3. bölüm / 3
Yedinci ÇemberBölüm 3
Bölümler 3Şu an: Bölüm 3
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecenin zifiri karanlığında herkes görev yerinde duruyordu. Biri hariç. Mesut elinde telefonla biriyle sessiz ve temkinli bir şekilde konuşuyordu. "Abi, İzzet ile Ceyhun'u vurdu. İkiside öldü.". Telefonun karşısındaki ses oldukça sinirli bir şekilde "Allah kahretsin, Uğurdan dolayı mı?". Mesut tekrardan etrafını kontrol ederek konuşmaya başladı, "Çalışmalardan dolayı abi, galiba çalışmaların sahte olduğunu bilmiyor.". "En kısa sürede geliyorum, havalimanına araç gönder.". "Emredersin abi.".
Mesut, görev yerine geri döndüğünde Halil'in yanına gidip havalimanı için onu görevlendirerek Halil'in görev yerine geçti.
♣
Başkomiser Deren müdürünün yanında müdürünün çalışmaları incelemesini bekliyordu. Adem müdür yavaşça gözlüğünü masaya bırakarak konuşmaya başladı. "Bu işte bir gariplik var.".
Deren hemen söze atıldı "Bencede müdürüm, bu asla basit bir cinayet değil.".
"Hayır hayır, bu konuda da haklısın ama benim bahsettiğim şey o değil. Uğur çalışmalarını asla bu kadar aleni tutmazdı. "Bu defter sendeyse.." gibi cümleler de kurmazdı. Çalışmaları kim ulaştırdı size?".
Deren bakışlarını bir anlık Uğur'un çalışmalarına kaydırdı. "Arda bana ulaştırdı efendim. Ama hemen emniyete kim tarafından getirildiğini öğrenip size haber vereceğim.". Baş selamı vererek odadan ayrıldı.
Deren, koridorda hızlı adımlarla ilerlerken telefonunu çıkardı ve Arda’yı aradı. Üçüncü çaldırışta açıldı.
“Arda, bu çalışmaları sana kim getirdi?”
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu. Sonra Arda’nın sesi geldi:
“Bir sivil vatandaş getirdi başkomiserim. İsmini hatırlamıyorum ama orta yaşlı bir adamdı.”
Deren’in kaşları çatıldı. “İsmini hatırlamıyor musun? Peki, tutanakta ne yazıyor?”
“Bakar bakmaz döneceğim size.”
Telefon kapandığında Deren’in içinde tuhaf bir his vardı. Sanki Arda da bir haller vardı.
O sırada emniyetin kapısı hızla açıldı ve içeriye aceleyle bir polis memuru girdi. Soluk soluğaydı. “Başkomiserim! Limanda 3 saat önce iki ceset bulundu. Kimlikleri tespit edildi: İzzet Karahan ve Ceyhun Demirci.”
Deren’in gözleri büyüdü. “Ne dedin sen?”
Polis memuru yutkundu. “İkisi de başlarından vurulmuş. Görgü tanıkları, olay yerinden hızla ayrılan siyah bir minibüs gördüklerini söyledi.”
Deren hemen cebinden telefonunu çıkarıp Arda’yı tekrar aradı. Ama bu kez telefon çalmıyordu. Direkt olarak meşgule düşüyordu.
“Arda, sen ne halt karıştırıyorsun?” diye mırıldandı Deren ve hızlı adımlarla Adem Müdür’ün odasına yöneldi.
Deren, Adem Müdür'ün kapısını sertçe tıklattıktan sonra içeri daldı. Müdür, başını kaldırıp ona baktı.
"Bu kadar hızlı mı Deren?"
"Hayır müdürüm. Malesef kötü bir haberle geldim. İzzet Karahan ve Ceyhun Demirci adında iki kişi, limanda ölü bulundu müdürüm. Başlarından vurulmuşlar."
Adem Müdür derin bir nefes alıp gözlüğünü tekrar taktı. "Bu iş iyice karmaşık hale geliyor. Arda’dan haber var mı?"
"Hayır, telefonunu açmıyor. Çalışmaları ona ulaştıran adamın ismini bile bilmiyor. Bunu düşünmek istemiyorum ama sanki bir şeyler saklıyor."
Adem Müdür gözlerini kıstı. "Arda'nın nereye gittiğini biliyor musun?"
Deren, dişlerini sıkarak düşündü. "Bilmiyorum ama bir fikrim var. Önce Arda'nın evine bakacağım, sonra limana geçeceğim."
"Dikkatli ol. Bu işin içinde ne varsa, Arda ya bir piyon ya da bir hain."
Deren başını salladı ve hızla odadan çıktı.
♣
Yaklaşık yirmi dakika sonra Arda’nın evinin önüne geldi. Apartman karanlıktı, sadece ikinci katta bir ışık yanıyordu. Kapıyı çalmak yerine önce etrafı kolaçan etti. Bina önünde park etmiş eski bir araç gözüne çarptı. Artık her şeye şüpheci bir şekilde yaklaştığı için arabanın fotoğrafını çektikten sonra merdivenleri tırmandı ve kapıyı tıklattı.
Ses yoktu.
Tekrar denedi, yine yanıt alamadı.
Deren bir an düşündü ve kapının kilidini kontrol etti. Hafifçe ittirdiğinde kapı açıldı. İçeriye adım attığında odanın darmadağın olduğunu gördü. Çekmeceler açık, evraklar yere saçılmıştı.
Birinin burada bir şey aradığı kesindi.
Ama asıl şok edici şey, salonun ortasında hareketsiz yatan Arda’ydı.
Göğsünden vurulmuştu.
Deren anında silahını çekerek odada birinin olup olmadığını kontrol etti. Her yer sessizdi. Eliyle Arda'nın boynundaki nabzı yokladı.
Çoktan ölmüştü.
O an cebindeki telefon titredi. Arayan Adem Müdür'dü.
Deren telefonu açıp kısa bir sessizlikten sonra konuştu:
"Müdürüm... Arda"
"Ne olmuş Arda'ya Deren?" Telefondan ses gelmiyordu. "Deren konuşsana kızım."
"Arda ölmüş." Güçlü durmaya çalışıyordu fakat sesi oldukça titriyordu.
Adem Müdür’ün sesi ciddileşti. "Bu iş sandığımızdan çok daha büyük. Seni hemen emniyete istiyorum. Bu sefer çok dikkatli olmalıyız."
Deren bir an yere yığılan Arda’ya baktı. Artık bu işin içindeki köstebek kimse, emirleri veren kişi çok yakındaydı.
Ve şimdi sıra ona gelmişti.
Bölüm etkileşimi
