, iyilik.
*
1
Çalap Âdem cismini toprakdan var eyledi
Şeytân geldi Âdem'e tapmaga ‘âr eyledi
Çeviri: Tanrı, Âdem’in bedenini topraktan var eyledi,
Şeytan geldi Âdem’e, tapmaya ar eyledi (kibir).
Açıklama: şeytan, Âdem’e secde etmeyi alçalma olarak gördü.
2
Eydür ben oddan nûrdan ol bir avuç toprakdan
Bilmedi kim Âdem'ün için gevher eyledi
Çeviri: Der ki, ben ateşten ve nurdanım, o ise bir avuç topraktan,
Bilmedi ki Âdem’in içini, mücevher eyledi.
Gevher: Mücevher, cevher, değerli öz.
3
Zâhir gördi Âdem'ün bâtınına bakmadı
Bilmedi kim Âdem'i halka server eyledi
Çeviri: Dışını gördü Âdem’in, özüne bakmadı,
Bilmedi ki Âdem’i, halka önder eyledi.
4
Kırk yıl kalıbı yatdı adı ‘âlemi tutdı
Gör şeytânı bugzından ne fitneler eyledi
Çeviri: Kırk yıl bedeni yattı, adı dünyayı tuttu,
Gör şeytanı kininden, ne fitneler eyledi.
5
Âdem toprak yatmışdı at âlemi dutmışdı
Fikrine bak İblîs'ün ya'ni hüner eyledi
Çeviri: Adem toprakta yatmıştı, adı Alemi tutmuştu,
İblis'in fikrine bak, güya hüner eyledi.
İblîs'ün: İblis'in: Şeytanın
6
Ol yüriyen atları sürdi Âdem üstine
Âdem'e mekr irgürüp ya'ni zafer eyledi
Çeviri: O yürüyen atları, sürdü Âdem’in üstüne,
Âdem’e tuzak kurup, güya zafer eyledi.
7
Âdem'ün göbeginden Çalap yaratdı anı
Vaff diyüp turı geldi anlar güzer eyledi
Çeviri: Âdem’in göbeğinden, Tanrı yarattı onu.
Hav diyerek ayağa kalktı, onlar geçip gitti.
Açıklama: Âdem’i koruyan o köpek havlayıp kalkınca, İblis'in atlıları korkup gitti.
8
Çün gitdi Âdem ‘ahdi yetdi Mûsâ'nın vaktı
İblîs'e işbu işler yavlak eser eyledi
Çeviri: Ne zaman ki Âdem’in devri bitti, geldi Musa'nın vakti,
İblis'e işte bu işler, çok tesir eyledi.
9
Mûsâ gönüldi Tûr'a Hak'la münâcât kıla
Gördi kim bir su akar Mûsâ nazar eyledi
Çeviri: Musa yöneldi Tur dağına, Hak'la dertleşmek için,
Gördü ki bir su akıyor, Musa bakış eyledi.
10
Mûsâ eydür göreyin bu su ne yirden gelür
Ger böyle akarısa zîr ü zeber eyledi
Çeviri: Musa dedi ki -göreyim bu su hangi yerden gelir,
Eğer böyle akarsa, her yeri altüst eder.
11
İlerü vardı Mûsâ la‘în oturmış aglar
Gözinün yaşıyımış ol su bınar eyledi
Çeviri: Musa ilerledi, gördü ki lanetliyi (İblis) oturmuş ağlıyor,
Gözünün yaşıymış, o su pınara dönüştü.
Pınar: Topraktan kendiliğinden çıkan suyun kaynağıdır.
12
Mûsâ sordı la‘îne agladugun nedendür
N'ideyim aglamadın dir işüm zâr eyledi
Çeviri: Musa sordu lanetliye, -bu ağlaman nedendir,
-Ne yapayım ağlamadan, işimi perişan eyledi.
13
Mukarrrebdüm Mûsâ ben ol Hakk'un dergâhında
Götürdi urdı yire işümi şer eyledi
Çeviri: - Yakındım Musa, ben o Hakk'ın huzurunda,
Götürdü yere vurdu, işimi şer (kötü) eyledi.
14
Sen bilmez misin Mûsâ ben neden ayrıldugum
Şunlar ögüme düşdi beni humâr eyledi
Çeviri: Bilmez misin Musa, benim neden ayrıldığımı,
Şunlar aklıma düştü, beni sersem etti.
15
Vargıl digil yâ Mûsâ rahmet eylesün bana
Tevbe kılup işine hoş istigfâr eyledi
Çeviri: -Git söyle ey Musa, merhamet eylesin bana.
Tövbe edip işine, güzelce af diledi.
16
Mûsâ irdi hâcete Hakk'ıla münâcâta
Unutdı emâneti söz muhtasâr eyledi
Çeviri: Musa ulaştı dileğine, Hakk ile yakarışa,
Unuttu emaneti, sözü kısa eyledi.
Açıklama: Musa, İblis'in tövbe ricasını Hakk katında unutup sözü kısa kesti.
17
Hak Mûsâ'ya eyitdi unutdun emâneti
Ol nidâya cânını Mûsâ nisâr eyledi
Çeviri: Hak, Musa'ya dedi -unuttun emaneti,
O seslenişe canını, Musa feda eyledi. ( kendinden geçti).
18
Vargıl digil yâ Mûsâ rahmet ideyim ana
Secde itsün Âdem'e çün istigfâr eyledi
Çeviri: Git söyle ey Musa, merhamet edeyim ona,
Secde etsin Adem'e, mademki af diledi.
19
Mûsâ geldi la‘îne didi Hakk'un buyrugın
Secdeyi işidicek döndi inkâr eyledi
Çeviri: Musa geldi lanetliye, dedi Hak'ın buyruğunu.
Secdeyi işitince, döndü inkâr eyledi.
20
Ben andan umarıdum derdüme dermân kıla
Dahı arturdı derdüm ya‘ni tîmâr eyledi
Çeviri: Ben ondan umardım, derdime derman eylesin,
Daha da artırdı derdimi, sözde tedavi eyledi.
21
Ben eger tapsam ana ol vaktin taparıdum
Şimdi hod toprak olup zîr ü zeber eyledi
Çeviri: Ben eğer tapsaydım ona, o vakit tapardım,
(Adem) Şimdi zaten toprak olup, altüst oldu.
Açıklama: İblis, toprak olup dağılmış Âdem’e secde etmeyi reddederek kibrini sürdürür.
22
Âdem İblîs kim ola işi işleden Çalap
Ayı güni yaradup leyl ü nehâr eyledi
Çeviri: Âdem ile İblis kim olur, bu işi yürüten İlah’tır,
Ayı, güneşi yaratıp, gece ve gündüz eyledi.
23
Ma‘nî nedür İblîsden câhillik kamu bizden
Ne duydun iş bu sözden sırrı esrâr eyledi
Çeviri: Mana nedir İblis'ten, cahilliğin hepsi bizden,
Ne anladın işte bu sözden, sırların sırrı eyledi.
Açıklama: Dışarıda suçlu-bahane aramak yersizdir. Asıl cahillik bizdendir.
24
Çalap eydür şol kula ‘inâyet benden ola
Ne şeytân azdurısar ne kimse kâr eyledi
Çeviri: İlah der ki şu kula, yardım benden olsun,
(Artık) Ne şeytan azdırabilir, ne de bir kimse etkileyebilir.
Azdırmak: yoldan çıkarmak.
Açıklama: İlahi koruma altındakine, ne şeytan ne de kimse etki edebilir.
25
Altı bin yidi yüzi yıldan geçen Âdem'i
Dile getürdi Yûnus söz muhtasâr eyledi
Çeviri: Altı bin yedi yüz yılı geçen Adem’i,
Dile getirdi Yunus, sözü özet eyledi.
*
1
Âşık mıdur ol ma'şûk içün virmeye cânı
Âkil midür ol dünyeyile isteye anı
Çeviri: Âşık mıdır o, sevilen için canını vermeyen,
Akıllı mıdır o, dünyayla onu isteyen.
2
Âdem midür ‘ömrini kullıkda geçürmez
Ârif midür ol anlamaya sûd u ziyânı
Çeviri: İnsan mıdır o, ömrünü kullukta geçirmeyen,
Ârif midir o (bilgemidir), kârı ve zararı anlamayan.
3
Âlim midür ol ‘ilmine lâyık ‘ameli yok
Câhil midür ol ‘ışka sata iki cihânı
Çeviri: Alimmidir o, bilgisine layık ameli olmayan,
Cahil midir o, aşk için iki cihanı satan.
Âlim: Bilgin.
Açıklama: Aşk için iki dünyayı feda eden, asla cahil değildir.
4
Âbid midür ol işlemedi tâ‘at u ihlâs
Fâsık dimenüz kendözini suçlu bileni
Çeviri: Âbidmidir o, samimiyetle ibadet etmeyene,
Günahkâr demeyiniz, kendisini suçlu bileni.
Âbid: İbadet eden, kul.
İhlâs: Samimiyet, içtenlik.
5
Esrik midür ol kadehi nûş itmedi dostdan
İyü dimenüz gafletile nefse uyanı
Çeviri: Sarhoş mudur o, dosttan aşk kadehini içmeyen,
İyi demeyiniz, gafletle nefsine uyanı.
6
Gönül midür ol hikmeti kılmadı tefekkür
Yâ göz midür ol yaş yirine dökmeye kanı
Çeviri: Gönül müdür o, Hikmeti derin düşünmeyen,
Ya göz müdür o, gözyaşı yerine kanını dökmeyen.
Hikmet: Bilgeliği, derin bilgi.
Açıklama: Aşk için kan ağlamayan göz, gerçek göz değildir.
7
Miskîn Yûnus'un ser-mâyesi yokdur İlâhî
İllâ sevicidür seni ‘ışkıyile seveni
Çeviri: Zavallı Yunus’un, sermayesi yoktur İlahi (Ey Allah'ım),
Allah mutlaka sever, kendisini aşkla seveni.
*
1
Biz bizi bilmezidük bizi kendüden eyledi
Âşkâre kıldı bizi kendüy pinhân eyledi
Çeviri: Biz kendimizi bilmezken, bizi kendinden var etti,
Görünür yaptı bizi, kendini gizli tuttu.
2
Biz bile pinhânidük gayr-ı sen ü ben idük
Mutlak bî-gümânidük hem bî-gümân eyledi
Çeviri: Biz beraberce gizliydik, sen ve benin dışındaydık,
Tamamen şüphesizdik, bizi hem de şüphesiz yaptı.
Açıklama: Sen ve ben yokken hepimiz beraberce gizliydik.
3
Topragı kadarladı sûreti hat bagladı
Durgurdı dört âleti adın insân eyledi
Çeviri: Toprağı ölçüp biçti, şekli çizgilerle oluşturdu,
Dört parçayı birleştirip kurdu, adını insan koydu.
Alet: Parça, vasıta, unsur.
Dört alet: toprak, su, ateş, hava.
4
Çün yaratdı Âdem'i bileyidük biz kamu
Bu kamu hâs u ‘âmı bir ma‘denden eyledi
Çeviri: Ne zaman ki yarattı Adem’i, birlikteydik biz hepimiz,
Bu bütün seçkinleri ve halkı, tek bir madenden (özden) var etti.
Madendeydik: kaynaktaydık, özdeydik.
5
Asl-ı ma‘dendeyidük kaygusuz ganîyidük
Ol bî-nişân cihânda şöyle revân eyledi
Çeviri: Özümüzde madendeydik, kaygısız ve zengindik,
O işaretsiz Alemde, bizi öylece yola çıkardı.
6
Görgil Çalap fazlını yıkmaz ‘âsî gönlüni
Bin bin kerem lutfıla ol tercemân eyledi
Çeviri: Gör İlah’ın lutfunu, kırmaz isyankâr gönlünü.
Binlerce cömertlik ve lütfuyla, O bizi tercüman eyledi.
Fazlını: Erdemini, lütfunu, iyiliğini.
Açıklama: Allah, sonsuz lütfuyla isyankâr gönülleri bile kırmaz. Bizi O'nun varlığını anlatabilen varlıklar yaptı.
7
Kamu bir yire gider kimse niçesi yiter
İki birdür bir biter gör bir neden eyledi
Çeviri: Herkes bir yere gider, kimisi birçoğu yiter,
İki aslında Birdir ve Birde biter, gör ki Bir, neler yarattı.
8
Çün nefs oldı havâle dagılduk degme yola
Tatlu oldı nevâle ol sen ü ben eyledi
Çeviri: Nefis musallat olunca, dağıldık ayrı yollara,
Tatlı oldu nasibimiz, o bizi sen ve ben yaptı.
Açıklama: Nefis bizi ayırdı dünya tadı ikiliğe düşürdü.
9
Ne sen ü ben ne fülân ne dutarısa yalan
Dünyâ çirkine kalan işün gümân eyledi
Çeviri: Ne sen ne ben ne filanca, neye tutunursan yalan.
Dünyanın çirkinliğine kalınca, işini şüpheye düşürdü.
Filan: Ne o, ne başkası.
10
Âdem'den buna degin ne eli var ne yegin
Geymegile yimegi bir dâneden eyledi
Çeviri: Âdem’den bugüne kadar, kimsede ne ne bundan aşağısı ne de üstünü vardır,
Giyimi ile yemeği, tek bir tohumdan yarattı.
11
Elest'de bileyidük göz açduk “Belî” didük
Yûnus'ıla gayrını kamu birden eyledi
Çeviri: Ruhlar aleminde beraberdik, gözümüzü açınca "Evet" dedik,
Yunus ile başkalarını, hepsini Bir'den yarattı.
Elest'de: Elest bezminde, ruhların yaratıldığı o ilk mecliste.
*
1
Bencileyin gören kişi ben sevdügümün yüzini
Delü ola taga düşe yavu kıla kendözini
Çeviri: Benim gibi sevdiğimin yüzünü gören kişi,
Deli olur dağa düşer, kaybeder kendisini.
2
Kim şükrâne yitüriser bir kez seni görmeklige
Hâşâ anı gören kişi niçe ırısar gözini
Çeviri: Kim şükran borcunu ödeyebilir, bir kez seni görmeye,
Hâşâ, onu gören kişi, nasıl ayırabilir gözünü.
3
Dilile kim eydibile anun cemâli tertîbin
Cân tutagı gerek dada anun kılıncı tuzını
Çeviri: Dille kim anlatabilir, onun güzelliğinin tertipini. (düzenini)
Can dudağı gerekir ki, tatsın onun tadını tuzunu.
Tertîbin: düzenini: Yapısını, dizilişini, hazırlanış tarzını.
4
Kişi neyi severise dilinde sözi ol olur
Gensüz söyleyesüm gelür gönlüm alanun sözini
Çeviri: Kişi neyi severse, dilinde sözü o olur,
Elimde olmadan söyleyesim gelir, gönlümü alanın sözünü.
5
Böyle şîrîn kılıncıla her kancaru bakarısam
Yitmiş iki milletine geçüriserdi sözini
Çeviri: Böyle şirin bir lezzetle, her nereye bakarsam,
Yetmiş iki millete, sözünü geçirirdi.
6
Hîç kimsene geniyile dostına ‘âşık olmadı
Mahabbet burcında komış ‘âşıklarun yılduzını
Çeviri: Hiç kimse gönül rızasıyla, dostuna aşık olmadı,
Muhabbet (Sevgi) yıldızına koymuş, aşıkların yıldızını.
Burç: gökyüzündeki yıldız kümeleri, kale kulesi.
Mahabbet: sevgi: Aşk, ilahi sevgi, dostluk
Açıklama: Muhabbet yıldızı sevginin en yüksek makamı ve kalesidir.
7
Dertsüzlere benüm sözüm benzer kaya yankusına
Hâldaş bilür hâldaşınun gönlindeki şol râzını
Çeviri: Dertsizlere benim sözüm, benzer kaya yankısına,
Derdi olan bilir, dertlinin gönlündeki sırrını.
Hâldaş: Halden anlayan, aynı dertle dertlenen, dert ortağı.
8
Her kim severise seni ebed diri kalur cânı
Her dem senün ‘ışkunla geçürür dün ü gündüzini
Çeviri: Her kim severse seni, sonsuza dek diri kalır canı,
Her an senin aşkınla, geçirir gece gündüzünü.
9
Zühre eger göreyidi Yûnus göziyle gördügin
Çengini elden bıragup unıdayıdı sâzını
Çeviri: Venüs eğer görseydi, Yunus'un gözüyle gördüğünü.
Çalgısını elden bırakıp, unuturdu saz çalmayı.
Zühre: Venüs: Gökyüzünün çalgıcısı olarak bilinen güzel kadın. Elinde kopuzla neşe ve sevgi dağıttığına inanılır.
*
1
Dostdan haber soran kişi güzâf degül dostun işi
Bellü bilün mahrûm durur bu dünyâda dostsuz kişi
Çeviri: Dost'tan haber soran kişi, boş değildir Dost'un işi,
Besbelli bilin ki mahrumdur, bu dünyada dostsuz kişi.
2
Kimdür ki dost yüzin göre dost dost diyü cânın vire
Şolok dem ol dosta ire unıda cümle teşvîşi
Çeviri: Kim dostun yüzünü görüp, dost dost diyerek canını verirse,
Tam o an o Dost'a ulaşıp, unutur bütün dünya telaşını.
3
Dost işi ‘aceb iş durur cân denizin tutuşdurur
Cânsuzlara bir düş durur ger yorasın sen bu düşi
Çeviri: Dost işi acayip iştir, can denizini tutuşturur,
Cansızlara bir rüyadır, eğer yorarsan sen bu rüyayı.
Yorasın: Yorarsan: tabir edersen, yorumlarsan.
4
Işk şevkından ‘âlem toldı bu ‘âşıklar andan geldi
Işksuz biten çiçek soldı ‘ışkıladur dirlik hoşı
Çeviri: Aşkın coşkusundan Alem doldu, bu âşıklar o kaynaktan geldi,
Aşksız açan çiçek soldu, aşkla hoş olur hayatın tadı.
5
Ben niçe diyeyin anı kabûl itmez yüz bin cânı
Ana lâyık dirlik kanı yokdur ana lâyık işi
Çeviri: Ben nasıl anlatayım onu feda için azdır yüz bin can,
O'na layık yaşam hani, yoktur O'na yaraşır işi.
6
Kim bahâ bulısar ana ol kıgurur andın yana
Devlet irdi andan bana hâcet degül hümâ kuşı
Çeviri: Kim değer bulacak O'na, O çağırır kendine doğru,
İlahi lütuf geldi O'ndan, lazım değil bana talih kuşu.
7
Cân ne durur dost önünde fetvâ budur kamu dilde
Gel göresin bu meydânda topdur dostı seven başı
Çeviri: Can nedir ki Dost önünde, hüküm budur bütün dillerde,
Gel gör ki bu meydanda, toptur dostu sevenin başı.
Topdur: toptur: Yuvarlaktır, oyun aracıdır.
Açıklama: Allah’ı gerçekten seven, başını çevgan oyunundaki top gibi feda etmelidir.
8
Dostı seven ‘âşıklara ‘ışkı turakdur cânlara
Işkdur yire göge direk ayrugı hep söz öküşi
Çeviri: Dost'u seven âşıklara, O'nun aşkı sığınaktır canlara,
Aşk yer ve göğün direğidir, gerisi boş laftır.
9
Yûnus imdi sen ben iken ‘âşıklara ne sen ü ben
Yokluk durur anı sevmek koyun ayruksı bakışı
Çeviri: Yunus şimdi sen ben iken, âşıklara yakışmaz sen ve ben,
Yokluktur O'nu sevmek, bırakın başka türlü bakışı.
*
1
Girü durur yoklukdan kamularun baylıgı
Bunca varlık var iken gitmez gönül tarlıgı
Çeviri: Yokluk makamından geridedir, herkesin zenginliği,
Bunca zenginlik varken, geçmez gönül darlığı.
Açıklama: Maddi varlık gönül darlığına çare olamaz.
2
Batmış dünyâ mâlına bakmaz ölüm hâline
İrmiş Kârûn mâlına zihî iş düşvârlıgı
Çeviri: Batmış dünya malına, bakmaz ölüm haline,
Erişmiş Karun malına, ne tuhaf işinin zorluğu.
Karun: Kur'an'da da adı geçen, zenginliğiyle bilinen, kibri yüzünden hazineleriyle yerin dibine batırılan kral.
3
Bu dünyâ kime kaldı kimi ber-hûrdâr kıldı
Süleymân'a kalmadı anun ber-hûrdârlıgı
Çeviri: Bu dünya kime kaldı, kimi muradına erdirdi ki,
Süleyman’a bile kalmadı, onun mutluluğu.
4
Süleymân zenbîl ördi kendü emegin yirdi
Anunıla buldılar bunlar peygamberligi
Çeviri: Süleyman sepet örerdi, kendi emeğini yerdi,
Onunla buldular, bunlar peygamberliği.
5
Gel imdi miskîn Yûnus varun Hakk'a harc eyle
Gördün elünde kalmaz bu dünyânun varlıgı
Çeviri: Gel şimdi garip Yunus, varını Hakk'a harca,
Gördün elinde kalmaz, bu dünyanın varlığı.
*
1
Ol Çalab'umun ‘ışkı bagrumı baş eyledi
Aldı benüm gönlümi sırrumı fâş eyledi
Çeviri: O Tanrı'mın aşkı, bağrımı çıbanbaşı gibi şişirdi,
Aldı benim gönlümü, sırrımı açık eyledi.
Bağrımı: göğsümü
Baş eylemek: Çıbanbaşı: Bir yaranın olgunlaşıp uç vermesi, şişip patlayacak hale gelmesi.
2
Hergiz gitmez gözümden hîç eksilmez dilümden
Çalap kendü nûrını gözüme tuş eyledi
Çeviri: Asla gitmez gözümden, hiç eksilmez dilimden,
Tanrı kendi nurunu, gözüme denk getirdi.
3
Cân gözi anı gördi dil andan haber virdi
Cân içinde oturdı gönlümi ‘Arş eyledi
Çeviri: Can gözü onu gördü, dil ondan haber verdi,
Canımın içine oturdu, gönlümü Arş eyledi.
4
Bir kadeh sundı câna cân içdi kana kana
Tolu geldi peymâne cânum serhoş eyledi
Çeviri: Bir kadeh sundu canıma, canım içti kana kana,
Dolu geldi kadeh, canımı sarhoş eyledi.
5
Esrük oldı cânumuz dür döker lisânumuz
Ol Çalab'umun ‘ışkı beni dervîş eyledi
Çeviri: Sarhoş oldu canımız, inci saçar dilimiz.
O Tanrı'mın aşkı, beni derviş eyledi.
Çalab'umun: Tanrı'mın
Derviş: dünya malından vazgeçen, Hak yolunda ola.
6
Cânda yanar çerâgı gönüllerde turagı
Gönül dahı cân dahı ‘ışkıla cûş eyledi
Çeviri: Can içinde yanar ışığı, gönüllerdir durağı,
Gönül dahi can dahi, aşkla coşkun eyledi.
Cûş: coşkunluk: Kaynama, taşma, heyecan
Açıklama: Mana çocuğunun, Tevhit nurunun durağı kalptir.
7
Ben kaçan dervîş olam ya Hakk'a kulam diyem
Yüz bin benüm gibiyi ‘ışk hırka-pûş eyledi
Çeviri: Ben ne zaman derviş olsam,
-Hakk’a kulum diyeyim,
Benim gibi yüz bin kişiyi, aşk derviş eyledi.
8
Yûnus imdi avınur dostı görüp sevinür
Erenler mahfilinde ‘ışkı cünbiş eyledi
Çeviri: Yunus şimdi avunur, dostu görüp sevinir,
Erenler meclisinde aşkı cünbiş (şenlik) eyledi.
Cünbiş: Hareket, kaynaşma, heyecan, şenlik.
*
1
Ol dost benden yana hîç bilmezin niçe bakdı
İş bu vücûd şehrine bir hoş nazar bırakdı
Çeviri: O dost bana doğru, hiç bilmem nasıl baktı,
İşte bu vücut şehrine, hoş bir bakış bıraktı.
2
Gözüm anun yüzinden niçe gideribilem
Bin dürlü kılıncıla gönlümi şöyle kapdı
Çeviri: Gözümü onun yüzünden, nasıl ayırabilirim,
Bin türlü edasıyla, gönlümü öyle bir kaptı.
3
Kimden ögüt istersem sabır gösterür bana
Sabrumun perdesini mahabbet odı yakdı
Çeviri: Kimden öğüt istesem sabrı önerir bana,
Sabrımın perdesini, muhabbet ateşi yaktı.
Perdesini: örtüsünü.
4
Sabrıla benüm işüm niçe varısar başa
Şol dostumun nüvahtı cânuma cân bırakdı
Çeviri: Sabırla benim işim, nasıl varır sona,
O dostumun şefkati, canıma can bıraktı.
5
Sevdükli sevdügile bile kopısar yarın
Benüm işüm yarına koymaz bugün soyakdı
Çeviri: Seven sevdiğiyle beraber, dirilecek mahşerde,
Ama benim işim yarına kalmaz, bugün burada arındım.
6
Yûnus sever dostını cânından anuniçün
Kişi neyi severse cânın ana uyakdı
Çeviri: Yunus dostunu canından çok sever, onun için,
İnsan neyi severse, canı ona uyar.
*
1
Banladı ol mü'ezzin turdı kâmet eyledi
Hazret'e tutdı yüzin döndi niyyet eyledi
Çeviri: Ezan okudu o müezzin, kalktı kamet etti,
Huzuruna tuttu yüzünü, döndü niyet eyledi.
Kâmet: kamet: Farz namazdan önce okunan çağrı.
2
Hazret'e baglu elüm Fâtiha okur dilüm
Belini büküp Hakk'a hoş rükû‘ât eyledi
Çeviri: Huzurunda bağlı elim, Fatiha okur dilim,
Belini büküp Hakk’a, hoş rükular eyledim.
Rükular: Namazda eğilme.
3
Şu benüm hâcet-gâhum Tûr tagı oldı meger
Mûsî'leyin bu gönlüm hoş münâcât eyledi
Çeviri: Şu benim dua yerim, Tur Dağı oldu meğerse,
Musa gibi bu gönlüm, hoşça yakarış eyledi.
Tur Dağı: Musa Peygamber'in Allah ile konuştuğu dağ.
4
Bir sûret gördi gözüm secdeye vardı yüzüm
Yıkıldı tertîblerüm zühdümi mât eyledi
Çeviri: Bir suret gördü gözüm, secdeye vardı yüzüm,
Yıkıldı düzenlerim, şekilci taatimi yendi.
Sûret: Görüntü, şekil, ilahi yansıma.
Mat: yenilgi.
Açıklama: İlahi güzelliği görünce düzenim yıkıldı ve şekilci sofuluğum yenildi.
5
Ne du‘â kılam ne selâm ne zikr ü tesbîh kılam
Bu biş vakt namâzumı ‘ışkun gâret eyledi
Çeviri: Ne dua edeyim ne selam, ne zikir ne tesbih çekeyim,
Bu beş vakit namazımı, aşkın yağma (talan) eyledi.
6
Gör Yûnus'ı n'eyledi hoş haberler söyledi
Âşıkıdı ma'şûka dâd u sited eyledi
Çeviri: Bak Yunus'u ne etti, hoş haberler söyledi,
Aşıktı sevgiliye, alışveriş eyledi.
*
1
Tecellîyâtun nûrına döymez vücûdum tagları
Cismüm gemisinün zîrâ muhkem degüldür bagları
Çeviri: Tecellilerin nuruna dayanamaz, vücudumun dağları,
Çünkü beden gemimimin, sağlam değildir bağları.
2
Katreden deryâlar düzen cân kuşı pâ-bendin üzen
Yüz bin deryâları yüzen gel sürelüm bu çagları
Çeviri: Damladan denizler kuran, can kuşunun ayak bağını koparan,
Yüz binlerce denizleri aşan, gel beraber geçirelim bu zamanı.
Açıklama: Ruh, beden kafesinden çıkıp, aşkla özgürlüğe kavuşmalıdır.
3
Dildâr içün dil şehrini pâk eyle arıt gayrıdan
Zîrâ ki sultân tahtıdur bunda komazlar zâgları
Çeviri: Sevgili için gönül şehrini temiz et, arıt başkasından,
Çünkü sultanın tahtıdır, buraya kargaları koymazlar.
4
Düşdükçe öge Hubbü'l-Vatan zerrece kalmaz me'men
Gözden sızup olur seven her dem yüregüm yagları
Çeviri: Düşünce akla vatan sevgisi, bir zerre güvenli yer kalmaz,
Gözden sızarak eriyip biter, her an yüreğimin yağları.
Açıklama: Aşkın ateşiyle ağladıkça, yüreğinin can özü eriyip biter.
5
Âkil eli irmez ile irse dahı gelmez dile
Dertli hâlin dertli bile sayru ne bilsün sagları
Çeviri: Akıllının eli yetişmez ona, yetse bile gelmez dile,
Dertlinin halini dertli bilir, sağlıklı olan ne bilsin hastayı.
6
Ma‘şûklıgun hil'atini her kime giydürdün ise
Gelmez gözine zerrece Firdevs-i a‘lâ bâgları
Çeviri: Sevgili olmanın elbisesini, her kime giydirdinse,
Gözüne gelmez bir zerre, Firdevs-i alâ bahçeleri.
Firdevs-i a’lâ: Cennetin en yüce katı.
Açıklama: Aşık olanın gözünde, cennet bahçeleri zerre kalır.
7
Yûnus hüsnün kitâbını bir hoş temâşâ eylemiş
Anda sala ‘âşıklara dag üstine kor dagları
Çeviri: Yunus güzelliğin kitabını, hoşça seyretmiş,
Orada çağırır aşıkları, dağ üstüne koyar dağları.
Bir Hoş: Bir hoş, güzelce.
Açıklama: Aşk yolunda âşıkların önüne aşılmaz büyük engeller çıkar.
*
1
Toldur kadeh sungıl bize ‘ışk şarâbından iy sâkî
Ol badyadan gerek bize andan içe şeyh ü fakî
Çeviri: Doldur kadehi sun bize, aşk şarabından ey saki (İçki sunan),
O kadehten gerek bize, ondan içsin şeyh ve bilginler.
Şeyh: mürşit, yol gösteren.
Fakî: Fıkıh bilgini, din hukukçusu.
2
Sohbetümüz ilâhîdür sözümüz kevser âbıdur
Şâhumuz şâhlar şâhıdur çalgumuzdur dost firâkı
Çeviri: Sohbetimiz ilahidir, sözümüz kevser suyudur,
Şahımız şahlar şahıdır, müziğimizdir dost’un ayrılığı.
Kevser: Cennetteki kutsal su, bereket.
Çalgumuzdur: Çalgımızdır, müziğimizdir.
Açıklama: Ayrılık acısı, âşığın gönlünde bir sızı değil, sevgiliyi zikrettiren en güzel müziktir.
3
Kim ki bir dem sohbet ola müftî müderris mât ola
Bir İlâhî devlet ola andan içen oldı bâkî
Çeviri: Her kim ki bir an sohbet etse, müftü öğretmen mağlup olur.
Bir ilahi mutluluk olur, ondan içen ölümsüz oldu.
Müftî: Fetva veren, din görevlisi.
Müderris: Ders veren, profesör, öğretmen.
Mât: Mağlup, yenilmiş.
4
Hırka vü takye yol virmez ferecile ‘âlim olmaz
Dîn diyânet olmayıcak n'eylersün bunca varakı
Çeviri: Hırka ve takke yol açmaz, cübbeyle Âlim olunmaz,
Din dindarlık olmayınca, ne yaparsın bunca sayfayı.
Diyânet: Dindarlık, dinin emirlerine bağlılık
5
Okıdun yidi mushafı tâ‘at gösterürsün sâfî
Çünki ‘amel eylemedün gerekse var yüz bin okı
Çeviri: Okudun yedi Mushaf'ı, ibadet gösterirsin sadece,
Çünkü amel yapmadın, istersen git yüz bin kitap oku.
Yedi Mushaf: Kur'an'ın farklı okukuş tarzları.
Amel: Uygulama, eylem, yapıp etme.
6
Bin kez hacca vardunısa bin kez gazâ kıldunısa
Bir kez gönül sıdunısa gerekse yüz yıl yol dokı
Çeviri: Bin kez hacca gittiysen, bin kez savaş yaptıysan,
Bir kez gönül kırdıysan, istersen yüz yıl yol yürü.
7
Gönül mi yig Ka‘be mi yig eyit bana ‘aklı iren
Gönül yigdür zîrâ ki Hak gönülde tutar turakı
Çeviri: Gönül mü üstün Kabe mi üstün, söyle bana aklı eren,
Gönül yücedir, çünkü Hak gönülde tutar durağı.
8
Konşıyıla gönülleri ısmarladı Hak Resûl'e
Mi‘râc gicesi dostıla bu keleci oldı dakı
Çeviri: Komşu gönlünü emanet etti, Hak Resul'e,
Miraç gecesi Dost ile, bu söz oldu hem de.
Resul: elçi: Kendisine kitap indirilmiş peygamber.
Açıklama: “Cebrail bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki onu mirasçı kılacak sandım” hadis
9
Yûnus senün işün budur dutgıl ulular etegin
Dilerisen pâk olasın gönüllerde olgıl bâkî
Çeviri: Yunus senin işin budur, tut büyüklerin eteğini,
İstersen pak (temiz) olasın, gönüllerde ol ölümsüz.
*
1
Biz uludan işitdük evvel er yaratıldı
Pâdişâhun birligin evvel kadîm er bildi
Çeviri: Biz büyüğümüzden işittik, önce insan yaratıldı,
Padişah'ın birliğini, önce ezelden insan bildi.
Er: Kâmil kişi
Kadîm: Başlangıcı olmayan, ezeli.
2
Bunca yıl bunca zamân biz işitdük bî-gümân
Çalap kendü sun‘ından ere Tanrılık kıldı
Çeviri: Bunca yıl bunca zaman, biz işittik şüphesiz,
Çalap kendi sanatından, insana Tanrılık etti.
Çalap: İlah,Yaratıcı.
3
Eydürler bir kuşıdı hikmeti öküşidi
İki cihân ‘ârifi ol kuşdan ‘ibret aldı
Çeviri: Derler ki bir kuş idi, hikmeti çok idi,
İki cihan arifi, o kuştan ibret aldı.
Hikmeti: sırrı, anlamı.
Arifi, gerçeği bileni.
Hikmet kuşu: insan ruhunun ve kâmil mürşidin simgesidir.
4
Ol kuşun her bir yöni yüz bin yigirmi dört bin
Evvel ol kuş uçuban rahmet göline taldı
Çeviri: O kuşun her bir yönü, yüz yirmi dört bindir,
Önce o kuş uçarak, rahmet gölüne daldı.
Açıklama: Kâmil mürşitler, Nebi varisleridir.
5
Çün gölden girü döndi budak üzere kondı
Silkindi her bir yönden bir tamla su döküldi
Çeviri: Gölden geri dönünce, dalın üzerine kondu,
Silkindi her bir yönden, bir damla su döküldü.
6
Ol suyun her birisin bir cân yaratdı güzin
Ol cânun her birisi bunda peygamber oldı
Çeviri: O suyun her birini, bir seçkin can yarattı,
O canın her birisi, burada peygamber oldu.
Açıklama: Hikmet kuşunun Rahmet damlalarından doğan seçkin canların, her biri peygamber oldu.
7
Evvelki bünyâd oldı altı kez dünyâ toldı
Yidincisi buyıdı bu Âdem yaratıldı
Çeviri: İlk temel atıldı, altı kez dünya doldu,
Yedincisi bu idi, bu Adem yaratıldı.
Açıklama: “ Gökleri ve yeri altı günde (evrede) yarattık”. A'râf Suresi 54. ayet, Hûd Suresi 7. ayet ve Kâf Suresi 38.
8
Âdem toprakdanıdı ‘azâzîl oddanıdı
İşitdük ‘Azâzîl'i Âdem'e bakdı güldi
Çeviri: Adem topraktan idi, azazil ateşten idi,
İşittik ki azazil, Âdem’e bakıp güldü.
Azazil: İblis'in melekler arasındaki eski adı.
9
Secde geldi Âdem'e eydür inün kademe
Cümle firişte indi ‘Azâzîl dura kaldı
Çeviri: Âdem’e secde edin emri geldi, “İnin ayağına”
Bütün melekler indi, Azazil durup kaldı.
10
Eydür ben oddan olam yüz bin yıl tâ‘at kılam
Tapu buyuracagın tâ‘atın ‘arza kıldı
Çeviri: Dedi “Ben ateştenim, yüz bin yıl ibadet edeyim”,
Hak’ın kapısında ibadetini, secde etmeden, mazeret arz etti.
Açıklama: azazil, Âdem'e secde et emrine karşı çıkarak, gelecek için bir pazarlık teklif ediyor.
11
Ol halkun varlıgından pâdişâh birliginden
Şol bir söz sebebinden sürildi la‘net oldı
Çeviri: O halkın varlığından, Padişah'ın birliğinden,
Şu bir tek söz sebebiyle sürüldü, lanetli oldu.
12
Her kim kendüyi gördi üstâdı İblîs oldı
Kişi ne buldıyısa miskînligile buldı
Çeviri: Her kim kendini (üstün) gördü, üstadı İblis oldu,
Kişi ne bulduysa mütevazilikle buldu.
Üstadı: hocası, rehberi.
Miskinliğiyle: Mütevazı, alçakgönüllü olarak, benliğini yok ederek.
13
Eksikligüm Hak bilür ‘ışkı bana ol virür
Kılgıl Yûnus'a tîmâr ‘ışk beni benden aldı
Çeviri: Eksikliğimi Hak bilir, aşkı bana O verir,
Yunus'a bir şifa ver, aşk beni benden aldı.
*
1
Sana ‘ibret geregise gel göresin bu sinleri
Ger taşısan eriyesin bakup göricek bunları
Çeviri: Sana ibret gerekliyse, gel göresin bu kabirleri,
Eğer taş isen erirsin, bakıp görünce bunları.
2
Şunlar ki çokdur mâlları gör niçe oldı hâlleri
Sonucı bir gönlek geymiş anun da yokdur yenleri
Çeviri: Şunlar ki çoktur malları, gör nasıl oldu halleri,
Sonunda bir gömlek giymiş, onun da yoktur kolları.
Gönlek: Gömlek, kefen.
3
Kanı mülke benüm diyen köşk ü sarây begenmeyen
Şimdi bir evde yaturlar taşlar olmış üstünleri
Çeviri: Hani mülke benim diyen, köşk ve saray beğenmeyen,
Şimdi bir evde yatıyorlar, taşlar kaplamış üstlerini.
Açıklama: Sarayları beğenmeyenler şimdi mezarda taşlar altında tek evdeler.
4
Bunlar eve girmeyeler zühd ü tâ‘at kılmayalar
Bu beyligi bulmayalar zîrâ geçdi devrânları
Çeviri: Bunlar Cennet evine giremezler, dünyayı bırakıp ibadet etmeyenlerdir,
Bu beyliği bulamazlar, zira geçti devranları (zamanları).
Devranları: zamanları, dönemleri.
5
Kanı ol şîrîn sözlüler kanı ol güneş yüzlüler
Şöyle gâib olmış bular hîç belürmez nişânları
Çeviri: Hani o şirin sözlüler, hani o güneş yüzlüler,
Öyle kaybolmuşlar ki, hiç görünmez izleri.
6
Bunlar bir vakt begler idi kapucılar korlar idi
Gel şimdi gör bilmeyesin beg kangıdur ya kulları
Çeviri: Bunlar bir vakit beyler idi, hizmetçileri kapıda beklerdi,
1:Gel şimdi gör, seçemezsin bey hangisidir ya hizmetçileri.
2: Gel bak şu toprağa, seçemezsin efendi kimdir köle kim.
Kapıcılar: kapı nöbetçileri.
7
Ne kapu vardur giresi ne yimek vardur yiyesi
Ne ışık vardur göresi dün olmışdur gündüzleri
Çeviri: Ne kapı var girilecek, ne yemek var yenilecek,
Ne ışık var görülecek, gece olmuştur gündüzleri.
Açıklama: Mezarda dünya ışığı sönmüş, gündüzler bitmeyen bir gece olmuştur.
8
Bir gün senün dahı Yûnus benven didüklerün kala
Seni dahı böyle kıla nitekim kıldı bunları
Çeviri: Bir gün senin de Yunus, "benim" dediklerin geride kalır,
Seni dahi böyle yapar, nitekim yaptı bunları.
Nitekim: nasıl ki.
*
1
Ol geçidün korkusı uş beni yoldan kodı
Geçemez degme kişi köprüsin kıldan kodı
Çeviri: O geçidin korkusu, işte beni yoldan alıkoydu.
Her kişi geçemez, köprüsünü kıldan yaptı.
Açıklama: Sırat köprüsünden herkes geçemez. Kıldan ince bir köprü kurulmuştur.
2
Yirde gökde ol dostun hikmetleri bî-pâyân
Hikmetine talaldan uş beni kâlden kodı
Çeviri: Yerde gökte o dostun, hikmetleri sonsuzdur,
Hikmetine daldığımdan, işte beni sözden uzaklaştırdı.
Açıklama: İlahi hikmete daldığım için artık konuşmayı bıraktım.
3
İndi öküzi ol la‘în âl ile azdurmaga
Sinek ile Hak Çalap öküzi elden kodı
Çeviri: O lanetli (şeytan) indi, öküzü hile ile yoldan çıkarmak için,
Sinek ile Hak Tanrı, öküzü onun elinden aldı.
4
Öküz taşun üstinde taşı balık götürür
Balık suyun içinde binâsın yilden kodı
Çeviri: Öküz taşın üstünde, taşı balık götürür,
Balık suyun içinde, temelini rüzgârdan kurdu.
5
Cehennem key karanu Cehennem tahte's-serâ
Kula ayruk su'âl yok kulı su'âlden kodı
Çeviri: Cehennem karanlıktır, cehennem yerin altındadır,
Kula başka soru yok, kulu sorudan azat etti.
Açıklama: Gerçek kula hesap yoktur.
6
Dosta ‘âşık olanun güci sözine yiter
Güci sözine yiten sözini dilden kodı
Çeviri: Dosta aşık olanın, gücü sözüne yeter,
Gücü sözüne hükmeden, sözünü dilden öteye taşıdı.
7
Dostun etegin dutan dostıla bâzâr ider
Bâzâr iden dostıla bâzârın elden kodı
Çeviri: Dostun eteğini tutan, dostla alışveriş eder,
Alışveriş eden dostla, pazarını elden bıraktı.
Açıklama: Dosta varan, dünya pazarını ve kârını tamamen bırakır.
8
İşitdün Meryemoglı dostına varur iken
Gör âhir yarım igne ‘Îsâ'yı yoldan kodı
Çeviri: İşittin ki Meryemoğlu İsa, dostuna varırken,
Gör sonunda yarım iğne, İsa'yı yoldan alıkoydu.
Açılama: Hz. İsa göğe yükselirken hırkasındaki yarım iğne yüzünden, en yüce makama çıkamayıp dördüncü kat semada kalmıştır.
9
Yûnus eydür dimegil dostı girçek severin
Dostı girçek sevenler benligin elden kodı
Çeviri: Yunus der ki, -Dostu gerçekten seviyorum deme,
Dostu gerçek sevenler, benliğini elden bıraktı.
Benliğini: egosunu.
*
1
Ben bende seyr ideriken ‘aceb sırra irdüm ahî
Bir siz dahı siz de görün dostı bende gördüm ahî
Çeviri: Ben bende seyrederken, acayip bir sırra erdim ey dost,
Bir de siz kendinizde görün, dostu kendimde gördüm kardeş.
Aceb: Hayret verici, şaşırtıcı.
2
Bende bakdum bende gördüm benümile ben olanı
Sûretüme cân olanı kimdügini bildüm ahî
Çeviri: Bende baktım bende gördüm, benimle ben olanı,
Bedenime can verenin, kim olduğunu bildim kardeş.
3
Ben istedüm buldum anı ol ben isem yâ ben kanı
Seçemedüm andan beni bir kezden ol oldum ahî
Çeviri: Ben istedim buldum onu, o ben isem ya ben neredeyim,
Seçemedim O'ndan kendimi, birdenbire O oldum kardeş.
Açıklama: İnsan ruhu ilahi aşkla bütüne karıştığında, ikiliğin (sen-ben) bitip sadece "Bir"in kalır.
4
Sûret toprakdur diyeni gönlüm kabûl itmez anı
Bu topragun cevherini Hazret'e irgürdüm ahî
Çeviri: -Beden sadece topraktır diyeni, gönlüm kabul etmez,
Bu toprağın özünü, Yüce Huzur'a ulaştırdım kardeş.
5
Münkir kişi tuymaz anı dertlülerün sizer cânı
Ben dost bâgı bülbüliyem ol bâgçeden geldüm ahî
Çeviri: İnkârcı kişi onu duymaz, dertlilerin canı onu sezer.
Ben dost bağının bülbülüyüm, o bahçeden geldim kardeş.
6
Ma‘şûk bizümledür bile ayru degül kıldan kıla
Uzak sefer bizden kala dostı yakın buldum ahî
Çeviri: Sevgili bizimledir, ayrı değildir kıldan kıla kadar,
Uzak seferler bizden geçti, dostu yakınımda buldum kardeş.
7
Degme bir yol kandan bana tagılmayam degme yana
Kutlu oldı bu seferüm hoş menzile irdüm ahî
Çeviri: Sıradan yollar bana uzak, dağılmayayım her bir yana,
Kutlu oldu bu seferim, hoş menzile erdim kardeş.
Kutlu: Mübarek, uğurlu, hayırlı.
8
Mansûr'ıdum ben ol zamân uş yine geldüm bunda ben
Yak külümi savur yile ben Ene'l-Hak didüm ahî
Çeviri: O zaman Mansur idim, şimdi yine geldim buraya,
Yak külümü savur rüzgara, ben -Ben Hakk'ım dedim.
Mansur: Hallâc-ı Mansur.
Ene'l-Hak: Ben Hakk'ım (Hakk'ın bir parçasıyım).
9
Ne oda yanam dagılam ne dâra çıkam bogılam
İşüm bitince yüriyem teferrüce geldüm ahî
Çeviri: Ne ateşte yanıp dağılayım, ne idam sehpasına çıkıp boğulayım,
İşim bitince yürürüm, seyretmeye geldim kardeş.
Açıklama: Görevim bitince giderim, ben buraya seyir için geldim.
10
Mun‘im oldum yoksul iken benüm oldı kevn ü mekân
Şarka vü garba ser-te-ser yire göge toldum ahî
Çeviri: Zengin oldum yoksul iken, benim oldu tüm evren,
Doğuya ve batıya baştan başa, yere göğe doldum kardeş.
11
Nitekim ben beni bildüm diledügüm Hakk'ı buldum
Korkum anı buluncadı korkıdan kurtuldum ahî
Çeviri: Ne zaman ki ben kendimi bildim, dilediğim Hak'ı buldum,
Korkum onu buluncaya kadardı, korkudan kurtuldum kardeş.
Nitekim: Nasıl ki, ne zaman ki.
12
Yûnus kim öldürür seni viren alur gine cânı
Bu cânlara hükm ideni kim idügin bildüm ahî
Çeviri: Yunus, kim öldürebilir seni, veren alır yine canı.
Bu canlara hükmedenin, kim olduğunu bildim kardeş.
*
1
Evvel dahı varıdı cânumda bu ‘ışk odı
Eşkere itmez idüm bilürdüm ki dost kodı
Çeviri: Önce de vardı, canımda bu aşk ateşi,
Açık etmezdim bunu, bilirdim ki dost koydu.
2
Dört kitâbı şerh iden bulmadı ‘ışka çâre
Ne begler ne sultânlar ne müderris ne kâdî
Çeviri: Dört kitabı açıklayan bile, bulamadı aşka çare,
Ne beyler ne sultanlar, ne öğretmen ne de Hâkimler.
Açıklama: Makam ve rütbe aşkın sırrına asla eremez.
3
Yir gök kâ’im ırılmaz yiller esüp deprenmez
Her nesne muhkem olur ‘ışk olıcak bünyâdı
Çeviri: Yer gök sarsılmaz kımıldamaz, rüzgâr esip hareket etmez,
Her şey sağlam olur, aşk olunca temeli.
4
Işk anadan dogmadı kimseye kul olmadı
Hükmile esîr kılur cümle bilişi yadı
Çeviri: Aşk anadan doğmadı, kimseye kul olmadı,
Hükmüyle esir eder, tüm tanıdığı yabancıyı.
Açıklama: Aşk "Lemyelid ve lem-yüled" (doğurmadı ve doğurulmadı) sırrından nasip almıştır.
5
Günde bin kez yanaram râzîyam ben şol oda
Zîrâ şekkerden şîrîn bana ‘ışkunun odı
Çeviri: Günde bin kez yanarım, razıyım ben şu ateşe,
Çünkü şekerden tatlıdır bana, aşkının ateşi.
6
Işka Mecnûn olanlar assı-ziyândan fârig
Korkmaz ıssı sovukdan pes ne biliser odı
Çeviri: Aşka tutkun olanlar, fayda ve zarardan uzaktır.
Korkmaz ki sıcaktan soğuktan, öyleyse ne bilir ateşi.
Mecnun: çılgınca tutkun olan.
Açıklama: İlahi aşk sahibi, dışarıdaki zıtlıklardan (sıcak-soğuk) etkilenmez.
7
Ezelden benüm fikrüm Ene'l Hak'ıdı zikrüm
Henüz dahı togmadın ol Mansûr-ı Bagdâdî
Çeviri: Ezelden beri benim fikrim, "Ben Hakk'ım" idi zikrim,
Henüz daha doğmadan, o Bağdatlı Mansur.
Açıklama: Mansur doğmadan önce de ben bu Hak ileydim.
8
Işk odı cûş eyledi cânumı hoş eyledi
Kimse söyündüremez cânumda yanan odı
Çeviri: Aşk ateşi coştu, canımı hoş etti,
Kimse söndüremez, canımda yanan ateşi.
9
Işk çengine düşenün melâmet olur işi
Anun içün bed-nâmdur miskîn Yûnus'un adı
Çeviri: Aşk pençesine düşenin, kınanma olur işi,
Onun için garip Yunus'un, adı kötüye çıkmıştır.
*
1
İki cihânı unıdur sana gönül viren kişi
Yalan söyler ‘âşık degül gözin senden ıran kişi
Çeviri: İki dünyayı unutur, sana gönül veren kişi,
Yalan söyler, aşık değildir, gözünü senden ayıran kişi.
2
Bu fenânun terkin ura ol bekânun kaydın göre
Zihî devletlü cân anun yüz agıla varan kişi
Çeviri: Bu geçiciliği terk etsin, o sonsuzluğun hazırlığını yapsın,
Ne mutlu talihli cana, O’na yüz akıyla varan kişiye.
3
Kendüligin terkin ura senün yolunda cân vire
Sorısuz uçmaga gire sen sultâna iren kişi
Çeviri: Kendi benliğini terk etsin, senin yolunda can versin,
Sorgusuz cennete girer, sultana ulaşan kişi.
4
Her ki bu dünyâdan geçer ‘ışk kadehin tolu içer
Işka cânun saçu saçar dost gülini diren kişi
Çeviri: Her kim bu dünyadan vazgeçer, aşk kadehini dolu içer,
Aşka canını feda eder, dost gülünü toplayan kişi.
5
Cân ne imiş dost yolına ‘âşık anı terkitmeye
Bu cânıla bin cân alur cânın Hak'a viren kişi
Çeviri: Can nedir ki, dost yolunda aşık onu feda etmesin,
Bu canıyla bin can alır, canını Hak'a veren kişi.
6
Cânını şükrâne vire yüzin ayaklara süre
Erenler gönline gire Hak'dan haber soran kişi
Çeviri: Canını şükür borcu olarak versin, yüzünü ayaklara sürsün,
Erenlerin gönlüne girer, Hak’tan haber soran kişi.
Açıklama: Canını şükürle feda edip büyük bir tevazu göstermek.
7
Akıl gide hayrân ola dünyede ser-gerdân ola
Küfri anun îmân ola ‘ışka gönül viren kişi
Çeviri: Akıl gitsin hayran olsun, dünyada şaşkın olsun,
Küfrü onun iman olur, aşka gönül veren kişinin.
Küfrü: inançsızlığı.
İman: inanç.
8
Terk ide fâsid işleri iş idine dervîşleri
Akıda gözden yaşları dost haberin duyan kişi
Çeviri: Terk etsin faydasız işleri, rehber edinsin dervişleri,
Akıtır gözden yaşları, dost haberini duyan kişi.
9
Gözlerini giryân ider cigerini biryân ider
Gönülleri hayrân ider ‘ışk eseri olan kişi
Çeviri: Gözlerini yaşlı eder, ciğerini kebap eder.
Gönülleri hayran eder, aşk eseri olan kişi.
Ciğer: Eskiden duygunun merkezi yürek değil ciğer kabul edililirdi.
Kebap: yakıp kavurur.
10
Çün dünye bilürsin fenâ ne yatarsın döne döne
Uyhu m'uyur kana kana dost yolını soran kişi
Çeviri: Madem dünyanın geçiciliğini bilirsin, ne yatarsın döne döne,
Uyku mu uyur kana kana, dost yolunu soran kişi.
kana kana: Doyasıya.
11
Şol kim sorar dost kandadur kanda dirisen andadur
Ma‘şûkıla seyrândadur girçek ‘âşık olan kişi
Çeviri: Kim sorar dost nerededir, nerede dersen oradadır,
Sevgiliyle seyirdedir, gerçek aşık olan kişi.
Seyran: Gezinmek, bakıp seyretmek ve temaşa etmektir.
Açıklama: "...Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü, (zatı) oradadır. Bakara Suresi 115
12
Miskîn Yûnus sabr eylegil bu dünyânun zahmetine
Dürlü cefâya katlanur sen sultâna iren kişi
Çeviri: Zavallı Yunus sabret, bu dünyanın zahmetine,
Türlü cefaya katlanır, sultana eren kişi.
Cefâya: Sıkıntıya, eziyete.
*
1
İşidün iy yârânlar
Eve dervîşler geldi
Cân şükrâne virelüm
Eve dervîşler geldi
Çeviri: İşitin ey dostlar, eve dervişler geldi,
Canı şükran borcu verelim, eve dervişler geldi.
Şükrâne: Şükür borcu, minnet nişanesi.
2
Her kim gördi yüzini
İndürür kendözini
İlm-i bâtından öter
Eve dervîşler geldi
Çeviri: Her kim gördü yüzünü, dize getirir nefsini,
Gizli ilimden söyler, eve dervişler geldi.
İlm-i bâtından: Batın ilminden. Gizli, içsel ve kalbi bilgiden.
Dervişler: Hakikat yolcuları.
3
Dervîşler uçar kuşlar
Deniz kenârın kışlar
Zihî devletlü başlar
Eve dervîşler geldi
Çeviri: Dervişler kuşlar gibi uçar, aşk denizininin kıyısında konaklar,
Ne mutlu talihli başlara, eve dervişler geldi.
Başlar: Bu yola baş koyan kişiler,
4
Dervîşler yüzi sulu
Görenler olur delü
Bâtını ‘Arş'dan ulu
Eve dervîşler geldi
Çeviri: Dervişlerin yüzü nurludur, onları gören olur deli,
Gönülleri Arş’tan yücedir, eve dervişler geldi.
Arş'tan: Göğün en yüce katından.
5
Seydî Balum ilinden
Şeker tamar dilinden
Dost bâgçesi yolından
Eve dervîşler geldi
Çeviri: Seyyid Balım diyarından, dillerinden şeker damlar,
Dost bahçesi yolundan, eve dervişler geldi.
Seyyid: efendi: Hz. Muhammed’in soyundan gelen.
Seyyid Balım: Büyük bir Veli.
6
Yûnus kulun ögürsüz
Kimsesi yok yalunuz
Fidî olsun cânumuz
Eve dervîşler geldi
Çeviri: Yunus kulun kimsesizdir, kimsesi yok yalnızdır,
Canımız feda olsun, eve dervişler geldi.
*
1
Dînün îmânun varısa hor görmegil dervîşleri
Cümle ‘âlem müştâk durur görmeklige dervîşleri
Çeviri: Dinin imanın varsa, hor görme dervişleri,
Bütün alem çok ister, görmeyi dervişleri.
2
Ay u güneş müştâk durur dervîşlerün sohbetine
Firişteler tesbîh okur zikir ider dervîşleri
Çeviri: Ay ve güneş çok sever, dervişlerin sohbetini,
Melekler tespih okur, zikreder dervişleri.
3
Tersâlar tapuya gelür hükm ısları zebûn olur
Taglar taşlar secde kılur göricegez dervîşleri
Çeviri: İnançsızlar kapıya gelir, güç sahipleri çaresiz olur,
Dağlar taşlar secde eder, görünce dervişleri.
4
Ol Fahr-i ‘âlem Mustafâ ol ma‘den-i sıdk u safâ
İsterisen andan vefâ incitmegil dervîşleri
Çeviri: Alemin övüncü Mustafa, o doğruluk ve huzurun kaynağıdır.
İstersen ondan vefa, incitme dervişleri.
Fahr-i âlem: Alemin övüncü, kainatın gururu.
Sıdk: Doğruluk, dürüstlük, sadakat.
Safâ: Berraklık, gönül huzuru,
Vefa: Sözünde durma
5
İncidesin âh ideler ‘ömrin gülin kurıdalar
Gözsüz olasın yideler tâ bilesin dervîşleri
Çeviri: İncitirsen ah ederler, ömrünün gülünü kuruturlar,
Kör olursunda elinden tutup çekerler, ta o zaman bilirsin dervişleri.
6
Dervîş okı ırak atar hey dimedin câna batar
Gâfil olma yiter tutar hor görmegil dervîşleri
Çeviri: Derviş oku uzağa atar, -hey demeden cana batar (ne olduğunu anlamadan),
Habersiz olma yetişir tutar, hor görme dervişleri.
Gâfil: Habersiz, vurdumduymaz, gerçeği göremeyen
Açıklama: Dervişin sözü uzaktandır ama kalbe işler.
7
Yir gök eydür hırka hakı himmetleri olsun bâkî
Çün pâdişâh oldı sâkî esridiser dervîşleri
Çeviri: Yer gök der ki -hırkanın hakkı, manevi yardımı ölümsüz olsun,
Padişah oldu içeceği sunan, sarhoş eder dervişleri.
Hırka: Dervişliğin, tevazunun ve dervişlik yolunun sembolü
Himmetleri: Manevi yardımları, duaları,
Baki: Sonsuz, kalıcı, ölümsüz
Açıklama: Varlık dervişlerin hürmetine ayakta durur.
8
Gökden inen dört kitâbı günde bin kez okurısan
Va’llâh dîdâr görmeyesin sevmezisen dervîşleri
Çeviri: Gökten inen dört kitabı, günde bin kez okusan da,
Vallahi Hak’kın göremezsin, sevmezsen dervişleri.
9
Devletlüler sever bizi her dem sorar hâlümüzi
Kördür münkirlerün gözi görmeyiser dervîşleri
Çeviri: Büyükler sever bizi, her daima sorar halimizi,
Kördür inkarcıların gözü, göremez dervişleri.
10
Yûnus eydür bu ‘ışk geldi ölmiş cânum diri kıldı
Sen ben dimek dilden kaldı göricegez dervîşleri
Çeviri: Yunus der ki bu aşk geldi, ölmüş canımı diri yaptı,
Sen ben demek dilden kalktı, görünce dervişleri.
Sen ben: İkilik, ayrılık, ego.
*
1
Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası
Müşkili çok bu hâlün bunı kim başarası
Çeviri: Hedefi uzak bu yolun, bu yola kim varabilir,
Zorluğu çok bu halin, bunu kim başarabilir.
Müşkil: zor: Çetin, güç, çözülmesi emek isteyen
2
Bu yola yarak gerek eksük gerek çok gerek
Key demür yürek gerek bu sarp yola giresi
Çeviri: Bu yola hazırlık gerek, az çok,
Sağlam demir yürek gerek, bu dik yola girmek için.
Sarp: Dik, çetin, geçilmesi zor.
3
Îmân aldaguçları bilün çokdur bu yolda
Nefsine uyanlarun gitmez yüzi karası
Çeviri: Bilin, iman aldatıcıları çoktur bu yolda,
Nefsine uyanların gitmez, yüz karası.
Yüz karası: Utanç, günah, manevi leke,
4
Yitmiş bin riyâ çeri vardur bu yolda bilün
Nefs öldürmiş er gerek ol çeriyi kırası
Çeviri: Yetmiş bin gösteriş askeri vardır, bu yolda bilin,
Nefsini öldürmüş Er gerek, o orduyu kırmak için.
Riyakârlık: İkiyüzlülük, gösteriş, özü sözü bir olmama.
Açıklama: En büyük cihat nefisle yapılandır
5
Togrulık mancınıgı istigfâr taşıyıla
Togru vardı atıldı yıkıldı nefs kal‘ası
Çeviri: Doğruluk mancınığı, istiğfar taşıyla kurulur,
Doğru atıldı hedefe vardı, yıkıldı nefsin kalesi.
Mancınık: Kuşatmalarda taş atan savaş aleti.
İstiğfar: Tövbe etmek, bağışlanma dilemek.
6
Kimde kim togrulık var hak çalap anı sever
İki cihâna yarar ol erün sermâyesi
Çeviri: Kimde doğruluk varsa, Hak Tanrı onu sever,
İki cihana da yarar, gerçek Erin sermayesi.
Doğruluk: Dürüstlük, hak yolunda olma hali.
Sermayesi: Ana malı, birikimi.
7
İnce Sırât köprüsi genez imiş bu yolda
Dosta giden kişinün togrulıkdur çâresi
Çeviri: İnce Sırat köprüsü, kolay imiş bu yolda,
Dosta giden kişinin, doğruluktur çaresi.
Açıklama: Dünyada doğru olanın yolu ahirette açık olur.
8
Yûnus imdi saladur gel gidelüm yoklıga
Göz eger lâyıkısa Hak dîdârın göresi
Çeviri: Yunus şimdi çağrıdır, -gel gidelim yokluğa,
Göz eğer layıksa, Hak’ın yüzünü görecek.
Saladur: Çağrıdır, davettir, ilandır.
Açıklama: Varlığından geçmeyen Hakk'a ulaşamaz.
*
1
Işkun odı düşdi câna eritdi yürek yagını
Kesdi hevâsetün kökin oda yandurdı bâgını
Çeviri: Aşkının ateşi düştü canıma, eritti yürek yağını,
Kesti heveslerin) kökünü, ateşe yaktırdı nefsin bahçesini.
Yürek: Kalp, duygu merkezi.
Açıklama: Aşk, Nefsin bahçesini ateşte yaktı.
2
Kazdı kahır kazmasıla cânda cefâ ocagını
Çaldı nefsümün boynına himmet eri bıçagını
Çeviri: Kazdı kahır kazmasıyla, canda cefanın ocağını,
Vurdu nefsimin boynuna, himmet (yardım) Eri bıçağını.
Cefa: Eziyet, sıkıntı, dert.
Açıklama: Derdin dermanı aşkın kahrındadır.
3
Rahmet suyıyıla yudı gönlüm evin ap-arıca
Hıdmet kapusundan ana sundı şükür ayagını
Çeviri: Rahmet suyuyla yıkadı, gönlümün evini tertemiz,
Hizmet kapısından, sundu O’na şükür kadehini.
Açıklama: Hizmetin sonu şükür makamıdır.
4
Her kim bizi yererise Hak dilegin virsün ana
Urmaklıga kasd idenün düşem öpem ayagını
Çeviri: Her kim bizi yererse, Hak dileğini versin ona,
Bana vurmaya kastedenin, eğilip öpeyim ayağını.
Yermek: Yeriyorsa, kötülüyorsa, ayıplıyorsa.
5
Kim bize taş atarısa güller nisâr olsun ana
Çırâguma kasd idenün Hak yandursun çırâgını
Çeviri: Kim bize taş atarsa, güller saçalım ona,
Işığıma kastedenin, Hak yandırsın ışığını.
6
Miskîn gönlün ‘ışk elinden iki büküldi vücûdı
Tevbe kapusından sundum ana îmân tayagını
Çeviri: Garip gönlün aşk elinden, iki büklüm oldu vücudu,
Tövbe kapısından sundum ona, iman dayanağını.
Açıklama: Aşkla bükülen gönül, tövbe kapısına imanla yaslanır.
7
Gel imdi iy miskîn Yûnus hevâseti elden bırak
Çalab'um rûzı eyle bize kanâ‘at bıçagını
Çeviri: Gel şimdi ey miskin Yunus, hevesleri elden bırak,
Tanrı'm nasip eyle bize, kanaatbıçağını. (Yetinme)
Çalab: Tanrı, Yaratıcı,ilah.
Kanaat: Yetinme, elindekine razı olma.
Açıklama: En büyük zenginlik yetinmektir.
*
1
Gerçek ‘âşık olanlarun hemen dostı sever cânı
Unıdur kibr ü kînini ma‘şûka terk ider cânı
Çeviri: Gerçek aşık olanların canı, sadece Dost'u sever,
Unutur kibir ve kinini, sevgiliye terk eder canını.
Kibir: Kendini beğenme, büyüklük taslama.
Maşuka: Sevilen, aşık olunan.
2
Gerçek ‘âşık ögüt bilmez zire ögüt assı kılmaz
Karâr itmez ögüt ile bulmak ister ol Sübhân'ı
Çeviri: Gerçek aşık öğüt bilmez, çünkü öğüt fayda etmez,
Yerinde duramaz öğüt ile, bulmak ister o Sübhan'ı.
Zira: Çünkü- şundan dolayı.
Sübhan'ı: Her türlü kusurdan uzak olanı.
3
Gerçek ‘âşık olanlarun yüzinde nişânı olur
Dün ü güni turmaz akar gözleri yaşınun kanı
Çeviri: Gerçek aşık olanların, yüzünde işareti olur,
Gece gündüz durmaz, akar gözyaşının kanı.
Açıklama: Gözlerinden kanlı yaşlar akar.
4
Bu cümle ‘âlem sevdügi bu dîn ile bu îmândur
Va'llâhi ışksuz gerekmez şol dîn ile şol îmânı
Çeviri: Bu bütün Alemin sevdiği, bu din ile bu imandır,
Vallahi aşksız istemem, bu din ile bu imanı.
5
Bir ucına varurısa ayru degül ‘âşık cânı
Sorun cümle ‘âşıklara kıldan kıla bilür anı
Çeviri: Bir olana varınca, Hak’tan, ayrı değildir aşığın canı,
Sorun bütün aşıklara, kıldan kıla kadar bilir onu.
Ucuna: Sonuna, varılacak noktasına.
Kıldan kıla: İnceden inceye, en küçük ayrıntısına kadar.
Açıklama: Arayışın sonu vahdettir. (birliktir)
6
Evvel-âhir Hayyü'l-Kayyûm ‘âşıklara ma'şûkıdı
Aklun varısa hisâb it geçiser bu ‘ışk devrânı
Çeviri: Evvelinde ve sonunda Hayyü’l-Kayyum, aşıkların sevgilisiydi,
Aklın varsa hesap et, geçip gidecek bu aşkın devranı.(zamanı)
Evvel-âhir: Başlangıçta ve sonda, ezeli ve ebedi.
Hayyü'l-Kayyûm: Diri olan ve her şeyi ayakta tutan.
Devrânı: dönemi: Zamanı, devri, talih ve dünya çarkını.
Açıklama: Vakit ganimettir. Dünya hayatı bitmeden özünü bul.
7
Her kim ‘âşıkam diyüben hasret geçürür varısa
Gözi hicâblıdur anun görinmedi ‘ışk nihânı
Çeviri: Her kim aşığım diyerek, hasret çekiyorsa,
Onun gözü perdelidir, görünmedi ona aşkın sırrı.
Açıklama: Gönül gözü kapalı olan aşkın gizli sırrını göremez, kördür.
8
Yûnus yüzün kaldurmagıl ‘âşıklarun ayagından
Fidî eyle yüz bir cânı anda bulasın sultânı
Çeviri: Yunus, yüzünü kaldırma aşıkların ayağından,
Feda eyle yüz bin canı, orada bulursun sultanı.
*
1
Erenler bir denizdür ‘âşık gerek talası
Bahrî gerek denizden girüp gevher alası
Çeviri: Erenler bir denizdir, aşık ona dalmalı,
Dalgıç olmalı ki, denizden girip mücevheri alsın.
Bahrî: Denizci. Denize dalan, deryayı bilen.
Gevher: Mücevher. İnci, değerli taş.
2
Gine biz bahrî olduk denizden gevher alduk
Sarrâf gerek gevherün kıymetini bilesi
Çeviri: Yine biz denizci olduk, denizden mücevher aldık,
Sarraf gerek, mücevherin kıymetini bilsin diye.
Sarraf: Altın ve mücevherden anlayan uzman.
3
Yüri var epsem ol a ne simsârlık satarsın
Alî gibi er gerek iş bu sırra eresi
Çeviri: Yürü, sus, A! niye simsarlık satarsın,
Ali gibi Er gerek, işte bu sırra ermeye.
Simsârlık: Aracılık, komisyonculuk. Burada bildiğiyle hava atmak, pazarlamacılık yapmak.
Er: Yiğit, olgun kişi.
Açıklama: Özü aşk olmayanın lafla dervişlik taslaması boşadır.
4
Muhammed Hakk'ı bildi Hakk'ı kendüde gördi
Cümle yirde Hak hâzır göz gerekdür göresi
Çeviri: Muhammed Hakk’ı bildi, Hakk’ı kendinde gördü,
Her yerde Hak hazırdır, göz gerekir görmeye.
Açıklama: Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır.
5
Dile rızkını Hak'dan nahnu kesemnâ pinhân
Nefsin bilmiş er gerek göz hicâbın silesi
Çeviri: Dile rızkını Hak'tan, "biz paylaştırdık" ayet sırrı gizlidir,
Nefsini bilen Er gerek, göz perdesini silmeye.
"Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık." Zuhruf Suresi, 32.
Er: Yiğit, olgun kişi.
Açıklama: “Nefsini bilen Rabbini bilir”.Hadis
6
Didüm iş bu nefesi ‘âşıklar hükmiyile
Bâhıllıksuz er gerek bir karâra durası
Çeviri: Dedim işte bu sözü, aşıkların hükmüyle.
Cömert Er gerek, bir kararda durmaya.
Açıklama: İstikamet kerametten üstündür.
7
Âlimler kitâb düzer karayı aka yazar
Gönüllerde yazılur bu kitâbun sûresi
Çeviri: Âlimler kitap yazar, kara mürekkebi beyaz kağıda yazar,
Ama gönüllerde yazılır, bu kitabın suresi.
Suresi: Bölümü.
8
Yüri hey sûfî zerrâk ne sâlûslık satarsın
Hak'dan artuk kim ola kula dilek viresi
Çeviri: Yürü hey ikiyüzlü sofu, ne gösteriş satarsın,
Hak'tan başka kim olur, kula dileğini verecek.
Sofu: Şekilci dindar anlamında kullandı.
9
Hak duragı gönülde âyâtı var Kur'ân'da
Arş'dan yukarı cânda ‘ışk burcınun kulesi
Çeviri: Hak durağı gönüldedir, ayetleri var Kuran'da,
Arş’tan yukarı candadır, aşk kalesinin kulesi.
Açıklama: Tevhit çocuğu gönüldedir. Aşk en yüksek sığınaktır.
10
Şöyle delü olmışam bilmezin dünden güni
Yüregümde işledi ‘ışk okınun yaresi
Çeviri: Öyle deli olmuşum, bilmem gece gündüzü,
Yüreğime işledi, aşk okunun yarası.
İşledi: Derine indi, nüfuz etti, etkisini gösterdi.
11
Gel imdi miskîn Yûnus tut erenler etegin
Cümlesi miskînlikde yoklugımış çâresi
Çeviri: Gel şimdi garip Yunus, tut Erenlerin eteğini.
Hepsinin çaresi, gariplikte ve yokluktaymış.
Miskînlikde: Alçakgönüllülükte, Kendi acziyetini bilmekte.
Yoklukmuş: Nefsini yok etmek.
*
1
Pâdişâhlar pâdişâhı ol Ganî
Emrile viribidi bize cânı
Çeviri: Padişahlar padişahı o Gani (çok zengin),
Emriyle gönderdi bize canı.
Padişahlar padişahı: Sultanlar sultanı.
Gani: Çok zengin, kimseye muhtaç olmayan.
2
Od u su vü topragı yili bile
Anunıla bünyâd eyledi teni
Çeviri: Ateş, su, toprak ve hava ile birlikte,
Onlarla inşa etti bedeni.
3
Yaratdı yitmiş iki dürlü dili
Arada üstün kodı müsülmânı
Çeviri: Yarattı yetmiş iki türlü dili,
Aralarında üstün etti Müslümanı.
Yitmiş iki: Yetmiş iki, Tüm milletleri/insanlığı temsil eder.
4
Biz müsülmân Muhammed ümmetine
Hil‘ât virdün bize dîn ü îmânı
Çeviri: Biz Müslüman Muhammed ümmetine,
Şeref elbisesi olarak verdin bize, din ve imanı.
5
Cân nûrdandur nûra karışırısan
Ayb eyleme sûret olursa fânî
Çeviri: Can nurdandır, nura karışacak,
Ayıp sayma, suretin olunca fani.(geçici).
Sûret: dış görünüş: Beden, şekil, görünüş
Açıklama: Beden yok olup giderse bunu kusur sayma;
6
Zekeriyyâ agaca sıgınmagın
Bıçguyıla iki dildürdün anı
Çeviri: Zekeriya ağaca sığındığında,
Bıçkıyla ikiye böldürdün onu.
Bıçkı: Testere, kesici alet.
7
Eyyûb'un kurda yidürdün tenini
Sabrıla buldı o dahı dermânı
Çeviri: Eyüp'ün kurda yedirdin tenini,
Sabırla buldu o dahi dermanı.
Dermanı: Şifayı, çareyi.
8
Ya‘kûb'ı agladup aldun gözlerin
Yûsuf'ı Mısr'un sen itdün sultânı
Çeviri: Yakub'u ağlatıp aldın gözlerini,
Yusuf'u Mısır'ın sen sultanı ettin.
9
Kamuya söz söyledür ‘ibret içün
Yûnus'ı da söyledür ol Sübhân'ı
Çeviri: Herkese söz söyletir ibret için,
Yunus’u da söyleten O Sübhân’dır.
Sunhan: Eksizsiz olan
*
1
Niçe bir besleyesin bu kaddile kâmeti
Düşdün dünye zevkına unutdun kıyâmeti
Çeviri: Daha ne kadar besleyeceksin, bu boyu bosu,
Düştün dünya zevkine, unuttun kıyameti.
Kıyameti: Hesap gününü.
2
Toprakdan yaratıldun yine toprakdur yirün
Toprak olan kişiler n'ider bu ‘alâmeti
Çeviri: Topraktan yaratıldın, yine topraktır yerin,
Toprak olan kişiler, ne etsin bu gösterişi.
3
Uslu degül delüdür yüce sarâylar yapan
Âkıbet vîrân olur cümlenün ‘imâreti
Çeviri: Akıllı değil delidir, büyük saraylar yapan,
Akıbet harap olur, bütün imareti.(binaları)
Akıbet: Sonunda
Viran: Yıkık, harap.
İmâreti: Yapısı, Binası, Bayındırlığı.
Açıklama: Sonunda herkesin kurduğu bütün yapılar yıkılıp gider.
4
Düriş kazan yi-yidür bir gönül ele getür
Yüz Ka‘be'den yigrekdür bir gönül ziyâreti
Çeviri: Çabala kazan ye yedir, bir gönül ele geçir,
Yüz Kâbe’den üstündür, bir gönül ziyareti.
5
Kerâmetüm var diyen halka sâlûslık satan
Nefsin müsülmân itsün varısa kerâmeti
Çeviri: Kerametim var diyerek, halka ikiyüzlülük satan,
Nefsini Müslüman etsin, varsa kerameti.
Kerâmetüm: Manevi üstünlüğüm, olağanüstü halim
6
Nefsin müsülmân iden Hak yola togru giden
Yarın ana olısar Muhammed şefâ‘ati
Çeviri: Nefsini Müslüman eden, Hak yoluna doğru giden,
Yarın ona olacak, Muhammedin şefaati.
7
Yüz bin peygamber gele hîç şefâ‘at olmaya
Vay eger olmazısa Allah'un ‘inâyeti
Çeviri: Yüz bin peygamber gelse, hiç şefaat olmaz,
Vay eğer olmazsa, Allah'ın yardımı.
Vay: Eyvah
İnâyeti: Yardımı, Lütfu, İyiliği.
8
Yûnus imdi sen dahı girçeklerden olıgör
Girçek erenler imiş cümlenün ziyâreti
Çeviri: Yunus şimdi sen dahi, özü dürüst oluver,
Bütün ziyaretler, gerçek erenleri bulmak içindir.
Girçeklerden: Hakikat erlerinden, özü doğru dürüst olanlardan.
Açıklama: Kurtuluş, ancak tam bir doğruluk ve samimiyetle mümkündür.
*
1
Işkun aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanaram düni güni
Bana seni gerek seni
Çeviri: Aşkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni.
Ben yanarım gece gündüz,
Bana seni gerek seni.
2
Ne varlıga sevinürem
Ne yokluga yirinürem
Işkunıla avınuram
Bana seni gerek seni
Çeviri: Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa üzülürüm.
Aşkınla avunurum,
Bana seni gerek seni.
Işkunıla: Aşkınla.
3
Işkun ‘âşıklar öldürür
Işk denizine taldurur
Tecellîyile toldurur
Bana seni gerek seni
Çeviri: Aşkın aşıkları öldürür,
Aşk denizine daldırır.
Tecellisiyle doldurur,
Bana seni gerek seni.
Tecelli: Ortaya çıkma, belirme, görünme.
4
Işkun zencîrini üzem
Delü olam taga düşem
Sensin dün ü gün endîşem
Bana seni gerek seni
Çeviri: Aşkın zincirini koparayım,
Deli olayım dağa düşeyim.
Sensin gece gündüz düşüncem,
Bana seni gerek seni.
5
Eger beni öldüreler
Külüm göge savuralar
Topragum anda çagura
Bana seni gerek seni
Çeviri: Eğer beni öldürseler,
Külümü göğe savursalar.
Toprağım orada çağırır,
Bana seni gerek seni.
Külüm: külüm: Yanıp biten varlığımın kalıntısı.
6
Sûfîlere sohbet gerek
Ahîlere âhret gerek
Mecnûn'lara Leylâ gerek
Bana seni gerek seni
Çeviri: Sufilere sohbet gerek,
Kardeşlere ahiret gerek.
Mecnunlara Leyla gerek,
Bana seni gerek seni.
Sûfîlere: Hak yolundakilere.
Ahî: kardeş: Eli açık, cömert, yiğit, Ahilik teşkilatı mensubu.
7
Ne Tamu'da yir eyledüm
Ne Uçmak'da köşk bagladum
Senün içün çok agladum
Bana seni gerek seni
Çeviri: Ne cehennemde yer eyledim,
Ne cennette köşk kurdum.
Senin için çok ağladım,
Bana seni gerek seni.
8
Cennet Cennet didükleri
Bir ev ile bir kaç Hûrî
İsteyene virgil anı
Bana seni gerek seni
Çeviri: Cennet cennet dedikleri,
Bir ev ile birkaç huri,
İsteyene ver onu,
Bana Seni gerek Seni.
9
Yûsuf eger hayâlüni
Düşde göreydi bir gice
Terk ideyidi mülklerin
Bana seni gerek seni
Çeviri: Yusuf eğer hayalini,
Rüyada göreydi bir gece,
Terk ederdi mülklerini,
Bana Seni gerek Seni.
Yusuf: Güzelliğiyle bilinen peygamber.
10
Yûnus çagururlar adum
Gün geçdükçe artar odum
İki cihânda maksûdum
Bana seni gerek seni
Çeviri: Yunus çağırırlar adımı,
Gün geçtikçe artar ateşim,
İki dünyada da tek isteğim,
Bana Seni gerek Seni.
*
1
Dilsüzler haberini kulaksız dinleyesi
Dilsüz kulaksuz sözin cân gerek anlayası
Çeviri: Dilsizlerin haberini, kulaksız dinlemeli,
Dilsiz ve kulaksızın sözünü, can lazım ki anlamalı.
Açıklama: mana dili sessiz,sözsüzdür.
2
Dinlemedin anladuk anlamadın dinledük
Girçek erün bu yolda yoklukdur ser-mâyesi
Çeviri: Dinlemeden anladık, anlamadan dinledik,
Gerçek erin bu yolda, yokluktur sermayesi.
Yoklukdur: Hiçliktir, benlikten geçmektir.
Sermayesi: Anaparası, temel varlığı.
Açıklama: İletişimin birinci kuralı, anlamaya çalışarak dinlemekir.
3
Biz sevdük ‘âşık olduk sevildük ma‘şûk olduk
Her dem yini dirlikde sizden kim usanası
Çeviri: Biz sevdik âşık olduk, sevildik sevilen olduk,
Her an yeni bir yaşamda, sizden kim usanır.
Maşûk: Sevilen, aşk duyulan.
4
Yitmiş iki dil seçdi aramuza söz düşdi
Ol bakışı biz bakduk yirmedik ‘âm u hâsı
Çeviri: Yetmiş iki dil seçti, aramıza söz düştü,(tartışma)
O bakışla biz baktık, yermedik halkı ve seçkinleri.
Söz: Tartışma, niza, boş laf.
Yermedik: Ayıplamadık, eleştirmedik.
5
İy Yûnus imdi velî yirde gökde toptolı
Her bir taşun altında bir İmrânoglı Mûsî
Çeviri: Ey Yunus, şimdi o veli yerde ve gökte dopdoludur,
Her bir taşın altında, bir İmran oğlu Musa vardır.
Velî: Dost, Allah’ın sevgisine mazhar olmuş ermiş kişi.
Mûsî: Musa Peygamber.
*
1
Nasîhat kandîlinden bir işâret göründi
Tenüm içinde cânum andan yana süründi
Çeviri: Nasihat lambasından, bir işaret göründü,
Bedenim içindeki canım, o tarafa doğru sürüklendi.
2
Nefsümün ejdehâsı döndi bana haml'itdi
Kanâ‘at hay dimezse hakîkatdür yir indi
Çeviri: Nefsimin ejderhası döndü, bana hamle etti,
Kanaat “Hay” demezse, hakikaten yer çöker.
Kanaat: Elindekine razı olma, yetinme, hırstan arınma.
Hay: "Yaşayan, diri olan" (Allah'ın ismi) Durdurma ünlemi.
Açıklama: Yetinme,razı gelme kılıcı nefise, Hay! Dur! Kendine gel! diyerek engel olmazsa ahlak çöker.
3
Kanâ‘ati yar idin uyma nefs dilegine
İresin hakîkate yirün buldun tur indi
Çeviri: Kanaati dost edin, uyma nefsin dileğine,
Hakikate erersin, yerini buldun dur artık.
4
Kanâ‘at didügini eger sen tutmazısan
Nefsüne uyarısan ser-gerdân ol var indi
Çeviri: Kanaatin dediğini, eğer sen tutmazsan,
Nefsine uyarsan, git şaşkın ve perişan ol artık.
5
Yûnus Hak tecellîsin şâ‘ir dilinden söyler
Cânda gevher varısa Hak'dan yana yürindi
Çeviri: Yunus, Hak tecellisini, şair dilinden söyler,
Canda mücevher varsa eğer, Hak'tan yana yürür.
Hak: Allah, mutlak gerçek.
Gevher: Mücevher, öz, kıymetli asıl.
*
1
Ömrüm beni sen aldadun
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Beni deprenimez kodun
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Ömrüm beni sen aldattın,
Ah ne edeyim seni ömrüm,
Beni hareketsiz bıraktın,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Ömrüm: Hayat sürem, yaşamım.
2
Benüm varum hep sen idün
Cânum içinde cân idün
Hem sen bana sultân idün
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Benim varlığım hep sen idin, Canım içinde can idin,
Hem sen bana sultan idin,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
3
Gönlüm sana egleridüm
Gül diyüben yıylarıdum
Garîbseyüp aglarıdum
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Gönlümü sana bağlardım,
-Gül diyerek koklardım
Gariplik çekip ağlardım,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Açıklama: Yalnızlık içinde ağlayarak geçen ömre çaresizce sitem ederim.
4
Giderimiş bunda gelen
Dünyâ işi cümle yalan
Aglar ‘ömrin yavı kılan
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Buraya gelen gidermiş,
Dünya işinin tamamı yalan,
Ağlar ömrünü boşa harcayan,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
5
Hayrum şerüm yazılısar
Ömrüm ipi üzüliser
Gidüp sûret bozulısar
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Hayrım şerrim yazılacak,
Ömrümün ipi kopacak,
Bedenim gidip bozulacak,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Hayrum: İyiliğim, sevabım.
Şerüm: Kötülüğüm, günahım.
6
Bârî koyuban kaçmasan
Göçgünci gibi göçmesen
Ölüm şarâbın içmesen
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Bari bırakıp kaçmasan,
Göçmen gibi göçmesen,
Ölüm şarabını içmesen,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Bârî: Hiç olmazsa.
7
Birgün ola sensüz kalam
Kurda kuşa ögün olam
Çürüyüben toprak olam
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Bir gün olur sensiz kalırım, Kurda kuşa öğün (yem) olurum,
Çürüyüp toprak olayım,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
8
Miskîn Yûnus bilmez misin?
Yoksa nazar kılmaz mısın?
Ölenleri anmaz mısın?
Âh n'ideyin ‘ömrüm seni
Çeviri: Zavallı Yunus bilmezmisin?
Yoksa hiç bakmazmısın?
Ölenleri anmazmısın?
Ah ne edeyim ömrüm seni.
*
1
Bu ne gülecek yirdür aglasana key katı
Azrâîl seni kovar katı cân ‘alâmeti
Çeviri: Bu dünyamı gülünecek yerdir, ağlasana çokça,
Azrail seni amansızca kovalar, canın gitmesine işarettir.
2
Sanma kalasın bunda gensüz varasın anda
Anca yatasın sinde görince kıyâmeti
Çeviri: Sanma kalırsın burada, elinde olmadan varırsın oraya,
Anca (öylece) yatarsın mezarda, görünceye kadar kıyameti.
Anca: Öylece.
3
Mâl u mülkden ayrılup sine varasın turup
Münker ü Nekir gelüp su'âl idiser katı
Çeviri: Mal ve mülkten ayrılıp, mezara varırsın öylece,
Sorgu melekleri gelip, soru soracak çok çetin.
Münker ü Nekir: Kabirde sorgu yapan iki melek.
4
İki ferişteh ine gele karşuna kona
Günâhlarunı yaza sala boynuna biti
Çeviri: İki melek iner, gelip karşına konar,
Günahlarını yazar, asar boynuna karneni.
5
Günâhlarun tartalar andan Sırât'a ilteler
Zebânîler dutalar figânlar ola katı
Çeviri: Günahlarını tartarlar, ondan sonra Sırat'a iletirler,
Zebaniler tutarlar, feryatlar olur çok şiddetli.
Sırât'a: Sırat köprüsüne.
Zebânîler: zebaniler: Cehennemde görevli melekler.
6
İsrâfîl sûrın ura halâyık turı gele
Baş açuk yalın ayak ıssılar ola katı
Çeviri: İsrafil sura vurur, tüm yaratılmışlar ayağa kalkıp gelir,
Başı açık, yalın ayak, sıcaklar olur çok şiddetli.
İsrâfîl: Kıyamet günü boruyu üfleyecek melek.
Yalın ayak: Ayakkabısız, çıplak ayakla.
7
Ata oguldan beze bakmaya ana kıza
Şol gün geliser bize unutma ‘arasâtı
Çeviri: Baba oğuldan bezer, anne kızına bakmaz.
O gün gelecek bize, unutma mahşer meydanını.
Beze: Bezer, bıkar, vazgeçer.
Mahşer meydanı, Arasât meydanı: Kıyamet günü insanların toplanacağı büyük meydan.
8
Yûnus günâhun çokdur sen aglarısan hakdur
Yarın sana gerekdür Muhammed şefâ‘ati
Çeviri: Yunus günahın çoktur, sen ağlarsan haktır (yerindedir),
Yarın sana gereklidir, Muhammed'in şefaati.
*
1
Kime gönül virdümise benümile yâr olmadı
Hâlüm bilüp derdüm sorup bana vefâdâr olmadı
Çeviri: Kime gönül verdimse, benimle yâr olmadı (dost),
Halimi bilip derdimi sorup, bana vefalı olmadı.
Yâr: Sevgili, dost, yardımcı.
Vefâdâr: Vefalı, sadık, sözünde duran.
2
Hak'dan meger takdîr idi gönül sana ‘âşık idi
Hiç kimsene bencileyin derde giriftâr olmadı
Çeviri: Meğer Hakk'ın takdiriydi, gönül sana aşık idi,
Hiç kimse benim gibi, derde düşen olmadı.
Takdîr: Alın yazısı, kader.
3
Işkdan degül şikâyetüm kendü tâli'ümden durur
Kendü yolın aramayan câhildür ol er olmadı
Çeviri: Aşktan değildir şikayetim, kendi talihimdendir,
Kendi yolunu aramayan cahildir, Er olmadı. (gerçek insan)
Tâli'ümden: Şansımdan, talihimden, kaderimden.
Er: Olgun kişi, gerçek insan, yiğit.
4
Işk bir ulu hil‘at durur bir niçeye virdi Çalap
Bir niçeler mahrûm kalup ‘ışkdan haberdâr olmadı
Çeviri: Aşk bir yüce kaftandır, birçoğuna verdi Tanrı,
Birçoğu mahrum kalıp, aşktan haberdar olmadı.
Hil‘at: Onurlandırmak için giydirilen değerli giysi, kaftan, ihsan.
Çalap: (Eski Türkçe) Tanrı,İlah,yaratıcı.
5
Işk bir ulu nazar durur ‘âşık cânı dîdâr durur
Işkı olmayan gönüller vîrânedür şâr olmadı
Çeviri: Aşk bir ulu nazardır (bakıştır), aşığın canı ilahi yüzdür,
Aşkı olmayan gönüller, harabedir şehir olmadılar.
Ulu: Yüce.
Vîrânedür: Yıkık dökük yerdir, harabedir.
6
İbrâhîm'e Nemrûd odın ‘ışkdur gülistân eyleyen
Işkdan çün irdi bir nazar gül-zâr oldı nâr olmadı
Çeviri: İbrahim'e Nemrut ateşini, gül bahçesi eden aşktır,
Aşktan bir bakış ulaştı, gül bahçesi oldu ateş olmadı.
Nemrûd: İbrahim Peygamber'i ateşe atan zalim hükümdar.
7
Yaradıldı yir ile gök Muhammed dostlıgına
Levlâk ana delîl durur ansuz yir ü gök olmadı
Çeviri: Yaratıldı yer ile gök, Muhammed'in dostluğuna,
"Sen olmasaydın" hadisi ona delildir, onsuz yer ve gök olmazdı.
Levlâk: "Sen olmasaydın" Kudsi hadise atıf: "Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım".
8
Işkda kahırlar çok olur ‘ışk erine gayret muhâl
Yûnus ‘âşık oldunısa ‘âşıklarda ‘âr olmadı
Çeviri: Aşkta kahırlar çok olur, aşk erine başka yöne gayret imkânsızdır,
Yunus, aşık oldun ise, aşıklar aşığım diye utanmaz.
Işk erine: Aşk yolcusuna, hakiki aşığa.
*
1
Müsülmânlar zamâne yatlu oldı
Helâl yinmez harâm kıymetlü oldı
Çeviri: Müslümanlar, -zaman kötü oldu,
Helal yenmez, haram kıymetli oldu.
2
Okınan Kur'ân'a kulak tutulmaz
Şeytânlar semirdi kuvvetlü oldı
Çeviri: Okunan Kuran’a kulak verilmez,
Şeytanlar semirdi, kuvvetli oldu.
Kur'ân'a: Kur'an'a: Allah'ın kelamı olan kitap.
3
Harâm ile hamîr tutdı cihânı
Fesâd işler iden hürmetlü oldı
Çeviri: Haram ile içki, tuttu cihanı,
Fesat işler yapan, hürmetli oldu.
Hürmetlü: Saygın, itibarlı, değer gören.
Fesat: bozuculuk: Karıştırıcılık, düzen bozma, kötülük.
4
Kime kim Tanrı'dan haber virürsen
Kakır başın salar hüccetlü oldı
Çeviri: Her kime ki Tanrı'dan, haber verirsen,
Kızıp başını sallar, sözde delilli oldu.
Açıklama: Haksız kişi, hatalarını savunmak için ustaca bahaneler üretir.
5
Şakird üstâdıla ‘arbede kılur
Ogul atayıla ‘izzetlü oldı
Çeviri: Öğrenci hocasıyla kavga eder,
Oğul babasına büyüklük taslar oldu.
6
Fakîrler miskînlikden çekdi elin
Gönüller yıkuban heybetlü oldı
Çeviri: Fakirler mütevazilikten çekti elini,
Gönüller incindi, heybetli oldular.
Açıklama: İnsanlar kalp kırarak güç kazanıp, çevrelerine korku salıyor.
7
Peygamber yirine geçen hocalar
Bu halkun başına zahmetlü oldı
Çeviri: Peygamber’in yerine geçen hocalar,
Bu halkın başına zahmetli oldu.
8
Dutulmaz oldı Peygamber hadîsi
Halâyık cümle Hak'dan utlu oldı
Çeviri: Tutulmaz oldu Peygamber’in sözü,
Tüm yaratılmışlar, Hak’tan kopup güya kazançlı oldu.
9
Yûnus gel ‘âşıkısan tevbe eyle
Nasûha tevbe ucı kutlu oldı
Çeviri: Yunus gel, aşıksan tövbe eyle,
Nasuh tövbesinin sonu, kutlu oldu.
Tevbe eyle: Pişmanlık duy, hatalardan dön.
Nasûha: Bozulmayan, en içten, kesin (tövbe).
Kutlu: mübarek: Uğurlu, kutsal, saadet getiren. (Eski Türkçe)
*
1
Geldi geçdi ‘ömrüm benüm şol yil esüp geçmiş gibi
Hele bana şöyle gele şol göz açup yummış gibi
Çeviri: Geldi geçti ömrüm benim, sanki rüzgar esip geçmiş gibi,
Hele bana şöyle gelir, göz açıp yummuş gibi.
Hele: Hele ki, özellikle, doğrusu.
2
İşbu söze Hak tanukdur bu cân gevdeye konukdur
Bir gün ola çıka gide kafesden kuş uçmış gibi
Çeviri: İşte bu söze Hak tanıktır, bu can gövdeye konuktur,
Bir gün olur çıkar gider, kafesten kuş uçmuş gibi.
3
Miskîn Âdem oglanını benzetmişler ekinciye
Kimi biter kimi yiter yire tohum saçmış gibi
Çeviri: Aciz Âdemoğlunu, benzetmişler çiftçiye,
Kimi biter kimi yiter, yere tohum saçmış gibi.
4
Bu dünyede bir nesneye yanar içüm göyner özüm
Yigid iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi
Çeviri: Bu dünyada bir şeye, yanar içim sızlar özüm,
Genç iken ölenler, yeşil ekini biçmiş gibidir.
Gök ekini: Yeşil ekini, yeşil bitki, henüz olgunlaşmamış tarla.
Açıklama: Genç yaşta gelen ölüm, ekinin henüz yeşilken erkenden biçilmesine benzetilmiştir.
5
Bir hastaya vardunısa bir içim su virdünise
Yarın anda karşu gele Hak şarâbın içmiş gibi
Çeviri: Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdinse,
Yarın orada karşına gelir, Hak şarabını içmiş gibi.
Hak şarâbın: Allah’ın aşk şerbetini, ilahi şarabı.
6
Bir miskîni gördünise bir eskice virdünise
Yarın anda sana gele Hak şarâbın içmiş gibi
Çeviri: Bir garibi gördünse, bir eski elbise verdin ise,
Yarın orada sana gelir, Hak şarabını içmiş gibi.
7
Yûnus Emre bu dünyâda iki kişi kalur dirler
Meger Hızır-İlyâs ola Âb-ı Hayât içmiş gibi
Çeviri: Yunus Emre, bu dünyada iki kişi kalır derler.
Meğer Hızır ile İlyas olur, hayat suyunu içmiş gibi.
Âb-ı Hayât: Hayat suyu, ölümsüzlük iksiri.
*
1
Eşkere kıldum bugün pinhânumı
Cân virüben buldum ol cânânumı
Çeviri: Açık ettim bugün gizlimi,
Canımı vererek buldum o cananımı.(sevdiğimi)
2
Cân gönül hayrân kalupdur ma'şûka
Ma‘şûkıla sürerem devrânumı
Çeviri: Can ve gönül, sevgiliye hayran kalmıştır,
Sevgiliyle sürerim zamanımı.
3
Derd gerekdür derd gerekdür derd gerek
Kim gerek derde virem dermânumı
Çeviri: Dert gerekir, dert gerekir, dert gerek,
Ki o dert uğruna, feda edeyim dermanımı.
Dermânumı: Çaremi, ilacımı, rahatımı.
Açıklama: İlahi aşk derdi için tüm derman feda edilmelidir.
4
Bî-mekânam anun içün dünyede
Kimsene bilmez benüm mekânumı
Çeviri: Mekânsızım onun için dünyada,
Kimse bilmez benim mekânımı.
5
Kânı buldum n'iderem ben ayrugı
Yagmâya virdüm bugün dükkânumı
Çeviri: Madeni buldum, ne yapayım ben başkasını,
Yağmaya verdim, bugün dükkânımı.
Yagmâya: Talan edilmeye, her şeyin kapışılmasına, gönüllü dağıtmaya.
6
Top benem çevgânı aldum çalaram
Kim ala bu topdan meydânumı
Çeviri: Top benim, değneği aldım, topu sürerim.
Kim alabilir bu toptan meydanımı.
Çevgânı: Eğri uclu oyun değneği.
Açıklama: Kul, ilahi kudretin elinde bir top gibi teslim olmuştur.
7
Yir benümdür gök benümdür ‘Arş benüm
Gör niçesi germişem sayvânumı
Çeviri: Yer benimdir, gök benimdir, Arş benim,
Gör nasıl germişim gölgeliğimi.
Açıklama: Hak aşığı manevi saltanatını tüm evrene yaymıştır.
8
Yûnus oldıysa adum pes ne ‘aceb
Okuyalar defter ü dîvânumı
Çeviri: Adım Yunus olduysa, öyleyse nesi acayip,
Okusunlar defterimi ve divanımı.
Dîvânumı: Şiirlerimin toplandığı eserimi.
Açıklama: Şair, bıraktığı eserlerin ve gelecek nesillerce anlaşılmasını arzu eder.
*
1
İy yârenler eydimezem cânum neye taldugını
Dilile vasf idemezem gönlümi kim aldugını
Çeviri: Ey dostlar, söyleyemem canımın neye daldığını,
Dille tarif edemem, gönlümü kimin aldığını.
2
Gönlüm tolı sıgmaz dile ‘âşıkdur ol kim hâl bile
Işk niçeyi virdi sile anlayamaz n'oldugını
Çeviri: Gönlüm doludur dile sığmaz, âşıktır o hâli bilen,
Aşk nice kişiye vurdu sille,(tokat) anlayamaz ne olduğunu.
Sile: Sille: tokat.
3
Işkdan haber bilenlerün ‘ışk derdile tolanlarun
Küfri îmân olanlarun ‘ayıblaman güldügini
Çeviri: Aşktan haber bilenlerin, aşk derdiyle dolanların,
Küfrü iman olanların, ayıplamayın güldüğünü.
Açıklama: Zıtlıkları birleyip hakikate erenlerin manevi neşesini dışarıdan bakıp kınamayın.
4
Aglamak gülmek ‘âşıka dirilmek ölmek ‘âşıka
Kahırla lutfı bir bilür bilmez melûl oldugını
Çeviri: Ağlamakda gülmek de aşığa, yaşamak ölmek de aşığa,(için)
Kahrı da lütfu da bir bilir, bilmez üzgün olduğunu.
Kahırla: Zorluk, cefa, üzüntü, sıkıntı ile.
Lutfı: İyilik, bağış, güzellik, hoşluk.
5
Işk Yûnus'ı eyledi lâl Yûnus kanı ‘ışka helâl
Kon varın itsün pâyimâl görmesün ayruldugını
Çeviri: Aşk, Yunus'u susturdu, Yunus’un kanı aşka helaldir,
Bırak benliğini ayaklar altına alsın, görmesin ayrıldığını.
Lâl: Dili tutulmuş, konuşamaz hale gelmiş, dilsiz.
*
1
Erenlerün gönlinde ol sultân dükkân açdı
Niçe bizüm gibiler anda konuban göçdi
Çeviri: Erenlerin gönlünde, O Sultan dükkân açtı,
Nice bizim gibiler, orada konaklayıp göçtü.
Erenlerün: Hakka ermişlerin, gönül erlerinin.
2
Cümle erenler uçdı taglar yazılar geçdi
Işk kazanına düşdi kaynayubanın bişdi
Çeviri: Bütün Erenler uçtu, dağları ovaları geçti,
Aşk kazanına düştü, kaynayarak pişti.
3
Bu dünyenün meseli benzer murdâr gevdeye
İtler murdâra üşdi Hak dostı kodı kaçdı
Çeviri: Bu dünyanın örneği, benzer murdar bedene,
Köpekler leşe üşüştü, Hak dostu bıraktı kaçtı.
Murdâr: Kirli, pis, mundar, leş.
İtler: Köpekler.
Üşüştü: toplandı: Bir yere hep birden hücum etti.
4
Âşık mı diyem ana cân terkini urmadı
Âşık ana diyeler melâmet dile düşdi
Çeviri: Âşık mı diyeyim ona, canını terk etmedi,
Âşık ona desinler, milletin diline düştü.
5
Yine esridi Yûnus Tapduk yüzin görelden
Meger anun gönlinden bir cur'a şerbet içdi
Çeviri: Yine sarhoş oldu Yunus, Tapduk’un yüzünü gördüğünden beri,
Meğer onun gönlünden, bir yudum şerbet içti.
*
1
Bülbül-i haste gül yüzün gördi ‘arasât eyledi
İrdi ‘âşık ma'şûkına şükür beşâret eyledi
Çeviri: Hasta bülbül gül yüzünü gördü, kıyamet kopardı,
Erdi Âşık sevdiğine, şükür müjdesi etti.
2
Gaflet ile yaturıdum şâh nazar eyledi bana
Didi ki uyhudan uyan geldi işâret eyledi
Çeviri: Gafletle yatıyordum, şah bana nazar (bakış) eyledi,
Dedi ki -uykudan uyan, geldi işaret etti.
Gafletle: bilmeden.
3
Hayli zamândı va‘deye salmışıdı za‘îfini
Gördi gönül şikestesin kapdı ‘imâret eyledi
Çeviri: Bir hayli zaman, sözleştiği güne bırakmıştı zayıf kulunu,
Gördü gönül kırığını, alıp onardı.
Vadeye: Söz verilen zamana, süreye.
İmâret: Bayındır kılma, onarma, mamur etme, şenlendirme.
4
Ben garîbün hâtırını sormaga geldi şol sanem
Düzdi gönül sınugını hâtır ziyâret eyledi
Çeviri: Benim garip halimi, sormaya geldi o sevgili,
Düzeltti gönül kırığımı, hatır ziyaret etti.
Sanem: Put, Eski Arapların tapındığı heykeller. mecazen çok güzel sevgili.
5
Gör bu dervîşi Yûnus'ı tercemân-ı lisân okur
Dir ki bu ‘ışkıla beni Tanrı delâlet eyledi
Çeviri: Gör bu derviş Yunus’u, -dilin tercümanı diye çağırırlar,
Der ki -bu aşkla bana, Tanrı yol gösterdi.
Dervîşi: Allah yolunda olan, bir hırka bir lokma ile yetinen kişi.
Tanrı: İlah, yaratıcı.
Açıklama: Yunus artık gönül dilinin ve ilahi aşkın tercümanıdır.
*
1
İsteridüm Allah'ı buldumısa ne oldı
Aglarıdum dün ü gün güldümise ne oldı
Çeviri: Arıyordum Allah'ı, bulduysam ne oldu,
Ağlıyordum gece gündüz, güldüysem ne oldu.
Açıklama: Hakk'ı bulup gülmek, çekilen tüm dertlerin son bulmasıdır.
2
Erenler meydânında yuvalanur top idüm
Pâdişâh çevgânında kaldumısa ne oldı
Çeviri: Erenlerin meydanında, yuvarlanan bir top idim,
Padişahın değneği önünde, top olduysam ne oldu.
Erenler: Manevi olgunluğa erişmiş.
Çevgan: Oyun değneği-sopası- At sırtında oynanan, topu kaleye vurmak için, oyuncuların elinde kullandığı değnekle (sopa). Tasavvufta "kaderi yönlendiren ilahi iradeyi" simgeler.
3
Erenler sohbetinde deste kızıl gül idüm
Açıldum ele geldüm soldumısa ne oldı
Çeviri: Erenlerin sohbetinde, bir deste kırmızı gül idim,
Açıldım, ele geldim, soldum ise ne oldu.
Deste: Bağlam, demet.
4
Âlimler müderrisler medresede buldılar
Ben harâbât içinde buldumısa ne oldı
Çeviri: Âlimler, öğretmenler okulda buldular,
Ben harabe içinde, buldum ise ne oldu.
Medresede: Ders okutulan yer, yükseköğretim kurumu.
5
İşit Yûnus'ı işit uş yine delü olmış
Erenler ma‘nîsine taldumısa ne oldı
Çeviri: Yunus'u işit, işte yine deli olmuş,
Erenlerin manasına, daldım ise ne oldu.
*
1
Andan berü kim ‘ışkun benümle yoldaş oldı
Rahmân yolına beni göstermege baş oldı
Çeviri: O zamandan beri aşkın, benimle yoldaş oldu,
Rahmân yolunu bana, göstermeye baş oldu.(öncü)
Rahmân: Bağışlayan, esirgeyen, tüm varlıklara şefkat gösteren.
Açıklama: İlahi aşk, Rahman yolunda bana rehberlik etmeye başladı.
2
Cânum üzere turdı Rahmân çerisin dirdi
Şeytân ilini urdı key yagmâ tarâş oldı
Çeviri: Canımın üstünde durdu, Rahmân'ın ordusunu topladı,
Şeytanın ülkesini vurdu, iyice yağmalayıp yok etti.
3
Işk nefs iline akdı ne buldıyısa yakdı
Kibir kal‘asın yıkdı anda çok savaş oldı
Çeviri: Aşk nefis ülkesine aktı, ne bulduysa yaktı,
Kibir kalesini yıktı, orada çok savaş oldu.
Nefs: İnsanın dünyevi istekleri, benliği.
Kibir: büyüklenmek: Kendini başkalarından üstün görme, gurur.
4
Dost yüzin ‘ıyân gördüm sır haberlerin sordum
Didi gizlü bilmezsin uş söyledüm fâş oldı
Çeviri: Dost yüzünü açıkça gördüm, sır haberlerini sordum,
Dedi ki - gizliyi bilemezsin, işte söyledim açığa çıktı.
Fâş: Açığa çıkmış, yayılmış, herkesçe duyulmuş.
5
Nefs ili oldı harâb kibr ayaklarda türâb
Gitdi perde vü hicâb dost gözüme tuş oldı
Çeviri: Nefis ülkesi harap oldu, kibir ayak altında topraktır,
Gitti Perde ve engeller, dost gözüme göründü.
6
Işk oldı elüm benüm gösterdi togrı yolum
Hakk'a şükür kim hâlüm bayagıdan hoş oldı
Çeviri: Aşk benim elim oldu, gösterdi doğru yolumu,
Hakk'a şükür ki, halim bayağı iyi oldu.
Bayağı: oldukça, epey.
7
Anlar ki göz açdılar bu dünyeden geçdiler
Bekâya ulaşdılar menzilleri ‘Arş oldı
Çeviri: Onlar ki göz açtılar, bu dünyadan vazgeçtiler,
Sonsuzluğa ulaştılar, konakları Arş oldu.
Bekâya: Ölümsüzlüğe, sonsuzluğa, kalıcılığa.
Arş: Göğün en yüksek katı, ilahi makam.
8
Bunlar bunda kaldılar dünyeye aldandılar
Yalancılar oldılar hep bunlar kolmaş oldı
Çeviri: Bunlar burada kaldılar, dünyaya aldandılar,
Yalancılardan oldular, bunlar hep hileci oldu.
9
Ölenler hâlin bilmez göz açup ögin dirmez
Miskîn Yûnus Emre'nün meger bagrı baş oldı
Çeviri: Ölenler halini bilmez, göz açıp aklını toplamaz,
Zavallı Yunus Emre'nin, Bağrı çıbanbaşı oldu.
Bagrı: Sinesi, kalbi, içi.
Baş eylemek: Çıbanbaşı: yaranın olgunlaşıp uç vermesi, şişip patlayacak hale gelmesi.
Açıklama: Gafletin farkına varıp akıllarını başlarına toplamazlar.
*
1
Işkıla isteridük yine bulduk ol cânı
Gönlek idinmiş geyer sûretile bu teni
Çeviri: Aşk ile arıyorduk, yine bulduk o canı,
Gömlek edinmiş giyer, görünmek için bu bedeni.
2
Girmiş sûretde gezer cümle işleri düzer
Girü kendüye söyler gevherile bu kânı
Çeviri: Girmiş bir bedene gezer, bütün işleri düzenler,
Yine kendine söyler, cevheriyle bu maden.
Açıklama: Söyleyen de söyleten de aynı özdür.
3
Bu dünye bir bâzârdur sûretler olmış dükkân
Bu dükkâna girüben oldur satan bu kânı
Çeviri: Bu dünya bir pazardır, bedenler olmuş dükkan,
Bu dükkana girip, bu madeni satan odur.
4
Bir niçeler kayurur bunca mâlum kaldı dir
Viren oldur alan ol sormaz nedür ziyânı
Çeviri: Birçoğu kaygılanır, -Bunca malım geride kaldı der,
Veren de odur alan da, sormaz ki nedir zararı.
Açıklama: Mülkün gerçek sahibi Allah’tır. Allah, kula rızık verirken-geri alırken zarar hesabı yapmaz.
5
Yûnus imdi sen senden ayru degül hem cândan
Sen sende bulmazısan kanda bulasın anı
Çeviri: Yunus, şimdi sen ne kendinden ne de candan ayrısın.
Sen kendinde bulamazsan, nerede bulabilirsin Onu.
*
1
İy dünyâya aldanan hayırla ihsân kanı
Unutdun âhireti şefkatla îmân kanı
Çeviri: Ey dünyaya aldanan, hani hayır ve iyiliğin,
Unuttun ahireti, hani şefkat ve imanın.
Şefkat: sevecenlik: Acıyarak ve koruyarak sevme, karşılıksız merhamet.
2
Kimde ki şefkat vardur rahmet dahı andadur
Şimdi bir gönli açuk sünnî müsülmân kanı
Çeviri: Kimde şefkat varsa, rahmet onadır,
Şimdi bir gönlü açık, sünni Müslüman hani.(nerede)
Rahmet: Bağışlama, Allah’ın acıması.
Sünnî: Sünnet ehli, inancı düzgün.
Müsülmân: İslam dinine mensup olan.
3
İbrâhîm Halîl geldi Ka‘be'ye bünyâd urdı
Oglına bıçak çaldı İsmâîl kurbân kanı
Çeviri: İbrahim Halil geldi, Kâbe’nin temelini kurdu,
Oğluna bıçak vurdu, hani kurban olan İsmail.
İbrâhîm: İbrahim Peygamber.
Halîl: Dost, Allah’ın dostu.
İsmâîl: İbrahim Peygamber’in oğlu.
4
Şeddâd bir uçmak yapdı Nemrûd göge ok atdı
Kârûn'ı da yir yutdı Âdil Nuşirvân kanı
Çeviri: Şeddad bir cennet yaptı, Nemrud göğe ok attı,
Karun'u da yer yuttu, hani adaletli Nuşirvan.
Şeddâd: Ad kavminin, cennete nispeten İrem bağlarını yaptıran hükümdarı.
Nemrûd: Hz. İbrahim döneminde yaşayan, tanrılık iddia eden zalim.
Kârûn: Hazreti Musa zamanında yaşayan, zenginliğiyle meşhur kişi.
Nuşirvân: Adaletiyle tanınan Sasani hükümdarı (Anuşirvan).
5
Kim ki istedi buldı kullugı tamâm oldı
Key Mısr'a sultân oldı Yûsuf-ı Ken'ân kanı
Çeviri: Kim ki aradı buldu, kulluğu tamam oldu,
Vaktiyle Mısır'a sultan olan, Kenanlı Yusuf hani.
Yûsuf-ı Ken'ân: Kenan İli: Filistin bölgesi: Hazreti Yakup ve oğlu Hazreti Yusuf’un memleketi olan kadim coğrafya.
6
Resûl Mi‘râc'a agdı gökden yire nûr yagdı
Habîb'üm diyü ögdi ol Fahr-ı cihân kanı
Çeviri: Resul Miraç'a yükseldi, gökten yere nur yağdı,
"Sevgilim" diye övdüğü, o cihanın övüncü hani.
Resûl: Elçi, Hz. Muhammed.
Mirâc'a: Göğe yükseliş makamına.
Nûr: İlahi aydınlık, ışık.
Habîb'üm: Sevgilim, sevilenim,sevdiğim.
Fahr-ı Cihân: Cihanın övünç kaynağı.
7
Ebubekr ile ‘Ömer yüzlerinden nûr tamar
Sînesi tolu Kur'ân Osmân-ı Âffân kanı
Çeviri: Ebubekir ile Ömer'in, yüzlerinden nur damlar,
Göğsü Kur'an dolu, Osman bin Affan hani.
8
Bineridi Düldül'e bilinde Zülfekâr'ı
Erenler açdı dîni Tanrı Arslan'ı kanı
Çeviri: Düldül'e binerdi, belinde Zülfikar'ı vardı,
Erenler dini yaydı, Tanrı Arslan’ı hani.
Düldül: Hz. Ali'nin atının (veya katırının) adı.
Zülfekâr: Hz. Ali'nın iki uçlu ünlü kılıcı.
*
9
Çalap Tanrı'nun hâsı Hazret'e geçer nâzı
Peygamber'ün ‘âmusı Hamza pehlevân kanı
Çeviri: Çalap Tanrı’nın seçkini, Hakkın huzurunda geçer nazı,
Peygamber'in amcası, kahraman Hamza hani.
Çalap: Tanrı.
Tanrı: İlah.
Nâzı: Ricası, nazı.
Pehlevân: Kahraman, yiğit, güreşçi.
Hamza: Hz. Muhammedin şehit edilen amcası.
10
Cüneyd-i Bagdâdî vü Şiblî vü Ma‘rûf-ı Kerhî
Anlar vardı bu yolı şimdi ol erkân kanı
Çeviri: Cüneyd-i Bağdadi, Şibli ve Maruf-i Kerhi,
Onlar yürüdü bu yolu, şimdi yolun büyükleri hani.
Cüneyd-i Bagdâdî: Bağdatlı Cüneyd, büyük mutasavvıf.
Şiblî: İmam Şibli, meşhur veli.
Marûf-ı Kerhî: Kerhli Maruf, büyük sufi.
11
Bâyezîd-i Bestâmî yidi kat gök seyrânı
Ol erenler sultânı gevher-i ma‘den kanı
Çeviri: Bâyezîd-i Bestami, yedi kat göğü seyretti,
O Erenler sultanı, cevher madeni hani.
Bâyezîd-i Bestâmî: Bayezid-i Bistami: Meşhur mutasavvıf.
Açıklama: Erenlerin sultanı ve cevher kaynağı olanlar dünyadan gitmiştir.
12
Geçdi bunlarun çagı dünyâ kahrun ocagı
Ebu'l-Müslim Necefî sâhib-i kırân kanı
Çeviri: Geçti Bunların devri, dünya kahır ocağıdır,
O cihana hükmeden, Necefli Ebu Müslim hani (nerede)
Çagı: Devri, zamanı, vakti.
Ocagı: Yeri, merkezi, kaynağı.
Necefî: Necefli.
Ebu Müslim Horasani: Emevi Devleti'nin yıkılıp Abbasi Devleti'nin kurulmasında başrolü oynamış, Türk asıllı komutan ve devlet adamıdır.
Sâhib-i Kırân: Uğurlu bir yıldız vaktinde doğan, cihana hükmeden güçlü hükümdar.
13
Bir gönül ele getür ferâgât ol geç otur
Konya şehrinde yatur ol iki sultân kanı
Çeviri: Bir gönül kazan, feragat et geç otur,
Konya şehrinde yatan, o iki sultan hani.
Ferâgât: Vazgeçme, el çekme, tokluk.
14
Fakîh Ahmed Kutbü'd-dîn Sultân Seyyid Necmü'd-dîn
Mevlânâ Celâlü'd-dîn ol Kutb-ı cihân kanı
Çeviri: Fakih Ahmed Kutbuddin, Sultan Seyyid Necmuddin,
Mevlânâ Celâleddîn, o Cihan kutbu hani.
Fakîh Ahmed: Fıkıh bilgini Ahmed.
Seyyid: Hz. Muhammed'in soyundan gelen, efendi.
Sultan Seyyid Necmüddin: Anadolu'nun İslamlaşması sürecinde önemli rol oynamış, Selçuklu dönemi manevi önderlerinden biridir.
Mevlânâ Celâleddîn: Konyada yaşamış Büyük mutasavvıf, şair, gönül sultanı.
Cihan kutbu:Alemin önderi.
15
Ol Seyyid Ahmed Kebîr müyesserdi ana nûr
Iyâlleri cümle şîr ol hulkı merdân kanı
Çeviri: O Seyyid Ahmed Kebîr'e, ona ilahi nur nasip edilmişti,
Ailesinin hepsi aslan olan, o mert huylu kişi hani.
Ahmed Kebîr: Ahmed er-Rifâî hazretleri için kullanılan bir isim, büyük Ahmed.
16
Yûnus Emrem aç gözün toprak eylegil yüzün
Sana dahı diyeler cigeri biryân kanı
Çeviri: Ey Yunus Emrem, gözünü aç yüzünü toprak eyle,
Senin içinde, -ciğeri yanık o kişi, hani nerede desinler.
Açıklama: Kibri bırakıp toprak gibi mütevazı ol.
*
1
Bakdugum yüzde gördüm O Tapdug'um nûrını
Maksûdum bugün buldum ben n'iderem yarını
Çeviri: Baktığım her yüzde gördüm, Tapduğum’un nurunu,
Aradığımı bugün buldum, ben ne edeyim yarını.
Taptuk buru: Hz. Muhammedin nurudur.
2
Yarınum bugün bana hoş bayram dügün bana
Düşde gelür ün bana işidün ahbârını
Çeviri: Yarınım bugün oldu bana, (her anım) hoş bir bayram düğündür bana,
Rüyada gelir ses bana, işitin haberlerini.
Açıklama: Hakikate erince, yarın korkusu bitti her anım bayram oldu.
3
Dostun haberiyile nefsün sana yâr eyle
Yık dosta yarag eyle bu vücûdun şârını
Çeviri: Dostun haberiyle, nefsini kendine dost eyle,
Yık vücudun şehrini, Dosta hazırlık eyle.
4
Vücûda gelmeyince kimse Hakk'ı bilmedi
Bu vücûddan gösterdi dost bize dîdârını
Çeviri: Can vücuda gelmeyince, kimse Hakk’ı bilmedi,
Bu vücuttan gösterdi, dost bize yüzünü.
5
Erün dîdârın gördüm gümân terkini urdum
Dost bahçesine girdüm ögerem gül-zârını
Çeviri: Erenin yüzünü gördüm, şüpheyi terk ettim,
Dost bahçesine girdim, överim gül bahçesini.
6
Dostun yüzi gül bana ‘âşıkam yol bul ana
Kaykımazam dört yana çün buldum ‘ışk erini
Çeviri: Dostun yüzü güldür bana, aşığım yol bul ona,
Bakmam artık dört yana, çünkü buldum aşk erini.
7
Elestü bi-Rabbiküm Hak'dan nidâ gelicek
Mü'minler Belî diyüp itdiler ikrârını
Çeviri: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye Hak'tan sesleniş gelince,
Müminler "Evet" deyip, verdiler sözünü.
Elestü bi-Rabbiküm: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Araf Suresi, 172.
Mü'minler: İman edenler.
Açıklama: İnananlar ruhlar aleminde Rabbin birliğini kabul edip söz verdiler.
8
Kâlu belî dinildi münkir-muhib bilindi
O demden duta geldi câhiller inkârını
Çeviri: Kalu bela denildi, inkârcı ile seven belli oldu.
O zamandan beri geldi, cahillerin inkârı.
Kâlu belî: "Evet dediler" Ruhların Allah’a verdiği cevap. Araf Suresi 172
9
Yûnus'a küfr elinden şikâyete geldiler
İy sultânum girçek er kes gider zünnârını
Çeviri: Yunus'a, küfür ehlinden şikâyete geldiler,
Ey sultanım, gerçek Er kesip atar küfür kuşağını.
Zünnârını: Zünnarını; eskiden hristiyan ruhbanlarının bellerine bağladıkları kuşak.
*
1
Helâl kıldı ma‘şûka ‘âşık kendü kanını
Ma‘şûk nakşından okur her ‘âşık Kur'ân'ını
Çeviri: Helal etti sevgiliye, Aşık kendi kanını,
Sevdiğinin eserlerinden okur, her aşık Kuran’ını.
Kurânını: Kutsal kitabını, hakikat mesajını.
2
Yârdan ayru olınca asılup ölmek yigdür
Âşık kendü bıragur boynına urganını
Çeviri: Dosttan ayrı olmaktansa, asılıp ölmek daha iyidir,
Aşık kendi geçirir, boynuna idam ipini.
3
Gitmez ‘âşık gözinden hergiz ma‘şûk hayâli
Nitekim Zelhâ virür Yûsuf'un nişânını
Çeviri: Gitmez aşığın gözünden, sevdiğinin hayali,
Nitekim Züleyha verir, Yusuf'un işaretini.
Açıklama: Züleyha, baktığı her şeyde Yusuftan bir delil bulur.
4
Dirlik budur ‘âşıka Ma‘şûk yolında öle
Sorarlarsa eyidem ‘âşıkun burhânını
Çeviri: Yaşam budur aşığa, sevdiği yolunda ölmek,
Sorarlarsa diyeyim, aşığın delilini.
Açıklama: Ölmeden önce ölünüz.
5
Belkîs'ıla Süleymân ‘ışka düşdi bir zamân
İsteyüp bulmadılar bu derdün dermânını
Çeviri: Belkıs ile Süleyman, aşka düştü bir zaman,
Arayıp bulamadılar, bu derdin dermanını.
Belkîs: Yemendeki Saba Melikesi Belkıs.
Süleymân: Hazreti Süleyman.
6
Gökdeki Hârût-Mârût ‘ışk içün indi yire
Zühre yüzin göricek unıtdı Rahmân'ını
Çeviri: Gökteki Harut ile Marut, aşk için indi yere,
Zühre’nin yüzünü görünce, Rahman’ı unuttular.
Hârût-Mârût: Kur’an’da adı geçen iki melek.
Zühre: Mitolojideki güzel kadın.
Açıklama: Gökyüzündeki iki melek Harut ve Marut, insanların yeryüzündeki günahlarını görüp onları kınarlar. İnsan suretinde yere indirilirler. Melekler, venüs’e aşık olup aşkın gücüne yenildiler. İçki zina katil olma gibi günah işlediler.
7
Güzâf görmen siz ‘ışkı kime ugradıyısa
Sultânı iltür başdan yitürür hânmânını
Çeviri: Boş görmeyin siz aşkı, eğer kime uğradıysa,
Sultanın bile aklı gider, kaybettirir evini barkını.
Sultânı: Padişahı, hükümdarı.
Bark: konut: Ev, barınak, aile ocağı.
8
Ferhâd bu ‘ışk yolında başın külünge tutdı
Hüsrev Şîrîn derdinden dosta virdi cânını
Çeviri: Ferhat bu aşk yolunda, başına kazmayı vurdu,
Hüsrev, Şirin'in derdinden, dosta verdi canını.
Ferhâd: Şirin'e aşık olan ünlü halk hikayesi kahramanı.
Hüsrev: Şirin'in aşkı olan Sasani hükümdarı.
Şîrîn: Hüsrev ve Ferhat'ın aşık olduğu güzel kadın.
Açıklama: Ferhat, Şirin’in öldüğü yalanını duyunca elindeki ağır kazmayı havaya fırlatır. Kazma inerken ferhatın başına vurur Ferhat ölür.
9
Leylî'yle Mecnûn işi ‘aceb gelür bu halka
Abdü'r-rezzâk terk itdi ‘ışk içün îmânını
Çeviri: Leyla ile Mecnun’un işi, acayip gelir bu halka,
Abdürrezzak terk etti, aşk için imanını.
Abdür-rezzâk: Şeyh San'an: Romalı bir kıza aşık olan şeyh, Anadoluya gelmiş. Dervişlerini bırakmış, islam dinini terk edip Hristiyanlığa geçmiştir.
10
Zamân bî-vefâları cefâ kılur Yûnus'a
Bir togru yâr bulıcak fidî kılur cânını
Çeviri: Zamanın vefasızları, eziyet eder Yunus'a,
Bir doğru dost bulunca, feda eder canını.
Yâr: Sevgili, dost.
*
1
İy yârânlar iy kardaşlar görün beni n'itdüm ahî
Ere irdüm eri buldum er etegin tutdum ahî
Çeviri: Ey dostlar ey kardeşler, görün beni, ne ettim kardeşim,
Ere erdim eri buldum, Er eteğini tuttum kardeşim.
Er: Mürşidin.
2
Cânum bir gözsüz cânıdı içi tolu sen ben idi
Tutdum miskînlik etegin ben menzile yitdüm ahî
Çeviri: Canımın gözü kapalı bir can idi, içi senlik benlikle dolu idi,
Tuttum alçak gönüllülük eteğini, ben hedefe vardım kardeşim.
Menzile: Hedefe, varış noktasına, hakikate.
3
Korkar oldum bir Tanrı'dan bîzâr oldum yatlu hûdan
İşbu işüm sagıncıla ben yoluma gitdüm ahî
Çeviri: Korkar oldum bir Tanrı'dan, usandım kötü huydan,
İşte bu niyet ile, ben yoluma gittim kardeşim.
4
Anladum kendü hâlümi gözledüm togru yolumı
Tutdum ulular etegin Hazret'e ben yitdüm ahî
Çeviri: Anladım kendi halimi, gözledim doğru yolumu,
Tuttum Büyüklerin eteğini, Hak huzuruna vardım kardeşim.
5
Giderdüm gönlümden kîni kîn dutanun yokdur dîni
İy yârânlar ben bu sözi uludan işitdüm ahî
Çeviri: Giderdim gönlümden kini, kin tutanın yoktur dini,
Ey dostlar, ben bu sözü Uludan işittim kardeşim.
6
Âşıkısan miskîn Yûnus Hazret'e dutgıl yüzüni
Anlayana gevher durur söz sarrâfa satdum ahî
Çeviri: Aşıksan garip Yunus, Hak’a dön yüzünü,
Anlayana cevherdir bu söz, kuyumcuya sattım kardeşim.
Sarrâfa: Kuyumcuya, cevherden anlayana, cevherin (sözün) sahtesini gerçeğinden ayırana.
*
1
Yine yüzini gördüm yine yüregüm yandı
Dost senün ‘ışkun odı yüregüme dayandı
Çeviri: Yine yüzünü gördüm, yine yüreğim yandı,
Dost, senin aşkının ateşi yüreğime dayandı.
2
Görklü yüzüni gören gönlini sana viren
Bellü tapunda turan ne toydı ne usandı
Çeviri: Güzel yüzünü gören, gönlünü sana veren,
Besbelli huzurunda duran, ne doydu ne usandı.
3
Gevherdür senün özün güneşden arı yüzün
Şekerden datlu sözün her kim gördi utandı
Çeviri: Mücevherdir senin özün, güneşten parlaktır yüzün,
Şekerden tatlıdır sözün, her kim duyduysa utandı.
4
Şu gönlüm garîb idi cigerüm kebâb idi
Görklü yüzüni gördüm içüm taşum bezendi
Çeviri: Şu gönlüm garip idi, ciğerim yanık idi,
Güzel yüzünü gördüm, içim dışım süslendi.
Cigerüm: Ciğerim, içim, canım.
Kebâb: Ateşte pişmiş, yanmış, kavrulmuş.
5
Yûnus Emre bî-karâr şol hûb yüze intizâr
Senden ayrılmaz nazar vardı yakıldı yandı
Çeviri: Yunus Emre sabırsızdır, o güzel yüzün yolunu gözler,
Senden ayrılmaz bakışı, vardı yakıldı yandı.
*
1
Müslümânlar kim görmişdür ‘âşık tevbe itdügini
Yâ kim işitdi denize od düşüben tütdügini
Çeviri: Ey Müslümanlar, kim görmüştür aşığın tövbe ettiğini,
Ya da kim işitti, denize ateş düşüp de tüttüğünü.
Tütdügini: tüttüğünü: Duman çıkardığını.
2
Şâhum senün ‘ışkun odı düşdi gönül deryâsına
Aceblemen kaynayuban ma‘rifetler bitdügini
Çeviri: Şahım, senin aşkının ateşi, düştü gönül denizine,
Şaşırmayın, coşup kaynayıp marifetlerin çıkmasına.
Marifetler: Bilgiler, sırlar, Allah'ı bilme ilmi.
3
Yüz bin ‘Îsâ'yilen Mûsâ ‘ışkıla ser-gerdân gezer
Aceblemen beni dahı ‘ışk nihengi yutdugını
Çeviri: Yüz bin İsa ile Musa, aşkla başı dönmüş halde gezer,
Şaşırmayın, beni de aşk timsahının yuttuğuna.
4
Yüzgeçlik ögrenimeyen kul girmesün bu denize
Işk denizi derin olur ‘aceblemen batdugını
Çeviri: Yüzücülük öğrenemeyen kul, girmesin bu denize,
Aşk denizi derin olur, şaşırmayın battığına.
Yüzgeçlik: Yüzücülük, yüzmeyi bilme hali.
5
Sarrâflıgı ögrenmeyen bu gevheri boncuk sanur
Varur virür yok nesneye bilmez neye satdugını
Çeviri: Sarraflığı öğrenmeyen, bu cevheri boncuk sanır,
Gider verir yok bir şeye (ucuza), bilmez neye sattığını.
Sarrâflıgı: Kuyumculuğu, mücevherden anlama işini.
Açıklama: Cevheri bilmeyen, onu değersiz eşyaya cahillikle feda eder.
6
Her kim ol dost dîdârını bunda ‘ıyân görmezise
Yarın ol ser-gerdân geze hîç bilmeye n'itdügini
Çeviri: Her kim o dostun yüzünü, burada açıkça görmezse,
Yarın o şaşkın gezer, hiç bilmez ne ettiğini.
7
Uşda miskîn Yûnus eydür Tapdug'umuz dost yüzidür
İnanmayan işbu söze eydebilsin eytdügini
Çeviri: İşte zavallı Yunus der, Taptuk'umuz dostun yüzüdür,
İnanmayan bu söze, söylesin kendi sözünü.
Tapdug'umuz: Bulduğumuz, hizmet ettiğimiz, tapındığımız, mürşidimiz, Taptuk Emre'miz, Hz.Muhammet.
Açıklama: Eğer bu sözüme bir itirazınız varsa, daha doğru bir sözünüz varsa buyurun söyleyin.
*
1
Bu ‘ışk denizine talan hâcet degül ana gemi
Yâhûd kanda bulalum sohbetile bu demi
Çeviri: Bu aşk denizine dalan, gerekli değil ona gemi,
Yahut nerede bulalım, sohbetle geçen zamanı.
Yâhûd: Veya, yahut.
2
Dünyâlıgum yokdur dime bu gussayı öküş yime
Ma‘şûkı ger sevdünise gider gönüldeki gamı
Çeviri: Dünyalığım yoktur deme, bu endişeyi çok çekme,
Sevgiliyi eğer sevdinse, gider gönüldeki kederi.
Açıklama: Gerçek aşk, gönülde Allah sevgisinden başka keder bırakmaz.
3
Ben sevdügüm ma‘şûkayı sen dahı bir görseyidün
Virmeyedün bu ögüdi fidâ kılaydun sen cânı
Çeviri: Benim sevdiğim sevgiliyi, sen de bir görseydin,
Vermezdin bu öğüdü, feda ederdin sen canını.
4
Âşık kişi ögüt bilmez zirâ ögüt assı kılmaz
Unıdur ol kibr ü kîni terk eyler gider dükkânı
Çeviri: Aşık kişi öğüt bilmez, çünkü öğüt fayda etmez,
Unutur o kibir ve kini, terk eder gider dükkanı.
5
Girçek ‘âşık olanlarun yüzinde nişânı olur
Dünin günin turmaz akar gözleri yaşınun kanı
Çeviri: Gerçek âşıkların, yüzünde işaret olur,
Gece gündüz durmaz akar, gözlerinden kanlı yaşlar.
6
Bu cümle ‘âlem sevdügi şol dînile îmân durur
Va'llâhi “ışksuz gerekmez şol dîniyile îmânı
Çeviri: Bu bütün alemin sevdiği, şu din ile imandır,
Vallahi aşksız gerekmez, o din ile iman.
Va'llâhi: Allah'a yemin ederim ki.
7
Yûnus yüzün kaldurmagıl ‘âşıklarun ayagından
Fidâ eyle yüz bin cânı andan bulasın Sübhân'ı
Çeviri: Yunus, yüzünü kaldırma âşıkların ayağından,
Fedâ et yüz bin canı, ondan dolayı bulasın Sübhân’ı.
Sübhân: Noksan sıfatlardan münezzeh olan.
*
1
Yort iy gönül sen bir zamân âsûde fârig hoş yüri
Korkma kayırma kimseden gussa vü gamdan boş yüri
Çeviri: Koş ey gönül, sen bir zaman rahatlıktan vazgeçerek hoşça yürü,
Korkma, kaygılanma kimseden, gamdan ve kederden kurtulmuş olarak yürü.
Hoş: Güzel, iyi.
2
Hakîkate bakarısan nefsün sana düşmânyiter
Var imdi ol nefsünile vuruş-tokuş savaş yüri
Çeviri: Hakikate bakarsan, nefsin sana düşman olarak yeter,
Git şimdi o nefsinle vuruş tokuş, savaşarak yürü.
Vuruş-tokuş: Çarpışarak, mücadele ederek.
3
Nefsdür eri yolda koyan yolda kalur nefse uyan
Ne işün var kimseyile nefsüne kakı buş yüri
Çeviri: Nefistir kişiyi yoldan alıkoyan, yolda kalır nefsine uyan,
Ne işin var kimseyle, nefsine kız ona darıl da yürü.
4
Dilerisen bu dünyenün şerrinden olasın emîn
Terk eyle bu kibr ü kîni hırkaya gir dervîş yüri
Çeviri: Bu dünyanın şerrinden, güvende olmak istersen,
Terk et bu kibri ve kini, dervişlik hırkasını giy de yürü.
Şerrinden: Kötülüğünden, belasından.
Dervîş: Allah yolunda olan, mütevazı kişi.
5
İsterisen bu dünyede ebedî serhoş olasın
Işk kadehin tolu götür yıl on'ki ay serhoş yüri
Çeviri: İstersen bu dünyada, ebedi sarhoş olursun,
Aşk kadehini dolu götür, yıl on iki ay sarhoş yürü.
Ebedî: Sonsuza dek, daima.
6
Kimse bâgına girmegil kimse güline dirmegil
Var kendü ma‘şûkunıla bâgçede el alış yüri
Çeviri: Kimsenin bağına bahçesine girme, kimsenin gülünü koparma,
Git kendi sevgilinle, bahçede el ele tutuşarak yürü.
Bâgına: Bağına, bahçesine.
7
Gönüllerde ig olmagıl mahfillerde çig olmagıl
Çig nesnenün ne dadı var gel ‘ışk odına biş yüri
Çeviri: Gönüllerde maraz olma, meclislerde ham (çiğ) olma,
Çiğ nesnenin ne tadı var, gel aşk ateşinde piş, yürü.
İg: Hastalık, dert, maraz, ağrı.
Açıklama: Kimsenin gönlünde dert yarası olma, topluluk içinde de çiğlik yapma.
8
Yûnus imdi hoş söylersin dilün ile şerh eylersin
Halka nasîhat satınca er ol yolunca hoş yüri
Çeviri: Yunus, şimdi hoş söylersin, dilinle izah edersin,
Halka nasihat satacağına, Er ol, yolunda hoş yürü.
Hoş: Güzel, iyi.
*
1
Gönlüm düşdi bir sevdâya
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Başumı virdüm gavgâya
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Gönlüm bir sevdaya düştü,
Gel gör beni aşk ne eyledi.
Başımı verdim kavgaya,
Gel gör beni aşk neyledi.
2
Ben yürürem yana yana
Işk boyadı beni kana
Ne ‘âkilem ne dîvâne
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Ben yürürüm yana yana,
Aşk boyadı beni kana.
Ne akıllıyım ne deli,
Gel gör beni aşk neyledi.
Dîvâne: Deli, çılgın, mecnun
3
Ben yürürem ilden ile
Dost soraram dilden dile
Gurbetde hâlüm kim bile
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Ben yürürüm şehirden şehire,
Dost’u sorarım dilden dile.
Gurbette halimi kim bilir,
Gel gör beni aşk neyledi.
4
Benzüm sarı gözlerüm yaş
Bagrum pâre yüregüm baş
Hâlüm bilen dertlü kardaş
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Yüzüm sarı, gözlerim yaşlı, bağrım parça parça, yüreğim yaralı.
Hâlimi bilen dertli kardeş,
Gel gör beni aşk neyledi.
Bagrum: Bağrım, göğsüm.
5
Gurbet ilinde yürürem
Dostı düşümde görürem
Uyanup Mecnûn oluram
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Gurbet ilinde yürürüm,
Dost'u rüyamda görürüm.
Uyanıp Mecnun olurum,
Gel gör beni aşk neyledi.
6
Gâh tozaram yirler gibi
Gâh eserem yeller gibi
Gâh çaglaram seller gibi
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Kah (bazen) toz olurum toprak gibi,
Bazen eserim rüzgar gibi.
Bazen coşarım seller gibi,
Gel gör, aşk bana neler etti.
Gâh: Kah, bazen, ara sıra.
7
Akar sulayın çaglaram
Dertlü cigerüm taglaram
Şeyhüm anuban aglaram
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Akar su gibi coşarım,
Dertli ciğerimi dağlarım.
Şeyhimı anarak ağlarım,
Gel gör beni aşk neyledi.
Dağlamak: yakmak: Kızgın bir metal veya ateşle vücutta iz bırakmak.
8
Yâ elüm al kaldur beni
Yâ asluna irdür beni
Çok aglatdun güldür beni
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Ya elimden tut kaldır beni,
Ya aslına kavuştur beni.
Çok ağlattın güldür beni,
Gel gör beni aşk neyledi.
Asluna: Aslına, O'nun özüne.
9
Ben Yûnus-ı bî-çâreyem
Başdan ayaga yareyem
Dost ilinde âvâreyem
Gel gör beni ‘ışk n'eyledi
Çeviri: Ben çaresiz Yunus'um,
Baştan ayağa yaralıyım.
Dost ilinde avareyim,
Gel gör beni aşk neyledi.
Âvâreyem: Avareyim: başıboşum, şaşkınım.
*
1
Yok yire geçürdüm güni
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Senünle olmadum ganî
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Yok yere geçirdim günümü,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Seninle olmadım zengin,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Ganî: Zengin, gönlü tok, manen doymuş.
2
Geldüm ü geçdüm bilmedüm
Aglayup gussa yimedüm
Senden ayrılam dimedüm
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Geldim, geçtim, bilmedim,
Ağlayıp kederlenmedim.
Senden ayrılırım demedim,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Açıklama: Ömrümün kıymetini bilmeden ömür sürem doldu.
3
Seni bana yâr sanurdum
Bana vefâdâr sanurdum
Aygâr imişsin bilmedüm
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Seni bana dost sanırdım,
Bana vefalı sanırdım.
Zaptedilmez bir atmışsın bilmedim,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Vefâdâr: Vefalı, sözünde duran, bağlı kalan.
Aygâr: aygır: Zapt edilemeyen erkek at, Ele avuca sığmaz.
4
Kanı sana güvendügüm
Sevinüben özendügüm
Küllî kalur kazandugum
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Hani sana güvendiğim,
Sevinip özendiğim.
Hepsi burada kalır kazandığımın,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
5
Gidüp gine gelmeyiser
Gelüp beni bulmayısar
Bu begligi sürmeyiser
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Gidip yine gelmeyecek,
Gelip beni bulmayacak.
Bu beyliği sürmeyecek,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
6
Çün beni koyup gidesin
Varup sinleye giresin
Anda gelüp söyleyesin
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Madem beni bırakıp gidersin, varıp mezara girersin.
Orada gelip söylersin,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
7
Hayrum şerüm yazılısar
Ömrüm ipi üziliser
Sûret benden bozulısar
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Hayrım şerrim yazılacak,
Ömrümün ipi kopacak.
Bedenim benden ayrılıp bozulacak,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Hayrum: Hayrım: iyiliğim.
Şerüm: Şerrim: kötülüğüm.
8
Miskîn Yûnus gidisersin
Aceb sefer idisersin
Hasretile kalısarsın
Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni
Çeviri: Zavallı Yunus gideceksin,
Acayip bir sefer edeceksin.
Hasretiyle kalacaksın,
Ah ne edeyim ömrüm seni.
Açıklama: Dünyada kalan sevdiklerine malına her şeye, duyulan özlemi anlatır.
*
1
Bir sâkîden içdük şarâb ‘Arş'dan yüce meyhânesi
Ol sâkînün mestleriyüz cânlar anun peymânesi
Çeviri: Bir sakiden içtik şarap, Arş’tan yüce meyhanesi,
O ikram edenin sarhoşlarıyız, canlar onun kadehidir.
Sâkî: Su veren, içki sunan, ilahi aşkı sunan.
2
Bir meclisdür meclisümüz anda ciger kebâb olur
Bir şem‘adur anda yanar ay u güneş pervânesi
Çeviri: Öyle bir meclistir ki sohbetimiz, orada ciğer kebap olur (kavrulur),
Öyle bir mumdur ki orada yanar, ay ve güneş kelebeğidir.
Kebap olur: yanıp pişer: Ateşte pişmiş et gibi yanar, kavrulur.
Şem’a: Mum, ışık, çıra.
Açıklama: İlahi nurun cazibesiyle gök cisimleri bile pervaneye dönüşür.
3
Ol şem‘a karşu yananun küllî vücûdı nûr olur
Ol od bu oda benzemez hîç belürmez zebânesi
Çeviri: O ışığa karşı yananın, bütün vücudu nur olur,
O ateş buradaki ateşe benzemez, hiç belirmez alevi.
4
Ol meclisün ‘âşıkları İbrâhîm Edhem'dür biri
Belh şehri gibi bin ola her gûşede vîrânesi
Çeviri: O sohbetin âşıklarından biri, İbrahim Edhem’dir,
Her köşede Belh şehri gibi binlerce, saltanat yıkıntısı bulunur.
İbrâhîm Edhem: Afganistan’da Belh şehrini terk eden meşhur sufi padişah.
Açıklama: Dünya malının aşk yolunda bir harabe kadar değersiz olduğunu anlatır.
5
Bizüm meclis mestlerinün demleri Ene'l-Hak olur
Bin Hallâc-ı Mansûr gibi en kemîne dîvânesi
Çeviri: Bizim meclisin sarhoşlarının, her anı -Ben Hak’kım olur,
En sıradan delisi bile, bin Hallâc-ı Mansûr gibi olur.
Ene'l-Hak: "Ben Hak'kım" Hallâc-ı Mansûr'un meşhur sözü, varlığın Allah'ta yok olması.
Açıklama: Bu meclisin en kıdemsiz üyesi bile hakikat ilminde devleşmiştir.
6
Işk şarâbın içenlere gel bir nazar eyleyi gör
Bunca yıldur niçe döner ol meclisün piyâlesi
Çeviri: Aşk şarabını içenlere, gel bir bak da gör,
Bunca yıldır nasıl döner, o meclisin kadehi.
7
Yûnus bu sözlerün senün ma‘nî durur bilenlere
Âkil-kâmil olan kişi bu ma‘nîye inanası
Çeviri: Yunus bu sözlerin senin, manadır bilenlere,
Akıllı ve olgun olan kişi, bu manaya inanmalı.
*
1
Çıkdum erik talına anda yidüm üzümi
Bostân ıssı kakıyup dir ne yirsün kozumı
Çeviri: Çıktım erik dalına, orada yedim üzümü,
Bahçe sahibi kızıp der, -Niye yersin cevizimi.
Açıklama: Makamı olmayan dervişe gösterilen manevi tepkiyi anlatır.
2
Kerpîç koydum kazgana poyrazıla kaynatdum
Nedür diyü sorana bandum virdüm özini
Çeviri: Kerpiç (tuğla çamuru) koydum kazana, rüzgarla kaynattım,
Nedir diye sorana, banıp verdim özünü.
Poyrazıla: Kuzey rüzgârıyla.
Kerpîç: tuğla yapılmak için, güneşte kurutulmuş çamur, pişmemiş toprak.
3
İplik virdüm Çulhâya sarup yumak itmemiş
Becid becid ısmarlar gelsün alsun bezini
Çeviri: İplik verdim dokumacıya, sarıp yumak etmemiş,
Çabuk çabuk haber gönderir, der -gelsin alsın bezini,
Becid: Acele, çabuk, tez.
Açıklama: Dokumacı ipliği işlememişken, bitmiş gibi konuşuyor. Emek vermeden sonuç bekleyen ham insan.
4
Bir serçenün kanadın kırk kanluya yükletdüm
Çifti dahı çekmedi Şöyle kaldı kazını
Çeviri: Bir serçenin kanadını kırk kağnıya yüklettim,
Çifti bile çekemedi, kağnı öylece kaldı.
Kağnı: Öküzlerin çektiği yük taşıma aracı.
Çifti: İki hayvanın çektiği pulluk, tarım aracı.
Açıklama: Küçük bir zerredeki büyük manevi yükü simgeler.
5
Bir sinek bir kartalı kaldurup urdı yire
Yalan degül gerçekdür ben de gördüm tozını
Çeviri: Bir sinek bir kartalı, kaldırıp vurdu yere,
Yalan değil, gerçektir, ben de gördüm tozunu.
6
Balık kavaga çıkmış zift turşısın yimege
Leylek koduk togurmış bak a şunun sözini
Çeviri: Balık kavak ağacına çıkmış, zift turşusu yemeye,
Leylek sıpa (eşek yavrusu) doğurmuş, bak hele şunun sözüne.
Kavaga: Kavak ağacına.
Zift: Siyah yapışkan. Çam ağaçlarındaki reçinenin fırınlanıp katran zift olması.
Sıpa: eşek yavrusu.
7
Bir küt ile güreşdüm elsüz ayagum aldı
Güreşüp basamadum göyündürdi özümi
Çeviri: Bir kötürümle güreştim, elsiz ayağımı yakaladı,
Güreşip de yenemedim, o yaktı içimi.
8
Kâf Tagı'ndan bir taşı şöyle atdılar bana
Öylelik yire düşdi bozayazdı yüzümi
Çeviri: Kaf Dağı’ndan bir taşı, öyle bir attılar bana,
Öyle bir yere düştü ki, az kalsın dağıtacaktı yüzümü.
Kâf Tagı: Kaf Dağı: Mitolojide dünyayı çevrelediğine inanılan, aşılması güç efsanevi dağ.
9
Gözsüze fısıldadum sagır sözüm işitmiş
Dilsüz çagırup söyler dilümdeki sözümi
Çeviri: Gözü görmeyene fısıldadım, (ama) sağır sözümü duymuş,
Dilsiz çağırıp söyledi, dilimdeki sözümü.
10
Bir öküz bogazladum kakıldum sere kodum
Öküz ıssı geldi eydür bogazladun kazumı
Çeviri: Bir öküz boğazladım, başına dikildim, yere serip koydum,
Öküzün sahibi geldi, der ki -Boğazladın kazımı.
Açıklama: Hayvani nefsi kurban edip kurtulmak gerekir.
11
Ugrulık yapdum ana bühtân eyledi bana
Bir çerçi geldi eydür kanı aldun gözgümi
Çeviri: Hırsızlık yaptım ona, (o ise) iftira etti bana,
Bir satıcı geldi, der ki - Nerede aldığın aynam.
Çerçi: Köy köy gezerek ufak tefek eşyalar satan seyyar satıcı.
Açıklama: Tasavvufta ayna gönüldür.
12
Tosbagaya ugradum gözsüzsepek yoldaşı
Sordum sefer kancaru Kayserî'ye ‘azimi
Çeviri: Kaplumbağaya rastladım, köstebek olmuş yoldaşı,
Sordum sefer nereye, dedi ki
-Kayseri’yedir niyetim.
Gözsüz sepek: köstebek: Bütün yaşamı toprak altında geçen, gözleri çok az gören hayvan.
13
Yûnus bir söz söylemiş hîç bir söze benzemez
Münâfıklar elinden örter ma‘nî yüzini
Çeviri: Yunus bir söz söylemiş, hiçbir söze benzemez,
Münafıklar elinden, örter mananın yüzünü.
Münâfıklar: İkiyüzlüler.
*
1
Dost yüzini göricegez artar gözlerümün nûrı
Uçmak gelmez nazaruma hezârân bin olsa Hûrî
Çeviri: Dost yüzünü görünce, artar gözlerimin nuru,
Cennet gelmez gözüme, binlerce bin huri olsa bile.
Hûrî: huri: Cennet kızı.
2
Dost gözümün nûrı durur bu gönlümün sırrı durur
Bir dem ansuz olımazam cânum anunladur diri
Çeviri: Dost gözümün nurudur, bu gönlümün sırrıdır,
Bir an onsuz olamam, canım onunla diridir.
3
Ol dostıla durur benüm dünin günin münâcâtum
Ben kandasam dost andadur n'iderem Mûsâ vü Tûr'ı
Çeviri: O dostladır benim, gece gündüz yakarışım,
Ben neredeysem dost oradadır, neyleyeyim Musa'yı ve Tur dağını.
Mûsâ: Musa Peygamber.
Tûr: Tur Dağı.
Açıklama: Musa PeygamberTur Dağı'nda Rab ile konuşup vahiy aldı.
4
Ol dost durur kamuların hâcetini revâ kılan
Var hâcetün andan dile yüzün dergâhına süri
Çeviri: O dosttur, herkesin dileğini yerine getiren,
Varsa dileğin ondan dile, yüzünü kapısına sür.
5
Eger gerçek ‘âşıkısan key beklegil sır sözini
Bir sözden oda atdılar miskîn Hallâc-ı Mansûr'ı
Çeviri: Eğer gerçek aşıksan, iyice koru sır sözünü,
Bir söz yüzünden ateşe attılar, zavallı Hallac-ı Mansur'u.
Açıklama: Mansur’un idamından sonra yakılmasını veya aşk ateşiyle yanmasını simgeler.
6
İşbu sözüm anlamayan eydem sana neye benzer
Hayvân durur anun gibi tagda yürür süri süri
Çeviri: Bu sözümü anlamayan kişi, diyeyim sana neye benzer,
Onun gibisi hayvandır, dağda yürür sürü sürü.
7
Yûnus girçek ‘âşıkısan ırılmadın togru durgıl
Irılmadın togru varan ol göriserdür dîdârı
Çeviri: Ey Yunus, gerçek aşıksan, ayrılmadan doğru dur,
Ayrılmadan dosdoğru varan, o görecek Hakk’ın yüzünü.
*
1
Ne kim senün cevrünile geçürmişem ben günümi
Işkun odı çıkarısar ‘Arş'a degin dütünümi
Çeviri: Her ne kadar senin eziyetinle, geçirmişsem de ben günümü,
Aşkının ateşi, çıkaracak Arş'a kadar dumanımı.
2
Işkun odı düşdi bana ben yanaram ne gam sana
Yanup içüm kül olmışam gözetme taşra tonumı
Çeviri: Aşkının ateşi düştü bana, ben yanarım, ne dert sana,
İçim yanıp kül olmuşum, bakmayın dışımdaki giysime.
3
Yanup oda dirsen girem yatluga baş indürmeyem
Senden yüzüm döndürmeyem çün sana tutdum yüzümi
Çeviri: -Yanıp ateşe gir dersen girerim, başkasına baş eğmem,
Senden yüzümü döndürmem, çünkü sana döndüm yüzümü.
4
Gündüz hâlüm gören kişi kâfir ise göynür özi
Kim ne bilür ben bilürem kim niçe geçer dünümi
Çeviri: Gündüz halimi gören kişi, kâfir dahi olsa içi yanar,
Kim ne bilir ki, ancak ben bilirim gecemin nasıl geçtiğini.
Kâfir: İnanmayan, kalbi katılaşmış olan.
5
Kasdum budur şehre girem feryâd u figân koparam
Yine dönüben korkaram işide düşmânünümi
Çeviri: Amacım budur şehre gireyim, feryat ve figan koparayım,
Ama yine dönüp korkarım, düşmanlarım işitir diye.
Feryâd u figân: Bağırıp çağırma, acı ile inleme, haykırış.
6
Eydür Yûnus kim hakîkat ben Mecnûn oldum ‘âkıbet
N'ola disen Mecnûn-sıfat hoş tutunuz Mecnûn'umı
Çeviri: Yunus der ki,- sonunda ben gerçekten Mecnun (çılgın) oldum,
Ne olur desen –Yunus Mecnun gibidir, hoş tutunuz Mecnun'umu.
*
1
Girçek ‘âşık oldunısa gel ‘ışk kitâbından okı
Cân gözini açdunısa hakîkat bulasın Hak'ı
Çeviri: Gerçek aşık olduysan gel, aşk kitabından oku,
Can gözünü açtın ise, hakikaten bulursun Hak'ı.
2
Degme ‘âlimler okımaz bu ‘âşıklar kitâbını
Zîrâ ki ol yazmış anı ezel ebed oldur bâkî
Çeviri: Her Alim okuyamaz, bu âşıkların kitabını,
1: Zira onu o yazmış, ezelî ve ebedî odur bâkî.
2: Çünkü o yazmış onu, geçmişten geleceğe odur sonsuz olan.
Alim: (Arapça) Bilginler, ilim sahipleri.
Zîrâ: Çünkü, şundan dolayı.
Ezel: Başlangıcı olmayan.
Ebedi: Sonu olmayan.
Bâkî: Kalıcı, sonsuz.
3
Âşıklarun ‘Arş yüzinden ma‘şûkı gitmez gözinden
Dâima okur sözinden zîrâ kim ol durur fakı
Çeviri: Aşıkların sevdiği Arş katındandır, sevdiği gitmez gözünden,
Daima O'nun sözünden okur, çünkü asıl bilgin O dur.
Arş: Göğün en yüce katı, ilahi makam.
Fakı: Fakih: Fıkıh bilgini, hukukçu, derin bilgi sahibi
Açıklama: Asıl bilgi kaynağı olan Allah'tır.
4
Şeyh ü dânişmend ü fakı gönül yapan bulur Hak'ı
Sen bir gönül yıkdunısa gerekse var yüz yıl okı
Çeviri: Şeyh Alim ve bilgin, gönül yapan bulur Allah'ı,
Sen bir gönül yıktın ise, istersen git yüz yıl oku.
Açıklama: Allah'a ulaşmanın yolu insan gönlünü kazanmaktan geçer.
5
Yûnus ‘âşık oldunısa ma‘şûkunı buldunısa
M⑺ûkını bulan kişi yok durur nesneden bâkî
Çeviri: Yunus, aşık oldun ise, sevdiğini buldun ise,
Sevdiğini bulan kişinin, yoktur hiçbir şeyden korkusu.
*
1
Zihî deryâ ki katreden görindi
Ne deryâdur ne katredür gör indi
Çeviri: Ne muazzam bir denizdir ki, bir damlada göründü,
Ne denizdir ne damladır, gör şimdi.
2
Aceb katre ki deryâ anda mahfî
Bu mahfî sırrı sen senden sor indi
Çeviri: Acayip bir damladır ki, deniz onda gizlidir,
Bu gizli sırrı sen, kendinden sor şimdi.
3
Murâdı on sekiz bin ‘âlemün sen
Bu gaflet pes sana sendendür indi
Çeviri: On sekiz bin alemin, asıl gayesi sensin,
Bu gaflet sana kendindendir şimdi.
Gaflet: hakikati görememe dikkatsizlik, boşvermişlik.
4
Sana gel sen seni sende bulıgör
Sana bak sendeki bil kimdür indi
Çeviri: Kendine gel, sen kendini kendinde bulmaya bak,
Kendine bak, senin içindeki kimdir bil şimdi.
Açıklama: İnsanın kendi özüne bakarak, ilahi tecelliyi görmesi istenir.
5
Fenâ ol kim bulasın zevk-i vuslat
Bu sözüm düş midür sana yor indi
Çeviri: Varlığını yok et ki, bulasın kavuşmanın zevkini,
Bu sözüm sana göre rüyamıdır, yor şimdi.
Zevk-i Vuslat: Kavuşma zevki, tadı.
Yor: yor: Yorumla, tabir et, açıkla.
6
Hicâb-ı nûr u zulmet külli sende
Niçe sen sen niçe ben ben tur indi
Çeviri: Nur ve karanlık perdeleri, hepsi sendedir,
Ne zamana kadar -sen sen, ben ben diyerek, duracaksın şimdi.
Açıklama: İkilik benlik - ego davasını artık bir kenara bırak.
7
Sana senden yakındur aşrı tap bak
Yoran mülkine sultân ol yor indi
Çeviri: Sana senden daha yakındır, ötelerde arama iyice bak,
Yorumlayan mülke sultan olur, yorumla şimdi.
Açıklama: “Şah damarından daha yakın" olan ilahi hakikati insanın kendi özündedir. Kendi gönül dünyasının ve manevi alemlerin hakimi olacağını ifade eder.
8
Asılda ‘âşık u ma‘şûk u ‘ışk bir
Bu birden gerçi kim yüz bin görindi
Çeviri: Asılda seven ve sevilen ve aşk birdir,
Bu Birden her ne kadar, yüz bin görünse de.
Gerçi: Her ne kadar, ise de.
Açıklama: Vahdet sırrıyla seven, sevilen ve aşk aslında tektir. Tek olan hakikat, çokluk âleminde sayısız surette tecelli eder.
9
Eger âyîne bin olsa bakan bir
Gören bir görinen bin bin görindi
Çeviri: Eğer bin ayna olsa, bakan birdir,
Gören bir, görünense binlerce göründü.
10
Saladur kime gark olmak dilerse
Yûnus bu bahre gavvâs ol gir indi
Çeviri: Çağrıdır, kim boğulmak isterse,
Ey Yunus, bu denize dalgıç ol, gir şimdi.
*
1
İşbu vücûd bir kal‘adur ‘akıl içinde sultânı
İşbu gönül bir hazînedür ‘ışk tutmış bekler anı
Çeviri: Bu vücut bir kaledir, akıl içinde sultandır,
Bu gönül bir hazinedir, aşk tutmuş bekler onu.
2
Nazar üzre dil kapucı cümlesi ‘akla tapucı
Akıldur işler yapucı eyler cümle âbâd anı
Çeviri: Gözler üzerine gönül kapıcıdır, hepsi akla hizmet eder,
Akıldır işleri yapan, her şeyi abad eder.
Âbâd: Şen, mamur, bayındır, bakımlı.
Dil: gönül.farsça.
3
Akıl başda iş bitürür nazar gözden bakar görür
Akıl gönül içre turur ol üç haslet besler anı
Çeviri: Akıl başta iş bitirir, bakış gözden bakar görür,
Akıl gönül içinde durur, o üç özellik besler onu.
4
Akıl taht eyledi başı şöyle bilür her bir işi
Dünyâ içre ‘âkil kişi degmez kimseye ziyânı
Çeviri: Akıl başı taht yaptı, böyle bilir her bir işi,
Dünya içinde akıllı kişinin, değmez kimseye zararı.
5
Başdur bu vücûdun şâhı başdur ‘akılun taht-gâhı
Katı buşmagıl nigâhı buşudur ‘aklun düşmânı
Çeviri: Baştır bu vücudun şahı, baştır aklın tahtı,
Sert bakıp çok öfkelenme, öfkedir aklın düşmanı.
6
Eger katı buşarısan başun nefse koşarısan
Nefs hâline düşerisen ol buşdugı ‘akıl kanı
Çeviri: Eğer çok öfkelenirsen, başını (aklını) nefse bağlarsın,
Nefsine yenik düşersen, o öfke anında akıl hani.
7
Akıl gitdi buşu geldi ‘akl evini buşu aldı
İmdi sultân buşu oldı göze göstermez cihânı
Çeviri: Akıl gitti öfke geldi, akıl evini öfke aldı,
Şimdi sultan öfke oldu, göze dünyayı göstermez.
Açıkklama: Yönetim öfkede sinirde olunca, insan kör olur gerçekleri göremez.
8
Eger tama‘ kılurısan gördügüne kalurısan
Nefsün güm-râh kılurısan nazar dahı oldı fânî
Çeviri: Eğer tamah (açgözlülük) edersen, gördüğüne takılıp kalırsan,
Nefsini yoldan çıkarırsan, bakışın bile geçici olur.(kör olur)
Tama: tamah: Açgözlülük, hırs,
9
Nazar gitdi tama‘ kopdı nazar yirin tama‘ tutdı
Basduk yirde fitne bitdi işletdi yine nefsânî
Çeviri: Doğru bakış gitti hırs geldi, bakışın yerini açgözlülük tuttu,
Bastığımız yerde fitne çıktı, nefis yine işlerini yürüttü.
Nazar: Bakış, basiret, hakikati görme.
Fitne: Karışıklık, kargaşa, bozgunculuk.
10
Nazar dahı gözde olur kimde ne var bakar görür
Tama‘ ana düşmân olur gözden savar ol nişânı
Çeviri: Bakış dahi gözde olur, kimde ne varsa bakar görür,
Açgözlülük ona düşman olur, gözden o (hakikat) izini uzaklaştırır.
Tama: tamah: Açgözlülük, doyumsuzluk, hırs.
Savar: Uzaklaştırır, defeder, giderir.
Açıklama: Kimin özünde ne varsa ona göre bir bakışla hakikati sezer.
11
Îmân durur cân çerâgı gevde durur cân turagı
Kîn durur îmâna yagı gelse giderür îmânı
Çeviri: İmandır canın ışığı, gövdedir canın durağı,
Kindir imana düşman, gelse giderir imanı.
12
Eger kîne tutarısan gitdi senden îmân dahı
Bi'llâhi ol Tanrı hak'ı yokdur bu sözün yalanı
Çeviri: Eğer kine tutulursan, senden iman dahi gider,
Allah hakkı için, o Tanrı hakkı için, yoktur bu sözün yalanı.
Billahi: Allah hakkı için: Allah adına yemin olsun ki, Allah'a andolsun
13
Yûnus ‘ışkun arta dursun cânun göynep düte dursun
Üstâd ‘aybun örte dursun oldur üstâdlar sultânı
Çeviri: Yunus aşkın arta dursun, canın yanıp tüte dursun,
Üstat ayıbını örte dursun, odur üstatların sultanı.
Üstâd: Bilge, pir, yol gösterici.
*
1
Niçe yıllar ‘ömür sürdüm
Anca aglayuban güldüm
İşde ecel sana geldüm
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Nice yıllar ömür sürdüm,
Anca ağlayıp güldüm,
İşte ecel sana geldim,
Veda ettim Dünyam sana.
Anca: Öylece, o kadar, ancak.
Esenledüm: Vedalaştım, esenlik diledim.
2
Sürdüm ‘ömrümi geçürdüm
Cânum Hazret'e uçurdum
Ecel şerbetin içürdüm
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Ömrümü sürüp geçirdim,
Canımı Hak’ın huzuruna uçurdum,
Ecel şerbetini içtim,
Veda ettim dünyam sana.
Ecel: Yaşamın sonu, ölüm vakti.
3
Yürüridüm sag selâmet
Takdîr eyledi melâmet
Ecel kıldı hoş melâmet
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Yürürdüm sağ selamet,
Takdir beni hor eyledi.
Ecel beni dünyadan kopardı,
Veda ettim dünyam sana.
Sag: Sağ, sağlıklı.
Selâmet: Güvenlik, esenlik, huzur.
Takdîr: Yazgı, kader, ilahi hüküm.
Açıklama: Huzurla yaşarken kader beni kınanma ve dertlere düşürdü.
4
Gelen geçermiş n'idelüm
Gelün âhrete gidelüm
Bu fenâyı terk idelüm
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Gelen geçip gidermiş ne edelim, Gelin ahirete gidelim.
Bu fani dünyayı terk edelim,
Veda ettim dünyam sana.
5
Hayr u şer itdügün işler
Ol görinen dürlü düşler
Bitdi bu kamu teşvîşler
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Hayır ve şer ettiğin işler,
O görünen türlü rüyalarmış.
Bitti bu kargaşalar,
Veda ettim dünyam sana.
Hayır: İyilik.
Şer: Kötülük.
6
Dün ü gün iderdüm zikir
Zikir kılurıdum Hakk'a şükür
Ecel irdi bizi okur
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Gece gündüz zikir ederdim,
Hak’ka şükürle zikir yapardım.
Ecel geldi bizi çağırıyor,
Veda ettim dünyam sana.
Zikir: Anma, hatırlama.
7
Ben bir dervîşidüm dostum
Hak'dan yana oldı kasdum
Ecel tuzagına basdum
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Ben bir derviş idim dostum,
Hak’tan yana oldu kastım.
Ecel tuzağına bastım,
Veda ettim dünyam sana.
Kasdum: Amacım, niyetim.
8
Yârânlarum kardaşlarum
Hakk'a lâyık yoldaşlarum
Esen kalsun râzdaşlarum
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Dostlarım kardeşlerim,
Hak’ka layık yoldaşlarım,
Esen kalsın sırdaşlarım, (huzurlu)
Veda ettim dünyam sana.
Yârânlarum: Dostlarım, sevdiklerim.
Yoldaşlarum: Yol arkadaşlarım.
Esen Kalsun: Sağ, selâmette, güvende sağlıklı Kalsın.
9
İy Yûnus Emre bî-çâre
Özün dutgıl togru yâre
Ölüme yogımış çâre
Esenledüm dünyâm seni
Çeviri: Ey Yunus Emre çaresiz,
Özünü doğru tut yâre,
Ölüme yokmuş çare,
Veda ettim dünyam sana.
Yâre: Sevgiliye,dosta, Allah’a.
*
1
Berk yapışdun şol dünyâya koyup gitmeyesin bigi
Karanu yalınuz sinde varup yatmayasın bigi
Çeviri: Sıkı yapıştın şu dünyaya, bırakıp gitmeyecekmiş gibi,
Karanlık yalnız halde mezarda, varıp yatmayacakmış gibi.
2
Geldün bu dâr-ı mihnete aldandun fânî lezzete
Heves idüp Hak sohbete dadın datmayasın bigi
Çeviri: Geldin bu zahmet yurduna, aldandın geçici lezzete,
Heves edip Hak sohbetine, tadını tatmayacaksın gibi.
Mihnete: Sıkıntıya, zahmete, çileye.
Fânî: Geçici, ölümlü, kalıcı olmayan.
3
Behey miskîn aç gözüni bu fânîden yum gözüni
Günâhdan kara yüzüni hîç agartmayasın bigi
Çeviri: Behey zavallı aç gözünü, bu fani olana yum gözünü,
Günahtan kararmış yüzünü, hiç beyazlatmayacakmış gibi.
Agartmak: Beyazlatmak, parlatmak, arındırmak, temizlemek.
Açıklama: Dünyanın geçici işlerine gözünü kapat.
4
Behey miskîn gâfil olma dünyâ fânî bâkî sanma
Ecel yiticek agzundan lokman yutmayasın bigi
Çeviri: Behey zavallı gafil olma, dünya fanidir baki sanma, (geçici-sonsuz),
Ecel gelince, ağzındaki lokmayı yutamayacaksın gibi.
5
Dirnegi tagıdan gelmiş cân u gönül mahbûs olmış
Hep ‘azânı şeytân almış ögüt dutmayasın bigi
Çeviri: Derneği dağıtan gelmiş, can ve gönül tutsak olmuş,
Tüm azalarını şeytan almış, öğüt tutmayacakmışsın gibi.
Dirnegi: Derneği: toplantıyı, birliği, topluluğu.
Mahbûs: Hapsedilmiş, tutuklu.
Azânı: Azalarını, organlarını, bütün vücudunu.
6
Ta‘n idersin ‘âşıklara gönül gözi açıklara
Uymışsın münâfıklara sıdka gelmeyesin bigi
Çeviri: Kınarsın aşıkları, gönül gözü açık olanları,
Uymuşsun münafıklara, doğruluğa gelmeyecekmişsin gibi.
Münâfıklara: İki yüzlülere, içi dışı bir olmayanlara.
Sıdka: Doğruluğa, dürüstlüğe, sadakate.
7
Yûnus özün yalvarursan sıdkıla yola girürsen
El alup tevbe kılursan mahrûm kalmayasın bigi
Çeviri: Yunus, özünle yalvarırsan, doğrulukla yola girersen,
El alıp tevbe edersen, mahrum kalmayacaksın gibi.
El alup: Bir rehbere bağlanıp.
Tevbe: Pişmanlık duyup günahtan dönme.
*
1
Dostı gerçek sevenlerün dosta ulaşur cânları
Kendüye hayrân eylemiş ezel ebed dost bunları
Çeviri: Dostu gerçekten sevenlerin, dosta ulaşır canları,
Kendine hayran eylemiş, ezelden ebede dost bunları.(geçmişten sonsuza kadar.
Ezel: Başlangıcı olmayan zaman.
Ebed: Sonu olmayan zaman.
2
Ârâmı yok irte gice maksûdı dün gün ol hoca
Anuniçün ‘ışk gelicek tahtdan yıkar sultânları
Çeviri: Dinlenmesi yok sabah gece, Maksadı gece gündüz O’dur hoca,(efendim)
Onun için aşk gelince, tahtını yıkar sultanların.
Hoca: Efendi, büyük zat, ulu sahip, bey.
Açıklama: Kendisini kul/köle, Allah'ı ise o kulun sahibi olan "Hoca" (Efendi) olarak görür.
3
Dost elinden ol er şâhı aldı içdi ‘ışk şarâbın
Anuniçün gitmez âhı dost firâkıdur honları
Çeviri: O Erlerin şahı, dost elinden aldı içti aşk şarabını,
Onun için ahı gitmez, dostun ayrılığıdır sofraları.
Şâhı: Padişahı, en üstünü.
4
Âşıkam diyen cânlarun bagrı kebâbdur anlarun
Gözlerinün akan yaşı cigerünündür kanları
Çeviri: Âşığım diyen canların, bağrı kebaptır onların,(yanmıştır)
Gözlerinin akan yaşı, ciğerinin kanlarıdır.
Kebâbdur: Kebaptır, yanmıştır, ateşe düşmüştür.
Ciğer: Bağır, iç, yürek.
5
Âşıkam diyen cânlarun nişânı vardur anlarun
Eti teni arı olur hem palâs olur tonları
Çeviri: “Âşığım” diyen canların, işareti vardır onların,
Eti teni temiz olur, hem eski olur giysileri.
*
1
Nâgâh yagmâ eyledi ‘ışk odı cânumuzı
Hîç kimse nitelikden virmez nişânumuzı
Çeviri: Ansızın yağmaladı, aşk ateşi canımızı,
Hiç kimse halimizden, bir işaret veremez.
Yagmâ eyledi: Yağmaladı, her şeyi ele geçirdi, talan etti.
Nitelikden: Vasıftan, özellikten, nasıllıktan
2
Ne îmâna bakdurur ne hod dîne tapdurur
Işk odı şöyle dutdı yıkdı dükkânumuzı
Çeviri: Ne imana baktırır, ne de dine taptırır,
Aşk ateşi öyle bir tuttu, yıktı dükkanımızı.
Açıklama: Aşk ateşi dünyevi bağları ve benliği tamamen yok eder.
3
Virdi birlikden şarâb kılduk dükkânı harâb
Cümlesini terk itdük assı-ziyânumuzı
Çeviri: Verdi birlikten şarap, ettik dükkânı harap,
Hepsini terk ettik, kârı ve zararırımızı.
Dükkânı: Benlik dükkanını, dünya evini.
Açıklama: Vahdet,(birlik) Tevhit şarabını içince, dünya dükkanını yerle bir ettik.
4
Niçe nişân vireler kangı yoldan soralar
Kamusın elden koduk dîn ü îmânumuzı
Çeviri: Ne kadar işaret verseler de, hangi yoldan sorsalar da,
Hepsini elden çıkardık, dinimizi ve imanımızı.
5
Ne assı var ne ziyân gelsün cânuna kıyan
Cümlesinden geçüben bulduk Sultânumuzı
Çeviri: Ne kâr var ne zarar, gelsin canına kıyan,
Hepsinden geçerek, bulduk Sultanımızı.
Sultânumuzı: Sultanımızı, asıl sahibimizi, Hak Tealâ'yı.
6
Birlikdedür varumuz biz bir olduk kamumuz
İkilik söylemege komaz lisânumuzı
Çeviri: Varlığımız birliktedir, hepimiz bir olduk,
İkilik söylemeye, izin vermez dilimiz.
İkilik: Ayrılık, ben ve sen ayrımı, ikilik düşüncesi.
Açıklama: Çokluktan kurtulup hepimiz vahdette -birlikte birleştik.
7
Yüz bin lisân çün geldi yüz bin cân yolda kaldı
Yüz bin gözler görmeye bizüm cevlânumuzı
Çeviri: Yüz bin lisan (dil) geldi, yüz bin can yolda kaldı,
Yüz bin göz göremez, bizim dolaşmamızı.
Açıklama: Manevi yolculuğumuzun sırrına dış gözlerin ulaşması imkansızdır.
8
Bilelikden cânumuz hîç kalmadı gamumuz
Sâfî kendüden açar ma‘den ü kânumuzı
Çeviri: Beraberlikten canımız, hiç kalmadı tasamız,
Temizce kendinden açılır, cevherimiz maden ocağımız.
Bilelikden: Beraberlikten Birlikten.
Gamumuz: Kederimiz, hüznümüz, dünya tasamız.
9
Gel gör imdi bu kândan ne biter bu ma‘denden
Ayrılmazuz birlikden bulduk mekânumuzı
Çeviri: Gel gör şimdi bu ocaktan, ne çıkar bu madenden,
Ayrılmayız birlikten, bulduk mekanımızı.
10
Gözler nite göriser kimse nite iriser
İki cihândan öte kurduk sayvanumuzı
Çeviri: Gözler nasıl görecek, bir kimse nasıl erişecek,
İki dünyadan öteye, kurduk gölgeliğimizi.
İki cihândan: Dünya ve ahiretten.
Sayvanumuzı: Gölgeliğimizi, çadırımızı, otağımızı.
11
Yûnus imdi yavu var birlikden durur ikrâr
Hîç kimesne bu milkden virmez nişânumuz
Çeviri: Yunus şimdi kaybol, Birliktendir sözümüz,
Hiç kimse bu dünyada, veremez işaretimizi.
Açıklama: Biz madde ötesine çıktık, dünyada izimiz artık bulunamaz.
*
1
Yâ ilâhî ger su'âl itsen bana
Bu durur anda cevâbum uş sana
Çeviri: Ey İlahi, eğer soru sorsan bana,
Budur o zaman, cevabım işte sana.
İlâhî: Ey Allah'ım, ey Rabbim.
2
Ben bana zulm eyledüm itdüm günâh
N'eyledüm n'itdüm sana iy pâdişâh
Çeviri: Ben bana zulmettim, ettim günah,
Ne eyledim ne ettim sana, ey padişah.
Pâdişâh: Sultan, hükümdar, Allah.
3
Gelmedin didün hakuma kem diyü
Togmadın didün ‘âsî Âdem diyü
Çeviri: -Gelmedin dedin, hakkımda kötü diyerek,
(Daha) Doğmadan dedin, -isyankar Adem diye.
Kem: Kötü, noksan, eksik
Âsî: İsyankar, emre uymayan.
Açıklama: İnsan yaratılmadan evvel, işleyeceği günahlar senin katında belliydi.
4
Sen ezelde beni ‘âsî yazasın
Toldurasın ‘âleme âvâzesin
Çeviri: Sen ezelde beni âsi yazdın, (isyan eden)
Duyurdun Aleme sesini.
Âleme: Dünyaya, kainata.
5
Her ne dilersen hakumda işledün
Ne tuşa durdumısa sen tuşladun
Çeviri: Her ne dilersen hakkımda işledin, (yaptın)
Nereye yöneldiysem, beni oraya sen yönelttin.
6
Ben mi düzdüm beni sen düzdün beni
Pür ‘ayıb niçün yaratdun yâ Ganî
Çeviri: Ben mi yarattım beni, sen yarattın beni,
Dolu Kusurla beni niçin, yarattın ey Ganî. (zengin)
Ayıb: Kusur, leke, eksiklik, utanılacak hal.
Ganî: Zengin, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan
7
Gözüm açup gördügüm zindân içi
Nefs ü hevâ pür-tolu şeytân içi
Çeviri: (dünyaya) Gözümü açıp gördüğüm, zindan içerisi,
İçim nefis ve heves dolu, şeytan içerisi.
8
Habs içinde ölmeyeyin diyü aç
Mismil ü murdâr yidüm bir iki kaç
Çeviri: Hapis içinde ölmeyeyim diye, bana kapıyı aç,
Temiz ve kirli demeden, yedim birkaç kez,(epeyce)
Murdâr: Kirli, haram, mundar.
9
Nesne mi eksildi mülkünden senün
Yâ sözüm geçdi mi hükmünden senün
Çeviri: Bir şey mi eksildi, senin mülkünden,
Ya da sözüm geçti mi, senin hükmüne.
Hükmünden: Senin otoriten, senin kesin kararın.
10
Rızkun alup seni muhtâc mı kodum
Yâ öyünün yiyüben aç mı kodum
Çeviri: Rızkını alıp, seni muhtaç mı bıraktım,
Ya da öğününü yiyerek, seni aç mı bıraktım.
Öyünün: Öğününü: vaktini, hisseni.
11
Kıl gibi köpri yaparsın geç diyü
Geçüben kevser şarâbın iç diyü
Çeviri: Kıl gibi bir köprü yaparsın -geçeyim diye,
Geçip de kevser şarabını, içeyim diye.
Kıl: İncecik tüy, kıl tanesi.
kevser şarabı: Cennet içeceği.
12
Kıl gibi Sırât'dan Âdem mi geçer
Yâ üzilür yâ tayanur ya uçar
Çeviri: Kıl gibi ince olan, Sırat'tan insan mı geçer,
Ya ip kopar, ya tutunur, ya uçar.
13
Yine fazlundur kulunı geçüren
Geçüben kevser şarâbın içüren
Çeviri: Yine cömertliğindir, kulunu oradan geçiren,
Geçirip de kevser şarabından içiren.
Fazlundur: Senin lütfundur, ihsanındır, cömertliğindir.
14
Kullarun köpri yaparlar hayr içün
Hayrı oldur kim geçerler seyr içün
Çeviri: Kulların köprü yaparlar, hayır için,
Hayır odur ki, insanlar geçerler seyretmek için.
Hayr: İyilik, sevap.
Açıklama: İnsanlar köprüyü iyilik için yaparken, başkalarına kolaylık sağlamayı amaçlar.
15
Pes gerek kim anda muhkem ola ol
Kim görenler diyeler uş togrı yol
Çeviri: Öyleyse orada o köprü sağlam olmalıdır,
Görenler desinler ki -İşte doğru yol.
16
Terezü kurdun günâhum tartmaga
Kasd idersin beni oda atmaga
Çeviri: Terazi kurdun, günahımı tartmak için,
Kastedersin beni ateşe atmaya.
Kasd idersin: Niyet edersin, amaçlarsın.
17
Terâzû ana gerek bakkâl ola
Ya bazirgân tâcir ü ‘attâr ola
Çeviri: Terazi ancak bakkal olana gerekir,
Yahut Kervancı esnaf ve aktar olana.
Bakkâl: Bakkal: esnaf, azık satan.
Tâcir: Ticaret erbabı, alım satım yapan.
Aktar: Güzel koku ve şifalı ot satan.
Açıklama: Terazi ve ince hesap, sadece dünya malını ölçüp biçen tüccarın işidir.
18
Çün günâh murdârlarun murdârıdur
Hazretünde yaramazlar kârıdur
Çeviri: Çünkü günah, murdarların murdarıdır.(pislerin pisidir)
İlahi huzurda, yaramazların işi yoktur.
Murdar: pis, leş.
Yaramazlar: Kötülerin, işe yaramazların.
19
Pes niçün murdârı açup tartasın
Sen gerek lutfıla anı örtesin
Çeviri: Öyleyse niçin murdarı açıp tartarsın,
Senin lütfunla onu örtmen gerekir.
20
Şimdi dirsin seni oda urayım
Şerri bir denk artugısa göreyim
Çeviri: Şimdi dersin ki "Seni ateşe atayım"
Şerrin (günahın) terazide bir zerre ağırsa göreyim.
Şerri: Kötülüğü, günahı.
21
Şerri azatmak gerekdür hayrı çok
Hayrı olmayanlar oldı anda yok
Çeviri: Şerri azaltmak, hayrı çoğaltmak gerekir, iyiliği olmayanlar orada yok oldu.(ahirette)
Şer: Kötülük.
Hayr: iyilik.
22
Sen basîrsin hod bilürsin hâlümi
Pes ne hâcet tartasın a‘mâlümi
Çeviri: Sen Basîrsin (her şeyi görensin), zaten bilirsin hâlimi,
O halde ne gerek var, amellerimi tartmaya.
Basîrsin: Her şeyi gören, her şeye vakıf olan (Allah'ın sıfatlarından biri).
Amellerimi: yaptıklarımı: İşlerimi.
23
Haşâli'l-lâh senden iy Rabbü'l-enâm
Sen temâşâ kılasın ben hoş yanam
Çeviri:1: Haşa lillah senden Ey Rabbül Enam
2: Allah korusun senden, Ey mahlukatın Rabbi,
Sen seyredesin, ben hoşça yanayım.
24
Geçmedi mi intikâmun öldürüp
Çüridüp gözüme toprak toldurup
Çeviri: Geçmedi mi intikamın beni öldürüp,
Çürütüp gözüme toprak doldurup.
25
Bir avuç topraga bunca kıyl u kâl
Neye gerek iy Kerîm-i Zü'l-Celâl
Çeviri: Bir avuç toprağa, bunca söz ve tartışma,
Ne gereği var, ey Kerîm-i Zül Celâl.
Kerîm-i Zül Celâl: Sonsuz büyüklük sahibi.
26
Kara kıldan çün ki agardı ak kıl
Bu cihân sevdâların elden kogıl
Çeviri: Siyah saçların ağarıp beyazladı,
Bu dünya sevdalarını elinden bırak.
Sevdâların: Tutkularını, aşırı bağlılıklarını, dünyevi arzularını.
27
Çün Yûnus'dan gelmedi hergiz ziyân
Sen bilürsin âşikâre vü nihân
Çeviri: Çünkü Yunus'tan gelmedi asla zarar,
Sen bilirsin açığı da gizliyi de.
28
Olmasun bizden sana ayruk cevâb
Söz budur va'llahü a‘lem bi's-sevâb
Çeviri: Olmasın, bizden sana başka bir cevap,
Söz budur, Allah bilir en doğruyu.
Bölüm etkileşimi
