15. bölüm / 24
Yaz Akşamları, Teoden (DÜZENLENİYOR)Deniz Kenarı
Bölümler 24Şu an: Deniz Kenarı
- 1 Sakin bir yürüyüş401 kelime
- 2 Kısa sohbet355 kelime
- 3 Bilinmeyen Numara404 kelime
- 4 Kolye513 kelime
- 5 Bir Bardak Kahve479 kelime
- 6 Sahte Sevgilim565 kelime
- 7 Beraber Gidelim Mi?1.089 kelime
- 8 Sarılırım birine710 kelime
- 9 Biz hiç beceremedik730 kelime
- 10 Nereye gitsem oradasın551 kelime
- 11 "Sadece Arkadaşım"726 kelime
- 12 Antalya'da bir gün700 kelime
- 13 Bir kere öpse708 kelime
- 14 Beni bırakma olur mu?740 kelime
- 15 Deniz Kenarı639 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Yapma N'olursun615 kelime
- 17 Bodrum'a dönüş668 kelime
- 18 İlk Kıskançlık802 kelime
- 19 Bu bizim gerçeğimiz780 kelime
- 20 Kabus715 kelime
- 21 Mecburiyet641 kelime
- 22 Kavuşma Noktası650 kelime
- 23 Yeni Bir Hayat (FİNAL)752 kelime
- 24 Özel Bölüm540 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkadaşlar yeni kitabıma da göz atar mısınız? Adı: Gecenin On İkisi
Deniz'in anlatımıyla...
Sabaha kadar uyuyamamıştım, Teoman sayesinde.
Ama bu sefer üzüntüden değil, heyecandan uyuyamamıştım.
Aşkmış adı nereden bileyim?
Bana ne yaptı bilmiyorum ama; onu görünce, kalbimin ritmi değişiyor, heyecandan tir tir titriyorum, içimde kelebekler uçuşuyordu âdeta.
Ellerimle yüzümü kapattım, o an geliyordu aklıma.
Gülümseyerek yataktan çıktım. Aynadan kendimi gördüğümde yanaklarım hâlâ kıpkırmızıydı.
Sanki benim kalktığımı anlamış gibi telefonuma bildirimler yağdı.
Teoman:
Günaydın Deniz Kızı,
uyandın mı bakalım?
Deniz:
Sen beni izliyor olabilir misin?
Yoksa dün gitmedin mi?
Hâlâ pencerede misin?
Şimdi kalktım. Aslında uyumadım bile.
Teoman:
Seven sevdiğini bilir.
Niye uyumadın?
Deniz:
Hiiç
Uyku tutmadı da.
Neden bilmiyorum uyuyamadım.
Bariz yalan.
Teoman:
Hmm,
olabilir.
Ama bence heyecandan uyuyamadın.
Çünkü bende uyuyamadım:)
Gerçekten beni tanıyordu.
Deniz:
Yoo
ne alakası var.
Teoman:
Tamam Denizcim,
öyle olsun.
Bugün deniz kenarında bekliyorum.
Akşam.
Deniz:
Hangi deniz ya?
Ben buraları bilmiyorum:(
Teoman:
*Konum*
Görüldü.
Heyecandan düğüne gidip halay çekebilirim.
O derece.
Yataktan fırladım âdeta, hemen gardıropa yöneldim.
Ne giysem ki acaba?
Teoman beğenir mi ki?
"Uf tamam Deniz abartma. Akşama kadar vaktim var..." diye söylendim kendi kendime.
Delirmeye başlamıştım sanırım, kendi kendime konuşuyorum!
Tekrar bildirim sesi duyunca, telefonu hızlıca elime aldım.
Ama bu sefer yazan Teoman değildi.
Aras'tı.
Aras:
Deniz sen neredesin ya?
Hiç görmüyorum seni?
Teoman falanda yok.
Deniz:
Ben maalesef ki Antalya'ya taşındım.
Teoman'da burada.
Aras:
Onu sevdiğine pişman olacaksın.
Deniz:
Aras pardonda sanane?
Kimi sevip seveceğim sana mı kaldı?
Aras:
Olacakları söylüyorum,
o herif psikopatın teki.
Deniz:
Teoman hakkında böyle konuşma lütfen.
Evet, zorba olabilir.
Ama bana karşı iyi davranıyor.
Zorba olmayı da bırakacak,
inanıyorum.
Aras:
Bunları söylemen bile komik,
Teoman asla o huyunu bırakmayacak.
Bence aşkından gözün kör olmuş.
Bırak şu adamı.
Görüldü.
Hışımla telefonu yatağa fırlattım. Kimse Teoman hakkında böyle konuşamazdı.
Oflayarak kıyafet bakmaya devam ettim.
Nihayet doğru düzgün bir kıyafet bulabildim, yaz için uygundu.
Sandalyenin üstüne karışmadan kıyafetleri koydum, şimdi giymenin zamanı değildi.
Biraz yemek yemem gerekiyordu, yoksa midem susmayacaktı.
🌊
Güneş hafiften batmaya başlamıştı.
Odama arsızca sızan güneş ışığının yüzüme vurmasıyla sandalyeden kalktım.
Üstümü çoktan giyinmiştim. Beyaz elbise, bana ayrı bir hava katmıştı. Elbisenin kumaşı vücudum da eriyordu âdeta.
Bugün Deniz değil, Deniz Kızıydım.
Vakit gelene kadar kitap okumuştum.
Gitmeden önce tabii ki biraz makyaj yapmam gerekiyordu.
Allık, ruj ve rimel aldım yanıma.
Allığın sıcak tonu, yüzüme renk katmıştı.
Makyajımı titizlikle yaptıktan sonra çantamı alıp evden sabırsızlıkla çıktım.
🌊☀️
Ciğerlerime dolan temiz deniz kokusu, heyecanlanmamı sağladı.
Gözlerimle etrafı taradım, Teoman'ı gördüğümde arkası dönük bir şekilde denizi izliyordu.
Hızlı adımlarımla yanına doğru yürüdüm, her adımım da heyecanım yükseliyordu.
Derin bir nefes aldım, Teoman'ın omzuna dokundum.
"Ben geldim." dedim oldukça kısık bir ses tonuyla.
"Hoş geldin," dedi. Bu sefer gözlerinde ki ışıltı yoktu. Durgundu. Garip bir ifade vardı suratında.
"Deniz," dedi ciddiyetini koruyarak.
Geliyor birşey.
Dayanabilecek miyim?
Gözlerimi gözlerine diktim fakat o gözlerini kaçırıyordu. "Efendim Teoman, ne oldu? İyi durmuyorsun? Her şey yolunda mı? " diye soruları ardı ardına sıraladım.
"Aslında seni buraya farklı bir şey için çağırmıştım. Fakat gelirken öyle bir şey öğrendim ki, bunu sana söyleyeceğim inan bilmiyorum." dedi kararsız bir ifade ile.
"Söyler misin? "
"Söyleyemem."
"Kötü bir şey mi?"
"Kime göre?"
"Bilmem, söyle bilelim."
"Bu seni üzebilir."
"Ben hep üzgünüm."
"Üzülmeni istemiyorum."
"Farkındayım ama söylemen ikimiz içinde iyi bir şey olur."
"Deniz, bu iyi bir haber değil."
"Kötü haberler duymaya alışkınım."
Derin bir nefes aldı, "Annen hamileymiş." dedi.
"Ne? Nereden öğrendin?" dedim kekeleyerek.
"Babam ile annen telefonda konuşuyordu. Annen babamdan hamile-"
Lafını kestim.
"Hayır hayır annem yapmaz. O kadar da değil. Şaka yapıyorsun değil mi?"
Başını iki yana olumsuz anlamda salladı.
"Teoman şaka yaptığını söyle!" dedim omuzlarını ittirerek.
Sessiz kaldı. Cevap vermedi.
Gözlerini kaçırdı.
Hep aynı şeyi yapıyordu.
"Babandan nefret ediyorum, " dedim dişlerimin arasından.
"Deniz sakın ol-"
"Nasıl olayım ya?" dedim hışımla.
"Senin baban-" diyebildim ama devam ettiremedim.
Nefes almakta zorlanıyordum.
"Ben gidiyorum," dedim.
Durdurdu beni, "Gitme konuşalım." dedi. Yalvarıyordu sanki.
"Annemle konuşacağım."
Bölüm etkileşimi
