YolcU kitap kapağı

2. bölüm / 2

YolcU

1/2 - Asfiyael

Yazar: Talha ..

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 1/2 - Asfiyael

Ne kadar olmuştu en son buraya çağrılalı? Belki üzerinden onlarca desilyon* çağ geçmişti.Kapıda ki bekçiler başlarıyla selam verip beklemişlerdi.

Bekçiler kapıların hemen yanında duran, uzun boylu, nereye baktıkları belli olmaması için simsiyah gözlere sahip olan, kurt kafalı, insana yakın vücutlu, cehennem için özel var edilmiş zebanilerdi, ellerinde uzun mızraklarıyla değil yıllar, çağlar boyunca hareketsiz kalabilirlerdi. Aslında boyları uzunda sayılmazdı, daha çok sizin boyunuza bağlı olarak değişirdi, sizi rahat öldürebilmek için sizden uzun ama sizin ona zarar veremeyeceğiniz bir sınırda dururdu. Bu sebeple aynı anda iki düşmanla savaşacak olsa hangisinin boyuna göre olacağı her zaman merak ettiği bir konu olsa da, asla sorulamayacak sorular listesinde olacağı kesindi.

Kılıçlarını düzeltti, arbaletini omuzuna astı, kızıl kaftanını elleriyle silkeleyip, bekçilere girebileceğine dair işaret verdi.Çift kanatlı kapılar yavaşça açıldığında Çağlar öncesinde gördüğü kapının işlemelerinden daha değişik işlemeleri olduğunu fark etti. Zaten konsey odasının kapısı ona bakan kişinin ruh haline göre işlemelerini değiştirirdi.Kapılar açıldığında kendinden emin, görevine gider gibi sert ve hızlı adımlarla kürsünün önüne yaklaştı.

Altı başmelek ona bakıyordu, normalde sayıları yedi olurdu ama başmeleklerin de başmeleği olan asla konseylere katılmazdı. Zaten o konseye katılırsa odaya giren bir daha çıkamaz demekti.İçinde başmeleklerin neye benzediğine dair merak olsa da, bildiği birşey vardı, başmeleklere baksanızda gözünüzü yakarcasına rahatsız eden ışıktan başka birşey göremezdiniz. Hatta eğer onlar size bakarken denk gelirseniz, belki kör bile olabilirdiniz. Bunlar gerçek miydi yoksa ulvi katlarda gezinen bir efsane miydi emin olmak için denemek lazımdı.

Konsey odasında sadece büyük, mahkeme kürsüsü gibi bir kürsü olurdu, en yüksek kürsü başmeleklerin başkanına aitti, genelde o kürsü boş olurdu, odanın duvarları, tavanı, tabanı heryeri saf beyazdı, sadece nerede duracağınızı belirleyen, sizin türünüz, göreviniz ve rütbenize göre renk değiştiren bir daire olurdu, Asfiyael’in dairesi ise kadife kızılıydı. Konseye çağırılan kişilerin durduğu yerde, hemen kafasının üstünde ise alevlerin arasında kalsa da parlaklığını belli eden kapkara bir halka olurdu.Lanet halkası denilirdi ona. Son çağda, daha adem yeni var edilmişken Azazil’in isyanı sonucunda boynuna geçirilip ulvi alemden dışarı çıkarılmıştı. Böyle bir olay sadece bir kere olsa da o günün hatırası bile bütün melekleri ürkütmeye yeterdi. O çevresini saran alevlerin çıkardığı ses konsey odasının sessizliğini bozan tek şey olurdu.

Meleklerden birisi sakin ve iç ferahlatan sesiyle konuşmaya başladı.

-”Asfiyael! Hoşgeldin.”

Hoş bulduk demek isterdi belki ama başmeleklere cevap vermek, onları onaylamak için bile olsa hoş karşılanmadığı için, başını eğerek selamlama yoluyla hoşbulduk imasında bulunmayı seçti.

Melek yine devam etti

-”Seni insanların dünyasına gönderiyoruz, dünyada bir sürelik görevin var, görevinle alakalı bilgiler ruhuna işlenecek.”

Asfiyael şaşırmıştı, gözcülerden sonra ulvi katlardan kimse insan yada diğerlerinin dünyalarına gitmemişti. Şu anda hoş karşılanmamak en son umursayacağı şeydi.

-”İnsan dünyasına mı?”

“Evet!” Dedi melek yine aynı sesiyle.

Asfiyael emin olamıyordu.

-”Ben aramızda seçilecek en son kişilerden biriyim,kararınızı tekrar gözden geçirmenizi rica etmek zorundayım.”
Diyerek kibarca, ama ulvi katın tüm kurallarına karşı bir suç işleyerek görevini sorgulamıştı.

-”Bu hüküm bize ait değil, senin hakkında kararı yaratan verdi. Bu konsey sadece o kararı sana bildirmekle görevli.”

Asfiyael ne diyeceğini bilemiyordu, var edildiği günden bu zamana kadar hiç bir şekilde asi olmamıştı, evet kendisine ait fikirleri vardı, kendisini lanetletecek kadar büyük bir iradesi yoktu ama sonuçta iradesi vardı, merakı vardı.

Anladığı kadarıyla bu görevi kabul etmekten başka bir seçenek yoktu. Bu kadar hareketsiz durunca başmelek belki uyarmak belki de merak ettiği için.

-”Sorulacak soruların mı var?” diye sordu.

Asfiyael öncelikle bu görevi hazmedebilmek için hareketsiz kalarak aynı zamanda görevine hazırlık yapabilmek için.

-”Göreve ne zaman başlıyorum?” diye sordu.

Başmelek, içinde ki şüphe ve korkuları fark etmiş olacak ki ses tonunu sertleştirerek.

-”Haberci sana ulaşacak, başka soru?”

Hayır anlamında başını salladı, başmelekleri kızdırmak şöyle dursun canlarını bile sıkmak bela anlamına gelebilirdi, en azından ulvi katlar böyle inanıyordu.
Sakince bir reverans yapıp, sert bir hamle ile geri döndü, yine sert askeri yürüyüşüyle hızlıca konsey odasından çıktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…