1. bölüm / 1
Yazgı (Kader/Alın yazısı)1- "Doktoru bul"
Bölümler 1Şu an: 1- "Doktoru bul"
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hava son derece garipti. Bir açıyordu bir kapanıyordu... Ne olduğu belli bile değildi. Henüz kış ayına gireli çok bile olmamıştı. Kim bilir ileride ne kadar soğuyacaktı hava şimdiden soğukluğunu hissettiriyordu.
Efsun elindeki çay bardağını daha sıkı kavrayıp dudaklarına getirirken penceresinden ne olduğu belli olmayan havanın değişimini izliyordu. Ne zamandır günleri boş geçiyor denebilirdi. Kendini bildi bileli asker olmayı isteyen bu yolda çok fazla engelle karşılaşmış buna rağmen pes etmemiş ve çalışma azmiyle yoluna devam etmiş bir kadındı. Her gününü dolu geçirirken boş günler ona çok sıkıcı geliyordu.
Elbette dinlenmekte çok önemliydi ama Efsun'un lügatinde dinlenmek yoktu. Daima iş vardı, evet biraz işkolik olduğu aşikardı ama ne yapabilirdi? Boş durmak ona göre değildi. Vatanını her şeyden üstün tutmuş bir kadındı. Sadece vatanıyla vardı, vatanıyla birdi. Arkadaşları o dağları leşlerle donatırken oturup dinlenmeyi kendine yakıştıramıyordu. O da savaşmalıydı, burda oturmak yerine.
Ah güzelim vatan ne zaman değerin bilinecekti?
Ah güzelim dağlar ne zaman huzurla tekrar ışıldayacaksınız?
Onlar yorulmazlardı. Konu vatansa yorulan mı olurdu? Vatan dinlenmeyi bekleyemezdi. Bu kutsal topraklar ne canlar, ne fedakarlıklar üzerine oluşmuştu. Anlık dikkatsizlikler uğruna harcanamazdı.
Bu sırada beyninde şimşekler yanıp sönerek birbirini çarpıyordu.
Dinlenmek dikkatsizlik miydi? İnsan azıcıkta olsa nefes alamaz mıydı? Psikolog arkadaşı dinlenmeyi bile zaman kaybı sayan sözleri üzerine onun işkolik bir dağ olduğunu vurgulamıştı. Kendisi alıp veremiyordu galiba kendisiyle çözemiyordu Efsun. Ona doğru gelenler herkese ters düşüyorsa belki kendisi haksızdı ama yinede bu kendisine aykırı gelmekten daha kötü değildi ona göre.
Bu yola başkoyarken aklı fikri kendi doğruları üzerine inşa edilmişti. Şu ana kadar kendinden caysaydı belkide kafasında bulunan mavi bereye sahip olamazdı. Asker olmak herkesin harcı değildi, herkese görede değildi. Duyguları elbet olmalıydı ama bu duyguları vatandan öte tutamazdı. Duyduğu tek duygu vatansevgisiydi. Başka duyguyu lügatinda ilk sıraya koymamıştı. Hiçbir zamanda koyacağını düşünmüyordu.
Timinde de bunun hakim olmasını istiyordu. Gerçi başına buyruk bir timi vardı ama vatansevgisi onlarda da en diri duyguydu. Belki diğer duygularada önem veriyorlardı ama sorun değildi ilklerinde vatan vardı. Gerisini umursamadı Efsun. Herkesin kendi doğrusuyla uyuşması gerekmiyordu.
Kemik Timi
Kıdemli üsteğmen Efsun Aksu (Ulukan)
Üsteğmen Altay Tuzcu (kaplan)
Teğmen Yaren Kandemir (Kartal)
Teğmen Kutay Can Bora (Pars)
Teğmen Akgün Karga (karga)
Astsubay Ferdi Baki (Dalga)
Düşüncelerini bozan şey ise kapısının tıklatılmasıydı. İçeriye giren kadınla çay bardağını masaya bıraktı. Komutanı olduğu timde en yakın olduğu kişiydi, yaren.
Yaren "Komutanım? Müsait misiniz?"
Efsun kafasını sallarken Yaren ifadesiz tuttuğu yüzüyle onu inceledi kısa bir süre. Aslında ikiside birbiriyle cıvık olmadıkları için bu ladar iyi anlaşmışlardı. Yarende düşünce bakımından Efsuna çok benziyordu. Hem düşünce bakımından hemde özellikler bakımından. Yarenle MSÜ'de tanışıp çok iyi arkadaş olup bu günlere kadar gelmişlerdi. Birbirlerine atılan kurşunları ilk fark edip anında yok ederlerdi. O dağlarda çok gün geçirmişlerdi beraber. Açlığıda, susuzluğuda, uykusuzluğuda genelde birlikte yaşamışlardı. Dostlukları sıkı ve bağları güçlüydü.
Yaren "Albayım sizinle görüşmek istiyor. Tün tim albayımın odasında toplandı. Sizi bekliyorlar."
Kafasını sallayarak ayağa kalktı. Anlaşılan görev vardı belli belirsiz gülümsemesi yüzünde yer edinirken kendinden emin adımlarla albayın odasına doğru adımlar attı. Yanında da yaren yer alıyordu. İkisi birlikte albayın odasına girip baş selamı verdiler.
Albay Fevzi Aslantaş
Ciddiyetle Efsun'a baktı Albay.
"Kıdemli üsteğmenim. Önemli bir görev için topladım sizi buraya. Hiç uzatmayacağım. 2 gün önce Üs'se tayin edilen doktorun ve askerlerin olduğu araca pusu kurulmuş." hepsinin kaşları çatılırken, timin en laübali olanın bile ciddiyeti artmıştı.
Albay "2 asker yaralı, 1 asker ağır yaralı ve doktorumuz esir.Yaralı olan askerlerden gören olmamış. Bildikleri tek şey doktorun onlar için gerekli olduğu. İçimizden hainde çıkmış onun yüzünden bu arbede yaşanmış. Kıdemli üsteğmen Kahraman Yürekli. Vatana ihanet edip o kansızların tarafına geçmiş. Doktorun o arabada olduğunu o belirtmiş. Bir askerin canını alıp diğer askerlerin canına kastedilmiştir. Doktorun akıbeti ise belli değil. Göreviniz doktoru bulmak ve Kahraman Yürekliyi yakalayıp askeriyeye yarasız beresiz getirmek. Onun işi burada bitecek."
Yüzleri daha da sertleşirken hepsinin aklında yatan tek şey intikamdı. Kardeşleri ise yaralıydı bunun hesabı sorulacaktı. Vatana ihanet affedilemez yegane şeydi. Her şeyin karşılığı vardı ama bunun yoktu, olamazdı. Atasına, bayrağına,toprağına, halkına bağlı hangi evlat ihanet ederdi, neden ihanet ederdi? İşte bunun açıklaması olamazdı. Sinir hepsinin hücresinde yer edinirken Efsun yinede yüzüne hiçbir duygunun yansımasına izin vermedi.
"Emredersiniz komutanım."
Albay elindeki fotoğrafı Efsuna uzatırken. Efsun kısa süreliğine baktı fotoğrafa. Gülümseyen, kıvırcık saçlı, çilli bir adam...
Albay "Toprak Halis Özer." Efsun derince yutkunmadan kendini alıkoyamadı. Fakat anında kendini dizginledi.
Albay "Koordinatlar sizlere verilecek. Allah yardımcınız olsun çocuklar."
Hep bir ağızdan emredersiniz komutanım diyerek baş selamı verip odadan çıktılar. Bundan sonrası sessiz geçmişti, herkes hazırlanırken elini oldukça çabuk tutuyordu. Amaçları askerlerimizin intikamı ve doktorun canıydı. Onu ve o haini canlı getirmeliydiler. Hain umrunda bile değildi hatta yakaladıkları an önce bir ellerinden geçireceklerdi zaten ama doktora zarar gelmemeliydi. Buna her şeyden çok dikkat edeceklerdi.
Askeri araca bindiler, dağlara doğru yola çıkarken araç sessizdi. Tek ses gofret yiyen Ferdi'nin ağız şapırdatma sesleriydi. Herkes gözleri kısık şekilde bakıyordu. Efsun dışında, o ise dışarıyı izlerken dalmıştı... En sonunda Akgün dayanamayarak sinirle Ferdiye baktı.
Akgün(karga) "Oğlum şapırdatmadan yesene şunu."
Ferdi gözlerini kısarak ona baktı.
"Komutanım az kaldı zaten. Dayanın biraz."
Altay(kaplan) "kızmayın benim kanaryama. Onunda morali bozuk, stresini atsın."
Ferdi(Dalga) "Allah razı olsun komutanım. Bir siz anlıyorsunuz beni!" Altay ise ona bakıp sırıtıp öpücük attı. Sonra ona garip garip bakan Yarene gözlerini çevirdi.
Altay(kaplan) "Yavru kartal? Yoksa sana atmıyorum öpücük diye kıskandın mı? İstersen sanada atayım."
Yaren yüzünü anında buruşturunca Altay her şeye rağmen kıkırdadı. Yarenle uğraşmaya bayılıyordu. Timdeki herkes kısa sürede Altay'ın Yarene olan ilgisini fark etmişti. Demiştim ya Yaren Efsuna benziyor diye. Onunda lügatinde vatan sevgisi dışında bir duygu yoktu. Bu yüzden Altaya gram yüz vermiyordu. Bilmem kaç kere yüzüne vurmuştu ama yok Altay hemen vazgeçecek biri değildi. Altay için böyle işler çocuk oyuncağı değildi. İlk defa böyle hissediyordu elbet daha önce sevgilisi olmuştu ama hiçbirinde böyle olmamıştı. Kabul biraz çapkın duruyordu ama sevince tam severdi.
Yaren(Kartal) "Silahı gerçekten bir yerlerine sokacağım artık." Altay keyifle ona baktı.
Altay(kaplan) "olsun Yavru kartal senden gelecek her şeye tamamım ben." Yaren sabır dilenirken Altay keyifle onunla uğraşıyordu.
Genel olarak her görev gidişi ve dönüşü yaşanırdı. Ferdi gofret tıkınırken diğerlerinin sinirlerini bozar, Altay Yarenle uğraşırdı. Kutay ve Akgün ise arada kendi aralarında sohbete dalardı. Efsun ise gram katılmazdı bu muhabbetlere. Genelde kendi kendine düşünüp planlar kurardı kafasında. Her şeyi netleştirirdi ki o anda kafasını hiçbir şey dağıtmasın. Fakat bugün elinde doktorun fotoğrafıda vardı elinde alıp çevirip çevirip duruyordu fotoğrafı.
Ferdi(dalga) "Efsun komutanım? Doktor hoşunuza gitti galiba resmine bakmaya doyamadınız?" Efsun anında kendine gelirken, kaşlarını çatarak Ferdiye baktı.
"Senin bu cesaret nerden geliyor Baki? Herhalde yediğin cezalar sana hafif gelmiş?"
Ferdi hemen yerine sinerek Efsuna baktı. "Kusura bakmayın komutanım. Olur mu öyle şey? Ben daldınız diye demiştim..."
Kutay(Pars) "Beyninin yarısını gofret kapladı herhalde Dalga." dedi alayla.
"Ayrıca resim değil fotoğraf. Türkçeye dikkat et amınakoyayım"
Altay(kaplan) "ama kutay... Dalga geçme kanaryamla" diyip anırmıştı... Evet bu gülüşün başka bir açıklaması olamazdı... Hepsi sesli gülerdi ama Altay'ın gülüşü hepsinden daha garip ve rezildi... Yaren'in bile gülmemek için başka tarafa baktığı bir gülüştü. Şaka komik olmasa bile Altay'ın sesine gülerlerdi hepsi. Altay'ın şahane gülüşünü duymadan önce Ferdi tamda ağzına Efsun komutanına bakmadan gofret atıvermişti. Bu gofret Altay'ın gülüşü yüzünden boğazında kalmıştı... İşte o an Efsun komutanının bedduasını yediğini fark etmişti.
Yol boyunca Efsun'un gerici bakışları Ferdi'nin üstündeydi. Ferdi bu bakışlardan doğru düzgün gofretini bile yiyememişti... Belki bedduası yüzünden gofretinin boğazında kalmasıda etkili olmuş olabilirdi.
Yapabildiği tek şey Efsunun bakışlarına karşıt gofretine bakarak yolun bitmesini beklemekti. Yinede kafasını her kaldırdığında o bakışı görünce gerim gerim geriliyordu. Bir cümle yüzünden neden böyle olmuştu anlamamıştı bile ama konuşmaya devam ederse daha da kötü şeyler yaşanabilirdi. Ferdinin ölümüne korktuğu şeyler listesinde 3 madde vardı.
1-Allah
2-Gofretinin bitmesi
3- Efsun komutanı ve diğer kadınlar.
Bu liste onu her şeyden daha çok korkutuyordu kesinlikle. Yol kısa sürede bitivermişti neyseki. Yolda telsiz gelmiş ve kalleşlerin saklandıkları yerin yakınında köy olduğu ortaya çıkmıştı. Köy sakinleri yakınlarda görüp ihbar vermişlerdi. Doktoru o civarda esir tutuyor olabilirlerdi. Bu ihtimale karşı köyün yakınlarına onlarda yerleşeceklerdi.
Etrafı incelerlerken Altay ıslık çaldı.
"Bu ne böyle? Etraf inek boku kokuyor."
Ferdi(dalga) "bir iki gofret yemiştim onuda kusacağım galiba."
Akgün inanamazcasına ona baktı.
"Bir iki gofret mi? Paketin yarısı bitti amına koyayım."
Altay Ferdiyi kolunun altına alarak Akgün'e baktı.
"Sen benim tontişimin yediklerini mi sayıyorsun? İlk bombada seni paketleyip kaçarım haberin olsun."
Yaren ise onların önünden geçerken Altay'a baktı.
"Ne zaman çocuklaşmayı bırakacaksınız? İşimiz var oyalanmasanız mı komutanım?"
Altay sırıtarak ona baktı.
"Benim yavru kartalım ciddileşmemizi istiyor. Ciddileşelim o zaman." Yaren maske ardından göz devirdi gerçekten kafasına sıkmamak için zor duruyordu.
Efsun onları umursamadan etrafa baktı. Çok köyün etrafında dolaşıp dikkat çekmemeleri gerekiyordu. Onları fark edip kaçmaları, daha da uğraş getirirdi. Elindeki Doktor'un fotoğrafını cebine koydu şimdilik.
Uzaktan uzaktan köyü gözetleyeceklerdi sadece. Akşam oluncaya kadar yemek yemeye karar verdiler. Gün ışığında kimse bir şey yapmazdı. Asıl yapılan hava kararınca yapılırdı. Herkes derin uykuda iken. Ya da kim bilir belkide hainler köylülerin içine bile karışmış olabilirlerdi. Bu yüzden yemek yerken bile bir kişi diğerlerinden daha dikkatli etrafı gözetlerdi. Bu işide Kutay'a vermişlerdi.
Genelde gözetleme, izleme işleri bir ona bir Akgün'e verilirdi. İkiside destekti time. Fazlaca olan silah bilgileri, haddinden dikkatli gözleri... İkiside çatışma sırasında veya görev sırasında önden gider etrafı ilk kontrol ederlerdi ya da destek sağlarlardı. Uzmanlık alanları silahlar ve gözetlemeydi. En ufak detayları akıllarında tutarlardı.
Efsun genel olarak sessizdi. Timin sohbetine katılmıyordu. Şayet aklı çok doluydu, içinde garip bir his vardı. Belki çözemiyordu belki de görmezden geliyordu. Annesi ona görmezden geldiklerimiz kalbimizin aynasıdır kızım derdi hep. O ise bu düşünceyi reddetmek istiyordu, reddedecekti daima. Bir kere ona tersti zaten. Ona ters olan şeylerden ölümüne nefret edebilme gibi berbat bir huyu vardı. Lanet olsundu ki kendisine söz geçiremiyordu.
Efsun'nun karmakarışık aklına zıt olarak Altay saçma sapan bir anısını anlatıyordu garip bir heyecanla.
Altay(kaplan) "işte ama o zaman daha da gencim tabi her halimle bir çıtırım orasını inkar edemeyiz bence!"
Bu sırada Yaren onu umursamayarak kitabını okuyordu. Yarende bu konuda çok takıntılıydı bir eli kanda olsa yinede kitap okurdu. Garip bir takıntıydı ama kimse takmıyordu, binbir türlü şey varken kitap bir nebze zararsızdı. Altay'da zaten Yaren umursamıyor diye ona sırtını dönük anlatıyordu. Fakat bilmediği şey Yarenin kitaba odaklanmak yerine kulaklarının tamamen Altayda olmasıydı. Tam kitabına dalıyorken onun sesini duyuyordu, sinir krizi geçirebilirdi.
Altay(kaplan) "Özel görevdi detay veremicem malesef. Ama bi kız vardı böyle nasıl desem baya güzeldi, galiba Belçika'lıydı ama oranın Ester Expósito'su gibi bir şeydi. " Bu sözler yarenin uzun çaplı okumaya çalışmasını yine durdurmuştu. Ester Expósito? Efsun ise keyifle Yarenin tepkilerini izliyordu bir yandanda o da dinlemeye başladı.
Altay(kaplan) "Ben ilk dikkat etmedim, hafiften çaylakta olsak iş her şeydir tabi ki"
Kutay bir yandan etrafı izlerken alayla mırıldandı ona bakmadan.
"Henüz kafadan kırık katıksız bir yavşak olmadığın dönemler...Özlemedim desem yalan olur."
Altay ona tip tip baktı bir süre sonra Ferdi Ester mi! Diyince Altay kafasını sallayarak anlatmaya devam etti.
Altay(kaplan) "Tabi.. Ben görev için konuşurken bu masama geldi. Oğlum yemin ederim götüm elden gidecek diye çok korktum! Kadın resmen ellemeye başladı. Ayak üstü elden geçirildim.. Bide kadın asıl hedeflerden biri haline gelince-"
Akgün(karga) "Yattınız mı lan?"
Yarenin kaşlarının daha da çatılması Efsunun beklediği şeydi. Ama Altay ona gözlerini kısarak baktı.
Altay(kaplan) "yok tövbe estağfurullah ayrıca benim Yavru Kartalım var. "
Akgün ona alayla baktı.
"Aynen kardeşim. Görmezden gelen Yavru kartal. Baksana bu anlattığınla bile sikine takmıyor seni."
Altay bir süre arkasınu dönüp Yarene baktı. O sırada yaren ifadesiz yüzünden kurtulmuş keyifle kitabını okuyordu. Altayın morali bozulmadı desem yalandır çünkü bir nebzede olsa kıskanmasını değilde hani bir duygu belirtisi aramıştı ama bulamamıştı. Yarenin küçük gülümsemesi bir kitaplara birde başkalarınaydı. Sonra bozuntusunu yok edip sırıttı. Bunuda sadece Efsun fark etmişti.
Altay(kaplan) "Kıskansın diye anlatmıyorum ki. Zaten dediğin gibi kıskanmıyor ama olsun ben inanıyorum giricem Yavru kartalın kalbine."
Ferdi(dalga) "bende sana inanıyorum komutanım!" Altay sırıtarak ferdinin omzuna patpatladı. Bir ferdi inanıyordu zaten....
Akgün(karga) "ferdicim Dalga geçme kardeşim" diyip bu iğrenç espriye gülmeye başladı. Altay bile ona garip bir şekilde bakıyordu, sanki kendisi bir süre önce yapmamış gibi..."
Kutay(Pars) "Yaşlandıkça espri anlayışı olarak gerçekten gerileyen tek insan olabilirsin."
Akgün(Karga) "Lan Altayda yaptı!" diye savunmasını öne sürerken Altay ona gözlerini kısarak baktı.
Ferdi(dalga) "Altay komutanımın gülüşü komikti diye." gibi bir açıklama girişiminde bulununca Altay kurşun yemiş gibi ferdiye bakarken
buna karşıt Efsunda hafif tebessüm etmişti. Tam gülerken hem Kutayın hemde Efsunun gözüne bir görüntü çarptı.
Hem kutayın hemde Efsunun ağzından aynı anda tek kelime döküldü.
"Doktor.."
"Doktor.."
Silah doğrultulan doktor.... Doktor kanlı canlıydı, henüz. Çünkü teröristlerden biri ona silah doğrultuyordu.
Bölüm etkileşimi
