Yıkım kitap kapağı

2. bölüm / 3

Yıkım

•2•

Vaveyla Yazarı: Meryem Su

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: •2•

Çocukluğunu geride bırakıp savaşın yok etmediği hatta yanından bile geçmediği Elf krallığının başkenti Fasdoma gelmişti. Wirgard Staft büyücü okuluna kaydını yaptırıyordu. Buraya gelmemesi için annesi çok yalvarmıştı. Elfler konusunda fazlası ile korkuları vardı her ikisininde ama bu hepsinin aynı olduğu anlamına gelmiyordu. En azından Erva için. Mana testinin sonucunu bekliyordu.

Uzun bir süre bu okulda duracağından manasının yetip yetmeyeceğini önceden test edip ruhsal hayvanını çağırmasına yardım ediyorlardı. Manası yetmeyen kişilere mana konusunda eğitici ve artırıcı büyüleri öğreten kitaplarda veriyorlardı. Neyseki Ervanın buna ihtiyacı yoktu. Ruhsal hayvanını çıkartma odasına geldiğinde sütunun üzerinde taşa kazınmış semboller vardı.

Manasını aktardığında yukardan hiç bir şey düşmemişti. Bu yüzden ruhsal hayvanının olmadığını düşünsede “Ona isim vermelisin” demişti odanın dışındaki Elf ve büyü gelişim hocası olan Soner. “Şey sanırım minnak olacak çünkü ben onu göremiyorum ve şuan nerede bilmiyorum açıkçası” dediğinde “Ayağında” diyip oraya bakmıştı. Yere baktığında ayakkabında ufak bi tırtıl görmüştü.

Bir çok kişi ruhsal hayvanını yırtıcı yada kuş olarak beklediğinden böcekte olabileceğini ön göremiyorlardı ve haliyle fark edemiyorlardı. İşaret parmağına onu alıp odadan çıkarken “Mana aktarki fark etmen kolay olsun” demişti son olarak Soner hoca. “Yapıcam” diyip mutlu bir şekilde ordan ayrılmıştı. Onlara dokunduğu sürece mana aktarımı hiç kesilmeyecekti. Bu sadece ruhsal hayvanlar için geçerliydi ama.

Bir başkasına mana aktarmak gerektiğinde kan yoluyla yapmaları lazımdı. Erva okulun yanındaki yurda doğru ilerlemişti. Sıra numarasına göre ona bir oda vereceklerdi. Yurt düzeni ırklara uygun yapıldığından peri ise peri olan kişilerle aynı odada kalacaktı. Bunu okula kayıt olan yarı hayvanlar rahatsız olmasın diye çıkartmışlardı. Bu tip konulara fazlası ile önem veriyordu okul konseyi.

Yurdun içindeki ışınlanma parşömenini sadece odasını bulmak için bir kez kullanacaktı. Ardından yanacaktı çünkü parşömen. Bunu bilmeyenler ilk başta fazlası ile korkuyordu. Erva odasının kapısına geldiğinde yavaşça açıp içerde kimseyi görmeyince rahatlamıştı. İki tane yatak vardı ve bir kişi için oldukça genişti. Masaların üzerinde yardımcı mana taşlarıda bulunuyordu.

Bunları deney salonunda kullanmak için ödünç alıyorlardı ve odalarında büyü yapmak kesinle yasaktı. Öğrenciler en ufak tartışmada bunu büyüyle hakketmeye çalışa biliyorlardı. Çantasını yatağın üzerine koyup etrafa bakınmıştı. Ona verilen dolapta bir forma vardı. Onun yanına kendi elbiselerini dizerken kapı açılmıştı. İçeriye ondan daha uzun bir kız girmişti. Göz göze geldiklerinde “İnsan mısın” diye sormuştu. “Ah hayır periyim” demişti.

Onu bir süre süzmüştü. “Tamam” diyip masanın üzerindeki mana taşlarını cebine atmıştı. Yanında hiç bir çanta yoktu. Bu yüzden eşyasız geldiğini düşünsede o bir portal açıp dolabına bir kaç ayakkabı yerleştirmişti. Erva ona büyülenmiş bir şekilde bakıyordu. İlk kez böyle bir şey görüyordu. “Muazzam” diye mırıldandığında kız arkasına dönmüştü. Kaşı yukarı kalkmıştı. “Basit bi büyü bu” demişti.

Erva için her büyü çok özeldi. On altı yılını sadece onları izleyerek geçirdiğinden fazlası ile etkileyici geliyordu. Kendisininde yapabilecek olması onu dahada heyecanlandırıyordu. “Bana yapmayı öğretir misin” diye gözleri parlarken sorduğunda “Hiçliğin kapısı açıl diyeceksin sadece, öğretilecek bir şey yok” diyip yatağına uzanmıştı.

Dediğini yaptığında anında olunca biraz hayal kırıklığına uğraşmıştı. “Büyülerin sözlerden oluştuğunu bilmiyordum” onun gördüğü büyüler geniş kapsamlı olduğundan sembollerin etrafında dönmesini beklesede gördüğü tek şeyin siyah bi boşluktu. “Basit büyüler bunlar, sen nasıl bilmiyorsun bunları” diye sorduğunda “Ben hiyapvede büyüdüm” dediğinde başıyla onaylamıştı. “Anladım”

“Ben sifocrede büyüdüm sonradan fasdotta geldim ailem boşanınca yerleştik, ilk büyü okulumu başka şehirde okudum ve daha fazlası için buraya geldim” dediğinde gülümsemişti Erva. “Bu yer benim ilk okulum, hiyapvede büyü okulu yok, mana bile kullanamıyorsun hatta” diyip kıkırdamıştı. Sessizlik olduğunda ortam garipleşti. “Songül” diyerek devam etmişti. “İsmim Songül”

Gülümseyerek “Erva” demişti. O gün fazlası ile boş geçmişti. Ertesi gün olduğunda aynı sınıfa doğru ilerlemişlerdi. Yerlerine oturduktan sonra önlerinde kitaplar belirmişti. Mana kullanı mı, Mana kontrolü ve çoğaltımı, İşlevi yüksek büyüler olarak üç kitaba ayrılmıştı. İlk ayları olduğundan bu konulardan eğitim alacaklardı. Git gide çoğalacaktı. “Günaydın çocuklar” diyerek içeriye Soner hoca girmişti.

Tahtanın önündeki sandalyeye oturup masanın üzerindeki sembollü kâğıtları parmağını şıklatıp onların önüne koymuştu. “Elementleriniz hakkında bilgi verecek bir kâğıt, daha önce yapmış olanlar vardır ama elementleriniz git gide çoğalıp gelişe bilir, biliyorsunuz zaten Hava su toprak ateşin yanında lanetli ve saf enerjiler ile büyü yaparız” diyip nefes almıştı. “Mana aktarın ve öğrenin, mana aktarımı hakkında kitaplar zaten önünüzde var”

Bu işi altmış üç yıldır yaptığından her tür öğrenci ve yeteneksiz ile karşılaşmıştı. Erva kâğıda heyecanla manasını aktardığında su ile kaplandığını görmüştü. Soner hoca “Kağıdınız ateşse yanar, su ile ıslanır, havaysa yukarıya kalkar, topraksa taşlaşır ve içinizdeki lanetli yada saf enerji yoğunsa kâğıdınız siyahlaşır yada parlar, bunun dışında hepsini yan yanada göre bilirsiniz bu iyi bir şey doğuştandır korkup bağırmayın” derken etrafı süzmüştü.

Songülün kâğıdında taşlaşma ve yanma ön plandayken siyahlaşmış kısmı havalanıyordu. “Muazzam gözüküyor” diye Erva onun yerine sevinirken sınıftaki uğultular çoğaldığından “Şaşıracağınız hiç bir şey yok” demişti Soner. “Bunlar doğuştan gelir ve siz bunları çoğaltıp güçlendirirsiniz, hepsi bu” dedikten sonda önlerinden kâğıtları almıştı. Dokundukları an zaten kağıdın üzerinde isimler yazılmış oluyordu. “İsmini söylediklerim sola geçsin”

Soner hoca çoklu elemente sahip olanlara ek ders gibi bi ayrıcalık tanıyordu mana gücünüde göz önüne alarak. Element kullanımlarını çoğaltmak uzun bir zaman gerektiriyordu ve bu konuda bir çok kişi uğraşmıyordu. Songül sol tarafa geçtiğinde Erva üzülsede yanına yeni bir peri oturmuştu. Bir birleri ufaktan tanıştıktan sonra derse odaklanmışlardı. Wirgard Staft’an mezun olan bir çok kişi Komutan oluyordu.

Gündelik meslekleride yapsalarda komutan olamayanlar oralara yöneliyordu. Öğle arası Songülü Tuana ile tanıştırmıştı. Beraber tostun yanında salata yerken iyice kaynaşmışlardı. Songül onlara hâlâ yakın davranmıyordu okulun ilk günü olduğundan dolayı. Bir önceki okuduğu okullarda arkadaş çevresi yüzünden sıkıntılar çekmişti. Hatta bu yüzden üzerinde büyü denemeleri bile yapılmıştı.

Öğleden sonra büyü deneyimi hocası olan Fikri ile tanışmışlardı. Okulun bahçesinin yanında kocaman bir deney alanı vardı. Toplu ve bireysel olarakta ikiye ayrıldığı bi alanda vardı. Öğrenciler vakit buldukça buralara gelip kendilerini geliştirip özel derslerini burda görüyorlardı. Dersler ise çok kişinin aynı anda büyü yapacağı alanda veriliyordu. “Merhaba çocuklar, gençler her neyse” diye girmişti.

Sonar hoca kadar uzun zamandır eğitim vermesede oda burda otuz iki yılını geçirmiş bir Elfti. Yarı hayvanlara ders vermekten iğreniyordu ırkçı olduğundan dolayı ama onunda üç tane peri kızı vardı. Eşi dışında hiç bir yarı hayvanla ilgilenmeyi bırak bakmıyordu bile. Savaş döneminde boşanmak bir kenara dursun onların daha güvende olması için savaş bitene kadar okulun yurdunda kalmışlardı.

Eşi burdaki temizlik hizmetlilerden biriydi şuanda bu sebeple okulun koruması altındaydı. “İlk dersimiz olduğundan basit büyüler ile başlayacağız ve zorlanmayacaksınız, bunları okul içinde de yapa bilme hakkınız var hatta” diyip büyü kitabını eline almıştı. “Ben zihinden sürekli yaptığımdan sözlere bile artık gerek duymuyorum ama sizin için diyeceğim, ilk büyümüz eşya portalı”

Kolunu uzatıp avucunu açtıktan sonra “Hiçliğin kapıları açıl” diyerek portal oluşturmuştu. Onun içinden elindeki kitabın kopyasını sınıftaki herkese dağıtmıştı. “Bazı meraklılarımız olduğundan birini yapınca hemen ötekini öğreneyim ben yaparım mıy mıy mıy diye konuşan kişiler var, bundan dolayı dersleri gördükçe sayfalarda büyülerin sembolleri yavaş yavaş gözükecek” demişti.

Bir kaç kişi bu dediğine gülünce umursamazca oda gülüp “Hadi yapın şimdi” demesinin ardından altına bi sandalye alıp izlemeye başlamıştı. Erva ve Songül hızlıca yaptığında “Yapan kenara geçip otursun” demişti. Onlarda yapmaya çalışanları izlemeye başlamıştı. Bu dersi Büyü gelişimi gibi zaman zaman değil öğleden sonra hatta bazı günler tamamen alacaklardı.

(Pazartesi) Büyü gelişimi - Büyü deneyimi
(Salı) Enerji gelişimi - Büyü deneyimi
(Çarşamba) Tüm gün büyü deneyimi
(Perşembe) Büyü gelişimi - Büyü deneyimi
(Cuma) Tüm gün büyü deneyimi
(Cumartesi) Tüm gün büyü deneyimi
(Pazar) Büyü gelişimi - boş

Özel bi ihtiyaçları olursa diye Pazar günü öğleden sonrasını tatil gibi geçiriyorlardı. Kısa bir sürede olsa mananın kendini yenilemesi ve kullanılmaması lazımdı. Bu düzende iki yıl boyunca okuyacaklardı. Hatta bu sebeple mananın çokluğuna önem seviyorlardı. Üç ay sonra isteyen her öğrenci okuldan kaydını sildire biliyordu. Üç ayın sonunda daha ciddi büyüler öğretilmeye başlanacaktı çünkü.

Burdan mezun olan her bir birey kendini tamamen koruyup çevresinide koruya bilecek düzeye geliyordu. Komutanlık konusundada özel imkanlar sağlıyordu ve yeterince şanslılarsa elf olan öğrenciler kraliyet ailesini koruyan şövalyelerden olabiliyordu. Diğer ırkların kendi ülkelerinde komutan olmak için ayrı bi okul daha okumaları gerekiyordu ama.

Güneş batmaya yakınken hâlâ bir kaç kişi portalını açamamıştı. Yapamamak onları daha çok strese sokuyordu ve onları izleyen kişilerin git gide artması dahada zorlaştırıyordu. Fikri hoca onlara somurtarak bakıyordu. Saatine baktığında “Yarın devam ederiz, dersimiz bitti yemek haneye uğraşamayı unutmayın ve siz” diyerek yapamayanları parmağı ile göstermişti. “Odalarınızda bunu çalışın, yapın”

Ses tonundaki ciddiyet ve sertlik onların arasında iki tane yarı hayvan olduğundandı. Eğitim hayatı boyunca bu kadar uzun süre verilmesine rağmen portal açamayan kişiler görüyordu. “Sizi nasıl bu okula aldılar be, daha ilk büyüyü yapamıyorsunuz, siz elemente bile sahip değilsinizdir şimdi” diye devam ettiğinde birisi sessizce ağlamaya başlamıştı. “Yarına yapın” diyip deney alandan çıkmıştı.

Yemek haneye ilerlerken Songül “Okul onlar için cehennem gibi olacak” diye mırıldanmıştı. “Bu kadar sert olmasına gerek varmıydı” diyip başını eğmişti Erva. “Var” demişti Songül akşam yemeğini tabağına alırken. “Burası bir çok komutan yetiştirdi ve büyü öğrenmeye geliyorlar, yapmıyorlarsa gitmeleri en mantıklı olanı zaten” Tuana araya girmişti. “Olabilir ama kızması çok fazla” derken sinirliydi.

Onlar bir masaya geçmişlerdi o ara. Ervanın iyice moodu düştüğünden iştahı kaçmıştı. “Yemeğini ye mananı dengelemek için fazlası ile ihtiyacın olacak” demişti Songül. “Hem bunlar şuan iyi günleri onları, onlar için üzülme sonuçta ilk gün ve Fasdot bi Elf krallığı, gelmeleri hata” derken Tuana “Sen Elfleri mi savunuyorsun kanadın kesilmiş olmasına rağmen” diye sesini yükseltmişti. O an Tuanaya kitlenmişti.

Her kanat Elf tarafından kesilmiyordu. Erva “Sakin olun kimse kimseyi savunmuyor” dediğinde “Yok savunuyorum, sende savunuyor gibisin Fasdotta olduğuna göre Tuana” dediği gibi masadaki su yüzüne gelecekken dondurmuştu. Azda olsa su büyüsüde kullanıyordu. Masadan kalkmıştı “Ben buraya büyü öğrenmeye geldim” derken “O zaman öyle davran, ırkçı olduğunu tüm Elflerin duymasını ister misin”

Erva “Kesin şu tartışmayı” diyip ikisinide uyarsada artık fazlası ile geçti. Tuana “Sevmiyorsam sebebim var” diyerek bağırmıştı “Sebeplerin kimsenin umurunda değil, kapa çenenide yemeğini ye” derken Soner hoca Tuananın omzuna elini koyup “Bi sorun mu var kızlar” diye sorduğunda “Ufak bi tartışma” demişti Songül. “Değil mi Tuana” bunu derken sırıtıyordu. Hocanın yanındada Elfleri sevmediğini söylese olay hiç olmadığı kadar büyür hatta okuldan atıla bilirdi.

“Evet” demişti dişlerini sıkarak. “Tamam o zaman, sesleri yükseltmeyelim” diyerek gülümsemişti Soner hoca. Yanlarından ayrılırken Tuana tabağını alıp başka bir masaya geçmişti. Erva Songüle hüzünlü şekilde bakıyordu. “Ne var, onu kurtaran benim ayrıca Elf sevmemesi onun sorunu” diyip yemeye devam etmişti. Bir kez daha ilk günden arkadaşlık kurulmayacağını anlamıştı.

Fikir ayrılıkları ve yaşanmışlıklar görüşleri fazlası ile etkiliyordu. Erva o gün çok bir şey yemişti. Yurtaki odalarına geçtiklerinde Songül hızlıca uyuya kalsada Erva dışarıya bakıyordu. Belki semboller tekrar geri gelir diye…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18