5. bölüm · YENİDEN HAYAT

_2.BÖLÜM_

Elif Arık

Umay Vavelya

Demir Aktaş ailesinin malikanesine gelmiştik. Arabadan indiğimizde karşımızda dedem, Mahir Demir Aktaş ve 4 Demir Aktaş varisleride duruyordu.

Bana her ayın 15. gününde 50 milyon dolar gönderen Kuzey Demir Aktaş tam karşımda duruyordu. Yüzünde eksik olmayan o kurnaz bakışı vardı.

İkimizde o yarış gününden beri düşman gibiydik. O yarışma günu den sonra sırf beni uğraştırmak için her hafta başka bir şekilde mahkemeye baş vuruyordu!
Mesela geçen gün adam kendi kuzeni olan Ares Demir Aktaş'ın kardeşi Aren Aktaş’ı sadece saç rengi aynı diye 3 saat onun saç rengi ile kuzeninin saç renginin aynı ihtimalinin olmayacağını savundum.

Adi herif

Biz kızlarla dedemin yanına gittik. Dedem hepimize kocaman gülümseyerek "Hoşgeldiniz kızlar" dedi kollarını açarak

Canım dedem.
Yer mekan farketmeksizin bizi ne zaman görse sarılmak için kollarını kocaman açıyordu

Dedeme doğru yürüdük ve hepimiz dedeme sarıldıktan sonra ve Mahir Demir Aktaş'ı göstererek dedem.

"Sizi askerlik arkadaşım Mahir Demir Aktaş ile tanıştırayım" dedi dedem.

Askerlik arkadaşım derken?

Mahir Demir Aktaş bize bakarak tebessüm etti ve bize malikanenin içerisini işaret etti ve "Buyurun içeri geçelim daha rahat konuşuruz" dedi.

Dedem ve askerlik arkadaşı Mahir Demir Aktaş önden yürümeye başladılar. Hemen arkalarında biz vardık.

"Bundan haberimiz var mıydı" diye sordu Azra fısıldayarak.

"Dedemin askerliğe gittiğini bile yeni öğrendim ben," dedi İkra Alya.

"Nostaljik hikayelere hazır mıyız? Azra yeni yazdığın kitapların için çok güzel ilhamlar geliyor olabilir" dedi Simay.

Kartal abiyi aradım ve "Kartal abi senden isteyeceğim bir şey olacaktı. Biz kızlarla dışarı çıkacaktık yaa o yüzden bir restoranta rezervasyon yaptırmıştım onu iptal edebilirsen çok sevinirim abi" dedim Kartal abi halledeceğini söyledi ve telefonu kapattı.

"Sevgili hanımefendi acaba telefonunuzu sessize alabilirmisiniz bu seferde Kartal abinizi mahkemeye vermek istemiyorum" dedi Kuzey yanıma gelerek

Ukala ve gıcık kelimeleri bu adamı yansıtıyordu

Üzerinde beyaz keten bir gömlek altında beyaz keten bir pantalon vardı. Saçlarını eli ile dağıttığı için hafif dağnık duruyordu. Açık mavi gözlerinde kurnaz bir bakış vardı.

"Sevgili beyefendinin en sevdiği ve en sinir ettiği avukatı ben olabilir miyim acaba?" dedim ona kısa bir bakış atarak.

"İlk ve teksin sevgili hanımefendi" dedi önüne bakarak.

Göz devirerek ondan daha hızlı yürüdüğümde ve oda benimle hızda yürümeye başladı.

Azra'nın Ateş Demir Aktaş'a "Kuzenin kuzenime hiç iyi gelmiyor ne zaman yan yana dursalar sürekli bir rekabet helindeler" dedi.

Ateş hafifçe gülerek "ikiside aynı burçmu?" diye sordu.

"Sizi duyuyorum ve bu adamla aynı burç olma ihtimali bile çok kötü" dedim dedemler daha önden yürüdüğü için bizi duymaları imkansızdı.

"Hanımefendi ile aynı düşünsenize paylaşıyorum bu inatçı kız ile aynı olan her şey çok kötü"

Simay gülerek "Bu ikisinin ortak düşmanları olduğunu düşünsenize" dediğini duydum sonra sonunda salona geldik ve dedem ve oturduğunda bizde karşılarında ki koltuklara oturduk.

İlk bir kaç dakika sadece bize baktılar ne olduğu hakkında hiçbir bilgim yoktu.

Sonra başka bir odadan iki kadın ve bir tane ev görevlisi geldi iki kadından biri bilin bakalım kim?

Anneannem!
Dedemin eşi olan bana annelik etmiş anneannem.

Hadi dedemi anlarım ama sen ne alaka bee anneanne.

Anneannemin yanındaki kadın büyük ihtimale Mahir Demir Aktaş'ın eşidi.

Bahar Aktaş, örtülü bir kadındı bildiğim kadarıyla Karadenizli anneannem ile arkadaş olduğuna göre sevecen ve enerjik biri olmalı.

"Uuy, ha bu güzel kızlar senun torunun midur?" dedi bize bakarak sonra anneanneme baktı.

"Evet benim torunlarım bu siyah takım giyen Umay çok inatçı ve meydan okumayı sever, sarı saçlı olan İkra o uslu dur ve cesaretlidir, siyah gözlü olan Simay Sare o gururludur ve sakin, bordo tişörtlü olanda Azra o düşünceli ve en az konuşanıdır," diyerek hepimizi tanıttı anneannem.

"Uyyy maşallah maşallah, pek de güzeller! Allah yazginlarina bağışlasun, nazarlardan saklasun," dedi hepimize gülümseyerek.

Anneannem'de gülerek bize baktıgınde ben ve Azra hızlıca ayaği kalktık bu yasimiza kadar bize annelik yapan kişilerden biride anneannemdi.

Benim annem araba kazasında ölmüştü gözlerimin önünde. Bir düşmanlık uğuruna küçük bir kızın annesi ile tüm hayellerimi çaldılar.

Ben annemden kek yapmayı bile öğrenememiştim.

Azra bize annesini hiç bir zaman anlatmamıştı hazır olduğunda anlatacağını söyleyip duruyordu.

Azra ve ben anneanneme ilk önce sarıldık bizden sonra Simay ve İkra sarıldı.

Bahar Aktaş'ta kendi torunlarına sarıldı ve hallerini hatırlarıni sordu

Sonra onlarda yerine oturduktan sonra dedem ve Mahir Demir Aktaş bir anı hatırlamıs gibi birbirlerine baktılar ve konuşmaya başlarlar.

"Bir gün işte ben askerlik yıllarında iken...

...
İki saattir gerçekten nostaljik hikayeler dinliyorduk ve ben çok sıkıldım. Bu konuşmaya daha fazla dayanamadığım için lavaboye gitmiştim ve biraz misafir lavabosunun ışıkli aynasının önünde fotoğrafımı çekmiştim.

Lavabodan çıktığımda bizimkilerde ayaği kalkmıs ve beni bekliyordu onların yanına gittiğimde herkes Aktaş ailesi ile vedalaşıp kendi ailemizin arabasına bindik.

...
Dedem, anneannem ve İkra bir arabada ben Simay ve Azra bir arabaya binmiştik etrafımızda korumalar ve zırhlı araçlar vardı. Ormanlık ıssız bir yoldan gidiyorduk.

"Gün açan çiçekler gibiydik"
"Yalan, yalan"
"Öyle saf ki sevgimiz"
"Yalan"
"Ayıramaz bizi hiç kimse"

Kızlarla bağra bağra şarkı söylüyorduk.

Aniden 9 araba karsımıza kırdı ve arabaların içindeki herkes aşaği inip bize ateş etmeye başladı. Biz ne olduğunu anlamadan yan tarafınızdaki arabanın camları kırıldı...

Hayır!

Dedem arabayı yeni aldığı için arabanın cam korumaları daha yapılmamıştı. Bu arabayı kullanmaya o kadar hevesliydi ki unutmuştu.

Camlar tuzla buz olurken dedemin üzerine bazı cam parçaları gelmişti ve acı ile yüzünü buruşturduğunu gördüm.

Dedemin arkasındaki araçlardaki korumalar dikkatlice arabadan indiler ve bazılarıda dedemin arabasının ve onların önüne kendi arabalarıni koymuşlardı.

"Kızlar sakın arabadan inmeyin!" diye bağırdı dedem.

İkra bağrarak dedeme arabada durmasını daha korunaklı bir araca binmekeri gerektiğini söyledi.

Ama dedem duymadı.
Silah sesleri arasında bizi korumak için kendi canını riske atmıştı.

Hızlıca arabadan indim elime bir tane silah aldım ve dedeme kendimi siper ederek bize silah sıkanlara karşılık vermeye başladım. Arkamdan İkra, Azra, Simay' da elinde bir silah alarak karşıdaki adamlara sıkmaya başladılar.

Azra ve Simay anneannemi koruyorlardı, İkra ve ben dedeme Süper olmuştuk.

Arkadan bir silah sesi geldiği de hiç tahmin etmediğimiz bir şey olmuştu.

Ardından bir tane daha silah sesi geldi.

Sırtımda bir acı hissettiğimde bacaklarım beni taşıyacak gücü bulamamıştı.

İkra bize bakarak "Hayır" diye bir çığlik attı.

Dedem de vurulmuştu.

"Dede!" diye bağirdım acı içinde.

"İkra! İkra bir şey yap kurtar dedemi! Lütfen!"

İkra konuşamamışyı bile. Ne yapacağıni bilmez bir halde bir bana birde dedeme bakıyordu.

Dedemi vurulduğunu anlayan kisiler ateş etmeyi kesip hızla arabalarına binerek gözden kayboldular.

Arkada acı içinde büyük gibi gözüken ama aslında hiç büyümeyen acılar içinde 4 kız çocuğu kalmıştı.

Dedemin vurulduğunu anlayan anneannem "Cüneyt" diye koşarak yanımıza geldi. Daha sonra bana bakarak "Umay!" diye bağırdı.

İkra hala elleri ayakları titriyordur sonra arabadan çantasını hızlıca getirmelerini sôyledi.

Simay ağlamaya başladı Azra ise onun saçıni okşuyarak gözu dolu bir şekilde bana ve dedeme bakıyordur.

"Azra babamlari ara hemen!" dedi İkra telaşlıca çantanın içinden işe yarayan birkaç eşya bulmaya çalıştı ama yoktu sadece stedeskop ve küçük pamuklar vardı.

Azra babamlari ararken Simay yanıma gelip "Kuzenim sakın uyuma" diyerek elini tutmuştu. Diğer eli ilede dedemin elini tutmuştu.

İkra üzerindeki uzun kollu badiyi omuzlarından aldı ve yere sürterek ikiye yırttı birini dedemin kanayan yarası ay birinide benim yarama bastırdı.

"Allah kahretsin! Gerekli hicbir şey yok!" diye bağrırdi İkra çağresizce. Anneannem daha çok ağladı.

"Dede" dedim çağresizce "Dede lütfen ölme dede, sende beni bırakma dede!"
Hepimiz çağresizdik İkra eli titriyerek çantasina tekrar tekrar bakıyordu sonra bağrıyordu.

Simay dedemin elini sıkıca tutarken başını benim başıma yaslarjen. ağlıyordu.

Anneannem kendini perişan ederek ağlama krizine girmişti.

Azra ise hepimiz den sakın ama çağresizce ambulansı ve babamları arıyordu.

Ben bazen dedeme yalvarıyorum dedem ise uyumamak için"Sizi çok seviyorum" diyordu ama gittikçe yeni daha soğuk bir hal alıyordu ve nefesi daha az geliyordu.

Sonra göz kapakların kapandı ve nefesim ağırlaştı o sırada bilincimi daha kaybetmemişken."Umay" diye bağıran babamın sesini duydum. Yanıma geldi ve elini tutarak beni kendine çekti başım onun göğüsüne hafifçe yaslandı elleri belime gelince elindeki kanı hissetti ve elleri titredi.
"Kızım senide kaybedemem"

İkra bağrarak "Ben ne yapacağımı bilmiyorum!" diye kendine kızıyordu elleri titriyordu Nedim amca onu sakinleştirmeye çalışıyordu ama İkra sakinleşmiyirodu.

Simay'da titreyerek babasının yanına gitti ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam etti.

Azra babası ile sarıldı ve babasına sıkı sıkı sarıldı o herkesin içinde ağlamayı sevmezdi. Sonra anneannemin yanına gitti ve onu sakinleştirmeye çalıştı.

...

İki gün sonra

Mezarlıktaydık...
Dedem ölmüştü...

Oda son nefesini beni sevdiğini söylerken vermişti.

Bir kişiyi daha toprağa vermiştim.

Yanımda Simay ve Azra vardı. İkra dedemin ölümünü ve benim yaralanma mı kendinden buluyordu o yüzden sakinleştirici verilmişti.

İlk gün hepimiz için çok kötüydü ağlama krizleri, sakinleşmeyen nefesler , ve suçlama ile dolu olan bir gündü.

Onu koruyabilirdim.
Onu koruyabilirdik.

Cenaze bitmiş herkes cenaze evine geri gitmişti ama biz dedemin yanındaydık.
Ve annemin yanındaydım
Oya Vavelya

Ve teyzemin yanındaydım
Eyşan Rüzgar

Bu üç kişiyi de araba yolculuğu yaparken kaybetmiştim.

Bir yanımda babam vardı elini annemin toprağının üzerine koymuştu ve annemin mezarının üstüne lale ekmişti.

Sonsuz sevgi...

Lalenin anlamı buydu

Teyzemin mezarında ayçiçeği vardı onuda anneannem ekmiş ti.

Enerji ve mutluluk

Ayçiçeğinin anlamı buydu.

Dedemin mezarına biz dikmiştik.

Beyaz Gül

Saygınlık ve onur anlamı vardı.

"Senide kaybettim dede" dedim ağlayarak ellerimi hem annemin hemde yanında duran dedemin toprağına bastırdım.

"Sende yoksun yanımda dede!" diye ağladım.

Simay konuşmuyordu ama vücudunu annesine yaslamış duruyordu. Elmas teyze hepimize destek olmuştu göğsünde kızı ona yaslanıyordu, bir eli benim sırtımı sakin olmam için yanlız hissetmeyeyim diye sırtımı sıvazlıyordu, omzunda Azra ona yaslanmış ve gözünde sessizce göz yaşı akıyordu.

Babam annemin mezarının toprağını okşarken bana gülümsemeye çalışıyordu ama başaramıyordu.

Anneannemin üzgün sesini duyunca bile gözlerini 3 mezardan ayıramamıştım.

"Gidelimmi artık" dedi anneannem.
Sadece sessizce kafa salladık ve ayağı kalktık.

Hayatımda bir kişi daha toprağa girmişti.
Yine ben yaşıyordum.

Bunun yapanın kim olduğunu kızlarla bulmalıydık ama biraz toparlanmamız gerekiyor.