1. bölüm / 1
Yaz Günlükleri1. BÖLÜM
Bölümler 1Şu an: 1. BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhabalarrr, bu benim yayınlamaya başladığım ilk kurgum. Destek verirseniz sevinirim 🦋
İyi okumalarr🌊
Bela Paratonerleri grubunu kurdunuz.
Eloş: Ooo grup şimdiden kurulmuş.
Berk: Bu yaz o yaz bakın görürsünüz Berk demişti dersiniz çok güzel olacak hissediyorum.
Siz: Berk sen mümkünse birşey hissetme en son hissettiğinde köpekler tarafından kovalandık.
Melike: Gökçe’ye katılanlar
Eloş: BEN
Burak: Beni de yazın o listeye
Mehmet: Beni de
Berk: Bakın bu sefer başka oğlum valla hissettim lan olacak görün Berk dedi dersiniz.
Mehmet: Umarım bu sefer hislerin doğru söylüyordur. Her defasında bunu söylemekten ne sen bıktın ne de biz.
Burak: Onu bunu bırakın da yarın buluşuyoruz değil mi
Berk: Niye ki
Eloş: Niye ki mi neden buluşmayalım? Uzun zaman oldu birlikte dışarıda gezmedik.
Burak: Hem yarın karne alınacak.
Mehmet: Ohaa yarın mı karne alacağız? Ben haftaya sanıyordum.
Siz: Şükürler olsun son karne. Bu arada nerede ve ne zaman buluşuruz?
Melike: Bence sahile gidelim okuldan çıktıktan sonra .
Burak: Bana uyar
Mehmet: Bana da
Berk: E hadi bana da uysun
Eloş: Tamam o zaman yarın okulda görüşürüz ayyy heyecanlandımmm
Berk: Neye heyecanlandın acaba sanki hiç buluşmadık.
Eloş: Off sen bir sus yaa tüm enerjimi paçalardan çekiyorsun.
Ela ve Berk’e gülerek yatakta yattığım yerden kalktım. Yaz gelmişti bu da demek oluyordu ki sınav stresi geçti ve artık rahat bir nefes alma vakti. Hem bu yaz arkadaşlarla beraber tatile gitmek gibi planlarımız vardı. Ailelerimiz geçen yıl tanışmıştı ve gayette güzel anlaşıyorlardı. Mutfaktan sesler geliyordu salondan televizyon bangır bangır açıktı kardeşim olacak salak Emir yine saçma sapan şeyler izliyordu büyük ihtimalle. Babam evde değildi işe gitmiş olmalıydı anlaşılan yine evde en son kalkan kişi bendim.
Esneyerek zorla da olsa yataktan çıkmayı başardım. Dolabımın aynasından kaymış tipime baktım gece örerek yattığım kumral saçlarım her yerden fırlamış ve feci şekilde kabarmıştı. Altımda mavi bir şort üzerimde ise beyaz tişört vardı. Aldırmadım bu tipime.
Mutfağa gittim annem kahvaltı hazırlıyordu gittim yanağından öptüm “Günaydın annişkom” dedim. Annem ise karşılık olarak “Hadi elini yüzünü yıka gel şu tabakları içeri masaya taşı” dedi. İnsan bari bir günaydın der be kadın. Tabi ki bunu içimden söyledim çünkü dışımdan söylersem bir tık sinirlenebilirdi.
Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım sonra da sofrayı taşımaya yardım ettim. Masaya oturdum ama hiç iştahım yoktu. Karşımda ki Emir malı daha çatal ne bilmediği için eliyle patates kızartması aldı ve ekmeğe koydu “Kaç yaşına gelmişsin hala böyle yemek yiyorsun yaa. Oğlum kaçıncı yüzyıldayız hatırlatayım çatal diye birşey var” elimde ki çatalı kaldırıp gösterdim “Bak çatal gördün mü”dedim.
“Ya sanane yaa ben böyle yemek istiyorum ve böyle yiyeceğim sen bana karışmazsın” dedi. Bu çocuğa ergenlik hiç yaramamıştı. Zaten çekilmezdi birde böyle saçma sapan triplere giriyordu.
Sabır diledim ve kendisiyle muhatap olmamaya karar verdim. Ablalık zordu bazen çok seviyordun bazense tekme tokat dövesin geliyordu. Emir benden 4 yaş küçüktü. Kendileri de benim gibi bu sene sınava girmişti. Sınavdan çıktıktan sonra ‘Nasıl geçti’ diye sormuştum o da ‘LGS mi bana girdi ben mi LGS ye girdim bilmiyorum abla’ demişti. Evde sürekli yatıp telefona bakarsa bu olurdu. Çalışsaydı yani bananeydi.
Aniden aklıma gelenlerle anneme döndüm.“Anne yarın bizimkilerle karneden sonra buluşmaya karar verdik sahile gideceğiz bize kek yapar mısın?” dedim. Ela annemin yaptığı kekleri çok seviyordu. “Tamam kızım yaparım” dedi annem. Bunu duyunca keyifle gülümsedim ve yemeğe devam ettim.
Kahvaltı yaptık. Yer yer ben Emir’e laf attım o bana laf attı. Klasik bir yemek masasından sonra anneme yardım edip odama çıktım.
Sade, düzenli, göz yormayan bir odam vardı. Kapının karşısında kitaplığım vardı. Kitap okumayı çok seviyordum. Kitaplığın yanında küçük bir armut koltuk vardı. Orada oturup kitap okumak ve müzik dinlemek kadar güzel bir şey yoktu benim için. Kitaplığın karşısında yatağım vardı yatağın ayak ucunda dolap vardı. Kitaplığın diğer yanında ise çalışma masam vardı. Benim dünyam işte burasıydı.
Öyle çok arkadaş çevrem olmazdı. Ben genelde tek olmayı, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi severdim. Bizim ekiple lisenin başında tanışmıştık. Açıkçası lisede arkadaşımın olabileceğini sanmıyordum çünkü benim bizimkilere göre biraz daha soğuk bir tipim vardı. Öyle herkesle arkadaş olamaz, ister istemez yeni ortamlarda birileriyle tanışmaya çekinirdim. Ama onları tanıdıktan sonra arkadaşlarının olması o kadar da kötü değil diye düşünmüştüm. Bazen her şeye karşı önyargılı olabiliyordum.
Yatağıma kendimi yüzüstü bıraktım. Yaz ne kadar da güzel bir mevsimdi. Ama eğer Hatay da yaşıyorsanız yaz bazen boğucu olabiliyordu çünkü nem çok fazlaydı.
Ama bugün öyle değildi. Bugün güzel bir gündü. Aniden aklıma gelenle kafamı gömdüğüm yastıktan kaldırdım. Bugün hava boğucu değildi, yapacak bir işim yoktu ve enerjiktim. Uzun zamandır kendimi kandırıp bir şekilde ertelediğim bir şey vardı; Saçlarımı düzleştirmek. Saçlarımın şeklini bilmiyordum. Bazen kıvırcık oluyordu bazen dalgalı gibi bazen hiçbir şekli olmayan sadece kabarık bir saç oluyordu. Ama ben aşırı üşengeç olduğum için saçlarımı düzleştirmiyordum çünkü ben oyalana oyalana yaptığım için çok uzun sürüyordu ve bende ise onu bekleyecek sabır yoktu.
Ama şuan vardı.
Bir hevesle yataktan fırlayıp dolabımın alt çekmecesine koştum. Düzleştiriciyi aldım ve aynanın karşısına geçtim. Bundan sonra battı balık yan gider diyerek başladım saçlarımı ayırmaya.
Ama müziksiz olurmuydu. Asla. Hemen telefondan rastgele bir müzik açtım.
Tarkan'dan Salına Salına Sinsice. Tarkan'nın şarkılarını seviyordum, ne kadar zaman geçerse geçsin şarkıları eskimiyordu bence. Saçımı düzleştirmeye başlarken şarkıya da eşlik etmeye başladım.
Sıradan bir akşamüstü
Durgun bir pazar günüydü
Ben bedbaht dolanırken aylak aylak
Olan oldu aniden..
Bu arada saçlarımı ayırma işlemi bitmiş yavaş yavaş düzleştirmeye geçmiştim. Şarkıya daha da coşkuyla devam ettim.
Bir telaş sardı mahalleyi
Böylesini gözler hiç görmedi
Tutuldum, bu afet bir içim su
Allah'ım rüya mı bu?
Artık bağıra bağıra şarkı söylüyordum bir yandan da saçlarımı düzleştirmeye çalışıyordum. Tam o sırada annem odaya girdi. Şarkı devam ederken ve benim bir elimde düzleştirici diğer elimde hizaya sokmaya çalıştığım saçım varken annemle kısa bir an bakıştık. ‘Ne oluyor bu aşağılık odada’ der gibi baktı. E haklı kadın beni her zaman böyle enerjik ve bir şeylerle uğraşırken görmüyordu bende ‘Ne oldu’ der gibi kafamı salladım.
En sonunda “Ne yapıyorsun sen?” dedi. Müziği durdurdum ve anneme dönüp elimdeki düzleştiriciyi gösterdim “Saçımı düzleştiriyorum” diye en makul cevabı verdim. O da makul bir cevap verdi “Görüyorum da, hayırdır bir yere mi gideceksin? Niye düzleştiriyorsun?”
"Hayır bir yere gitmiyorum anne, öyle saçımı düzleştirmek istedim."
"Üşenmeden birşey yapabiliyor muydun sen?" dedi hafifçe gülerek.
Bende güldüm "Anne yaa, niye öyle diyorsun sanki hiç bir şey yapmıyormuşum gibi" oldukça imalı baktı bu sözlerime.
"Neyse, baban gelecek sofrayı seriyorum sende daha fazla oyalanmadan gel." dedi ve gitti.
Saçımın bitmesine az kalmıştı zaten geri kalanını da hemen düzleştirdim ve aşağıya indim. Aşağıdan sesler geliyordu babam gelmişti sanırım.
Mutfağa girdiğimde annem sofrayı kurmuştu bana da çatal ve kaşıkları çıkarmak kalıyordu. Çatalları masaya dizdiğim sırada babam mutfağa girdi.
Babama gülümseyip yanına gittim ve yanağından öptüm "Hoşgeldin baba." dedim. O da benim yanağımdan öptü ve "Hadi sofraya geçelim çok acıktım." dedi.
Emir arkadaşlarıyla buluşmuş evde yoktu. Beraber yemek yedik, sohbet ettik. Annemin sofrayı toplamasına yardım ettim ve odama çıktım.
Akşamüstü saatleri çok güzeldi. Gökyüzünde oluşan o kehribar tonu büyüleyiciydi. Kulaklığımı taktım ve kitaplığımdan rastgele bir kitap alıp yatağıma uzandım.
Bir süre kitap okuduktan sonra telefonumdan saate baktım, geç olmuştu yarın sabah sahile gidecektik zaten uyusam iyi olacaktı. Annemlere iyi geceler dedikten sonra pijamalarımı giyip yatağa uzandım.
Dersler, okul, sınavlar derken dışarıda buluşmaya zamanımız kalmıyordu. Uzun zaman sonra ekipçe sahile gidecektik. Bunun verdiği heyecanla gözlerimi kapattım. Yarın çok güzel olacaktı.
Tabi Berk yine bizi lunapark diye zorlamasaydı..
🦋
Bölüm etkileşimi
