6. bölüm · Yıldız Harmonileri

Yıldız Harmonileri 6.bölüm

Yarimcay Petşise

Kulaklıkta yükselen müzik, odanın duvarlarını değil ama Ekin’in içindeki boşluğu doldurur gibi oldu.
Ama o boşluk dolmadı.
Sadece şekil değiştirdi.
Sanki daha önce sessiz olan şey, artık ritimle konuşmaya başlamıştı.
Ekin gözlerini kapattı. Sandalyeye oturdu. Defter hâlâ masadaydı. Açık. Sayfa yarım kalmış bir düşünce gibi duruyordu.
Parmakları istemsizce masaya vurdu.
Bir ritim.
Sonra bir tane daha.
Müzikle aynı hizada değildi ama ona direniyordu da değildi. Sadece… onun yanında başka bir şey vardı.
Kafasının içinde bir cümle belirdi:
“Ben duyulmasam bile, içim hâlâ konuşuyor.”
Gözlerini açtı.
Odanın köşesi farklı görünüyordu. Aynı oda. Aynı duvarlar. Ama sanki içindeki hava biraz değişmişti.
Ekin kalktı.
Yavaşça.
Deftere baktı.
Sonra kapattı.
Ama bu sefer korkarak değil.
Sanki bir şeyi saklamak için değil… bir şeyi yanında taşımak için.
Tam o sırada telefon titredi.
Bir bildirim yoktu.
Ama Ekin yine de baktı.
Ekran açıktı.
Hiçbir şey yoktu.
Yine de o boş ekran, ona bir şey söylüyordu gibi hissettirdi.
“Yalnız değilsin.”
Ama bu cümle güven vermedi.
Aksine… daha da ağırlaştırdı.
Ekin odanın içinde bir tur attı. Adımlar sessizdi. Halı sesi bile yutuyordu.
Kapıya baktı.
Bir an.
Açıp çıkabilirdi.
Ama nereye?
Okul mu?
Orası daha gürültülüydü.
Ev mi?
Orası daha sessizdi.
İkisi de aynı yere çıkıyordu aslında.
Kendi içine.
Ekin durdu.
Derin bir nefes aldı.
Sonra defterini aldı.
Bu sefer saklamadı.
Çantanın içine koymadı.
Sadece elinde tuttu.
Kapıya yürüdü.
Kapı koluna dokundu.
Durdu.
Ve ilk kez, içindeki ses çok net konuştu:
“Eğer kimse duymuyorsa… ben yine de yazacağım.”
Kapıyı açtı.
Koridor soğuktu.
Ama Ekin ilk kez bundan kaçmadı.
Bir adım attı.
Sonra bir tane daha.
Ve o gece, evin sessizliği değişmedi.
Ama Ekin değişmişti.
Ve bu… başlangıçtı.