7. bölüm · YENI BASLANGİÇLAR-ADA

AYNI MASADA

Toz Pembe

BÖLÜMÜN ŞARKILARI

1. Mor ve Ötesi – Cambaz 🎈
2. Duman – Senden Daha Güzel🌸
3. Yüzyüzeyken Konuşuruz – Dinle Beni Bi'💝

İyi okumalar✨️

Alarmım çaldığında gözlerimi açmak istemedim.
Yorganı biraz daha üzerime çekip birkaç dakika daha yatmayı düşündüm. Ama okula geç kalma ihtimalini düşününce mecburen yataktan kalktım.
Üzerimi giyinip saçlarımı hazırladım. Aynanın karşısında son kez kendime baktıktan sonra çantamı alıp odadan çıktım.
Aşağı indiğimde evin içi her zamanki gibi sessizdi. Kahvaltımı hızlıca yapıp çantamı omzuma taktım ve evden çıktım.
Okula doğru yürürken telefonuma baktım. Daha erkendi.
“Bugün bari geç kalmayayım,” diye kendi kendime mırıldandım.
Okulun bahçesine girdiğimde etrafa göz gezdirdim. Kalabalığın içinde tanıdık yüzleri ararken Mine ile Can'ı gördüm.
Yanlarına doğru yürüdüm.
“Günaydın.”
“Günaydın,” dedi Mine.
Can da gülümseyerek elini kaldırdı.
“Günaydın.”
Tam yanlarına geçecekken arkamdan tanıdık bir ses geldi.
“Ada!”
Arkamı döndüğümde Emirhan'ın bize doğru geldiğini gördüm.
“Ne var?”
“Hiç. Sizi gördüm, yanınıza geldim.”
“Çok büyük bir olay gerçekten,” dedim.
Emirhan güldü.
“Beni özlemişsinizdir diye düşündüm.”
Mine hiç düşünmeden cevap verdi.
“Beş dakika önce gördük seni.”
“Beş dakika çok uzun bir süre.”
Can gülmeye başladı.
“Senin mantığına göre beş dakika sonra tekrar özlemiş oluruz.”
“Kesinlikle.”
Başımı iki yana sallayarak güldüm.
Tam o sırada okulun girişine doğru baktım.
Mert de yeni gelmişti.
Bir an göz göze geldik.
“Günaydın,” dedi.
“Günaydın.”
Bakışlarımız birkaç saniye daha üzerimizde kaldıktan sonra ikimiz de başka tarafa baktık.
Emirhan bize bakıp kaşlarını kaldırdı.
“Ne?”
“Hiçbir şey,” dedi hemen.
Ama yüzündeki ifadeden hiçbir şey demeyeceğini anlamıştım.
Mine'nin bugünkü mutluluğu beni şaşırttı.
“Pist, bugünkü mutlu yüzünü neye borçluyuz?”
“Okul açılalı iki hafta oldu, yarından sonra üç olacak ve çok güzel gidiyor. Lise korkunç olur sanırdım ama çok eğlenceli şu anda.”
“Bence de,” dedi Can.
“İlk günkü halimizle şimdiki halimiz arasında dağlar kadar fark var.”
Emirhan hemen araya girdi.
“Ben ilk gün de eğlenceliydim.”
Mine ona baktı.
“Sen ilk gün de yorucuydun.”
“Bu da bir yetenek.”
“Buna yetenek denmez,” dedim gülerek.
Emirhan tam cevap verecekken okulun zil sesi duyuldu.
“Daha konuşacaktım,” dedi.
“Sonra konuşursun,” dedi Mine. “Geç kalacağız.”
Hep birlikte sınıflara doğru yürümeye başladık.
Koridorda ilerlerken arkamdan gelen sesleri dinliyordum. Birkaç adım gerimde Emirhan ile Can yine bir şey hakkında tartışıyordu. Mine de ikisini susturmaya çalışıyordu.
Tam sınıfa girmek üzereyken koridorun diğer ucunda Karan ve Aras'ı gördüm.
Karan bizi fark edince bir an durdu.
Ben de istemsizce yavaşladım.
Aras, Karan'ın koluna hafifçe dokunup bir şey söyledi.
Karan ona bakıp başını salladı ve ikisi bize doğru yürümeye başladı.
Emirhan da onları fark etmişti.
“Bakın kimler geliyor.”
Can ona döndü.
“Of, şu Karan'ı ortaokulda da sevmezdim, şimdi de bi garipleşti.”
Karan yanımıza geldiğinde kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Aras konuştu.
“Bir şey soracağım.”
Mine, mutlu bir ses tonuyla,
“He, sor bakalım.”
dedi.
“Karan'la ben bu yılki çalıştaya katılacağız. Size de soralım dedik. Belki siz de bizimle katılmak istersiniz.”
Karan da yandan gülümsedi bize doğru.
Tam karşımdaydı. Gülümserken çıkan gamzeleri çok tatlıydı.
Ay, ne diyorum ben ya?
Mine kolumu dürttü.
“Ada!”
Can araya atladı.
“Aslında güzel fikir. Çünkü ben de bu seneki çalıştaya katılmak istiyordum.”
Karan tekrar gülümsedi.
“Ee, güzel o zaman. Şimdiki dersiniz ne?”
“Biyoloji,” dedim. Hâlâ gamzelerine bakıyordum.
Aras araya girdi.
“İyi, şansa bakın. Başvuru formlarını biyoloji hocası, edebiyat hocası ve fizik hocası dağıtıyor.”
Emirhan'ın düşünen yüz ifadesine baktım.
“Ne oldu?” diye sordum.
Emirhan,
“Mert'e de mi sorsak acaba ya? Belki o da katılır.”
İçimden, “İşte şimdi ayvayı yedin, Ada,” dedim.
Emirhan'ın söylediklerinden sonra hepimiz birbirimize baktık.
“Bence soralım,” dedi Can.
Mine de başını salladı.
“Evet, belki o da katılmak ister.”
Emirhan arkasını dönüp sınıfa baktı. Mert sırasına geçmiş, çantasından kitaplarını çıkarıyordu.
“Mert!” diye seslendi.
Mert başını kaldırıp bize baktı.
“Ne oldu?”
“Çalıştaya katılacak mısın?”
Mert birkaç saniye düşündü.
“Bilmiyorum. Neden?”
Aras söze girdi.
“Karan'la ben katılacağız. Başvurular bugün başladı. Siz de katılın diye konuşuyorduk.”
Mert bakışlarını grubun üzerinde gezdirdi.
“Ne çalıştayı?”
“Mayısta yapılacak olan,” dedi Can. “Daha var ama hazırlıkları şimdiden başlayacakmış.”
Mert kısa bir süre düşündü.
“Olabilir. Başvuru formunu alıp bakarım.”
Emirhan hemen gülümsedi.
“Tamamdır. Yedinci kişi de tamam.”
“Ne yedincisi?” dedi Mert.
“Boş ver,” dedi Mine gülerek.
Tam o sırada zil çaldı.
Hepimiz sınıfa geçmek zorunda kaldık.
Yerime otururken aklımdan az önce olanları geçiriyordum. Birkaç dakika önce sadece Karan ve Aras bizimle konuşuyordu. Şimdi ise hepimiz aynı çalıştaydan bahsediyorduk.
Belki de bu, düşündüğümden daha büyük bir şeyin başlangıcıydı.
Ders başladığında biyoloji öğretmeni sınıfa girip masasının üzerine birkaç kâğıt bıraktı.
“Arkadaşlar, çalıştay başvuruları hakkında biraz bilgi vereceğim.”
Emirhan'ın gözlerinin parladığını gördüm.
Yanımdan Can'a doğru eğildi.
“Başladı.”
Can kaşlarını kaldırdı.
“Ne başladı?”
“Plan.”
“Emirhan, sakın.”
Öğretmen konuşmaya devam ederken Emirhan elini kaldırdı.
“Hocam?”
Öğretmen ona baktı.
“Buyur.”
“Hocam, biyolojide balıklar neden suyun içinde yaşıyor?”
Sınıftan birkaç kişi gülmeye başladı.
Öğretmen kısa bir süre Emirhan'a baktı.
“Çünkü solungaçları sayesinde suda nefes alabilirler.”
Emirhan başını salladı.
“Anladım hocam.”
Aradan birkaç saniye geçti.
Tekrar elini kaldırdı.
“Hocam?”
Öğretmen bu sefer biraz daha şüpheli baktı.
“Evet?”
“Peki balıklar karada yaşasaydı çalıştaya katılabilir miydi?”
Sınıf kahkahaya boğuldu.
Ben gülmemek için ağzımı kapattım.
Can, Emirhan'a dönüp fısıldadı.
“Sen gerçekten kafayı yemişsin.”
Emirhan hiç bozuntuya vermeden,
“Çalıştayı sabote etmiyorum. Bilim öğreniyorum,” dedi.
Öğretmen derin bir nefes aldı.
“Emirhan, lütfen çalıştay başvurularına dönelim.”
“Tabii hocam.”
Bir dakika sonra yine elini kaldırdı.
Öğretmen bu kez direkt,
“Hayır,” dedi.
Emirhan elini indirdi.
“Daha soruyu sormadım.”
Sınıfta tekrar kahkaha koptu.
Zil çaldığında herkes bir anda yerinden kalktı.
Emirhan çantasını alırken Can ona baktı.
“Senin yüzünden hoca başvuruları anlatamadan ders bitti.”
Emirhan hiç umursamadan omuzlarını silkti.
“Görev başarıyla tamamlandı.”
“Senin görevin neydi tam olarak?” diye sordu Can.
“Bilmiyorum ama başarılıydım.”
Gülerek sınıftan çıktık.
Koridora çıktığımızda Karan ve Aras da yanımıza geldi.
Can direkt Aras'a döndü.
“Başvuruları nereden alacağımızı söyleyecektin.”
“Biyoloji hocasından, edebiyat hocasından veya fizik hocasından alabiliyoruz.”
“Tamam, sonra alırız,” dedi Can.
O sırada Mert de yanımıza geldi.
“Ne yapıyorsunuz?”
“Çalıştay başvurularını konuşuyoruz,” dedi Mine.
Mert başını salladı.
“Ha, doğru.”
Hepimiz koridorda yan yana duruyorduk. Birkaç dakika önce farklı farklı yerlerdeydik, şimdi ise ilk defa yedi kişi aynı yerdeydik.
Tam ne yapacağımızı konuşmaya başlayacakken Mert bir anda,
“Canım manyak çiğ köfte istiyor. Bir çiğ köfte mi gömsek?” dedi.
Can'ın yüzü bir anda aydınlandı.
“İşte bunu bekliyordum.”
Emirhan hemen elini kaldırdı.
“Ben kesinlikle varım.”
Mine gülerek ikisine baktı.
“Siz gerçekten iki saniye içinde her şeyi bırakıp yemeğe geçebiliyorsunuz.”
“Çünkü önemli olan öncelikleri bilmektir,” dedi Emirhan.
Aras güldü.
“Ben de varım. Zaten acıktım.”
Karan da başını salladı.
“Olur. Ben de gelirim.”
Herkes bana bakınca kısa bir süre düşündüm.
“Ben de varım.”
Mine ellerini iki yana açtı.
“Tamam, madem herkes gidiyor, ben de geliyorum.”
Mert gülümsedi.
“Tamamdır. Okul çıkışı parkın ordaki çiğ köfteciden alıcam ben 7 tane. Bizde buluşuruz
Can hemen atıldı
Mükemmel fikir
Emirhan ona baktı.
Sen onu 8 yap bana bellinolmaz
“Sen tek başına üç tane yersin zaten." dedi mine
“Abartma.”
Hepimiz gülmeye başladık.
Aras başını iki yana salladı.
“Daha ilk günden ne hâle geldik?”
Karan gülerek,
“Bence iyi başladık,” dedi.