Yılanlı Bahçe kitap kapağı

2. bölüm / 2

Yılanlı Bahçe

Serseri

Vaveyla Yazarı: Asinyy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Serseri

Tac Mahal -Buray
Serseri-Teoman
Ahu- Mabel Matiz
Dönence - Barış Manço

Karakolda etrafıma bakınıyordum ki çevrede ki hafif bir uğultu kulaklarımı uyuşturuyordu, ne zaman benim ifademi alıcaklardı merak ediyodum .Karşımda oturan adam alaycı ve dik dik bakışlarını üzerimden çekmiyordu.

Saat gece yarılarına doğru giderken sinirime hakim olup kavga çıkarmamak için gayret etmeye çalışıyordum.

Nasıl karakola geldiğimi şöyle anlatıyım.

Saatler önce...

"Ege noluyo bu adam Harun beyin oğlu mu , bizi niye gönderiyolar " dedim hızlı hızlı konuşuyodum çünkü çok sinirlenmiştim.

"Bir sorun var heralde bir şey olmaz yarın geliriz" dedi çok makuldu onun dışındaki herkes sinirlenmişti." Sana naptılar memlekette ya sakinleştirici mi kullandın her gün "dedim ,dalga geçerek." Hayır içmedim ama bol bol spor yaptım çok iyi geliyo hem sinirlere hakim olmak önemli Ada" dedi ve yanağımdan bir makas aldı bu onun dilinde her şeyi çok ciddiye almaydı.

"İş görüşmesine katılamadığımıza göre bir şeyler mi yapsak" dedim ve ekledim . "Hem Şevvalide çağırırız işini bitirince gelir "dedim . "Olabilir ama bir kaç işim var haftasonu buluşsak olur mu " dedi. "Tabi olur" dedim. O da yüzünü buruşturarak ,"Kaanı da çağır istersen" dedi. Bende yüz ifadesine güldüm. "Ayrıldık biz aldatmış beni şerefsiz . Sen ve Şevvalin Kaan nefretinizi dikkate almamam beni şuan kahrediyo ya adam beni aldatmış birde ayrılmayalım çok emeğim var diyo kırk yılın başı aldığı kahvelerimden bahsediyor heralde" dedim . O da bir oh dercesinde iç çekti. "En iyisini yapmışsın o cibiliyetsizden kimseye hayır gelmez" dedi güldüm , beraber kapıdan çıktık. O gitmeden önce sarıldım ve sonrasında yolun tersine doğru yürüyerek gözden kayboldu. Bu sırada üstümde bir göz hissettim ama etrafıma bakınca kimseyi göremediğim için yürümeye devam ettim.

Metrobüs durağına doğru yürüyordum.Sabah hızlı bir şekilde çıktığım için kulaklığımı almamıştım. Benim için kulaklıklarım herhangi bir organımdan farksızdı ve olmayınca yokluğu hissedilicek tarzdandı. İleriden bir şarkı sesi geliyodu, yaklaştıkça daha çok sesini duyabiliyordum . Buna sevindim en azından metrobüse binene kadar şarkı dinlerdim ,sokak sanatçısının şarkısına eşlik ederek yürümeye devam ettim.

İçimde soğuk rüzgarlar
Büyük hasarlar var
Yangınlar, uçurumlar
Cehennem kadar

İçimde soğuk rüzgarlar
Büyük hasarlar var
Yangınlar, uçurumlar
Cehennem kadar

Sesimin çıtırdan ayarını kaçırarak daha yüksek, sesli söylemeye devam ettim. İnsanların garipsememeside hoşuma gitmişti tam sokak sanatçısının yanına gelince biraz da orda eşlik ettim, zaten herkes benim gibi yanına gidip dinliyodu. Hevesle eşlik ettiğimi görünce bana da mikrofon uzattı , utansamda kabul ettim.

Beni seve seve, hadi canıma bak
Herkes gibi tek bırakıp gitme
Beni kaderimin elinden al, sakın ola pes etme
Beni sara sara, bi bakarsın iyileşiverir tüm yaralarım
Seni ben o zaman, yedi harikadan taç mahalim yaparım.

Şarkı bitmişti etraftaki insanlar alkışlamıştı ama onların
alkışlama sesini bastıran ses ise delice basılan korna sesleriydi .Salağın teki yolun ortasında durmuş trafiği kitlemişti. Altındaki arabanında hakkını vermiyordu resmen , araba fena güzeldi, Mercedes Benz altındayken basmaması şaçmalıktı. Belkide bozulmuştur diye düşünüyodum ki,
Arabanın içine bakınca bana hayranlıkla bakan bir çift siyahımsı hareleri gördüğüm anda bende kala kalmıştım.

Ama bendeki büyünün bozulması kısa sürdü. Salakmısınız beyfendi o arabanın hakkını verip basmalısınız insanların zamanından çalmayın, diye seslendim arabanın camı tam açık değil ve filmli olduğu için kim olduğunu anlayamıyordum.

Bir sürü insan kornaya basarken beyfendinin keyfi çok rahattı bu da benim sinirlerimi bozmuştu arabasının yanına gittim." Siz delimisiniz beyfendi insanlar ceza yememek için inmiyorlar arabadan kendinizi özel önemli falan mı zannediyorsunuz " dedim. Camı hafifçe indirirken yutkunmak zorunda kaldım çünkü bu kişi Harun Yılsarın oğluydu , suratımla alay eder gibi gülümsüyordu , ben bakakalırken o yanda boş duran yere arabasını çekti.

İnsanlar da şükreder gibi gittiler tam anlamıyla düşüncesiz , serserinin biriydi magazin az bile diyordu hakkında, tamam yolda çok durmamış beş dakika ancak ama yinede İstanbul gibi bir yerde yalancı trafik oluşturmak kolaydı ,yaptığı şey düşüncesizceydi.

Daha çok yolu işgal etmemek için kaldırıma çıktım. Bişey demeden bekledim beni orda görmemesi benim için artıydı zaten yarın iş görüşmesinde onla değil babasıyla görüşeceğim için yersiz korkularımı köşeye bıraktım.

"Sesin güzelmiş " dedi yüzündeki piç gülüşü devam ederken o kadar hakeret ediyoruz adam hala yürüyormuydu. "Dalga mı geçiyorsunuz siz ya komik mi zannediyorsunuz ne kadar düşüncesizsiniz belki o insanlar beş dakika bile geç gitseler yetişemeyecekleri bir yere gidiyorlar" dedim hala etik ilkelerimi sürdürmeye ve kafa göz dalmamaya çalışıyordum ,son söylediğim benim için zordu çünkü çok çabuk sinirlenebilen bir insandım.

"Haklısın sadece bu kadar güzel bir sesi bir daha duyamam diye dinlemek istedim"dedi sesimin güzel olduğunu söyleyen ilk insandı. "Sanatçı falanmısın ya da şan dersi mi aldın " dedi. Benim sinirim daha geçmediği için ona bağırmaya yakın bir sesle. "Bir daha karşıma çıkma serseri" deyip yoluma baktım. Arkamda bir çift göz hissediyordum ama umursamdan devam ettim.

Yürürken abarttım diye düşündüm ama şuan ailemle görüşmesemde onların bana kattığı etik kuralları sürdürmeye devam ediyordum. Haksızlık yapılmasından asla hoşlanmazdım birde bu çocuğa karşı ön yargım büyüktü.Ön yargımı şöyle açıklayabilirim.

Normalde magazin izlemem de okumam da ama her yerde onla alakalı haberler çıkması benimde dikkatimi çekti. Ve her gün yeni bir kızla fotoğrafı çıkıyordu. Yani normal, az yakışıklı değildi ama yinede bu kadar çapkınlık bir de halka bu şekil davranışlarıyla ,o daha çok öfkeden deliye dönerdi.

Metrobüse biniceğim için bekliyordum. O sırada telefonuma bakınca Şevvalin aradığını gördüm hemen döndüm.

-Efendim canım.
- Adako nasıl geçti görüşmen
-Geçmedi şirketinin sahibinin oğlu gelince hepimizi yolladılar çok canım sıkıldı birde yarın aynı saatte bir daha gelicem normalde yarın da başka bir iş görüşmesine gidicektim.
- Ya aşkım kıyamam neyse yarın gidersin o işi alırsın. Bugün ikimizdende iyi haber yok bende davayı kaybettim bu aralar hiç bir işim rast gitmiyo Ada deliricem bu kadar üst üste hiç dava kaybetmezdim.

Derken resmen sesi ağlıcakmış gibi çıkıyordu.

-Sakin bitanem gel sen bizim orda kahve içelim konuşalım takma o kadar halledersin sen tamam mı? Hadi şimdi ben metrobüse biniyorum geçince kafeye mesaj at.
- Tamam görüşürüz.
- Bay canım.

Yarım saat sonra bizim her zaman gittiğimiz kafenin ordaydım. Şevval çoktan geçmişti . Hızlı adımlarla kafeye vardım .İçeri girince garson gülümsedi, muhtemelen tanıyolardı kendince selam vermişti gülümseyerek karşılık verdim.

Şevval cam kenarındaki masaya oturmuş dışarıya bakıyordu. Şevval, dedim o da hemen kalktı sıkıca sarıldı bana , bende ona aynı şekilde karşılık verdim. "Nasılsın "dedim nasıl olduğunu biliyordum sadece herkes birbirine nasıl olduğunu sık sık sormalıydı . "Hiç iyi değilim Ada . Hiç böyle olmazdı bulduğum delillerin hepsi çürütülüyor deliricem. Artık annemlerede söyleyemiyorum başarız olduğumu görsünler istemiyorum napıcağımıda bilmiyorum" dedi çaresizce bende tüm ailemin hukukçu olmasına dayanarak." Önce sakin olmayı deniyosun, sakinleştiricini içtin mi ellerin titriyor" dedim o da" Hiç bir şey yiyemedim ondan ilacıda içemedim " dedi. Sinirli gözlerimin hedefi olduğunu farkedince başını önüne eğdi. Garsondan kahvaltılık birşeyler isteyip Şevvale döndüm." Böyle üst üste denk gelebiliyo ablamda ilk dönemlerde hiç dava kazanamıyordu ama şuan çok başarılı ,bunlar biraz da şans işi canım sen sakin ol bir şekilde sen yine kazanırsın her zaman yaptığın gibi tamam mı yeterki yeniden başlıcak umudu yitirme" dedim . Konuşmamın ona iyi hissetirdiğini tuttuğu nefesini bırakmasından anladım.

Kafası dağılsın diye havadan sudan konuştum Kaanın sabah yaptıklarını anlattım onun tek tepkisi. O şerefsize fazla bile tahamül ettin cibiliyetsizin tekiydi, dedi güldüm aklıma Ege gelmişti.

"Aa Şevval ben bugün kimi gördüm, dedim o da ,kim, dedi bende, bizim lisede Ege diye biri vardı ya hatırlarsın gerçi , unutmamışsındır bir ara çok hoşlanıyordun" dedim. O da hafifçe yutkundu yanakları kızardı onun kızaran yanaklarına benim kahkaham eşlik etti o kadar utanıyordu ki aşk meşk olaylarından komik geliyordu ama yinede az zorbalıyordum.

"Gülme ya çok ayıp "dedi bu kahkahımı daha çok körükledi gülüşümü bastırmama neden olan şey ise yemeklerin gelmesi oldu. O yemeklerden yerken bende anlatıyordum." İşte şirkete o da iş görüşmesine gelmiş şaşırdım bende ama iş görüşmesine bile katılamadık yarın yine gidicez . Bir de hafta sonu buluşalım diye sözleştik sende geliceksin tabi "dedim göz kırptım.

"Ada artık hoşlanmıyorum ondan zaten ergenlik zamanıydı ama tabi gelirim yakın arkadaşımızdı" dedi. "Haklısın ben şakalaşıyorum zaten" dedim sonra ekledim. "Birde salak bir oğlu var Harun beyin hani şu sürekli magazinde gördüğümüz bir çocuk vardı ya "dedim. Hatırlarcasına kafasını salladı sonra metroya giderken yaptıklarını anlattım. "Seni beğendi heralde" dedi ve bana misilleme yaparak gülmeye başladı. "Adama demediğimi bırakmadım diyorum hala seni beğenmiştir diyorsun. Bir de beğense bile banane ben Kaan gibi birinden sonra erkeklerden iki kilometre uzakta durucam diyorum sen ne diyorsun Şevval esefle kınıyorum seni" dedim daha büyük bir kahkaha attı birbirimizle dalga geçerek yemeklerimizi yedik.

Yemeklerimizi yiyip kalktık. Şevval, arabasıyla beni de evime bıraktı eve geçince yorgunluk çökmüştü . Duş alıp yattım .

Kalktığımda saat akşam yediydi etrafıma baktım hava hala aydınlıktı.Pencereyi açtığımda sıcak esen bir rüzgar karşıladı beni. Kalktım elimi yüzümü yıkayıp, telefona baktım.

Bildirim olmadığını görünce telefonu yatağa fırlattıp. Dolaptan üstüme yeşil bir sporcu hırkası giydim altıma da siyah bir eşofman altı giydim. Kulaklığımı bu sefer unutmayarak çantama attım.

Ve dışarı çıktım. Metrobüse binip sahile indim. Yürüyüş yapmak istiyordum sinirlerimi gevşetmek için iyi bir seçenekti. Eylül ayına göre hava sıcaktı ve bu beni delirtiyordu. Soğuk ve yağmurlu havaları daha çok seviyorum ama bozulan ekosistem yüzünden sonbahar bile sıcaktı.

Yavaş bir şekilde yürümeye başladım. Etrafıma bile bakmadan uzun bir süre yürümüşüm saate bakınca anladım. Kulaklarımı dolduran ses şuan bana dalıp dalıp uzaklara iç çekiyorsun diyordu ben de o an kafamı kaldırdım ve bir adım daha atsam iri bir gövdeye çarpacağımı farkettim kafamı kaldırdım karşımda gördüğüm adam şaşırtı bugün üçüncü oluyordu hayır kafa dağıtırken bile sinirlenebileceğim şeyler karşıma çıkıyordu. Genç Yılsar da listede güzel bir yer bulmuştu kendine.

Başını eğmiş bana bakıyordu . Bende kısa bir kadın değildim ama bu adam çok uzundu. Bende kısa bir kadın değildim.

Bir süre konuşmadık . Bu sessizliği ben bozdum. "Karşıma her yerde çıkmak zorundamısınız?" Dedim . Sorumu yanıtsız bırakmayarak . "Yollar beni size çıkardı benim kabahatim değil " dedi bende yürümenin verdiği sakinlikle sesimi ayarlayarak. "Beni mi takip ediyorsunuz siz "dedim . "Hayır dediğim gibi yollar beni sizin ahu gözlerinize çıkardı "dedi hala gözlerimin içine bakarken, sonra ekledi. "Tanışamadık sizinle Yaman ben "dedi ve elini uzattı. "Ben size bir daha karşıma çıkmayın demedim mi çıksanız da görmezden gelin benim sizin gibi biriyle işim yok nolur üçüncü bir karşılaşma yaşamayalım" dedim sonra yanından geçerken yanlışlıkla omzum çarpmıştı ama tabi onun omzuna çarpmadı. Çünkü omzum omzuna değmiyordu.

Çevremde fazla insan sevmiyordum -anlaşılmıştır zaten- az ve öz insan her zaman rahat bir kafa demekti. Bir de o kişi erkekse bu aralar bir iki kilometre uzakta dursunlar.

Biraz daha yürüdükten sonra bir banka oturdum sonra denizi izlemeye başladım. Gözlerimi alamayacağım kadar parlak ve eşsizdi. Hatta İstanbulu yaşanır kılan yegane şey deniziydi bence .Kulaklıklığımın tekini taktım.Bu sırada uzaktan birinin beni izlediğini farkettim .Kafamı hafifçe kaldırdım tanıdık bir sima değildi.

Sakallı ,esmer ,kısa boylu bir adamdı bakışlarını umursamadan denizi izlemeye devam ettim yanlış anlayıp yine kavga çıkarmak istemiyordum bu bir kaç kere başıma gelmişti . Saat yavaş yavaş akarken , saati kontrol ettiğimde on bire geliyordu , sahil de boşalmıştı. Bende eve gitmek için kalktım ve yürürken arkamda bir nefes hissediyordum.

Bu nefes hissi korkumu tetikledi midemin bulantısı aynıydı , başıma en acı yerinden bir ağrı saplandı . Ama şimdi o kadar aciz değildim . Adama doğru döndüm ve daha demin beni izleyen adam arkamdaydı. "Güzelim beni fark ettin demekki " dedi ve iğrenç bir sırıtış belirdi yüzünde o lafını tamamlayamadan karnına sert bir yumruk geçirdim onun nefesi kesilirken ben bir yumruk da onun kafasına geçirmiştim.

O yere yığılırken kaçmaya çalışıyordum ki karşımda bu sefer daha uzun birini gördüm kaçmama izin vermiyceğini anlamıştım o da bana bir yumruk savurmuştu bu yumruk benim göğüs kafesime doğruydu. "Güzel yüzün bize lazım o yüzden yüzüne vurmuyorum güzellik " dedi pislik Allahın pisliği kendimi toparlayıp ona bir tekme geçirceğimde arkadaki adam ayılmış beni arkamdan tutup sürüklemeye başladı bağırmıyım diye ağzımı tutuyordu.

Kendimi kurtarmaya çalışıyordum ama başaramıyordum. Birinin bağırışını duydum o uzun boylu adam çığlık atıyordu. Arkada sağlam dayak yiyor olmalıydı beni tutan adamın dikkati dağılmışken gevşeyen elinden kendimi kurtarıp tam can alıcı şekilde bacağının ortasına bir tekme geçirmiştim . O da bir çığlık attı. Etrafta olan bir kaç insan hemen bu çığlıkları duyunca polisi aradı.

Diğer adamı döven kişiyi görünce nefesim kesildi ama öyle bir dövüyordu ki yerde yatan adamın ağzından kanlar akıyordu muhtemelen dişleri kırılmıştı. Onu döven adam Yaman Yılsarın tam olarak kendisiydi. Şok olmuş olarak ona bakıyordum ki onu bırakıp diğer şerefsizin başına geçmişti benim tekmemle yerde kıvranan adamı da delicesine dövmeye başladı.

"Yaman" diye bağırdım. Bana döndü "Efendim" dedi sanki daha demin iki adamıda delicesine dövmemiş gibi sesi kibardı. "Napıyorsun" dedim saçma bir soruydu belki ama işte anlık şaşkınlıkla ve panikle sormuştum. "İki serefsizi dövüyorum. Sen iyimisin?" dedi rahatlığından ödün vermeyerek dövmeye devam etti. Türkiyede halk taciz gibi konularda o kadar hassastıki Yamanın elinden kimse o iki adamı almamıştı evet hakkettileri buydu ama öldürücekti ve ben benim için birini öldürmesini istemiyordum. "Dur öldürüceksin" diyip vücudumun titremesini önemsemeyerek onu çektim bana çok direnmedi.

Kolundan çektiğim için dönük sırtı yerine yüzünü görüyordum ve tüm gücümle çektiğim için sahilde olduğundan daha yakındık. Olayın stresinden ve onun bu kadar dibime girmesinden dolayı kalp atışlarım hızlanmıştı.

Yavaşça başını eğmiş siyaha yakın gözleri beni bulmuştu karanlığa rağmen o siyahların içinde yer yer kahveler ince de olsa yeşillerin olması çok şaşırtmıştı uzaktan o kadar siyahlardıki, kahvelerin hatta az da olsa yeşillerin olmasına şaşırmıştım.Sonra burnuma miskle karışık odunsu kokusu geldi .

O da beni inceliyordu farketmemek imkansızdı. Benim yeşillerimde oyalandı uzun uzun sonra kokumu çekti içine sanki birbirimizi tanıyor gibiydik. Evet çünkü biz iki yabancıydık ama sanki ruhlarımız birbirini tanıyormuşcasına elimin altındaki bileğinde onun da nabzı en az benim kadar hızlıydı.

Bu andan kurtulabilmek için onu itebilirdim ama daha beş dakika önce beni böyle iğrenç bir şeyden kurtardığı için ben iki adım kadar geriledim.

" İyi misin?" Dedi. "İyiyim" dedim masumlaşmama şaşırmıştı. Korktuğumu anlamış olucakki kafam dağılsın diye "Sende fena dövdün ama maşallah yani" dedi kıkırdadım. "Lazım olunca yumruklarımı kullanmaktan çekinmem" dedim o da güldü, o iki pisliğin başında sahildeki bir kaç insan bekliyordu .

Yaman arkamızdaki banka oturdu banka hafifçe vurarak gel demeye çalışıyordu gidip yanına oturdum. Bir kadın da oturduğum yere doğru gelerek alın su için deyip bana bir şişe su uzattı teşekkür ederek aldım.

Ellerimdeki titreme geçmemişti. O yüzden kapağı açamıyordum Yaman bunu anlayarak hemen alıp açtı ve ellerimin titremesinden dökmeyim diye bana suyu vermeden ,kendisi bana içirdi.

Biraz sakinleşmiştim hatta sakinliğin getirdiği bir sinir gelmişti o yüzden polisler gelmeden biraz şu iki pisliği bir iki imza da ben bırakmak istiyodum ve bunu düşünmemle kalmam bir oldu bankın yanında duran üç büyük taşı aldım . Yaman kalktığımı farkedince . "Dur otur daha yeni geçti elin" dedi ama kimin umrundaydı bildiğimi okuyarak elimdeki taşı o kenara otutturdukları kısa adama geçirdim yüzünden gelen kanlara kafasındaki eşlik ederken Yaman. "Napıyorsun zaten hissetmicak " dedi umursamdan diğer taşı da diğerine geçirirken Yaman belimden tutarak beni geriye doğru çekti.

Tam son taşı da atıcakken bileğimden tutmuştu fakat bileğimden tutunca öne gidicek taş arkaya gidip Yamanın çenesine çarpmıştı. Canının yanmasına rağmen beni nazikçe bırakıp eli çenesine gitti.

Bu sırada polisler gelmişti siren sesleri uzaktan da olsa geliyordu. Bende Yamana doğru baktım. "Acıyo mu çok .Hayır sen neden bileğimi tutuyorsun ki " dedim bu sırada onun elini çenesinden çekip kendi elimi uzattım . Baya da sert girmişti umarım izi kalmazdı.

"Sen daha niye taş atıyosun ağızlarından kan geliyo zaten. Birde bana mı kızıyosun bileğini tuttum diye hay Allahım " dedi bende yineleyerek "Acıyo mu" dedim." Sert girdi kızım senin elin cidden ağırmış" dedi. "Çok da kanıyo Yaman otur şuraya peçeteyle bastırıyım"dedim. "Kanatan kim acaba hem kanatıp hem iyileştirmen çok ince bir hareket" dedi kinayeyle yani az haklı değildi. Ama benim dediğimi yaparak banka oturdu bende çantamdaki kolonyayı hafifçe peçeteye döküp çenesine bastırdım. Canı yandığını belli edercesine inledi. "Özür dilerim çok mu bastırdım" dedim. "Yok sadece derine girdi ya ondan oluyo" dedi.

Bu sırada.Polis arabası ve iki ambulans alana girdi. Yamanla ikimizin dövdüğü iki şerefsizi götürdüler , Yaman'a da pansuman yaptılar bizi polis arabalarına bindirip götürdüler. Sonrasında bizi uzun bir gece bekliyordu.

Bir polis memuru ikimize hastanaye sevk edilen iki adam konuşacak duruma gelmeden bizim çıkamayacağımızı söyleyince deliricektim. Yarın ki görüşmesine katılmassam hayallerime bir sene görüşürüz demem gerekiyordu.

"Komserim yarın çok önemli bir işim var gitsem yarın gelsem olmaz mı? "Dedim çaresizce .Sert bir sesle. "Olmaz önce ifadeniz alınsın göndeririz sizi" dedi ve gitti Yamanda bana dönerek " Ne işin var, dedi. Gidemediğimin sinirini ondan çıkararak . "Sanane "dedim o da sustu haliyle sonrasında karşılıklı şekilde oturduk."Teşekkür ederim olayın stresinden unuttum. Birde çenen çok acıyomu" dedim masum masum. "Önemli değil. Çenemde çok acımıyo ama izi kalır gibi sanırım en güzel yara izim olucak" dedi gevşekçe. En güzel yara izinin benim açtığım olması yutkunmama sebep oldu"Annem küçükken bir karışım yapıyordu hiç iz kalmazdı ben çok düşüyordum da ondan yapsam sana kalmaz belki izi" dedim.sonra ekledim "Önemli değil falanda kabul etmiyorum borçlandım ve elbette bir şekilde borcumu ödüycem"dedim son dediğimi es geçerek "Kalabilir ilk yara izim değil" dedi.

"Çok mu bekleriz acaba" dedim çünkü yarın yine geç kalma ihtimalim yüzümü buruşturdu. "Canın mı yanıyor " dedi hayır anlamında başımı salladım."İfademizi alıp bırakırlar ama çok yoğunluk var bilemiyorum şuan için " dedi. Bende dün de az uyumanın verdiği yorgunlukla esnedim. "Sen beni nasıl gördün bu arada " dedim sahilden bahsettiğimi anladı ve "Hay Allah ya ben kardeşimi alıcaktım nasıl unuttum sen burda bekle gelicem ben " dedi ve koşar adım dışarı çıktı.

Bende ne olduğunu anlamaz bir şekilde beklerken , kendimi acayip yanlız hissetmiştim yanlızlık hissini herkes anlamaz mesela bu saatte karakoldaydım ama ailemi aramıyordum çünkü onlar kendimi seçtiğim için benden vazgeçmişlerdi. Onları özlemiyor değildim hatta kalbim hep evimi arıyordu ama yapamıyordum dönemezdim çünkü haklıydım.

Merakıma yenik düşüp intagramdan fake hesabıma girip ablam Eylülün hesabına girdim onun hesabı açıktı çünkü boşanma avukatı olmasına rağmen sosyal medyada içerik üretiyordu ve arada canlı yayınlar açıyordu annemlerde de fotoğraflar olduğu için önce hesabında ki videoları geçip fotoğralara baktım. Sonra hikayesine girdim , tek bir hikaye olması beni endişelendirmişti. Hikayeye girdim.

~Canım takipçilerim bugün canlı açamıyorum çünkü abim rahatsızlandı yarın görüşmek üzere~

Abim mi abim hastamıydı kalbim sızladı. "Abim, doruk " ağlamamak için kendimi zor tuttum ciddi bir şey miydi bilmiyordum. Doruk o da ablam gibi bir avukat ama daha çok ceza davalarına bakıyordum ablamdan hep daha yakın olmuştuk ablam gibi beni kıskanmaz hep arkamda dururdu. Hatta İstanbulda okuyup mimar olmamdan dolayı küsmemişti bana bir gün bir kavga etmiştik o tüm bağlarımızı koparmıştı. Ama şimdi ona ciddi bir şey olmuştur diye deliricektim.

Sol gözümden bir yaş düştü tutmadım. Abime ne olduğunu öğrenememek beni delirtiği için kendimi dışarı attım. Yaman bankta oturuyordu , bende ondan bir iki adım uzaklaşarak çantamdan bir dal sigara çıkarıp yakıyordum ki yanıma geldi. "Ne derdin varsa onla çözemessin bir de senin gibi mantıklı bir insana hiç yakıştırıyamıyorum"dedi. "Bir derdim olmadan içemezmiyim " dedim ve sigaramdan bir nefes daha aldım. "Bilmem zeki birine benziyorsun senin sağlığını bozucağını bile bile içmen garip geldi" dedi şaşırdığı yüz ifadesinden belliydi.

"Sen de bir anda çıktın noldu kardeşim dedin" diyip konuyu değiştirdim. "Kız kardeşim olmaması gereken bir ortamdaymış bende işte onu almaya gidicektim, o iki yavşağın bir kadında saldırdığını görünce unutmuşum bu arada seni görmemiştim takip etmiyorum yani" dedi ve güldü sonrasında "Neyseki bir arkadaşım aldı aklım kalmaz artık" dedi bende "İyi mi kardeşin?" dedim gözüm dolmuştu aslında şuan Yamana o kadar imrendim ki kardeşini arayıp sorabilmesi istediği zaman bir telefon kadar yakın olması , " İyi ama sen iyi değilsin bir sorun varsa çözeriz sakin ol" dedi ve omzuma dokunup teselli vermek ister gibi davranırken, bende üzüntü duygusundan çok sinir olduğu için "Tamam dokunma sen otur şurda bende şunu içip gelicem zaten bugün olanlar için teşekkür ederim ama sürekli dip dibe olmak zorunda değiliz"dedim o da gidip banka geri oturdu, sonra karakolun önüne bir araba geldi karanlıktan geç anlamıştım ama bu Yamanın arabasıydı. İçerisinden genç bir delikanlı inmişti , uzun boylu ve heybetliydi ve en az Yaman kadar kumral teni ve kahve gözleriyle Yamana seslendi "Abi" dedi Yaman dalgınlıktan farketmemişti başını kaldırınca gördüğü adama hayretle baktı. "Kuzey" dedi ve yanına yürüdü. "Nasılsın, sen ne ara geldin en son Almanyada değilmiydin " dedi Kuzey de "Babam saldığı anda Türkiyeye kaçtım abi" dedi ve güldü. "Murat abi nasıl iyi mi sağlığı yerinde mi" dedi ."İyi valla abi ne olsun bu arada artık bir numaralı korumanım kovsan da gitmem birine verdiğim sözü lağıyla tutmam gerek" dedi. "Okul bittiyse var rızam sevmem koruma işlerini ama sen benim kardeşim gibi olduğun için senle gezmeyi sorun etmem" dedi ve babacan bir tavırla sarıldı Kuzeye çok tatlılardı aralarında gönül bağı var gibiydi.

Bir anda hava esmeye akrar verdiği için üşüdüğümü hissettim aslındaki üstümde sporcu hırkam kalındı ama İstanbulun havasına güven olmuyordu.

Yaman Kuzeyi uğurlayıp yanıma gelmiş , telefona baktığım için farkına varmamışım. Bir anda üstündeki geniş kesimli hırkasını üstüme bırakınca korkuyla "Ne yapıyorsun öyle sessiz sessiz dibime girmişsin " deyip korkudan kendimi tokatlayıp damadığımı kaldırdım bu halime güldü." Adını bile bilmezken nasıl seslenicektim hanımefendi .Üşümüşsün o yüzden verdim." dedi bende "Gerek yok üşümüyorum" diyerek geri vermeye çalışsam da almadı ve ellerini dudaklarımın üstüne koyarak sus demeye çalıştı.Tam bişey dicektim mi benden önce davranarak "O iki saattir baktığın adam kim sevgilin mi" dedi iğneleyici bir tavırla kıskanmış olamazdı heralde değil mi daha tanışalı bir gün olduğu için kafamda bırakamıyo benide kıskanç çalmıyordu -ya da neden yalan söyleyim ekran süremden ötürü bir an çalmadı değil- "Abim" dedim ilk defa terslemediğime şaşırmıştı. "Ordan bakıcağına arasana" dedi çok bilmiş bir şekilde ben bilmiyordum sanki aramasını sessiz kaldım bir yabancının hayatımla alakalı çok şey bilmesine gerek yoktu .

İçeri girdik beraber aslında ben girerken o da benim adımlarımı takip etmişti içerde beklerken. Çok konuşmadık, yanıma değil karşıma oturmuştu "Bana adınız bahşedicekmisiniz hanımefendi" dedi alaycılığını sürdürürken "Yaman bak zaten yeterince zor bir gün ve ben sinirli bir insanım o yüzden lütfen sus kavga çıkartıcak enerjim kalmadı" dedim o da "Kavga çıkarmadan adını söyleyebilirsin bence hayır naptım bu kadar sinirlisin anlayamadım yada genel tavrın mı böyle" dedi. "Herkede sinirliyim daha demin de dediğim gibi Yaman" dedim "O zaman genel tavrın böyle derdim haklısın ama herkese böyle değilsin" dedi ."Anlamadım sen kime böyle olmadığımı gördün" dedim sessiz kaldı. "Sus derken susma konuş diyince konuşma Yaman tamam mı sen nasıl bir inatçısın çocukken kulağına adını değilde üç kere inat mı dediler" dedim o da mırıldanarak "adam inat kadın çoook inat "dedi dışından söylediğini farkedince başını eğdi sanki hiç yokmuş gibi davranıyordu.

Bende o dışardayken nöbetçi eczaneden aldığım kremler gelmişti ne ara aldığımı sorgularsanız mesajla kuryesi olan eczaneler getiriyordu şansıma gelmişti çünkü sözümü tutamazsam bu gece uyuyamazdım. Ben kapıya doğru yönelince Yamanın bakışları ardımdaydı hissediyordum o siyah gözleri değdiği yeri yakıyor gibiydi, kremleri alıp içeri geçtim.

Ama öncesinde polislerin birinden bir bardak aldım ve ikisini karıştırdım. Yamanın yanına gidince alık bakışları elimdeki bardaktaydı "O ne" dedi . "Dedim ya şu annemin yaptığı kremleri karıştırdım izi kalmasın diye" dedim ve onun konuşmasına izin vermeden çenesine yavaş yavaş kremi sürerken nefesini tutuyordu , kremi sürdükten sonra çekilicekken farkettiğim şeyle utançtan yanaklarım kızardı kremi sürerken ona ulaşabilmek için bacağının arasına girmişim insan bir söylerdi ama bunun kavgasını yapamıcak kadar utanmıştım.

"Teşekkür ederim" dedi " Yapmam gerekiyordu o yüzden yaptım yanına bıraktığım poşette iki krem var ikisinden de eşit koyup sürüceksin bir haftaya kadar geçmiş olur" dedim. "Ben halledem onu ya en iyisi gel sen sür olmaz mı" dedi adam iyilik yaparken bile gevşekti adam edilemicek tarzda bir gevşeklikti bugün şirkete girdiği gibi sert olsa en azından susar otururduk. "Oldu paşam başka bir arzun" dedim . "Yok sadece bu kadar" dedi La havle çekerek onun bakışlarıdan kurtulmak için etrafa bakmaya başladım.

Karakolda etrafıma bakınıyordum ki çevrede ki hafif bir uğultu kulaklarımı uyuşturuyordu, ne zaman benim ifademi alıcaklardı merak ediyodum .Karşımda oturan adam alaycı ve dik dik bakışlarını üzerimden çekmiyordu, ve çekmicek gibiydi.

Saat gece yarılarına doğru giderken sinirime hakim olup kavga çıkarmamak için gayret etmeye çalışıyordum.

Çünkü Yaman cidden zor bir insandı Allah ilerde eşine sabır versin çok çekerdi bundan. İçimden sinirlensemde güldüm.

Sonrasında şüküretmeme neden olan kişi geldi bir komiser "Buyrun ifadeniz alınıcak önce Ada Öz sen gel" dedi gece çalışmanın verdiği bir sinir vardı ben kalktım arkamdan Yaman "Ada" dedi benimsemeye çalışarak "Ada güzel isimmiş bak sen istemesen de öğrendim" dedi hevesli hevesli sinirli bir bakış gönderdim bana ordan göz kırptı tam anlamıyla delirmelikte tüm günümün bu adamla geçmeside tam bir fiyaskoydu.

Ben ifademi verdim ardımdan Yamanda ben dışarı çıkıp taksi durağını ararken Yaman elimden alıp telefonu kapattı. "Kusura bakma Ada ama bu saatte binen insanların tip belli birde taksici sorunlu falan çıkar ben seni bırakırım " dedi telefonumu geri almaya çalışırken aynı anda "Gerek yok hem seni de tanımam sana nasıl güvenicem" dedim. Elini yukarı uzatarak telefonu almamı engellerken anahtarı bana fırlattı "Ehliyetin varsa sen sür" dedi ve karşımda Yaman olduğunu unutup gamzelerimin belli olucağı türden bir gülüş sundum "Cidden mi ?" Dedim o da bir cevap vermeye ihtiyaç duymayarak arabanın sağ tarafına geçip arabayı açmamı bekledi.

Ben açar açmaz da sağa yerleşti. Bende koşar adımlarla sürücü koltuğuna geçtim "Paranın bolluğundan heralde nasıl güveniyorsun bana" dedim o da "Paranın bolluğu kısmı yanlış baba parasıyla almadım kendi markamın geliriyle aldım ikincisine cevap vermem gerekirse çok akli dengem yerinde değil hadi bas gaza" dedi ve bende arabayı çalıştırıp onun dediği gibi gaza bastım. Arabanın ekranına bağlanıp bas gaza aşkım açmıştı bu adam cidden sıyrıktı ama bu sürdüğüm güzelliğin hatrına ağzımı açmadım.

Gözlüğümü takarım kısmında çocukken çektiğim kliplere benzeyen bir edayla gözüme kendi gece görüş gözlüğünü taktı dik dik bakışlarımdan mağrum kaldı çünkü araba emanetti . Şarkı o kadar kırocaydı ki istemsizce güldüm "Kıro musunuz Yaman Yılsar " dedim ve içten bir şekilde güldüm. O da bana şarkıyı söyleyerek eşlik etti "
Bas gaza aşkım, bas gaza
Kim tutar seni? Bas gaza
Yollar senin, hiç durma
Ah, hadi uçur beni bur'dan"

Bir kahkaha daha attım uzun bir süre beni bu kadar gülerken göremeybilirdi ben club çocuğu sanarken Yaman resmen mahalle çocuğu çıkmıştı.

Evin önüne gelince tak diye arabayı park halina alınca Yaman etkilenmişti anlamamak için salak olmak lazımdı "Fena araba kullanıyorsun" dedi "Eyvallah" dedim Yamandan aşağı kalır bir yanım yoktu mahalle çocukluğunda "Yaman itiraf etmem gerekirse hayatımda yaşadığım en garip geceydi neyse ,iyi akşamlar kremi sürmeyide unutma" dedim birde ekledim"Teşekkür ederim arabayıda sürmeme izin verdiğin için sinirlerime çok iyi geldi" dedim ikimiz de aynı anda güldük ben o sırada avcumdaki anahtarı avcuna bıraktım. "Rica ederimm ,kremleri de unutmam iyi akşamlar kendine iyi bak geceleri de dikkatli çık ortalık sıkıntılı " dedi başımı salladım. Eve doğru yöneldim içeri girene kadar gitmemişti kapıyı kapattım oda hızla gitmişti.

Üstümde de onun ceketi kalmıştı verememenin pişmanlığıyla hemen dışarı çıktım ama Yaman çoktan gitmişti. Bende başka bir çarem olmadığı için eve girdim. Nasıl ulaşıcaktım instagramdan yazsam görürmüydü acaba telefonumdan hemen Yaman Yılsar diye arattım.

Çok az fotoğrafı vardı ama takipçi saysısı yüksekti. Ben mesaj atsam görmezdi fotoğraflarına bakarken sert ifadeyle baktığı fotoğraflar vardı ama sadece bir toplu fotoğrafında içten bir şekilde gülümsüyordu. İki kız ve Yamanın yanında bir erkek vardı . Merakıma yenik düşüp etiketlere baktım etiketteki herkesin hesabı açıktı. Biri Yaren Yılsardı kız kardeşi olmalıydı. Çınar diye bir çocuk vardı onun hesabına girmedim. Birde Aslı diye bir kız vardı onun hesabının da sadece ismine bakıp çıktım. Stalk işi sonraya kalmalıydı çünkü saat fazlasıyla geçti.

Gidip hemen duş alıp yattım.

Sabah alarmlarımın yirmince çalışına dek uyanamadığım için şuan geç kalıyordum gece ne giyceğimide ayarlamamıştım hemen elim dizlerimin üstünde biten kalem eteğime gitti kumaş pantolonum yoksa en ciddi kıyafetim buydu üstümede Şevvalin zor aldırdığı gözlerine çok uyumlu dediği yeşil bir saten gömlek, ayakkabı olarakta siyah stilettolarımı almıştım.

Makyajımı yapma hızım derse yetişecekken yaptığım makyajların hızındaydı şaçlarımı kıvırdım ve olmuştu "Evet Ada git ve bu işi al " dedim ve motivasyon konuşmamın yalınlığıyla evden çıktım ve iş görüşmesine beş dakika vardı. Taksi bulmam bile zordu beş dakikaya ve önümde duran arabaya bakınca Şevvali gördüm "Hadi geç kaldın zaten bin" dedi kurtarıcı meleğim resmen yicektim bu kızı. Hemen bindim "Aşkım çok sağol ya sen olmasan hayatta yetişemezdim" dedim o da kendisinden minnet duyulmasından nefret eden bir insandı bi de kardeşi gibi gördüğü birinden duyunce her zaman tatlı bakan gözlerine sinir eklemeyi denedi ama işe yaramadı. Yüzü çok tatlıydı Şevvalin çilli yanakları yeşilimsi ela gözleri açık kumral saçları ince ve hafif çekik gözleriyle hem tatlı hem çok güzeldi.

O bir tek mahkeme salonlarında tatlı değil de alev alevdi. Sinirlenmesin diye yanağına ardarda öpücükler kondurdum şirketin önüne gelince bana şanş diledi ve evet buna çok ihtiyacım vardı.

Koşar adımlarla şirkete girdim. Bugün dünkü asistan yoktu içeri geçtim oturdum. Ege yoktu heralde o girmişti. Bekleme işi yine fazlasıyla uzundu ve bu uzun bekleyişlerden nefret ederim. İçerden Ege çıktı hızla ayağa kalktım "Nasıl geçti" dedim heycanla o da "Harun beyin düzmdüz suratın hiç bir şey anlamadım ama olumlu olduklarını yarın çağırıp sözleşme imzalatıp, iş başı yapabileceklermiş." Dedi bende "Hadi inşallah" dedim onla kısa bir sohbet ettik gitmesi gerekti . Ege gittikten sonra bir süre daha bekledim ve beni içeri aldılar karşımda gördüğüm ilk adam beklendikti ama solda duran adam şaşırtı yine ve yeniden. Evet Yaman Yılsar...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18